PDF LİNKLERİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR. KİTAPLARI OKUYALIM, PAYLAŞALIM......
KUR'AN'IN GERÇEK SALATI (NAMAZI)
PDF LİNKLERİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR. KİTAPLARI OKUYALIM, PAYLAŞALIM......
KUR'AN'IN GERÇEK SALATI (NAMAZI)
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
RABB’İMİZİN BİRİCİK İSLAM DİNİNİN ÖĞRETİCİSİ OLAN ŞEREFLİ KUR’AN’IMIZDAN BİZİ YARATAN VE HER ŞEYİ BİLENDENDEN ÖĞRENMEMİZ GEREKEN, ÖĞRENMEMİZ İSTENEN, ÖĞRENMEKLE YÜKÜMLÜ OLDUĞUMUZ (EĞER MÜSLİM İSEK), ÖĞRENİRSEK ANCAK NEFSİMİZE/KENDİMİZE/ŞAHSIMIZA FAYDASI OLACAK ÖĞÜTLERDEN DERLEDİĞİMİZ BU ÇALIŞMADA TOPLADIĞIMIZ AYETLER ÜZERİNDE ANALİTİK DÜŞÜNMEYE HERKESİ DAVET EDİYORUM. ELBETTE RABB’İM DİLERSE, İZİN VERİRSE…..
ÖĞÜTLER
2/6 Doğrusu
kimseler* (ki) kâfirlik25 ettiler; aynı
seviyedir/farksızdır onlara uyarsan** da onları ya da asla uyarmasan** da;
iman47 etmezler***.
*Yüce Allah'ın ayetlerini içeren kutsal kitapların hükmünü
örten, gizleyen, yok sayan, görmezden gelen kâfirler.
**İslâm olun; sadece kutsal kitaplara gelin, sadece
Rabbinizin kitabına uyun; sadece Kur'an'a tabi olun. İbrahim'in milletine
tabi olun. Hanif yani tek tanrıcı olun. Rabbinize şirk koşmayın. İblîs'in
adımlarını izlemeyin.
***Kutsal kitapların hükmünü gizleyenler, örtenler gerçek
bir imana sahip değillerdir.
2/7 Mühürledi175 Allah kalplerinin* üzerini; ve
işitmelerinin* üzerini; ve görüşlerinin* üzerini; bir örtü/bir
kılıftır**; ve onlaradır*** büyük
bir azap.
*Artık bu kâfirler asla şuurlanamazlar; akledemezler. Kalp
akletmede önemli bir organdır. Kalpte bulunan 40-50 bin adet sinir hücresi beynin
karar verme bölgesi olan perçem (ön lob) bölgesine sinir ağları gönderir.
Kâfirlerin kulakları vardır onunla işitmezler, gözleri vardır onunla görmezler,
kalpleri vardır onunla akletmezler.
**Kâfirlerin kalpleri katıdır, sıkıdır. Kalpte bulunan
sinirlerin beynin ön lobuna olan sağlıklı iletişimi bir örtü/engel ile
engellenmiştir.
***Büyük bir azap Yüce Allah'ın kutsal kitaplardaki hükümlerini
gizleyenlere, örtenlere yani kâfirleredir. Kur'an'ın ayetlerini hadislerle
örtenler, yok sayanlar da kâfirlerdir. Mezhepler, tarikatlar, sadece Kur'an demeyen,
Kur'an bize yeter demeyen herkes kâfirdir.
2/21 Ey
insanlar*! Kulluk46 edin Rabbinize4 ki yarattı sizleri ve sizden önceki kimseleri** belki sizler
takvalı21 olursunuz.
**Homo Sapiens öncesi yeryüzünde yaşayan ve soyları kesilen
Homo Heidelbergensis, Homo Rudolfensis, Homo Habilis, Homo Floresiensis, Homo
Erectus ve Homo Neanderthalensis gibi insan türleri.
2/22 Ki
yaptı sizlere yeri/yeryüzünü bir döşek/yatak181; ve göğü180* bir bina; ve
indirdi gökten180* bir su179; öyle ki çıkardı onunla (suyla) meyvelerden;
bir rızık sizlere; öyleyse yapmayın Allah'a
eşler/denkler; ve sizler bilirsiniz (de bunu).
* Evren ve Dünya atmosferi.
2/48 Ve takvalı21 olun bir güne242; ceza/karşılık
almaz bir nefis201 bir nefisten201 bir şey; ve kabul edilmez ondan
(nefisten) bir şefaat222; ve alınmaz ondan (nefisten) bir telafi/tazmin;
ve onlar yardım edilir değillerdir.
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
2/81 Evet!
Kim kazandı bir kötülük; ve kuşattı (kötülük) onu (kimseyi)
hatasıyla/yanlışıyla onun; öyle ki işte bunlar; yoldaşlarıdır ateş; onlar
orada* ölümsüzlerdir185.
*Cehennemde.
2/82 Ve
kimseler (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; işte bunlar;
yoldaşlarıdır cennet; onlar orada (cennette) ölümsüzlerdir185.
2/104 *Ey iman47 etmiş kimseler! Demeyin “güt** bizleri”; ve deyin “bak/ilgi göster*** bizlere”; ve işitin; ve kâfirler25 içindir elim/acıklı bir azap.
*Gerçek iman etmiş kimseler kimsenin çiftlik hayvanı olmaz.
Güdülen bir küçük baş veya büyük baş hayvan asla olmaz. Yüce Allah'ın
resulü bile olsa kimseden güdülmek için kendilerine çobanlık yapmasını
istemezler. İşlerini şura yani danışmayla birlikte yaparlar.
**Hayvanları merada otlatmak, gütmek, çobanlık yapmak.
***Resulün ilgi göstermesi, onları gözünün önünde
bulundurması mutlak ki müminlere dinginlik verir. Sakinlik verir.
2/116 Ve dediler: “Edindi Allah bir çocuk”;
Subhân’dır7 O; Evet! O’nadır göklerdeki162* ve yerdeki; hepsi O'na
boyun eğenlerdir.
*Evren.
2/121 Kimseler (ki) verdik onlara kitap*; okurlar onu*; hak/gerçek** okumayla onu*; işte bunlar; iman47 ederler
ona*; ve kim kâfirlik25 eder ona öyle ki işte bunlar; onlardır hüsrana uğrayanlar/kaybedenler.
*Kur'an
**Anlayarak,
derinlemesine düşünerek, aklı ve fikri kullanarak. Şerefli Kur'an ayetlerini
anlamdan Arapçasından papağan gibi tekrar ederek okuyanlar ayetleri hak/gerçek
okuma yapmamış olur.
2/123 Ve takvalı21 olun bir güne242;
ceza/karşılık almaz bir nefis201 bir nefisten201 bir şey; ve kabul
edilmez ondan (nefisten) bir telafi/tazmin; ve fayda vermez ona (nefse) bir
şefaat222; ve onlar yardım edilir değillerdir.
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
2/134 Şu; bir ümmettir305;
muhakkak ki gelip geçti ona (ümmete) kazandığı; ve sizleredir kazandığınız; ve
sual edilmezsiniz/sorulmazsınız yapar olduklarından.
305Ulus, halk, ortak bazı değerlere sahip olan bir
kesim/kısım insan topluluğu.
2/136 Deyin ki: “İman47 ettik Allah'a; ve
üzerimize indirilmişe*; ve indirilmişe İbrâhîm'e; ve İsmâîl'e; ve İshâk'a; ve
Yakûb'a; ve torunlara; ve verilene Mûsâ'ya; ve Îsâ'ya; ve verilene
nebilere132 Rablerinden4; ayırmayız arasını
onlardan** birinin308; ve bizler O'na*** müslimiz45.”
*Kur’an’a.
**Resûllerden.
***Allah'a.
2/140 Ya da söylersiniz ki İbrahim; ve İsmâîl; ve
İshâk; ve Yakûb; ve torunlar oldular Yahudi306 ya da Nasârâlılar307; de
ki: “Sizler misiniz en iyi bilen yoksa Allah mı?”; ve kim en zalimdir kimseden
(ki) gizledi O’nun indinde/katında (olan) bir şahitliği/tanıklığı
Allah’tan; ve Allah değildir gâfil310 yaptıklarınızdan.
2/144 Muhakkak görürüz yüz çevirmeni göğe; öyle ki
döndürürüz seni bir kıbleye14; razı olursun ona; öyleyse döndür yüzünü haram
mescit158 tarafına doğru; ve olduğunuz her yerde öyle ki döndürün
yüzlerinizi o tarafa doğru; ve doğrusu kimseler; verildiler kitap; mutlak
bilirler ki o (kitap) bir hak/gerçek Rablerinden4; ve değildir Allah
gâfil310 ne yaparlar onlar.
2/146 Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler135; arif
olup tanırlar onu arif olup tanıdıkları gibi kendi oğullarını; ve doğrusu bir
fırka/grup onlardan mutlak gizlerler hakkı/gerçeği; ve onlar bilirler (de).
2/147 Hak/gerçek Rabbindendir4; öyle ki sakın olma
şüphelenenlerden*.
*Şüphede direnenler.
2/148 Ve her birinedir (kimseye) bir yön; o (kimse)
dönendir ona (yöne); öyle ki öne geçin hayırlarda olduğunuz her yerde; getirir
sizleri Allah topluca; doğrusu Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.
2/152 Öyle ki zikredin/hatırlayın
beni; (ki) zikrederim/hatırlarım sizleri; ve şükredin43 bana; ve
kâfirlik25 etmeyin bana.
2/153 Ey iman47 etmiş kimseler! Yardım/destek
isteyin sabırla51; ve salâtla5; doğrusu Allah birliktedir sabredenlerle51.
2/154 Demeyin Allah
yolunda336 katledilmiş35 kimse için; ölülerdir/mevtalardır; evet!
dirilerdir; ve lakin/ancak (sizler) anlamazsınız.
SELAM YURDU / İKİ KEZ DİRİLTME İKİ KEZ ÖLÜM 1
SELAM YURDU / İKİ KEZ DİRİLTME İKİ KEZ ÖLÜM 2
SELAM YURDU / İKİ KEZ DİRİLTME İKİ KEZ ÖLÜM 3
SELAM YURDU / İKİ KEZ DİRİLTME İKİ KEZ ÖLÜM 4
2/155 *Ve mutlak belalandırırız256 sizleri bir
şeyle; korkudan; ve açlıktan; ve noksanlık/eksilme mallardan ve nefislerden201;
ve ürünlerden; ve müjdele sabredenleri51.
2/156 Kimseler (ki) isabet ettiği zaman onlara
bir musibet311 derler: “Doğrusu biz Allah içiniz; ve doğrusu biz O'na
dönenleriz.”
MUSİBET - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN
2/157 İşte bunlar; onlaradır
salâtlar22 Rablerinden4; ve bir rahmet271; ve işte bunlar; onlardır
doğru yola kılavuzlular.
2/160 Dışındadır kimseler**;
tevbe33 ettiler; ve ıslah316 oldular; ve beyan/deklere
ettiler*; öyle ki işte bunlardır; tevbe33 ederim onların üzerine; ve benim
Tevvâb191; Rahîm2.
** 2/159 ayetinde belirtilen kimselerin dışında
olanlar
*2:159 ayetinde işaret edilen, Yüce Allah'ın indirdiği
beyanatları yani kutsal kitapları (Yüce Allah'ın biricik dini olan
İslam'ı) katıksız, halis şekilde deklere ettiler.
2/161 Doğrusu kimseler; kâfirlik25 ettiler; ve
öldüler -ve onlar kâfirler25 (olarak)- işte bunlar; onların üzerinedir
Allah'ın laneti280; ve meleklerin (de); ve insanların (da); topluca.
2/162 Ölümsüzler185 orada*; hafifletilmez
onlardan azap; ve değildir onlar gözetilirler**.
*Cehennemde.
**İlgilenilmez, bakılmaz.
2/163 Ve ilâhınız bir tek
ilâhtır; yoktur ilâh O'nun dışında; Rahmân1;
Rahîm2.
2/164 Doğrusu yaratılışında göklerin ve yerin; ve
halifeliğinde* gece ve gündüzün; ve gemilerde -ki akar bol suda236;
faydalı olmasıyla insanlara-;indirdiğinde Allah'ın gökten; bir sudan -öyle ki
diriltti onunla (suyla) yeri; ölümü sonrası onun (yerin); ve yaydı orada
(yerde) her bir debelenenden-; ve
evirip çevirmesinde gök180 ve yer arasındaki emre hazırlanmış rüzgarları
ve bulutları; mutlak (vardır) ayetler237 akleden bir kavim için.
*Yerine geçmesi.
2/165 Ve insanlardan kim tutar/edinir Allah'ın
astından eşitler/denkler (ki) severler onları sever gibi Allah'ı; ve
iman47 etmiş kimseler (ise) şiddetlidir sevgide Allah’a;ancak, görür
zulmetmiş kimseler gördükleri zaman azabı ki kuvvet/güç Allah'adır topluca; ve
doğrusu Allah şiddetlidir azapta.
2/166 Serbestleştiği zaman tabi olunmuş
kimseler tabi olmuş kimselerden; ve gördüler azabı; ve kesildi onlarla bağlar.
2/167 Ve dedi tabi olmuş kimseler: “Keşke ki (olsa) bizlere bir dönüş; öyle ki serbestleşiriz
onlardan; serbestleştikleri gibi bizden”; işte budur; gösterir onlara
Allah eylemlerini/yaptıklarını; hasretler* (vardır) onlara; ve onlar
ateşten çıkanlar değildir.
*Dünyaya dönüp tek tanrıcılardan olma arzusu, isteği,
hasreti.
2/168 Ey insanlar! Yiyin
yerdekinden/yeryüzündekinden; güzel/iyi bir helaldir; ve tabi olmayın şeytânın29 adımlarına; doğrusu o (şeytân) sizlere apaçık bir düşmandır.
2/169 Ancak emreder (şeytan) onlara kötülüğü ve fâhşayı81; ve ki söylersiniz
Allah üzerine bilmediğinizi.
2/173 Ancak haram kıldı318 sizlere ölüyü/leşi; ve kanı; ve domuz
etini; ve kendisi Allah'tan başkası için adak edilmişi;
öyle ki kim zorlandı -aranmaksızın ve sınırı aşmaksızın- öyle ki yoktur günah
onun üzerine; doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
2/174 Doğrusu kimseler (ki) gizlerler Allah'ın indirdiğini kitaptan*; ve satarlar onu az
bir bedele; işte bunlar; yer/tüketir değillerdir karınlarında; ancak
ateştir; ve konuşmaz onlara Allah kıyamet günü148; ve arındırmaz onları; ve onlaradır
elim/acıklı bir azap.
2/175 İşte
bunlar; kimselerdir (ki) satın aldılar dalaleti128 doğru yola
kılavuzla*; ve azabı** (da) mağfiretle319; öyle ki onları ateşe karşı
sabrettiren nedir!
*Doğru yolu verip sapkın yol olan dalaleti satın aldılar.
**Mağfireti verip azabı satın aldılar.
2/176 İşte budur; ki Allah indirdi
kitabı* hakla/gerçekle; ve doğrusu kimseler anlaşmazlığa düştüler
kitapta*; mutlak uzak bir ayrılık içindedirler.
2/177 Erdem değildir ki
çevirirsiniz yüzlerinizi doğu ve batı kıbleye14; fakat erdem
kimsededir (ki) iman47 etti Allah'a ve ahiret gününe; ve meleklere;
ve kitaba (Kur’an’a); ve nebilere132; ve verdi malını -üzerindedir sevgisi-;
yakında olanlara; ve yetimlere; ve açlık sınırında yaşayanlara; ve yolun oğluna/evsize;
ve isteyenlere/talep edenlere; ve boyunlardadır (boyunduruğu çözmededir); ve
ikame572 etti salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve yerine getirenlerdedir
antlaşmalarını antlaştıkları zaman;ve sabredenlerdedir51 sefalette/sıkıntıda;
ve başı darda/bunalımda; ve seferberlik zamanında; işte bunlar; doğru
kimselerdir; ve işte bunlar; onlardır takva sahipleri21.
2/186 Ve sual ettiği/sorduğu zaman sana kullarım
benden; öyle ki doğrusu ben yakınım323; cevap veririm
duacının/çağırıcının duasına/çağrısına dua ettiği zaman bana; öyleyse cevap versinler324 bana; ve
iman47 etsinler bana; belki onlar doğru/olgun yola ulaşırlar.
2/188 Ve
yemeyin* mallarınızı aranızda batılla199;
ve sarkıtıp sunmayın onu hükmedenlere doğru**;
yemeniz için günahla bir fırkasını/kısmını insanların mallarından***; ve sizler
bilirsiniz (onu).
199Gerçek olmayan, geçersiz,
temelsiz, asılsız.
*Başkasının malına haksız yere çökmeyin.
**Hüküm verme yetkisi olan kimselere rüşvet vermeyin.
***Haksız yere insanların malına çöküp yemek günahtır.
2/195 Ve infak6 edin Allah yolunda336; ve
atmayın (kendinizi) ellerinizle tehlikeye doğru*; ve iyilik/güzellik yapın**;
doğrusu Allah sever iyilik/güzellik yapanları.
*Göre göre tehlikeye doğru ilerlemek tek tanrıcı inancına
uygun değildir. Tek tanrıcılar tehlikelere karşı tedbirli olur.
**Tek tanrıcılar iyilik/güzellik yapar. Bulundukları her
yerde ve zamanda iyiliği ve güzelliği hakim kılarlar. Yüce Allah'ın da
kendilerini sevdiğini tüm kalpleriyle hissederler. İyilik/güzellik
yapanlara Yüce Allah iyilikle/güzellikle cevap verir; karşılık verir.
2/200 Öyle ki tamamladığınız zaman nusuklarınızı169; öyle ki zikredin/anın Allah'ı
zikretmeniz/anmanız gibi atalarınızı; ya da daha şiddetli bir zikir/anma;
öyle ki insanlardan kimi der: "Rabbimiz!4 Ver bizlere dünyada”; ve
yoktur ona ahirette hiçbir nasip/pay.
2/201 Ve onlardan kimi der: "Rabbimiz!4 Ver bizlere dünyada bir güzellik/iyilik; ahirette (de) bir
güzellik/iyilik; ve sakınmış kıl bizleri ateş azabına.
2/202 İşte bunlar; onlaradır bir nasip/pay
kazandıklarından; ve Allah seridir/çabuktur hesapta*.
*Hesap görme, hesaplaşma.
2/208 Ey iman47 etmiş kimseler! Girin
İslam’a218; istisnasız olarak tümden; ve tabi olmayın şeytânın29* adımlarına;
doğrusu o (şeytan) sizlere apaçık bir
düşmandır.
*İblîs.
2/209 Öyle ki eğer kaydıysanız* sizlere gelen
beyanatlardan226** sonra; öyle ki bilin ki Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
*Hataya düşmek.
**Kutsal kitaplar.
2/212 Süslendi kâfirlik25 etmiş kimselere dünya
hayatı; ve dudak bükerler (kâfirler) iman47 etmiş kimselerden ve
takvalı21 olmuş kimselerden; (oysa)
üstündedirler onların (kâfirlerin) kıyamet gününde148; ve Allah rızıklandırır
dilediği kimseyi olmadan bir hesap.
2/218 Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler; ve
kimseler (ki) hicret ettiler355; ve cihat356 ettiler Allah yolunda336;
işte bunlardır; umarlar rahmetini Allah'ın; ve Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir20.
2/220 Ve sual ederler/sorarlar sana
yetimler131 hakkında; de ki: "Islah360 onlara bir hayırdır; ve
eğer karışırsanız* onlara; öyle ki kardeşlerinizdir386 sizlerin; ve
Allah (ayırmayı) bilir fesat265 edeni ıslah360 edenden; ve eğer
dileseydi Allah mutlak zora/sıkıntıya sokardı sizleri dünyada ve ahirette*;
doğrusu Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
*Ailenin bir üyesi yaparsanız, evlat edinirseniz.
**'dünyada ve ahirette' geçişinin 'mutlak zora/sıkıntıya
sokardı sizleri ' sonrası olması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili detaylı
bilgi aşağıdaki makaleden
2/221 Ve
nikahlamayın744* müşrik36 kadınları ta ki iman47 ederler; ve hizmetçi mümin27 bir
kadın hayırlıdır bir müşrik36 kadından; ve eğer acayip etkilediyse (bile)
(o kadın) sizleri; ve
nikahlamayın744** müşrik36 erkekleri ta ki iman47 ederler; ve mutlak ki köle
mümin27 bir erkek hayırlıdır bir müşrik36 erkekten; ve eğer acayip etkilediyse
(bile) (o erkek) sizleri; işte bunlar; çağırırlar ateşe doğru; ve Allah çağırır
cennete doğru; ve mağfirete O’nun izniyle; ve beyan eder (Allah) ayetlerini
insanlara; belki onlar zikrederler/hatırlarlar.
*Eril çoğul olarak gelmiştir. Müşriklerle yapılan
evliliklere toplum olarak engel olun buyurulmaktadır. Ayetin Arapça
grameri bizlere toplumsal mesaj verildiğini apaçık gösterir.
**Eril çoğul olarak gelmiştir. Erkekler erkekleri
kendilerine nikahlayamayacağına göre demek ki 'nikahlamayın' uyarısı bireysel
değil toplumsaldır.
2/222 Ve sual ederler/sorarlar
sana menstrüasyon/âdet* hakkında; de ki: “O bir eziyettir**; öyle ki
azledin/uzaklaştırın kadınları*** menstrüasyonda/âdette*; yaklaşmayın
onlara*** ta ki temizlenirler****; öyle ki temizlendikleri zaman, öyle
ki gelin onlara Allah'ın size emrettiği yerden*****”; doğrusu Allah sever
tevbe33 edenleri ve sever temizlenenleri.
*Kadınların ortalama 28 günde bir periyodik olarak
yaşadığı, 2-7 gün süren, miktarı 30-80 ml olan vajinal kanaması.
**Adet dönemi kadınlar oldukça fazla kasık ağrısı yaşarlar.
Ağrılara ek olarak bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi-sersemlik,
uyum bozukluğu, fenalaşma ve yorgunluk görülebilir. Tam da Yüce Allah’ın ayette
bildirdiği gibi; âdet dönemi kadınlar için bir eziyet, bir sıkıntıdır.
***Âdet döneminde cinsel ilişki kadında 'endometriosiz'
olarak bilinen bir hastalığın oluşma riskini artırır. Ayrıca cinsel yolla
bulaşan hastalıklar açısından da riski artırır. Bilimsel veriler âdet döneminde
cinsel ilişkiyi asla önermez.
****Âdet döneminin bitmesi.
*****Yüce Allah'ın emrettiği cinsel ilişki yeri kadın
vajinasıdır.
2/223 Kadınlarınız bir tarladır* sizlere; öyle
ki gelin tarlanıza* istediğiniz uygun süre/zaman (da)**; ve önceden
gönderin nefisleriniz201 için; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin ki
sizler kavuşanlarsınız O’na; ve müjdele müminleri.
*Ürün veren verimli, bereketli toprak. Rahim iç zarı
humuslu bir toprak gibidir. Katmanlardan oluşur. Toprağın bir tohuma tüm ihtiyaçlarını
sağlaması gibi insan tohumu olan embriyoya her türlü ihtiyaçlarını sağlar.
**Ennâ kelimesi zaman/süre/periyod demektir. Ayrıca
olgunlaşmak, uygun olmak, sabırlı olmak, acele etmemek anlamındadır.
2/224 Ve yapmayın Allah’ı bir
gaye/amaç* yeminlerinize; ki (o durumda) erdemli olursunuz; ve
takvalı21 olursunuz; ve düzeltirsiniz/iyileştirirsiniz insanların arasını;
Allah Semî’dir41; Alîm’dir8.
*Alet etmek.
2/225 Tutmaz (sorumlu) sizleri Allah yeminlerinizdeki diyalektle/jargonla/ağızla; ve lakin
tutar (sorumlu) sizleri kalplerinizin kazandığıyla; ve Allah Gafûr’dur20;
Halîm’dir58.
2/245 Kim (ki) o kimse borç
verir123 Allah'a güzel bir borç; öyle ki katlar (Allah) onu (borcun
karşılığını) ona (kimseye); çokça katlamalar (-la); ve Allah
sıkar/daraltır; ve yayar/genişletir; ve O’na döndürülürsünüz.
2/261 Mallarını Allah
yolunda336 infak6 eden kimselerin misali; misali gibidir bir tohum;
yetiştirdi yedi başak; her başağındadır yüz tohum; ve Allah katlar dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir297;
Alîm’dir8.
2/262 Kimseler (ki) infak6 ederler mallarını
Allah yolunda336; sonra tabi etmezler
infak6 ettiklerini bir minnete ve de bir eziyete; onlaradır
ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onların
üzerine; ve onlar hüzünlenmezler.
2/263 Maruf291 bir
kelime ve mağfiret* iyidir bir sadakadan378 (ki) tabi olur ona
(sadakaya) bir eziyet**; ve Allah Ganiyy’dir106;
Halîm’dir58.
*Bağışlama.
**Sıkıntı, eziyet, huzursuzluk.
2/264 Ey
iman47 etmiş kimseler! Boşa çıkarmayın sadakalarınızı378;
minnetle* (minnete neden olarak) ve eziyetle**(eziyete neden olarak);
kimse gibi (ki) infak6 eder malını insanlara gösteriş (-le) ;
iman47 etmez Allah'a ve ahiret gününe; öyle ki misali onun (kimsenin) misali
gibidir saf/düz bir kaya; üzerinde onun (kayanın) turabin/toz; öyle ki isabet
eder ona (kayaya) bir sağanak ; öyle ki bırakır onu semsert/yaşamsız; güç
yetiremez (o kimse) kazandıklarından bir şey üzerine; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz
kâfirler25 kavmini/toplumunu.
*Minnet duyulması amacıyla yaparak. Minnet bekleyerek.
**Sıkıntı, eziyet, huzursuzluk vererek.
2/265 Ve kimselerin misali (ki) infak6 ederler
mallarını Allah'ın rızasını aramaya; ve (rızayı) nefislerinden201 tespitlemeye/tutturmaya;
misali gibidir bir cennet379; yüksekte/gelişmiş; isabet etti ona bir sağanak;
öyle ki verdi ürününü iki kat; öyle ki eğer asla isabet etmezse bile ona bir
sağanak;öyle ki bir nem/bir çiy (bile yeterlidir); ve Allah yaptıklarınızı
görendir.
2/266 İster mi biriniz ki olur ona bir cennet379;
hurmalardan ve üzümlerden; akar onun (cennetin) altından nehirler ona (kimseye);
içindedir onun (cennetin) her bir meyveden; ve isabet etti ona (kimseye)
yaşlılık/ihtiyarlık; ve ondadır (kimsededir) acizler/güçsüzler (olan) bir zürriyet380;
öyle ki isabet etti ona (cennete) bir kasırga/hortum381; ondadır
(kasırgadadır/hortumundadır) bir ateş381; öyle ki yaktı kül etti; işte böyledir;
beyan eder
Allah sizlere ayetleri; belki sizler derinlemesine fikredersiniz868 .
2/267 Ey iman47 etmiş kimseler!
İnfak6 edin iyilerinden kazandıklarınızın; ve çıkardığımızdan sizlere
yerden; kalkışmayın/yeltenmeyin kötüsüne ondan (ki) infak6 edersiniz; ve
olmayın edinenler onu ancak ki göz kapatırsınız* ona (infak edilene); ve
bilin ki doğrusu Allah Ganiyy’dir106; Hamîd’tir107.
*Kendiniz için gördüğünüzde asla almayacağınız.
2/268 Şeytân29 vaat eder sizlere fakirliği; ve
emreder200 sizlere fahşayı81; ve Allah vaat eder sizlere bir
mağfiret319 kendinden; ve bir fazl/fazilet; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.
2/269 Verir (Allah) hikmeti382 dilediği
kimseye; ve kime verilir hikmet382; öyle ki muhakkak verildi (ona) bir hayır
çokça; ve zikreder/hatırlar değildir mantık sahipleri dışında.
2/270 Ve infak6 ettiğiniz bir infaktan6 ya
da adarsınız bir adaktan; öyle ki doğrusu Allah bilir onu; ve yoktur zalimlere
hiçbir yardımcı.
2/271 Eğer açık ederseniz sadakaları378; öyle ki
nimettir/hoştur o; ve eğer gizlerseniz onu ve verirseniz onu fakirlere; öyle ki
o bir hayırdır sizlere; ve kâfirlik25 eder* (Allah) sizden (bir
kısmınıza), günahlarınızdan (bir kısmına); ve Allah yaptıklarınızdan
haberdardır.
*Örter, gizler.
2/272 Yoktur (senin) üzerine doğru yola kılavuzlamak
onları; velakin/fakat Allah doğru yola kılavuzlar dilediği kimseyi; ve
infak6 ettiğiniz bir hayırdan; öyle ki nefisleriniz201 içindir; ve
infak6 eder değilsiniz Allah'ın yüzünü arama/bakınma dışında; ve bir
hayırdan infak6 ettiğiniz, tamamlanır sizlere; ve sizler zulmedilmezsiniz.
2/273 Fakirler/fukaralar içindir (infak); Allah
yolunda336 kuşatılmış* kimseyedir; tabi olmazlar bir darba (ayakları
vurmaya yere/seyahate) yerde; sanır cahil (onları) zengin; iffetlerinden
(dolayı); tanırsın onları simalarıyla; sual etmezler/sormazlar insanlara sırnaşıkça;
ve infak6 ettiğiniz bir hayırdan öyle ki doğrusu Allah bilendir onu.
*Baskı ve zulümle rızkını arayamaz, kazanamaz
olmuş; fakirleştirilmiş. Eli ayağı bağlanmış.
2/274 Kimseler (ki) infak6 ederler mallarını gece ve gündüz; sırlı/gizli ve alenen/açıkça; öyle ki onlaradır ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlar üzerine; ve onlar hüzünlenmezler.
İNFAK- YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
İNFAK- YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
2/277 Doğrusu
kimseler (ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18; ve
ikame572 ettiler salâtı5; ve verdiler zekâtı10; onlaradır
ecirleri820 Rablerinin4 indinde/katında; ve yoktur bir korku
onlara; ve onlar hüzünlenmezler.
2/281 Ve
takvalı21 olun bir güne; döndürülürsünüz onda Allah'a; sonra
tamamlanır her bir nefse201 kazandığı; ve onlara zulmedilmez.
2/286 Mükellef
kılmaz Allah bir nefse201 kendi kapasitesi dışında; onadır (o nefsedir)
kazandığı; ve aleyhinedir (o nefsin) kazandığı; Rabbimiz! Tutma bizleri
(mükellef) eğer unutursak ya da hata edersek; Rabbimiz! Ve yükleme üzerimize
bir ağırlık; bizden öncekilerden kimselerin üzerine yüklediğin gibi; Rabbimiz!Ve
yükleme bizlere, kendisine takat/dayanma gücü olmayanı bizlere; ve affet
bizleri; ve mağfiret et bizlere; ve rahmet et bizlere; sensin Mevlâmız68; öyle
ki yardım et bizlere kâfirler kavmine/toplumuna karşı.
****************
3/8 "Rabbimiz4!
Saptırma kalplerimizi, bizleri doğru yola
kılavuzladığın zaman sonrası; ve bahşet bizlere yanından bir rahmet271;
doğrusu sen; sensin Vehhâb394."
3/9 "Rabbimiz4!
Doğrusu sen bir araya getirensin insanları bir gün* için; şüphe yoktur
onda**; doğrusu Allah bozmaz mîâdı395."
*Din günü. Yargılamanın konusunun din olacağı
gün/evre/dönem.
**Şüphesiz olarak, kesin olarak gelecektir o gün.
3/14 Süslendi
insanlara şehvetlerin/aşırı arzulamaların sevgisi; kadınlardan ve oğullardan;
ve kantarlardan/yığınlardan kantarlı/yığınlı altından ve gümüşten; ve cins
atlardan; ve en'âmdan645; ve ekinlerden; işte bunlar; metasıdır54 dünya
hayatının; ve Allah'ın indindedir/katındadır güzel geri dönüş yeri.
3/15 De
ki: "Haber vereyim mi sizlere bunlardan
hayırlısını? Rablerinin4 indinde/katında takvalı21 olmuş
kimseleredir cennetler; akar onun (cennetin) altından nehirler;
ölümsüzlerdir185 orada (cennette); ve (vardır) tertemiz eşler184; ve
Allah’tan bir rıza; ve Allah görendir kullarını."
3/16 Kimseler
(ki) derler: "Rabbimiz4! Doğrusu bizler iman47 ettik; öyle ki
mağfiret319 et bizlere günahlarımızı; ve sakındır bizleri ateş
azabından."
3/17 Sabredenlerdir51;
ve sâdıklardır182; ve kanaat398 edenlerdir; ve infak6 edenlerdir; ve
istiğfar396 edenlerdir seherlerde397.
Not: İnfak videosunda bu kavramlara
değindik.
3/21 Doğrusu
kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler Allah'ın ayetlerine400;
ve katlettiler35 nebileri132 olmaksızın bir hak; ve
katlederler35 kimseleri (ki) emrederler eşitliği insanlardan; öyle ki
müjdele onlara elim/acıklı bir azabı.
3/22 İşte bunlar; kimselerdir (ki) boşa çıktı amelleri/yaptıkları
onların dünyada ve ahirette; ve olmaz onlara yardım
edenlerden.
3/26 De
ki: "Allah'ım! Mülkün mâliki/sahibi! Verirsin mülkü dilediğin kimseye; ve
çeker alırsın mülkü dilediğin kimseden; ve zenginleştirirsin/güçlendirirsin/yüceltirsin
dilediğin kimseyi; ve zillette* bırakırsın dilediğin kimseyi; elindedir
senin hayır/iyilik; doğrusu sen; her bir şey üzerine Kadîr’sin177."
*Hor görülmek. Aşağıda olmak.
3/27 Sokarsın
geceyi gündüze404; ve sokarsın gündüzü geceye404; ve çıkarırsın diriyi/hayatı
ölüden; ve çıkarırsın ölüyü diriden/hayattan405; ve rızıklandırırsın dilediğin
kimseyi olmaksızın bir hesap.
3/28 Edinmez
müminler27 kâfirleri25 müminlerin27 astından evliya212;
ve kim yapar bunu; öyle ki olmaz (o kimse) Allah’tan bir şeyde*; dışındadır ki
sakınırsınız onlardan bir sakınma
(-yla); ve hazırlar/uyarır sizleri Allah kendi nefsine406; ve Allah'adır dönüş
yeri.
*Allah o kimsenin yanında olmaz.
3/29 De
ki: "Eğer gizlerseniz göğüslerinizdekini209 ya da açığa vurursanız
onu; bilir onu Allah; ve bilir göklerdekini162 ve yerdekini; Allah her bir
şey üzerine Kadîr’dir177.
3/30 Gün (ki) bulur her bir nefis201 yaptığını hayırdan; hazırlanmış/sunulmuş (olarak); ve kötülükten yaptığını (da); ister (o nefis) keşke olsa onun (nefsinin) arası ve onun (kötülüğün) arasında uzak bir zaman periyodu/dönemi; ve hazırlar/uyarır sizleri Allah kendi nefsine406 (karşı); ve Allah Raûf’tur15 kullarına.
GECE KARANLIĞININ GÜNDÜZ AYDINLIĞI İLE SİLİNMESİ
GÖĞÜN KARARMASI - GÖĞÜN AYDINLANMASI
GECE GÜNDÜZ DÖNME HAREKETİ İLE DÜNYANIN YUVARLAK OLUŞU
3/77 Doğrusu
kimseler (ki) satarlar Allah'a (olan) ahitlerini198 ve yeminlerini az bir
ücrete; işte bunlar; yoktur bir pay onlara ahirette; kelam etmez* onlara
Allah; bakmaz** onlara doğru kıyamet günü; ve artırmaz/saflaştırmaz
onları; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.
*Konuşmaz, iletişim kurmaz. Resûller göndermez.
**Çağrılarına/dualarına cevap vermez.
3/78 Ve
doğrusu onlardan mutlak bir fırka/grup eğip bükerler
dillerini* kitaba**; sanmanız için onu (sözü/hadisi) kitaptan**; ve
o (söz/hadis)değildir kitaptan**; ve derler o
(söz/hadis) Allah'ın indinden/katındandır ; ve (oysa) değildir o
(söz/hadis) Allah'ın indinden/katından; ve derler (o sözle/hadisle) Allah'a
karşı yalan; ve onlar bilirler (de).
*Dilleriyle söz/hadis söylerler. Kutsal kitaplara
alternatif olarak kendi elleriyle yazdıkları sözleri/hadisleri (Talmud
vb.) söylerler. Allah adına yalanlar içeren, Allah'ın katındandır
dedikleri uyduruk kitapları söylerler. Kendilerine Kur'an verilen kimseler
de bu ayete direkt olarak muhataptır. Kur'an'a tabi olduklarını
düşünen çoğu kimse Kur'an yerine hadis/söylenti kitaplarını Kur'an'la eş
tutmuşlar ve müşrik olmuşlardır.
**Tevrât'a ve/veya İncîl'e.
3/91 Doğrusu
kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler; ve öldüler; ve onlar
kâfirler25 (olarak); öyle ki asla kabul edilmez birisinden dünya dolusu
altın;
ve eğer fidye verse bile onu; işte bunlar;
onlaradır elim/acıklı bir azap; ve yoktur onlara hiçbir yardımcı.
3/92 Asla
nail* olmazsınız erdemliliğe444 ta ki infak6 edersiniz
sevdiğinizden; ve infak6 ettiğinizi bir şeyden öyle ki doğrusu Allah bilendir
onu.
*Erişmiş, ele geçirmiş, başarmış, kazanmış, ulaşmış.
3/102 Ey iman47 etmiş kimseler!
Takvalı21 olun Allah’a; O’nun takvasının21 hakkı (-yla); ölmeyin dışında (ki) ve sizler müslimsiniz45.
3/118 Ey iman47 etmiş kimseler! Edinmeyin
astınızdan (kimseleri) sırdaş; geri durmazlar onlar bir karıştırmaya*; isterler
zorlanmanızı/sıkıntıya düşmenizi muhakkak ortaya çıktı ağızlarından bir nefret;
ve göğüslerinde gizlenen daha büyüktür; muhakkak beyan ettik sizlere
ayetleri389; eğer olduysanız akleder.
*Kafa karıştırma. Akıl bulanıklığına neden olma.
3/133 Ve seri/çabuk olun Rabbinizden4 bir
mağfirete319 doğru; ve bir cennete; genişliği460 onun (cennetin)
gökler162 ve yerdir; hazırlandı muttakiler17 için.
3/134 Kimseler (ki) infak6 ederler
mutlulukta/refahta ve darlıkta; ve yutarlar öfkeyi; ve affederler insanları; ve
Allah sever muhsini294.
3/135 Ve kimseler (ki) faaliyet yaptıkları zaman bir
fahşâ81 ya da zulmettiler257 kendi nefislerine; hatırladılar (onlar)
Allah'ı; öyle ki mağfiret319dilediler günahlarına; "Ve kimdir Allah’ın
dışında (ki) mağfiret319 eder günahlara!"; ve asla ısrar etmezler
(onlar) faaliyet yaptıkları üzerine; ve onlar bilirler*.
*Bile bile fahşâ içinde olmazlar, bile bile kendilerine
zulmetmezler.
3/136 İşte bunlar;
cezaları/karşılıkları63 onların bir mağfirettir319 Rablerinden4; ve
cennetlerdir (ki) akar altından onu (cennetin) nehirler; ölümsüzlerdir185 orada
(cennette); ve ne muhteşemdir ecri/ücreti yapanların*.
*Sâlihâtı yapanlar.
3/137 Muhakkak geçti sizlerden önce
yasalar/kanunlar*; öyleyse dolaşın461 yeryüzünde; öyle ki
bakın461 nasıl oldu yalancıların akıbeti892.
*İnsanoğlu yalan yanlış birçok yasa/kanun uyguladı.
3/138 Bu* bir beyandır226** insanlara; ve
doğru yola kılavuzdur***; ve vaazdır653**** muttakiler17 için.
*Arkeolojik çalışmalardan elde edilen bilgiler.
**Delil.
***Eski insanların kalıntılarını incelemek derinlemesine
düşünen bir insan için doğru yola kılavuz olur. ****Takva sahipleri
için arkeolojik deliller/beyanlar bir derstir, tavsiyedir.
3/139 Ve gevşemeyin; hüzünlenmeyin; ve sizlersiniz
âlâlar/daha üstünler; eğer olduysanız müminler27.
3/147 Ve olmuş değildi onların sözleri; dışında ki
dediler: "Rabbimiz! Mağfiret319 et bizlere günahlarımızı ve
israfımızı463 emrimizde/işimizde; ve sabitle ayaklarımızı; ve yardım et
bizlere kâfirler25 kavmine/toplumuna karşı.
3/148 Öyle ki verdi onlara Allah dünya sevabını464;
ve güzel ahiret sevabını464; ve Allah sever muhsini294.
3/156 Ey iman47 etmiş kimseler! Olmayın
kâfirlik25 etmiş kimseler gibi; ve (kardeşleri onların)
darbettikleri/vurdukları zaman (ayakları) yerde ya da savaşanlar olan
kardeşleri için: "Eğer olsalardı bizim yanımızda ölmüş olmazlardı; ve
katledilmiş35 olmazlardı" diyenler (gibi); yapması içindir Allah'ın
bunu kalplerinde bir hasret**;ve Allah yaşatır; ve öldürür; ve Allah
yaptıklarınız görendir.
*Sefere çıktıkları.
**Tasa.
3/157 Ve eğer katledilirseniz35 Allah'ın
yolunda336 ya da ölürseniz; Allah’tan mutlak bir mağfiret319 ve
rahmet271; hayırlıdır topladıklarından.
3/160 Eğer yardım ederse sizlere Allah; öyle ki
olmaz galipler* sizlere; ve eğer terk ederse sizleri; öyle ki kimdir kimse
ki yardım eder sizlere O’nun sonrasında; ve Allah'ın üzerine öyleyse
tevekkül79 etsinler müminler27.
*Yenen, üstün gelen, başarı kazanan.
3/161 Ve olmuş değildir bir nebiye132 ki
aldatır; ve kim aldatırsa gelir aldattığıyla kıyamet günü148; sonra tamamlanır
her bir nefse201 kazandığı; ve onlar zulme257 uğratılmazlar.
3/162 Öyle ki Allah'ın rızasına tabi olmuş kimse,
kimse gibi midir (ki) geri döndü Allah'tan bir hoşnutsuzlukla/öfkeyle; ve
sığınağı onun cehennemdir; ne perişan bir varış yeridir.
3/163 Onlar* derece derecedir Allah’ın
indinde/katında; ve Allah görendir onların yaptıklarını.
*İnsanlar.
3/180 Ve sanmasın kimseler (ki) cimrilik ederler
Allah’ın onlara verdiğine kendi fazlından202 (ki) o hayırdır onlara; evet!
o (cimrilik ettikleri) şerdir onlara; kıyamet günü148 takılacak
boyunlarına onların kendisiyle cimrilik ettikleri; ve Allah’adır
göklerin162 ve yerin mirası; ve Allah yaptıklarınıza haberdardır.
3/185 Her bir nefis201 tadıcıdır ölümü; ve
ancak ki tamamlanır ecirleriniz820 kıyamet günü148; öyle ki kim itilip
uzaklaştırıldı ateşten; ve sokuldu cennete; öyle ki muhakkak başardı (o); ve
değildir dünya hayatı aldatan/illüzyon* (bir) meta54 dışında.
*Holografik evren prensibi kapsamında evrenimiz Levh-i
Mahfuz'dan yani evrenimizi bir üst boyuttan saran 2D
zardan/membrandan gelen bilginin ışık hızında çalışan bir 3D yazıcı gibi
canlanmasıyla gerçek hale gelir. Anlarız ki dünya hayatı, içinde yaşadığımız
evren bir illüzyondur.
3/186 Mutlak
belalandırılırsınız256 mallarınızda ve nefislerinizde201; mutlak
işitirsiniz çokça bir eziyet/inciten kimselerden (ki) verildiler
kitap135 sizlerden önce ve kimselerden (ki) şirk koşarlar71; ve eğer
sabrederseniz51; ve takvalı21 olursanız öyle ki doğrusu işte budur azmi
gerektiren emirler/işler.
3/190 Doğrusu
göklerin162 ve yerin yaratılışında; ve halife65 olmasında
gecenin ve gündüzün (birbirine); mutlak (vardır) ayetler elbâb88 için.
3/191 Kimseler (ki) anarlar Allah'ı
dikelenler/ayaktalar (olarak); ve oturan (olarak); ve yanlarına üzerine
(olarak); ve fikrederler868 göklerin162 ve yerin yaratılışına; Rabbimiz4! Yaratmış değilsin bunu boşuna;
Subhân'sın7 sen; öyle ki sakındır bizleri ateş azabından.
3/192 Rabbimiz!4 Doğrusu
sen kimi girdirirsin ateşe; öyle ki muhakkak perişan ettin onu; ve yoktur
zalimlere257 hiçbir yardımcı.
3/193 Rabbimiz!4 Doğrusu bizler işittik bir
nida* edeni (ki) nida* eder imana47 ki iman47 edin
Rabbinize4 (diye); öyleyse iman47 ettik Rabbimize4; öyleyse
mağfiret319 et bizlere günahlarımızı; ve kâfirlik** et
kötülüklerimizi bizlerden; ve vefat ettir bizleri erdemlilerle birlikte.
*Seslenme, çağrı.
**Ört, kapat, gizle.
3/194 Rabbimiz!4 Ve ver vaat ettiğini bizlere;
resûllerinin418 üzerine; ve perişan etme bizleri kıyamet148 günü;
doğrusu sen bozmazsın vaadi.
3/195 Ve cevap verdi
onlara Rableri4 ki ben zayi etmem sizlerden
erkek ya da dişi yapanın yaptığını; bir kısmınız bir kısımdandır; öyle
ki kimseler (ki) hicret ettiler; ve çıkarıldılar diyarlarından; ve eziyet
edildiler benim yolumda336; ve katlettiler35; ve katledildiler35; mutlak
kâfirlik25 ederim onlardan kötülüklerine; ve mutlak sokarım onları
cennetlere (ki) akar altından nehirler; bir sevaptır464 Allah’ın
indinden/katından; ve Allah’ın kendi katındadır güzel sevaplar464.
3/198 Lakin/fakat kimseler (ki) takvalı21 oldular Rablerine4; onlaradır cennetler (ki)
akar altından onun nehirler; ölümsüzlerdir185 orada (cennette); bir
indirmedir478 Allah’ın indinden/katından; ve Allah indindeki/katındaki bir
hayırdır erdemlilere.
3/200 Ey iman47 etmiş kimseler! Sabredin51; ve
yarışın sabırda51; ve bağlanın*; ve takvalı21 olun Allah’a; belki sizler
felaha326 ulaşırsınız.
*Tutunmak, ayakları yere sağlam basmak.
****************
4/1 Ey
insanlar! Takvalı21 olun Rabbinize4 O ki yarattı sizleri bir tek
nefisten201; ve yarattı ondan* eşini** onun*;
ve yaydı ikisinden birçok erkekler ve kadınlar; ve takvalı21 olun
Allah’a -O ki sorarsınız/istersiniz O’nunla (adıyla)- ve rahimlere479 (de
takvalı olun); doğrusu Allah oldu üzerinize bir
Rakîb484.
*Dişil zamirle geldiği için ilk yaratılan nefsin dişi
olduğu anlaşılır.
**Dişil olan ilk nefisten yaratılan eş de mutlak ki
erildir.
4/2 Ve
verin yetimlere131 mallarını; ve değişmeyin kötüyü iyiyle; yemeyin onların
mallarını mallarınıza doğru (katarak); doğrusu o oldu büyük bir günah.
4/10 Doğrusu
kimseler (ki) yediler mallarını yetimlerin131 bir zulüm (-le)257; doğrusu
yedikleri karınlarında bir ateştir; ve yanacaklar (onlar) bir seîrde809.
4/19 Ey
iman47 etmiş kimseler! Helal olmaz sizlere ki varis olursunuz kadınlara
bir zorlama (-yla)*; zorlaştırmanız/sorun yaratmanız (da) onlara (helal olmaz);
alıp gitmek için bir kısmıyla kendilerine verdiğinizi**; dışındadır ki işlerler
apaçık fahişelik; ve iç içe geçmiş/müşterek şekilde geçinin onlarla marufla291 öyle
ki eğer hoşlanmadınızsa onlardan*** öyle ki belki
de ki hoşlanmadığınız bir şeyi; ve yapmıştır Allah onda çokça bir hayır.
*Kadınların mallarına zorla varis olunamaz. Haramdır.
Erkekler gibi kadınlar da ölmeden önce diledikleri şekilde vasiyet bırakma
hakkına sahiptir. Vasiyet bırakmadan vefat gerçekleşirse 4:11, 4:12 ve 4:118
ayetleri devreye girer. Şüphesiz ki erkeklerde de durum aynıdır.
**2:229 ayetinden anlarız ki kadın boşanmak istemişse
evliliğin başında almış olduğu mehri boşanacağı kocasına geri vermelidir. Bu
fidye ödemesi, evlilikten kendisini
kurtarma karşılığıdır. Boşanmak isteyen kadının verdiği fidyeyi erkeğin
almasında bir günah yoktur. İşte kadınların evlilik hakkı olarak verilen
sadakaların/mehirlerin bir kısmını geri almak için geçimsizlik yaratarak
kadınları kendi istekleriyle boşanmaya zorlamak helal değildir.
***Fahişelik haricindeki hoşa gitmeyen
durumlarda bile geçinmek için her türlü özveri gösterilmelidir. Yüce Allah
hoşa gitmeyen şeylere de çokça bir hayır, iyilik koymuş olduğunu
bildirmektedir.
4/26 İster
Allah beyan226 etmek sizlere; ve doğru yola kılavuzlamak sizleri sizden öncekilerden kimselerin yasalarına/yollarına*;
ve tevbe33 etmek (ister) üzerinize; ve Allah Alîm’dir8; Hakîm’dir9.
