18 Eylül 2025 Perşembe

ÖĞÜTLER

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                     

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                 

 

RABB’İMİZİN BİRİCİK İSLAM DİNİNİN ÖĞRETİCİSİ OLAN ŞEREFLİ KUR’AN’IMIZDAN BİZİ YARATAN VE HER ŞEYİ BİLENDENDEN ÖĞRENMEMİZ GEREKEN, ÖĞRENMEMİZ İSTENEN, ÖĞRENMEKLE YÜKÜMLÜ OLDUĞUMUZ (EĞER MÜSLİM İSEK), ÖĞRENİRSEK ANCAK NEFSİMİZE/KENDİMİZE/ŞAHSIMIZA FAYDASI OLACAK ÖĞÜTLERDEN DERLEDİĞİMİZ BU ÇALIŞMADA TOPLADIĞIMIZ AYETLER ÜZERİNDE ANALİTİK DÜŞÜNMEYE HERKESİ DAVET EDİYORUM. ELBETTE RABB’İM DİLERSE, İZİN VERİRSE…..              

 

ÖĞÜTLER 1 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 2 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 3 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 4 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 5 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 6 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 7 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 8 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 9 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 10 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 11 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 12 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 13 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 14- YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 15 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 16 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 17 - YASİN ÖZKAN

ÖĞÜTLER 18 - YASİN ÖZKAN



 

ÖĞÜTLER

 

2/6     Doğrusu kimseler* (ki) kâfirlik25 ettiler; aynı seviyedir/farksızdır onlara uyarsan** da onları ya da asla uyarmasan** da; iman47 etmezler***.          

*Yüce Allah'ın ayetlerini içeren kutsal kitapların hükmünü örten, gizleyen, yok sayan, görmezden gelen kâfirler.                                                                                                                        

**İslâm olun; sadece kutsal kitaplara gelin, sadece Rabbinizin kitabına uyun; sadece Kur'an'a tabi olun. İbrahim'in milletine tabi olun. Hanif yani tek tanrıcı olun. Rabbinize şirk koşmayın. İblîs'in adımlarını izlemeyin.                                                                                                    

***Kutsal kitapların hükmünü gizleyenler, örtenler gerçek bir imana sahip değillerdir.              

                                                                              

2/7     Mühürledi175 Allah kalplerinin* üzerini; ve işitmelerinin* üzerini; ve görüşlerinin* üzerini; bir örtü/bir kılıftır**; ve onlaradır*** büyük bir azap.   

*Artık bu kâfirler asla şuurlanamazlar; akledemezler. Kalp akletmede önemli bir organdır. Kalpte bulunan 40-50 bin adet sinir hücresi beynin karar verme bölgesi olan perçem (ön lob) bölgesine sinir ağları gönderir. Kâfirlerin kulakları vardır onunla işitmezler, gözleri vardır onunla görmezler, kalpleri vardır onunla akletmezler.                                                                                           

**Kâfirlerin kalpleri katıdır, sıkıdır. Kalpte bulunan sinirlerin beynin ön lobuna olan sağlıklı iletişimi bir örtü/engel ile engellenmiştir.                                                                                  

***Büyük bir azap Yüce Allah'ın kutsal kitaplardaki hükümlerini gizleyenlere, örtenlere yani kâfirleredir. Kur'an'ın ayetlerini hadislerle örtenler, yok sayanlar da kâfirlerdir. Mezhepler, tarikatlar, sadece Kur'an demeyen, Kur'an bize yeter demeyen herkes kâfirdir.                                                    

  

KAVRAYAN KALPLER

KALPLERİN PASLANMASI


                                                                            

2/21   Ey insanlar*! Kulluk46 edin Rabbinize4 ki yarattı sizleri ve sizden önceki kimseleri** belki sizler takvalı21 olursunuz.                                                

**Homo Sapiens öncesi yeryüzünde yaşayan ve soyları kesilen Homo Heidelbergensis, Homo Rudolfensis, Homo Habilis, Homo Floresiensis, Homo Erectus ve Homo Neanderthalensis gibi insan türleri.                                                                                                                

 

2/22   Ki yaptı sizlere yeri/yeryüzünü bir döşek/yatak181; ve göğü180* bir bina; ve indirdi gökten180* bir su179; öyle ki çıkardı onunla (suyla) meyvelerden; bir rızık sizlere; öyleyse yapmayın Allah'a eşler/denkler; ve sizler bilirsiniz (de bunu).                                                                                                           

* Evren ve Dünya atmosferi.                                                                                                                                                                                                                         

HOMO SAPİENS ÖNCESİ

KUR'AN'DA GÖK KAVRAMLARI

UZAYDAN İNDİRİLEN SU    

                                                                                                                                                                                               

2/48   Ve takvalı21 olun bir güne242; ceza/karşılık almaz bir nefis201 bir nefisten201 bir şey; ve kabul edilmez ondan (nefisten) bir şefaat222; ve alınmaz ondan (nefisten) bir telafi/tazmin; ve onlar yardım edilir değillerdir.

YEVM (GÜN) KELİMESİ

 ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2


2/81   Evet! Kim kazandı bir kötülük; ve kuşattı (kötülük) onu (kimseyi) hatasıyla/yanlışıyla onun; öyle ki işte bunlar; yoldaşlarıdır ateş; onlar orada* ölümsüzlerdir185.                                                                             

*Cehennemde.                                                                                                                                                                                                                     

2/82   Ve kimseler (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; işte bunlar; yoldaşlarıdır cennet; onlar orada (cennette) ölümsüzlerdir185.


2/104  *Ey iman47 etmiş kimseler! Demeyin “güt** bizleri”; ve deyin “bak/ilgi göster*** bizlere”; ve işitin; ve kâfirler25 içindir elim/acıklı bir azap.          

*Gerçek iman etmiş kimseler kimsenin çiftlik hayvanı olmaz. Güdülen bir küçük baş veya büyük baş hayvan asla olmaz. Yüce Allah'ın resulü bile olsa kimseden güdülmek için kendilerine çobanlık yapmasını istemezler. İşlerini şura yani danışmayla birlikte yaparlar.                           

**Hayvanları merada otlatmak, gütmek, çobanlık yapmak.                                            

***Resulün ilgi göstermesi, onları gözünün önünde bulundurması mutlak ki müminlere dinginlik verir. Sakinlik verir.                                                                                                         

 

2/116  Ve dediler: “Edindi Allah bir çocuk”; Subhân’dır7 O; Evet! O’nadır göklerdeki162* ve yerdeki; hepsi O'na boyun eğenlerdir.                            

*Evren.                                                                                                                                 

                                                                              

2/121  Kimseler (ki) verdik onlara kitap*; okurlar onu*; hak/gerçek** okumayla onu*; işte bunlar; iman47 ederler ona*; ve kim kâfirlik25 eder ona öyle ki işte bunlar; onlardır hüsrana uğrayanlar/kaybedenler.                                       

*Kur'an                                                                                                                      

**Anlayarak, derinlemesine düşünerek, aklı ve fikri kullanarak. Şerefli Kur'an ayetlerini anlamdan Arapçasından papağan gibi tekrar ederek okuyanlar ayetleri hak/gerçek okuma yapmamış olur.          

                                                                              

2/123  Ve takvalı21 olun bir güne242; ceza/karşılık almaz bir nefis201 bir nefisten201 bir şey; ve kabul edilmez ondan (nefisten) bir telafi/tazmin; ve fayda vermez ona (nefse) bir şefaat222; ve onlar yardım edilir değillerdir.  

 ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2

2/134  Şu; bir ümmettir305; muhakkak ki gelip geçti ona (ümmete) kazandığı; ve sizleredir kazandığınız; ve sual edilmezsiniz/sorulmazsınız yapar olduklarından.

305Ulus, halk, ortak bazı değerlere sahip olan bir kesim/kısım insan topluluğu.


2/136  Deyin ki: “İman47 ettik Allah'a; ve üzerimize indirilmişe*; ve indirilmişe İbrâhîm'e; ve İsmâîl'e; ve İshâk'a; ve Yakûb'a; ve torunlara; ve verilene Mûsâ'ya; ve Îsâ'ya; ve verilene nebilere132 Rablerinden4; ayırmayız arasını onlardan** birinin308; ve bizler O'na*** müslimiz45.”                                     

*Kur’an’a.                                                                                                                  

**Resûllerden.                                                                                                           

***Allah'a.                                                                                                                                                                                         

                                                                              

2/140  Ya da söylersiniz ki İbrahim; ve İsmâîl; ve İshâk; ve Yakûb; ve torunlar oldular Yahudi306 ya da Nasârâlılar307; de ki: “Sizler misiniz en iyi bilen yoksa Allah mı?”; ve kim en zalimdir kimseden (ki) gizledi O’nun indinde/katında (olan) bir şahitliği/tanıklığı Allah’tan; ve Allah değildir gâfil310 yaptıklarınızdan.


2/144  Muhakkak görürüz yüz çevirmeni göğe; öyle ki döndürürüz seni bir kıbleye14; razı olursun ona; öyleyse döndür yüzünü haram mescit158 tarafına doğru; ve olduğunuz her yerde öyle ki döndürün yüzlerinizi o tarafa doğru; ve doğrusu kimseler; verildiler kitap; mutlak bilirler ki o (kitap) bir hak/gerçek Rablerinden4; ve değildir Allah gâfil310 ne yaparlar onlar.


2/146  Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler135; arif olup tanırlar onu arif olup tanıdıkları gibi kendi oğullarını; ve doğrusu bir fırka/grup onlardan mutlak gizlerler hakkı/gerçeği; ve onlar bilirler (de).

2/147  Hak/gerçek Rabbindendir4; öyle ki sakın olma şüphelenenlerden*.   

*Şüphede direnenler.                                                                                                                                                                                                                       

2/148  Ve her birinedir (kimseye) bir yön; o (kimse) dönendir ona (yöne); öyle ki öne geçin hayırlarda olduğunuz her yerde; getirir sizleri Allah topluca; doğrusu Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.

 

2/152  Öyle ki zikredin/hatırlayın beni; (ki) zikrederim/hatırlarım sizleri; ve şükredin43 bana; ve kâfirlik25 etmeyin bana.

2/153  Ey iman47 etmiş kimseler! Yardım/destek isteyin sabırla51; ve salâtla5; doğrusu Allah birliktedir sabredenlerle51.

2/154  Demeyin Allah yolunda336 katledilmiş35 kimse için; ölülerdir/mevtalardır; evet! dirilerdir; ve lakin/ancak (sizler) anlamazsınız.

SELAM YURDU / İKİ KEZ DİRİLTME İKİ KEZ ÖLÜM 1

SELAM YURDU / İKİ KEZ DİRİLTME İKİ KEZ ÖLÜM 2

SELAM YURDU / İKİ KEZ DİRİLTME İKİ KEZ ÖLÜM 3

SELAM YURDU / İKİ KEZ DİRİLTME İKİ KEZ ÖLÜM 4


2/155  *Ve mutlak belalandırırız256 sizleri bir şeyle; korkudan; ve açlıktan; ve noksanlık/eksilme mallardan ve nefislerden201; ve ürünlerden; ve müjdele sabredenleri51.                                                                                         

2/156  Kimseler (ki) isabet ettiği zaman onlara bir musibet311 derler: “Doğrusu biz Allah içiniz; ve doğrusu biz O'na dönenleriz.”

MUSİBETLER

MUSİBET - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN

2/157  İşte bunlar; onlaradır salâtlar22 Rablerinden4; ve bir rahmet271; ve işte bunlar; onlardır doğru yola kılavuzlular.                                                                                                                                                                                          

                                                                                                                                                                                                    

2/160  Dışındadır kimseler**; tevbe33 ettiler; ve ıslah316 oldular; ve beyan/deklere ettiler*; öyle ki işte bunlardır; tevbe33 ederim onların üzerine; ve benim Tevvâb191; Rahîm2.                                                                            

** 2/159 ayetinde belirtilen kimselerin dışında olanlar                            

*2:159 ayetinde işaret edilen, Yüce Allah'ın indirdiği beyanatları yani kutsal kitapları (Yüce Allah'ın biricik dini olan İslam'ı) katıksız, halis şekilde deklere ettiler.                                            

2/161  Doğrusu kimseler; kâfirlik25 ettiler; ve öldüler -ve onlar kâfirler25 (olarak)- işte bunlar; onların üzerinedir Allah'ın laneti280; ve meleklerin (de); ve insanların (da); topluca.

2/162  Ölümsüzler185 orada*; hafifletilmez onlardan azap; ve değildir onlar gözetilirler**.                                                                                                

*Cehennemde.                                                                                                           

**İlgilenilmez, bakılmaz.                                                                                                         

2/163  Ve ilâhınız bir tek ilâhtır; yoktur ilâh O'nun dışında; Rahmân1; Rahîm2.

2/164  Doğrusu yaratılışında göklerin ve yerin; ve halifeliğinde* gece ve gündüzün; ve gemilerde -ki akar bol suda236; faydalı olmasıyla insanlara-;indirdiğinde Allah'ın gökten; bir sudan -öyle ki diriltti onunla (suyla) yeri; ölümü sonrası onun (yerin); ve yaydı orada (yerde) her bir debelenenden-;          ve evirip çevirmesinde gök180 ve yer arasındaki emre hazırlanmış rüzgarları ve bulutları; mutlak (vardır) ayetler237 akleden bir kavim için.                        

*Yerine geçmesi.                                                                                                                   

2/165  Ve insanlardan kim tutar/edinir Allah'ın astından eşitler/denkler (ki) severler onları sever gibi Allah'ı; ve iman47 etmiş kimseler (ise) şiddetlidir sevgide Allah’a;ancak, görür zulmetmiş kimseler gördükleri zaman azabı ki kuvvet/güç Allah'adır topluca; ve doğrusu Allah şiddetlidir azapta.

2/166  Serbestleştiği zaman tabi olunmuş kimseler tabi olmuş kimselerden; ve gördüler azabı; ve kesildi onlarla bağlar.

2/167  Ve dedi tabi olmuş kimseler: “Keşke ki (olsa) bizlere bir dönüş; öyle ki serbestleşiriz onlardan; serbestleştikleri gibi bizden”; işte budur; gösterir onlara Allah eylemlerini/yaptıklarını; hasretler* (vardır) onlara; ve onlar ateşten çıkanlar değildir.                                                                                         

*Dünyaya dönüp tek tanrıcılardan olma arzusu, isteği, hasreti.                                                 

2/168  Ey insanlar! Yiyin yerdekinden/yeryüzündekinden; güzel/iyi bir helaldir; ve tabi olmayın şeytânın29 adımlarına; doğrusu o (şeytân) sizlere apaçık bir düşmandır.

2/169  Ancak emreder (şeytan) onlara kötülüğü ve fâhşayı81; ve ki söylersiniz Allah üzerine bilmediğinizi.                                                                            

 

                                                                              

2/173  Ancak haram kıldı318 sizlere ölüyü/leşi; ve kanı; ve domuz etini; ve kendisi Allah'tan başkası için adak edilmişi; öyle ki kim zorlandı -aranmaksızın ve sınırı aşmaksızın- öyle ki yoktur günah onun üzerine; doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.     

2/174  Doğrusu kimseler (ki) gizlerler Allah'ın indirdiğini kitaptan*; ve satarlar onu az bir bedele; işte bunlar; yer/tüketir değillerdir karınlarında; ancak ateştir; ve konuşmaz onlara Allah kıyamet günü148; ve arındırmaz onları; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.

2/175  İşte bunlar; kimselerdir (ki) satın aldılar dalaleti128 doğru yola kılavuzla*; ve azabı** (da) mağfiretle319; öyle ki onları ateşe karşı sabrettiren nedir! 

*Doğru yolu verip sapkın yol olan dalaleti satın aldılar.                                                 

**Mağfireti verip azabı satın aldılar.                                                                             

2/176  İşte budur; ki Allah indirdi kitabı* hakla/gerçekle; ve doğrusu kimseler anlaşmazlığa düştüler kitapta*; mutlak uzak bir ayrılık içindedirler.

2/177  Erdem değildir ki çevirirsiniz yüzlerinizi doğu ve batı kıbleye14; fakat erdem kimsededir (ki) iman47 etti Allah'a ve ahiret gününe; ve meleklere; ve kitaba (Kur’an’a); ve nebilere132; ve verdi malını -üzerindedir sevgisi-; yakında olanlara; ve yetimlere; ve açlık sınırında yaşayanlara; ve yolun oğluna/evsize; ve isteyenlere/talep edenlere; ve boyunlardadır (boyunduruğu çözmededir); ve ikame572 etti salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve yerine getirenlerdedir antlaşmalarını antlaştıkları zaman;ve sabredenlerdedir51 sefalette/sıkıntıda; ve başı darda/bunalımda; ve seferberlik zamanında; işte bunlar; doğru kimselerdir; ve işte bunlar; onlardır takva sahipleri21.                                                                                                                                                                          

                                                                              

2/186  Ve sual ettiği/sorduğu zaman sana kullarım benden; öyle ki doğrusu ben yakınım323; cevap veririm duacının/çağırıcının duasına/çağrısına dua ettiği zaman bana; öyleyse cevap versinler324 bana; ve iman47 etsinler bana; belki onlar doğru/olgun yola ulaşırlar.


2/188  Ve yemeyin* mallarınızı aranızda batılla199; ve sarkıtıp sunmayın onu hükmedenlere doğru**; yemeniz için günahla bir fırkasını/kısmını insanların mallarından***; ve sizler bilirsiniz (onu).                                                

199Gerçek olmayan, geçersiz, temelsiz, asılsız.                                                                      

*Başkasının malına haksız yere çökmeyin.                                                                  

**Hüküm verme yetkisi olan kimselere rüşvet vermeyin.                                               

***Haksız yere insanların malına çöküp yemek günahtır.                                                                                                                                                                                                                                                      

2/195  Ve infak6 edin Allah yolunda336; ve atmayın (kendinizi) ellerinizle tehlikeye doğru*; ve iyilik/güzellik yapın**; doğrusu Allah sever iyilik/güzellik yapanları.                                                                                                    

*Göre göre tehlikeye doğru ilerlemek tek tanrıcı inancına uygun değildir. Tek tanrıcılar tehlikelere karşı tedbirli olur.                                                                

**Tek tanrıcılar iyilik/güzellik yapar. Bulundukları her yerde ve zamanda iyiliği ve güzelliği hakim kılarlar. Yüce Allah'ın da kendilerini sevdiğini tüm kalpleriyle hissederler. İyilik/güzellik yapanlara Yüce Allah iyilikle/güzellikle cevap verir; karşılık verir.                                                                                                                                                                                    

                                                                                                                                                                                                    

2/200  Öyle ki tamamladığınız zaman nusuklarınızı169; öyle ki zikredin/anın Allah'ı zikretmeniz/anmanız gibi atalarınızı; ya da daha şiddetli bir zikir/anma; öyle ki insanlardan kimi der: "Rabbimiz!4 Ver bizlere dünyada”; ve yoktur ona ahirette hiçbir nasip/pay.        

2/201  Ve onlardan kimi der: "Rabbimiz!4 Ver bizlere dünyada bir güzellik/iyilik; ahirette (de) bir güzellik/iyilik; ve sakınmış kıl bizleri ateş azabına.

2/202  İşte bunlar; onlaradır bir nasip/pay kazandıklarından; ve Allah seridir/çabuktur hesapta*.                                                                            

*Hesap görme, hesaplaşma.                                                                                                  

                                                                              

2/208  Ey iman47 etmiş kimseler! Girin İslam’a218; istisnasız olarak tümden; ve tabi olmayın şeytânın29* adımlarına; doğrusu o (şeytan) sizlere apaçık bir düşmandır.                                                                                                     

*İblîs.                                                                                                                                    

2/209  Öyle ki eğer kaydıysanız* sizlere gelen beyanatlardan226** sonra; öyle ki bilin ki Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.                                                           

*Hataya düşmek.                                                                                                       

**Kutsal kitaplar.                                                                                                   

                                                                              

2/212  Süslendi kâfirlik25 etmiş kimselere dünya hayatı; ve dudak bükerler (kâfirler) iman47 etmiş kimselerden ve takvalı21 olmuş kimselerden; (oysa) üstündedirler onların (kâfirlerin) kıyamet gününde148; ve Allah rızıklandırır dilediği kimseyi olmadan bir hesap.

 

2/218  Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler; ve kimseler (ki) hicret ettiler355; ve cihat356 ettiler Allah yolunda336; işte bunlardır; umarlar rahmetini Allah'ın; ve Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir20.

 

2/220  Ve sual ederler/sorarlar sana yetimler131 hakkında; de ki: "Islah360 onlara bir hayırdır; ve eğer karışırsanız* onlara; öyle ki kardeşlerinizdir386 sizlerin; ve Allah (ayırmayı) bilir fesat265 edeni ıslah360 edenden; ve eğer dileseydi Allah mutlak zora/sıkıntıya sokardı sizleri dünyada ve ahirette*; doğrusu Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.                       

*Ailenin bir üyesi yaparsanız, evlat edinirseniz.                                                            

**'dünyada ve ahirette' geçişinin 'mutlak zora/sıkıntıya sokardı sizleri ' sonrası olması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili detaylı bilgi aşağıdaki makaleden                                                           

2/221  Ve nikahlamayın744* müşrik36 kadınları ta ki iman47 ederler; ve hizmetçi mümin27 bir kadın hayırlıdır bir müşrik36 kadından; ve eğer acayip etkilediyse (bile) (o kadın) sizleri; ve nikahlamayın744** müşrik36 erkekleri ta ki iman47 ederler; ve mutlak ki köle mümin27 bir erkek hayırlıdır bir müşrik36 erkekten; ve eğer acayip etkilediyse (bile) (o erkek) sizleri; işte bunlar; çağırırlar ateşe doğru; ve Allah çağırır cennete doğru; ve mağfirete O’nun izniyle; ve beyan eder (Allah) ayetlerini insanlara; belki onlar zikrederler/hatırlarlar.                                                                                

*Eril çoğul olarak gelmiştir. Müşriklerle yapılan evliliklere toplum olarak engel olun buyurulmaktadır. Ayetin Arapça grameri bizlere toplumsal mesaj verildiğini apaçık gösterir.                                                                                          

**Eril çoğul olarak gelmiştir. Erkekler erkekleri kendilerine nikahlayamayacağına göre demek ki 'nikahlamayın' uyarısı bireysel değil toplumsaldır. 

KUZEN EVLİLİĞİ HAKKINDA

2/222  Ve sual ederler/sorarlar sana menstrüasyon/âdet* hakkında; de ki: “O bir eziyettir**; öyle ki azledin/uzaklaştırın kadınları*** menstrüasyonda/âdette*; yaklaşmayın onlara*** ta ki temizlenirler****; öyle ki temizlendikleri zaman, öyle ki gelin onlara Allah'ın size emrettiği yerden*****”; doğrusu Allah sever tevbe33 edenleri ve sever temizlenenleri.                                                      

*Kadınların ortalama 28 günde bir periyodik olarak yaşadığı, 2-7 gün süren, miktarı 30-80 ml olan vajinal kanaması.                                                                                                           

**Adet dönemi kadınlar oldukça fazla kasık ağrısı yaşarlar. Ağrılara ek olarak bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi-sersemlik, uyum bozukluğu, fenalaşma ve yorgunluk görülebilir. Tam da Yüce Allah’ın ayette bildirdiği gibi; âdet dönemi kadınlar için bir eziyet, bir sıkıntıdır.                  

***Âdet döneminde cinsel ilişki kadında 'endometriosiz' olarak bilinen bir hastalığın oluşma riskini artırır. Ayrıca cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından da riski artırır. Bilimsel veriler âdet döneminde cinsel ilişkiyi asla önermez.                                                                                    

****Âdet döneminin bitmesi.                                                                                        

*****Yüce Allah'ın emrettiği cinsel ilişki yeri kadın vajinasıdır.                                           

ADET DÖNEMİ HAKKINDA


2/223  Kadınlarınız bir tarladır* sizlere; öyle ki gelin tarlanıza* istediğiniz uygun süre/zaman (da)**; ve önceden gönderin nefisleriniz201 için; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin ki sizler kavuşanlarsınız O’na; ve müjdele müminleri.       

*Ürün veren verimli, bereketli toprak. Rahim iç zarı humuslu bir toprak gibidir. Katmanlardan oluşur. Toprağın bir tohuma tüm ihtiyaçlarını sağlaması gibi insan tohumu olan embriyoya her türlü ihtiyaçlarını sağlar.                                                                                             

**Ennâ kelimesi zaman/süre/periyod demektir. Ayrıca olgunlaşmak, uygun olmak, sabırlı olmak, acele etmemek anlamındadır.                                                                                             

KADINLAR ÜRÜN VEREN TARLADIR


2/224  Ve yapmayın Allah’ı bir gaye/amaç* yeminlerinize; ki (o durumda) erdemli olursunuz; ve takvalı21 olursunuz; ve düzeltirsiniz/iyileştirirsiniz insanların arasını; Allah Semî’dir41; Alîm’dir8.

*Alet etmek.                                                                                                                          

2/225  Tutmaz (sorumlu) sizleri Allah yeminlerinizdeki diyalektle/jargonla/ağızla; ve lakin tutar (sorumlu) sizleri kalplerinizin kazandığıyla; ve Allah Gafûr’dur20; Halîm’dir58.                                                                                                    

  DÜNYA VE AHİRET GEÇİŞİ                                                                                                                    


2/245  Kim (ki) o kimse borç verir123 Allah'a güzel bir borç; öyle ki katlar (Allah) onu (borcun karşılığını) ona (kimseye); çokça katlamalar (-la); ve Allah sıkar/daraltır; ve yayar/genişletir; ve O’na döndürülürsünüz.                        

                                                                                        

2/261  Mallarını Allah yolunda336 infak6 eden kimselerin misali; misali gibidir bir tohum; yetiştirdi yedi başak; her başağındadır yüz tohum;   ve Allah katlar dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.

2/262  Kimseler (ki) infak6 ederler mallarını Allah yolunda336; sonra tabi etmezler infak6 ettiklerini bir minnete ve de bir eziyete; onlaradır ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onların üzerine; ve onlar hüzünlenmezler.

2/263  Maruf291 bir kelime ve mağfiret* iyidir bir sadakadan378 (ki) tabi olur ona (sadakaya) bir eziyet**; ve Allah Ganiyy’dir106; Halîm’dir58.                   

*Bağışlama.                                                                                                              

**Sıkıntı, eziyet, huzursuzluk.                                                                                                 

2/264  Ey iman47 etmiş kimseler! Boşa çıkarmayın sadakalarınızı378; minnetle* (minnete neden olarak) ve eziyetle**(eziyete neden olarak); kimse gibi (ki) infak6 eder malını insanlara gösteriş (-le) ; iman47 etmez Allah'a ve ahiret gününe; öyle ki misali onun (kimsenin) misali gibidir saf/düz bir kaya; üzerinde onun (kayanın) turabin/toz; öyle ki isabet eder ona (kayaya) bir sağanak ; öyle ki bırakır onu semsert/yaşamsız; güç yetiremez (o kimse) kazandıklarından bir şey üzerine; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz kâfirler25 kavmini/toplumunu.

*Minnet duyulması amacıyla yaparak. Minnet bekleyerek.                                             

**Sıkıntı, eziyet, huzursuzluk vererek.                                                                                     

2/265  Ve kimselerin misali (ki) infak6 ederler mallarını Allah'ın rızasını aramaya; ve (rızayı) nefislerinden201 tespitlemeye/tutturmaya; misali gibidir bir cennet379; yüksekte/gelişmiş; isabet etti ona bir sağanak; öyle ki verdi ürününü iki kat; öyle ki eğer asla isabet etmezse bile ona bir sağanak;öyle ki bir nem/bir çiy (bile yeterlidir); ve Allah yaptıklarınızı görendir.

2/266  İster mi biriniz ki olur ona bir cennet379; hurmalardan ve üzümlerden; akar onun (cennetin) altından nehirler ona (kimseye); içindedir onun (cennetin) her bir meyveden; ve isabet etti ona (kimseye) yaşlılık/ihtiyarlık; ve ondadır (kimsededir) acizler/güçsüzler (olan) bir zürriyet380; öyle ki isabet etti ona (cennete) bir kasırga/hortum381; ondadır (kasırgadadır/hortumundadır) bir ateş381; öyle ki yaktı kül etti; işte böyledir;  beyan eder Allah sizlere ayetleri; belki sizler derinlemesine fikredersiniz868 .       

ALEV HORTUMLARI

2/267  Ey iman47 etmiş kimseler! İnfak6 edin iyilerinden kazandıklarınızın; ve çıkardığımızdan sizlere yerden; kalkışmayın/yeltenmeyin kötüsüne ondan (ki) infak6 edersiniz; ve olmayın edinenler onu ancak ki göz kapatırsınız* ona (infak edilene); ve bilin ki doğrusu Allah Ganiyy’dir106; Hamîd’tir107.                 

*Kendiniz için gördüğünüzde asla almayacağınız.                                                                    

2/268  Şeytân29 vaat eder sizlere fakirliği; ve emreder200 sizlere fahşayı81; ve Allah vaat eder sizlere bir mağfiret319 kendinden; ve bir fazl/fazilet;   ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.

2/269  Verir (Allah) hikmeti382 dilediği kimseye; ve kime verilir hikmet382; öyle ki muhakkak verildi (ona) bir hayır çokça; ve zikreder/hatırlar değildir mantık sahipleri dışında.

2/270  Ve infak6 ettiğiniz bir infaktan6 ya da adarsınız bir adaktan; öyle ki doğrusu Allah bilir onu; ve yoktur zalimlere hiçbir yardımcı.

2/271  Eğer açık ederseniz sadakaları378; öyle ki nimettir/hoştur o; ve eğer gizlerseniz onu ve verirseniz onu fakirlere; öyle ki o bir hayırdır sizlere; ve kâfirlik25 eder* (Allah) sizden (bir kısmınıza), günahlarınızdan (bir kısmına); ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır.                                                              

*Örter, gizler.                                                                                                                         

2/272  Yoktur (senin) üzerine doğru yola kılavuzlamak onları; velakin/fakat Allah doğru yola kılavuzlar dilediği kimseyi; ve infak6 ettiğiniz bir hayırdan; öyle ki nefisleriniz201 içindir; ve infak6 eder değilsiniz Allah'ın yüzünü arama/bakınma dışında; ve bir hayırdan infak6 ettiğiniz, tamamlanır sizlere; ve sizler zulmedilmezsiniz.

2/273  Fakirler/fukaralar içindir (infak); Allah yolunda336 kuşatılmış* kimseyedir; tabi olmazlar bir darba (ayakları vurmaya yere/seyahate) yerde; sanır cahil (onları) zengin; iffetlerinden (dolayı); tanırsın onları simalarıyla; sual etmezler/sormazlar insanlara sırnaşıkça; ve infak6 ettiğiniz bir hayırdan öyle ki doğrusu Allah bilendir onu.            

*Baskı ve zulümle rızkını arayamaz, kazanamaz olmuş; fakirleştirilmiş. Eli ayağı bağlanmış.      

2/274  Kimseler (ki) infak6 ederler mallarını gece ve gündüz; sırlı/gizli ve alenen/açıkça; öyle ki onlaradır ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlar üzerine; ve onlar hüzünlenmezler.                              

SADAKA           

SADAKA - BLOG - YASİN ÖZKAN

 İNFAK- YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1 

 İNFAK- YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2                                                                                                                                 

                                                                              

2/277  Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve verdiler zekâtı10; onlaradır ecirleri820 Rablerinin4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlara; ve onlar hüzünlenmezler.                                                                                            

                                                                              

2/281  Ve takvalı21 olun bir güne; döndürülürsünüz onda Allah'a; sonra tamamlanır her bir nefse201 kazandığı; ve onlara zulmedilmez.                                                                                                                                                                                                                       

2/286  Mükellef kılmaz Allah bir nefse201 kendi kapasitesi dışında; onadır (o nefsedir) kazandığı; ve aleyhinedir (o nefsin) kazandığı; Rabbimiz! Tutma bizleri (mükellef) eğer unutursak ya da hata edersek; Rabbimiz! Ve yükleme üzerimize bir ağırlık; bizden öncekilerden kimselerin üzerine yüklediğin gibi; Rabbimiz!Ve yükleme bizlere, kendisine takat/dayanma gücü olmayanı bizlere; ve affet bizleri; ve mağfiret et bizlere; ve rahmet et bizlere; sensin Mevlâmız68; öyle ki yardım et bizlere kâfirler kavmine/toplumuna karşı.                                     

                                                                                                 

****************                                                                                                                                                                                                                      

3/8     "Rabbimiz4! Saptırma kalplerimizi, bizleri doğru yola kılavuzladığın zaman sonrası; ve bahşet bizlere yanından bir rahmet271; doğrusu sen; sensin Vehhâb394."

3/9     "Rabbimiz4! Doğrusu sen bir araya getirensin insanları bir gün* için; şüphe yoktur onda**; doğrusu Allah bozmaz mîâdı395."                                 

*Din günü. Yargılamanın konusunun din olacağı gün/evre/dönem.                                

**Şüphesiz olarak, kesin olarak gelecektir o gün.                                                            

                                                                              

3/14   Süslendi insanlara şehvetlerin/aşırı arzulamaların sevgisi; kadınlardan ve oğullardan; ve kantarlardan/yığınlardan kantarlı/yığınlı altından ve gümüşten; ve cins atlardan; ve en'âmdan645; ve ekinlerden; işte bunlar; metasıdır54 dünya hayatının; ve Allah'ın indindedir/katındadır güzel geri dönüş yeri.

3/15   De ki: "Haber vereyim mi sizlere bunlardan hayırlısını? Rablerinin4 indinde/katında takvalı21 olmuş kimseleredir cennetler; akar onun (cennetin) altından nehirler; ölümsüzlerdir185 orada (cennette); ve (vardır) tertemiz eşler184; ve Allah’tan bir rıza; ve Allah görendir kullarını."

3/16   Kimseler (ki) derler: "Rabbimiz4! Doğrusu bizler iman47 ettik; öyle ki mağfiret319 et bizlere günahlarımızı; ve sakındır bizleri ateş azabından."

3/17   Sabredenlerdir51; ve sâdıklardır182; ve kanaat398 edenlerdir; ve infak6 edenlerdir; ve istiğfar396 edenlerdir seherlerde397.                          

Not: İnfak videosunda bu kavramlara değindik.                                                                                                                                                                                                                                                                             

3/21   Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler Allah'ın ayetlerine400; ve katlettiler35 nebileri132 olmaksızın bir hak; ve katlederler35 kimseleri (ki) emrederler eşitliği insanlardan; öyle ki müjdele onlara elim/acıklı bir azabı.

3/22   İşte bunlar; kimselerdir (ki) boşa çıktı amelleri/yaptıkları onların dünyada ve ahirette; ve olmaz onlara yardım edenlerden.                                                                                                                                                                     

 

3/26   De ki: "Allah'ım! Mülkün mâliki/sahibi! Verirsin mülkü dilediğin kimseye; ve çeker alırsın mülkü dilediğin kimseden; ve zenginleştirirsin/güçlendirirsin/yüceltirsin dilediğin kimseyi; ve zillette* bırakırsın dilediğin kimseyi; elindedir senin hayır/iyilik; doğrusu sen; her bir şey üzerine Kadîr’sin177."

*Hor görülmek. Aşağıda olmak.

3/27   Sokarsın geceyi gündüze404; ve sokarsın gündüzü geceye404; ve çıkarırsın diriyi/hayatı ölüden; ve çıkarırsın ölüyü diriden/hayattan405; ve rızıklandırırsın dilediğin kimseyi olmaksızın bir hesap.

3/28   Edinmez müminler27 kâfirleri25 müminlerin27 astından evliya212; ve kim yapar bunu; öyle ki olmaz (o kimse) Allah’tan bir şeyde*; dışındadır ki sakınırsınız        onlardan bir sakınma (-yla); ve hazırlar/uyarır sizleri Allah kendi nefsine406; ve Allah'adır dönüş yeri.                                                            

*Allah o kimsenin yanında olmaz.                                                                                            

3/29   De ki: "Eğer gizlerseniz göğüslerinizdekini209 ya da açığa vurursanız onu; bilir onu Allah; ve bilir göklerdekini162 ve yerdekini; Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.

3/30   Gün (ki) bulur her bir nefis201 yaptığını hayırdan; hazırlanmış/sunulmuş (olarak); ve kötülükten yaptığını (da); ister (o nefis) keşke olsa onun (nefsinin) arası ve onun (kötülüğün) arasında uzak bir zaman periyodu/dönemi; ve hazırlar/uyarır sizleri Allah kendi nefsine406 (karşı); ve Allah Raûf’tur15 kullarına.                                           

GÜNEŞİN AYI SÜRÜKLEMESİ            

GECE KARANLIĞININ GÜNDÜZ AYDINLIĞI İLE SİLİNMESİ      

GÖĞÜN KARARMASI - GÖĞÜN AYDINLANMASI     

GECENİN GÜNDÜZLE ÖRTÜLMESİ            

GECE GÜNDÜZ DÖNME HAREKETİ İLE DÜNYANIN YUVARLAK OLUŞU         

1400 SENE ÖNCE VERİLEN HABER                                                                                            

                                                                              

3/77   Doğrusu kimseler (ki) satarlar Allah'a (olan) ahitlerini198 ve yeminlerini az bir ücrete; işte bunlar; yoktur bir pay onlara ahirette; kelam etmez* onlara Allah; bakmaz** onlara doğru kıyamet günü; ve artırmaz/saflaştırmaz onları; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.                                                                      

*Konuşmaz, iletişim kurmaz. Resûller göndermez.                                

**Çağrılarına/dualarına cevap vermez.                                                                      

3/78   Ve doğrusu onlardan mutlak bir fırka/grup eğip bükerler dillerini* kitaba**; sanmanız için onu (sözü/hadisi) kitaptan**; ve o (söz/hadis)değildir kitaptan**; ve derler o (söz/hadis) Allah'ın indinden/katındandır ; ve (oysa) değildir o (söz/hadis) Allah'ın indinden/katından; ve derler (o sözle/hadisle) Allah'a karşı yalan; ve onlar bilirler (de).                                                                                                   

*Dilleriyle söz/hadis söylerler. Kutsal kitaplara alternatif olarak kendi elleriyle yazdıkları sözleri/hadisleri (Talmud vb.) söylerler. Allah adına yalanlar içeren, Allah'ın katındandır dedikleri uyduruk kitapları söylerler. Kendilerine Kur'an verilen kimseler de bu ayete direkt olarak muhataptır. Kur'an'a tabi olduklarını düşünen çoğu kimse Kur'an yerine hadis/söylenti kitaplarını Kur'an'la eş tutmuşlar ve müşrik olmuşlardır.                                                                       

**Tevrât'a ve/veya İncîl'e.                                                                                                                                                                                        

                                                                              

3/91   Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler; ve öldüler; ve onlar kâfirler25 (olarak); öyle ki asla kabul edilmez birisinden dünya dolusu altın;

 ve eğer fidye verse bile onu; işte bunlar; onlaradır elim/acıklı bir azap; ve yoktur onlara hiçbir yardımcı.

3/92   Asla nail* olmazsınız erdemliliğe444 ta ki infak6 edersiniz sevdiğinizden; ve infak6 ettiğinizi bir şeyden öyle ki doğrusu Allah bilendir onu.                  

*Erişmiş, ele geçirmiş, başarmış, kazanmış, ulaşmış.                                                                                                                                                                                                                        

3/102  Ey iman47 etmiş kimseler! Takvalı21 olun Allah’a; O’nun takvasının21 hakkı (-yla); ölmeyin dışında (ki) ve sizler müslimsiniz45.                                                                                                                            

                                                                              

3/118  Ey iman47 etmiş kimseler! Edinmeyin astınızdan (kimseleri) sırdaş; geri durmazlar onlar bir karıştırmaya*; isterler zorlanmanızı/sıkıntıya düşmenizi muhakkak ortaya çıktı ağızlarından bir nefret; ve göğüslerinde gizlenen daha büyüktür; muhakkak beyan ettik sizlere ayetleri389; eğer olduysanız akleder.

*Kafa karıştırma. Akıl bulanıklığına neden olma.                                                                                                                                                                                                                    

                                                                              

3/133  Ve seri/çabuk olun Rabbinizden4 bir mağfirete319 doğru; ve bir cennete; genişliği460 onun (cennetin) gökler162 ve yerdir; hazırlandı muttakiler17 için.

3/134  Kimseler (ki) infak6 ederler mutlulukta/refahta ve darlıkta; ve yutarlar öfkeyi; ve affederler insanları; ve Allah sever muhsini294.

3/135  Ve kimseler (ki) faaliyet yaptıkları zaman bir fahşâ81 ya da zulmettiler257 kendi nefislerine; hatırladılar (onlar) Allah'ı; öyle ki mağfiret319dilediler günahlarına; "Ve kimdir Allah’ın dışında (ki) mağfiret319 eder günahlara!"; ve asla ısrar etmezler (onlar) faaliyet yaptıkları üzerine; ve onlar bilirler*.                                                                       

*Bile bile fahşâ içinde olmazlar, bile bile kendilerine zulmetmezler.                                            

3/136  İşte bunlar; cezaları/karşılıkları63 onların bir mağfirettir319 Rablerinden4; ve cennetlerdir (ki) akar altından onu (cennetin) nehirler; ölümsüzlerdir185 orada (cennette); ve ne muhteşemdir ecri/ücreti yapanların*.

*Sâlihâtı yapanlar.                                                                                                                 

3/137  Muhakkak geçti sizlerden önce yasalar/kanunlar*; öyleyse dolaşın461 yeryüzünde; öyle ki bakın461 nasıl oldu yalancıların akıbeti892.

*İnsanoğlu yalan yanlış birçok yasa/kanun uyguladı.

