BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
EN / DAHA / BÜYÜK
Yüce Rabb'imizin bize verdiği öğütlerden, bahsettiği
şeylerden bazılarına daha bir dikkat etmemiz gerektiğine dair işaretler
vermektedir Şerefli Kur'an'ımızda. Bunlardan bahsederken şu bundan daha
büyüktür, en güzeli şöyledir, şu daha iyidir, bu daha kötüdür, şu şey veya şu
insan bundan daha değerli veya değersizdir v.s. gibi bizleri uyarır, mesajlar
verir. Ne neyden veya kim kimden yada hangi ceza veya ödül birbirinden dahadır,
endir, büyüktür daha iyi kavrayalım istedim.
Bu ve bunun gibi Yüce Rabb'imin daha bir önemli olduğuna
veya birinin/birşeyin daha, en, büyük olduğuna dair işaretlerini verdiğini
düşündüğüm ayetleri bir araya toplayıp bunlara dikkat çekerek, bizlerinde belki
bu ayetler ışığında nelere daha fazla önem vermemiz gerektiği konusunda fikir
ediniriz diye düşündüm.
Yalnız yanlış anlaşılmasın. Şerefli Kur'an'ımızın her bir
harfi, kelimesi, cümlesi Allah kelamdır ve aynı derecede önem taşır. Ben sadece
bazı konulara sanki Yüce Allah bir tık daha dikkat edilmesi gerektiğini söyledi
düşüncesi ve çıkarımımla bu çalışmayı yapma gereği duydum.
Bu ve bunun gibi Rabb'imin daha bir önemli olduğuna dair
işaretlerini verdiğini düşündüğüm ayetleri Yüce Allah'ın izni ve dilemesi ile
alalım, okuyalım, akledelim, Yüce Allah furkan nasip ederse o zaman yukarıda
izah ettiğim şekildeki düşünce tarzım doğrumu yoksa yanlış mı herkes kendi
karar verebilir.
Çalışmaya başlamadan daha önce belirttiğim bir hususu
tekrar belirtmek durumundayım.
Çevirilerde daha önce bahsettiğimiz gibi hayrun kelimesini daha diye ekliyerek çevirmişler. Yani
hayırlıdır veya sevaptır v.s. olması gerekirken daha
hayırlıdır, daha sevaptır v.s. diye
çevirmişler. Çevirilere müdahale etmedim ama kesinlikle de katılmadığımı bir
kez daha belirtmek isterim. Hayrun kelimesinde daha anlamı yoktur.
Bu çalışmaya özel olarak, olmaması gereken fazladan yazılan
daha kelimelerini işaretlemeye çalışıcam.
Okurken dikkat edin lüfen.
Bazen daha eklendiğinde
sıkıntı olmayan ayetler olduğu gibi, daha kelimesi eklendiğinde anlamının aşırı
değiştiğini, çok ciddi yanlış anlam sonuçlarına yol açtığını hatta belki de
şirk sayılabilecek bir günah olabileceği kanaatindeyim.
Ayetleri okurken Arapçasına bakıp bu şekilde
anlamlandırılması doğru olacaktır. Neden ısrarla hayrun kelimesinin başına daha ekleyip
de daha hayırlıdır gibisinden çevrilmemesi gerektiğini savunduğumun
açıklamasına da RİBA başlığı altında 2/278 - 2/279 ve 2/280 ayetinin
çalışmasına bakabilirsiniz. 2/184 ayeti ile örnekledim.
Not 1:
Sadece konu ile ilgili ayetleri aldım. Ayette anlaşılmayan noktalar var ise
ayetin öncesini ve/veya sonrasını Şerefli Kur'an'ımızdan lütfen okuyunuz.
***************************
2/197 Hacc, bilinen aylardır. Kim haccı farz
edinirse; o esnada, uygunsuz davranmak, fasıklık yapmak ve kavga etmek yoktur.
Ne hayır işlerseniz Allah onu bilir. Azık edinin. Kuşkusuz azığın en
hayırlısı takvadır. Ey selim akıl sahipleri! Bana karşı takvalı olun!
Hac mevzusu şu an yapılan şekli gibi değildir. Kur'an'da
hac ile ilgili kavramlara baktığımızda ortaya bambaşka bir şey çıkar. Şu an
hacda yapılan ibadet, ibadet değildir. Şirktir. Hac konusunda inşaallah
inceleyeceğiz.
***************************
2/219 Sana hamrın ve şans oyunlarının hükmünü
soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük günah vardır. İnsanlar için
yararları olsa da. Günahları yararlarından daha büyüktür." Sana neyi infak
edeceklerini soruyorlar. De ki: "Afvı." Allah size ayetlerini böylece
açıklamaktadır. Umulur ki düşünürsünüz.
2/220 Dünya ve ahiret hakkında... Bir de sana
öksüzleri soruyorlar. De ki: "Onların hayatlarını düzene sokmak, sahipsiz
bırakmaya gröe *hayırlı olandır." Eğer birlikte yaşayacak olursanız, onlar
sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncu olanla yapıcı olanı ayırt etmesini
bilir. Eğer, Allah dileseydi, sizi zora koşardı. Zira Allah, Çok Güçlü ve Her
Şeye Egemen'dir.
***************************
2/221 İman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyin.
Beğenseniz de mü'min bir emet, müşrik bir kadına göre *hayırlı olandır. İman
etmedikçe, müşrik erkeklerle evlenmeyin. Beğenseniz de abd olan bir Mü'min,
Müşrik bir erkeğe göre hayırlı olandır. Zira onlar ateşe çağırırlar. Allah ise
izni ile Cennet'e ve bağışlanmaya
çağırır. İnsanlara ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.
* 2/220 ve 2/221 ayetlerinde Hayrun kelimesine daha, en
gibi ekleme yapılmadan çevrilmiş. Demek ki oluyormuş ::))
***************************
2/271 Sadakaları açıktan vermeniz güzeldir. Ancak
fakirlere yapacağınız yardımı gizliden yaparsanız bu sizin için *daha hayırlıdır.
Bu, kötülüklerinizin bir kısmının kapanmasını sağlar. Allah yaptığınız her
şeyden haberdardır.