*Sadece kutsal kitaplar demiş olan kimselerin yasalarına
yani kutsal kitapların yasalarına.
4/27 Ve
Allah ister ki tevbe33 etsin sizlere; ve
(oysa) şehvetlere tabi olan kimseler ister ki meyledersiniz (yanlışa) büyük bir
meyil (-le).
4/28 İster
Allah ki hafifletsin* sizlerden; ve yaratıldı insan zayıf/güçsüz (olarak).
*Yüce Allah kullarına kaldıramayacağından ağır yük asla
yüklemez. Yükü hafifletmek ister. İnsan ise Rabbinin reçetesi olan Kur'an'ı
terk eder. Kur'an'ın hükümlerini hayatına geçirmez.
4/29 Ey
iman47 etmiş kimseler! Yemeyin mallarınızı aranızda batılla199; dışındadır
ki oldu bir ticaret ki kendiniz razı oldunuz; ve katletmeyin199 kendi
nefislerinizi201; doğrusu Allah oldu sizlere bir Rahîm2.
4/30 Ve
kim faaliyet içinde olur buna bir düşmanlık (-la) ve bir zulüm (-le); öyle ki
yakında yanması için sunacağız onu bir ateşe; ve oldu bu Allah'a karşı
kolay (bir olay) .
4/31 Eğer
uzak durursanız kendisinden yasaklandığınızın
büyüklerine (karşı); kâfirlik498 ederiz sizlerden kötülüklerinize;
ve sokarız sizleri cömert* bir girişe**.
*Kerim.
**Dünya hayatında ve ahiret hayatında cömert/bereketli bir
girişe girerler.
4/32 Ve
temenni* etmeyin fazlalıklı kıldığına Allah'ın kendisiyle bir kısmınızı
bir kısma karşı; erkekleredir bir nasip kazandıklarından; ve kadınlaradır bir
nasip kazandıklarından; ve sorun/sual edin Allah’a
fazlından/lütfundan202 O’nun; doğrusu Allah oldu her bir şeye bir Alîm8.
*Arzulama, isteme.
4/33 Ve
her bir (kimse) için yaptık ardından gelen varisler* terk
ettiğinden** ana babanın ve yakınlık sahiplerinin; ve kimselere (ki)
bağladı/bağıtladı sağ elleriniz77; öyle ki verin nasiplerini onların (sağ
ellerinizin bağladığı kimselerin); doğrusu Allah oldu her bir şey üzerine bir
Şehîd499.
*Yakın koruyucular.
**Bıraktığı mirastan.
4/37 Kimseler
(ki) cimrilik/pintilik ederler; ve emrederler insanlara cimriliği/pintiliği; ve
gizlerler verdiğini onlara Allah'ın kendi fazlından202 ve hazırladık
kâfirler25 için yıpratan/çöktüren bir azap.
4/38 Ve
kimseler (ki) infak6 ederler mallarını insanlara göstermeye; ve
iman47 etmezler Allah'a ve ahiret gününe; kime (ki) olur ona
birleşik/bağlantılı; öyle ki ne kötü (bir) birleşmedir/bağlanmadır.
4/39 Ve
nedir onların üzerlerine (olan)*; eğer (ki) iman47 etselerdi Allah'a ve
ahiret gününe ve infak6 etselerdi rızıklandırdığından onları Allah'ın; ve
oldu Allah onlara bir Alîm8.
*Ne oluyor onlara ki?
4/40 Doğrusu
Allah zulmetmez bir zerre503 ağırlığınca; ve eğer (ki) olur bir
güzellik/iyilik katlar onu; ve verir kendi yanından büyük bir ecir820.
EVRENİN EN KÜÇÜK YAPI TAŞI SİCİM
4/45 Ve
Allah daha iyi bilendir düşmanlarınızı; ve kâfi geldi/yetti Allah bir
Veli28 (olarak); kâfi geldi/yetti Allah bir Nasîr69 (olarak).
4/46 Yahudileşmiş
kimselerden (ki) tahrif ederler kelimeyi kendi yerlerinden; ve derler:
"İşittik ve isyan ettik"; -ve işit olmaksızın işiten!- ve (derler)
"Güt300 bizi”; eğip bükme (-yle)
dillerini ve ta’an* (-la) dinde; ve şayet ki onlar deselerdi: "İşittik ve itaat ettik" ve "İşit ve gözet300 bizleri"; mutlak olurdu bir
hayır onlara ve (olurdu) daha
dik/ayakta/kıyamda; fakat mutlak lanetledi280 onları Allah küfürleriyle25;
öyle ki iman47 etmezler bir az dışında.
*İftiralarla delmek, hücum ederek delmek, delik deşik
etmek.
4/47 Ey
kitap verilmiş kimseler135! İman47 edin indirdiğimize (Kur’an’a); bir
musaddıktır140 yanınızdakine; önceden ki sileriz yüzleri öyle ki
döndürürüz onu arkası üzerine506; ya da lanetleriz280 onları
lanetlediğimiz273* gibi sebt/şabat272 yoldaşlarını; ve oldu
emri Allah'ın faaliyete geçen.
*Maymunlaşma.
4/48 Doğrusu Allah mağfiret319 etmez ki şirk71 koşulur
O’na; ve mağfiret319 eder bunun
astına/aşağısına dilediği kimse için; ve kim şirk71 koşar Allah'a;
öyle ki iftira883 attı büyük bir günah.
4/49 Hiç
görmez misin kimseleri saflaştırırlar/büyütürler/yüceltirler kendi
nefislerini201; evet! Allah saflaştırır/büyütür/yüceltir dilediği kimseyi; ve
zulmedilmez onlara bir fitil137* (kadar).
*Evrenin en küçük yapısı olan sicime/fitile/ipliksiye
işaret büyük bir mucizedir.
4/50 Bak
nasıl iftira atarlar402 Allah'a karşı yalan (-la); ve kâfi gelir/yeter ona
apaçık bir günah (olarak).
4/51 Hiç
görmez misin kitaptan bir nasip verilmiş kimseleri135 (ki)
iman47 ederler cibte507 ve tâğûta442;
ve derler kâfirlik25 etmiş kimseler için: Bunlar* iman47 etmiş
kimselerden** daha doğru bir yola kılavuzludur.
*Kâfirlik etmiş kimseler.
**Kur'an'a tabi olmuş.
Cibt :İdol alınan şey. Tarikat liderleri, mezhep
imamları, şeyhler, sözde hadis/söylenti alimleri. Kutsal kitaplar
haricide dinde idol asla edinilmez.
Tağut: Azgınlık, sınırı aşma, taşkınlık. Din konusunda ise
kutsal kitapların hükümlerinin dışına çıkma, kutsal kitaplardan taşma.
Not: Bu iki konu ve tuğyanı inceliycez.
4/52 İşte
bunlar kimselerdir (ki) mutlak lanetledi280 Allah; ve kimi lanetlerse280 Allah öyle ki asla bulamazsın ona bir
yardımcı.
4/58 Doğrusu
Allah emreder200 sizlere ki eriştirin/aktarın emanetleri ehline onun511;
ve hükmettiğiniz zaman insanlar arasında ki hükmedersiniz512 adaletle680 (diye);
doğrusu Allah ne muhteşem vaaz653 eder sizlere onunla; doğrusu Allah oldu
bir Semî41; bir Basîr513.
4/69 Ve
kim itaat eder Allah'a ve resûle76; işte bunlar;
yanındadır kimselerin (ki) nimetlendirdi Allah onları nebilerden132 ve
sıddıklardan/doğrulardan ve şahitlerden* ve sâlihlerden217; ve bunlar ne
iyileşmiş arkadaşlıktır.
*Yüce Allah'ın kutsal kitaplarına tanık olmuş, şahit
olmuşlar.
4/70 İşte
bu; fazldır202 Allah’tan; ve kâfi geldi/yetti Allah bir Alîm (olarak)8.
4/80 Kim itaat76 eder resûle418; öyle ki muhakkak itaat etti
Allah'a; ve kim yüz çevirirdi; öyle ki göndermiş değiliz seni üzerlerine
bir koruyucu/gardiyan.
4/85 Kim şefâat* eder
iyi/güzel bir şefâate*; olur ona bir nasip ondan; ve kim şefâat* eder
kötü bir şefâate*; olur ona bir kefillik** ondan; ve oldu Allah her bir şey üzerine bir Mukît519.
*Araya girip müdahale etmek, aracı olmak.
**Sorumluluk, mükellefiyet.
4/86 Ne
zaman esenlendiniz* bir esenlikle*; öyle ki esenleyin* daha iyisiyle
ondan ya da geri döndürün onu; doğrusu Allah oldu her şey üzerine bir Hasîb486.
*Sağlıklı, huzurlu, sıkıntısız hayat/yaşam temenni
etmek, bu amaca yönelik uygulamalar yapmak. Sadece sözle değil uygulamayla da
esenlemek gereklidir.
4/87 Allah'tır; yoktur
ilâh74 O’nun dışında; mutlak bir araya getirir sizleri kıyamet
gününde148 (ki) olmaz bir şüphe onda; ve kimdir
daha sâdık182 Allah’tan; bir hadiste/bir sözde*.
*Yüce Allah'ın sözü/hadisi olan Kur'an'dan başka
sözleri/hadisleri dinde değişmez doğrular kabul etmek şirktir. Sadece Kur'an
demeyen, Kur'an harici dinde hüküm koyan şeylere de Kur'an'ın astından
iman edenlerin tamamı müşrik olmuştur.
4/101 Ve darbettiğiniz/vurduğunuz zaman (ayakları)
yerde/yeryüzünde; öyle ki yoktur sizlere bir günah ki
kısarsınız salâttan5; eğer korkarsanız/tedirgin olursanız ki işkence
ederler kâfirlik25 etmiş kimseler; doğrusu kâfirler25 oldular sizlere
apaçık bir düşman.
4/105 Doğrusu biz indirdik
sana kitabı (Kur'an'ı) hakla/gerçekle; hükmetmen için insanlar arasında;
gösterdiği gibi sana Allah'ın; ve olma
hainler524 için (onların tarafında) bir hasım*.
*Münakaşa eden, tartışan, savunan
4/106 Ve mağfiret319 sun Allah’a; doğrusu Allah
oldu bir Gafûr20; bir Rahîm2.
4/107 Ve tartışma/savunma kimselerden (yana) (ki)
hainlik523 ederler kendi nefislerine201; doğrusu Allah sevmez kimseyi (ki)
oldu (o) bir hain524; bir günahkar.
4/110 Ve kim yapar bir kötülük ya da
zulmeder257 kendi nefsine201; sonra mağfiret319 sunar Allah’a; bulur
(o) Allah'ı bir Gafûr20 ve bir Rahîm2.
4/114 Onların gizli konuşmalarından çoğunda olmaz
(bir) hayır; dışındadır kimse (ki) emretti sadakayı342 ya da
marufu291 ya da ıslahı360 insanlar arasında; ve kim faaliyet içinde
olursa buna aranarak/bakınarak Allah'ın rızasını; öyle ki yakında vereceğiz ona
büyük bir ecir820.
4/136 Ey iman47 etmiş kimseler!
İman47 edin Allah'a ve resûlüne418*; ve kitabı** indirendir
resûlüne*; ve kitabı** indirendir daha önceden; ve kim kâfirlik25 eder
Allah’a; ve meleklerine; ve kitaplarına***; ve resûllerine****; ve ahiret
gününü muhakkak dalalete128 düştü (o kimse); uzak bir dalalete128.
*Muhammed peygamber.
**Kur'an'a.
**Tevrat ve İncil'e.
***Tüm kutsal kitaplara.
****Tüm resûllere.
4/144 Ey iman47 etmiş kimseler!
Tutmayın/edinmeyin kâfirleri25 evliya212 müminlerin27 astından;
ister misiniz ki yaparsınız Allah’a (karşı) aleyhinizde
apaçık bir yetki/delil/güç.
4/147 Niye faaliyete geçirsin Allah azap etmeyi
sizlere eğer şükrederseniz43 ve iman47 ederseniz; ve oldu Allah bir
Şâkir313; bir Alîm8.
****************
5/40 Hiç
bilmez misin ki Allah’adır; O’nadır mülkü göklerin162 ve yerin; azap eder
dilediği kimseye; ve mağfiret319 eder dilediği kimse için; ve Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.
5/44 Doğrusu
indirdik Tevrât'ı (ki) ondadır* bir doğru yola
kılavuz ve bir nur; hükmeder onunla* nebiler132 -İslam218 olmuş
kimseler-; yahudileşmiş267 kimselere ve Rabbânîlere462 ve bilginlere;
hafızlık etmeleriyle/korumalarıyla** Allah'ın kitabından*; ve oldular
onun* üzerine şahitler/tanıklar; öyle ki
haşyet53 duymayın insanlara543; haşyet53 duyun bana543; ve satmayın ayetlerimi az bir bedele; ve kim asla hükmetmez indirdiğiyle Allah'ın544; öyle ki işte bunlar;
onlardır kâfirler25.
*Tevrât.
**Ezberleyerek, yazarak, zikrederek Tevrât'ın
ayetlerinin sözlerle/hadislerle kontamine olmasına engel olarak. Sadece Tevrât
diyerek ayetlerin hükümlerini koruyarak.
5/47 Ve
hükmetsin İncîl ehli Allah'ın indirdiğiyle onda
(İncîl'de); ve kim asla
hükmetmez544 Allah'ın indirdiğiyle; öyle ki işte bunlar; onlardır
fâsıklardır38.
5/50 Öyle
ki cahiliye489 hükmüne mi bakınırlar/aranırlar; ve
kim daha güzeldir Allah’tan bir hüküm (de) yakınlaşan/kesinleşen bir
toplum için.
5/51 Ey
iman47 etmiş kimseler! Edinmeyin/tutmayın Yahudileri295 ve
Nasârâlıları268 evliya212; bir kısmı onların evliyasıdır212 bir
kısmın; ve kim veli28 edinir onları
sizlerden; öyle ki doğrusu o onlardandır; doğrusu Allah doğruya kılavuzlamaz
zalim257 toplumu.
5/55 Veliniz28 sizin
ancak Allah’tır; ve resûlüdür418 O'nun; ve iman47 etmiş kimselerdir;
kimseler (ki) ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve
onlar rükû11 edenlerdir.
5/60 De
ki: "Haber vereyim mi sizlere bundan* şerrini/kötüsünü
bir karşılık (olarak) Allah'ın indinde/katında; kime
lanet280 etti Allah ve gazap127 etti onun üzerine; ve yaptı
onlardan maymunlar273 ve domuzlar549; ve
kul oldu (o kimse) tâğûta442; işte bunlar; bir
şerdir/kötüdür bir mekan/yer (olarak) ve daha dalalettedir128 dümdüz
yoldan553.
*Bundan
nedir, 5/60 öncesi ayetlerini okuyunuz
5/79 Oldular
men etmezler/engellemezler münkerden290; faaliyet içindedirler ona (münkere);
ne kötüdür faaliyet içinde oldukları.
5/90 Ey
iman47 etmiş kimseler! Doğrusu hamr138; ve meysir359; ve anıtlar/abideler/idoller*;
ve şans okları bir pisliktir şeytânın29 amelinden/işinden; öyle ki uzak kalın ona; belki sizler
felaha326 ulaşırsınız.
*Tekkeler, türbeler, putlar, ölmüş insanların mezarları vb.
5/91 Ancak
arzu eder şeytân29 ki düşürsün aranıza husumet/düşmanlık ve nefret;
hamr138 içinde; ve meysir359 (içinde); ve uzaklaştırmak/alıkoymak Allah'ın
zikrinden78 ve salâttan5; öyleyse sizler nehy
edenler/geri duranlar/dizginleyenler misiniz?
5/100 De ki: "Olmaz aynı seviyede habis/kötülük
ve iyilik; şayet hayranlık/şaşkınlık uyandırsa (da) sana çokluğu
habisin/kötülüğün; öyle ki takvalı21 olun Allah’a ey
elbâb88 sahipleri!; belki sizler felaha326 ulaşırsınız.
5/101 Ey iman47 etmiş kimseler! Sormayın şeylerden (ki) eğer ortaya çıkarılırsa
sizlere kötü eder/huzursuz eder sizleri; ve eğer
sorarsanız ondan indirilirken Kur'an; ortaya çıkarılır sizlere; affetti Allah
ondan; ve Allah Gafûr’dur20; Halîm’dir58.
5/102 Muhakkak sordu onu bir
kavim/toplum sizlerden önce; sonra sabahladılar
onunla kâfirler25 (olarak).
5/105 Ey iman47 etmiş kimseler! Kendi
nefisleriniz201 (kendi) üzerinizedir; zarar veremez sizlere
dalalete128 düşmüş kimse doğruya kılavuzlandığınız zaman sizler; Allah'a
doğrudur dönüş yeriniz sizlerin topluca; öyle ki haber verir sizlere yapmakta
olduğunuzu.
5/119 Dedi Allah: "Bu gündür (ki) fayda sağlar sâdıklara182 sâdıklıkları182 onların;
onlaradır cennetler; akar altından nehirler; ölümsüzler185 orada ebediyen";
razı oldu Allah onlardan; ve razı oldular onlar O'ndan; işte budur büyük
fazilet/fazlalık.
****************
6/2 O
ki yarattı sizleri tinden582; sonra tamamladı bir ecele; ve bir ecele (ki)
belirlenmiştir O’nun indinde/katında; sonra sizler kuşkulanıp çekişirsiniz.
6/3 Ve
O Allah’tır göklerde162 ve yerde; bilir sırlarınızı ve açıklarınızı; ve
bilir kazandığınızı.
6/12 De
ki: "Kimedir göklerdeki162 ve yerdeki"; de ki:
"Allah’adır"; yazdı kendi nefsi406 üzerine rahmeti271; mutlak
bir araya getirir sizleri kıyamet gününde; yoktur şüphe onda; kimseler (ki)
hüsrana uğrattılar kendi nefislerini201; öyle ki onlar iman47 etmezler.
6/14 De
ki: "Allah’ın dışında bir veli28 mi edinirim/tutarım ?
Yarandır592 gökleri162 ve yeri; ve O besler*; ve
beslenmez* (O)"; de ki: "Doğrusu ben emredildim ki olurum
İslam218 olmuş kimsenin evveli**; ve sakın olma
(sen) müşriklerden36 (diye***)."
*Enerjisini/gıdasını/besinini verir. Enerjiye/gıdaya/besine
asla ihtiyaç duymaz.
**İlki, önderi.
***Bir sonraki ayet "de ki" ile başladığı
için; "ve sakın olma (sen) müşriklerden36 (diye) de
ki..."
6/17 Ve
eğer temas ettirirse sana Allah bir zararı; öyle ki yoktur
açan/keşfeden* onu O’nun dışında; ve eğer temas ettirirse sana bir hayrı; öyle
ki O her bir şey üzerine bir Kadîr’dir177.
*Zararı uzaklaştıracak yolları keşfetmek.
6/18 Ve
O Kâhir’dir593 kullarının üstüne; ve O Hakîm’dir9; Habîr’dir466.
6/31 Muhakkak
hüsrana uğradı kimseler (ki) yalanladılar Allah
(-la) karşılaşmayı; ta ki geldiği zaman onlara saat ansızın; dediler: "Ey!
Hüsranımızdır; ilgisizliğimize/ihmalimize karşı orada*"; ve onlar
yüklenirler günahlarını sırtlarına; kötü olmadı mı taşıdıkları?
*Dişil zamir yere/yeryüzüne (Dünya hayatına) gider.
6/32 Ve
değildir dünya hayatı bir aldatıcı oyun ve bir oyalayıcı dışında; ve mutlak ki ahiret diyarı hayırlıdır kimselere (ki)
takvalı21 olurlar; öyle ki akletmez562 misiniz?
6/39 Ve kimseler (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi;
sağırlardır ve dilsizlerdir karanlıklarda; kimi diler Allah dalalette128 bırakır
onu; ve kimi diler yapar onu dosdoğru bir yol üzerine124.
6/40 De
ki: "Gördünüz mü? Eğer gelse sizlere Allah'ın
azabı ya da gelse sizlere o saat470; Allah’tan başkasını mı çağırırsınız?";
eğer olduysanız* sâdıklar182.
*Sâdıklar olmuş olsaydınız görürdünüz.
6/41 Evet! O’nu (Allah'ı) çağırırsınız; öyle ki
keşfeder/kaldırır* çağırdığınız üzerine** eğer dilediyse; ve
unutursunuz ortak koştuklarınızı.
*Keşfetmek. Kaldırıp görünür yapmak. Zorlukları kolaylığa çeviren
yolları ortaya çıkarmak.
**Çağırdığınız şey üzerine.
6/46 De
ki: "Gördünüz mü? Eğer tutsa/alsa Allah işitmenizi ve bakışınızı; ve
mühürlese175 kalbinizin üzerini; kimdir bir
ilâh74 Allah’ın dışında (ki) gelir sizlere onunla"; bak! Nasıl dikkat
çekeriz ayetlere237; sonra onlar yüz çevirirler.
6/51 Ve uyar onunla* kimseleri (ki) korkarlar ki haşredilirler556 Rablerine4 karşı; olmaz onlara O’nun astından bir veli28 ne de bir şefâat114; belki onlar takvalı21 olurlar.
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
6/53 Ve
işte böyledir; fitnelendirdik610 bir kısmını onların bir kısımla; demeleri
için "Şunlara mı minnet etti Allah aramızdan onların üzerine? Olmaz mı
Allah daha iyi bilen şükredenleri43. Olmaz mı Allah daha iyi bilen
şükredenleri43.
6/59 Ve
O’nun (Allah'ın) indindedir/yanındadır gaybın62 anahtarları/açıcıları;
bilmez (kimse) onu O’nun dışında; ve bilir (O) karadakini ve denizdekini; ve
düşer değildir hiçbir bir varak/yaprak ancak bilir (O) onu; ve olmaz bir
habbe/tahıl tanesi yerin karanlıklarında; ve olmaz bir nem ve ne de bir kuru;
ancak apaçık bir kitaptadır.
6/62 Sonra
döndürüldüler Allah'a; hak/gerçek mevlâlarına68;
olmaz mı O’na (Allah'a) hüküm? ve O (Allah) daha seridir hesapta.
6/70 Ve
bırak kimseleri (ki) edindiler dinlerini bir laubali* ve bir eğlence/oyun;
ve aldattı onları dünya hayatı; ve zikret/hatırlat onunla (Kur’an’la); ki
tutuklanır bir nefis201 kazandığıyla; olmaz ona (nefse) Allah’ın astından
bir veli28; ve ne de bir şefâatçi114; ve eğer adil olsa/eşitlese (o nefis) her
bir adaleti680; alınmaz ondan (nefisten); işte bunlar; kimselerdir (ki)
tutuklandılar kazandıklarıyla; onlaradır kaynardan bir içecek; ve acıklı bir
azap kâfirlik25 ederler olduklarıyla.
*Davranışları ölçülü, olgun olmayan; ciddiyetsiz, gayriciddi.
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
6/71 De
ki: "Çağırır mıyız Allah’ın astından menfaat sağlamayanı bizlere ve zarar
vermeyeni bizlere; ve döner (miyiz) topuklarımız üzerine, doğru yola
kılavuzladığı zaman sonrası Allah'ın bizleri; kimse gibi (ki) kılavuzluk etti
ona şeytânlar29 yerde bir şaşkınlığa ona; arkadaşları çağırır onu doğru
kılavuza doğru; "Gel bizlere" (diye)"; de ki: "Doğrusu
Allah'ın kılavuzu (ki) odur doğru kılavuz; ve emredildi bizlere İslam218 olmamız
alemlerin203 Rabbine4."
6/72 Ve
ki ikame572 edin salâtı5; ve takvalı21 olun O’na (Allah'a); ve O ki;
O’na haşredilirsiniz556.
6/73 Ve
O; O ki yarattı gökleri162 ve yeri hakla/gerçekle; ve gün (ki) der:
"Ol!"; öyle ki olur (o); O’nun hak/gerçek kavli/sözü; ve O’nadır mülk;
gün (ki) üfürülür Sur'a64; bilendir gaybı62 ve şahitliyi/tanıklıyı*; ve O
Hakîm'dir9; Habîr'dir466.
*Tanık olunmuş, görünmüş, tespit edilmiş.
6/82 Kimseler
(ki) iman47 ettiler ve asla giymezler/örtmezler/karıştırmazlar (onlar) imanlarını47 zulümle257; işte bunlar; onlaradır
eminlik/güvenlik; ve onlar doğru yola kılavuzlananlardır.
*Kur’an hudutları dışına çıkmamak, imana şirk
bulaştırmamak. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını
işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu
edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu
kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan
talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır.
6/88 İşte
bu; doğru yola kılavuzudur Allah'ın; doğru yola
kılavuzlar onunla kullarından dilediği kimseyi; velev/fakat
şirk71 koşsalardı onlar*; mutlak boşa çıkardı** onlardan yapar
oldukları.
*Önceki ayetlerde sayılan resûller.
**Şirk her şeyi boşa çıkarır. Affı yoktur. Her şeyi 0'la
çarpar.
6/89 Bunlar
kimselerdir (ki) verdik onlara kitap ve hikmet303 ve
nübüvvet626; öyle ki eğer kâfirlik25 ederse* ona**; işte şunlardır;
öyle ki muhakkak vekil*** olduk ona**; bir kavme/topluma**** (ki)
olmaz ona** kâfirlik25 edenler.
*Kendisine nübüvvet verdiğimiz kimse. Tekil geniş zaman
eril gelmiştir.
**Dişil zamir nübüvvete gider. İşaret edilen nübüvvettir.
***Nübüvvet aracılığıyla Yüce Allah'ın risâletinin
tamamlanması mutlaka gerçekleşir. Çünkü onun vekaleti Yüce Allah'ın bizzat
kendisindedir.
****Nübüvvette kâfirlik etmeyen bir kavimden/toplumdan
nübüvvete kâfirlik etmeyecek bir kimse çıkarırız.
Not: Kitap ve hikmet aynı şeydir
Kur’an hikmet içeren bir kitaptır. Hikmet kitaptadır. Kuran’da ‘kitap ve
hikmet’ kalıbı 2:129, 2:151, 2:231, 3:48 (İsa peygamber için), 3:164, 4:154
(İbrahim peygamber için), 4:113, 5:110 (İsa peygamber) ve 62:2 ayetlerinde
geçmektedir. Belirtilen ayetler haricinde Muhammed peygamberimiz için
kullanılmıştır. Hadisçiler kitap Kur’an’dır ve hikmette peygamberin
hadisleridir deyip tamamı zan, tamamı söylenti, tamamı uydurmasyon olan
hadislere ihtiyaç olduğunu savunurlar ki bu ASLA doğru değildir, temelden
yanlıştır. Detaylı bilgilendirme için
makaleye bakınız.
6/90 Bunlar
kimselerdir* (ki) doğru yola kılavuzladı Allah; öyle
ki onların* doğru kılavuzunu** takip et/örnek al (sen***); de
ki: "Sual etmem/sormam üzerine onun**** bir ecir820 ki
o**** ancak bir zikirdir78 alemlere203."
*Önceki nebiler.
**Dikkat edilirse takip edilecek, örnek alınacak şey
nebiler değildir; onların tabi olduğu Yüce Allah'ın doğru yola kılavuzudur.
***Resûl Muhammed.
****Kur'an. Kur'an'ın mesajını iletme. Risâleti
gerçekleştirmek.
6/95 Doğrusu
Allah yarandır/ayırandır taneyi ve çekirdeği; çıkarır canlıyı/diriyi ölüden ve
çıkarandır ölüyü canlıdan/diriden; işte sizlere Allah; öyle ki nasıl yalana
saptırılırsınız.
6/96 Yarandır/ayırandır sabahı; ve yaptı (Allah)
geceyi bir sakinlik; ve Güneş’i ve Ay’ı bir hesap; işte bu takdiridir
Azîz'in37; Alîm'im8.
6/97 Ve
O; yapandır sizlere yıldızları628 kılavuzlamanız* için
onunla** karanlıklarında karanın ve denizin; muhakkak ayırdık/detaylandırdık
ayetleri454 bilir bir kavim/toplum için.
*Kendinizi.
**Tekil zamir tek bir yıldızı işaret eder. Tek bir yıldızı
takip ederek bile yol bulunabilir. Örneğin kutup yıldızı.
6/98 Ve
O'dur inşa* eden sizleri bir tek nefisten201; öyle ki bir kararlı
yer** ve bir veda/bırakma yeri**; muhakkak ayırdık/detaylandırdık ayetleri454 fikreder868 bir
kavim/toplum için.
*İnşaat yapmak. İnşa etmek fiili/eylemi bizlere gözle
görülemeyen tek bir hücreden insanın bedeninin yaratılmasının işaret edildiğini
düşündürür.
**İnsan bedeninin inşası işaret edildiği için hem kararlı
yer olan hem de veda/terk etme yeri olan şey anne rahmidir. İnsan 280
günde annesinin rahminde kararlı bir yerde inşa edilir. Sonra bu yer terk
etme/veda yeri olur. Doğumla birlikte insan bu kararlı yere veda eder.
6/99 Ve
O'dur indiren gökten bir su179; öyle ki çıkardık onunla (suyla) bitkiyi; her
bir şeyi; öyle ki çıkardık ondan (şeyden) yeşili; çıkarırız ondan (şeyden)
binmiş (birbiri üzerine) taneyi; hurmadan (da); öncüsünden/tomurcuğundan onun
(bitkinin) sarkık salkımlar; ve cennetler/bahçeler üzümlerden ve zeytin (-den)
ve nar (-dan); benzeşir ve benzeşir olmayan; bakın meyvesine onun (şeyin) meyve
verdiği zaman ve olgunlaştığı (zaman); doğrusu bundadır mutlak ayetler237 iman47 eder
bir kavim/toplum için.
6/102 İşte sizlere Allah; Rabbiniz4; yoktur
ilâh74 O’nun dışında; yaratandır her bir şeyi; öyle ki kulluk46 edin
O’na; ve O her bir şey üzerine bir Vekîl’dir517.
6/103 İdrak edemez O’nu bakışlar; ve O idrak eder
bakışları; ve O Latîf’tir40; Habîr’dir466.
6/104 Muhakkak geldi sizlere basiretler/bakışlar
Rabbinizden4; öyle ki kim baktı/gördü öyle ki mutlak kendi nefsinedir201; ve
kim âmâ* oldu öyle ki aleyhinedir onu (nefsinin); ve değilim
ben** üzerinize bir hafız***.
*Kör.
**Yüce Allah.
***Yüce Allah kendisinden gelen mesajlara âmâ olanlara bir hafız/koruyucu/muhafız olmayacağını bildirmektedir. Benzer geçiş 50:29 ayetinde de karşımıza çıkar.
6/105 Ve işte böyledir; dikkat çekeriz ayetlere454;
ve demeleri için: "Ders434 yaptın sen";
ve beyan etmek için onu* bilir bir kavim/toplum için.
*Kur'an'ı.
6/106 Tabi ol vahyolunana* üzerine Rabbinden4;
yoktur ilâh74 O’nun dışında; ve yüz çevir** müşriklerden36.
*Kur'an'a. Bizler de sadece Kur'an'a tabi olmalıyız.
**Müşriklerden yüz çevirmeliyiz.
6/107 Velev/fakat dileseydi* Allah
şirk71 koşmuş olmazlardı; ve yapmış değiliz seni üzerlerine bir hafız**;
ve değilsin sen onlara vekil***.
*Yüce Allah dileseydi asla şirk koşamazlardı. Anlarız ki
müşriklerin şirk koşarak sapmalarına izin verilmiştir.
**Koruyucu. Muhafız.
***Vekalet verilen.
6/108 Hakaret etmeyin
kimselere* (ki) çağırırlar Allah’ın astından; öyle ki hakaret ederler** Allah'a bir taşkınlık*** (-la)
olmaksızın bir ilim/bilim; işte böyledir; süsledik her bir ümmet305 için
amellerini/yaptıklarını; sonra Rablerine4 karşıdır dönüş yerleri; öyle ki
haber verir (Allah) onlara yapar olduklarını.
*Müşriklere. Yüce Allah'ın astından kimseleri ilâhi
bir kazanç/fayda sağlamak için çağıranların tamamı müşriktir.
**Yüce Allah'ın bizzat kendisine iftira olan,
Yüce Allah'a hakaret içeren, tamamı zan olan, ilimden ve bilimden yoksun
olan şeyleri söylerler, dile getirirler.
***Taşma. Taşkın. Selin taşması. Suyun taşması. Tâğyâna,
tâğûta uyma.
Not: Ayet ayrıca direk
hakaret etmekten de bahseder. Kötü,
kırıcı, incitici, ağır sözler ve/veya küfür yani hakaret içeren sözler. Yalan
uydurmak tada hakarettir. Şirk koşanlar yalan uydurarak veya ağır sözler
söyleyerek hakaret etmektedirler. Bu
kişiler Allah’ın astından ilahlar edinerek de hakaret etmişlerdir. Ektra ağır
bir söz söylemelerine gerek yoktur. Ama iman edenlerin hakareti düşünüldüğünde
kafirlerin bu davranışlarına karşı bir ağır söz söyledikleri ve bu konuda
uyarıldıkları anlaşılır. İman edenler şirk koşmazlar, Allah adına yalan
uydurmazlar, Allah’ın ayetlerini örtmez gizlemezler fakat bunu yapanlara ise
gösterdikleri tepki ile bir küfretme, ağır söz söyleme durumu olduğunu anlarız.
Tüm
bunlar düşünüldüğünde ayette 3 çeşit hakaret için uyarı vardır ana hatlarıyla.
1-Kafirlerin
Yüce Allah’a ortak koşmaları hakarettir. Yüce Allah’a iftira atmaları
hakarettir.
2-İman
edenlerin bu şirk koşanlara, bu davranış ve düşüncelerine karşılık ağır söz
söylemeleri, küfür etmeleri hakarettir.
3-Kafirlerin
bir kere daha, iman edenlerin hakaretine, hakaret ile, yani ağır sözlerine ağır
söz ile yapılan hakarettir.
6/113 Ve meyletmesi için ona (şeytâna) ahirete
iman47 etmez kimselerin gönüllerinin; ve razı
olmaları için ona (şeytâna); ve işlemeye (devam etmeleri) için kendi
işlediklerini (suçlarını).
6/114 Öyle ki Allah'tan gayri/başka bir
hakem mi ararım?; Ve O* indirendir sizlere mufassal166 edilen
kitabı; ve kimseler (ki) verdik onlara kitap; bilirler ki o** indirilendir
(senin) Rabbindendir4 hakla/gerçekle; öyle ki sakın olma
şüphelenenlerden***.
Mufassal : Detaylı, ayrıntılı
*Allah.
**Kur'an.
***Şüphede direnenler.
6/115 Ve tamamladı kelamı/sözü640 (senin)
Rabbin4 bir doğruluk (-la); ve bir adalet680 (-le); yoktur değiştiren
O'nun kelimelerini; ve O Semî’dir41; Alîm’dir8.
6/116 Ve eğer itaat etsen yerdeki kimselerin çoğuna*; dalalete128 düşürür seni
Allah'ın yolundan ki tabi olurlar ancak zanna ve ki onlar ancak tahmin ederler.
*Çoğunluk sapkınlık içindedir. Çoğunluğa değil
hakka/gerçeğe itaat etmek/tabi olmak gerekir.
6/120 Ve bırakın açığını
günahın ve gizlisini onun; doğrusu günah kazanan kimseler
cezalandırılacaklar yalan işler/uygular* olduklarıyla.
*Tamamı zan olan, yalan dolan söylentilerle/hadislerle Yüce
Allah adına helal-haram koymak günahtır. Mutlaka bir karşılığı
olacaktır.
6/121 Ve yemeyin üzerine Allah'ın
isminin asla zikredilmeyeninden*; ve doğrusu o mutlak bir fısktır38; ve
doğrusu şeytânlar29 fısıldarlar evliyalarına212 karşı sizlerle
mücadele etmeye; ve eğer tabi olursanız; doğrusu sizler (de) mutlak
müşriklerdensiniz36.
*Sözde başka ilahlar adına kurban edilenden. Yüce Allah'a
yaklaştırır sapkın inancıyla başka kimseler adına kesilen kurbanlar.
Not:
Kur’an’da
4 çeşit yiyecek haramdır. Bu dört çeşitten başka haram edilen bir yiyecek asla
yoktur.
1. Ne zaman öldüğü bilinmeyen, leş
2.
Kan (kan içilmesi)
3.
Domuz eti.
4. Yüce
Allah'tan başkası adına adanan kurbanlar, kesilen hayvanlar.
6/122 Ve kimse (ki) olmuştu615 bir ölü/mevta*?;
öyle ki dirilttik/canlandırdık onu ve verdik ona bir nur; yürür onunla insanlar
içinde; misali onun** kendisinden bir çıkışı olmayan karanlıklar içindeki
kimse gibidir midir?; işte öyledir; süslendi kâfirlere25 yapar oldukları.
*İlk cennet evreninden öldürülerek çıkarıldık. İlk ölüm
budur.
**Kimsenin.
6/126 Ve budur (senin) Rabbinin4 dosdoğru
yolu124; muhakkak ki detaylandırdık/ayırdık ayetleri454 zikreder78 bir
kavim için.
6/149 De ki: "Öyle ki Allah’adır belagatla647 hüccet625; öyle ki şayet dileseydi
mutlak doğru yolu kılavuzlardı sizleri topluca."
Not:
Dini
insanlara ulaştırmak, ulaştırılan dini açıklamak, anlatmak, delillendirmek,
bütün yönleriyle anlatıp eksik bırakmamak Yüce Allah’ın kendi üzerine yazdığı
şeylerdendir. Dini ulaştırmadığını sorumlu tutmaz, dini ulaştırdığına da
belagatlandırır, hüccetlendirir.
6/151 De ki: "Gelin; okuyayım
Rabbinizin4 haram kıldığını üzerinize; ki şirk71 koşmayın O’na bir
şeyi; ve ana babayadır bir ihsan/güzellik; ve katletmeyin35 evlatlarınızı
yoksulluktan; biz rızıklandırırız onları; onlaradır (o rızık); yaklaşmayın
fahişeliklere490 açılmışa ondan ve gizlenmişe; ve katletmeyin35 nefsi201 ki
(o) haram ettiğidir649 Allah'ın hakla* (olması) dışında; işte
sizleredir; vasiyet etti (Allah) sizlere bunu; belki sizler akledersiniz.
6/152 Ve yaklaşmayın yetimin131 malına dışında
ki ona daha güzeliyle (olursa) ta ki ulaşır kendi şiddetli* (zamanına); ve
tamamlayın ölçüyü650 ve mizanı650 eşitlikle; mükellef kılmayız bir
nefsi201 kuşattığının (nefsin) dışında; ve söylediğiniz zaman öyle ki
adaletli680 olun; şayet olduysa (o) yakınlık sahibi; ve Allah'a (olan)
ahdinizi tamamlayın; işte sizleredir; vasiyet etti (Allah) sizlere bunu;
belki sizler zikredersiniz78.
*Akıl ve beden olarak güçlü evre.
6/153 Ve ki budur dosdoğru yolum124; öyle ki tabi olun ona*; tabi
olmayın yollara**; öyle ki fırkalara*** böler
sizleri O'nun (Allah'ın) yolundan124; işte sizleredir; vasiyet etti (Allah)
sizlere onunla; öyle ki belki sizler takvalı21 olursunuz.
*Yola. Sadece kutsal kitaplar. Sadece Kur'an.
**Çoğul gelmesi önemlidir. Bir yerde farklı yollar varsa
onların tamamı sapkınlık içindedir. Tek yol vardır. O da Yüce Allah'ın
yoludur.
***Kendilerini müslüman sanan kimselerin durumu ortadadır.
Dinlerini parça parça edip fırkalara bölünmüşlerdir.
6/154 Sonra verdik Mûsâ'ya kitabı*; bir tamamlama
güzelleştirmiş** kimse üzerine; ve bir tefsîl651 her bir şeye; ve bir
doğru yola kılavuz; ve bir rahmet271; belki
onlar Rablerine4 kavuşmaya iman47 ederler.
*Tevrât.
**İhsan yapmış.
6/155 Ve bu bir
kitaptır* (ki) indirdik onu* bir mübarek271 (olarak); öyle ki tabi olun ona*; ve takvalı479 olun; belki
sizler rahmet271 edilirsiniz.
*Kur'an.
6/156 Ki dersiniz*: "Ancak; indirildi
kitap** bizden önceki iki tayfa/grup*** üzerine; ve ki (bizler) olduk
onların dersi**** hakkında mutlak gâfiller310."
***Diyecek olanlar Kur'an'ın inişine tanık olan
kimselerdir. O kimselerin bulunduğu bölgede daha önceden kendilerine
kutsal kitap indirilmiş iki grup vardı.
**Kutsal kitap.
***Yahudiler ve Hristiyanlar.
****Çalışma, öğrenme.
6/157 Ya da dersiniz: "Şayet ki bize;
indirilseydi bize kitap*; mutlak olurduk onlardan daha doğru yola kılavuzlu;
öyle ki muhakkak geldi sizlere bir beyanat620 Rabbinizden4; ve bir doğru yola kılavuz ve bir rahmet271; öyle ki
kim daha zalimdir257 kimseden (ki) yalanladı Allah'ın ayetlerini454 ve
yüz çevirdi/kaçındı ondan**; cezalandıracağız ayetlerimizden454 yüz
çeviren/kaçınan kimseleri kötü bir azap (-la); yüz çevirir/kaçınır
olduklarıyla.
*Kutsal kitap.
**Ayetten.
6/158 Bakarlar mı (onlar) dışında ki gelir onlara
melekler48 ya da gelir (senin) Rabbin4 ya da gelir (senin)
Rabbinin4 bazıları ayetleri237?; gündür (ki) gelir bazı
ayetleri237 (senin) Rabbinin; menfaat sağlamaz bir
nefse201 iman47 etmesi onun (nefsin); asla olmaz (-sa) (o nefis)
iman47 etmiş önceden ya da kazanmamış (-sa) (o nefis) kendi
imanında47 bir hayır; de ki: "Bakın! Doğrusu bizler (de) bakanlarız.
6/159 Doğrusu kimseler* (ki) fırkalara böldüler/ayırdılar450 dinlerini122; ve oldular
partizanlar/taraftalar; olmadın (sen) onlardan bir şeyde;
onların emri/işi ancak Allah’a
karşıdır; sonra haber verir (Allah) onlara faaliyet eder olduklarıyla.
*Yüce Allah kendilerini Muhammedî sanan kimselerin aslında
resûl Muhammed ile hiçbir alakalarının olmadığını açık ve net olarak
bildirmektedir. Müşrikliğin özelliğini Rabbimiz bizlere bildirmiştir. Yüce
Allah'ın biricik bölünmez dinini bırakıp dinlerini mezheplere
bölenler tam olarak bu ayetin muhataplarıdırlar. İşleri/emirleri Yüce Allah'a
kalmıştır.
Ayrıca Yüce Allah bu dinlerini bölenlerinde hepsinin kendi
yanındaki din ile böbürlendiğini söyler. Bunları Yahudi, Hristiyan, sözde
Müslüman gibi gruplandırabileceğimiz gibi bu dinlerin içinde de örneğin sözde
Müslümanların içinde de mezheplere bölünmesi bu örneklemeye tamamen uyar. Kimse
kimseyi beğenmez ama hepsi kendini doğru yolda sanar.
Not: 30/32 Dinlerini parçalara bölen, gruplara ayrılan ve her grubun kendi
yanındakiyle böbürlendiği kimselerden olmayın.
6/160 Kim geldi bir ihsanla/güzellikle; on* (kattır) misali870 onun; ve kim geldi bir
kötülükle öyle ki cezalandırılmaz onun misli/benzeri dışında**; ve onlar
zulmedilmezler257.
*Rabbimiz bir güzelliği/iyiliği 10 güzellik/iyilik
yapacaktır.
**Kötülüğe karşı bir artış veya azalış söz konusu
değildir. Misli neyse odur.
6/161 De ki: "Doğrusu beni; doğru yola kılavuzladı beni Rabbim4; dosdoğru bir
yola124 doğru; kıyam/dikili/doğru bir dine122*; bir hanîf117 (olan)
İbrahim'in milletine301 ve olmuş değildi (İbrahim) müşriklerden36
6/162 De ki: “Doğrusu benim salâtım5; ve adanmış
tarzım; ve hayatım; ve ölümüm643*; Allah içindir; alemlerin Rabbi4.
*Ölümün işaret edilmesi illaki resûl Muhammed'in öleceği yada öldürüleceği anlamına gelmez. 'Öleceksem de, ölürsem de' anlamı vardır. Çünkü cennete girenler bu dünyada ölüm tatmazlar. Mutlak ki resûl Îsâ gibi, tüm resûller gibi resûl Muhammed de ölmemiştir. Sadece vefat ttirilmiştir. Selam yurdunda/diyarında rızıklandırılmaktadırlar. Her nefis ölümü tadıcıdır. Her nefis 1. ölümü yani ilk cennetten çıkış anındaki ölümü zaten tatmıştır. Resûller de dahil.
6/163 Olmaz şirk/ortak71 O’na (Allah'a); ve
işte böyle emredildim; ve ben evveliyim* müslimin45.
*Öncüsüyüm.
6/164 De ki: "Allah'tan başkasını mı ararım bir
Rab4 (olarak)?; ve O Rabbidir4 her bir şeyin; ve kazanmaz hiç bir
nefis201 kendi üzerine (olan) dışında; ve yüklenmez bir yüklenici bir
başkasının yükünü; sonra Rabbinize4 doğrudur dönüş yeriniz; öyle ki haber
verir sizlere kendisinde ihtilaf içinde olduğunuzla."
6/165 Ve O'dur yapan sizleri yere halifeler65*;ve
yükseltti bir kısmınızı bir kısım üzerine dereceler (-le);
belalandırmak256 için sizleri sizlere verdiğinde; doğrusu (senin)
Rabbin4 seridir akabinde**; ve doğrusu O (Allah) mutlak bir
Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
*Homo Sapiensin (bilge insan) kendisinden önceki Homo
türlerinin yerini alması.
**Ardında.
****************
7/2 Bir
kitaptır* (ki) indirildi (senin) üzerine; öyle ki olmaz** göğsünde
bir darlık/sıkılık ondan*; uyarman içindir onunla*; ve bir
zikirdir78 müminlere27.
*Kur'an, Kur'an'dan, Kur'an'la.
**Geniş zaman kipinde gelmiş bir fiildir. Kur'an göğüslerde
asla sıkıntı/sıkılık ve darlığa neden olmaz.
7/8 Ve
o gün hak/gerçek mizandır658; öyle ki kime ağırlaştı onun mizanları658*; öyle
ki işte bunlar; onlardır felaha326 kavuşanlar.
*Çoğul olarak gelmiş olması önemlidir. Anlaşılır ki bir çok
mizan olacaktır. Bu mizanların ağır gelmesi kurtuluş için gereklidir.
7/10 Ve
ant olsun mesken* edindirdik sizleri yerde; ve yaptık sizlere orada
yaşamlar; ne azdır şükrettiğiniz43.
7/26 Ey
âdemoğulları692! Muhakkak indirdik sizlere bir elbise; örter ayıp olan cinsel
organ bölgelerinizi; ve bir rîşâ*; ve takva21 elbisesi;
işte bu**; hayırlıdır; işte bu; ayetlerindendir237 Allah'ın; belki
onlar zikrederler78.
*Süslü, gösterişli elbiseler, süslü donatılar. Ziynet
kelimesinden farklıdır.
**Takva elbisesi.
7/27 Ey
âdemoğulları692! Baştan çıkarmasın sizi şeytân29; çıkardığı gibi
ebeveynlerinizi* cennetten**; soyarak ikisinden* elbiselerini;
göstermek için ikisine*çirkinliklerini; doğrusu o (şeytân) görür sizleri; o ve
onun kabilesi; yerden (ki) görmezsiniz onları; doğrusu biz; yaptık
şeytânları29 evliya/veliler28; iman47 etmez kimseler için.
*Ana, baba. Bir üst soy. Bir katman üst soy. Bir
önceki soy. İlk cennet evreninde bilinçlerimizi taşıyan bir üst soy erkek
ve kadın bedenlerimiz.
**İlk cennet evreni.
7/28 Ve
öyle ki yaptıkları zaman çirkin/kötü bir aşırılık; dediler: “Bulduk693 babalarımızı/atalarımızı onun üzerinde; ve
Allah emretti bize onu”; de ki: “Doğrusu
Allah emretmez çirkin/kötü aşırılığı; Allah'a karşı
bilmediklerinizi mi söylersiniz?”
1-
Salatı ikame
etme
2-
Şeytanı
tanıma, şeytandan Allah’a sığınmayı bilme
3-
Ata dini,
akılsızca taklit etme, zanna uyma, kelle sayılarına uyma
4-
Hakkında
bilgisi olmayan şeyler söylemesi
5-
Din adına
yalan ve iftira atılması
6-
Bu yalan ve
iftiraların Yüce Allah’a dayandırılması
7/29 De
ki: “Emretti Rabbim eşitliği; ve kaldırıp doğrultun yüzlerinizi her bir mescitte16; ve çağırın O’nu (Allah’ı);
halis/saf/katıksız kılanlar olarak O'na dini; başladığı gibi sizleri
(yaratmaya); dönersiniz.
7/32 De
ki: "Kim haram etti Allah'ın kulları için
çıkardığı ziyneti*; ve iyileri rızıklarından?"; de ki:
"İman47 etmiş kimselerindir o** dünya hayatında; bir
halis*** (olarak) kıyamet gününde148"; işte böyledir;
tefsil651 ederiz ayetleri454 bilir bir kavim/toplum için.
*Süsü.
**Dişil zamir yine dişil olan ziynet ve iyileri işaret
eder.
***Saf, sadece iman etmiş kimselere.
7/33 De ki: "Ancak haram etti Rabbim4 fahşaları81; açığını ondan ve gizlisini; ve günahı; ve
bir hak/gerçek olmaksızın taşmayı552; ve ki şirk71 koşmayı Allah'a
kendisiyle bir sultân660 asla indirmediğini*; ve ki
Allah'a karşı bilmediğinizi söylemenizi661."