3/138  Bu* bir beyandır226** insanlara; ve doğru yola kılavuzdur***; ve vaazdır653**** muttakiler17 için.                                                                  

*Arkeolojik çalışmalardan elde edilen bilgiler.                                                              

**Delil.                                                                                                                      

***Eski insanların kalıntılarını incelemek derinlemesine düşünen bir insan için doğru yola kılavuz olur. ****Takva sahipleri için arkeolojik deliller/beyanlar bir derstir, tavsiyedir.                             

3/139  Ve gevşemeyin; hüzünlenmeyin; ve sizlersiniz âlâlar/daha üstünler; eğer olduysanız müminler27.                                                                                                                                                                                   

                                                                                                                     

3/147  Ve olmuş değildi onların sözleri; dışında ki dediler: "Rabbimiz! Mağfiret319 et bizlere günahlarımızı ve israfımızı463 emrimizde/işimizde; ve sabitle ayaklarımızı; ve yardım et bizlere kâfirler25 kavmine/toplumuna karşı.

3/148  Öyle ki verdi onlara Allah dünya sevabını464; ve güzel ahiret sevabını464; ve Allah sever muhsini294.                                                                                                                                                                                     

3/156  Ey iman47 etmiş kimseler! Olmayın kâfirlik25 etmiş kimseler gibi; ve (kardeşleri onların) darbettikleri/vurdukları zaman (ayakları) yerde ya da savaşanlar olan kardeşleri için: "Eğer olsalardı bizim yanımızda ölmüş olmazlardı; ve katledilmiş35 olmazlardı" diyenler (gibi); yapması içindir Allah'ın bunu kalplerinde bir hasret**;ve Allah yaşatır; ve öldürür; ve Allah yaptıklarınız görendir.                                                                                                      

*Sefere çıktıkları.                                                                                                       

**Tasa.                                                                                                                                 

3/157  Ve eğer katledilirseniz35 Allah'ın yolunda336 ya da ölürseniz; Allah’tan mutlak bir mağfiret319 ve rahmet271; hayırlıdır topladıklarından.          

                                                                                                                                                                                                    

3/160  Eğer yardım ederse sizlere Allah; öyle ki olmaz galipler* sizlere; ve eğer terk ederse sizleri; öyle ki kimdir kimse ki yardım eder sizlere O’nun sonrasında; ve Allah'ın üzerine öyleyse tevekkül79 etsinler müminler27.   

*Yenen, üstün gelen, başarı kazanan.                                                              

3/161  Ve olmuş değildir bir nebiye132 ki aldatır; ve kim aldatırsa gelir aldattığıyla kıyamet günü148; sonra tamamlanır her bir nefse201 kazandığı; ve onlar zulme257 uğratılmazlar.

3/162  Öyle ki Allah'ın rızasına tabi olmuş kimse, kimse gibi midir (ki) geri döndü Allah'tan bir hoşnutsuzlukla/öfkeyle; ve sığınağı onun cehennemdir; ne perişan bir varış yeridir.

3/163  Onlar* derece derecedir Allah’ın indinde/katında; ve Allah görendir onların yaptıklarını.

*İnsanlar.                                                                                                                                                                                                            

3/180  Ve sanmasın kimseler (ki) cimrilik ederler Allah’ın onlara verdiğine kendi fazlından202 (ki) o hayırdır onlara; evet! o (cimrilik ettikleri) şerdir onlara; kıyamet günü148 takılacak boyunlarına onların kendisiyle cimrilik ettikleri; ve Allah’adır göklerin162 ve yerin mirası; ve Allah yaptıklarınıza haberdardır.                                                                                                                      

                                                                              

3/185  Her bir nefis201 tadıcıdır ölümü; ve ancak ki tamamlanır ecirleriniz820 kıyamet günü148; öyle ki kim itilip uzaklaştırıldı ateşten; ve sokuldu cennete; öyle ki muhakkak başardı (o); ve değildir dünya hayatı aldatan/illüzyon* (bir) meta54 dışında.                                                          

*Holografik evren prensibi kapsamında evrenimiz Levh-i Mahfuz'dan yani evrenimizi bir üst boyuttan saran 2D zardan/membrandan gelen bilginin ışık hızında çalışan bir 3D yazıcı gibi canlanmasıyla gerçek hale gelir. Anlarız ki dünya hayatı, içinde yaşadığımız evren bir illüzyondur.                 

3/186  Mutlak belalandırılırsınız256 mallarınızda ve nefislerinizde201; mutlak işitirsiniz çokça bir eziyet/inciten kimselerden (ki) verildiler kitap135 sizlerden önce ve kimselerden (ki) şirk koşarlar71; ve eğer sabrederseniz51; ve takvalı21 olursanız öyle ki doğrusu işte budur azmi gerektiren emirler/işler.                                                                                                              

                                                                              

3/190  Doğrusu göklerin162 ve yerin yaratılışında; ve halife65 olmasında gecenin ve gündüzün (birbirine); mutlak (vardır) ayetler elbâb88 için.

3/191  Kimseler (ki) anarlar Allah'ı dikelenler/ayaktalar (olarak); ve oturan (olarak); ve yanlarına üzerine (olarak); ve fikrederler868 göklerin162 ve yerin yaratılışına; Rabbimiz4! Yaratmış değilsin bunu boşuna; Subhân'sın7 sen; öyle ki sakındır bizleri ateş azabından.

3/192  Rabbimiz!4 Doğrusu sen kimi girdirirsin ateşe; öyle ki muhakkak perişan ettin onu; ve yoktur zalimlere257 hiçbir yardımcı.

3/193  Rabbimiz!4 Doğrusu bizler işittik bir nida* edeni (ki) nida* eder imana47 ki iman47 edin Rabbinize4 (diye); öyleyse iman47 ettik Rabbimize4; öyleyse mağfiret319 et bizlere günahlarımızı; ve kâfirlik** et kötülüklerimizi bizlerden; ve vefat ettir bizleri erdemlilerle birlikte.                                 

*Seslenme, çağrı.                                                                                                                  

**Ört, kapat, gizle.                                                                                                

3/194  Rabbimiz!4 Ve ver vaat ettiğini bizlere; resûllerinin418 üzerine; ve perişan etme bizleri kıyamet148 günü; doğrusu sen bozmazsın vaadi.

3/195  Ve cevap verdi onlara Rableri4 ki ben zayi etmem sizlerden erkek ya da dişi yapanın yaptığını; bir kısmınız bir kısımdandır; öyle ki kimseler (ki) hicret ettiler; ve çıkarıldılar diyarlarından; ve eziyet edildiler benim yolumda336; ve katlettiler35; ve katledildiler35; mutlak kâfirlik25 ederim onlardan kötülüklerine; ve mutlak sokarım onları cennetlere (ki) akar altından nehirler; bir sevaptır464 Allah’ın indinden/katından; ve Allah’ın kendi katındadır güzel sevaplar464.                                                                                           

                                                                              

3/198  Lakin/fakat kimseler (ki) takvalı21 oldular Rablerine4; onlaradır cennetler (ki) akar altından onun nehirler; ölümsüzlerdir185 orada (cennette); bir indirmedir478 Allah’ın indinden/katından; ve Allah indindeki/katındaki bir hayırdır erdemlilere.                                                                               

                                                                              

3/200  Ey iman47 etmiş kimseler! Sabredin51; ve yarışın sabırda51; ve bağlanın*; ve takvalı21 olun Allah’a; belki sizler felaha326 ulaşırsınız.        

*Tutunmak, ayakları yere sağlam basmak.                                                                              

                                                                                                                     

****************                                                                                                                              

4/1     Ey insanlar! Takvalı21 olun Rabbinize4 O ki yarattı sizleri bir tek nefisten201; ve yarattı ondan* eşini** onun*; ve yaydı ikisinden birçok erkekler ve kadınlar; ve takvalı21 olun Allah’a -O ki sorarsınız/istersiniz O’nunla (adıyla)- ve rahimlere479 (de takvalı olun); doğrusu Allah oldu üzerinize bir Rakîb484.

*Dişil zamirle geldiği için ilk yaratılan nefsin dişi olduğu anlaşılır.                                               

**Dişil olan ilk nefisten yaratılan eş de mutlak ki erildir.                                                             

4/2     Ve verin yetimlere131 mallarını; ve değişmeyin kötüyü iyiyle; yemeyin onların mallarını mallarınıza doğru (katarak); doğrusu o oldu büyük bir günah.

                                                                    

4/10   Doğrusu kimseler (ki) yediler mallarını yetimlerin131 bir zulüm (-le)257; doğrusu yedikleri karınlarında bir ateştir; ve yanacaklar (onlar) bir seîrde809.

                                                                    

4/19   Ey iman47 etmiş kimseler! Helal olmaz sizlere ki varis olursunuz kadınlara bir zorlama (-yla)*; zorlaştırmanız/sorun yaratmanız (da) onlara (helal olmaz); alıp gitmek için bir kısmıyla kendilerine verdiğinizi**; dışındadır ki işlerler apaçık fahişelik; ve iç içe geçmiş/müşterek şekilde geçinin onlarla marufla291 öyle ki eğer hoşlanmadınızsa onlardan*** öyle ki belki de ki hoşlanmadığınız bir şeyi; ve yapmıştır Allah onda çokça bir hayır.          

*Kadınların mallarına zorla varis olunamaz. Haramdır. Erkekler gibi kadınlar da ölmeden önce diledikleri şekilde vasiyet bırakma hakkına sahiptir. Vasiyet bırakmadan vefat gerçekleşirse 4:11, 4:12 ve 4:118 ayetleri devreye girer. Şüphesiz ki erkeklerde de durum aynıdır.                              

**2:229 ayetinden anlarız ki kadın boşanmak istemişse evliliğin başında almış olduğu mehri boşanacağı kocasına geri vermelidir. Bu fidye ödemesi, evlilikten kendisini kurtarma karşılığıdır. Boşanmak isteyen kadının verdiği fidyeyi erkeğin almasında bir günah yoktur. İşte kadınların evlilik hakkı olarak verilen sadakaların/mehirlerin bir kısmını geri almak için geçimsizlik yaratarak kadınları kendi istekleriyle boşanmaya zorlamak helal değildir.                                                          

***Fahişelik haricindeki hoşa gitmeyen durumlarda bile geçinmek için her türlü özveri gösterilmelidir. Yüce Allah hoşa gitmeyen şeylere de çokça bir hayır, iyilik koymuş olduğunu bildirmektedir.                                                                                                                                                

                                                                    

4/26   İster Allah beyan226 etmek sizlere; ve doğru yola kılavuzlamak sizleri sizden öncekilerden kimselerin yasalarına/yollarına*; ve tevbe33 etmek (ister) üzerinize; ve Allah Alîm’dir8; Hakîm’dir9.                                                 

*Sadece kutsal kitaplar demiş olan kimselerin yasalarına yani kutsal kitapların yasalarına.         

4/27   Ve Allah ister ki tevbe33 etsin sizlere; ve (oysa) şehvetlere tabi olan kimseler ister ki meyledersiniz (yanlışa) büyük bir meyil (-le).

4/28   İster Allah ki hafifletsin* sizlerden; ve yaratıldı insan zayıf/güçsüz (olarak).                                                                                                        

*Yüce Allah kullarına kaldıramayacağından ağır yük asla yüklemez. Yükü hafifletmek ister. İnsan ise Rabbinin reçetesi olan Kur'an'ı terk eder. Kur'an'ın hükümlerini hayatına geçirmez.               

4/29   Ey iman47 etmiş kimseler! Yemeyin mallarınızı aranızda batılla199; dışındadır ki oldu bir ticaret ki kendiniz razı oldunuz; ve katletmeyin199 kendi nefislerinizi201; doğrusu Allah oldu sizlere bir Rahîm2.

4/30   Ve kim faaliyet içinde olur buna bir düşmanlık (-la) ve bir zulüm (-le); öyle ki yakında yanması için sunacağız onu bir ateşe; ve oldu bu Allah'a karşı kolay (bir olay) .

4/31   Eğer uzak durursanız kendisinden yasaklandığınızın büyüklerine (karşı); kâfirlik498 ederiz sizlerden kötülüklerinize; ve sokarız sizleri cömert* bir girişe**.                                                                  

*Kerim.                                                                                                                      

**Dünya hayatında ve ahiret hayatında cömert/bereketli bir girişe girerler.                                 

4/32   Ve temenni* etmeyin fazlalıklı kıldığına Allah'ın kendisiyle bir kısmınızı bir kısma karşı; erkekleredir bir nasip kazandıklarından; ve kadınlaradır bir nasip kazandıklarından; ve sorun/sual edin Allah’a fazlından/lütfundan202 O’nun; doğrusu Allah oldu her bir şeye bir Alîm8.  

*Arzulama, isteme.                                                                                                                

4/33   Ve her bir (kimse) için yaptık ardından gelen varisler* terk ettiğinden** ana babanın ve yakınlık sahiplerinin; ve kimselere (ki) bağladı/bağıtladı sağ elleriniz77; öyle ki verin nasiplerini onların (sağ ellerinizin bağladığı kimselerin); doğrusu Allah oldu her bir şey üzerine bir Şehîd499.   

*Yakın koruyucular.                                                                                                    

**Bıraktığı mirastan.                                                                                                                                                                                                                                                                                                         

4/37   Kimseler (ki) cimrilik/pintilik ederler; ve emrederler insanlara cimriliği/pintiliği; ve gizlerler verdiğini onlara Allah'ın kendi fazlından202 ve hazırladık kâfirler25 için yıpratan/çöktüren bir azap.

4/38   Ve kimseler (ki) infak6 ederler mallarını insanlara göstermeye; ve iman47 etmezler Allah'a ve ahiret gününe; kime (ki) olur ona birleşik/bağlantılı; öyle ki ne kötü (bir) birleşmedir/bağlanmadır.

4/39   Ve nedir onların üzerlerine (olan)*; eğer (ki) iman47 etselerdi Allah'a ve ahiret gününe ve infak6 etselerdi rızıklandırdığından onları Allah'ın; ve oldu Allah onlara bir Alîm8.                                                                                    

*Ne oluyor onlara ki?                                                                                                              

4/40   Doğrusu Allah zulmetmez bir zerre503 ağırlığınca; ve eğer (ki) olur bir güzellik/iyilik katlar onu; ve verir kendi yanından büyük bir ecir820.                                                                                                                                      

ATOMDAN KÜÇÜK OLAN SİCİMLER  

EVRENİN EN KÜÇÜK YAPI TAŞI SİCİM

                                                                                                                   

4/45   Ve Allah daha iyi bilendir düşmanlarınızı; ve kâfi geldi/yetti Allah bir Veli28 (olarak); kâfi geldi/yetti Allah bir Nasîr69 (olarak).

4/46   Yahudileşmiş kimselerden (ki) tahrif ederler kelimeyi kendi yerlerinden; ve derler: "İşittik ve isyan ettik"; -ve işit olmaksızın işiten!- ve (derler) "Güt300 bizi”; eğip bükme (-yle) dillerini ve ta’an* (-la) dinde; ve şayet ki onlar deselerdi: "İşittik ve itaat ettik" ve "İşit ve gözet300 bizleri"; mutlak olurdu bir hayır   onlara ve (olurdu) daha dik/ayakta/kıyamda; fakat mutlak lanetledi280 onları Allah küfürleriyle25; öyle ki iman47 etmezler bir az dışında.

*İftiralarla delmek, hücum ederek delmek, delik deşik etmek.                                                    

4/47   Ey kitap verilmiş kimseler135! İman47 edin indirdiğimize (Kur’an’a); bir musaddıktır140 yanınızdakine; önceden ki sileriz yüzleri öyle ki döndürürüz onu arkası üzerine506; ya da lanetleriz280 onları lanetlediğimiz273* gibi sebt/şabat272 yoldaşlarını; ve oldu emri Allah'ın faaliyete geçen.              

*Maymunlaşma.                                                                                                                    

4/48   Doğrusu Allah mağfiret319 etmez ki şirk71 koşulur O’na; ve mağfiret319 eder bunun astına/aşağısına dilediği kimse için; ve kim şirk71 koşar Allah'a; öyle ki iftira883 attı büyük bir günah.

4/49   Hiç görmez misin kimseleri saflaştırırlar/büyütürler/yüceltirler kendi nefislerini201; evet! Allah saflaştırır/büyütür/yüceltir dilediği kimseyi; ve zulmedilmez onlara bir fitil137* (kadar).

*Evrenin en küçük yapısı olan sicime/fitile/ipliksiye işaret büyük bir mucizedir.

4/50   Bak nasıl iftira atarlar402 Allah'a karşı yalan (-la); ve kâfi gelir/yeter ona apaçık bir günah (olarak).

4/51   Hiç görmez misin kitaptan bir nasip verilmiş kimseleri135 (ki) iman47 ederler cibte507 ve tâğûta442; ve derler kâfirlik25 etmiş kimseler için: Bunlar* iman47 etmiş kimselerden** daha doğru bir yola kılavuzludur.        

*Kâfirlik etmiş kimseler.                                                                                              

**Kur'an'a tabi olmuş.                                                                                            

Cibt :İdol alınan şey. Tarikat liderleri, mezhep imamları,  şeyhler, sözde hadis/söylenti alimleri. Kutsal kitaplar haricide dinde idol asla edinilmez.

Tağut: Azgınlık, sınırı aşma, taşkınlık. Din konusunda ise kutsal kitapların hükümlerinin dışına çıkma, kutsal kitaplardan taşma.

Not: Bu iki konu ve tuğyanı inceliycez.

4/52   İşte bunlar kimselerdir (ki) mutlak lanetledi280 Allah; ve kimi lanetlerse280 Allah öyle ki asla bulamazsın ona bir yardımcı.                                                                                                                                                                                                                

4/58   Doğrusu Allah emreder200 sizlere ki eriştirin/aktarın emanetleri ehline onun511; ve hükmettiğiniz zaman insanlar arasında ki hükmedersiniz512 adaletle680 (diye); doğrusu Allah ne muhteşem vaaz653 eder sizlere onunla; doğrusu Allah oldu bir Semî41; bir Basîr513.

4/69   Ve kim itaat eder Allah'a ve resûle76; işte bunlar; yanındadır kimselerin (ki) nimetlendirdi Allah onları nebilerden132 ve sıddıklardan/doğrulardan ve şahitlerden* ve sâlihlerden217; ve bunlar ne iyileşmiş arkadaşlıktır.            

*Yüce Allah'ın kutsal kitaplarına tanık olmuş, şahit olmuşlar.                                                    

4/70   İşte bu; fazldır202 Allah’tan; ve kâfi geldi/yetti Allah bir Alîm (olarak)8.

                                                                    

4/80   Kim itaat76 eder resûle418; öyle ki muhakkak itaat etti Allah'a; ve kim yüz çevirirdi; öyle ki göndermiş değiliz seni üzerlerine bir koruyucu/gardiyan.                                                                                                                             

 

4/85   Kim şefâat* eder iyi/güzel bir şefâate*; olur ona bir nasip ondan; ve kim şefâat* eder kötü bir şefâate*; olur ona bir kefillik**  ondan; ve oldu Allah her bir şey üzerine bir Mukît519.                                                         

*Araya girip müdahale etmek, aracı olmak.                                                                  

**Sorumluluk, mükellefiyet.

4/86   Ne zaman esenlendiniz* bir esenlikle*; öyle ki esenleyin* daha iyisiyle ondan ya da geri döndürün onu; doğrusu Allah oldu her şey üzerine bir Hasîb486.                                                                                                        

*Sağlıklı, huzurlu, sıkıntısız hayat/yaşam temenni etmek, bu amaca yönelik uygulamalar yapmak. Sadece sözle değil uygulamayla da esenlemek gereklidir.                                                                                                        

4/87   Allah'tır; yoktur ilâh74  O’nun dışında; mutlak bir araya getirir sizleri kıyamet gününde148 (ki) olmaz bir şüphe onda; ve kimdir daha sâdık182 Allah’tan; bir hadiste/bir sözde*.                                                   

*Yüce Allah'ın sözü/hadisi olan Kur'an'dan başka sözleri/hadisleri dinde değişmez doğrular kabul etmek şirktir. Sadece Kur'an demeyen, Kur'an harici dinde hüküm koyan  şeylere de Kur'an'ın astından iman edenlerin tamamı müşrik olmuştur.                                                                             

                                                                    

4/101  Ve darbettiğiniz/vurduğunuz zaman (ayakları) yerde/yeryüzünde; öyle ki yoktur sizlere bir günah ki kısarsınız salâttan5; eğer korkarsanız/tedirgin olursanız ki işkence ederler kâfirlik25 etmiş kimseler; doğrusu kâfirler25 oldular sizlere apaçık bir düşman.                                           

                                                                    

4/105  Doğrusu biz indirdik sana kitabı (Kur'an'ı) hakla/gerçekle; hükmetmen için insanlar arasında; gösterdiği gibi sana Allah'ın; ve olma hainler524 için (onların tarafında) bir hasım*.                                                                            

*Münakaşa eden, tartışan, savunan                                                                                        

4/106  Ve mağfiret319 sun Allah’a; doğrusu Allah oldu bir Gafûr20; bir Rahîm2.

4/107  Ve tartışma/savunma kimselerden (yana) (ki) hainlik523 ederler kendi nefislerine201; doğrusu Allah sevmez kimseyi (ki) oldu (o) bir hain524; bir günahkar.                                                              

                                                                    

4/110  Ve kim yapar bir kötülük ya da zulmeder257 kendi nefsine201; sonra mağfiret319 sunar Allah’a; bulur (o) Allah'ı bir Gafûr20 ve bir Rahîm2.                                                                                                                            

4/114  Onların gizli konuşmalarından çoğunda olmaz (bir) hayır; dışındadır kimse (ki) emretti sadakayı342 ya da marufu291 ya da ıslahı360 insanlar arasında; ve kim faaliyet içinde olursa buna aranarak/bakınarak Allah'ın rızasını; öyle ki yakında vereceğiz ona büyük bir ecir820.                                                                                                                                                 

                                                                              

4/136  Ey iman47 etmiş kimseler! İman47 edin Allah'a ve resûlüne418*; ve kitabı** indirendir resûlüne*; ve kitabı** indirendir daha önceden; ve kim kâfirlik25 eder Allah’a; ve meleklerine; ve kitaplarına***; ve resûllerine****; ve ahiret gününü muhakkak dalalete128 düştü (o kimse); uzak bir dalalete128.

*Muhammed peygamber.                                                                                           

**Kur'an'a.                                                                                                                 

**Tevrat ve İncil'e.                                                                                                      

***Tüm kutsal kitaplara.                                                                                              

****Tüm resûllere.                                                                                               

                                                                    

4/144  Ey iman47 etmiş kimseler! Tutmayın/edinmeyin kâfirleri25 evliya212 müminlerin27 astından; ister misiniz ki yaparsınız Allah’a (karşı) aleyhinizde apaçık bir yetki/delil/güç.                                             

                                                                              

4/147  Niye faaliyete geçirsin Allah azap etmeyi sizlere eğer şükrederseniz43 ve iman47 ederseniz; ve oldu Allah bir Şâkir313; bir Alîm8.                                                                                                                                                            

                                                                    

****************                                                                                                                                                                                         

5/40   Hiç bilmez misin ki Allah’adır; O’nadır mülkü göklerin162 ve yerin; azap eder dilediği kimseye; ve mağfiret319 eder dilediği kimse için;  ve Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.                                                                                                                                                                                                                                                                                           

5/44   Doğrusu indirdik Tevrât'ı (ki) ondadır* bir doğru yola kılavuz ve bir nur; hükmeder onunla* nebiler132 -İslam218 olmuş kimseler-; yahudileşmiş267 kimselere ve Rabbânîlere462 ve bilginlere; hafızlık etmeleriyle/korumalarıyla** Allah'ın kitabından*; ve oldular onun* üzerine şahitler/tanıklar; öyle ki haşyet53 duymayın insanlara543; haşyet53 duyun bana543; ve satmayın ayetlerimi az bir bedele; ve kim asla hükmetmez indirdiğiyle Allah'ın544; öyle ki işte bunlar; onlardır kâfirler25.                   

*Tevrât.                                                                                                         

**Ezberleyerek, yazarak, zikrederek Tevrât'ın ayetlerinin sözlerle/hadislerle kontamine olmasına engel olarak. Sadece Tevrât diyerek ayetlerin hükümlerini koruyarak.                                 

                                                                              

5/47   Ve hükmetsin İncîl ehli Allah'ın indirdiğiyle onda (İncîl'de); ve kim asla hükmetmez544 Allah'ın indirdiğiyle; öyle ki işte bunlar; onlardır fâsıklardır38.                                                                                                                    

                                                                              

5/50   Öyle ki cahiliye489 hükmüne mi bakınırlar/aranırlar; ve kim daha güzeldir Allah’tan bir hüküm (de) yakınlaşan/kesinleşen bir toplum için.              

5/51   Ey iman47 etmiş kimseler! Edinmeyin/tutmayın Yahudileri295 ve Nasârâlıları268 evliya212; bir kısmı onların evliyasıdır212 bir kısmın; ve kim veli28    edinir onları sizlerden; öyle ki doğrusu o onlardandır; doğrusu Allah doğruya kılavuzlamaz zalim257 toplumu.                                                                                                                                                                       

                                                                                                 

5/55   Veliniz28 sizin ancak Allah’tır; ve resûlüdür418 O'nun; ve iman47 etmiş kimselerdir; kimseler (ki) ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar rükû11 edenlerdir.                                                                                                                                                                                         

                                                                              

5/60   De ki: "Haber vereyim mi sizlere bundan* şerrini/kötüsünü bir karşılık (olarak) Allah'ın indinde/katında; kime lanet280 etti Allah ve gazap127 etti onun üzerine; ve yaptı onlardan maymunlar273 ve domuzlar549; ve kul oldu (o kimse) tâğûta442; işte bunlar; bir şerdir/kötüdür bir mekan/yer (olarak) ve daha dalalettedir128 dümdüz yoldan553.                                                             

*Bundan nedir, 5/60 öncesi ayetlerini okuyunuz                                                                                                                                                                                                                     

                                                                              

5/79   Oldular men etmezler/engellemezler münkerden290; faaliyet içindedirler ona (münkere); ne kötüdür faaliyet içinde oldukları.                                                                                                                                                           

                                                                              

5/90   Ey iman47 etmiş kimseler! Doğrusu hamr138; ve meysir359; ve anıtlar/abideler/idoller*; ve şans okları bir pisliktir şeytânın29 amelinden/işinden; öyle ki uzak kalın ona; belki sizler felaha326 ulaşırsınız.                                                                                   

*Tekkeler, türbeler, putlar, ölmüş insanların mezarları vb.                                                         

5/91   Ancak arzu eder şeytân29 ki düşürsün aranıza husumet/düşmanlık ve nefret; hamr138 içinde; ve meysir359 (içinde); ve uzaklaştırmak/alıkoymak Allah'ın zikrinden78 ve salâttan5; öyleyse sizler nehy edenler/geri duranlar/dizginleyenler misiniz?                                                                                                                                                                                         

                                                                              

5/100  De ki: "Olmaz aynı seviyede habis/kötülük ve iyilik; şayet hayranlık/şaşkınlık uyandırsa (da) sana çokluğu habisin/kötülüğün; öyle ki takvalı21 olun Allah’a ey elbâb88 sahipleri!; belki sizler felaha326 ulaşırsınız.

5/101  Ey iman47 etmiş kimseler! Sormayın şeylerden (ki) eğer ortaya çıkarılırsa sizlere kötü eder/huzursuz eder sizleri; ve eğer sorarsanız ondan indirilirken Kur'an; ortaya çıkarılır sizlere; affetti Allah ondan; ve Allah Gafûr’dur20; Halîm’dir58.

5/102  Muhakkak sordu onu bir kavim/toplum sizlerden önce; sonra sabahladılar onunla kâfirler25 (olarak).                                                                                                                                                                              

                                                                                                 

5/105  Ey iman47 etmiş kimseler! Kendi nefisleriniz201 (kendi) üzerinizedir; zarar veremez sizlere dalalete128 düşmüş kimse doğruya kılavuzlandığınız zaman sizler; Allah'a doğrudur dönüş yeriniz sizlerin topluca; öyle ki haber verir sizlere yapmakta olduğunuzu.                                                                                                                                                                                       

                                                                              

5/119  Dedi Allah: "Bu gündür (ki) fayda sağlar  sâdıklara182 sâdıklıkları182 onların; onlaradır cennetler; akar altından nehirler; ölümsüzler185 orada ebediyen"; razı oldu Allah onlardan; ve razı oldular onlar O'ndan; işte budur büyük fazilet/fazlalık.                                                    

                                                                                                                     

****************                                                                                                                                                                                                  

6/2     O ki yarattı sizleri tinden582; sonra tamamladı bir ecele; ve bir ecele (ki) belirlenmiştir O’nun indinde/katında; sonra sizler kuşkulanıp çekişirsiniz.

6/3     Ve O Allah’tır göklerde162 ve yerde; bilir sırlarınızı ve açıklarınızı; ve bilir kazandığınızı.                                                                                        

                                                                              

6/12   De ki: "Kimedir göklerdeki162 ve yerdeki"; de ki: "Allah’adır"; yazdı kendi nefsi406 üzerine rahmeti271; mutlak bir araya getirir sizleri kıyamet gününde; yoktur şüphe onda; kimseler (ki) hüsrana uğrattılar kendi nefislerini201; öyle ki onlar iman47 etmezler.                                                                                                                                                                                        

                                                                              

6/14   De ki: "Allah’ın dışında bir veli28 mi edinirim/tutarım ? Yarandır592 gökleri162 ve yeri; ve O besler*; ve beslenmez* (O)"; de ki: "Doğrusu ben emredildim ki olurum İslam218 olmuş kimsenin evveli**; ve sakın olma (sen) müşriklerden36 (diye***)."                                                           

*Enerjisini/gıdasını/besinini verir. Enerjiye/gıdaya/besine asla ihtiyaç duymaz.                           

**İlki, önderi.                                                                                                                          

***Bir sonraki ayet "de ki" ile başladığı için; "ve sakın olma (sen) müşriklerden36 (diye) de ki..."                                                                                                                                                                                                      

6/17   Ve eğer temas ettirirse sana Allah bir zararı; öyle ki yoktur açan/keşfeden* onu O’nun dışında; ve eğer temas ettirirse sana bir hayrı; öyle ki O her bir şey üzerine bir Kadîr’dir177.                                                        

*Zararı uzaklaştıracak yolları keşfetmek.                                                                                 

6/18   Ve O Kâhir’dir593 kullarının üstüne; ve O Hakîm’dir9; Habîr’dir466.                                                                                                                        

                                                                              

6/31   Muhakkak hüsrana uğradı kimseler (ki) yalanladılar Allah (-la) karşılaşmayı; ta ki geldiği zaman onlara saat ansızın; dediler: "Ey! Hüsranımızdır; ilgisizliğimize/ihmalimize karşı orada*"; ve onlar yüklenirler günahlarını sırtlarına; kötü olmadı mı taşıdıkları?                                          

*Dişil zamir yere/yeryüzüne (Dünya hayatına) gider.                                                                                                                                                                                                              

                                                                                        

6/32   Ve değildir dünya hayatı bir aldatıcı oyun ve bir oyalayıcı dışında; ve mutlak ki ahiret diyarı hayırlıdır kimselere (ki) takvalı21 olurlar; öyle ki akletmez562 misiniz?                                                                                                                                                                                     

                                                                              

6/39   Ve kimseler (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; sağırlardır ve dilsizlerdir karanlıklarda; kimi diler Allah dalalette128 bırakır onu; ve kimi diler yapar onu dosdoğru bir yol üzerine124.

6/40   De ki: "Gördünüz mü? Eğer gelse sizlere Allah'ın azabı ya da gelse sizlere o saat470; Allah’tan başkasını mı çağırırsınız?"; eğer olduysanız* sâdıklar182.                                                                              

*Sâdıklar olmuş olsaydınız görürdünüz.                                                                                   

6/41   Evet! O’nu (Allah'ı) çağırırsınız; öyle ki keşfeder/kaldırır* çağırdığınız üzerine** eğer dilediyse; ve unutursunuz ortak koştuklarınızı.                          

*Keşfetmek. Kaldırıp görünür yapmak. Zorlukları kolaylığa çeviren yolları ortaya çıkarmak.

**Çağırdığınız şey üzerine.                                                                                    

                                                                              

 

6/46   De ki: "Gördünüz mü? Eğer tutsa/alsa Allah işitmenizi ve bakışınızı; ve mühürlese175 kalbinizin üzerini; kimdir bir ilâh74 Allah’ın dışında (ki) gelir sizlere onunla"; bak! Nasıl dikkat çekeriz ayetlere237; sonra onlar yüz çevirirler.                                                                                                         

 KAVRAYAN KALPLER      

KALPLERİN PASLANMASI                                                                                                                                                                                             

6/51   Ve uyar onunla* kimseleri (ki) korkarlar ki haşredilirler556 Rablerine4 karşı; olmaz onlara O’nun astından bir veli28 ne de bir şefâat114; belki onlar takvalı21 olurlar.                                         

 ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2

                                                                                                 

6/53   Ve işte böyledir; fitnelendirdik610 bir kısmını onların bir kısımla; demeleri için "Şunlara mı minnet etti Allah aramızdan onların üzerine? Olmaz mı Allah daha iyi bilen şükredenleri43. Olmaz mı Allah daha iyi bilen şükredenleri43.                                                                                                                  

                                                                         

6/59   Ve O’nun (Allah'ın) indindedir/yanındadır gaybın62 anahtarları/açıcıları; bilmez (kimse) onu O’nun dışında; ve bilir (O) karadakini ve denizdekini; ve düşer değildir hiçbir bir varak/yaprak ancak bilir (O) onu; ve olmaz bir habbe/tahıl tanesi yerin karanlıklarında; ve olmaz bir nem ve ne de bir kuru; ancak apaçık bir kitaptadır.                                                                                                                                                                                        

                                                                              

6/62   Sonra döndürüldüler Allah'a; hak/gerçek mevlâlarına68; olmaz mı O’na (Allah'a) hüküm? ve O (Allah) daha seridir hesapta.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 

6/70   Ve bırak kimseleri (ki) edindiler dinlerini bir laubali* ve bir eğlence/oyun; ve aldattı onları dünya hayatı; ve zikret/hatırlat onunla (Kur’an’la); ki tutuklanır bir nefis201 kazandığıyla; olmaz ona (nefse) Allah’ın astından bir veli28; ve ne de bir şefâatçi114; ve eğer adil olsa/eşitlese (o nefis) her bir adaleti680; alınmaz ondan (nefisten); işte bunlar; kimselerdir (ki) tutuklandılar kazandıklarıyla; onlaradır kaynardan bir içecek; ve acıklı bir azap kâfirlik25 ederler olduklarıyla.

*Davranışları ölçülü, olgun olmayan; ciddiyetsiz, gayriciddi.     

 ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2                                                 

6/71   De ki: "Çağırır mıyız Allah’ın astından menfaat sağlamayanı bizlere ve zarar vermeyeni bizlere; ve döner (miyiz) topuklarımız üzerine, doğru yola kılavuzladığı zaman sonrası Allah'ın bizleri; kimse gibi (ki) kılavuzluk etti ona şeytânlar29 yerde bir şaşkınlığa ona; arkadaşları çağırır onu doğru kılavuza doğru; "Gel bizlere" (diye)"; de ki: "Doğrusu Allah'ın kılavuzu (ki) odur doğru kılavuz; ve emredildi bizlere İslam218 olmamız alemlerin203 Rabbine4."

6/72   Ve ki ikame572 edin salâtı5; ve takvalı21 olun O’na (Allah'a); ve O ki; O’na haşredilirsiniz556.

6/73   Ve O; O ki yarattı gökleri162 ve yeri hakla/gerçekle; ve gün (ki) der: "Ol!"; öyle ki olur (o); O’nun hak/gerçek kavli/sözü; ve O’nadır mülk; gün (ki) üfürülür Sur'a64; bilendir gaybı62 ve şahitliyi/tanıklıyı*; ve O Hakîm'dir9; Habîr'dir466.

*Tanık olunmuş, görünmüş, tespit edilmiş.                                                                                                                                                                                                                            

                                                                                                                                                                                                    

6/82   Kimseler (ki) iman47 ettiler ve asla giymezler/örtmezler/karıştırmazlar (onlar) imanlarını47 zulümle257; işte bunlar; onlaradır eminlik/güvenlik; ve onlar doğru yola kılavuzlananlardır.                                                           

*Kur’an hudutları dışına çıkmamak, imana şirk bulaştırmamak. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır.                                                                                                                            

                                                                                                                                                                                                    

6/88   İşte bu; doğru yola kılavuzudur Allah'ın; doğru yola kılavuzlar onunla kullarından dilediği kimseyi; velev/fakat şirk71 koşsalardı onlar*; mutlak boşa çıkardı** onlardan yapar oldukları.                                                              

*Önceki ayetlerde sayılan resûller.                                                                                          

**Şirk her şeyi boşa çıkarır. Affı yoktur. Her şeyi 0'la çarpar.                                            

6/89   Bunlar kimselerdir (ki) verdik onlara kitap ve hikmet303 ve nübüvvet626; öyle ki eğer kâfirlik25 ederse* ona**; işte şunlardır; öyle ki muhakkak vekil*** olduk ona**; bir kavme/topluma**** (ki) olmaz ona** kâfirlik25 edenler.

*Kendisine nübüvvet verdiğimiz kimse. Tekil geniş zaman eril gelmiştir.                                    

**Dişil zamir nübüvvete gider. İşaret edilen nübüvvettir.                                                

***Nübüvvet aracılığıyla Yüce Allah'ın risâletinin tamamlanması mutlaka gerçekleşir. Çünkü onun vekaleti Yüce Allah'ın bizzat kendisindedir.                                                          

****Nübüvvette kâfirlik etmeyen bir kavimden/toplumdan nübüvvete kâfirlik etmeyecek bir kimse çıkarırız.                                                                                                           

Not: Kitap ve hikmet aynı şeydir Kur’an hikmet içeren bir kitaptır. Hikmet kitaptadır. Kuran’da ‘kitap ve hikmet’ kalıbı 2:129, 2:151, 2:231, 3:48 (İsa peygamber için), 3:164, 4:154 (İbrahim peygamber için), 4:113, 5:110 (İsa peygamber) ve 62:2 ayetlerinde geçmektedir. Belirtilen ayetler haricinde Muhammed peygamberimiz için kullanılmıştır. Hadisçiler kitap Kur’an’dır ve hikmette peygamberin hadisleridir deyip tamamı zan, tamamı söylenti, tamamı uydurmasyon olan hadislere ihtiyaç olduğunu savunurlar ki bu ASLA doğru değildir, temelden yanlıştır. Detaylı bilgilendirme için makaleye bakınız.

KİTAP VE HİKMET

6/90   Bunlar kimselerdir* (ki) doğru yola kılavuzladı Allah; öyle ki onların* doğru kılavuzunu** takip et/örnek al (sen***); de ki: "Sual etmem/sormam üzerine onun**** bir ecir820 ki o**** ancak bir zikirdir78 alemlere203."                                                                          

*Önceki nebiler.                                                                                                         

**Dikkat edilirse takip edilecek, örnek alınacak şey nebiler değildir; onların tabi olduğu Yüce Allah'ın doğru yola kılavuzudur.                                                                                              

***Resûl Muhammed.                                                                                                             

****Kur'an. Kur'an'ın mesajını iletme. Risâleti gerçekleştirmek.                                         

                                                                                        

                                                                                                                                                                                                    

6/95   Doğrusu Allah yarandır/ayırandır taneyi ve çekirdeği; çıkarır canlıyı/diriyi ölüden ve çıkarandır ölüyü canlıdan/diriden; işte sizlere Allah; öyle ki nasıl yalana saptırılırsınız.

 6/96  Yarandır/ayırandır sabahı; ve yaptı (Allah) geceyi bir sakinlik; ve Güneş’i ve Ay’ı bir hesap; işte bu takdiridir Azîz'in37; Alîm'im8.

6/97   Ve O; yapandır sizlere yıldızları628 kılavuzlamanız* için onunla** karanlıklarında karanın ve denizin; muhakkak ayırdık/detaylandırdık ayetleri454 bilir bir kavim/toplum için.                                                    

*Kendinizi.                                                                                                                 

**Tekil zamir tek bir yıldızı işaret eder. Tek bir yıldızı takip ederek bile yol bulunabilir. Örneğin kutup yıldızı.                                                                                                               

6/98   Ve O'dur inşa* eden sizleri bir tek nefisten201; öyle ki bir kararlı yer** ve bir veda/bırakma yeri**; muhakkak ayırdık/detaylandırdık ayetleri454 fikreder868 bir kavim/toplum için.                                              

*İnşaat yapmak. İnşa etmek fiili/eylemi bizlere gözle görülemeyen tek bir hücreden insanın bedeninin yaratılmasının işaret edildiğini düşündürür.                                                               

**İnsan bedeninin inşası işaret edildiği için hem kararlı yer olan hem de veda/terk etme yeri olan şey anne rahmidir. İnsan 280 günde annesinin rahminde kararlı bir yerde inşa edilir. Sonra bu yer terk etme/veda yeri olur. Doğumla birlikte insan bu kararlı yere veda eder.                                        

6/99   Ve O'dur indiren gökten bir su179; öyle ki çıkardık onunla (suyla) bitkiyi; her bir şeyi; öyle ki çıkardık ondan (şeyden) yeşili; çıkarırız ondan (şeyden) binmiş (birbiri üzerine) taneyi; hurmadan (da); öncüsünden/tomurcuğundan onun (bitkinin) sarkık salkımlar; ve cennetler/bahçeler üzümlerden ve zeytin (-den) ve nar (-dan); benzeşir ve benzeşir olmayan; bakın meyvesine onun (şeyin) meyve verdiği zaman ve olgunlaştığı (zaman); doğrusu bundadır mutlak ayetler237 iman47 eder bir kavim/toplum için.                                                                                                                                                             

 GÖKTEN İNDİRİLEN SU                                                                                                                                                                                                   

6/102  İşte sizlere Allah; Rabbiniz4; yoktur ilâh74 O’nun dışında; yaratandır her bir şeyi; öyle ki kulluk46 edin O’na; ve O her bir şey üzerine bir Vekîl’dir517.

