26 Temmuz 2025 Cumartesi

İNFAK

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                                              

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                                                                   

                                                                                                                                                                                

                                                                                                                                                                                

İNFAK                                                                                                                    

                                                                                                                                             

                                                                                                                                             

İnfak nedir, kim infak eder, nasıl infak edilir, neyden ne kadar infak edilir, infak kimlere verilir, nasıl kabul olunur, kabul olunmayacak bir durum varsa bu hangi durum ya da durumlardır ve neden kabul olunmaz, infakın karşılığı nedir gibi infak ile ilgili tüm detayları Yüce Yaratıcımızın kelamlarından öğrenmeye gayret edeceğimiz bir çalışmamızdır.                                                          

Zekat, infak ve sadaka birbirine benzese de ayrı kavramlardır ve ayrı şeyleri ifade eder. O bakımdan bu üç konuyu beraber ele alıp, hepsini iyice anlamamız gerektiği kanaatindeyim. Zaten bu yüzden arka arkaya incelemeye çalışıcaz. O zaman bu 3 kavramda yerine oturacaktır. Üçünün de ayrı, üçünün de gerekli olduğunu anlamakla beraber verdiğimiz şeylerinde bu üç kavramdan hangisinin kapsamına girdiğini de anlarız.               

İnfak Kur'an'da yalın haliyle harcamak demektir. Kişinin kendisinde olan bir şeyden karşılık beklemeden bir başkasına vermesi demektir. Elbette bunun kriterleri vardır. Az önce saydığım gibi kim, neyden, ne kadar, kime gibi ayrıntılar Şerefli Kur'an'ımızda açıkça belirtilmiştir.            

Kur'an bütünlüğünde ise infak affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden, kendimize uygun gördüğümüz şeylerden ihtiyaç sahiplerine verme, ihtiyaç sahiplerine harcama şeklinde anlarız.

İnfak ile ilgili Rabb'imizin öğretilerinde geçmeden önce kelimemizin kök anlamlarına bakalım.    

 

İNFAK - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

İNFAK - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2

İNFAK NEDİR ? MAKALE- İBRAHİM ESİNLER

İNFAK KONUSU GEÇEN VİDEO - İBRAHİM ESİNLER

İNFAK - ERHAN AKTAŞ



 

İnfak kök anlamları :                                                                                                                                                                                                                                             

Nun-Fe-Kaf      نفق nfq                                                                                                

 

nafaqa u ( نفاق nafāq) iyi satmak, hazır bir pazar (mal) bulmak; canlı, aktif olmak (pazar); -- nafaqa ve nafiqa a (nafaq) tükenmek, harcanmak, tükenmek (erzak, erzak, para), bitkin düşmek; -- nafaqa u ( نفوق nufūq) ölmek, telef olmak (özellikle bir hayvanın) II satmak III gizlemek, ikiyüzlülük yapmak │ نافق ضميره (ḍamīrahū) vicdanının emirlerine aykırı hareket etmek IV harcamak, sarf etmek, düzenlemek, dağıtmak ( على ه para için); tüketmek, tüketmek, harcamak, tüketmek, israf etmek, israf etmek, israf etmek (ھs.th.); harcamak, geçirmek (ھ zaman); sağlamak ( تنفق بكذبة عل birine, özellikle birine geçim kaynağı sağlamak), desteklemek birine), birinin  bakım masraflarını karşılamak

 

 

Rabb’imizin izni ile incelememize başlayalım. Rabb’imizin Kur’an’da bize öğrettiklerini doğru şekilde öğrenmek, anlamak için bu kavram içinde Kur’an’ı didik didik edelim. Bize Rabb’imizin öğretisi üzerine Şerefli Biricik Kur’an’ımızı bir ders kitabı gibi çalışalım.

 

 

 

2/3     Kimselerdir* (ki) iman47 ederler gayba62**; ve ikame572 ederler salâtı5; ve rızıklandırdığımızdan onları infak6 ederler.                                 

*Takva sahipleri.                                                                                                                    

**Rablerini gözleriyle göremeseler de O'nun tecelli etmiş olan isimlerine/sıfatlarına tanık/şahit olarak iman ederler/emin olurlar.                                                                                                                                

                                                                                                                                             

İlk ayetten işaretlerimizi almaya başlıyoruz. İnfak edenler iman eden, gayba inanan ve salatı ikame edenlermiş. Yani salatı ikame ederek Yüce Allah'ın öğretilerini kutsal kitaptan, Kur'an'dan okuyup, görmediklerini bilmediklerini Kur'an'dan öğrenip, iman edenler infak ederlermiş. Bu kimseler anlaşılır ki elbette takvalı olanlardır.                                                                                                   

İkinci işaretimiz ise infak Yüce Allah'ın bize bahşettiği rızıklardan olurmuş. Para olur, mal olur, giyecek olur, ekilen ürün olur v.s. Yüce Allah neyle rızıklandırdı ise onunla infak edilirmiş. Diyebiliriz ki borçla veya başkasına ait her hangi bir şeyden infak edilemez.        En doğrusunu Yüce Allah bilir.

 

*                                        

2/195  Ve infak6 edin Allah yolunda336; ve atmayın (kendinizi) ellerinizle tehlikeye doğru*; ve iyilik/güzellik yapın**; doğrusu Allah sever iyilik/güzellik yapanları.                                                                                                    

*Göre göre tehlikeye doğru ilerlemek tek tanrıcı inancına uygun değildir. Tek tanrıcılar tehlikelere karşı tedbirli olur.                                                                                                                           

**Tek tanrıcılar iyilik/güzellik yapar. Bulundukları her yerde ve zamanda iyiliği ve güzelliği hakim kılarlar. Yüce Allah'ın da kendilerini sevdiğini tüm kalpleriyle hissederler. İyilik/güzellik yapanlara Yüce Allah iyilikle/güzellikle cevap verir; karşılık verir.                                                                                                                         

                                                                                                                                             

İnfak çeşitlerinden biride anlarız ki Allah yolunda infak etme yani Allah yolunda harcamadır. Allah yolu çeşitli şekillerde olabilir. Bir savaş olabilir bu savaşa destek amaçlı elden geleni            vermek olabilir, Allah yolunda, tek Allah için Kur'an öğretileri çalışılacak bir mescit olabilir, bu mescit için maddi, manevi veya bedenen bir hizmet olabilir, Yüce Allah'ın kelamlarını insanlara ulaştırma, deklere etme yolunda her hangi bir çaba, harcama olabilir gibi örnekler verebiliriz.                                                       

Ama tam anlamıyla, Allah yolu demek tek ilah Allah inancı ile şirksiz bir şekilde, kutsal kitap öğretilerine göre, Kur'an hudutlarından çıkmadan, bize öğretildiği gibi kul olmanın kuralları içinde kul olmaktır.

Şunu da belirteyim. Bu kanalımız sanal bir platformda olsa da, bu platformumuz için bir mescit, bir Allah yoluna çağırma, bir salatı ikame etme yeridir, diye net bir şekilde söyleyebilirim. Bu yolda yani Allah yolunda yapılacak şeyler de şahsım adına infak kapsamına girebilir düşüncesindeyim. Bir yorum, bir paylaşım, bir başkasını davet etme, bir fikir beyan etme, bir beğeni gibi infak kapsamına girecektir düşüncesiydeyim. Sonuçta bu iş için bir rızıktan harcama var. Harcanan şey ise emek ve zamandır. Buda Yüce Allah'ın rızıklarındandır diye söyleyebilirim.                                                            

Sadece izlerken bile Allah yolunda olmak, daha iyi bilmek, anlamak için harcanılan zaman da buna dahildir hatta salatı ikame ediyoruz diye söyleyebilirim. İnfak kapsamına girer düşüncesinde olmam elbette şahsi düşüncendir fakat burada şu an benimleyseniz, gerçekten salih bir şekilde, tek ilah Allah inancı ile İslam’ı anlama çabasındaysanız, Kur'an bize yeter diyorsanız, dinde başka hiçbir şeye hüküm koydurmadan Kur'an'dan sorulacağınızdan eminseniz Kur'an'ı yalnız Kur'an ile anlama çabasındaysanız, teslimiyetiniz yalnız Yüce Allah'a ise, şirk koşmadan iman ediyorsanız, yeri geldiğinde Yüce Allah'ın kelamlarını insanlara deklere ediyorsanız, teslimiyetiniz, kulluğunuz yalnız Yüce Allah'a ise, tevekkülünüz, takvanız, ve hamdınız Yalnız Yüce Allah'a ise bende diyorum ki hep beraber  bizler Allah taraftarıyız, Allah yardımcılarıyız, Allah'a çağıranlarız.                

En doğrusunu Yüce Allah bilir. 

*

2/215  Sual ederler/sorarlar sana neyi infak6 ederler; de ki: "İnfak6 ettiğiniz hayırdan öyle ki ana-baba içindir; ve yakınlık sahipleri130; ve yetimler131; ve miskinler113; ve yolun oğlu354 (içindir); ve hayırdan yaptığınızı öyle ki doğrusu Allah bilendir onu.                                                                                                        

                                                                                                                                             

Sorarlarmış nebimize neyi infak edeceklerini. Anlarız ki bu soranlar iman eden, gayba inanan ve salatı ikame edenlerdir. Hüküm yalnız Yüce Allah'ındır. Din Yüce Allah'ındır. Dini Yüce Allah öğretir. Herhangi biri peygamberde olsa ne olursa olsun hüküm koyamaz. Bu manada 4/176 yıda hatırlatmak isterim. Sana soruyorlar fetfa istiyorlar kelale hakkında, De ki Allah kelale hakkında size hükmünü veriyor der Rabb'imiz. Yüce Rahman tekrar belirtelim tek hüküm koyucudur. Dinde kutsal kitap harici herhangi bir şeye hüküm koydurmak katıksız şirktir.                                                          

Bu ayetimizde neyi infak edeceğimiz hakkında bizlere bir detay daha öğretirken Yüce yaratıcımız aynı zamanda da infak kimlere verilmelidir bunu da öğretir. Sırayla bakalım.