* Bu ayette de daha eklenmiş. Yukarıda belirttiğim gibi
olmaması gereken daha, en gibi eklemeleri
işaretleyeceğim. Çevirilerde değişiklik yapmayacağım. Ona göre bakarsınız. Her
ikisinden de çeviri anlamında örneklemiş oldum (Normal kullanılmaması gereken
hali ve kullanılmaması gerekirken kullanılan hali).
Bir kez daha belirteyim. Hayırlı anlamına gelen hayrun kelimesine daha
eklenerek anlamı kuvvetlendirme çabası, bazı ayetlerde mana bozukluğuna, eylem
yanlışlığına yol açacaktır. Yüce Allah'ın bize verdiği mesajın çarpıtılmasına
neden olacaktır. Yukarıda yazdığım neden bu şekilde çevrilmemesi örneğine (riba
çalşmasında) baktıysanız sanırım durum netleşmiştir.
Bu ayet özelinde de konuyu tekrar izah etmem gerektiği
düşüncesindeyim. Sadakaları açıktan vermek güzelmiş. Fakat fakirlere yapılacak
yardımı gizliden yaparsak da hayırlıymış. Konuyu biraz açalım. Tabii ki Kur'an
bütünlüğünü içinde. Sadakaları açıktan verdik. Sadaka ihtiyacı olana bir
yardımdır. Açıktan vermek demek birine yaptığın yardımı gizlememek demektir.
Yalnız dikkat, bu gizlememe yardım yapılanı rencide edecek hiçbir şekilde
olmamalı (verdiğin şeyi o kişiye gözüne sokar gibi söyleyip mahçup etmek v.s.),
aynı zamanda da yardım ettiğini başkasına söylerken kime yardım ettiğini ve
neyi ne kadar verdiğini söylememeli ki büyüklük taslamak, artislik yapmak gibi
olmasın. Açıktan verilen yardım başkasını da birilerine yardım etmeye teşvik
edecek şekilde olmalı ve aynı zamanda yardım edileni rencide etmeden, verdiğin
şeyle de büyüklük taslamadan olmalıdır. Sadakanın açıktan verilmesi demek
budur.
Gizliden yaparsak da bunu Allah görecektir ve bu bizim için
hayırlı olacaktır. Açıktan yapılan hayırsız olacak demek değildir. İkisinin de
karşılığını alıcaz fakat her iki türlü yardımı da Yüce Rabb'imiz teşvik eder.
Çünkü toplumda her iki türlü yardımın da yapılması gerekir. Hem yardıma ihtiyacı
olana yardım edilir hem de durumu olanlar yardım etmeye teşvik edilir. Şimdi bu
bağlamda ayeti sadakaları açıktan vermek güzeldir, ancak gizli yardım etmeniz
sizin için daha hayırlıdır
diye çevirip, hayrun kelimesine
olmayan bir daha
kelimesi eklersek ne olur düşünelim.
Yardım edecek kişi daha
hayırlı olması bakımından direk yardımı gizli yapacaktır. Açıktan bir yardım
olmadığından durumu olan diğer insanları teşvik edici bir proses olmayacaktır. Ayetteki
sadakaları açıktan vermek güzeldir kısmı direk göz ardı edilecektir. Yüce Allah’ın
mesajının bir kısmı es geçilmiş olacaktır. Eğer yardımların hepsinin gizli
olması gerekseydi Yüce Allah bu şekilde söylerdi. Demek ki açıktan da yardım
edilmesi gerekir.
Her iki yoluda bize gösteren Yüce Allah tercihi bize
bırakmıştır. Fakat daha hayırlıdır diye çevirilirse yardım yapacak olan illa ki
daha hayırlı olanı tercih edecektir ki Yüce Allah’ın ilk mesajı ( sadakaların açıktan
verilmesi) önemsizleştirilmiş olur.
Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Yalnız yukarıda riba
çalışmasında ki örnekten bakın dediğim çalışmaya bakabilirseniz orda
işlediğimiz aynı konu olmasına rağmen sonuçları çok daha ciddidir.
***************************
2/280 Eğer borçlu dardaysa ona ödemede kolaylık
sağlayın, eğer alacağınızı bağışlarsanız, bunun sizin için daha hayırlı olduğunu bilin.
3/14 Kadınlara,
çocuklara, yığınlarla altın ve gümüşe, soylu atlara, davarlara ve ekinlere
karşı tutkulu sevgi insanlara cazip gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının
geçimlikleridir. Oysa asıl iyi olan sonuç Allah'ın yanındadır.
3/15 De
ki: "Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için,
Rabb'lerinin katında, içinde sürekli kalacakları, içinden nehirlerin aktığı
Cennetler, arındırılmış eşler ve Allah'ın rızası vardır." Kuşkusuz, Allah,
kullarını Hakkıyla Gören'dir.
3/157 Eğer Allah yolunda ölür veya öldürülürseniz,
Allah'tan size bir bağışlama ve bir rahmet vardır. Bilin ki bu, insanların
toplayacakları her şeyden daha hayırlıdır.
3/172 Yaralanmalarına rağmen, Allah ve Resul'ünün
davetine uyanlar, iyilik yapanlar ve Allah için takvalı olanlar için çok
değerli bir karşılık vardır.
3/176 Küfrde yarışanlar, seni üzmesin. Çünkü onlar,
Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah, onları ahirette nasipsiz bırakmak
istiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardır.
3/179 Allah, tayyib olanı habis olandan ayırmadan;
Mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, sizi gaipten
haberdar edecek de değildir. Ancak Allah, resullerinden dilediğini seçer. O
halde, Allah'a ve resullerine iman edin. Eğer iman edip, takvalı davranırsanız,
sizin için büyük bir ödül vardır.
3/195 Ve Rabb'leri, onlara cevap verdi: "Ben,
sizden; erkek olsun, kadın olsun -ki hepiniz birbirinizdensiniz- iyi şeyler
yapanların yaptıklarının karşılığını boşa çıkarmam. Onlar ki benim yolumda
hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar
ve öldürülenlerdir. İşte bunların kötülüklerini örterim. Onların yaptıklarının
karşılığı Allah'ın yanındadır. Kuşkusuz, onları içinden nehirler akan
Cennetlere koyacağım. Karşılıkların en iyisi, Allah katındadır."
