BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
Secde kavram anlamı : Beynin (bedenle veya bedensiz) diz
çöküp boyun eğmesi, İnsanın yaratılış özelliğiyle (akıl ile) diz çöküp boyun
eğmesidir.
Kur’an’da ki gerçek secde zihnen yapılan secdedir. Zihnen
secde etmeden fiziksel secdenin manası yoktur. Salat sonrası 1 secde
yapılabilir/yapılmalı. Fakat zihnen teslim olma gerçekleşmeden yapılan fiziksel
secde manasızdır. Secde (fiziksel) nesiller boyu farklı şekillerde yapılmıştır.
Araştırabilirsiniz. Alın, üstüne, çene üstüne (kuranda var), tamamen yüz üstü
uzanarak v.s. Kur’an’ın asıl secdesi ve önemli olanı zihinsel secdedir. Zihnin
diz çöküp boyun eğmesidir. Secde alnı yere koymadan çok daha geniş bir anlama
sahiptir.
Her şeyle boyun eğme itaat etme manasındadır. İnsanın
secdesi itaati, boyun eğmesi öncelikle beyin iledir. Onun için öncelikle beynin
secde etmesi önemlidir. Sonrası zaten Allah'a duyulan huşu ve haşyette ve aynı
zamanda kendi acizliğimizin fiziksel olarak ifadesi olarak fiziksel secde
yapılabilir/yapılır.
2/34 Ve dediğimiz zaman meleklere48:
“Secde70 edin Âdem'e50”; öyle ki secde70 ettiler (melekler);
iblîs190 dışında; hoşlanmadı/reddetti (iblîs); ve büyüklendi; ve oldu
kâfirlerden.
Bu ayette Yüce Allah’ın Meleklere verdiği emir yere
kapanmak manasında değil Adem’e saygı göstermeleri boyun eğmeleridir ki bu
iblise ağır gelmiştir. Kendi düşüncesine göre topraktan yaratılan Adem ateşten
yaratılan İblisten daha aşağıdır ona boyun eğmezmiş düşüncesi ile büyüklenmiş,
kibirlenmiştir. Halbuki ikisini de yaratanın emridir bu, O (Allah) her şeyi en
iyi bilendir. 15/29-15/30-15/31-15/32 ve
15/33-17/61-18/50-20/116-38/72-38/73-38/75 ayette de geçer.
*
2/58 Ve o zaman dedik: “Girin şu kente;
öyle ki yiyin oradan; her yerde; dilediğiniz (gibi) bolca; ve girin
kapıdan secde12 edenler (olarak)”; ve deyin:
“Hitta/günahlardan-hatalardan bir arınma”; bağışlarız sizlere hatalarınızı; ve
ziyade edeceğiz güzel davrananlara.
Musa’nın kıssalarından olan bir ayettir. Musa’nın kavminden
birileri olabilir İsrail oğullarından olabilir fakat bu önemli değil. Yüce
Allah bazı kimselere bir kente girmelerini orda diledikleri gibi yiyip
içmelerini söyler fakat oraya girerken secde ederek girin diyor. Şimdi bu
kimseler secde ederek nasıl girecekler. Secde edip sürüne sürüne mi girecekler.yoksa
kapıya gelip yere mi kapanacaklar. Bura da secde ederek derken beynen diz çökmekten
bahsetmekte. Yani girdiğiniz şehrin kurallarına göre hareket edin alçakgönüllü dostça
olun diye anlaşılıyor. Ayrıca bu şehrin kapısı kastedilmeyebilir. Allah
ayetlerinde her zaman sıra ile söyler. Bura da önce kente giriyorlar sonra
yiyip içiyorlar sonra bir kapı işaret ediliyor secde edilerek girilecek bir
kapı. Her halikarda bu fiziksel bir secde değildir.2/58 ayetine bakıldığında
girin kapıdan secde edenler olarak geçiyor. Orda fiziki bir mekan
belirtilmemiş. Buda girin kapıdan secde edenler olarak denildiğinde hak yoluna
dosdoğru yola boyun eğenler olarak girin de kastedilmiş olabilir. Hiçbir
şekilde fiziksel secdeden bahsetmiyor.
Benzer örnek 7/161 ve 4/154 de de geçer.
*
2/125 Ve
o zaman yaptık beyti/evi32 bilinci geri döndürme yeri insanlara; ve bir
güvenlik; ve edinin/tutun/alın İbrahim'in dikelme/ayağa kalkma/doğrulma yerinden;
bir salla13 yeri; ve antlaştık/ahitleştik İbrahim’le ve İsmail'le ki o
ikisi temizler evimi32; etrafta dolaşanlar için; ve adananlara/kendini vakfedenlere;
ve rükû11 edenlere; secde12 edenlere.
Beytin evi salla yeri musallin olma yeri için güvenli bir
yer olarak belirlenmiş. Burayı müşriklerden putlardan v.s. temizlenmesini
istiyor İbrahim ve İsmail’den Yüce Rabbimiz. Bu yerlerin temizliği olabileceği
gibi manevi temizlik şirkten arındırma da
olabilir. Temizlik konusu için 22/26 ya bakılsın. Çünkü buraya gelip etrafta
dolaşanlar ve kendini adayacaklar boyun eğip itaat edeceklerdir insanlar. Ve
beynen diz çöküp boyun eğeceklerdir.
Ayette musallen kelimesi geçer. Genelde namaz veya salat yeri yada namaz
kılma yeri diye çevrilir, fakat burada aynı zamanda musallin olmaktan
bahsedilir. Musallin bir şeyi hemen arkasından takip etmektir. Musallin
kavramını ele alacağım, burada kısaca yazıyorum. Bir şeye musallin olmak onu zihnen
ve bedenen hemen arkasından izlemektir. İyi bir şeye de musallin olunabilir kötü
bir şeye de. Buradaki musallen kelimesi budur. Hak yoluna musallin olunmasını
emreder Yüce Rabbimiz.
Ayrıca littaifine kelimesini tavaf etmek diye çevriliyor.
Anlaşılan manada kabenin etrafında dönmek gibidir fakat yanlıştır. Anlamı gitme/yürüme,
etrafta dolaşma/dolaşma eylemi, yolculuk etmek, ona gelmek, rastlamak, ziyaret
etmek, yaklaşmak, sık sık dolaşmak, kuşatmaktır. Yoldan geçenin veya buraya
gelenin ziyaret etmesi, etrafta dolaşması manasındadır. Tavaf olarak
inceleyeceğiz.
*
3/43 Ey Meryem! Alçak gönüllü ol/uysal ol
Rabbine4; ve secde12 et; ve rükû11 et, rükû11 edenlerle birlikte.
Meryem’e Allah kendisine alçak gönüllülükle itaat et diz
çöküp (zihnen ve/veya bedenen) boyun eğ diğer itaat edenlerle birlikte diyor.
Çünkü Rabbi Meryem’i seçmiş, arındırmış ve bütün dünya kadınlarına tercih
etmiş/üstün kılmış. Namaz kıl falan denmiyor burada uzaktan yakından alakası
yok. Zaten secde önce rüku sonra söylenmiş ayette de.
*
3/113
Aynı değillerdir kitap ehlinden135 bir ümmet/topluluk; dikelen/ayakta
duran; okurlar ayetlerini Allah'ın gece171 zamanları; ve onlar
secde12 ederler.
Kitap ehlinden bahseder. Hepsinin aynı olmadığını. Önceki
ayetlere bakın. Bir kısmının yoldan çıktığını söyler önceki ayetlerde ama bir
kısmı da (bu ayette) aynı olmayan diğer kitap ehliden bir topluluğun gece vakti
Allah’ın ayetlerini okuduklarını söyler. Bura da dikelin ayakta durun derken
Allah’ın ayetlerini ayakta okuyun demiyor, yada ayakta namaz kılın demiyor. Yani
bu iş için ayaklandılar manasında. Mesela ailece film seyretmek için ayaklandık
demek filmi ayakta seyrettik demek değildir. Onlar Allah’ın ayetlerini okuyup boyun
eğerler, diz çökerler. Fiziksel secde edilebilir fakat önemli olan zihinsel
secde boyun eğmedir. Zihinsel kabullenme olmadan yere kapanmanın manası yoktur. Zaten ayetten de açıkça anlaşıldığı
gibi secde öncesi Allah’ın ayetlerin okumak için ayaklanırlar, Allah’ın
ayetlerini okurlar, anlarlar sonrası secde eder yani diz çöküp boyun eğerler.
Yani çarpıttıkları gibi gece kalkın kuran okuyup 2 rekat nafile namaz kılın
diye bir anlam asla yoktur ayette. Ayette salat geçmez, rüku geçmez her görülen
secdeye namaz anlamı yüklemek Kur’an’ı ıskalamaktır.
*
4/102 Ve
olduğun zaman sen onların içinde; öyle ki doğrult/dikleştir/ayağa kaldır onlara
salâtı5; öyle ki doğrulsun/dikelsin/ayağa kalksın bir tayfa/bir bölük onlardan
seninle birlikte; ve tutsunlar/alsınlar silahlarını; öyle ki
secde12 ettikleri zaman; öyle ki olsunlar onlar sizlerin
arkasından/ötesinden; gelsin diğer bir tayfa/bir bölük; asla
salla13 etmeyen; öyle ki salla13 etsinler seninle birlikte; ve
tutsunlar/alsınlar savunma tedbirlerini ve silahlarını; isterler
kâfirlik25 etmiş kimseler keşke gaflet/aymazlık içinde olsanız
silahlarınızdan ve metalarınızdan/eşyalarınızdan; öyle ki meyletseler üzerinize
tek bir meyille; ve yoktur bir günah sizlere; eğer oldu sizlerle bir eziyet
yağmurdan ya da oldunuz marazlılar/hastalar ki bırakın/koyun silahlarınızı; ve
tutun/alın savunma tedbirlerinizi; doğrusu Allah hazırladı kâfirler25 için
utanç verici bir azap.
Bu ayette (4/101 ile incelendiğinde) salatın sadece savaş
zamanında kısaltabileceği anlaşılıyor. Çevirilerde nebi Muhammed imam (İslamda
imam diye bir din adamı oluşumu yoktur) olup insanlara bildiğimiz anlamıyla
namaz kıldırdı şeklinde meal yapılıyor yada şu anki namazın bu şekilde olduğu
bu ayete göre iddia ediliyor. Yada rekat sayısını bu ayete göre çıkartılıyor.
Hiçbirine kesinlikle katılmıyorum.
Ayeti dikkatlice
inceleyelim.
İlk olarak sen olarak tekil geliyor. Onlara salatı ikame
ettirdiğin zaman tekil devam ediyor. Bir kısmı seninle birlikte salata dursun
ve silahlarını da alsınlar tekil devam ediyor.