Neyi infak edecekmişiz, hayırdan infak edecekmişiz. Bu ne demek diye düşünelim, akledelim. İnfak edeceğimiz şeyin iyi, temiz, yararlı ve helal olması ile aynı zamanda gideceği yerde de yararlı, faydalı olması demektir diyebiliriz. Yüce Allah'ın bizi rızıklandırdığından hayırlı olandan, yani kendimize uygun göreceğimiz şeyleri vermeliymişiz.                                                                                            

Peki kimlere verilecekmiş. Ana, baba, yakınlık sahipleri, yetimler, miskinler içinmiş ve yolun oğlu içinmiş. Kavramların bazılarını da biraz açalım, ana baba elbette kendi ana babamız kastedilmiştir, yakınlık sahibi, sadece kan bağı değil her türlü yakınlık sahibini kapsar, kan bağı olanda  mekansal yakınlık sahibi de bu gruba girer, komşu olur, mahalle olur, ülke olur v.s., yetimler, anne veya babadan birinin olmaması demektir. Anne veya babası olmayan çocuk kendi geçimini sağlayamayacak güce ve akla sahip değilse yetimdir. Miskin, açlık sınırında yaşayandır ve yolun oğlu da evsiz, barksız olan sokakta yatıp kalkan diyebiliriz.

*

2/219  Sual ederler/sorarlar sana hamr138 ve meysir359 hakkında; de ki: "İkisindedir büyük bir günah; ve menfaatler* insanlar için; ve günahı ikisinin daha büyüktür faydasından ikisinin”; ve sual ederler/sorarlar neyi infak6 ederler; de ki: "Af/bağış358”; işte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetleri; belki sizler tefekkür357 edersiniz.                                       

*Faydalar.                                                                                                                             

                                                                                                                                             

Hamr ve meysiri ayrı inceliycez. Konu bağlamımıza bakalım. Neyi infak edicez diye soranlara cevap, tek hüküm koyucu Yüce Allah'tan geliyor ayetimizde. 2/215 infak edilecek şeyin hayırdan olduğunu öğrenmiştik. Bu ayette de infak edilecek şey için bir detay daha öğreniyoruz. Her şeyi bilen bize öğretiyor ki infak edilecek şey affettiklerimizden, bağışladıklarımızdan olmalıdır.                     

Demek ki Kur'an bütünlediğimizde infak edilecek şey hayırdan ve affedip, bağışladıklarımızdan olacaktır. Bu ne demek diye düşünecek olursak aslında bu kişiye özeldir. Bir şey vereceksin hayırlı olacak ve affedip bağışladıklarından olacak. Aslında affetmek ve bağışlamak ayrı düşünülmemelidir. Kendinde olan bir şeyi bağışlayacaksın.                                                                                         

Bu senin için hayırlı olan bir şey olacak, verdiğine faydası olacak, ilerleyen ayetlerimizde gelecek kendimiz için uygun görmediğimiz bir şeyden olmayacak, gönüllü yapıcaz ve bir bağış bir af olacak yani verirken aklımız kalmayacak, keşke az verseydik, keşke başka bir şey verseydik gibi düşüncelere kapılmadan vereceğimiz şeyi kalbimiz mutmain olarak ve artık o şey bizim değil verdiğimiz kişinin olduğu düşüncesi ile vericez. Ayrıca gene ilerleyen ayetlerde görücez durumu iyi olmayan bile kendi gücü oranında Yüce Allah'ın verdiğinden verecek.                                                                                                                                                                                                                  

*

2/254  Ey iman47 etmiş kimseler! İnfak6 edin rızıklandırdığımızdan sizleri; önceden ki gelir bir gün; olmaz bir alışveriş onda; ve (de) bir dostluk; ve (de) bir şefaat114; ve kâfirleredir25; (ki) onlar zalimlerdir.                                                                                                          

                                                                                                                                             

İnfak edeceklerin iman eden kimseler olduğu ve rızıklardan infak edileceğini bu ayetinde de bizlere öğreten Rabb'imiz, başka bir şeyi bize hatırlatır. Dünyada yapılacaklar ve yapmamız gerekenleri dünyada iken yapın. Ancak bu işler dünyada yapılırsa ahirette size fayda sağlayacaktır.              

Geri dönüşü olmayan bir gün gelecek, bu gün gelmezden önce bunları yapın (infakda dahil), o gün geldiğinde alış veriş olmayacak, dostluk olmayacak, şefaat yani yardımda olmayacak, bu öğütleri dikkate almayıp, takvalı olmayanlar ise kafirlerdir, kafirlerde zalimdirler.                                    

En büyük zalimlik Yüce Allah'ın ayetlerini örtmektir, yalanlamaktır. Bu zalimlikle yapılan zulümde ancak insanın kendisinedir. İçinde alışverişin, dostluğun ve Yüce Allah dışında kimsenin yardım ve şefaat edemeyeceği gün elbette izin günü, din günü, hesap günüdür, ayrıştırılma zamanıdır. 

Yani kıyamet zamanıdır. Saat kopmuş hesaplar kapanmıştır. Yalnız dikkat, her kesin kendi saati kendi ölüm zamanıdır. Her şeyin yok olmasına gerek kalmadan öldüğümüzden sonra işte bu günde Rabb'imiz bizi kendi katında yada uygun gördüğü bir yerde olan kabirlerimizden çıkarıp toplayacaktır. Ölüm ve kabirden çıkış arası milyon yılda olsa bizim için fark etmeyecektir.                                                                                                                                                                    

*

2/261  Mallarını Allah yolunda336 infak6 eden kimselerin misali; misali gibidir bir tohum; yetiştirdi yedi başak; her başağındadır yüz tohum; ve Allah katlar dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.                                                                                                    

                                                                                                                                             

Mallarını Allah yolunda harcamak demek sadece savaşta veya seferberlikte olmakla sınırlı değildir. Tek Allah inancı ile yalnız kutsal kitap öğretilerine bağlı kalarak yapılan tüm infaklar buna girer kanaatindeyim. Yani infak ederken yalnız Yüce Allah'ın öğrettiği şekilde, öğrettiği gibi, öğrettiği sınırlarda kalarak yaparsan işte o zaman mallarını Allah yolunda harcamışsındır demektir. 2/195 ayetinde bahsetmiştik. 

Bu ayette malların infakından bahseder. İnfak ise bağışladığından, hayırlısından olur öğrenmiştik. Ayet mal üzerinden örneklesek de şahsi kanaatim, ayetin ilerleyen kısımlarda konuşacağımız kısmı sadece mal ile yapılan kısma hitap etmez kanaatindeyim. En doğrunu Yüce Allah bilir.                                   

Peki ne olurmuş bu infak edilen şey, nasıl örnekler Yüce Yaratıcı.                                            

İnfakı bir tohuma benzetir. Bu tohumdan yedi başak ve bu başakların her birinden yüz tohum. Çarpalım bakalım. Bire 700 veriyor Rabb'imiz. Verdiğin şeyi 700 le çarpıp sana geri veriyor. Yüce Allah her zaman verdiği sözü tutar, sözü asla değişmez ve Doğru söyledi Allah.                                                                                                                                                                                                               

*

2/262  Kimseler (ki) infak6 ederler mallarını Allah yolunda336; sonra tabi etmezler infak6 ettiklerini bir minnete ve de bir eziyete; onlaradır ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onların üzerine; ve onlar hüzünlenmezler.                                                                                                           

                                                                                                                                             

Allah yolunu 2/195 ayetinde konuşmuştuk diyelim tekrar. Allah yolu yalnız kutsal kitap öğretileridir, bu öğretilere göre hareket etmektir. Ayetimizde bu öğretilere göre mallarını infak etmekten          bahseder Yüce Allah. Fakat Yüce Allah'ın öğrettiği şekilde infak etsek dahi bu infakta başka detaylar daha öğretir Yüce Rahman. Elbette tüm detayları bilmeliyiz ki tam anlamıyla Kur’an hudutlarına infak etmiş olalım.

Bu infakımızın bir eziyete ve bir minnete vesile olmaması, sebep olmaması gerekmektedir. Anlarız ki infak ettiğimiz şeylerle, infak ettiğimiz kimseyi asla bir minnet oluşturacak bir duruma, yada onu eziyete sokacak bir duruma asla düşürmemeliyiz. Bu toplumsal olarak etik olmayacağı gibi Yüce Allah'tan da direk bir emirdir. Zaten düşündüğümüzde de bu insani açıdan doğru bir hareket olmayacaktır. Bu konuda her kes kendi kararını verebilir. Bir kişiye yapılan bir infak ile o kişiye eziyet ve minnet yaşatılmaması için nasıl davranılmalıdır, nasıl davranılması gerekirse, o şekilde davranmalıyız.

Eğer Yüce Allah’ın öğrettiği şekilde infak etmezsek net bir şekilde Rabb'imiz bize öğretir ki bu infaktan gelecek olan ecri Yüce Allah katında alamayacağız. Benim ayetten anladığım bu şekildedir. En doğrusunu Yüce Allah bilir.

İnfak edip de karşı tarafa bir eziyet vermedik ve minnet duymasını gerektirecek bir duruma düşürmediysek eğer Yüce Allah kendi katında bu işin ecrini vereceğinin sözünü vermesi yanında birde bu insanlar içinde korku ve hüzün olmayacağının sözünü de vermiştir. Bu korku ve hüzün şahsi kanaatime göre ahiret hayatında yaşanacak olan korku ve hüzündür. Cehenneme atılma korkusu ve cehenneme girme kesinleşince yaşanacak hüzün diye anlamlandırıyorum, Kur'an bütünlüğünden bu şekilde olduğu kanaatineyim. En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                                                              

*

2/264  Ey iman47 etmiş kimseler! Boşa çıkarmayın sadakalarınızı378; minnetle* (minnete neden olarak) ve eziyetle**(eziyete neden olarak); kimse gibi (ki) infak6 eder malını insanlara gösteriş (-le) ; iman47 etmez Allah'a ve ahiret gününe; öyle ki misali onun (kimsenin) misali gibidir saf/düz bir kaya; üzerinde onun (kayanın) turabin/toz; öyle ki isabet eder ona (kayaya) bir sağanak ; öyle ki bırakır onu semsert/yaşamsız; güç yetiremez (o kimse) kazandıklarından bir şey üzerine; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz kâfirler25 kavmini/toplumunu.