3/198 Fakat Rabb'lerine karşı gelmekten sakınan
kimseler için, içinden ırmaklar akan Cennetler vardır. Onlar, orada sürekli
kalıcıdırlar. Bu, Allah katından bir konaklamadır. İyi kimseler için, Allah
katında olan daha hayırlıdır.
4/13 İşte
bunlar, Allah'ın yasalarıdır. Kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse, onu
içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacak, orada sürekli olarak kalacaktır. İşte
büyük başarı budur.
4/40 Allah,
zerre kadar haksızlık yapmaz. Yaptığınız iyiliği kat kat arttırır ve kendinden
büyük bir ödül verir.
4/58 Allah,
emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle
hükmetmenizi buyurmaktadır. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor.
Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
4/74 Öyleyse,
ahiret hayatını dünya hayatına tercih edenler, Allah yolunda savaşsınlar. Kim,
Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, Biz, ona ileride büyük
bir karşılık vereceğiz.
4/77 Görmez
misin kimseleri? Denildi onlara; çekin ellerinizi; ve dikin/ayağa kaldırın
salâtı5; ve verin zekâtı10; öyle ki ne zaman yazıldı onlara savaş; o zaman bir
fırka/bir bölük onlardan haşyet53 duyar insanlara; haşyet53 duyar
gibi Allah'a; ya da daha şiddetli bir haşyet53 duyma; ve dediler:
“Rabbimiz4! Niçin yazdın bize savaş? Keşke tehir etseydin/erteleseydin bizi
yakın bir ecele/bir süreye”; de ki: “Dünya metası54 azdır; ve ahiret
hayırlıdır; kimse için; takvalı21 oldu; ve zulmedilmez sizlere bir
fitil/bir sicim137 (kadar).
4/84 O
halde, sen, Allah yolunda savaş. Çünkü sen, ancak kendinden sorumlusun.
İnananları da teşvik et. Umulur ki Allah Kafirlerin baskısını kırar. Çünkü
Allah'ın baskısı daha güçlüdür. Cezalandırması daha şiddetlidir.
4/114 Hak gözetmeyi, iyi şeyler yapmayı ve,
insanların arasını düzeltmeyi isteyenlerin görüşmeleri hariç, onların gizli
görüşmelerinde bir hayır yoktur. Kim bunları yalnızca Allah'ın rızasını
kazanmak için yaparsa, ileride ona büyük bir ödül vereceğiz.
4/122 İman edip, salihatı yapanları, içinde
kesintisiz ve ebedi olarak kalacakları, altlarından ırmaklar akan Cennetlere
koyacağız. Allah'ın verdiği söz hakikattir. Allah'tan daha doğru sözlü kim
olabilir?
4/146 Ancak tevbe edip, kendilerini düzeltenler,
Allah'ın buyruklarına sımsıkı sarılanlar, dinlerini yalnızca Allah'a has
kılanlar hariç. İşte bunlar, Mü'minlerle beraberdirler. Allah, zamanı
geldiğinde, Mü'minlere büyük bir ödül verecektir.
4/162 Fakat onlardan ilimde kök salanlar; ve
müminler27; iman47 ederler sana indirilene ve senden önce indirilene; ve
dikenlerdir/ayağa kaldıranlardır salâtı5; ve verenlerdir zekâtı10; ve
iman47 edenlerdir Allah'a ve ahiret gününe; işte bunlar;
getireceğiz/vereceğiz onlara bir büyük ecir/karşılık.
4/171 Ey ehli kitap135! Sınırı aşmayın dininizde; ve
demeyin Allah üzerine hak/gerçek dışında; ancak ki Mesih Îsa; Meryem oğlu;
resulüdür/elçisidir Allah'ın; ve kelimesidir O’nun (Allah’ın); attı onu
Meryem'e doğru; ve bir ruh O'ndan (Allah’tan); öyle ki iman47 edin Allah'a
ve resullerine/elçilerine O’nun; ve demeyin "üç";
yasaklayın/engelleyin bir hayır/iyilik (olarak) sizlere; ancak ki Allah bir
tek ilâhtır74; Subhân'dır7 O; ki olmaz O’na bir çocuk; O'nadır göklerde
olan ve yerde olan; ve kafî geldi/yetti Allah bir vekîl (olarak).
5/9 Allah,
iman edip salihatı yapanlara söz verdi, onlar için bağışlanma ve büyük bir
karşılık vardır.
5/60 De
ki: Allah'ın katında ceza olarak bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi?
Allah'ın lanet ettiği, gazabına uğrattığı ve onlardan maymunlar, domuzlar ve
tağuta kulluk eden kimseler yapmışsa, işte bunlar, durumları bakımından en kötü
olan ve doğru yoldan sapmış olanlardır.
5/119 Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara
fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı
Cennetler vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan
razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.
6/32 Dünya
hayatı, bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, takva
ehli olanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı
kullanmayacak mısınız?
7/26 Ey
âdemoğulları! Muhakkak indirdik sizlere bir elbise; örter ayıp olan cinsel
organ bölgelerinizi; ve bir süs; ve takva21 elbisesi; işte bu; hayırlıdır;
işte bu; ayetlerindendir Allah'ın; belki onlar düşünüp öğüt alırlar.
7/85 Medyen'e
de kardeşleri Şuayb'ı. Dedi ki: "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin
için O'ndan başka ilah yoktur. Rabb'inizden size bir beyyinat gelmiştir. Ölçüyü
ve tartıyı tam yapın. İnsanlara mallarını eksik vermeyin. Düzeltildikten sonra
yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; eğer mü'minler iseniz bu, sizin için hayırlı
olandır."
7/169 Onların yerine Kitap'a mirasçı olanlar, nasıl
olsa bağışlanacağız diyerek dünyanın geçici menfaatlerini tercih ettiler;
kendilerine buna benzer şeyler gelse, onu da tercih ederler. Onlardan, Kitap'a
bağlı kalacaklarına ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyeceklerine dair söz
alınmamış mıydı? Oysaki onlar, o Kitap'ta olanı okumuşlardı. Ahiret yurdu takva
sahibi olanlar için daha hayırlıdır. Hala akletmeyecek misiniz?