6/103  İdrak edemez O’nu bakışlar; ve O idrak eder bakışları; ve O Latîf’tir40; Habîr’dir466.

6/104  Muhakkak geldi sizlere basiretler/bakışlar Rabbinizden4; öyle ki kim baktı/gördü öyle ki mutlak kendi nefsinedir201; ve kim âmâ* oldu öyle ki aleyhinedir onu (nefsinin); ve değilim ben** üzerinize bir hafız***.               

*Kör.                                                                                                                         

**Yüce Allah.                                                                                                             

***Yüce Allah kendisinden gelen mesajlara âmâ olanlara bir hafız/koruyucu/muhafız olmayacağını bildirmektedir. Benzer geçiş 50:29 ayetinde de karşımıza çıkar.    

KUR'AN'DA HATA MI VAR?                                       

6/105  Ve işte böyledir; dikkat çekeriz ayetlere454; ve demeleri için: "Ders434 yaptın sen"; ve beyan etmek için onu* bilir bir kavim/toplum için.

*Kur'an'ı.                                                                                                  

6/106  Tabi ol vahyolunana* üzerine Rabbinden4; yoktur ilâh74 O’nun dışında; ve yüz çevir** müşriklerden36.                                                                           

*Kur'an'a. Bizler de sadece Kur'an'a tabi olmalıyız.                                           

**Müşriklerden yüz çevirmeliyiz.                                                                                             

6/107  Velev/fakat dileseydi* Allah şirk71 koşmuş olmazlardı; ve yapmış değiliz seni üzerlerine bir hafız**; ve değilsin sen onlara vekil***.                          

*Yüce Allah dileseydi asla şirk koşamazlardı. Anlarız ki müşriklerin şirk koşarak sapmalarına izin verilmiştir.                                                                                                                 

**Koruyucu. Muhafız.                                                                                                 

***Vekalet verilen.                                                                                                

6/108  Hakaret etmeyin kimselere* (ki) çağırırlar Allah’ın astından; öyle ki hakaret ederler** Allah'a bir taşkınlık*** (-la) olmaksızın bir ilim/bilim; işte böyledir; süsledik her bir ümmet305 için amellerini/yaptıklarını; sonra Rablerine4 karşıdır dönüş yerleri; öyle ki haber verir (Allah) onlara yapar olduklarını.                                                                                         

*Müşriklere. Yüce Allah'ın astından kimseleri ilâhi bir kazanç/fayda sağlamak için çağıranların tamamı müşriktir.                                                                                                                  

**Yüce Allah'ın bizzat kendisine iftira olan, Yüce Allah'a hakaret içeren, tamamı zan olan, ilimden ve bilimden yoksun olan şeyleri söylerler, dile getirirler.                                                

***Taşma. Taşkın. Selin taşması. Suyun taşması. Tâğyâna, tâğûta uyma.                                 

Not: Ayet  ayrıca direk hakaret  etmekten de bahseder. Kötü, kırıcı, incitici, ağır sözler ve/veya küfür yani hakaret içeren sözler. Yalan uydurmak tada hakarettir. Şirk koşanlar yalan uydurarak veya ağır sözler söyleyerek hakaret etmektedirler.  Bu kişiler Allah’ın astından ilahlar edinerek de hakaret etmişlerdir. Ektra ağır bir söz söylemelerine gerek yoktur. Ama iman edenlerin hakareti düşünüldüğünde kafirlerin bu davranışlarına karşı bir ağır söz söyledikleri ve bu konuda uyarıldıkları anlaşılır. İman edenler şirk koşmazlar, Allah adına yalan uydurmazlar, Allah’ın ayetlerini örtmez gizlemezler fakat bunu yapanlara ise gösterdikleri tepki ile bir küfretme, ağır söz söyleme durumu olduğunu anlarız.

Tüm bunlar düşünüldüğünde ayette 3 çeşit hakaret için uyarı vardır ana hatlarıyla.

1-Kafirlerin Yüce Allah’a ortak koşmaları hakarettir. Yüce Allah’a iftira atmaları hakarettir.

2-İman edenlerin bu şirk koşanlara, bu davranış ve düşüncelerine karşılık ağır söz söylemeleri, küfür etmeleri hakarettir.

3-Kafirlerin bir kere daha, iman edenlerin hakaretine, hakaret ile, yani ağır sözlerine ağır söz ile yapılan hakarettir.

                                                                                                                                                                                                    

6/113  Ve meyletmesi için ona (şeytâna) ahirete iman47 etmez kimselerin gönüllerinin; ve razı olmaları için ona (şeytâna); ve işlemeye (devam etmeleri) için kendi işlediklerini (suçlarını).

6/114  Öyle ki Allah'tan gayri/başka bir hakem mi ararım?; Ve O* indirendir sizlere mufassal166 edilen kitabı; ve kimseler (ki) verdik onlara kitap; bilirler ki o** indirilendir (senin) Rabbindendir4 hakla/gerçekle; öyle ki sakın olma şüphelenenlerden***.                                                                                  

Mufassal : Detaylı, ayrıntılı

*Allah.                                                                                                                       

**Kur'an.                                                                                                                    

***Şüphede direnenler.                                                                                         

6/115  Ve tamamladı kelamı/sözü640 (senin) Rabbin4 bir doğruluk (-la); ve bir adalet680 (-le); yoktur değiştiren O'nun kelimelerini; ve O Semî’dir41; Alîm’dir8.

6/116  Ve eğer itaat etsen yerdeki kimselerin çoğuna*; dalalete128 düşürür seni Allah'ın yolundan ki tabi olurlar ancak zanna ve ki onlar ancak tahmin ederler.

*Çoğunluk sapkınlık içindedir. Çoğunluğa değil hakka/gerçeğe itaat etmek/tabi olmak gerekir.                                                                                                                                                 

                                                                              

6/120  Ve bırakın açığını günahın ve gizlisini onun; doğrusu günah kazanan kimseler cezalandırılacaklar yalan işler/uygular* olduklarıyla.                 

*Tamamı zan olan, yalan dolan söylentilerle/hadislerle Yüce Allah adına helal-haram koymak günahtır. Mutlaka bir karşılığı olacaktır.                                                                      

6/121  Ve yemeyin üzerine Allah'ın isminin asla zikredilmeyeninden*; ve doğrusu o mutlak bir fısktır38; ve doğrusu şeytânlar29 fısıldarlar evliyalarına212 karşı sizlerle mücadele etmeye; ve eğer tabi olursanız; doğrusu sizler (de) mutlak müşriklerdensiniz36.                                                   

*Sözde başka ilahlar adına kurban edilenden. Yüce Allah'a yaklaştırır sapkın inancıyla başka kimseler adına kesilen kurbanlar.                                                                                                        

Not: Kur’an’da 4 çeşit yiyecek haramdır. Bu dört çeşitten başka haram edilen bir yiyecek asla yoktur.

1.  Ne zaman öldüğü bilinmeyen, leş                

2.   Kan (kan içilmesi)              

3.   Domuz eti.             

4. Yüce Allah'tan başkası adına adanan kurbanlar, kesilen hayvanlar.             

6/122  Ve kimse (ki) olmuştu615 bir ölü/mevta*?; öyle ki dirilttik/canlandırdık onu ve verdik ona bir nur; yürür onunla insanlar içinde; misali onun** kendisinden bir çıkışı olmayan karanlıklar içindeki kimse gibidir midir?; işte öyledir; süslendi kâfirlere25 yapar oldukları.                                              

*İlk cennet evreninden öldürülerek çıkarıldık. İlk ölüm budur.                                        

**Kimsenin.                                                                                                                                                                                      

                                                                              

6/126  Ve budur (senin) Rabbinin4 dosdoğru yolu124; muhakkak ki detaylandırdık/ayırdık ayetleri454 zikreder78 bir kavim için.                                                                                                                                              

                                                                              

6/149  De ki: "Öyle ki Allah’adır belagatla647 hüccet625; öyle ki şayet dileseydi mutlak doğru yolu kılavuzlardı sizleri topluca."                                                

Not: Dini insanlara ulaştırmak, ulaştırılan dini açıklamak, anlatmak, delillendirmek, bütün yönleriyle anlatıp eksik bırakmamak Yüce Allah’ın kendi üzerine yazdığı şeylerdendir. Dini ulaştırmadığını sorumlu tutmaz, dini ulaştırdığına da belagatlandırır, hüccetlendirir.                 

                                                                                                                                                                                                    

6/151  De ki: "Gelin; okuyayım Rabbinizin4 haram kıldığını üzerinize; ki şirk71 koşmayın O’na bir şeyi; ve ana babayadır bir ihsan/güzellik; ve katletmeyin35 evlatlarınızı yoksulluktan; biz rızıklandırırız onları; onlaradır (o rızık); yaklaşmayın fahişeliklere490 açılmışa ondan ve gizlenmişe; ve katletmeyin35 nefsi201 ki (o) haram ettiğidir649 Allah'ın hakla* (olması) dışında; işte sizleredir; vasiyet etti (Allah) sizlere bunu; belki sizler akledersiniz.

6/152  Ve yaklaşmayın yetimin131 malına dışında ki ona daha güzeliyle (olursa) ta ki ulaşır kendi şiddetli* (zamanına); ve tamamlayın ölçüyü650 ve mizanı650 eşitlikle; mükellef kılmayız bir nefsi201 kuşattığının (nefsin) dışında; ve söylediğiniz zaman öyle ki adaletli680 olun; şayet olduysa (o) yakınlık sahibi; ve Allah'a (olan) ahdinizi tamamlayın; işte sizleredir; vasiyet etti (Allah) sizlere bunu; belki sizler zikredersiniz78.                                                     

*Akıl ve beden olarak güçlü evre.                                                                                            

6/153  Ve ki budur dosdoğru yolum124; öyle ki tabi olun ona*; tabi olmayın yollara**; öyle ki fırkalara*** böler sizleri O'nun (Allah'ın) yolundan124; işte sizleredir; vasiyet etti (Allah) sizlere onunla; öyle ki belki sizler takvalı21 olursunuz.                                                                                     

*Yola. Sadece kutsal kitaplar. Sadece Kur'an.                                                              

**Çoğul gelmesi önemlidir. Bir yerde farklı yollar varsa onların tamamı sapkınlık içindedir. Tek yol vardır. O da Yüce Allah'ın yoludur.                                                                         

***Kendilerini müslüman sanan kimselerin durumu ortadadır. Dinlerini parça parça edip fırkalara bölünmüşlerdir.                                                                                                                      

6/154  Sonra verdik Mûsâ'ya kitabı*; bir tamamlama güzelleştirmiş** kimse üzerine; ve bir tefsîl651 her bir şeye; ve bir doğru yola kılavuz; ve bir rahmet271;  belki onlar Rablerine4 kavuşmaya iman47 ederler.                  

*Tevrât.                                                                                                                     

**İhsan yapmış.                                                                                                  

6/155  Ve bu bir kitaptır* (ki) indirdik onu* bir mübarek271 (olarak); öyle ki tabi olun ona*; ve takvalı479 olun; belki sizler rahmet271 edilirsiniz.          

*Kur'an.                                                                                                                     

6/156  Ki dersiniz*: "Ancak; indirildi kitap** bizden önceki iki tayfa/grup*** üzerine; ve ki (bizler) olduk onların dersi**** hakkında mutlak gâfiller310."                                                                                                  

***Diyecek olanlar Kur'an'ın inişine tanık olan kimselerdir. O kimselerin bulunduğu bölgede daha önceden kendilerine kutsal kitap indirilmiş iki grup vardı.                                              

**Kutsal kitap.                                                                                                            

***Yahudiler ve Hristiyanlar.                                                                                       

****Çalışma, öğrenme.                                                                                             

6/157  Ya da dersiniz: "Şayet ki bize; indirilseydi bize kitap*; mutlak olurduk onlardan daha doğru yola kılavuzlu; öyle ki muhakkak geldi sizlere bir beyanat620     Rabbinizden4; ve bir doğru yola kılavuz ve bir rahmet271; öyle ki kim daha zalimdir257 kimseden (ki) yalanladı Allah'ın ayetlerini454 ve yüz çevirdi/kaçındı ondan**; cezalandıracağız ayetlerimizden454 yüz çeviren/kaçınan kimseleri kötü bir azap (-la); yüz çevirir/kaçınır olduklarıyla.

*Kutsal kitap.                                                                                                             

**Ayetten.                                                                                                                             

6/158  Bakarlar mı (onlar) dışında ki gelir onlara melekler48 ya da gelir (senin) Rabbin4 ya da gelir (senin) Rabbinin4 bazıları ayetleri237?; gündür (ki) gelir bazı ayetleri237 (senin) Rabbinin; menfaat sağlamaz bir nefse201 iman47 etmesi onun (nefsin); asla olmaz (-sa) (o nefis) iman47 etmiş önceden ya da kazanmamış (-sa) (o nefis) kendi imanında47 bir hayır; de ki: "Bakın! Doğrusu bizler (de) bakanlarız.

6/159  Doğrusu kimseler* (ki) fırkalara böldüler/ayırdılar450 dinlerini122; ve oldular partizanlar/taraftalar; olmadın (sen) onlardan bir şeyde; onların emri/işi ancak        Allah’a karşıdır; sonra haber verir (Allah) onlara faaliyet eder olduklarıyla.                                                                                                           

*Yüce Allah kendilerini Muhammedî sanan kimselerin aslında resûl Muhammed ile hiçbir alakalarının olmadığını açık ve net olarak bildirmektedir. Müşrikliğin özelliğini Rabbimiz bizlere bildirmiştir. Yüce Allah'ın biricik bölünmez dinini bırakıp dinlerini mezheplere bölenler tam olarak bu ayetin muhataplarıdırlar. İşleri/emirleri Yüce Allah'a kalmıştır.

Ayrıca Yüce Allah bu dinlerini bölenlerinde hepsinin kendi yanındaki din ile böbürlendiğini söyler. Bunları Yahudi, Hristiyan, sözde Müslüman gibi gruplandırabileceğimiz gibi bu dinlerin içinde de örneğin sözde Müslümanların içinde de mezheplere bölünmesi bu örneklemeye tamamen uyar. Kimse kimseyi beğenmez ama hepsi kendini doğru yolda sanar.

Not: 30/32 Dinlerini parçalara bölen, gruplara ayrılan ve her grubun kendi yanındakiyle böbürlendiği kimselerden olmayın.                                   

6/160  Kim geldi bir ihsanla/güzellikle; on* (kattır) misali870 onun; ve kim geldi bir kötülükle öyle ki cezalandırılmaz onun misli/benzeri dışında**; ve onlar zulmedilmezler257.                                                                                       

*Rabbimiz bir güzelliği/iyiliği 10 güzellik/iyilik yapacaktır.                                              

**Kötülüğe karşı bir artış veya azalış söz konusu değildir. Misli neyse odur.                           

6/161  De ki: "Doğrusu beni; doğru yola kılavuzladı beni Rabbim4; dosdoğru bir yola124 doğru; kıyam/dikili/doğru bir dine122*; bir hanîf117 (olan) İbrahim'in milletine301 ve olmuş değildi (İbrahim) müşriklerden36

6/162  De ki: “Doğrusu benim salâtım5; ve adanmış tarzım; ve hayatım; ve ölümüm643*; Allah içindir; alemlerin Rabbi4.                                              

*Ölümün işaret edilmesi illaki resûl Muhammed'in öleceği yada öldürüleceği anlamına gelmez. 'Öleceksem de, ölürsem de' anlamı vardır. Çünkü cennete girenler bu dünyada ölüm tatmazlar. Mutlak ki resûl Îsâ gibi, tüm resûller gibi resûl Muhammed de ölmemiştir. Sadece vefat ttirilmiştir. Selam yurdunda/diyarında rızıklandırılmaktadırlar. Her nefis ölümü tadıcıdır. Her nefis 1. ölümü yani ilk cennetten çıkış anındaki ölümü zaten tatmıştır. Resûller de dahil.                         

HAYATIN SIRRI / ANLAMI                     

6/163  Olmaz şirk/ortak71 O’na (Allah'a); ve işte böyle emredildim; ve ben evveliyim* müslimin45.                                                                                

*Öncüsüyüm.                                                                                                                        

6/164  De ki: "Allah'tan başkasını mı ararım bir Rab4 (olarak)?; ve O Rabbidir4 her bir şeyin; ve kazanmaz hiç bir nefis201 kendi üzerine (olan) dışında; ve yüklenmez bir yüklenici bir başkasının yükünü; sonra Rabbinize4 doğrudur dönüş yeriniz; öyle ki haber verir sizlere kendisinde ihtilaf içinde olduğunuzla."

6/165  Ve O'dur yapan sizleri yere halifeler65*;ve yükseltti bir kısmınızı bir kısım üzerine dereceler (-le); belalandırmak256 için sizleri sizlere verdiğinde; doğrusu (senin) Rabbin4 seridir akabinde**; ve doğrusu O (Allah) mutlak bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.                                                                          

*Homo Sapiensin (bilge insan) kendisinden önceki Homo türlerinin yerini alması.          

**Ardında.                                                                                                        

                                                                                                           

****************                                                                                                

 

7/2     Bir kitaptır* (ki) indirildi (senin) üzerine; öyle ki olmaz** göğsünde bir darlık/sıkılık ondan*; uyarman içindir onunla*; ve bir zikirdir78 müminlere27.

*Kur'an, Kur'an'dan, Kur'an'la.                                                                                     

**Geniş zaman kipinde gelmiş bir fiildir. Kur'an göğüslerde asla sıkıntı/sıkılık ve darlığa neden olmaz.                                                                                                                                   

                                                                              

7/8     Ve o gün hak/gerçek mizandır658; öyle ki kime ağırlaştı onun mizanları658*; öyle ki işte bunlar; onlardır felaha326 kavuşanlar.                

*Çoğul olarak gelmiş olması önemlidir. Anlaşılır ki bir çok mizan olacaktır. Bu mizanların ağır gelmesi kurtuluş için gereklidir.                                                                                                                                                                                                                     

                                                                              

7/10   Ve ant olsun mesken* edindirdik sizleri yerde; ve yaptık sizlere orada yaşamlar; ne azdır şükrettiğiniz43.                                                                                                                                                                                    

                                                                              

7/26   Ey âdemoğulları692! Muhakkak indirdik sizlere bir elbise; örter ayıp olan cinsel organ bölgelerinizi; ve bir rîşâ*; ve takva21 elbisesi; işte bu**; hayırlıdır; işte bu; ayetlerindendir237 Allah'ın; belki onlar zikrederler78.                        

*Süslü, gösterişli elbiseler, süslü donatılar. Ziynet kelimesinden farklıdır.                       

**Takva elbisesi.                                                                                                

7/27   Ey âdemoğulları692! Baştan çıkarmasın sizi şeytân29; çıkardığı gibi ebeveynlerinizi* cennetten**; soyarak ikisinden* elbiselerini; göstermek için ikisine*çirkinliklerini; doğrusu o (şeytân) görür sizleri; o ve onun kabilesi; yerden (ki) görmezsiniz onları; doğrusu biz; yaptık şeytânları29 evliya/veliler28; iman47 etmez kimseler için.                                                                            

*Ana, baba. Bir üst soy. Bir katman üst soy. Bir önceki soy. İlk cennet evreninde bilinçlerimizi taşıyan bir üst soy erkek ve kadın bedenlerimiz.                                                                                  

**İlk cennet evreni.                                                                                               

7/28   Ve öyle ki yaptıkları zaman çirkin/kötü bir aşırılık; dediler: “Bulduk693 babalarımızı/atalarımızı onun üzerinde; ve Allah emretti bize onu”; de ki: Doğrusu Allah emretmez çirkin/kötü aşırılığı; Allah'a karşı bilmediklerinizi mi söylersiniz?”

1-     Salatı ikame etme

2-     Şeytanı tanıma, şeytandan Allah’a sığınmayı bilme

3-     Ata dini, akılsızca taklit etme, zanna uyma, kelle sayılarına uyma

4-     Hakkında bilgisi olmayan şeyler söylemesi

5-     Din adına yalan ve iftira atılması

6-     Bu yalan ve iftiraların Yüce Allah’a dayandırılması

 

7/29   De ki: “Emretti Rabbim eşitliği; ve kaldırıp doğrultun yüzlerinizi her bir mescitte16; ve çağırın O’nu (Allah’ı); halis/saf/katıksız kılanlar olarak O'na dini; başladığı gibi sizleri (yaratmaya); dönersiniz.                                                                                                                                                                                                                                             

7/32   De ki: "Kim haram etti Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti*; ve iyileri rızıklarından?"; de ki: "İman47 etmiş kimselerindir o** dünya hayatında; bir halis*** (olarak) kıyamet gününde148"; işte böyledir; tefsil651 ederiz ayetleri454 bilir bir kavim/toplum için.                                               

*Süsü.                                                                                                                                   

**Dişil zamir yine dişil olan ziynet ve iyileri işaret eder.                                                              

***Saf, sadece iman etmiş kimselere.                                                                          

7/33   De ki: "Ancak haram etti Rabbim4 fahşaları81; açığını ondan ve gizlisini; ve günahı; ve bir hak/gerçek olmaksızın taşmayı552; ve ki şirk71 koşmayı Allah'a kendisiyle bir sultân660 asla indirmediğini*; ve ki Allah'a karşı bilmediğinizi söylemenizi661."                                                                      

*Kutsal kitaplar haricinde Allah'ın ve resûlünün adını kullanarak uydurulan, tamamı zan olan, hiçbir sultanları olmayan kitaplar.                                                                                                        

7/34   Ve her bir ümmet305 içindir bir ecel*; öyle ki geldiği zaman ecelleri* onların erteleyemezler bir saat662; ve ne de kıdemlenemezler/kademe alamazlar.                                                                      

*Süre, süreleri.                                                                                                                                                                                                                    

                                                                                                                                                                                                    

7/40   Doğrusu kimseler (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; ve büyüklendiler663 ondan*; açılmaz onlara gök kapıları664 ve giremezler cennete ta ki geçer halat/deve665 boşluğundan sicimin/iğnenin665; ve işte böyledir; cezalandırırız mücrimleri674.                                                                     

*Ayetten.                                                                                                                                                                                                                             

                                                                                                                                                                                                    

7/51   Kimselerdir (ki) edindiler dinlerini122 bir oyun/oyalanma ve bir laubalilik669; ve aldattı onları dünya hayatı; ve o gün unuturuz onları unuttukları gibi karşılaşmayı bu* günlerine; ve ayetlerimizle454 cihat/mücadele eder olduklarına (karşı)."                                                                                     

*Din günündeki durumları.                                                                                                      

7/52   Ant olsun geldik sizlere bir kitapla*; tefsîl651 ettik onu** bir ilim*** üzerine; bir doğru yola kılavuzdur**** ve bir rahmettir271 iman47 eder bir kavim/toplum için.  

*Kur'an'la. Sadece Kur'an'la.                                                                                       

*Kur'an'ı.                                                                                                                               

***İlim sahipleri Kur'an'ın tefsîlini anlar.                                                                        

****Kur'an'a teslim olanlar doğru yola kılavuzlanırlar. Sadece Kur'an'a.                                      

7/53   Onun* tevili401 dışındakine** mi bakarlar? Gün*** (ki) gelir onun tevili401; der onu önceden nesh etmiş/unutmuş**** kimseler: "Muhakkak gelmiş Rabbimizin4 resûlleri418 hakla/gerçekle; öyle ki olur mu bizlere şefâatçiler114? Öyle ki şefâat114 ederler bizlere ya da geri döndürülürüz*****;öyle ki yaparız olmaksızın yapar olmuş olduğumuzu"; muhakkak hüsrana uğrattılar kendi nefislerini201 ve saptı****** onlardan iftira883 atar oldukları.                                                              

*Kur'an'ın.                                                                                                                  

**Kur'an ayetleri ortadayken onun tevilini ilimle/bilimle yapacaklarına tamamı zan olan, uyduruk, şeytân öğretileri olan söylentilere/hadislerle bakınırlar.                                                     

***Din günü Kur'an'ın gerçek tevili gelir ve hata yaptıklarını anlarlar.                              

****Ayetleri söylentilerle/hadislerle nesh edenler/unutanlar.                                                       

*****Dünya hayatına döndürülsek.                                                                               

******Yüce Allah'a ve resûllerine karşı uydurulan binlerce hadisin/söylentinin doğru olmadığı ortaya çıktı.      

 ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2                                                                                                                                 

7/54   Doğrusu Rabbiniz4 Allah’tır; yaratandır gökleri162 ve yeri altı günde*; sonra istiva188 etti Arş66 üzerine; örter (Allah) geceyi gündüze; talep** eder (gündüz) onu (geceyi) aniden/çok çabuk; ve Güneş’i; ve Ay’ı; ve yıldızları; boyun eğdirilenlerdir O’nun emriyle; yaratma ve emir O'na değil midir?; Mübarek139 oldu Allah; alemlerin203 Rabbi4.                                            

*Evrede, dönemde.                                                                                                    

**Gündüzün geceyi talep etmesinin işaret edilmesi de büyük bir Kur'an mucizesidir. Güneş sistemimizde gündüz her yere hakimdir. Tabiri caizse patron gündüzdür. Gece ise sadece gezegenlerin gölgesi olarak az bir yer tutar. Gündüz domine eden olarak geceleri ışık hızında yok etmek ister. Onu ele geçirip kendi hakimiyetini sokmak ister.                                                

GECENİN GÜNDÜZ İLE ÖRTÜLMESİ           

7/55   Çağırın Rabbinizi4 alçak gönüllü (olarak) ve gizlice; doğrusu O sevmez taşanları/sınır aşanları.

7/56   Fesat265 çıkarmayın yerde onun (yerin) ıslahı316 sonrasında; ve çağırın O’nu (Allah’ı) bir korku (-yla) ve bir tamah* (-la); doğrusu Allah'ın rahmeti271 bir yakındır muhsinlere294.                                                                                     

*Aşırı istek, arzu.                                                                                                                   

7/57   Ve O (Allah) gönderendir rüzgarları* bir müjdeci (olarak) kendi rahmetinin271 iki eli arasında; ta ki kaldırdığı zaman (rüzgar) ağır** bulutu; sevk ettik onu (bulutu) ölü bir beldeye832; öyle ki indirdik onunla (bulutla) su; öyle ki çıkarırız onunla (suyla) her bir meyveden; işte böyledir; çıkarırız ölüleri; belki sizler zikredersiniz78.                                                                    

*Rüzgarların bulut oluşumundaki önemi Kur'an'da özellikle vurgulanmıştır.   

VE GÖNDERDİK RÜZGRLARI 

BULUTLARIN AĞIRLIĞI              

7/58   Ve iyi/hoş belde (ki) çıkar onun bitkisi onun (beldenin) Rabbinin4 izniyle; ve habisin/kötünün (ise) çıkmaz az veren/haşin (olan) dışında; işte böyledir; yönlendiririz ayetleri287 şükreder43 bir kavme/topluma.                                                                        

                                                                                                                                                                                                    

7/85   Ve Medyen'e kardeşleri Şuayb'i; dedi: "Ey kavmim/toplumum! Kulluk46 edin Allah'a; yoktur sizlere hiçbir ilâh74 O'ndan başka; muhakkak geldi sizlere bir beyanat620 Rabbinizden4; öyle ki tamamlayın ölçüyü650 ve mizanı650; ve eksiltmeyin insanların eşyalarını; fesat265 çıkarmayın yerde onun ıslahı360 sonrasında; işte sizleredir; bir hayırdır sizlere; eğer olduysanız müminler27."                                                                                                                                                                                      

                                                                              

7/147  Ve kimseleri (ki) yalanladılar196 ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı; boşa çıktı yaptıkları; cezalandırılırlar63 mı (ki) yapar oldukları dışında?                                                                                                                                      

                                                                              

7/153  Ve kimseler (ki) yaptılar kötülükler; sonra tevbe33 ettiler onun* ardından; ve iman47 ettiler; doğrusu (senin) Rabbin4 onun* ardından mutlak Gafûr20’dur; Rahîm2’dir.                                                                                                

*Kötülüğün.                                                                                                                                                                                         

                                                                              

7/156  Ve yaz bizlere bu dünyada bir iyilik/güzellik ve ahirette (de); doğrusu bizler kılavuzlandık sana; dedi (Allah) : "Azabım (ki) isabet ettiririm onu dilediğim kimseye; ve rahmetim271 (ki) kuşattı her bir şeyi; öyle ki yazarım onu kimselere (ki) takvalı21 olurlar; ve verirler zekâtı10; ve kimselerdir (ki) onlar ayetlerimize iman47 ederler.

7/157  Kimselerdir (ki) tabi olurlar resûle*; ümmi277 nebiye*; kimsedir (ki) bulurlar onu* yanlarındaki Tevrât’taki ve İncil’deki bir mektup/yazıt (-la); emreder* onlara marufla; ve men eder* onları çirkinleştirilmişten; ve helal kılar* onlara iyileri; ve haram kılar* üzerlerine kötüleri; ve kaldırır* onlardan bağlarını onların ve prangaları ki oldu (o) üzerlerinde; öyle ki kimselerdir (ki) iman ederler ona*; ve azarlarlar** kendilerini ona* ve yardım ederler ona*; ve tabi olurlar onunla* beraber indirilen nura***; işte bunlar; onlardır felaha326 erenler.                                                                                            

*Resûl, nebi Muhammed.                                                                                                       

**Zapt ederler, tutarlar.                                                                                               

***Kur'an'a.                                                                                                                                                                                       

                                                                              

7/164  Ve dediği zaman bir ümmet305 onlardan*: "Niçin vaaz653 edersiniz** bir kavme/topluma (ki) Allah helak edicidir onları ya da azap edicidir onlara şiddetli bir azap (-la)?"; dediler**: "Bir mazerettir*** (sizin) Rabbinize4 karşı; ve belki onlar takvalı21 olurlar.                                                                             

*Yahudilerden.                                                                                                           

**Müminler                                                                                                                

***Muaf tutulmak için özür beyanıdır.                                                                                                                                                                                                            

                                                                              

7/170  Ve kimseler; sımsıkı sarılırlar/yapışırlar kitaba (Kur’an’a); ve ikame572 ederler salâtı5; doğrusu biz; zayi etmeyiz muslihlerin30 ecrini/karşılığını.                                                                                                                                                                             

                                                                                                                                                                                                    

7/175  Ve oku onlara haberini kimsenin684 (ki) verdik ona684 ayetlerimizi ; sıyrıldı/soyuldu* ondan**; öyle ki tabi oldu ona***; şeytâna29; öyle ki oldu doğru yoldan sapanlardan.                                                                 

*Derinin soyulması, hayvanın etinden derisinin soyulması/sıyrılması gibi.                      

**Ayetten                                                                                                                   

***Şeytâna                                                                                                       

7/176  Velev/fakat dileseydik mutlak yükseltirdik onu684 onunla*; velakin/fakat o684 saplandı yere; ve tabi oldu hevâsına; öyle ki misali/benzeri onun misali/benzeri gibidir köpeğin; eğer hamle yapsan üzerine dilini sarkıtıp solur ya da terk etsen onu dilini sarkıtıp solur; işte budur misali/benzeri kavmin/toplumun; kimselerin (ki) yalanladılar ayetlerimizi; öyle ki kıssalaştır (bu) kıssayı belki onlar fikrederler868.                                               

*Ayetle.                                              

7/177  Ne kötüdür misali/benzeri kavmin/toplumun; kimselerin (ki) yalanladılar ayetlerimizi; ve kendi nefislerine201 oldular zulmederler257.

7/178  Kimi doğru yola kılavuzlar Allah öyle ki o doğru yolu bulandır; ve kimi dalalette128 bırakır; öyle ki işte bunlar; onlardır hüsrana uğrayanlardır.

7/179  Ve ant olsun ektik/tohumladık cehennem için birçoğunu cinden210 ve insandan; onlaradır* kalpler213 akletmezler562 onunla; ve onlaradır gözler bakmazlar onunla; ve onlaradır kulaklar işitmezler onunla; işte bunlar; en'âmdır645; evet! Onlar daha dalalet128 içindedir; işte bunlar; onlardır gâfiller310.                                                                                                          

*'Onlaradır geçişi önemlidir. Bu zamir hem cinleri hem de insanları kapsar. Bu durumda cinlerin insanların kalp, göz ve kulak organlarının işlevini yapan, benzer özelliklere sahip, kendilerine özgü mekanizmalara sahip olduklarını anlarız. Kendi yaratılış özelliklerine göre bu varlıkların kendi iradelerinin olduğunu, çevrelerinde olan şeylerden görme ve işitme gibi özellikler gibi farkındalık sahibi olduklarını anlarız.

Not: Enam 8 çiftlerdir. Koyun, keçi, sığır ve deve. Yüce Allah kalpleri akletmeyenleri çiftlik hayvanlarıdır der.           

KAVRAYAN/ANLAYAN/AKLEDEN KALPLER       

KALP - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN             

CENNET VE CEHENNEM - YOUTUBE- YASİN ÖZKAN 1  

CENNET VE CEHENNEM - YOUTUBE- YASİN ÖZKAN 2 

CENNET VE CEHENNEM - YOUTUBE- YASİN ÖZKAN 3 

CENNET VE CEHENNEM - YOUTUBE- YASİN ÖZKAN 4

CENNET VE CEHENNEM - YOUTUBE- YASİN ÖZKAN 5 

7/180  Ve Allah’adır güzel isimler49; öyle ki çağırın onunla*; ve bırakın kimseleri (ki) eğilirler/saparlar O'nun** isimlerinde49; cezalandırılacaklar63 yapar olduklarıyla.                                                                                   

*İsimle.                                                                                                                     

**Allah'ın                                                                                                  

7/181  Ve yarattığım kimselerdendir bir ümmet305; doğru yola kılavuzlar hakla/gerçekle; ve onunla* adaletli olurlar/sağlarlar.                                   

*Hakla/gerçekle.                                                                                                   

7/182  Ve ayetlerimizi yalanlamış195 kimseleri; adım adım ilerleteceğiz onları yerden (ki) bilmezler (onlar)

7/183  Ve uzun bir süredir* onlara; doğrusu (benim) planım** metindir/sağlamdır.

*Uzun bir süre verilmiştir onlara.                                                                                 

**Stratejim.                                                                                                       

7/184  Ve hiç fikretmezler868 mi (ki) yoktur arkadaşlarında* hiçbir cinnet** ki o*** ancak apaçık bir uyarıcıdır?

*Resûl Muhammed'te.                                                                                                

**Mecnunluk, cinnet getirme.                                                                                      

***Resûl Muhammed.                                                                       

7/185  Ve hiç bakmazlar mı melekûtuna685 göklerin162 ve yerin; yarattığına Allah'ın (her) bir şeyden; ve belki de olur ki muhakkak yakınlaşmıştırecelleri onların; öyle ki hangi hadise/söze sonrasında onun* iman47 ederler.             

*Bu sözün.                                                                                                                            

7/186  Kimi dalalette128 bırakır Allah; öyle ki olmaz doğru yola kılavuzlayan ona*; ve bırakır onları** tûğyânları442 içinde (ki) bocalayıp dururlar.               

*O kimseyi.                                                                                                    

**O kimseleri.                                                                                                    

                                                                              

 

7/200  Ve eğer gelirse sana kışkırtma; şeytândan29 bir kışkırtma; öyle ki sığın Allah'a; doğrusu O bir Semî’dir41; bir Alîm’dir8.

ARINMA/ŞEYTAN/ŞEYTANDAN YÜCE ALLAH'A SIĞINMA-YOU TUBE - YASİN ÖZKAN 1

ARINMA/ŞEYTAN/ŞEYTANDAN YÜCE ALLAH'A SIĞINMA-YOU TUBE - YASİN ÖZKAN 2

ARINMA/ŞEYTAN/ŞEYTANDAN YÜCE ALLAH'A SIĞINMA-YOU TUBE - YASİN ÖZKAN 3

7/201  Doğrusu kimseler (ki) takvalı21 oldular (Allah’a) temas ettiği zaman onlara bir tavaf/dolaşma* şeytândan29; zikrettiler78 (Allah’ı); öyle ki o zaman onlar bakanlardır/görenlerdir**.                                                                   

*Şeytânın musallat olması.                                                                                         

**Şeytânın kışkırtmalarını rahatlıkla görürler, anlarlar.                                                   

7/202  Ve onların kardeşleridir* (ki) genişletirler/uzatırlar* onları sapkınlığa; sonra peşlerini bırakmazlar*.

*Şeytânlar.                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

7/206  Doğrusu Rabbinin4 indindedir/katındadır kimseler695; (ki) büyüklenmezler kulluk etmekten O’na (Allah’a); ve tesbih31 ederler O'nu (Allah’ı); ve O’na (Allah’a) secde12 ederler.                                                                                                                                                                       

                                                                                                                                                                                                    

****************                                                                                                                                                                                                                                                                                                               

8/1     Sual ederler sana enfâlden696; de ki "Enfâl696 Allah’a ve resûlünedir700; öyle ki takvalı21 olun Allah’a; ve ıslah360 edin aranızdaki hali/olanı;ve itaat76 edin Allah'a ve resûlüne700 eğer olduysanız müminler27."

8/2     Ancak müminler27; kimselerdir (ki) zikredildiği78 zaman Allah; korkuyla/ürpertiyle dolar kalpleri onların; ve okunduğu zaman üzerlerine O’nun ayetleri; ziyade eder* onlara bir imanı47; ve Rablerine4 karşı tevekkül79 ederler (onlar).                                                                                                         

*Ayet.                                                                                                                                                               

                                                          

8/22   Doğrusu şerli205 dâbbeler599 Allah'ın indinde/katında sağırlar702 ve dilsizlerdir702; kimselerdir (ki) akletmezler702.                                                                                                                                                              

                                                                                                                                                                                

8/29   Ey iman47 etmiş kimseler! Eğer takvalı21 olursanız Allah’a; yapar sizlere bir furkan259; ve kâfirlik498 eder sizden kötülüklerinizi;         ve mağfiret319 eder sizlere; ve Allah Zul* Fadlil285 Azîm94'dir286.                                                                                                                                                                     

                                                          

8/40   Ve eğer dönerlerse öyle ki bilin ki muhakkak Allah mevlânızdır68; ne muhteşem Mevlâ'dır68; ve ne muhteşem Nasîr'dir.                                                                                                                                                                 

8/49   Dediği zaman münâfıklar26 ve kimseler (ki) kalplerindedir175 bir maraz/hastalık: "Aldatmış bunları dinleri122"; ve kim tevekkül eder Allah'a karşı; öyle ki doğrusu Allah bir Azîz’dir37; bir Hakîm’dir9.                                                                                                                                                

                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                      

                                                                                                                     

9/28   Ey iman47 etmiş kimseler! Ancak ki müşrikler36 bir necestir760; öyle ki yaklaşamazlar haram mescite158 sonrasında bu yılları*; ve eğer korktunuzsabir yoksulluk (olmasından); öyle ki yakında zengin edecek sizleri Allah kendi fazlından202 eğer dilerse; doğrusu Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.     

*Bu yılları son yıllarıdır. Bundan sonra haram mescite yaklaşamazlar.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

9/51   De ki: "Asla isabet etmez bizlere Allah'ın bizlere yazdığı dışında; O'dur mevlâmız*"; ve Allah'a karşı; öyle ki tevekkül79 etsinler müminler27.          

*Sahibimiz. Mevlâna kelimesi "sahibimiz" demektir. Bazı kimselerin bu şekilde çağrılması katıksız şirktir.                                                                                                                                                                                              

                                                          

9/60   Ancak ki sadakalar39 fukaralara*; ve miskinlere113; ve onun** üzerine amel edenlere***; ve kalpleri alıştırılanlaradır****; ve boyunlardadır*****;ve borçlularadır; ve Allah yolundadır******; ve yolun oğlunadır354; bir farzdır497 Allah’tan; ve Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.                    

*Fakirlere.                                                                                                                 

**Sadakanın.                                                                                                 

***Sadakaların toplanmasını yapanlar/edenler.                                                             

****Kalpleri Kur'an'ın merhametiyle tanıştırılacak olanlar.                                  

*****Boyunduruk altına girmiş kimseleri kurtarmak içindir.                                                                                                                                                                                          

******Sadece Kur'an için yapılan mücadelededir.                                                                                                                                                                      

                                                          

9/71   Ve mümin27 erkekler; ve mümin27 kadınlar*; onların bir kısmı velileridir28 bir kısmın; emrederler marufla291 ve engellerler münkeri82; ve ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve itaat ederler Allah'a ve O’nun resûlüne418; işte bunlar, rahmet271 edecektir onlara Allah; doğrusu Allah bir Azîzdir37; bir Hakîmdir9.                                                                               

*9:67 ayetinde münâfık erkekler ve münâfık kadınların özelliği bildirilmiştir.                                                                                                                                                                       

9/78   Hiç bilmezler mi ki Allah bilir sırlarını ve sakladıklarını; ve ki Allah bilendir gaybı62.                                                                                                                                                                

 

9/84   Ve salla52 edilmez onlardan** ölen birine ebediyen; ve kıyam143 etme onun kabrinde; doğrusu onlar kâfirlik25 ettiler Allah'a ve resûlüne; ve öldüler; ve onlar fâsıklardır38.                                                                               

*Yüz çevirmemek, ilgisiz kalmamak, kale almak, umursamak, kayıtsız kalmamak, mühimsemek, tepkisiz kalmayarak üzerine titremek.                                                                          

**Allah'ın ayetlerine kafirlik edenler, müşrikler                                                                                                                                                                                        

 

9/112  Tevbe33 edenlerdir; kulluk edenlerdir; hamd3 edenlerdir; seyahat edenlerdir*; rükû11 edenlerdir; secde12 edenlerdir; emredenlerdir marufla291; ve engelleyenlerdir/yasaklayanlardır münkeri82; ve koruyanlardır Allah'ın hudutlarını; ve müjdele müminleri27.                                            

*Yüce Allah'ın yolunda.                                                                                               

9/113  Olmuş değildir nebiye132 ve iman47 etmiş kimselere ki mağfiret319 dilerler müşriklere36; şayet olduysalar (bile) yakınlık sahibi beyan226 olmuş olan sonrasında onlara; ki onlar cahîm808 ashâbıdır194.