*Minnet duyulması amacıyla yaparak. Minnet bekleyerek.                                            

**Sıkıntı, eziyet, huzursuzluk vererek.                                                                                                                        

                                                                                                                                             

Sadakayı kendi konusu başlığında inceleyeceğiz. Burada Rabb'imiz sadakasını minnete ve eziyete neden olacak şekilde verenin bu sadakasının, bu nedenlerle boşa çıkardığını söyler ve aynı şekilde bu sebeplere neden olacak şekilde infak eden kimse gibi diye infak eden kimse üzerinden de, infak eden kimse içinde örnekler bizlere.                                                                                               

Bu konuları bize diğer ayetlerinde öğreten Yüce Allah bu ayetinde ise farklı öğretiler ve örnekler bize verir. Burada yeni öğretimiz ise infakın bir gösteriş olarak yapılmaması olduğudur ve elbette sadakanın da.                                                                                                                         

Demek ki infak ve sadaka verirken amaç asla gösteriş olmamalı, amaç kaşı tarafın yararını düşünmek olmalıdır. Hatta şahsi kanaatim alacağımız ecir bile ikinci planda olmalı kanaatindeyim.

Çünkü Allah yolunda, yani Yüce Allah'ın hudutları içinde ve öğretileri doğrultusunda yapacağımız infakın ecri garantidir, Yüce Allah bunun sözünü veriyor bizlere, Yüce Allah sözünden asla dönmez. Doğru söyledi Allah.                                                                                                              

Ayrıca başka öğretilerimizde ayetimizle bizlere öğretilir. İnfak edecek kişinin, sadaka da dahil, iman eden biri olması, Allah'a ve ahiret gününe inanması gerekliliğidir. Bu nitelikleri taşımayan infak etmez mi yada edemez mi. Elbet eder ama bu kimseler için söylenecek şey benim anladığım yaptıkları boşa çıkacaktır, Allah katında bu yaptıklarının karşılığında herhangi bir ecir alamayacaklardır.                   

Zaten ayetin devamında da Yüce Rahman bunu bize örnekler.                                                 

Bu insanların yaptıkları infak ve verdikleri sadaka için bir kaya ve kayanın üzerinde bir toz vardır. Bu kayanın üzerine sağanak yağmur yağar, bu yağmur bu tozu alır ve kayayı çırılçıplak bırakır.

İşte kaya bu kişi, kayanın üzerindeki toz bu kişinin yaptıkları, sağanak yağmur ise Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamalarından dolayı bu kazandıklarının karşılıklarını sıfırlayan Yüce Allah'ın verdiği sözler, bu olayın sonucu ise kişinin kafir olduğundan doğru yola Yüce Allah'ın onu asla klavuzlamaması nedeniyle yaptıklarının boşa gitmesidir.           

Daha önce defalarca bahsettik ama kısaca üzerinden geçelim. Yüce Allah en adaletlidir. Bu kişilerin yaptıklarının karşılığını alamamalarının nedeni Yüce Allah'ın ayetlerine kafirlik etmeleridir ki Yüce Allah ayetlerine kafirlik edenlere karşılıklarını vermeyeceğini söyler. Tam tersi Yüce Allah'ın hudutlarında kalanlar içinde günahlarını bağışlayıp, suçlarını örteceğini söyler.                                    

Bu kişi kendi özgür iradesiyle yolunu seçmiştir, söz üzerine hak olmuştur. İşte tam anlamıyla adalet budur. Ahirete inanmayı da kısaca tekrar üzerinde geçelim. Ahirete inanmak demek, kutsal kitapta Yüce Allah'ın ahiret için anlattığı şeylere, anlattığı kadar, anlattığı şekilde inanmaktır. Ekleme, çıkarma yapmamaktır.

Örneğin ateş bize sayılı günler dokunacak, Allah'ın yanında dünyadakinden daha iyisini bulurum demekte, kabir azabına veya Yüce Allah'tan başkasının şefaat edeceğine inanmakta ahirete inanmamaktır diye çok kısaca geçelim. Defalarca bu konudan bahsettik, bahsetmeye de Rabb’imin izni ile devam edeceğiz.

                                                                                                                                             

*

2/265  Ve kimselerin misali (ki) infak6 ederler mallarını Allah'ın rızasını aramaya; ve (rızayı) nefislerinden201 tespitlemeye/tutturmaya; misali gibidir bir cennet379; yüksekte/gelişmiş; isabet etti ona bir sağanak; öyle ki verdi ürününü iki kat; öyle ki eğer asla isabet etmezse bile ona bir sağanak; öyle ki bir nem/bir çiy (bile yeterlidir); ve Allah yaptıklarınızı görendir.                                                                                                       

                                                                                                                                             

İnfakın ancak Yüce Allah'ın rızasını gözeterek verilmesi gerektiğini de bu ayetimiz ile Yüce Allah bizlere öğretir. İnfak vermek Yüce Allah'ın rızasını aramak olduğunu anlarız. Yalnız Yüce Allah'ın rızasını gözeterek verilen infak için ise Yüce Allah bizlere çok güzel bir örnek verir. Bu şekilde verilen infakı güzel bir bahçe ile örnekleyen Yüce Rahman, bu bahçenin yüksek bir yerde yani iyi güzel bir yerde olmasını, çok güzel ve gelişmiş bir bahçe olmasını ve yağan sağanak bir yağmurda ise bahçenin ürününü normalden 2 kat fazla verdiği fakat bir sağanak yağmur isabet etmese dahi bu bahçeye ufacık bir nem ve çiğ bile bu bahçe için yeterli olacağını örnekler. İşte Yüce Allah bizlere böyle örnekler verir.                                                                                                                                                                                                                                     

*

2/267  Ey iman47 etmiş kimseler! İnfak6 edin iyilerinden kazandıklarınızın; ve çıkardığımızdan sizlere yerden; kalkışmayın/yeltenmeyin kötüsüne ondan (ki) infak6 edersiniz; ve olmayın edinenler onu ancak ki göz kapatırsınız* ona (infak edilene); ve bilin ki doğrusu Allah Ganiyy’dir106; Hamîd’tir107.       

*Kendiniz için gördüğünüzde asla almayacağınız.                                                                                                                               

                                                                                                                                             

Bu ayette de yeni öğretiler vardır. Kazandıklarımızın iyilerinden infak edicez. Demek ki infak sadece mal ile değil her ne kazanıyorsak onlardan olabilir. Ayrıca yerden Yüce Allah her ne çıkarıyorsa ondan da infak edilir. Yani mal ve para gibi kazandıklarımızın yanı sıra ekip biçip de hasat zamanı topladıklarımızdan da olur.         

Bu ayetteki çıkardıklarımızdan sizlere yerden cümlesi çok önemlidir. Ürünü veya yerden çıkan her ne varsa yetiştiren insanlar değil Yüce Allah'tır deyip Rabb'imizin birkaç ayeti ile bu konuyu hatırlayalım.                                                                                                                          

56/63  Ektiklerinizi görmüyor musunuz?

56/64  Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?

56/65  Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız.                                                                                                                                                

Suyu bize veren, yağmurun oluşmasını sağlayan, yeri yarıp tohumu çıkaran, tohumu besleyen toprağı nasip eden, toprağın besin sahibi olmasını sağlayan, ürünün yetişmesi için güneşi ölçeklendiren, insanlara ekip biçme bilgisini öğreten Yüce Allah’tır.

Tüm bunlar Yüce Allah’ın tecelli ettirdiği şeylerdir. Sadece güneşin ölçeklendirilmesine bakmanız bile Yüce Allah’ın nasıl bir yaratıcı olduğuna çok büyük kanıtlar sunar. Güneşin sıcaklığı, dünyaya uzaklığı, güneş ışınlarının güneşten dünyaya ulaşması, bu ışınların zararlı olanlarının ayrıştırılması, faydalı olanların ozon tabakasını geçebilmesi, tüm canlıların bu güneşten beslenmesi v.s. gibi konuları çok derine inmeden baktığınızda yaratıcımızı hakkıyla takdir etmeye bir adım daha yaklaşmış oluruz.


Ayetin devamını da okumanızı şiddetle tavsiye ederim dedikten sonra, konumuza dönelim.                                                                                                                             

Neyi infak etmememiz gerektiği gene bu ayetimizdedir. İnfak ederken, infak için ayıracağımız şey kötü olmamalıdır. Göz kapadığımız şey olmamalıdır. Yani bu şu demektir, eğer kendimiz için kötü gördüğümüz, kendimiz için ayırmayacağımız, kendimiz için beğenmediğimiz v.s. v.s. gibi şeylerden infak edilmez, kendimiz için iyi, güzel gördüğümüz şeylerden ancak infak edebiliriz, infak edilecek olan şey için, Yüce Allah'ın bize gösterdiği yol budur.    Bu da şu demektir, vereceğimiz şey bize faydalı olan bir şey olmalı ki verdiğimiz de faydalansın. Vermiş olmak için, verdik demek için, kendimize uygun görmediğimiz bir şeyden verdiğimiz kişi de faydalanmayacaktır.

Yırtık bir giyecek verdik, yaw diker giyer demek, ürünümüzden çürüklerini verdik, yaw hoşaf yapsın içsin demek gibi düşüncelerle yapılan infak Yüce Allah’ın bize öğrettiği infak değildir. Rabb’imiz kalkışmayın, yeltenmeyin kötüsüne ondan ki infak edersiniz ve olmayın edinenler onu ancak ki göz kapatırsınız der ayetinde.

Bu kelamı alıp eğip bükmek, kendimize göre yamultmak, hevalarımıza göre evirip çevirmek iman eden kişi için çok sakıncalıdır. Aslında Yüce Allah’ın bize öğrettiği hiçbir konuda bunu yapmamalıyız. Sonra farkında olmadan başka bir dinde kendimizi bulabiliriz diye şahsım adına söyleyebilirim. Elbette en doğrusunu Yüce Allah bilir.