8/22 Allah
katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve
dilsizlerdir.
8/28 Bilin
ki mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir. Kuşkusuz Allah'ın yanında
çok büyük ödül vardır.
8/55 Allah
katında canlıların en şerlisi, Kafirlerdir. Artık onlar inanmazlar;
8/70 Ey
Nebi! Elinizdeki esirlere de ki: "Eğer Allah kalplerinizde bir hayır
olduğunu bilirse, size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi
bağışlar." Allah'ın Rahmeti Bol'dur, Kesintisiz'dir.
9/3 Bu
Allah ve Resul'ünden; Hacc-ı Ekber gününde, insanlara bir duyurudur. Allah ve
Resul'ü müşriklerden uzaktır. Ey müşrikler! Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için
hayırlı olandır. Eğer yüz çevirirseniz, iyi bilin ki Allah'ı aciz bırakacak
değilsiniz. Kafirleri can yakıcı bir azaptan haberdar et.
9/13 Antlarını
bozup, Resul'ü yurdundan çıkarmaya karar veren ve size karşı saldırıya ilk
geçen bir halkla savaşmaz mısınız? Yoksa onlara huşu duyuyorsunuz? Eğer
gerçekten inananlar iseniz, Allah'a daha çok huşu duymanız gerektiğini
bilmelisiniz.
9/20 İman
edip, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenlerin, Allah
katında dereceleri daha üstündür. İşte onlar kazançlı olanlardır.
9/22 Onlar,
orada sürekli kalıcıdırlar. Kuşkusuz büyük ödül Allah katındadır.
9/38 Ey
iman edenler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda seferber olun denildiği zaman,
işi ağırdan aldınız. Yoksa ahiret hayatı yerine dünya hayatını mı tercih
etiniz. Ama ahiret hayatının yanında dünya hayatının değeri pek azdır.
9/41 Ağır
ve hafif her türlü savaş araç gereçleriyle seferber olun. Mallarınızla ve
canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
9/62 Sizi
hoşnut etmek için, Allah'a yemin ediyorlar. Oysaki gerçekten inanıyorlarsa,
Allah ve Resulü hoşnut edilmeye daha layıktır.
9/63 Bilmediler mi ki: Kim Allah'a ve Resulüne
karşı haddi aşarsa, onun için, içinde sürekli kalacağı Cehennem ateşi vardır.
İşte bu, büyük rezilliktir.
9/72 Allah,
mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, içinden ırmaklar akan, içinde sürekli
kalacakları Cennetler ve Adn Cennetlerinde temiz yerleşim yerleri söz verdi.
Allah'ın razı olması ise daha büyüktür. İşte büyük başarı budur.
9/81 Allah'ın
Resulüne muhalefet ederek geride kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler.
Mallarıyla, canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar. Bir de, "Bu sıcakta
savaşa çıkmayın." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha
sıcaktır." Keşke anlasalardı!
9/89 Allah,
onlar için içinden ırmaklar akan, içinde süresiz kalacakları Cennetler
hazırlamıştır. İşte büyük başarı budur.
9/111 Allah, kendi yolunda savaşarak ölen ve öldüren
mü'minlerin; canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın almıştır. Bu,
Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da gerçek olan bir söz vermedir. Allah'tan daha
iyi sözünde duran kim olabilir? O halde, O'nunla yapmış olduğunuz bu
alışverişten dolayı sevinin. İşte büyük başarı budur.
9/121 Büyük veya küçük, yaptıkları her yardım ve
güçlük içinde aştıkları her vadi, kendilerine yazılacaktır. Allah,
yaptıklarından daha iyisiyle kendilerini ödüllendirecektir.
10/26 İyi ve güzel davrananlar için daha güzeli ve
fazlası var. Onların, yüzleri ne kararır ne de hor görülmekten kızarır. Onlar,
Cennet halkıdır. Orada sürekli kalıcıdırlar.
10/58 De ki: "Allah'ın fazlı ve rahmetiyle
gönül huzuruna kavuşsunlar. Bu onların toplayıp biriktirdiklerinden daha
hayırlıdır."
10/64 Onlar için dünya hayatında da ahirette de
müjdeler vardır. Allah'ın kelimelerinde asla bir değişiklik olmaz. İşte en
büyük başarı budur.
11/22 Onlar ahirette en büyük kayba uğrayanlardır.
11/86 Eğer mü'minler iseniz, Allah'ın bıraktığı
sizin için hayırlı olandır. Yoksa ben, gözetleyiciniz değilim."
11/102 İşte
Rabb'in, zulmeden kentleri cezalandırdığı zaman, böyle cezalandırır. O'nun
cezası çok acı verici ve çok şiddetlidir.
12/39 "Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı rabler
mi daha hayırlıdır, yoksa Kahhar olan tek
Allah mı?"
12/57 Ancak iman eden ve takva sahibi olan kimseler
için ahiretteki ödül hayırlı olandır.
13/18 Rabb'lerinin çağrısına uyanlar için, en iyi
karşılık vardır. O'na uymayanlar ise, yeryüzünde bulunanların tamamı ve bir o
kadarı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini karşılık olarak
verirlerdi. Hesabın kötüsü onlar içindir. Varacakları yer Cehennem'dir. O ne
kötü bir yataktır.
13/24 "Sabretmeniz nedeniyle size selam olsun.
Dünya yurdunun sonu ne güzeldir."
13/34 Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret
azabı ise daha zordur. Onları Allah'ın azabından koruyabilecek bir koruyucuları
da yoktur.
16/30 Ve takva sahiplerine: "Rabb'inizin
indirdiği şey nedir?" denildi. "İyilik." dediler. Bu dünyada,
iyilik yapanlar için iyilik vardır. Ve elbette ahiret yurdu daha
hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.
16/41 Zulme uğramalarından sonra, Allah yolunda
hicret eden kimseleri, kesinlikle dünyada iyi bir yere yerleştiririz. Ahiret
ödülü ise daha büyüktür. Keşke hicretten geri kalanlar bunu bilselerdi!
