30 Ekim 2024 Çarşamba

SALAT ÇALIŞMASI / 03/14 SECDE

 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                                                              

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                                                                                                                                                                                                   

                                                                                                                                                                                                                                           

Secde kavram anlamı : Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğmesi, İnsanın yaratılış özelliğiyle (akıl ile) diz çöküp boyun eğmesidir.                                                                                                                                                                                                                                                                           

Kur’an’da ki gerçek secde zihnen yapılan secdedir. Zihnen secde etmeden fiziksel secdenin manası yoktur. Salat sonrası 1 secde yapılabilir/yapılmalı. Fakat zihnen teslim olma gerçekleşmeden yapılan fiziksel secde manasızdır. Secde (fiziksel) nesiller boyu farklı şekillerde yapılmıştır. Araştırabilirsiniz. Alın, üstüne, çene üstüne (kuranda var), tamamen yüz üstü uzanarak v.s. Kur’an’ın asıl secdesi ve önemli olanı zihinsel secdedir. Zihnin diz çöküp boyun eğmesidir. Secde alnı yere koymadan çok daha geniş bir anlama sahiptir.                                                                                                                   

Her şeyle boyun eğme itaat etme manasındadır. İnsanın secdesi itaati, boyun eğmesi öncelikle beyin iledir. Onun için öncelikle beynin secde etmesi önemlidir. Sonrası zaten Allah'a duyulan huşu ve haşyette ve aynı zamanda kendi acizliğimizin fiziksel olarak ifadesi olarak fiziksel secde yapılabilir/yapılır.                                                                                                                                                                                                                           

SECDE EDİP AZAPTA OLANLAR                                                                                                                                                                                                                                       

Şimdi biricik Kur’an’ımızdan ilgili ayetlerimizi Yüce Rahman’ımızın izni ile incelemeye çalışalım.




2/34 Ve dediğimiz zaman meleklere48: “Secde70 edin Âdem'e50”; öyle ki secde70 ettiler (melekler); iblîs190 dışında; hoşlanmadı/reddetti (iblîs); ve büyüklendi; ve oldu kâfirlerden.                                                                   

                                                                                                         

Bu ayette Yüce Allah’ın Meleklere verdiği emir yere kapanmak manasında değil Adem’e saygı göstermeleri boyun eğmeleridir ki bu iblise ağır gelmiştir. Kendi düşüncesine göre topraktan yaratılan Adem ateşten yaratılan İblisten daha aşağıdır ona boyun eğmezmiş düşüncesi ile büyüklenmiş, kibirlenmiştir. Halbuki ikisini de yaratanın emridir bu, O (Allah) her şeyi en iyi bilendir.  15/29-15/30-15/31-15/32 ve 15/33-17/61-18/50-20/116-38/72-38/73-38/75 ayette de geçer.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  

*                                                

2/58 Ve o zaman dedik: “Girin şu kente; öyle ki yiyin oradan; her yerde; dilediğiniz (gibi) bolca; ve girin kapıdan secde12 edenler (olarak)”; ve deyin: “Hitta/günahlardan-hatalardan bir arınma”; bağışlarız sizlere hatalarınızı; ve ziyade edeceğiz güzel davrananlara.                                                                                                                                                                    

                                                                                                         

Musa’nın kıssalarından olan bir ayettir. Musa’nın kavminden birileri olabilir İsrail oğullarından olabilir fakat bu önemli değil. Yüce Allah bazı kimselere bir kente girmelerini orda diledikleri gibi yiyip içmelerini söyler fakat oraya girerken secde ederek girin diyor. Şimdi bu kimseler secde ederek nasıl girecekler. Secde edip sürüne sürüne mi girecekler.yoksa kapıya gelip yere mi kapanacaklar. Bura da secde ederek derken beynen diz çökmekten bahsetmekte. Yani girdiğiniz şehrin kurallarına göre hareket edin alçakgönüllü dostça olun diye anlaşılıyor. Ayrıca bu şehrin kapısı kastedilmeyebilir. Allah ayetlerinde her zaman sıra ile söyler. Bura da önce kente giriyorlar sonra yiyip içiyorlar sonra bir kapı işaret ediliyor secde edilerek girilecek bir kapı. Her halikarda bu fiziksel bir secde değildir.2/58 ayetine bakıldığında girin kapıdan secde edenler olarak geçiyor. Orda fiziki bir mekan belirtilmemiş. Buda girin kapıdan secde edenler olarak denildiğinde hak yoluna dosdoğru yola boyun eğenler olarak girin de kastedilmiş olabilir. Hiçbir şekilde fiziksel secdeden bahsetmiyor. 

Benzer örnek 7/161 ve 4/154 de de geçer.                                                                              

                                                                                                         

*                                                

2/125 Ve o zaman yaptık beyti/evi32 bilinci geri döndürme yeri insanlara; ve bir güvenlik; ve edinin/tutun/alın İbrahim'in dikelme/ayağa kalkma/doğrulma yerinden; bir salla13 yeri; ve antlaştık/ahitleştik İbrahim’le ve İsmail'le ki o ikisi temizler evimi32; etrafta dolaşanlar için; ve adananlara/kendini vakfedenlere; ve rükû11 edenlere; secde12 edenlere.                                                   

                                                                                                         

Beytin evi salla yeri musallin olma yeri için güvenli bir yer olarak belirlenmiş. Burayı müşriklerden putlardan v.s. temizlenmesini istiyor İbrahim ve İsmail’den Yüce Rabbimiz. Bu yerlerin temizliği olabileceği gibi  manevi temizlik şirkten arındırma da olabilir. Temizlik konusu için 22/26 ya bakılsın. Çünkü buraya gelip etrafta dolaşanlar ve kendini adayacaklar boyun eğip itaat edeceklerdir insanlar. Ve beynen diz çöküp boyun eğeceklerdir.  Ayette musallen kelimesi geçer. Genelde namaz veya salat yeri yada namaz kılma yeri diye çevrilir, fakat burada aynı zamanda musallin olmaktan bahsedilir. Musallin bir şeyi hemen arkasından takip etmektir. Musallin kavramını ele alacağım, burada kısaca yazıyorum. Bir şeye musallin olmak onu zihnen ve bedenen hemen arkasından izlemektir. İyi bir şeye de musallin olunabilir kötü bir şeye de. Buradaki musallen kelimesi budur. Hak yoluna musallin olunmasını emreder Yüce Rabbimiz.

Ayrıca littaifine kelimesini tavaf etmek diye çevriliyor. Anlaşılan manada kabenin etrafında dönmek gibidir fakat yanlıştır. Anlamı gitme/yürüme, etrafta dolaşma/dolaşma eylemi, yolculuk etmek, ona gelmek, rastlamak, ziyaret etmek, yaklaşmak, sık sık dolaşmak, kuşatmaktır. Yoldan geçenin veya buraya gelenin ziyaret etmesi, etrafta dolaşması manasındadır. Tavaf olarak inceleyeceğiz.                                                                                                                                                                        

*                                                

3/43 Ey Meryem! Alçak gönüllü ol/uysal ol Rabbine4; ve secde12 et; ve rükû11 et, rükû11 edenlerle birlikte.                                                                                                                                                                                                  

Meryem’e Allah kendisine alçak gönüllülükle itaat et diz çöküp (zihnen ve/veya bedenen) boyun eğ diğer itaat edenlerle birlikte diyor. Çünkü Rabbi Meryem’i seçmiş, arındırmış ve bütün dünya kadınlarına tercih etmiş/üstün kılmış. Namaz kıl falan denmiyor burada uzaktan yakından alakası yok. Zaten secde önce rüku sonra söylenmiş ayette de.                                                                                                                                                                                                                                 

*                                                

3/113 Aynı değillerdir kitap ehlinden135 bir ümmet/topluluk; dikelen/ayakta duran; okurlar ayetlerini Allah'ın gece171 zamanları; ve onlar secde12 ederler.                                                                                                                

                                                                                                         

Kitap ehlinden bahseder. Hepsinin aynı olmadığını. Önceki ayetlere bakın. Bir kısmının yoldan çıktığını söyler önceki ayetlerde ama bir kısmı da (bu ayette) aynı olmayan diğer kitap ehliden bir topluluğun gece vakti Allah’ın ayetlerini okuduklarını söyler. Bura da dikelin ayakta durun derken Allah’ın ayetlerini ayakta okuyun demiyor, yada ayakta namaz kılın demiyor. Yani bu iş için ayaklandılar manasında. Mesela ailece film seyretmek için ayaklandık demek filmi ayakta seyrettik demek değildir. Onlar Allah’ın ayetlerini okuyup boyun eğerler, diz çökerler. Fiziksel secde edilebilir fakat önemli olan zihinsel secde boyun eğmedir. Zihinsel kabullenme olmadan yere kapanmanın manası yoktur.          Zaten ayetten de açıkça anlaşıldığı gibi secde öncesi Allah’ın ayetlerin okumak için ayaklanırlar, Allah’ın ayetlerini okurlar, anlarlar sonrası secde eder yani diz çöküp boyun eğerler. Yani çarpıttıkları gibi gece kalkın kuran okuyup 2 rekat nafile namaz kılın diye bir anlam asla yoktur ayette. Ayette salat geçmez, rüku geçmez her görülen secdeye namaz anlamı yüklemek Kur’an’ı ıskalamaktır.                                                                                                                                                                                             

*                                            

4/102 Ve olduğun zaman sen onların içinde; öyle ki doğrult/dikleştir/ayağa kaldır onlara salâtı5; öyle ki doğrulsun/dikelsin/ayağa kalksın bir tayfa/bir bölük onlardan seninle birlikte; ve tutsunlar/alsınlar silahlarını; öyle ki secde12 ettikleri zaman; öyle ki olsunlar onlar sizlerin arkasından/ötesinden; gelsin diğer bir tayfa/bir bölük; asla salla13 etmeyen; öyle ki salla13 etsinler seninle birlikte; ve tutsunlar/alsınlar savunma tedbirlerini ve silahlarını; isterler kâfirlik25 etmiş kimseler keşke gaflet/aymazlık içinde olsanız silahlarınızdan ve metalarınızdan/eşyalarınızdan; öyle ki meyletseler üzerinize tek bir meyille; ve yoktur bir günah sizlere; eğer oldu sizlerle bir eziyet yağmurdan ya da oldunuz marazlılar/hastalar ki bırakın/koyun silahlarınızı; ve tutun/alın savunma tedbirlerinizi; doğrusu Allah hazırladı kâfirler25 için utanç verici bir azap.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 

Bu ayette (4/101 ile incelendiğinde) salatın sadece savaş zamanında kısaltabileceği anlaşılıyor. Çevirilerde nebi Muhammed imam (İslamda imam diye bir din adamı oluşumu yoktur) olup insanlara bildiğimiz anlamıyla namaz kıldırdı şeklinde meal yapılıyor yada şu anki namazın bu şekilde olduğu bu ayete göre iddia ediliyor. Yada rekat sayısını bu ayete göre çıkartılıyor. Hiçbirine kesinlikle katılmıyorum.

 Ayeti dikkatlice inceleyelim.

İlk olarak sen olarak tekil geliyor. Onlara salatı ikame ettirdiğin zaman tekil devam ediyor. Bir kısmı seninle birlikte salata dursun ve silahlarını da alsınlar tekil devam ediyor.                         

