BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
Resule itaat
Bu konuda Kur’an’da çok yanlış anlaşılan konulardan
biridir.
Bilindiği gibi Kur'an'da bir çok yerde resule itaat etmemiz
gerektiği konusunda Yüce Rabb'imiz bizleri uyarır. Aslında Kur'an'ın indiği
dönemdeki insanların muhatabıdır. Çünkü nebi oradadır 3/101, ilk inanan o
olmuştur 39/12 , vahiy ona gelmiştir ve insanlara deklere etmesi söylenmiştir
Yüce Allah tarafından. Elbette ki o dönem insanları ona itaat etmek
zorundadırlar eğer inanıyorlarsa.
39/12
"Ve bana teslim olanların ilki olmam buyruldu."
3/101
Allah'ın ayetleri size okunmaktayken, elçisi de aranızda yaşarken, nasıl Küfre
saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı sarılırsa o doğru yola iletilmiştir.
O dönem insanlar buna muhataptırlar çünkü nebiyi canlı
olarak onlar görmüşlerdir. Peki o dönemdeki insanlar içindir sonraki dönemlerdekiler
itaat etmeyecekler mi diye sorarsak cevabı elbette itaat edeceklerdir ama şu an
ki gibi bir bakış açısıyla değil. Bu dönemde bizler kendisini görmediğimizden onlar gibi bir itaat söz konusu değildir.
Muhammet ne yapmıştır, nasıl yaşamıştır, nasıl giyinmiştir
v.s. bizi bağlamaz. Çünkü biz bilemeyiz, bilseydik de bağlamazdı. O dönemde
arap kavmi içinde olan resul başka dönemde başka kavimde olsaydı aynı o dönemdeki
gibimi giyinirdir, hareket ederdi. Yoksa şu an burada olsaydı şu anki zamana
göre mi yaşardı bir düşünün.
Bize tüm her şeyi apaçık anlatan Kur'an harici tüm
kaynaklar zandır. Zan haktan yana bir şey ortaya koymadığı gibi şirk koşmamıza da
neden olacaktır. Yüce Allah Muhammed'ede, İbrahim’in dinine uy demiştir. Muhammed'de
İbrahim’in dinine itaat etmiştir. İbrahimde önceki resul ve nebilerin dinine.
Yani hepsi hanif olarak tek Allah'a yönelmiş, dini İslam olan Müslimlerdi. Hepsi
kendilerine Yüce Allah tarafından gönderilen vahiy, kitap, tablet veya
sahifelere uydular. Tüm vahiyler, kitaplar bir öncekini doğrular ve tasdik eder
şeklinde gelmiştir. Bilinenin aksine asla düzeltici olarak gelmedi. Yüce Allah
bazı şeyleri değiştirmiş olsa da tekrar belirtelim asla düzeltici değildi.
Düzeltici olması bir öncekilerin yanlış olması manasına gelir ki bu Allah'ın
ilahlığına iftiradır ve asla kabul edilmez. Yüce Allah insanlara ceza vermek
veya rahmet etmek için helal ve haramlarda kavimlere değişik yükümlülükler
yüklemiştir. Din aynıdır.
Tüm nebi ve resullerin vahyi ve kitabı esas aldıklarını
söylemiştik. Muhammed'de bunu yapmıştır. Muhammedin Kur'an harici bir şey
yapması, söylemesi veya gelen vahyi Kur'an'a almaması asla düşünülemez. Çünkü
Rabb'im dini tamamladığını bizlere bildirir. Bizler teferruata çok takılıyoruz.
Nebi o zaman nasıl giyiniyor ise ki gerçekten öylemi onu bile bilmiyoruz, bu
dönemde de o şekilde giyiniyorlar. Nebi şimdi burada olsa öylemi giyinecekti.
Allah mı böyle giyin dedi. Dönem ve o
koşullar o şekilde olmasını gerektirdiği gibi bu dönemde ve bu koşullarda olsa
farklı giyinecekti. Zaten Kur'an'da peygamberin sünneti diye bir şey yoktur. Yüce
Rabb'imizin sünnetullahı yani evrensel yasaları vardır.
Peki nebi Kur'an harici vahiy almadı mı? Bu hadisler
onlardır işte diyenler de olabilir. Nebi vahiy harici Yüce Allah'tan vahiy
almıştır/almış olabilir. Yalnız Kur'an'a girmediğinden bizi asla bağlamaz. O
Allah ile onun arasında. Ayrıca Kur'an'da olup da bizi bağlamayan nebiye özel
ayetler olduğu gibi, nebi veya resul olmayanlarında vahiy alabildiğini görürüz.
Bizin sınavımız ile ilgili değilse, Yüce Allah bizlere öğüt veya mesaj vermiyorsa
demek ki ondan sorumlu değiliz.
Şöyle izah etmeye çalışayım. Resul öldükten sonra eşleriyle
evlenmeyin, onlar sizin annelerinizdir diyen bir ayet var. Resulün eşleri
öldükten sonra bunun sonrakiler için bağlayıcılığı var mıdır. Ama o dönem için
bunu uygun görmüş Yüce Rabb’imiz. Bu tarz ayetlerde Kur’an’ın evrenselliğine
asla zarar vermez.