Sonra secde etsinler diyor edin demiyor. Yani gelen grup
secde ediyor nebi değil. Sonra özne değişiyor sen olan siz oluyor. Sizlerin
arkasından salla etmeyen grup gelsin diyor.
Buraya kadar klasik namaz olmadığı görülüyor zaten. İmamlık
yaptı denilen nebinin bir fiziksel secdeye kapanmasını işaret etmiyor. Hatta
kapanmadığını kolayca anlıyoruz.
Şimdi bura da tam ne anlatılmak isteniyor bakalım. Savaş
sırasında salattan bahsediyor açıklıyor. Savaşta bile salatın terkedilmemesini
sadece kısaltılabileceğini anlatıyor. Secde burada kesinlikle yere kapanmak
değil zihinsel bir boyun eğme ve teslimiyettir. Ayrıca sizlerin arkasında
bulunsunlar geçiyor. Bu Arapça kelime (veraikum) kelimesidir bu kelime anlam saklamak,
örtmek, bir şeyin arkasında örten, saklayan manasındadır. Yani birinin
sakladığı bir şeyin (bu ayette silahlar) başka bir insanın göremeyeceği
pozisyonda veya durumda olması anlamındadır.
Şimdi tüm bunları gözden geçirip nebi Muhammed ve
etrafındakilere emredilen salatı anlamaya çalışalım. Öncelikle bilinen namaz ve
yere kapanmakla ilgili bir şey olmadığı açık. Savaş sırasında savaşacakların
bir kısmı nebiye gelip salatı ikame ederler yani nebi Allah’ın kelamını onlara
deklere eder onlarda buna boyun eğer ve diz çökerler. Bunu yaparken sanırım en
mantıklısı ve bura da anlatılan göre çember şeklinde olmaları ve nebinin
ortalarında olması olabilir. Bu sırada gelenlerin silahları da yanlarındadır. Salat
bitene kadar diğerleri tetikte olur sonra secde ettikten yani boyun eğdikten
sonra diğer grup gelir ve bu insanların hepsi bitene kadar devam eder. Bu ayette tek bir fiziksel secde
olduğunu görüyoruz. Salatta bir secde (fiziksel olarak) yapılması gerektiği
kanaatindeyim. Fakat önemli olan beynin secdesidir. Beynen secde olmadan fiziksel
secdenin manası yoktur. Zaten fiziksel secde beynen yapılan secdenin sonucu ve
devamı ve göstergesi olmasına rağmen olmazsa olmazı değildir. Savaş sırasında
ilk grubun salatı bittiğinde hem teslimiyet göstergesi hem de diğer gruba dır
geldiğini belirtmek için secde etmiş olmaları da mantıklıdır. Zaten salat
sonrası 1 secde eğer mümkünse edilebilir/edilmelidir.
Yukarıda yazdığım fiziksel secde yoktur yorumu bu bilinen
namaz kılma yoktur manasındadır. Sonra yazdıkların birbiriyle çelişiyor denmesin
J J
*
4/154 Ve
kaldırdık/yükselttik üzerlerine onların turu/dağı; mîsâkları129 (gereği)
onların; ve dedik onlara: “Girin kapıdan secde12 edenler (olarak)”; ve
dedik onlara: “Sınırı aşmayın şabatta/dinlenme döneminde”; ve aldık onlardan
sağlam bir mîsâk129.
2/58 de de geçen girin kapıdan secde edenler olarak geçen
cümle aynen bu ayette var. 2/58 de fiziksel bir kent var oranın kapısından
girin boyun eğerek olarak algılansada bura
da fiziksel bir yere ait bir kapıya işaret yok. Allah yoluna dosdoğru yola
girin boyun eğenler kabullenenler diz çökenler olarak anlamamız lazım. Yada
Yüce Rabb’imiz 2/58 de şehre secde ederek
girin demiştim deyip onu hatırlatıyor da olabilir. Her hali karda konumuzla
ilgili fiziksel secde veya bilinen namaz secdesinden bahsetmez bu ayet. Aynı
örnek 7/161 dede geçer.
*
7/11 Ant olsun ki sizi Biz yarattık. Sonra
size şekil verdik. Sonra meleklere, "Âdem'e secde12 edin." dedik.
İblis hariç hepsi secde12 ettiler. O,
secde12 edenlerden olmadı.
İblis boyun eğmedi diz çökmedi. Fiziksel secde istenmesi
oldukça mantıksızdır. Zaten Ayetler iyice okuyup anlaşıldığında saygı gösterilmesi
ve/veya Allah’ın Adem’e verdiği lütuflar nedeniyle ona boyun eğmeleri
istenmektedir.
*
7/12 "Sana buyurduğum halde, seni
secde12 etmekten alıkoyan nedir?" dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni
ateşten onu çamurdan yarattın." dedi.
Yüce Rabbimiz iblise neden boyun eğmediğini saygı
göstermediğini diz çökmediği sorar. Oda kendini üstün gördüğünü söyler.
Kibirlenir, büyüklenir. Çok dikkat edilmesi gereken ve yapılmaması gereken şeylerdendir
kibirlenmek, böbürlenmek, büyüklenmek. İlgili ayetlere Kur’an’dan bakınız. İki
ayet örnek vereyim. Diğerlerine bakınız. 17/37 ve 35/43
*
7/120 Ve
atıldılar/kapandılar sihirbazlar secde edenler12 (olarak)
Kapandılar diye çevrilen Arapça kelime ulkiye bu anlamada
gelir diğer anlamları da bir şeyi karşılamak, bulmak, görmek, deneyimlemek, yüz
yüze gelmek, o yöne veya ona doğru gitmek anlamlarına da gelir. Bura da
fiziksel bir secde olabilir veya zihinsel bir teslimiyet. Veya ikisi de. O
dönemde secdeye kapanmak çok doğal bir teslimiyet göstergesiydi. Sihirbazlarda
gördükleri karşısında (kendileri sihir yaptıklarından) gördüklerinin azametini
ve gerçekliğini kavrayarak, Musa’nın Rabb’ine (Yüce Allah’a) diz çöküp boyun
eğerek teslimiyetlerini göstermişlerdir. Her hali karda bilinen namazdan
bahsetmez bu ayet. Zaten salat sonrası fiziksel secde yapılabilir/yapılır/yapılmalıdır
(bulunulan yer müsaitse). Fakat fiziksel secde olmazsa olmaz bir zorunluluk
değildir. Evdesin ortam müsait, salat sonrası Allah'ın ayetlerini okudun zaten
beynen teslimiyet halindesin fiziksel secdeni yap, duanı et. Fakat uçaktasın
v.s. Fiziksel secde yapamayacak durumdasın. Salatını ikame et (kuran çalış)
fiziksel secdeni yapma. Zaten beynen teslim olundu önemli olan
gerçekleşti.
*
7/161 Ve
o zaman denildi onlara: “Mesken edinin şu kentte; ve yiyin orada dilediğiniz
(gibi) her yerden; ve deyin: “hitta/günahlardan-hatalardan bir arınma“; ve
girin kapıdan secde edenler12 (olarak)”; bağışlarız sizlere hatalarınızı;
ziyade edeceğiz güzel davrananlara.
4/154 ve 2/58 bakılabilir.
*
7/206
Doğrusu kimseler Rabbinin4 indinde/katında; büyüklenmezler kulluk etmekten
O’na (Allah’a); ve tesbih31 ederler O'nu (Allah’ı); ve O’na (Allah’a)
secde12 ederler.
Allah’ın katında olanlar (Allah’ın yanında olanlar melekler
gibi) Allaha kulluk etmekten büyüklenmezler. Onlar Allah’ın sıfatlarının
tecellisine tanıklık ederler boyun eğer diz çökerler.
Peki bize ne oluyor ki Allaha kulluk etmiyoruz, etmekten
kibirleniyoruz ya da ederken şirk koşuyoruz, biz kimiz ki Allah’a nankörlük
ediyor ve düşman oluyoruz?
Bize
ne oluyor ki Allah’a tevekkül etmeyelim, üstelik bize yollarımızı göstermişken,
bize ne oluyor ki yaşattığı sıkıntılara sabretmeyelim, her şey Allah tarafından
olduğunu bize bildirmişken, bize ne oluyor ki Allah’a ve bize gelen gerçeğe
iman etmeyelim, bize ne oluyor ki Rabb’imizin bizi iyi kimseler topluluğuna dahil
etmesi umut ve beklentisi içinde iken ?
*
9/112
Tevbe33 edenler; kulluk edenler; hamd3 edenler; seyahat edenler
(Allah için); rükû11 edenler; secde12 edenler; emredenler evrensel kabul
edilmişle; ve engelleyenler/yasaklayanlar
iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten; ve koruyanlar Allah'ın hudutlarını;
ve müjdele müminleri27
Bu ayette de namaz kıl, fiziksel rüku ve secde et ile
alakası yoktur. Allah’ın emirlerini kabul etmek diz çökmek boyun eğmektir.
Yoksa papağan gibi sure okuyup yatıp kalkıp ibadet diye yapılan namaz ritüeli
ile Allah’ın bize neyi emrettiğini bilemeyiz. Bu yüzdende iğrençlikten,
çirkinlikten, şeytandan kendimizi yat kalk ile nasıl koruruz. Neye nasıl tövbe
edebiliriz. Bu ayette de gene Allah’ın yasalarına boyun eğmek diz çökmektir
anlatılan. Sabah akşam yapılan Kur’an dersleridir. Anlayarak kuran okumadır.
Salat başlığı altında bunu inceleyeceğiz burada detaya girmeyeceğim. Papağana
besmele kelimesi öğretilse günde 1 milyon defa söylese ona faydası olur mu?
Ne dediğini bilmeden bir şeyler tekrarlamanın kime ne
faydası olacak. İman etmek böyle bir şey değil. Delille iman edilir, kanıtla
iman edilir söylediğini bileceksin ona göre Allah’ın bize verdiği en büyük
nimet olan aklını kullanarak (tesbih) diz çöküp boyun eğeceksin. Ne dediğini
bilmeden yapılan ibadetler aymazlık ibadetidir ritüeldir. Bu şekilde mi Allaha
kul olacağız. Allah’ın bize söylediklerini bilmeden nasıl kul olmayı
düşünebiliriz. Bu aklımıza ihanettir. Kur’an’a bile inanırken delille, kanıtla
inanacaksın. Kur’an Allah katından mı? İlahimi? Yoksa biri yada birilerimi
uydurdu? İnandığın kitap gerçek İslam’ın kitabı mı? Kuru kuruya inanmak, boş
bir inançtır. Kur’an hakkında delilin, kanıtın var mı? Neye neden inanıyorsun?