*Kutsal kitaplar haricinde Allah'ın ve resûlünün adını
kullanarak uydurulan, tamamı zan olan, hiçbir sultanları olmayan kitaplar.
7/34 Ve
her bir ümmet305 içindir bir ecel*; öyle ki geldiği zaman
ecelleri* onların erteleyemezler bir saat662; ve ne de kıdemlenemezler/kademe
alamazlar.
*Süre, süreleri.
7/40 Doğrusu
kimseler (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; ve
büyüklendiler663 ondan*; açılmaz onlara gök kapıları664 ve giremezler
cennete ta ki geçer halat/deve665 boşluğundan sicimin/iğnenin665; ve işte
böyledir; cezalandırırız mücrimleri674.
*Ayetten.
7/51 Kimselerdir
(ki) edindiler dinlerini122 bir oyun/oyalanma ve bir laubalilik669; ve
aldattı onları dünya hayatı; ve o gün unuturuz onları unuttukları
gibi karşılaşmayı bu* günlerine; ve
ayetlerimizle454 cihat/mücadele eder olduklarına (karşı)."
*Din günündeki durumları.
7/52 Ant
olsun geldik sizlere bir kitapla*; tefsîl651 ettik onu** bir
ilim*** üzerine; bir doğru yola kılavuzdur**** ve bir
rahmettir271 iman47 eder bir kavim/toplum için.
*Kur'an'la. Sadece Kur'an'la.
*Kur'an'ı.
***İlim sahipleri Kur'an'ın tefsîlini anlar.
****Kur'an'a teslim olanlar doğru yola kılavuzlanırlar.
Sadece Kur'an'a.
7/53 Onun* tevili401 dışındakine** mi
bakarlar? Gün*** (ki) gelir onun tevili401; der onu önceden nesh
etmiş/unutmuş**** kimseler: "Muhakkak gelmiş Rabbimizin4 resûlleri418 hakla/gerçekle;
öyle ki olur mu bizlere şefâatçiler114? Öyle ki şefâat114 ederler bizlere
ya da geri döndürülürüz*****;öyle ki yaparız olmaksızın yapar olmuş
olduğumuzu"; muhakkak hüsrana uğrattılar kendi nefislerini201 ve
saptı****** onlardan iftira883 atar oldukları.
*Kur'an'ın.
**Kur'an ayetleri ortadayken onun tevilini ilimle/bilimle
yapacaklarına tamamı zan olan, uyduruk, şeytân öğretileri
olan söylentilere/hadislerle bakınırlar.
***Din günü Kur'an'ın gerçek tevili gelir ve hata
yaptıklarını anlarlar.
****Ayetleri söylentilerle/hadislerle nesh
edenler/unutanlar.
*****Dünya hayatına döndürülsek.
******Yüce Allah'a ve resûllerine karşı uydurulan binlerce hadisin/söylentinin doğru olmadığı ortaya çıktı.
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
7/54 Doğrusu
Rabbiniz4 Allah’tır; yaratandır gökleri162 ve yeri altı günde*; sonra
istiva188 etti Arş66 üzerine; örter (Allah) geceyi gündüze; talep** eder
(gündüz) onu (geceyi) aniden/çok çabuk; ve Güneş’i; ve Ay’ı; ve yıldızları;
boyun eğdirilenlerdir O’nun emriyle; yaratma ve emir
O'na değil midir?; Mübarek139 oldu Allah; alemlerin203 Rabbi4.
*Evrede, dönemde.
**Gündüzün geceyi talep etmesinin işaret edilmesi de büyük bir Kur'an mucizesidir. Güneş sistemimizde gündüz her yere hakimdir. Tabiri caizse patron gündüzdür. Gece ise sadece gezegenlerin gölgesi olarak az bir yer tutar. Gündüz domine eden olarak geceleri ışık hızında yok etmek ister. Onu ele geçirip kendi hakimiyetini sokmak ister.
7/55 Çağırın
Rabbinizi4 alçak gönüllü (olarak) ve gizlice; doğrusu O sevmez
taşanları/sınır aşanları.
7/56 Fesat265 çıkarmayın
yerde onun (yerin) ıslahı316 sonrasında; ve çağırın O’nu (Allah’ı) bir
korku (-yla) ve bir tamah* (-la); doğrusu Allah'ın rahmeti271 bir
yakındır muhsinlere294.
*Aşırı istek, arzu.
7/57 Ve
O (Allah) gönderendir rüzgarları* bir müjdeci (olarak) kendi
rahmetinin271 iki eli arasında; ta ki
kaldırdığı zaman (rüzgar) ağır** bulutu;
sevk ettik onu (bulutu) ölü bir beldeye832; öyle ki indirdik onunla (bulutla)
su; öyle ki çıkarırız onunla (suyla) her bir meyveden; işte böyledir; çıkarırız
ölüleri; belki sizler zikredersiniz78.
*Rüzgarların bulut oluşumundaki önemi Kur'an'da özellikle vurgulanmıştır.
7/58 Ve
iyi/hoş belde (ki) çıkar onun bitkisi onun (beldenin) Rabbinin4 izniyle;
ve habisin/kötünün (ise) çıkmaz az veren/haşin (olan) dışında; işte böyledir;
yönlendiririz ayetleri287 şükreder43 bir kavme/topluma.
7/85 Ve
Medyen'e kardeşleri Şuayb'i; dedi: "Ey kavmim/toplumum! Kulluk46 edin
Allah'a; yoktur sizlere hiçbir ilâh74 O'ndan başka; muhakkak geldi sizlere
bir beyanat620 Rabbinizden4; öyle ki tamamlayın ölçüyü650 ve
mizanı650; ve eksiltmeyin insanların eşyalarını; fesat265 çıkarmayın yerde
onun ıslahı360 sonrasında; işte sizleredir; bir hayırdır sizlere; eğer
olduysanız müminler27."
7/147 Ve kimseleri (ki)
yalanladılar196 ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı; boşa çıktı yaptıkları;
cezalandırılırlar63 mı (ki) yapar oldukları dışında?
7/153 Ve kimseler (ki) yaptılar kötülükler; sonra
tevbe33 ettiler onun* ardından; ve iman47 ettiler; doğrusu
(senin) Rabbin4 onun* ardından mutlak Gafûr20’dur; Rahîm2’dir.
*Kötülüğün.
7/156 Ve yaz bizlere bu
dünyada bir iyilik/güzellik ve ahirette (de); doğrusu bizler kılavuzlandık sana; dedi
(Allah) : "Azabım (ki) isabet ettiririm onu dilediğim kimseye; ve
rahmetim271 (ki) kuşattı her bir şeyi; öyle ki yazarım onu kimselere (ki)
takvalı21 olurlar; ve verirler zekâtı10; ve kimselerdir (ki) onlar
ayetlerimize iman47 ederler.
7/157 Kimselerdir (ki) tabi olurlar resûle*; ümmi277 nebiye*; kimsedir (ki) bulurlar
onu* yanlarındaki Tevrât’taki ve İncil’deki bir mektup/yazıt (-la);
emreder* onlara marufla; ve men eder* onları çirkinleştirilmişten; ve
helal kılar* onlara iyileri; ve haram kılar* üzerlerine kötüleri; ve kaldırır* onlardan bağlarını onların ve
prangaları ki oldu (o) üzerlerinde; öyle ki kimselerdir (ki) iman ederler ona*; ve azarlarlar** kendilerini
ona* ve yardım ederler ona*; ve tabi olurlar
onunla* beraber indirilen nura***; işte bunlar; onlardır
felaha326 erenler.
*Resûl, nebi Muhammed.
**Zapt ederler, tutarlar.
***Kur'an'a.
7/164 Ve dediği zaman bir ümmet305 onlardan*:
"Niçin vaaz653 edersiniz** bir
kavme/topluma (ki) Allah helak edicidir onları ya da azap edicidir onlara
şiddetli bir azap (-la)?"; dediler**: "Bir mazerettir*** (sizin)
Rabbinize4 karşı; ve belki onlar takvalı21 olurlar.
*Yahudilerden.
**Müminler
***Muaf tutulmak için özür beyanıdır.
7/170 Ve kimseler; sımsıkı
sarılırlar/yapışırlar kitaba (Kur’an’a); ve ikame572 ederler
salâtı5; doğrusu biz;
zayi etmeyiz muslihlerin30 ecrini/karşılığını.
7/175 Ve oku onlara haberini kimsenin684 (ki) verdik ona684 ayetlerimizi ;
sıyrıldı/soyuldu* ondan**; öyle ki tabi oldu ona***; şeytâna29; öyle ki oldu doğru yoldan
sapanlardan.
*Derinin soyulması, hayvanın etinden derisinin
soyulması/sıyrılması gibi.
**Ayetten
***Şeytâna
7/176 Velev/fakat dileseydik mutlak yükseltirdik
onu684 onunla*; velakin/fakat o684 saplandı yere; ve tabi oldu
hevâsına; öyle ki misali/benzeri onun misali/benzeri gibidir köpeğin; eğer
hamle yapsan üzerine dilini sarkıtıp solur ya da terk etsen onu dilini sarkıtıp
solur; işte budur misali/benzeri kavmin/toplumun; kimselerin (ki) yalanladılar
ayetlerimizi; öyle ki kıssalaştır (bu) kıssayı belki onlar fikrederler868.
*Ayetle.
7/177 Ne kötüdür misali/benzeri kavmin/toplumun;
kimselerin (ki) yalanladılar ayetlerimizi; ve kendi nefislerine201 oldular
zulmederler257.
7/178 Kimi
doğru yola kılavuzlar Allah öyle ki o doğru yolu bulandır; ve kimi
dalalette128 bırakır; öyle ki işte bunlar; onlardır hüsrana uğrayanlardır.
7/179 Ve ant olsun ektik/tohumladık cehennem için
birçoğunu cinden210 ve insandan;
onlaradır* kalpler213 akletmezler562 onunla; ve onlaradır
gözler bakmazlar onunla; ve onlaradır kulaklar işitmezler onunla; işte bunlar; en'âmdır645; evet! Onlar daha
dalalet128 içindedir; işte bunlar; onlardır gâfiller310.
*'Onlaradır geçişi önemlidir. Bu zamir hem cinleri hem
de insanları kapsar. Bu durumda cinlerin insanların kalp, göz ve kulak
organlarının işlevini yapan, benzer özelliklere sahip, kendilerine özgü mekanizmalara
sahip olduklarını anlarız. Kendi yaratılış özelliklerine göre bu varlıkların kendi
iradelerinin olduğunu, çevrelerinde olan şeylerden görme ve işitme gibi
özellikler gibi farkındalık sahibi olduklarını anlarız.
Not: Enam 8 çiftlerdir. Koyun, keçi, sığır ve deve. Yüce Allah kalpleri akletmeyenleri çiftlik hayvanlarıdır der.
KAVRAYAN/ANLAYAN/AKLEDEN KALPLER
CENNET VE CEHENNEM - YOUTUBE- YASİN ÖZKAN 1
CENNET VE CEHENNEM - YOUTUBE- YASİN ÖZKAN 2
CENNET VE CEHENNEM - YOUTUBE- YASİN ÖZKAN 3
CENNET VE CEHENNEM - YOUTUBE- YASİN ÖZKAN 4
CENNET VE CEHENNEM - YOUTUBE- YASİN ÖZKAN 5
7/180 Ve Allah’adır güzel isimler49; öyle ki çağırın onunla*; ve bırakın kimseleri (ki) eğilirler/saparlar O'nun** isimlerinde49; cezalandırılacaklar63 yapar olduklarıyla.
*İsimle.
**Allah'ın
7/181 Ve yarattığım kimselerdendir bir
ümmet305; doğru yola kılavuzlar hakla/gerçekle; ve onunla* adaletli
olurlar/sağlarlar.
*Hakla/gerçekle.
7/182 Ve ayetlerimizi yalanlamış195 kimseleri;
adım adım ilerleteceğiz onları yerden (ki) bilmezler (onlar)
7/183 Ve
uzun bir süredir* onlara; doğrusu (benim) planım** metindir/sağlamdır.
*Uzun bir süre verilmiştir onlara.
**Stratejim.
7/184 Ve hiç fikretmezler868 mi (ki) yoktur
arkadaşlarında* hiçbir cinnet** ki o*** ancak apaçık bir
uyarıcıdır?
*Resûl Muhammed'te.
**Mecnunluk, cinnet getirme.
***Resûl Muhammed.
7/185 Ve hiç bakmazlar mı
melekûtuna685 göklerin162 ve yerin; yarattığına Allah'ın (her) bir
şeyden; ve belki de olur ki muhakkak yakınlaşmıştırecelleri onların; öyle ki
hangi hadise/söze sonrasında onun* iman47 ederler.
*Bu sözün.
7/186 Kimi
dalalette128 bırakır Allah; öyle ki olmaz doğru yola kılavuzlayan ona*; ve
bırakır onları** tûğyânları442 içinde (ki) bocalayıp dururlar.
*O kimseyi.
**O kimseleri.
7/200 Ve eğer gelirse sana kışkırtma;
şeytândan29 bir kışkırtma; öyle ki sığın Allah'a;
doğrusu O bir Semî’dir41; bir Alîm’dir8.
ARINMA/ŞEYTAN/ŞEYTANDAN YÜCE ALLAH'A SIĞINMA-YOU TUBE - YASİN ÖZKAN 1
ARINMA/ŞEYTAN/ŞEYTANDAN YÜCE ALLAH'A SIĞINMA-YOU TUBE - YASİN ÖZKAN 2
ARINMA/ŞEYTAN/ŞEYTANDAN YÜCE ALLAH'A SIĞINMA-YOU TUBE - YASİN ÖZKAN 3
7/201 Doğrusu
kimseler (ki) takvalı21 oldular (Allah’a) temas ettiği zaman onlara bir tavaf/dolaşma* şeytândan29; zikrettiler78 (Allah’ı);
öyle ki o zaman onlar bakanlardır/görenlerdir**.
*Şeytânın musallat olması.
**Şeytânın kışkırtmalarını rahatlıkla görürler, anlarlar.
7/202 Ve onların kardeşleridir* (ki)
genişletirler/uzatırlar* onları sapkınlığa; sonra peşlerini bırakmazlar*.
*Şeytânlar.
7/206 Doğrusu Rabbinin4 indindedir/katındadır
kimseler695; (ki) büyüklenmezler kulluk etmekten O’na (Allah’a); ve tesbih31 ederler
O'nu (Allah’ı); ve O’na (Allah’a) secde12 ederler.
****************
8/1 Sual
ederler sana enfâlden696; de ki "Enfâl696 Allah’a ve resûlünedir700;
öyle ki takvalı21 olun Allah’a; ve ıslah360 edin aranızdaki
hali/olanı;ve itaat76 edin Allah'a ve resûlüne700 eğer olduysanız
müminler27."
8/2 Ancak
müminler27; kimselerdir (ki) zikredildiği78 zaman Allah;
korkuyla/ürpertiyle dolar kalpleri onların; ve okunduğu zaman üzerlerine O’nun
ayetleri; ziyade eder* onlara bir imanı47; ve Rablerine4 karşı
tevekkül79 ederler (onlar).
*Ayet.
8/22 Doğrusu
şerli205 dâbbeler599 Allah'ın indinde/katında sağırlar702 ve
dilsizlerdir702; kimselerdir (ki) akletmezler702.
8/29 Ey iman47 etmiş kimseler! Eğer
takvalı21 olursanız Allah’a; yapar sizlere
bir furkan259; ve kâfirlik498 eder sizden
kötülüklerinizi; ve
mağfiret319 eder sizlere; ve Allah Zul* Fadlil285 Azîm94'dir286.
8/40 Ve
eğer dönerlerse öyle ki bilin ki muhakkak Allah mevlânızdır68; ne muhteşem
Mevlâ'dır68; ve ne muhteşem Nasîr'dir.
8/49 Dediği
zaman münâfıklar26 ve kimseler (ki) kalplerindedir175 bir maraz/hastalık:
"Aldatmış bunları dinleri122"; ve kim tevekkül eder Allah'a karşı; öyle ki doğrusu Allah bir Azîz’dir37; bir
Hakîm’dir9.
****************
9/28 Ey
iman47 etmiş kimseler! Ancak ki müşrikler36 bir necestir760; öyle ki
yaklaşamazlar haram mescite158 sonrasında bu yılları*; ve eğer korktunuzsabir
yoksulluk (olmasından); öyle ki yakında zengin edecek sizleri Allah kendi
fazlından202 eğer dilerse; doğrusu Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
*Bu yılları son yıllarıdır. Bundan sonra haram mescite
yaklaşamazlar.
9/51 De
ki: "Asla isabet etmez bizlere Allah'ın bizlere yazdığı dışında; O'dur
mevlâmız*"; ve Allah'a karşı; öyle ki tevekkül79 etsinler müminler27.
*Sahibimiz. Mevlâna kelimesi "sahibimiz"
demektir. Bazı kimselerin bu şekilde çağrılması katıksız şirktir.
9/60 Ancak
ki sadakalar39 fukaralara*; ve miskinlere113; ve onun** üzerine amel
edenlere***; ve kalpleri alıştırılanlaradır****; ve boyunlardadır*****;ve
borçlularadır; ve Allah yolundadır******; ve yolun oğlunadır354; bir
farzdır497 Allah’tan; ve Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
*Fakirlere.
**Sadakanın.
***Sadakaların toplanmasını yapanlar/edenler.
****Kalpleri Kur'an'ın merhametiyle tanıştırılacak olanlar.
*****Boyunduruk altına girmiş kimseleri kurtarmak içindir.
******Sadece Kur'an için yapılan mücadelededir.
9/71 Ve
mümin27 erkekler; ve mümin27 kadınlar*; onların bir kısmı
velileridir28 bir kısmın; emrederler marufla291 ve engellerler
münkeri82; ve ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve itaat
ederler Allah'a ve O’nun resûlüne418; işte bunlar, rahmet271 edecektir
onlara Allah; doğrusu Allah bir Azîzdir37; bir Hakîmdir9.
*9:67 ayetinde münâfık erkekler ve münâfık
kadınların özelliği bildirilmiştir.
9/78 Hiç
bilmezler mi ki Allah bilir sırlarını ve sakladıklarını; ve ki Allah
bilendir gaybı62.
9/84 Ve
salla52 edilmez onlardan** ölen birine ebediyen; ve kıyam143 etme
onun kabrinde; doğrusu onlar kâfirlik25 ettiler Allah'a ve resûlüne; ve
öldüler; ve onlar fâsıklardır38.
*Yüz çevirmemek, ilgisiz kalmamak, kale almak, umursamak,
kayıtsız kalmamak, mühimsemek, tepkisiz kalmayarak üzerine titremek.
**Allah'ın ayetlerine kafirlik edenler, müşrikler
9/112 Tevbe33 edenlerdir; kulluk edenlerdir;
hamd3 edenlerdir; seyahat edenlerdir*; rükû11 edenlerdir;
secde12 edenlerdir; emredenlerdir marufla291; ve
engelleyenlerdir/yasaklayanlardır münkeri82; ve koruyanlardır Allah'ın
hudutlarını; ve müjdele müminleri27.
*Yüce Allah'ın yolunda.
9/113 Olmuş değildir nebiye132 ve
iman47 etmiş kimselere ki mağfiret319 dilerler müşriklere36; şayet
olduysalar (bile) yakınlık sahibi beyan226 olmuş olan sonrasında onlara; ki
onlar cahîm808 ashâbıdır194.
9/114 Ve olmuş değildi istiğfar396 dilemesi
İbrahim'in babası için vaat edilenden başka (ki) vaat
etti***** onu* ona**; öyle ki ne zaman beyan226 oldu
ona*** ki o**** bir düşmandır Allah'a;
uzaklaştı***** ondan******; doğrusu İbrahim mutlak bir eyvah (-lıydı); bir
halîmdi.
*Vaadi.
**Babasına.
***İbrahim'e.
****Babası.
*****İbrahim.
******Babasından.
9/115 Ve olmuş değildir Allah
dalalette128 bırakır bir kavmi/toplumu doğru yola kılavuzladığı zaman
sonrasında; ta ki beyan226 eder* onlara neye takvalı21 olurlar;
doğrusu Allah her bir şeye bir Alîm’dir8.
*Allah.
9/116 Doğrusu Allah’tır; O’nadır mülkü
göklerin162 ve yerin; hayat verir* ve öldürür*; ve yoktur sizlere
Allah’ın astından hiçbir veli; ve ne de bir yardım eden.
*Allah.
****************
10/3 Doğrusu
Rabbiniz4 Allah'tır; yaratandır gökleri162 ve yeri
altı781 günde*; sonra istiva188 etti arşa66 karşı;
düzenler/organize eder emri351; yoktur hiç bir şefaatçi dışında O'nun izni
sonrasında; işte bunlarsınız; Allah'tır Rabbiniz; öyle ki kulluk edin O’na; öyle
ki zikretmez misiniz?
*Evren/dönem.
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
10/4 O'nadır* dönüş
yerleriniz topluca; vaadi Allah'ın bir haktır/gerçektir; doğrusu
O** benzersiz başlatır yaratışı; sonra geri döndürür onu***; karşılığını63 vermek
için kimselerin (ki) iman47 ettiler ve yaptılar
sâlihât18 eşitlikle230 ve kimselere (ki) kâfirlik25 ettiler;
onlaradır**** kaynardan bir şarap***** ve elim/acıklı bir azap;
kâfirlik25 ederler olduklarına.
*Allah'a.
**Allah.
***Yaratışı.
****Kâfirlere.
*****İçecek.
10/5 O'dur*
yapan Güneş'i bir ışıma**; ve Ay'ı bir nur***; ve kadere bağladı
onu**** menzillere (ki) bilmeniz içindir adetini/sayısını senelerin
ve hesabı; yaratmış değildir Allah işte bunu hak/gerçek (olması) dışında;
fasıllar***** ayetlerini bilir bir kavim/toplum için.
*Allah'tır.
**Işımayı
kendisi üreten. Lamba.
***Aydınlık.
****Ay'ı.
*****Detaylandırır,
ayırır.
10/6 Doğrusu
halifeliği* gece ve gündüzün; ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı;
mutlak ayetlerdir237 takvalı olur bir kavim/toplum için.
*Ardışık
gelişi.
10/7 Doğrusu
kimseler (ki) ummazlar kavuşmayı bizlere; ve razı oldular dünya hayatıyla;
ve tamah ettiler ona*; ve kimselerdir (ki) onlar ayetlerimizden gâfillerdir310.
10/8 İşte
bunlar; sığınakları onların ateştir834 kazanır olduklarıyla.
10/11 Şayet acele ederse Allah insanlara şerri205;
acele etmesi (gibi) onlara hayrı; mutlak bitirilirdi onlara ecelleri; öyle ki
bırakırız bize kavuşmayı ummayan kimseleri taşkınlıklarında/azgınlıklarında;
şaşkın/abuk sabuk sayıklarlar.
10/12 Ve temas ettiği zaman insana bir darlık;
dua80 etti bize yanına yatar (-ken) ya da oturur (-ken) ya da dikelir
(-ken); öyle ki ne zaman keşfettik* ondan darlığını; geçer/devam eder asla
dua80 etmez gibi bize ona temas etmiş darlığa karşı; işte böyledir;
süslendi müsriflere784 yapar oldukları.
*Bir çıkış yolu keşfetmek, açmak.
10/17 Öyle ki kimdir daha
zalim257 kimseden (ki) iftira attı402 Allah'a karşı bir yalanı
ya da yalanladı195 ayetlerini O’nun*; doğrusu O**; felaha326 kavuşturmaz
mücrimleri674.
*Allah'ın.
**Allah.
10/18 Ve kulluk46 ederler Allah'ı astından zarar veremeyene onlara ve de menfaat sağlayamayana onlara; ve derler: "Bunlar şefâatçilerimizdir114 Allah'ın indinde/katında"; de ki: "Haber mi verirsiniz Allah'a bilmediğini göklerde162 ve ne de yerde? Subhân’dır7 O; ve yücelmiştir şirk71 koştuklarından."
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
10/21 Ve tattırdığımız zaman insanlara bir
rahmet271 onlara temas etmiş darlık sonrasında; (olduğu) zaman onlara bir
tertip705 ayetlerimizde454; de ki: Allah daha seridir bir tertipte705;
doğrusu resûllerimiz418* yazarlar tertiplediğinizi.
*Hafıza melekleri.
10/35 De ki: "Şirk71 koştuklarınızdan
kimse mi kılavuzlar hakka/gerçeğe doğru?"; de ki: "Allah kılavuzlar
hakka/gerçeğe; öyle ki kimse mi (ki) kılavuzlar hakka/gerçeğe doğru daha
haktır/layıktır ki tabi olunur; ya da kimse mi (ki) kılavuzlayamaz dışında ki
(kendisi) kılavuzlanır; öyle ki nedir sizlere (olan ki) nasıl hükmedersiniz?
10/36 Ve tabi olur değildir
çoğunluğu onların dışında bir zan314*; doğrusu
zan314* ganileştirmez** haktan/gerçekten bir şey;
doğrusu Allah bir Alîm’dir8 faaliyet ettiklerine.
*Tamamı zan olan Talmud, Kutubi Sitte, Kutubu Rubra gibi
hadis kitapları. Zerre zan varsa çöptür.
**Zenginlik sağlamaz, kazandırmaz haktan/gerçekten.
10/37 Ve olmuş değildir bu Kur'an850 ki iftira883 atılır
Allah’ın astından*; velakin/fakat tasdik eder iki elinin
arasındakini**; ve tefsîl651 edendir kitabı**; olmaz
şüphe onda***; alemlerin203 Rabbindendir4.
*Kutsal kitaplar
haricinde dinde hüküm koyan tüm kitaplar çöptür. Dinde zerre değerleri yoktur.
Yüce Allah'ın astından olan bu kitaplar bizzat Yüce
Allah'a ve resûllerine tonlarca iftira eden hükümler içerirler.
**Tevrât'ı.
***Kur'an'da.
10/44 Doğrusu
Allah zulmetmez257 insanlara bir şey; velakin/fakat
insanlar kendi nefislerine201 zulmederler257.
10/52 Sonra denildi zulmetmiş257 kimselere:
"Tadın azabı ölümsüz185 (olarak); cezalanır mısınız kazanır olduğunuz
dışında?"
10/57 Ey
insanlar! Muhakkak geldi sizlere bir vaaz653 Rabbinizden4; ve bir şifa gönüllerdekine*; ve bir
doğru yola kılavuz; ve bir rahmet271 müminlere27.
*Kalplere.
10/58 De ki: "Allah'ın
fazlıyla202 ve rahmetiyledir271"; öyle ki işte bununla*;
öyle ki ferahlasınlar; o** bir hayırdır topladıklarından.
*Allah'ın fazlı ve rahmetiyle.
**Allah'ın fazlı ve rahmeti.
10/59 De ki: "Gördünüz mü Allah'ın indirdiğini sizlere
bir rızıktan? Öyle ki yaptınız ondan* bir haram** ve bir
helal**"; de ki: "Allah mı izin verdi*** sizlere ya da
Allah'a karşı iftira402 mı atarsınız?"
*Rızıktan.
**İftira atarak, tamamı
zan olan şeytân öğretilerine uyarak haramlar ve helaller kıldınız.
***Allah izin
vermediğine göre iftira attınız. Kutsal kitaplarda yer almayan haram ve
helaller dışında bir rızık için haram ve helal koyma yetkisi kimseye
verilmemiştir.
10/60 Ve nedir zanları314 kimselerin (ki)
iftira402 atarlar Allah'a karşı kıyamet günü yalanını873?; doğrusu Allah
mutlak sahibidir bir fazl202 insanlara karşı; velakin/fakat çoğu onların
şükretmezler43.
10/62 Değil mi (ki) doğrusu Allah'a evliyaya876;
olmaz bir korku üzerlerine ve onlar hüzünlenmezler.
10/63 Kimselerdir
(ki) iman47 ettiler; ve takvalaşır21 oldular.
10/64 Onlaradır müjde* dünya hayatında
ve ahirette; olmaz değiştiren Allah'ın kelimelerini416; işte bu; o; büyük
fevzdir768.
10/69 De ki: "Doğrusu kimseler (ki) iftira
atarlar402 Allah karşı yalanı195; felaha326 kavuşamazlar."
10/100 Ve olmuş değildir bir nefse201 ki
iman47 eder; Allah'ın izniyle (olması) dışındadır; ve yapar
ricsi773 kimseler üzerlerine (ki) akletmezler.
10/105 Ve ki doğrult yüzünü bir
hanîf117 dine437; ve sakın olma müşriklerden36.
10/106 Ve çağırma Allah'ı astından menfaat
sağlayamayanı sana ve ne de zarar veremeyeni sana; öyle ki eğer faaliyet içinde
olursan (buna); öyle ki doğrusu sen o zaman zalimlerdensin.
10/107 Ve eğer temas ettirse sana Allah bir
zararı; öyle ki olmaz kâşif* ona** O’nun*** dışında; ve eğer
dilerse**** sana bir hayrı; öyle ki olmaz reddeden***** fazlını202 O’nun***;
isabet ettirir**** onu****** kullarından46 dilediği kimseye; ve
O**** Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
*Kurtulmanın yollarını keşfeden.
**Zarara.
***Allah'ın.
****Allah.
*****Geri döndüren.
******Fazlı.
10/108 De ki: "Ey insanlar! Muhakkak
geldi sizlere hak/gerçek* Rabbinizden4; öyle ki kim doğru yola
kılavuzladı**; öyle ki ancak doğru yola kılavuzlar kendi nefsini201; ve kim
dalalete128 düştü; öyle ki ancak dalalete128 düşer kendi aleyhine;
değilim ben üzerinize bir vekîl517."
*Kur'an.
**Nefsini.
****************
11/7 Ve
O* (ki) yaratandır gökleri162 ve yeri altı günde781; ve oldu
arşı66 O’nun** mayi/sıvı üzerinde; belalandırmak256 içindir
sizleri hanginiz daha güzeldir bir amel*** (-de); ve şayet dediysen
"doğrusu sizler diriltilenlersiniz sonrasında ölüm"; mutlak derler
kâfirlik25 etmiş kimseler: "değildir bu apaçık bir sihir dışına"
*Allah.
**Allah'ın.
***Yapıp etmede.
11/9 Ve
şayet tattırsak insana bizden bir rahmet271; sonra soyup çeksek
onu* ondan**; doğrusu o*** kâfir25 bir ümitsizdir mutlak.
*Rahmeti.
**İnsandan.
***İnsan.
11/10 Ve şayet tattırırsak
ona* nimet757 sonrasında darlık (ki) temas etti ona*; mutlak der:
"Gitti/kayboldu kötülükler benden"; doğrusu
o** böbürlenen/öğünen bir ferahlayandır mutlak.
*İnsana.
**İnsan.
11/11 Dışındadır kimseler (ki) sabrettiler51 ve
yaptılar sâlihât18; işte bunlar; onlaradır bir mağfiret319 ve büyük bir
ecir820.
11/15 Kim (ki) oldu arzular dünya hayatını ve
ziynetini856 onun*; tamamlarız üzerlerine yaptıklarını orada**; ve onlara
orada** azaltılmaz/eksiltilmez***.
*Dünya hayatının.
**Dünya hayatında.
***Haksızlık edilmez, yaptıklarının karşılığı yine dünya
hayatında eksiksiz verilir.
11/16 İşte bunlar; kimselerdir (ki) yoktur onlara
ahirette ateş834 dışında; ve boşa çıktı ürettikleri orada*; ve bir
batıldır199 yapar oldukları.
11/24 Kimselerdir (ki)
uzaklaştırırlar/engellerler886 Allah'ın yolundan336; ve bakınırlar
ona* bir eğmeye/bükmeye/kıvırmaya886; ve onlar; ahirete onlar
kâfirlik667 ederler.
*Yüce Allah'ın yolu olan kutsal kitaplara.
11/56 Doğrusu ben* tevekkül79 ettim Allah'a karşı; Rabbime4; ve Rabbinize4; Yoktur hiçbir dâbbe599 dışında O’na**; (ki) tutandır perçemini onun; doğrusu Rabbim4 üzerindedir dosdoğru bir yol.
Not: Açık elle perçem bölgesine vurma, sürükleyerek bir yere fırlatma anlamı vardır. Neden perçem bölgesi işaret edilmiştir. Perçem bölgesi başın alın kısmı ve kakül kısmıdır. Bu yerin altında beynin frontal kısmı bulunur. Bu kısım insanın kararlarını verdiği yerdir. İnsanların yaptıkları her hareketin ortaya çıktığı yer bu bölgedir. Bu bölgenin özellikle cezaya maruz kalacağının işaret edilmesi de bilimsel bir mucizedir.
96/15 Hayır! Eğer asla vazgeçmezse/menetmezse mutlaka tokatlarız/sürükleriz perçemden818.
96/16 Bir perçem (ki) yalancı, hatalı/yanlış.
11/114 Ve ikame572 et
salâtı5 iki tarafında gündüzün170; ve
yakınlarında gecenin171; doğrusu güzellikler giderir rezillikleri/iğrençlikleri;
işte bu bir zikirdir/hatırlatmadır hatırlayanlara.
****************
12/7 Doğrusu,
Yusuf ve kardeşlerinin olayında ders almak isteyenler için nice ayetler vardır.
12/109 Senden önce gönderdiğimiz ve
kendilerine vahyettiğimiz kimseler de şehirlerde yaşayanlardan başkası değildi.
Hem onlar, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Baksalar ya! Kendilerinden
öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna! Takva sahipleri için ahiret yurdu daha
hayırlıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
****************
13/2 Bir
dayanak olmaksızın -görmekte olduğunuz gibi- gökleri yükselten Allah'tır.
Sonra, mutlak gücüyle Güneş'i ve Ay'ı koyduğu yasalara bağlı kıldı. Hepsi, adı
konmuş bir ecele doğru akıp gitmektedir. İşleri düzenleyip idare eden O'dur.
Ayetleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır ki, belki Rabb'inize kavuşacağınıza
kesin olarak iman edersiniz.
****
13/3 Ve
O'dur; ki yaydı/genişletti yeri/yeryüzünü; ve yaptı orada (yerde) revâsiye146; ve nehirler; ve her meyveden; yaptı orada
iki çift (erkek-dişi); örter (Allah) geceyi171 gündüze170; doğrusu
bundadır mutlak ayetler fikreder868 bir kavim/toplum için.
46Sabitleyiciler. Tektonik tabakalar arasındaki yitim/dalma zonlarında mantoya doğru kazık gibi çakılan yapılar.
Not: Kur'anda dağlar depremi önler diye yanlış çevirip insanları dinsiz yaparlar. Oysa ki dağ CİBAL dir. Zaten depremi önler diye de geçmez. sizi sarsmasın diye diye geçer. Sarsmaktan sarsmaya fark vardır. 5 şiddetinde sarsma ile 9 elbette bir değildir.
Konu ile ilgili kısa bilgi;
1. Tektonik Levhalar ve Hareketleri
2. Çarpışma ve Etkileşimler
Levhalar
birbirleriyle üç şekilde etkileşir:
3. Hâlâ Çarpışıyorlar mı?
Bu olaylar olurken çarpışma esnasında elbette deprem olur. Fakat Yüce Allah revasiyeler yerleştirdik, yaptık diyor. Yani olay anını değil, oluşum oluştuktan sonrasını işaret eder, bizde ona bakıcaz.
Tektonik plakalar çarpıştığında, kıtaların altında bulunan yoğun ve soğuk litosfer parçaları zamanla manto içine, yani Dünya’nın çekirdeğine doğru batar. Bu sürece dalma-batma (subdüksiyon) denir.
Bu batma hareketinin depremle ilgisi şöyle özetlenebilir:
Isı ve akış dengesi: Batıp manto içine karışan soğuk levha, çevresindeki sıcak manto malzemesinin konveksiyonunu dengeler. Bu, plakaların genel hareket hızını ve gerilme dağılımını düzenler.
Gerilimi “yutma” etkisi: Dalma zonlarında enerji, sadece fay hattında birikmez; levhanın aşağı doğru kayması bir “basınç vanası” gibi davranarak bir kısmını derinlere taşır. Bu, bazı bölgelerde depremlerin daha “sabit” aralıklarla olmasına yol açar.
Uzun vadeli denge: Bu derin dalış olmasa, yüzeyde sıkışma daha şiddetli birikirdi ve çok daha yıkıcı, kontrolsüz depremler oluşabilirdi.
Ayrıca;
Enerjinin çoğu, derine inen levhanın sürtünme ve erime süreçlerinde “yutulur”.
Yüzeyde devasa (M8+) depremler yerine, daha derin ve genellikle M5–M6 civarında, düzenli ama daha küçük depremler görülür.
Anlarız ki revasiyeler çok büyük sarsıntılardan bizi korumak için Yüce Allah tarafından yerleştirilmiş sabitliyicilerdir.
SONUÇ :
Hiçbir ayette revasiyeler depremi önler demez. Sizi
sarsmasın diye gelir. Yani revasiyenin işlemi, oluştuktan sonra yeryüzünü
tamamen hareketsiz yapmak değildir.
Sallantıyı önleyen, denge sağlayan bir mekanizmadan
bahseder. Bu da jeolojide bu oluşumun büyük tektonik enerjileri yayarak
yeryüzünü yaşanabilir kılması fikriyle uyumludur.
Dağların yüzeyde görünen alt kısmı olan bu revasiyeler
mantoya doğru kilometrelerce uzanarak, bu dağların bir nevi köklerini oluşturur
ve bu kökler hem ağırlıkla bastırır hem de levha sınırlarının kayma hızını
düşürür.
Bu kütlerler tektonik enerjiyi geniş alana yayar ve enerji
daha küçük ve sık depremler şeklinde boşalır. Bunlar olmasaydı enerji tek
seferde ve büyük bir enerji boşalması şeklinde çok daha büyük sarsıntılara
neden olurdu.
Belki de 5 büyüklüğünde olan bir deprem, bu revasiyeler olmasaydı
6 veya 7 şiddetinde olurdur.
Tabi bu ölçülen veya
bilimsel olarak karşılık olan bir şey değil, yüzeysel bir tahmindir. Ama olası
depremin revasiye olmadığında çok daha şiddetli olacağı da kesindir.
Ha 5 ha 6 ne farkedeckti diye düşünenlere ufak bir bilgi
verelim.
Deprem büyüklüğü logaritmik olduğundan, 6’lık bir deprem
5’likten yaklaşık 32 kat, 7’lik ise 1000 kat daha fazla enerji salar.
Bilimsel çalışmalar birebir “5’lik deprem 7 olurdu” demese de, dağlar ve kalın kabuğun yokluğu durumunda depremlerin hem daha sık hem de daha yıkıcı olacağı konusunda geniş bir görüş birliği vardır.
****
13/10 Sizden, düşüncesini açıklayan da gizleyen de bir şeyi gece yapan da gündüz yapan da aynıdır.
13/11 Onu her şeyi ile izleyenler vardır. Allah'ın
işinden olarak onu gözetlerler. Kuşkusuz bir halk kendi durumunu
değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez. Ve Allah, kötü bir halka
ceza vermeyi istediğinde hiçbir güç bunu engelleyemez. Onlar için O'ndan başka
bir veli yoktur.
13/19 Rabb'inden sana indirilenin kesin doğru
olduğunu bilen kimse, kör kimse gibi midir? Ancak sağlıklı düşünen akıl
sahipleri öğüt alıp gerçeği kavrarlar.
13/20 Onlar, Allah'la olan ahdi yerine getirirler,
misakı bozmazlar.
13/21 Ve o kimseler, Allah'ın bağlı kalınmasını
emrettiği şeye bağlı kalırlar, Rabb'lerini saygı ile yüceltirler, hesabın kötü
olmasından korkarlar.
13/22 Ve kimseler; sabrederler51; arayan
Rablerinin4 yüzünü; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve infak
ettiler6 rızıklandırdığımızdan onları; sırlı şekilde/gizlice ve
alenen/bildirerek; ve savarlar/defederler güzellikle rezilliği/iğrençliği; işte
bunlar; onlaradır sonu* diyarın/yurdun.
*Selam diyarı/yurdu sonrası girilecek olan son yurt/diyar
olan cennet yurdu/diyarı.
13/25 Misaklerinden sonra Allah'ın ahdini bozanlar;
Allah'ın bağlı kalınmasını istediği şeyle bağlarını koparanlar ve yeryüzünde
bozgunculuk yapanlara lanet vardır ve dünya yurdunun kötü sonu onlarındır.
13/26 Allah,
rızkı dilediğine genişletir de ölçülendirir de. Dünya hayatı ile şımardılar. Oysa
dünya, ahiret hayatı yanında bir metadan başka bir şey değildir.
13/27 Kafirler: "Rabb'inden ona bir ayet
indirilseydi ya!" diyorlar. De ki: "Allah, hak edeni saptırır,
kendisine yönelen kimseyi de doğru yola iletir."
13/28 Onlar, İman Edenler ve kalpleri Allah'ın zikri ile tatmin olanlardır. Kalpler, ancak Allah'ın zikri ile tatmin olur.
13/29 İman Eden ve salihatı yapanlara ne mutlu.
Dönüş yerinin iyisi onlarındır.
****************
14/18 Rabb'lerine nankörlük edenlerin yaptıkları,
fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir kül gibidir.
Kazandıklarından hiçbir şey ellerinde kalmaz. İşte bu derin bir sapkınlıktır.
14/27 Allah, iman edenleri dünya hayatında da
ahirette de sapasağlam ayakta tutar. Allah, zalim olanları saptırır. Allah dilediğini
yapar.
14/31 De ki kullarıma; iman47 etmiş kimselere;
ikame572 etsinler salâtı5; ve infak etsinler6 rızıklandırdığımızdan
onları; sırlı şekilde/gizlice ve alenen/bildirerek; önceden ki gelir bir gün;
yoktur bir alışveriş onda; ve yoktur bir dostluk.
14/32 O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su
indirdi ve böylece onunla ürünleri size rızık olarak yetiştirdi; koyduğu
yasalarla denizlerde yüzüp giden gemilerihizmetinize verdi ve ırmakları yararınıza
sundu.
14/34 Ondan istediğiniz her şeyden size verdi. Eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız.
Doğrusu insan, çok zalimdir, çok kafirdir.
14/42 Sakın zalimlerin yaptıkları şeylerden Allah'ı
gafil sanma. O hesaplaşmayı gözlerin dehşetten donup kalacağı güne erteliyor.
14/52 Bu Kur'an, kendisiyle uyarılmaları, Allah'ın bir
tek ilah olduğunun bilinmesi ve sağlıklı düşünen akıl sahiplerinin öğüt
almaları için insanlara bir mesajdır.
****************
15/49 Kullarıma haber ver: "Ben, Çok
Bağışlayıcıyım, Kesintisiz Rahmet Sahibiyim."
15/50 Fakat azabım, elem verici bir azaptır.
****************
16/4 İnsanı
bir nutfeden yarattı. Böyleyken bir de bakarsın, o apaçık bir düşmandır.
16/5 Hayvanları,
sizin için O yarattı. Isınma ve birçok yararları yanında, onlardan yiyecekler
de elde edersiniz.
16/9 Doğru
yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Eğer O dileseydi,
hepinizi hidayete erdirirdi.
16/14 Taze et yemeniz ve takındığınız süs eşyası
çıkarmanız için denizi yararlanmanıza sunan O'dur. Lütfundan rızık aramanız
için, onun içinde suları yararak giden gemiler görürsün. Umulur ki
şükredersiniz.
16/15 O, sizi sarsar diye yeryüzüne ağır baskı koydu. Yolunuzu bulmanız için nehirler ve
yollardan izler bıraktı; (revasiye)
16/16 Ve işaretler. Onlar, yıldızla yol bulurlar.
16/17 O halde yaratan ile yaratmayan bir midir? Hala
tezekkür etmez misiniz?
16/18 Eğer Allah'ın
nimetlerini sayacak olsanız, onu hesaplayamazsınız. Kuşkusuz, Allah, Çok
Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
16/19 Allah, gizlediğiniz
şeyleri de açığa vurduğunuz şeyleri de bilir.
16/28 Kimseleri (ki) vefat621 ettirir onları
melekler522; zalimlerdir257 (o kimseler) kendi nefislerine201; öyle ki
karşılaştılar (meleklerle) selam* (-da); (derler) Olmuş değildik yapar
hiçbir kötülük**; evet; doğrusu Allah bir bilendir yapar*** olduğunuzu.
*Tam ve mutlak bir teslimiyette.
**Tam teslimiyet halinde doğruyu söylemektedirler. Anlarız
ki zalimler yaptıkları zalimliğin farkında değillerdir. En büyük zulüm olan
şirk günahını işleyen ve müşrik olan bu kimseler aldanmıştır. Aldatılmıştır.
***Yüce Allah açık ve net olarak farkında olmamanın yapılan
kötülüklerin bahanesi olamayacağını bildirmektedir.
16/29 Öyle ki girin cehennemin kapılarına;
ölümsüzler185 (olarak) orada*; öyle ki ne perişan oldu
büyüklenenlerin dinlenme yeri.
*Cehennemde.
16/30 Ve denildi takvalı21 olmuş kimselere;
"Nedir indirdiği Rabbinizin4?"; Dediler: "Bir hayır kimselere
(ki) iyileştirdiler/güzelleştirdiler bu dünyada*; bir iyiliktir/güzelliktir
(onlara); ve ahiret diyarı/yurdu642 (da) hayırlıdır; ve ne muhteşemdir
muttakilerin17 diyarı/yurdu642.
*Şu an içinde yaşadığımız evren ve yaşam.
16/44 Onları beyyinatla zeburlarla gönderdik. Sana
da zikri indirdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin. Ki
böylece düşünüp öğüt alırlar.
16/70 Sizi, Allah yarattı, sonra da sizi vefat
ettirecek. Sizden kiminiz de bilir bir haldeyken, hiçbir şey bilmeyen ihtiyar
bir bunak oluncaya dek yaşatılır Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeye Gücü
Yeten'dir.
16/74 Artık Allah'a
benzerler uydurmayın. Kuşkusuz, Allah bilir siz bilmezsiniz.
16/77 Göklerin ve yerin gaybı, yalnızca Allah'a
aittir. Sa'at'in emri de yalnızca göz açıp kapamak veya
ondan daha az bir zamanda olacaktır. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Kadir'dir.
16/84 Her ümmetten bir tanık getirdiğimiz gün, artık
Kafirlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.
16/85 Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya
kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.
16/90 Doğrusu Allah emreder adaleti680 ve
ihsânı250 ve vermeyi yakınlık130 sahiplerine; ve meneder
fahşâdan81 ve münkerden82 ve aranmaktan/bakınmaktan yanlışa/taşmaya;
vaaz653 verir* sizlere; belki sizler zikredersiniz78.
16/91 Söz verdiğiniz zaman, verdiğiniz sözü Allah
için tutun. Allah'ı kendinize kefil kılarak, pekiştirdikten sonra yeminlerinizi
bozmayın. Allah ne yaptığınızı bilir.
16/93 Allah, dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı.
Fakat Allah hak edeni saptırır, hak edeni de doğru yola iletir. Siz, yaptığınız
her şeyden sorumlu tutulacaksınız.
16/94 Yeminlerinizi, aranızda aldatma ve
bozgunculuğa araç yapmayın. Yoksa yere sağlam bastıktan sonra ayak kayar.
Allah'ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülükle karşı karşıya kalırsınız.
Ve büyük bir azaba uğrarsınız.
16/95 Allah'ın ahdini, küçük bir çıkara
değiştirmeyin. Şayet bilirseniz, Allah'ın yanındaki ödülünüz daha iyidir.
16/96 Sizin yanınızda olan şeyler tükenir, Allah'ın
yanında olan şeyler ise tükenmez. Sabredenlere, ödüllerini yaptıkları şeylerin
karşılığı olarak en iyi şekilde vereceğiz.
16/116 Kendi
yalanlarınızı, Allah'a dayandırarak, dilinize geldiği gibi yalan yanlış, "Şu helaldir, şu haramdır." demeyin.
Uydurduğu yalanı Allah'a dayandıranlar, kurtuluşa eremezler.
16/117 Bu yaptıkları az
bir yararlanmadır. Onlara acı bir azap vardır.
16/125 Rabb'inin yoluna, hikmetle ve iyiliği
öğütleyerek çağır. Onlarla en iyi şekilde mücadele et. Kuşkusuz Rabb'in, kimin
Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir doğru yolda olanları da en iyi O bilir.
16/128 Kuşkusuz, Allah, takvalı olanlarla ve
iyi davranan kimselerle beraberdir.
****************
17/9 Kuşkusuz
bu Kur'an, en doğru yolu gösterir. Salihatı yapan Mü'minlere kesinlikle büyük
bir ödül olduğunu müjdeler.
17/10 Ahirete iman etmeyenlere can yakıcı bir azap
hazırlandığını haber verir.
17/12 Biz geceyi ve gündüzü iki ayet yaptık. Sonra
geceyi karanlık, gündüzü aydınlık yaptık ki Rabb'inizin bahşettiği nimetleri
çalışıp kazanasınız ve yılların sayısını hesabını yapma imkanı bulasınız. Biz,
her şeyi ayrıntılı olarak açıkladık.
17/18 Kim aceleyi isterse, hak eden kimseye
dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız.
Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.
17/19 Kim
de ahireti isterse ve Mü'min olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte
onların çalışmaları meşkurdur.
17/20 Biz, bu dünyayı isteyene de ahireti isteyene de
veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır. Rabb'inin ataları kısıtlanmış değildir.
17/21 Bak!
Onların bir kısmını bir kısmından daha fazla imkan sahibi kıldık. Elbette
ahiret, dereceler ve imkan bakımından da daha büyüktür.
17/22 Allah ile birlikte başka bir ilah edinme.
Yoksa kınanmış ve hor görülmüş olarak kalırsın.
17/23 Rabb'in, Kendisinden
başkasına kul olmamanızı, anne ve babaya iyi davranmanızı kaza etti.
Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa sakın onlara
"öf" deme, onlara kaba davranma. Ve ikisine de kerim şekilde konuş.
17/24 Ve merhametle, alçakgönüllüce onlara kol kanat
ger. Ve de ki: "Rabb'im, onların beni büyütürken gösterdikleri merhamet
gibi, onlara merhamet et."
17/25 Rabb'iniz niyetinizi çok iyi bilir. Eğer
salihler olursanız, o zaman kuşkusuz O, Kendisine yönelenleri bağışlayıcıdır.
17/26 Yakınlık sahibine, düşkünlere ve yol oğluna
yardım yap! Savurganlık yaparak saçıp savurma.
17/27 Saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir.
Şeytan ise Rabb'ine karşı çok nankördür.
17/28 Rabb'inden, ümit ettiğin rahmeti isterken,
onlardan yüz çevirirsen bari yumuşak davranarak gönüllerini al.
17/29 Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. Aksi
halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın.
17/32 Zinaya yaklaşmayın. Kuşkusuz o bir fuhuştur ve
kötü bir yoldur.
17/33 Allah'ın
haram kıldığı bir canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, Biz
onun velisini sultan kıldık. O da öldürmede haddi aşmasın. O yardım olunmuştur.
17/34 Olgunluk çağına
erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ve
verdiğiniz sözleri yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.
17/35 Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile
tartın. Hayırlı ve iyi olan budur.
17/36 Hakkında
bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad bunların
hepsi ondan sorumludur.
17/37 Yeryüzünde
büyüklenerek yürüme! Sen asla yeri yaramazsın ve boyca dağlara erişemezsin.
17/38 Bütün
bunlar, Rabb'inin yanında hoş görülmeyen kötü şeylerdir.
17/39 İşte bunlar, senin Rabb'inin, sana Hikmet'ten
vahyettiği şeylerdendir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Yoksa kınanmış
ve kovulmuş olarak Cehennem'e atılırsın.
17/41 Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da öğüt alsınlar
diye her türlü açıklamayı yaptık. Oysaki bu onların yalnızca nefretlerini
arttırdı.
17/53 Kullarıma de ki: "Sözün en iyi olanını söylesinler!" Şeytan, onların aralarını
bozar. Şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.
17/70 Ant olsun ki insanoğlunu kerem sahibi kıldık.
Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık.
Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık.
17/72 Dünyada kör olan, ahirette de kör olacaktır.
Yol bulma bakımından körden daha şaşkın olacaktır.
17/80 De ki: "Rabb'im! Beni doğru bir girişle
girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar. Ve bana katından bir sultan
ver."
17/110 De ki: “Dua80 edin Allah (diye)
veya dua80 edin Rahmân1 (diye); dua80 ettiğiniz hangisiyse”;
öyle ki O'nadır en güzel isimler49 sesini yükseltme salâtında5; sessiz (de)
etme onu; bakın/ara arasında bunun bir yol.
17/111 Ve de ki: "Hamd, çocuk edinmeyen
Allah'a özgüdür. O'nun mülkte ortağı yoktur. O'nun acizlikten dolayı bir veliye
de ihtiyacı yoktur." O'nu tam bir yüceltme ile yücelt.
****************
18/1 Hamd4 Allah'adır;
ki indirdi kuluna* kitabı**; ve asla yapmadı ona (kitaba) bir eğrilik/bir
yamukluk.
*Nebi Muhammed
**Kur'an'ı.
18/2 Kıyamdadır143;
uyarması içindir onun (Allah'ın) katından/indinden şiddetli bir
perişanlığı/bir kaygıyı; ve müjdeler müminleri27; sâlihât18 yapan
kimseleri; ki onlaradır güzel bir ecir.
18/7 Doğrusu
biz yaptık yer* üzerindekini bir ziynet856 ona**; test etmemiz içindir
onları; hangisi onların daha güzeldir yapıp etmede/amelde.
*Yeryüzü.
**Yere.
18/23 Ve deme bir şey için;
şüphesiz ben yapıcıyım bunu yarın.
18/24 Ancak eğer dilerse
Allah; ve zikret/an Rabb’ini4 unuttuğun zaman; ve de ki: “Belki de
kılavuzlar beni Rabb’im4 bundan daha yakın bir reşada61”
61Doğruluk/olgunluk.
18/27 Ve oku vahyolunanı603 sana;
Rabb’inin4 kitabından; yoktur değiştirici O’nun kelimelerini416; ve asla
bulamazsın O'nun astından bir sığınak.
18/28 Sabah akşam O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine
çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine
kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız,
tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.
18/46 Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür.
Kalıcı olan iyi işler ise Rabb'inin yanında daha değerlidir. Ümit bağlama
yönünden de daha değerlidir.
18/54 Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da her türlü
örneği farklı farklı açıklamalarla verdik. Ne var ki insan bilir bilmez her
şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir.
18/57 Rabb'inin ayetleriyle öğüt verildiği zaman onu
dikkate almayan ve yapıp ettiklerini önemsemeyen kimseden daha zalim kim
vardır? Biz, böylelerinin kalplerinin üzerine, gerçeği düşünüp kavramayı
engelleyen bir örtü, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğruya
yöneltmeye çalışsan da artık asla doğru yola dönmezler.
18/58 Bununla beraber, rahmet sahibi Rabb'in çok
bağışlayıcıdır. Eğer O, yaptıkları yüzünden onları hemen hesaba çekseydi,
kesinlikle onlara azabı hemen verirdi. Aksine onlar için belirlenmiş bir zaman
vardır. Onlar, O'ndan başka sığınılacak bir yer asla bulamazlar.
18/88 Ve iman47 etmiş; ve sâlihât18 yapmış
kimseye gelince; onadır güzel bir ceza63; ve diyeceğiz
ona emrimizden kolayını.
18/103 De ki: "Size,
yaptıklarından dolayı en çok kayba uğrayanları haber verelim mi?"
18/104 "Onlar, dünya hayatında iyi işler
yaptıklarını sanırlarken, yaptıkları boşa gitmiş olan kimselerdir."
18/105 İşte onlar, Rabb'lerinin ayetlerini ve
O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu nedenle onların bütün yaptıkları boşa
gitmiştir. Artık kıyamet günü onlara hiçbir değer vermeyiz.
18/106 Küfretmeleri, ayetlerimi ve Resullerimi
alaya almaları nedeniyle onların cezaları Cehennem'dir.
18/107 İman edip, salihatı yapanların ikramı
Firdevs Cennetleridir.
18/108 Orada devamlı kalırlar. Asla ayrılmak
istemezler.
18/109 De ki: "Rabb'imin
kelimeleri için denizler ve bir o kadar daha deniz mürekkep olsa; Rabb'imin
kelimeleri bitmeden denizler biterdi.
Not: 31/7
18/110 De ki: "Ben
de ancak sizin gibi bir beşerim. Sizden farkım; bana, ilahınızın ancak
tek ilah olduğu vahyedilmiş olmasıdır. Onun için her kim Rabb'ine kavuşmayı
umuyorsa, salihatı yapsın ve Rabb'ine kullukta hiç kimseyi ortak
koşmasın."
****************
19/71 Sizden
oraya gelmeyecek hiç kimse yoktur. Bu Rabb'inin
üzerine aldığı kesinleşmiş bir yargıdır.
19/75 De ki: "Kim sapkınlıkta ise, Rahman, ona
vaat edilen şeyi; azabı veya Sa'at'i görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak
süre tanır. Böylece kimin yerce daha
kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler."
19/76 Allah, doğru yola yönelenleri, doğru yola
iletir. Yapılmış iyi ve yararlı işler Rabb'inin yanında hem karşılık bakımından
hem de sonuç bakımından hayırlı olandır.
19/83 Görmüyor musun? Biz, Kafirlerin üzerine,
onları tahrik ederek kışkırtan şeytanları saldık.
****************
20/5 Rahman,
arş üzerine isteva etmiştir.
20/6 Göklerde
ve yerde ne varsa ve bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında ne varsa
O'nundur.
20/7 Sözü
açıkça söylesen de söylemesen de bil ki O, gizliyi de saklıyı da bilir.
20/8 Allah,
kendisinden başka ilah olmayandır. En "iyi isimler" yalnızca
O'nundur.
20/124 Ve kim yüz
çevirdi/kaçındı zikrimden78*; öyle ki doğrusu onadır dar/zor/zayıf/sefil
bir yaşam; ve haşrederiz556 onu kıyamet günü148 âmâ
(olarak).
*Sadece kutsal kitaplar demeyip onlardan yüz çevirenler.
20/125 "Rabb'im, beni neden kör olarak haşrettin? Oysa dünyada iken gören biriydim."
der.
20/126 "Bu böyledir, ayetlerimiz sana
geldi ancak onları dikkate almadın; bugün de sen terk edileceksin." dedi.
20/127 Haddi aşanları ve Rabb'inin ayetlerine
iman etmeyenleri işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve
daha kalıcıdır.
20/135 De ki: "Herkes beklemektedir. O
halde siz de bekleyin. Kuşku yok ki kimin düzgün yolda olduğunu, kimin doğru
yolu bulduğunu yakında bileceksiniz."
****************
21/10 Ant olsun indirdik sizlere bir kitap (Kur’an);
içindedir onun bir zikir/hatırlatma sizlere; öyleyse
akletmez562 misiniz?
21/16 Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındakileri
eğlence olsun diye yaratmadık.
21/17 Eğer eğlence edinmek isteseydik, elbette onu
kendi şanımıza uygun yapardık. Eğer yapacak olsak böyle yapardık.
21/18 Aksine, Biz; Hakk'ı,
Batıl'a karşı ortaya koyarız da onu mahveder. Böylece Batıl yok olur. Nitelediğiniz şeylerden dolayı size yazıklar
olsun.
fe yedmeguhu : çürütmek, geçersiz kılmak,
zafer, ikna edici argüman, reddedilemez tanıklık, damgalamak, sağlamak veya
damgayla işaretleyin , damgasını vurmak.
21/35 Her nefs ölümü tadıcıdır. Sizi sınav olarak,
iyilik ve kötülükle sınarız. Ve siz, yalnız Bize döndürüleceksiniz.
21/47 Ve koyarız
mizanları658 eşitlikle230 kıyamet günü148 için; öyle ki
zulmedilmez257 bir nefse bir şey; ve eğer olduysa ağırlığınca bir hardaldan bir tane geliriz onunla; ve kafi
geldi bize hesaplayanlar (olarak).
21/48 Ant olsun ki, Musa ve Harun'a takva sahipleri
için bir ışık olan, bir öğüt olan Furkan'ı verdik.
21/49 Onlar, Rabb'lerini görmedikleri halde, O'na
içten derin bir saygı duyarlar. Ve onlar, kıyamet gününün hesabından endişe
ederler.
21/50 Bu, indirdiğimiz çok değerli bir öğüttür. Böyleyken,
siz onu inkar mı edeceksiniz?
****************
22/32 İşte
böyle! Kim Allah'ın şiarlarına saygı
gösterirse kuşkusuz bu saygı kalplerin takvasındandır.
şiar şeairallahi : bilmek, blgi sahibi olmak, farkına
varmak, fark etmek, algılamak, hissetmek, sezmek, bilinçli olmak,
bilgilendirmek, bildirmek, aktarmak, haber vermek
saygı gösterirse (yuazzim) : dikkate
almak, önem göstermek . (azim kelimesi ile aynı kökten
gelir)
****************
23/57 Rabb'lerine karşı derin saygı duyan kimseler,
O'nu incitmekten çekinirler.
23/57
İnnellezine hum min haşyeti rabbihim muşfikun.
Doğru
çeviri :
23/57
Şüphesiz, o kimseler ki, onlar, korku/saygı ile ürperirler, Rabb'lerinden ; endişe
kaygı (ile).
23/58 Onlar, Rabb'lerinin ayetlerine inanırlar.
23/59 Onlar,
Rabb'lerine şirk koşmazlar.
23/60 Rabb'lerine
döneceklerinin bilinciyle, derin bir saygı içinde vermeleri gerekenleri
verirler.
23/61 İşte
onlar, hayırlarda yarışırlar ve onda öncülük ederler.
23/62 Hiç kimseyi gücünün yettiğinden fazlasıyla
sorumlu tutmayız. Nezdimizde gerçeği söyleyen bir kitap vardır. Onlar
haksızlığa uğratılmazlar.
23/63 Fakat
onların kalpleri bundan gaflet içindedir. Onlar, başka işlerle uğraşıp durmaktadırlar.
23/64 Nihayet
varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.
23/65 Bugün boşuna feryat etmeyin. Kesinlikle
Bize karşı size yardım olunmaz.
23/66 Vaktinde
ayetlerimiz size okunduğunda siz onları hiçe sayıyordunuz.
23/67 Ayetlerime
karşı büyüklük taslayarak, geceleri toplanıp saçma sapan değerlendirmeler
yapıyordunuz.
23/71 Eğer Hakk onların hevalarına göre
belirlenseydi gökler, yer ve onların içindekiler bozguna uğrardı. Hayır,
faydalarına olacak zikirlerini getirdik. Ne var ki onlar faydalarına olan
zikirden yüz çevirenlerdir.
23/80 Hayat veren de öldüren de O'dur. Gece ve
gündüzün oluşması O'nun yasalarına göredir. Siz hala aklınızı kullanmayacak
mısınız?
23/117 Her kim, hakkında hiçbir burhan
olmadığı halde, Allah'ın yanı sıra başka bir ilahtan
istekte bulunursa, bilsin ki onun hesabı yalnızca Rabb'ine aittir. Kuşku yok ki Kafirler kurtuluşa eremezler.
****************
24/1 Bu* indirip, farz kıldığımız bir suredir. Onda
beyyinat ayetler ortaya koyduk. Umulur ki öğüt alırsınız.
*Nur suresi 24. sure
24/14 Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve
rahmeti sizin üzerinize olmasaydı, içine düştüğünüz şeyden dolayı size
kesinlikle büyük bir azap dokunurdu.
24/15 Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda
yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın
yanında önemi çok büyüktür. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok
büyüktür.
24/16 Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız
bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez
miydi?
24/17 Allah size öğüt
veriyor: Eğer iman etmiş kimselerseniz, böyle bir şeyi yapmayı ebediyen
yasaklıyor.
24/18 Allah, size ayetlerini beyan ediyor. Allah,
Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
24/19 İman Edenler arasında, fahişenin yayılmasından
hoşlananlara dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz
bilmezsiniz.
24/20 Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde
olmasaydı! Allah, Çok Şefkatli'dir. Rahmeti Kesintisiz'dir.
24/21 Ey İman Edenler! Şeytanın adımlarını takip
etmeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse şunu bilsin ki şeytan, her türlü
aşırılığı ve her türlü çirkinliği telkin eder. Ve eğer Allah'ın üzerinizdeki lütuf
ve rahmeti olmasaydı sizden hiç kimse arınmayı asla başaramazdı. Fakat Allah hak edeni arındırır. Allah, Her Şeyi
Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Not: Bu ayet grubunda her ne kadar konu fahişelik ve yalan
yere iftira atıp bunu yayma olsa da genel anlamda başka evrensel mesajları da
vardır. Konuyu haram/helal ve fahişelik/fuhuş/zina konu başlıklarında detaya
girelim. Verilen mesaj/öğüt önemlidir.
24/24 O Gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına
tanıklık edecektir.
24/25 O Gün Allah, onların hesaplarını hakkıyla
görecektir. Onlar da Allah'ın Hakk'ın ta kendisi olduğunu apaçık bileceklerdir.
24/27 Ey İman Edenler! Kendi evinizden başka evlere,
sahiplerinin sizi istekle karşılayacaklarından emin olmadan ve selam vermeden
girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.
24/28 Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin
verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer geri dönmeniz istenirse hemen geri
dönün. Bu sizin için daha nezihtir. Allah yaptığınız şeyi hangi amaçla
yaptığınızdan haberdardır.
24/29 Oturulmayan ama yararlanmak için kullanılan
yerlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduğunuz şeyleri de
gizlediğiniz şeyleri de bilir.
24/30 Mümin27 erkeklere
de ki "Alçaltsınlar* bakışlarından ve muhafaza** etsinler
fürûclarını110"; işte bu; daha saftır onlara; doğrusu Allah bir
Habîr’dir466 ürettiklerine.
Not: 24/31 de de kadınlara gelir
aynı kelimelerle kırmızı yazılar.
*İndirmek, azaltmak, küçültmek. Şehvetle bakmamak.
**Korusunlar.
24/37 Adamlar (ki); oyalamaz onları ticaret; ve de
alışveriş; zikrinden Allah'ın; ve ikame572 edenlerdir salâtı5; ve
verenlerdir zekâtı10; korkarlar
bir günden; ters döner onda kalpler; ve gözler.
24/38 Yaptıklarına karşılık Allah onlara en iyi
karşılığı verecek ve lütfundan daha fazlasını da verecektir. Ve Allah hak edeni
hesapsız rızıklandırır.
24/41 Hiç görmez misin (ki) doğrusu Allah'ı;
tesbih57 eder O’nu, göklerdeki162 ve yerdeki/yeryüzündeki kimse; ve
kuş164; saflar halinde; her biri muhakkak ki bildi kendi salâtını75; ve
tesbihini57; ve Allah bilendir onların yaptıklarını.
24/42 Göklerin
ve yeryüzünün egemenliği yalnızca Allah'a aittir. Sonuçta dönüş Allah'adır.
24/46 Ant olsun indirdik ayetler; apaçık
beyanlılar226; ve Allah kılavuzlar dilediği kimseyi dosdoğru bir yola.
24/54 De ki: "Allah'a
itaat edin. Resul'e itaat edin." Eğer itaat etmezseniz, ona düşen
yalnızca görevini yapmaktır. Size düşen ise sorumlu tutulduğunuz şeye uymaktır.
Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz.
Resul'ün üzerinde, mesajı açıkça iletmekten başka
bir sorumluluk yoktur.
24/64 Unutmayın! Göklerde ve yerde olan her şey
Allah'ındır. O sizin ne üzerinde olduğunuzu kesinlikle bilir. O'na döndürüldükleri
gün, onlara yaptıklarını haber verecektir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
****************
25/2 O
ki, göklerin ve yerin egemenliği yalnızca O'na aittir. Ve O, çocuk
edinmemiştir. Egemenlikte O'nun ortağı yoktur. Her şeyi yaratan, işleyiş ve
varoluş yasalarını belirleyen O'dur.
25/11 Hayır! Onlar Sa'at'i1 yalanladılar. Ve Biz, o
Sa'at'i yalanlayanlara alevli ateş hazırladık.
25/44 Yoksa onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini
veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar
tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha
yetersizdirler.
25/47 Sizin için geceyi örtü, uykuyu dinlenme ve
gündüzü çalışma zamanı kıldık.
25/48 Rahmetinin önünde rüzgarı haberci olarak
gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz bir su indirdik.
25/49 Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak,
yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.
25/59 O; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri
altı günde yarattı. Sonra arşa isteva etti. O, Rahman'dır. Öyleyse Her Şeyden
Haberdar Olan'dan iste.
25/62 Ve O, öğüt almak veya şükretmek isteyenler
için gece ile gündüzü art arda getirendir.
25/63 Rahman'ın kulları
yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları
zaman, "Selam." derler.
25/64 Kimseler; olurlar gece171 Rablerine4;
secde12 edenler ve dikelenler/ayağa kalkanlar.
25/65 Onlar: "Rabbimiz Cehennem azabını bizden
uzaklaştır. Kuşkusuz onun azabı sürekli bir yok oluştur." derler.
25/66 Kuşkusuz o, kötü bir konaklama yeri ve
konaktır.
25/67 Onlar, infak ettikleri
zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir denge kurarlar.
25/68 Onlar, Allah'la birlikte başka bir ilaha dua
etmezler. Allah'ın haram kıldığı canı geçerli bir neden olmadıkça öldürmezler.
Zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa günah işlemiş olur.
25/69 Kıyamet Günü onun azabı katlanır ve orada
sürekli horlanmış olarak kalır.
25/70 Ancak tevbe eden, iman edip salihat yapanlar
hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır,
Rahmeti Kesintisiz'dir.
25/71 Kim tevbe eder ve salihatı yaparsa, kuşkusuz o,
bağışlanmış olarak Allah'a döner.
25/72 Onlar, yalan yere tanıklık etmezler. Boş ve
anlamsız bir şeyle karşılaştıkları zaman, onurlu ve erdemlice oradan
uzaklaşırlar.
25/73 Onlara, Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı
zaman, onlara karşı kör ve sağırmış gibi görmezden gelmezler.
25/74 Ve onlar, "Rabb'imiz! Eşlerimizden ve
soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla. Ve bizi takva sahiplerine önder
yap!" derler.
25/75 İşte onlar, sabretmelerine karşılık yüksek
makamlarla ödüllendirilecekler. Orada saygınlık ve esenlik dilekleriyle
karşılanacaklardır.
25/76 Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne
güzel bir konaklama yeri ve konaktır.
25/77 De ki: “Önem verir/mühimser değildir sizleri
Rabbim4; şayet olmasaydı duanız80; öyle ki muhakkak yalanladınız; öyle ki
yakında olur bir lüzum/bir gereklilik."
****************
26/210 Onu, şeytanlar
indirmedi.
26/211 Bu onların harcı değil, hem buna güçleri
de yetmez.
26/212 Çünkü onlar, işitmekten kesin olarak
uzak tutulmuş olanlardır.
26/213 O halde Allah
ile beraber başka bir ilaha yönelme. Yoksa azap edilenlerden olursun.
26/221 Şeytanların kimlere indiğini size
haber vereyim mi?
26/222 Bütün iftiracı günahkarlara inerler.
26/223 Onlar, kulak verirler ve onların çoğu
yalancıdırlar.
26/224 Ve o şairler; onlara azgınlar tabi olur.
Not: Arınma/şeytan/şeytandan
Allah’a sığınma konusunda şairlerden bahsettik.
****************
27/3 Kimseler
(ki) ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar; ahirete
onlar; kesinleşirler/emin olurlar.
27/4 Hesap
gününe iman etmeyenlere, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık
içinde bocalayıp dururlar.
27/11 "Kim haksızlık
yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben Çok
Bağışlayıcı'yım ve Rahmeti Kesintisiz Olan'ım."
27/73 Senin Rabb'in İnsanlara karşı lütuf sahibidir.
Ne var ki onların çoğu şükretmiyorlar.
27/86 Hiç görmezler mi ki biz yaptık
geceyi171 sükûnet bulmaları için onda (gecede); ve görüş sağlayan
gündüzü170; doğrusu bundadır mutlak ayetler bir kavim/toplum için;
iman47 ederler.
27/87 Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler
hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak
geleceklerdir.
27/88 Ve görürsün dağları;
sanırsın o durağan/sebatlı; ve o yürür/dolaşır yürümesi/dolaşması (gibi)
bulutun; üretimidir Allah'ın ki mükemmelleştirdi her bir şeyi; doğrusu O
haberdardır ne yaparsınız.
Not: Teknotik tabakalar hareket halindedir. Biz hem çok yavaş bir hareket olduğundan hem de bizde o tabakanın üzerinden dağa baktığımızdan dağın hareketini algılayamayız.
27/92 Ve Kur'an okumakla.
Her kim doğru yola yönelirse, kendisi için yönelmiş
olur. Ve sapkın yolu seçenlere:
"Ben yalnızca bir uyarıcıyım." de.
1-Kur’an
anladığın dilde okunmalı, ancak bu şekilde anlaşılır
2-Doğru
yola iletici yalnız Kur’andır. Kur’an dışı tüm yollar sapkın yoldur.
3-Yüce
Allah doğru yolu bildirir. Bu kensisine yazdığı bir şeydir.
3-İnsan
seçimi kendi özgür iradesi ile yapar.
4-İnsan
seçimlerinin sonucunda kendi elleri ile yaptıklarının karşılığını alır.
5-Resullerin
sadece doğru yolu deklere edip uyarma görevi vardır.
6-Resuller
asla kimseyi doğru yola iletemez. Sadece doğru yolu gösterir. Doğru yola
iletici yalnız Yüce Allah’tır.
7-Yüce
Allah dilediğini, hak edeni doğru yola iletir.
27/93 Ve de ki: "Hamd3 Allah’adır;
gösterecek sizlere ayetlerini237 öyle ki tanırsınız/bilirsiniz onu
(ayeti); ve senin Rabbin4 gafil* değildir yaptıklarınıza.
****************
28/52 Ondan önce kendilerine Kitap verdiklerimiz, O'na
inanırlar.
28/53 Onlara
okunduğu zaman: "Ona inandık. Kuşkusuz o, Rabb'imizden gelen Hakk'tır. Biz
ondan önce de teslim olanlardık." dediler.
28/54 İşte onlara sabrettiklerinden dolayı, ödülleri iki kat verilecektir. Onlar, kötülüğü iyilik
ile savarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.
28/55 Onlar,
kötü ve çirkin bir söz duydukları zaman, ondan yüz çevirirler. Ve: "Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size
aittir. Selam üzerinize olsun. Bizim cahillerle işimiz olmaz." derler.
28/56 Sen, sevdiğin kimseyi
doğru yola iletemezsin; ama Allah hak edeni doğru yola iletir. O, doğru yolu
seçenleri iyi bilir.
28/60 Size verilen her şey, aslında dünya hayatının
geçimliğidir ve ziynetidir. Allah'ın katında olanlar ise daha hayırlı ve daha
kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
28/61 Öyleyse, kendisine iyi bir söz verdiğimiz ve
mutlaka ona kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliği ile geçimlerini
sağladığımız, sonra kıyamet günü hazır bulundurulacak olan kimse gibi midir?
28/66 O
Gün, bütün özür yolları onlara kapanır. Artık onlar sorulmazlar.
28/67 Fakat
tevbe eden, iman eden ve salihatı yapan kimse, kurtuluşa erenlerden olacağını
umabilir.
***
28/68 Ve Rabb'in, dilediği şeyi yaratır ve onlar için hayırlı olanı seçer.
Seçim onların değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve yüceler
yücesidir.
28/68 Ve rabbuke yahluku ma yeşau ve yahtar, ma kane lehumul hıyarat, subhanallahi ve teala amma yuşrikun.
Doğru
çeviri. 3 adet yanlış mesaj var.
23/68 Ve
Rabb'in yaratır her neyi dilerse ve seçer/tercih eder,
ki değildir onlara ait seçim (hakkı,yetkisi) Subhandır
Allah ve yücedir şeylerden ortak koşarlar.
***
28/69 Ve Rabb'in, onların sinelerinde gizledikleri
şeyleri de açığa vurdukları şeyleri de bilir.
28/70 O, Kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır.
Her işin başında da sonunda da tüm övgüler onun içindir. Ve karar O'na aittir.
Ve O'na döndürüleceksiniz.
28/71 Baksanıza! Eğer
Allah, üzerinize geceyi, kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse,
Allah'tan başka size aydınlığı verecek olan ilah kimdir? Hala gerçeğe kulak
vermeyecek misiniz?
28/72 Baksanıza! Eğer
Allah, üzerinize gündüzü kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse,
Allah'tan başka size içinde dinlendiğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Hala
gerçeği görmeyecek misiniz?
28/73 Ve rahmetinden271; yaptı sizlere
geceyi171 ve gündüzü170; sükûnet bulmanız için onda (gecede); ve aramanız
için O'nun lütfundan; ve belki onlar şükrederler43.
Not:
28/71
ve 72 de Baksanıza diye çevirilen ayette KUL yani de ki: diye gelir.
28/84 Kim bir iyilik ile
gelirse; ona, ondan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük ile gelirse;
yaptığı kötülük kadar cezalandırılır.
28/85 Sana Kur'an'ı farz kılan, elbette seni
dönülecek yere döndürecektir. De ki: "Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin
sapkın olduğunu Rabb'im bilir."
28/88 Allah ile birlikte
başka ilahtan istekte bulunma. O'ndan başka ilah yoktur. O'nun yüzü
hariç her şey yok olucudur. Hüküm O'nundur. Ve O'na döndürüleceksiniz.
1- Allah harici başka ilaha tapanlar,
2-Türbe, yatır v.s. gidenler,
3-Dua ederken Allah’ın adı yanında birinin adını ananlar
(Muhammed dahil),
4-Allah’ı çağırırken yanında başka isim ananlar (namaz
denen yat kalk ibadetinde Kur’an’da olmayan dua diye uyduruk şeylerin içinde de
geçer),
5-Allah’ın yanında başka isim ananlar (kelimei şahaadet
uydurmasını söyleyenler, inananlar da bu gruba girer),
6-Din adına bir şeyleri idolleştirenler (kişi, kurum, kitap
v.s.),
7-İslam dininde olmayan şeyleri din edinenler (en basitinden
Kur’an’da Yüce Allah’ın dediği şekilde abdest almamak, ekleme, çıkarma yapmak),
8-Dinde Kur’an harici hüküm koymak, koydurtmak, koyanlara
uymak (en başta hadis kitapları gelir)
9- Yüce Allah’ı birlemeyenler, tevhid inancında olmayan
veya olduğunu söyleyip zanneden ama alakası olmayanlar,
10-Mescit diye, Yüce Allah’ın gerçek mescitleri yerine şirk
koşulan camilere v.s. lere gidenler (daha kapıdan girmeden Allah’ın isminin
yanında başka isimler vardır).
BU VE DAHA FAZLASI BU KAPSAMA GİRER VE BU
VE DAHA BİR ÇOK AYETE TOSLARLAR.
****************
29/2 İnsanlar,
iman ettik demekle fitnelendirilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar.
29/3 Ant olsun ki onlardan öncekilerini de
fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya
çıkarmaktadır.
29/4 Yoksa kötülük yapanlar, Biz'den
kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!
29/5 Allah'a kavuşacaklarını umanlar bilsinler ki,
Allah'ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi
Bilen'dir.
29/6 Kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad
etmiş olur. Allah, kesinlikle hiç kimseye, hiçbir şeye muhtaç değildir.
29/7 İman eden ve salihatı yapanların kötülüklerine
mutlaka küfrederiz. Ve kesinlikle onlara
yaptıklarından daha iyisi ile karşılık vereceğiz.
Not: lenukeffiranne /
kafirlik ederiz/örteriz
29/8 Biz,
insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında
bilgin olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle cihad ederlerse,
onları dinleme. Dönüşünüz ancak Bana'dır. O zaman yapmış olduklarınızı size
haber vereceğim.
29/9 İman eden ve salihatı yapanları da kesinlikle
salihlerin arasına katacağız.
2910 Allah'a iman ettiğini söyleyen kimi insanlar
vardır ki, Allah yolunda bir eziyet gördükleri zaman, insanların fitnesini
Allah'ın azabı ile bir tutarlar. Eğer Rabb'lerinden bir yardım gelecek olsa,
kesinlikle, "Kuşku yok ki biz sizinle beraberdik." diyeceklerdir.
Oysaki Allah, herkesin göğsünde olanı en iyi bilen değil midir?
29/11 Allah, elbette iman edenleri bilir ve elbette
kimlerin de Münafık olduğunu da bilir.
29/12 Kafirler: İman Edenler'e: "Bizim yolumuza uyun, sizin yanlışlarınızı biz
üstlenelim." dediler. Oysa onlar, başkalarının hatalarından hiçbir şey
üstlenemezler. Kesinlikle onlar yalancıdırlar.
29/13 Onlar hem kendi
yüklerini hem kendi yükleri ile birlikte başka yükleri taşıyacaklar.
Kıyamet günü, kesinlikle uydurdukları şeylerden hesaba çekilecekler.
29/19 Onlar, Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığını
hiç düşünmüyorlar mı? Sonra onu tekrarlayacak. Kuşkusuz bu, Allah'a çok
kolaydır.
29/21 O, Hak eden kimseye
azap eder, hak eden kimseye de rahmet eder. Ve O'na döndürüleceksiniz.
29/22 Siz, yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz.
Sizin Allah'ın yanı sıra başka veliniz ve yardımcınız yoktur.
29/23 Allah'ın ayetlerini ve O'nunla buluşma
gerçeğini yok sayanlar; işte onlar, Ben'im rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir.
Onlar için acıklı bir azap vardır.
29/45 Oku
vahyedileni603 sana kitaptan; ve ikame572 et salâtı5; doğrusu salât5 engeller/meneder fahşâttan81; ve
münkerden82; ve mutlak ki zikri78 Allah'ı en büyüktür; ve Allah bilir
ürettiklerinizi.
1-Resul kitaptakini deklere eder.
2-Salat fahşattar ve münkerden engeller
3-Demekki fahşat ve münker yani çirkinlik, kötülük,
iürençlik, aşırılık neymiş bunu salat öğretir.
4-Yat kalk egserzisi bunu öğretmez, bunu ancak Kur’an’dan
öğrenebiliriz.
5-Kur’an’ın gerçek salatı Kur’an’ı anladığımız dilde
okumak, öğrenmek, ders kitabı gibi çalışmak, hafızada her ancanlı tutmaktır.
6-Bu Allah’ın zikri/öğüdüdür. Allah’ın hem salat çalışın
öğüdüdür hem de salatın bize öğrettikleri zikirdir.
7-Sadakallahu, doğru söyledi Allah. Hadi bakalım o zaman
AKIL SAHİPLERİNE
SORALIM;
bizi kötülükten, çirkinlikten, fahşattan, iğrençlikten
koruyacak olan yani Yüce Allah’ın dediği salât5 engeller/meneder
fahşâttan81 dediği SALAT acaba gaflet ve aymazlık ibadeti
olan yat kalk egsersizi namaz dediklerimi, YOKSA KUR’AN’IN GERÇEK SALATI olan
Yüce Allah’ın öğütlerini okumak, anlamak, çalışmak, hafızamızda canlı tutmakmı
???????????
29/49 Hayır!
O, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yer eden apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası yalanlamaz.
29/57 Her bir nefis201 tadıcıdır ölümü*; sonra
bize döndürülürsünüz.
*Her nefis ölümü zaten tatmıştır. İlk cennetten
çıkarılırken ölerek çıkarıldık. Hepimiz günahkarız, hepimiz zalimiz. Ancak Yüce
yolunda katledilenler ve cennetlere girmeyi hak edenlere 2. ölüm yoktur. Yani
du dünyada ölmezler. Sadece vefat ettirilirler. Selam yurduna/diyarına vefat
melekleri tarafından davet edilirler.
29/60 Rızıklarını temin edemeyen nice dabbe vardır.
Onlara da size de Allah rızık verir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
29/64 Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka
bir şey değildir. Ahiret Yurdu, gerçek hayattır. Keşke, bunun farkında
olsalardı!
29/69 Biz, Bizim yolumuzda
cihad edenleri elbette yollarımıza iletiriz. Kuşkusuz Allah, muhsinlerle
beraberdir.
****************
30/5 Hak eden kimseye yardım eden Allah'ın yardımıyla. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Not 1: Ayette geçen hak eden değil dilediği dir.
Yani dilediği kimseye yardım eder olacak.
Not 2 : Kırmızı ile yazılan cümle ayette VE O Azizdir, Rahim
dir diye geçer.
Aziz, güç yetiren demektir. Rahim ise Yüce merhameti
tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran demektir.
30/6 Bu,
Allah'ın sözüdür. Allah verdiği sözden dönmez.
Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildirler.
30/7 Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü
bilirler. Onlar, ahiret hayatının bilincinde değildirler. Onlar, muhasebe yapıp
hiç düşünmüyorlar mı? Allah; gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındaki şeyleri
ancak Hakk ile ve belli bir süre için yarattı. İnsanların çoğu Rabb'lerinin
huzuruna çıkacaklarını küfrediyorlar.
30/11 Allah, önce yaratmaya başlar, sonra onu iade
eder. Sonra da O'na döndürülürsünüz.
30/12 Sa'at'in gerçekleştiği O Gün, mücrimler
umutlarını kaybederler.
30/13 Ortak koştukları da onlara şefaatçi olmayacaktır. Ortaklarını da yok sayacaklar.
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
30/14 Sa'at'in gerçekleştiği gün; O Gün, onlar
birbirinden ayrılırlar.
30/15 Fakat iman edenler ve salihatı
yapanlar, onlar güzel bir bahçede mutluluk içinde yaşayacaklardır.
30/16 Kafir olup ayetlerimizi ve ahiret
kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır
bulundurulurlar.
30/21 O'nun
ayetlerinden biri de sizin için kendi cinsinizden eşler yaratmasıdır. Siz,
onunla dinginleşir huzur bulursunuz. Birbirinize karşı, aranızda sevgi ve rahmet
oluşturdu. Düşünen bir toplum için bunda nice ayetler vardır.
30/22 Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve
renklerinizin farklı oluşu O'nun ayetlerindendir Bunda bilenler için ayetler
vardır.
30/23 Yine gece uyumanız, gündüz O'nun fazlından rızık
aramanız O'nun ayetlerindendir. Bunda, anlayan bir halk için ayetler vardır.
30/24 Size, bir yandan korku veren bir yandan da
yağmurun belirtisi olarak umut veren şimşeği göstermesi ve gökten su indirerek,
ölmüş yeryüzüne hayat vermesi O'nun ayetlerindendir. Bunda aklını kullanan bir kavim için kesinlikle ayetler vardır.
30/25 Göklerin ve yerin, buyruğu ile durması, O'nun
ayetlerindendir. Sonra bir tek çağırışla çağırdığı zaman yerden derhal
çıkacaksınız.
30/26 Göklerde ve yerde olanların tamamı O'nundur.
Hepsi O'nun yasalarına bağlıdır.
30/27 Yaratmayı ilk kez başlatan, sonra onu
tekrar eden O'dur. Bu, O'nun için çok kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce
nitelikler O'nundur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
30/28 Kendinizden, size bir örnek vermektedir:
"Size verdiğimiz mallarda yeminle hak sahibi olduğunuz kimselerden
ortaklarınız var mı? Siz ve onlar bu mallarda eşit misiniz? Onları, birbirinizi
saydığınız gibi sayar mısınız? Aklını kullanan bir kavim için ayetleri işte böyle açıklıyoruz."
30/29 Hayır, zalimler körü körüne hevalarına uydular.
Bundan sonra Allah'ın şaşırttığını kim doğru yola iletebilir? Ve onların
yardımcıları da yoktur.
30/30 O halde hanif olarak dine
yüzünü ikame et. İnsanları, üzerinde yaratmış olduğu
Allah'ın fıtratına. Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan din budur. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.
30/31 Dönenler (olun) O'na (Allah'a); ve
takvalı21 olun O'na ; ve ikame572 edin salâtı5; ve olmayın
müşriklerden36.
30/32 Dinlerini parçalara bölen, gruplara
ayrılan ve her grubun kendi yanındakiyle böbürlendiği kimselerden olmayın.
Not: 6/159 ayetinde bahsetmiştik bu konudan.
30/33 İnsanların başlarına bir sıkıntı gelince,
Rabb'lerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra, onlara kendinden bir rahmet
tattırınca, onlardan bir kısmı Rabb'lerine şirk koşarlar.
30/34 Kendilerine verdiğimiz şeylere nankörlük
ederler. İstediğiniz gibi yaşayın bakalım! İleride gerçeği göreceksiniz.
30/35 Yoksa onlara bir sultan gönderdik de o, onlara
şirk koşmalarını mı söylüyor?
30/36 İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman,
onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o
zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.
30/37 Allah'ın dilediği kimse için rızkı
genişlettiğini ve ölçülendirdiğini bilmediler mi? Bunda iman eden bir halk için
ayetler vardır.
30/38 Öyleyse; yakınlara, miskine ve yol oğluna
hakkını ver. Bu, Allah'ın yüzünü dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar
kurtuluşa erenlerdir.
30/39 İnsanların mallarında artsın diye ribadan verdiğiniz,
Allah'ın katında artmaz. Allah'ın yüzünü dileyerek zekattan verenler, işte bunu
yapanlar kat kat arttıranlardır.
30/43 Öyleyse Allah tarafından geri döndürülmesi
olmayan gün gelmeden önce, yönünü, koruyup güvene alan dine çevir, ona sıkı
sıkıya bağlan. O Gün onlar bölük bölük ayrılırlar.
30/44 Kim küfrederse, küfrü kendi aleyhinedir. Kim
salihatı yaparsa, onlar kendileri için iyi bir gelecek hazırlamış olurlar.
30/45 İman Eden ve salihatı yapanlara lütfundan
karşılık verir. O, Kafirleri sevmez.
****************
31/2 İşte
bunlar, hakim olan Kitap'ın ayetleridir.
31/3 İyiler için yol gösterici ve rahmettir.
Not:
Ayette muhsinler diye geçer.
31/4 Kimseler;
ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar; ahirete onlar;
kesinleşirler/emin olurlar.
31/5 İşte onlar, Rabb'leri tarafından doğru yol
üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.
31/6 İnsanlardan,
bilgisi olmadığı halde; Allah'ın yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek
için gerçeği boş hadislerle değiştirenler
vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
31/7 Ona
ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış
gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan
haberdar et.
31/8 İman
eden ve salihatı yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.
31/12 Ve ant olsun verdik
Lokmân'a571 hikmet382 ki şükretsin43 Allah'a; ve kim
şükreder43 öyle ki ancak şükreder43 kendi nefsi201 için; ve kim
kâfirlik25 eder öyle ki doğrusu Allah Ganiyy’dir106; Hamîd’dir107.
31/13 Vaktiyle
Lokman oğluna öğüt vererek: "Ey yavrucuğum! Allah'a şirk koşma, kuşkusuz
şirk koşmak çok büyük bir zulümdür." demişti.
31/14 İnsana,
anne ve babasını vasiyet ettik. Onu, annesi zorluk üzerine zorluk içinde
taşıdı. İki yıl boyunca ona süt verdi. Bana, anne ve babana şükret! Dönüş
Bana'dır.
31/15 Eğer
o ikisi, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seninle cihad
ederlerse, o zaman sakın onlara itaat etme. Dünyada onlarla güzel geçin. Bana yönelen kimselerin yoluna uy.
Sonra dönüşünüz Bana'dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
31/16 Ey
oğlum! Doğrusu o eğer olsa hardaldan bir tane ağırlığında; öyle ki olsa içinde
bir kaya; ya da göklerde162; ya da yerde; getirir onu Allah; doğrusu Allah
Latîf’tir40; Habîr’dir466.
31/17 Ey
oğlum! İkame572 et salâtı5; ve emret marûfla73; ve engelle/yasakla
münkerden82; ve sabret51 sana isabet eden üzerine; doğrusu bu
azimden* emirlerdir/işlerdir.
*Engelleri aşma kararlılığından.
31/18 Ve
çevirme yanağını insanlara; ve yürüme yerde bir böbür/kibir (-le); doğrusu
Allah sevmez her bir tepeden bakanı; gururlananı/onurlananı.
31/19 Ve
kısıtlı/ölçülü ol yürüyüşünde; ve kıs/alçalt sesinden; doğrusu seslerin daha
çirkini/onaylanmayanı mutlak eşeklerin sesidir.
31/20 Allah'ın,
göklerde ve yerde olan her şeyi sizin hizmetinize sunduğunu, görünen görünmeyen
nimetleri sizin için bollaştırdığını görmüyor musunuz? Yine de kimi insanlar; bir
bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah
hakkında tartışıyorlar.
31/21 Onlara, "Allah'ın
indirdiği şeye uyun." dendiği zaman: "Hayır!
Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." dediler. Peki! Ya
şeytan onları alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?
31/22 Kim
muhsin olarak, tüm varlığı ile Allah'a yönelirse, işte o, gerçekten en sağlam
tutamağa tutunmuştur. İşlerin sonucu yalnızca Allah'a aittir.
31/23 Kim de Kafirlik ederse, artık onun Küfrü seni
üzmesin. Onların dönüşü yalnızca Biz'edir. Yaptıkları şeyleri haber vereceğiz.
Kuşkusuz Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
31/24 Onları
biraz yararlandırırız. Sonra ağır bir azaba maruz bırakırız.
31/25 Eğer
onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, kesinlikle
"Allah." diyecekler. De ki: "Bütün övgüler Allah'a
layıktır." Hayır, çokları bunu idrak etmezler.
31/26 Göklerde
ve yerde olanlar, Allah'ındır. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye
Değer Yegane Varlık'tır.
31/27 Eğer
yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsaydı; deniz ve yedi
deniz daha ilave edilseydi, Allah'ın kelimeleri tükenmezdi. Kuşkusuz
Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir
Not: 18/109
31/28 Sizin yaratılmanız ve ölümden sonra
diriltilmeniz Allah için bir kişiyi yaratmak ve diriltmek kadar kolaydır.
Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
31/29 Allah'ın;
geceyi gündüze, gündüzü de geceye çevirdiğini görmüyor musun? Güneş'i ve Ay'ı
buyruk altına aldı. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar hareketini
sürdürüyor. Kuşkusuz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
31/30 Çünkü
Allah gerçekliğin ta kendisidir. Ve onların, O'nun yanı sıra yakardıkları ise
kesinlikle gerçek dışıdır. Kuşkusuz Allah, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
31/31 Allah'ın
nimeti ile denizde yüzen gemileri görmüyor musunuz? Allah, bununla size
ayetlerinden göstermektedir. Kuşkusuz bunda sabreden ve şükredenler için
dersler vardır.
31/32 Ve
karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O'na has kılarak
Allah'a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir
kısmı orta bir yol tutar. Ve Biz'im ayetlerimize ancak, tam hain ve tam nankör
olanlardan başkası bile bile ilgisiz kalmaz.
31/33 Ey insanlar! Rabb'inize takvalı olun. Ve
babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamadığı, çocuğun da babasına hiçbir şey ile
yarar sağlayamadığı günden sakının. Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi
Allah ile aldatmasın.
31/34 Sa'at'in
bilgisi, Allah'ın yanındadır. Ve O, yağmuru yağdırır, rahimde olanı bilir. Kimse
yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Kuşkusuz
Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
****************
32/2 Mutlak
doğru olan bu Kitap'ın indirilişi, alemlerin
Rabb'indendir.
32/3 Yoksa
"Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? Bilakis! O, Rabb'inden bir
gerçektir. Senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman
içindir. Umulur ki böylece onlar, doğru yolu seçerler.
32/4 O
Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattı. Sonra
arşa isteva etti. Sizin O'ndan başka veliniz ve şefaatçiniz yoktur. Hala öğüt
almaz mısınız?
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
32/15 Ancak
ayetlerimize iman47 eden kimseler; (Kur’an) hatırlatıldığı zaman
onlara onunla (ayetle); kapandılar secde12 edenler (olarak); ve
tesbih31 ettiler hamd3 ile Rablerini4; ve onlar büyüklenmezler.
32/16 Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit
içinde Rabb'lerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak
ederler.
32/17 Hiç kimse, yaptıkları iyi şeylerin karşılığı
olarak, kendisini ne tür bir mutluluğun beklediğini bilmez.
32/18 Öyleyse, Mü'min kimse "fasık" olan
kimse gibi midir? Elbette bunlar bir olmazlar.
32/19 İman eden ve salihatı yapanlar, işte onlar
için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri olarak Me'va Cennetleri var.
32/20 Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir.
Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara:
"Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.
32/21 Onlara, büyük azaptan önce, daha yakın olan azaptan
tattıracağız. Belki dönerler.
32/22 Rabb'inin ayetleri ile öğütlendiği halde,
ondan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Kuşkusuz Biz, mücrimlere hak
ettikleri cezayı vereceğiz.
****************
33/41 Ey iman47 etmiş kimseler!
Zikredin347 Allah'ı çokça bir zikir (-le)78.
33/42 Ve
tesbih31 edin O'nu (Allah’ı) sabah/ilk aydınlanma (-yla)/seher (-le)413;
ve gün batımı öncesi413.
33/43 O (Allah) ki
salât22 eder sizlere; ve melekleri150 (de) O'nun; çıkarmak için
sizleri karanlıklardan aydınlığa/nura; ve oldu O (Allah) müminlere27 bir
Rahîm2.
33/44 Esenlemesi* onların kavuştukları gün O’na
(Allah'a) bir selâmdır642; ve hazırladı** (Allah) onlara cömert bir
ecir820.
*Birbirlerini meleklerini müjdelediği selâm diyarıyla
esenlerler.
**Selâm diyarında rızıklandırılırlar.
33/58 Ve
kimselerdir (ki) eziyet ederler müminlere27 ve
müminâtlara493 olmaksızın (onların) kazandıklarıyla; öyle ki muhakkak yüklendiler bir yalan
itham/suçlama/iddianame; ve apaçık bir günah.
33/70 Ey iman47 etmiş kimseler;
takvalı21 olun Allah’a; ve deyin/söyleyin sadîd732 bir söylem.
33/71 Islah316 etsin sizlere yaptıklarınızı; ve
mağfiret319 etsin sizlere yanlışlarınızı/suçlarınızı/günahlarınızı; ve kim
itaat700 eder Allah'a ve resûlüne734; öyle ki
muhakkak başardı (o) büyük bir başarı.
33/72 Doğrusu
biz arz ettik* emaneti617 göklere162 ve yere ve dağlara; öyle ki
reddettiler ki yüklenirler onu**; ve endişelendiler/korktular ondan**; ve yüklendi onu** insan; doğrusu
o oldu bir zalim257; bir cahil489.
*Sunduk.
**Emaneti, emanetten.
****************
34/1 Hamd,
göklerde ve yerde olan şeyler kendisine ait olan Allah içindir. Hamd, Ahiret'te
de O'na aittir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
34/2 O,
yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve ona yükseleni bilir. O, Çok
Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
34/39 De ki: "Benim Rabb'im, kullarından
dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. Bir şey infak ettiğiniz
zaman; O, onun karşılığını verir. Ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
****************
35/1 Hamd
göklere ve yere yaradılış yasalarını koyan, melekleri ikişer, üçer, dörder
kanatlı resuller yapan Allah'a özgüdür. O, yaratmada dilediğini arttırır.
Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
35/2 Allah,
insanlar için rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak biri olamaz. Her neyi
tutarsa da artık O'ndan sonra onu gönderecek de yoktur. Ve O, Mutlak Üstün Olan'dır,
En İyi Hüküm Veren'dir.