                                                                                                                                             

*

2/270  Ve infak6 ettiğiniz bir infaktan6 ya da adarsınız bir adaktan; öyle ki doğrusu Allah bilir onu; ve yoktur zalimlere hiçbir yardımcı.                                                                                                      

                                                                                                                                             

Her ne yaparsak yapalım, her ne işe dalarsak dalalım, Kur’an’dan her ne okursak okuyalım, her nerde kiminle ne konuşursak konuşalım v.s. tüm her şeyi bilen, elbette infak konusunda da infak ettikmi, etmedik mi, Allah yolunda mı infak ettik, gösteriş için mi, kendimiz için iyilerden mi verdik yoksa zaten kendimize uygun olmayan bir işe yaramayandan mı verdik v.s. gibi her şeyi de tüm detaylarıyla bildiğini hatırlattığı bir ayetimizdir. Yaptıklarımızda, yapmadıklarımızda veya yapmamız gerekirken yapmadıklarımızda kendimizi bir gözden geçirelim, geçirelim ki dünya da da ahirette de hiçbir yardımcısı olmayan bu zalimler grubunda olmayalım.                                                                                                                                                                                                                

*

2/272  Yoktur (senin) üzerine doğru yola kılavuzlamak onları; velakin/fakat Allah doğru yola kılavuzlar dilediği kimseyi; ve infak6 ettiğiniz bir hayırdan; öyle ki nefisleriniz201 içindir; ve infak6 eder değilsiniz Allah'ın yüzünü arama/bakınma dışında; ve bir hayırdan infak6 ettiğiniz, tamamlanır sizlere; ve sizler zulmedilmezsiniz.

2/273  Fakirler/fukaralar içindir (infak); Allah yolunda336 kuşatılmış*  kimseyedir; tabi olmazlar bir darba (ayakları vurmaya yere/seyahate) yerde; sanır cahil (onları) zengin; iffetlerinden (dolayı); tanırsın onları simalarıyla; sual etmezler/sormazlar insanlara sırnaşıkça; ve infak6 ettiğiniz bir hayırdan öyle ki doğrusu Allah bilendir onu.  

*Baskı ve zulümle rızkını arayamaz, kazanamaz olmuş; fakirleştirilmiş. Eli ayağı bağlanmış.                                                                                                                            

2/274  Kimseler (ki) infak6 ederler mallarını gece ve gündüz; sırlı/gizli ve alenen/açıkça; öyle ki onlaradır ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlar üzerine; ve onlar hüzünlenmezler.                                                                                                           

                                                                                                                                             

2/72 de Nebi Muhammed'in resul olarak görevleri arasında insanları doğru yola klavuzlama görevi olmadığını anlarız. Resullerin görevleri, resul kitap ilişkisi gibi konuları Kur'an konu başlığında inceleyeceğiz ama bu kısaca şu demek, hiçbir peygamber insanları doğru yola klavuzlayamaz, doğru yola klavuzlama gücü yoktur. Ancak doğru yolu gösterirler. Bunu da ancak kutsal kitapları insanlara deklere ederek yaparlar.

Kişi kendi iradesi ile yolu seçer. Hak ederse de ancak Yüce Allah doğru yola klavuzlar. Peygamber en sevdiği, en yakını da olsa asla kimseye hidayet edemez, doğru yola klavuzlayamaz Yüce Allah'ın dilemesi olmassa, ancak Yüce Allah dilerse kişiye hidayet eder ve doğru yola klavuzlar.    

Zaten peygamberleri de doğru yola klavuzlayan Yüce Allah’tır. Bir çok kıssada vardır. Örnek Nebi Muhammet için seni şarşırmış bulup doğru yola iletmedik mi der, Nebi bana inananların ilki olmam emredildi der yani kendi de dahil vahiy öncesi inanan olmadığını anlarız, sen kitap nedir iman nedir bilmezdin der Yüce Rahman.                                                                      

Zaten ayetin devamında da Rabb'imiz Allah doğru yola klavuzlar dilediğini der. Ayetin devamında bir işaret alırız konumuz ile ilgili. İnfak hayırdan olmalıymış. Bu hayır olsun diye anlaşılıyor olsa da bu anlaşıldığı gibi doğru ola da aslında hayırdan yapılır demek hayırlı olandan yani güzel olandan, iyi olandan, karşı tarafa da yarar olandan yapılır diye anlaşılması daha doğru olacaktır. Her iki şekilde e anlamlandırılması doğru olacaktır ama asıl anlatılan ikinci belirttiğimdir kanaatineyim, en doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                                                               

Devamında bir işaret daha alırız infak karşı tarafa yarar olması için yapılsa dahi aslında insanın kendi nefsi içinmiş der her şeyi bilen.     Diğer bir işaretimiz ise infak ancak Allah'ın yüzünü aramak için yapılmalıdır. Buradaki Allah'ın yüzünü aramak elbette mecazdır. Allah'ın rızası, Allah'ın doğru yolu, Allah'ın yönü, Allah'ın ipi, Allah'ın hoşnutluğu gibide söylenebilir. Yani Yüce Allah için diye de söyleyebiliriz.                                                                                                                      

Yapılacak infak, hayırdan infak ettiğimiz takdirde tamamlanırmış. İnfakın tamamlanması da Yüce Allah'ın dediği şekilde infak edilmesi takdirde, verdiği sözleri yerine getirmesidir. Dünyada ve ahirette Yüce Allah’ın öğrettiği şekilde infak ederseniz, ancak bu şekilde karşılık görürsünüz dediklerinin tamamıdır, infakın tamamlanması, ki zaten bu sohbette tüm ayetlere bakıp bunları öğrenmiş olucaz Rabb'imiz izin verirse.                                   

2/273 de ise infak kimler içindir öğreniriz. Fakirlere, fukaralara, Allah younda olup da kuşatılmışlaraymış. Fakat burada da bazı kıssalar var diye anlıyorum. Allah yolunda kuşatılmış grubun için de de, içinde bulundukları durumdan eğer başka bir yere göç etseler kurtulabilecek olan fakat buna güç yetiremeyenler ve fakir, fukara grubunun için de de insanları rahatsız etmeyen, bir şeyler istemeyen, iffetli olan fakat bizim onların infaka ihtiyaçları olduğunu anlayacaklarız diye anlıyorum.

Benim anladığım her fakir, her fukara her Allah yolunda kuşatılmış değil bunların arasından bu özelliklere sahip olanlara infak yapılır şeklindedir. Birde öncelik bunların fakat bulunamazsa bu krtiterleri taşımayan fakat fakir, fukara ve Allah yolunda kuşatılmış olanlar olabilir. Yüce Allah'ın ayeti budur. Her kesin aklıda, özgür iradesi de vardır. Artık nasıl anladıysanız, Allah ile kul arasındadır. Benim çıkarımım ise bu şekildedir ve elbette en doğrusunu Yüce Allah bilir.                       

Allah yolunda kuşatılmış kimse için baskı veya zulüm gibi etkenlerle rızkını arayamaz veya kazanamaz duruma getirilmiş kimsedir diyebileceğimiz gibi bir şekilde Allah yolunda kalmak istemesine rağmen gene baskı veya zulümle dinini yaşamasına, Allah yolunda kalmasına engel olunan, kofüze edilmeye çalışan ve belki o yerden başka bir yere gitse bu baskı ve zülümden kurtulabilecek olan fakat maddi gücü olmayan kişi de diyebiliriz.                                                                                                                      

2/274 de ise infak gece ve gündüz yapılabileceği gibi, gizli ve açık da yapılabilirmiş diye açıkça öğreniyoruz. Gene Rabb'imiz ecrini vereceğini ve bu ecir sayesinde de bu insanlara korku ve hüzün olmayacağı öğretisini yineler.                                                                                                                                                  

*

3/17   Sabredenlerdir51; ve sâdıklardır182; ve kanaat398 edenlerdir; ve infak6 edenlerdir; ve istiğfar396 edenlerdir seherlerde397.                                                                                                         

                                                                                                                                             

İman eden kimselerdir bu ayet muhatap olanlar. İmanları sayesinde Rabb'lerinden bağışlanma dileyenlerdir. Günahlarından pişman olanlardır. Ateşin azabından sakınmak isteyen ve bu sakınmanın tek yolunun Allah'a sığınmak olduğunu, bunun da tek yolunun Yüce Allah'a takvalı olmaktan geçtiği bilen kimselerdir. Tüm bunlar içinde Rabb'imizin bize gönderdiği zikri, yani Kur'an'ı bilmekle olacağına akleden, Rabb'lerinin makamından ve uyarılarından korkanlardır, ahireti hesaba katanlardır bu ayete muhatap olanlar. İşte tüm bu özelliklerde olanlar da 3/17 deki Yüce Rahman'ın bunları yapanlardır diye işaret ettiği şeyleri yapanlardır. Konumuz olan infak da bunların içindedir.

3/17 deki bu kimselerin özelliklerine de bir bakalım.                                                                                         

Sabredenler; yani metanetle direnen, dengeyi bozmayanlar, sadıklar; yani doğru olan dürüst olanlar, kanaat edenler; yani Yüce Allah'ın rızkından aradıktan sonra, Yüce Allah'ın verdiği kadarı ile yetinenler, elindekiyle hoşnut olup nankörlük etmeyip, Yüce Allah'ın yine vereceğini bilenler, infak edenler; şua an inceliyoruz, istiğfar edenler; yani mağfiret dileyen, suçları günahları için bağışlanma dileyenler, hem suçlarının olduğunu bilen ve hem bilmediği suçlarınında olabileceğini bilen aynı zaman da bunlar için büyüklük taslamayarak bağışlanma dileyebilen, Yüce Allah'ın azabından emin olmasa da şirk koşmadıktan sonra her zaman bağışlanabileceğini umut edenler, seherlerde istiğfar eden ise bu vakitlerde bir kere daha bağışlanma dilemeyi Rabb'inin işaret ettiğini bilerek her gün bu vakitte bağışlanma ve tevbe eden kişilerdir. Bu vakit için konuşmuştuk.                                                                                                                                                                                                    

*

3/92   Asla nail* olmazsınız erdemliliğe444 ta ki infak6 edersiniz sevdiğinizden; ve infak6 ettiğinizi bir şeyden öyle ki doğrusu Allah bilendir onu.         