Peki tüm bunlar göz önünde bulundurulursa nebiye itaat
edecek miyiz, etmeyecek miyiz, edeceksek nasıl edeceğiz sorusuna gelelim. Nebiye
tabii ki itaat edicez. Ama nebiye itaat uyduruk hadislerle, uyduruk sünnet
zırvalıklarıyla asla olmayacak. Çünkü hepsi zandır. Nebi söyledi mi söylemedi
mi belli değil. Nebinin vefatından 230 yıl sonra insan tarafından yazılan
tamamı zan olan şeylere karşılık Yüce Allah'ın Kur'an'ı var. Hangisi uyulmaya
daha layık. Nebi Muhammet Kur'an'a itaat etmiştir. Ona itaat etmenin tek yolu
Kur'an'a itaat etmek, Kur'an'a musallin olmaktan geçer. Nebiye itaat ediyoruz
diye tamamı uydurmasyon, tamamı
zırvalık, tamamı zan, tamamı beşer sözü tamamı şeytan öğretileri olan hadis,
sünnet gibi uydurmasyonlara uyarak asla nebiye itaat etmiş olamayız. Bunlar
bizi cehenneme sürükler. Düşünsenize hadislerde olan şefaat inancına inandınız.
Nebi ben bile kendime ne olacağını bilmiyorum derken
46/9 De ki: "İlk resul ben değilim. Bana ve
size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben,
yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
Muhammet bana şefaat edecek diye inanıp bu şekilde öldünüz.
Ne olacak biliyor musunuz. İşte bu olacak.
25/27 Ve o gün ısırır zalim iki elini; der: “Ah! Keşke edinseydim resulle birlikte bir yol.”
ALLAH İLE RESULUN ARASINI AYIRMA
İşte aklımızı kullanmazsak buradaki zalim biz olabiliriz.
Çünkü resulün tuttuğu yolu değil bu hadisleri yazan şeytanın velileri olan yok
buhari yok tirmizi v.s gibi müşriklerin yolunu tutmuş, onlara itaat etmiş olucaz. Yüce Allah boşuna demiyor,
şeytan sizi, sizin görmediğiniz yerden görür ve Aldatıcı sizi Allah ile
aldatmasın diye.
Lütfen resule itaati yanlış anlamayalım. Resule itaat adı
altında uyutuluyoruz. Resule değil şeytana itaat ediyoruz. Resule itaat etmek
için onun da itaat ettiği Kur'an'a itaat etmemiz lazım. Çok iyi düşünün, çok
iyi tartın ve çok iyi aklımızı kullanalım. Şeytanın üzeri şeker içi zehir olan
tuzağına düşmeyelim. Yalnızca Kur'an diyelim, diyelim ki nebinin ahiretteki şu
şikayetine muhatap olmayalım.
25/30 Ve dedi resul: “Ey Rabbim! Doğrusu benim kavmim; tuttular bu Kur'an'ı bir terk edilmiş."
TUTTULAR BU KURANI TERK EDİLMİŞ
Konu ile ilgili ayetlerimize Yüce Allah'ın
izni ile bakalım.
2/285 Resul,
Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, Mü'minler de. Hepsi; Allah'a,
meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler: "Biz, O'nun
resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik.
Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.
Öncelikle itaat etmemiz söylenen nebinin
neye iman ettiğini, neye itaat ettiğini anlamak ile başlayalım. Resul kendisine
indirilene yani Kur'an'a iman ve itaat etmiştir. Yani Yüce Allah’a. Aynı
zamanda müminlerde Kur'an'a iman ve itaat etmişlerdir. Aynı zamanda Allah'a,
meleklerine, kitaplarına, resullerine de iman etmişlerdir. Birde ahirete iman edilmesi
gerekir başka ayetlerde mevcuttur. Hani çalışmalarımızda demiştik ya
hatırlarsanız Mekkeli müşrikler veya şu dönem müşrikleri gibi sadece Allah'a
iman etmek yetmiyor diye. Allah bize iman etmemiz gereken diğer şeyleri de
öğretir. Tüm bunlara iman ederken yani inanırken çok önemli nokta Allah
inancının ilah olarak tek Allah inancı olmasıdır. Tek tanrı inancıdır. Ayrıca
Allah’ın iman et dediği şeylere de O’nun anlattığı biçimde inanmaktır. Örnek
olarak ahirete inandım diyen birinin kabir azabının varlığına inanması, ahirete
inanmadığı manasına gelir ve aynı zamanda da şirk koşmuş olur.
Bu ayette akletmemiz gereken çok ama çok
önemli 2 nokta daha vardır.
1-Dönüşümüz yalnızca Allah'adır. Bunu aklımızdan
çıkarmamalıyız. Her ne yaparsak, düşünürsek Allah görür, bilir, duyar. Her ne
icra edersek karşılığını ona göre alırız.
Tüm her şeyin dönüşü Allah'adır. Her şeyin mirasçısı Allah'tır. Şan, şöhret,
çocuk, mal, mülk ahirette bizi zarara sokabilir. Her ne yaşarsak, dünyada her
neyin sahibi olursak, her ne yaparsak Allah'a kavuştuğumuzda aklımıza
gelmeyenler dahil önümüze gelecek. Dünya hevalarına kapılıp dünyayı istersek
Allah verecektir fakat ahiretten nasiplenemeyiz. Bu düşünce ve kafa yapısıyla
er yada geç Yüce Yaratıcımıza döneceğimiz bilincinde olmalıyız.