9/114  Ve olmuş değildi istiğfar396 dilemesi İbrahim'in babası için vaat edilenden başka (ki) vaat etti***** onu* ona**; öyle ki ne zaman beyan226 oldu ona*** ki o**** bir düşmandır Allah'a; uzaklaştı***** ondan******; doğrusu İbrahim mutlak bir eyvah (-lıydı); bir halîmdi.

*Vaadi.                                                                                                  

**Babasına.                                                                                                               

***İbrahim'e.                                                                                                              

****Babası.                                                                                                                

*****İbrahim.                                                                                                                         

******Babasından.                                                                                                

9/115  Ve olmuş değildir Allah dalalette128 bırakır bir kavmi/toplumu doğru yola kılavuzladığı zaman sonrasında; ta ki beyan226 eder* onlara neye takvalı21 olurlar; doğrusu Allah her bir şeye bir Alîm’dir8.                           

*Allah.                                                                                                                       

9/116  Doğrusu Allah’tır; O’nadır mülkü göklerin162 ve yerin; hayat verir* ve öldürür*; ve yoktur sizlere Allah’ın astından hiçbir veli; ve ne de bir yardım eden.                                                    

*Allah.                                                                                                                                                                                              

                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

10/3   Doğrusu Rabbiniz4 Allah'tır; yaratandır gökleri162 ve yeri altı781 günde*; sonra istiva188 etti arşa66 karşı; düzenler/organize eder emri351; yoktur hiç bir şefaatçi dışında O'nun izni sonrasında; işte bunlarsınız; Allah'tır Rabbiniz; öyle ki kulluk edin O’na; öyle ki zikretmez misiniz?                                            

*Evren/dönem.  

 ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2                                                                                                

10/4   O'nadır* dönüş yerleriniz topluca; vaadi Allah'ın bir haktır/gerçektir; doğrusu O** benzersiz başlatır yaratışı; sonra geri döndürür onu***; karşılığını63 vermek için kimselerin (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18 eşitlikle230 ve kimselere (ki) kâfirlik25 ettiler; onlaradır**** kaynardan bir şarap***** ve elim/acıklı bir azap; kâfirlik25 ederler olduklarına.            

*Allah'a.                                                                                                                               

**Allah.                                                                                                                     

***Yaratışı.                                                                                                               

****Kâfirlere.                                                                                                            

*****İçecek.                                                                                                         

10/5   O'dur*  yapan Güneş'i bir ışıma**; ve Ay'ı bir nur***; ve kadere bağladı onu**** menzillere (ki) bilmeniz içindir adetini/sayısını senelerin ve hesabı; yaratmış değildir Allah işte bunu hak/gerçek (olması) dışında; fasıllar***** ayetlerini bilir bir kavim/toplum için.                                          

*Allah'tır.                                                                                                                  

**Işımayı kendisi üreten. Lamba.                                                                              

***Aydınlık.                                                                                                               

****Ay'ı.                                                                                                        

*****Detaylandırır, ayırır.                                                                                         

10/6   Doğrusu halifeliği* gece ve gündüzün; ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı; mutlak ayetlerdir237 takvalı olur bir kavim/toplum için.                

*Ardışık gelişi.                                                                                                                     

10/7   Doğrusu kimseler (ki) ummazlar kavuşmayı bizlere; ve razı oldular dünya hayatıyla; ve tamah ettiler ona*; ve kimselerdir (ki) onlar ayetlerimizden gâfillerdir310.

10/8   İşte bunlar; sığınakları onların ateştir834 kazanır olduklarıyla.                                                                                                                                                                       

10/11  Şayet acele ederse Allah insanlara şerri205; acele etmesi (gibi) onlara hayrı; mutlak bitirilirdi onlara ecelleri; öyle ki bırakırız bize kavuşmayı ummayan kimseleri taşkınlıklarında/azgınlıklarında; şaşkın/abuk sabuk sayıklarlar.

10/12  Ve temas ettiği zaman insana bir darlık; dua80 etti bize yanına yatar (-ken) ya da oturur (-ken) ya da dikelir (-ken); öyle ki ne zaman keşfettik* ondan darlığını; geçer/devam eder asla dua80 etmez gibi bize ona temas etmiş darlığa karşı; işte böyledir; süslendi müsriflere784 yapar oldukları.                       

*Bir çıkış yolu keşfetmek, açmak.                                                                                                                                                                                                                             

                                                                                                                                                                                                    

10/17  Öyle ki kimdir daha zalim257 kimseden (ki) iftira attı402 Allah'a karşı bir yalanı ya da yalanladı195 ayetlerini O’nun*; doğrusu O**; felaha326 kavuşturmaz mücrimleri674.                                                        

*Allah'ın.                                                                                                                    

**Allah.                                                                                                  

10/18  Ve kulluk46 ederler Allah'ı astından zarar veremeyene onlara ve de menfaat sağlayamayana onlara; ve derler: "Bunlar şefâatçilerimizdir114 Allah'ın indinde/katında"; de ki: "Haber mi verirsiniz Allah'a bilmediğini göklerde162 ve ne de yerde? Subhân’dır7 O; ve yücelmiştir şirk71 koştuklarından."   

 ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2                                                                                                                                                                               

10/21  Ve tattırdığımız zaman insanlara bir rahmet271 onlara temas etmiş darlık sonrasında; (olduğu) zaman onlara bir tertip705 ayetlerimizde454; de ki: Allah daha seridir bir tertipte705; doğrusu resûllerimiz418* yazarlar tertiplediğinizi.

*Hafıza melekleri.                                                                                                                  

                                                                              

10/35  De ki: "Şirk71 koştuklarınızdan kimse mi kılavuzlar hakka/gerçeğe doğru?"; de ki: "Allah kılavuzlar hakka/gerçeğe; öyle ki kimse mi (ki) kılavuzlar hakka/gerçeğe doğru daha haktır/layıktır ki tabi olunur; ya da kimse mi (ki) kılavuzlayamaz dışında ki (kendisi) kılavuzlanır; öyle ki nedir sizlere (olan ki) nasıl hükmedersiniz?

10/36  Ve tabi olur değildir çoğunluğu onların dışında bir zan314*; doğrusu zan314* ganileştirmez** haktan/gerçekten bir şey; doğrusu Allah bir Alîm’dir8 faaliyet ettiklerine.                                                                        

*Tamamı zan olan Talmud, Kutubi Sitte, Kutubu Rubra gibi hadis kitapları. Zerre zan varsa çöptür.

**Zenginlik sağlamaz, kazandırmaz haktan/gerçekten.                                                             

10/37  Ve olmuş değildir bu Kur'an850 ki iftira883 atılır Allah’ın astından*; velakin/fakat tasdik eder iki elinin arasındakini**; ve tefsîl651 edendir kitabı**; olmaz şüphe onda***; alemlerin203 Rabbindendir4.

*Kutsal kitaplar haricinde dinde hüküm koyan tüm kitaplar çöptür. Dinde zerre değerleri yoktur. Yüce Allah'ın astından olan bu kitaplar bizzat     Yüce Allah'a ve resûllerine tonlarca iftira eden hükümler içerirler.                                                                                                                  

**Tevrât'ı.                                                                                                      

***Kur'an'da.                                                                                                                                                                                                             

                                                                                                                     

10/44  Doğrusu Allah zulmetmez257 insanlara bir şey; velakin/fakat insanlar kendi nefislerine201 zulmederler257.                                                                                                                                                                                       

                                                                              

10/52  Sonra denildi zulmetmiş257 kimselere: "Tadın azabı ölümsüz185 (olarak); cezalanır mısınız kazanır olduğunuz dışında?"                                                                                                                                                              

                                                                              

10/57  Ey insanlar! Muhakkak geldi sizlere bir vaaz653 Rabbinizden4; ve bir şifa gönüllerdekine*; ve bir doğru yola kılavuz; ve bir rahmet271 müminlere27.

*Kalplere.                                                                                                                              

10/58  De ki: "Allah'ın fazlıyla202 ve rahmetiyledir271"; öyle ki işte bununla*; öyle ki ferahlasınlar; o** bir hayırdır topladıklarından.                                     

*Allah'ın fazlı ve rahmetiyle.                                                                            

**Allah'ın fazlı ve rahmeti.                                                                                       

10/59  De ki: "Gördünüz mü Allah'ın indirdiğini sizlere bir rızıktan? Öyle ki yaptınız ondan* bir haram** ve bir helal**"; de ki: "Allah mı izin verdi*** sizlere ya da Allah'a karşı iftira402 mı atarsınız?"                                                  

*Rızıktan.                                                                                                                              

**İftira atarak, tamamı zan olan şeytân öğretilerine uyarak haramlar ve helaller kıldınız. 

***Allah izin vermediğine göre iftira attınız. Kutsal kitaplarda yer almayan haram ve helaller dışında bir rızık için haram ve helal koyma yetkisi kimseye verilmemiştir.                                        

10/60  Ve nedir zanları314 kimselerin (ki) iftira402 atarlar Allah'a karşı kıyamet günü yalanını873?; doğrusu Allah mutlak sahibidir bir fazl202 insanlara karşı; velakin/fakat çoğu onların şükretmezler43.                                                                                                                                                                         

                   

10/62  Değil mi (ki) doğrusu Allah'a evliyaya876; olmaz bir korku üzerlerine ve onlar hüzünlenmezler.

10/63  Kimselerdir (ki) iman47 ettiler; ve takvalaşır21 oldular.

 10/64 Onlaradır müjde* dünya hayatında ve ahirette; olmaz değiştiren Allah'ın kelimelerini416; işte bu; o; büyük fevzdir768.                                                                                                                                                                 

                                                                                        

10/69  De ki: "Doğrusu kimseler (ki) iftira atarlar402 Allah karşı yalanı195; felaha326 kavuşamazlar."                                                                                                                                                                                        

                                                                              

10/100   Ve olmuş değildir bir nefse201 ki iman47 eder; Allah'ın izniyle (olması) dışındadır; ve yapar ricsi773 kimseler üzerlerine (ki) akletmezler.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

10/105  Ve ki doğrult yüzünü bir hanîf117 dine437; ve sakın olma müşriklerden36.

 10/106         Ve çağırma Allah'ı astından menfaat sağlayamayanı sana ve ne de zarar veremeyeni sana; öyle ki eğer faaliyet içinde olursan (buna); öyle ki doğrusu sen o zaman zalimlerdensin.

 10/107         Ve eğer temas ettirse sana Allah bir zararı; öyle ki olmaz kâşif* ona** O’nun*** dışında; ve eğer dilerse**** sana bir hayrı; öyle ki olmaz reddeden*****  fazlını202 O’nun***; isabet ettirir**** onu****** kullarından46 dilediği kimseye; ve O**** Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.                                                                                                  

*Kurtulmanın yollarını keşfeden.                                                                                 

**Zarara.                                                                                                                   

***Allah'ın.                                                                                                                 

****Allah.                                                                                                                   

*****Geri döndüren.                                                                                                                

******Fazlı.                                                                                                        

10/108          De ki: "Ey insanlar! Muhakkak geldi sizlere hak/gerçek* Rabbinizden4; öyle ki kim doğru yola kılavuzladı**; öyle ki ancak doğru yola kılavuzlar kendi nefsini201; ve kim dalalete128 düştü; öyle ki ancak dalalete128 düşer kendi aleyhine; değilim ben üzerinize bir vekîl517."   

*Kur'an.                                                                                                                     

**Nefsini.                                                                                                                                                                                         

                                                                                                                     

****************                                                                                                

 

11/7   Ve O* (ki) yaratandır gökleri162 ve yeri altı günde781; ve oldu arşı66 O’nun** mayi/sıvı üzerinde; belalandırmak256 içindir sizleri hanginiz daha güzeldir bir amel*** (-de); ve şayet dediysen "doğrusu sizler diriltilenlersiniz sonrasında ölüm"; mutlak derler kâfirlik25 etmiş kimseler: "değildir bu apaçık bir sihir dışına"                                                    

*Allah.                                                                                                                       

**Allah'ın.                                                                                                                  

***Yapıp etmede.                                                                                                                                                                                           

                                                                                                                     

11/9   Ve şayet tattırsak insana bizden bir rahmet271; sonra soyup çeksek onu* ondan**; doğrusu o*** kâfir25 bir ümitsizdir mutlak.                  

*Rahmeti.                                                                                                                  

**İnsandan.                                                                                                               

***İnsan.                                                                                                                   

11/10  Ve şayet tattırırsak ona* nimet757 sonrasında darlık (ki) temas etti ona*; mutlak der: "Gitti/kayboldu kötülükler benden"; doğrusu o** böbürlenen/öğünen bir ferahlayandır mutlak.                                        

*İnsana.                                                                                                                    

**İnsan.                                                                                                            

11/11  Dışındadır kimseler (ki) sabrettiler51 ve yaptılar sâlihât18; işte bunlar; onlaradır bir mağfiret319 ve büyük bir ecir820.                                                                                                                                                                                                                                               

11/15  Kim (ki) oldu arzular dünya hayatını ve ziynetini856 onun*; tamamlarız üzerlerine yaptıklarını orada**; ve onlara orada** azaltılmaz/eksiltilmez***.

*Dünya hayatının.                                                                                                      

**Dünya hayatında.                                                                                                    

***Haksızlık edilmez, yaptıklarının karşılığı yine dünya hayatında eksiksiz verilir.          

11/16  İşte bunlar; kimselerdir (ki) yoktur onlara ahirette ateş834 dışında; ve boşa çıktı ürettikleri orada*; ve bir batıldır199 yapar oldukları.                                                                                                                                                                                      

11/24  Kimselerdir (ki) uzaklaştırırlar/engellerler886 Allah'ın yolundan336; ve bakınırlar ona* bir eğmeye/bükmeye/kıvırmaya886; ve onlar; ahirete onlar kâfirlik667 ederler.                                                                                         

*Yüce Allah'ın yolu olan kutsal kitaplara.                                                                                                                                                                                                                    

                                                                                                                     

11/56  Doğrusu ben* tevekkül79 ettim Allah'a karşı; Rabbime4; ve Rabbinize4; Yoktur hiçbir dâbbe599 dışında O’na**; (ki) tutandır perçemini onun; doğrusu Rabbim4 üzerindedir dosdoğru bir yol.                                                                                                                                                       

 Not:  Açık elle perçem bölgesine vurma, sürükleyerek bir yere fırlatma anlamı vardır. Neden perçem bölgesi işaret edilmiştir. Perçem bölgesi başın alın kısmı ve kakül kısmıdır. Bu yerin altında beynin frontal kısmı bulunur. Bu kısım insanın kararlarını verdiği yerdir. İnsanların yaptıkları her hareketin ortaya çıktığı yer bu bölgedir. Bu bölgenin özellikle cezaya maruz kalacağının işaret edilmesi de bilimsel bir mucizedir.     

96/15  Hayır! Eğer asla vazgeçmezse/menetmezse mutlaka tokatlarız/sürükleriz perçemden818.

 96/16 Bir perçem (ki) yalancı, hatalı/yanlış.            

YALANCI VE GÜNAHKAR PERÇEM       



                                                                        

11/114   Ve ikame572 et salâtı5 iki tarafında gündüzün170; ve yakınlarında gecenin171; doğrusu güzellikler giderir rezillikleri/iğrençlikleri; işte bu bir zikirdir/hatırlatmadır hatırlayanlara.                                                                                                                                                                                   

                                                                                                                     

****************                                                                                                                                                                                                                                

12/7   Doğrusu, Yusuf ve kardeşlerinin olayında ders almak isteyenler için nice ayetler vardır.                                                                                                                                                                      

                                                                                                           

12/109          Senden önce gönderdiğimiz ve kendilerine vahyettiğimiz kimseler de şehirlerde yaşayanlardan başkası değildi. Hem onlar, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Baksalar ya! Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna! Takva sahipleri için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?                                                                                                                                                                 

                                                                                                                     

****************       

 

13/2   Bir dayanak olmaksızın -görmekte olduğunuz gibi- gökleri yükselten Allah'tır. Sonra, mutlak gücüyle Güneş'i ve Ay'ı koyduğu yasalara bağlı kıldı. Hepsi, adı konmuş bir ecele doğru akıp gitmektedir. İşleri düzenleyip idare eden O'dur. Ayetleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır ki, belki Rabb'inize kavuşacağınıza kesin olarak iman edersiniz.

****

13/3   Ve O'dur; ki yaydı/genişletti yeri/yeryüzünü; ve yaptı orada (yerde) revâsiye146; ve nehirler; ve her meyveden; yaptı orada iki çift (erkek-dişi); örter (Allah) geceyi171 gündüze170; doğrusu bundadır mutlak ayetler fikreder868 bir kavim/toplum için.                                                                          

46Sabitleyiciler. Tektonik tabakalar arasındaki yitim/dalma zonlarında mantoya doğru kazık gibi çakılan yapılar.                                                                                                                         

Not: Kur'anda dağlar depremi önler diye yanlış çevirip insanları dinsiz yaparlar. Oysa ki dağ CİBAL dir. Zaten depremi önler diye de geçmez. sizi sarsmasın diye diye geçer. Sarsmaktan sarsmaya fark vardır. 5 şiddetinde sarsma ile 9 elbette bir değildir. 

Kur'an'da revasiye 16/15, 21/31, 41/10, 77/27, 13/3, 15/19, 50/7, 27/61 ve 31/10 da geçer, bakınız.

 











































Konu ile ilgili kısa bilgi;

1. Tektonik Levhalar ve Hareketleri

  • Dünya’nın kabuğu “levhalar” halinde parçalanmıştır; bunlar litrosfer adı verilen sert tabakayı oluşturur.
  • Bu levhalar, alttaki astenosfer adı verilen yarı eriyik ve akışkan tabaka üzerinde yavaşça hareket eder.
  • Hareket hızları oldukça yavaştır: genellikle yılda 2–10 cm civarında, yani insan tırnak uzamasına benzer bir hızda hareket ederler.

2. Çarpışma ve Etkileşimler

Levhalar birbirleriyle üç şekilde etkileşir:

  1. Yaklaşma (Çarpışma) → Örneğin Himalayalar, Alpler gibi dağ oluşumları buradan çıkar.
  2. Uzaklaşma → Örneğin Atlantik Okyanusu ortası gibi yeni kabuk oluşur.
  3. Yan yana kayma → Örneğin San Andreas Fayı, büyük depremlere sebep olur.

3. Hâlâ Çarpışıyorlar mı?

  • Evet, levhalar hâlâ hareket ediyor ve çarpışmalar devam ediyor.
  • Örnek: Hindistan levhası Avrasya levhasına doğru yılda yaklaşık 5 cm hızla ilerliyor ve bu çarpışma Himalayaların hâlâ yükselmesine sebep oluyor.
  • Bu hareketler milyarlarca yıl süren çok yavaş bir süreçtir ama jeolojik zaman ölçeğinde sürekli aktiftir.


Bu olaylar olurken çarpışma esnasında elbette deprem olur. Fakat Yüce Allah revasiyeler yerleştirdik, yaptık diyor. Yani olay anını değil, oluşum oluştuktan sonrasını işaret eder, bizde ona bakıcaz.

Tektonik plakalar çarpıştığında, kıtaların altında bulunan yoğun ve soğuk litosfer parçaları zamanla manto içine, yani Dünya’nın çekirdeğine doğru batar. Bu sürece dalma-batma (subdüksiyon) denir.

Bu batma hareketinin depremle ilgisi şöyle özetlenebilir:

  • Isı ve akış dengesi: Batıp manto içine karışan soğuk levha, çevresindeki sıcak manto malzemesinin konveksiyonunu dengeler. Bu, plakaların genel hareket hızını ve gerilme dağılımını düzenler.

  • Gerilimi “yutma” etkisi: Dalma zonlarında enerji, sadece fay hattında birikmez; levhanın aşağı doğru kayması bir “basınç vanası” gibi davranarak bir kısmını derinlere taşır. Bu, bazı bölgelerde depremlerin daha “sabit” aralıklarla olmasına yol açar.

  • Uzun vadeli denge: Bu derin dalış olmasa, yüzeyde sıkışma daha şiddetli birikirdi ve çok daha yıkıcı, kontrolsüz depremler oluşabilirdi.

  • Ayrıca; 

  • Enerjinin çoğu, derine inen levhanın sürtünme ve erime süreçlerinde “yutulur”.

  • Yüzeyde devasa (M8+) depremler yerine, daha derin ve genellikle M5–M6 civarında, düzenli ama daha küçük depremler görülür.

  • Anlarız ki revasiyeler çok büyük sarsıntılardan bizi korumak için Yüce Allah tarafından yerleştirilmiş sabitliyicilerdir.

SONUÇ :

Hiçbir ayette revasiyeler depremi önler demez. Sizi sarsmasın diye gelir. Yani revasiyenin işlemi, oluştuktan sonra yeryüzünü tamamen hareketsiz yapmak değildir.                          

Sallantıyı önleyen, denge sağlayan bir mekanizmadan bahseder. Bu da jeolojide bu oluşumun büyük tektonik enerjileri yayarak yeryüzünü yaşanabilir kılması fikriyle uyumludur.                                       

Dağların yüzeyde görünen alt kısmı olan bu revasiyeler mantoya doğru kilometrelerce uzanarak, bu dağların bir nevi köklerini oluşturur ve bu kökler hem ağırlıkla bastırır hem de levha sınırlarının kayma hızını düşürür.                                                                                                                                                     

Bu kütlerler tektonik enerjiyi geniş alana yayar ve enerji daha küçük ve sık depremler şeklinde boşalır. Bunlar olmasaydı enerji tek seferde ve büyük bir enerji boşalması şeklinde çok daha büyük sarsıntılara neden olurdu.                                                                                                                                   

Belki de 5 büyüklüğünde olan bir deprem, bu revasiyeler olmasaydı 6 veya 7 şiddetinde olurdur.

 Tabi bu ölçülen veya bilimsel olarak karşılık olan bir şey değil, yüzeysel bir tahmindir. Ama olası depremin revasiye olmadığında çok daha şiddetli olacağı da kesindir.                                                      

Ha 5 ha 6 ne farkedeckti diye düşünenlere ufak bir bilgi verelim.                                                          

Deprem büyüklüğü logaritmik olduğundan, 6’lık bir deprem 5’likten yaklaşık 32 kat, 7’lik ise 1000 kat daha fazla enerji salar.                                                                                                                                    

Bilimsel çalışmalar birebir “5’lik deprem 7 olurdu” demese de, dağlar ve kalın kabuğun yokluğu durumunda depremlerin hem daha sık hem de daha yıkıcı olacağı konusunda geniş bir görüş birliği vardır. 


****

13/10  Sizden, düşüncesini açıklayan da gizleyen de bir şeyi gece yapan da gündüz yapan da aynıdır.

13/11  Onu her şeyi ile izleyenler vardır. Allah'ın işinden olarak onu gözetlerler. Kuşkusuz bir halk kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez. Ve Allah, kötü bir halka ceza vermeyi istediğinde hiçbir güç bunu engelleyemez. Onlar için O'ndan başka bir veli yoktur.



13/19  Rabb'inden sana indirilenin kesin doğru olduğunu bilen kimse, kör kimse gibi midir? Ancak sağlıklı düşünen akıl sahipleri öğüt alıp gerçeği kavrarlar.

13/20  Onlar, Allah'la olan ahdi yerine getirirler, misakı bozmazlar.

13/21  Ve o kimseler, Allah'ın bağlı kalınmasını emrettiği şeye bağlı kalırlar, Rabb'lerini saygı ile yüceltirler, hesabın kötü olmasından korkarlar.

13/22  Ve kimseler; sabrederler51; arayan Rablerinin4 yüzünü; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve infak ettiler6 rızıklandırdığımızdan onları; sırlı şekilde/gizlice ve alenen/bildirerek; ve savarlar/defederler güzellikle rezilliği/iğrençliği; işte bunlar; onlaradır sonu* diyarın/yurdun.          

*Selam diyarı/yurdu sonrası girilecek olan son yurt/diyar olan cennet yurdu/diyarı.                                                                                                                                                                                                                         

13/25  Misaklerinden sonra Allah'ın ahdini bozanlar; Allah'ın bağlı kalınmasını istediği şeyle bağlarını koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlara lanet vardır ve dünya yurdunun kötü sonu onlarındır.

13/26  Allah, rızkı dilediğine genişletir de ölçülendirir de. Dünya hayatı ile şımardılar. Oysa dünya, ahiret hayatı yanında bir metadan başka bir şey değildir.

13/27  Kafirler: "Rabb'inden ona bir ayet indirilseydi ya!" diyorlar. De ki: "Allah, hak edeni saptırır, kendisine yönelen kimseyi de doğru yola iletir."          

13/28  Onlar, İman Edenler ve kalpleri Allah'ın zikri ile tatmin olanlardır. Kalpler, ancak Allah'ın zikri ile tatmin olur.

13/29  İman Eden ve salihatı yapanlara ne mutlu. Dönüş yerinin iyisi onlarındır.                                                                                                               

                                                                                                                                                                                                    

****************                                                                                                                                                                                                                      

14/18  Rabb'lerine nankörlük edenlerin yaptıkları, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir kül gibidir. Kazandıklarından hiçbir şey ellerinde kalmaz. İşte bu derin bir sapkınlıktır.


14/27  Allah, iman edenleri dünya hayatında da ahirette de sapasağlam ayakta tutar. Allah, zalim olanları saptırır. Allah dilediğini yapar.


14/31  De ki kullarıma; iman47 etmiş kimselere; ikame572 etsinler salâtı5; ve infak etsinler6 rızıklandırdığımızdan onları; sırlı şekilde/gizlice ve alenen/bildirerek; önceden ki gelir bir gün; yoktur bir alışveriş onda; ve yoktur bir dostluk.

14/32  O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi ve böylece onunla ürünleri size rızık olarak yetiştirdi; koyduğu yasalarla denizlerde yüzüp giden gemilerihizmetinize verdi ve ırmakları yararınıza sundu.


14/34  Ondan istediğiniz her şeyden size verdi. Eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan, çok zalimdir, çok kafirdir.


14/42  Sakın zalimlerin yaptıkları şeylerden Allah'ı gafil sanma. O hesaplaşmayı gözlerin dehşetten donup kalacağı güne erteliyor.     


14/52  Bu Kur'an, kendisiyle uyarılmaları, Allah'ın bir tek ilah olduğunun bilinmesi ve sağlıklı düşünen akıl sahiplerinin öğüt almaları için insanlara bir mesajdır.

 

                                                                                                 

****************                                                                                                                                                                                                                      

15/49  Kullarıma haber ver: "Ben, Çok Bağışlayıcıyım, Kesintisiz Rahmet Sahibiyim."

15/50  Fakat azabım, elem verici bir azaptır.                                                                     

****************                                                                                                

 

16/4   İnsanı bir nutfeden yarattı. Böyleyken bir de bakarsın, o apaçık bir düşmandır.


16/5   Hayvanları, sizin için O yarattı. Isınma ve birçok yararları yanında, onlardan yiyecekler de elde edersiniz.


16/9   Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Eğer O dileseydi, hepinizi hidayete erdirirdi.


16/14  Taze et yemeniz ve takındığınız süs eşyası çıkarmanız için denizi yararlanmanıza sunan O'dur. Lütfundan rızık aramanız için, onun içinde suları yararak giden gemiler görürsün. Umulur ki şükredersiniz.

16/15  O, sizi sarsar diye yeryüzüne ağır baskı koydu. Yolunuzu bulmanız için nehirler ve yollardan izler bıraktı;  (revasiye)

 16/16 Ve işaretler. Onlar, yıldızla yol bulurlar.

 16/17 O halde yaratan ile yaratmayan bir midir? Hala tezekkür etmez misiniz?

16/18  Eğer Allah'ın nimetlerini sayacak olsanız, onu hesaplayamazsınız. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

16/19  Allah, gizlediğiniz şeyleri de açığa vurduğunuz şeyleri de bilir.


16/28  Kimseleri (ki) vefat621 ettirir onları melekler522; zalimlerdir257 (o kimseler) kendi nefislerine201; öyle ki karşılaştılar (meleklerle) selam* (-da); (derler) Olmuş değildik yapar hiçbir kötülük**; evet; doğrusu Allah bir bilendir yapar*** olduğunuzu.                                                                                 

*Tam ve mutlak bir teslimiyette.                                                                                              

**Tam teslimiyet halinde doğruyu söylemektedirler. Anlarız ki zalimler yaptıkları zalimliğin farkında değillerdir. En büyük zulüm olan şirk günahını işleyen ve müşrik olan bu kimseler aldanmıştır. Aldatılmıştır.                                                                                                                   

***Yüce Allah açık ve net olarak farkında olmamanın yapılan kötülüklerin bahanesi olamayacağını bildirmektedir.                                                                                                     

16/29  Öyle ki girin cehennemin kapılarına; ölümsüzler185 (olarak) orada*; öyle ki ne perişan oldu büyüklenenlerin dinlenme yeri. 

*Cehennemde.                                                                                                   

16/30  Ve denildi takvalı21 olmuş kimselere; "Nedir indirdiği Rabbinizin4?"; Dediler: "Bir hayır kimselere (ki) iyileştirdiler/güzelleştirdiler bu dünyada*; bir iyiliktir/güzelliktir (onlara); ve ahiret diyarı/yurdu642 (da) hayırlıdır; ve ne muhteşemdir muttakilerin17 diyarı/yurdu642.

*Şu an içinde yaşadığımız evren ve yaşam.                                                                            

 


16/44  Onları beyyinatla zeburlarla gönderdik. Sana da zikri indirdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin. Ki böylece düşünüp öğüt alırlar.


16/70  Sizi, Allah yarattı, sonra da sizi vefat ettirecek. Sizden kiminiz de bilir bir haldeyken, hiçbir şey bilmeyen ihtiyar bir bunak oluncaya dek yaşatılır Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

 

16/74  Artık Allah'a benzerler uydurmayın. Kuşkusuz, Allah bilir siz bilmezsiniz.


16/77  Göklerin ve yerin gaybı, yalnızca Allah'a aittir. Sa'at'in emri de yalnızca göz açıp kapamak veya ondan daha az bir zamanda olacaktır. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Kadir'dir.


16/84  Her ümmetten bir tanık getirdiğimiz gün, artık Kafirlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.

 16/85 Zulmeden kimseler, azapla karşı karşıya kaldıklarında, artık onlardan azap hafifletilmez. Ve onlara fırsat da verilmez.


16/90  Doğrusu Allah emreder adaleti680 ve ihsânı250 ve vermeyi yakınlık130 sahiplerine; ve meneder fahşâdan81 ve münkerden82 ve aranmaktan/bakınmaktan yanlışa/taşmaya; vaaz653 verir* sizlere; belki sizler zikredersiniz78.

16/91  Söz verdiğiniz zaman, verdiğiniz sözü Allah için tutun. Allah'ı kendinize kefil kılarak, pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Allah ne yaptığınızı bilir.


16/93  Allah, dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah hak edeni saptırır, hak edeni de doğru yola iletir. Siz, yaptığınız her şeyden sorumlu tutulacaksınız.

16/94  Yeminlerinizi, aranızda aldatma ve bozgunculuğa araç yapmayın. Yoksa yere sağlam bastıktan sonra ayak kayar. Allah'ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülükle karşı karşıya kalırsınız. Ve büyük bir azaba uğrarsınız.

 16/95 Allah'ın ahdini, küçük bir çıkara değiştirmeyin. Şayet bilirseniz, Allah'ın yanındaki ödülünüz daha iyidir.

 16/96 Sizin yanınızda olan şeyler tükenir, Allah'ın yanında olan şeyler ise tükenmez. Sabredenlere, ödüllerini yaptıkları şeylerin karşılığı olarak en iyi şekilde vereceğiz.                                                                                    

                                                                                                                                                                                          

16/116          Kendi yalanlarınızı, Allah'a dayandırarak, dilinize geldiği gibi yalan yanlış, "Şu helaldir, şu haramdır." demeyin. Uydurduğu yalanı Allah'a dayandıranlar, kurtuluşa eremezler.                                                           

16/117          Bu yaptıkları az bir yararlanmadır. Onlara acı bir azap vardır.  


16/125          Rabb'inin yoluna, hikmetle ve iyiliği öğütleyerek çağır. Onlarla en iyi şekilde mücadele et. Kuşkusuz Rabb'in, kimin Kendi yolundan saptığını çok iyi bilir doğru yolda olanları da en iyi O bilir.


16/128          Kuşkusuz, Allah, takvalı olanlarla ve iyi davranan kimselerle beraberdir.                                                                                                                                                                         

                                                                                                                                                                                          

****************                                                                                                                                                                                         

17/9   Kuşkusuz bu Kur'an, en doğru yolu gösterir. Salihatı yapan Mü'minlere kesinlikle büyük bir ödül olduğunu müjdeler.

17/10  Ahirete iman etmeyenlere can yakıcı bir azap hazırlandığını haber verir.



17/12  Biz geceyi ve gündüzü iki ayet yaptık. Sonra geceyi karanlık, gündüzü aydınlık yaptık ki Rabb'inizin bahşettiği nimetleri çalışıp kazanasınız ve yılların sayısını hesabını yapma imkanı bulasınız. Biz, her şeyi ayrıntılı olarak açıkladık.


17/18  Kim aceleyi isterse, hak eden kimseye dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız. Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

 17/19 Kim de ahireti isterse ve Mü'min olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur.

 17/20 Biz, bu dünyayı isteyene de ahireti isteyene de veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır. Rabb'inin ataları kısıtlanmış değildir.

 17/21 Bak! Onların bir kısmını bir kısmından daha fazla imkan sahibi kıldık. Elbette ahiret, dereceler ve imkan bakımından da daha büyüktür.

17/22  Allah ile birlikte başka bir ilah edinme. Yoksa kınanmış ve hor görülmüş olarak kalırsın.

 17/23 Rabb'in, Kendisinden başkasına kul olmamanızı, anne ve babaya iyi davranmanızı kaza etti. Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa sakın onlara "öf" deme, onlara kaba davranma. Ve ikisine de kerim şekilde konuş.

 17/24 Ve merhametle, alçakgönüllüce onlara kol kanat ger. Ve de ki: "Rabb'im, onların beni büyütürken gösterdikleri merhamet gibi, onlara merhamet et."      

17/25  Rabb'iniz niyetinizi çok iyi bilir. Eğer salihler olursanız, o zaman kuşkusuz O, Kendisine yönelenleri bağışlayıcıdır.

17/26  Yakınlık sahibine, düşkünlere ve yol oğluna yardım yap! Savurganlık yaparak saçıp savurma.

 17/27 Saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabb'ine karşı çok nankördür.

 17/28 Rabb'inden, ümit ettiğin rahmeti isterken, onlardan yüz çevirirsen bari yumuşak davranarak gönüllerini al.

 17/29 Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın.



17/32  Zinaya yaklaşmayın. Kuşkusuz o bir fuhuştur ve kötü bir yoldur.

 17/33 Allah'ın haram kıldığı bir canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, Biz onun velisini sultan kıldık. O da öldürmede haddi aşmasın. O yardım olunmuştur.

 17/34 Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ve verdiğiniz sözleri yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.     

17/35  Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Hayırlı ve iyi olan budur.

 17/36 Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad bunların hepsi ondan sorumludur.

 17/37 Yeryüzünde büyüklenerek yürüme! Sen asla yeri yaramazsın ve boyca dağlara erişemezsin.

 17/38 Bütün bunlar, Rabb'inin yanında hoş görülmeyen kötü şeylerdir.     

17/39  İşte bunlar, senin Rabb'inin, sana Hikmet'ten vahyettiği şeylerdendir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak Cehennem'e atılırsın.



17/41  Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da öğüt alsınlar diye her türlü açıklamayı yaptık. Oysaki bu onların yalnızca nefretlerini arttırdı.


17/53  Kullarıma de ki: "Sözün en iyi olanını söylesinler!" Şeytan, onların aralarını bozar. Şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.


17/70  Ant olsun ki insanoğlunu kerem sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık.


17/72  Dünyada kör olan, ahirette de kör olacaktır. Yol bulma bakımından körden daha şaşkın olacaktır.


17/80  De ki: "Rabb'im! Beni doğru bir girişle girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar. Ve bana katından bir sultan ver."


17/110          De ki: “Dua80 edin Allah (diye) veya dua80 edin Rahmân1 (diye); dua80 ettiğiniz hangisiyse”; öyle ki O'nadır en güzel isimler49 sesini yükseltme salâtında5; sessiz (de) etme onu; bakın/ara arasında bunun bir yol.

17/111          Ve de ki: "Hamd, çocuk edinmeyen Allah'a özgüdür. O'nun mülkte ortağı yoktur. O'nun acizlikten dolayı bir veliye de ihtiyacı yoktur." O'nu tam bir yüceltme ile yücelt.                                                                                                                                                                              

                                                                    

****************                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

18/1   Hamd4 Allah'adır; ki indirdi kuluna* kitabı**; ve asla yapmadı ona (kitaba) bir eğrilik/bir yamukluk.                                                                                       

*Nebi Muhammed                                                                                                      

**Kur'an'ı.                                                                                                                              

18/2   Kıyamdadır143; uyarması içindir onun (Allah'ın) katından/indinden şiddetli bir perişanlığı/bir kaygıyı; ve müjdeler müminleri27; sâlihât18 yapan kimseleri; ki onlaradır güzel bir ecir.


18/7   Doğrusu biz yaptık yer* üzerindekini bir ziynet856 ona**; test etmemiz içindir onları; hangisi onların daha güzeldir yapıp etmede/amelde.

*Yeryüzü.                                                                                                                  

**Yere.                                                                                                                                  


18/23  Ve deme bir şey için; şüphesiz ben yapıcıyım bunu yarın.

 18/24 Ancak eğer dilerse Allah; ve zikret/an Rabb’ini4 unuttuğun zaman; ve de ki: “Belki de kılavuzlar beni Rabb’im4 bundan daha yakın bir reşada61”   

61Doğruluk/olgunluk.                                                                                                             

                                                                              

18/27  Ve oku vahyolunanı603 sana; Rabb’inin4 kitabından; yoktur değiştirici O’nun kelimelerini416; ve asla bulamazsın O'nun astından bir sığınak.

 18/28 Sabah akşam O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.

18/46  Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyi işler ise Rabb'inin yanında daha değerlidir. Ümit bağlama yönünden de daha değerlidir.

                                                                    

18/54  Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla verdik. Ne var ki insan bilir bilmez her şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir. 


18/57  Rabb'inin ayetleriyle öğüt verildiği zaman onu dikkate almayan ve yapıp ettiklerini önemsemeyen kimseden daha zalim kim vardır? Biz, böylelerinin kalplerinin üzerine, gerçeği düşünüp kavramayı engelleyen bir örtü, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğruya yöneltmeye çalışsan da artık asla doğru yola dönmezler.

 18/58 Bununla beraber, rahmet sahibi Rabb'in çok bağışlayıcıdır. Eğer O, yaptıkları yüzünden onları hemen hesaba çekseydi, kesinlikle onlara azabı hemen verirdi. Aksine onlar için belirlenmiş bir zaman vardır. Onlar, O'ndan başka sığınılacak bir yer asla bulamazlar.                                                                                                            

                                                                    

18/88  Ve iman47 etmiş; ve sâlihât18 yapmış kimseye gelince; onadır güzel bir ceza63; ve diyeceğiz ona emrimizden kolayını.


18/103          De ki: "Size, yaptıklarından dolayı en çok kayba uğrayanları haber verelim mi?"

 18/104         "Onlar, dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sanırlarken, yaptıkları boşa gitmiş olan kimselerdir."    

18/105          İşte onlar, Rabb'lerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu nedenle onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlara hiçbir değer vermeyiz.

 18/106         Küfretmeleri, ayetlerimi ve Resullerimi alaya almaları nedeniyle onların cezaları Cehennem'dir.   

18/107          İman edip, salihatı yapanların ikramı Firdevs Cennetleridir.

 18/108         Orada devamlı kalırlar. Asla ayrılmak istemezler.

 18/109         De ki: "Rabb'imin kelimeleri için denizler ve bir o kadar daha deniz mürekkep olsa; Rabb'imin kelimeleri bitmeden denizler biterdi.

Not: 31/7

 18/110         De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Sizden farkım; bana, ilahınızın ancak tek ilah olduğu vahyedilmiş olmasıdır. Onun için her kim Rabb'ine kavuşmayı umuyorsa, salihatı yapsın ve Rabb'ine kullukta hiç kimseyi ortak koşmasın."

                                                                                                                                                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   

19/71  Sizden oraya gelmeyecek hiç kimse yoktur. Bu Rabb'inin üzerine aldığı kesinleşmiş bir yargıdır.


19/75  De ki: "Kim sapkınlıkta ise, Rahman, ona vaat edilen şeyi; azabı veya Sa'at'i görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce       daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler."       

19/76  Allah, doğru yola yönelenleri, doğru yola iletir. Yapılmış iyi ve yararlı işler Rabb'inin yanında hem karşılık bakımından hem de sonuç bakımından hayırlı olandır.


19/83  Görmüyor musun? Biz, Kafirlerin üzerine, onları tahrik ederek kışkırtan şeytanları saldık.                                                                                               

         

****************                                                                                                

 

20/5   Rahman, arş üzerine isteva etmiştir.

20/6   Göklerde ve yerde ne varsa ve bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında ne varsa O'nundur.

20/7   Sözü açıkça söylesen de söylemesen de bil ki O, gizliyi de saklıyı da bilir.

20/8   Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. En "iyi isimler" yalnızca O'nundur.