Ya Allah katından değilse, Allah katından olduğunu veya olmadığını
kanıtlayabilir misin ?
Sayın okuyucular bu çok önemlidir. Mümin kanıtla, delille
inanandır ve Müslümandan üstündür. Mümin olmaya gayret gösterelim. Kur’an Elbette
İlahidir ve elbette Allah katındandır ve elbette Allah kelamıdır. Kendi delili,
kendi kanıtı Kur’an’ın içinde mevcuttur. Bu konuyu Kur’an ilahi midir konu
başlığında Yüce Allah’ımızın izni ile ele almaya çalışacağız.
Konu ile alakalı sadece iki mucize örneğinin linkini koyuyorum. Kur'an'ın ilah olduğuna dair oldukça çok deliller, kanıtlar Kur'an'da mevcuttur.
Allah’ın bize verdiği en büyük nimetlerden biri olan
akıldır ve aklı kullanmaktır. Yaratılış özelliğimizdir akıl. Aklımızı düzgün
kullanığ şükrümüzü düzgün yapmalıyız..(şükür sadece ağızla söylemek değildir).
Şükür kısmında inceleyeceğiz. Bu ayette de rüku ve secde ayrı gelmiş. Rüku
edenler ve secde edenler olarak. Demek ki
aynı ritüel veya aynı şeyin devamı olmayıp rüku ve secde ayrı olarak bir
kavramdır.
İşaretlere dikkat edelim. Kur’an’da hiçbir harf kelime boş
değildir. Hepsinde işaretler vardır akledene. Allah'ın hudutlarını koruyanları
müjdele diyor Rabbimiz. Allah'ın hudutlarını nasıl koruycağız bu hudutları
bilmeden, nasıl hamd edecğiz, Allah'ı tanımadan………
Araplar anlayarak okuyabilirler ama bilinen namaz
ritüelinde 5-10 sure dışına çıkılmaz. Yüce Allah’ın şerefli kuranında 112
numarasız besmele ve 6234 ayet toplam 6346 ayet vardır. Sen 10 veya 20 okudun. Geri
kalanını ne yapacaksın? Onları bilmesen de olur mu? Yattım kalktım 5-10 sure
okudum tamam. Allaha nasıl kul olmanın kurallarına göre kul olacaksın? 10
ayetle mi? Yoksa Allah’ın bize bildirdiği
tüm yasak, emir, öğüt ve kıssalarını öğrenerek, bilerek ve devamlı
okuyup bilgilerinin taze kalmasını sağlayarak mı? Recmedilmiş şeytandan nasıl
Allaha sığınacaksın. Sadece ağzınla besmele çekerek mi? yoksa bir durum
karşısında Yüce Rabb’im her şeyden örneklerle açıkladık dediği Kur’an’daki
ayetler aklına gelip Kur’an’a göre davranarak mı? Bunu namaz dediğin şeyde
anlamını bildiğini varsayarsak 10 ayetle mi yapacaksın? Akledelim lütfen. Tabii
ki hayır. Bu saydıklarımızla Allah’a kul olmak mümkün değil.
Allah’a kul olabilmek içim Salatı ikame edeceğiz. Sabah ve
akşam ayrıca toplantı salatlarında ayağa kaldırıp dikeceğiz. Kur’an dersleri
yapıp anlayarak Kur’an okuyup çalışacağız ve bunlar düzenli olacak. Bilmediklerimizi
bize öğreten Yüce Allah’tır. Onun kelamını ayakta tutacağız. Kur’an müminler
üzerine vakitli bir kitaptır. 4/103
4/103 Öyle
ki, tamamladınız zaman salâtı5; öyle ki zikredin/hatırlayın Allah'ı
kıyam143 halindeler (olarak) ve oturan (olarak) ve yanlarınız üzerine
(yatar halde); öyle ki sakinleştiğiniz zaman; öyle ki
doğrultun/dikleştirin/ayağa kaldırın salâtı5; doğrusu salât5 oldu
müminler27 üzerine vakitli bir kitap.
Bazı İngilizce çeviriler dışında Türkçe meallerin
hiçbirinde kitap diye çevrilmemiştir. Neden kitap olarak buraya aldığımı ve
neden doğrusunun kitap olması gerektiğini sonuç kısmında detaylandırmaya
çalıştım.
*
12/4 O zaman dedi Yusuf babasına: “Ey
babam! Doğrusu ben gördüm on bir parlak gök cismi; ve Güneş’i; ve Ay’ı; gördüm
onları bana secde12 edenler.
Yusuf babasına rüyasını anlatmakta; Güneşin ayın ve on bir parlak gök cisminin (
kevkeben) kendisine secde ettiklerini söyler. Rüya olduğu için belki fiziksel bir
secde olarak görmüş olabilir, belkide Yusuf’a saygı gösterdiklerini görmüş
olabilir. Bu rüya Yusuf’un başından birçok olay geçtikten sonra gerçekleşir.
Güneş ve ay anne ve babası 11 parlak gök cismi de kardeşleridir.12/100
Bahsi geçen ayette bu kimselerin hem saygı gösterip hem de
fiziksel secde ettiklerini (o dönemde eski mısırda bu uygulama yani secde etmek
normalmiş) anlıyoruz.
Burada geçen kevkeb kelimesini yıldız olarak çevirirler.
Yıldız Kuranda necm dir. Kevkeb başka bir şeydir. Eğer yıldız olsaydı Yüce
Rabbimiz necm derdi. Kevkeb dediğine göre başka bir şeyi anlatıyor. Aynı şey
değil bunlar. Yıldız füzyon enerjisi ile kendi ışığını/enerjisini üreten
yapılardır. Güneş gibi. Kevkeb ise ışık üretmez, ışığı yansıtır. Gezegenler
veya halley kuyruklu yıldızı gibi yapılardır.
*
12/100 Ve
yükseltti (Yusuf) ana-babasını tahtın üstüne; ve kapandılar ona
secde12 edenler (olarak)”; ve dedi: “Ey babam! İşte bu;
tevilidir/yorumudur önceki rüyamın; muhakkak yaptı onu (rüyayı) Rabbim bir
hak/gerçek; ve muhakkak güzellik yaptı (Allah) bana; çıkardığı zaman beni
zindandan; ve getirdi sizleri çölden; ki şeytânın29 benim aramla ve
kardeşlerim arasına nifak sokması sonrasında; doğrusu
Rabbim4 Latîf'tir40 dilediği için; doğrusu O; O’dur Alîm8; Hakîm9.
Yusuf anne ve babasını tahtın üzerine çıkarmış (makamına
almış) onlarda ona saygı göstermişler
makamından dolayı. Yada ona kavuştuklarından Allah’a boyun eğmişler yada tahta
çıkıp secdeye kapanmışlar. Bura da bence en mantıklı olan Yusuf anne ve
babasını makamına çağırır ve onlarda Allah’ın kendilerine Yusuf’u kavuşturduğu
için Allah’a duydukları huşu ve haşyetten saygı ile boyun eğmişlerdir. Fiziksel
bir secde yapıldığını düşünmeme rağmen, Yusuf’a karşı (Yusuf için) fiziksel bir
secde de yapıldığını düşünmüyorum. Yapılmışsa da o dönemde bu yapılan normal
bir şeymiş. Bizim ele aldığımız şey ise bilinen namaz ile secde bağlantısıdır
ki bu ayette bu namaz ile asla alakalı değildir. Salatta yapılan secde de
değildir bu ayetteki. Zaten salat namaz demek de değildir.
17/107 ayetinde
çeşitli zaman ve medeniyetlerdeki çeşitli fiziksel secde şekilleri resimleri
mevcut. Araştırma sonrası fikrim budur. 17/109 dada çene üzerine secde şekli
işaret edilmiştir. Çeşitli kavimler çeşitli dönemlerde çeşitli secdeler
etmişler. Şimdi düşününce insan inasana secdemi eder diyorsak da o dönemde
normal karşılanan bir olaymış.
*
13/15 Ve
Allah'a secde12 eder kimse; göklerde ve yerde; gönüllü ve
kerhen/istemeyerek; ve gölgeleri (de) onların; gün doğumu sonrası; gün batımı
öncesi.
Gölge secde eder mi? Gölge nasıl secde edebilir. Kıldıkları
namazdaki gibi yeremi kapanacak? Gölgenin de secdesi Allah’ın sünnetullahına
(yasalarına) boyun eğmesidir/teslim olmasıdır/itaat etmesidir. Işığın cisme
hangi açıyla geldiği ile gölge değişir Bu Allah’ın
yasasıdır(sünnetullahı). 16/48 ayetinde de
gölgelerin secdesini işaret eder Yüce Rabbimiz. Özellikle gün doğumu sonrası ve
gün batımı öncesine bir işareti var Rabb'imizin
Yani gölgenin en uzun olduğu dönemi söylemektedir. Başka
bir işaretde göklerdir. Kur'anda gökler denildiğinde kafamızı kaldırdığımızda
gördüğümüz veya görmediğimiz tüm her şey göktür Bu göklerde ve yerde (başka
gezegenlerde yerde) olan varlıklara işarettir. Bunların bir kısmı bizden daha
üstündür 17/70. İnsan harici başka varlıkların olduğunun işaretidir. Kimse kelimesi
Kur'an’da genelde akıllı varlıklar için kullanılır. Onlarında gölgeleri
olduğuna göre maddeden varlık olmaları muhtemeldir. Bu gölge kanunu en uzun
olduğu dönemleri dünya dışı varlıklar için kullandığına göre Rabb’imiz demek ki
onlarında güneşleri vardır. Gece ve gündüzleri vardır.
15/29 "Onu biçimlendirip ve ona
ruhumdan üflediğimde, hemen ona secde12 edin! "
15/30
Bunun üzerine bütün melekler ona secde12 ettiler.
15/31
İblis hariç. O, secde12 edenlerle birlikte olmaktan kaçındı.
15/32
"Ey iblis! Neden secde12 edenlerle birlikte olmadın?" dedi.
15/33
İblis: "Ben; salsalinden, dönüşüme uğramış bir balçıktan yarattığın bir
beşere , secde12 etmem." dedi
*
15/98
Öyle ki tesbih31 et hamd3 ile Rabbini4; ve ol
secde12 edenlerden.
Ayeti okuyunca direk anladığım secde edenlerden olmanın
yolunu Yüce Rabb’imizin bize işaret ettiğidir. Secde edenlerden olabilmek için
Rabb’imizi hamd ile tesbih etmeliymişiz.