Sonra secde etsinler diyor edin demiyor. Yani gelen grup secde ediyor nebi değil. Sonra özne değişiyor sen olan siz oluyor. Sizlerin arkasından salla etmeyen grup gelsin diyor.         

Buraya kadar klasik namaz olmadığı görülüyor zaten. İmamlık yaptı denilen nebinin bir fiziksel secdeye kapanmasını işaret etmiyor. Hatta kapanmadığını kolayca anlıyoruz.                           

Şimdi bura da tam ne anlatılmak isteniyor bakalım. Savaş sırasında salattan bahsediyor açıklıyor. Savaşta bile salatın terkedilmemesini sadece kısaltılabileceğini anlatıyor. Secde burada kesinlikle yere kapanmak değil zihinsel bir boyun eğme ve teslimiyettir. Ayrıca sizlerin arkasında bulunsunlar geçiyor. Bu Arapça kelime (veraikum) kelimesidir bu kelime anlam saklamak, örtmek, bir şeyin arkasında örten, saklayan manasındadır. Yani birinin sakladığı bir şeyin (bu ayette silahlar) başka bir insanın göremeyeceği pozisyonda veya durumda olması anlamındadır.                                                 

Şimdi tüm bunları gözden geçirip nebi Muhammed ve etrafındakilere emredilen salatı anlamaya çalışalım. Öncelikle bilinen namaz ve yere kapanmakla ilgili bir şey olmadığı açık. Savaş sırasında savaşacakların bir kısmı nebiye gelip salatı ikame ederler yani nebi Allah’ın kelamını onlara deklere eder onlarda buna boyun eğer ve diz çökerler. Bunu yaparken sanırım en mantıklısı ve bura da anlatılan göre çember şeklinde olmaları ve nebinin ortalarında olması olabilir. Bu sırada gelenlerin silahları da yanlarındadır. Salat bitene kadar diğerleri tetikte olur sonra secde ettikten yani boyun eğdikten sonra diğer grup gelir ve bu insanların hepsi bitene kadar devam eder.        Bu ayette tek bir fiziksel secde olduğunu görüyoruz. Salatta bir secde (fiziksel olarak) yapılması gerektiği kanaatindeyim. Fakat önemli olan beynin secdesidir. Beynen secde olmadan fiziksel secdenin manası yoktur. Zaten fiziksel secde beynen yapılan secdenin sonucu ve devamı ve göstergesi olmasına rağmen olmazsa olmazı değildir. Savaş sırasında ilk grubun salatı bittiğinde hem teslimiyet göstergesi hem de diğer gruba dır geldiğini belirtmek için secde etmiş olmaları da mantıklıdır. Zaten salat sonrası 1 secde eğer mümkünse edilebilir/edilmelidir.

Yukarıda yazdığım fiziksel secde yoktur yorumu bu bilinen namaz kılma yoktur manasındadır. Sonra yazdıkların birbiriyle çelişiyor denmesin J J                                                                                                                                                                                                                

*                                                

4/154 Ve kaldırdık/yükselttik üzerlerine onların turu/dağı; mîsâkları129 (gereği) onların; ve dedik onlara: “Girin kapıdan secde12 edenler (olarak)”; ve dedik onlara: “Sınırı aşmayın şabatta/dinlenme döneminde”; ve aldık onlardan sağlam bir mîsâk129.                                                                                    

                                                                                                         

2/58 de de geçen girin kapıdan secde edenler olarak geçen cümle aynen bu ayette var. 2/58 de fiziksel bir kent var oranın kapısından girin boyun eğerek olarak algılansada  bura da fiziksel bir yere ait bir kapıya işaret yok. Allah yoluna dosdoğru yola girin boyun eğenler kabullenenler diz çökenler olarak anlamamız lazım. Yada Yüce Rabb’imiz  2/58 de şehre secde ederek girin demiştim deyip onu hatırlatıyor da olabilir. Her hali karda konumuzla ilgili fiziksel secde veya bilinen namaz secdesinden bahsetmez bu ayet. Aynı örnek 7/161 dede geçer.

                                                                                                         

*                                                

7/11 Ant olsun ki sizi Biz yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra meleklere, "Âdem'e secde12 edin." dedik. İblis hariç hepsi  secde12 ettiler. O, secde12 edenlerden olmadı.                                                                                  

                                                                                                         

İblis boyun eğmedi diz çökmedi. Fiziksel secde istenmesi oldukça mantıksızdır. Zaten Ayetler iyice okuyup anlaşıldığında saygı gösterilmesi ve/veya Allah’ın Adem’e verdiği lütuflar nedeniyle ona boyun eğmeleri istenmektedir.                                                                                         

                                                                                                                                                                                                                                                       

*                                                

7/12 "Sana buyurduğum halde, seni secde12 etmekten alıkoyan nedir?" dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten onu çamurdan yarattın." dedi.             

                                                                                                         

Yüce Rabbimiz iblise neden boyun eğmediğini saygı göstermediğini diz çökmediği sorar. Oda kendini üstün gördüğünü söyler. Kibirlenir, büyüklenir. Çok dikkat edilmesi gereken ve yapılmaması gereken şeylerdendir kibirlenmek, böbürlenmek, büyüklenmek. İlgili ayetlere Kur’an’dan bakınız. İki ayet örnek vereyim. Diğerlerine bakınız. 17/37 ve 35/43                                                                                    

                                                                                                         

*                                                

7/120 Ve atıldılar/kapandılar sihirbazlar secde edenler12 (olarak)

 

Kapandılar diye çevrilen Arapça kelime ulkiye bu anlamada gelir diğer anlamları da bir şeyi karşılamak, bulmak, görmek, deneyimlemek, yüz yüze gelmek, o yöne veya ona doğru gitmek anlamlarına da gelir. Bura da fiziksel bir secde olabilir veya zihinsel bir teslimiyet. Veya ikisi de. O dönemde secdeye kapanmak çok doğal bir teslimiyet göstergesiydi. Sihirbazlarda gördükleri karşısında (kendileri sihir yaptıklarından) gördüklerinin azametini ve gerçekliğini kavrayarak, Musa’nın Rabb’ine (Yüce Allah’a) diz çöküp boyun eğerek teslimiyetlerini göstermişlerdir. Her hali karda bilinen namazdan bahsetmez bu ayet. Zaten salat sonrası fiziksel secde yapılabilir/yapılır/yapılmalıdır (bulunulan yer müsaitse). Fakat fiziksel secde olmazsa olmaz bir zorunluluk değildir. Evdesin ortam müsait, salat sonrası Allah'ın ayetlerini okudun zaten beynen teslimiyet halindesin fiziksel secdeni yap, duanı et. Fakat uçaktasın v.s. Fiziksel secde yapamayacak durumdasın. Salatını ikame et (kuran çalış) fiziksel secdeni yapma. Zaten beynen teslim olundu önemli olan gerçekleşti.                                                                                                 

                                                                                                         

*                                                

7/161 Ve o zaman denildi onlara: “Mesken edinin şu kentte; ve yiyin orada dilediğiniz (gibi) her yerden; ve deyin: “hitta/günahlardan-hatalardan bir arınma“; ve girin kapıdan secde edenler12 (olarak)”; bağışlarız sizlere hatalarınızı; ziyade edeceğiz güzel davrananlara.                                                                                                                                                    

                                                                                                         

4/154 ve 2/58 bakılabilir.                                                                                                        

                                                                                                         

*                                                

7/206 Doğrusu kimseler Rabbinin4 indinde/katında; büyüklenmezler kulluk etmekten O’na (Allah’a); ve tesbih31 ederler O'nu (Allah’ı); ve O’na (Allah’a) secde12 ederler.                                                                                                                                                            

                                                                                                         

Allah’ın katında olanlar (Allah’ın yanında olanlar melekler gibi) Allaha kulluk etmekten büyüklenmezler. Onlar Allah’ın sıfatlarının tecellisine tanıklık ederler boyun eğer diz çökerler.

Peki bize ne oluyor ki Allaha kulluk etmiyoruz, etmekten kibirleniyoruz ya da ederken şirk koşuyoruz, biz kimiz ki Allah’a nankörlük ediyor ve düşman oluyoruz?

 

Bize ne oluyor ki Allah’a tevekkül etmeyelim, üstelik bize yollarımızı göstermişken, bize ne oluyor ki yaşattığı sıkıntılara sabretmeyelim, her şey Allah tarafından olduğunu bize bildirmişken, bize ne oluyor ki Allah’a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim, bize ne oluyor ki Rabb’imizin bizi iyi kimseler topluluğuna dahil etmesi umut ve beklentisi içinde iken ?

 

                                                                                                         

*                                                

9/112 Tevbe33 edenler; kulluk edenler; hamd3 edenler; seyahat edenler (Allah için); rükû11 edenler; secde12 edenler; emredenler evrensel kabul edilmişle; ve engelleyenler/yasaklayanlar iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten; ve koruyanlar Allah'ın hudutlarını; ve müjdele müminleri27                                                                                                                                                    

                                                                                                         

Bu ayette de namaz kıl, fiziksel rüku ve secde et ile alakası yoktur. Allah’ın emirlerini kabul etmek diz çökmek boyun eğmektir. Yoksa papağan gibi sure okuyup yatıp kalkıp ibadet diye yapılan namaz ritüeli ile Allah’ın bize neyi emrettiğini bilemeyiz. Bu yüzdende iğrençlikten, çirkinlikten, şeytandan kendimizi yat kalk ile nasıl koruruz. Neye nasıl tövbe edebiliriz. Bu ayette de gene Allah’ın yasalarına boyun eğmek diz çökmektir anlatılan. Sabah akşam yapılan Kur’an dersleridir. Anlayarak kuran okumadır. Salat başlığı altında bunu inceleyeceğiz burada detaya girmeyeceğim. Papağana besmele kelimesi öğretilse günde 1 milyon defa söylese ona faydası olur mu?                                             

Ne dediğini bilmeden bir şeyler tekrarlamanın kime ne faydası olacak. İman etmek böyle bir şey değil. Delille iman edilir, kanıtla iman edilir söylediğini bileceksin ona göre Allah’ın bize verdiği en büyük nimet olan aklını kullanarak (tesbih) diz çöküp boyun eğeceksin. Ne dediğini bilmeden yapılan ibadetler aymazlık ibadetidir ritüeldir. Bu şekilde mi Allaha kul olacağız. Allah’ın bize söylediklerini bilmeden nasıl kul olmayı düşünebiliriz. Bu aklımıza ihanettir. Kur’an’a bile inanırken delille, kanıtla inanacaksın. Kur’an Allah katından mı? İlahimi? Yoksa biri yada birilerimi uydurdu? İnandığın kitap gerçek İslam’ın kitabı mı? Kuru kuruya inanmak, boş bir inançtır. Kur’an hakkında delilin, kanıtın var mı? Neye neden inanıyorsun? Ya Allah katından değilse, Allah katından olduğunu veya olmadığını kanıtlayabilir misin ?

Sayın okuyucular bu çok önemlidir. Mümin kanıtla, delille inanandır ve Müslümandan üstündür. Mümin olmaya gayret gösterelim. Kur’an Elbette İlahidir ve elbette Allah katındandır ve elbette Allah kelamıdır. Kendi delili, kendi kanıtı Kur’an’ın içinde mevcuttur. Bu konuyu Kur’an ilahi midir konu başlığında Yüce Allah’ımızın izni ile ele almaya çalışacağız.