*Erişmiş, ele geçirmiş, başarmış, kazanmış, ulaşmış.                                                                                                                         

                                                                                                                                             

İnfak sevdiklerimizden olması gerekmesi yanında, sevdiklerimizden infak etmezsek eğer asla erdemliliğe erişemizmişiz. Erdem bir insan için çok önemli bir özelliktir. Erdemliler ilgili işaretler Kur'an'da vardır. Kimi erdem diye çevirir kimi takva diye ki bu konuyu incelemeye çalışıcaz ama yeri gelmişken belirteyim erdemin, erdemli kişinin nasıl olduğu her şeyi bilen bize öğretmiştir. Konuyu merak eden 2/177 ayetini lütfen okusun.                                                                                 

*

3/117  Bu dünya hayatındaki infak6 ettiklerinin misali/benzeri misali/benzeri gibidir bir rüzgar; içindedir onun bir dondurucu; isabet etti (rüzgar) ekinine bir kavmin/toplumun (ki) zulmettiler kendi nefislerine; öyle ki helak etti (rüzgar) onu (ekini); ve zulmetmiş değildir Allah; velakin/fakat kendi nefislerine zulmederler (onlar).                                                                                                           

                                                                                                                                             

Rabb'imizden müthiş bir örnekleme daha. Her şeyden apaçık örnekler vermiştir Rabb'imiz. İşte Yüce Allah'ın hudutlarında olmayan bir infakı örnekler burada bizlere.    Dondurucu bir rüzgar, ekine isabet eder ve ekin yok olur. Emek, para, zaman her şey boşa gider. Bu aslında Yüce Allah'ın insanlara zulmü değil, insanların kendi elleri ile yaptıkları sonucu kendi kendilerine bir zulmüdür. Buradaki dondurucu rüzgar insanın kendi ellerinin yaptıkları sonucunda Yüce Allah katında devreye giren müsibettir, bir kötülüktür. Fakat bu kötülüğü yapan Yüce Allah değildir. Mekanizmayı devreye sokan insandır, bunun sonucu ise bu olaya izin veren Yüce Allah'tır. Yani bunu hak etmişlerdir.               

Allah'ın hudutlarında kalmadan yapılan infakın nasıl boşa çıkarılacağına örnek olan ve örnekle açıklayan bu ayetimiz üzerinde akledelim.                                                                               

Yüce Allah’ın kötülük yapmadığı ve bu mekanizmayı devreye sokanın insanın kendisi olduğu ile ilgili bilgilenmek ve bu konuyu anlamak isteyenler Rabb’imizin kutsal kitabından 4/78 ve 4/79 ayetlerini okuyabilirler. Kötülük adında short videoma da bakabilirler. Konuyu izah etmeye gayret gösterdim.

 

*

3/134  Kimseler (ki) infak6 ederler mutlulukta/refahta ve darlıkta; ve yutarlar öfkeyi; ve affederler insanları; ve Allah sever muhsini294.                                                                                                      

                                                                                                                                             

İnfak kişinin refahta olduğunda da, darlıkta olduğunda da yapılmalıdır diye ayetimizden anlarız. Bu şekilde davrananları da Yüce Allah severmiş, yani muhsini yani iyi güzel işler yapan kişiyi. İnfak için iyi ve güzel iştir diyebiliriz net bir şekilde. Çünkü infak etmenin muhsin bir kişinin davranışı olduğunu anlarız.

Elbette infakın yanında muhsinin özellikleri, öfkesini yutan, öfkesine yenik düşmeyen, öfkeyle hareket etmeyen ve insanları affedebilen bir kişilik olduğunu da rahatlıkla anlarız, öğreniriz.       

 

*

4/38   Ve kimseler (ki) infak6 ederler mallarını insanlara göstermeye; ve iman47 etmezler Allah'a ve ahiret gününe; kime (ki) olur şeytân29 ona birleşik/bağlantılı; öyle ki ne kötü (bir) birleşmedir/bağlanmadır.

4/39   Ve nedir onların üzerlerine (olan)*; eğer (ki) iman47 etselerdi Allah'a ve ahiret gününe ve infak6 etselerdi rızıklandırdığından onları Allah'ın; ve oldu Allah onlara bir Alîm8.                                                                                                     

*Ne oluyor onlara ki?                                                                                                                          

                                                                                                                                             

Mallarını gösteriş için infak edenler, Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyenlerin şeytanla bağlantı kurduklarını, şeytan ile birleştiklerini anlarız. Yani bu kimselere şeytan salınır, şeytan bunların yaptıklarını güzel gösterir, bu şekilde ölmeleri için elinden geleni yaparak kendi ile birlikte cehenneme sevk etmek için çabalar.                                                                                                    

Yüce Allah'a iman etmenin önemi elbette çok büyüktür fakat Allah rızası için, Allah'ın rızasını gözeteek mallarından infak etmenin öneminin de çok büyük olduğunu anlarız.

4/39 da da Rabb'imiz 4/38 e muhatap olanlar için size ne oluyor, neye güveniyor, neye dayanıyor nasıl böyle bir karar veriyorsunuz da Allah'a ve ahiret gününe iman etmiyorsunuz, size verdiğim rızıklardan infak etmiyorsunuz diyor. Rızkı veren benim, bu rızıktan infak edin, karşılığını da ben vericem dememe rağmen nedir bu geçici dünya hevalarına kapılmanız diye hem eleştirir, hem öğüt verir hem hatırlatma yapar hem de uyarır.                                                                                                                   

*

5/64   Ve dediler Yahudiler295: "Allah'ın eli bağlanmıştır/zincirlenmiştir"; (oysa) bağlandı/zincirlendi kendi elleri ve lanetlendiler280 dedikleriyle; evet! İki eli O’nun (Allah'ın) genişlemiştir/yayılmıştır; infak* eder nasıl dilerse; ve Rabbinden4 sana indirilen (Kur'an) mutlak ziyade** eder çoğuna onlardan bir tûğyânı442 ve bir küfrü422; ve attık aralarına taşkınlık ve nefret kıyamet gününe148 kadar; her ne zaman yaktılar bir ateş harp için; söndürdü onu Allah; ve koşarlar yeryüzünde fesada265; ve Allah sevmez fesatçıları265.   

*Harcar.                                                                                                                                

**Artırır.                                                                                                                                

                                                                                                                                             

Birçok mesajlar aldığımız ayetimizden konu başlığı ile ilgili kısma baktığımızda Yüce Allah'ın infak ettiğini ve bu infakının nasıl olduğunu bizlere öğrettiğini anlarız.     Yüce Allah'da infak edermiş. Yüce Allah'ın infakı nasıl olurmuş ayetimiz ile Yüce Rahman bizlere öğretir. Nasıl dilerse öyle infak edermiş. Yani dilediğine dilediği kadar harcarmış. Yüce Allah zengindir biz fakiriz, Yüce Allah'ın her şeye gücü yeter, aciz olan bizleriz.                                                                                                                

Yüce Allah'ın yardımına muhtaç olan bizleriz. Tüm bunlar düşünüldüğünde Yüce Allah'ın infakı için şunları diyebiliriz. Yüce Allah dilediğine dilediğinden dilediği kadar verir. Bu verdikleri bir sınav vesilesi olabilir, bu verdiklerinden bizleri sorumlu tutabilir yada hesapsız bir rızık nasip etmiş de olabilir.                                                                                                                                

Meryem'e hesapsız olarak verdiği yiyecek gibi hesapsız bir rızık olabilir. Yada birine hiç hesapta olmayan bir para yada mal geldiğinde bu hayır veya şer de olabileceği gibi, bir sınav vesilesi de olabileceğini aklımızdan çıkarmamamız bizim yararımıza olacaktır. Ahireti her zaman hesaplamak gerektiğini unutmayalım.

Yüce Rabb’im tüm müminleri ahireti umursayan, ahireti hesaba katan kulları arasına katması umut ve temennilerimle.                                                                                                                                                                                                                                           

*

8/36   Doğrusu kâfirlik25 etmiş kimseler infak6 ederler mallarını geri çevirmek/döndürmek için Allah yolundan336; öyle ki infak6 edecekler onu*; sonra olur* üzerlerine bir hüsran; sonra yenilgiye uğratılırlar; ve kâfirlik25 etmiş kimseler cehenneme doğru haşredilirler.                                                         

*İnfak ettikleri.                                                                                                                       

                                                                                                                                             

Kafirlik edenlerin de infak ettiklerini anlarız. Yalnız bu kafirlerin bu ayet özelinde infakı, insanları Yüce Allah'ın yolundan döndürmek içinmiş. Mallarını Yüce Allah yolundan alıkoymak için harcarlarmış diye Rabb'imiz bizlere öğretir. Bu elbette infakın kötü örneğidir. Bu insanlar Allah yolundan döndürmek için infak ederler, edecekler der Rabb'imiz. Fakat bunların bu harcamaları ancak kendileri için hüsran olacak, bu mücadelelerinde ne harcarlarsa harcasınlar yenilecekler ve karşılıkları da cehennem olacak diye Rabb'im bizlere söz verir ve öğretir.                                                                            

Görüldüğü gibi her kes nasıl, ne şekilde ve ne niyetle infak ederse etsin Yüce Rahman karşılığını ona göre verecek. Kimi infak var Yüce Allah'ın öğrettiği şekilde harcanır, Yüce Allah'da karşılığını en güzel şekilde verir, kimi infak da var Allah yolundan döndürme için harcanır, gene karşılığını alırlar, cehennemde süresiz konaklarlar. Cehennem ne kötü bir konaklama yeri ve konaktır. Kimi infak ta var gönülsüzce veya istemeyerek, veya infakı alana bir eziyet bir minnet vesilesi yapılır.

Tüm detayları veren Rabb’imiz nasıl ne şekilde infak edeceğimizi bizlere öğrettiği gibi nasıl ve ne şekilde infak etmememiz gerektiğini de bizlere, nedenleri ve sonuçlarıyla, Kur’an ayetlerinde de öğrettiği gibi her şeyden apaçık örnekler vererek ve kolaylaştırarak öğretmiştir, tüm diğer kavramları öğrettiği gibi.