35/3 Ey
insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah'tan başka gökten ve
yerden size rızık veren bir yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. O halde
ne diye döndürülüyorsunuz?
35/5 Ey
insanlar! Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.
35/6 Kuşkusuz şeytan sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu
düşman edinin. O kendisine uyanları alevli ateşin halkından olmaya
çağırır.
35/7 Kafirler
için şiddetli bir azap vardır. İman eden ve salihatı yapanlar için bağışlanma
ve büyük bir ödül vardır.
35/8 Yaptığı
kötü işleri kendisine yakıştıran ve onu güzel gören kimseye ne demeli? Allah,
Hak edeni saptırır, hak edeni de doğru yola iletir. Dolayısıyla onlar için
üzülüp kendini harap etme. Allah, onların
yapmakta olduklarını en iyi bilendir.
35/9 Allah,
rüzgarları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye
yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de
böyledir.
35/10 Kim izzet istiyorsa, bilsin ki izzet tamamen
Allah'a aittir. Temiz sözler O'na yükselir. Düzgün iş onu yükseltir. Kötülük
planı yapanlar için, şiddetli bir azap vardır. Kurdukları düzenler boşa
gidecektir.
35/13 O, geceyi gündüze, gündüzü de geceye çevirir.
Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına aldı. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar
hareketini sürdürüyor. İşte bu, Allah'tır, Rabb'inizdir. Egemenlik O'nundur.
O'nun yanı sıra çağırdığınız kimseler, bir çekirdeğin zarına bile sahip
değiller.
35/14 Eğer onları çağırırsanız, çağrınızı
işitmezler. İşitmiş olsalar bile size cevap veremezler. Kıyamet günü,
kendilerine yakıştırdığınız şirki reddederler. Sana, Her Şeyden Haberdar Olan'ın,
haber verdiği gibi hiç kimse haber veremez.
35/15 Ey insanlar! Allah'a
muhtaç olanlar sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir.
Övgüye layık olandır.
35/16 Eğer dilerse sizi yok eder ve yeni bir halk
getirir.
35/17 Bu, Allah için asla güç bir şey değildir.
35/19 Körle gören bir değildir.
35/20 Karanlık ve aydınlık bir değildir.
35/21 Serinlik ve sıcaklık bir değildir.
35/22 Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene duyurur.
Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.
35/23 Sen yalnızca bir uyarıcısın.
35/24 Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici
ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet içinde bir uyarıcı geçmiştir.
35/39 Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Kim
gerçeğe kafirlik ederse, küfretmesi kendi zararınadır. Kafirlerin küfürleri,
kendileri için Rabb'lerinin yanında gazabı artırmaktan başka bir şeye yaramaz.
Kafirlerin, küfrü sadece kendilerinin zararını artırır.
****************
36/11 Sen ancak Zikir'e uyan ve görmediği halde
Rahman'a haşyet duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesine bağışlanma ve çok
şerefli bir ödülü haber ver.
36/12 Kuşkusuz
ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp
gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir
"imam-ı mubin"de kayıt altına almışızdır.
36/70 O, diri olanları uyarmak ve Kafirlerin üzerine
Söz'ün hak olması içindir.
36/74 Onlar, Allah'ın yanı sıra, kendilerinden
yardım umdukları ilahlar edindiler.
36/75 Oysa bu ilahlar onlara yardım etmeye güç
yetiremezler. Ne var ki kendileri onlar için hazır askerlerdir.
****************
38/17 Onların dediklerine sabret, güçlerin sahibi
kulumuz Davud'u düşün. O, her durumda Allah'a
yönelirdi.
38/27 Biz, göğü, yeri ve ikisi arasında olanları
boşuna yaratmadık. Bu, kafirlerin görüşüdür. Kendilerini ateşe atan, kafirlerin
vay haline.
38/28 İman eden ve salihatı yapanları, yeryüzünde
bozgunculuk yapanlarla bir tutar mıyız? Ya da takva sahiplerini facirlerle bir
tutar mıyız?
38/29 Bu; akıl sahiplerinin, ayetlerini düşünüp öğüt
almaları için, sana indirdiğimiz kutlu bir Kitap'tır.
38/49 Bu bir öğüttür. Kuşkusuz takva sahipleri için
iyi bir gelecek vardır.
****************
39/3 Dikkat edin! Halis din yalnızca Allah'a aittir. O'nun
yanı sıra veliler edinenler: "Onlara, bizi Allah'a daha yakın bir seviyeye
yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." diyorlar. Allah, hakkında
tartıştıkları şey için hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve azılı nankörleri
doğru yola iletmez.
39/5 Gökleri
ve yeri Hakk ile yarattı. Geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Güneş'i ve
Ay'ı buyruk altına almıştır. Hepsi belirlenmiş bir zamana akıp gitmektedir. İyi
bilin ki O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
***
39/6 Yarattı sizleri tek bir nefisten;
sonra yaptı ondan (o dişiden) eşini onun (o dişinin erkek olan eşini); ve
indirdi sizlere çiftlik hayvanlarından sekiz çift; ve yaratır sizleri
annelerinizin karınlarında; bir yaratılış sonrası bir yaratılış; üç karanlıkta;
işte budur Allah; Rabbiniz; O'nundur mülk; yoktur ilah dışında O'nun; öyleyse
nasıl döndürülüyorsunuz?
39/6 Halakakum min nefsin vâhıdetin summe ceale minhâ zevcehâ ve enzele lekum
minel en’âmi semâniyete
ezvâc(ezvâcin), yahlukukum fî butûni ummehâtikum halkan min ba’di halkın fî zulumâtin selâs(selâsin), zâlikumullâhu
rabbukum lehul mulk(mulku), lâ ilâhe illâ huve, fe ennâ tusrafûn(tusrafûne).
Not 1 : O kişi zamiridir. 3. şahıs tekil ve dişi dir.
Ondan eşini yani dişiden eşi yaratılmıştır. Başka delillerimizde vardır
Kur'an'da. İlk yaratılan dişidir sonra erkek yaratılmıştır.
Not 2
:
Sekiş eş, enamdır.
İkişer çift dişi ve erkek olarak, koyun, keçi, sığır ve devedir
Not 3: Anne karnındaki karanlıktan bahseder. İnsanın 3 katmanlı karanlık içinde yaratılışı işaret edilir. Kur'an'ın ilahi kanıtlarından biridir. İbrahim Esinlerin makalesine bakınız.
Anne karnı ve 3 katmanlı karanlık işaret edilmektedir.
İNSANIN 3 KATMANLI KARANLIK İÇİNDE YARATILIŞI
***
39/22 Allah'ın, göğsünü
İslam'a açtığı kimse, Rabb'inden bir ışık üzerinde olmaz mı? Öyleyse
Allah'ın öğütlerine karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte
onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.
39/23 Allah indirdi en
güzelini hadisin89; bir kitap (olarak); müteşâbih90, çift/ikili; ürperir
ondan derileri Rablerine4 haşyet53 duyan kimselerin; sonra yumuşar
derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine78; işte bu kılavuzudur Allah'ın; doğru yola
iletir onunla dilediği kimseyi; ve kimi saptırırsa Allah öyle ki olmaz ona hiç bir
kılavuz.
39/27 Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her
konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.
39/28 Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki
takva sahibi olurlar.
39/31 Sonra kıyamet günü hepiniz Rabb'inizin
huzurunda davalaşacaksınız.
39/32 Öyleyse, Allah adına yalan uyduran ve
kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri
Cehennem'de değil mi
39/33 Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte
onlar takva sahibidirler.
39/34 Onlar için Rabb'leri yanında diledikleri her
şey vardır. İşte budur muhsin olanların karşılığı
39/35 Allah, onların yaptıklarının en kötülerine
kafir olacak; yaptıklarının karşılığında, en iyisiyle karşılık verecek.
39/36 Allah, kuluna yeterli değil mi? Onlar seni
O'ndan başkası ile korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa,
onu doğruya iletecek yoktur.
39/37 Allah, kimi doğru yola
iletirse, onu saptırabilecek yoktur. Allah, Mutlak Üstün Olan; intikam
sahibi olan değil midir?
39/47 Eğer yeryüzünde olanların tamamı ve bir o
kadarı daha, o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü azabın kötülüğünden
kurtulmak için kesinlikle onu fidye olarak verirlerdi. Hiç hesaba katmadıkları
şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılacaktır.
39/48 Ve kazandıkları kötülükler açığa çıktı.
Kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.
39/53 De ki: "Ey kendilerine karşı israf eden
kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, suçların hepsini bağışlar.
O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."
39/54 Rabb'inize yönelin! Ve
size azap gelmeden önce O'na teslim olun. Sonra yardım olunmazsınız.
39/55 Hiç beklemediğiniz bir anda, size ansızın azap
gelmeden önce, Rabb'inizden size indirilen en iyi olana uyun.
39/56 Sonunda: "Allah'a karşı aşırı gittiğimden
dolayı yazıklar olsun bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim." dememeniz
için;
39/57 Veya "Allah bana doğru yolu gösterseydi,
takva sahibi olurdum." dememeniz için;
39/58 Veya azabı gördüğü zaman, "Keşke bir kez
daha dünyaya dönme imkanım olsaydı, o zaman muhsinlerden olurdum."
dememeniz için.
39/59 Hayır, sana ayetlerim gelmişti de onları
yalanlamıştın, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştun.
39/60 Kıyamet Günü, Allah hakkında yalan söyleyenlerin
yüzlerini kararmış görürsün. Büyüklük taslayanların yeri Cehennem'de değil mi?
39/61 Allah, takva sahiplerini, hak ettikleri
kurtuluşa erdirecektir. Onlara kötülük dokunmaz. Onlar üzülmezler de.
39/62 Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, Her Şeye
Vekil'dir.
39/63 Göklerin ve yerin kilidi O'na aittir. Allah'ın
ayetlerini yalanlayanlar; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.
****************
40/3 O,
suçu bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç sahibi
olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.
40/12 Bu,
sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman küfretmeniz nedeniyledir. O'na şirk
koşulunca iman ediyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah'ındır.
40/13 O, size ayetlerini gösteren, sizin için gökten
rızık indirendir. Ancak, gönülden yönelenler öğüt alırlar.
40/14 Öyleyse, Kafirler hoşlanmasa da dini yalnızca
kendisine özgü kılarak Allah'a dua edin.
40/15 O, dereceleri yükseltendir, Arş'ın sahibidir.
O, "Buluşma Günü" hakkında insanları uyarmak için Kendi buyruğundan
olan ruhu kullarından dilediğine ulaştırır.
40/16 O Gün, onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir
şeyi Allah'a gizli kalmaz. O Gün, mülk kimindir? Tek ve Kahhar Olan
Allah'ındır.
40/17 Bugün her kişi kazandıklarıyla hesaba
çekilecektir. Bugün, haksızlık yoktur. Kuşkusuz Allah hesabı çabuk görendir.
40/18 Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O Gün
korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü
dinlenir bir şefaatçi vardır.
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
40/19 O, bakışlardaki art niyeti ve göğüslerin
gizlediğini bilir.
40/20 Allah, Hakkı gerçekleştirir. Allah'ın yanı sıra
yöneldikleri kimseler ise hiçbir şeyi gerçekleştiremezler. Kuşkusuz Allah, Her
Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
40/35 O kimseler, kendilerine görevli kılınmış,
yetki verilmiş bir kimse gelmediği halde, Allah'ın ayetleri hakkında
tartışırlar. Bu da Allah'ın yanında da insanların yanında da büyük bir
kızgınlığa neden olur. İşte böyle! Allah, her büyüklük taslayanın kalbini
mühürler.
40/51 Biz, Resullerimize ve iman edenlere dünya
hayatında ve tanıkların tanıklık edecekleri günde kesinlikle yardım ederiz.
40/52 O Gün zalimlere, mazeretleri yarar sağlamaz.
Onlara lanet okunacak ve yurtların en kötüsü onlar içindir.
40/56 Yetkili kılınmadıkları halde Allah'ın ayetleri
hakkında ileri geri konuşanların kalplerinde, hiçbir zaman tatmin
edemeyecekleri bir büyüklenme tutkusu vardır. Sen, Allah'a sığın. O, Her Şeyi
Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
40/57 Elbette ki göklerin ve yerin yaratılması,
insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Ama insanların çoğu bu
gerçeği kavramıyorlar.
40/58 Kör ile gören bir değildir. İman edip salihatı
yapanlar ile kötülük yapanlar da bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?
40/59 Kuşkusuz ki o Sa'at mutlaka gelecektir.
Onun geleceği kesinlikle doğrudur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
40/60 Rabb'iniz: "Bana dua edin ki size karşılık
vereyim. Bana kulluk etmeye büyüklenenler, horlanmış olarak Cehennem'e
gireceklerdir." dedi.
40/61 Allah ki yaptı sizlere geceyi171 sükûnet
bulmanız için onda (gecede); ve görüş sağlayan gündüzü170; doğrusu Allah mutlak
sahibidir bir lütuf insanlara karşı; fakat insanların çoğu şükretmezler43.
40/62 İşte Rabbiniz olan Allah budur. O, her şeyin
yaratıcısıdır. O'ndan başka ilah yoktur. O halde nasıl oluyor da başka şeylere
yöneliyorsunuz?
40/63 Allah'ın ayetlerini bile bile
reddedenler, işte böyle haktan uzaklaşmışlardı.
40/64 Sizin için yeryüzünü yerleşim alanı, gökyüzünü
de üzerinize bir tavan gibi yapan Allah'tır. O, size en iyi şekille şekil veren
ve sizi temiz şeylerden rızıklandırandır İşte Rabb'iniz olan Allah odur.
Alemlerin Rabb'i olan Allah, ne Mübarek'tir.
40/65 O, diridir. Ondan başka ilah yoktur. O halde
dini yalnızca O'na has kılarak O'na dua edin. Hamd yalnızca alemlerin Rabb'i
olan Allah'a özgüdür.
40/67 O, sizi topraktan yaratandır. Sonra bir
nutfeden, sonra bir alakadan. Sonra sizi bir bebek olarak dünyaya getiriyor.
Nihayet olgunluk çağına ulaşır, derken yaşlanırsınız. Kiminiz bu süreci
tamamlamadan vefat ettirilir. Kiminiz de belirlenen süreye kadar yaşarsınız.
Umulur ki aklınızı kullanırsınız.
40/68 Hayat veren de öldüren de O'dur. O, bir işin
olmasını istediği zaman ona sadece "Ol." der, o da olur.
40/69 Allah'ın ayetleri hakkında tartışanları
görmedin mi? Nasıl da saptırılıyorlar!
40/70 Bu Kitap'ı ve Resullerimizle gönderdiklerimizi
yalanlayanlar elbette yakında gerçeği anlayacaklar.
40/79 Binmeniz ve yemeniz için hayvanları
yararlanmanıza sunan Allah'tır.
40/80 Ve
sizin için onlarda daha nice yararlar var. Onlarla arzu ettiğiniz yere
ulaşırsınız. Onların ve gemilerin üzerinde taşınırsınız.
40/81 Allah size ayetlerini gösteriyor. O halde
Allah'ın ayetlerinden hangisini inkar ediyorsunuz?
40/82 Hem onlar, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı?
Baksalar ya! Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna! Onlar, güç ve
yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstündüler. Öyle olduğu halde sahip
oldukları şeyler kendilerine yarar sağlamadı.
40/83 Resulleri kendilerine kanıt içeren
açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek
şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.
40/84 Bizim cezamızı gördükleri zaman: "Allah'ın
tekliğine iman ettik ve O'na şirk koştuklarımızı küfrettik." dediler.
40/85 Cezamızı görünce iman etmeleri onlara bir
fayda vermedi. Allah'ın kulları hakkındaki geçmişten bugüne uyguladığı yasası
budur. Kafirler orada zarara uğradılar.
****************
41/19 O Gün, Allah'ın düşmanları bir araya getirilip
topluca ateşe sürülecekler.
41/20 Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış
oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine
tanıklık ederler.
41/21 Bedenlerine, "Niçin aleyhimize tanıklık
ettiniz?" dediler. Bedenleri de: "Bizi, her şeyi konuşturan Allah
konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz."
41/22 "İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz
aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi
Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz."
41/23 "İşte
Rabb'iniz hakkındaki bu zannınız, sizi helake sürükledi. Böylece hüsrana
uğrayanlardan oldunuz."
41/24 Artık dayanabilirlerse, onlar için konaklama
yeri ateştir. Eğer özür beyan edip af isteseler de onlar affedilecek olanlardan
değillerdir.
41/25 Ve hedefledik/tanımladık/atadık onlara
kardeşler; öyle ki süslediler onlara iki ellerinin arasındakini ve
arkalarındakini215; ve hak/gerçek oldu söz/kelam ümmetler305 üzerlerine;
muhakkak ki halife65 oldu onlardan önce cinden210 ve insandan;
doğrusu onlar oldular hüsrana uğrayanlar.
41/26 Kafirler: "Bu
Kur'an'ı dinlemeyin, gürültü edin, belki üstün gelirsiniz." dediler.
Not: Demek ki dinleyince anlıyorlar. Demek ki anlaşılmasın
istiyorlar. Demek ki anladıkları dilde. Günümüzde de aynı değil mi. Kur’an
anlaşılmasın diye yok abdestsiz dokunma, yok ölülere oku, yok Arapça oku her
harfi sevap v.s. şeklinde değilmi.
41/27 Böylesi Kafirlere şiddetli bir azap
tattıracağız. Ve onları yaptıklarının en kötüsü ile kesinlikle cezalandıracağız.
41/28 İşte böyle! Allah'ın düşmanlarının cezası
ateştir. Ayetlerimizi bilerek reddetmeleri nedeniyle ceza olarak, onlar için
orada ebedilik yurdu vardır.
41/29 Ve dedi kâfirlik25 etmiş kimseler:
“Rabbimiz4! Göster bize ikisini; dalalete128 sürükledi ikisi bizleri;
cinden210 ve insandan; koyalım/yapalım ikisini ayaklarımızın altına;
olmaları için sefillerden.”
41/30 "Rabb'imiz Allah'tır." deyip,
dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler gelerek: "Korkmayın ve
üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le sevinin!" derler.
41/31 "Biz, dünya hayatında ve ahirette sizin
evliyanızız. Orada canlarınızın istediği her şey vardır ve istediğiniz her şey emrinizdedir."
41/32 "Çok Bağışlayıcı ve Rahmeti Kesintisiz
olan tarafından bir ikram olarak."
41/33 Allah'a çağıran, salihatı yapan ve "Ben
Müslüm olanlardanım." diyen kimseden daha iyi sözlü kim vardır?
41/34 İyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü
iyilikle sav. Bir de bakmışsın ki seninle arasında düşmanlık olan kişi, candan
velin oluvermiş.
41/35 Buna ancak sabredenler kavuşturulur ve buna
büyük haz sahipleri kavuşturulur.
41/36 Ne zaman şeytan kötü bir dürtüş ile seni
dürtülecek olursa hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi
Bilen'dir.
41/40 Ayetlerimizde saptırma yapanlar, Bize gizli
kalmazlar. O halde kıyamet günü ateşe atılan kimse mi yoksa Bize güven içinde
gelenler mi hayırlıdır? Dilediğinizi
yapın. Kuşkusuz O, yaptığınız şeyleri en iyi görendir.
41/49 İnsan iyilik istemekten bıkıp usanmaz. Eğer
kendisine bir kötülük dokunursa, hemen karamsarlığa kapılır ve ümitsiz olur.
41/50 Fakat kendisine dokunan sıkıntıdan sonra, ona
Tarafımızdan bir rahmet tattırsak: "Bu benim hakkımdır. Ve Sa'at'ın
geleceğini de sanmıyorum. Gelse bile, Rabb'imin huzuruna çıkarılacak olursam,
O'nun yanında kesinlikle benim için en iyisi vardır." der. O zaman,
Kafirlere yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir
cezadan tattıracağız.
41/51 İnsana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirip yan
çizer. Kendisine bir kötülük dokunduğu zaman da bol bol dua ederek yardım
ister.
41/52 De ki: "Gördünüz mü? Eğer Kur'an Allah
katından olduğu halde, siz onu inkar ediyor ve tanımıyorsanız; bu durumda,
haktan uzak kalandan daha sapkın kim olabilir?"
41/53 Göstereceğiz onlara ayetlerimizi
âfâkta/ufuklarda ve kendi nefislerinde201; ta ki beyan226 olur onlara ki o
(Kur’an) haktır/gerçektir; ve kâfi gelmez mi asla senin Rabbin4 ki O her
bir şey üzerine Şehîd’tir499.
41/54 İyi bilin ki onlar, Rabb'lerine
kavuşacaklarından kuşku duyuyorlar. İyi bilin ki O, Her Şeyi Kuşatan'dır.
****************
42/9 Yoksa
O'ndan başka veliler mi edindiler? Oysa ki veli yalnızca O'dur. O, ölüleri
diriltir ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
42/10 Ve kendisinde ihtilafa/anlaşmazlığa düştüğünüz
bir şeyden; öyle ki hükmü onun Allah’adır; işte
sizlere Allah; Rabbim4!; O'na tevekkül79 ettim ve O'na sürekli dönerim.
Not: Tek
hüküm koyucu Yüce Allah’tır. Dünya için hüküm koyar. Ahirette de bu hükümlere
nasıl, ne kadar uyuldu hüküm verir. Alınacak karşılık için de hüküm
koyar.Görülecek hesap için de hüküm koyar. Kısaca Yüce Allah ahirette de, dünya
da da tek hüküm koyucudur. Dünyada Yüce Allah hükümlerini kutsal kitaplar ile
bize ulaştırır. Nebiler ve resullerde ancak bu kitaplarda yazanı deklere ederler.
42/11 Göklerin ve yerin fıtratını belirleyendir.
Size, kendinizden çiftler, hayvanlardan çiftler yapandır. Orada sizi bir düzen
içinde üretiyor. O'na benzer hiçbir şey yoktur. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi
Gören'dir.
42/12 Göklerin ve yeryüzünün kilitleri yalnızca
O'nundur. O, dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. O, Her Şeyi
En İyi Bilen'dir.
42/18 İnanmayanlar, alayımsı bir şekilde, onun hemen
gerçekleşmesini istiyorlar. İman Edenler ise tedbirlidirler. Onun gerçek
olduğunu bilirler. Sa'at hakkında tartışanlar, derin bir sapkınlık içindedirler.
42/19 Allah, kullarına karşı çok hoşnut edicidir.
Dilediğini rızıklandırır. O, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
42/20 Kim ahiret ekinini
isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan
artırırız. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.
42/21 Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği
bir şeyi, kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer "ayırma
kelimesi" olmasaydı kesinlikle aralarında hemen hüküm verilirdi. Kuşkusuz
ki zalimler için acı bir azap vardır.
42/22 Kazandıkları şeylerle karşı karşıya
geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı
yapanlar da Cennetler'in bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında istedikleri
her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.
42/40 Bir kötülüğün
karşılığı o kötülük ölçüsündedir. Ama kim bağışlar ve düzeltici olursa
artık onun karşılığı Allah'a aittir. Kuşkusuz O, haksızlık yapanları sevmez.
42/41 Kim de haksızlığa uğradıktan sonra hakkını
alırsa, onun aleyhine bir yol tercih edilmez.
42/42 Fakat insanlara haksızlık yapanların ve
yeryüzünde haksız yere zorbalık yapanların aleyhlerine bir yol tercih edilir.
İşte onlar, kendileri için acı bir azap olanlardır.
42/43 Ancak kim sabreder ve bağışlarsa, büyüklük yapmış olur.
Not: Allah
büyüklük yapanları sevmez. Kelime, azmi kelimesi
ile gelir. Kelimenin kök anlamındada büyüklük yoktur. Bu kelime azimli
olmaktır. Yani kararlı olmak. Yani ayetteki mesaj sabretme ve bağışlama
kararlılık gerektiren işlerdendir demektedir.
42/44 Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, artık bunun
ardından onun için bir veli bulunmaz. Haksızlık yapanların, azabı
gördüklerinde: "Acaba geri dönmenin bir yolu var mı?" dediklerini
göreceksin.
42/45 Onları, aşağılanmalarından dolayı başları öne
eğilmiş, göz ucuyla çevrelerine bakarlarken ona sunulduklarını göreceksin. İman
edenler: "Zarara uğrayanlar, kendilerini ve taraftarlarını kiyamet günü
zarara uğratmış olan kimselerdir." dediler. İyi bilin ki zalimler kalıcı
bir azabın içindedirler.
42/46 Onların,
kendilerine yardım edecek Allah'tan başka velileri yoktur. Ve Allah kimi
sapkınlıkta bırakırsa artık onun için bir kurtuluş yolu yoktur.
42/47 Allah tarafından geri
döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce, Rabb'inizin çağrısına olumlu yanıt
verin. O Gün, sizin için bir sığınak yoktur. Sizin için kabul etmemek de
yoktur.
****************
43/10 O, yeryüzünü sizin için beşik yaptı. Orada
sizin için yollar yaptı. Umulur ki hidayete erersiniz.
43/11 O,
bir ölçüye göre gökten su indirendir. Sonra, onunla ölü bir beldeyi
canlandırdık. İşte siz de böyle yeniden diriltileceksiniz.
43/12 Her şeyi çift yarattı. Gemilerden ve
hayvanlardan binekler kıldı.
43/13 Üzerlerine
binip, onlardan yararlanınca, Rabb'inizin verdiği nimetleri anarak:
"Bunları, hizmetimize veren Allah ne yücedir; yoksa bizim bunlara gücümüz
yetmezdi." deyin.
43/14 Kuşkusuz
biz, sonunda Rabb'imize döneceğiz.
43/36 Her kim Rahman'ın
öğüdüne karşı duyarsız olursa, Biz ona bir şeytan salarız. Artık şeytan
onun yakın arkadaşı olur.
43/37 Şeytanlar, onları doğru yoldan saptırdıkları halde, onlar
hala kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
43/38 Nihayet
o Bize geldiği zaman: "Keşke seninle aramız iki doğu uzaklığı kadar uzak
olsaydı." der. Öyleyse bu ne kötü bir arkadaşlıktır.
43/39 Bugün,
pişmanlığınız kesinlikle size bir yarar sağlamaz. Kendinize haksızlık yaptınız.
Siz azaba da ortaksınız.
43/40 O
halde sağıra sen mi işittireceksin? Veya köre ve apaçık sapkınlıkta olana doğru
yolu gösterebilir misin?
43/88 Nebi'nin sözü: "Ey Rabb'im! Bunlar,
inanmayan bir halktır."
43/89 Onları
kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.
****************
44/38 Biz; gökleri, yeryüzünü ve ikisinin arasında
bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.
44/39 İkisini de yalnızca Hakk olarak yarattık.
Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
44/40 Ayrışma
Günü, onların hepsinin kararlaştırılmış bir araya gelme zamanıdır.
44/41 O
Gün, hiçbir yakının, yakınına bir yararı olmaz. Onlar, yardım da olunmazlar.
44/42 Ancak Allah'ın rahmet ettiği kimseler hariç.
Kuşkusuz O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
****************
45/3 Kuşkusuz
göklerde ve yeryüzünde İman Edenler için ayetler vardır.
45/4 Sizin
yaratılışınızda ve üretip yaydığı canlı varlıklarda "gerçek bilgi"
sahibi olan bir toplum için ayetler vardır.
45/5 Gece
ile gündüzün birbirini izlemesinde, Allah'ın rızık olarak gökten indirdiği
şeyle ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları yönlendirmesinde aklını kullanan bir toplum için ayetler vardır.
45/6 İşte
bunlar, Bizim sana Hakk olarak anlattığımız Allah'ın ayetleridir. O halde
Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi hadise
inanacaklar?
45/7 Bütün
yalancı günahkarların vay haline!
45/8 Böyle kimseler, kendilerine okunan Allah'ın ayetlerini
duyduktan sonra, büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi davranır.
Artık onu can yakıcı bir azapla haberdar et.
45/9 Ayetlerimizden bir şey
öğrendikleri zaman, onu alay konusu edinirler. İşte onlar için alçaltıcı
bir azap vardır.
45/10 Cehennem
peşlerindedir. Kazandıkları şeyler ve Allah'ın yanı sıra edindikleri veliler
onlara bir yarar sağlamaz. Onlar için büyük bir azap vardır.
45/11 Bu
doğru yol göstericisidir. Rabb'lerinin ayetlerini yalanlayanlar için çok kötü
bir azap vardır.
45/12 Allah,
koyduğu yasalar sayesinde, içinde gemileri yüzdürmeniz ve O'nun lütfundan, onda
rızık aramanız için denizi hizmetinize sunandır. Umulur ki şükredersiniz.
45/13 Göklerde
ve yeryüzünde bulunan her şeyi Kendi lütfundan sizin yararlanmanıza sunmuştur.
Bunda düşünen bir toplum için ayetler vardır.
45/14 İman Edenlere de ki:
"Allah'ın, kendilerini hesaba çekeceği günün geleceğini ummayanları
bağışlasınlar. Her halka yaptıklarının karşılığı verilecektir."
45/15 Her
kim iyilik yaparsa kendisi için yapmış olur, kim de kötülük yaparsa kendisi
için yapmış olur. Sonra Rabb'inize döndürüleceksiniz.
45/21 Yoksa Bizim, kötülük
yapan kimselerle, İman edip, salihatı yapan kimseleri, hayatlarında ve
ölümlerinde bir tutacağımızı mı sanıyorlar. Ne kötü yargıda
bulunuyorlar!
45/26 De ki: "Sizi yaşatan sonra öldüren Allah'tır.
Sonra sizi, gerçekleşeceği kesin olan kıyamet günü bir araya
toplayacaktır." Ancak insanların çoğu bu gerçeği kavramıyorlar.
45/27 Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'a aittir.
Sa'at'ın kopacağı O Gün, sapkın yolda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.
45/28 Her ümmeti toplanmış görürsün. Her ümmet,
amel defteriyle yüzleşmeye çağrılır: "Bugün, yaptıklarınızın karşılığı
size verilecektir."
45/29 "İşte bu, yüzünüze karşı gerçekleri ortaya
koyan amel defterinizdir. Kuşkusuz Biz, bütün yaptıklarınızı yazdırdık."
45/30 İman eden ve salihatı yapan kimseleri Rabb'leri
rahmeti ile kuşatacaktır. İşte bu, büyük kurtuluşun ta kendisidir.
45/31 Kafirlere
denir ki: "Ayetlerim size okunduğu zaman, büyüklük taslayarak suç işleyen
bir halk olmuştunuz değil mi?"
45/32 "Allah'ın verdiği söz gerçektir ve Sa'at
mutlaka gelecektir." dendiği zaman, siz: "Biz, o Sa'at nedir
bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi
değiliz." dediniz.
45/33 Yaptıklarının kötülükleri apaçık ortaya kondu
ve alay ettikleri şeyler, onları kuşattı.
45/34 "Bugüne
kavuşmayı nasıl umursamadıysanız, Biz de bugün sizi umursamıyoruz. Kalacağınız
yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı da yoktur." denir.
45/35 İşte bu, Allah'ın ayetlerini alay konusu
etmeniz nedeniyledir. Sizi, dünya hayatı aldattı. Artık bugün onlar,
Cehennem'den çıkarılmazlar. Ve onlardan özür de kabul edilmez.
45/36 Öyleyse
övgünün tamamı, göklerin ve yerin Rabb'i ve alemlerin Rabb'i Allah'a mahsustur.
45/37 Göklerde
ve yerde erişilmez büyüklük ve egemenlik yalnızca O'nundur. O, Mutlak Üstün
Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
****************
46/4 De
ki: "Allah'ın yanı sıra yakardıklarınıza bir bakın bakalım! Onların,
yeryüzünde yarattıkları bir şey varsa bana gösterin! Yoksa onların göklerde bir
ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorsanız, bana, daha önce gelmiş bir kitap ya
da bilgi kırıntısı bir eser getirin.
46/5 Allah'ın
yanı sıra, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek ve edilen dualardan
haberleri olmayana yönelen kimseden daha sapkın kim olabilir?
46/13 "Rabb'imiz Allah'tır." deyip, bu
sözlerine bağlı kalanlar için hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
46/14 İşte onlar Cennetliktirler. Yaptıklarına
karşılık, orada sürekli kalacaklardır.
46/32 Her kim, Allah'a çağıran kimsenin çağrısına
uymazsa, bilsin ki Allah'ı yeryüzünde aciz bırakacak değildir. Ve onun
Allah'tan başka velileri de yoktur. İşte onlar apaçık bir sapkınlık
içindedirler.
****************
47/1 Kafir
olanların ve Allah'ın yolundan alıkoyanların yaptıklarını Allah boşa
çıkaracaktır.
47/2 İman
eden, salihatı yapanlar ve Rabb'leri tarafından Muhammed'e indirilen
"Hakk'a" inanan kimselere gelince, Allah onların kötülüklerini örtüp
durumlarını düzeltecektir.
47/3 Bu,
Kafirlerin, "Batıl'a" uymaları, İman Edenlerin ise Rabb'lerinden
gelen "Hakk'a" uymaları nedeniyledir. İşte Allah, insanlara kendi
durumlarını böyle örnek verir.
47/5 Onlara
doğru yolu gösterecek ve durumlarını düzeltecektir.
47/6 Onları,
dünyada kendilerine tarif ettiği Cennet'e yerleştirecektir.
47/7 Ey
İman Edenler! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder.
Ayaklarınızı sabit kılar.
47/8 Kafirler
ise yok olsunlar! Allah, onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.
47/9 Bu,
onların Allah'ın indirdiği şeyi kötü görmelerinden dolayıdır. Bundan dolayı
Allah, onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır.
47/10 Hem onlar, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı?
Baksalar ya! Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna! Allah, onları
yerle bir etti. Onun bir benzeri de Kafirler içindir.
47/11 Allah iman edenlerin mevlasıdır. Kafirlerin
ise hiçbir mevlası yoktur.
47/12 Allah, iman edip salihatı yapanları, içinden
ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir. Kafirler ise her şeyden yararlanıp,
hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacakları yer ateştir.
47/13 Güç bakımından, seni yurdundan çıkaranlardan
daha güçlü nice kent halkını yok ettik. Onlara yardım edecek hiç kimse de
olmadı.
47/14 Rabbinden gelen kanıt içeren apaçık bilgiyi
izleyen kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve hevalarına uyan kimse
ile bir olur mu?
47/17 Yöneltildikleri doğru yolda olanlara gelince,
onlara doğru yolları pekiştirildi ve onlara takvalarını verdi.
47/18 İlle de o Sa'at'in ansızın gelmesini mi
bekliyorlar? Oysa onun belirtileri gelmiştir. O gelecek olduktan sonra, öğüdü
dinlemek onlara ne yarar sağlar ki?
47/33 Ey iman edenler! Allah'a itaat edin ve Resul'e
itaat edin. Yaptıklarınızı boşa çıkarmayın.
47/34 Kafir olanlar, Allah'ın yolundan
alıkoyanlar; sonra da kafir olarak ölen kimseleri, Allah, asla
bağışlamayacaktır.
****************
48/14 Göklerin ve yerin egemenliği Allah'a aittir.
O, hak edeni bağışlar, hak edene azap eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti
Kesintisiz'dir.
****************
49/10 İman Edenler ancak kardeştir. Öyleyse
kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah için takva sahibi olun. Umulur ki
böylece merhamet olunursunuz.
49/11 Ey
İman Edenler! Bir halk başka bir halkla alay etmesin. Belki alay edilenler,
alay edenlerden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da başka kadınlarla alay
etmesinler. Belki alay edilen kadınlar, alay edenlerden daha iyidirler.
Birbirinizde kusur aramayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra
fasık olarak nitelendirilmek ne kötüdür. Kim tevbe etmezse işte onlar
zalimdirler.
49/12 Ey iman47 etmiş
kimseler! Sakının/uzak durun çoğu zandan314; doğrusu bir kısmı
zannın314 günahtır; ve casusluk yapmayın/gizlice bilgi edinmeye çalışmayın;
ve gıybet315 etmesin bir kısmınız bir kısmı; sever mi biriniz ki yer ölü
kardeşinin etini?; öyle ki iğrenç/tiksindirici buldunuz onu; ve
takvalı21 olun Allah'a; doğrusu Allah Tevvâb’tır191; Rahîm’dir2.
49/13 Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık.
Birbirinizle tanışmanız için sizi kabilelere ve sülalelere ayırdık. Allah'ın
yanında en kerim olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Kuşkusuz Allah, Her
Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
49/16 De ki: "Dininizi
Allah'a mı öğretiyorsunuz? Allah, göklerde olanları da yerde olanları da
bilir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir."
Not: Dini
öğreten Yüce Allah’tır. Dini öğretmeyi kendi üzerine yazmıştır. Peygamberlerin
dini olmaz. Yüce Allah onlara dini öğretir. Kanıtlarımız Kur’an’da mevcuttur. Peygamber hadisi deyip peygamberler adına
uydurulan sözlerin ne Kur’an’da nede İslam’da yeri yoktur. Eğer yapılması veya
yapılmaması gerekli bir şey vardı ise Yüce Allah zaten bunlaru kutsal kitapta
bize bildirmiştir. Bundan fazlasını aramak birşeyler eksiltip birşeyler eklemek
şirke girer.
49/17 Onlar, teslim olmalarını başına kakıyorlar. De
ki: "İslam'a boyun eğdiniz diye, benden minnet beklemeyin. Bilakis, eğer
özü-sözü bir kimselerseniz sizi imana erdirdiği için, siz Allah'a minnet
duyun."
49/18 Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir.
Allah, yaptıklarınızı görendir.
****************
50/2 Ama
kendilerinden bir uyarıcının onlara gelmesine şaşırdılar. Kafirler: "Bu
şaşılacak bir şey." dediler.
50/3 "Biz
ölüp, toprak olduktan sonra mı diriltileceğiz? İşte bu mümkün olmayan bir dönüştür."
dediler
50/4 Biz,
yerin onlardan neyi eksilttiğini elbette biliyoruz. Yanımızda her şeyi kayda
alan bir Kitap vardır.
50/5 Ne
var ki onlar, kendilerine Hakk gelince onu yalanladılar. Bu yüzden karmakarışık
bir durumdalar.
50/6 Öyle
ki hiç bakmazlar mı üstlerindeki göğe180 doğru (ki) nasıl bina ettik
onu* ve ziynetlendirdik onu*; ve yoktur ona** hiçbir
açıklık/aralık/gedik.
*Göğü.
**Göğe.
50/7 Ve
yeri; gerdik/uzattık onu*; ve attık onda** revâsiye146; ve bitirdik
onda** herbir behîc147 zevceden***.
*Yeri.
**Yerde.
***Çiften (erkek/dişi)
147Muhteşem güzel. Şahane, harika. Hoşnutluk veren.
50/8 Bunları,
Allah'a yönelen kulların basiretini açmak ve öğüt olması için yaptık.
50/9 Gökten
bereketli su indirdik. Onunla cennetler ve biçilecek ekinler yetiştirdik.
50/10 Ve
salkımları üst üste yığılmış, uzun hurma ağaçları.
50/11 Kullar
için rızık olarak. Onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte yeniden diriliş de
böyledir.
50/15 İlk yaratışta yetersiz kaldık mı ki yeniden
yaratılıştan şüphe içindeler!
50/16 Ant olsun ki insanı Biz yarattık. Nefsinin ona
neler fısıldadığını biliriz. Ve Biz ona "habl-i verid"ten daha
yakınız
50/17 Sağında ve solunda
yerleşmiş iki kaydedici, yaptıklarını kayda geçirmektedirler.
50/18 Söylediği her söz,
yanındaki hazır gözleyicilerce gözlenmektedir.
Not: Beynin sağ ve sol tarafına yerleştirilmiş hipokampüslerdir. Uydurulmuş yat kalk egsersizi olan, gaflet ve aymazlık ibadeti olan bu namaz bitiminde sağa sola selam verirler ya işte hesapta sağ ve sol omuzda oturan melekler var diye hadis uydurmasyonlarından inandıklarıdır.
Aslında bu hipokampüslerde bir melektir. Yüce Allah'ın görevlendirdiği elçilerdir. Görevleri kayıttır. Ama uyduruk hadislerlde sağda solda oturan melek diye geçer ki böyle değildir ve meleklere selam vermek de ne alaka onuda anlamış değilim. Eğer ibadeti Allah için yapıyorsan başka bir şeyi karıştırmaman lazım. Allah'ı çağırıyorsan başka bir şeyi karıştırmaman lazım.
Zaten bu gaflet ve aymazlık ibadeti içinde şirk içeren bir çağrı ile başlar sonra Yüce Allah'ın öğretmediği şekilde abdest ile devam eder Kur'an'da karşılığı olmayan ağız ile niyet ile devam eder sonra Kur'an'da olmayan dua diye yutturdukları şirkle devam eder ve en sonda işte selamla bitirirler.Yani nerden tutarsanız tutun elinizde kalır. Detaylı inceliycez. Ayrıca bu ibadet salatı ikame edenlerin yanında ıslık çalıp el çırparak ibadet ettiğini sananların uyduruk ibadet örneğidir diye söyleyebilirim.
50/19 Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak
gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"
****************
51/15 Takva sahipleri ise cennetlerde ve pınarlardadırlar.
51/16 Rabb'lerinin kendilerine verdiğini alanlar, daha
önce iyi olanlardır.
51/17 Geceleri
pek az uyurlardı.
51/18 Onlar seher
vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.
51/19 Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç
sahipleri için bir pay ayırırlardı
51/20 Gerçeği kavrayanlar için yeryüzünde nice ayetler
vardır.
51/21 Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor
musunuz
51/22 Gökte
rızkınız ve uyarıldığınız şeyler vardır.
51/23 Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki,
sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da o kadar gerçektir.
****************
52/31 De ki: "Bekleyin! Ben de sizinle birlikte
bekleyenlerdenim."
52/32 Yoksa onların düşleri böyle mi istiyor? Yoksa
onlar azgın bir halk mı?
52/33 Yoksa: "Onu kendisi uydurup
söyledi." mi diyorlar? İşin gerçeği, onlar inanmak istemiyorlar.
52/34 Eğer söylediklerinde haklı kimselerse, onlar da onun benzeri bir hadis getirsinler!
52/35 Yoksa onlar, bir yaratıcı olmaksızın mı
yaratıldılar? Yoksa yaratanlar onlar mıdır?
52/36 Yoksa gökleri ve yeryüzünü onlar mı yarattı?
Hayır, onlar gerçeğe ulaşmaya yanaşmıyorlar!
52/37 Yoksa Rabb'inin hazineleri onların yanında mı?
Veya kendilerinin her şeye güç yetirebileceklerini mi sanıyorlar?
52/38 Yoksa onların, orada dinleyecekleri bir
merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri buna dair bir belge getirsinler!
52/39 Yoksa kızlar O'nun da oğullar sizin mi?
52/40 Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu
yüzden onlar ağır bir yük altına mı giriyorlar?
52/41 Yoksa
gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
52/42 Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ne var
ki tuzağa düşecek olanlar Kafirlerdir.
52/43
Onlara mı bir ilâh? Allah'tan gayri/başka; Subhân'dır Allah; şirk
koştuklarından (ayrıdır).
Subhan : 7Tüm isimlerini/sıfatlarını tecelli ettiren.
****************
53/25 Ahiret
de dünya da Allah'ındır.
53/25
Fe lillahil ahiretu vel ula.
Not: Allah'ındır
ahiret ve dünya dediğinizde dünya kelimesi ile ayet anlamını çok
fazla daraltmış oluruz. Ahirette Allah'ındır ve ula da. Ula kelimesini düşündüğümüzde dünya da bu
işin içindedir ama bu işin çok çok çok ufak bir kısmıdır. Ula
kelimesinin ayet bağlamı ile ilgili kök anlamlarını verelim ne demek istediğimi
anlarsınız.
اول Awl Elif-Vav-Lam
ilk başta,
geri dönmek, atfedilmek, yönlendirmek, sonuçta sonuç , gelmek ya da
gitmek, asıl; ilk bölüm, başlangıç; daha önce,önceki, önceki; başlangıcından bu
yana, çok başlangıç; baştan sona, A'dan
Z'yeا evvela l-emr ilk başta,başlangıç; her seferinde ilk mevcut; (evvela) an
ne zaman, tam olarak ne zaman; en başında; (aḳtara) eskisinden daha fazla
Yani ayet bağlamı ve ula kelimesinin kökü ve Kur'an
bütünlüğü düşünüldüğünde Yüce Allah bu ayetinde ahiret benim diyor. İnsan için
ahiret son olacağından. Sınav bitti ve cezalar alındı.
Demek ki ula kelimesi ile de başlangıçta benimdi ve
sonda benim diyor en kaba ve kısa tabiri ile. Biraz daha açarsak ayeti ilk de
benim sonda benim diyor. En başıda benim sizin için en son olacak olanda benim.
Ahirette benim sonuçta benim, baştan sona, başlangıçtan ve
sizin sonunuza kadar da benim gibi anlamlandırabiliriz. Dünya da bu işin için
de olmasına rağmen bu kelimeye dünya deyip geçersek anlamı oldukça daraltmış ve
mesajdan uzaklaşmış oluruz. Ayrıca Kur'anda yeryüzü kelimesi fil ard dır ve
dunya diye bir kelimede geçmektedir ayette.
Daha
açmak gerekirse; yaratanda benim, hayat veren de benim, sona
erdirecek de benim, hayattayken yaşanılan veya yaşanılmayan ne varsa benim,
ahiret evrenindeki her şeyde benim. Ben başlatırım ben sonlandırırım. İlki ben
belirlerim sonu da ben belirlerim. Başlangıcın öncesi de, başlangıç da, bitiş de,
bitişten sonrası da ve ondan sonrası da benim diye anlamlandırabiliriz.
Ve bu yukarıdaki çıkarım anlamlarını çok daha fazla
çoğaltabiliriz. Bu kadarını ayetin ve Yüce Allah’ın gücünün, kuvvetinin, dengi olmamasının, tek ilah oluşunun, sıfatlarını
tecelli ettiren oluşunun, öğretilerinin ufak bir özeti gibi düşünebiliriz.
Dip Not :
Düzgün
meal verilmediğinde işte tüm bu öğretiler tecelli etmiyor. Ayette yazmayan
kelimeyi dünya diye anlamlandırırsa meal veren, tüm bu öğretilerden, ayetin
tecellisinden, Rabb’imizin öğretisinden nasiplenemiyoruz.
53/33 Peki, yüz çevireni görüyor musun?
53/34 Azıcık
verip, inatla cimrilik edeni?
53/35 Yoksa
o gaybın bilgisine sahip de onu mu görüyor?
53/38 Gerçek şu ki, hiçbir günahkar, başka bir
günahkarın yükünü yüklenemez
53/39 Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından
başka bir şey yoktur.
53/40 Ve onun çalışması yakında görülecektir.
53/41 Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak
verilecektir.
53/42 Sonunda dönüş yalnızca Rabb'inedir.
53/43 Güldüren de ağlatan da O'dur.
53/44 Öldüren
de dirilten de O'dur
53/45 O, erkek ve dişi çiftler yarattı.
53/46 Atıldığında, nutfeden.
53/47 Ve kuşkusuz bundan sonraki diriltme de yalnızca
O'na aittir.
53/48 Zenginlik veren de O'dur, sınırlayan da.
53/49 Şi'ra'nın Rabb'i de O'dur.
53/61 Ve siz gaflete dalanlarsınız!
53/62 Öyleyse secde12 edin Allah'a; ve
kulluk46 edin.
****************
55/7 Ve
gök180*; yükseltti231 onu (göğü); ve koydu mizanı228.
*Evren
55/8 Ki
aşmayın sınırı* mizanda228.
*Yüce Allah'ın evrene koymuş olduğu sabitler
(55:7) evrenin bir denge içinde akıp gitmesini sağlar. Ayette insanoğluna
çok önemli bir uyarı yapılmaktadır.
Evrenin bu sabitlerle oluşmuş olan dengesinin sınırlarının aşılmaması
gerektiği bildirilmektedir. Mutlak ki Yüce Rabbimiz doğru söylemiştir.
İnsanların Rahman'ın uyarısını dinlemediği de ortadadır. Atmosferse atom
bombası patlatan bu tür Rabbinin emrini çiğnemiştir. Tek tanrıcılar
olarak; sadece Kur'an diyen kimseler olarak Rabbimizin emrine uymalıyız.
Dünyamızın dengesini bozmamalıyız. Düzeltmek için çalışmalıyız.
55/9 Ve
ayağa kaldırın/dikin229 vezni790 eşitlikle230; ve hüsrana neden
olmayın mizanda658.
****************
56/57 Sizi Biz yarattık. Bu gerçeği hala kabul etmeyecek
misiniz?
56/58 Öyleyse akıttığınız şeyin ne olduğunu hiç
düşündünüz mü?
56/59 Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan Biz
miyiz?
56/60 Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Kimse Bizi
engelleyemez.
56/61 Yapınızı
değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun
değiliz.
56/62 Ant olsun ki ilk meydana getirmeyi bildiniz.
Düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?
56/63 Ektiklerinizi görmüyor
musunuz?
56/64 Onu siz mi
yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?
56/65 Dileseydik kesinlikle
onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız.
56/66 "Gerçekten borçlandık;"
56/67 "Doğrusu,
yoksun bırakıldık."
56/68 Peki, içtiğiniz suya hiç baktınız mı?
56/69 Onu bulutlardan indiren siz misiniz, yoksa indiren
Biz miyiz?
56/70 Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna
şükretmeniz gerekmez mi?
56/71 Gördünüz mü ateşi? Ki tutuşturursunuz.
56/72 Sizler
mi inşa ettiniz ağacını onun; yoksa biz mi inşa edenleriz?
56/73 Biz; yaptık onu bir hatırlatma/öğüt; ve
meta54; güç/takviye sahibi olanlar için.
56/74 Öyle ki tesbih31 et
adıyla/ismiyle49 Rabbinin; azîm94.
56/75 Hayır, yıldızların yerleri üzerine yemin
ederim;
56/76 Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.
56/77 Doğrusu o mutlak kerim/şerefli bir Kur’an’dır.
56/78 Bir kitaptadır meknûn579.
579Gizli, saklı, masun.