 

Konu ile alakalı sadece iki mucize örneğinin linkini koyuyorum. Kur'an'ın ilah olduğuna dair oldukça çok deliller, kanıtlar Kur'an'da mevcuttur.        









Allah’ın bize verdiği en büyük nimetlerden biri olan akıldır ve aklı kullanmaktır. Yaratılış özelliğimizdir akıl. Aklımızı düzgün kullanığ şükrümüzü düzgün yapmalıyız..(şükür sadece ağızla söylemek değildir). Şükür kısmında inceleyeceğiz. Bu ayette de rüku ve secde ayrı gelmiş. Rüku edenler ve secde edenler olarak.  Demek ki aynı ritüel veya aynı şeyin devamı olmayıp rüku ve secde ayrı olarak bir kavramdır.                                             

İşaretlere dikkat edelim. Kur’an’da hiçbir harf kelime boş değildir. Hepsinde işaretler vardır akledene. Allah'ın hudutlarını koruyanları müjdele diyor Rabbimiz. Allah'ın hudutlarını nasıl koruycağız bu hudutları bilmeden, nasıl hamd edecğiz, Allah'ı tanımadan………            

Araplar anlayarak okuyabilirler ama bilinen namaz ritüelinde 5-10 sure dışına çıkılmaz. Yüce Allah’ın şerefli kuranında 112 numarasız besmele ve 6234 ayet toplam 6346 ayet vardır. Sen 10 veya 20 okudun. Geri kalanını ne yapacaksın? Onları bilmesen de olur mu? Yattım kalktım 5-10 sure okudum tamam. Allaha nasıl kul olmanın kurallarına göre kul olacaksın? 10 ayetle mi? Yoksa Allah’ın bize bildirdiği  tüm yasak, emir, öğüt ve kıssalarını öğrenerek, bilerek ve devamlı okuyup bilgilerinin taze kalmasını sağlayarak mı? Recmedilmiş şeytandan nasıl Allaha sığınacaksın. Sadece ağzınla besmele çekerek mi? yoksa bir durum karşısında Yüce Rabb’im her şeyden örneklerle açıkladık dediği Kur’an’daki ayetler aklına gelip Kur’an’a göre davranarak mı? Bunu namaz dediğin şeyde anlamını bildiğini varsayarsak 10 ayetle mi yapacaksın? Akledelim lütfen. Tabii ki hayır. Bu saydıklarımızla Allah’a kul olmak mümkün değil.

Allah’a kul olabilmek içim Salatı ikame edeceğiz. Sabah ve akşam ayrıca toplantı salatlarında ayağa kaldırıp dikeceğiz. Kur’an dersleri yapıp anlayarak Kur’an okuyup çalışacağız ve bunlar düzenli olacak. Bilmediklerimizi bize öğreten Yüce Allah’tır. Onun kelamını ayakta tutacağız. Kur’an müminler üzerine vakitli bir kitaptır. 4/103                                                                                 

4/103 Öyle ki, tamamladınız zaman salâtı5; öyle ki zikredin/hatırlayın Allah'ı kıyam143 halindeler (olarak) ve oturan (olarak) ve yanlarınız üzerine (yatar halde); öyle ki sakinleştiğiniz zaman; öyle ki doğrultun/dikleştirin/ayağa kaldırın salâtı5; doğrusu salât5 oldu müminler27 üzerine vakitli bir kitap.                                                                                                                                                                                  

Bazı İngilizce çeviriler dışında Türkçe meallerin hiçbirinde kitap diye çevrilmemiştir. Neden kitap olarak buraya aldığımı ve neden doğrusunun kitap olması gerektiğini sonuç kısmında detaylandırmaya çalıştım.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

*                                                

12/4 O zaman dedi Yusuf babasına: “Ey babam! Doğrusu ben gördüm on bir parlak gök cismi; ve Güneş’i; ve Ay’ı; gördüm onları bana secde12 edenler.                                                                                                              

                                                                                                         

Yusuf babasına rüyasını anlatmakta;  Güneşin ayın ve on bir parlak gök cisminin ( kevkeben) kendisine secde ettiklerini söyler. Rüya olduğu için belki fiziksel bir secde olarak görmüş olabilir, belkide Yusuf’a saygı gösterdiklerini görmüş olabilir. Bu rüya Yusuf’un başından birçok olay geçtikten sonra gerçekleşir. Güneş ve ay anne ve babası 11 parlak gök cismi de kardeşleridir.12/100     

Bahsi geçen ayette bu kimselerin hem saygı gösterip hem de fiziksel secde ettiklerini (o dönemde eski mısırda bu uygulama yani secde etmek normalmiş) anlıyoruz.                                                                           

Burada geçen kevkeb kelimesini yıldız olarak çevirirler. Yıldız Kuranda necm dir. Kevkeb başka bir şeydir. Eğer yıldız olsaydı Yüce Rabbimiz necm derdi. Kevkeb dediğine göre başka bir şeyi anlatıyor. Aynı şey değil bunlar. Yıldız füzyon enerjisi ile kendi ışığını/enerjisini üreten yapılardır. Güneş gibi. Kevkeb ise ışık üretmez, ışığı yansıtır. Gezegenler veya halley kuyruklu yıldızı gibi yapılardır.                                                                                                                                                                                                                                       

KEVKEB İBRAHİM PEYGAMBER VE KUYRUKLU YILDIZ İLİŞKİLENDİRİLMESİ




*                                                

12/100 Ve yükseltti (Yusuf) ana-babasını tahtın üstüne; ve kapandılar ona secde12 edenler (olarak)”; ve dedi: “Ey babam! İşte bu; tevilidir/yorumudur önceki rüyamın; muhakkak yaptı onu (rüyayı) Rabbim bir hak/gerçek; ve muhakkak güzellik yaptı (Allah) bana; çıkardığı zaman beni zindandan; ve getirdi sizleri çölden; ki şeytânın29 benim aramla ve kardeşlerim arasına nifak sokması sonrasında; doğrusu Rabbim4 Latîf'tir40 dilediği için; doğrusu O; O’dur Alîm8; Hakîm9.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     

Yusuf anne ve babasını tahtın üzerine çıkarmış (makamına almış)  onlarda ona saygı göstermişler makamından dolayı. Yada ona kavuştuklarından Allah’a boyun eğmişler yada tahta çıkıp secdeye kapanmışlar. Bura da bence en mantıklı olan Yusuf anne ve babasını makamına çağırır ve onlarda Allah’ın kendilerine Yusuf’u kavuşturduğu için Allah’a duydukları huşu ve haşyetten saygı ile boyun eğmişlerdir. Fiziksel bir secde yapıldığını düşünmeme rağmen, Yusuf’a karşı (Yusuf için) fiziksel bir secde de yapıldığını düşünmüyorum. Yapılmışsa da o dönemde bu yapılan normal bir şeymiş. Bizim ele aldığımız şey ise bilinen namaz ile secde bağlantısıdır ki bu ayette bu namaz ile asla alakalı değildir. Salatta yapılan secde de değildir bu ayetteki. Zaten salat namaz demek de değildir. 

17/107  ayetinde çeşitli zaman ve medeniyetlerdeki çeşitli fiziksel secde şekilleri resimleri mevcut. Araştırma sonrası fikrim budur. 17/109 dada çene üzerine secde şekli işaret edilmiştir. Çeşitli kavimler çeşitli dönemlerde çeşitli secdeler etmişler. Şimdi düşününce insan inasana secdemi eder diyorsak da o dönemde normal karşılanan bir olaymış.                                                                          

                                                                                                         

*                                                

13/15 Ve Allah'a secde12 eder kimse; göklerde ve yerde; gönüllü ve kerhen/istemeyerek; ve gölgeleri (de) onların; gün doğumu sonrası; gün batımı öncesi.                                                                                                                                                                              

                                                                                                         

Gölge secde eder mi? Gölge nasıl secde edebilir. Kıldıkları namazdaki gibi yeremi kapanacak? Gölgenin de secdesi Allah’ın sünnetullahına (yasalarına) boyun eğmesidir/teslim olmasıdır/itaat etmesidir. Işığın cisme hangi açıyla geldiği ile gölge değişir Bu Allah’ın yasasıdır(sünnetullahı).  16/48 ayetinde de gölgelerin secdesini işaret eder Yüce Rabbimiz. Özellikle gün doğumu sonrası ve gün batımı öncesine bir işareti var Rabb'imizin

Yani gölgenin en uzun olduğu dönemi söylemektedir. Başka bir işaretde göklerdir. Kur'anda gökler denildiğinde kafamızı kaldırdığımızda gördüğümüz veya görmediğimiz tüm her şey göktür Bu göklerde ve yerde (başka gezegenlerde yerde) olan varlıklara işarettir. Bunların bir kısmı bizden daha üstündür 17/70. İnsan harici başka varlıkların olduğunun işaretidir. Kimse kelimesi Kur'an’da genelde akıllı varlıklar için kullanılır. Onlarında gölgeleri olduğuna göre maddeden varlık olmaları muhtemeldir. Bu gölge kanunu en uzun olduğu dönemleri dünya dışı varlıklar için kullandığına göre Rabb’imiz demek ki onlarında güneşleri vardır. Gece ve gündüzleri vardır.                                                                   

17/70 Ant olsun ki insanoğlunu kerem sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık.






15/29 "Onu biçimlendirip ve ona ruhumdan üflediğimde, hemen ona secde12 edin! "                                                                                            

15/30 Bunun üzerine bütün melekler ona secde12 ettiler.

15/31 İblis hariç. O, secde12 edenlerle birlikte olmaktan kaçındı.

15/32 "Ey iblis! Neden secde12 edenlerle birlikte olmadın?" dedi.

15/33 İblis: "Ben; salsalinden, dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattığın bir beşere , secde12 etmem." dedi                                                                                                              

17/61 - 18/50 - 20/116 - 38/72 - 38/73 - 38/75 - 2/34 - 17/61 - 20/116 ayetinde bahsedilen olay.  

*                                                

           

15/98 Öyle ki tesbih31 et hamd3 ile Rabbini4; ve ol secde12 edenlerden.                                                                                                                          

                                                                                              

Ayeti okuyunca direk anladığım secde edenlerden olmanın yolunu Yüce Rabb’imizin bize işaret ettiğidir. Secde edenlerden olabilmek için Rabb’imizi hamd ile tesbih etmeliymişiz.