 

*

8/60   Ve hazırlayın onlara itaat ettirdiğiniz bir kuvvetten*; ve bir bağlanandan/birleşenden**; hayli (-ler)***; korkutursunuz onunla Allah'ın düşmanını ve düşmanlarınızı ve onların astından diğerlerini; bilmezsiniz (sizler) onları; (oysa) Allah bilir onları; ve ne infak6 edersiniz bir şeyden Allah yolunda336 tamamlanır*** sizlere; ve sizler zulmedilmezsiniz257.               

*Güç kuvvet üreten şeyi kendi itaatiniz altına alırsınız.                                                 

**Bitişen, birleşen, bağlanan, fikse olan her şey bu tanıma girer. Hedefine angaje olan, kitlenen her şey bu tanıma girer.                                                                                                         

***"hayli" kelimesi at anlamında olmakla birlikte kelimenin kökü "hayal", "hayalet" anlamları da taşır. Anlarız ki bu ayet müteşabihtir. Yüce Allah hayalet gibi görünmez olan ve hedefine bağlanan kuvvetler yapmamızı emretmektedir. Bu tanıma belki de en iyi uyan silahlar radarlara yakalanmayan hayalet uçak ve hayalet füzelerdir.                                                                                            

****Tastamam geri ödenir.                                                                                                                              

                                                                                                                                             

Allah yolundan alıkoymak için edilen infak da vardı öğrendik bu ayetimizde ki gibi Allah yolunda infak edilende. Allah yolundan alıkoymak için yapılan infak hüsran, yenilgi olacak ve karşılığı da cehenennem olacak Rabb'imiz öğretti. Bu ayetimizde de Allah yoluna infak edersek eğer yani her ne harcarsak bizlere tamamlanırmış. Karşılığı tastamam bize ödenirmiş.                                         

Bu sayede de zulmedilmezmişiz. En büyük zulüm Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamakla olur. Bu yalanlama ile kendimize zulmetmiş oluruz. Yani bize edilecek zulmü aslında hem hak etmiş hem de kendi kendimize yapmış oluruz. Allah asla zulmetmez, zulmü biz kendimize yaparız.            

 

*

9/53   De ki: "İnfak6 edin gönüllü veya kerhen; asla kabul edilmez sizlerden; doğrusu sizler oldunuz fâsık38 bir kavim/toplum."

9/54   Ve mâni olmuş değildi ki kabul edilir onlardan infakları6 ancak ki onlar kâfirlik25 ederler Allah’a ve resûlüne700; ve gelmezler salâta5 ancak (ki) ve onlar üşengeç/umursamaz (olarak); ve infak6 etmezler ancak (ki) ve onlar kerhenler697 (olarak).                                                                                                                           

                                                                                                                                             

Fasık bir kavimden, fasık bir toplumdan elbette fasık bir kişiden de gönüllüde olsa, gönülsüzde olsa yaptıkları infakları Rabb'imiz asla kabul etmeyeceğini açıkça bizlere bildirir, öğretir. Fasık demek sapkın olan, doğru yoldan çıkan demektir. Peki bu fasık kişi veya fasık toplum veya fasık kavimden bu gönülsüzce de olsa, isteyerek de olsa yaptıkları harcamaların, infakların    kabul edilmemesinin sebebi nedir dediğimizde 9/54 ayetinde bunu da Yüce Rahman bizlere öğretir.                                      

Allah ve Resulüne kafirlik etmeleri, salata gelmemeleri, gelseler de üşenerek gelmeleri, umursamadan, önemsemeden gelmeleri ve aslında isteyerek infak etmelerine rağmen öyle gözükmelerine rağmen Rabb'imiz gizliyi ve daha gizlisini bildiğinden bu infaklarının istemeyerek, gönülsüzce harcamalarıdır diye anlarım şahsım adına. Şunu da söyleyebilirim gerçekten isteyerek infak etmiş olanları olsa da fasık olduklarından kabul edilmeyeceğini anlıyorum. En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                                                                                                

*

9/91   Olmaz bir sıkıntı zaaflılar üzerine; ve ne de marazlılar* üzerine; ve ne de kimseler üzerine (ki) bulamazlar infak6 edecek (bir şey); nasihat** ettikleri zaman Allah'a ve resûlüne700; yoktur muhsinlerin294 üzerine hiçbir yol***; ve Allah bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.                                                  

*Hastalar.                                                                                                                              

**İçtenlikle, samimi olarak beyan ettikleri zaman.                                                                     

***Kur'an emri vermiştir. Başka hiçbir yol yoktur. Bu şartlara uyanlar dışında savaşa katılım ve/veya infak ile katkı sağlamak zorunludur.                                                                                                                           

9/92   Ve olmaz kimseler üzerine ne zaman ki geldiler sana bindirmen* için onları; dedin: "Bulamıyorum sizleri üzerine bindirecek* (bir şey)"; geri dönerler (onlar); ve gözleri onların taşar göz yaşından; bir hüzündür ki bulamazlar infak6 edecek (bir şey).                                                                                  

*Bir binek üzerine.                                                                                                                              

                                                                                                                                             

Savaş zamanındaki olaylardan bahseder ayetlerimiz. Bu zamanlarda yapılacak infaklar için, infak edicek kişilerden zaaflı olanlar, marazlı olanlar ve infak edecek bir şey bulamayanlar içtenlikli ve samimi iseler infak edemediklerinde bu kimseler için herhangi bir sıkıntı olmayacağını belirtir Rabb'imiz. Eğer muhsin kişiler ise bu kişiler dışında kalanların infak etmeleri gerektiğini       net bir şekilde anlarız. Kur'an'dan başka yol olmadığını, Kur'an hüküm koyduktan sonra ancak Kur'an'ın hükmüne uyulması gerektiği öğüdü, öğretisi ve emri de gene 9/91 ayetimizdedir.                                          

Savaş sırasındaki infaktan bahseden ayet için normal zamanda da geçerli olabilir diyebilmemize rağmen bu infak etmeyecek kişilerin infak etmeyecekleri durum onların üzerine hak olması için şart savaş olması gerekir de diyebiliriz. Çünkü darlıktada infak edileceğini öğrenmiştik. Tüm bilgileri gözden geçirip kararımızı verelim.                                                                                                       

Rabb'im ayetinde belirtmiş, kul olarak bizlerde nasıl anlarsak ona göre davranmalıyız diye düşünüyorum. En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                          

9/92 dede infak edecek bir şey bulamayanların samimiyetini, içtenliği anlatan bir ayetimizdir. Bu kimseler savaş infak edecek bir şey bulamadıklarından ağlamaktadırlar. Allah yolunda destekleyiciler olmak isterler samimi bir şekilde fakat harcayacak bir şeyleri yoktur.                                           

 

*

25/67  Onlar, infak ettikleri zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir denge kurarlar.                                                                                                       

                                                                                                                                             

İnfak ederken israf olacak şekilde saçıp savurmamakla beraber karşı tarafın da yararlanacağı ölçüde olacak şekilde cimrilikte etmemeliymişiz diye öğretir her şeyi bilen bizlere. Her şeyde olduğu gibi infakta da dengeli olmalıymışız. Çok infak ettik demek için israf etme derecesine çıkmamaklar beraber laf ola infak ettim demek içinde cimrice infak etmemizi öğretir Yüce Allah.

                                                                                                                                             

*

34/39  De ki: "Benim Rabb'im, kullarından dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. Bir şey infak ettiğiniz zaman; O, onun karşılığını verir. Ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.                                                                                                    

                                                                                                                                             

Rızkı veren Yüce Allah kimi kulları için dilerse, bu kulları için verdiği rızkı arttırabileceğini bizlere bildirir. Aynı zaman da bunun takdirinini de ancak Kendi’sinin vereceği bilgisini de verir biricik Kur’an’ımızın bu ayetinde.

İnfak ettiklerimizin karşılığını alacağımızı yine aynı ayetimizde Yüce Rahman öğretir ve bunun sözünü bizlere verir. Artık ne kadar, nerde, nasıl ve ne şekilde verecek Yüce Allah bilir ama bize alacağımızın garanti olduğunu öğretir kelamında.                                                                                                                                                                                                                                          

*

Konu ile ilgili şu ayetlerimizide mutlaka hatırlayalım:

 

36/47  Onlara: "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden ihtiyaç sahiplerine yardım edin dendiği zaman, Kafirler, İman Edenler'e: "Allah'ın dileseydi doyuracağı kimseyi biz mi doyuracağız? Siz ancak apaçık bir sapkınlık içindesiniz." dediler.

76/9   Biz, sizi yalnızca Allah için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık veya bir teşekkür beklemiyoruz.

76/10  Biz; yüzlerin asık olduğu, belalı, zor günde Rabb'imizin azabından korkarız.

76/11  Allah da bu nedenle onları, o günün kötülüğünden koruyacak. Ve onları, mutluluk ve sevince kavuşturacak.

57/7   Allah'a ve Resul'üne iman edin. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine yardım edenler için büyük ödül vardır.                                                                                                

                                                                                                                                             

İşte kafirlik edenler, Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar, alay edenler, umursamayanlar ihtiyaç sahibine yapılacak bir iyilik, bir sadaka bir infak için ve bunu vermemek için Allah'ın doyuracağını biz mi doyuracağız derler. Dünya hevalarına kapılıp, biriktirme yarışında olanlardır bunlar.

Yüce Allah tüm canlıların rızkını vermeyi elbette kendi üzerine yazmıştır. Bu rızkı vermede elbette kimseye ihtiyacı yoktur. Ama bu yardımları insan aslında kendi için yapar. İyilik yaptığı kişiden hiçbir şey beklemeden yalnız Yüce Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu umarak yapar. Bilir ki Rabb'i bu yaptıklarının karşılığını fazlasıyla verecektir. Bilir ki bu yapılanlar kişinin suçlarını örtebilir, günahlarını bağışlamaya vesile olabilir. Bilir ki Rabb'i insanı şirk koşmadıktan sonra her zaman bağışlamak ister her zaman ödüllendirmek ister.