56/79 Temas edemez ona
(Kur'an'a) temizlenenler dışında.
56/79 Ona arındırılmış olanlardan başkası dokunamaz. (bu şekilde de çevirilir)
Not: Bu
ayette anlatılan Kur’an’a abdestsiz dokunulmuaz ASLA değildir. Kur’an’a
dokunmak demek, arınarak dokunmak demek Kur’an’ı, Kur’an ile anlamak demektir.
Kur’an harici din adına tüm herşeyden, tüm bilgilerden, tüm hükümlerden
sıyrılıp yalnız dini Allah’a has kılmak, dini yalnız Kur’an’dan öğrenmek
demektir. Ne eksiği ile ne de fazlası ile. Ne ekleyerek ne çıkararak. Kul
olmanın kurallarını sadece Kutsal kitaptan öğrenmek, Allah’ı birlemek, tevhid
inancını ilke edinmek, dinin sahibinin ve öğreticisinin yalnız Yüce Allah
olduğunu bilmek, tek hüküm koyucu sadece Yüce Allah olduğun bilemek demektir.
Eğer bir kişi kafasında zanlar, söylentiler, ata dini gibi uydurmasyonlarla
Kur’an okursa Kur’an’a bu kafasındakileri söylettirir, bu kafasındakileri arar,
bu kafasındakilere göre anlamlandırır, meal verenlerde de durum bu şekildedir.
O zaman kişi Kur’an’ı Kur’an ile anlamaz, kafasındaki
uydurmalara göre anlar, o zaman da Kur’an’a arınamadan dokunur, yani dokunamaz
yani Kur’an’ı ıskalar.
Asla Yüce Allah aslında ne demiş anlayamaz.
Örnek ayetlerde her gördüğü secdeye, kıyama, ruküya işte bu
namaz der. Oysa Yüce Allah tüm kavramları açıklamıştır. Eğer bu kavram için
Yüce Allah ne demiş bize nasıl öğretmiş ona bakmazsa işte kafasındaki
uydurmasyona göre Kur’an’ı anlamlandırmaya çalışır ve tamamen ıskalar.
56/80 Bir indirilmedir alemlerin203 Rabbinden4.
56/81 Öyle ki bu hadise/söze mi sizler mudhinsiniz?580
580Yaltaklananlar,
riyakar/iki yüzlü yalakalar, iki yüzlü yağcılar.
Not: Yani
Kur'an'da Yüce Allah bu alemlerin Rabb'inden indirilmedir dediği halde, bu
sözümü yalanlıyor, alay ediyor, sırt dönüyor, görmezden geliyor, hafife alıyor, umursamıyor, örtmeye çalışıyorsunuz
tarzında sorular sorarken ayetin anlamında hem ikaz, hem öğüt, hem kınama, hem
tenkit, hem hesap sorma, hem karşılıklarını alacakları bildirgesi ve daha
fazlasıyla beraber bir çok öğreti ile berebar Kur'an'ın diğer her şeye üstün
olduğu vurgusunuvda yapmaktadır.
Ayrıca Sizi ben yarattım, her şeyi ben yarattım, her şeyi
en iyi ben bilirim, bu kitabı da, bu kitabın içindeki sözlerivde ben size
indirdim, bunlar en güzel ve en doğru sözlerdir. Buna rağmen nasıl bu sözlere
sırt çevirir, görmezden gelir, yok sayar, yalanlarsınız. Oysa ki kurtuluşunuzun
da, süresiz azabınızın da anahtarı daha size lazım olacak tüm öğretiler ile birlikte
bu Kerim Kur'an'ın içindedir diye mesajını da alıyoruz. Ve başka hiçbir şeye
ihtiyacımız olmadığı gerçeğini de gene açık bir şekilde anlarız.
56/82 Verilen
rızıklara yalanlayarak mı karşılık veriyorsunuz?
56/83 Can boğaza dayandığı zaman;
56/84 O zaman bakınıp durursunuz.
56/85 Biz ona sizden daha yakınız fakat siz
göremezsiniz.
56/86 Mademki hesap sorulacak kimseler değilsiniz,
56/87 Eğer doğrulardansanız, onu geri çevirmeniz
gerekmez mi?
****************
57/1 Tesbih57 etti
Allah'ı göklerdeki; ve yerdeki; ve O; Azîz'dir37; Hakîm'dir9.
57/2 O* (ki) Evvel'dir894;
ve Âhir'dir895; ve Zâhir'dir896; ve Bâtın'dır897; ve O* (ki) her bir
şeye bir Alîm'dir8.
*Allah.
57/3 O,
Evvel'dir ve Ahir'dir; Zahir'dir, Batın'dır. Ve O, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
57/4 O,
gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra arşa isteva etti. O, yere gireni ve
ondan çıkanı, gökten ineni ve ona yükseleni bilir. Ve nerede olursanız olun,
57/5 O,
sizinle beraberdir. Allah, Yaptıklarınızı En İyi Gören'dir.
57/6 Göklerin
ve yeryüzünün mülkü O'nundur. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür.
57/7 Geceyi
gündüze katar, gündüzü geceye katar. O, göğüslerin özünü en iyi bilendir.
57/11 Kim ki Allah'a iyi bir ödünç verirse, Allah,
ona karşılığını katlayarak verir. Ve onun için şerefli bir karşılık vardır.
57/17 Bilin ki yeryüzünü ölümünden sonra dirilten
Allah'tır. Aklınızı kullanırsınız diye ayetleri sizin için açıkça ortaya
koyduk.
57/18 Sadaka veren erkeklerin, sadaka veren
kadınların ve Allah'a iyi bir ödünç verenlerin, verdikleri katlanarak geri
ödenir. Ve ayrıca onlar için çok şerefli bir ödül vardır.
57/23 Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın
verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç
kimseyi sevmez.
57/24 Böyleleri cimrilik ederler ve insanlara da
cimrilik yapmalarını tavsiye ederler. Kim yüz çevirirse bilsin ki Allah, Hiçbir
Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.
57/29 Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye
güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu hak edene
vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
****************
58/5 Kanıt
içeren açıklayıcı ayetler indirmiş olduğumuz halde, Allah'a
ve Resul'üne muhalefet edenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı
gibi alçaltılacaklardır. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.
58/6 Allah,
onları dirilteceği gün, kendilerine yaptıklarını haber verecektir. Allah,
onların unuttuklarını tek tek sayacak. Allah, Her Şeye Tanıktır.
58/7 Allah'ın
gökte ve yerde olan her şeyi bildiğinden haberin yok mu? Üç kişinin gizli konuştuğu
yerde dördüncüleri kesinlikle O'dur. Beş kişinin, O altıncısıdır. Bundan az
veya çok olsunlar ve nerede olurlarsa olsunlar O, kesinlikle onlarla
beraberdir. Sonra Kıyamet Günü, yaptıkları şeyleri onlara haber verecektir.Kuşkusuz
Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
58/9 Ey
İman Edenler! Bir araya geldiğiniz zaman, aranızda günah, düşmanlık ve Resul'e
karşı gelmek amacıyla görüşme yapmayın. Görüşmelerinizi birr ve takva konusunda
yapın. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı takva sahibi olun.
58/10 Kuşkusuz gizlilik içinde yapılan görüşmeler,
İman Edenler'i üzmek için şeytancadır. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça
onlara bir sıkıntı verecek değildir. Öyleyse Mü'minler Allah'a tevekkül
etsinler.
58/11 Ey İman Edenler! Meclislerde size: "Yer
açın!" denildiği zaman, hemen yer açın. Allah da size yer açar.
"Dağılın!" denildiği zaman da hemen dağılın! Allah, sizden iman edenlerin ve ilim verilmiş
olanların derecelerini yükseltir. Allah, yaptığınız Her Şeyden Haberdardır.
58/18 O gün Allah, onların tamamını yeniden
diriltecek. O zaman, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler. Böylece
bir şey elde edeceklerini sanacaklar. Dikkat edin! Onlar, kesinlikle
yalancıdırlar.
58/19 Şeytan onları kuşattı. Böylece Allah'ın
öğüdünü onlara unutturdu. Onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Dikkat edin!
Şeytanın taraftarları kesinlikle kaybedenlerdir.
****************
59/13 Onların yüreklerinde,
Allah'a olan korkudan daha fazla size olan korku vardır. Bu onların,
gerçeği kavramayan bir halk olmalarındandır.
59/18 Ey
İman Edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun! Herkes yarın için ne
hazırladığına baksın! Allah'a karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz ki Allah,
yaptıklarınızdan haberdardır.
59/19 Allah'ı
umursamayan, böylece kendileri ile baş başa kalan kimseler gibi olmayın! İşte
onlar fasıklardır.
59/20 Cehennemlikler ile Cennetlikler bir değildir.
Cennetlikler, kurtuluşa eren kimselerdir.
59/22 O, kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır.
Görünmeyeni ve görüneni bilendir. O, Rahmeti Bol ve Kesintisiz Olan'dır.
59/23 O; Allah'tır; ki yoktur ilâh74 O'nun
dışında; Melik'tir96; Kuddûs'tür97; Selâm'dır98;
Mûmin’dir99; Muheymin'dir100; Azîz'dir37; Cebbâr'dır101; Mutekebbir'dir102;
Subhân'dır7Allah; şirk
koştuklarından71 (ayrıdır).
96Hükümdar/hünkâr.
97Mukaddes/kutsal.
98Esenlik-güven bahşeden.
99İtimat-eminlik bahşeden.
100Koruyucu/kollayıcı.
37Güç yetiren.
101 Zorla düzelten, zorlayan, mecbur eden, güçlü davranan,
ağırlığını koyan, dev, devasa, gücünü zalimleri dize getirmek için kullanmaktan
çekinmeyen.
102Büyüklenen.
7Tüm isimlerini/sıfatlarını tecelli ettiren.
59/24 O; Allah’tır; Hâliktir103;
Bârî'dir104; Musavvir'dir105; O'nadır güzel isimler49; tesbih57 ederler O'nu göklerdeki
ve yerdeki; ve O (Allah); Azîz'dir37; Hakîm'dir9.
103Yaratan.
104Başlatıp yapan.
105Şekillendiren/biçimlendiren.
37Güç yetiren.
9Bilge/bilgelikle hükmeden.
****************
60/5 Rabbimiz4!
Yapma bizleri bir fitne610 kâfirlik25 etmiş kimseler için; ve
mağfiret319 et bizlere; Rabbimiz4! Doğrusu sen; sensin Azîz37; Hakîm9.
****************
61/5 Hani
Musa, halkına: "Ey halkım! Benim, size Allah tarafından gönderilen bir
Resul olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti.
Ne zaman ki onlar eğrildiler, Allah da onların kalplerini eğriltti. Allah,
fasıklar topluluğuna doğru yolu göstermez.
61/10 Ey İman Edenler! Size,
can yakıcı bir azaptan kurtaracak, kazançlı bir ticaretin yolunu göstereyim mi?
61/11 Bu,
Allah'a ve Resul'üne iman etmeniz; Allah yolunda, mallarınızla ve canlarınızla
cihad etmenizdir. İşte bu, eğer bilirseniz sizin için hayırlı olandır.
61/12 Sizin
suçlarınızı bağışlar ve sizi içinden nehirler akan Cennetlere koyar. Ve
sizi, Adn Cennetler'inde, hoş meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük
kurtuluştur.
****************
63/9 Ey
İman Edenler! Mallarınız ve çocuklarınız, sizi, Allah'ın öğütlerini dinlemekten
alıkoymasın. Kimler bunu yaparsa, bilsinler ki asıl kaybedenler onlardır.
63/10 Herhangi
birinize ölüm gelip çatıp da "Rabb'im! Ölümümü yakın bir zamana kadar
ertelesen de böylece ben de sadaka versem ve iyilerden olsam."demezden
önce, size rızık olarak verdiklerimizden karşılıksız
yardımda bulunun.
63/11 Allah,
süresinin sonu gelmiş hiç kimseyi asla ertelemez. Allah, yaptığınız her şeyden
haberdardır.
****************
64/1 Göklerde
ve yeryüzünde olan her şey Allah'ı tesbih eder. Mülk yalnızca O'nundur. Hamd
O'nadır. O'nun gücü her şeye yeter.
64/3 Gökleri
ve yeri Hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim
verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.
Not: Erkek
çocukları sünnet ettirenlere gelir ayet. Birde sanırım kız çocukların sünneti
mevzusu varmış.
64/4 Göklerde
ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Allah,
göğüslerin özünü en iyi bilendir.
64/5 Kafirlerin
yaptıkları şeylerin bedelini nasıl ödediklerinin haberi size gelmedi mi? Onlar
için acı bir azap vardır.
64/9 Toplanma
günü için sizi bir araya toplayacağı gün, işte O Gün aldanma günüdür. Kim
Allah'a iman eder ve salihatı yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu
içinde kesintisiz olarak, sürekli kalacağı, içinden nehirler akan Cennetlere
koyar. İşte bu, büyük kurtuluştur.
64/10 Kafirlik
eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar; işte onlar, ateş halkıdırlar ve orada
sürekli kalacak olanlardır. O, ne kötü bir varış yeridir.
64/14 Ey İman Edenler: Doğrusu, eşlerinizden ve
çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olabilir. Onlara karşı dikkatli olun.
Eğer affeder, kusurlarını görmezden gelirseniz
ve bağışlarsanız, bilin ki kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
64/15 Mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir
fitnedir. Büyük ödül, Allah'ın yanındadır.
64/16 Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takva sahibi
olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. Kim benliğinin
cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
64/17 Eğer
Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, onu size kat kat fazlasıyla geri öder ve
sizi bağışlar. Allah; Çok Şükreden'dir, Çok Hoşgörülü'dür.
64/18 Görünmeyen
ve görünen her şeyi bilendir. Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
****************
65/10 Adetledi* Allah
onlara şiddetli bir azabı; öyle ki takvalı21 olun Allah’a
ey elbâb88 sahipleri; iman47 etmiş kimseler! Muhakkak indirdi Allah üzerinize bir zikir78.
****************
66/2 Ey Nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek, Allah'ın helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun?
Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Not: Hüküm
koyma yalnız Yüce Allah'ındır. Helali, haramı, sevabı, günahı, azabı, ödülü
ancak Yüce Allah belirler. Ayrıca insanların toplumsal yaşayışı ve toplumsal
davranışları ve din de bir çok şeyinde genel çerçevesini çizer. Allah harici
asla hiçbir şey dinde hüküm koyamaz. Bu hükümleri de kutsal kitaplarla Yüce
Allah bizlere bildirir. Kutsal kitap dışına çıkılırsa şirk olur, tüm yapılanlar
boşa gider, kişinin yeri net ve kesin olarak süresiz kalmak üzere cehennem
olur. Bunlar ashabı meşemedir, bunların kitapları siccindedir.
Peygamberin dine bir şey ekleme, çıkarma, hüküm koyma v.s.
gibi bir görevi de yoktur, yapmaz da, yapamaz da, Yüce Allah izin de vermez.
Din yalnız Yüce Allah’ındır. Elçi sadece Yüce Allah’tan aldığı vahyi deklere
eder. Hükümler kitaptadır. Herhangi bir nebi veya resul Yüce Allah’tan vahiy
aldıysa ve bu kutsal kitapta yoksa bu vahiy inananları bağlamaz. İman edenler
bundan sorumlu tutulmaz, tutulamaz.
Aksi söylenirse Yüce Allah’ın adaletinden söz edilemez,
kutsal kitabın gelmesinin amacı kalmaz, dini peygamber Allah’a öğretmiş
olduğuna inanılır, peygamberi Allah ile beraber ilah edinilmiş olur, tek hüküm
koyucu Allah olmamış olur ve bir çok şey daha……
66/6 Ey
İman Edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı, yakıtı taşlar ve insanlar olan
ateşten koruyun. Onun üzerinde, Allah'ın buyruklarına karşı gelmeyen ve
buyrulan şeyi yapan çok güçlü ve acımasız melekler vardır.
66/7 Ey Kafirler! Bugün özür dilemeyin! Siz, yalnızca
yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.
66/8 Ey
İman Edenler! Öğüt veren bir tevbe ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz,
kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O Gün
Allah, Nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları
önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve
bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.
66/10 Allah, Kafirlere Nuh'un ve Lut'un hanımlarını
örnek verdi. İkisi de iyi kullarımızdan iki kulumuzla evliydiler. Fakat onlara
hainlik ettiler. Bu yüzden Allah'tan gelen şeye karşı, kocalarının onlara bir
faydası olmadı. Onlara: "İkiniz de girenlerle birlikte ateşe girin."
denildi.
66/11 Allah, iman eden kimselere, Firavun'un
hanımını örnek verdi. Hani o, "Rabb'im! Katında, benim için Cennet'te bir
ev yap. Beni Firavun ve yaptıklarından kurtar. Ve zalimler topluluğundan beni
kurtar." demişti.
****************
67/1 Mutlak
egemenliği elinde bulunduran Allah, ne kutludur! O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
67/2 Hanginizin
daha iyi iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, Mutlak
Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır
67/3 Gökleri
yedi tabaka halinde yaratan O'dur. Rahman'ın yaratmasında bir düzensizlik
göremezsin. Bak bakalım, işleyiş yasalarında bir uygunsuzluk görebilecek misin?
67/4 Sonra,
tekrar tekrar bir daha bak! Gözlerin, bitkin ve aradığını bulamamış bir halde sana
geri döner.
67/5 Ant
olsun ki Biz, yakın gökyüzünü kandillerle süsledik. Onları, şeytanlar için
asılsız şeyler söyleme malzemesi yaptık. Onlar için ateşin azabını hazırladık.
67/6 Kafirler
için Cehennem azabı vardır. Ve o, ne kötü varış yeridir.
67/12 Rabb'lerine gizlide içtenlikle saygı duyanlara
ise bağışlanma ve büyük ödül vardır.
67/13 Sözünüzü
gizleseniz de açığa vursanız da fark etmez; O, göğüslerde olanı En İyi Bilen'dir.
67/14 Yaratan, yarattığını bilmez mi? O, Bütün
Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
67/15 Yeryüzünü
size boyun eğdiren O'dur. Artık onun üzerinde dilediğinizce dolaşın ve O'nun
rızkından yiyin. Sonunda dönüş O'nadır.
67/16 Gökte
Olan'ın, sizi yerin dibine batırmayacağından emin mi oldunuz? Bir de
bakmışsınız yer sarsılıyor!
67/17 Ya
da gökte olanın üzerinize taş yağdırmayacağından emin misiniz? O halde,
uyarımın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.
67/18 Ant olsun ki, onlardan öncekiler de
yalanladılar. Yok saymam nasılmış gördüler.
67/19 Gökyüzünde
sıra sıra süzülerek, kanat çırparak uçanları görmüyorlar mı? Onları havada
Rahman'dan başkası tutmuyor. Kuşkusuz O, Her Şeyi Gören'dir.
67/20 Yoksa Rahman'dan başka, size yardım edecek ordunuz
mu var? Kafirler yalnızca bir aldanış içindedirler.
67/21 Veya O, rızkınızı kesse, size kim rızık
verebilir? Bilakis, onlar haddi aşmada ve nefrette ısrar ettiler.
67/22 O
halde, yüzüstü sürünerek giden mi, yoksa dosdoğru yolda düzgün yürüyen mi hedefine
varır?
67/23 De
ki: "Sizi biçimlendiren; size işitme, görme ve idrak etme gücü veren
O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz?
67/24 De ki: "Sizi, yeryüzünde çoğaltıp yayan
O'dur. Ve O'na toplanıp götürüleceksiniz."
67/29 De ki: "O, Rahmeti Kesintisiz Olan'dır.
O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık kimin apaçık bir sapkınlık içinde
olduğunu yakında bileceksiniz."
****************
68/33 İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette
daha büyüktür. Keşke bilenlerden olsalardı.
68/34 Takva
sahipleri için, Rabb'lerinin yanında, nimeti bol Cennetler vardır.
68/35 İşte böyle, hiç Allah'a teslim olanları,
suçlularla bir tutar mıyız?
68/36 Size
ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
68/37 Yoksa bir kitabınız var da bu bilgileri oradan
mı öğreniyorsunuz?
68/38 İçinde,
"Beğendiğiniz şeyler sizindir." yazan bir kitap.
68/39 Yoksa
siz her ne hüküm verirseniz öyle olacak diye, kıyamet gününe kadar geçerli
verilmiş bir sözümüz mü var?
68/40 Onlara sor bakalım: "Böyle bir şeye
hangisi garanti verebilir?"
68/41 Yoksa ortakları mı var? Eğer doğru
söylüyorlarsa ortaklarını getirsinler!
68/42 O
gün sıyrılıp kaldırılır (kas/güç) bacaktan/uyluktan; ve davet edilirler
secdeye12; öyle ki itaat edemezler.
68/43 Alçalmış/kibri
kırılmış gözleri onların; yetişir onlara bir zillet; ve muhakkak ki olmuşlardı
davet edilirler secdelere12; ve onlar salimler (-di)/sağlıklılar (-dı).
68/44 O halde bu hadisi
yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş
yaklaştıracağız.
68/45 Onlara süre tanıyorum. Kuşkusuz, Benim planım
çok sağlamdır.
68/46 Yoksa onlardan bir
ücret istiyorsun da onlar ağır bir borca mı giriyorlar?
68/47 Veya
gaybın bilgisine sahipler de oradan mı yazıyorlar?
68/48 Artık Rabb'inin hükmünü
sabırla bekle. Balık sahibi gibi olma. Hani o çok üzüntülü ve hüzünlü
olarak seslenmişti.
68/51 Ve doğrusu kâfirlik25 etmiş kimseler
âdeta/neredeyse mutlak kaydırırlar seni bakışlarıyla; ne zaman ki işittiler
zikri78; ve derler doğrusu o (Muhammed peygamber) mutlak bir mecnundur302.
68/52 Oysaki o, bütün
insanlık için öğütten başka bir şey değildir.
****************
72/1 De
ki: “Vahyedildi603 bana; ki onu (Kur’an’ı) dinledi cinden bir takım/grup;
öyle ki dediler: “Doğrusu biz dinledik bir Kur'an; acayip/şaşılan.”
72/4 "Ve
o (kimse) ki, oldu söyler -ahmağımızdır/aptalımızdır- Allah üzerine
aşırı/sınır aşan."
72/5 "Ve
bizler (cinler) ki; zannettik ki asla söylemez insan ve cin Allah'a
karşı bir yalan."
72/6 *Ve
o (olan) ki; oldu insandan adamlar sığınırlar cinden adamlara; öyle ki
ziyade ettiler/artırdılar (cinler) onlara (insanlara) aşırı talebi/isteği.
*Yüce Allah dedi:
72/22 De ki: “Doğrusu ben; asla
koruyamaz222 beni Allah’tan birisi; ve asla bulamam O’nun astından bir
sığınak.”
****************
73/6 Kuşkusuz
gece, bir oluşu gerçekleştirmek için söz bakımından daha etkilidir.
Not:
Ayette
naşietel leyli diye gelir. Gece bir oluşu gerçekleştirmek
değil gece kalkışı demek daha doğrudur.
Aslında;
coşkulu, enerjik, aktif, istekli, hevesli,
gayretli, canlı, çevik, neşeli, enerjik olmak, aktif bir şekilde çalışmak ,gibi
anlamlara gelir kelimemiz.
Yani gece kalkmak şeklinde anlıyorum ben. En doğrusunu Yüce
Allah bilir. Leyl gece demektir. Gecenin de kısımları vardır. Eğer doğru
anladıysam, doğru anlamlandırdıysam ve bir kalkma varsa demek ki yatma da
vardır öncesinde. Yani güneş battı leyl oldu yatıldı ve leyl devam ederken
kalkıldı. Bu zaman dilimi içine sabah salatı da yani salatul fecr de girer.
Anlarız ki sabah salatı zamanlarında söz daha etkili olurmuş.
Yani insanların bu zamanlarda dinledikleri sözler veya
okudukları sesli şeyler hafızada daha kalıcıdır. Okumakta söze girer şöyle ;
Yüce Allah ayrıca ne yüksek nede alçak sesle değil orta bir sesle Salatı ikame
etmemizi öğretiyor Kur'an'da. Yani okurken kendimizde duyarız. Bu vakitlerde
hem söz bakımından daha etkili oluyormuş bunuda öğretiyor bu ayetinde hemde
kendi duyacağımız kadar bir ses ile okursak da beyin dışarıdan gelen sesleri
absorve ediyor ve daha odaklanabiliyoruz
Şimdi gece kalkışının söz bakımından etkili olması ve
okuduğumuzu kendi duyacağımız ses yüjksekliğinde okumanın bilimsel yansımalarına
bakalım;
İsrâ
17/110: “Salatta sesini çok yükseltme, tamamen de kısma; ikisi arasında bir yol
tut.”
Müzzemmil
73/6: “Gece kalkışı daha etkili, söz açısından daha sağlamdır.”
a)
Sesin işitilmesi ve beynin dikkati
İnsan kendi sesini orta düzeyde işittiğinde beynin auditif
korteksi daha aktif oluyor. Bu durumda dış sesler bastırılıyor, kişi
söylediklerini daha iyi kavrıyor ve hafızasına işliyor. Çok yüksek ses dikkat
dağıtır, çok kısık ses ise beynin algısını zayıflatır. Yani “orta yol” tam
bilimsel optimum.
b)
Gece vakti ve beynin algısı
Beyin dalgaları (özellikle uyandıktan sonra, sabaha yakın
saatlerde) theta ve alfa bandına daha yakın. Bu dalgalar öğrenme, kavrama, ezberleme,
yaratıcılık ile ilişkili. Gece/sabah
vakti kortizol (stres hormonu) düşüktür, dikkat dağınıklığı minimumdur. Bu da
“sözün daha sağlam yerleşmesi”ni bilimsel olarak açıklıyor. Araştırmalar gösteriyor ki sabah erken
saatlerde yapılan öğrenme, günün ilerleyen saatlerine göre daha kalıcı hafızaya
geçiyor.
c)
Uyku sonrası öğrenme etkisi
Uyku sırasında hipokampus bilgileri işler. Uyandığında yeni
bilgi alırsan, bu bilgiler boşalmış belleğe daha kolay kaydedilir. Yani
“uykudan kalkıp okuma/tefekkür” zihne daha güçlü yerleşiyor.
Sonuç
olarak şunu diyebiliriz;
1. Kur'an'da belirtilen ses aralığı, beynin öğrenme için en
uygun ses aralığı.
2. Gece kalkışı söz bakımından daha sağlamdır → modern
nörobilimde “uyku sonrası beyin dalgaları, hafıza konsolidasyonu, dikkat
açıklığı” ile destekleniyor.
Kaynaklar:
Madde
(a) için
Salat konusunda detaylı inceledik. Orda konuşucaz Rabb'im
nasip ederse. Bilimsel verilerimizi sunucaz.
Madde
b için:
Harvard Sağlık sitesinde bir yazı: “Want to improve your
memory? Get a good night’s sleep!” – burada diyor ki, facts and skills (bilgi
ve beceriler), uykuyu içeren dönemlerden sonra, uykusuz geçirilen döneme
kıyasla çok daha iyi korunuyor. Harvard Health Ayrıca
uykunun stage 2 sleep (hafif-orta uyku safhası) sırasında öğrenilenlerin
pekişmesinde önemli olduğu belirtilmiş. Harvard Health
Link: Want to improve your memory? Get a good
night's sleep! - Harvard Health
The Timing of Learning before Night-Time Sleep
Differentially Affects Memory Consolidation” başlıklı çalışma: Öğrenmenin gece
uyku öncesi yapılmasının, öğrenilen bilgilerin daha iyi pekişmesine yol
açtığına dair bulgular içeriyor. PMC
Link: The Timing of Learning before Night-Time
Sleep Differentially Affects Declarative and Procedural Long-Term Memory
Consolidation in Adolescents - PMC
“Sleep’s Crucial Role in Preserving Memory” (Yale) –
burada, hipokampus ve korteks arasındaki iletişimin uykuda arttığı, uykunun
“off-line” pekiştirme sağladığı, ayrıca
toksik maddelerin (atık metabolitlerin) temizlenmesinde uykunun önemli olduğu
belirtiliyor; bu da zihnin sabaha karşı daha “temiz”, dış uyaranlardan daha az
etkilenmiş halde olmasına neden oluyor. Yale School of Medicine
Madde
c için:
“Learning before bedtime could improve memory – new study”
(Loughborough University): Çocuklarda yatmadan önce çarpım tablosu gibi ezber
işler yapılmasının, sabah test edildiğinde daha iyi hatırlama sağladığına dair
bir araştırma planlanıyor (henüz sonuç tam yerleşmiş değil ama hipotez
destekleniyor). lboro.ac.uk
Ayrıca “Does
learning immediately before going to sleep increase the effect?” gibi
çalışmalar da var; öğrenme ile uyku arasındaki zamanın kısa olması, belleğin
pekişmesi açısından avantajlı görülüyor.
Link: Learning before bedtime could improve
memory – new study | News and events | Loughborough University
73/17 Eğer Kafirlerden olursanız, çocukların
saçlarını ağartan o günden kendinizi nasıl koruyacaksınız?
73/18 Gök, o günün şiddeti ile çatlayıp parçalanacak
ve O'nun uyarısı gerçekleşecektir.
73/19 Bu bir öğüttür. Dileyen Rabb'ine götüren bir
yol edinir.
****************
74/6 Karşılık
bekleyerek iyilik yapma.
****
19 a işaret edildiğini düşündüğümüz ayetleri (bu sure
özelinde) parçalı olarak alıcam. 74. sure komple okunmasını tavsiye ederim. Ben
işaret aldığım ayetleri sadece alıyorum. Sizler bakar, sureyi tamamen okur,
analitik düşünür kararınızı verirsiniz. 19 sisteminin varlığı ile ilgili ayrıca
çalışılması gerekir. Sonra eğer bu sisteme iman edilirse de mümin olmak için
ayrıca bu sistem için kanıtlar deliller incelenir. Bu başlık ile ilgili öğüt
kısmına girdiğinden ayetlerimiz aşağıdaki gibidir.
74/30 Onun üzerinedir on dokuz!
74/31 Cehennem ashabını meleklerden başkasını
yapmadık. Onların sayılarını, Kafirler için bir
fitneden başka bir şey yapmadık. Kendilerine kitap verilenler; kesin olarak bilsinler, İman Edenler'in imanları artsın.
Kendilerine kitap verilmiş iman sahipleri kuşku duymasınlar. Kalplerinde hastalık olanlarla,
Kafirler de desinler ki: Allah, bu örnekle ne demek istiyor şimdi? İşte böyle,
Allah, hak edeni dalalette bırakır, hak edeni doğru yolu gösterir. Rabb'inin ordularını,
kendisinden başkası bilmez. Bu, beşer
için zikirden başka bir şey değildir.
74/35 Kuşkusuz o en büyüklerden biridir.
74/36 Beşer
için uyarıcıdır;
74/37 Sizden, öne geçmek isteyen için de geride
kalmak isteyen için de.
74/49 Onlara ne oluyor ki zikirden yüz çeviriyorlar.
74/50 Sanki
ürkmüş yabani eşekler gibidirler;
74/51 Aslandan kaçan.
74/52 Hayır! Onların tamamı, kendileri için yazılmış
sahifeler gelmesini ister.
74/53 Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
74/54 Hayır! Kuşkusuz, o bir öğüttür.
74/55 Dileyen
ondan öğüt alır.
74/56 Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. O,
takvaya ehildir ve bağışlamaya ehildir.
****
****************
75/3 Düşünür
mü insan ki asla bir araya getirmeyiz onun kemiklerini?
75/4 Evet!
Güç yetirenleriz üzerine ki seviyelendiririz/düzenleriz onun parmak ucunu*.
*Parmak ucunun işaret edilmesi elbette büyük bir mucizedir. Her insanın parmak ucunun onun DNA'sı gibi kendine özgü olduğunun keşfedilmesi Kur'an'ın inişinden sonra gerçekleşmiştir.
75/5 Evet!
Arzular insan fücûrla440 geçirmeyi kendi önünü/ilerisini*.
*Önündeki zamanı.
75/10 Der insan o gün: "Neresidir firar
edilecek yer?"
75/11 Hayır!
Olmaz (bir) sığınak.
75/12 Senin
Rabbine4 karşıdır o gün kararlı yerleşim yeri.
75/13 Haber
verilir insana o gün kademe aldığıyla/kıdemlendiğiyle601 ve terettüp edip
geri kaldığıyla601.
75/14 Evet!
İnsan kendi nefsine201 bir görücüdür*.
*Apaçık görür, bakar.
75/15 Şayet ortaya atsa da özürlerini.
75/20 Hayır! İşin doğrusu, siz çabuk geçeni
seviyordunuz.
75/21 "Ahireti
de umursamıyordunuz."
****************
76/1 Anılmaya
değer bir şey değilken, insanın üzerinden "dehr" den bir zaman gelip
geçmedi mi?
76/2 İnsanı
karışık bir nutfeden yarattık. Onu sınava tabi tutacağız; bu nedenle onu duyan
ve gören bir varlık yaptık.
76/3 Ona
doğru yolu gösterdik. Ama isterse şükreden, isterse nankörlük eden biri olur.
76/7 Verdikleri
sözü yerine getirirler*, kötülüğü salgın bir günden korkarlar. *Allah'ın kullarının özellikleri
76/8 İhtiyaçları
olmasına rağmen yiyeceği; yoksula, öksüze ve tutsağa yedirirler.
76/9 Biz,
sizi yalnızca Allah için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık veya bir teşekkür
beklemiyoruz.
Not: Kafirler
ne der ;
36/7
Onlara: "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden ihtiyaç sahiplerine
yardım edin dendiği zaman, Kafirler, İman Edenler'e: "Allah'ın dileseydi
doyuracağı kimseyi biz mi doyuracağız? Siz ancak apaçık bir sapkınlık
içindesiniz." dediler.
76/10 Biz; yüzlerin asık olduğu, belalı, zor günde
Rabb'imizin azabından korkarız.
76/11 Allah
da bu nedenle onları, o günün kötülüğünden koruyacak. Ve onları, mutluluk ve
sevince kavuşturacak.
76/12 Sabretmelerine
karşılık onları cennet ve ipek ile ödüllendirecektir.
76/27 Onlar çabuk geçen dünyayı seviyorlar, zor günü
umursamıyorlar.
76/28 Onları
Biz yarattık. Yaratılışlarını sapasağlam yaptık.
Dilersek onları yok eder, yerlerine benzerlerini getiririz.
Not: İnasanın
yaratışılı sapasağlamdır. Eksik fazla parçası yoktur. Yüce Allah kusurlu mu
yarattı ki erkekler sünnet oluyor?
76/29 Doğrusu bu* bir zikirdir/hatırlatmadır78;
öyle ki kim diledi; edinmiştir/tutmuştur Rabbine4 doğru bir yol.
76/30 Allah
dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi
Hüküm Veren'dir.
76/31 Hak edeni rahmetine alır. Zalimler için ise
acıklı bir azap hazırladı.
****************
78/37 O, göklerin, yerin ve ikisinin arasında
bulunanların Rabb'idir, Rahman'dır. Ondan bir hitaba, hiç kimse güç yetiremez.
78/38 O
gün, o ruh ve o melekler saflar halinde hazır bulunur. Rahman'ın izin
verdiklerinden başkası konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.
78/39 İşte
bu Hakk gündür. Dileyen Rabb'ine varan bir yol edinir.
78/40 Sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi
ellerinin yaptıklarıyla karşı karşıya gelecek ve Kafir kimse: "Keşke
toprak olsaydım." diyecek.
****************
79/27 Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü bina
etmek mi?
79/28 Onu yükseltti ve düzene koydu.
79/29 Gecesini kararttı, gündüzünü aydınlattı.
79/30 Yeryüzünü yayıp yuvarlattı.
79/31 Ondan suyunu ve yeşilliğini çıkardı.
79/32 Ona dağlar yerleştirdi.
79/33 Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
79/38 Yalnızca dünya hayatını tercih etmişse,
79/39 Kuşkusuz Cehennem onun için barınaktır.
79/40 Fakat Rabb'inin huzurunda suçlu olmaktan
korkarak, kendisini hevasından uzak tutana,
79/41 Cennet onun için barınaktır.
****************
80/17 O insan kendisini mahvetti, o ne kadar da
nankördür.
80/23 Hayır! Ona buyurduğu şeyi yerine getirmedi.
80/24 O insan yiyeceğine bir baksın!
80/25 Suyu nasıl akıttıkça akıttık.
80/26 Sonra yeri yardıkça yardık.
80/27 Böylece orada taneler yetiştirdik;
80/28 Üzümler, sebzeler,
80/29 Zeytinler, hurmalar,
80/30 Dalları iç içe girmiş bahçeler,
80/31 Meyveler ve otlaklar.
80/32 Size ve hayvanlarınıza geçim olarak.
80/33 Fakat o kulakları sağır edici ses geldiği zaman
80/34 O Gün insan kardeşinden kaçar;
80/35 Annesinden ve babasından,
80/36 Eşinden ve çocuklarından.
80/37 Onların hepsinin O Gün başından aşkın uğraşısı
vardır.
****************
82/6 Ey
insan! Ne aldattı seni Kerîm858 Rabbine4 (karşı).
82/7 Yaratandır seni; öyle ki
düzenledi/seviyelendirdi seni; öyle ki adaletledi* seni.
82/8 Hangi surette* dilediyse
terkipledi859 seni.
82/9 Hayır*!
Evet**; yalanlarsınız860 dini.
*Durum sandığınız gibi değil!
**Bilakis.
82/10 Ve doğrusu üzerinizedir mutlak
muhafaza* edenler.
*Koruyan.
82/11 Şerefli kâtipler861.
82/12 Bilirler faaliyet ettiğinizi.
82/13 Doğrusu ebrar862 mutlak içindedir bir
nimet757.
82/14 Ve doğrusu fâcirler585 mutlak içindedir
cahîm808.
808Yangın, yanan, cehennem yangını, cehenneme ait.
82/15 Sallanırlar ona* din günü109.
*Cahîme.
82/16 Ve değildir onlar
ondan* gayb62 olanlar**.
*Cahîmden.
**Gizlenemezler.
82/17 Ve ne idrak657 ettirdi sana nedir din
günü109?
82/18 Sonra; ne idrak657 ettirdi sana nedir din
günü109?
82/19 Gündür (ki) malik* olamaz bir
nefis201 bir nefse201 bir şey**; ve emir*** o gün Allah’adır.
*Sahip, güç yetirir.
**Şeytânın en büyük aldatmacası olan şefaat inancı da bir
şey olduğu için kimse başka bir kimseye şefaat edemez. Fayda veya
zarar veremez.
**Buyruk.
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
****************
83/1 Vay
haline mutaffifînin584.
584Eksiltenler, azaltanlar, ölçüde küçültenler.
83/2 Kimselerdir
(ki) ölçtükleri zaman insanlara karşı* tam/kusursuz olurlar.
*İnsanlardan bir şey alırken.
83/3 Ve
ölçtükleri zaman onlara* veya tarttıkları (zaman)
onlara* azaltırlar/eksiltirler.
*İnsanlara bir şey verirken/sunarken.
83/4 Zannetmez* mi
o? Şunlar; ki onlar diriltilenlerdir**.
*Sanmaz mı?
**Ahiret evreninde yerden oluşturulan bedene bilincin
tekrar yüklenmesiyle gerçekleşen canlanma, dirilme.
83/5 Büyük
bir gün için.
83/6 Gündür (ki) kıyam143 eder insanlar
alemlerin203 Rabbine4.
****************
84/6 Ey
insan! Doğrusu sen bir çabalayansın Rabbine4 doğru bir çaba (-yla);
öyle ki bir karşılaşansın O’na*.
*Rabbine.
84/20 Öyle ki nedir onlara (ki)
iman47 etmezler?
Not: Rabb'im soruyor neden iman etmezler diye. Elbette
Rahman biliyor, elbette Rahman'ın dilemesidir ama neden ayet soru şeklinde geliyor.
Çünkü ayet inanmayanların kendini sorgulamasın, inananların bu konuyu
düşünmelerinin sorgusu, öğüdü, vurgusu, öğretisidir. Konu önemlidir aşağıda
biraz bilgi vereyim.
84/21 Ve kıraat578 edildiği zaman üzerlerine
Kur'an850 secde12 etmezler.
84/22 Evet! Kâfirlik25 etmiş kimseler
yalanlarlar244.
84/23 Ve Allah daha iyi bilendir kavradıklarını/algıladıklarını.
84/24 Öyle ki müjdele onları elim bir azapla.
84/25 Dışındadır kimseler (ki) iman47 ettiler;
ve yaptılar sâlihât18; onlaradır bir ecir820; olmayan bir kesinti/zayıflama851.
****
84/20 ayeti ve bu tarz soru şeklinde
gelen ayetler hakkında genel bilgi :
Bu tarz sorular Kur’an’da çok
sık görülür. Asıl amaç, karşıdakine doğrudan cevap beklemek değil, onları kendi içlerinde sorgulamaya, inananları
da düşündürmeye yöneltmektir.
1. Allah’ın zaten bilmesi meselesi
Yüce Allah kimin iman edip
etmeyeceğini elbette bilir. Kendi bilgisindedir, ilmi her şeyikuşatır.
Dolayısıyla Yüce Allah'ın her hangi bir şeyden habersiz olduğu anlamına ASLA
gelmez.
Amaç insanın kendi inkarını (bu
ayet özelinde) yada kendi yapmış olduğu bir şeyi fark etmesi için bu şekilde
edebi bir eser olarak Kur'an'da kendini gösterir.
Ayet özelinde referans alırsak
İman etmezler mi? İfadesi ellerinde bunca kanıt varken hala iman etmeyecekler
anlamındadır. Bu referans noktasını bu tarz ayetler için alıp analitik düşünüp
çıkarım yapabiliriz.
2. Soru şeklinde gelmesinin hikmeti
Sorgulama etkisi: Düz bir cümleyle “Onlar iman etmezler.”
denilseydi, bu sadece bir tespit olurdu. Ama soru şeklinde sorulduğunda,
kişinin iç dünyasında yankı uyandırır, kişi belki kendine bunu sorar, kendini
sorgular.
İnkârcıya yöneliş: Bu soru, inkârcının kendi tutumunu
sorgulamasına zemin hazırlar.
İnanana öğüt: İnanan biri bu soruyu okuduğunda,
“Demek ki iman etmek bu kadar açık bir gerçek, buna rağmen direnenler var.”
diye düşünüp hem şükreder hem de ibret alır.
3. Vurgu ve öğreticilik
Anlam içine anlam, öğüt içine
öğüt katar. Sorunun amacı, sadece bir sorgulama değil, aslında sorgulama da
değildir. Bir vurgu yapmaktır.
“Artık iman etmeleri gerekmez mi?” anlamına gelir.
Bu aynı zamanda bir öğreti yöntemidir. Çünkü soru sorma,
insan zihnini pasiflikten çıkarır, onu düşünmeye ve cevap aramaya zorlar.
Kur’an’ın üslubu bu yüzden çok güçlüdür.
4. Dileme (Allah’ın meşieti) ile
bağlantı
Allah’ın dilemesi, insanın
iradesiyle birlikte işler. Allah dilerse hidayet verir ama insanın kendi
yönelişi de önemlidir. Hak etmesi ile doğru orantılıdır.
“İman etmezler mi?” sorusu bu açıdan hem
Allah’ın dilemesini hem de kulun sorumluluğunu aynı anda düşündürür.
Sonuç olarak Kur'an'da bu tarz
gelen ayetler için inkarcının kendini sorgulaması için bir uyarı bir kavrama
arttırılması, iman edenin ise inanmasının değerinin artması, inanmayan tarafı
düşünmesi, kendini sorgulaması gibi bir çok vurgular, düşünseller oluşturur.
İnsanın kendini silkelemesi ve doğruya klavuzlanması noktasında önem taşır.
Normal bir iman etmezler yada iman etmedilerden çok daha etkili bir anlatımdır.
Ayrıca inkârcının tutumunu kınamak, inananın ise ibret almasını sağlamak da bu soru
sınıfına girer.
Bu soru
sınıfı için diyebilir ki ;
Vurgu yapar → Normal bir cümleden daha güçlü etki
bırakır.
Okuyucuyu/karşıdakini sorgulatır → Kendi içinde cevap aramasını sağlar.
Öğretici olur → Doğrudan emir veya tespitten daha
kalıcı bir etki oluşturur.
*****
|
**************** |
89/15 Öyle ki insan ancak; ne zaman belalandırdı onu
Rabbi4; öyle ki ikram etti ona; ve nimet verdi ona; öyle ki der (o):
"Rabbim4 ikram etti bana."
89/16 Ve ancak; ne zaman belalandırdı onu; öyle ki
ölçeklendirdi onun üzerine rızkını onun; öyle ki der (o):
"Rabbim4 garaz* etti bana"
*Kin duymak.
89/17 Hayır! Öyle! (ki sizler) ikram etmezsiniz
yetime.
89/18 Ve gayret etmezsiniz yemeği üzerine
miskinin113.
89/19 Ve yersiniz mirası büsbütün/topyekûn* bir
yeme (-yle).
*Bir araya getirip, toplayıp. Parçasını ihtiyaç sahiplerine
dağıtmadan.
89/20 Ve seversiniz malı bir sevgi (-yle) topluca.
89/24 Der: "Ey bana (ki) keşke
kademe/kıdem* alsaydım hayatım** için."
*İnsana çalıştığından başkası yoktur. Rabbi katında
kıdem/kademe alanlar tek tanrıcı olup Yüce Allah'ın dosdoğru yolunda
ilerleyenlerdir. Sadece Kur'an diyenlerdir. Sadece kutsal kitaplar demiş
olanlardır. İbrahim'in milletine tabi olmuş olanlardır. Bu kıdem alma sonsuz bir
yaşamın kalitesini direkt olarak etkilemektedir.
89/27 Ey mutmain377 nefis201!
89/28 Dön* Rabbine4; razı olmuş; razı olunmuş (olarak).
*Mutmain olmuş nefis.
89/29 Öyle ki gir kullarım içine.
89/30 Ve gir cennetime.
****************
90/4 Ant
olsun yarattık insanı bir kebedte826*.
826İç ve orta kısımda, zorlukta, katlanmada, zorluklara
dayanmada.
90/5 Düşünür
mü ki asla güç yetiremez onun üzerine birisi?
90/6 Der ki: "Helak ettim yığın (-la)
mal."
90/7 Düşünür mü ki asla görmez onu birisi?
90/8 Hiç yapmaz mıyız ona iki göz?
****
90/9 Ve
bir dil; ve iki dudak.
KISA AÇIKLAMA : Yüce Allah bir dil ve iki
dudak diye işaret ettiğinden, neden dili ve dudağı işaret etti buna bakmak
lazım. Neden başka uzuv veya vucüdun başka yeri değil, mesela el ayak değil de özellikle
bir dil iki dudak. Elbette bir işareti mutlaka vardır.
Bilimsel olarak bakalım dil ve dudağa;
Kur’ân’ın Beled 90/8-9’da dil ve iki dudak vurgusu,
gerçekten de insan anatomisindeki çok özel bir düzeni işaret eder. Bilimsel
açıdan özetlersek:
Dil :
*Çok yönlü bir kas dokusudur; konuşma sırasında şekil
değiştirerek harflerin çoğunu (özellikle t, d, l, r) çıkarır.
*Tat alma, yiyecekleri konumlandırma ve yutmayı başlatma
görevlerini aynı anda yapar.
*Kas yapısı sayesinde hem hassas (konuşma) hem güçlü
(çiğneme sırasında besini itme) işlevi görebilir.
Dudaklar:
*Konuşmada b, p, m gibi “labial” sesleri üretmek için
kapanır veya yuvarlanır.
*Çiğneme sırasında yiyeceği ağız içinde tutar, nefes
alırken de esnek bir kapak görevi görür.
*Isı, dokunma ve basınç reseptörleri sayesinde yeme-içmede
güvenlik sağlar.
Ayrıca dil ve dudak arasında kalan dişe de
bakalım. Dil, dudak ve diş mühendisliğini de kısaca anlayalım.
Dişler:
*Gıdayı parçalar, ama aynı zamanda “th, s, f, v” gibi pek
çok sessiz harfin rezonansını oluşturur.
*Dil ve dudaklarla temas etmeden, tam ölçülü aralıklarla
konumlanmıştır.
Mühendislik
uyumu:
*Bu üçlü—dil, dudak, diş—birbirine değmeden milimetre
hassasiyetle çalışır:
*Konuşma sırasında saniyede onlarca hareket senkronize
olur.
*Yeme sırasında kaslar ve sinirler saniyelik reflekslerle sırayı
değiştirir.
*Konumları (dudakların önde, dişlerin kemik desteğiyle
sabit, dilin kaslı ve esnek yapısı) hem fonetik hem beslenme için en verimli yerleşimdir.
Bu bakışla ayette özellikle dil ve iki dudak zikredilmesi, insanın “ifade ve iletişim” nimetinin merkezine dikkat çeker; el veya ayaktan farklı olarak bunlar konuşma ve bilinçli anlatımın temel araçlarıdır.
VE AYRICA BİR SONRAKİ 90/10 AYETİ İLE DE DEĞERLENDİRİRSEK;
90/10 Ve kılavuzladık onu destekleyen iki tepeye827.
827Yüce Allah 90:10 ayetinde insanı "necdeyneye"
kılavuzladığını buyurmuştur. Bu kelime desteklemek, yardım etmek, takviye
etmek, yüksek yerler, plato, tepe anlamındadır. Ayrıca apaçık yol anlamı da
vardır. 90:9 ayetinde bir dil ve iki dudak işaret edildiğine göre anlarız
ki Rabbimiz yeni doğan bir bebeğin annesinin iki tepe şeklindeki memelerine
yönlendirdiğini bildirmektedir. Emme için dil ve iki dudak mutlak ki
gereklidir. Yarık dudaklı bebeklerde emme gerçekleşemez.