2-Resüllerin hiçbirini diğerinden ayırt etmemeliyiz.
Şimdi eğer bir resulün ismini anarken önüne arkasına kelimeler koyuyorsak sözde
saygı göstergesi olarak ki bunu yapmamız asla söylenmez, diğerleri içinde
aynısı geçerlidir. Tüm resulleri severiz ama Muhammet bizim peygamberimiz
dersek (hepsi bizim peygamberimizdir), veya Muhammed'i diğerlerinden biraz daha
fazla severiz dersek bu ve bunun gibi şeyler resulleri birbirinden ayırt etmek
demektir. Bir peygamberin ismiiş söyleyip de mesela eşhedü ile başlayan kelimei
şahhadet denen sözü söylediğimizde hem resulleri birbirinden ayırmış hem
Allah'a ortak koşmuş hem de Allah'ın isminin yanında başka isim anmış oluruz. Bunu
söyleyince Müslüman olunur veya iman tazelenir diye asla bir şey Kur'an'da
yoktur. Aksine Allah'ın 3 emrini birden çiğnemiş oluruz.
*
3/32 De
ki: "Allah'a ve Resul'e itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse, kuşkusuz,
Allah, Kafirleri sevmez.
Kafir kelime anlamı gizleyen, örten demektir. Kur'an anlamı
da gerçeği gizleyip örten demektir. Gerçek yani hak Allah yoludur. Bunu da Yüce
Rabb'imiz Kur'an ile bizlere öğretmiştir. Resulde Kur'an'dan başka bir şeye
tabi olmamıştır. Allah'ın vahyini insanlara deklere etmiştir. Kur'an yolundan
çıkmamıştır. Resule itaat şu dönemde ancak
Kur'an'a itaat ile olacaktır.
*
3/50 "Ben,
size Rabb'inizden, elinizin altında bulunan Tevrat'ı tasdik edici olarak ve
daha önce size haram kılınmış bazı şeyleri helal kılmak için bir ayetle geldim.
Allah'a karşı takvalı olun ve bana itaat edin."
İsa'dan bahseder ayet. İncil verilen İsa, İncilin Tevrat'ı tasdik
edici olduğunu söyler. Kur'an içinde aynı şey geçerlidir. Sonra gönderilen
kitap yanlış bilinenin aksine asla düzeltici olmamıştır. Ancak ve ancak önceki
kitapları doğrulayıcı ve tasdik edici olmuştur. Bu örnekte aynı Muhammet örneği
gibidir. İsa'ya da kitap verilmiştir. Yüce Allah bu kitap ile insanlara yol
göstermiştir. Kitabın ilk muhatabı olan İsa'da Allah tarafından
bilgilendirildiğinden bana itaat edin der. Bu itaat Allah'a itaattir. Peygamberlerin dini olmaz. Din
Allah'ındır. Dini Yüce Allah öğretir onlara. Onlarda Allah'a itaat ederler ve
insanlara Allah'ın emirlerini deklere ederler. Dolayısıyla bana itaat edin
diyen nebi veya resul asla kendi şahsına itaatten bahsetmez. Allah'ın verdiği
bilgi ile hak yoluna itaattir bu.
*
3/132 Allah'a ve Resul'e itaat edin ki size merhamet
edilsin.
Bu ayetin öncelerini ve sonralarını okuyunuz. Neden Yüce
Allah resule itaat edin der anlarsınız. Allah'ın yasaklarını bilmek, kafir
olmamak, takvalı olmak, cenneti hak edebilmek adına Allah ve resule itaat
edilecek. Bunların yolu Allah'ın vahyini takip etmektir. Resul o dönem
aralarında olup Allah'ın vahyini insanlara deklere ediyorken elbette resule
itaat edilecek, tersi düşünülemez. Resulde Kur'an'a itaat ediyordu. Şu an
Muhammet burada olsa gene Kur'an'a itaat edecekti. Ama şu an aramızda
olmadığından ve Kur'an harici dinde hüküm koyan tüm kaynaklar zan olduğundan
Kur'an harici her neye dinde hüküm koyucu olarak tabii olursak olalım resule
itaat etmiş asla olmayız.
*
4/59 Ey
iman etmiş kimseler! İtaat edin Allah'a; ve itaat edin resûle;
ve sizlerden emir sahiplerine; öyle ki, eğer anlaşmazlığa düştünüz bir şeyde
öyleyse döndürün onu Allah'a ve resûle; eğer olmuşsanız inanırlar Allah'a ve
ahiret gününe; bu bir hayırdır/iyidir; ve güzel bir belirleme/bir açıklamadır
(sonuç bakımından).
Burada farklı olarak ulu emr kelimesi gelir. Bu kelime
yetkili kişi demektir. Yani işin ehli demektir. Mahkemedeki bilir kişi misali.
Yani toplumda toplumun seçeceği işi bilen ve yetkili kişilere de itaat edilmesi
gerektiğini anlarız. Yalnız; karar vermeye yetkili olacak, hüküm verecek kişi işinin
ehli olmalı ve seçilmeli.