Allah’ı tespih etmemiz (belli kelimeleri şu kadar bu kadar
tekrarlamak değildir tesbih. Ayrıca inceliycez), akılla en yüce varlık olduğunu
anlamamızdır ve onu yüceltmekte (hamd) gerçekten onu insanın kavrayabileceği
düzeyde kavrayıp anlamak ve değerini takdir etmektir. Bunları anladıktan sonra
ve secde et diye gelen ayet secdenin anlamının beynen, zihnen teslimiyet
olduğunu bize açıklamaktadır. Allah’ın bu emirlerini yere kapanmakla mı
gerçekleştireceğiz. Allah’ın sıfatlarını bilmeden tecellisini bilmeden nasıl
bir yüce varlık olduğunu bilmeden yere kapanınca tamam mı her şey. Kesinlikle
fiziki bir secde değildir secdenin asıl anlamı, secdenin fiziki formu zihnen
teslimiyetin yansımasıdır. Zihnen teslimiyet olmazsa olmaz, olmasına rağmen
fiziksel secde olmazsa olmazlardan değildir. Bu yukarda saydıklarımı Allah’ın bize
öğrettiği şekilde yani Kur’an’dan öğrenip ona göre kul olmanın kurallarına göre
Yüce Rabb’imize {(efendimize) Allah’tan başka efendimiz yoktur} diz çöküp boyun
eğicez. Buda bilinen yat kalk namazı (aymazlık ve gaflet ibadeti) ile değil Kur’an
okuma salatı ile olacaktır. Kur’an’ın gerçek salatı Kur’an okumak, anlamak,
çalışmaktır. Allah’a lafla ben iman ettim teslim oldum deyip secdeye kapanmak
yerine kalben, beynen teslim olmak lazım onun içinde Allah’ın bize
öğrettiklerini tek gerçek kaynak olan kurandan öğrenmemiz gerekir.
Ancak bu şekilde dinimizi yalnızca Allah’a has kılarak
ortak koşmadan mümin olabiliriz. Eğer başka kaynak edinilirse (hadis, sünnet
uydurmaları, imam, şeyh, tarikat gibi) insanların
yanlarından uydurdukları dine gireriz haberimiz bile olmaz kendimizi doğru
yolda sanarız ama aslında müşrik (ortak koşan) olmuşuzdur. Yüce Allah’ın tek
kabul edeceği din İslam’dır. Onunda tek kaynağı şerefli biricik Kur’an’ımızdır.
Fiziksel secdeye de kapanılabilir ama beynen anlayıp diz çöktükten sonra
acizliğimizden Allah’a kulluk için yere kapanılabilir. Secde geçen bazı
ayetlerde fiziksel secde olabileceği görülmektedir. Ama delillerle inanmadan,
Allah bize ne demiş bilmeden yere kapanmanın manası yoktur. Bu ayet de salat
secdesi ile ilgili değildir yani namazda secde etmekle alakası yoktur.
*
16/48
Bakmazlar mı Allah'ın yarattığına doğru bir şeyden? Geri döner gölgeleri onun
sağdan ve soldan; secde12 edenler (olarak) Allah’a; ve onlardır düzleşip serilenler.
16/49 Ve
Allah'a secde12 eder göklerdeki ve yerdeki bir debelenenden/canlıdan; ve
melekler48 (de); ve onlar büyüklenmezler.
Bu ayettede fiziksel secde söz konusu değildir. Hadi
melekler fiziksel secde etti diyelim. Yüce Rabbim göklerdeki ve yerdeki her
hareket eden canlı diyor. Kur’an’daki her söz kesinlikle doğrudur. Peki kedi,
köpek, solucan, böcek, gözle görülmeyen mikroplar, denizdeki canlılar bunların
fiziksel bir secde etmeleri mümkün müdür? Allah secde ederler diyor demek ki secde
ediyorlar. Tabii ki ederler ancak secdenin anlamını bilirsek doğru
anlayabiliriz. Allah’ın yasalarına boyun eğerler. Yaratılış özelliklerine göre
hareket ederler. Tıpkı insan oluşumunda tek hücre iken hücreler bölünüp çoğalıp
kimi kalbi, kimi böbreği kimi kollar veya bacakları oluştururlar. Hepsi de neyi
nasıl ve ne şekilde yapacaklarını
bilirler. Bunları Yüce Rabbimiz onlara kodlamıştır. Onlarda bu yasalara boyun eğer
ve yapması gerekeni yaparlar. Secde budur.
Göklerdeki ve yerdeki canlıları işaret edip ve melekler
demesi Yüce Rabbimizin meleklerin sadece yerde ve gökte olmadığına işarettir.
Allah’ın katında da olduklarını Kur’an’dan biliyoruz zaten.
ALT
BAŞLIK
16/50
Kendilerine egemen olan Rabb'lerine karşı gelmekten korkarlar ve emrolundukları
şeyleri yaparlar.
Demek ki secde etmek Her şeye egemen olan her şeyin
sahibi/efendisi olan ve her şeyn tek dönüşü olan Yüce Rabbimizin emirlerine
karşı gelmeden O’ndan korkarak ne emredildiyse itaat etmektir. Sunnetullah
gereği gökteki ve yerdeki tüm canlıların (bizim bildiğimiz, bilmediğimiz,
gördüğümüz, görmediğimiz) Yüce yaratıcıya secde ettiğini yani diz çöküp boyun
eğdiğini görüyoruz. Başka ayetlerde de bakıldığında bunun sadece canlı
varlıklarla sınırlı olmadığını görürüz. Güneş, ay, dağlar, kozmik ağaç v.s. Tüm
evren Allah’a secde ediyor. Bunun şu anki aymazlık ve gaflet namazındaki bize
dayattırılan secde anlamıyla uzaktan yakından alakası olmadığını azıcık aklını
kullanan biri anlayabilir. Yani secde sadece yere kapanmaktır. Zaten beyin
Allah’ın Subhan sıfatını anlayabildiğinde (bir insan ne kadar kavrayabilirse,
Allah ne kadar kavramasına müsaade ettiyse) Allah’a duyduğu huşu ve haşyetten yere de kapanabilir. Ama
insan harici Allah’ın secde eder dediği varlıkların bu tarz bir fiziksel
kapanma yapmaları söz konusu olamaz.
Yukarda yazdığım kozmik ağacı 22/18 de detaylandırmaya
çalıştım.
*
17/61
Hani Biz meleklere, "Âdem'e secde12 edin. " dediğimiz zaman, iblis
hariç hepsi secde12 etti. İblis, "Ben, çamurdan yarattığın kimseye mi
secde12 edeceğim?" dedi.
15/29-15/30-15/31-15/32 ve 15/33-17/61-2/34-18/50 - 20/116
- 38/72-38/73-38/75
*
17/107 De
ki: “İman47 edin ona (Kur’an’a) ya da iman47 etmeyin; doğrusu önceden
ilim verilen kimselere; okunduğu zaman onlara; kapandılar çeneleri üstüne; secde12 edenler
(olarak).
lilezkani çeneleri üzerine manasındadır. Çene manasına
gelen bu kelimenin muhtemelen secde edenler çene üstüne kapanamazlar diye düşünüldüğünden
mealcilerin yüzünün üstüne diye çevirdiğini düşünüyorum. Yüce Rabb’im alnın
veya yüzün üstüne de diyebilirdi. Çenelerinin üzerine dediyse çene üzerinedir.
Burada fiziksel bir secde vardır, o dönemde insanlar insanlara da secde
ederlermiş ve çene üzerine kapanarak secde edilirmiş diye anlıyorum. Çağlar
boyu zaten birçok secde çeşidi olmuştur. Burada dikkat edilecek nokta iman edin
veya iman etmeyin deyip ayetler okunduğunda ayetlerin tecellisini kavrayabilenlerin
önceden ilim verilen kişilerin olduğudur. Beynen, zihnen ikna olup beynen diz
çökmüşler ve hemen secde ederek fiziki olarak da oradakilere yada topluma bunu
göstermişler. Secde etme olayı (fiziksel secde)
zamana ve kavme göre değişiklik gösterebilir. Yusuf’un ailesinin Yusuf’a
secdesi 12/100,103 gibi o dönemde secde çene üzerine yapılıyormuş. Yere yatarak
veya değişik şekillerde de secde türleri
kullanmış insan. Bu bağlamda zihinsel
secdenin arkasından sihirbazların çenelerinin üzerine secdeye kapandıklarını
fiziksel bir secdede yaptıklarını anlıyorum.
Aşağıda çeşitli fiziksel secdelere örnek
resimler koydum. İnceleyebilirsiniz, bunlar çoğaltılabilir.
17/109
Onlar, ağlayarak çeneleri üzerine kapanırlar. Bu onların huşularını artırır.
Rabb’lerinin ayetlerine iman edip emin olunca ve Yüce Allah’ın
yüceliğini görüp uyarısının kesin gerçekleşeceğine inanlar ağlayarak
çenelerinin üzerine ( o dönemde bu şekilde secde vardı) secde ederek
kapanmışlar. Bilinen namazla ilgisi kesinlikle yoktur. Burada kesinlikle
fiziksel bir secde vardır, fakat öncesi beynen bir secde teslimiyet vardır ki
beynen teslim olmanın sonucudur fiziksel secde etmek. Yoksa ne dediği bilmeden bomboş
yere kapanmanın veya neden kapandığını bilmeden kapanmanın yada rutin olarak
sadece alışkanlıktan kapanmanın bir manası yoktur. Bu içten gelen bir
teslimiyettir. Onun içinde beynen teslim olunması lazımdır. Yalnız burada bir önemli
nokta daha var. Beynen teslimiyet arkasından secde etmek insanın huşusunu artırdığını
söylüyor Yüce Yaratıcımız. Zihinle akılla diz çöküp boyun eğerek gösterilen
teslimiyetin arkasından, bunun fiziksel ifadesi olan yere kapanarak secdenin de
önemine vurgu yapar Yüce Rabb’imiz. Ama daha önce de dediğim gibi olmazsa olmaz
bir gereklilik değildir. Yapılabilir/yapılmalıdır, uygun bir durumdaysak. Yere
kapanmassanız salat tamamlanmak, eksik kalır v.s. gibi bir zorunluluk ifade
eden bir ayet Şerefli Kur’an’ımızda bulunmamaktadır.
*
18/50 Ve
dediğimiz zaman meleklere; secde12 edin Âdem'e; öyle ki secde12 ettiler iblis
dışında; oldu (iblis) cinden; öyle ki fâsık oldu/saptı Rabbinin emrinden; öyle
ki onu (iblisi) ve onun (iblisin)
zürriyetini/neslini/soyunu evliya212 mı edinirsiniz astımdan?; ve onlar
sizlere düşmanlık etti; perişan/sefil bir bedel/karşılık oldu zalimler için.