16/95 Allah'ın ahdini, küçük bir çıkara
değiştirmeyin. Şayet bilirseniz, Allah'ın yanındaki ödülünüz daha iyidir.
16/96 Sizin yanınızda olan şeyler tükenir, Allah'ın
yanında olan şeyler ise tükenmez. Sabredenlere, ödüllerini yaptıkları şeylerin
karşılığı olarak en iyi şekilde vereceğiz.
16/97 Erkek ve kadın, mü'min olarak kim salihatı
yaparsa, ona hoş, temiz bir hayat yaşatırız. Kesinlikle yaptıklarının
karşılığını daha iyisiyle veririz.
16/106 Kalbi iman ile yatışmış olduğu halde, -baskı
ile inkara zorlanan kimse hariç- kim imanından sonra Allah'ı küfrederse ve kim
küfre göğüs açarsa, bilsin ki Allah'ın gazabı onların üzerinedir. Bunlar için
büyük bir azap vardır.
16/125 Rabb'inin yoluna, hikmetle ve iyiliği öğütleyerek çağır. Onlarla en iyi şekilde mücadele et. Kuşkusuz Rabb'in, kimin Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; doğru yolda olanları da en iyi O bilir.
16/126 Eğer siz, sert karşılık vermek
zorunda kalırsanız, o zaman onların size verdiği karşılığa orantılı olarak
karşılık verin. Ama sabrederseniz, elbette böyle bir davranış sabredenler için daha hayırlıdır.
17/21 Bak! Onların bir kısmını bir kısmından daha
fazla imkan sahibi kıldık. Elbette ahiret, dereceler ve imkan bakımından da
daha büyüktür.
17/35 Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile
tartın. Hayırlı ve iyi olan budur.
18/2 Dosdoğru
ayakta; uyarması için şiddetli bir perişanlığı/bir üzüntüyü/bir kaygıyı;
katından/indinden; ve müjdeler müminleri27; sâlihât18 yapan
kimseleri; ki onlaradır güzel bir ecir/bir karşılık.
18/15 Şunlar kavmimiz; edindiler O'nun astında
ilahlar; apaçık bir delille/yetkiyle onlara gelmeleri gerekmez mi? Öyle ki, kim
daha zalimdir Allah'a karşı bir yalan iftira atan kimseden.
18/31 İşte onlara Adn Cennetleri vardır. Onların
içinden nehirler akar. Orada, altından bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın
ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel
bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma yeri!
18/44 İşte bu durumda velilik, gerçek olarak
yalnızca Allah'a aittir. O, ödüllendirme bakımından da en hayırlı olandır.
Sonuç bakımından da en hayırlı olandır.
18/46 Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür.
Kalıcı olan iyi işler ise Rabb'inin yanında daha değerlidir. Ümit bağlama yönünden de daha
değerlidir.
18/57 Rabb'inin ayetleriyle öğüt verildiği zaman onu
dikkate almayan ve yapıp ettiklerini önemsemeyen kimseden daha haksız kim
vardır? Biz, böylelerinin kalplerinin üzerine, gerçeği düşünüp kavramayı
engelleyen bir örtü, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğruya
yöneltmeye çalışsan da artık asla doğru yola dönmezler.
18/88 Ve iman47 etmiş; ve sâlihât18 yapmış
kimseye gelince; onadır güzel bir ceza63; ve diyeceğiz ona emrimizden kolayını.
18/103 De ki: "Size, yaptıklarından dolayı en
çok kayba uğrayanları haber verelim mi?"
18/104 "Onlar, dünya hayatında iyi işler
yaptıklarını sanırlarken, yaptıkları boşa gitmiş olan kimselerdir."
18/105 İşte onlar, Rabblerinin ayetlerini ve O'na
kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu nedenle onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir.
Artık Kıyamet Günü onlara hiçbir değer vermeyiz.
18/106 Küfretmeleri, ayetlerimi ve resullerimi alaya almaları nedeniyle onların cezaları Cehennem'dir.
18/107 İman edip, salihatı yapanların ikramı
Firdevs Cennetleridir.
18/108 Orada devamlı kalırlar. Asla ayrılmak
istemezler.
19/76 Allah, doğru yola yönelenleri, doğru yola
iletir. Yapılmış iyi ve yararlı işler Rabb'inin yanında hem karşılık bakımından
hem de sonuç bakımından hayırlı olandır.
20/131 Onlardan bazı zümrelere, kendilerini sınamak
için, dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere imrenme. Rabb'inin rızkı
daha hayırlıdır ve kalıcıdır.
21/103 O en büyük dehşet, onları kaygılandırmayacak.
Ve melekler, "İşte bu, size söz verilen gününüzdür." diye onları
karşılayacaklar.
22/30 İşte böyle. Kim Rabb'inin yasaklarına uymada
gerekli özeni gösterirse, bu onun için daha hayırlıdır. Size okunanlar hariç,
diğer hayvanlar helal kılındı. Artık putların pisliğinden kaçının. Yalan sözden
kaçının.
22/72 Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o
Kafirlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu görürsün. Nerede ise kendilerine
ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar.
De ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah'ın
Kafirlere sözüdür. O, ne kötü bir varış yeridir."
23/72 Yoksa onlardan bir karşılık mı bekliyorsun?
Rabbinin vereceği karşılık daha hayırlıdır. O rızıklandıranların en
hayırlısıdır.
24/27 Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere,
sahiplerinin sizi istekle karşılayacaklarından emin olmadan ve selam vermeden
girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.
24/28 Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin
verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer geri dönmeniz istenirse hemen geri
dönün. Bu sizin için daha nezihtir. Allah yaptığınız şeyi hangi amaçla
yaptığınızdan haberdardır.
24/29 Oturulmayan ama yararlanmak için kullanılan
yerlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduğunuz şeyleri de
gizlediğiniz şeyleri de bilir.
24/37 Adamlar (ki); oyalamaz onları ticaret; ve de
alışveriş; zikrinden Allah'ın; ve ikame edenler/dikenler/ayağa kaldıranlar
salâtı5; ve verenler zekâtı10; korkarlar bir günden; ters döner onda kalpler;
ve gözler.