4/58 Allah, emanetleri ehline vermenizi ve
insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi buyurmaktadır.
Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi
Gören'dir.
Ki konularda bilgili olsun doğru karar verebilsin, o işi
iyi bilsin adalet ile hükmedebilsin, hak yolunda olsun. Ancak bu kriterlerde
olursa ulu emre itaat edilir. Kişinin işin ehli olması ve seçim yoluyla
gelmesinin yanında salatı ikame eden biri olması da gereklidir.
4/83 Onlara, güven veya korkuyla ilgili bir
haber geldiği zaman, onu hemen yayarlar. Oysaki onu Resul'e ve kendilerinden
olan ulu'l-emre bildirselerdi; işin iç yüzünü bilenler, ne olup bittiğini,
bilirlerdi. Eğer Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız
hariç hepiniz şeytana uyardınız.
Bu kriterlerdeki kişilere herhangi bir görev için yetki
veya sorumluluk verildiğinde doğru karar verebileceklerini anlarız.
*
4/69 Kim
Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet
verdiği, nebiler, sıddıklar, şahitler ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne iyi
arkadaştırlar!
Allah'a ve resule itaat edilmesi ile ilgili başka bir ayet.
*
4/80 Kim
Resul'e itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse çevirsin;
biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.
4/81 Sana,
"itaat ettiklerini" söylüyorlar. Senin yanından ayrılıp, yalnız
kaldıkları zaman, onlardan bir grup, arkandan, senin yanında söylediklerinden
farklı şeyler tasarlıyorlar. Allah, onların, arkandan gizlice tasarladıkları
şeylerin hepsini kaydediyor. Onlara aldırma, yalnız Allah'a dayan, vekil olarak
Allah sana yeter.
4/82 Onlar,
Kur'an üzerinde, gereği gibi düşünmezler mi? Eğer, Allah'tan başkası tarafından
gönderilmiş olsaydı, onda birçok çelişki bulurlardı.
Resule itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Peki Allah'a
itaat etmenin tek yolu nedir? Elbette Kur'an'a itaat etmektir. Resulde Allah'a
itaat etti. Tabii ki Kur'an'a itaat ederek Allah'a itaat etmişti. Resul sadece müjdeleyici
ve uyarıcı idi, bekçi değildi, yaptırım gücü veya hidayet etme gücü yoktu,
Allah'tan aldığı vahyi eksiksiz insanlara deklere
etmek ile görevliydi. Sonrasında inansınlar yada inanmasınlar onu bağlamıyordu.
O sadece kendinden ve kendi sorumluluklarından sorumluydu. Muhamet'de Kur'an öncesi
doğru yolda değildi. Dini ona Rahman öğretti. Resül parmaktır. Kur'an'ı işaret
eder. Parmağa değil, parmağın gösterdiği yere bakıcaz.
93/7 Seni şaşırmış bulup, doğru yolu
göstermedi mi?
Dikkatlice devam edelim. Resule itaat ettiklerini
söylüyorlarmış, fakat onun yanından gidince de farklı şeyler söylüyor,
tasarlıyorlarmış. Yüce Allah onlar Kur'an'a bakmıyorlar mı, üzerinde gereği
gibi düşünmüyorlar mı diyor. Aklımızı kullanalım. Resul bir şey söylüyor, onlar
başka bir şey yapıyor, Allah’ta Kur'an üzerinde düşünmüyorlar mı diyor. Demek ki
resul Kur'an'dan konuşuyor, onlar Kur'an harici bir şeyler tasarlıyorlar ki Allah
Kur'an üzerinde düşünmüyorlar mı diyor. Resulün söylediği şeyler değil dikkat
edelim Kur’an üzerinde düşünmüyorlar mı diyor Yüce Rabb’imiz. Neden, çünkü
zaten resul sadece Kur’an diyor, Kur’an deklere ediyor. Konu gayet net. Resul =
Kur'an / Kur'an = Resul. Kur'an ve resulü birbirinden ayırmayız. Peki resule itaat ediyorum diye tamamı
uydurma ve tamamı zan olan hadislere veya sünnetlere inanırsak kime itaat etmiş
oluruz, bir düşünün. Allah'a mı, resule mi, Kur'an'a mı yoksa bu hadisleri,
sünnetleri uyduranlara mı?
*
6/90 Bunlar kimselerdir* (ki) doğru yola kılavuzladı Allah; öyle ki onların* doğru kılavuzunu** takip et/örnek al (sen***); de ki: "Sual etmem/sormam üzerine onun**** bir ecir/ücret ki o**** ancak bir zikirdir78 alemlere203."
*Önceki nebiler.
**Dikkat edilirse takip edilecek, örnek alınacak şey
nebiler değildir; onların tabi olduğu Yüce Allah'ın doğru yola kılavuzudur.
***Resûl Muhammed.
****Kur'an. Kur'an'ın mesajını iletme. Risâleti
gerçekleştirmek.
78Hatırlatma, öğüt. Kur'an da bir zikirdir. Yüce
Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere
hatırlatır.
203Farklı zamanlar ve/veya mekanlarda yaşamlar, durum ve şartlar.