15/29-15/30-15/31-15/32 ve
15/33-17/61-20/116-38/72-38/73-38/75-38/72-38/73-38/75
*
19/58
İşte bunlar; kimselerdir; nimet verdi Allah üzerlerine; nebilerden; Âdem’in50 zürriyetinden/neslinden;
ve Nuh’la birlikte taşıdığımız kimseden; ve İbrahim’in zürriyetinden/neslinden;
ve İsrail’in (Yakub'un); ve doğru yola kılavuzladığımız kimseden; ve seçtiğimiz
(-den); okunduğu zaman onlara Rahman'ın1 ayetleri; kapandılar
secde12 edenler (olarak); ve ağlayanlar/göz yaşı dökenler (olarak).
Nebilerde, Ademin zürriyetine, Nuh’la taşınanlara, İbrahim’in
ve Yakub’un zürriyetine, Allah’ın doğru yola klavuzlandırdıkları ve seçtiği
kimselere ayetler okunduğunda müthiş bir teslimiyetin olduğunu görüyoruz.
Muhtemelen fiziksel secde de vardır. Ama öncesi mutlaka beynen secde
edilmiştir. Çünkü beynen teslim olmadan insanın yere kapanması çok mantıklı
değildir, anlamsızdır. Bilinen namazda secde var manasında değildir namazla
alakası yoktur. Bu insanlar neden gözyaşı döküyorlar. Çünkü ayetleri
okunduğunda anlıyorlar. Şu an Arapça bir şeyler okunduğu zaman anlayan var mı?
yada o okunanın Kur’an ayeti olup olmadığını bilen var mı? Arapça kutsal bir
dil değildir. Araplar kutsal bir ırk değildir. Kuran Arapça inmiştir. (Bu
konuyu Kur’an kısmında inceliycez). O zaman anladığın dilde okursan ancak
ayetleri anlarsın. Namaz diye kuranın gerçek salatının yerine yaptığın ibadet
sandığın ritüelde ne söylediğini biliyor musun? Okuduklarını anlıyor musun? Onu
da geçtim okudukların Kur’an’da var mı yok mu onu bile bilmiyorsun. Belki
okuduğun bazı şeyler Kuran’da yok ve bunlar şirk. Atalarımda bunları okuyordu
deyip sıyıramayacaksın. Kur’an’a musallin olmuyorsun, aymazlık ve gaflet
içindesin. İbadet ettiğini sanıyorsun ama Kur’an’ı okursan ne yaptığını ne
yapmaman gerektiğini ve ne yapman gerektiğini anlarsın. Eğer Kur’an okuyup da
Kur’an’dan şu anki namazı şu anki haliyle anlıyorsan diyecek lafım yok. Ama
sadece Kur’an ile. Yok şu hadis böyle demiş yok Nebi Muhammed bize öğretti, yok
öğleni, akşamı v.s. kılarken şu rekatı
sessiz okuyorlar diye tamamı zan olan bilgilerle yol bulmaya çalışırsan, vay o
musallinlerin haline….(musallin konu başlığına bakabilirsin)
32/15 ayetini bir oku.
*
20/70
Öyle ki kapandı sihirbazlar secde12 edenler (olarak); dediler:
“İman45 ettik Rabbine4 Harun'un ve Musa'nın.”
26/46
Öyle ki kapandılar sihirbazlar secde12 edenler (olarak).
Sihirbazlar Musa’nın yaptıklarını görünce iman edenler
olarak teslimiyetlerini gösterdiler. Burada fiziksel olarak da secde olması
mümkündür. Fakat öncesi beynin secde etmesidir ve bilinen namaz ile alakası
yoktur.
*
20/116
Hani! Meleklere: "Âdem'e secde12 edin." demiştik. Hemen secde12
etmişlerdi, iblis ise bundan kaçınmıştı.
22/18
Görmez misin? Ki Allah'a; secde70 eder O'na, kimse göklerdeki ve kimse
yerdeki; ve Güneş; ve Ay; ve yıldızlar; ve dağlar; ve ağaç92; ve hareketli
canlılar; ve insanlardan çoğu; ve çoğu (insan) hak etti üzerine azabı; ve kimse
(ki) aşağılar Allah; öyle ki olmaz ona hiçbir değer veren; doğrusu Allah yapar
dilediğini.
*Kozmik ağ. Dallanmış budaklanmış galaksiler sistemi.
Burada ağaçlar yerine ağaç denmesi işarettir. Kozmik ağı
işaret eder burada. Yani evrene dışardan baktığında dallanmış budaklanmış
görülür. Sonra ayet devam eder hareketli canlılar ve insanların çoğu ve
insanların çoğu da azabı hak etmiş. Peki çoğu secde ettiyse neden azap hak
oldu. Allah haşa haksızlık yapar mı? Elbette yapmaz. 36/54 (bir ayet yazdım
örnek olarak Kuranda Allah’ın haksızlık etmeyeceğine dair onlarca ayet var)
36/54
Artık bugün kişi, hiçbir haksızlık görmeyecek. Sadece yaptıklarınızın
karşılığını göreceksiniz.
Peki Allah haksızlık yapmazsa bu secde yapanlara azap
gelmesinin sebebi acaba secdesi gerçek secde olmayabilir mi? Secde Kur’an’ın
gerçek secdesi yerine boş beleş anlamsız bir hareketten ibaret olabilir mi? Akledelim. Bunlar İslam’a dininde değil de bu
hadis gibi uydurmasyonlara secde etmişlerdir. Hristiyan ve Yahudilerin şu anda
secde ettikleri (din diye neye boyun eğiyorlarsa) nasıl onları azaba
götürecekse kendine Müslümanım diyenlerde Kur’an harici (Allah harici) başka
neye secde ederlerse etsinler onları da azaba götürecektir. Biz peygamberin
dediğini yaptık diyerek kurtulamayacaklar çünkü inandıkları hadis, mezhep gibi
şeytan öğretilerini nebi Muhammed asla söylemedi, söyleyemezdi de. Nebi ancak
Kur’an dedi, Kur’an yolundan gitti. Resule itaat ancak Kur’an’a itaat ile
olabilir. Nebi bu uydurmasyonların hepsini yalanladığında iki ellerini ısırıp
ah keşke resulle bir yol tutsaydım diyecekler. Resulle yol tutmanın yolu
resulün tuttuğu yolu tutmaktır. Yalnız Kur’an’dır. Hadisin yolundan gidenler ise
onları yazan şeytanın velileri hatta bizzat kendileri şeytan olanların yolundan
gidenlerdir.
22/19
İşte bu iki hasım taraf çekişirler Rableri hakkında; ancak kimselere ki
kâfirlik ederler (saklarlar-gizlerler), biçilecek onlara ateşten giysiler,
dökülecek başlarının üstünden kaynar su
22/18 Ayetinden sonra gelen bu ayetinde bütün olarak
düşünülmesi doğru olacaktır. Çünkü 22/19 ayetinde de büyük bir işaret vardır.
Ayetten açıkça anlaşıldığı gibi çekişen 2 grup var ve biri azap görecek olan yani
yanlış yolda olanlardır. Dolayısıyla diğer grup da doğru yolda olanlardır. Bir
taraf şirk ile Allah'a kulluk yaptığını sanarlar, diğer grup ise tevhid inancı
ile şirksiz olarak Allah'a yönelirler. Sonraki işarete de bakarsak insanların
çoğunun azabı hak ettiklerini bildirir bize Rabb'imiz. Bunu tüm dünya insanları
olarak düşünmeliyiz. Müslümanlar azınlıkta Allah diğerlerini kastetmiştir diye
düşünceye girersek büyük yanılırız. İnsanların çoğu hüsrandadır. Net olarak
söylemem gerekirse tüm insanlığın çoğu cehennemliktir. Çoğunluk nereye giderse
tersine gitmeliyiz. Çoğunluk ne yaparsa araştırıp doğruluğundan emin olmadan
yapmamalıyız.
Sevgili arkadaşlar eğer kelle sayısına uyar ona göre
hareket edersek çoğunluk bunu yapıyor vardır bir bildikleri diye düşünürsek,
Müslümanlarda büyük din adamları şunlar bunlar bilemiyor da biz mi bilcez onlar
daha iyi bilir diye düşünürsek, Araplar yapıyorsa doğrudur diye düşünürsek ahirette
çok büyük hüsrana uğrarız.
Şöyle düşünelim Hıristiyan ve Yahudilerin veya ineğe, kuşa,
böceğe, tahtaya v.s. tapanlarında kendi ülkelerinde çoğunluk aynı şeyi yapar ve
hepsinin de kendi dininde hesapta büyük din adamları, düşünürleri v.s. vardır,
aynı kendine Müslüman diyenler de de olduğu gibi. Soralım kendimize Müslüman
olmayanlar doğru yolda mı? Doğru yolsa ise de veya değilse de nerden bu kanıya
vardın delilin, kanıtın nedir? Kendine
Müslüman diyenlerde aynı kriterlere sahip. Peki kendine Müslüman diyenler,
kendimizde dahil, doğru yolda mıyız ? Doğru yoldaysak da ve ya değilsek de
kanıtımız nedir, dellimiz nedir? Nasıl Müslüman olmayanları biz doğru yolda
olarak görmüyorsak onlar da bizleri doğru yolda görmüyorlar.
Artık dönüp bir kendimize bakmanın, aklımızı kullanmanın
zamanı gelmedi mi, öz eleştiri yapıp Allah’ın kelamlarını okuyup, anlayıp,
araştırıp, uygulamanın, hayata geçirmenin zamanı gelmedi mi, artık Biricik Kur’an’ımızı
sadece bir süs eşyası veya ölülere okunan bir kitap olarak değil de, Yüce Rabb’imizin
bize O’nu öğüt almamız için gönderdiği gerçeğini dikkate alıp, Kur’an’ı yaşam
kitabı yapmanın zamanı gelmedi mi?
Din şakaya eğlenceye gelmez. Kimseye inanmayın (ben dahil).
Kendiniz araştırın, kendiniz çalışın ve kendi doğrunuza kendiniz ulaşın. Dinde
hüküm koyucu Kur'an'dan başka kaynak edinmeyin. Kur'an harici dinde hüküm koyan
tüm kaynaklar kitap olur, insan olur, kurum olur hepsi zandır. Kendine çağırana
uymayın, Kur'an'a ama yalnız Kur'an'a çağırana kulak verin ama gene de
doğruluğundan emin olmaya gayret gösterin lütfen. Allah furkan nasip eder
hepimize yeşaallah.
*
22/26 Ve
o zaman saptadık/tespit ettik İbrahim'e beytin32 mekanını/yerini; ki şirk
koşma71 benimle bir şey; ve temizle beytimi32*; etrafta dolaşanlar için;
ve dikelmişler/ayağa kalkmışlar/doğrulmuşlar (için); ve rükû11 edenler
(için); secde12 edenler (için).