24/38 Yaptıklarına karşılık Allah onlara en iyi
karşılığı verecek ve lütfundan daha fazlasını da verecektir. Ve Allah hak edeni
hesapsız rızıklandırır.
24/60 Evlenme arzusu kalmamış yaşlı kadınların,
cinsiyetlerini teşhir etme amacı gütmeden dış giysilerini çıkarmalarında bir
sakınca yoktur. Sakınmaları daha hayırlıdır. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her
Şeyi Bilen'dir.
25/12 Cehennem onları uzak bir yerden gördüğü zaman,
onun öfkelenmesini ve uğultusunu işittiler.
25/13 Çaresizlik içinde, dar bir yere atıldıkları
zaman orada yok olmak için yakaracaklar.
25/14 Bugün bir kez değil, defalarca yok olmayı
isteyin.
25/15 De ki: "Bu mu daha hayırlıdır,
yoksa takva sahipleri için bir ödül olan, dönüş yeri olarak söz verilen süresiz
Cennet mi?"
25/33 Onların sana verecekleri her örneğe karşılık,
biz sana hakkı en iyi şekilde açıklarız.
25/34 Yüzüstü Cehennem'e toplanacak olanlar; işte
onlar, yerce çok kötü ve yolca çok sapkınlardır.
27/5 Onlar
için azabın kötüsü vardır. Onlar, Hesap Günü'nde en çok ziyana uğrayacak
kimselerdir.
27/89 Kim iyi şeylerle geldiyse, onun için
getirdiğinden daha iyisi vardır. Onlar, İzin Günü dehşetten
güvende olanlardır.
28/60 Size verilen her şey, aslında dünya hayatının
geçimliğidir ve ziynetidir. Allah'ın katında olanlar ise daha hayırlı ve
daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
28/80 İlim verilmiş olanlar: "Size yazıklar
olsun! İnanan ve salihatı yapan kimselere Allah'ın vereceği ödül daha
hayırlıdır. Buna sabredenlerden başkası kavuşamaz." dediler.
29/7 İnanan
ve salihatı yapanların kötülüklerine mutlaka küfrederiz. Ve kesinlikle onlara
yaptıklarından daha iyisi ile karşılık vereceğiz.
29/16 İbrahim, halka: "Allah'a kul olun ve O'na
karşı takva sahibi olun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."
demişti.
29/45 Oku vahyedileni sana kitaptan; ve dik/ayağa
kaldır salâtı5; doğrusu salât5 engeller/men eder fahşâttan81; ve
münkerden82; ve mutlak ki zikri78 Allah'ı en büyüktür; ve Allah bilir
ürettiklerinizi.
30/38 Öyleyse; yakınlara, miskine ve yol oğluna
hakkını ver. Bu, Allah'ın yüzünü dileyenler için daha
hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
31/22 Kim muhsin olarak, tüm varlığı ile Allah'a
yönelirse, işte o, gerçekten en sağlam tutamağa tutunmuştur. İşlerin sonucu
yalnızca Allah'a aittir.
32/22 Rabb'inin ayetleri ile öğütlendiği halde,
ondan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Kuşkusuz Biz, mücrimlere hak
ettikleri cezayı vereceğiz.
33/35 Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min
erkekler ve mü'min kadınlar, adanmış erkekler ve adanmış kadınlar, sadık
erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşulu
erkekler ve huşulu kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar,
saim olan erkekler ve saim olan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve
ırzlarını koruyan kadınlar ve Allah'ı çok zikreden erkekler ve Allah'ı çok
zikreden kadınlar; Allah, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül
hazırlamıştır.
33/71 Ki yaptıklarınızı sizin için düzeltsin,
suçlarınızı bağışlasın. Her kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse en büyük
kurtuluşla kurtuluşa ermiş olur.
34/37 Sizi, Bize yaklaştıracak olan, mallarınız ve
evlatlarınız değildir. İnananlar ve salihatı yapanlar, işte onlara yaptıklarına
karşılık kat kat ödül vardır. Ve onlar, yüksek makamlarda güven içindedirler.
34/39 De ki: "Benim Rabb'im, kullarından
dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. Bir şey infak ettiğiniz
zaman; O, onun karşılığını verir. Ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
35/7 Kafirler
için şiddetli bir azap vardır. İnananlar ve salihatı yapanlar için bağışlanma
ve büyük bir ödül vardır.
35/32 Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere
Kitap'ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan
bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle
hayırlarda önde giderler. İşte büyük fazilet budur.
36/11 Sen ancak Zikir'e uyan ve görmediği halde
Rahman'a haşyet duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesine bağışlanma ve çok
şerefli bir ödülü haber ver.
37/59 "İlk ölümümüzden başka ölüm görmeyecek,
azaba uğratılacaklar da olmayacağız."
37/60 Bu gerçekten en büyük başarıdır.
37/61 Çalışanlar, bunun gibi şeyler için çalışsın.
39/15 Siz de O'nun yanı sıra istediğinize kulluk
edin." De ki: "Asıl kaybedenler, Kıyamet Günü'nde kendilerini ve
yakınlarını kayba uğratacak olanlardır." Dikkat edin! İşte apaçık kayıp
budur.
39/26 Allah, onlara dünya hayatında zilleti
tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı.
39/35 Allah, onların yaptıklarının en kötülerine
kafir olacak; yaptıklarının karşılığında, en iyisiyle karşılık verecek.
39/55 Hiç beklemediğiniz bir anda, size ansızın azap
gelmeden önce, Rabb'inizden size indirilen en iyi olana uyun.
40/9 "Onları
kötülüklerden koru. Ve Sen izin günü kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet
etmiş olursun. İşte bu, büyük kurtuluştur."
40/57 Elbette ki göklerin ve yerin yaratılması,
insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Ama insanların çoğu bu
gerçeği kavramıyorlar.
41/27 Böylesi Kafirlere şiddetli bir azap
tattıracağız. Ve onları yaptıklarının en kötüsü ile kesinlikle
cezalandıracağız.