Ayrıca dil bağı (frenilum) gibi dilin hareketini kısıtlayan durumlarda da emme bozulur. Anne memesinin bir rolü de mutlak ki bebeğe sağladığı maddi ve manevi destektir. Ek gıdaya geçme süresi olan 6 ay boyunca bebeğin tüm ihtiyaçlarını sağlar. Emzirme 24 aya tamamlanırsa en iyisidir. Çocuğun psikolojik olarak desteklenmesini de sağlar. Bu iki tepe annesinin karnından çıkan bir bebek için Rabbi tarafından en büyük iki destektir.
****
90/11 Öyle ki atılmadı akabeye828.
828Yokuş, sarp, dik patika, dağ yolu.
90/12 Ve idrak657 ettirdi sana nedir akabe828?
90/13 Çözmedir bir rakabeyi520.
90/14 Ya da yedirmedir güçsüz bırakan açlık sahibi
bir günde.
90/15 Yakınlık sahibi bir yetimi131.
90/16 Ya da toz toprak* sahibi bir miskini113.
*Üstü başı toz toprak olmuş.
90/17 Sonra oldu (o) kimselerden (ki)
iman47 ettiler; ve tavsiye ettiler sabrı51; ve tavsiye ettiler
merhameti829.
90/18 İşte bunlar; meymene830 ashâbıdır194.
90/19 Ve kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler
ayetlerimize; onlar (ki) meşeme831 ashâbıdır194.
90/20 Üzerlerinedir onların sıkıca
kapatılan* bir ateş834.
*Sekar gezegeninin hâviye karadeliğinin ve akresyon diski
olan hutame etrafında gelgit kilitlenmesiyle dönmesi. Gezegenin bir
yüzü her daim hutameden gelen radyasyona/ateşe maruz kalmaktadır.
NEDİR BU SIKICA KAPATILAN ATEŞ ?
****************
91/8 Öyle
ki ilham etti ona (nefse) fücûrunu440 onun; ve
takvasını441 onun*.
*Nefsin.
91/9 Muhakkak
felaha326 ulaştı kimse (ki) geliştirdi/saflaştırdı onu*.
*Nefsin.
91/10 Ve muhakkak heba* oldu kimse (ki)
alçalttı onu**.
*Ziyan etti, mahvoldu.
**Nefsi.
****************
92/5 Öyle
ki gelince kimseye (ki) verdi ve takvalı21 oldu.
92/6 Ve doğruladı güzelliği*.
*Kur'an'ı.
92/7 Öyle
ki kolaylaştıracağız* ona kolaylığı.
*Kolay olan her şeye kolayca ulaşacak.
92/8 Ve
gelince kimseye (ki) cimrilik/pintilik etti ve müstağni825 gördü.
92/9 Ve yalanladı güzeli*.
*Kur'an'ı.
92/10 Öyle ki kolaylaştıracağız* ona zoru.
*Zor olan her şeye kolayca ulaşacak.
92/11 Ve kurtarır/fayda verir değildir ondan malı
düşüp perişan olduğu zaman.
92/12 Doğrusu üzerimizedir doğru yola kılavuzlamak.
92/13 Ve doğrusu bizedir mutlak ahir/son ve evvel.
92/14 Öyle ki uyardım sizleri lezâlaşan800 bir
ateşe834.
800Yalazlı ateş, uzaktan olsa bile yalazı etki gösteren
ateş.
92/15 Sallanmaz ona* eşkiya842 dışında.
92/16 Yalanlayandır; ve sırt çevirendir.
92/17 Ve uzak tutulur ondan* daha takvalılar21.
*Ateşten.
92/18 Verendir malını; saflaştırıp
büyütendir/geliştirendir.
92/19 Ve yoktur birine O'nun indinde/katında hiçbir
bir nimet757 (ki) cezalandırılır63*.
*Karşılığı bir nimet olarak verilebilecek bir şeyle
gelmezler.
92/20 Dışındadır yüce Rabbinin4 yüzünü arayan.
92/21 Ve mutlak ki yakında razı* olacak.
*Rabbinin yüzünü arayan, Rabbinin yüzüne bakınan.
****************
96/4 Bildirendir/bilir
yapandır* kalemle**.
*İnsan bilmezken, bilmiyorken bilir yapan; insana
bilmediğini öğreten.
**Kalem kullanma ve kalemle
yazıtlar yapabilme özelliği sadece insanlara verilmiştir. Kalemin yazdığı şeyleri başka insanlar okuyup öğrenir.
Kalemin 'ikra' fiiliyle işaret edilmesi de anlamlıdır. Kur'an'ın kalemle
yazılacağının ve bu yazıtlarla tüm insanlara nakledileceğinin işareti
verilmiştir.
96/5 Bildirendir/bilir
yapandır insana asla bilmediğini.
96/6 Hayır! Doğrusu insan mutlak
tûğyân442 eder.
96/7 Ki görür kendisini (ki) müstağni825.
96/8 Doğrusu (senin) Rabbine4 doğrudur dönüş.
96/9 Gördün mü kimseyi? Yasaklar/engel
olur/meneder.
96/10 Bir kulu; salla13 ettiği zaman.
96/11 Gördün mü? Eğer olduysa o doğru yola kılavuz
üzerine.
96/12 Ya da emretti o* takvayı21.
*O kul.
96/13 Gördün mü? Eğer yalanladıysa o (engel olan
kimse); ve yüz çevirdiyse.
96/14 Hiç bilmez mi* ki Allah görür?
*Engel olan kimse.
96/15 Hayır! Eğer asla vazgeçmezse/menetmezse
mutlaka tokatlarız/sürükleriz perçemden818.
96/16 Bir perçem (ki) yalancı, hatalı/yanlış.
96/17 Öyle ki çağırsın kendi nida birliğini*.
*Nida ettiği, seslendiği kulübünü.
96/18 Çağıracağız zebânileri819.
96/19 Hayır! İtaat etme ona; ve secde12 et; ve
yaklaş.
****************
98/5 Ve
emredilmiş değillerdi dışında kulluk46 etmeleri Allah'a; has kılanlar
(olarak) O’na (Allah’a) dini; hanîfler117 (olarak); ve ikame572 etmeleri
salâtı5; ve vermeleri zekâtı10; ve işte budur kıyam143 din.
98/6 Doğrusu kâfirlik25 etmiş kimseler
ehli135 kitaptan ve müşriklerden36 cehennem ateşindedir834;
ölümsüzlerdir185 orada*; işte bunlar; onlar şerlisidir yaratılanın.
98/7 Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler ve
yaptılar sâlihât18; işte bunlar; onlar hayırlısıdır
yaratılanın.
98/8 Cezası63 onların
Rableri indinde/katında adn812 cennetleridir; akar altından
onun* nehirler; ölümsüzlerdir185 orada** ebediyen; razı oldu
Allah onlardan; ve razı oldular (onlar) O'ndan; işte bu;
Rabbine4 haşyet53 duymuş kimse kimse içindir.
*Cennetin.
**Cennette.
****************
103/2 Doğrusu insan mutlak hüsrandadır.
103/3 Dışındadır kimseler
(ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18; ve tavsiye ettiler
hakkı/gerçeği; ve tavsiye ettiler sabrı51.
****************
104/2 Toplayandır bir mal;
ve adetleyendir* onu**.
*Adet adet sayandır.
**Malı.
104/3 Hesaplar/düşünür ki malı onun ölümsüzleştirdi
onu.
104/4 Hayır! Mutlak savrulup fırlatılır (o)
hutameye795.
****************
109/1 De ki: “Ey kâfirler25!”
109/2 "Kulluk46 etmem; kulluk46 eder
olduğunuza."
109/3 "Ve değilsiniz sizler
kulluk46 edenler; benim kulluk46 eder olduğuma."
109/4 "Ve değilim ben bir kulluk46 eden;
sizin kulluk46 ettiğinize.
109/5 "Ve değilsiniz sizler
kulluk46 edenler; benim kulluk46 eder olduğuma."
109/6 "Sizedir sizin dininiz122 ve banadır
benim dinim122."
****************
113/1 De ki: “Sığınırım yarılışın204 Rabbine4”
113/2 Şerrinden205 yarattığının.
113/3 Ve şerrinden205 karanlığın206;
çöktüğü zaman.
113/4 Ve şerrinden205;
bağıtlara/akitlere207 tükürenlerin*.
*Bir şeye tükürerek, balgam çıkarıp tükürerek pisletmek,
saflığını/temizliğini bozmak.
113/5 Ve şerrinden205 bir hasetçinin208;
haset208 ettiği zaman.
****************
114/1 De
ki: “Sığınırım insanların Rabbine4.”
114/2 İnsanların Melikine96.
114/3 İnsanların İlâhına74.
114/4 Şerrinden205; gizlice fısıldayanın.
114/5 O ki fısıldar insanların göğüslerinde209.
114/6 Cinden210 ve
insanlardan."
****************
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
1En yüce merhametli.
2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut
bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi
rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran
3En yüce övgü/methetme.
4Efendi, komuta eden.
5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması.
Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve
sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in
doğuşuyla biter).
6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden
ihtiyaç sahipleri için harcama.
7Tüm isimlerini/sıfatlarını tecelli ettiren.
8Bilen
9Bilge/bilgelikle hükmeden.
10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme.
Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan
payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca
göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri
döndürülür.
11Beynin (bedenle veya bedensiz) eğilmesi, dize gelmesi,
baş eğmesi.
12Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğmesi
13Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a yani Kur’an’a yüz
çevirmemek, ilgisiz kalmamak, kale almak, umursamak, kayıtsız kalmamak,
mühimsemek, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı bir hedef belirleyip, kendisine
bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda takip etmek.
14Tarafın/hedefin belli edilmesi amaçlı yönelme.
15Şefkatli/kibar.
16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her
yer.
17Takva sahipleri/Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı her
şeyden sakınanlar.
18Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik işler; bu
yolla ilgili her şey.
20Bağışlayan.
21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut
olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak
durmayı işaret eder.
22Yüce Allah’ın kulunu gözünün önünden ayırmaması
(52:48); hemen arkasından gözetlemesi/takip etmesi; koruması, kollaması,
ilgisiz kalmaması. Yüce Allah’ın kuluna cevap vermesi, değer vermesi.
25Örten, gizleyen,
kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik
etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak
gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek
anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.
26İç yüzünü
gizleyen. İki yüzlü.
27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun
evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi
olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.
28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu
evliyadır.
29Saptıran, bozan, uzaklaştıran her şey için kullanılan bir
kavramdır. En büyük şeytân İblîs'tir. Onun soyları olan, paralel evrenden kalp
ve beyin hücrelerimize kuantum seviyesinde fısıldayarak insanları saptıran
cinler de bir şeytândır. İnsanlardan bir kimse de şeytân olabilir.
Haktan/gerçekten saptırmışsa; doğru olanı bozmuşsa, doğrudan
uzaklaştırmışsa o şey Kur'an'a göre şeytândır. Kur'an'dan saptıran,
Kur'an'ı anlamını bozan söylenti/hadis kitapları da birer şeytândır. Güneş'ten
çıkan kozmik parçacıklar da DNA gibi organik molekülleri bozduğu için
Rabbimiz tarafından şeytanlar olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle geçtiği ayete
göre anlam verilmelidir.
30Sâlih işler yapan. Sâlihâtı
(düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler) yapan.
31Yüce Allah’ın tüm sıfatlarının tecelli edişine Yüce
Allah’ın bahşettiği akıl/fikir aracılığıyla tanık/şahit olarak Rabbini aramak.
33Dönmek, vazgeçmek.
35Savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız
etmek, zarar vermek. Katletmek öldürmek asla değildir. 33:16 ayetinde Yüce
Allah bizlere işaretini
vermiştir. 33:16 ayetinde "De ki: "Asla menfaat sağlamaz sizlere firar
eğer firar etseydiniz ölümden ya da katillikten; ve o zaman
metalandırılmazsınız biraz dışında."" buyrulmuştur. Bu ayetten net
olarak anlarız ki ölüm ile katillik aynı şey asla değildir. Farklı
kavramlar olduğunu Rabbimiz bu iki kelimeyi "ya da",
veya anlamında olan "evi" ayracıyla ayırarak göstermiştir. Her
katletme illa ki ölümle sonuçlanmak zorunda değildir. Ancak ölümle de
sonuçlanabilir.
36Şirk koşan. Şirk; ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce
Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm
koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek.
Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.
37Güç yetiren.
38Sapkın, doğru yoldan çıkan.
39Sadaka-1; kamu otoritesinin belirlediği bir oranda alınan
özel bir vergi türü. Zekâttan ayrı olarak bu toplanan sadaka vergisi
sadece 9:60 ayetinde işaret edilenler için harcanır.
40Kibar, ince, yumuşak.
41İşiten.
43Teşekkür etmek. Minnettar olmak. Şükran (iyilik bilmek;
gönül borcu) sahibi olmak.
45Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek dini olan biricik İslam
dinine (sadece/saf Kur'an'a) teslim olmuş olanlar. İslam: İnsan
bilincinin Yüce Allah'la arşta/hiperuzayda yapmış olduğu
antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı
insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir
zikirdir/hatırlatmadır. Sadece Kur'an gerçek İslam dinidir.
46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı
bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce
Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine tabi olmak.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
48Yüce Allah'ın indinde/katında/arşında
bulunan şerefli elçi Cibril benzeri varlıklar. Kendi iradeleri/akılları
vardır. Ancak yaratılış gereği insanlardaki gibi fücur (psikanalizdeki
'id') sahibi değillerdir. Asla kötülük düşüncesi oluşturamazlar.
İradeleriyle oluşturdukları her fikir mutlak ki takva içerir.
49İsim; Yüce Allah'ın sıfatı ve tecelli edişi. Çoğul olarak
'isimler'; Yüce Allah'ın tüm sıfatları ve tecelli edişleri. En güzel
isimler/sıfatlar O'nadır.
51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü
kaybetmeden direnme/karşı durma.
53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet
ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.
54Sermaye. Yararlanma.
57Yaratılış amacına uygun olarak bir rotada/yörüngede yüzüp
ilerlemek.
58Yumuşak huylu.
62Bilinmeyen, görünmeyen, gizli, saklı.
63Karşılık, hak edilen.
64Borazan. Evrenimiz borazan şeklinde bir yapının
yüzeyindedir. Borazan içine karanlık enerji üflenir. Bu üfleme evreni
hızlanarak genişletir.
65Sonrası gelen, halef.
66Taht/kürsü. Yüce Allah'ın belirli sıfatlarının tecelli
etmesiyle oluşmuş olan, çoklu boyutlara sahip bir kürsü, bir platform.
Bu kürsü içinde evrenler yaratılmaktadır. Şu an içinde bulunduğumuz evrenimiz de bu
kürsünün içindedir. Yargılamanın yapılacağı ahiret evreni, cennet
evrenleri ve cehennem evreni yine bu kürsü içinde yaratılacaktır.
68Sahip
69Yardımcı, destekçi, arka çıkan, imdada koşan.
71Ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü
(Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek.
Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek.
Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.
73Evrensel kabuller/normlar.
74Tanrı. Tektir; dengi/eşiti ve benzeri yoktur. Ne
doğmuştur ne de doğurulmuştur. Gücünü, varlığını bizzat kendisinden alır ve
sonsuz bir şekilde devam ettirir. Ebedi ve ezeli olandır; hiçbir yıkıma
uğramadan, değişmeden, zayıflamadan, eksilmeden, sonsuz şekilde gücünü
kuvvetini koruyandır. Kendisinden başka her şeyin O’na muhtaç olduğudur, hiçbir
şeye bağlı olmadan hükmedendir. En yüce sıfatların sahibi olup dilediğinde
tecelli ettirendir.
75Bir göçmen kuşun kendisine verilen jeomanyetik GPS
sistemini kullanarak bir hedefe doğru (göç) zihnen ve bedenen uçması.
76Resule/elçiye itaat etmek sadece Kur'an'a itaat etmektir.
Kur'an=Resul; Resul=Kur'an. Resule itaat etmek tamamı zan olan hadislere
itaat etmek asla değildir.
77Sözle/antlaşmayla bir başkasının kısmî kontrolüne giren
kadın ve erkek. Örnek; bir savaş nedeniyle mülteci konumuna düşmüş evsiz kadın
ve erkeklerin bir kamu yönetimi aracılığıyla belirli kişilerin kısmî kontrolüne
bir sözleşmeyle/antlaşmayla verilmesi. Örnek; evde ya da iş yerinde
çalışmak için iş ahdi yapmış olan çalışanlar.
78Hatırlatma, öğüt. Kur'an da bir zikirdir. Yüce
Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere
hatırlatır.
79Vekil olarak yetkilendirmek, atamak, vazifelendirmek.
80Çağırma
81Vahşetten/fuhuştan/ahlaksızlıktan.
82İğrençleştirilmiş, çirkinleştirilmiş. Pasif gelen bir
kelimedir. Evrenin kabullerini yani işleyişini bozan uygulamalar mutlak ki
çirkinlikle ve iğrençlikle sona erer.
88Akıl ve mantık. Analitik/rasyonel düşünme.
89Söz. Kur'an da bir sözdür. Hak ve gerçek sözdür. Tamamı
zan olan hadislerse söylentidir. Hak/gerçek sözler değillerdir.
90Birbirine benzer.
94Büyük/azametli
96Hükümdar/hünkâr.
97Mukaddes/kutsal.
98Esenlik-güven bahşeden.
99İtimat-eminlik bahşeden.
100Koruyucu/kollayıcı.
101Zorla düzelten, zorlayan, mecbur eden, güçlü davranan,
ağırlığını koyan, dev, devasa, gücünü zalimleri dize getirmek için kullanmaktan
çekinmeyen.
102Büyüklenen.
103Yaratan.
104Başlatıp yapan.
105Şekillendiren/biçimlendiren.
106Zengin.
107En yüce övgüye/methedilmeye değer.
109Dinden yani konusu din olacak yargılamanın
yapılacağı gün/evre/dönem. Yargılama ahiret evreninde yapılacaktır.
110Fürûc kelimesi aralık, açıklık, yarık demektir. Erkeklerin
ve kadınların korumak zorunda olduğu cinsel organ bölgelerinin olduğu
yerleri işaret eder.
113Açlık sınırında yaşayan. Açlıktan hareketleri
kısıtlanmış.
114Yargılama esnasında araya girip müdahale etmek. Şefâat
kavramı şeytânın en büyük aldatmacasıdır. Şefâatin tamamı Yüce Allah'a aittir.
O'nun astından şefâatçiler ummak/beklenti içine girmek şirktir.
Müşriklerin yani Yüce Allah'a ortak koşan kimselerin ortak özelliklerinden bir
tanesi Yüce Allah'ın katında/indinde Yüce
Allah'ın astından şeyleri şefâatçiler olarak beklemektir (10:18).
Peygamberlerin, ölmüş insanların, şeyhlerin, imamların ahirette
şefâatçiler olacağına iman etmek büyük bir şirktir ve affı yoktur.
117Dönen, eğilen. Hakka gerçeğe doğru dönen/eğilen.
Çoğunluğun uymuş olduğu atalar dinini terk ederek tek tanrıcı, monoteist, Yüce
Allah'a şirksiz iman eden olan.
122Bir grup insanın bir ilâhtan veya ilâhlardan (doğa
üstü güç veya güçler) gelmiş olduğuna
inandığı emir ve yasakların bütünü. Dine tabi olan
insanlar inandıkları dinin kuralları ile yaşarlar.
123Yüce Allah'ın kendisine yazmış olduğu şeyleri O'nun
adına yapmak. Örnek; açlık çeken bir kimseyi Yüce Allah
adına doyurmak.
124Sırâtel mustakîm. Tek ve dosdoğru yol; sadece
Kur'an.
127Yüce Allah'ın öfkesinin üzerlerine hak olduğu kimseler.
128Dosdoğru yoldan (Kur'an'dan) sapmış kimseler. Sadece
Kur'an demeyen herkes.
131Anne veya babanın en az birisinden yoksun olan. Kendi
geçimini sağlayacak güce ve akla henüz ulaşmamış olan çocuk.
132Kendisine kitap verilen resul/elçi. Her resul/elçi nebi
değildir. Her nebi bir resuldür/elçidir.
134Korunmuş levha. Holografik evren prensibi 'The
holographic principle' kapsamında evrenimizi bir üst boyuttan saran,
evrenimizin zaman dahil 3D kuantum bilgilerini içeren 2D zar/membran. Bu
zardaki bilgi ışık hızında evrenin en küçük yapı taşları olan titreşen
sicimlere ruh aracılığıyla yansır ve evren ışık hızında çalışan bir 3D
yazıcı gibi canlanır.
135Hristiyanlar ve Yahudiler başta olmak üzere Kur'an
öncesi kendilerine kitap verilmiş olan topluluklar.
137Evrenimizin en küçük yapıtaşı
1.6x10-35 metre uzunluğunda, ipliksi, fitil benzeri titreşen bir
sicimdir. İpliksi, fitil benzeri yapılardır.
138Örten, gizleyen. Mayalı. Aklı devre dışı bırakan
her şey. Sadece alkolle kısıtlı değildir.
139Bereketli, uğurlu.
140Doğrulayıp tasdik edici. Sadece tasdik edici
değil; aynı zamanda yanlış olanın doğrusunu tasdik edici.
143Yaratılış özelliğinin dikilmesi/ayağa kalkması; bir amaç
için ayaklanması/hareketlenmesi.
146Sabitleyiciler. Tektonik tabakalar arasındaki
yitim/dalma zonlarında mantoya doğru kazık gibi çakılan yapılar.
147Muhteşem güzel. Şahane, harika. Hoşnutluk veren.
148Kıyam günü/dönemi/evresi. Yaratılış özelliğinin
dikilmesi/ayağa kalkması; insanın yaratılış özelliği olan beynin (bedenle veya
bedensiz) dikilmesi/ayağa kalkması. Ahiret evreninde bilincin avatar bedene
yüklenmesiyle aktive olduğu, dirildiği gün/dönem/evre.
158Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği
her yer mescittir. Haram mescitse bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük
yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan
mescittir.
162Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip
baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Çoğul olarak gökler
de çok sayıda gök içeren yapıları işaret etmek için kullanılır. Güneş
sistemimiz gezegenlerin göklerini içerdiği için göklerdir. Galaksimiz çok
sayıda yıldız sistemleri (gökler) içerdiği
için göklerdir. Evrenin kendisi çok sayıda galaksiler içerdiği için
göklerdir.
164Saflar halinde uçan kuş. Göçmen kuşlar. Kendilerine
bahşedilen jeomanyetik GPS sistemini takip ederek yılda iki kez göç etmeleri
salâtlarıdır.
166Detaylı, tafsilatlı, ayrıntılı, analitik.
169Dine, İslam'a, sadece Kur'an'a adanmış hayat tarzı.
Sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına dayanarak yapılan tüm eylemler.
170Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır.
Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle gündüz başlar ve Güneş'in
kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasına kadar devam eder.
171Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır.
Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasıyla gece başlar ve
Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle sona erer.
175Gözler nasıl ki beyinle görür, kulaklar nasıl ki beyinle
duyar, beyin de kalple akleder. İnsan kalbinde kendi hafızası olan 40-50 bin
adet sinir hücresi vardır. Kalp sinirleri beynin karar verme bölgesi olan ön
lobuna (perçem bölgesi altına) uyarıda bulunur. Aklı kullanarak karar vermede
kalbin rolü vardır. Kâfirlik etmiş kişilerin kalpleri biyolojik olarak paslanır
(LDH yağı oksitlenir yani paslanır), kalbin beyni etkilemesi bozulur. Kalp
mühürlenir. Kalp kilitlenir. Kalp marazlı/hastalıklı olur. Kalp perdelenir.
Kalpler paslanır. İnsan kendi yapıp ettiğiyle buna neden olur. Ancak daha geniş
boyutta Yüce Allah’ın buna izin vermesiyle süreç gerçekleşir. Kalplerin
paslanması LDH isimli kötü yağın oksitlenmesi yani paslanması sonucu da
gerçekleşir.
177Ölçeklendiren, derecelendiren, değerini belirleyen.
179Evrenimizdeki ilk su molekülleri (H2O) Tarık (Nötron)
yıldızlarını oluşturan Süpernova patlamalarında yaratıldı. Dünya gezegeninin
ilk oluşum evresi olan Hadean döneminde yeryüzünde su yoktu. Bol miktarda
donmuş su içeren Jüpiter bölgesi asteroidlerinin yeryüzüne çarpmasıyla Dünya
gezegenimiz suya kavuştu. Dünyamızın suyu gökten yani uzaydan inmiştir.
Rabbimiz ayrıca bu suyu yağmurlarla yine gökten yere indirmektedir.
180Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip
baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Tekil olarak;
Dünya atmosferi, diğer gezegenlerin atmosferi, galaksimiz içindeki bir
nebula/bulutsu ya da evrenin kendisi işaret edilmiş olabilir. Gök kavramı
ayetin işareti üzerinden okunmalıdır.
181Güneş sistemimiz 4,6 milyar yıl önce oluşurken Dünya
gezegenimiz çok sıcak ufak kaya parçalarının bir araya gelmesiyle büyüdü. Çapı
arttıkça orantısal olarak yüzey alanı da genişledi ve yayıldı. Yüzey alanı o
kadar genişledi ki aslında bir küre olmasına rağmen üzerinde yaşayanların
eğimi fark edemeyecekleri bir hal aldı. Kısacası düzmüş gibi oldu.
Üzerinden muhteşem bir hayat barındıran düz bir döşek, düz bir yatak gibi oldu.
182Doğrular, dürüstler.
184Ezvâcun; ahiret evreninde cinsiyetin mevcut
olacağını şerefli Kur'an'dan öğreniyoruz. Cennetlere girmiş olan kimselere
verilen, o kimseye özel olan, sadece o kimseyle bağlantı kuran, o kimsenin
cinsiyetine uygun olarak verilecek olan varlıklar. Bu varlıklar eşleri olan
kimselere sevginin/şefkatin en üst seviyesinde bir bağlantıyla bağlı olacaklardır.
185Hâlidûn, ölümsüz, ölmeyen. Cennet evrenleri var
olduğu sürece ölmeyen. Cehennem evreni var olduğu
sürece ölmeyen.
188Düzenlemek, dengelemek, seviyelemek, her şeyi uygun
olarak, tam yerinde olarak düzenlemek. Her şeyi gerekli olan seviyesinde,
dengeli olarak inşa etmek.
191Yaptıkları hatalardan/günahlardan dönüp vazgeçen
kullarına cezayı/karşılığı vermekten vazgeçen, dönen. Kullarına sürekli dönen.
Kullarının tevbesini yani vazgeçmelerini çokça kabul eden. Cezadan/karşılıktan
vazgeçen.
194Yoldaş; aynı yolda/amaçta yol alanlar, aynı mekanda
ve zamanda kaderleri ortak olanlar.
195Yüce Allah'ın ayetlerini kabul etmemek, ayetler
hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek.
Ahiret hayatına iman etmeyen ateistler, deistler vb. herkes Yüce Allah'ın
ayetlerini yalanlamıştır. Kur'an ayetlerini söylentilere/hadislere
boğduranlar, ayetlerin hükmünü tamamı zan olan söylentilerle/hadislerle
düşüren müşrik ve münafıklar da ayetleri yalanlayanlardır.
196Yüce Allah'ın ayetlerini kabul etmemek, ayetler
hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek.
Ahiret hayatına iman etmeyen ateistler, deistler vb. herkes Yüce Allah'ın
ayetlerini yalanlamıştır. Kur'an ayetlerini söylentilere/hadislere
boğduranlar, ayetlerin hükmünü tamamı zan olan söylentilerle/hadislerle
düşüren müşrik ve münafıklar da ayetleri yalanlayanlardır.
197İsrâîl Yakûb peygamberin diğer ismidir.
İsrâîloğulları da Yakûb oğulları yani Yakûb soyundan
gelenler demektir. Yûsuf peygamberin Mısır'da yetkin bir yönetici
olmasıyla birlikte 11 kardeşi, babası Yakûb ve annesi Mısır'a girmiştir. Bu
girişin Hiksosluların da Mısır'a giriş tarihleri olan MÖ 1900 yıllarında
gerçekleşmiş olduğuna yönelik kanıtlar
vardır. Yakûb'un soyu 300-400 yıl içinde katlanarak artmıştır. Mısır'da
hür bir şekilde yaşayan Yakûb soyu firavunlar tarafından
sonradan köleleştirilmiştir. Kendisi de Yakûb soyundan olan Musa
peygamberin mücadelesi de aslında köleliğe bir baş kaldırma
mücadelesidir (Mısır'dan çıkış: MÖ 1640 yılı).
198Resullerle Yüce Allah’ın yani O’nun kutsal kitaplarının
arasını ayırmama. Yüce Allah’ın tek dini olan İslam’ı parçalara bölmeme.
Resulleri kutsal kitaplardan ayırmama. Talmud, Kütüb-i Sitte, Riyâzu's Sâlihîn
gibi insan söylentileriyle/hadislerle, zan içeren kitaplar aracılığıyla
resulleri kutsal kitaplardan ayırmama. Resullerle Yüce Allah’ın arası
ayrılmışsa bunu birleştirme. Sadece kutsal kitaplara dönme. Sadece Kur’an deme.
199Gerçek olmayan, geçersiz, temelsiz, asılsız.
200Buyurmak, talepte bulunmak, istekte bulunmak, nasihat
etmek, buyruk, talep, istek, nasihat. Kur'an'daki emretmek
kavramı zorla bir şeyi yaptırmak, yapılmadığında ceza vermek asla
değildir.
201Benlik, kişilik, öz varlık.
202İyi olan şeylerde fazlalıklı olmak, fazlalaştırmak, daha
fazlaya sahip olmak, daha fazla yapmak
203Farklı zamanlar ve/veya mekanlarda yaşamlar, durum ve
şartlar. Göklerdeki uzaylı yaşamlar. Dünya hayatının farklı zamanlarında
gerçekleşen yaşamlar.
204Felak; yarmak, yırtmak, ayırmak. Yüce Allah’ın
evrendeki her şeyi ama her şeyi yararak-ayırarak yarattığını çok
iyi biliyoruz. Evrenin yaratılış anı olan Big Bang (Büyük Patlama) ile evren
yarılmış ve tek bir noktadan ortaya çıkmıştır. Evrenin ilk
enerjisi yarılarak temel 4 kuvveti oluşturmuştur. Şu an
içinde yaşadığımız evrenimizde hemen hemen her şeyin yarılarak çoğaldığını
gözlemliyoruz. Canlı organizmaların bölünmesi (mitoz bölünme, mayoz
bölünme, bakterilerin bölünmesi vb.), DNA’nın yarılıp
ayrılması gibi örnekler yaratıcının yararak-ayırarak yaratmasına örnek gösterilebilir.
Şafak da gündüzü geceden ayırdığı kelimenin anlamında uyar.
205Kötülük, fenalık.
206Gâsık; karanlık, Allah’ın nurundan/aydınlığından
(Kur’an) uzak olma nedeniyle oluşan karanlık, gece karanlığı, ölüm esnasında
çöken karanlık, her türlü karanlık.
207Bağıtlar, bağıtlaşmalar, bağlar,
antlaşmalar, sözleşmeler, birliktelikler, söz vererek
birleşmeler.
208Kıskanmak,
çekememezlik, hınç, garez, kin, kıskanç,
209Göğüs kafesi içinde bulunan kalpte.
210İblis ve onun soyundan olan varlıklar. İblis Âdem'e
secde etmedi. Yüce Allah'ın emrine karşı geldi ve fâsıklardan/sapanlardan oldu.
Bir cennet evrenine yerleştirilen Âdem ve eşini ayartarak Yüce
Allah'ın yasağını çiğnetti. Yüce Allah Âdem ve eşiyle birlikte yasağı çiğneyen tüm
insanları cennetten indirdi. Âdem
derhal tevbe etti. Yüce Allah onun tevbesini kabul etti. İblis Âdem'e
meydan okudu. Yüce Allah bu meydan okumaya izin verdi. Âdem soyu olan
insanlarla iblis soyu olan cinler arasında 2. tur bir savaş
başladı. 2. savaş cennet evreninden daha alçak yerleşimli olan
günümüz evreninde şu an devam etmektedir. İnsanoğlu 1. savaşı kaybetti. 2.
savaşın içindeyiz. 2. şansımızı kullanıyoruz. Savaş kuralları gereği her doğan
insana bir cin yoldaşlık eder. İnsan bu cinle mücadele eder. Cin kendisine
verilen izni kullanır. Yani insanın kalbine fısıldar. Kalbine vesvese
verir. Yüce Allah'ın dosdoğru yolu olan kutsal kitaplardan uzaklaştırmak ister.
İnsanı Yüce Allah'ın emrinden saptırmak ister. Maalesef insanların pek azı
haricinde çoğu 2. savaşı da kaybetti. Yüce Allah'ın cehennemi cinden
ve insanlardan doldururum sözü
hak oldu.
212Veli kelimesinin çoğulu. Veliler. Koruyan, himaye eden
yakın arkadaşlar.
213Kalpte yaklaşık olarak 40-50 bin arasında sinir hücresi
bulunur. Bu hücrelerin kendi hafızaları vardır. Bu sinirler beynin karar verme
yeri olan ön lobuna yani insanın perçem bölgesinin altında yer alan beyin
bölgesine sinir uçları gönderir. Nasıl ki gözler beyinle görür, nasıl ki
kulaklar beyinle duyar, beyin de kalple akleder. Doğru karar vermede kalplerin
rolü vardır. Kalp nakli yapılan hastalarda davranış ve huy değişikliklerini
olmasının nedeni budur.
215İki ellerinin yönlenmesiyle edindikleri şeyleri ve
arkalarında bıraktıkları şeyleri.
217Düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler yapanlar.
218Yüce Allah'ın biricik ve tek dini. Ahirette kabul
edilecek tek din. İslam teslimiyet demektir; Yüce Allah ile insanın
arasında yapılmış olan mîsâka/antlaşmaya/sözleşmeye teslim olmak, uymaktır
demektir. Antlaşmayı bozmamaktır. Kutsal kitaplar bizlere işte bu
antlaşmayı hatırlatır. Kısacası İslam sadece Kur'an demektir. Günümüzde
milyarlarca insan kendisini müslüman sanmakta ve İslam dininde olduklarını,
islam olduklarını iddia etmektedirler. Oysa büyük bir yanılgı içindedirler. Kur'an'la
yakından uzaktan ilgisi olmayan, tamamı zan olan söyletilerle/hadislerle
uydurulmuş bir din asla ama asla Yüce Allah'ın İslam dini değildir. İslam
girmek için ilk şart söylentileri/hadisleri terk etmek ve sadece Kur'an'a tabi
olmaktır.
222Şefaat araya girip müdahale etmek demektir. Şefaat
ahiret evreninde yargılamanın yapıldığı esnada olur. Yargılama süreci son
derece kesin kurallara göre yapılır. Bu yargılama gününde kitap ortaya konulur,
nebiler ve şahitler getirilir (39:69). Herbir kişi tek olarak yargılanır
(6:94). Yapılan zerre kadar iyilik getirilir, yapılan zerre kadar kötülük de
getirilir. Bir kişi yargılama sonucunda suçlu bulunursa işte tam bu noktada
şefaat devreye girer. Yüce Allah yargılama sürecinde araya girerek, direkt
olarak müdahale eder ve kişinin günahlarını bağışlar ve cezadan kurtarır.
Cennetlere yerleştirir. Yüce Allah yargılama sürecinde araya girmez/şefaat
etmez ve bu kişinin günahlarını bağışlamazsa yargılama sonucunda kişinin ceza
almasına hükmedilir ve bu kişi cehenneme girdirilir. Yüce Allah kendisine
şefaati (yargılamada araya girerek müdahale etmeyi) yazmıştır. Yüce Allah’a
sonsuz şükürler olsun ki kendisine şefaati yazmıştır. Yüce Allah dışında hiçbir
kimsenin şefaat yetkisi yoktur. Ayette görüldüğü üzere Muhammed peygamber kendisini
koruyacak başka bir kişi aramamaktadır. Zaten de böyle bir kişi asla yoktur.
Muhammed peygamber kendisine ancak Yüce Allah’ın şefaat edebileceğini
bilmektedir. Müminler de bilmelidir ki şefaat sadece Yüce Allah’a aittir.
Muhammed peygamberlerin yada başkalarını şefaat edeceğine iman etmek şirktir ve
affı yoktur. Artık kulağı olan işitsin; gözü olan gürsün, kalbi olan akletsin.
226Deklere etmek, bildirmek, belli etmek, ifade etmek.
228Ölçü, tartı. Evren muhteşem ölçüler içerir. Modern bilim
Yüce Allah'ın koyduğu bu ölçüleri evrensel sabitler olarak tanımlamaktadır.
Evrenin her yerinde geçerli olan bu sabitlere en iyi örnek Pi sayısıdır.
Sonsuza kadar giden bu sayının tamamını ancak Yüce Allah bilir. Evrenin ilk
oluşum anındaki entropi değeri o kadar düşük bir değerdir ki ancak bir ilâh bu
hesaplamayı yaparak 13.8 milyar yıl sonra muhteşem, hayat dolu evrenimizin
oluşmasını sağlayacak entropi artışını ayarlayabilir. Çok sayıda fizik ve
matematik sabitlerini incelemek için kavram numarasını tıklayınız.
229İşaret ettiği şeyi ayağa kaldırmak, işler hale getirmek,
aktifleştirmek, uyandırmak, canlandırmak, işlevsel hale getirmek, yürürlüğe
sokmak, devam ettirmek, dikmek, dikili halde tutmak.
230Dağıtmak, taksitlere bölerek ödemek, eşitlik, eşit
muamele etmek, tarafsızlık, doğruluk, düzgünlük
231Evrenimiz büyük patlamayla 'Big Bang' 13.8 milyar yıl
önce oluştu. Tekillikten yani noktadan ilk olarak çizgi oldu, daha sonra kare
olarak bir alan sahibi oldu, daha sonra 3. boyut eklendi ve evren bir hacme
sahip oldu. Bir binanın temelden yükselmesi gibi boyutlar kazandı. 4.
boyut olan zaman 'time' da eklendi. Evrenimiz 10 uzay boyutu ve 1 zaman
boyutuna olacak şekilde 11 boyuta sahiptir. Göremediğimiz 7 boyut Planck
mesafesinde iç içe katlanmıştır. Bu da evrenimizle aynı mekanda paralel
evrenlerin de yaratıldığını gösterir.
236Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler,
okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.
237Ayet kelimesi
gösterge, işaret, kanıt, mucize anlamındadır. Çoğul olarak kullanıldığında Yüce
Allah'ın varlığına kanıt olacak muhteşem mucizeleri işaret eder. Evrenin
kendisi içindeki her şeyle Yüce Allah'ın ayetlerindendir. Evren kitabını
bilimsel olarak okuyanlar Yüce Allah'ın bu ayetlerine tanıklık ederler.
242Dönem, evre, döngü. Dünyamızın kendi etrafında tam
bir tur dönmesi bir gün olarak isimlendirilir. Evrenin
6 günde/evrede yaratıldığını, Dünya gezegeninin 2 günde yaratıldığı, Dünya'nın
üzerindekilerin oluşması için gereken rızıkların/atomların 4 günde/evrede hazır
edildiğini şerefli Kur'an'ımızdan anlıyoruz. Kur'an'da tekil olarak 'gün'
kelimesi tam olarak 365 kez geçer. Dünyamız Güneş'in etrafından bir turunu
tamamladığında kendi etrafında 365 dönmüş olur. Kur'an'ın büyük bir mucizesidir.
244Yanıltmak, aldatmak, kandırmak, hakkında yalan söylemek,
yanlış yönlendirmek, onaylamamak, inkâr etmek. İşaret edilen şeyi inkâr
etmemekle birlikte onun hakkında yanıltıcı, gerçek dışı uyduruk şeylere tabi
olmak da tam olarak aynı kelimeyle işaret edilir.
256Test, deneme
amaçlı Yüce Allah katından gelen sıkıntı, felaket, bela, zor bir durum
257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm
Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla
yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm
resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk
etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis
kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır.
259Ayıran, bölen, yaran. Doğruyu yanlıştan ışın kılıcı gibi
ayıran. Kutsal kitapların her biri bir furkandır. Elbette şerefli
Kur'an'ımızdır. Kur'an'ı anlayarak okuyanlar
ellerine bu ışın kılıcını almış olur.
265Hak/gerçek olmadığı halde yalanla, yanlışla, hileyle,
aldatmayla, manipülasyonla, yanlış yönlendirmeyle kargaşaya, karışıklığa neden
olmak.
267Sadece Tevrat'a tabi olmuş. Tek tanrıcı. Şirke girmemiş.
Talmud kitaplarına uyarak sapmamış, müşrik olmamış. Günümüzdeki Yahudilerle
uzaktan yakında ilgisi yoktur.
268Sadece İncil'e tabi olmuş
Hristiyanlar. Nasârâ'da doğmuş bir elçinin getirdiği kitaba tabi olmuş. İncil
sonrası insanların elleriyle yazdıkları masal kitaplarına uyarak sapmamış.
Günümüzdeki Hristiyanlarla yakından uzaktan ilgisi yoktur.
271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline
en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü
ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye
tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır,
kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.
272Sebt/Şabat/Şabbat; Yahudilere dinden bir şeriat olan,
onlara özel emredilen bir uygulama. Haftanın bir gününde iş bırakılacak ve o
gün Tevrat dersleri yapılacaktır. Günümüz Yahudileri bu günü Cumartesi olarak
uygulamaktadırlar. Yüce Allah'ın sebt emri yine şirke kurban gitmiş ve
Yahudiler sınırı aşmıştır. Günümüzde Cumartesi günleri elektrik düğmesine bile
basmadan tüm günü hiç bir iş yapmadan geçirmektedirler.
273Maymunların karakterlerine benzeme. Bilgelikten yoksun
davranmak. Akılsızca taklit etmek.
277Kutsal kitapları anlayarak okumayan ya da okuyamayan.
Günümüzde kendilerini müslüman sanan milyarlarca insan kendi dillerinde okuma
yazmaya sahip olsalar da Kur'an'a ümmidirler. Kur'an'ı anlamadan yüzünden
okuyanların hepsi ümmidir. Kur'an'ın anladığı dilde tercümesini okuyanlar ümmi
sınıfına girmezler.
280Uğursuz bırakmak. Yüce Allah'ın lanet etmesi hak etmiş
kimseleri rahmetinden uzak tutmasıdır. Rahmetten uzak kalmak tüm
uğursuzluklarla karşılaşmak demektir. Bu kimseler bir göz aydınlığı, mutluluk
ve huzur asla göremezler.
285Fazlalık, bolluk, çokluk; bunları bolca veren.
286Çok azametli/büyük fazlalık, bolluk, çokluk sahibi.
291Evrensel kabuller, evrenin işleyişine uygun davranışlar,
normlar.
294Güzel işler yapan, güzelleştiren.
295Sadece Tevrat'a tabi olan kimselerle birlikte sonrasında
Tevrat'ı bırakıp da Talmud kitaplarına tabi olmuş tüm Yahudiler. Tek tanrıcı ve
müşrik tüm Yahudiler.
297Genişleten,
enginleştiren, hacim kazandırarak büyüten.
300Yüce Allah'ın resûlü de olsa hiç kimseye bir koyunun
çobana teslim olduğu gibi teslim olunmaz, olunamaz. Bireylerden başlayarak
toplumu da koyun sürüsüne dönüştürmek müşriklerin özelliğidir. Bir
koyun gibi güdülmek istemek müşrikliğin bir göstergesidir. Günümüzde
tarikat liderleri, mezhep liderleri, hadis kitaplarının sözde alimleri toplumu
gütmektedir. İnsanlar kendi akıllarını bir kenara bırakıp bu kimselere kiraya
vermiş ve koyunlaşmışlardır.
301Dinî öğreti, dinî inanç, dinî camia, dinî cemiyet, dinî
topluluk, dinî cemaat.
302Aklı örtülmüş, aklı gizlenmiş, akıl melekelerini yerli
yerinde kullanamayan, aklını kaybetmiş, aklî dengesi bozulmuş.
303Hikmet içeren kitap, hikmetli kitap, hikmetli hükümler
içeren kitap. Arapça 'vav' 've' bağlacı vurgulama amaçlı da kullanılır. Daha
detaylı inceleme aşağıdaki makaleden okunabilir.
305Ulus, halk, ortak bazı değerlere sahip olan bir
kesim/kısım insan topluluğu.
306Tevrat'ın astından söylenti/hadis kitaplarına
(Talmud) tabi olarak müşrikleşen kimse.
307İncil'in astından söylenti/hadis/masal kitaplarına tabi
olarak müşrikleşen Hristiyanlar.
308Yüce Allah'ın boyası olan Kur'an'ın ayetleri. Bu boyaya adi/sahte
başka boyalar (söylentiler/hadisler) asla karıştırılmamalıdır. Her
yerimize bu boyayı sürmemiz
gereklidir.
Kesintisiz olarak, son nefesimize kadar da sürmeye devam etmeliyiz. Tabiri
caizse boyanın içine atlamamız gereklidir.
310Aymaz, bilmez, farkında olmayan.
313Hayrın/iyiliğin değerini bilen/anlayan, karşılığını
hazırlayıp veren, müteşekkir olan.
314Varsayım, sanı, töhmet, elde somut veriler olmamasına
karşın, birisi ya da bir olay hakkında hükme varmak ya da sonuca ulaşmak.
315Dedikodu etmek, arkasından
çekiştirmek-kötülemek, bir kişinin yokluğunda onun hakkında ileri geri
konuşmak.
316Düzelmek, iyileşmek.
318Yiyecek kapsamında insanoğlu için sadece 4 şey haramdır.
Yüce Allah'ın şerefli Kur'an'ında bizlere bildirdiği bu 4 şey haricinde asla
bir haram koyulamaz. Bir şeyi sevmemek veya tiksindirici bulmak o
şeyin haram olmasını gerektirmez. Bir toplum başka bir toplumun tiksindirici
bulduğu bir şeyi çok severek yiyebilir. Helal ve haram koyma yetkisi
bütünüyle sadece Kur'an'a aittir. Resullerin haram ve helal koyma yetkisi
yoktur.
Haram yiyecekler;
1.Ne zaman öldüğü bilinmeyen, leş
2. Kan.
3. Domuz eti.
4. Yüce Allah'tan başkası adına adanan kurbanlar.
319Bağışlama, affetme.
323Yüce Allah kuluna bir Planck mesafesinden
(1.616255×10−35 metre) ve bir Planck zamanından
(5.39×10−44 saniye) daha yakındır.
324Yüce Allah'ın indirmiş olduğu, beyanatlar içeren, bir
rahmet ve zikir/hatırlatma/öğüt olan kutsal kitaplara kayıtsız kalmamak; kutsal
kitaplara tabi olmak. Sadece Kur'an'a tabi olmak.
326Kurtuluş, başarı
336Tek tanrıcı, monoteist inanç öğretisi yolu. Kutsal
kitapların öğretilerinin yolu. Sadece Kur'an öğretileri.
342 Kur’an’da 3 tip sadaka vardır. Bunlar;
1-Sadaka-1: Kamu yönetiminin topladığı bir gelir vergisi
türü.
Kamu yönetimini 9:60 ayetinde Rabbimiz tarafından
zikredilen gruplar için topladığı özel bir kamu vergisi (9:103, 9:58 ve 9:60).
2-Sadaka-2: Kamudan talepleri olan kişi ve kurumların kamu
yönetimi ile görüşmeden önce vermesi gereken sadaka vergisi (Kamu harcı).
58:12 ayeti; bu fonda toplanan harç vergileri Sadaka-1
fonuna aktarılır.
3-Sadaka-3: Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi.
Kamu yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı
kazançlardan kişinin kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka
vergisi fakirlere verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha
hayırlıdır. Fakirlere verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı
olmamalıdır. (2:271 ve 2:263)
347Öğrenilen Kur'an ayetlerinin ve Yüce Allah'ın
sıfatlarının akla getirilmesi, hatırlanması.
351İş ve oluş. Levh-i Mahfuzdaki (Holografik evren prensibi
kapsamında evrenimizi bir üst boyuttan saran 2D zar) rakamlanmış bilginin
sicimlere (bak. sicim teorisi) ruh aracılığıyla
iletilmesi. Sicimle aldıkları bilgilerle titreşirler ve atom altı parçacıklar
oluşur. Evrenimiz ışık hızında çalışan bir 3D yazıcı gibi bilgiden yaratılır,
canlanır.
354Evsiz barksız olan.
355Göç etmek, bırakıp terk etmek, göçmen olmak.
356Mücadele etmek. Kur’an’da savaş/öldürmek katletmek
olarak işaret edilir. Cihat etmek Kur’an’la yapılan mücadeledir. 25:52 ayetinde
kâfirlerle karşı en büyük cihadın Kur’an’la yapılması gerektiğini Yüce Rabbimiz
apaçık bir şekilde bizlere bildirilmektedir. Kur’an’la cihat eden kimselere de
mücahit denir.
359Kumar, şans oyunları. Kelimenin anlamı 'kolay/zor
olmayan' olduğu için daha geniş anlamda kolay/emeksiz kazanç getiren her şeyi
kapsar.
360İyileştirme,
düzeltme.
377Tatmin olan, istenen bir şeyin gerçekleşmesini sağlamış,
gönül doygunluğuna eren.
378Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi. Kamu
yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin
kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere
verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere
verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır.
(2:271 ve 2:263)
379Bitki örtüsünün yoğunluğundan örtülmüş, gizlenmiş bahçe.
380Alt nesil, soy. Çoluk çocuk, evlatlar, torunlar vb.
381Alev hortumları. Kur'an'ın bu işareti büyük bir
mucizedir.
382Kur'an'ın içerdiği hikmete sahip olmak. Kur'an'ın
hikmeti. Hikmetli Kur'an'ın içerdiği hükümlerle hikmetlenmek.
386Aileye evlat edinilerek karıştırılan erkekler ya da
kızlar artık o ailenin kardeşidir. 4:23 ayetine göre nasıl ki kardeşlerle
evlenmek yasaktır bu erkekler ve kadınlarla kardeş statüsünde olan aileden
birisi evlenemez. Anne-baba, dede-büyükanne statüsündeki kimseler
de evlenemez. Aynı aileye evlat edinilen erkekler ve kızlar birbirlerinin
de kardeşi olmuş olacakları için kendi aralarında evlenemezler.