20/124          Ve kim yüz çevirdi/kaçındı zikrimden78*; öyle ki doğrusu onadır dar/zor/zayıf/sefil bir yaşam; ve haşrederiz556 onu kıyamet günü148 âmâ (olarak).                                                                                                  

*Sadece kutsal kitaplar demeyip onlardan yüz çevirenler.                                                        

20/125          "Rabb'im, beni neden kör olarak haşrettin? Oysa dünyada iken gören biriydim." der.

20/126          "Bu böyledir, ayetlerimiz sana geldi ancak onları dikkate almadın; bugün de sen terk edileceksin." dedi.    

20/127          Haddi aşanları ve Rabb'inin ayetlerine iman etmeyenleri işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır.



20/135          De ki: "Herkes beklemektedir. O halde siz de bekleyin. Kuşku yok ki kimin düzgün yolda olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu yakında bileceksiniz."                                                                                            

                                                                                                                               

****************                                                                                                                                                                                                             

21/10  Ant olsun indirdik sizlere bir kitap (Kur’an); içindedir onun bir zikir/hatırlatma sizlere; öyleyse akletmez562 misiniz?


21/16  Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındakileri eğlence olsun diye yaratmadık.

21/17  Eğer eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi şanımıza uygun yapardık. Eğer yapacak olsak böyle yapardık.

21/18  Aksine, Biz; Hakk'ı, Batıl'a karşı ortaya koyarız da onu mahveder. Böylece Batıl yok olur. Nitelediğiniz şeylerden dolayı size yazıklar olsun.

fe yedmeguhu : çürütmek, geçersiz kılmak, zafer, ikna edici argüman, reddedilemez tanıklık, damgalamak, sağlamak veya damgayla işaretleyin , damgasını vurmak.



21/35  Her nefs ölümü tadıcıdır. Sizi sınav olarak, iyilik ve kötülükle sınarız. Ve siz, yalnız Bize döndürüleceksiniz.


21/47  Ve koyarız mizanları658 eşitlikle230 kıyamet günü148 için; öyle ki zulmedilmez257 bir nefse bir şey; ve eğer olduysa ağırlığınca bir hardaldan bir tane geliriz onunla; ve kafi geldi bize hesaplayanlar (olarak).

21/48  Ant olsun ki, Musa ve Harun'a takva sahipleri için bir ışık olan, bir öğüt olan Furkan'ı verdik.

 21/49 Onlar, Rabb'lerini görmedikleri halde, O'na içten derin bir saygı duyarlar. Ve onlar, kıyamet gününün hesabından endişe ederler.

 21/50 Bu, indirdiğimiz çok değerli bir öğüttür. Böyleyken, siz onu inkar mı edeceksiniz?                                                                                                                                                                               

                                                                                                           

****************                                                                                                

 

22/32  İşte böyle! Kim Allah'ın şiarlarına saygı gösterirse kuşkusuz bu saygı kalplerin takvasındandır.                                                                              

şiar    şeairallahi : bilmek, blgi sahibi olmak, farkına varmak, fark etmek, algılamak, hissetmek, sezmek, bilinçli olmak, bilgilendirmek, bildirmek, aktarmak, haber vermek              

saygı gösterirse (yuazzim) :       dikkate almak, önem göstermek . (azim kelimesi ile aynı kökten gelir)                                                                        

                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                      

23/57  Rabb'lerine karşı derin saygı duyan kimseler, O'nu incitmekten çekinirler.

23/57 İnnellezine hum min haşyeti rabbihim muşfikun.                      

Doğru çeviri : 

23/57 Şüphesiz, o kimseler ki, onlar, korku/saygı ile ürperirler, Rabb'lerinden ; endişe kaygı (ile).

23/58  Onlar, Rabb'lerinin ayetlerine inanırlar.

 23/59 Onlar, Rabb'lerine şirk koşmazlar.

 23/60 Rabb'lerine döneceklerinin bilinciyle, derin bir saygı içinde vermeleri gerekenleri verirler.

 23/61 İşte onlar, hayırlarda yarışırlar ve onda öncülük ederler.

23/62  Hiç kimseyi gücünün yettiğinden fazlasıyla sorumlu tutmayız. Nezdimizde gerçeği söyleyen bir kitap vardır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.

 23/63 Fakat onların kalpleri bundan gaflet içindedir. Onlar, başka işlerle uğraşıp durmaktadırlar.

 23/64 Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.

 23/65 Bugün boşuna feryat etmeyin. Kesinlikle Bize karşı size yardım olunmaz.

 23/66 Vaktinde ayetlerimiz size okunduğunda siz onları hiçe sayıyordunuz.

 23/67 Ayetlerime karşı büyüklük taslayarak, geceleri toplanıp saçma sapan değerlendirmeler yapıyordunuz.



23/71  Eğer Hakk onların hevalarına göre belirlenseydi gökler, yer ve onların içindekiler bozguna uğrardı. Hayır, faydalarına olacak zikirlerini getirdik. Ne var ki onlar faydalarına olan zikirden yüz çevirenlerdir.



23/80  Hayat veren de öldüren de O'dur. Gece ve gündüzün oluşması O'nun yasalarına göredir. Siz hala aklınızı kullanmayacak mısınız?                                                                                                                                            

                                                                              

23/117          Her kim, hakkında hiçbir burhan olmadığı halde, Allah'ın yanı sıra başka bir ilahtan istekte bulunursa, bilsin ki onun hesabı yalnızca Rabb'ine aittir.       Kuşku yok ki Kafirler kurtuluşa eremezler.                                                                                                                                                     

                                                                              

****************                                                                                                                                                                                                                      

24/1   Bu* indirip, farz kıldığımız bir suredir. Onda beyyinat ayetler ortaya koyduk. Umulur ki öğüt alırsınız.                                                                 

*Nur suresi 24. sure                                                                                                               


24/14  Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı, içine düştüğünüz şeyden dolayı size kesinlikle büyük bir azap dokunurdu.

24/15  Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.

24/16  Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

24/17  Allah size öğüt veriyor: Eğer iman etmiş kimselerseniz, böyle bir şeyi yapmayı ebediyen yasaklıyor.

24/18  Allah, size ayetlerini beyan ediyor. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

24/19  İman Edenler arasında, fahişenin yayılmasından hoşlananlara dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

24/20  Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı! Allah, Çok Şefkatli'dir. Rahmeti Kesintisiz'dir.

24/21  Ey İman Edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse şunu bilsin ki şeytan, her türlü aşırılığı ve her türlü çirkinliği telkin eder. Ve eğer Allah'ın üzerinizdeki lütuf ve rahmeti olmasaydı sizden hiç kimse arınmayı asla başaramazdı. Fakat Allah hak edeni arındırır. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.                                                              

Not: Bu ayet grubunda her ne kadar konu fahişelik ve yalan yere iftira atıp bunu yayma olsa da genel anlamda başka evrensel mesajları da vardır. Konuyu haram/helal ve fahişelik/fuhuş/zina konu başlıklarında detaya girelim. Verilen mesaj/öğüt önemlidir.                                                                                                                                                                                 

                                                                              

24/24  O Gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına tanıklık edecektir.

24/25  O Gün Allah, onların hesaplarını hakkıyla görecektir. Onlar da Allah'ın Hakk'ın ta kendisi olduğunu apaçık bileceklerdir.


24/27  Ey İman Edenler! Kendi evinizden başka evlere, sahiplerinin sizi istekle karşılayacaklarından emin olmadan ve selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.

24/28  Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer geri dönmeniz istenirse hemen geri dönün. Bu sizin için daha nezihtir. Allah yaptığınız şeyi hangi amaçla yaptığınızdan haberdardır.

24/29  Oturulmayan ama yararlanmak için kullanılan yerlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduğunuz şeyleri de gizlediğiniz şeyleri de bilir.

24/30  Mümin27 erkeklere de ki "Alçaltsınlar* bakışlarından ve muhafaza** etsinler fürûclarını110"; işte bu; daha saftır onlara; doğrusu Allah bir Habîr’dir466 ürettiklerine.                                                                        

Not: 24/31 de de kadınlara gelir aynı kelimelerle kırmızı yazılar.                                               

*İndirmek, azaltmak, küçültmek. Şehvetle bakmamak.                                                 

**Korusunlar.                                                                                                                                                                                                                                                                                                          

24/37  Adamlar (ki); oyalamaz onları ticaret; ve de alışveriş; zikrinden Allah'ın; ve ikame572 edenlerdir salâtı5; ve verenlerdir zekâtı10;           korkarlar bir günden; ters döner onda kalpler; ve gözler.

24/38  Yaptıklarına karşılık Allah onlara en iyi karşılığı verecek ve lütfundan daha fazlasını da verecektir. Ve Allah hak edeni hesapsız rızıklandırır.


24/41  Hiç görmez misin (ki) doğrusu Allah'ı; tesbih57 eder O’nu, göklerdeki162 ve yerdeki/yeryüzündeki kimse; ve kuş164; saflar halinde; her biri muhakkak ki bildi kendi salâtını75; ve tesbihini57; ve Allah bilendir onların yaptıklarını.

 24/42 Göklerin ve yeryüzünün egemenliği yalnızca Allah'a aittir. Sonuçta dönüş Allah'adır.


24/46  Ant olsun indirdik ayetler; apaçık beyanlılar226; ve Allah kılavuzlar dilediği kimseyi dosdoğru bir yola.


24/54  De ki: "Allah'a itaat edin. Resul'e itaat edin." Eğer itaat etmezseniz, ona düşen yalnızca görevini yapmaktır. Size düşen ise sorumlu tutulduğunuz şeye uymaktır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Resul'ün üzerinde, mesajı açıkça iletmekten başka bir sorumluluk yoktur.


24/64  Unutmayın! Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. O sizin ne üzerinde olduğunuzu kesinlikle bilir. O'na döndürüldükleri gün, onlara yaptıklarını haber verecektir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.                                                                                                                                            

                                                                                                                     

****************                                                                                                          

25/2   O ki, göklerin ve yerin egemenliği yalnızca O'na aittir. Ve O, çocuk edinmemiştir. Egemenlikte O'nun ortağı yoktur. Her şeyi yaratan, işleyiş ve varoluş yasalarını belirleyen O'dur.

 

25/11  Hayır! Onlar Sa'at'i1 yalanladılar. Ve Biz, o Sa'at'i yalanlayanlara alevli ateş hazırladık.

 

25/44  Yoksa onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha yetersizdirler. 


25/47  Sizin için geceyi örtü, uykuyu dinlenme ve gündüzü çalışma zamanı kıldık.

25/48  Rahmetinin önünde rüzgarı haberci olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz bir su indirdik.

 25/49 Ki o yağmurla ölü bir beldeyi canlandırmak, yaratmış olduğumuz hayvanları ve insanları suya kavuşturmak içindir.


25/59  O; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattı. Sonra arşa isteva etti. O, Rahman'dır. Öyleyse Her Şeyden Haberdar Olan'dan iste.


25/62  Ve O, öğüt almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü art arda getirendir.

 25/63 Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." derler.

 25/64 Kimseler; olurlar gece171 Rablerine4; secde12 edenler ve dikelenler/ayağa kalkanlar.

 25/65 Onlar: "Rabbimiz Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Kuşkusuz onun azabı sürekli bir yok oluştur." derler. 

25/66  Kuşkusuz o, kötü bir konaklama yeri ve konaktır.

 25/67 Onlar, infak ettikleri zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir denge kurarlar.    

25/68  Onlar, Allah'la birlikte başka bir ilaha dua etmezler. Allah'ın haram kıldığı canı geçerli bir neden olmadıkça öldürmezler. Zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa günah işlemiş olur.

 25/69 Kıyamet Günü onun azabı katlanır ve orada sürekli horlanmış olarak kalır.

 25/70 Ancak tevbe eden, iman edip salihat yapanlar hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

 25/71 Kim tevbe eder ve salihatı yaparsa, kuşkusuz o, bağışlanmış olarak Allah'a döner.

 25/72 Onlar, yalan yere tanıklık etmezler. Boş ve anlamsız bir şeyle karşılaştıkları zaman, onurlu ve erdemlice oradan uzaklaşırlar.         

25/73  Onlara, Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağırmış gibi görmezden gelmezler.

 25/74 Ve onlar, "Rabb'imiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla. Ve bizi takva sahiplerine önder yap!" derler.

 25/75 İşte onlar, sabretmelerine karşılık yüksek makamlarla ödüllendirilecekler. Orada saygınlık ve esenlik dilekleriyle karşılanacaklardır.

 25/76 Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.

 25/77 De ki: “Önem verir/mühimser değildir sizleri Rabbim4; şayet olmasaydı duanız80; öyle ki muhakkak yalanladınız; öyle ki yakında olur bir lüzum/bir gereklilik."                                                                                                   

                                                          

 

         

****************                                                                                                                                                                                                             

26/210          Onu, şeytanlar indirmedi.

26/211          Bu onların harcı değil, hem buna güçleri de yetmez.

26/212          Çünkü onlar, işitmekten kesin olarak uzak tutulmuş olanlardır.

26/213          O halde Allah ile beraber başka bir ilaha yönelme. Yoksa azap edilenlerden olursun.

26/221          Şeytanların kimlere indiğini size haber vereyim mi?

26/222          Bütün iftiracı günahkarlara inerler.

26/223          Onlar, kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.

26/224          Ve o şairler; onlara azgınlar tabi olur.                                       

Not: Arınma/şeytan/şeytandan Allah’a sığınma konusunda şairlerden bahsettik.                                                                       

                                                                                                 

****************                                                                                                

 

27/3   Kimseler (ki) ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar; ahirete onlar; kesinleşirler/emin olurlar.

 27/4  Hesap gününe iman etmeyenlere, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.


27/11  "Kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben Çok Bağışlayıcı'yım ve Rahmeti Kesintisiz Olan'ım."


27/73  Senin Rabb'in İnsanlara karşı lütuf sahibidir. Ne var ki onların çoğu şükretmiyorlar.


27/86  Hiç görmezler mi ki biz yaptık geceyi171 sükûnet bulmaları için onda (gecede); ve görüş sağlayan gündüzü170; doğrusu bundadır mutlak ayetler bir kavim/toplum için; iman47 ederler.

 27/87 Sur'a üflendiği gün, Allah'ın dilediği kimseler hariç, göklerde ve yerde olanlar dehşete kapılacak ve hepsi aşağılanmış olarak geleceklerdir.       

27/88  Ve görürsün dağları; sanırsın o durağan/sebatlı; ve o yürür/dolaşır yürümesi/dolaşması (gibi) bulutun; üretimidir Allah'ın ki mükemmelleştirdi her bir şeyi; doğrusu O haberdardır ne yaparsınız.

Not: Teknotik tabakalar hareket halindedir. Biz hem çok yavaş bir hareket olduğundan hem de bizde o tabakanın üzerinden dağa baktığımızdan dağın hareketini algılayamayız.

27/92  Ve Kur'an okumakla. Her kim doğru yola yönelirse, kendisi için yönelmiş olur. Ve sapkın yolu seçenlere: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım." de.

1-Kur’an anladığın dilde okunmalı, ancak bu şekilde anlaşılır

2-Doğru yola iletici yalnız Kur’andır. Kur’an dışı tüm yollar sapkın yoldur.

3-Yüce Allah doğru yolu bildirir. Bu kensisine yazdığı bir şeydir.

3-İnsan seçimi kendi özgür iradesi ile yapar.

4-İnsan seçimlerinin sonucunda kendi elleri ile yaptıklarının karşılığını alır.

5-Resullerin sadece doğru yolu deklere edip uyarma görevi vardır.

6-Resuller asla kimseyi doğru yola iletemez. Sadece doğru yolu gösterir. Doğru yola iletici yalnız Yüce Allah’tır.

7-Yüce Allah dilediğini, hak edeni doğru yola iletir.

 27/93 Ve de ki: "Hamd3 Allah’adır; gösterecek sizlere ayetlerini237 öyle ki tanırsınız/bilirsiniz onu (ayeti); ve senin Rabbin4 gafil* değildir yaptıklarınıza.                                                                                                                   

                                                                                                                                                                                

****************                                                                                                                                                                                                                      

28/52  Ondan önce kendilerine Kitap verdiklerimiz, O'na inanırlar.


28/53  Onlara okunduğu zaman: "Ona inandık. Kuşkusuz o, Rabb'imizden gelen Hakk'tır. Biz ondan önce de teslim olanlardık." dediler.

28/54  İşte onlara sabrettiklerinden dolayı, ödülleri iki kat verilecektir. Onlar, kötülüğü iyilik ile savarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

28/55  Onlar, kötü ve çirkin bir söz duydukları zaman, ondan yüz çevirirler. Ve: "Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Selam üzerinize olsun. Bizim cahillerle işimiz olmaz." derler.

28/56  Sen, sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ama Allah hak edeni doğru yola iletir. O, doğru yolu seçenleri iyi bilir.


28/60  Size verilen her şey, aslında dünya hayatının geçimliğidir ve ziynetidir. Allah'ın katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

28/61  Öyleyse, kendisine iyi bir söz verdiğimiz ve mutlaka ona kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliği ile geçimlerini sağladığımız, sonra kıyamet günü hazır bulundurulacak olan kimse gibi midir?



28/66  O Gün, bütün özür yolları onlara kapanır. Artık onlar sorulmazlar.

28/67  Fakat tevbe eden, iman eden ve salihatı yapan kimse, kurtuluşa erenlerden olacağını umabilir.                                                                     

***

28/68  Ve Rabb'in, dilediği şeyi yaratır ve onlar için hayırlı olanı seçer. Seçim onların değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve yüceler yücesidir.                                                                                                   

28/68 Ve rabbuke yahluku ma yeşau ve yahtar, ma kane lehumul hıyarat, subhanallahi ve teala amma yuşrikun.                                                         

Doğru çeviri. 3 adet yanlış mesaj var.                                                          

23/68 Ve Rabb'in yaratır her neyi dilerse ve seçer/tercih eder, ki değildir onlara ait seçim (hakkı,yetkisi) Subhandır Allah ve yücedir şeylerden ortak koşarlar.

***                                                                                                                 

28/69  Ve Rabb'in, onların sinelerinde gizledikleri şeyleri de açığa vurdukları şeyleri de bilir.

28/70  O, Kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır. Her işin başında da sonunda da tüm övgüler onun içindir. Ve karar O'na aittir. Ve O'na döndürüleceksiniz.

28/71  Baksanıza! Eğer Allah, üzerinize geceyi, kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size aydınlığı verecek olan ilah kimdir? Hala gerçeğe kulak vermeyecek misiniz?

28/72  Baksanıza! Eğer Allah, üzerinize gündüzü kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size içinde dinlendiğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Hala gerçeği görmeyecek misiniz?

28/73  Ve rahmetinden271; yaptı sizlere geceyi171 ve gündüzü170; sükûnet bulmanız için onda (gecede); ve aramanız için O'nun lütfundan; ve belki onlar şükrederler43.                                                                                            

Not: 28/71 ve 72 de Baksanıza diye çevirilen ayette KUL  yani   de ki:  diye gelir.                                                                                                                                                                                                                      

28/84  Kim bir iyilik ile gelirse; ona, ondan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük ile gelirse; yaptığı kötülük kadar cezalandırılır.

28/85  Sana Kur'an'ı farz kılan, elbette seni dönülecek yere döndürecektir. De ki: "Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin sapkın olduğunu Rabb'im bilir."


28/88  Allah ile birlikte başka ilahtan istekte bulunma. O'ndan başka ilah yoktur. O'nun yüzü hariç her şey yok olucudur. Hüküm O'nundur. Ve O'na döndürüleceksiniz.                                                                                       

1- Allah harici başka ilaha tapanlar,

2-Türbe, yatır v.s. gidenler,

3-Dua ederken Allah’ın adı yanında birinin adını ananlar (Muhammed dahil),

4-Allah’ı çağırırken yanında başka isim ananlar (namaz denen yat kalk ibadetinde Kur’an’da olmayan dua diye uyduruk şeylerin içinde de geçer),

5-Allah’ın yanında başka isim ananlar (kelimei şahaadet uydurmasını söyleyenler, inananlar da bu gruba girer),

6-Din adına bir şeyleri idolleştirenler (kişi, kurum, kitap v.s.),

7-İslam dininde olmayan şeyleri din edinenler (en basitinden Kur’an’da Yüce Allah’ın dediği şekilde abdest almamak, ekleme, çıkarma yapmak),

8-Dinde Kur’an harici hüküm koymak, koydurtmak, koyanlara uymak (en başta hadis kitapları gelir)                                                                                                 

9- Yüce Allah’ı birlemeyenler, tevhid inancında olmayan veya olduğunu söyleyip zanneden ama alakası olmayanlar,

10-Mescit diye, Yüce Allah’ın gerçek mescitleri yerine şirk koşulan camilere v.s. lere gidenler (daha kapıdan girmeden Allah’ın isminin yanında başka isimler vardır).

BU VE DAHA FAZLASI BU KAPSAMA GİRER VE BU VE DAHA BİR ÇOK AYETE TOSLARLAR.     

 

                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                      

 

29/2   İnsanlar, iman ettik demekle fitnelendirilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar.

 29/3  Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

 29/4  Yoksa kötülük yapanlar, Biz'den kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!

 29/5  Allah'a kavuşacaklarını umanlar bilsinler ki, Allah'ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

 29/6  Kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Allah, kesinlikle hiç kimseye, hiçbir şeye muhtaç değildir.

 29/7  İman eden ve salihatı yapanların kötülüklerine mutlaka küfrederiz. Ve kesinlikle onlara yaptıklarından daha iyisi ile karşılık vereceğiz.            

Not:  lenukeffiranne  /  kafirlik ederiz/örteriz                                                                             

29/8   Biz, insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle cihad ederlerse, onları dinleme. Dönüşünüz ancak Bana'dır. O zaman yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.

 29/9  İman eden ve salihatı yapanları da kesinlikle salihlerin arasına katacağız.

 2910  Allah'a iman ettiğini söyleyen kimi insanlar vardır ki, Allah yolunda bir eziyet gördükleri zaman, insanların fitnesini Allah'ın azabı ile bir tutarlar. Eğer Rabb'lerinden bir yardım gelecek olsa, kesinlikle, "Kuşku yok ki biz sizinle beraberdik." diyeceklerdir. Oysaki Allah, herkesin göğsünde olanı en iyi bilen değil midir?     

29/11  Allah, elbette iman edenleri bilir ve elbette kimlerin de Münafık olduğunu da bilir.

 29/12 Kafirler: İman Edenler'e: "Bizim yolumuza uyun, sizin yanlışlarınızı biz üstlenelim." dediler. Oysa onlar, başkalarının hatalarından hiçbir şey üstlenemezler. Kesinlikle onlar yalancıdırlar.

 29/13 Onlar hem kendi yüklerini hem kendi yükleri ile birlikte başka yükleri taşıyacaklar. Kıyamet günü, kesinlikle uydurdukları şeylerden hesaba çekilecekler.


29/19  Onlar, Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığını hiç düşünmüyorlar mı? Sonra onu tekrarlayacak. Kuşkusuz bu, Allah'a çok kolaydır.


29/21  O, Hak eden kimseye azap eder, hak eden kimseye de rahmet eder. Ve O'na döndürüleceksiniz.

 29/22 Siz, yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'ın yanı sıra başka veliniz ve yardımcınız yoktur. 

29/23  Allah'ın ayetlerini ve O'nunla buluşma gerçeğini yok sayanlar; işte onlar, Ben'im rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir. Onlar için acıklı bir azap vardır.


29/45  Oku vahyedileni603 sana kitaptan; ve ikame572 et salâtı5; doğrusu salât5 engeller/meneder fahşâttan81; ve münkerden82; ve mutlak ki zikri78 Allah'ı en büyüktür; ve Allah bilir ürettiklerinizi.

1-Resul kitaptakini deklere eder.

2-Salat fahşattar ve münkerden engeller

3-Demekki fahşat ve münker yani çirkinlik, kötülük, iürençlik, aşırılık neymiş bunu salat öğretir.

4-Yat kalk egserzisi bunu öğretmez, bunu ancak Kur’an’dan öğrenebiliriz.

5-Kur’an’ın gerçek salatı Kur’an’ı anladığımız dilde okumak, öğrenmek, ders kitabı gibi çalışmak, hafızada her ancanlı tutmaktır.

6-Bu Allah’ın zikri/öğüdüdür. Allah’ın hem salat çalışın öğüdüdür hem de salatın bize öğrettikleri zikirdir.

7-Sadakallahu, doğru söyledi Allah. Hadi bakalım o zaman

AKIL SAHİPLERİNE SORALIM;

bizi kötülükten, çirkinlikten, fahşattan, iğrençlikten koruyacak olan yani Yüce Allah’ın dediği salât5 engeller/meneder fahşâttan81 dediği SALAT acaba gaflet ve aymazlık ibadeti olan yat kalk egsersizi namaz dediklerimi, YOKSA KUR’AN’IN GERÇEK SALATI olan Yüce Allah’ın öğütlerini okumak, anlamak, çalışmak, hafızamızda canlı tutmakmı ???????????


29/49  Hayır! O, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yer eden apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası yalanlamaz.

29/57  Her bir nefis201 tadıcıdır ölümü*; sonra bize döndürülürsünüz.

*Her nefis ölümü zaten tatmıştır. İlk cennetten çıkarılırken ölerek çıkarıldık. Hepimiz günahkarız, hepimiz zalimiz. Ancak Yüce yolunda katledilenler ve cennetlere girmeyi hak edenlere 2. ölüm yoktur. Yani du dünyada ölmezler. Sadece vefat ettirilirler. Selam yurduna/diyarına vefat melekleri tarafından davet edilirler.


29/60  Rızıklarını temin edemeyen nice dabbe vardır. Onlara da size de Allah rızık verir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.


29/64  Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret Yurdu, gerçek hayattır. Keşke, bunun farkında olsalardı!

 

29/69  Biz, Bizim yolumuzda cihad edenleri elbette yollarımıza iletiriz. Kuşkusuz Allah, muhsinlerle beraberdir.                                                                                                                                                                 

                                                                                                                     

****************                                                                                                                                                                               

30/5   Hak eden kimseye yardım eden Allah'ın yardımıyla. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.                                                                   

Not 1: Ayette geçen hak eden değil  dilediği dir. Yani dilediği kimseye yardım eder olacak.        

Not 2 : Kırmızı ile yazılan cümle ayette VE O Azizdir, Rahim dir diye geçer.                              

Aziz, güç yetiren demektir. Rahim ise Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran demektir.                                                                                                        

30/6   Bu, Allah'ın sözüdür. Allah verdiği sözden dönmez. Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildirler.

 30/7  Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Onlar, ahiret hayatının bilincinde değildirler. Onlar, muhasebe yapıp hiç düşünmüyorlar mı? Allah; gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındaki şeyleri ancak Hakk ile ve belli bir süre için yarattı. İnsanların çoğu Rabb'lerinin huzuruna çıkacaklarını küfrediyorlar.      


30/11  Allah, önce yaratmaya başlar, sonra onu iade eder. Sonra da O'na döndürülürsünüz.

 30/12 Sa'at'in gerçekleştiği O Gün, mücrimler umutlarını kaybederler.

 30/13 Ortak koştukları da onlara şefaatçi olmayacaktır. Ortaklarını da yok sayacaklar.

 ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2

 30/14 Sa'at'in gerçekleştiği gün; O Gün, onlar birbirinden ayrılırlar.

 30/15 Fakat iman edenler ve salihatı yapanlar, onlar güzel bir bahçede mutluluk içinde yaşayacaklardır.

 30/16 Kafir olup ayetlerimizi ve ahiret kavuşmasını yalanlayan kimselere gelince; onlar, azap içinde hazır bulundurulurlar.


30/21  O'nun ayetlerinden biri de sizin için kendi cinsinizden eşler yaratmasıdır. Siz, onunla dinginleşir huzur bulursunuz. Birbirinize karşı, aranızda sevgi ve rahmet oluşturdu. Düşünen bir toplum için bunda nice ayetler vardır.

 30/22 Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu O'nun ayetlerindendir Bunda bilenler için ayetler vardır.

 30/23 Yine gece uyumanız, gündüz O'nun fazlından rızık aramanız O'nun ayetlerindendir. Bunda, anlayan bir halk için ayetler vardır.

 30/24 Size, bir yandan korku veren bir yandan da yağmurun belirtisi olarak umut veren şimşeği göstermesi ve gökten su indirerek, ölmüş yeryüzüne hayat vermesi O'nun ayetlerindendir.   Bunda aklını kullanan bir kavim için kesinlikle ayetler vardır.

 30/25 Göklerin ve yerin, buyruğu ile durması, O'nun ayetlerindendir. Sonra bir tek çağırışla çağırdığı zaman yerden derhal çıkacaksınız.

 30/26 Göklerde ve yerde olanların tamamı O'nundur. Hepsi O'nun yasalarına bağlıdır.

 30/27 Yaratmayı ilk kez başlatan, sonra onu tekrar eden O'dur. Bu, O'nun için çok kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce nitelikler O'nundur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

 30/28 Kendinizden, size bir örnek vermektedir: "Size verdiğimiz mallarda yeminle hak sahibi olduğunuz kimselerden ortaklarınız var mı? Siz ve onlar bu mallarda eşit misiniz? Onları, birbirinizi saydığınız gibi sayar mısınız? Aklını kullanan bir kavim için ayetleri işte böyle açıklıyoruz."

 30/29 Hayır, zalimler körü körüne hevalarına uydular. Bundan sonra Allah'ın şaşırttığını kim doğru yola iletebilir? Ve onların yardımcıları da yoktur.

 30/30 O halde hanif olarak dine yüzünü ikame et. İnsanları, üzerinde yaratmış olduğu Allah'ın fıtratına. Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan din budur. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.

 30/31 Dönenler (olun) O'na (Allah'a); ve takvalı21 olun O'na ; ve ikame572 edin salâtı5; ve olmayın müşriklerden36.

 30/32 Dinlerini parçalara bölen, gruplara ayrılan ve her grubun kendi yanındakiyle böbürlendiği kimselerden olmayın. 

Not: 6/159 ayetinde bahsetmiştik bu konudan.                                                                         

30/33  İnsanların başlarına bir sıkıntı gelince, Rabb'lerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra, onlara kendinden bir rahmet tattırınca, onlardan bir kısmı Rabb'lerine şirk koşarlar.

 30/34 Kendilerine verdiğimiz şeylere nankörlük ederler. İstediğiniz gibi yaşayın bakalım! İleride gerçeği göreceksiniz.

 30/35 Yoksa onlara bir sultan gönderdik de o, onlara şirk koşmalarını mı söylüyor?

 30/36 İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

 30/37 Allah'ın dilediği kimse için rızkı genişlettiğini ve ölçülendirdiğini bilmediler mi? Bunda iman eden bir halk için ayetler vardır.

 30/38 Öyleyse; yakınlara, miskine ve yol oğluna hakkını ver. Bu, Allah'ın yüzünü dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

 30/39 İnsanların mallarında artsın diye ribadan verdiğiniz, Allah'ın katında artmaz. Allah'ın yüzünü dileyerek zekattan verenler, işte bunu yapanlar kat kat arttıranlardır.



30/43  Öyleyse Allah tarafından geri döndürülmesi olmayan gün gelmeden önce, yönünü, koruyup güvene alan dine çevir, ona sıkı sıkıya bağlan. O Gün onlar bölük bölük ayrılırlar.

 30/44 Kim küfrederse, küfrü kendi aleyhinedir. Kim salihatı yaparsa, onlar kendileri için iyi bir gelecek hazırlamış olurlar.

 30/45 İman Eden ve salihatı yapanlara lütfundan karşılık verir. O, Kafirleri sevmez.                                                                                                                                                                                       

                                      

****************                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            

31/2   İşte bunlar, hakim olan Kitap'ın ayetleridir.

31/3   İyiler için yol gösterici ve rahmettir.                                                   

Not: Ayette muhsinler diye geçer.                                                                

31/4   Kimseler; ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar; ahirete onlar; kesinleşirler/emin olurlar.

 31/5  İşte onlar, Rabb'leri tarafından doğru yol üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.

 31/6  İnsanlardan, bilgisi olmadığı halde; Allah'ın yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için gerçeği boş hadislerle değiştirenler vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.    

31/7   Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.

 31/8  İman eden ve salihatı yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.



31/12  Ve ant olsun verdik Lokmân'a571 hikmet382 ki şükretsin43 Allah'a; ve kim şükreder43 öyle ki ancak şükreder43 kendi nefsi201 için; ve kim kâfirlik25 eder öyle ki doğrusu Allah Ganiyy’dir106; Hamîd’dir107.

 31/13 Vaktiyle Lokman oğluna öğüt vererek: "Ey yavrucuğum! Allah'a şirk koşma, kuşkusuz şirk koşmak çok büyük bir zulümdür." demişti.

 31/14 İnsana, anne ve babasını vasiyet ettik. Onu, annesi zorluk üzerine zorluk içinde taşıdı. İki yıl boyunca ona süt verdi. Bana, anne ve babana şükret! Dönüş Bana'dır.

 31/15 Eğer o ikisi, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seninle cihad ederlerse, o zaman sakın onlara itaat etme. Dünyada onlarla güzel geçin.        Bana yönelen kimselerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz Bana'dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.

 31/16 Ey oğlum! Doğrusu o eğer olsa hardaldan bir tane ağırlığında; öyle ki olsa içinde bir kaya; ya da göklerde162; ya da yerde; getirir onu Allah; doğrusu Allah Latîf’tir40; Habîr’dir466.

 31/17 Ey oğlum! İkame572 et salâtı5; ve emret marûfla73; ve engelle/yasakla münkerden82; ve sabret51 sana isabet eden üzerine; doğrusu bu azimden* emirlerdir/işlerdir.                                                               

*Engelleri aşma kararlılığından.                                                                                              

31/18  Ve çevirme yanağını insanlara; ve yürüme yerde bir böbür/kibir (-le); doğrusu Allah sevmez her bir tepeden bakanı; gururlananı/onurlananı.

 31/19 Ve kısıtlı/ölçülü ol yürüyüşünde; ve kıs/alçalt sesinden; doğrusu seslerin daha çirkini/onaylanmayanı mutlak eşeklerin sesidir.

 31/20 Allah'ın, göklerde ve yerde olan her şeyi sizin hizmetinize sunduğunu, görünen görünmeyen nimetleri sizin için bollaştırdığını görmüyor musunuz? Yine de kimi insanlar; bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışıyorlar. 

31/21  Onlara, "Allah'ın indirdiği şeye uyun." dendiği zaman: "Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." dediler. Peki! Ya şeytan onları alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?

 31/22 Kim muhsin olarak, tüm varlığı ile Allah'a yönelirse, işte o, gerçekten en sağlam tutamağa tutunmuştur. İşlerin sonucu yalnızca Allah'a aittir.        

31/23  Kim de Kafirlik ederse, artık onun Küfrü seni üzmesin. Onların dönüşü yalnızca Biz'edir. Yaptıkları şeyleri haber vereceğiz. Kuşkusuz Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.

 31/24 Onları biraz yararlandırırız. Sonra ağır bir azaba maruz bırakırız.

 31/25 Eğer onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, kesinlikle "Allah." diyecekler. De ki: "Bütün övgüler Allah'a layıktır." Hayır, çokları bunu idrak etmezler.

 31/26 Göklerde ve yerde olanlar, Allah'ındır. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

 31/27 Eğer yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsaydı; deniz ve yedi deniz daha ilave edilseydi, Allah'ın kelimeleri tükenmezdi. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir                                                      

Not: 18/109                                                                                                                            

31/28  Sizin yaratılmanız ve ölümden sonra diriltilmeniz Allah için bir kişiyi yaratmak ve diriltmek kadar kolaydır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

 31/29 Allah'ın; geceyi gündüze, gündüzü de geceye çevirdiğini görmüyor musun? Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına aldı. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar hareketini sürdürüyor. Kuşkusuz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

 31/30 Çünkü Allah gerçekliğin ta kendisidir. Ve onların, O'nun yanı sıra yakardıkları ise kesinlikle gerçek dışıdır. Kuşkusuz Allah, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.

 31/31 Allah'ın nimeti ile denizde yüzen gemileri görmüyor musunuz? Allah, bununla size ayetlerinden göstermektedir. Kuşkusuz bunda sabreden ve şükredenler için dersler vardır.

 31/32 Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir kısmı orta bir yol tutar. Ve Biz'im ayetlerimize ancak, tam hain ve tam nankör olanlardan başkası bile bile ilgisiz kalmaz.       

31/33  Ey insanlar! Rabb'inize takvalı olun. Ve babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamadığı, çocuğun da babasına hiçbir şey ile yarar sağlayamadığı günden sakının. Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.

 31/34 Sa'at'in bilgisi, Allah'ın yanındadır. Ve O, yağmuru yağdırır, rahimde olanı bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.                                                                                                                                            

                                                                                                                                                                                          

****************                                                                                                                                                                                         

32/2   Mutlak doğru olan bu Kitap'ın indirilişi, alemlerin Rabb'indendir.

32/3   Yoksa "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? Bilakis! O, Rabb'inden bir gerçektir. Senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman içindir. Umulur ki böylece onlar, doğru yolu seçerler.

32/4   O Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattı. Sonra arşa isteva etti. Sizin O'ndan başka veliniz ve şefaatçiniz yoktur. Hala öğüt almaz mısınız?

 ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2

32/15  Ancak ayetlerimize iman47 eden kimseler; (Kur’an) hatırlatıldığı zaman onlara onunla (ayetle); kapandılar secde12 edenler (olarak); ve tesbih31 ettiler hamd3 ile Rablerini4; ve onlar büyüklenmezler.

32/16  Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde Rabb'lerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

32/17  Hiç kimse, yaptıkları iyi şeylerin karşılığı olarak, kendisini ne tür bir mutluluğun beklediğini bilmez.

32/18  Öyleyse, Mü'min kimse "fasık" olan kimse gibi midir? Elbette bunlar bir olmazlar.

32/19  İman eden ve salihatı yapanlar, işte onlar için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri olarak Me'va Cennetleri var.

32/20  Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.

32/21  Onlara, büyük azaptan önce, daha yakın olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler.

32/22  Rabb'inin ayetleri ile öğütlendiği halde, ondan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Kuşkusuz Biz, mücrimlere hak ettikleri cezayı vereceğiz.                                                                                                              

                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                      

33/41  Ey iman47 etmiş kimseler! Zikredin347 Allah'ı çokça bir zikir (-le)78.

33/42  Ve tesbih31 edin O'nu (Allah’ı) sabah/ilk aydınlanma (-yla)/seher (-le)413; ve gün batımı öncesi413.

33/43  O (Allah) ki salât22 eder sizlere; ve melekleri150 (de) O'nun; çıkarmak için sizleri karanlıklardan aydınlığa/nura; ve oldu O (Allah) müminlere27 bir Rahîm2.

33/44  Esenlemesi* onların kavuştukları gün O’na (Allah'a) bir selâmdır642; ve hazırladı** (Allah) onlara cömert bir ecir820.                                           

*Birbirlerini meleklerini müjdelediği selâm diyarıyla esenlerler.                                      

**Selâm diyarında rızıklandırılırlar.                                                                          

 

33/58  Ve kimselerdir (ki) eziyet ederler müminlere27 ve müminâtlara493 olmaksızın (onların) kazandıklarıyla; öyle ki muhakkak   yüklendiler bir yalan itham/suçlama/iddianame; ve apaçık bir günah.

 

33/70  Ey iman47 etmiş kimseler; takvalı21 olun Allah’a; ve deyin/söyleyin sadîd732 bir söylem.

33/71  Islah316 etsin sizlere yaptıklarınızı; ve mağfiret319 etsin sizlere yanlışlarınızı/suçlarınızı/günahlarınızı; ve kim itaat700 eder Allah'a ve resûlüne734; öyle ki muhakkak başardı (o) büyük bir başarı.

33/72  Doğrusu biz arz ettik* emaneti617 göklere162 ve yere ve dağlara; öyle ki reddettiler ki yüklenirler onu**; ve endişelendiler/korktular ondan**;           ve yüklendi onu** insan; doğrusu o oldu bir zalim257; bir cahil489.            

*Sunduk.                                                                                                                   

**Emaneti, emanetten.                                                                                         

                                                                                                                                                                                                    

****************                                                                                                

 

34/1   Hamd, göklerde ve yerde olan şeyler kendisine ait olan Allah içindir. Hamd, Ahiret'te de O'na aittir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

34/2   O, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve ona yükseleni bilir. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.


34/39  De ki: "Benim Rabb'im, kullarından dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. Bir şey infak ettiğiniz zaman; O, onun karşılığını verir. Ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.                                                                                                                                                     

                                                

****************                                                                                                                                                                                                                      

35/1   Hamd göklere ve yere yaradılış yasalarını koyan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı resuller yapan Allah'a özgüdür. O, yaratmada dilediğini arttırır. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

35/2   Allah, insanlar için rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak biri olamaz. Her neyi tutarsa da artık O'ndan sonra onu gönderecek de yoktur. Ve O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

35/3   Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah'tan başka gökten ve yerden size rızık veren bir yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. O halde ne diye döndürülüyorsunuz?       


35/5   Ey insanlar! Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.

35/6   Kuşkusuz şeytan sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edinin. O kendisine uyanları alevli ateşin halkından olmaya çağırır.

35/7   Kafirler için şiddetli bir azap vardır. İman eden ve salihatı yapanlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

35/8   Yaptığı kötü işleri kendisine yakıştıran ve onu güzel gören kimseye ne demeli? Allah, Hak edeni saptırır, hak edeni de doğru yola iletir. Dolayısıyla onlar için üzülüp kendini harap etme. Allah, onların yapmakta olduklarını en iyi bilendir.

35/9   Allah, rüzgarları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de böyledir.

35/10  Kim izzet istiyorsa, bilsin ki izzet tamamen Allah'a aittir. Temiz sözler O'na yükselir. Düzgün iş onu yükseltir. Kötülük planı yapanlar için, şiddetli bir azap vardır. Kurdukları düzenler boşa gidecektir.



35/13  O, geceyi gündüze, gündüzü de geceye çevirir. Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına aldı. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar hareketini sürdürüyor. İşte bu, Allah'tır, Rabb'inizdir. Egemenlik O'nundur. O'nun yanı sıra çağırdığınız kimseler, bir çekirdeğin zarına bile sahip değiller.