Ama kişinin de bunu hak etmesi, bunun için bir çaba göstermesi şarttır. Her ne kadar bir ihtiyaç sahibinin ihtiyacı giderildiğinde ihtiyacı giderilen kişi için güzel bir şey yapılmış olasa da, bunu Yüce Allah böyle olması gerektiğini söylese de, yine Yüce Allah bu yapılanlar için yapan kişinin dünyada ve/veya ahirette yaptığı kadar ve/veya fazlasıyla karşılığını alacağının net bir şekilde sözünü vermiştir.

Yeter ki yapacağımız bir iyilik, söyleyeceğimiz bir söz, bir infak, bir sadaka veya zekat her ne yapılıyorsa Kur'an hudutları içerisinde olsun. Rabb'imizin kutsal kitabımızda öğrettiği şekilde olsun. Asla Kur'an harici bir şey ile, Kur'an harici bir hükümle, İslam'da olmayan bir şekilde olmasın. İslam'ın tek kaynağı Kur'an'dır. Asla dinde Kur'an harici hiçbir kimse, hiçbir şey hüküm koyamaz. Eğer hüküm koyanlara uyarsak katıksız şirk koşmuş oluruz. Ashabı meşemede oluruz süresiz cehennemde konaklarız.                                                                                                                                

 

 

 

Genellikle aynı işaretleri veren diğer ayetlerimizde bakalım;

 

 

4/34   Erkekler kavvamdır501 kadınlara karşı; fazlalıklı kılmasıyla Allah'ın bir kısmı onlardan (insanlardan) bir kısma karşı ve mallarından infak6 ettikleriyle; öyle ki sâlih777 kadınlar kanaatkarlardır398; koruyanlardır gizliyi Allah'ın koruduğuyla (Allah'ın korunmasına hükmettiğiyle); ve o (kadınlardan) ki (eğer) korkarsanız kalkışmalar (dan)/yüksekten  bakmalar (dan); öyle ki vaaz653 edin onlara; ve terk edin (kendiniz terk ederek) onları/ hicret edin onlardan yataklarda*; ve darbeyi vurun500 onlara; öyle ki itaat** ederlerse sizlere; öyle kiaramayın/bakınmayın onların aleyhine bir yol; doğrusu Allah oldu bir Aliyy373; bir Kebîr502.                                                                                 

500Boşanma darbesini vurun. Boşanma darbesini öne sürün. 'Darp' 'vurmak' kelimesi Arapçada en çok anlama gelen kelimelerden bir tanesidir. Türkçeye de benzer örnekler geçmiştir. Birine vurulmak (aşık olmak). pişkinliğe vurmak (çıkarı için kötü bir davranışa veya söze aldırmamak), dem vurmak (o konuya atıfta bulunmak ) gibi örnekler verilebilir. Yüce Allah şerefli Kur'an'da bir misal/benzer örnek vermeyi/öne sürmeyi de 'bir misal darp etmek' olarak bildirmektedir. Anlarız ki kadına bir darbe vurulacaktır; kadına bir darbe öne sürülecektir.  Bu da artık son çare/darbe olan boşanma darbesidir.

8/3     Kimselerdir (ki) ikame572 ederler salâtı5; ve rızıklandırdığımızdan onları infak6 ederler.                                                                                                        

9/98   Ve Araplardan kimi edinir/tutar infak6 ettiğini* bir hasar/kayıp; ve gözetlerler sizlere döngüleri**; (oysa) üzerlerinedir kötü döngü***; ve Allah bir Semî’dir41; bir Alîm’dir8.                                                                                  

*Kerhen/istemeyerek/gönülsüz olarak Arapların kimilerinin infak ettiğini anlarız.                         

**İyi dönemleriniz sonrasında kötü dönemler geçirmenizi isterler.                                 

***Kötü dönem asıl onlara ulaşacaktır.                                                                                                    

9/99   Ve Araplardan772 kimi iman47 eder Allah'a ve âhiret774 gününe; ve edinir/tutar infak6 ettiğini Allah’ın indinde/katında yakınlıklar; ve resûlün418* salâtlarını142 (da); doğrusu o** bir yakınlıktır onlara değil mi?; sokacak/girdirecek onları Allah rahmetinin271 içine; doğrusu Allah bir Gafûr'dur20; bir Rahîm'dir2.                                                               

*Resûl Muhammed.                                                                                                    

**Dişil zamir salâtı işaret eder.                                                                                                                        

                                                                                                                     

13/22  Ve o kimseler, sabırla Rabb'lerine yönelirler ve salatı ikame ederler, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak ederler, kötülüğü iyilikle savarlar; dünya yurdunun sonucu onlar içindir.

14/31  İman eden kullarıma söyle: "İçinde alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salatı ikame etsinler, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak etsinler."                                                                               

*                                                                      

16/75  Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olmuş bir abd ile tarafımızdan kendisine iyi bir rızık verip de ondan gizli ve açık olarak yardımda bulunan bir kimseyi örnek verir.  Bunlar, hiç bir olurlar mı? Hamd, Allah'a mahsustur. Ne var ki onların çoğu bilmezler.                                  

yunfiku  : infak eden      

*

17/100 De ki: "Eğer siz, Rabb'imin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, tükenir endişesi ile kimseye bir şey vermezdiniz. Kimi insan çok cimridir."                                                  

l-infaki  :  infak                                                                 

17/100 De ki: Eğer siz sahip olsaydınız Rabb'imin rahmet hazinelerine, o zaman mutlaka tutardınız/cimrilik ederdiniz infak etme/harcama korkusuyla ve insan çok cimridir.                                                                                              

NOT: Alttaki daha doğru bir çeviridir.                                                           

*

22/35  Onlar ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler, salatı ikame ederler, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.

28/54  İşte onlara sabrettiklerinden dolayı, ödülleri iki kat verilecektir. Onlar, kötülüğü iyilik ile savarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

32/16  Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde Rabb'lerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

35/29  Kuşkusuz Allah'ın Kitap'ını okuyanlar, salatı ikame edenler ve rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık infak edenler asla kesilmeyecek bir kazanç umabilirler.

42/38  Rabb'lerinin çağrısına uyarlar ve salatı ikame ederler. Onlar, işlerini birbirlerine şura ile yaparlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

47/38  İşte siz böylesiniz. Allah yolunda infak etmeye çağrılırsınız ancak sizden bir kısmınız cimrilik yapar. Kim cimrilik yaparsa, aslında kendi aleyhinde cimrilik yapmış olur. Allah zengindir, siz ise yoksulsunuz. Eğer yüz çevirirseniz, sizin yerinize başka bir halk getirir. Onlar sizin gibi olmazlar.

57/7   Allah'a ve Resul'üne iman edin. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine infak edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine infak edenler için büyük ödül vardır.

57/10  Size ne oluyor ki, göklerin ve yerin son sahipliği Allah'ın olduğu halde, Allah'ın yolunda infak etmiyorsunuz? Sizden, fetihten önce Allah yolunda infak eden ve savaşanla, fetihten sonrainfak eden ve savaşan bir değildir. Onlar daha üstün derece sahibidirler. Allah, hepsine "en iyiyi" söz verdi. Allah, Yaptıklarınızdan En İyi Haberdar Olandır.

63/10  Herhangi birinize ölüm gelip çatıp da "Rabb'im! Ölümümü yakın bir zamana kadar ertelesen de böylece ben de sadaka versem ve iyilerden olsam." demezden önce,  size rızık olarak verdiklerimizdeninfak edin.                  

*sadaka kelimesi ayette yok                                                                         

64/16  Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takva sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.                                                                                                    

                                                                                                                                                                                                                                                     

İnfak özet :

 

 

2/3       İnfak edenler iman eden, gayba inanan ve salatı ikame edenlermiş. Yani takvalı olan kimseler.                                                                                                                   

2/3       İnfak ancak Yüce Allah'ın kişiye rızık olarak verdiklerinden olmalıdır.                                                                                                               

2/195    Allah yolunda harcama da bir infak çeşididir diyebiliriz.                                                                                                            

2/195    İnfak Allah'ın gösterdiği yolda, Allah'ın gösterdiği yol ile yapılmalıdır.                                                                                                                

2/215    İnfak edilecek şey hayırdan olmalıdır                                                                                                             

2/215    İnfak verilecek kimseler, anne, baba, yakınlık sahipleri, yetimler, miskinler ve yolun oğludur.                                                                                                                     

2/219    İnfak affetiklerimizden, bağışladıklarımızdan verilir.                                                                                                                 

2/261    İnfak Allah younda yapılırsa, Yüce Allah karşılığını 1 e 700 veriyor.                                                                                                                 

2/262    İnfak Allah yolunda yapılmasında ki kriterler, infakı alana eziyet olmaması ve minnete tabi olmamasını sağlamaktır.                                                                                                             

2/262    Kutsal kitap öğretilerine göre infak edenler ecirlerini Allah katında kesinlikle alacaklar.                                                                                                             

2/262    Kutsal kitap öğretilerine göre infak edenler için korku ve hüzün olmayacak.                                                                                                                 

2/264    İnfak gösteriş için yapılmaz, yapılırsa ecir boşa gider.                                                                                                             

2/264    İnfak Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerin özelliklerindendir. Bu kimseler ecirlerini Allah katında bulacaklar.                                                                                                                    

2/264    Gösteriş için yapılan, Allah'a iman etmeden ve ahiret gününe iman etmeden yapılan infak boşa gidecektir.                                                                                                             

2/265    İnfak ancak Allah rızasını gözeterek verilmelidir.                                                                                                         

2/267    İnfak kazandıklarımızdan verilir, kendimiz için iyi görmediğimiz, kendimize layık görmediğimiz hiçbir şey infak edilmez.                                                                                                            

2/270    İnfak edildiğinde elbette her şeyi bilen bunu da bilir.                                                                                                                

2/272    İnfak hayırdan yapılır. Hayır olan birşeyden yapılır.                                                                                                                 

2/272    İnfak insanın kendi nefsi içindir.                                                                                                          