Ayet doğru çevirilip dikkatlice okunduğunda açıkça görülüyor ki (turkuaz renkli yeri bir kere daha dikkatlice okuyalım) örnek alınacak şey nebiler/resuller değil, şahısları, giyimleri v.s değil onların da tabi oldukları, Yüce Allah'ın doğru yola klavuzudur.
Kaldı ki resule itaat edicez diye, resulü örnek alıaz diye 1400 yıl önce yaşamış bir adamın ne yapıp ne ettiğini arada zan olmadan nasıl bileceksin. Tüm yazılan, çizilen, söylenen her şey Kur'an harici zandır. Zan haktan yana ortaya bir şey koymaz. Eğer illa resulü örnek alıcam ona itaat edicem diyorsan bunun tek yolu onunda tabi olduğu, itaat ettiği Şerefli Kur'an'ımıza musallin olmandır. Yüce Allah'ın vurgusu da bu yöndedir. Resuller birer parmaktır, paröağa değil işaret edilen şeye bakılması gerekir.
*
5/92 Ve itaat edin Allah'a; ve itaat edin resûle; ve uyanık olun/tetikte olun; öyle ki eğer dönerseniz, o durumda bilin ki ancak apaçık tebliğdir resûlümüz üzerine,
5/99 Resule
düşen, yalnızca çağrıda bulunmaktır. Açığa vurduğunuzu da gizlediğinizi de
Allah bilir.
24/54 De ki: “İtaat edin Allah'a;
ve itaat edin resûle"; öyle ki eğer dönerseniz; o durumda ancak
onadır ona yüklenen; ve sizleredir sizlere yüklenen; ve
eğer itaat ederseniz ona (resûle), hidayet bulursunuz; ve değildir
resûl üzerine apaçık tebliğ dışında.
64/12 Allah'a
itaat edin, Resul'e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Resul'ümüze
düşen yalnızca açıkça tebliğ etmektir.
Bahsettiğimiz konu. Resule itaat edin. Resul zaten Kur'an'a
itaat ediyor. Dinlemezseniz de o sadece size deklere eder. Sorumluluğu biter.
Dinlenilmesi gereken buyruklar Yüce Allah'ın buyruklarıdır. Resulün kendi
buyrukları değildir. Nebi hevasından konuşmaz. Kur'an'dan konuşur. Resulün
tebliğ ettiği Kur’an’dan başkası değildir. Ancak ve ancak Kur’an’ın kendisidir.
24/54 ayetine yoğunlaşmak isterim burada. çünkü net işaretleri bu ayette görebiliriz. Allah'a itaat edicez, resule itaat edicez. Eğer bunları yapmazsak resulde bizlerde kendi sorumluluğumuz kadar yük yükleniyormuşuz. Resulün sorumluluğu, yükü nedir, Allah'tan gelen Kur'an'ı insanlara deklere etmek, bizlerin sorumluluğu ise itaat etmek. Neye itaat edicez, Resule, neden itaat edicez, Kur'an'ı bizlere deklere ettiği için, Kur'an'ı kim bahşetti, Yüce Allah.
Baktığımızda resul yalnız Kur'an dedi, yalnız Yüce Allah'a itaat etti, ona itaat, Kur'an'a yani Yüce Allah'a itaat olacaktır. Yalnız o dönemdeki insanlar resul işitip dururken, yanlarında iken, konuşurken bunu yapabilirlerdi. Biz ise resulü görmedik, görmeyeceğiz de. Resule itaat edebilmemizin tek yolu Allah'a itaat etmektir ki onunda tek yolu Kur'an'a itaatdir. Resule itaat edilsin diye tamamı uydurma hadislere inanmak asla resule itaat değildir.
Zaten tüm bu itaat mevzusunun tek amacı Allah'a itaattir. Resulün görevi Yüce Allah'ın Biricik Kur'an'ını insanlara deklere etmekti, elbette Yüce Allah resule itaat edin diyecek. Bu itaat resulün şahsına bir itaat asla değildir. Yani şahsına derken, Allah kelamı hariç, kendinden söyleyeceği veya yapacağı herhangi bir şeye itaat söz konusu değildir. Resul ancak Allah'ın emrini deklere eder, işte itaat bu Allah'ın kelamlarınadır, bizzat Yüce Allah'adır. bizden istenen de budur.
Resulün görevlerini inceliycez Allah kısmet ederse.
53/3 Ve o, hevasından konuşmaz.
53/4 Onun size söyledikleri, kendisine
vahyedilen vahiyden başkası değildir.
Nebi Kur'an harici Yüce Allah'tan vahiy aldıysa da Kur'an'a
girmeyen hiçbir şeyden sorumlu değiliz.
*
7/158 De ki: "Ey insanlar! Ben, göklerin ve yerin sahibi olan, kendisinden başka ilah olmayan, yaşatan ve öldüren Allah'ın, size, hepinize gönderdiği bir resulüm.Gelin, Allah'a ve O'nun sözlerine iman eden Ummi Nebi Resulüne iman edin ve ona uyun ki böylece doğru yolu bulasınız."