35/14  Eğer onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler. İşitmiş olsalar bile size cevap veremezler. Kıyamet günü, kendilerine yakıştırdığınız şirki reddederler. Sana, Her Şeyden Haberdar Olan'ın, haber verdiği gibi hiç kimse haber veremez.

35/15  Ey insanlar! Allah'a muhtaç olanlar sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Övgüye layık olandır.

35/16  Eğer dilerse sizi yok eder ve yeni bir halk getirir.

35/17  Bu, Allah için asla güç bir şey değildir.



35/19  Körle gören bir değildir.

35/20  Karanlık ve aydınlık bir değildir.

35/21  Serinlik ve sıcaklık bir değildir.

35/22  Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.

35/23  Sen yalnızca bir uyarıcısın.

35/24  Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet içinde bir uyarıcı geçmiştir.



35/39  Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Kim gerçeğe kafirlik ederse, küfretmesi kendi zararınadır. Kafirlerin küfürleri, kendileri için Rabb'lerinin yanında gazabı artırmaktan başka bir şeye yaramaz. Kafirlerin, küfrü sadece kendilerinin zararını artırır.                                                                                                               

                                                                              

****************                                                                                                                                                                                                                      

36/11  Sen ancak Zikir'e uyan ve görmediği halde Rahman'a haşyet duyan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesine bağışlanma ve çok şerefli bir ödülü haber ver.

36/12  Kuşkusuz ölüleri Biz diriltiriz Biz. Önceden yapıp gönderdiklerini ve geride bıraktıklarını yazarız. Biz her şeyi bir "imam-ı mubin"de kayıt altına almışızdır.


36/70  O, diri olanları uyarmak ve Kafirlerin üzerine Söz'ün hak olması içindir.


36/74  Onlar, Allah'ın yanı sıra, kendilerinden yardım umdukları ilahlar edindiler.

36/75  Oysa bu ilahlar onlara yardım etmeye güç yetiremezler. Ne var ki kendileri onlar için hazır askerlerdir.                                                                                                                                           

                                      

****************                                                                                                                                                                                         

38/17  Onların dediklerine sabret, güçlerin sahibi kulumuz Davud'u düşün. O, her durumda Allah'a yönelirdi.


38/27  Biz, göğü, yeri ve ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık. Bu, kafirlerin görüşüdür. Kendilerini ateşe atan, kafirlerin vay haline.

38/28  İman eden ve salihatı yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla bir tutar mıyız? Ya da takva sahiplerini facirlerle bir tutar mıyız?

38/29  Bu; akıl sahiplerinin, ayetlerini düşünüp öğüt almaları için, sana indirdiğimiz kutlu bir Kitap'tır.


38/49  Bu bir öğüttür. Kuşkusuz takva sahipleri için iyi bir gelecek vardır.                                                                                                                        

                                                                                                                                                   

****************                                                                                                                                                 

39/3   Dikkat edin! Halis din yalnızca Allah'a aittir. O'nun yanı sıra veliler edinenler: "Onlara, bizi Allah'a daha yakın bir seviyeye yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." diyorlar. Allah, hakkında tartıştıkları şey için hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve azılı nankörleri doğru yola iletmez.                  

                                                                              

39/5   Gökleri ve yeri Hakk ile yarattı. Geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına almıştır. Hepsi belirlenmiş bir zamana akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.            

***

39/6 Yarattı sizleri tek bir nefisten; sonra yaptı ondan (o dişiden) eşini onun (o dişinin erkek olan eşini); ve indirdi sizlere çiftlik hayvanlarından sekiz çift; ve yaratır sizleri annelerinizin karınlarında; bir yaratılış sonrası bir yaratılış; üç karanlıkta; işte budur Allah; Rabbiniz; O'nundur mülk; yoktur ilah dışında O'nun; öyleyse nasıl döndürülüyorsunuz?                                                  

39/6 Halakakum min nefsin vâhıdetin summe ceale minhâ zevcehâ ve enzele lekum minel en’âmi semâniyete ezvâc(ezvâcin), yahlukukum fî butûni ummehâtikum halkan min ba’di halkın fî zulumâtin selâs(selâsin), zâlikumullâhu rabbukum lehul mulk(mulku), lâ ilâhe illâ huve, fe ennâ tusrafûn(tusrafûne).

Not 1 : O  kişi zamiridir. 3. şahıs tekil ve dişi dir. Ondan eşini yani dişiden eşi yaratılmıştır. Başka delillerimizde vardır Kur'an'da. İlk yaratılan dişidir sonra erkek yaratılmıştır.                                

Not 2 : Sekiş eş, enamdır. İkişer çift dişi ve erkek olarak, koyun, keçi, sığır ve devedir               

Not 3: Anne karnındaki karanlıktan bahseder. İnsanın 3 katmanlı karanlık içinde yaratılışı işaret edilir. Kur'an'ın ilahi kanıtlarından biridir. İbrahim Esinlerin makalesine bakınız.    



            
           

Anne karnı ve 3 katmanlı karanlık işaret edilmektedir.

  1. katman: Amniyon ve koryon zarının birleşmesi sonucu olan tek zar. (Bebeği saran ilk tabakadır.)
  2. katman: Rahim (Uterus) duvarı
  3. katman: Karın (Abdominal) duvarı








İNSANIN 3 KATMANLI KARANLIK İÇİNDE YARATILIŞI

***                                                                                                                         

                                                                              

39/22  Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı kimse, Rabb'inden bir ışık üzerinde olmaz mı? Öyleyse Allah'ın öğütlerine karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.      

39/23  Allah indirdi en güzelini hadisin89; bir kitap (olarak); müteşâbih90, çift/ikili; ürperir ondan derileri Rablerine4 haşyet53 duyan kimselerin; sonra yumuşar derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine78; işte bu kılavuzudur Allah'ın; doğru yola iletir onunla dilediği kimseyi; ve kimi saptırırsa Allah öyle ki olmaz ona hiç bir kılavuz.


39/27  Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.

39/28  Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki takva sahibi olurlar.


39/31  Sonra kıyamet günü hepiniz Rabb'inizin huzurunda davalaşacaksınız.

39/32  Öyleyse, Allah adına yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri Cehennem'de değil mi

39/33  Doğruyu getirenler ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.

39/34  Onlar için Rabb'leri yanında diledikleri her şey vardır. İşte budur muhsin olanların karşılığı

39/35  Allah, onların yaptıklarının en kötülerine kafir olacak; yaptıklarının karşılığında, en iyisiyle karşılık verecek.

39/36  Allah, kuluna yeterli değil mi? Onlar seni O'ndan başkası ile korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, onu doğruya iletecek yoktur.

39/37  Allah, kimi doğru yola iletirse, onu saptırabilecek yoktur. Allah, Mutlak Üstün Olan; intikam sahibi olan değil midir?


39/47  Eğer yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için kesinlikle onu fidye olarak verirlerdi. Hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılacaktır.

39/48  Ve kazandıkları kötülükler açığa çıktı. Kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.


39/53  De ki: "Ey kendilerine karşı israf eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, suçların hepsini bağışlar. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

39/54  Rabb'inize yönelin! Ve size azap gelmeden önce O'na teslim olun. Sonra yardım olunmazsınız.

39/55  Hiç beklemediğiniz bir anda, size ansızın azap gelmeden önce, Rabb'inizden size indirilen en iyi olana uyun.

39/56  Sonunda: "Allah'a karşı aşırı gittiğimden dolayı yazıklar olsun bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim." dememeniz için;

39/57  Veya "Allah bana doğru yolu gösterseydi, takva sahibi olurdum." dememeniz için;

39/58  Veya azabı gördüğü zaman, "Keşke bir kez daha dünyaya dönme imkanım olsaydı, o zaman muhsinlerden olurdum." dememeniz için.

39/59  Hayır, sana ayetlerim gelmişti de onları yalanlamıştın, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştun.     

39/60  Kıyamet Günü, Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerini kararmış görürsün. Büyüklük taslayanların yeri Cehennem'de değil mi?    

39/61  Allah, takva sahiplerini, hak ettikleri kurtuluşa erdirecektir. Onlara kötülük dokunmaz. Onlar üzülmezler de.

39/62  Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, Her Şeye Vekil'dir.

39/63  Göklerin ve yerin kilidi O'na aittir. Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.                                                                                                                                                                                      

                                                                                        

****************                                                                                                                                                                                                                      

40/3   O, suçu bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç sahibi olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.


40/12  Bu, sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman küfretmeniz nedeniyledir. O'na şirk koşulunca iman ediyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah'ındır.

 40/13 O, size ayetlerini gösteren, sizin için gökten rızık indirendir. Ancak, gönülden yönelenler öğüt alırlar.

 40/14 Öyleyse, Kafirler hoşlanmasa da dini yalnızca kendisine özgü kılarak Allah'a dua edin.

 40/15 O, dereceleri yükseltendir, Arş'ın sahibidir. O, "Buluşma Günü" hakkında insanları uyarmak için Kendi buyruğundan olan ruhu kullarından dilediğine ulaştırır.

 40/16 O Gün, onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. O Gün, mülk kimindir? Tek ve Kahhar Olan Allah'ındır.

 40/17 Bugün her kişi kazandıklarıyla hesaba çekilecektir. Bugün, haksızlık yoktur. Kuşkusuz Allah hesabı çabuk görendir.

 40/18 Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O Gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

 ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2

40/19  O, bakışlardaki art niyeti ve göğüslerin gizlediğini bilir.

 40/20 Allah, Hakkı gerçekleştirir. Allah'ın yanı sıra yöneldikleri kimseler ise hiçbir şeyi gerçekleştiremezler. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.



40/35  O kimseler, kendilerine görevli kılınmış, yetki verilmiş bir kimse gelmediği halde, Allah'ın ayetleri hakkında tartışırlar. Bu da Allah'ın yanında da insanların yanında da büyük bir kızgınlığa neden olur. İşte böyle! Allah, her büyüklük taslayanın kalbini mühürler.


40/51  Biz, Resullerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve tanıkların tanıklık edecekleri günde kesinlikle yardım ederiz.

 40/52 O Gün zalimlere, mazeretleri yarar sağlamaz. Onlara lanet okunacak ve yurtların en kötüsü onlar içindir.


40/56  Yetkili kılınmadıkları halde Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanların kalplerinde, hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri bir büyüklenme tutkusu vardır. Sen, Allah'a sığın. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

 40/57 Elbette ki göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Ama insanların çoğu bu gerçeği kavramıyorlar.

 40/58 Kör ile gören bir değildir. İman edip salihatı yapanlar ile kötülük yapanlar da bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?

 40/59 Kuşkusuz ki o Sa'at mutlaka gelecektir. Onun geleceği kesinlikle doğrudur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.

 40/60 Rabb'iniz: "Bana dua edin ki size karşılık vereyim. Bana kulluk etmeye büyüklenenler, horlanmış olarak Cehennem'e gireceklerdir." dedi.

 40/61 Allah ki yaptı sizlere geceyi171 sükûnet bulmanız için onda (gecede); ve görüş sağlayan gündüzü170; doğrusu Allah mutlak sahibidir bir lütuf insanlara karşı; fakat insanların çoğu şükretmezler43.

 40/62 İşte Rabbiniz olan Allah budur. O, her şeyin yaratıcısıdır. O'ndan başka ilah yoktur. O halde nasıl oluyor da başka şeylere yöneliyorsunuz?

 40/63 Allah'ın ayetlerini bile bile reddedenler, işte böyle haktan uzaklaşmışlardı.

 40/64 Sizin için yeryüzünü yerleşim alanı, gökyüzünü de üzerinize bir tavan gibi yapan Allah'tır. O, size en iyi şekille şekil veren ve sizi temiz şeylerden rızıklandırandır İşte Rabb'iniz olan Allah odur. Alemlerin Rabb'i olan Allah, ne Mübarek'tir.       

40/65  O, diridir. Ondan başka ilah yoktur. O halde dini yalnızca O'na has kılarak O'na dua edin. Hamd yalnızca alemlerin Rabb'i olan Allah'a özgüdür.     



40/67  O, sizi topraktan yaratandır. Sonra bir nutfeden, sonra bir alakadan. Sonra sizi bir bebek olarak dünyaya getiriyor. Nihayet olgunluk çağına ulaşır, derken yaşlanırsınız. Kiminiz bu süreci tamamlamadan vefat ettirilir. Kiminiz de belirlenen süreye kadar yaşarsınız. Umulur ki aklınızı kullanırsınız.

 40/68 Hayat veren de öldüren de O'dur. O, bir işin olmasını istediği zaman ona sadece "Ol." der, o da olur.

 40/69 Allah'ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da saptırılıyorlar!

 40/70 Bu Kitap'ı ve Resullerimizle gönderdiklerimizi yalanlayanlar elbette yakında gerçeği anlayacaklar.



40/79  Binmeniz ve yemeniz için hayvanları yararlanmanıza sunan Allah'tır.

40/80  Ve sizin için onlarda daha nice yararlar var. Onlarla arzu ettiğiniz yere ulaşırsınız. Onların ve gemilerin üzerinde taşınırsınız.

 40/81 Allah size ayetlerini gösteriyor. O halde Allah'ın ayetlerinden hangisini inkar ediyorsunuz?

 40/82 Hem onlar, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Baksalar ya! Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna! Onlar, güç ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstündüler. Öyle olduğu halde sahip oldukları şeyler kendilerine yarar sağlamadı.

 40/83 Resulleri kendilerine kanıt içeren açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.

 40/84 Bizim cezamızı gördükleri zaman: "Allah'ın tekliğine iman ettik ve O'na şirk koştuklarımızı küfrettik." dediler. 

40/85  Cezamızı görünce iman etmeleri onlara bir fayda vermedi. Allah'ın kulları hakkındaki geçmişten bugüne uyguladığı yasası budur. Kafirler orada zarara uğradılar.                                                                                                     

                                                                                                                                                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

41/19  O Gün, Allah'ın düşmanları bir araya getirilip topluca ateşe sürülecekler.

41/20  Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.

41/21  Bedenlerine, "Niçin aleyhimize tanıklık ettiniz?" dediler. Bedenleri de: "Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz."

41/22  "İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz."

41/23  "İşte Rabb'iniz hakkındaki bu zannınız, sizi helake sürükledi. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldunuz."

41/24  Artık dayanabilirlerse, onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.

41/25  Ve hedefledik/tanımladık/atadık onlara kardeşler; öyle ki süslediler onlara iki ellerinin arasındakini ve arkalarındakini215; ve hak/gerçek oldu söz/kelam ümmetler305 üzerlerine; muhakkak ki halife65 oldu onlardan önce cinden210 ve insandan; doğrusu onlar oldular hüsrana uğrayanlar.

41/26  Kafirler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, gürültü edin, belki üstün gelirsiniz." dediler.                                                                                                           

Not: Demek ki dinleyince anlıyorlar. Demek ki anlaşılmasın istiyorlar. Demek ki anladıkları dilde. Günümüzde de aynı değil mi. Kur’an anlaşılmasın diye yok abdestsiz dokunma, yok ölülere oku, yok Arapça oku her harfi sevap v.s. şeklinde değilmi.                                                               

41/27  Böylesi Kafirlere şiddetli bir azap tattıracağız. Ve onları yaptıklarının en kötüsü ile kesinlikle cezalandıracağız.

41/28  İşte böyle! Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bilerek reddetmeleri nedeniyle ceza olarak, onlar için orada ebedilik yurdu vardır.

41/29  Ve dedi kâfirlik25 etmiş kimseler: “Rabbimiz4! Göster bize ikisini; dalalete128 sürükledi ikisi bizleri; cinden210 ve insandan; koyalım/yapalım ikisini ayaklarımızın altına; olmaları için sefillerden.”

41/30  "Rabb'imiz Allah'tır." deyip, dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler gelerek: "Korkmayın ve üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le sevinin!" derler.

41/31  "Biz, dünya hayatında ve ahirette sizin evliyanızız. Orada canlarınızın istediği her şey vardır ve istediğiniz her şey emrinizdedir."

41/32  "Çok Bağışlayıcı ve Rahmeti Kesintisiz olan tarafından bir ikram olarak."

41/33  Allah'a çağıran, salihatı yapan ve "Ben Müslüm olanlardanım." diyen kimseden daha iyi sözlü kim vardır?

41/34  İyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü iyilikle sav. Bir de bakmışsın ki seninle arasında düşmanlık olan kişi, candan velin oluvermiş.

41/35  Buna ancak sabredenler kavuşturulur ve buna büyük haz sahipleri kavuşturulur.

41/36  Ne zaman şeytan kötü bir dürtüş ile seni dürtülecek olursa hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.


41/40  Ayetlerimizde saptırma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. O halde kıyamet günü ateşe atılan kimse mi yoksa Bize güven içinde gelenler mi hayırlıdır?   Dilediğinizi yapın. Kuşkusuz O, yaptığınız şeyleri en iyi görendir.


41/49  İnsan iyilik istemekten bıkıp usanmaz. Eğer kendisine bir kötülük dokunursa, hemen karamsarlığa kapılır ve ümitsiz olur.

41/50  Fakat kendisine dokunan sıkıntıdan sonra, ona Tarafımızdan bir rahmet tattırsak: "Bu benim hakkımdır. Ve Sa'at'ın geleceğini de sanmıyorum. Gelse bile, Rabb'imin huzuruna çıkarılacak olursam, O'nun yanında kesinlikle benim için en iyisi vardır." der. O zaman, Kafirlere yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir cezadan tattıracağız.

41/51  İnsana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirip yan çizer. Kendisine bir kötülük dokunduğu zaman da bol bol dua ederek yardım ister.         

41/52  De ki: "Gördünüz mü? Eğer Kur'an Allah katından olduğu halde, siz onu inkar ediyor ve tanımıyorsanız; bu durumda, haktan uzak kalandan daha sapkın kim olabilir?"

41/53  Göstereceğiz onlara ayetlerimizi âfâkta/ufuklarda ve kendi nefislerinde201; ta ki beyan226 olur onlara ki o (Kur’an) haktır/gerçektir; ve kâfi gelmez mi asla senin Rabbin4 ki O her bir şey üzerine Şehîd’tir499.

41/54  İyi bilin ki onlar, Rabb'lerine kavuşacaklarından kuşku duyuyorlar. İyi bilin ki O, Her Şeyi Kuşatan'dır.                                                               

                                                                                                                                                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

42/9   Yoksa O'ndan başka veliler mi edindiler? Oysa ki veli yalnızca O'dur. O, ölüleri diriltir ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

42/10  Ve kendisinde ihtilafa/anlaşmazlığa düştüğünüz bir şeyden; öyle ki hükmü onun Allah’adır; işte sizlere Allah; Rabbim4!; O'na tevekkül79 ettim ve O'na sürekli dönerim.

Not: Tek hüküm koyucu Yüce Allah’tır. Dünya için hüküm koyar. Ahirette de bu hükümlere nasıl, ne kadar uyuldu hüküm verir. Alınacak karşılık için de hüküm koyar.Görülecek hesap için de hüküm koyar. Kısaca Yüce Allah ahirette de, dünya da da tek hüküm koyucudur. Dünyada Yüce Allah hükümlerini kutsal kitaplar ile bize ulaştırır. Nebiler ve resullerde ancak bu kitaplarda yazanı deklere ederler.

42/11  Göklerin ve yerin fıtratını belirleyendir. Size, kendinizden çiftler, hayvanlardan çiftler yapandır. Orada sizi bir düzen içinde üretiyor. O'na benzer hiçbir şey yoktur. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

42/12  Göklerin ve yeryüzünün kilitleri yalnızca O'nundur. O, dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. O, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.



42/18  İnanmayanlar, alayımsı bir şekilde, onun hemen gerçekleşmesini istiyorlar. İman Edenler ise tedbirlidirler. Onun gerçek olduğunu bilirler. Sa'at hakkında tartışanlar, derin bir sapkınlık içindedirler.

42/19  Allah, kullarına karşı çok hoşnut edicidir. Dilediğini rızıklandırır. O, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.

42/20  Kim ahiret ekinini isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan artırırız. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.

42/21  Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi, kendilerine meşru kılan ortakları mı var? Eğer "ayırma kelimesi" olmasaydı kesinlikle aralarında hemen hüküm verilirdi. Kuşkusuz ki zalimler için acı bir azap vardır.

42/22  Kazandıkları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı yapanlar da Cennetler'in bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.



42/40  Bir kötülüğün karşılığı o kötülük ölçüsündedir. Ama kim bağışlar ve düzeltici olursa artık onun karşılığı Allah'a aittir. Kuşkusuz O, haksızlık yapanları sevmez.

42/41  Kim de haksızlığa uğradıktan sonra hakkını alırsa, onun aleyhine bir yol tercih edilmez.

42/42  Fakat insanlara haksızlık yapanların ve yeryüzünde haksız yere zorbalık yapanların aleyhlerine bir yol tercih edilir. İşte onlar, kendileri için acı bir azap olanlardır.

42/43  Ancak kim sabreder ve bağışlarsa, büyüklük yapmış olur.                

Not: Allah büyüklük yapanları sevmez. Kelime, azmi kelimesi ile gelir. Kelimenin kök anlamındada büyüklük yoktur. Bu kelime azimli olmaktır. Yani kararlı olmak. Yani ayetteki mesaj sabretme ve bağışlama kararlılık gerektiren işlerdendir demektedir.                                                        

42/44  Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, artık bunun ardından onun için bir veli bulunmaz. Haksızlık yapanların, azabı gördüklerinde: "Acaba geri dönmenin bir yolu var mı?" dediklerini göreceksin.       

42/45  Onları, aşağılanmalarından dolayı başları öne eğilmiş, göz ucuyla çevrelerine bakarlarken ona sunulduklarını göreceksin. İman edenler: "Zarara uğrayanlar, kendilerini ve taraftarlarını kiyamet günü zarara uğratmış olan kimselerdir." dediler. İyi bilin ki zalimler kalıcı bir azabın içindedirler.

42/46  Onların, kendilerine yardım edecek Allah'tan başka velileri yoktur. Ve Allah kimi sapkınlıkta bırakırsa artık onun için bir kurtuluş yolu yoktur.

42/47  Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce, Rabb'inizin çağrısına olumlu yanıt verin. O Gün, sizin için bir sığınak yoktur. Sizin için kabul etmemek de yoktur.                                                                                                                                                                                        

                                                                                                                                                                                                    

****************                                                                                                                                                                                                  

43/10  O, yeryüzünü sizin için beşik yaptı. Orada sizin için yollar yaptı. Umulur ki hidayete erersiniz.

 43/11 O, bir ölçüye göre gökten su indirendir. Sonra, onunla ölü bir beldeyi canlandırdık. İşte siz de böyle yeniden diriltileceksiniz.        

43/12  Her şeyi çift yarattı. Gemilerden ve hayvanlardan binekler kıldı.

 43/13 Üzerlerine binip, onlardan yararlanınca, Rabb'inizin verdiği nimetleri anarak: "Bunları, hizmetimize veren Allah ne yücedir; yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi." deyin.

 43/14 Kuşkusuz biz, sonunda Rabb'imize döneceğiz.



43/36  Her kim Rahman'ın öğüdüne karşı duyarsız olursa, Biz ona bir şeytan salarız. Artık şeytan onun yakın arkadaşı olur.

 43/37 Şeytanlar, onları doğru yoldan saptırdıkları halde, onlar hala kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

 43/38 Nihayet o Bize geldiği zaman: "Keşke seninle aramız iki doğu uzaklığı kadar uzak olsaydı." der. Öyleyse bu ne kötü bir arkadaşlıktır.

 43/39 Bugün, pişmanlığınız kesinlikle size bir yarar sağlamaz. Kendinize haksızlık yaptınız. Siz azaba da ortaksınız.

 43/40 O halde sağıra sen mi işittireceksin? Veya köre ve apaçık sapkınlıkta olana doğru yolu gösterebilir misin?



43/88  Nebi'nin sözü: "Ey Rabb'im! Bunlar, inanmayan bir halktır."

 43/89 Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.                                                                                                                                                    

                                                

****************                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            

44/38  Biz; gökleri, yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.

44/39  İkisini de yalnızca Hakk olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

 44/40 Ayrışma Günü, onların hepsinin kararlaştırılmış bir araya gelme zamanıdır.

 44/41 O Gün, hiçbir yakının, yakınına bir yararı olmaz. Onlar, yardım da olunmazlar.

44/42  Ancak Allah'ın rahmet ettiği kimseler hariç. Kuşkusuz O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.                                                                                               

                                                                                                           

                                                                                                           

****************                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

45/3   Kuşkusuz göklerde ve yeryüzünde İman Edenler için ayetler vardır.

 45/4  Sizin yaratılışınızda ve üretip yaydığı canlı varlıklarda "gerçek bilgi" sahibi olan bir toplum için ayetler vardır.

 45/5  Gece ile gündüzün birbirini izlemesinde, Allah'ın rızık olarak gökten indirdiği şeyle ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları yönlendirmesinde aklını kullanan bir toplum için ayetler vardır.

 45/6  İşte bunlar, Bizim sana Hakk olarak anlattığımız Allah'ın ayetleridir. O halde Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar?

 45/7  Bütün yalancı günahkarların vay haline!

 45/8  Böyle kimseler, kendilerine okunan Allah'ın ayetlerini duyduktan sonra, büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi davranır. Artık onu can yakıcı bir azapla haberdar et.

 45/9  Ayetlerimizden bir şey öğrendikleri zaman, onu alay konusu edinirler. İşte onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

 45/10 Cehennem peşlerindedir. Kazandıkları şeyler ve Allah'ın yanı sıra edindikleri veliler onlara bir yarar sağlamaz. Onlar için büyük bir azap vardır.

 45/11 Bu doğru yol göstericisidir. Rabb'lerinin ayetlerini yalanlayanlar için çok kötü bir azap vardır.

 45/12 Allah, koyduğu yasalar sayesinde, içinde gemileri yüzdürmeniz ve O'nun lütfundan, onda rızık aramanız için denizi hizmetinize sunandır. Umulur ki şükredersiniz.

 45/13 Göklerde ve yeryüzünde bulunan her şeyi Kendi lütfundan sizin yararlanmanıza sunmuştur. Bunda düşünen bir toplum için ayetler vardır. 

45/14  İman Edenlere de ki: "Allah'ın, kendilerini hesaba çekeceği günün geleceğini ummayanları bağışlasınlar. Her halka yaptıklarının karşılığı verilecektir."

 45/15 Her kim iyilik yaparsa kendisi için yapmış olur, kim de kötülük yaparsa kendisi için yapmış olur. Sonra Rabb'inize döndürüleceksiniz.      



45/21  Yoksa Bizim, kötülük yapan kimselerle, İman edip, salihatı yapan kimseleri, hayatlarında ve ölümlerinde bir tutacağımızı mı sanıyorlar. Ne kötü yargıda bulunuyorlar!



45/26  De ki: "Sizi yaşatan sonra öldüren Allah'tır. Sonra sizi, gerçekleşeceği kesin olan kıyamet günü bir araya toplayacaktır." Ancak insanların çoğu bu gerçeği kavramıyorlar.

 45/27 Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'a aittir. Sa'at'ın kopacağı O Gün, sapkın yolda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.

 45/28 Her ümmeti toplanmış görürsün. Her ümmet, amel defteriyle yüzleşmeye çağrılır: "Bugün, yaptıklarınızın karşılığı size verilecektir."

 45/29 "İşte bu, yüzünüze karşı gerçekleri ortaya koyan amel defterinizdir. Kuşkusuz Biz, bütün yaptıklarınızı yazdırdık."

 45/30 İman eden ve salihatı yapan kimseleri Rabb'leri rahmeti ile kuşatacaktır. İşte bu, büyük kurtuluşun ta kendisidir.

 45/31 Kafirlere denir ki: "Ayetlerim size okunduğu zaman, büyüklük taslayarak suç işleyen bir halk olmuştunuz değil mi?"

 45/32 "Allah'ın verdiği söz gerçektir ve Sa'at mutlaka gelecektir." dendiği zaman, siz: "Biz, o Sa'at nedir bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi değiliz." dediniz.

 45/33 Yaptıklarının kötülükleri apaçık ortaya kondu ve alay ettikleri şeyler, onları kuşattı.

 45/34 "Bugüne kavuşmayı nasıl umursamadıysanız, Biz de bugün sizi umursamıyoruz. Kalacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı da yoktur." denir.      

45/35  İşte bu, Allah'ın ayetlerini alay konusu etmeniz nedeniyledir. Sizi, dünya hayatı aldattı. Artık bugün onlar, Cehennem'den çıkarılmazlar. Ve onlardan özür de kabul edilmez.

 45/36 Öyleyse övgünün tamamı, göklerin ve yerin Rabb'i ve alemlerin Rabb'i Allah'a mahsustur.

 45/37 Göklerde ve yerde erişilmez büyüklük ve egemenlik yalnızca O'nundur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.                                                                                                                                                                

                                                                    

****************                                                                                                                                                                                         

46/4   De ki: "Allah'ın yanı sıra yakardıklarınıza bir bakın bakalım! Onların, yeryüzünde yarattıkları bir şey varsa bana gösterin! Yoksa onların göklerde bir ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorsanız, bana, daha önce gelmiş bir kitap ya da bilgi kırıntısı bir eser getirin.

46/5   Allah'ın yanı sıra, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek ve edilen dualardan haberleri olmayana yönelen kimseden daha sapkın kim olabilir?



46/13  "Rabb'imiz Allah'tır." deyip, bu sözlerine bağlı kalanlar için hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.

46/14  İşte onlar Cennetliktirler. Yaptıklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.


46/32  Her kim, Allah'a çağıran kimsenin çağrısına uymazsa, bilsin ki Allah'ı yeryüzünde aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah'tan başka velileri de yoktur. İşte onlar apaçık bir sapkınlık içindedirler.                                                                                                                                                       

                                                                                                                                                                      

****************                                                                                                

47/1   Kafir olanların ve Allah'ın yolundan alıkoyanların yaptıklarını Allah boşa çıkaracaktır.

47/2   İman eden, salihatı yapanlar ve Rabb'leri tarafından Muhammed'e indirilen "Hakk'a" inanan kimselere gelince, Allah onların kötülüklerini örtüp durumlarını düzeltecektir.

47/3   Bu, Kafirlerin, "Batıl'a" uymaları, İman Edenlerin ise Rabb'lerinden gelen "Hakk'a" uymaları nedeniyledir. İşte Allah, insanlara kendi durumlarını böyle örnek verir.


47/5   Onlara doğru yolu gösterecek ve durumlarını düzeltecektir.

47/6   Onları, dünyada kendilerine tarif ettiği Cennet'e yerleştirecektir.

47/7   Ey İman Edenler! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder. Ayaklarınızı sabit kılar.

47/8   Kafirler ise yok olsunlar! Allah, onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

47/9   Bu, onların Allah'ın indirdiği şeyi kötü görmelerinden dolayıdır. Bundan dolayı Allah, onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır.

47/10  Hem onlar, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Baksalar ya! Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna! Allah, onları yerle bir etti. Onun bir benzeri de Kafirler içindir.

47/11  Allah iman edenlerin mevlasıdır. Kafirlerin ise hiçbir mevlası yoktur.

47/12  Allah, iman edip salihatı yapanları, içinden ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir. Kafirler ise her şeyden yararlanıp, hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacakları yer ateştir.

47/13  Güç bakımından, seni yurdundan çıkaranlardan daha güçlü nice kent halkını yok ettik. Onlara yardım edecek hiç kimse de olmadı.

47/14  Rabbinden gelen kanıt içeren apaçık bilgiyi izleyen kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve hevalarına uyan kimse ile bir olur mu?



47/17  Yöneltildikleri doğru yolda olanlara gelince, onlara doğru yolları pekiştirildi ve onlara takvalarını verdi.

47/18  İlle de o Sa'at'in ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Oysa onun belirtileri gelmiştir. O gelecek olduktan sonra, öğüdü dinlemek onlara ne yarar sağlar ki?



47/33  Ey iman edenler! Allah'a itaat edin ve Resul'e itaat edin. Yaptıklarınızı boşa çıkarmayın.

47/34  Kafir olanlar, Allah'ın yolundan alıkoyanlar; sonra da kafir olarak ölen kimseleri, Allah, asla bağışlamayacaktır.                                                                                                                                                                   

                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                      

48/14  Göklerin ve yerin egemenliği Allah'a aittir. O, hak edeni bağışlar, hak edene azap eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.               

                                                                                                                     

****************       

 

49/10  İman Edenler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah için takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz.

49/11  Ey İman Edenler! Bir halk başka bir halkla alay etmesin. Belki alay edilenler, alay edenlerden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki alay edilen kadınlar, alay edenlerden daha iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fasık olarak nitelendirilmek ne kötüdür. Kim tevbe etmezse işte onlar zalimdirler.

49/12  Ey iman47 etmiş kimseler! Sakının/uzak durun çoğu zandan314; doğrusu bir kısmı zannın314 günahtır; ve casusluk yapmayın/gizlice bilgi edinmeye çalışmayın; ve gıybet315 etmesin bir kısmınız bir kısmı; sever mi biriniz ki yer ölü kardeşinin etini?; öyle ki iğrenç/tiksindirici buldunuz onu; ve takvalı21 olun Allah'a; doğrusu Allah Tevvâb’tır191; Rahîm’dir2.

49/13  Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi kabilelere ve sülalelere ayırdık. Allah'ın yanında en kerim olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.



49/16  De ki: "Dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Allah, göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir."                                     

Not: Dini öğreten Yüce Allah’tır. Dini öğretmeyi kendi üzerine yazmıştır. Peygamberlerin dini olmaz. Yüce Allah onlara dini öğretir. Kanıtlarımız Kur’an’da mevcuttur. Peygamber hadisi deyip peygamberler adına uydurulan sözlerin ne Kur’an’da nede İslam’da yeri yoktur. Eğer yapılması veya yapılmaması gerekli bir şey vardı ise Yüce Allah zaten bunlaru kutsal kitapta bize bildirmiştir. Bundan fazlasını aramak birşeyler eksiltip birşeyler eklemek şirke girer.                                             

49/17  Onlar, teslim olmalarını başına kakıyorlar. De ki: "İslam'a boyun eğdiniz diye, benden minnet beklemeyin. Bilakis, eğer özü-sözü bir kimselerseniz sizi imana erdirdiği için, siz Allah'a minnet duyun."

 49/18 Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı görendir.                                                                                                                         

                                                                                                                                                                                                    

****************                                                                                                                                                                                                  

50/2   Ama kendilerinden bir uyarıcının onlara gelmesine şaşırdılar. Kafirler: "Bu şaşılacak bir şey." dediler.     

50/3   "Biz ölüp, toprak olduktan sonra mı diriltileceğiz? İşte bu mümkün olmayan bir dönüştür." dediler

50/4   Biz, yerin onlardan neyi eksilttiğini elbette biliyoruz. Yanımızda her şeyi kayda alan bir Kitap vardır.

50/5   Ne var ki onlar, kendilerine Hakk gelince onu yalanladılar. Bu yüzden karmakarışık bir durumdalar.

50/6   Öyle ki hiç bakmazlar mı üstlerindeki göğe180 doğru (ki) nasıl bina ettik onu* ve ziynetlendirdik onu*; ve yoktur ona** hiçbir açıklık/aralık/gedik.

*Göğü.                                                                                                                      

**Göğe.                                                                                                           

50/7   Ve yeri; gerdik/uzattık onu*; ve attık onda** revâsiye146; ve bitirdik onda** herbir behîc147 zevceden***.                                                            

*Yeri.                                                                                                                         

**Yerde.                                                                                                                    

***Çiften (erkek/dişi)

147Muhteşem güzel. Şahane, harika. Hoşnutluk veren.                                                           

50/8   Bunları, Allah'a yönelen kulların basiretini açmak ve öğüt olması için yaptık.

50/9   Gökten bereketli su indirdik. Onunla cennetler ve biçilecek ekinler yetiştirdik.

50/10  Ve salkımları üst üste yığılmış, uzun hurma ağaçları.

50/11  Kullar için rızık olarak. Onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte yeniden diriliş de böyledir.



50/15  İlk yaratışta yetersiz kaldık mı ki yeniden yaratılıştan şüphe içindeler!

50/16  Ant olsun ki insanı Biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Ve Biz ona "habl-i verid"ten daha yakınız

50/17  Sağında ve solunda yerleşmiş iki kaydedici, yaptıklarını kayda geçirmektedirler.

50/18  Söylediği her söz, yanındaki hazır gözleyicilerce gözlenmektedir.    

Not: Beynin sağ ve sol tarafına yerleştirilmiş hipokampüslerdir.  Uydurulmuş yat kalk egsersizi olan, gaflet ve aymazlık ibadeti olan bu namaz bitiminde sağa sola selam verirler ya işte hesapta sağ ve sol omuzda oturan melekler var diye hadis uydurmasyonlarından inandıklarıdır.

Aslında bu hipokampüslerde bir melektir. Yüce Allah'ın görevlendirdiği elçilerdir. Görevleri kayıttır. Ama uyduruk hadislerlde sağda solda oturan melek diye geçer ki böyle değildir ve meleklere selam vermek de ne alaka onuda anlamış değilim. Eğer ibadeti Allah için yapıyorsan başka bir şeyi karıştırmaman lazım. Allah'ı çağırıyorsan başka bir şeyi karıştırmaman lazım.

Zaten bu gaflet ve aymazlık ibadeti içinde şirk içeren bir çağrı ile başlar sonra Yüce Allah'ın öğretmediği şekilde abdest ile devam eder Kur'an'da karşılığı olmayan ağız ile niyet ile devam eder sonra Kur'an'da olmayan dua diye yutturdukları şirkle devam eder ve en sonda işte selamla bitirirler.Yani nerden tutarsanız tutun elinizde kalır. Detaylı inceliycez. Ayrıca bu ibadet salatı ikame edenlerin yanında ıslık çalıp el çırparak ibadet ettiğini sananların uyduruk ibadet örneğidir diye söyleyebilirim.   

İKİ ALGILIYICI / SAKLAYICI     



                        

50/19  Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"                                                                                     

                                                                                                                                                                                          

****************                                                                                                                    

                                                                                                 

51/15  Takva sahipleri ise cennetlerde ve pınarlardadırlar.

51/16  Rabb'lerinin kendilerine verdiğini alanlar, daha önce iyi olanlardır.

51/17  Geceleri pek az uyurlardı.

51/18  Onlar seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

51/19  Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı

51/20  Gerçeği kavrayanlar için yeryüzünde nice ayetler vardır.         

51/21  Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor musunuz

51/22  Gökte rızkınız ve uyarıldığınız şeyler vardır.

51/23  Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da o kadar gerçektir.                                                                                                                                                                        

                                                                              

****************                                                                                                                                                                                                                       

52/31  De ki: "Bekleyin! Ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."

52/32  Yoksa onların düşleri böyle mi istiyor? Yoksa onlar azgın bir halk mı?

52/33  Yoksa: "Onu kendisi uydurup söyledi." mi diyorlar? İşin gerçeği, onlar inanmak istemiyorlar.

52/34  Eğer söylediklerinde haklı kimselerse, onlar da onun benzeri bir hadis getirsinler!

52/35  Yoksa onlar, bir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar onlar mıdır?

52/36  Yoksa gökleri ve yeryüzünü onlar mı yarattı? Hayır, onlar gerçeğe ulaşmaya yanaşmıyorlar!

52/37  Yoksa Rabb'inin hazineleri onların yanında mı? Veya kendilerinin her şeye güç yetirebileceklerini mi sanıyorlar?

52/38  Yoksa onların, orada dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri buna dair bir belge getirsinler!

52/39  Yoksa kızlar O'nun da oğullar sizin mi?

52/40  Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir yük altına mı giriyorlar?

52/41  Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?

52/42  Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ne var ki tuzağa düşecek olanlar Kafirlerdir.

52/43 Onlara mı bir ilâh? Allah'tan gayri/başka; Subhân'dır Allah; şirk koştuklarından (ayrıdır).                                                                     

Subhan : 7Tüm isimlerini/sıfatlarını tecelli ettiren.                                                                                                                                           

                                                                                                                     

****************                                                                                                

                                                                                                                                                                                          

53/25  Ahiret de dünya da Allah'ındır.                                                 

53/25 Fe lillahil ahiretu vel ula.                                                                     

                                                                    

Not: Allah'ındır ahiret ve dünya dediğinizde dünya kelimesi ile ayet anlamını çok fazla daraltmış oluruz. Ahirette Allah'ındır ve ula da. Ula kelimesini düşündüğümüzde dünya da bu işin içindedir ama bu işin çok çok çok ufak bir kısmıdır. Ula kelimesinin ayet bağlamı ile ilgili kök anlamlarını verelim ne demek istediğimi anlarsınız.                                                                                          

                                                                    

اول Awl          Elif-Vav-Lam                                                                             

ilk başta,  geri dönmek, atfedilmek, yönlendirmek, sonuçta sonuç , gelmek ya da gitmek, asıl; ilk bölüm, başlangıç; daha önce,önceki, önceki; başlangıcından bu yana,  çok başlangıç; baştan sona, A'dan Z'yeا evvela l-emr ilk başta,başlangıç; her seferinde ilk mevcut; (evvela) an ne zaman, tam olarak ne zaman; en başında; (aḳtara) eskisinden daha fazla                                                                        

                                                                    

Yani ayet bağlamı ve ula kelimesinin kökü ve Kur'an bütünlüğü düşünüldüğünde Yüce Allah bu ayetinde ahiret benim diyor. İnsan için ahiret son olacağından. Sınav bitti ve cezalar alındı.                                                                                

Demek ki ula kelimesi ile de başlangıçta benimdi ve sonda benim diyor en kaba ve kısa tabiri ile. Biraz daha açarsak ayeti ilk de benim sonda benim diyor. En başıda benim sizin için en son olacak olanda benim.                                                  

Ahirette benim sonuçta benim, baştan sona, başlangıçtan ve sizin sonunuza kadar da benim gibi anlamlandırabiliriz. Dünya da bu işin için de olmasına rağmen bu kelimeye dünya deyip geçersek anlamı oldukça daraltmış ve mesajdan uzaklaşmış oluruz. Ayrıca Kur'anda yeryüzü kelimesi fil ard dır ve dunya diye bir kelimede geçmektedir ayette.   