389Şerefli Kur'an'da
112 numarasız besmele (0. ayet olarak) ve 6234 numaralı ayet olarak
toplam 6346 ayet vardır.
394Bahşeden, bağışlayarak veren.
395Bir şeyin yapılması için tanınan süre. Vaat edilen
süre.
396Mağfiret dilemek, suçlarının bağışlanmasını dilemek.
397Fecr, tan yeri, şafak, tam karanlığın Güneş'in ilk
ışıklarıyla aydınlanmaya başlamasından Güneş'in kendisinin doğması
öncesine kadar geçen zaman. Seher vakti sabah salatı vaktidir. Salat bitiminde
Yüce Allah'tan bağışlanma dilemek gereklidir.
398Yetinmek. Yüce Allah'ın fazlından/lütfundan
aranma/bakınma sonrası Yüce Allah'ın bahşettikleriyle yetinmek. Elindekinden
hoşnut olma durumu, yeter bulmak.
400Yüce Allah'ın
ayetlerini örtmek, gizlemek. Ayetleri kabul etmemek, ayetler
hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek
de kâfirlik etmektir. Kutsal kitapların hükümlerini örten hadis/söylenti
kitaplarına tabi olanlar Yüce Allah'ın ayetlerine kâfirlik etmiş olur.
401Yorumlamak, mana vermek, anlamlandırmak.
402Kutsal kitapların astından olan söylenti/hadis
kitaplarıyla (Talmud, Kütüb-i Sitte, Riyâzus Sâlihîn vb. ) Yüce Allah'ın
bizzat kendisine ve onun resûllerine iftira atmak. Allah'ın adına kutsi
hadisler uydurmak. Tamamı zan olan 'Resûl buyurdu ki' sözleriyle resûl
adına uydurulmuş bir din oluşturmak. Sünnet adı altında resûle
iftira olan sözlere/hadislere tabi olmak. Mezheplere tabi olmak.
Tarikatlara tabi olmak. Sadece Kur'an, sadece kutsal kitap dememek.
404Gündüz ve gecenin ardışık olarak birbirine sokulması
Dünya'nın yuvarlak olduğunun ve kendi etrafında döndüğünün bir işaretidir.
405 Cansız/ölü olan 31 adet temel atom altı parçacıktan
canlı/diri, düşünen, akleden canlılar/varlıklar yaratırsın. Canlı/diri olan
varlıkları ölü/cansız olan 31 adet temel atom altı parçacığa geri döndürürsün.
406Yüce Allah'ın
bizzat kendisi, varlığı. Bir uyku veya uyuklama yaşamayan, yorulmayan,
sonu ve başı olmayan, daima diri/canlı olan bilinç, varlık.
413Zamana bağlı insanın tesbihi aşağıdaki tabloda
gösterilmiştir. Hemen görülür ki tablo insanın uykuda olmadığı her anı
kapsar. Böylece anlarız ki Yüce Allah bizlere muhteşem bir şekilde tesbihin her
an yapılması gerektiğini bildirmiştir. Evrendeki her şey yaratılış özelliğine
göre kendi tesbihini nasıl ki her an yapıyorsa insan da kendi yaratılış
özelliği olan beyni kullanarak kendi tesbihi olan Rabbini arayıp bulma eylemini
her an yapmalıdır.
Ayet Tesbih zamanı
24/36 Gün doğumu
sonrasında ve gün batımı öncesinde.
33/42 Sabahla/ilk
aydınlanmayla/seherle ve gün batımı öncesinde.
19/11 Sabahla/ilk
aydınlanmayla/seherle ve akşamla/Güneş’in batmasıyla.
40/55 Sabahla/ilk
aydınlanmayla/seherle ve akşamla/gün batımı sonrasında.
20/130 Güneş’in
doğuşu öncesinde ve batışı öncesinde;
20/130 Gece
vakitlerinde
20/130 Gündüzün iki
yanında
50/39 Güneş’in
doğuşu öncesinde ve batışı öncesinde
24/36 Gün doğumu
sonrasında ve gün batımı öncesinde
416Buyruğu, emri, hükmü, kararı, 'ol' demesi
418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı
edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.
430Anlatı, öykü.
434Yüce Allah'ın bir emridir. Bak. 3:79. Kur'an ayetlerini
analitik olarak incelemek. Ayetler üzerinde derinlemesine düşünmek. Kur'an'ı
bir bütün olarak çalışmak. Bir okulda matematik dersi yapar gibi Kur'an
dersleri yapmak. Bu derslerde Kur'an öğrenmek, öğretmek. Kur'an çalışmak
ayetlerin anlamlarını idrak etmekle olur. Anlamadan Arapçasından yüzünden
okumak şeytanın büyük bir tuzağıdır. Kur'an'ı ders olarak çalışmak Yüce Allah'a
nasıl kulluk edileceğini öğretir.
Bak. 3:79 6:105 ayetinde ayetler üzerinde ders çalışmamız
gerektiği resûl Muhammed üzerinden işaretle verilmiştir. Resûl Muhammed'in kalp
ve beyin sinir hücrelerine Kur'an indirildi. Bizler ise Kur'an'ı ders çalışarak
kalbimize ve beynimize yazmalıyız.
437İslam. Sadece kutsal kitaplara teslim olma. Kutsal
kitaplar haricinde dinde kaynak kabul etmemek. Kutsal kitaplarda ne varsa
uymak. Kutsal kitapların astından hadis/söylenti kitapları edinmemek. Kur'an'ı
terk edilmiş bırakmamak.
440Alt benlik. Psikiyatri biliminde 'id' olarak tanımlanır.
Evrim sürecinde ilk olarak alt benlik gelişmiştir. Ahlaktan yoksun olan bu
benlik içgüdüsel dürtülerle hareket eder.
441Üst benlik. Psikiyatri
biliminde süper ego olarak tanımlanır. Evrim sürecinde fücûrdan ('id') sonra
yaratılmıştır. Ahlaki değerleri savunur. Takva yani sakınma odaklıdır.
442Azgınlık, sınırı aşma, sınırı çiğneme, taşkınlık,
tiranlık, despotluk. Din konusunda ise kutsal kitapların hükümlerinin dışına
çıkma, kutsal kitaplardan taşma, kutsal
kitapların çizdiği hükümleri çiğnemedir. Tevrat'ın tâğûtu Talmud'tur. Kur'an'ın
tâğûtu ise hadis kitaplarıdır.
444İnsanın ruhsal olgunluğu, iyi ahlaklı, alçak gönüllülük,
yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı; fazilet.
450Kendilerine apaçık beyanlı kutsal kitaplar gelmiş
olmasına rağmen onları bırakıp hadis/söylenti kitaplarına tabi olanlar.
Yahudiler Tevrât yerine Talmud'a, Hristiyanlar İncîl yerine Pavlov'un eliyle
yazdığı masallara, kendilerini müslüman sanan çok sayıda insan da şerefli
Kur'an yerine hadis kitaplarına tabi olarak mezheplere bölündüler.
454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın
hükümleri, kelamı
460Büyük sıçrama 'Big Bounce' teorisine göre içinde
bulunduğumuz evren (gökler ve yer) içine çökerek tekillik hali olan saf enerji
haline tekrar dönecektir. Bu saf enerjiden yeni bir büyük patlama 'Big
Bang' gerçekleşecek ve yeni paralel evrenler yaratılacaktır. Bu
evrenlerden bazıları cennet evrenleri olacaktır. Bir tanesi de cehennem
evreni olacaktır. Eşit saf enerji nedeniyle yeni evrenlerin genişliği şu an içinde
bulunduğumuz evren kadar olacaktır. Fizikle tam uyumlu bir kavram.
4613:137 ayetinde "...geçti sizlerden önce
yasalar/kanunlar; öyleyse dolaşın yeryüzünde; öyle ki bakın nasıl oldu
yalancıların akıbeti" buyrulmuştur. Yüce Allah yeryüzünde yaşamış
olan eski insanların nasıl tarzlarda yaşadığını görmemiz için yeryüzünde
dolaşmamızı emretmektedir. Bu da ancak arkeoloji bilimiyle olur. Arkeoloji,
arkeolojik yöntemlerle ortaya çıkarılmış kültürleri, sosyoloji, coğrafya,
tarih, etnoloji, antropoloji, nümizmatik, filoloji, gibi birçok bilim dalından
yararlanarak araştıran ve inceleyen bilim dalıdır. Sadece kazı yapmak asla
değildir. Yüce Allah'ın onların sosyal yaşantılarını da inceleyin
buyurması biz gerçek müminler için bir emirdir. Gerçek müminler bilime ilgisiz
kalmaz. Her türlü bilimle az çok ilgilenir. Kendisi arkeolog olmasa
da arkeologların yapmış olduğu kazılardan çıkan delilleri gezip
görür.
462Sadece Rabba kulluk/kölelik edenler.
463Sınır aşmak, normal çizgileri aşmak, savurganlık yapmak,
ölçüsüz/dengesiz/uygunsuz aşırılık, haddinden fazla, abartmak.
464Ödül, mükâfat, karşılık.
466Haberdar.
470Kıyamet. Evrenin uzay zaman kumaşının karanlık enerjinin
aşırı üflemesi sonucu yırtılması ve evrenin hızla şişirilen (Sur'a
üfleme) bir balonun patlaması gibi parçalanması. Yırtıklar ışık hızında
tüm evrene yayılacaktır. Parçalanan evren yerçekimi kuvvetiyle tekrar
tekillik haline dönecektir.
478Holografik evren prensibi kapsamında evrenimizin bir üst
boyutunda bulunan 2D zardaki/membrandaki bilgi 3D kuantum bilgileri
aracılığıyla evreni ışık hızında çalışan bir 3D yazıcı gibi canlandırır.
Evreni canlandıran ruh ve emir ışık hızında bir üst boyuttan alt boyuta
yani evrene indirilir. Her şey üst boyutlarda bulunan Yüce Allah'ın indinden/katından iner. Anlarız ki 'Big
Bounce' Büyük Sıçramayla oluşacak olan cennetler ve cehennem evrenleri paralel
evrenler olacak ve yine aynı mekanizmayla yaratılacaklar. Yeni oluşan
Levh-i Mahfuz'dan indirilen bilgilerle yaratılacaklar.
4794:1 ayetinde Yüce Allah kendisine takvalı olunmasını
emretmiştir. Ayette ayrıca rahimlere de takvalı olunması gerektiği net bir
şekilde bildirilmiştir. Rahim kelimesine 'akrabalar' gibi anlamlar verilmeye
çalışılsa da kelimenin anlamı apaçık ortadadır. Türkçeye de geçmiş olan bu
kelimenin anlamı direkt olarak kadınlarda bulunan üreme organı rahimdir.
Rahimlere takvalı olmak kadınlara takvalı olmaktır. Kadınlar ve erkekler
birbirlerinin giysileridir. Birbirlerini tamamlarlar. Yüce Allah tüm insanlara
rahim sahipleri olan kadınların hoşnut olmayacağı işleri yapmamalarını
emretmektedir.
484Gözetleyen.
486Hesap gören. Hesaplayan.
489Bilgisiz, bihaber, bilinçsizlik, farkındalığı olmayan.
490Sınırı aşmak. Evrensel kabuller olan marufun dışına
çıkmak.
493Mümin kadınlar. İman etmiş kadınlar.
497Uygulamaya koymak, belirlemek, önceden
fikslemek/sabitlemek, zorunlu olarak uygulamaya koymak.
498Dilediği kulları için günahları, kötülükleri örtmesi,
gizlemesi.
499Tanık olan, şahit olan.
503Kur'an'ın büyük bir mucizesidir. Zerre atomu işaret der.
Atomların ağırlıkları mevcuttur. Yüce Allah Kur'an'da evrenin en küçük yapıtaşı
olan sicimleri (Sicim Teorisi) de fitil/fatil olarak işaret etmektedir.
Bir fitil ve onun titreşimi işaret edilmiştir. Fitil işaretinin geçtiği
ayetlerde ağırlık vurgulanmazken zerre geçen ayetlerde ağırlığa vurgu
yapılmıştır. Sicimlerin herhangi bir ağırlığa sahip olmadıkları
bilinmektedir.
506Ahiret evreninde ya da cehennemde olan kimselerin
yaratılış özelliği olarak yüzlerinin arkalarında olduğunu anlarız. Normal bir
insan olarak yaratılmayacaklardır.
507İdol. Örnek alınan, en çok hayranlık duyulan kimse/şey.
Tarikat liderleri, mezhep imamları, şeyhler, sözde hadis/söylenti
alimleri. Kutsal kitaplar haricide dinde idol asla edinilmez.
511Ehil kelimesi uygun, kalifiye, kompetan, hakkını veren
demektir. Emanet ise mükellefiyet, sorumluluk anlamındadır. Her iki kelime
de Türkçeye geçmiş kelimelerdir. Yüce Allah 4:58 ayetinde emanetlerin onun
ehli olan kimselere aktarılması gerektiğini bildirmiştir. İnsanlar arasında
hükmederken de adaletle hükmedilmesi gerektiğini bildirmiştir. Kur'an'ın tek
bir ayeti bile insanlığı içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtarır.
512Hüküm sahibi olanlar insanlarla ilgili verdikleri
hükümlerde adaleti gözetmelidir. Hüküm sahibi demek başka insanları bağlayan
kararlar veren insanlar demektir. Örneğin bir başhekim hastanede hüküm
verendir. Bir yönetici hüküm verendir. Elbette ki hakimler ve savcılar
hüküm verenlerdir. Örnekler artırılabilir. İnsanlık Yüce Allah'ın 4:58
ayetindeki gibi bu emrine uysa mutlak ki dünyamız çok daha güzel bir yer
olacaktır.
513Gören.
517Vekalet verilen, birinin işini görmesi için kendi yerine
bıraktığı veya yetki verdiği.
519Besleyen, her şeyin var olması ve varlığını devam
ettirmesi için gereken her şeyi kesintisiz şekilde sağlayan, sunan.
520Bağlı boyunlar. Boyunduruk altına girmiş kimseler.
522Ölümün hemen öncesi bilinci beyinden ayıran şerefli
elçiler. Kendilerine verilen görevleri eksiksiz yaparlar. Ölüm melekleridirler.
Kur'an'dan anlarız ki vefat eden kimse bu meleklerle konuşmaktadır. Cibrîl
benzeri şerefli elçiler olan bu melekler evrenin bir üst boyunda bulunurlar.
Evrenin her noktasına ve anına/zamanına kendilerine verilen görevi
gerçekleştirmek için ulaşabilirler.
523Kendi nefsine hıyanet eden kimse. Sadece
kutsal kitaplara iman edeceği yerde yalan yanlış, tamamı zan olan hadis/söylentilere
(Kutubi Sitte, Yahudiler için Talmud, Hristiyanlar için Pavlus'un kendi eliyle
yazdıkları) iman ederek bizzat kendi nefsine hıyanet eden kimse. Kur'an'ın
helal saydığı şeyleri kendi nefislerine haram kılarak, nefislerinin hakkı olan
şeyi vermeyerek kendi nefislerine hainlik ederler. Kur'an haricinde dinde hüküm
koyan yetkisiz kitapların uyduruk hükümlerine bizzat kendi
nefislerini köle ederler. Büyük bir hainliktir.
524Hıyanet eden kimse. Kutsal kitaplara hainlik yapan
kimseler. Kutsal kitaplara karşı yalan yanlış, tamamı zan olan
hadis/söylentilerle el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma. Kur'an'ın
astından dinde hüküm koyucu kitap edinenlerin tamamı haindir. Kur'an'a hainlik
etmektedirler.
543Haşyet huşu, derin saygıdan yüreğin ürpermesi, bir şeyin
heybet ve cazibesine karşı alçalma demektir. Yüce Allah insanlara haşyet
duyulmaması gerektiğini bildirmiştir.
Haşyet sadece Yüce Allah'a duyulur. Ancak günümüzde tarikat şeyhlerine, mezhep
imamlarına, peygamberlere, sözde hadis/söylenti alimlerine Yüce Allah'a duyulan
haşyetten daha fazla haşyet duyulmaktadır.
544Sadece kutsal kitaplar demeyip onun yanında tamamı zan
olan hadis/söylenti/Talmud uydurmalarıyla hükmederek kitabın ayetlerine
kâfirlik edenler.
549Savajizim ‘savaging’ (Barbarlık, Vahşilik) annenin
yavrularına karşı sergilediği saldırgan davranışları ifade eden bir terimdir.
Saldırgan davranışlar arasında kendi yavrusuna kaba davranma, yaralama, ısırma,
saldırma, ezme ve öldürme (annenin bebek öldürmesi) yer alır. Savajizim birçok
türde görülmekle birlikte, açık ara ağırlıklı olarak evcil domuzlarda (Sus
scrofa domesticus) sergilenmektedir. Görüldüğü üzere Yüce Allah bir örnek
veriyorsa akıl sahipleri olan bilim insanları bunu detaylı olarak
incelemelidir. Domuz örnek verildiğine göre domuzu diğer hayvanlardan ayıran
özel bir özelliğinin işaret edildiğini anlarız. Bu da mutlak ki evcil domuzlarda görülen savajizimdir.
Müşrik insanların bir özeliği de domuzlaşmalarıdır. Yani domuzlardaki savajizim
özelliğini göstermeleridir. Nerede bir savajizim varsa, barbarlık varsa,
vahşilik varsa bilin ki orada müşrik bir din inancı hakimdir. Tek tanrıcılarda
ise savajizim asla görülmez.
552Hakka yani gerçeğe dayanmadan dinde yapılan tüm eylemler
sınırı aşmadır, taşmadır. Kendilerine yetki verilmiş kutsal kitaplar haricinde
tamamı zan olan kitaplara tabi olmak kesinlikle haktan bir şey getirmez. Resûl
buyurdu ki şeklinde başlayan şeytan öğretilerinin tamamı zandır. Din konusunda
sınırı aşmamak sadece kutsal kitaplar demekle olur. Sadece Kur'an demekle
olur.
553Yüce Allah'ın biricik yolu. Tek tanrıcıların yolu. İslam
yolu. Sadece Kur'an. Sadece kutsal kitaplar.
556Toplamak, bir
araya getirmek.
562İslâm akıl dini değil nakil dinidir diyenlerin vay
haline. Yaratılış özelliğimiz olan beyni çalıştırmak, doğruyu yanlıştan ayırmak
için beyin hücrelerini bir bilgisayar işlemcisi gibi çalıştırmak, kullanmak.
Her şeyi mantık süzgecinden geçirmek. Beynin onayına sunmak. Fikir yürütmek.
571Kendisi bir nebi olmayan bilge kişi.
572Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya
koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.
578Okumak, dikkatlice okumak, çalışmak, sesli olarak okumak.
İkra kelimesinden türemiştir. 96.1 ayetinde emredilen oku, okumayı
başkaları duyacak şekilde oku, okuyarak ilet, okuduğunu naklet, okuduğunu
çalış, okuduğunu incele, okuduğunu araştır, okuduğunu öğret anlamındadır.
579Gizli, saklı, masun.
580Yaltaklananlar, riyakar/iki yüzlü yalakalar, iki yüzlü
yağcılar.
582Islak toprak. Suyla karışık toprak.
584Eksiltenler, azaltanlar, ölçüde küçültenler.
585Fücuruna uyanlar, fücurüna tabi olanlar. Takvadan uzak
olanlar. Kararlarını alt benlikle alanlar. Fücur: Alt benlik. Psikiyatri
biliminde 'id' olarak tanımlanır. Evrim sürecinde ilk olarak alt benlik
gelişmiştir. Ahlaktan yoksun olan bu benlik içgüdüsel dürtülerle hareket eder.
592Evrenimizi oluşturan her şey 13.8 milyar yıl önce
tekillik noktasında bitişik halde çok büyük tek bir enerjiydi. 'Big Bang' yani
büyük patlama gerçekleşti. Enerji 4 temel kuvvete yarıldı. Tek bir boyut oluştu.
Bu boyut yarılarak toplam 11 boyuta ulaştı. 1 zaman boyutu, hissedebildiğimiz 3
uzay boyutu ve 7 adet sicim seviyesinde
iç içe kıvrılmış boyut. Evren yarılarak yani tek bir bütünün yarılmaları
sonucu oluşmuştur. Tek bir enerjinin. Evrendeki her atom altı parçacık bu
tek enerjinin yarılmalarıyla kendi
üzerine düşen enerji payıyla oluşmuştur. Not: Fizikçiler için;
muhtemeldir ki bu tek enerji hiperuzayda (membranlar arası) bulunan tek bir
sicimdi. Bu muhteşem büyüklükteki
enerjiyi tutan bu sicim yarılarak şu an evrenin en temel yapıtaşı olan,
1.65x10-35 cm uzunluğunda olan sicimleri oluşturmuştur.
593Dilediğini zorla yaptırma gücü olan, her şeye güç
yetiren, zapt eden, zafer kazanan, kahreden, zorla hizaya getiren.
599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.
601Yapıp ettikleriyle, faaliyet içinde olduklarıyla insan
Rabbi katında kıdem/kadem kazanabilir. Aklını kullanarak sadece Kur'an demesi
ve sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına tabi olarak takva elbisesini giymesi
onu Rabbi katında kıdemlendirir. Rabbimiz ayrıca 19 mucizesine tanık olanların
da kendi katında kıdem/kademe kazanacağını
73:37 ayetinde apaçık bildirmiştir. Ancak bazı insanların bunu
yapmayacağını da Rabbimiz bildirmiştir. İnsan tereddüt edip geri de
kalabilir. Uyduruk atalar dinini, çoğunluğun uyduğu uydurulmuş dini terke
etmekten imtina edebilir. Bu da onu geride bırakır.
603Yüce Allah'ın bir resûl/elçi göndererek ya da ilham
ettirerek ya da bir perde arkasından kullarından dilediğine ilettiği her türlü
mesajdır. Bu mesaj illa ki tüm insanları ilgilendiren ayetler olmaz. Örneğin
resûl Musa'nın annesine Yüce Allah oğlunun durumu hakkında vahy
etmiştir; mesaj iletmiştir. Kutsal kitapların ayetleri de aynı şekilde vahy
edilir. Ancak bunlar Yüce Allah'ın tüm insanlara rahmetinden gönderdiği
kurtuluş reçetesi olduğu için kitaplaşması sağlanmıştır. Bizleri ilgilendiren,
ahiret evreninde sınava tabi tutulacağımız vahiy işte bu kutsal kitaplardır.
Sadece kutsal kitaplar. Şu an elimizde şerefli Kur'an var. Bu şerefli Kur'an'a
tabi olduğumuzda mutlak ki Yüce Allah'ın vahyine tabi olmuş oluruz.
610Test, deneme,
sınav, yanlışla doğruyu ayırt edebilme yetisinin ölçülmesi.
615İlk cennet evreninde yaşayan insanın öldürülmesi ve
cennetten çıkarılması. İçinde yaşadığımız evrende
diriltilmesi/canlandırılması.İçinde yaşadığımız evrende öldürülmesi ve evrenden
çıkarılması. Ahiret evreninde din günü
için diriltilmesi/canlandırılması.
617Yüce Allah ile yapılan misakın/antlaşmanın kurallarına
uyma sorumluluğu. Sadece Yüce Allah'ı Rab edinmek. İblîs'e tabi olmamak. Zor
bir sınava girip sınavın şartlarına
uyacağının garantisini vermek.
620Gizli saklı olmadan açıkça deklere edilmiş, apaçık
bildirilmiş, belli edilmiş, apaçık ifade edilmiş.
621Vefat ölümden
farklıdır. Bilincin aktif olduğu beynin korteks
kısmının işlevlerinin talamus tarafından devreden
çıkarılmasıdır. İlkel işlevler devam eder. Soluma, kalp atışı vb. Yüce
Allah uykunun bir vefat olduğunu bizlere bildirmiştir. Ölüm gerçekleşmeden
önce mutlaka vefat gerçekleşir. Her vefat ölümle sonlanmaz. Yüce Allah yolunda
katledilenlerin ve müminlerin ölmeden vefat ettirildiği Kur'an'ımızda bizlere
bildirilmiştir. Resûl Îsâ'nın da vefat ettirildiği ancak
ölmediği ortadadır. Bu kimseler Rableri indinde rızıklandırılırlar. 6:60
ayetinde "...sonra diriltir sizleri orada.." buyrulmuştur. Orada
kelimesi yeri/arzı/yeryüzünü işaret eder. Anlaşılır ki uykudaki vefat sürecinde
bilincin kaybolmasını ve geri yüklenmesini sağlayan talamus bölgesi kuantum
seviyesinde yeri de kapsayan evrenle direkt olarak ilişkilidir.
625Hacc kelimesinin isim hali. Doğru yönelişi
kanıtlayan delil. Bir önermenin doğruluğunu ispat etmeye yarayan önerme, tanıt.
626Nebilik. Nebilik görevi. Nebi kendisine kitap verilen
resûl/elçi demektir. Her resûl/elçi nebi değildir. Her nebi bir
resuldür/elçidir.
628Yüce Allah 6:97 ayetinde yıldızları bir
kılavuzlama/navigasyon/yol bulma için yaptığını bildirmiştir. Gerçekten de
böyledir. Yıldızlar takip edilerek yön bulunabilir. Kuzey yarım kürede polaris
yani kutup yıldızı her zaman kuzey yönünü gösterir. Orion kuşağının 3
yıldızları her zaman gerçek doğudan doğar. Bu 3 yıldızdan ilk doğanı
(Mintaka) her zaman mutlak gerçek doğuyu gösterir. Bu 3
yıldızın battığı yer gerçek batıyı gösterir.
640Yüce Rabbimiz şerefli Kur'an'la kelamı/sözü
hakla/gerçekle tamamladığını 6:115 ayetinde bildirmektedir. Ayrıca
adalete de bir vurgu vardır. Kur'an alemlere bir rahmet ve doğru yola
kılavuzdur. Mutlak ki adaleti ve gerçeği de içerir. Batıl ve zan asla
içermez. Bize verilen mesaj açık ve nettir ki Kur'an Yüce Allah'ın tamamlanmış sözüdür.
Bu nedenle Kur'an dışında dinde kılavuz asla aranmaz. Kur'an detaylıdır,
apaçıktır; yeterlidir. İnsanlar Yüce Allah'ın
bu tamamlanmış sözünü anladığı dilde okumalı ve anladığına uymalıdır.
Şerefli Kur'an herkesin bilgi ve kapasitesine göre mesajı hakkıyla
verecektir. Sadece Kur'an diyenlerin dinleri tastamam olur.
642Cennete gitmeye hak kazanmış kimseler sadece vefat
ettirilir. Öldürülmezler. Yüce Allah yolunda katledilen kimseler nasıl ki
ölüler değillerdir gerçek müminler de asla ölüler değillerdir. Rableri katında
rızıklandırılırlar. İşte bu rızıklandırmanın nerede olacağını Rabbimiz bizlere
6:127 ve 10:25 ayetlerinde bildirmiştir. Kendi indinde/katında bulunan
'selâm diyarı/yurdu' olarak isimlendirdiği yerde bu kimseleri
rızıklandıracaktır. 10:26 ayetinden anlarız ki selam diyarından/yurdundan daha
iyisi/güzeli ve daha fazlalıklı olan yerler vardır ve bunlar mutlak
ki cennetlerdir. Din gününde kadar bu diyarda kalmayı ve sonrası da
cennetlerine girmeyi Yüce Rabbimiz bizlere nasip etsin inşAllah.
643Ölüm genel anlamda bilincin, nefsin, varlığın/bedenin
farkındalığın tamamen ortadan kalkmasıdır. Vefatla aynı değildir. Vefat
bilincin bedenden çekilme sürecidir. Yüce Allah dilerse vefatı ölümle
sonuçlandırmayabilir. Resûl Îsâ'nın durumu gibi. Vefat gerçekleşir. Ancak ölüm
gerçekleşmez. Bilinç asla kaybolmaz. Vefat melekleri bu kimseyi Yüce Allah'ın
indine/katında bulunan selam diyarına/yurduna davet ederler. Ahiret
yurduna/diyarına kadar bu kimse selam diyarında/yurdunda Rabbi tarafından
rızıklandırılır. Tam bilinç kaybını yani ölümü tatmamış olur 2:259 ayetinde 100
sene öldürülüp tekrar diriltilen kişi. Bu kimse mutlak ki ayrıcalıklı bir
kimsedir. 2. ölümü tadıp tekrar hayat verilen bir kimsedir. Bu nedenle tek
olarak analiz edilmelidir. Yıldırım düşmesi sonrası bilinçlerini kaybeden
kimseler için kullanılması.6:162 ayetinde geçen resûl Muhammed'in ölmesinin
işaret edilmesi illaki resûl Muhammed'in mutlaka öleceği ya da öldürüleceği
anlamına gelmez. 'Öleceksem de,
ölürsem de' anlamı vardır. Çünkü cennete girenler bu dünyada ölüm tatmazlar.
Mutlak ki resûl Îsâ gibi, tüm resûller gibi resûl Muhammed de ölmemiştir. Sadece
vefat ettirilmiştir. Selam yurdunda/diyarında rızıklandırılmaktadırlar. Her
nefis ölümü tadıcıdır. Her nefis 1. ölümü yani ilk cennetten çıkış anındaki ölümü zaten tatmıştır. Resûller de
dahil.
645Koyun, keçi, deve ve sığır türleri. Eşli olarak sekiz
çiftlerdir. Bak. 6:143-144.
647Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve
eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen düzgün anlatma sanatıyla
yapılan hüccet (deliller sunma).
649Yüce Allah bir nefsi haksız yere katletmeyi haram
kılmıştır. Zorunlu şartlar 5:32 ayetinde göre şunlardır. Nefsi müdafaa
kapsamında başka bir nefsi ölümden kurtarmak için diğer nefis katledilebilir. Yeryüzünde
fitne/fesat çıkaran nefisler gerekirse katledilebilir.
650Mizan tartı/terazi demektir. Sadece fiziksel tartıları
değil beyinde gerçekleşen her türlü tartıyı da işaret eder. Beyinde kurulan
tartıda/terazide her zaman eşitlik gözetilmelidir.
Ölçü de eşitlikle yapılmalıdır. Yine beyinde yapılan her türlü ölçme,
değerini belirleme işlemi eşitlikle yapılmalıdır.
651Detaylandırmak; detaylı, ayrılmış.
653Öğüt vermek, uyarmak, nasihat etmek, bir fikri aşılamak
657Akıl erdirmek, anlamak, kavramak, algılamak. Bir olguya
erişmek, kavuşmak, ulaşmak.
658Tartı/terazi/ölçen mekanizma.
660Yetki, salahiyet, otorite
661Yüce Allah adına hakkı/gerçeği bilmedikleri halde ileri
geri konuşmaları. Yüce Allah'ın kendisine hiçbir yetki indirmediği
hadis/söylenti kitaplarıyla Yüce Allah'a karşı sanki O'nun emriymiş gibi
şeylerin uydurulması.
662An, bir zaman periyodu
663Kutsal kitaplarda bulunan ayetlere karşı kibirli olmak,
büyüklenmek. Ayetlerin hükümlerini bazı söylentilerle/hadislerle yok sayanlar
da; yok hükmüne çıkaranlar da bu
gruptadır.
664Paralel evrenler arasındaki portaller. Anlarız ki
cennetler ve cehennem evrenleri birbirine paralel evrenlerdir. Cehennem
evreninde olan kimselerin cennet evrenlerine geçişi engellenmiştir.
665Yüce Allah cehennem evreninde olan kimselerin cennet
evrenlerine girmesini engelleyen bir mekanizma olduğunu bizlere 7:40
ayetinde bildirmiştir. 7:40 ayetinde geçen işaretin müteşabih bir ayet olduğu
ortadadır. Bir devenin ya da bir halatın bir iğne deliğinden geçmesi
işaret edilmiş olabilir. Ancak ayetin
başka bir bilimsel yansıması daha vardır. Kelime anlamları incelendiğinde
aşağıdaki anlam çıkar; "...ta ki geçer halat/deve boşluğundan/deliğinden/açıklığından ipliğin/sicimin/iğnenin...".
Anlarız ki bu cehennem evreni cennet evrenlerine paraleldir. Sicim teorisine
göre paralel evrenler arasındaki mesafe 1.65x10-35 metredir. Yani bir
sicim/iplik uzunluğundadır. Ancak bu sicimler farklı boşluklarda, deliklerde
titreştikleri için paralel evrenler bu kadar yakın mesafede olmasına rağmen
birbirleriyle etkileşemezler. Ayette halat işaret edildiğinde göre anlarız ki
cehennem evrenini oluşturan sicimler cennet evrenlerini oluşturan sicimlere
göre daha kalındır.
667Ahirete ve ahirete gerçekleşecek hakikatları/gerçekleri
örtmek, gizlemek. Ahirete iman etmeyen herkesin yanında ahirete iman ediyormuş
gibi gözükse de Kur'an'da bildirilen ahiret hakikatları yerine tamamı zan olan
hadislere iman edenler de bu gruba girer. Örneğin; ahirette resûllerin
insanlara şefaat edeceğine iman etmek ahirete kâfirlik etmektir.
669Saygısız, çekinmesi olmayan, davranışları ölçüsüz, olgun
olmayan; ciddiyetsiz, gayriciddi.
674Cürüm işleyenler, suçlular
680Hakka/gerçeğe uygunluk, hakkı/gerçeği gözetme.
Hakka/gerçeğe uygunluk temelinde herkese eşit ve tarafsız bir şekilde davranma.
Hakların herkes tarafından eşit/tarafsız şekilde kullanılmasının sağlanması.
Hakları eşit olarak dengelemek, eşit olarak balanslamak. Adalet, doğruluk ve
eşitlik prensiplerine dayanan evrensel bir değerdir. 684 7:175-176. ayetlerde dilini sarkıtıp soluyan
bir köpeğin durumuna benzetilen, kendisine ayetler verilmiş olan kimseden
bahsedilmektedir. Bu kimsenin resûl Muhammed öncesi yaşamış olduğu anlaşılır.
İsrailoğullarından olması gerektiğini de anlarız. Kendisine ayetler verildiğine
göre anlarız ki bu kimse bir elçi/resûl olmalıdır. Bu kimsenin
ayetlerden sıyrılarak yeryüzüne tamah ettiğini ve hevâsına uyarak
sapanlardan olduğunu anlarız. 7:176 ayetinde Rabbimiz dileseydi bu kimseyi
ayetlerle yücelteceğini bildirmiştir.
Demek ki Rabbimiz dilememiştir.
685Uçsuz bucaksız mülk.
692Homo Sapiens türünün bilgelik kazandırılmış insan
çocukları. Erkek insanlar, kadın insanlar.
693 7:28 ayetinde
müşriklerin bir özelliği işaret edilmektedir. Müşrikler yaptıkları çirkin
aşırılıklara karşı "Bulduk babalarımızı/atalarımızı onun üzerinde; ve
Allah emretti bize onu" demektedirler. Anlaşılır ki bu kimseler uyduruk
atalar/babalar dinini Yüce Allah'ın emrettiğini, bu uyduruk dinin Yüce
Allah'tan geldiğine iman etmektedir. Tıpkı günümüzde uyduruk, tamamı zana olan,
çirkin aşırılıklar içeren mezheplere bölünmüş müşrikler gibi.
695Hiperuzayda bulunan kimseler. Şerefli melekler ve/veya
selam diyarına girmiş kimseler. Bu kimseler Yüce Allah yolunda katledilmiş
kimselerdir ve cennetlere girmeyi hak ederek selam diyarında olan kimselerdir.
697Ganimetler kelimesinden farklı bir anlamı vardır.
Ganimetlerin dağıtımında öncelikli olma/kayrılma/imtiyaz sahibi
olmak demektir. Elde edilen ganimetler öncelikli olarak Yüce Allah ve
resûlüne yani Kur'an'a verilecektir. Kur'an enfâl için ne diyorsa o
yapılacaktır. Bu oran 1/5 olarak Rabbimiz tarafından bildirilmiştir. Kalan
ganimetler (4/5) hak edenler arasında paylaşılacaktır. Yüce Allah'ın işaret
ettiği oran maddi kazancın zekâtı olan vergiye de yansıyabilir. Zekât kavramına
lütfen bakınız.
700Yüce Allah'ın mesajı olan sadece Kur'an. Yüce Allah'la
resûllerinin arası asla ayrılamaz. Muhammed resûl kendisine şerefli elçi
aracılığıyla indirilen Yüce Allah'ın mesajını direkt olarak okumuştur. Resûl
olarak okuduğu ayetler Yüce Allah'ı temsil ettiği için Allah ve resûlü denildiğinde
sadece Kur'an anlarız. Kur'an'ın hükümleri anlarız.
702Dâbbe kelimesi canlı şeyler için kullanılır. Anlarız ki
kulakları olsa bile onunla işitmeyen, dilleri olduğu halde onunla hakkı/gerçeği
dillendirmeyen, beyinleri ve kalpleri olduğu halde onunla akletmeyenler Yüce
Allah katında en şerli, en kötü canlılardır.
705Düzenlemek, sıralamak, planlamak, ardışık düzene sokmak.
732Doğru, tam yerinde, nokta atışı, dosdoğru.
734Hicret sonrası Yüce Allah'ın sadece Muhammed nebiye has
olarak bir nikah kısıtlaması getirdiğini görmekteyiz. 33:50 ayetinde sayılan
kadınlar dışında nebi Muhammed bir kadınla evlenmek istese de artık
evlenemeyecektir. Mevcut eşler. Resûlle birlikte hicret etmiş olan amca
kızları; ve hala kızları; ve dayı kızları; ve teyze kızları. (Birlikte hicret
etme şartı vardır) Mümin bir kadının kendisini nebiye ecir istemeden hibe
etmesi. Mutlak ki nebinin de onayı olmalıdır. Yeminle malik olunan kadınlar. Bu
sayılan kadınlar dışında nebinin hoşlansa da, evlenmek istese de
artık başka bir kadınla evlenme şansı yoktur. 33:50 ayetinde mümin erkeklerin
astından geçişi de önemlidir. Müminler böyle bir kısıtlamaya tabi
değildir. Diledikleri kadınla ecirlerini vererek evlenme şansına sahiptirler. Bu
nedenle ast/daha aşağı geçişi tercih edilmiş olabilir.
744Yetişkin bir erkek ve bir kadın arasında gerçekleşen
evlilik/izdivaç bağı/sözleşmesi/misâkıdır. Cinselliği de içeren bu bağa, bu
bağdan doğacak olan çocukların sorumluluğunu almaya söz
vermekdir. Karşılıklı yapılan bu sözleşmeye aykırı olarak başka
kimselerle zina etmemektir. Bu sözleşmeden doğacak olan çocukların babasının
kesin olarak kadınla nikahlanmış olan erkeğin olacağını insanlara
duyurmaktır, deklere etmektir. Kur'an'da nikahlanmak bir ritüele
bağlanmamıştır. Nikahlanmak kolaylaştırılmıştır. Bir yere kadar (2 kez)
boşanma da kolaylaştırılmıştır. Biricik dinimiz İslam yani sadece Kur'an
insanlara asla eziyet etmez. Nikahlanmak isteyenler karşılıklı olarak bu
taleplerini birbirlerine iletirler ve aralarında bir bağ/akit yapmaya
kadar verirler. Yaptıkları bu bağı/akti topluma duyururlar ki kadının ve
erkeğin nikahlı olduğu bilinsin. İmam nikahı diye bir şey Kur'an'da yoktur. İki
kişi arasında gerçekleşen bu bağın topluma duyurulması zorunluluğu vardır.
Amaç toplumun bu nikahtan haberdar olmasıdır. Boşanma durumunda da topluma bu
durumun bildirilme zorunluluğu vardır.
757Yüce Allah Rahmân suresinde nimetlere bir işaret
buyurmuştur. 31 temel parçacığın oluşturduğu tüm evren Yüce Allah'ın bir
nimetidir. Cennetlerde de Yüce Allah hak eden kullarına ayakta/dikelmiş/kıyamda
nimetler vereceğini bildirmektedir (Örn: 9:21). Anlarız ki cennetler
gerçek anlamda yaratılan evrenler olacaktır. Muhtemel ki farklı atomlar
muhteşem şeyle oluşturacak ve Rabbimiz bizlere inşAllah bu nimetlerinden
tattıracaktır.
760Pis, kirli, kontamine olmuş, temiz olmayan, saf olmayan.
Müşrikler yani Yüce Allah'a şirk/ortak koşarak iman edenler ilâhi kitapların
yanında dinde hüküm koyan şeyleri de kutsal kitaplara eş tuttukları için
saf/temiz/halis değillerdir.
768Başarı, zafer.
773Kirli, pis, iğrenç, utanılacak işler yapan.
781Gün kelimesi evre/dönem demektir. Kur'an'da yerin yani
Dünya gezegeninin 2 günde yaratıldığı bildirilmiştir. Dünya gezegeninin yaşının
4.6 milyar yıl olduğu bilimsel verilerle bilinmektedir. Evrenimizin yaşının
13.8 milyar yıl olduğu da kesin olarak tespit edilmiştir. Oranlama
(4.6/13.8) yaptığımızda ilginç şekilde 1/3 oranı yani 2/6
oranı elde edilmektedir. Böylece anlarız ki 6 gün ile işaret
edilen evrenin kendisidir. Bilimsel verilerin Kur'an'ın verileriyle örtüşmesi
bu şerefli kitabın Yüce Allah'ın katından olduğuna kesin kanıt oluşturur.
784Sınırları aşmak, taşmak, normal değerleri çiğnemek,
ölçüsüz, dengesiz, israf etmek, savurganlık.
790Ölçü, tartı,
tartmak, ağırlığını belirlemek, değerini belirlemek, ölçmek.
795Parçalayıcı, parçalarına ayıran, bölen, paramparça eden,
atomları parçalayan.
800Yalazlı ateş, uzaktan olsa bile yalazı etki gösteren
ateş.
808Yangın, yanan, cehennem yangını, cehenneme ait.
809Çılgın ateş.
812Kalıcı, daimi konaklama. Cennetlerin bu
kelimeyle cehennem evreninden farklı olarak işaret
edilmesi Rabbimizin adn cennetlerini hiç bozmayacağını düşündürür.
818Açık elle perçem bölgesine vurma, sürükleyerek bir yere
fırlatma anlamı vardır. Neden perçem bölgesi işaret edilmiştir. Perçem bölgesi
başın alın kısmı ve kakül kısmıdır. Bu yerin altında beynin frontal kısmı
bulunur. Bu kısım insanın kararlarını verdiği yerdir. İnsanların yaptıkları her
hareketin ortaya çıktığı yer bu bölgedir. Bu bölgenin özellikle cezaya maruz
kalacağının işaret edilmesi de bilimsel bir mucizedir.
819İten, tekmeleyen, şiddetli, hararetli, aptal/ahmak (zeka
seviyeleri yüksek olmayan) varlıklar. Bu varlıkların müşteri hizmetleri
gibi bir hizmet sunduğunu söyleyebiliriz. Yüce Allah'ın kendilerine
verdiği emri yerine getirirler.
820Ödül, mükafat.
825Zengin, doygun, her şeye yeterli, eksiksiz.
826İç ve orta kısımda, zorlukta, katlanmada, zorluklara
dayanmada.
827Yüce Allah 90:10 ayetinde insanı "necdeyneye"
kılavuzladığını buyurmuştur. Bu kelime desteklemek, yardım etmek, takviye
etmek, yüksek yerler, plato, tepe anlamındadır. Ayrıca apaçık yol anlamı da
vardır. 90:9 ayetinde bir dil ve iki dudak işaret edildiğine göre anlarız
ki Rabbimiz yeni doğan bir bebeğin annesinin iki tepe şeklindeki memelerine
yönlendirdiğini bildirmektedir. Emme için dil ve iki dudak mutlak ki
gereklidir. Yarık dudaklı bebeklerde emme gerçekleşemez. Ayrıca dil
bağı (frenilum) gibi dilin hareketini kısıtlayan durumlarda da emme
bozulur. Anne memesinin bir rolü de mutlak ki bebeğe sağladığı maddi ve manevi destektir. Ek gıdaya
geçme süresi olan 6 ay boyunca bebeğin tüm ihtiyaçlarını sağlar. Emzirme 24 aya
tamamlanırsa en iyisidir. Çocuğun psikolojik olarak desteklenmesini de sağlar.
Bu iki tepe annesinin karnından çıkan bir bebek için Rabbi tarafından en büyük
iki destektir.
828Yokuş, sarp, dik patika, dağ yolu.
829Anne rahminin içinde büyüttüğü bebeğe göstermiş olduğu
her şey merhametin tecelli etmiş halidir. Bebeğin tüm ihtiyaçlarını gidermesi,
ona koruma sağlaması merhametin ete kemiğe bürünmesidir. Merhametli olan
da bir anne rahmi gibi olandır. İhtiyacı olanları bir anne rahmini şefkati
gibi sarıp sarmalı ve tüm ihtiyaçlarını gözetmelidir.
830Uğurlu.
831Uğursuz, bahtsız.
832Kasaba. Şehirden küçük yerleşim alanları.
834 Cehennem evreninde bulunan cahîmlerin (yakanların) yani
karadelik sistemlerinin yaydığı radyasyon. Hâviye=Karadeliğin kendisi; Hawking
radyasyonu yayar. Hutame=Karadeliğin akresyon diski; çok şiddetli radyasyon
yayar.Lezâ=Ateşin bir özelliği; dokunmasa bile uzaktan yakar. Hâmiye=Çılgın
ateş.
842Mutsuz, şanssız, sıkıntılı; kötü adam, suçlu, cani,
haydut, serseri; iğrenç, yaramaz.
851Yüce Rabbimiz 84:25 ve 95:8 ayetlerinde cennetlerin asla
son bulmayacağını bildirmiştir.
856Süs, dekorasyon, takı, bezek.
858Asil, seçkin, yüce gönüllü, cömert, eli açık.
860Yüce Allah'ın biricik dini olan İslam'ı
yalanlamak; İslam'ı kabul etmemek. İslam haricide dinde yalan dolanlara
uymak. Yüce Allah'ın dininin ayetlerini kabul etmemek, ayetler hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri
yanlış yönlendirmek. Ahiret hayatına iman etmeyen ateistler, deistler vb.
herkes Yüce Allah'ın dinini yalanlamıştır. Kur'an ayetlerini
söylentilere/hadislere boğduranlar, ayetlerin hükmünü tamamı zan olan
söylentilerle/hadislerle düşüren müşrik ve münafıklar da dini
yalanlayanlardır.
861İnsan beyni bir kuantum bilgisayarıdır. Hafıza hücreleri
de tüm kayıtları tutan bir kuantum veri merkezidir. Şerefli ve cömert kayıt
edicilerdir.
862Saygılılar, sorumluluk sahipleri, adanmışlar, iyi
davrananlar, iyilikçiler, doğruya uyanlar, doğru olanlar,
dosdoğrular, sözünü tutanlar, onurlandıranlar, yerine getirenler,
kibarlar.
868Düşünmek, analitik düşünmek, derinlemesine düşünmek,
zihninde tasarlamak, değerlendirmek.
870Benzer, aynı,
kopya, eşdeğer, denk, emsâlin tekili, misilleme.
873Yüce Allah 10:60 ayetinde Yüce Allah'a karşı iftira
atanların özelliklerini bizlere bildirmektedir. Bir önceki ayet olan 10:59
ayetinden anlarız ki bu kimseler Yüce
Allah'ın bahşettiği rızıklar hakkında yine bizzat Yüce Allah'a iftira atarak
haramdır ya da helaldir demektedirler. 10:60 ayetinde ise Rabbimiz bu
kimseler hakkında çok önemli bir özelliği de bildirmektedirler. Bu da
kıyamet günü yalanıdır. Kıyamet günü diriliş, ayağa kalkma günüdür. Ahiret
evreninde; insanların yargılanacağı evrende ayağa kalkıp dirilme dönemidir. Bu
kimselerin kıyamet günü hakkında da iftira atarak yalanlar uydurduklarını
anlarız. Tevrât'ın tâğûtu olan Talmud, Kur'an'ın tâğûtu olan hadis
kitapların kıyamet günü hakkında çok sayıda yalan ve iftira içermektedir.
Hadis kitaplarında resûl Muhammed'i haşa Yüce Allah'ın kendisinden
daha rahmetli ve faziletli olarak anlatan bir çok yalan vardır. Yüce Allah
gerçek fazlın kendisinde olduğunu bildirmektedir.
876Evliya kelimesi veli kelimesinin çoğuludur. Veliler
demektir. Koruyanlar, himaye eden yakın arkadaşlar demektir. Yüce Allah'a
veliler olmak, evliya olmak ise O'na ve Kur'an'ına karşı atılmış olan
iftiralara karşı çıkmaktır. Kur'an'a sahip çıkmaktır. Yüce Allah'a ve Kur'an'a
atılan iftiraları temizlemek için canla başla çalışmaktır. Talmud ve
hadis kitaplarıyla Yüce Allah' adına savaşmaktır.
883Yalan uydurmak, düzmece bir şey üretmek, karalamak,
çamur atmak. Din konusunda ise Yüce Allah indinden/katından olmadığı halde bir metne/kelama bu Yüce Allah katındandır
demek
886Yüce Allah 11:19 ayetinde şirk koşarak zalim olan
kimselerin özelliklerini bizlere bildirmektedir. Bu kimselerin Yüce Allah'ın
biricik yolu olan kutsal kitaplardan insanları uzaklaştırdıklarını görürüz.
Hatta ayetlerin gerçek anlamını Talmud ve hadis kitaplarındaki yalan yanlış
uyduruk söylentilerle eğip, büküp kıvırtırlar. Bu kimseler
günümüzde Kur'an okumak haramdır; Kur'an okuyanlar dinsizdir
diyen zalimlerdir. Kur'an yetmez diyenler; mezheplere tabi
olanlar; tarikatlara tabi olanlar; kısacası sadece Kur'an demeyenler
müşriktir.
EN
DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.