Allah’ı tespih etmemiz (belli kelimeleri şu kadar bu kadar tekrarlamak değildir tesbih. Ayrıca inceliycez), akılla en yüce varlık olduğunu anlamamızdır ve onu yüceltmekte (hamd) gerçekten onu insanın kavrayabileceği düzeyde kavrayıp anlamak ve değerini takdir etmektir. Bunları anladıktan sonra ve secde et diye gelen ayet secdenin anlamının beynen, zihnen teslimiyet olduğunu bize açıklamaktadır. Allah’ın bu emirlerini yere kapanmakla mı gerçekleştireceğiz. Allah’ın sıfatlarını bilmeden tecellisini bilmeden nasıl bir yüce varlık olduğunu bilmeden yere kapanınca tamam mı her şey. Kesinlikle fiziki bir secde değildir secdenin asıl anlamı, secdenin fiziki formu zihnen teslimiyetin yansımasıdır. Zihnen teslimiyet olmazsa olmaz, olmasına rağmen fiziksel secde olmazsa olmazlardan değildir.  Bu yukarda saydıklarımı Allah’ın bize öğrettiği şekilde yani Kur’an’dan öğrenip ona göre kul olmanın kurallarına göre Yüce Rabb’imize {(efendimize) Allah’tan başka efendimiz yoktur} diz çöküp boyun eğicez. Buda bilinen yat kalk namazı (aymazlık ve gaflet ibadeti) ile değil Kur’an okuma salatı ile olacaktır. Kur’an’ın gerçek salatı Kur’an okumak, anlamak, çalışmaktır. Allah’a lafla ben iman ettim teslim oldum deyip secdeye kapanmak yerine kalben, beynen teslim olmak lazım onun içinde Allah’ın bize öğrettiklerini tek gerçek kaynak olan kurandan öğrenmemiz gerekir.                                         

Ancak bu şekilde dinimizi yalnızca Allah’a has kılarak ortak koşmadan mümin olabiliriz. Eğer başka kaynak edinilirse (hadis, sünnet uydurmaları, imam, şeyh, tarikat gibi)  insanların yanlarından uydurdukları dine gireriz haberimiz bile olmaz kendimizi doğru yolda sanarız ama aslında müşrik (ortak koşan) olmuşuzdur. Yüce Allah’ın tek kabul edeceği din İslam’dır. Onunda tek kaynağı şerefli biricik Kur’an’ımızdır. Fiziksel secdeye de kapanılabilir ama beynen anlayıp diz çöktükten sonra acizliğimizden Allah’a kulluk için yere kapanılabilir. Secde geçen bazı ayetlerde fiziksel secde olabileceği görülmektedir. Ama delillerle inanmadan, Allah bize ne demiş bilmeden yere kapanmanın manası yoktur. Bu ayet de salat secdesi ile ilgili değildir yani namazda secde etmekle alakası yoktur.                                                                                                                                                                                                                    

                                                                                              

*                                                                                                                                                                                                                                         

16/48 Bakmazlar mı Allah'ın yarattığına doğru bir şeyden? Geri döner gölgeleri onun sağdan ve soldan; secde12 edenler (olarak) Allah’a; ve onlardır düzleşip serilenler.                                                                                                                                                                                     

                                                                                                                                                                                                                                           

13/15 de incelendi. Fakat bura da secde eden gölgenin düzleşip serildiğinden bahseder Rabbimiz. Burada biraz akledelim. Gölge hangi zeminde olursa olsun o yüzeye serilmez mi? tam olarak uyum sağlamaz mı? Zemin nasıl olursa olsun. Bizim secdemizde aynı bu şekilde olmalı diye düşünmek durumunda kalıyorum. İnsanın fiziksel secde ile sınırlanmadan aynı gölgenin secdesi gibi farklı bir üst boyutta olması gerektiği kanaatindeyim. İnsan secdesini tam olarak yapması için, ayetleri tam olarak bilmesi, tam teslimiyet göstermesi yamuk yumuk şekilde bazı ayetlere teslim olup bazılarını da kulak arkası etmeden tam bir teslimiyet ile olmalı diye düşünüyorum.13/15 gölgelerin secdesi okuyunuz

25/45 Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona yol gösterici yaptık.



GÖLGELERİN SECDESİ -  YOUTUBE VİDEO DAKİKA 24:00




                                         

*

16/49 Ve Allah'a secde12 eder göklerdeki ve yerdeki bir debelenenden/canlıdan; ve melekler48 (de); ve onlar büyüklenmezler.                                                                                                                             

                                                                                              

Bu ayettede fiziksel secde söz konusu değildir. Hadi melekler fiziksel secde etti diyelim. Yüce Rabbim göklerdeki ve yerdeki her hareket eden canlı diyor. Kur’an’daki her söz kesinlikle doğrudur. Peki kedi, köpek, solucan, böcek, gözle görülmeyen mikroplar, denizdeki canlılar bunların fiziksel bir secde etmeleri mümkün müdür? Allah secde ederler diyor demek ki secde ediyorlar. Tabii ki ederler ancak secdenin anlamını bilirsek doğru anlayabiliriz. Allah’ın yasalarına boyun eğerler. Yaratılış özelliklerine göre hareket ederler. Tıpkı insan oluşumunda tek hücre iken hücreler bölünüp çoğalıp kimi kalbi, kimi böbreği kimi kollar veya bacakları oluştururlar. Hepsi de neyi nasıl ve ne şekilde    yapacaklarını bilirler. Bunları Yüce Rabbimiz onlara kodlamıştır. Onlarda bu yasalara boyun eğer ve yapması gerekeni yaparlar. Secde budur.                                                                                                

Göklerdeki ve yerdeki canlıları işaret edip ve melekler demesi Yüce Rabbimizin meleklerin sadece yerde ve gökte olmadığına işarettir. Allah’ın katında da olduklarını Kur’an’dan biliyoruz zaten.                                                                                    

                                                                                              

ALT BAŞLIK


16/50 Kendilerine egemen olan Rabb'lerine karşı gelmekten korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.                                                                                                                                                                              

Demek ki secde etmek Her şeye egemen olan her şeyin sahibi/efendisi olan ve her şeyn tek dönüşü olan Yüce Rabbimizin emirlerine karşı gelmeden O’ndan korkarak ne emredildiyse itaat etmektir. Sunnetullah gereği gökteki ve yerdeki tüm canlıların (bizim bildiğimiz, bilmediğimiz, gördüğümüz, görmediğimiz) Yüce yaratıcıya secde ettiğini yani diz çöküp boyun eğdiğini görüyoruz. Başka ayetlerde de bakıldığında bunun sadece canlı varlıklarla sınırlı olmadığını görürüz. Güneş, ay, dağlar, kozmik ağaç v.s. Tüm evren Allah’a secde ediyor. Bunun şu anki aymazlık ve gaflet namazındaki bize dayattırılan secde anlamıyla uzaktan yakından alakası olmadığını azıcık aklını kullanan biri anlayabilir. Yani secde sadece yere kapanmaktır. Zaten beyin Allah’ın Subhan sıfatını anlayabildiğinde (bir insan ne kadar kavrayabilirse, Allah ne kadar kavramasına müsaade ettiyse) Allah’a duyduğu huşu ve haşyetten yere de kapanabilir. Ama insan harici Allah’ın secde eder dediği varlıkların bu tarz bir fiziksel kapanma yapmaları söz konusu olamaz.

Yukarda yazdığım kozmik ağacı 22/18 de detaylandırmaya çalıştım.                                        

                                                                                                                                             

*                                                

17/61 Hani Biz meleklere, "Âdem'e secde12 edin. " dediğimiz zaman, iblis hariç hepsi secde12 etti. İblis, "Ben, çamurdan yarattığın kimseye mi secde12 edeceğim?" dedi.                                                                                               

                                                                                                                                                                                                                                           

15/29-15/30-15/31-15/32 ve 15/33-17/61-2/34-18/50 - 20/116 - 38/72-38/73-38/75                                                                                                                                                                   

*


17/107 De ki: “İman47 edin ona (Kur’an’a) ya da iman47 etmeyin; doğrusu önceden ilim verilen kimselere; okunduğu zaman onlara; kapandılar çeneleri üstüne; secde12 edenler (olarak).                                                  

 

                                                          

lilezkani çeneleri üzerine manasındadır. Çene manasına gelen bu kelimenin muhtemelen secde edenler çene üstüne kapanamazlar diye düşünüldüğünden mealcilerin yüzünün üstüne diye çevirdiğini düşünüyorum. Yüce Rabb’im alnın veya yüzün üstüne de diyebilirdi. Çenelerinin üzerine dediyse çene üzerinedir. Burada fiziksel bir secde vardır, o dönemde insanlar insanlara da secde ederlermiş ve çene üzerine kapanarak secde edilirmiş diye anlıyorum. Çağlar boyu zaten birçok secde çeşidi olmuştur. Burada dikkat edilecek nokta iman edin veya iman etmeyin deyip ayetler okunduğunda ayetlerin tecellisini kavrayabilenlerin önceden ilim verilen kişilerin olduğudur. Beynen, zihnen ikna olup beynen diz çökmüşler ve hemen secde ederek fiziki olarak da oradakilere yada topluma bunu göstermişler. Secde etme olayı (fiziksel secde)  zamana ve kavme göre değişiklik gösterebilir. Yusuf’un ailesinin Yusuf’a secdesi 12/100,103 gibi o dönemde secde çene üzerine yapılıyormuş. Yere yatarak veya değişik şekillerde de  secde türleri kullanmış insan. Bu bağlamda  zihinsel secdenin arkasından sihirbazların çenelerinin üzerine secdeye kapandıklarını fiziksel bir secdede yaptıklarını anlıyorum.                                                                                                                                         

Aşağıda çeşitli fiziksel secdelere örnek resimler koydum. İnceleyebilirsiniz, bunlar çoğaltılabilir.










* 

17/109 Onlar, ağlayarak çeneleri üzerine kapanırlar. Bu onların huşularını artırır.                                                                                                                                                                                                                                                         

Rabb’lerinin ayetlerine iman edip emin olunca ve Yüce Allah’ın yüceliğini görüp uyarısının kesin gerçekleşeceğine inanlar ağlayarak çenelerinin üzerine ( o dönemde bu şekilde secde vardı) secde ederek kapanmışlar. Bilinen namazla ilgisi kesinlikle yoktur. Burada kesinlikle fiziksel bir secde vardır, fakat öncesi beynen bir secde teslimiyet vardır ki beynen teslim olmanın sonucudur fiziksel secde etmek. Yoksa ne dediği bilmeden bomboş yere kapanmanın veya neden kapandığını bilmeden kapanmanın yada rutin olarak sadece alışkanlıktan kapanmanın bir manası yoktur. Bu içten gelen bir teslimiyettir. Onun içinde beynen teslim olunması lazımdır. Yalnız burada bir önemli nokta daha var. Beynen teslimiyet arkasından secde etmek insanın huşusunu artırdığını söylüyor Yüce Yaratıcımız. Zihinle akılla diz çöküp boyun eğerek gösterilen teslimiyetin arkasından, bunun fiziksel ifadesi olan yere kapanarak secdenin de önemine vurgu yapar Yüce Rabb’imiz. Ama daha önce de dediğim gibi olmazsa olmaz bir gereklilik değildir. Yapılabilir/yapılmalıdır, uygun bir durumdaysak. Yere kapanmassanız salat tamamlanmak, eksik kalır v.s. gibi bir zorunluluk ifade eden bir ayet Şerefli Kur’an’ımızda bulunmamaktadır.                                                                                                                                       

*                                                

18/50 Ve dediğimiz zaman meleklere; secde12 edin Âdem'e; öyle ki secde12 ettiler iblis dışında; oldu (iblis) cinden; öyle ki fâsık oldu/saptı Rabbinin emrinden; öyle ki      onu (iblisi) ve onun (iblisin) zürriyetini/neslini/soyunu evliya212 mı edinirsiniz astımdan?; ve onlar sizlere düşmanlık etti; perişan/sefil bir bedel/karşılık oldu zalimler için.                                                                                                                                                                                      

                                                                                                                                             

15/29-15/30-15/31-15/32 ve 15/33-17/61-20/116-38/72-38/73-38/75-38/72-38/73-38/75                                                                                                                                                           