Daha açmak gerekirse; yaratanda benim, hayat veren de benim, sona erdirecek de benim, hayattayken yaşanılan veya yaşanılmayan ne varsa benim, ahiret evrenindeki her şeyde benim. Ben başlatırım ben sonlandırırım. İlki ben belirlerim sonu da ben belirlerim. Başlangıcın öncesi de, başlangıç da, bitiş de, bitişten sonrası da ve ondan sonrası da benim diye anlamlandırabiliriz.

Ve bu yukarıdaki çıkarım anlamlarını çok daha fazla çoğaltabiliriz. Bu kadarını ayetin ve Yüce Allah’ın gücünün, kuvvetinin, dengi olmamasının, tek ilah oluşunun, sıfatlarını tecelli ettiren oluşunun, öğretilerinin ufak bir özeti gibi düşünebiliriz.                                                                                                            

Dip Not : Düzgün meal verilmediğinde işte tüm bu öğretiler tecelli etmiyor. Ayette yazmayan kelimeyi dünya diye anlamlandırırsa meal veren, tüm bu öğretilerden, ayetin tecellisinden, Rabb’imizin öğretisinden nasiplenemiyoruz.                                  

53/33  Peki, yüz çevireni görüyor musun?

53/34  Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?

53/35  Yoksa o gaybın bilgisine sahip de onu mu görüyor?


53/38  Gerçek şu ki, hiçbir günahkar, başka bir günahkarın yükünü yüklenemez

53/39  Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.       

53/40  Ve onun çalışması yakında görülecektir.

53/41  Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.

53/42  Sonunda dönüş yalnızca Rabb'inedir.

53/43  Güldüren de ağlatan da O'dur.

53/44  Öldüren de dirilten de O'dur

53/45  O, erkek ve dişi çiftler yarattı.

53/46  Atıldığında, nutfeden.

53/47  Ve kuşkusuz bundan sonraki diriltme de yalnızca O'na aittir.

53/48  Zenginlik veren de O'dur, sınırlayan da.

53/49  Şi'ra'nın Rabb'i de O'dur.         

 

53/61  Ve siz gaflete dalanlarsınız!

53/62  Öyleyse secde12 edin Allah'a; ve kulluk46 edin.                                                                                                                                                      

                                                                                                                                                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                       

55/7   Ve gök180*; yükseltti231 onu (göğü); ve koydu mizanı228.      

*Evren                                                                                                                                  

55/8   Ki aşmayın sınırı* mizanda228.                                                 

*Yüce Allah'ın evrene koymuş olduğu sabitler (55:7) evrenin bir denge içinde akıp gitmesini sağlar. Ayette insanoğluna çok  önemli bir uyarı yapılmaktadır. Evrenin bu sabitlerle oluşmuş olan dengesinin sınırlarının aşılmaması gerektiği bildirilmektedir. Mutlak ki Yüce Rabbimiz doğru söylemiştir. İnsanların Rahman'ın uyarısını dinlemediği de ortadadır. Atmosferse atom bombası patlatan bu tür Rabbinin emrini çiğnemiştir. Tek tanrıcılar olarak; sadece Kur'an diyen kimseler olarak Rabbimizin emrine uymalıyız. Dünyamızın dengesini bozmamalıyız. Düzeltmek için çalışmalıyız.                            

55/9   Ve ayağa kaldırın/dikin229 vezni790 eşitlikle230; ve hüsrana neden olmayın mizanda658.                                                                                    

                                                                                                                                                                      

****************                                                                                                                                                                                                                      

56/57  Sizi Biz yarattık. Bu gerçeği hala kabul etmeyecek misiniz?

56/58  Öyleyse akıttığınız şeyin ne olduğunu hiç düşündünüz mü?

56/59  Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan Biz miyiz?

56/60  Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Kimse Bizi engelleyemez.

56/61  Yapınızı değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun değiliz.

56/62  Ant olsun ki ilk meydana getirmeyi bildiniz. Düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?

56/63  Ektiklerinizi görmüyor musunuz?

56/64  Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?

56/65  Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız. 

56/66  "Gerçekten borçlandık;"

56/67  "Doğrusu, yoksun bırakıldık."

56/68  Peki, içtiğiniz suya hiç baktınız mı?

56/69  Onu bulutlardan indiren siz misiniz, yoksa indiren Biz miyiz?

56/70  Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna şükretmeniz gerekmez mi?

56/71  Gördünüz mü ateşi? Ki tutuşturursunuz.

56/72  Sizler mi inşa ettiniz ağacını onun; yoksa biz mi inşa edenleriz?       

56/73  Biz; yaptık onu bir hatırlatma/öğüt; ve meta54; güç/takviye sahibi olanlar için.

56/74  Öyle ki tesbih31 et adıyla/ismiyle49 Rabbinin; azîm94.

56/75  Hayır, yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;

56/76  Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.

56/77  Doğrusu o mutlak kerim/şerefli bir Kur’an’dır.

56/78  Bir kitaptadır meknûn579.                                                         

579Gizli, saklı, masun.                                                                                                           

56/79  Temas edemez ona (Kur'an'a) temizlenenler dışında.

56/79 Ona arındırılmış olanlardan başkası dokunamaz. (bu şekilde de çevirilir)

Not: Bu ayette anlatılan Kur’an’a abdestsiz dokunulmuaz ASLA değildir. Kur’an’a dokunmak demek, arınarak dokunmak demek Kur’an’ı, Kur’an ile anlamak demektir. Kur’an harici din adına tüm herşeyden, tüm bilgilerden, tüm hükümlerden sıyrılıp yalnız dini Allah’a has kılmak, dini yalnız Kur’an’dan öğrenmek demektir. Ne eksiği ile ne de fazlası ile. Ne ekleyerek ne çıkararak. Kul olmanın kurallarını sadece Kutsal kitaptan öğrenmek, Allah’ı birlemek, tevhid inancını ilke edinmek, dinin sahibinin ve öğreticisinin yalnız Yüce Allah olduğunu bilmek, tek hüküm koyucu sadece Yüce Allah olduğun bilemek demektir.

Eğer bir kişi kafasında zanlar, söylentiler, ata dini gibi uydurmasyonlarla Kur’an okursa Kur’an’a bu kafasındakileri söylettirir, bu kafasındakileri arar, bu kafasındakilere göre anlamlandırır, meal verenlerde de durum bu şekildedir.

O zaman kişi Kur’an’ı Kur’an ile anlamaz, kafasındaki uydurmalara göre anlar, o zaman da Kur’an’a arınamadan dokunur, yani dokunamaz yani Kur’an’ı ıskalar.

Asla Yüce Allah aslında ne demiş anlayamaz.

Örnek ayetlerde her gördüğü secdeye, kıyama, ruküya işte bu namaz der. Oysa Yüce Allah tüm kavramları açıklamıştır. Eğer bu kavram için Yüce Allah ne demiş bize nasıl öğretmiş ona bakmazsa işte kafasındaki uydurmasyona göre Kur’an’ı anlamlandırmaya çalışır ve tamamen ıskalar.

56/80  Bir indirilmedir alemlerin203 Rabbinden4.

56/81  Öyle ki bu hadise/söze mi sizler mudhinsiniz?580

580Yaltaklananlar, riyakar/iki yüzlü yalakalar, iki yüzlü yağcılar.                                               

Not: Yani Kur'an'da Yüce Allah bu alemlerin Rabb'inden indirilmedir dediği halde, bu sözümü yalanlıyor, alay ediyor, sırt dönüyor, görmezden geliyor, hafife alıyor, umursamıyor, örtmeye çalışıyorsunuz tarzında sorular sorarken ayetin anlamında hem ikaz, hem öğüt, hem kınama, hem tenkit, hem hesap sorma, hem karşılıklarını alacakları bildirgesi ve daha fazlasıyla beraber bir çok öğreti ile berebar Kur'an'ın diğer her şeye üstün olduğu vurgusunuvda yapmaktadır.                               

Ayrıca Sizi ben yarattım, her şeyi ben yarattım, her şeyi en iyi ben bilirim, bu kitabı da, bu kitabın içindeki sözlerivde ben size indirdim, bunlar en güzel ve en doğru sözlerdir. Buna rağmen nasıl bu sözlere sırt çevirir, görmezden gelir, yok sayar, yalanlarsınız. Oysa ki kurtuluşunuzun da, süresiz azabınızın da anahtarı daha size lazım olacak tüm öğretiler ile birlikte bu Kerim Kur'an'ın içindedir diye mesajını da alıyoruz. Ve başka hiçbir şeye ihtiyacımız olmadığı gerçeğini de gene açık bir şekilde anlarız.                 

56/82  Verilen rızıklara yalanlayarak mı karşılık veriyorsunuz?

56/83  Can boğaza dayandığı zaman;

56/84  O zaman bakınıp durursunuz.

56/85  Biz ona sizden daha yakınız fakat siz göremezsiniz.

56/86  Mademki hesap sorulacak kimseler değilsiniz,

56/87  Eğer doğrulardansanız, onu geri çevirmeniz gerekmez mi?                                                                                                                                     

                                                

****************                                                                                                                                                                     

57/1   Tesbih57 etti Allah'ı göklerdeki; ve yerdeki; ve O; Azîz'dir37; Hakîm'dir9.

57/2   O* (ki) Evvel'dir894; ve Âhir'dir895; ve Zâhir'dir896; ve Bâtın'dır897; ve O* (ki) her bir şeye bir Alîm'dir8.

*Allah.

57/3   O, Evvel'dir ve Ahir'dir; Zahir'dir, Batın'dır. Ve O, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

57/4   O, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra arşa isteva etti. O, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve ona yükseleni bilir. Ve nerede olursanız olun,

57/5   O, sizinle beraberdir. Allah, Yaptıklarınızı En İyi Gören'dir.

57/6   Göklerin ve yeryüzünün mülkü O'nundur. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür.

57/7   Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar. O, göğüslerin özünü en iyi bilendir.



57/11  Kim ki Allah'a iyi bir ödünç verirse, Allah, ona karşılığını katlayarak verir. Ve onun için şerefli bir karşılık vardır.


57/17  Bilin ki yeryüzünü ölümünden sonra dirilten Allah'tır. Aklınızı kullanırsınız diye ayetleri sizin için açıkça ortaya koyduk.

57/18  Sadaka veren erkeklerin, sadaka veren kadınların ve Allah'a iyi bir ödünç verenlerin, verdikleri katlanarak geri ödenir. Ve ayrıca onlar için çok şerefli bir ödül vardır.


57/23  Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

57/24  Böyleleri cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını tavsiye ederler. Kim yüz çevirirse bilsin ki Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.


57/29  Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu hak edene vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.                                                                                      

                                                                                                                                                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

58/5   Kanıt içeren açıklayıcı ayetler indirmiş olduğumuz halde, Allah'a ve Resul'üne muhalefet edenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.

58/6   Allah, onları dirilteceği gün, kendilerine yaptıklarını haber verecektir. Allah, onların unuttuklarını tek tek sayacak. Allah, Her Şeye Tanıktır.     

58/7   Allah'ın gökte ve yerde olan her şeyi bildiğinden haberin yok mu? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüleri kesinlikle O'dur. Beş kişinin, O altıncısıdır. Bundan az veya çok olsunlar ve nerede olurlarsa olsunlar O, kesinlikle onlarla beraberdir. Sonra Kıyamet Günü, yaptıkları şeyleri onlara haber verecektir.Kuşkusuz Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.


58/9   Ey İman Edenler! Bir araya geldiğiniz zaman, aranızda günah, düşmanlık ve Resul'e karşı gelmek amacıyla görüşme yapmayın. Görüşmelerinizi birr ve takva konusunda yapın. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı takva sahibi olun.

58/10  Kuşkusuz gizlilik içinde yapılan görüşmeler, İman Edenler'i üzmek için şeytancadır. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça onlara bir sıkıntı verecek değildir. Öyleyse Mü'minler Allah'a tevekkül etsinler.

58/11  Ey İman Edenler! Meclislerde size: "Yer açın!" denildiği zaman, hemen yer açın. Allah da size yer açar. "Dağılın!" denildiği zaman da hemen dağılın! Allah,      sizden iman edenlerin ve ilim verilmiş olanların derecelerini yükseltir. Allah, yaptığınız Her Şeyden Haberdardır.


58/18  O gün Allah, onların tamamını yeniden diriltecek. O zaman, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin edecekler. Böylece bir şey elde edeceklerini sanacaklar. Dikkat edin! Onlar, kesinlikle yalancıdırlar.

58/19  Şeytan onları kuşattı. Böylece Allah'ın öğüdünü onlara unutturdu. Onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları kesinlikle kaybedenlerdir.                                                                                                                                                       

                                                

****************                                                                                                                                                                                                                       

59/13  Onların yüreklerinde, Allah'a olan korkudan daha fazla size olan korku vardır. Bu onların, gerçeği kavramayan bir halk olmalarındandır.


59/18  Ey İman Edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun! Herkes yarın için ne hazırladığına baksın! Allah'a karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

59/19  Allah'ı umursamayan, böylece kendileri ile baş başa kalan kimseler gibi olmayın! İşte onlar fasıklardır.

59/20  Cehennemlikler ile Cennetlikler bir değildir. Cennetlikler, kurtuluşa eren kimselerdir.


59/22  O, kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır. Görünmeyeni ve görüneni bilendir. O, Rahmeti Bol ve Kesintisiz Olan'dır.

59/23  O; Allah'tır; ki yoktur ilâh74 O'nun dışında; Melik'tir96; Kuddûs'tür97; Selâm'dır98; Mûmin’dir99; Muheymin'dir100; Azîz'dir37; Cebbâr'dır101; Mutekebbir'dir102; Subhân'dır7Allah; şirk koştuklarından71 (ayrıdır).      

96Hükümdar/hünkâr.                                                                                      

97Mukaddes/kutsal.                                                                                                   

98Esenlik-güven bahşeden.                                                                                        

99İtimat-eminlik bahşeden.                                                                 

100Koruyucu/kollayıcı.                                                                                               

37Güç yetiren.                                                                                                   

101 Zorla düzelten, zorlayan, mecbur eden, güçlü davranan, ağırlığını koyan, dev, devasa, gücünü zalimleri dize getirmek için kullanmaktan çekinmeyen.                                      

102Büyüklenen.                                                                                                                     

7Tüm isimlerini/sıfatlarını tecelli ettiren.                                                                                   

59/24  O; Allah’tır; Hâliktir103; Bârî'dir104; Musavvir'dir105; O'nadır güzel isimler49; tesbih57 ederler O'nu göklerdeki ve yerdeki; ve O (Allah); Azîz'dir37; Hakîm'dir9.                                                                                                      

103Yaratan.                                                                                                               

104Başlatıp yapan.                                                                                        

105Şekillendiren/biçimlendiren.                                                                       

37Güç yetiren.                                                                                                           

9Bilge/bilgelikle hükmeden.                                                                                                                                                                    

****************                                                                                                

                                                          

60/5   Rabbimiz4! Yapma bizleri bir fitne610 kâfirlik25 etmiş kimseler için; ve mağfiret319 et bizlere; Rabbimiz4! Doğrusu sen; sensin Azîz37; Hakîm9.                                                                                                                                                                   

****************                                                                                                                                                                                                                      

61/5   Hani Musa, halkına: "Ey halkım! Benim, size Allah tarafından gönderilen bir Resul olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Ne zaman ki onlar eğrildiler, Allah da onların kalplerini eğriltti. Allah, fasıklar topluluğuna doğru yolu göstermez.


61/10  Ey İman Edenler! Size, can yakıcı bir azaptan kurtaracak, kazançlı bir ticaretin yolunu göstereyim mi?

 61/11 Bu, Allah'a ve Resul'üne iman etmeniz; Allah yolunda, mallarınızla ve canlarınızla cihad etmenizdir. İşte bu, eğer bilirseniz sizin için hayırlı olandır.

 61/12 Sizin suçlarınızı bağışlar ve sizi içinden nehirler akan Cennetlere koyar. Ve sizi, Adn Cennetler'inde, hoş meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.                                                                                                  

                                                                                                                                                                      

****************                                                                                                

                                                

63/9   Ey İman Edenler! Mallarınız ve çocuklarınız, sizi, Allah'ın öğütlerini dinlemekten alıkoymasın. Kimler bunu yaparsa, bilsinler ki asıl kaybedenler onlardır.

 63/10 Herhangi birinize ölüm gelip çatıp da "Rabb'im! Ölümümü yakın bir zamana kadar ertelesen de böylece ben de sadaka versem ve iyilerden olsam."demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden karşılıksız yardımda bulunun.

 63/11 Allah, süresinin sonu gelmiş hiç kimseyi asla ertelemez. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.                                                                                   

                                                

****************                                                                                                                                                                                                                      

64/1   Göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'ı tesbih eder. Mülk yalnızca O'nundur. Hamd O'nadır. O'nun gücü her şeye yeter.

64/3   Gökleri ve yeri Hakk ile yarattı. Size, en iyi biçimle biçim verdi. Ve dönüş yalnızca O'nadır.                                                                                          

Not: Erkek çocukları sünnet ettirenlere gelir ayet. Birde sanırım kız çocukların sünneti mevzusu varmış.                                                          

64/4   Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Allah, göğüslerin özünü en iyi bilendir.

 64/5  Kafirlerin yaptıkları şeylerin bedelini nasıl ödediklerinin haberi size gelmedi mi? Onlar için acı bir azap vardır.


64/9   Toplanma günü için sizi bir araya toplayacağı gün, işte O Gün aldanma günüdür. Kim Allah'a iman eder ve salihatı yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinde kesintisiz olarak, sürekli kalacağı, içinden nehirler akan Cennetlere koyar. İşte bu, büyük kurtuluştur.

 64/10 Kafirlik eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar; işte onlar, ateş halkıdırlar ve orada sürekli kalacak olanlardır. O, ne kötü bir varış yeridir.


64/14  Ey İman Edenler: Doğrusu, eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olabilir. Onlara karşı dikkatli olun. Eğer affeder, kusurlarını görmezden    gelirseniz ve bağışlarsanız, bilin ki kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

64/15  Mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir fitnedir. Büyük ödül, Allah'ın yanındadır. 

64/16  Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takva sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

 64/17 Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, onu size kat kat fazlasıyla geri öder ve sizi bağışlar. Allah; Çok Şükreden'dir, Çok Hoşgörülü'dür.

 64/18 Görünmeyen ve görünen her şeyi bilendir. Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.                                                                                          

                                                                                                                                                                                

****************                                                                                                                                                                                                   

65/10  Adetledi* Allah onlara şiddetli bir azabı; öyle ki takvalı21 olun Allah’a ey elbâb88 sahipleri; iman47 etmiş kimseler! Muhakkak indirdi Allah üzerinize bir zikir78.                                                                                                          

                                                                                        

****************                                                                                                

 

66/2   Ey Nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek, Allah'ın helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun? Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.                                                                                               

Not: Hüküm koyma yalnız Yüce Allah'ındır. Helali, haramı, sevabı, günahı, azabı, ödülü ancak Yüce Allah belirler. Ayrıca insanların toplumsal yaşayışı ve toplumsal davranışları ve din de bir çok şeyinde genel çerçevesini çizer. Allah harici asla hiçbir şey dinde hüküm koyamaz. Bu hükümleri de kutsal kitaplarla Yüce Allah bizlere bildirir. Kutsal kitap dışına çıkılırsa şirk olur, tüm yapılanlar boşa gider, kişinin yeri net ve kesin olarak süresiz kalmak üzere cehennem olur. Bunlar ashabı meşemedir, bunların kitapları siccindedir.

Peygamberin dine bir şey ekleme, çıkarma, hüküm koyma v.s. gibi bir görevi de yoktur, yapmaz da, yapamaz da, Yüce Allah izin de vermez. Din yalnız Yüce Allah’ındır. Elçi sadece Yüce Allah’tan aldığı vahyi deklere eder. Hükümler kitaptadır. Herhangi bir nebi veya resul Yüce Allah’tan vahiy aldıysa ve bu kutsal kitapta yoksa bu vahiy inananları bağlamaz. İman edenler bundan sorumlu tutulmaz, tutulamaz.

Aksi söylenirse Yüce Allah’ın adaletinden söz edilemez, kutsal kitabın gelmesinin amacı kalmaz, dini peygamber Allah’a öğretmiş olduğuna inanılır, peygamberi Allah ile beraber ilah edinilmiş olur, tek hüküm koyucu Allah olmamış olur ve bir çok şey daha……                                                                                            


66/6   Ey İman Edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı, yakıtı taşlar ve insanlar olan ateşten koruyun. Onun üzerinde, Allah'ın buyruklarına karşı gelmeyen ve buyrulan şeyi yapan çok güçlü ve acımasız melekler vardır.

66/7   Ey Kafirler! Bugün özür dilemeyin! Siz, yalnızca yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.

66/8   Ey İman Edenler! Öğüt veren bir tevbe ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O Gün Allah, Nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.



66/10  Allah, Kafirlere Nuh'un ve Lut'un hanımlarını örnek verdi. İkisi de iyi kullarımızdan iki kulumuzla evliydiler. Fakat onlara hainlik ettiler. Bu yüzden Allah'tan gelen şeye karşı, kocalarının onlara bir faydası olmadı. Onlara: "İkiniz de girenlerle birlikte ateşe girin." denildi.

66/11  Allah, iman eden kimselere, Firavun'un hanımını örnek verdi. Hani o, "Rabb'im! Katında, benim için Cennet'te bir ev yap. Beni Firavun ve yaptıklarından kurtar. Ve zalimler topluluğundan beni kurtar." demişti.                                                                                                                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                      

67/1   Mutlak egemenliği elinde bulunduran Allah, ne kutludur! O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

67/2   Hanginizin daha iyi iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır

67/3   Gökleri yedi tabaka halinde yaratan O'dur. Rahman'ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Bak bakalım, işleyiş yasalarında bir uygunsuzluk görebilecek misin?

67/4   Sonra, tekrar tekrar bir daha bak! Gözlerin, bitkin ve aradığını bulamamış bir halde sana geri döner.

67/5   Ant olsun ki Biz, yakın gökyüzünü kandillerle süsledik. Onları, şeytanlar için asılsız şeyler söyleme malzemesi yaptık. Onlar için ateşin azabını hazırladık.

67/6   Kafirler için Cehennem azabı vardır. Ve o, ne kötü varış yeridir.



67/12  Rabb'lerine gizlide içtenlikle saygı duyanlara ise bağışlanma ve büyük ödül vardır.

67/13  Sözünüzü gizleseniz de açığa vursanız da fark etmez; O, göğüslerde olanı En İyi Bilen'dir.

 67/14 Yaratan, yarattığını bilmez mi? O, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

 67/15 Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Artık onun üzerinde dilediğinizce dolaşın ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda dönüş O'nadır.

 67/16 Gökte Olan'ın, sizi yerin dibine batırmayacağından emin mi oldunuz? Bir de bakmışsınız yer sarsılıyor!

 67/17 Ya da gökte olanın üzerinize taş yağdırmayacağından emin misiniz? O halde, uyarımın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.

 67/18 Ant olsun ki, onlardan öncekiler de yalanladılar. Yok saymam nasılmış gördüler.

 67/19 Gökyüzünde sıra sıra süzülerek, kanat çırparak uçanları görmüyorlar mı? Onları havada Rahman'dan başkası tutmuyor. Kuşkusuz O, Her Şeyi Gören'dir.

 67/20 Yoksa Rahman'dan başka, size yardım edecek ordunuz mu var? Kafirler yalnızca bir aldanış içindedirler.

 67/21 Veya O, rızkınızı kesse, size kim rızık verebilir? Bilakis, onlar haddi aşmada ve nefrette ısrar ettiler.

 67/22 O halde, yüzüstü sürünerek giden mi, yoksa dosdoğru yolda düzgün yürüyen mi hedefine varır?

 67/23 De ki: "Sizi biçimlendiren; size işitme, görme ve idrak etme gücü veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz?

67/24  De ki: "Sizi, yeryüzünde çoğaltıp yayan O'dur. Ve O'na toplanıp götürüleceksiniz."



67/29  De ki: "O, Rahmeti Kesintisiz Olan'dır. O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu yakında bileceksiniz."                                                                                                                    

                                                                                                                     

****************                                                                                                                                                                     

                                                                                                           

68/33  İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilenlerden olsalardı.

68/34  Takva sahipleri için, Rabb'lerinin yanında, nimeti bol Cennetler vardır.

68/35  İşte böyle, hiç Allah'a teslim olanları, suçlularla bir tutar mıyız?

 68/36 Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?

 68/37 Yoksa bir kitabınız var da bu bilgileri oradan mı öğreniyorsunuz?

 68/38 İçinde, "Beğendiğiniz şeyler sizindir." yazan bir kitap.

 68/39 Yoksa siz her ne hüküm verirseniz öyle olacak diye, kıyamet gününe kadar geçerli verilmiş bir sözümüz mü var?      

68/40  Onlara sor bakalım: "Böyle bir şeye hangisi garanti verebilir?"

 68/41 Yoksa ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorlarsa ortaklarını getirsinler!

 68/42 O gün sıyrılıp kaldırılır (kas/güç) bacaktan/uyluktan; ve davet edilirler secdeye12; öyle ki itaat edemezler.

 68/43 Alçalmış/kibri kırılmış gözleri onların; yetişir onlara bir zillet; ve muhakkak ki olmuşlardı davet edilirler secdelere12; ve onlar salimler (-di)/sağlıklılar (-dı).

68/44  O halde bu hadisi yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız. 

68/45  Onlara süre tanıyorum. Kuşkusuz, Benim planım çok sağlamdır.

 68/46 Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borca mı giriyorlar?

 68/47 Veya gaybın bilgisine sahipler de oradan mı yazıyorlar?

68/48  Artık Rabb'inin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi gibi olma. Hani o çok üzüntülü ve hüzünlü olarak seslenmişti.



68/51  Ve doğrusu kâfirlik25 etmiş kimseler âdeta/neredeyse mutlak kaydırırlar seni bakışlarıyla; ne zaman ki işittiler zikri78; ve derler doğrusu o (Muhammed peygamber) mutlak bir mecnundur302.

 68/52 Oysaki o, bütün insanlık için öğütten başka bir şey değildir.                                                                                                                                   

                                                

****************                                                                                                                                                                                                                      

72/1   De ki: “Vahyedildi603 bana; ki onu (Kur’an’ı) dinledi cinden bir takım/grup; öyle ki dediler: “Doğrusu biz dinledik bir Kur'an; acayip/şaşılan.”


72/4   "Ve o (kimse) ki, oldu söyler -ahmağımızdır/aptalımızdır- Allah üzerine aşırı/sınır aşan."

72/5   "Ve bizler (cinler) ki; zannettik ki asla söylemez insan ve cin Allah'a karşı bir yalan."

 72/6  *Ve o (olan) ki; oldu insandan adamlar sığınırlar cinden adamlara; öyle ki ziyade ettiler/artırdılar (cinler) onlara (insanlara) aşırı talebi/isteği.            

*Yüce Allah dedi:                                                                                                                   

                                                                    

72/22  De ki: “Doğrusu ben; asla koruyamaz222 beni Allah’tan birisi; ve asla bulamam O’nun astından bir sığınak.”                                                                                                                                                   

                                                                                                                     

****************                                                                                                                                                                                                                      

73/6   Kuşkusuz gece, bir oluşu gerçekleştirmek için söz bakımından daha etkilidir.      

 

Not: Ayette naşietel leyli diye gelir. Gece bir oluşu gerçekleştirmek değil gece kalkışı demek daha doğrudur.                                                                                                                      

Aslında;                                                                                                                     

coşkulu, enerjik, aktif, istekli, hevesli, gayretli, canlı, çevik, neşeli, enerjik olmak, aktif bir şekilde çalışmak ,gibi anlamlara gelir kelimemiz.                                                                                 

Yani gece kalkmak şeklinde anlıyorum ben. En doğrusunu Yüce Allah bilir. Leyl gece demektir. Gecenin de kısımları vardır. Eğer doğru anladıysam, doğru anlamlandırdıysam ve bir kalkma varsa demek ki yatma da vardır öncesinde. Yani güneş battı leyl oldu yatıldı ve leyl devam ederken kalkıldı. Bu zaman dilimi içine sabah salatı da yani salatul fecr de girer. Anlarız ki sabah salatı zamanlarında söz daha etkili olurmuş.

Yani insanların bu zamanlarda dinledikleri sözler veya okudukları sesli şeyler hafızada daha kalıcıdır. Okumakta söze girer şöyle ; Yüce Allah ayrıca ne yüksek nede alçak sesle değil orta bir sesle Salatı ikame etmemizi öğretiyor Kur'an'da. Yani okurken kendimizde duyarız. Bu vakitlerde hem söz bakımından daha etkili oluyormuş bunuda öğretiyor bu ayetinde hemde kendi duyacağımız kadar bir ses ile okursak da beyin dışarıdan gelen sesleri absorve ediyor ve daha odaklanabiliyoruz

Şimdi gece kalkışının söz bakımından etkili olması ve okuduğumuzu kendi duyacağımız ses yüjksekliğinde okumanın bilimsel yansımalarına bakalım;                                                         

 

İsrâ 17/110: “Salatta sesini çok yükseltme, tamamen de kısma; ikisi arasında bir yol tut.” 

Müzzemmil 73/6: “Gece kalkışı daha etkili, söz açısından daha sağlamdır.”                                                                                                                                                                     

 

a) Sesin işitilmesi ve beynin dikkati                                                                                                                                                                                   

İnsan kendi sesini orta düzeyde işittiğinde beynin auditif korteksi daha aktif oluyor. Bu durumda dış sesler bastırılıyor, kişi söylediklerini daha iyi kavrıyor ve hafızasına işliyor. Çok yüksek ses dikkat dağıtır, çok kısık ses ise beynin algısını zayıflatır. Yani “orta yol” tam bilimsel optimum.                                                                                                                                                                                     

                                                                                                                                                                                            

b) Gece vakti ve beynin algısı                                                                                                                                                                                 

Beyin dalgaları (özellikle uyandıktan sonra, sabaha yakın saatlerde) theta ve alfa bandına daha yakın. Bu dalgalar öğrenme, kavrama, ezberleme, yaratıcılık ile ilişkili.   Gece/sabah vakti kortizol (stres hormonu) düşüktür, dikkat dağınıklığı minimumdur. Bu da “sözün daha sağlam yerleşmesi”ni bilimsel olarak açıklıyor.  Araştırmalar gösteriyor ki sabah erken saatlerde yapılan öğrenme, günün ilerleyen saatlerine göre daha kalıcı hafızaya geçiyor.                                                                        

 

c) Uyku sonrası öğrenme etkisi                                                                                                                                                                                         

Uyku sırasında hipokampus bilgileri işler. Uyandığında yeni bilgi alırsan, bu bilgiler boşalmış belleğe daha kolay kaydedilir. Yani “uykudan kalkıp okuma/tefekkür” zihne daha güçlü yerleşiyor.                                                                                                                                                     

                                                          

Sonuç olarak şunu diyebiliriz;

1. Kur'an'da belirtilen ses aralığı, beynin öğrenme için en uygun ses aralığı.                             

2. Gece kalkışı söz bakımından daha sağlamdır → modern nörobilimde “uyku sonrası beyin dalgaları, hafıza konsolidasyonu, dikkat açıklığı” ile destekleniyor.                                                                    

                                              

Kaynaklar:                                                                                                                                                                                       

Madde (a) için                                                                                                                      

Salat konusunda detaylı inceledik. Orda konuşucaz Rabb'im nasip ederse. Bilimsel verilerimizi sunucaz.                                                                                                                                                                                          

Madde b için:                                                                                                                       

Harvard Sağlık sitesinde bir yazı: “Want to improve your memory? Get a good night’s sleep!” – burada diyor ki, facts and skills (bilgi ve beceriler), uykuyu içeren dönemlerden sonra, uykusuz geçirilen döneme kıyasla çok daha iyi korunuyor. Harvard Health           Ayrıca uykunun stage 2 sleep (hafif-orta uyku safhası) sırasında öğrenilenlerin pekişmesinde önemli olduğu belirtilmiş. Harvard Health

Link:     Want to improve your memory? Get a good night's sleep! - Harvard Health                                                                                                                                                                

The Timing of Learning before Night-Time Sleep Differentially Affects Memory Consolidation” başlıklı çalışma: Öğrenmenin gece uyku öncesi yapılmasının, öğrenilen bilgilerin daha iyi pekişmesine yol açtığına dair bulgular içeriyor. PMC                                                                                                                           

                                              

Link:     The Timing of Learning before Night-Time Sleep Differentially Affects Declarative and Procedural Long-Term Memory Consolidation in Adolescents - PMC                                        

                                                                                                                                 

“Sleep’s Crucial Role in Preserving Memory” (Yale) – burada, hipokampus ve korteks arasındaki iletişimin uykuda arttığı, uykunun “off-line” pekiştirme sağladığı,        ayrıca toksik maddelerin (atık metabolitlerin) temizlenmesinde uykunun önemli olduğu belirtiliyor; bu da zihnin sabaha karşı daha “temiz”, dış uyaranlardan daha az etkilenmiş halde olmasına neden oluyor. Yale School of Medicine

                                              

Link:     https://medicine.yale.edu/news-article/sleeps-crucial-role-in-preserving-memory/?utm_source=chatgpt.com                                                                                           

 

Madde c için:                                                                                                                       

                                              

“Learning before bedtime could improve memory – new study” (Loughborough University): Çocuklarda yatmadan önce çarpım tablosu gibi ezber işler yapılmasının, sabah test edildiğinde daha iyi hatırlama sağladığına dair bir araştırma planlanıyor (henüz sonuç tam yerleşmiş değil ama hipotez destekleniyor). lboro.ac.uk                                                                                              

 Ayrıca “Does learning immediately before going to sleep increase the effect?” gibi çalışmalar da var; öğrenme ile uyku arasındaki zamanın kısa olması, belleğin pekişmesi açısından avantajlı görülüyor.                                                                                                                                        

Link:     Learning before bedtime could improve memory – new study | News and events | Loughborough University

 

 

73/17  Eğer Kafirlerden olursanız, çocukların saçlarını ağartan o günden kendinizi nasıl koruyacaksınız?

73/18  Gök, o günün şiddeti ile çatlayıp parçalanacak ve O'nun uyarısı gerçekleşecektir.

73/19  Bu bir öğüttür. Dileyen Rabb'ine götüren bir yol edinir.                                                                                          

                                                                                                                                 

                                                                                                                                 

****************                                                                                                                       

                                                                                                                                             

74/6   Karşılık bekleyerek iyilik yapma.                                                        

****                                                                                                                

19 a işaret edildiğini düşündüğümüz ayetleri (bu sure özelinde) parçalı olarak alıcam. 74. sure komple okunmasını tavsiye ederim. Ben işaret aldığım ayetleri sadece alıyorum. Sizler bakar, sureyi tamamen okur, analitik düşünür kararınızı verirsiniz. 19 sisteminin varlığı ile ilgili ayrıca çalışılması gerekir. Sonra eğer bu sisteme iman edilirse de mümin olmak için ayrıca bu sistem için kanıtlar deliller incelenir. Bu başlık ile ilgili öğüt kısmına girdiğinden ayetlerimiz aşağıdaki gibidir.                               

                                                

74/30  Onun üzerinedir on dokuz!                                                                 

74/31  Cehennem ashabını meleklerden başkasını yapmadık. Onların sayılarını, Kafirler için bir fitneden başka bir şey yapmadık. Kendilerine kitap verilenler; kesin olarak bilsinler, İman Edenler'in imanları artsın. Kendilerine kitap verilmiş iman sahipleri kuşku duymasınlar. Kalplerinde hastalık olanlarla, Kafirler de desinler ki: Allah, bu örnekle ne demek istiyor şimdi? İşte böyle, Allah, hak edeni dalalette bırakır, hak edeni doğru yolu gösterir. Rabb'inin ordularını, kendisinden başkası bilmez.  Bu, beşer için zikirden başka bir şey değildir.

 

74/35  Kuşkusuz o en büyüklerden biridir.

74/36  Beşer için uyarıcıdır;

74/37  Sizden, öne geçmek isteyen için de geride kalmak isteyen için de.                                                                                                                                             

74/49  Onlara ne oluyor ki zikirden yüz çeviriyorlar.

74/50  Sanki ürkmüş yabani eşekler gibidirler;

 74/51 Aslandan kaçan.

 74/52 Hayır! Onların tamamı, kendileri için yazılmış sahifeler gelmesini ister.

 74/53 Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.

 74/54 Hayır! Kuşkusuz, o bir öğüttür.

74/55  Dileyen ondan öğüt alır.

 74/56 Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir ve bağışlamaya ehildir.                                                                                                         

****                                                                                                                                              

****************                                                                                                

 

75/3   Düşünür mü insan ki asla bir araya getirmeyiz onun kemiklerini?

75/4   Evet! Güç yetirenleriz üzerine ki seviyelendiririz/düzenleriz onun parmak ucunu*.                                                                                                      

*Parmak ucunun işaret edilmesi elbette büyük bir mucizedir. Her insanın parmak ucunun onun DNA'sı gibi kendine özgü olduğunun keşfedilmesi Kur'an'ın inişinden sonra gerçekleşmiştir.  

PARMAK UCUNA KADAR            

75/5   Evet! Arzular insan fücûrla440 geçirmeyi kendi önünü/ilerisini*.

*Önündeki zamanı.                                                                                                                

                                                                                                 

75/10  Der insan o gün: "Neresidir firar edilecek yer?"

 75/11 Hayır! Olmaz (bir) sığınak.

 75/12 Senin Rabbine4 karşıdır o gün kararlı yerleşim yeri.

 75/13 Haber verilir insana o gün kademe aldığıyla/kıdemlendiğiyle601 ve terettüp edip geri kaldığıyla601.

 75/14 Evet! İnsan kendi nefsine201 bir görücüdür*.                                     

*Apaçık görür, bakar.                                                                                                                                                                        

75/15  Şayet ortaya atsa da özürlerini.         



75/20  Hayır! İşin doğrusu, siz çabuk geçeni seviyordunuz.

 75/21 "Ahireti de umursamıyordunuz."                                                        

                                      

****************                                                                                                                                                           

76/1   Anılmaya değer bir şey değilken, insanın üzerinden "dehr" den bir zaman gelip geçmedi mi?        

76/2   İnsanı karışık bir nutfeden yarattık. Onu sınava tabi tutacağız; bu nedenle onu duyan ve gören bir varlık yaptık.

 76/3  Ona doğru yolu gösterdik. Ama isterse şükreden, isterse nankörlük eden biri olur.



76/7   Verdikleri sözü yerine getirirler*, kötülüğü salgın bir günden korkarlar. *Allah'ın kullarının özellikleri                                                                           

76/8   İhtiyaçları olmasına rağmen yiyeceği; yoksula, öksüze ve tutsağa yedirirler.

 76/9  Biz, sizi yalnızca Allah için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık veya bir teşekkür beklemiyoruz.

Not: Kafirler ne der ;                                                                                           

36/7 Onlara: "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden ihtiyaç sahiplerine yardım edin dendiği zaman, Kafirler, İman Edenler'e: "Allah'ın dileseydi doyuracağı kimseyi biz mi doyuracağız? Siz ancak apaçık bir sapkınlık içindesiniz." dediler.

76/10  Biz; yüzlerin asık olduğu, belalı, zor günde Rabb'imizin azabından korkarız.

 76/11 Allah da bu nedenle onları, o günün kötülüğünden koruyacak. Ve onları, mutluluk ve sevince kavuşturacak.

 76/12 Sabretmelerine karşılık onları cennet ve ipek ile ödüllendirecektir.


76/27  Onlar çabuk geçen dünyayı seviyorlar, zor günü umursamıyorlar.

 76/28 Onları Biz yarattık. Yaratılışlarını sapasağlam yaptık. Dilersek onları yok eder, yerlerine benzerlerini getiririz.

Not: İnasanın yaratışılı sapasağlamdır. Eksik fazla parçası yoktur. Yüce Allah kusurlu mu yarattı ki erkekler sünnet oluyor?

76/29  Doğrusu bu* bir zikirdir/hatırlatmadır78; öyle ki kim diledi; edinmiştir/tutmuştur Rabbine4 doğru bir yol.

 76/30 Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

 76/31 Hak edeni rahmetine alır. Zalimler için ise acıklı bir azap hazırladı.                                                                                                                         

                             

****************                                                                                                                                                                                                            

78/37  O, göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabb'idir, Rahman'dır. Ondan bir hitaba, hiç kimse güç yetiremez.

 78/38 O gün, o ruh ve o melekler saflar halinde hazır bulunur. Rahman'ın izin verdiklerinden başkası konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

 78/39 İşte bu Hakk gündür. Dileyen Rabb'ine varan bir yol edinir.

 78/40 Sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin yaptıklarıyla karşı karşıya gelecek ve Kafir kimse: "Keşke toprak olsaydım." diyecek.            

                                                                                                           

****************                                                                                                                                                                                                                      

79/27  Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü bina etmek mi? 

79/28  Onu yükseltti ve düzene koydu.

 79/29 Gecesini kararttı, gündüzünü aydınlattı.

 79/30 Yeryüzünü yayıp yuvarlattı.

 79/31 Ondan suyunu ve yeşilliğini çıkardı.

 79/32 Ona dağlar yerleştirdi.

 79/33 Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.



79/38  Yalnızca dünya hayatını tercih etmişse,

 79/39 Kuşkusuz Cehennem onun için barınaktır.

 79/40 Fakat Rabb'inin huzurunda suçlu olmaktan korkarak, kendisini hevasından uzak tutana,

79/41  Cennet onun için barınaktır.                                                               

                                                                                                                     

****************                                                                                                                                        

80/17  O insan kendisini mahvetti, o ne kadar da nankördür.