*Kimseye ait olmayan, topluma ait olan.
Beytin yeri kesinleşmiş ki bununla da bağlantılı olarak
Allah bana şirk koşma diyor. Ve burasını buraya gelenler burada dolaşanlar için
ve kaim olan yani sapasağlam ayakta duranlar için yani Allah yolunda ödün
vermeyenler için ve dize gelenler için ve boyun eğenler için bir ibadet yeri
olarak belirlenmiş. Kaim kelimesi sapasağlam ayakta durmak anlamındadır ve gene
tavaf eden diye çevrilen littaifine kelimesinin anlamı
gitme/yürüme, etrafta dolaşma/dolaşma eylemi, yolculuk etmek, ona gelmek,
rastlamak, ziyaret etmek, yaklaşmak, sık sık dolaşmak, kuşatmaktır asıl anlamı. Bir şeyin etrafında dönmek değildir.
2/125 deki temizlik kavramı da buradan net anlaşılacağı
gibi buraya gelenler için burayı tüm şirklerden arındır manasındadır. Belki yer
temizliği gibi temizlik anlamı da çıkmasına rağmen asıl kastedilen şirkten
arındırmaktır. Bu ayette salattan yani bilinen hali ile namaz kılmaktan
bahsedilmiyor. Dolayısıyla yerlerin sağın solun temizlenmesinden ziyade asıl
temizlenmesi gereken şey buraya gelen insanlar burada bir teslimiyet
göstereceklerdir ve bunu huşu içinde yapabilmeleri için sadece Allah kelamından
başka her şeyden temizlenmesi gerekir. Şu anki cami denilen ibadet edilen
yerlerin temizlenmesi gerektiği gibi. Zaten şirk koşma benimle bir şey
işaretinden nasıl bir temizlik olduğu anlaşılıyor. Şöyle ki Allah'ın astından
dinde hüküm koyan her şey şirk koşmaktır. Bütün bunlardan temizlenmesi
gerektiğini söyler Yüce Rabbimiz. Aramızda Şerefli Kur’an varken Kur’an dışı
dinde hüküm koyan her şey ama her şey (kitap, hadis, hacı, hoca, evliyacık
v.s.) şirktir.
Sadece Kuran demeyen herkes şirk koşmuş olur. Allah'a
inansa bile onların çoğu ancak Allah'a şirk koşarak iman ederler der
Rabbimiz.12/106
12/106
Onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a inanmazlar.
*
22/77 Ey
iman47 etmiş kimseler! Ve rükû11 edin; ve secde12 edin; ve
kulluk edin46 Rabbinize4; ve hayır/iyilik faaliyetinde bulunun; belki de sizler
felaha/kurtuluşa kavuşursunuz.
Bu ayette sadece iman edenlere bir emir var. Eğer iman
ediyorsanız ruku edin secde edin ve kulluk edin Rabbinize ve hayırlarda bulunun
umulur ki kurtulursunuz der Yüce Rabb’imiz.
Birinci konu burada ve buna benzer pek çok ayette emir iman
edenedir, müminleredir. Dinde zorlama yoktur. İman etmiyorsa zaten Kur’an o
kişiyi bağlamaz. Allah onun hükmünü verecektir.
İkinci husus gene rüku ve secde ayrı belirtilmiş ve kulluk
edin diye eklenmiş. Şimdi bunu bize öğretilen namaz olduğunu varsayalım. Kıyamdan
bahsetmemiş (yani ayakta durma yok ki kıyam zaten ayakta durmak demek değildir)
sonrasında rüku ve secde demiş. Ve kulluk edin diye eklemiş. Bildiğimiz
şekliyle anlamını bilmediğiniz Arapça bir şeyler tekrarlayıp yat kalk yaparak
Allaha kulluk mu etmiş oluruz. Yoksa rüku ve secdenin kavramının gerçek
anlamını bilip uygularsak mı Allaha kulluk ederiz. Yani, beyin olarak Allah’ın
yolunda dize gelerek diz çöküp (beynen) boyun eğerekmi. Gerçek anlamda rüku ve secde
ettiğimizde yani tam teslim olduğumuzda Allah bize ne demiş merak etmez miyiz.
Neye teslim olduk diye. Zaten gerçek anlamda rüku ve secde etmek için önce
Yaratıcımızı tanımamız, bize öğütlerini bilmemiz lazım. Yoksa boş boş secde
ediyorum diye yere kapanmanın ne manası olacak.
Açıp kuranı okuyup Yüce Allah’ın emirlerine, yasaklarına, kıssalarına
ve öğütlerine bakıp dersler çıkarmaz mıyız? Rüku ve secde bu değil mi. Yoksa
günde 5 vakit papağan gibi anlamını bilmediğimiz hatta bazılarının kuranda bile
olmayan duaları (anlamını bilsek de yüzlerce ayette 5-10 tanesini okuyorlar
namazda) okuyup yat kalk egzersizi yaparak mı Allaha kulluk ederiz.
Hayırlarda iyiliklerde bulun diyor Yüce Rahman’ımız. Bunu
tam nerden öğrenicez. Yok ben yaparım ben zaten biliyorum diye düşünüyor
olabilirsin. Ama aç bak Kur’an’a Allah orda bilmediklerimizi bize öğretiyor. İyilik
veya hayırda olsa nasıl, ne şekilde, hangi hallerde yapılacağını, nasıl
davranacağını öğretiyor bizlere. Eğer müşriksen tüm yapılanlar boşa gidecek. Ya
hayrı veya iyiliği yapıyorsun ama Allah’a şirk koşuyorsan. Herkes yaptığının
karşılığını tam alacak fakat müşriklerin yaptıklarını da Yüce Allah boşa çıkarak
çünkü onlar süresiz cehennemliktirler. Nereden öğreneceksin tüm bunları, yat
kalk yaparak mı? Kur’an’da bu kadar önem verilen şey bize faydası olmayan yat
kalk egsersizi (namaz) mı dır sende bir düşünsene ? Yoksa bize cennetin yolunu
açacak olan Allah Kelamı olan Biricik Kur’an’ımızı çalışı, okuyup, öğrenip,
uygulamak mı?
Allah kul olmanın
kuralları içinde kul olabilmenin, dini yalnızca ona has kılabilmenin tek yolu
Allah öğretileri (Kur’an) dır. Kur’an zikirdir, hatırlatmadır, öğüttür,
furkandır, rağmettir, lütuftur, yol göstericidir, elçidir.
*
25/60 Ve
denildiği zaman onlara; secde12 edin Rahman'a1; derler: “Ve nedir Rahman1?
Secde12 eder miyiz (hiç) senin emrettiğine bize”; ve ziyade eder/artırır (denilen)
onlara nefreti.
Musa’nın her şeyin Rabbi olan Allaha diz çöküp boyun eğin
demesine tabii olmadı firavun, haman, karun
ve halkın önde gelenleri ve bu nefretlerin arttırmış. Aynı şu an gibi.
Gelin Şerefli Kur’an'ımıza yalnızca Kur’an diyelim Rahmana
secde edelim Kur’an’a secde edelim dediğimizde Allah’ın astından kitaplar
edinmeyelim Kur’an harici dini hüküm koyan hiç bir şeye uymayalım. Allah ile aramıza
giren şeyleri reddedelim ve reddedelim dediğimizde de ayette örnek verildiği
gibi nefretle karşı gelmeyelim, akledelim. Ata dininin izinden gitmeye
çabalamayalım, ata dinini sorgulayalım. Lafım kendim dahil herkesedir. İki yol
vardır. Hak yolu ve diğerleri.
Herkes kendini sorgulasın lütfen iki yoldan hangisindeyiz?
Gerçekten hak yolunda mıyız?
Yoksa diğer yollardan birinde mi?
16/9 Doğru yolu
göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Eğer O dileseydi, hepinizi
hidayete erdirirdi.
Not : Allah'ın dilemesi, izin vermesi ve hak etme konusunu detaylı inceleyeceğiz. Yalnız şu şekilde düşünmek yanlış olur. Allah dileseydi veya izin verseydi doğru yolda olurduk. Doğru yolda olmadıysak bu Allah'ın suçudur, istememiş demek ki. Bu çok yanlış bir düşünce tarzıdır. Allah'ın bunu dilemesi, izin vermemiş ve bizim bunu hak edebilmemiz için çaba sarfetmemiz lazım ki Allah bizim doğru yolda olmamızı dilesin yada izin versin ya da bunu hak edebilelim. Kendi konu başlığı altında çok detaylı incelemeye çalışıcaz ayetler ışığında ve Yüce Rabb'imin izniyle inşaallah.
*
25/64
Kimseler; olurlar gece171 Rablerine4; secde12 edenler ve
dikelenler/ayağa kalkanlar.
Bazı kimselerin gece vakitlerinde efendilerini anar ve ona
boyun eğerler. Buradaki kıyamın manası (kıyam konusu altında inceliycez) Allah’ı
anmanın ayakta olacağı anlamına gelmez. Yani Allah’ı anarken ayakta anın
denmemektedir. İsteyen bu şekilde de
yapar ama bu anlatılmıyor. Allah’ı anmayı ayağa kaldırırlar. Allah'ı
anmak için bir ayaklanma söz konusu Yani bir iş için hadi ayaklanın anlamı
taşımaktadır.
Örnek hadi ailece film seyredicez ayaklanın dendiğinde ne
anlarsınız. Hadi toplanın, yiyecek içecek yenecekse hazırlayın, filmi
hazırlayın, herkes yerine geçsin v.s. değil mi?
Ayetteki kimselerde gece vaktinde Allah’ı anmak için
ayetlerini okumak, anlamak ve bu ayetlere diz çöküp boyun eğmek için
ayaklanmışlar yani bir hazırlık sürecine girilmiş. Belki aile toplandı, belki
abdest alındı, belki yatıyorlarsa kalktılar v.s.
*
26/219 Ve
çevirmelerini (yüzünü göğe); secde12 edenler içinde.
Önceki ayetlere bakıldığında Yüce Rabb’imiz nebi Muhammed’e
bazı tavsiyelerde bulunuyor ve yaptıklarını bildiğini/gördüğünü söylüyor.
Teslim olanların arasında ona, onu gördüğünü söylüyor anladığım kadarıyla.
Anlaşılır ki insanlar secde ederken nebi yüzünü göğe çeviriyormuş. Belki bizi gör Rabb’im demek istercesine
olabilir veya başka bir düşünceyle bilemiyoruz. Ama başka bir ayette de Allah
nebiye sen gözlerimizin önündesin der. Belki nebinin yüzünü göğe çevirmesi ile
alakalı söylenmiş olabilir. Belki de Allah herkesi görür diye söylemiş de
olabilir. Belki de her ikisi belki de başka manaları da olabilir. Konumuz bu
değil.