41/33 Allah'a çağıran, salihatı yapan ve "Ben
Müslüman olanlardanım." diyen kimseden daha iyi sözlü kim vardır?
41/40 Ayetlerimizde saptırma yapanlar, Bize gizli
kalmazlar. O halde Kıyamet Günü ateşe atılan kimse mi yoksa Bize güven içinde
gelenler mi hayırlıdır? Dilediğinizi yapın. Kuşkusuz O, yaptığınız şeyleri en
iyi görendir.
41/52 De ki: "Gördünüz mü? Eğer Kur'an Allah
katından olduğu halde, siz onu inkar ediyor ve tanımıyorsanız; bu durumda,
haktan uzak kalandan daha sapkın kim olabilir?"
42/22 Kazandıkları şeylerle karşı karşıya
geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı
yapanlar da Cennetlerin bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında
istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.
42/36 Size verilen her şey, geçici dünya hayatının
geçimliğidir. İman edip, Rabb'lerine tevekkül edenlere Allah katından verilecek
nimetler daha hayırlıdır ve daha kalıcıdır.
43/32 Rabb'inin rahmetini onlar mı dağıtıyorlar?
Dünya hayatındaki geçimliklerini Biz paylaştırdık. Birbirlerine işlerini
gördürsünler diye onların bir
kısmını bir kısmının üzerine derecelerle yükselttik. Rabb'inin rahmeti onların
biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.
44/56 Orada bir daha ölümü tatmazlar. Onlar Cehennem
azabından korunmuştur.
44/57 Bunlar senin Rabb'inden bir armağandır. İşte
bu, en büyük kurtuluştur.
45/30 İman eden ve salihatı yapan kimseleri Rabbleri
rahmeti ile kuşatacaktır. İşte bu, büyük kurtuluşun ta kendisidir.
47/21 İtaat etmek ve maruf söz söylemektir. Fakat iş
kesinleşince Allah'a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için hayırlı
olan olurdu.
48/5 Mü'min
erkekleri ve mü'min kadınları, içinde sürekli kalmak üzere, içinden nehirler
akan Cennetlere koymak ve kötülüklerini örtmek içindir. İşte Allah'ın yanında
büyük kurtuluş budur.
49/13 Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden
yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi kabilelere ve sülalelere ayırdık.
Allah'ın yanında en kerim olanınız,
en çok takva sahibi olanınızdır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden
Haberdar'dır.
53/31 Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır.
Bu, kötülük yapanların cezalandırılması ve iyilik yapanların daha iyisiyle
ödüllendirilmesi içindir.
54/46 Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. Ve
o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.
57/7 Allah'a
ve Resul'üne inanın. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine yardım
edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine yardım edenler için büyük
ödül vardır.
57/10 Size ne oluyor ki, göklerin ve yerin son
sahipliği Allah'ın olduğu halde, Allah'ın yolunda harcamıyorsunuz? Sizden,
fetihten önce Allah yolunda harcayan ve savaşanla, fetihten sonra harcayan ve
savaşan bir değildir. Onlar daha üstün derece sahibidirler. Allah, hepsine
"en iyiyi" söz verdi. Allah, Yaptıklarınızdan En İyi Haberdar
Olandır.
57/11 Kim ki Allah'a iyi bir ödünç verirse, Allah,
ona karşılığını katlayarak verir. Ve onun için şerefli bir karşılık vardır.
57/12 O gün, mü'min erkekleri ve mü'min kadınları,
nurları önlerinde ve sağlarında olduğu halde koşarlarken göreceksin.
"Bugün müjdeniz; içinde sürekli kalacağınız, içinden ırmaklar akan
Cennetlerdir. İşte bu büyük kurtuluştur."
57/18 Sadaka veren erkeklerin, sadaka veren
kadınların ve Allah'a iyi bir ödünç verenlerin, verdikleri katlanarak geri
ödenir. Ve ayrıca onlar için çok şerefli bir ödül vardır.
61/2 Ey
iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?
61/3 Yapmayacağınız
şeyleri söylemeniz, Allah'ın yanında en nefret edilen şeydir.
61/7 İslam'a
çağrıldığı halde, uydurduğu yalanları Allah'a isnat ederek, iftira edenden daha
zalim kim olabilir? Allah, zalim topluma doğru yolu göstermez.
61/10 Ey iman edenler! Size, can yakıcı bir azaptan
kurtaracak, kazançlı bir ticaretin yolunu göstereyim mi?
61/11 Bu, Allah'a ve Resul'üne iman etmeniz; Allah
yolunda, mallarınızla ve canlarınızla cihad etmenizdir. İşte bu, eğer
bilirseniz sizin için hayırlı olandır.
61/12 Sizin suçlarınızı bağışlar ve sizi içinden
nehirler akan Cennetlere koyar. Ve sizi, Adn Cennetlerinde, hoş meskenlere
yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.
62/9 Ey
iman47 etmiş kimseler; nida edildiğiniz/çağrıldığınız zaman salât108 için
toplanma/cuma günü; öyle ki yürüyün/hareketlenin Allah'ı zikrine78 doğru;
ve bırakın alışverişi; işte bunlarsınız; hayırlıdır sizlere; eğer olduysanız
bilenler.
62/11 Bir kısım insanlar, ticaret ve eğlence görünce,
seni bırakarak ona yönelip gittiler. De ki: "Allah'ın katında olanlar,
eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır ve Allah, rızık verenlerin
en hayırlısıdır."
64/9 Toplanma
günü için sizi bir araya toplayacağı gün, işte o gün aldanma günüdür. Kim
Allah'a iman eder ve salihatı yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu
içinde kesintisiz olarak, sürekli kalacağı, içinden nehirler akan Cennetlere
koyar. İşte bu, büyük kurtuluştur.
64/15 Mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir
fitnedir. Büyük ödül, Allah'ın yanındadır.
64/16 Gücünüz yettiğince Allah karşı takva sahibi
olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. Kim benliğinin
cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
65/5 İşte
bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah için takva sahibi olursa,
onun kötülüklerine kafir olur ve ona yüce, üstün bir ödül verir.