                                                                                             

*                                                                                  

19/58 İşte bunlar; kimselerdir; nimet verdi Allah üzerlerine; nebilerden; Âdem’in50 zürriyetinden/neslinden; ve Nuh’la birlikte taşıdığımız kimseden; ve İbrahim’in zürriyetinden/neslinden; ve İsrail’in (Yakub'un); ve doğru yola kılavuzladığımız kimseden; ve seçtiğimiz (-den); okunduğu zaman onlara Rahman'ın1 ayetleri; kapandılar secde12 edenler (olarak); ve ağlayanlar/göz yaşı dökenler (olarak).                                                                                                                                                                                     

                                                                                             

Nebilerde, Ademin zürriyetine, Nuh’la taşınanlara, İbrahim’in ve Yakub’un zürriyetine, Allah’ın doğru yola klavuzlandırdıkları ve seçtiği kimselere ayetler okunduğunda müthiş bir teslimiyetin olduğunu görüyoruz. Muhtemelen fiziksel secde de vardır. Ama öncesi mutlaka beynen secde edilmiştir. Çünkü beynen teslim olmadan insanın yere kapanması çok mantıklı değildir, anlamsızdır. Bilinen namazda secde var manasında değildir namazla alakası yoktur. Bu insanlar neden gözyaşı döküyorlar. Çünkü ayetleri okunduğunda anlıyorlar. Şu an Arapça bir şeyler okunduğu zaman anlayan var mı? yada o okunanın Kur’an ayeti olup olmadığını bilen var mı? Arapça kutsal bir dil değildir. Araplar kutsal bir ırk değildir. Kuran Arapça inmiştir. (Bu konuyu Kur’an kısmında inceliycez). O zaman anladığın dilde okursan ancak ayetleri anlarsın. Namaz diye kuranın gerçek salatının yerine yaptığın ibadet sandığın ritüelde ne söylediğini biliyor musun? Okuduklarını anlıyor musun? Onu da geçtim okudukların Kur’an’da var mı yok mu onu bile bilmiyorsun. Belki okuduğun bazı şeyler Kuran’da yok ve bunlar şirk. Atalarımda bunları okuyordu deyip sıyıramayacaksın. Kur’an’a musallin olmuyorsun, aymazlık ve gaflet içindesin. İbadet ettiğini sanıyorsun ama Kur’an’ı okursan ne yaptığını ne yapmaman gerektiğini ve ne yapman gerektiğini anlarsın. Eğer Kur’an okuyup da Kur’an’dan şu anki namazı şu anki haliyle anlıyorsan diyecek lafım yok. Ama sadece Kur’an ile. Yok şu hadis böyle demiş yok Nebi Muhammed bize öğretti, yok öğleni, akşamı v.s.  kılarken şu rekatı sessiz okuyorlar diye tamamı zan olan bilgilerle yol bulmaya çalışırsan, vay o musallinlerin haline….(musallin konu başlığına bakabilirsin)

32/15 ayetini bir oku.                                                                                                                                                                         

                                                                                                                                             

*

20/70 Öyle ki kapandı sihirbazlar secde12 edenler (olarak); dediler: “İman45 ettik Rabbine4 Harun'un ve Musa'nın.”                                                  

26/46 Öyle ki kapandılar sihirbazlar secde12 edenler (olarak).                                                                                                                                                                                 

                                                                                                                                             

Sihirbazlar Musa’nın yaptıklarını görünce iman edenler olarak teslimiyetlerini gösterdiler. Burada fiziksel olarak da secde olması mümkündür. Fakat öncesi beynin secde etmesidir ve bilinen namaz ile alakası yoktur.                                                                                                                                                                                                                              

*                                                

20/116 Hani! Meleklere: "Âdem'e secde12 edin." demiştik. Hemen secde12 etmişlerdi, iblis ise bundan kaçınmıştı.                                                                                                                                                                              

                                                          

15/29-15/30-15/31-15/32 ve 15/33-17/61-18/50-20/116-38/72-38/73-38/75          



*



22/18 Görmez misin? Ki Allah'a; secde70 eder O'na, kimse göklerdeki ve kimse yerdeki; ve Güneş; ve Ay; ve yıldızlar; ve dağlar; ve ağaç92; ve hareketli canlılar; ve insanlardan çoğu; ve çoğu (insan) hak etti üzerine azabı; ve kimse (ki) aşağılar Allah; öyle ki olmaz ona hiçbir değer veren; doğrusu Allah yapar dilediğini.                                                                                                  

*Kozmik ağ. Dallanmış budaklanmış galaksiler sistemi.                                                                                                                                                                                                         

Görmez misin diye başlayan ayette sonra söylenecekleri demek ki görebildiğimizin işaretidir. Neymiş bu? Secde edenlermiş. Kimlermiş bu secde edenler? Göklerdeki (kafamızı kaldırdığımızda görüp göremediğimiz her şey, Tüm evren) ve yerdeki kimse. Güneş, ay ve yıldızlar (sadece galaksimizde 400 milyar yıldız vardır) ve dağlar ve ağaç. Burada işaret ağaç tekil gelmiştir. Bu kadar evrende tek bir tane ağaç mı yaratılış özelliğine göre hareket ediyor/secde ediyor.






Burada ağaçlar yerine ağaç denmesi işarettir. Kozmik ağı işaret eder burada. Yani evrene dışardan baktığında dallanmış budaklanmış görülür. Sonra ayet devam eder hareketli canlılar ve insanların çoğu ve insanların çoğu da azabı hak etmiş. Peki çoğu secde ettiyse neden azap hak oldu. Allah haşa haksızlık yapar mı? Elbette yapmaz. 36/54 (bir ayet yazdım örnek olarak Kuranda Allah’ın haksızlık etmeyeceğine dair onlarca ayet var)                                                                                                                                                                                  

36/54 Artık bugün kişi, hiçbir haksızlık görmeyecek. Sadece yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.                                                                               

Peki Allah haksızlık yapmazsa bu secde yapanlara azap gelmesinin sebebi acaba secdesi gerçek secde olmayabilir mi? Secde Kur’an’ın gerçek secdesi yerine boş beleş anlamsız bir hareketten ibaret olabilir mi?  Akledelim. Bunlar İslam’a dininde değil de bu hadis gibi uydurmasyonlara secde etmişlerdir. Hristiyan ve Yahudilerin şu anda secde ettikleri (din diye neye boyun eğiyorlarsa) nasıl onları azaba götürecekse kendine Müslümanım diyenlerde Kur’an harici (Allah harici) başka neye secde ederlerse etsinler onları da azaba götürecektir. Biz peygamberin dediğini yaptık diyerek kurtulamayacaklar çünkü inandıkları hadis, mezhep gibi şeytan öğretilerini nebi Muhammed asla söylemedi, söyleyemezdi de. Nebi ancak Kur’an dedi, Kur’an yolundan gitti. Resule itaat ancak Kur’an’a itaat ile olabilir. Nebi bu uydurmasyonların hepsini yalanladığında iki ellerini ısırıp ah keşke resulle bir yol tutsaydım diyecekler. Resulle yol tutmanın yolu resulün tuttuğu yolu tutmaktır. Yalnız Kur’an’dır. Hadisin yolundan gidenler ise onları yazan şeytanın velileri hatta bizzat kendileri şeytan olanların yolundan gidenlerdir.                                                                                              

Din diye insanların kendi yanlarından uydurduklarına, ata dinlerine uyanlara, sünnet, uydurmasyonlarına tabi olanlara, hadis uydurmasyonlarına tabii olanlara, insanları kendine çağıranlara uyanlara v.s. çoğaltılabilir, kısacası Allah kelamı hariç her neye tabi olursak olalım (musallin) bu bizi sürekli bir azaba götürecektir. Allah bunları aşağılayacağını söylüyor (Allah korusun).




 




22/19 İşte bu iki hasım taraf çekişirler Rableri hakkında; ancak kimselere ki kâfirlik ederler (saklarlar-gizlerler), biçilecek onlara ateşten giysiler, dökülecek başlarının üstünden kaynar su                                                                                                                                                                          

                                                                                                                                             

22/18 Ayetinden sonra gelen bu ayetinde bütün olarak düşünülmesi doğru olacaktır. Çünkü 22/19 ayetinde de büyük bir işaret vardır. Ayetten açıkça anlaşıldığı gibi çekişen 2 grup var ve biri azap görecek olan yani yanlış yolda olanlardır. Dolayısıyla diğer grup da doğru yolda olanlardır. Bir taraf şirk ile Allah'a kulluk yaptığını sanarlar, diğer grup ise tevhid inancı ile şirksiz olarak Allah'a yönelirler. Sonraki işarete de bakarsak insanların çoğunun azabı hak ettiklerini bildirir bize Rabb'imiz. Bunu tüm dünya insanları olarak düşünmeliyiz. Müslümanlar azınlıkta Allah diğerlerini kastetmiştir diye düşünceye girersek büyük yanılırız. İnsanların çoğu hüsrandadır. Net olarak söylemem gerekirse tüm insanlığın çoğu cehennemliktir. Çoğunluk nereye giderse tersine gitmeliyiz. Çoğunluk ne yaparsa araştırıp doğruluğundan emin olmadan yapmamalıyız.

Sevgili arkadaşlar eğer kelle sayısına uyar ona göre hareket edersek çoğunluk bunu yapıyor vardır bir bildikleri diye düşünürsek, Müslümanlarda büyük din adamları şunlar bunlar bilemiyor da biz mi bilcez onlar daha iyi bilir diye düşünürsek, Araplar yapıyorsa doğrudur diye düşünürsek ahirette çok büyük hüsrana uğrarız.

Şöyle düşünelim Hıristiyan ve Yahudilerin veya ineğe, kuşa, böceğe, tahtaya v.s. tapanlarında kendi ülkelerinde çoğunluk aynı şeyi yapar ve hepsinin de kendi dininde hesapta büyük din adamları, düşünürleri v.s. vardır, aynı kendine Müslüman diyenler de de olduğu gibi. Soralım kendimize Müslüman olmayanlar doğru yolda mı? Doğru yolsa ise de veya değilse de nerden bu kanıya vardın delilin, kanıtın nedir?  Kendine Müslüman diyenlerde aynı kriterlere sahip. Peki kendine Müslüman diyenler, kendimizde dahil, doğru yolda mıyız ? Doğru yoldaysak da ve ya değilsek de kanıtımız nedir, dellimiz nedir? Nasıl Müslüman olmayanları biz doğru yolda olarak görmüyorsak onlar da bizleri doğru yolda görmüyorlar.

Artık dönüp bir kendimize bakmanın, aklımızı kullanmanın zamanı gelmedi mi, öz eleştiri yapıp Allah’ın kelamlarını okuyup, anlayıp, araştırıp, uygulamanın, hayata geçirmenin zamanı gelmedi mi, artık Biricik Kur’an’ımızı sadece bir süs eşyası veya ölülere okunan bir kitap olarak değil de, Yüce Rabb’imizin bize O’nu öğüt almamız için gönderdiği gerçeğini dikkate alıp, Kur’an’ı yaşam kitabı yapmanın zamanı gelmedi mi?