Sonuç Allah bizi görür ve secde diz çöküp boyun eğmek
demektir. Fiziksel olarak da salat sonrası 1 secde
yapılabilir/yapılır/yapılmalıdır.
*
27/24 Ve
buldum onu (Sebe melikesini) ve kavmini/toplumunu; secde12 ederler
Güneş’e, Allah'ın astından; ve süslemiş onlara
şeytân29 amellerini-eylemlerini; ve onları engelleyip saptırmış yoldan;
böylece onlar doğru yola kılavuzlanmazlar.
Süleyman kıssasından Sebe melikesi ve halkı güneşe
teslimiyet gösteriyorlarmış tanrı olarak. Fiziksel secde etmeleri de mümkün.
Bilinen namaz kılmakla alakası yok.
*
27/25
Secde12 etmezler mi Allah’a? Ki çıkarır gizliyi/saklıyı göklerde ve yerde;
ve bilir gizlediklerini/sakladıklarını; ve açığa vurduklarını.
Sebe melikesi ve kavmi için söylenen bir ayet. Ama genel
manası tüm zamanları kapsar. Sebeliler için Allah’a diz çöküp boyun eğmezler mi
diyor, bunların yoldan sapmış olduklarını asıl teslimiyet Allah’a olması
gerektiğini söyler Yüce Rabb’imiz. Nerde ne gizlerlerse gizlesinler zamanı
gelince Allah’ın bunu açığa çıkaracağını söylüyor ve o zaman gelince doğruyu
kavrayacaklar ama iş işten geçmiş olacak. Şu an bunu okuyorsanız daha vaktiniz
var demektir. Sizin için de iş işten geçmeden önce Müslüman olarak ölmeye
bakın.
Yüce Rabb’im kendisine şirksiz inanan tüm Müslümanların canını
Müslüman olarak alması umudumla.
*
32/15
Ancak ayetlerimize iman47 eden kimseler; (Kur’an) hatırlatıldığı
zaman onlara onunla (ayetle); kapandılar secde12 edenler (olarak); ve tesbih31 ettilerhamd3 ile
Rablerini4; ve onlar büyüklenmezler.
İman edenlere ayetler okununca onlar secde edenler olarak
(zihnen boyun eğerek ve/veya fiziksel olarak ama zihnen teslimiyet önemli olan
zaten zihnen teslimiyet göstermeden yere kapanmak manasız olacaktır) övgü ve
yüceltme ile Rablerini anmışlar ve büyüklenmemişler. Zaten bu zihnen inanıp
boyun eğip teslimiyetle olacak bir işin sonucudur. Sonrasında huşu ve haşyet
içinde bir yere kapanma söz konusu olabilir Burada gene ayet okunma ve sonrası
teslimiyet vardır. Yani okunan ayetlere muhatap olanlar ayetler okunduğunda onu
anlarlar. 19/58 ayetindeki gibi okunanı anlarlar. Yalnız 19/58 de ayetler
okunur der, bu ayette hatırlatılır der Rabbimiz. Ayet okunsa da hatırlansa da
teslimiyet gösterilen bir durum olmalı demek ki.
*
38/72
Onu biçimlendirip, ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secdeye12 kapanın!
38/73
Bunun üzerine meleklerin tamamı, hep birlikte secde12 ettiler.
38/75
"Ey iblis! İki elimle yarattığım şeye secde12 etmekten seni alıkoyan nedir?
Büyüklük mü taslıyorsun, yoksa kendini çok mu üstün görüyorsun?"dedi.
15/29-15/30-15/31-15/32 ve
15/33-17/61-18/50-20/116-38/72-38/73-38/7-2/34
*
39/9 Kimse midir o? Kanaat edendir gece171 vakitleri;
secde12 eden; ve dikelen/ayakta duran; hazırlanır ahirete; ve rica
eder/talep eder Rabbinin4 rahmetini; de ki: “Seviyesi aynı olur mu?
Kimseler (ki) bilirler; ve kimseler (ki) bilmezler; doğrusu
ancak elbâb88 sahipleri hatırlar/öğüt alır.
Gece vakitlerinde ahirete hazırlanmaktan bahseder kısaca.
Ancak akıl sahipleri öğüt alır diyor Yüce Rabbimiz. Bu ayetten öğüt almamızı ve
ayette yapmamız söylenen şeyler içinde Kur’an’ı okuyup neyi nasıl yapacağımızı
oradan öğrenmemiz gerektiğine işaret ediyor ve soruyor Rabbimiz bilen ile
bilmeyenin seviyesi aynı olur mu diye. Allah’ın rahmetini talep etme ve ahirete
hazırlanmayı da işaret eder Rabbimiz. Gece vakitleri (gündüzün iki yanı)
uyumadan hazır bulunan ve secde (diz çöküp, boyun eğen) kimsedir buna muhatap
olan. Gece vakitleri işa ve fecr zamanları olan Kur’an’ın gerçek salat
zamanlarıdır.(bu çalışmanın yani salat çalışması içinde bu konuyu çok detaylı
incelemeye çalıştım)
*
41/37 Ve
ayetlerindendir gece171 ve gündüz170; ve Güneş; ve Ay;
secde12 etmeyin Güneş’e; ve de Ay’a; ve secde12 edin Allah'a; ki yarattı
onları; eğer olduysanız sadece O'na (Allah’a) kulluk46 eder.
Gece gündüz Allah’ın mucizelerindendir/kanıtlarındandır/belgelerindendir.
Güneşe ve aya secde etmeyin. Teslimiyetiniz güneşe ve ay gibi yaratılmışlara
olmasın gerek zihinsel gerekse bedensel teslimiyet. Tüm alemlerin yaratıcısına
olsun. Onları da her şeyi yaratan yarattı. Kulluk sadece Allah’adır. Bazı
dönemlerde aya veya güneşe teslimiyet gösterilmiştir. Sebe melikesi ve halkı
gibi.27/24
*
48/29
Muhammed resulüdür/elçisidir Allah'ın; ve onunla birlikte (olan) kimseler
şiddetlidirler kâfirlere25 karşı; merhametlidirler kendi aralarında;
görürsün onları rükû11 edenler; secde12 edenler; ararlar bir
fazıl/lütuf Allah’tan; ve bir rıza; yüzlerindeki simaları onların eserindendir
secdelerin12; işte bu; misalleridir onların Tevrat'ta; ve misalleridir onların
İncil’de; bir zer/bir tohum (ki) çıkardı filizini; öyleki kaplayarak
güçlendirdi (filiz) onu (tohumu); öyle ki kalınlaştı/sertleşti; öyle ki istiva
etti/seviyeledi gövdesinin üstüne; hayranlıkla zevk alır zer/tohum ekenler;
kızması için/öfkelenmesi için onlara kâfirlerin25; vaat etti Allah kimselere;
iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18 onlardan (iman edenlerden); bir
mağfiret/bir bağışlanma; ve büyük bir ecir/karşılık.
Genel anlamda çok detaya girmeyeceğim burada Muhammedi’n
Allah’ın elçisi olduğu, onunla beraber olanların kafirlere(gerçeği örtenlere)
karşı sert fakat birbirlerine merhametli olduklarını ve kendi aralarında
onların rüku ve secde ettiklerini görüleceğini yüzlerindeki simaları(çehreleri)
onların secdelerinin eseridir.ve bu Tevrat ve İncil’de bahsedildiği gibi bir
tohumun filizlenmesi yayılarak büyüyerek güçlenmesi kalınlaşıp sertleşmesi yani
dimdik ayakta durması (tohumken yani ölüyken ufacık bir rüzgardan bile
etkilenebilecekken gelişip sapasağlam olması) bu olduğunda da onu eken bu işte
hayran olur emeğinden zevk alır. Aynı bu şekildedir iman edenler buda
kafirlerin kızması öfkelenmesi içindir ve Allah’ın vaadidir iman edip salihatı
yapana bir mağfiret ve büyük bir ecir.
Burada eseri kelimesini (min eseris sucud) iz anlamı
vererek alnındaki secde izi diye çevriliyor. Alın kelimesi de geçmez. Kafasını
yere vurup alnında iz çıkarıp ibadet ettiğini sananlar var Burada kesinlikle
fiziksel secde yoktur. İnsan nasıl bir secde yapar da yüzünde iz çıkar. Ayeti
yanlış anladığından İz çıkması için kafasını yere vuruyorlar. Yüce Allah böyle
birşey emreder mi? Burada mecazi anlam vardır. Allah’ın iki eli, Allah’ın
boyası veya Allah’ın yüzü gibi. 5/64 -
2/138 - 2/115
Ayrıca boş boş eğilip yere kapanmak Allah’ın hoşnutluğunu
nasıl kazanmamıza yarar sağlar. Allah’ın hoşnutluğunu onun emirlerine boyun
eğerek teslim olarak kazanabiliriz. Allah'a
haşyet duyanların teslim olma hallerini gördüğünde, salat derslerinden çıkan
kurana teslim olan birinin simasından onun teslimiyetini anlarsın manasındadır.
Beynen teslimiyetin yüze/simaya yansımış halidir.
*
50/40 Ve
geceden171; öyle ki tesbih31 et O’nu (Allah'ı); ve
secde12 arkalarında.
Teslimiyetinden sonra Allah’ı aklederek ara/tecelli
ettiklerini gör teslimiyetini güçlendir.
Secde tekildir. Secde arkalarında diye gelir ayet. Genelde secdelerin
arkalarından diye çevrilir ama değildir. Yani tek bir secde vardır. Genelde
yanlış çevrilir. Secdelerin arkalarında diye. Secde arkalarında doğrusudur. Salat
sonrası tek bir secde ile zihinsel teslimiyet sonrası bedensel teslimiyet
yapılabilir. Şart değildir. Ama zihinsel teslimiyet sonrası Allah'a duyduğumuz
huşu ve haşyet içinde kendi acizliğimizi ve Allah'a teslimiyetimizi bedensel
olarak gösterme ihtiyacı hissettiğimiz zaman mekan müsaitse
yapılabilir/yapılmalıdır.
*
53/62
Öyleyse secde12 edin Allah'a; ve kulluk46 edin.
Sadece Allaha kul olun ona diz çöküp boyun eğin.
*
55/6 Ve yıldız93; ve ağaç92;
secde70 eder o ikisi.
Allah’ın yasalarına diz çöker/boyun eğerler. Fiziksel secde
mümkün değildir. Ağaç tekil gelir, kozmik ağaçtır bu. Yukarıda bahsettik.