Gelin, Allah'a ve O'nun sözlerine iman eden ümmi nebi
resulüne iman edin ve ona uyun ki böylece doğru yolu bulasınız." İşte tam
olarak resule itaat budur. Allah kendisine ve resule itaat edin diyor. Resulde
Allah'a ve onun sözlerine ve ummi resule itaat edin diyor. Hepsi aynı kapıya
çıkıyor. Resul hiçbir zaman kendisine çağırmamıştır. Allah’a çağırmıştır. Bu
nedenle de resule itaat Allah’a itaatdir. Çünkü resulün yolu yalnız Allah
yoludur. Resulde Kur’an’a itaat etmiştir. Resul aramızda olmadığından resule
itaatin tek yolu Kur’an’a itaattir. Allah’a itaat etmenin tek yolu Kur’an’a
itaat etmektir. Nokta.
*
8/20 Ey
iman edenler! Allah'a ve Resul'üne itaat edin. İşitip dururken ondan yüz
çevirmeyin!
İşitip dururken yüz çevirmeyin. Başlarda bahsettiğimiz resul
aralarındayken ki itaat budur. Resul zaten Kur'an’dan başka bir şey
getirmediğinden, Kur'an'a itaat ettiğinden, Allah'a itaat ettiğinden resule
itaat Kur'an'a itaat ve tabiki Allah'a itaat olacaktır. Peki şimdi biz resulü
işitip duymuyoruz aramızda yok. Tamamı uyduruk ve zan olan hadislerle resule
itaat ettiğimizi mi sanıyoruz. Allah'tan Kur'an'a girmemiş vahiy varsa da ondan
kendimizi sorumlu mu zannediyoruz. Böyle bir şeyler olsa Yüce Allah bizlere
bildirmez miydi. Bakın Kur’an’a girmeyen emirlerim var bunları size resul
bildirecek, Kur’an’ın yanında hadislere de bakın demez miydi. Yüce Allah’tan
gelen var mı böyle bir hüküm.
Her şeyden apaçık örnekler verdiğini, Kur'an'ın yeteceğini
söylemesine rağmen, dini de resule Allah öğretmesine rağmen, Kur'an'ı haşa Yüce
Allah'ın eksik bıraktığını mı düşünüyoruz, yada resulün Allah'a din öğrettiğini
mi düşünüyoruz, yada resulün Allah'ın bilmediği bir şey olduğunu mu sanıyoruz.
Böyle düşünmüyorsak bu tamamı şeytan öğretileri olan hadisler ve sünnetler gibi
şeylere neden tabi oluyoruz. Allah yeteceğini bildirmişken Kur'an bize yetmiyor
mu. Kur'an'ın açıklanmaya ihtiyacı mı var. Allah olmadığını söylüyor. Aklımızı
kullanalım.
Neye inanırsak o bizim dinimizdir ama İslam harici Allah
katında kabul olacak başka bir din yoktur. Allah'ın bir kısım ayetlerine inanıp
bir kısım ayetlerini inkar edersek İslam dininde olmadığımız gibi şirk koşmuş
oluruz.
Din adına neye ve nelere inandığımıza lütfen dikkat edelim.
*
20/90 Ant olsun ki, Harun, daha önce onlara:
"Ey halkım! Kuşku yok ki siz bununla sınava çekildiniz. Kuşkusuz sizin
Rabb'iniz Rahman'dır. Gelin bana uyun ve buyruklarıma tabi olun." demişti.
Nebi ve resullerin kendilerine yani Allah'ın emirlerine
itaat etmelerini söylerler. Harun'unda buyruklarına uyun demesi tüm
peygamberlerde olduğu gibi kendilerine ve kendilerinin buyrukları asla
değildir. Onlar Allah'ın buyruklarına uyar ve Allah'ın buyruklarına çağırırlar.
Kendileri Allah yolunda olduklarından itaat sadece Allah'adır.
*
20/90 Ant olsun ki, Harun, daha önce onlara:
"Ey halkım! Kuşku yok ki siz bununla sınava çekildiniz. Kuşkusuz sizin
Rabb'iniz Rahman'dır. Gelin bana uyun ve buyruklarıma tabi olun." demişti.
Nebi ve resullerin kendilerine yani Allah'ın emirlerine
itaat etmelerini söylerler. Harun'unda buyruklarına uyun demesi tüm
peygamberlerde olduğu gibi kendilerinin buyrukları asla değildir. Onlar
Allah'ın buyruklarına uyar ve Allah'ın buyruklarına çağırırlar. Kendileri Allah
yolunda olduklarından itaat sadece Allah'adır.
*
24/56 Ve dikin/ayağa kaldırın salâtı5; ve verin zekâtı10;
ve itaat edin resule/elçiye76; belki sizler merhamet edilirsiniz.
Resul salatı ikame eden (Kur’an çalışan) ve zekatı veren
biri olmakla beraber aynı zamanda insanlara bunları öğütlerdi. Bunları ona
öğretende Rahman'dı. Tekrar söyleyelim resule itaat şahsına itaat değildir.
Allah'ın buyruklarına itaattir. Resuller ve nebiler Allah'ın vahyini
buyururlar. İtaat yalnızca Allah'adır. Eğer Allah yetki veriyorsa, yetki
verilene de itaat edilebilir yalnız bu kişi veya kişiler salatı ikame eden,
Allah yolunda olan ve işinin ehli olan ve seçilen kimseler olmalıdır. Onlarda
Allah'a itaat eden kimseler olmalıdır. Bizim bu tarz insanlara itaat etme
noktası da şundandır.