Din şakaya eğlenceye gelmez. Kimseye inanmayın (ben dahil). Kendiniz araştırın, kendiniz çalışın ve kendi doğrunuza kendiniz ulaşın. Dinde hüküm koyucu Kur'an'dan başka kaynak edinmeyin. Kur'an harici dinde hüküm koyan tüm kaynaklar kitap olur, insan olur, kurum olur hepsi zandır. Kendine çağırana uymayın, Kur'an'a ama yalnız Kur'an'a çağırana kulak verin ama gene de doğruluğundan emin olmaya gayret gösterin lütfen. Allah furkan nasip eder hepimize yeşaallah.                                                                                                                                                                                                                                                 

 

* 


22/26 Ve o zaman saptadık/tespit ettik İbrahim'e beytin32 mekanını/yerini; ki şirk koşma71 benimle bir şey; ve temizle beytimi32*; etrafta dolaşanlar için; ve dikelmişler/ayağa kalkmışlar/doğrulmuşlar (için); ve rükû11 edenler (için); secde12 edenler (için).                                                                                                                                                                              

*Kimseye ait olmayan, topluma ait olan.            

                                                                                                         

Beytin yeri kesinleşmiş ki bununla da bağlantılı olarak Allah bana şirk koşma diyor. Ve burasını buraya gelenler burada dolaşanlar için ve kaim olan yani sapasağlam ayakta duranlar için yani Allah yolunda ödün vermeyenler için ve dize gelenler için ve boyun eğenler için bir ibadet yeri olarak belirlenmiş. Kaim kelimesi sapasağlam ayakta durmak anlamındadır ve gene tavaf eden diye çevrilen littaifine kelimesinin anlamı gitme/yürüme, etrafta dolaşma/dolaşma eylemi, yolculuk etmek, ona gelmek, rastlamak, ziyaret etmek, yaklaşmak, sık sık dolaşmak, kuşatmaktır asıl anlamı. Bir şeyin etrafında dönmek değildir.                                                                                        

2/125 deki temizlik kavramı da buradan net anlaşılacağı gibi buraya gelenler için burayı tüm şirklerden arındır manasındadır. Belki yer temizliği gibi temizlik anlamı da çıkmasına rağmen asıl kastedilen şirkten arındırmaktır. Bu ayette salattan yani bilinen hali ile namaz kılmaktan bahsedilmiyor. Dolayısıyla yerlerin sağın solun temizlenmesinden ziyade asıl temizlenmesi gereken şey buraya gelen insanlar burada bir teslimiyet göstereceklerdir ve bunu huşu içinde yapabilmeleri için sadece Allah kelamından başka her şeyden temizlenmesi gerekir. Şu anki cami denilen ibadet edilen yerlerin temizlenmesi gerektiği gibi. Zaten şirk koşma benimle bir şey işaretinden nasıl bir temizlik olduğu anlaşılıyor. Şöyle ki Allah'ın astından dinde hüküm koyan her şey şirk koşmaktır. Bütün bunlardan temizlenmesi gerektiğini söyler Yüce Rabbimiz. Aramızda Şerefli Kur’an varken Kur’an dışı dinde hüküm koyan her şey ama her şey (kitap, hadis, hacı, hoca, evliyacık v.s.) şirktir.            

Sadece Kuran demeyen herkes şirk koşmuş olur. Allah'a inansa bile onların çoğu ancak Allah'a şirk koşarak iman ederler der Rabbimiz.12/106                                                                        

12/106 Onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a inanmazlar.                                                                                                                                                                                                                                                             

*                                                

 

22/77 Ey iman47 etmiş kimseler! Ve rükû11 edin; ve secde12 edin; ve kulluk edin46 Rabbinize4; ve hayır/iyilik faaliyetinde bulunun; belki de sizler felaha/kurtuluşa kavuşursunuz.                                                                                                                                                                                          

                                                                                                         

Bu ayette sadece iman edenlere bir emir var. Eğer iman ediyorsanız ruku edin secde edin ve kulluk edin Rabbinize ve hayırlarda bulunun umulur ki kurtulursunuz der Yüce Rabb’imiz.                      

Birinci konu burada ve buna benzer pek çok ayette emir iman edenedir, müminleredir. Dinde zorlama yoktur. İman etmiyorsa zaten Kur’an o kişiyi bağlamaz. Allah onun hükmünü verecektir.            

İkinci husus gene rüku ve secde ayrı belirtilmiş ve kulluk edin diye eklenmiş. Şimdi bunu bize öğretilen namaz olduğunu varsayalım. Kıyamdan bahsetmemiş (yani ayakta durma yok ki kıyam zaten ayakta durmak demek değildir) sonrasında rüku ve secde demiş. Ve kulluk edin diye eklemiş. Bildiğimiz şekliyle anlamını bilmediğiniz Arapça bir şeyler tekrarlayıp yat kalk yaparak Allaha kulluk mu etmiş oluruz. Yoksa rüku ve secdenin kavramının gerçek anlamını bilip uygularsak mı Allaha kulluk ederiz. Yani, beyin olarak Allah’ın yolunda dize gelerek diz çöküp (beynen) boyun eğerekmi. Gerçek anlamda rüku ve secde ettiğimizde yani tam teslim olduğumuzda Allah bize ne demiş merak etmez miyiz. Neye teslim olduk diye. Zaten gerçek anlamda rüku ve secde etmek için önce Yaratıcımızı tanımamız, bize öğütlerini bilmemiz lazım. Yoksa boş boş secde ediyorum diye yere kapanmanın ne manası olacak.

Açıp kuranı okuyup Yüce Allah’ın emirlerine, yasaklarına, kıssalarına ve öğütlerine bakıp dersler çıkarmaz mıyız? Rüku ve secde bu değil mi. Yoksa günde 5 vakit papağan gibi anlamını bilmediğimiz hatta bazılarının kuranda bile olmayan duaları (anlamını bilsek de yüzlerce ayette 5-10 tanesini okuyorlar namazda) okuyup yat kalk egzersizi yaparak mı Allaha kulluk ederiz.

Hayırlarda iyiliklerde bulun diyor Yüce Rahman’ımız. Bunu tam nerden öğrenicez. Yok ben yaparım ben zaten biliyorum diye düşünüyor olabilirsin. Ama aç bak Kur’an’a Allah orda bilmediklerimizi bize öğretiyor. İyilik veya hayırda olsa nasıl, ne şekilde, hangi hallerde yapılacağını, nasıl davranacağını öğretiyor bizlere. Eğer müşriksen tüm yapılanlar boşa gidecek. Ya hayrı veya iyiliği yapıyorsun ama Allah’a şirk koşuyorsan. Herkes yaptığının karşılığını tam alacak fakat müşriklerin yaptıklarını da Yüce Allah boşa çıkarak çünkü onlar süresiz cehennemliktirler. Nereden öğreneceksin tüm bunları, yat kalk yaparak mı? Kur’an’da bu kadar önem verilen şey bize faydası olmayan yat kalk egsersizi (namaz) mı dır sende bir düşünsene ? Yoksa bize cennetin yolunu açacak olan Allah Kelamı olan Biricik Kur’an’ımızı çalışı, okuyup, öğrenip, uygulamak mı?

 Allah kul olmanın kuralları içinde kul olabilmenin, dini yalnızca ona has kılabilmenin tek yolu Allah öğretileri (Kur’an) dır. Kur’an zikirdir, hatırlatmadır, öğüttür, furkandır, rağmettir, lütuftur, yol göstericidir, elçidir.                                                                                                                                                                                                                                 

                                                                                                         

*                                                

25/60 Ve denildiği zaman onlara; secde12 edin Rahman'a1; derler: “Ve nedir Rahman1? Secde12 eder miyiz (hiç) senin emrettiğine bize”; ve ziyade eder/artırır (denilen) onlara nefreti.                                                             

 

 

Musa’nın her şeyin Rabbi olan Allaha diz çöküp boyun eğin demesine tabii olmadı  firavun, haman, karun ve halkın önde gelenleri ve bu nefretlerin arttırmış. Aynı şu an gibi.

Gelin Şerefli Kur’an'ımıza yalnızca Kur’an diyelim Rahmana secde edelim Kur’an’a secde edelim dediğimizde Allah’ın astından kitaplar edinmeyelim Kur’an harici dini hüküm koyan hiç bir şeye uymayalım. Allah ile aramıza giren şeyleri reddedelim ve reddedelim dediğimizde de ayette örnek verildiği gibi nefretle karşı gelmeyelim, akledelim. Ata dininin izinden gitmeye çabalamayalım, ata dinini sorgulayalım. Lafım kendim dahil herkesedir. İki yol vardır. Hak yolu ve diğerleri. Allah’ın gösterdiği doğru yolda mıyız ?

Herkes kendini sorgulasın lütfen iki yoldan hangisindeyiz?

Gerçekten hak yolunda mıyız?

Yoksa diğer yollardan birinde mi?                                                                                                                                                                  

16/9 Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Eğer O dileseydi, hepinizi hidayete erdirirdi.

Not : Allah'ın dilemesi, izin vermesi ve hak etme konusunu detaylı inceleyeceğiz. Yalnız şu şekilde düşünmek yanlış olur. Allah dileseydi veya izin verseydi doğru yolda olurduk. Doğru yolda olmadıysak bu Allah'ın suçudur, istememiş demek ki. Bu çok yanlış bir düşünce tarzıdır. Allah'ın bunu dilemesi, izin vermemiş ve bizim bunu hak edebilmemiz için çaba sarfetmemiz lazım ki Allah bizim doğru yolda olmamızı dilesin yada izin versin ya da bunu hak edebilelim. Kendi konu başlığı altında çok detaylı incelemeye çalışıcaz ayetler ışığında ve Yüce Rabb'imin izniyle inşaallah.


*                                                

25/64 Kimseler; olurlar gece171 Rablerine4; secde12 edenler ve dikelenler/ayağa kalkanlar.

 

 

Bazı kimselerin gece vakitlerinde efendilerini anar ve ona boyun eğerler. Buradaki kıyamın manası (kıyam konusu altında inceliycez) Allah’ı anmanın ayakta olacağı anlamına gelmez. Yani Allah’ı anarken ayakta anın denmemektedir. İsteyen bu şekilde de  yapar ama bu anlatılmıyor. Allah’ı anmayı ayağa kaldırırlar. Allah'ı anmak için bir ayaklanma söz konusu Yani bir iş için hadi ayaklanın anlamı taşımaktadır.

Örnek hadi ailece film seyredicez ayaklanın dendiğinde ne anlarsınız. Hadi toplanın, yiyecek içecek yenecekse hazırlayın, filmi hazırlayın, herkes yerine geçsin v.s. değil mi?

Ayetteki kimselerde gece vaktinde Allah’ı anmak için ayetlerini okumak, anlamak ve bu ayetlere diz çöküp boyun eğmek için ayaklanmışlar yani bir hazırlık sürecine girilmiş. Belki aile toplandı, belki abdest alındı, belki yatıyorlarsa kalktılar v.s.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                

*                                                                                                                                                                                                                                                     

26/219 Ve çevirmelerini (yüzünü göğe); secde12 edenler içinde.                                                                                                                                       

                                                                                                         

Önceki ayetlere bakıldığında Yüce Rabb’imiz nebi Muhammed’e bazı tavsiyelerde bulunuyor ve yaptıklarını bildiğini/gördüğünü söylüyor. Teslim olanların arasında ona, onu gördüğünü söylüyor anladığım kadarıyla. Anlaşılır ki insanlar secde ederken nebi yüzünü göğe çeviriyormuş.   Belki bizi gör Rabb’im demek istercesine olabilir veya başka bir düşünceyle bilemiyoruz. Ama başka bir ayette de Allah nebiye sen gözlerimizin önündesin der. Belki nebinin yüzünü göğe çevirmesi ile alakalı söylenmiş olabilir. Belki de Allah herkesi görür diye söylemiş de olabilir. Belki de her ikisi belki de başka manaları da olabilir. Konumuz bu değil.