*
68/42 O
gün sıyrılıp kaldırılır (kas/güç) bacaktan/uyluktan; ve davet edilirler
secdeye12; öyle ki itaat edemezler.
68/43
Alçalmış/kibri kırılmış gözleri onların; yetişir onlara bir zillet; ve muhakkak
ki olmuşlardı davet edilirler secdelere12; ve onlar salimler (-di)/sağlıklılar
(-dı).
Zamanında secdeye (Allah’a itaat etmeye, diz çöküp boyun
eğmeye) çağırıldılar. Ama kibirlenip yapmadılar. Ama (doğru anladıysam) kıyamet
(kıyam/ayakta durma/hesaba çekilirken) o gün secdeye çağırıldıklarında da
(gerçeği anlarlar) fakat bunu yapmaya güç yetiremezler. Dünyada Allah’ın
yolunda olmayana ahirette izin verilmeyecek. Allah’ın ayetlerine teslimiyet dünyada
sınavdayken yapılması gerekir. Saat (evrenin yok oluşu) gerçekleştiğinde iş
bitirilmiş olacak. Dünyada yaptığınla kalacaksın. İlla bunun içinde evrenin yok
olması da lazım değil.
İnsan öldüğünde kendi saati gelmiştir iş bitmiştir. Dünyadayken
yere kapanmakla Allah’a diz çökmüş olmayız eğer beynimiz itaat etmezse. Salat
sonrası secde yapılabilir/yapılır bu ayete göre. Secde etmenin itaat etmek
olduğunu 68/42ayetten de anlarız. 96/19 da olduğu gibi. Sağlıklıyken davet
edildiğinde secde etmeyenler 68/43, o gün bacaklarından kas sıyrıldığında nasıl
secde edecekler der ayetler. Buradan fiziksel secde yapılabileceği hatta
yapılması iyi olacağını (eğer müsait olunursa) anlarız ama asıl önemli olan
beynen yapılan secdedir.
*
76/26 Ve
geceden171; öyle ki secde12 et O'na (Allah’a); ve tesbih31 et O'nu
(Allah’ı) bir gece171; uzunca.
Nebiye gelen emir bazı geceler uzunca Allah’ı anması
gerektiğini bildiriyor. Ona özel bir durumdur diye düşünüyorum. Ona hitaben
gelse de bu sadece sana özel demediği için bizlerinde uygulamasında sakınca
olmayacağı kanaatini de taşımaktayım.
*
84/21 Ve
okunduğu zaman onlara Kur'an; secde12 etmezler.
Kur’an okuduğunda (inanmayan kafirler, gerçeği örten
nankörler) Allaha boyun eğmeyip diz çökmezler.
Okunan Kur’an’ı muhatabı anlar. Bunu ayetten anlarız. Demek ki Kur’an anlayarak
okunacak, kendi dilimizde. Onu duyunca da Allah’ın kelamına itaat edicez eğer
iman edenlerdensek. Yoksa her iki anlam da da secde etmek boş olacaktır. Şöyle
ki Kur’an anlamadığın dilde okundu yere kapandın. Ne diye kapandın neye
teslimiyet gösteriyorsun. Ve gene Kur’an anlamadığın dilde okundu diz çöküp
boyun eğmen lazım ya neye boyun eğeceksin anlamıyorsun ki. Arapça bir şeyler
okunuyor. Okunan Allah kelamı mı, Kur’an dışı bir şey mi yoksa sana küfür mü
ediyorlar?
İşte anladığın dilde okumak tüm bunları ortadan
kaldıracaktır. İnanmayanlara gelince de Kur’an okunduğunda anlasa bile İtaat
etmezler/kabul etmezler.
*
96/19
Hayır! İtaat etme ona; ve secde12 et; ve yaklaş.
Surenin genelinden anlaşılan (96. sureyi okuyunuz) bir
kimse var tuğyan yapan (haddi aşan, zulum, azgınlık, sapkınlık, isyan küfür) ve
doğru yoldan alıkoyan salla (çağrı yapan Allaha yönelen) bir kişiyi. Yüce
Rabbimiz ona itaat etme, bana itaat et bana boyun eğ diz çök, benim
öğretilerimi uygula ki bana yaklaşasın demektedir. Rabbimiz secdenin manasını burada
açıkça bizlere bildirmiştir. İtatat etme ona ve secde et. Demek ki secde etmek
itaat etmektir. Secde etmemek itaat etmemektedir. Bu şu anki kılınan namaz
secdesi diye bize dayattırılan içi boşaltılmış anlamı kaydırılmış Kur’an’ın
gerçek secdesinin anlamı Yüce Rabbimiz bu ayette bize öğretmiştir. Önce beynen
itaat sonra fiziksel secde yapılır. Beynen inanmadan, anlamadan yere kapanma
manasızdır, boştur.
Sureden gidersek Rabb’imin örnek verdiği o alıkoyana nebi
gidip (eğer ona inansaydı) yere mi kapanacaktı? Tabii ki hayır. Onun
söylediklerine itaat etme benim dediklerime itaat et diyor Rabbimiz. Alak (96)
suresini okuyalım. Kısa bir sure. Daha iyi anlarız. 68/42 ye de bakılabilir.
secde سجد sjd Sin-Cim-Dal
türevler : scudu, fesecedu,
succeden, s-sucudi, vescudi, yescudune, secedu, s-sacidine, tescude,
fesecede, liescude, eescudu, enescudu, fescud, vescud, yescudani, tescudu
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
1En yüce merhametli.
3En yüce övgü/methetme.
4Efendi, komuta eden.
5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması.
Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve
sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in
doğuşuyla biter).
8Bilen.
9Bilge/bilgelikle hükmeden.
11Beynin (bedenle veya bedensiz) eğilmesi, dize gelmesi,
baş eğmesi.
12Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğmesi.
13Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a yani Kur’an’a yüz
çevirmemek, ilgisiz kalmamak, kale almak, umursamak, kayıtsız kalmamak,
mühimsemek, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı
bir hedef belirleyip, kendisine bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda
takip etmek.
18Düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler.
25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp
üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam
alır. Kur'an'da genel olarak
gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın
ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de
kâfirdirler.
27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun
evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi
olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.
29Saptıran, bozan, uzaklaştıran. Şeytân her şeyden
olabilir. İnsanlar da şeytân olur. Haktan/gerçekten saptırmışsa; doğru
olanı bozmuşsa, doğrudan uzaklaştırmışsa o şey Kur'an'a göre şeytândır.
31Yüce Allah’ın tüm sıfatlarının tecelli edişine Yüce
Allah’ın bahşettiği akıl/fikir aracılığıyla tanık/şahit olarak Rabbini aramak.
32Topluma ait olan, dini öğretilerin takip edildiği ev,
mekân. Kur'an'ın okunup öğrenildiği topluma ait mekân.
33Dönmek, vazgeçmek.
40Kibar, ince, yumuşak.
45Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek İslam dinine
(sadece/saf Kur'an'a) tabi olmuş olan. İslam: İnsan bilincinin Yüce
Allah ile arşta/hiperuzayda yapmış olduğu antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya
teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı insanlara hatırlatır. Kur'an alemler
için bir zikirdir/hatırlatmadır. Sadece Kur'an
gerçek İslam dinidir.
46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı
bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce
Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine
tabi olmak.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
48Yüce Allah'ın indinde/katında/arşında
bulunan şerefli elçi Cibril benzeri varlıklar. Kendi iradeleri/akılları
vardır. Ancak yaratılış gereği insanlardaki gibi fücur (psikanalizdeki id') sahibi
değillerdir. Asla kötülük düşüncesi oluşturamazlar. İradeleriyle oluşturdukları
her fikir mutlak ki takva içerir.
50Bilge insandan (Homo Sapiens) ilk nebi/peygamber.
Dünya üzerinde fiziksel olarak yaşamış bir kimse. Âdem'in bilincinin Yüce
Allah'ın arşında/indinde/katında/hiperuzayda başına gelen olaylar bizlere örnek
olması için Kur'an'da bildirilmiştir.
53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet
ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.
70Yaratılış özelliğiyle diz çöküp boyun eğmek.
71Ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü
(Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek.
Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek.
Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.
88Akıl ve mantık. Analitik/rasyonel düşünme.
92Ağaç dalları gibi dallanmış budaklanmış. Kozmik
ağ. Karalık maddenin galaksileri/maddeleri belirli bir şekilde dizmesiyle
oluşan yapı.
93Târık yıldızı. Pulsar/Nötron yıldızı. Süpernova
patlamasıyla içine çökerek kendi secdesini yapan; canlı yaşam için gereken
suyu ve atomları oluşturan yıldız.
129Antlaşma/sözleşme/ahit. İnsan bilincinin
hiperuzayda/arşta Yüce Allah'la yaptığı sözleşme. Özü; tek tanrıcı olmak,
şirke girmemek, kutsal kitaplara tabi olmak, resullerle
kutsal kitapların arasını ayırmamak, şeytanın adımlarını
takip etmemek. Kısacası sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına tabi
olmak.
135Hristiyanlar ve Yahudiler başta olmak üzere Kur'an
öncesi kendilerine kitap verilmiş olan topluluklar.
170Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır.
Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle gündüz başlar ve Güneş'in
kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasına kadar devam eder.
171Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır.
Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasıyla gece başlar ve
Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle sona erer.
190Yüce Allah'ın indinde/katında/arşında bulunan bir
varlık. Kendisini daha üstün görerek Yüce Allah’ın Âdem’e yani insanoğluna
secde emrine uymamıştır. Bu nedenle kâfir olmuş bir varlıktır. Âdem’e yani
insanlığa karşı meydan okuması Yüce Allah tarafından kabul edilmiştir. Bu
nedenle Âdemoğlu olarak yani bilge insanlar olarak bir sınavın içindeyiz. Bu sınavın
ana konusu insanoğlu olarak Yüce Allah’a, O’nun arşında verdiğimiz
mîsâka/antlaşmaya/sözleşmeye uymaktır. İblîs Âdemoğlunun çoğunun bu antlaşmayı
bozarak sınavı kaybedeceği varsayımını yapmıştır. Yüce Allah iblîsin zannında
doğru çıktığını bildirmektedir. Çoğu insan antlaşmayı bozmuş ve müşrik
olmuştur. İnsanların çoğu da bu nedenle cehennemdedir.
212Veli kelimesinin çoğulu. Veliler. Koruyan, himaye eden
yakın arkadaşlar.
50Bilge insandan (Homo Sapiens) ilk nebi/peygamber.
Dünya üzerinde fiziksel olarak yaşamış bir kimse. Âdem'in bilincinin Yüce
Allah'ın arşında/indinde/katında/hiperuzayda başına gelen olaylar bizlere örnek
olması için Kur'an'da bildirilmiştir.