12/76
………………………………….Her bilenin üstünde bir bilen vardır.
*
Nuh
26/108 "Öyleyse
Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
26/110 "Öyleyse
Allah için takva sahibi olun ve bana tabi olun."
Hud
26/126 Öyleyse
Allah için takva sahibi olun ve bana tabi olun."
26/131 "Gelin
Allah'a karşı takva sahibi olun. Ve bana itaat edin."
26/144 "Allah
için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
Lut
26/150 "Allah
için takvalı olun ve bana itaat edin."
26/163 "
Allah için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
Şuayb
26/179 "Allah
için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
Tüm resul ve nebiler yalnızca Allah'a itaat edip Allah'a itaati tavsiye ettiklerinden bana itaat edin demişlerdir. Bu kendi şahıslarına veya kendilerinin kendilerinden söylediği şeylere itaat asla değildir. Yalnız Allah'a, Yalnız Allah’ın söylediklerine itaattir.
*
33/66 Yüzlerinin ateşin içinde bir taraftan bir
tarafa çevrileceği gün: "Keşke biz, Allah'a ve Resul'e itaat
etseydik." derler.
İşte bunlar resule itaat ettiklerini sanıp tamamı zan
tamamı uydurmasyon olan, amacı Allah yolundan saptırmak olan şeytan ve şeytan
velileri tarafından Allah ile resulün arasını açmayı amaçlayan hadislere,
sünnetlere, tarikatlara, mezheplere v.s. uyarak İslam dininde olmayanların
muhatap olacağı ayettir. Aklımızı kullanalım. Resule itaat ancak Kur'an'a itaat ile olur. Resulde
Allah yolundaydı. Uyduruk hadislere ihtiyacı yoktu. Resulede Yüce Allah İbrahim’in
öğretisine, İbrahim’in dinine tabii ol dedi. Resul İbrahim’in hadislerine mi
baktı yada İbrahim nasıl giyinmiş ona mı baktı. Yalnız Kur’an dedi. İbrahim’in
zamanında da Muhammet zamanında da dini onlara Yüce Allah öğretti. Bizimde Kur’an’dan
başka hiçbir şeye ihtiyacımız asla yok ve olmayacak da. Kur’an’ın doğru yolu
dışındaki tüm uydurmasyonlar bizi ancak aydınlıklardan karanlıklara çıkarıp
cehenneme sürükler.
*
33/71 Ki yaptıklarınızı sizin için düzeltsin,
suçlarınızı bağışlasın. Her kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse en büyük
kurtuluşla kurtuluşa ermiş olur.
Kurtuluşa ermenin tek yolu Allah'ın vahyi ile korunmaktır.
Yalnız Allah'a takvalı olmak, yalnız Allah'a tevekkül etmek, yalnız Allah'ı
birlemek, yalnız Allah'ın iman et dediklerine iman etmektir. Resulde buna uymuştur.
Bizlerden de beklenen budur. Tabii eğer kurtuluşa ermek istiyorsak. Bize doğru
yolu da eğri yolu da Yüce Rabb'imiz göstermiş,
neyi nasıl yapacağımız öğretmiş ve ayrıca da özgür irade vermiştir. Dileyen
inanır, dileyen küfreder.
*
47/33 Ey inanmış kimseler! İtaat edin
Allah'a ve itaat edin resûle; ve boşa çıkarmayın amellerinizi.
Biz Kur'an'dan biliyoruz ki yaptıkları boşa çıkacak
insanlar olacak. Bunlar genelde müşrikler yani şirk koşanlardır. Resul Allah'a
itaat ettiğinden ve ona gelen vahiyden farklı hareket etmediğinden ona itaat
etmek Allah'ın vahyine itaat etmek olacaktır. Dolayısıyla şirk koşmamış oluruz.
Çünkü Yüce Rabb'imiz bizlere öğretir Şerefli Kitabımızda.
*
71/3 "Allah'a
kulluk edin, O'nun için takva sahibi olun ve bana itaat edin."
Bu ayeti de alalım. Çünkü itaat konusunu bu ayetler çarpıtmaya çalışıyorlar. Derler ki Nuh Allah kulluk edin, takva sahibi olun bana (Nuh) itaat edin. Bak işte Direk bana itaat edin demiş, ne dersem onu yapın demiş tarzında söylemler söylüyorlar. Aslında ayet gayet açık. Nuh'un kavmi Allah'a kulluk edecek ve takva sahibi olacak da nasıl yapmaları gerekiyor noktasında Nuh Allah öğretilerini kavmine deklere edecek bildiklerini Yüce Allah'tan öğrendiklerini onlara aktaracak. Bu şekilde olacağından Nuh bana itaat edin diyor. Bu meali çevirirken bazıları 'bana da itaat edin' diye da bağlacını ekleyerek olayı kişileştirmeye gayret gösteriyorlar ki uyduruk hadislere de insanlar inansın diye. Bunu da belirtmiş olalım.
Çalışmamızın sonuna çarptırılan başka ayetleri de eklemeyi
uygun buldum. Çünkü anlamını çarptırdıkları Resule itaat konusunu çarptırdıkları
halleri doğrultusunda savundukları ayetlerdir bunlar. Tabii ki dolayısıyla bu
ayetleri de çarptırarak kendi yalanlarını doğrulamaya çalışırlar.