Sonuç Allah bizi görür ve secde diz çöküp boyun eğmek demektir. Fiziksel olarak da salat sonrası 1 secde yapılabilir/yapılır/yapılmalıdır.                                                                                                                                                                                                                                  

*                                                

 

27/24 Ve buldum onu (Sebe melikesini) ve kavmini/toplumunu; secde12 ederler Güneş’e, Allah'ın astından; ve süslemiş onlara şeytân29 amellerini-eylemlerini; ve onları engelleyip saptırmış yoldan; böylece onlar doğru yola kılavuzlanmazlar.                                                                                                                                                                                           

Süleyman kıssasından Sebe melikesi ve halkı güneşe teslimiyet gösteriyorlarmış tanrı olarak. Fiziksel secde etmeleri de mümkün. Bilinen namaz kılmakla alakası yok.                                                                                                                                                                                                                                         

*                                                

27/25 Secde12 etmezler mi Allah’a? Ki çıkarır gizliyi/saklıyı göklerde ve yerde; ve bilir gizlediklerini/sakladıklarını; ve açığa vurduklarını.                                                                                                                                                                                                 

Sebe melikesi ve kavmi için söylenen bir ayet. Ama genel manası tüm zamanları kapsar. Sebeliler için Allah’a diz çöküp boyun eğmezler mi diyor, bunların yoldan sapmış olduklarını asıl teslimiyet Allah’a olması gerektiğini söyler Yüce Rabb’imiz. Nerde ne gizlerlerse gizlesinler zamanı gelince Allah’ın bunu açığa çıkaracağını söylüyor ve o zaman gelince doğruyu kavrayacaklar ama iş işten geçmiş olacak. Şu an bunu okuyorsanız daha vaktiniz var demektir. Sizin için de iş işten geçmeden önce Müslüman olarak ölmeye bakın.

Yüce Rabb’im kendisine şirksiz inanan tüm Müslümanların canını Müslüman olarak alması umudumla.                                                                                                                                                                                                                                      

*                                                

32/15 Ancak ayetlerimize iman47 eden kimseler; (Kur’an) hatırlatıldığı zaman onlara onunla (ayetle); kapandılar secde12 edenler (olarak); ve tesbih31 ettilerhamd3 ile Rablerini4; ve onlar büyüklenmezler.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 

İman edenlere ayetler okununca onlar secde edenler olarak (zihnen boyun eğerek ve/veya fiziksel olarak ama zihnen teslimiyet önemli olan zaten zihnen teslimiyet göstermeden yere kapanmak manasız olacaktır) övgü ve yüceltme ile Rablerini anmışlar ve büyüklenmemişler. Zaten bu zihnen inanıp boyun eğip teslimiyetle olacak bir işin sonucudur. Sonrasında huşu ve haşyet içinde bir yere kapanma söz konusu olabilir Burada gene ayet okunma ve sonrası teslimiyet vardır. Yani okunan ayetlere muhatap olanlar ayetler okunduğunda onu anlarlar. 19/58 ayetindeki gibi okunanı anlarlar. Yalnız 19/58 de ayetler okunur der, bu ayette hatırlatılır der Rabbimiz. Ayet okunsa da hatırlansa da teslimiyet gösterilen bir durum olmalı demek ki.                                                                                                                                                                                      

                                                                                                         

*                                                                                      

38/72 Onu biçimlendirip, ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secdeye12 kapanın!

38/73 Bunun üzerine meleklerin tamamı, hep birlikte secde12 ettiler.

38/75 "Ey iblis! İki elimle yarattığım şeye secde12 etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü taslıyorsun, yoksa kendini çok mu üstün görüyorsun?"dedi.                                                                                                                                                                                                                                           

                                                                                                         

15/29-15/30-15/31-15/32 ve 15/33-17/61-18/50-20/116-38/72-38/73-38/7-2/34                                                                                                                                                                                                                                   

*                                                                                      

39/9 Kimse midir o? Kanaat edendir gece171 vakitleri; secde12 eden; ve dikelen/ayakta duran; hazırlanır ahirete; ve rica eder/talep eder Rabbinin4 rahmetini; de ki: “Seviyesi aynı olur mu? Kimseler (ki) bilirler; ve kimseler (ki) bilmezler; doğrusu ancak elbâb88 sahipleri hatırlar/öğüt alır.                                                  

Gece vakitlerinde ahirete hazırlanmaktan bahseder kısaca. Ancak akıl sahipleri öğüt alır diyor Yüce Rabbimiz. Bu ayetten öğüt almamızı ve ayette yapmamız söylenen şeyler içinde Kur’an’ı okuyup neyi nasıl yapacağımızı oradan öğrenmemiz gerektiğine işaret ediyor ve soruyor Rabbimiz bilen ile bilmeyenin seviyesi aynı olur mu diye. Allah’ın rahmetini talep etme ve ahirete hazırlanmayı da işaret eder Rabbimiz. Gece vakitleri (gündüzün iki yanı) uyumadan hazır bulunan ve secde (diz çöküp, boyun eğen) kimsedir buna muhatap olan. Gece vakitleri işa ve fecr zamanları olan Kur’an’ın gerçek salat zamanlarıdır.(bu çalışmanın yani salat çalışması içinde bu konuyu çok detaylı incelemeye çalıştım)                                                                                                                              

                                                                                                                                                                                                                                                       

*                                                

41/37 Ve ayetlerindendir gece171 ve gündüz170; ve Güneş; ve Ay; secde12 etmeyin Güneş’e; ve de Ay’a; ve secde12 edin Allah'a; ki yarattı onları; eğer olduysanız sadece O'na (Allah’a) kulluk46 eder.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              

Gece gündüz Allah’ın mucizelerindendir/kanıtlarındandır/belgelerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Teslimiyetiniz güneşe ve ay gibi yaratılmışlara olmasın gerek zihinsel gerekse bedensel teslimiyet. Tüm alemlerin yaratıcısına olsun. Onları da her şeyi yaratan yarattı. Kulluk sadece Allah’adır. Bazı dönemlerde aya veya güneşe teslimiyet gösterilmiştir. Sebe melikesi ve halkı gibi.27/24            

27/24 Ve buldum onu (Sebe melikesini) ve kavmini/toplumunu; secde12 ederler Güneş’e, Allah'ın astından; ve süslemiş onlara şeytân29 amellerini-eylemlerini; ve onları engelleyip saptırmış yoldan; böylece onlar doğru yola kılavuzlanmazlar.


Aşağıya gece ile gündüz ile alakalı İbrahim Esinlerin çalışmalarından linkler koyuyorum. İncelersiniz inşaallah.











*                                                

48/29 Muhammed resulüdür/elçisidir Allah'ın; ve onunla birlikte (olan) kimseler şiddetlidirler kâfirlere25 karşı; merhametlidirler kendi aralarında; görürsün onları rükû11 edenler; secde12 edenler; ararlar bir fazıl/lütuf Allah’tan; ve bir rıza; yüzlerindeki simaları onların eserindendir secdelerin12; işte bu; misalleridir onların Tevrat'ta; ve misalleridir onların İncil’de; bir zer/bir tohum (ki) çıkardı filizini; öyleki kaplayarak güçlendirdi (filiz) onu (tohumu); öyle ki kalınlaştı/sertleşti; öyle ki istiva etti/seviyeledi gövdesinin üstüne; hayranlıkla zevk alır zer/tohum ekenler; kızması için/öfkelenmesi için onlara kâfirlerin25; vaat etti Allah kimselere; iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18 onlardan (iman edenlerden); bir mağfiret/bir bağışlanma; ve büyük bir ecir/karşılık.                                                                                                                                                                                                                                                           

Genel anlamda çok detaya girmeyeceğim burada Muhammedi’n Allah’ın elçisi olduğu, onunla beraber olanların kafirlere(gerçeği örtenlere) karşı sert fakat birbirlerine merhametli olduklarını ve kendi aralarında onların rüku ve secde ettiklerini görüleceğini yüzlerindeki simaları(çehreleri) onların secdelerinin eseridir.ve bu Tevrat ve İncil’de bahsedildiği gibi bir tohumun filizlenmesi yayılarak büyüyerek güçlenmesi kalınlaşıp sertleşmesi yani dimdik ayakta durması (tohumken yani ölüyken ufacık bir rüzgardan bile etkilenebilecekken gelişip sapasağlam olması) bu olduğunda da onu eken bu işte hayran olur emeğinden zevk alır. Aynı bu şekildedir iman edenler buda kafirlerin kızması öfkelenmesi içindir ve Allah’ın vaadidir iman edip salihatı yapana bir mağfiret ve büyük bir ecir.   

Burada eseri kelimesini (min eseris sucud) iz anlamı vererek alnındaki secde izi diye çevriliyor. Alın kelimesi de geçmez. Kafasını yere vurup alnında iz çıkarıp ibadet ettiğini sananlar var Burada kesinlikle fiziksel secde yoktur. İnsan nasıl bir secde yapar da yüzünde iz çıkar. Ayeti yanlış anladığından İz çıkması için kafasını yere vuruyorlar. Yüce Allah böyle birşey emreder mi? Burada mecazi anlam vardır. Allah’ın iki eli, Allah’ın boyası veya Allah’ın yüzü gibi. 5/64 -  2/138 - 2/115                           

Ayrıca boş boş eğilip yere kapanmak Allah’ın hoşnutluğunu nasıl kazanmamıza yarar sağlar. Allah’ın hoşnutluğunu onun emirlerine boyun eğerek teslim olarak kazanabiliriz. Allah'a haşyet duyanların teslim olma hallerini gördüğünde, salat derslerinden çıkan kurana teslim olan birinin simasından onun teslimiyetini anlarsın manasındadır. Beynen teslimiyetin yüze/simaya yansımış halidir.                                                                                                                                                                   

                                                                                                         

*                                                

50/40 Ve geceden171; öyle ki tesbih31 et O’nu (Allah'ı); ve secde12 arkalarında.                                                                                                                  

                                                                                                         

Teslimiyetinden sonra Allah’ı aklederek ara/tecelli ettiklerini gör teslimiyetini güçlendir.  Secde tekildir. Secde arkalarında diye gelir ayet. Genelde secdelerin arkalarından diye çevrilir ama değildir. Yani tek bir secde vardır. Genelde yanlış çevrilir. Secdelerin arkalarında diye. Secde arkalarında doğrusudur. Salat sonrası tek bir secde ile zihinsel teslimiyet sonrası bedensel teslimiyet yapılabilir. Şart değildir. Ama zihinsel teslimiyet sonrası Allah'a duyduğumuz huşu ve haşyet içinde kendi acizliğimizi ve Allah'a teslimiyetimizi bedensel olarak gösterme ihtiyacı hissettiğimiz zaman mekan müsaitse yapılabilir/yapılmalıdır.                                                                                                                                                  

                                                                                                                                 

*                                                

53/62 Öyleyse secde12 edin Allah'a; ve kulluk46 edin.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  

Sadece Allaha kul olun ona diz çöküp boyun eğin.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           

*                                                

55/6 Ve yıldız93; ve ağaç92; secde70 eder o ikisi.                                                                                                                                                                                                                                                                                                

Allah’ın yasalarına diz çöker/boyun eğerler. Fiziksel secde mümkün değildir. Ağaç tekil gelir, kozmik ağaçtır bu. Yukarıda bahsettik.                                                                                                                                                                       

                                                                                                         

*                                                                                      

68/42 O gün sıyrılıp kaldırılır (kas/güç) bacaktan/uyluktan; ve davet edilirler secdeye12; öyle ki itaat edemezler.