2/272    Allah'ın yüzünü arama dışında her hangi bir sebep için infak edilmez, ancak bu şekile ki infak tamamlanır.                                                                                                                   

2/273    İnfak fakirler, fukaralar ve Allah yolunda kuşatılmışlar içindir.                                                                                                               

2/274    İnfak gece ve gündüz yapılabileceği gibi, gizli veya çık  da yapılabilir.                                                                                                              

3/92     İnsan sevdiği şeyden infak etmedikçe asla erdemliliğe ulaşamaz                                                                                                                     

3/134    İnfak bolluktada, darlıktada yapılmalıdır.                                                                                                         

3/134    İnfak muhsin olanın yapacağı bir şeydir ve Yüce Allah muhsini sever.                                                                                                              

4/38,39 Gösteriş için infak eden, Allah'a ve ahiret gününr iman etmeyen artık şeytanla yakın arkadaş olur, birleşir, bağlanır.                                                                                                           

5/64     Yüce Allah'da infak eder.                                                                                                                    

8/36     Kafirler infak ederler ve edecekler insanları Allah yolundan döndürmek için. Fakat bu infakları ancak hüsran olacak, yenilecekler ve yerleri cehennem olacak.                                                                                                          

8/60     Allah yolunda yapılan infaklar, Yüce Allah tarafından tamamlanır.                                                                                                                    

9/53     Fasıklardan yaptıkları infak ister isteyerek isterse de istemeyerek olsun asla kabul edilmeyecek.                                                                                                             

9/53     İnfakların kabul edilmemesinin sebebi Allah'a ve resulüne kafirlik edilmiş olması, salata gelinmemesi veya gelinsede üşenerek ve umursamadan gelinmeleri ve infakı istemeden yapmalarıdır.                                                                                                             

9/91     İşaret savaş zamanı olarak gelir, bu zamanda zaaflılar, marazlılar ve verecek şeyi olmayanların samimi ve içten olmaları durumunda infak etmemelirinde sakınca yoktur.                                                                                                            

25/67    İnfak ederken israf da edilmez, cimrilikte.                                                                                                                   

                                                                                                                                 

                                                                                                                                         

AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR

 

2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.

4Efendi, komuta eden.

5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).

6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.  

8Bilen.

20Bağışlayan.

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.

29Saptıran, bozan, uzaklaştıran her şey için kullanılan bir kavramdır. En büyük şeytân İblîs'tir. Onun soyları olan, paralel evrenden kalp ve beyin hücrelerimize kuantum seviyesinde fısıldayarak insanları saptıran cinler de bir şeytândır. İnsanlardan bir kimse de şeytân olabilir. Haktan/gerçekten saptırmışsa; doğru olanı bozmuşsa, doğrudan uzaklaştırmışsa o şey Kur'an'a göre şeytândır. Kur'an'dan saptıran, Kur'an'ı anlamını bozan söylenti/hadis kitapları da birer şeytândır. Güneş'ten çıkan kozmik parçacıklar da DNA gibi organik molekülleri bozduğu için Rabbimiz tarafından şeytanlar olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle geçtiği ayete göre anlam verilmelidir.

38Sapkın, doğru yoldan çıkan.

41İşiten.

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

62Bilinmeyen, görünmeyen, gizli, saklı.

106Zengin.

107En yüce övgüye/methedilmeye değer.

113Açlık sınırında yaşayan.

114Yargılama esnasında araya girip müdahale etmek. Şefâat kavramı şeytânın en büyük aldatmacasıdır. Şefâatin tamamı Yüce Allah'a aittir. O'nun astından şefâatçiler ummak/beklenti içine girmek şirktir. Müşriklerin yani Yüce Allah'a ortak koşan kimselerin ortak özelliklerinden bir tanesi Yüce Allah'ın katında/indinde Yüce Allah'ın astından şeyleri şefâatçiler olarak beklemektir (10:18). Peygamberlerin, ölmüş insanların, şeyhlerin, imamların ahirette şefâatçiler olacağına iman etmek büyük bir şirktir ve affı yoktur.

130Her türlü yakınlık sahibi. Soy yakınlığı, mekan yakınlığı vb.

131Anne veya babanın en az birisinden yoksun olan. Kendi geçimini sağlayacak güce ve akla henüz ulaşmamış olan çocuk. 

138Örten, gizleyen. Mayalı. Aklı devre dışı bırakan her şey. Sadece alkolle kısıtlı değildir.  

142O insana/insanlara ilgi-alaka gösterme, kale alma, dikkate alma, ilgiyle takip etme, üzerlerine titreme.

148Kıyam günü/dönemi/evresi. Yaratılış özelliğinin dikilmesi/ayağa kalkması; insanın yaratılış özelliği olan beynin (bedenle veya bedensiz)

dikilmesi/ayağa kalkması. Ahiret evreninde bilincin avatar bedene yüklenmesiyle aktive olduğu, dirildiği gün/dönem/evre. 

182Doğrular, dürüstler.

201Benlik, kişilik, öz varlık.

226Deklere etmek, bildirmek, belli etmek, ifade etmek.

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır.

265Hak/gerçek olmadığı halde yalanla, yanlışla, hileyle, aldatmayla, manipülasyonla, yanlış yönlendirmeyle kargaşaya, karışıklığa neden olmak.

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır. 

280Uğursuz bırakmak. Yüce Allah'ın lanet etmesi hak etmiş kimseleri rahmetinden uzak tutmasıdır. Rahmetten uzak kalmak tüm uğursuzluklarla karşılaşmak demektir. Bu kimseler bir göz aydınlığı, mutluluk ve huzur asla göremezler.  

294Güzel işler yapan, güzelleştiren.

295Sadece Tevrat'a tabi olan kimselerle birlikte sonrasında Tevrat'ı bırakıp da Talmud kitaplarına tabi olmuş tüm Yahudiler. Tek tanrıcı ve müşrik tüm Yahudiler.

297Genişleten, enginleştiren, hacim kazandırarak büyüten.

336Tek tanrıcı, monoteist inanç öğretisi yolu. Kutsal kitapların öğretilerinin yolu. Sadece Kur'an öğretileri.

354Evsiz barksız olan.

357Aklı kullanarak derinlemesine fikir/akıl/mantık yürütmek.

358Affetmek, bağışlamak.

359Kumar, şans oyunları. Kelimenin anlamı 'kolay/zor olmayan' olduğu için daha geniş anlamda kolay/emeksiz kazanç getiren her şeyi kapsar. 

373Aşkın, her şeyden daha üstün, daha yüksek.

378Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi. Kamu yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır. (2:271 ve 2:263)

379Bitki örtüsünün yoğunluğundan örtülmüş, gizlenmiş bahçe.

396Mağfiret dilemek, suçlarının bağışlanmasını dilemek.

397Fecr, tan yeri, şafak, tam karanlığın Güneş'in ilk ışıklarıyla aydınlanmaya başlamasından Güneş'in kendisinin doğması öncesine kadar geçen zaman.

Seher vakti sabah salatı vaktidir. Salat bitiminde Yüce Allah'tan bağışlanma dilemek gereklidir.

398Yetinmek. Yüce Allah'ın fazlından/lütfundan aranma/bakınma sonrası Yüce Allah'ın bahşettikleriyle yetinmek. Elindekinden hoşnut olma durumu, yeter bulmak.

418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.  

422Kâfirlik etmek. Gerçeği/hakkı örtüp gizlemek.

442Azgınlık, sınırı aşma, sınırı çiğneme, taşkınlık, tiranlık, despotluk. Din konusunda ise kutsal kitapların hükümlerinin dışına çıkma, kutsal kitaplardan taşma, kutsal kitapların çizdiği hükümleri çiğnemedir. Tevrat'ın tâğûtu Talmud'tur. Kur'an'ın tâğûtu ise hadis kitaplarıdır.

444İnsanın ruhsal olgunluğu, iyi ahlaklı, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı; fazilet.

500Boşanma darbesini vurun. Boşanma darbesini öne sürün. 'Darp' 'vurmak' kelimesi Arapçada en çok anlama gelen kelimelerden bir tanesidir. Türkçeye de benzer örnekler geçmiştir. Birine vurulmak (aşık olmak). pişkinliğe vurmak (çıkarı için kötü bir davranışa veya söze aldırmamak), dem vurmak (o konuya atıfta bulunmak ) gibi örnekler verilebilir. Yüce Allah şerefli Kur'an'da bir misal/benzer örnek vermeyi/öne sürmeyi de 'bir misal darp etmek' olarak bildirmektedir. Anlarız ki kadına bir darbe vurulacaktır; kadına bir darbe öne sürülecektir.  Bu da artık son çare/darbe olan boşanma darbesidir.

501Ayakta duran, dikelip kol kanat geren, evin direği. 

502Her şeyin ötesinde büyük.

572Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.

653Öğüt vermek, uyarmak, nasihat etmek, bir fikri aşılamak.

697İstemeyerek, istemeye istemeye, gönülsüz olarak, tiksinerek, iğrenerek.

700Yüce Allah'ın mesajı olan sadece Kur'an. Yüce Allah'la resûllerinin arası asla ayrılamaz. Muhammed resûl kendisine şerefli elçi aracılığıyla indirilen Yüce Allah'ın mesajını direkt olarak okumuştur. Resûl olarak okuduğu ayetler Yüce Allah'ı temsil ettiği için Allah ve resûlü denildiğinde sadece Kur'an anlarız. Kur'an'ın hükümleri anlarız.

772Kelime anlamı olarak açıkça/hatasız şekilde sesle ifade etmek, açık ve berrak şekilde söylemek/deklere etmek, ortaya koymak, bilinir etmek 

demektir. Araplar olarak bilinen insanları işaret eder. Çöl bedevileri olarak da bilinirler. Arap kavmi/toplumu da İsrailoğulları gibi Nûh'un soyundan gelmiştir.

774Ertelenmiş, geriye bırakılmış, ötelenmiş, final, son, en uç. Diriliş ve din günüyle (yargılamanın dinden yani sadece Kur'an'dan yapılacağı gün)

 birlikte cennetleri ve cehennemi kapsayan evre/dönem.

777Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik.

820Ödül, mükafat.

 

 

 

EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.