2/231 Ve boşadığınız zaman kadınları; öyle ki,
ulaştılar ecellerine (bekleme sürelerine); öyle ki, tutun onları
marufla/evrensel kabullerle ya da ayrılın marufla/kabullerle; tutmayın onları
bir zarar (-la); ihlal etmek için; ve kim yapar bunu; öyle ki, muhakkak
zulmetmiştir nefsine; edinmeyin Allah'ın ayetlerini alay/eğlence; hatırlayın
Allah'ın nimetini sizlere; indirdiğini sizlere -kitap ve hikmet-‘ten;
vaaz verir/tavsiye eder onunla (kitapla) ve takvalı olun Allah'a; ve
bilin ki doğrusu Allah her bir şeyi bilendir.
Buradaki ve başka bazı ayetlerdeki kitap ve hikmet diye
geçen yerler için, bakın kitap var bide hikmet. İşte hikmet peygamberin
sözleridir. Hadislerin olması gerektiğinin kanıtıdır derler. Oysa ki kitap ve
hikmet aynıdır. Yani Kur'an hikmet içeren bir kitaptır. İkisi ayrı şeyler asla
değildir. Kur’an için Yüce Rabb’imin kullandığı kelimelerden birisi de
hikmettir. Zikir gibi, rahmet gibi, nur gibi v.s.
59/7 Bağışladığı
Allah'ın resulüne, ahalisinden/halkından kentlerin; öyle ki, Allah içindir; ve
resulü içindir; ve yakınlık sahibi içindir; ve yetimlere; ve miskinlere (yoksulluk
sınırında yaşayanlara); ve yolun oğluna (evsizlere); ki olmasın bir dolaşan
zenginler arasında sizlerden; ve verdiğini resulün; öyle ki alın onu; ve
engel olduğunu o ndan; öyle ki, engel olun; ve takvalı olun Allah'a; doğrusu
Allah şiddetlidir azapta.
Bu ayetinde önceki kelimelerini almazlar. Resul ne verdiyse onu alın kelimesini alırlar sadece. Ayet ne anlatıyor, resul ne vermiş, Allah ne demiş umursamadan kendi inançlarının delili olması adına sadece bu kısmı alırlar. Resul ne verdiyse alın demiş Allah. Bak hadisler işte. Hadisleri alın şekline çarpıtmışlar. Oysa ki bu ayet tamamen başka bir konudan bahsedeR. Savaş zamanı ganimet taksiminde resul ne verdiyse onu alın. Fazlasını istemeyin der Yüce Rabb'imiz.
RESÜL SİZE NE VERDİYSE ONU ALIN
33/21 Ant olsun, oldu sizlere Allah'ın
resulünde güzel bir örnek; kimse için, oldu ümit eder Allah'ı ve ahiret
gününü; ve andı Allah'ı çokça.
Elbette Allah’ın resulünde bize güzel örnekler vardır. Bu hadislerin varlığına asla kanıt değildir. Resulü örnek alıcaz diye ne olduğu belli olmayan tamamı zan, tamamı uydurma, tamamı insan eli ile yazılı olan hadislere mi bakıcaz. Akleden bir insan buna inanabilir mi. O dönemdeki insanlar resulü gördüler ve duydular. Resulde yalnız Kur’an dedi. Resule itaat etmenin de, örnek almanın da tek yolu Kur’an’dır. Kur’an resulü ne kadar ve nasıl anlattıysa doğruluğundan emin olabileceğimiz kısım yalnız o kadardır. Gerisi zandır.
2/170 Ve
dendiği vakit onlara: “Tâbi olun Allah'ın indirdiği şeye”; dediler:
“Hayır! Tâbi oluruz atalarımızı üzerinde
bulduğumuz şeye”; ataları bir şey akletmeyenler ve doğru yola
kılavuzlanmayanlar olmuş olsa da mı?
Ata dinini Yüce Allah’ın istemediğini Kur’an’dan biliyoruz.
İnandığımız yani iman ettiğimiz ne ise ona delil ile, kanıt ile inanmamız yani
mümin olmamız gerekir. Bir çok örnekte olduğu gibi uyarıcı gelen nesiller hiç
zaman kaybetmeden hak yolundan çıkmışlardır. Ata dini ile ilgili bir çok ayet
var, hepsini almadım. Çok detaya da girmeyeceğim. Çünkü konu ile ilgili İbrahim
Esinler’in çok güzel çalışmalarını paylaşıyorum. Okuyunuz lütfen, tüm detaylar
var zaten.
BULDUK BABALARIMIZI ATALARIMIZI
Resul = Kur'an.
Kur'an = Resul.
Kur'an = İslam.
Resul ASLA ≠ Hadisler/söylentiler.
Hadisler/söylentiler ASLA ≠ Kur'an.
İslam ASLA ≠ Hadisler/söylentileri
Hadisler/söylentiler ASLA ≠ Resul.
Resule gelmek, Resule itaat = Kur'an'a gelmek, Kur'an'a itaat, Yüce Allah'a itaat
Hadisler/söylentilere gelmek, Hadisler/söylentilere
itaat ASLA ≠ Resule itaat, Kur'an'a itaat, Yüce Allah'a itaat.