68/43 Alçalmış/kibri kırılmış gözleri onların; yetişir onlara bir zillet; ve muhakkak ki olmuşlardı davet edilirler secdelere12; ve onlar salimler (-di)/sağlıklılar (-dı).                                                                                                                                                                                                                                

Zamanında secdeye (Allah’a itaat etmeye, diz çöküp boyun eğmeye) çağırıldılar. Ama kibirlenip yapmadılar. Ama (doğru anladıysam) kıyamet (kıyam/ayakta durma/hesaba çekilirken) o gün secdeye çağırıldıklarında da (gerçeği anlarlar) fakat bunu yapmaya güç yetiremezler. Dünyada Allah’ın yolunda olmayana ahirette izin verilmeyecek. Allah’ın ayetlerine teslimiyet dünyada sınavdayken yapılması gerekir. Saat (evrenin yok oluşu) gerçekleştiğinde iş bitirilmiş olacak. Dünyada yaptığınla kalacaksın. İlla bunun içinde evrenin yok olması da lazım değil.                                                                 

İnsan öldüğünde kendi saati gelmiştir iş bitmiştir. Dünyadayken yere kapanmakla Allah’a diz çökmüş olmayız eğer beynimiz itaat etmezse. Salat sonrası secde yapılabilir/yapılır bu ayete göre. Secde etmenin itaat etmek olduğunu 68/42ayetten de anlarız. 96/19 da olduğu gibi. Sağlıklıyken davet edildiğinde secde etmeyenler 68/43, o gün bacaklarından kas sıyrıldığında nasıl secde edecekler der ayetler. Buradan fiziksel secde yapılabileceği hatta yapılması iyi olacağını (eğer müsait olunursa) anlarız ama asıl önemli olan beynen yapılan secdedir.                                                                                   

                                                                                                         

*                                                 

76/26 Ve geceden171; öyle ki secde12 et O'na (Allah’a); ve tesbih31 et O'nu (Allah’ı) bir gece171; uzunca.                                                                         

                                                                                                         

Nebiye gelen emir bazı geceler uzunca Allah’ı anması gerektiğini bildiriyor. Ona özel bir durumdur diye düşünüyorum. Ona hitaben gelse de bu sadece sana özel demediği için bizlerinde uygulamasında sakınca olmayacağı kanaatini de taşımaktayım.                                                                              

*                                                

84/21 Ve okunduğu zaman onlara Kur'an; secde12 etmezler.                                                                                                                                                                                                                                                                                          

Kur’an okuduğunda (inanmayan kafirler, gerçeği örten nankörler)  Allaha boyun eğmeyip diz çökmezler. Okunan Kur’an’ı muhatabı anlar. Bunu ayetten anlarız. Demek ki Kur’an anlayarak okunacak, kendi dilimizde. Onu duyunca da Allah’ın kelamına itaat edicez eğer iman edenlerdensek. Yoksa her iki anlam da da secde etmek boş olacaktır. Şöyle ki Kur’an anlamadığın dilde okundu yere kapandın. Ne diye kapandın neye teslimiyet gösteriyorsun. Ve gene Kur’an anlamadığın dilde okundu diz çöküp boyun eğmen lazım ya neye boyun eğeceksin anlamıyorsun ki. Arapça bir şeyler okunuyor. Okunan Allah kelamı mı, Kur’an dışı bir şey mi yoksa sana küfür mü ediyorlar?

İşte anladığın dilde okumak tüm bunları ortadan kaldıracaktır. İnanmayanlara gelince de Kur’an okunduğunda anlasa bile İtaat etmezler/kabul etmezler.

                                                          

*                                                

96/19 Hayır! İtaat etme ona; ve secde12 et; ve yaklaş.                                                                                                                                                                                                                                                                                                     

Surenin genelinden anlaşılan (96. sureyi okuyunuz) bir kimse var tuğyan yapan (haddi aşan, zulum, azgınlık, sapkınlık, isyan küfür) ve doğru yoldan alıkoyan salla (çağrı yapan Allaha yönelen) bir kişiyi. Yüce Rabbimiz ona itaat etme, bana itaat et bana boyun eğ diz çök, benim öğretilerimi uygula ki bana yaklaşasın demektedir. Rabbimiz secdenin manasını burada açıkça bizlere bildirmiştir. İtatat etme ona ve secde et. Demek ki secde etmek itaat etmektir. Secde etmemek itaat etmemektedir. Bu şu anki kılınan namaz secdesi diye bize dayattırılan içi boşaltılmış anlamı kaydırılmış Kur’an’ın gerçek secdesinin anlamı Yüce Rabbimiz bu ayette bize öğretmiştir. Önce beynen itaat sonra fiziksel secde yapılır. Beynen inanmadan, anlamadan yere kapanma manasızdır, boştur.

Sureden gidersek Rabb’imin örnek verdiği o alıkoyana nebi gidip (eğer ona inansaydı) yere mi kapanacaktı? Tabii ki hayır. Onun söylediklerine itaat etme benim dediklerime itaat et diyor Rabbimiz. Alak (96) suresini okuyalım. Kısa bir sure. Daha iyi anlarız. 68/42 ye de bakılabilir.                                                                                                                                                                                                                                     

                                                                                                                                                               

                                                                                                                                                                                                                                                       

secde               سجد sjd Sin-Cim-Dal                                                                                                                                                                                                             

türevler : scudu, fesecedu, succeden, s-sucudi, vescudi,  yescudune, secedu, s-sacidine, tescude,             fesecede, liescude, eescudu, enescudu, fescud, vescud, yescudani, tescudu                                                                                                                                                            

 

 

 

AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR     

           

           

1En yüce merhametli.  

3En yüce övgü/methetme.       

4Efendi, komuta eden. 

5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).       

8Bilen. 

9Bilge/bilgelikle hükmeden.      

11Beynin (bedenle veya bedensiz) eğilmesi, dize gelmesi, baş eğmesi.

12Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğmesi.    

13Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a yani Kur’an’a yüz çevirmemek, ilgisiz kalmamak, kale almak, umursamak, kayıtsız kalmamak, mühimsemek, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı      

bir hedef belirleyip, kendisine bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda takip etmek.   

18Düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler.         

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak          

gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.    

27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.        

29Saptıran, bozan, uzaklaştıran. Şeytân her şeyden olabilir. İnsanlar da şeytân olur. Haktan/gerçekten saptırmışsa; doğru olanı bozmuşsa, doğrudan uzaklaştırmışsa o şey Kur'an'a göre şeytândır. 

31Yüce Allah’ın tüm sıfatlarının tecelli edişine Yüce Allah’ın bahşettiği akıl/fikir aracılığıyla tanık/şahit olarak Rabbini aramak.       

32Topluma ait olan, dini öğretilerin takip edildiği ev, mekân. Kur'an'ın okunup öğrenildiği topluma ait mekân.  

33Dönmek, vazgeçmek.          

40Kibar, ince, yumuşak.          

45Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek İslam dinine (sadece/saf Kur'an'a) tabi olmuş olan. İslam: İnsan bilincinin Yüce Allah ile arşta/hiperuzayda yapmış olduğu antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir  zikirdir/hatırlatmadır. Sadece Kur'an gerçek İslam dinidir.          

46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın   hükümlerine tabi olmak.  

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma. 

48Yüce Allah'ın indinde/katında/arşında bulunan şerefli elçi Cibril benzeri varlıklar. Kendi iradeleri/akılları vardır. Ancak yaratılış gereği insanlardaki gibi fücur (psikanalizdeki id') sahibi değillerdir. Asla kötülük düşüncesi oluşturamazlar. İradeleriyle oluşturdukları her fikir mutlak ki takva içerir.     

50Bilge insandan (Homo Sapiens) ilk nebi/peygamber. Dünya üzerinde fiziksel olarak yaşamış bir kimse.  Âdem'in bilincinin Yüce Allah'ın arşında/indinde/katında/hiperuzayda başına gelen olaylar bizlere örnek olması için Kur'an'da bildirilmiştir.  

53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.      

70Yaratılış özelliğiyle diz çöküp boyun eğmek. 

71Ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.          

88Akıl ve mantık. Analitik/rasyonel düşünme.   

92Ağaç dalları gibi dallanmış budaklanmış. Kozmik ağ. Karalık maddenin galaksileri/maddeleri belirli bir şekilde dizmesiyle oluşan yapı.           

93Târık yıldızı. Pulsar/Nötron yıldızı. Süpernova patlamasıyla içine çökerek kendi secdesini yapan; canlı yaşam için gereken suyu ve atomları oluşturan yıldız.        

129Antlaşma/sözleşme/ahit. İnsan bilincinin hiperuzayda/arşta Yüce Allah'la yaptığı sözleşme. Özü; tek tanrıcı olmak, şirke girmemek, kutsal kitaplara tabi olmak, resullerle    

kutsal kitapların arasını ayırmamak, şeytanın adımlarını takip etmemek. Kısacası sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına tabi olmak.          

135Hristiyanlar ve Yahudiler başta olmak üzere Kur'an öncesi kendilerine kitap verilmiş olan topluluklar.       

170Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır. Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle gündüz başlar ve Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasına kadar devam eder.       

171Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır. Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasıyla gece başlar ve Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle sona erer.    

190Yüce Allah'ın indinde/katında/arşında bulunan bir varlık. Kendisini daha üstün görerek Yüce Allah’ın Âdem’e yani insanoğluna secde emrine uymamıştır. Bu nedenle kâfir olmuş bir varlıktır. Âdem’e yani insanlığa karşı meydan okuması Yüce Allah tarafından kabul edilmiştir. Bu nedenle Âdemoğlu olarak yani bilge insanlar olarak bir sınavın içindeyiz. Bu sınavın ana konusu insanoğlu olarak Yüce Allah’a, O’nun arşında verdiğimiz mîsâka/antlaşmaya/sözleşmeye uymaktır. İblîs Âdemoğlunun çoğunun bu antlaşmayı bozarak sınavı kaybedeceği varsayımını yapmıştır. Yüce Allah iblîsin zannında doğru çıktığını bildirmektedir. Çoğu insan antlaşmayı bozmuş ve müşrik olmuştur. İnsanların çoğu da bu nedenle cehennemdedir.     

212Veli kelimesinin çoğulu. Veliler. Koruyan, himaye eden yakın arkadaşlar.     

50Bilge insandan (Homo Sapiens) ilk nebi/peygamber. Dünya üzerinde fiziksel olarak yaşamış bir kimse.  Âdem'in bilincinin Yüce Allah'ın arşında/indinde/katında/hiperuzayda başına gelen olaylar bizlere örnek olması için Kur'an'da bildirilmiştir.  








EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.