65/11 İman eden ve salihatı yapan kimseleri,
karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, Allah'ın apaçık olan ayetlerini size
okuyan bir Resul gönderdi. Kim, Allah'a iman eder ve salih olanı yaparsa, Allah
onu, içinden ırmaklar akan ve içinde kesintisiz olarak sürekli kalacakları
Cennetlere koyar. Allah, onu en iyi şekilde rızıklandıracaktır.
68/33 İşte azap böyledir. Âhiret azabı ise elbette
daha büyüktür. Keşke bilenlerden olsalardı.
70/41 Onların yerine, kendilerinden daha
hayırlısını getirmeye kesinlikle güç yetirenleriz. Bunu yapmamıza hiçbir güç
engel olamaz.
73/20 Doğrusu Rabbin4 bilir ki sen dikelirsin/ayağa
kalkarsın gecenin171 üçte ikisinden yakınına; ve yarısında onun (gecenin);
ve üçte birinde onun (gecenin); ve bir grup/tayfa (da) seninle birlikte (olan)
kimselerden; ve Allah takdir eder/ölçeklendirir geceyi171 ve gündüzü170;
bildi ki asla sayamazsınız/kapsayamazsınız onu; öyle ki tevbe33 etti
sizlere; öyleyse okuyun/çalışın kolay geleni Kur'an’dan; bildi ki olacak
içinizden hastalar; ve başkaları, darp ederler/vururlar (ayakları) yerde/yeryüzünde;
aranırlar/bakınırlar fazlından/lütfundan Allah'ın; ve başkaları,
katlederler35 Allah yolunda; öyleyse
okuyun/çalışın kolay geleni ondan (Kur’an’dan); ve dikin/ayağa kaldırın
salâtı5; ve verin zekâtı10; ve borç verin123 Allah'a; güzel bir borç123; ve taktim
ettikleriniz/verdikleriniz hayırdan kendi nefsiniz içindir; bulursunuz onu
Allah’ın indinde/katında; o (borç) hayırlıdır; ve en büyük bir
ecirdir/karşılıktır; ve mağfiret/bağışlanma dileyin Allah'tan; doğrusu Allah
Gafûr'dur20; Rahîm'dir2.
***************************
74/35 Kuşkusuz *o en büyüklerden biridir.
74/36 Beşer için uyarıcıdır;
85/11 İnanan ve salihatı yapanlar için içinden
nehirler akan Cennetler vardır. İşte bu, büyük kurtuluştur.
87/16 Ne
var ki siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
87/17 Oysaki ahiret hayatı daha
hayırlı ve daha kalıcıdır.
88/21 Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
88/22 Kimseyi zorla inandıracak değilsin.
88/23 Ancak kim yüz çevirir ve Kafir olursa,
88/24 Allah, ona en büyük azapla azap eder.
***************************
97/3 Kad'r
gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
Bin ay Kur'an'ın önemini vurgulamak için kullanılmış bir ifadedir. Kadr gecesi Kur'an indirilmeye başlanmıştır. Bu gece dünya hayatında sadece bir kere olmuştur. Her yıl tekrarlanan bir şey değildir. Bu geceyi önemli yapanda Kur'an'ın indirilmeye başlanmasıdır. Bu gece sadece o (Kur'an inmeye başladığı) gece idi. Kadr gecesi önemini Kur'an'ın indirilmeye başlamasından alır. Her yıl aynı önemi taşıyan bir gece yani kadr gecesi yoktur. Bu gece ile ilgili tüm hurafeler o gece günahlar bağışlanır gibi (Kur'anda olmayan tüm bilgi) uydurmadır, İslamda yeri yoktur.
***************************
98/6 Kitap
Ehli'nden gerçeği yalanlayan nankörler ve müşrikler, içinde sürekli kalmak
üzere Cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların şerlileridirler.
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut
bulduran.
4Efendi, komuta eden.
5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması.
Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve
sabah salâtı (havanın halen tam
karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).
7Tüm isimlerini/sıfatlarını tecelli ettiren.
10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme.
Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan
payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca
göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri
döndürülür.
18Düzeltici-iyileştirici-barışa
yönelik işler.
20Bağışlayan.
21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut
olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak
durmayı işaret eder.
27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun
evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi
olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat
etmek/güvenmek.
33Dönmek, vazgeçmek.
35Öldürmek, savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede
rahatsız etmek, zarar vermek.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet
ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.
54Sermaye. Yararlanma.
63Karşılık
74Tanrı. Tektir; dengi/eşiti ve benzeri yoktur. Ne
doğmuştur ne de doğurulmuştur. Gücünü, varlığını bizzat kendisinden alır ve
sonsuz bir şekilde devam ettirir. Ebedi ve ezeli olandır; hiçbir yıkıma
uğramadan, değişmeden, zayıflamadan, eksilmeden, sonsuz şekilde gücünü kuvvetini
koruyandır. Kendisinden başka her şeyin O’na muhtaç olduğudur, hiçbir şeye
bağlı olmadan hükmedendir. En yüce sıfatların sahibi olup dilediğinde tecelli
ettirendir.
78Hatırlatma, öğüt. Kur'an da bir zikirdir. Yüce
Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere
hatırlatır.
81Vahşetten/fuhuştan/ahlaksızlıktan.
82İğrençleştirilmiş/çirkinleştirilmiş.
108Müminlerin haftanın belirlenen bir gününde, sabah ve
akşam salâtlarından ayrı olarak, gündüz olmak koşuluyla toplumun belirlediği
bir zamanda ve sürede yaptıkları salât.
123Yüce Allah'ın kendisine yazmış olduğu şeyleri O'nun
adına yapmak. Örnek; açlık çeken bir kimseyi Yüce Allah
adına doyurmak.
135Hristiyanlar ve Yahudiler başta olmak üzere Kur'an öncesi
kendilerine kitap verilmiş olan topluluklar.
137Evrenimizin en küçük yapıtaşı
1.6x10-35 metre uzunluğunda, ipliksi, fitil benzeri titreşen bir
sicimdir. İpliksi, fitil benzeri yapılardır.
170Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır.
Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle gündüz başlar ve Güneş'in
kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasına kadar devam eder.
171Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır. Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasıyla gece başlar ve Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle sona erer.