 

80/23  Hayır! Ona buyurduğu şeyi yerine getirmedi.

 80/24 O insan yiyeceğine bir baksın!

80/25  Suyu nasıl akıttıkça akıttık.

 80/26 Sonra yeri yardıkça yardık.

 80/27 Böylece orada taneler yetiştirdik;

 80/28 Üzümler, sebzeler,

80/29  Zeytinler, hurmalar,

80/30  Dalları iç içe girmiş bahçeler,

 80/31 Meyveler ve otlaklar.

 80/32 Size ve hayvanlarınıza geçim olarak.

 80/33 Fakat o kulakları sağır edici ses geldiği zaman

80/34  O Gün insan kardeşinden kaçar;

 80/35 Annesinden ve babasından,

 80/36 Eşinden ve çocuklarından.

 80/37 Onların hepsinin O Gün başından aşkın uğraşısı vardır.                    

                                                                                        

****************                                                                                                                                                                                                                      

82/6   Ey insan! Ne aldattı seni Kerîm858 Rabbine4 (karşı).

 82/7  Yaratandır seni; öyle ki düzenledi/seviyelendirdi seni; öyle ki adaletledi* seni.

 82/8  Hangi surette* dilediyse terkipledi859 seni.

82/9   Hayır*! Evet**; yalanlarsınız860 dini.                                        

*Durum sandığınız gibi değil!                                                                                      

**Bilakis.                                                                                                                               

82/10  Ve doğrusu üzerinizedir mutlak muhafaza* edenler.                

*Koruyan.                                                                                                                              

82/11  Şerefli kâtipler861.         

82/12  Bilirler faaliyet ettiğinizi.

 82/13 Doğrusu ebrar862 mutlak içindedir bir nimet757.

 82/14 Ve doğrusu fâcirler585 mutlak içindedir cahîm808.

808Yangın, yanan, cehennem yangını, cehenneme ait.                                                           

82/15  Sallanırlar ona* din günü109.                                                    

*Cahîme.                                                                                                                               

82/16  Ve değildir onlar ondan* gayb62 olanlar**.                               

*Cahîmden.                                                                                                   

**Gizlenemezler.                                                                                                

82/17  Ve ne idrak657 ettirdi sana nedir din günü109?

 82/18 Sonra; ne idrak657 ettirdi sana nedir din günü109?

 82/19 Gündür (ki) malik* olamaz bir nefis201 bir nefse201 bir şey**; ve emir*** o gün Allah’adır.                                                                               

*Sahip, güç yetirir.                                                                                         

**Şeytânın en büyük aldatmacası olan şefaat inancı da bir şey olduğu için kimse başka bir kimseye şefaat edemez. Fayda veya zarar veremez.                                                               

**Buyruk.                                                                                                          

  ŞEFAAT ALDATMACASI   

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1

ŞEFAAT ALDATMACASI - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2                                                                                                                    

****************                                                                                                                                                                               

83/1   Vay haline mutaffifînin584.                                             

584Eksiltenler, azaltanlar, ölçüde küçültenler.                                                                         

83/2   Kimselerdir (ki) ölçtükleri zaman insanlara karşı* tam/kusursuz olurlar.

*İnsanlardan bir şey alırken.                                                                                       

83/3   Ve ölçtükleri zaman onlara* veya tarttıkları (zaman) onlara* azaltırlar/eksiltirler.                                                                

*İnsanlara bir şey verirken/sunarken.                                                                                      

83/4   Zannetmez* mi o? Şunlar; ki onlar diriltilenlerdir**.                           

*Sanmaz mı?                                                                                                                         

**Ahiret evreninde yerden oluşturulan bedene bilincin tekrar yüklenmesiyle gerçekleşen canlanma, dirilme.                                                                                                                  

83/5   Büyük bir gün için.

 83/6  Gündür (ki) kıyam143 eder insanlar alemlerin203 Rabbine4.                                                                                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                      

84/6   Ey insan!  Doğrusu sen bir çabalayansın Rabbine4 doğru bir çaba (-yla); öyle ki bir karşılaşansın O’na*.                                         

*Rabbine.                                                                                                                              

 

84/20  Öyle ki nedir onlara (ki) iman47 etmezler?

Not: Rabb'im soruyor neden iman etmezler diye. Elbette Rahman biliyor, elbette Rahman'ın dilemesidir ama neden ayet soru şeklinde geliyor. Çünkü ayet inanmayanların kendini sorgulamasın, inananların bu konuyu düşünmelerinin sorgusu, öğüdü, vurgusu, öğretisidir. Konu önemlidir aşağıda biraz bilgi vereyim.                                                                                               

84/21  Ve kıraat578 edildiği zaman üzerlerine Kur'an850 secde12 etmezler.

84/22  Evet! Kâfirlik25 etmiş kimseler yalanlarlar244.                                                                                                                            

84/23  Ve Allah daha iyi bilendir kavradıklarını/algıladıklarını.

84/24  Öyle ki müjdele onları elim bir azapla.

84/25  Dışındadır kimseler (ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18; onlaradır bir ecir820; olmayan bir kesinti/zayıflama851.                                                  

         

****                                                                                                                

84/20 ayeti ve bu tarz soru şeklinde gelen ayetler hakkında genel bilgi :

 

Bu tarz sorular Kur’an’da çok sık görülür. Asıl amaç, karşıdakine doğrudan cevap beklemek değil, onları kendi içlerinde sorgulamaya, inananları da düşündürmeye yöneltmektir.                                                                 

                                                                         

1. Allah’ın zaten bilmesi meselesi                                                                                                                                                                                              

Yüce Allah kimin iman edip etmeyeceğini elbette bilir. Kendi bilgisindedir, ilmi her şeyikuşatır. Dolayısıyla Yüce Allah'ın her hangi bir şeyden habersiz olduğu anlamına ASLA gelmez.                                                         

Amaç insanın kendi inkarını (bu ayet özelinde) yada kendi yapmış olduğu bir şeyi fark etmesi için bu şekilde edebi bir eser olarak Kur'an'da kendini gösterir.                                                                                                  

Ayet özelinde referans alırsak İman etmezler mi? İfadesi ellerinde bunca kanıt varken hala iman etmeyecekler anlamındadır. Bu referans noktasını bu tarz ayetler için alıp analitik düşünüp çıkarım yapabiliriz.                        

                                                                         

2. Soru şeklinde gelmesinin hikmeti                                                                                                                                                                                                      

Sorgulama etkisi: Düz bir cümleyle “Onlar iman etmezler.” denilseydi, bu sadece bir tespit olurdu. Ama soru şeklinde sorulduğunda, kişinin iç dünyasında yankı uyandırır, kişi belki kendine bunu sorar, kendini sorgular.

İnkârcıya yöneliş: Bu soru, inkârcının kendi tutumunu sorgulamasına zemin hazırlar.                                

İnanana öğüt: İnanan biri bu soruyu okuduğunda, “Demek ki iman etmek bu kadar açık bir gerçek, buna rağmen direnenler var.” diye düşünüp hem şükreder hem de ibret alır.                                                           

                                                                         

3. Vurgu ve öğreticilik                                                                                                      

                                                                         

Anlam içine anlam, öğüt içine öğüt katar. Sorunun amacı, sadece bir sorgulama değil, aslında sorgulama da değildir. Bir vurgu yapmaktır. “Artık iman etmeleri gerekmez mi?” anlamına gelir.                               

Bu aynı zamanda bir öğreti yöntemidir. Çünkü soru sorma, insan zihnini pasiflikten çıkarır, onu düşünmeye ve cevap aramaya zorlar. Kur’an’ın üslubu bu yüzden çok güçlüdür.                                                                        

                                                                         

4. Dileme (Allah’ın meşieti) ile bağlantı                                                                                                                                                                                                

Allah’ın dilemesi, insanın iradesiyle birlikte işler. Allah dilerse hidayet verir ama insanın kendi yönelişi de önemlidir. Hak etmesi ile doğru orantılıdır.                                                                                                                 

 “İman etmezler mi?” sorusu bu açıdan hem Allah’ın dilemesini hem de kulun sorumluluğunu aynı anda düşündürür.                                                                                                                                                           

Sonuç olarak Kur'an'da bu tarz gelen ayetler için inkarcının kendini sorgulaması için bir uyarı bir kavrama arttırılması, iman edenin ise inanmasının değerinin artması, inanmayan tarafı düşünmesi, kendini sorgulaması gibi bir çok vurgular, düşünseller oluşturur. İnsanın kendini silkelemesi ve doğruya klavuzlanması noktasında önem taşır. Normal bir iman etmezler yada iman etmedilerden çok daha etkili bir anlatımdır.                                                                                                                                                                                                   

Ayrıca inkârcının tutumunu kınamak, inananın ise ibret almasını sağlamak da bu soru sınıfına girer.

                                                                         

Bu soru sınıfı için diyebilir ki ;

Vurgu yapar → Normal bir cümleden daha güçlü etki bırakır.                          

Okuyucuyu/karşıdakini sorgulatır → Kendi içinde cevap aramasını sağlar.                                                                                                                                                                                                                 

Öğretici olur → Doğrudan emir veya tespitten daha kalıcı bir etki oluşturur.                                               

*****                                                                                                                                                                      

****************

                                                                         

                                                                                                                     

89/15  Öyle ki insan ancak; ne zaman belalandırdı onu Rabbi4; öyle ki ikram etti ona; ve nimet verdi ona; öyle ki der (o): "Rabbim4 ikram etti bana."

 89/16 Ve ancak; ne zaman belalandırdı onu; öyle ki ölçeklendirdi onun üzerine rızkını onun; öyle ki der (o): "Rabbim4 garaz* etti bana"                                     

*Kin duymak.                                                                                                                         

89/17  Hayır! Öyle! (ki sizler) ikram etmezsiniz yetime.

 89/18 Ve gayret etmezsiniz yemeği üzerine miskinin113.

 89/19 Ve yersiniz mirası büsbütün/topyekûn* bir yeme (-yle).                     

*Bir araya getirip, toplayıp. Parçasını ihtiyaç sahiplerine dağıtmadan.                                        

89/20  Ve seversiniz malı bir sevgi (-yle) topluca.



89/24  Der: "Ey bana (ki) keşke kademe/kıdem* alsaydım hayatım** için."   

*İnsana çalıştığından başkası yoktur. Rabbi katında kıdem/kademe alanlar tek tanrıcı olup Yüce Allah'ın dosdoğru yolunda ilerleyenlerdir. Sadece Kur'an diyenlerdir. Sadece kutsal kitaplar demiş olanlardır. İbrahim'in milletine tabi olmuş olanlardır. Bu kıdem alma sonsuz bir yaşamın kalitesini direkt olarak etkilemektedir.                                                                                                              

                                                          

89/27  Ey mutmain377 nefis201!

 89/28 Dön* Rabbine4; razı olmuş; razı olunmuş (olarak).                             

*Mutmain olmuş nefis.                                                                                          

89/29  Öyle ki gir kullarım içine.         

89/30  Ve gir cennetime.                                                                      

                                                          

****************                                                                                                                                                                                                                      

90/4   Ant olsun yarattık insanı bir kebedte826*.                                          

826İç ve orta kısımda, zorlukta, katlanmada, zorluklara dayanmada.                                         

90/5   Düşünür mü ki asla güç yetiremez onun üzerine birisi?

 90/6  Der ki: "Helak ettim yığın (-la) mal."

 90/7  Düşünür mü ki asla görmez onu birisi?

 90/8  Hiç yapmaz mıyız ona iki göz?

****

90/9   Ve bir dil; ve iki dudak.

KISA AÇIKLAMA : Yüce Allah bir dil ve iki dudak diye işaret ettiğinden, neden dili ve dudağı işaret etti buna bakmak lazım. Neden başka uzuv veya vucüdun başka yeri değil, mesela el ayak değil de özellikle bir dil iki dudak. Elbette bir işareti mutlaka vardır.

Bilimsel olarak bakalım dil ve dudağa;

 

Kur’ân’ın Beled 90/8-9’da dil ve iki dudak vurgusu, gerçekten de insan anatomisindeki çok özel bir düzeni işaret eder. Bilimsel açıdan özetlersek:                                                                                

Dil :                                                                                                                                      

*Çok yönlü bir kas dokusudur; konuşma sırasında şekil değiştirerek harflerin çoğunu (özellikle t, d, l, r) çıkarır.                                                                                                                                    

*Tat alma, yiyecekleri konumlandırma ve yutmayı başlatma görevlerini aynı anda yapar.           

*Kas yapısı sayesinde hem hassas (konuşma) hem güçlü (çiğneme sırasında besini itme) işlevi görebilir.                                                                                                                                                                                                                                                                             

Dudaklar:                                                                                                                             

*Konuşmada b, p, m gibi “labial” sesleri üretmek için kapanır veya yuvarlanır.                           

*Çiğneme sırasında yiyeceği ağız içinde tutar, nefes alırken de esnek bir kapak görevi görür.    

*Isı, dokunma ve basınç reseptörleri sayesinde yeme-içmede güvenlik sağlar.                          

                                                                                                                                             

Ayrıca dil ve dudak arasında kalan dişe de bakalım. Dil, dudak ve diş mühendisliğini de kısaca anlayalım.

                                                                                                                                             

Dişler:                                                                                                                                  

*Gıdayı parçalar, ama aynı zamanda “th, s, f, v” gibi pek çok sessiz harfin rezonansını oluşturur.

*Dil ve dudaklarla temas etmeden, tam ölçülü aralıklarla konumlanmıştır.                                                                                                                                                                               

Mühendislik uyumu:                                                                                                            

*Bu üçlü—dil, dudak, diş—birbirine değmeden milimetre hassasiyetle çalışır:                            

*Konuşma sırasında saniyede onlarca hareket senkronize olur.                                                

*Yeme sırasında kaslar ve sinirler saniyelik reflekslerle sırayı değiştirir.                                    

*Konumları (dudakların önde, dişlerin kemik desteğiyle sabit, dilin kaslı ve esnek yapısı) hem fonetik hem beslenme için en verimli yerleşimdir.                                                                                                                                                                                                                            

Bu bakışla ayette özellikle dil ve iki dudak zikredilmesi, insanın “ifade ve iletişim” nimetinin merkezine dikkat çeker; el veya ayaktan farklı olarak bunlar konuşma ve bilinçli anlatımın temel araçlarıdır.        

VE AYRICA BİR SONRAKİ 90/10 AYETİ İLE DE DEĞERLENDİRİRSEK;                                                                                                                     

90/10  Ve kılavuzladık onu destekleyen iki tepeye827.

827Yüce Allah 90:10 ayetinde insanı "necdeyneye" kılavuzladığını buyurmuştur. Bu kelime desteklemek, yardım etmek, takviye etmek, yüksek yerler, plato, tepe anlamındadır. Ayrıca apaçık yol anlamı da vardır. 90:9  ayetinde bir dil ve iki dudak işaret edildiğine göre anlarız ki Rabbimiz yeni doğan bir bebeğin annesinin iki tepe şeklindeki memelerine yönlendirdiğini bildirmektedir. Emme için dil ve iki dudak mutlak ki gereklidir. Yarık dudaklı bebeklerde emme gerçekleşemez.                             

Ayrıca dil bağı (frenilum) gibi dilin hareketini kısıtlayan durumlarda da emme bozulur. Anne memesinin bir rolü de mutlak ki bebeğe sağladığı maddi ve manevi destektir. Ek gıdaya geçme süresi olan 6 ay boyunca bebeğin tüm ihtiyaçlarını sağlar. Emzirme 24 aya tamamlanırsa en iyisidir. Çocuğun psikolojik olarak desteklenmesini de sağlar. Bu iki tepe annesinin karnından çıkan bir bebek için Rabbi tarafından en büyük iki destektir.

****

90/11 Öyle ki atılmadı akabeye828.                                                              

828Yokuş, sarp, dik patika, dağ yolu.                                                                                      

90/12  Ve idrak657 ettirdi sana nedir akabe828?

 90/13 Çözmedir bir rakabeyi520.

 90/14 Ya da yedirmedir güçsüz bırakan açlık sahibi bir günde.

90/15  Yakınlık sahibi bir yetimi131.

 90/16 Ya da toz toprak* sahibi bir miskini113.                                             

*Üstü başı toz toprak olmuş.                                                                                                   

90/17  Sonra oldu (o) kimselerden (ki) iman47 ettiler; ve tavsiye ettiler sabrı51; ve tavsiye ettiler merhameti829.

 90/18 İşte bunlar; meymene830 ashâbıdır194.

 90/19 Ve kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler ayetlerimize; onlar (ki) meşeme831 ashâbıdır194.

 90/20 Üzerlerinedir onların sıkıca kapatılan* bir ateş834.                                       

*Sekar gezegeninin hâviye karadeliğinin ve akresyon diski olan hutame etrafında gelgit kilitlenmesiyle dönmesi. Gezegenin bir yüzü her daim hutameden gelen radyasyona/ateşe maruz kalmaktadır.                                                                                                                 

 NEDİR BU SIKICA KAPATILAN ATEŞ ?                                    

****************                                                                                                                                                                               

91/8   Öyle ki ilham etti ona (nefse) fücûrunu440 onun; ve takvasını441 onun*.

*Nefsin.                                                                                                         

91/9   Muhakkak felaha326 ulaştı kimse (ki) geliştirdi/saflaştırdı onu*.

*Nefsin.                                                                                                         

91/10  Ve muhakkak heba* oldu kimse (ki) alçalttı onu**.                              

*Ziyan etti, mahvoldu.                                                                                                             

**Nefsi.                                                                                        

                                                                                                           

****************                                                                                                                                                                                                                      

92/5   Öyle ki gelince kimseye (ki) verdi ve takvalı21 oldu.

 92/6  Ve doğruladı güzelliği*.                                                                      

*Kur'an'ı.                                                                                                                               

92/7   Öyle ki kolaylaştıracağız* ona kolaylığı.                                             

*Kolay olan her şeye kolayca ulaşacak.                                                                                  

92/8   Ve gelince kimseye (ki) cimrilik/pintilik etti ve müstağni825 gördü.

 92/9  Ve yalanladı güzeli*.                                                                           

*Kur'an'ı.                                                                                                                               

92/10  Öyle ki kolaylaştıracağız* ona zoru.                                                   

*Zor olan her şeye kolayca ulaşacak.                                                                                      

92/11  Ve kurtarır/fayda verir değildir ondan malı düşüp perişan olduğu zaman.

92/12  Doğrusu üzerimizedir doğru yola kılavuzlamak.

 92/13 Ve doğrusu bizedir mutlak ahir/son ve evvel.

 92/14 Öyle ki uyardım sizleri lezâlaşan800 bir ateşe834.

800Yalazlı ateş, uzaktan olsa bile yalazı etki gösteren ateş.                                                     

92/15  Sallanmaz ona* eşkiya842 dışında.

 92/16 Yalanlayandır; ve sırt çevirendir.

 92/17 Ve uzak tutulur ondan* daha takvalılar21.                                          

*Ateşten.                                                                                                                               

92/18  Verendir malını; saflaştırıp büyütendir/geliştirendir.

 92/19 Ve yoktur birine O'nun indinde/katında hiçbir bir nimet757 (ki) cezalandırılır63*.

*Karşılığı bir nimet olarak verilebilecek bir şeyle gelmezler.                                                      

92/20  Dışındadır yüce Rabbinin4 yüzünü arayan.

 92/21 Ve mutlak ki yakında razı* olacak.

*Rabbinin yüzünü arayan, Rabbinin yüzüne bakınan.                                                                                                                                      

         

****************                                                                                                                                                                                                                       

96/4   Bildirendir/bilir yapandır* kalemle**.

*İnsan bilmezken, bilmiyorken bilir yapan; insana bilmediğini öğreten.                           

**Kalem kullanma ve kalemle yazıtlar yapabilme özelliği sadece insanlara verilmiştir. Kalemin yazdığı şeyleri başka insanlar okuyup öğrenir. Kalemin 'ikra' fiiliyle işaret edilmesi de anlamlıdır. Kur'an'ın kalemle yazılacağının ve bu yazıtlarla tüm insanlara nakledileceğinin işareti verilmiştir.          

96/5   Bildirendir/bilir yapandır insana asla bilmediğini.

 96/6  Hayır! Doğrusu insan mutlak tûğyân442 eder.

 96/7  Ki görür kendisini (ki) müstağni825.

 96/8  Doğrusu (senin) Rabbine4 doğrudur dönüş.

 96/9  Gördün mü kimseyi? Yasaklar/engel olur/meneder.

 96/10 Bir kulu; salla13 ettiği zaman.

 96/11 Gördün mü? Eğer olduysa o doğru yola kılavuz üzerine.         

96/12  Ya da emretti o* takvayı21.

*O kul.                                                                                                                                  

96/13  Gördün mü? Eğer yalanladıysa o (engel olan kimse); ve yüz çevirdiyse.

 96/14 Hiç bilmez mi* ki Allah görür?

*Engel olan kimse.                                                                                                                 

96/15  Hayır! Eğer asla vazgeçmezse/menetmezse mutlaka tokatlarız/sürükleriz perçemden818.

 96/16 Bir perçem (ki) yalancı, hatalı/yanlış.

96/17  Öyle ki çağırsın kendi nida birliğini*.

*Nida ettiği, seslendiği kulübünü.                                                                                             

96/18  Çağıracağız zebânileri819.

 96/19 Hayır! İtaat etme ona; ve secde12 et; ve yaklaş.                                                                                                                                                       

                                                          

****************                                                                                                

 

98/5   Ve emredilmiş değillerdi dışında kulluk46 etmeleri Allah'a; has kılanlar (olarak) O’na (Allah’a) dini; hanîfler117 (olarak); ve ikame572 etmeleri salâtı5; ve vermeleri zekâtı10; ve işte budur kıyam143 din.

 98/6  Doğrusu kâfirlik25 etmiş kimseler ehli135 kitaptan ve müşriklerden36 cehennem ateşindedir834; ölümsüzlerdir185 orada*; işte bunlar; onlar şerlisidir yaratılanın.

 98/7  Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; işte bunlar; onlar hayırlısıdır yaratılanın.

 98/8  Cezası63 onların Rableri indinde/katında adn812 cennetleridir; akar altından onun* nehirler; ölümsüzlerdir185 orada** ebediyen; razı oldu Allah onlardan; ve razı oldular (onlar) O'ndan; işte bu; Rabbine4 haşyet53 duymuş kimse kimse içindir.                                                                               

*Cennetin.                                                                                                                             

**Cennette.                                                                                                                           

                                                

****************                                                                                                

                                                

103/2  Doğrusu insan mutlak hüsrandadır.

103/3  Dışındadır kimseler (ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18; ve tavsiye ettiler hakkı/gerçeği; ve tavsiye ettiler sabrı51.                                          

                                                

****************                                                                                                

                                                

104/2  Toplayandır bir mal; ve adetleyendir* onu**.                                      

*Adet adet sayandır.                                                                                                              

**Malı.                                                                                                             

104/3  Hesaplar/düşünür ki malı onun ölümsüzleştirdi onu.

 104/4 Hayır! Mutlak savrulup fırlatılır (o) hutameye795.                                

 HUTAME ?                                             

****************                                                                                                

                                                

109/1  De ki: “Ey kâfirler25!”

109/2  "Kulluk46 etmem; kulluk46 eder olduğunuza."

109/3  "Ve değilsiniz sizler kulluk46 edenler; benim kulluk46 eder olduğuma."

109/4  "Ve değilim ben bir kulluk46 eden; sizin kulluk46 ettiğinize.

109/5  "Ve değilsiniz sizler kulluk46 edenler; benim kulluk46 eder olduğuma."

109/6  "Sizedir sizin dininiz122 ve banadır benim dinim122."                                                                                                                                             

                                                

****************                                                                                                

                                                

113/1  De ki: “Sığınırım yarılışın204 Rabbine4”

 113/2 Şerrinden205 yarattığının.

 113/3 Ve şerrinden205 karanlığın206; çöktüğü zaman.

 113/4 Ve şerrinden205; bağıtlara/akitlere207 tükürenlerin*.                         

*Bir şeye tükürerek, balgam çıkarıp tükürerek pisletmek, saflığını/temizliğini bozmak.                

113/5  Ve şerrinden205 bir hasetçinin208; haset208 ettiği zaman.                                                                                                                                      

                                                

****************                                                                                                

                                                

114/1  De ki: “Sığınırım insanların Rabbine4.”

 114/2 İnsanların Melikine96.

 114/3 İnsanların İlâhına74.

 114/4 Şerrinden205; gizlice fısıldayanın.

 114/5 O ki fısıldar insanların göğüslerinde209.

114/6  Cinden210 ve insanlardan."                                                               

                                                

****************                                                                                                                                                                                                                      

 

AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR


1En yüce merhametli.                                                                                                            

2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran                            

3En yüce övgü/methetme.                                                                                                      

4Efendi, komuta eden.                                                                                                           

5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).                                                                                                                                         

6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.                                                                                                                                                               

7Tüm isimlerini/sıfatlarını tecelli ettiren.                                                                                                                                                                      

8Bilen                                                                                                                                   

9Bilge/bilgelikle hükmeden.                                                                                                    

10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme. Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri döndürülür.

11Beynin (bedenle veya bedensiz) eğilmesi, dize gelmesi, baş eğmesi.                                    

12Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğmesi                                                     

13Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a yani Kur’an’a yüz çevirmemek, ilgisiz kalmamak, kale almak, umursamak, kayıtsız kalmamak, mühimsemek, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı bir hedef belirleyip, kendisine bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda takip etmek.                                                    

14Tarafın/hedefin belli edilmesi amaçlı yönelme.                                                                     

15Şefkatli/kibar.                                                                                                                    

16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer.                                          

17Takva sahipleri/Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı her şeyden sakınanlar.                              

18Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik işler; bu yolla ilgili her şey.                                    

20Bağışlayan.                                                                                                                       

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.                                     

22Yüce Allah’ın kulunu gözünün önünden ayırmaması (52:48); hemen arkasından gözetlemesi/takip etmesi; koruması, kollaması, ilgisiz kalmaması. Yüce Allah’ın kuluna cevap vermesi, değer vermesi.

 25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

 26İç yüzünü gizleyen. İki yüzlü.                                                                                              

27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.        

28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.                                                       

29Saptıran, bozan, uzaklaştıran her şey için kullanılan bir kavramdır. En büyük şeytân İblîs'tir. Onun soyları olan, paralel evrenden kalp ve beyin hücrelerimize kuantum seviyesinde fısıldayarak insanları saptıran cinler de bir şeytândır. İnsanlardan bir kimse de şeytân olabilir. Haktan/gerçekten saptırmışsa; doğru olanı bozmuşsa, doğrudan uzaklaştırmışsa o şey Kur'an'a göre şeytândır. Kur'an'dan saptıran, Kur'an'ı anlamını bozan söylenti/hadis kitapları da birer şeytândır. Güneş'ten çıkan kozmik parçacıklar da DNA gibi organik molekülleri bozduğu için Rabbimiz tarafından şeytanlar olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle geçtiği ayete göre anlam verilmelidir.                 

30Sâlih işler yapan. Sâlihâtı (düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler) yapan.                              

31Yüce Allah’ın tüm sıfatlarının tecelli edişine Yüce Allah’ın bahşettiği akıl/fikir aracılığıyla tanık/şahit olarak Rabbini aramak.                                                                                                                  

33Dönmek, vazgeçmek.                                                                                                        

35Savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız etmek, zarar vermek. Katletmek öldürmek asla değildir. 33:16 ayetinde Yüce Allah bizlere           işaretini vermiştir. 33:16 ayetinde "De ki: "Asla menfaat sağlamaz sizlere firar eğer firar etseydiniz ölümden ya da katillikten; ve o zaman metalandırılmazsınız biraz dışında."" buyrulmuştur. Bu ayetten net olarak anlarız ki ölüm ile katillik aynı şey asla değildir. Farklı kavramlar olduğunu Rabbimiz bu iki kelimeyi "ya da", veya anlamında olan "evi" ayracıyla ayırarak göstermiştir. Her katletme illa ki ölümle sonuçlanmak zorunda değildir. Ancak ölümle de sonuçlanabilir.                                                                                                        

36Şirk koşan. Şirk; ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.                                                                              

37Güç yetiren.                                                                                                                       

38Sapkın, doğru yoldan çıkan.                                                                                               

39Sadaka-1; kamu otoritesinin belirlediği bir oranda alınan özel bir vergi türü. Zekâttan ayrı olarak bu toplanan sadaka vergisi sadece 9:60 ayetinde işaret edilenler için harcanır.                            

40Kibar, ince, yumuşak.                                                                                                         

41İşiten.                                                                                                                                

43Teşekkür etmek. Minnettar olmak. Şükran (iyilik bilmek; gönül borcu) sahibi olmak.               

45Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek dini olan biricik İslam dinine (sadece/saf Kur'an'a) teslim olmuş olanlar. İslam: İnsan bilincinin Yüce Allah'la arşta/hiperuzayda yapmış olduğu antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir zikirdir/hatırlatmadır. Sadece Kur'an gerçek İslam dinidir.           

46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine tabi olmak.

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.                                                                                    

48Yüce Allah'ın indinde/katında/arşında bulunan şerefli elçi Cibril benzeri varlıklar. Kendi iradeleri/akılları vardır. Ancak yaratılış gereği insanlardaki gibi fücur (psikanalizdeki 'id') sahibi değillerdir. Asla kötülük düşüncesi oluşturamazlar. İradeleriyle oluşturdukları her fikir mutlak ki takva içerir.                                                                                                                                       

49İsim; Yüce Allah'ın sıfatı ve tecelli edişi. Çoğul olarak 'isimler'; Yüce Allah'ın tüm sıfatları ve tecelli edişleri. En güzel isimler/sıfatlar O'nadır.                                                                       

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.              

53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.                                                                                                                            

54Sermaye. Yararlanma.                                                                                                       

57Yaratılış amacına uygun olarak bir rotada/yörüngede yüzüp ilerlemek.                                  

58Yumuşak huylu.                                                                                                                 

62Bilinmeyen, görünmeyen, gizli, saklı.                                                                                   

63Karşılık, hak edilen.                                                                                                            

64Borazan. Evrenimiz borazan şeklinde bir yapının yüzeyindedir. Borazan içine karanlık enerji üflenir. Bu üfleme evreni hızlanarak genişletir.                                                                                     

65Sonrası gelen, halef.                                                                                                          

66Taht/kürsü. Yüce Allah'ın belirli sıfatlarının tecelli etmesiyle oluşmuş olan, çoklu boyutlara sahip bir kürsü, bir platform. Bu kürsü içinde evrenler yaratılmaktadır.  Şu an içinde bulunduğumuz evrenimiz de bu kürsünün içindedir. Yargılamanın yapılacağı ahiret evreni, cennet evrenleri ve cehennem evreni yine bu kürsü içinde yaratılacaktır.                                                                     

68Sahip                                                                                                                                 

69Yardımcı, destekçi, arka çıkan, imdada koşan.                                                                    

71Ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.                                                                                                                    

73Evrensel kabuller/normlar.                                                                                                  

74Tanrı. Tektir; dengi/eşiti ve benzeri yoktur. Ne doğmuştur ne de doğurulmuştur. Gücünü, varlığını bizzat kendisinden alır ve sonsuz bir şekilde devam ettirir. Ebedi ve ezeli olandır; hiçbir yıkıma uğramadan, değişmeden, zayıflamadan, eksilmeden, sonsuz şekilde gücünü kuvvetini koruyandır. Kendisinden başka her şeyin O’na muhtaç olduğudur, hiçbir şeye bağlı olmadan hükmedendir. En yüce sıfatların sahibi olup dilediğinde tecelli ettirendir.                                                           

75Bir göçmen kuşun kendisine verilen jeomanyetik GPS sistemini kullanarak bir hedefe doğru (göç) zihnen ve bedenen uçması.                                                                                                       

76Resule/elçiye itaat etmek sadece Kur'an'a itaat etmektir. Kur'an=Resul; Resul=Kur'an. Resule itaat etmek tamamı zan olan hadislere itaat etmek asla değildir.                                               

77Sözle/antlaşmayla bir başkasının kısmî kontrolüne giren kadın ve erkek. Örnek; bir savaş nedeniyle mülteci konumuna düşmüş evsiz kadın ve erkeklerin bir kamu yönetimi aracılığıyla belirli kişilerin kısmî kontrolüne bir sözleşmeyle/antlaşmayla verilmesi. Örnek; evde ya da iş yerinde çalışmak için iş ahdi yapmış olan çalışanlar.                                                                                                               

78Hatırlatma, öğüt. Kur'an da bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.                                                                                                                

79Vekil olarak yetkilendirmek, atamak, vazifelendirmek.                                                          

80Çağırma                                                                                                                            

81Vahşetten/fuhuştan/ahlaksızlıktan.                                                                                      

82İğrençleştirilmiş, çirkinleştirilmiş. Pasif gelen bir kelimedir. Evrenin kabullerini yani işleyişini bozan uygulamalar mutlak ki çirkinlikle ve iğrençlikle sona erer.                                                            

88Akıl ve mantık. Analitik/rasyonel düşünme.                                                                          

89Söz. Kur'an da bir sözdür. Hak ve gerçek sözdür. Tamamı zan olan hadislerse söylentidir. Hak/gerçek sözler değillerdir.                                                                                 

90Birbirine benzer.                                                                                                                 

94Büyük/azametli                                                                                                                  

96Hükümdar/hünkâr.                                                                                                             

97Mukaddes/kutsal.                                                                                                               

98Esenlik-güven bahşeden.                                                                                                    

99İtimat-eminlik bahşeden.                                                                                                     

100Koruyucu/kollayıcı.                                                                                                          

101Zorla düzelten, zorlayan, mecbur eden, güçlü davranan, ağırlığını koyan, dev, devasa, gücünü zalimleri dize getirmek için kullanmaktan çekinmeyen.                                                             

102Büyüklenen.                                                                                                                     

103Yaratan.                                                                                                                                                                          

104Başlatıp yapan.                                                                                                                

105Şekillendiren/biçimlendiren.                                                                                              

106Zengin.                                                                                                                            

107En yüce övgüye/methedilmeye değer.                                                                               

109Dinden yani konusu din olacak yargılamanın yapılacağı gün/evre/dönem. Yargılama ahiret evreninde yapılacaktır.                                                                                                          

110Fürûc kelimesi aralık, açıklık, yarık demektir. Erkeklerin ve kadınların korumak zorunda olduğu cinsel organ bölgelerinin olduğu yerleri işaret eder.                                                                   

113Açlık sınırında yaşayan. Açlıktan hareketleri kısıtlanmış.                                                    

114Yargılama esnasında araya girip müdahale etmek. Şefâat kavramı şeytânın en büyük aldatmacasıdır. Şefâatin tamamı Yüce Allah'a aittir. O'nun astından şefâatçiler ummak/beklenti içine girmek şirktir. Müşriklerin yani Yüce Allah'a ortak koşan kimselerin ortak özelliklerinden bir tanesi Yüce Allah'ın katında/indinde      Yüce Allah'ın astından şeyleri şefâatçiler olarak beklemektir (10:18). Peygamberlerin, ölmüş insanların, şeyhlerin, imamların ahirette şefâatçiler olacağına iman etmek büyük bir şirktir ve affı yoktur.                                                                                                  

117Dönen, eğilen. Hakka gerçeğe doğru dönen/eğilen. Çoğunluğun uymuş olduğu atalar dinini terk ederek tek tanrıcı, monoteist, Yüce Allah'a şirksiz iman eden olan.                                     

122Bir grup insanın bir ilâhtan veya ilâhlardan (doğa üstü güç veya güçler) gelmiş olduğuna inandığı emir ve yasakların bütünü. Dine tabi olan insanlar inandıkları dinin kuralları ile yaşarlar.

123Yüce Allah'ın kendisine yazmış olduğu şeyleri O'nun adına yapmak. Örnek; açlık çeken bir kimseyi Yüce Allah adına doyurmak.                                                                                                   

124Sırâtel mustakîm. Tek ve dosdoğru yol; sadece Kur'an.                                                      

127Yüce Allah'ın öfkesinin üzerlerine hak olduğu kimseler.                                                      

128Dosdoğru yoldan (Kur'an'dan) sapmış kimseler. Sadece Kur'an demeyen herkes.                

131Anne veya babanın en az birisinden yoksun olan. Kendi geçimini sağlayacak güce ve akla henüz ulaşmamış olan çocuk.                                                                                                                  

132Kendisine kitap verilen resul/elçi. Her resul/elçi nebi değildir. Her nebi bir resuldür/elçidir.    

134Korunmuş levha. Holografik evren prensibi 'The holographic principle' kapsamında evrenimizi bir üst boyuttan saran, evrenimizin zaman dahil 3D kuantum bilgilerini içeren 2D zar/membran. Bu zardaki bilgi ışık hızında evrenin en küçük yapı taşları olan titreşen sicimlere ruh aracılığıyla yansır ve evren ışık hızında çalışan bir 3D yazıcı gibi canlanır.                                                                         

135Hristiyanlar ve Yahudiler başta olmak üzere Kur'an öncesi kendilerine kitap verilmiş olan topluluklar.                                                                                                                            

137Evrenimizin en küçük yapıtaşı 1.6x10-35 metre uzunluğunda, ipliksi, fitil benzeri titreşen bir sicimdir. İpliksi, fitil benzeri yapılardır.                                                                                     

138Örten, gizleyen. Mayalı. Aklı devre dışı bırakan her şey. Sadece alkolle kısıtlı değildir.         

139Bereketli, uğurlu.                                                                                                              

140Doğrulayıp tasdik edici. Sadece tasdik edici değil; aynı zamanda yanlış olanın doğrusunu tasdik edici.                                                                                                                                       

143Yaratılış özelliğinin dikilmesi/ayağa kalkması; bir amaç için ayaklanması/hareketlenmesi.                                                                                                                                                                          

146Sabitleyiciler. Tektonik tabakalar arasındaki yitim/dalma zonlarında mantoya doğru kazık gibi çakılan yapılar.                                                                                                                            

147Muhteşem güzel. Şahane, harika. Hoşnutluk veren.                                                           

148Kıyam günü/dönemi/evresi. Yaratılış özelliğinin dikilmesi/ayağa kalkması; insanın yaratılış özelliği olan beynin (bedenle veya bedensiz) dikilmesi/ayağa kalkması. Ahiret evreninde bilincin avatar bedene yüklenmesiyle aktive olduğu, dirildiği gün/dönem/evre.                                                  

158Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer mescittir. Haram mescitse bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan mescittir.                                                                       

162Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Çoğul olarak gökler de çok sayıda gök içeren yapıları işaret etmek için kullanılır. Güneş sistemimiz gezegenlerin göklerini içerdiği için göklerdir. Galaksimiz çok sayıda yıldız sistemleri (gökler)       içerdiği için göklerdir. Evrenin kendisi çok sayıda galaksiler içerdiği için göklerdir. 

164Saflar halinde uçan kuş. Göçmen kuşlar. Kendilerine bahşedilen jeomanyetik GPS sistemini takip ederek yılda iki kez göç etmeleri salâtlarıdır.                                                                               

166Detaylı, tafsilatlı, ayrıntılı, analitik.                                                                                     

169Dine, İslam'a, sadece Kur'an'a adanmış hayat tarzı. Sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına dayanarak yapılan tüm eylemler.                                                                          

170Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır. Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle gündüz başlar ve Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasına kadar devam eder.                                                                                                                             

171Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır. Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasıyla gece başlar ve Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle sona erer.    

175Gözler nasıl ki beyinle görür, kulaklar nasıl ki beyinle duyar, beyin de kalple akleder. İnsan kalbinde kendi hafızası olan 40-50 bin adet sinir hücresi vardır. Kalp sinirleri beynin karar verme bölgesi olan ön lobuna (perçem bölgesi altına) uyarıda bulunur. Aklı kullanarak karar vermede kalbin rolü vardır. Kâfirlik etmiş kişilerin kalpleri biyolojik olarak paslanır (LDH yağı oksitlenir yani paslanır), kalbin beyni etkilemesi bozulur. Kalp mühürlenir. Kalp kilitlenir. Kalp marazlı/hastalıklı olur. Kalp perdelenir. Kalpler paslanır. İnsan kendi yapıp ettiğiyle buna neden olur. Ancak daha geniş boyutta Yüce Allah’ın buna izin vermesiyle süreç gerçekleşir. Kalplerin paslanması LDH isimli kötü yağın oksitlenmesi yani paslanması sonucu da gerçekleşir.                                                              

177Ölçeklendiren, derecelendiren, değerini belirleyen.                                                             

179Evrenimizdeki ilk su molekülleri (H2O) Tarık (Nötron) yıldızlarını oluşturan Süpernova patlamalarında yaratıldı. Dünya gezegeninin ilk oluşum evresi olan Hadean döneminde yeryüzünde su yoktu. Bol miktarda donmuş su içeren Jüpiter bölgesi asteroidlerinin yeryüzüne çarpmasıyla Dünya gezegenimiz suya kavuştu. Dünyamızın suyu gökten yani uzaydan inmiştir. Rabbimiz ayrıca bu suyu yağmurlarla yine gökten yere indirmektedir.                                                                          

180Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Tekil olarak; Dünya atmosferi, diğer gezegenlerin atmosferi, galaksimiz içindeki bir nebula/bulutsu ya da evrenin kendisi işaret edilmiş olabilir. Gök kavramı ayetin işareti üzerinden okunmalıdır.                                                                                                                          

181Güneş sistemimiz 4,6 milyar yıl önce oluşurken Dünya gezegenimiz çok sıcak ufak kaya parçalarının bir araya gelmesiyle büyüdü. Çapı arttıkça orantısal olarak yüzey alanı da genişledi ve yayıldı. Yüzey alanı o kadar genişledi ki aslında bir küre olmasına rağmen üzerinde yaşayanların eğimi fark edemeyecekleri bir hal aldı. Kısacası düzmüş gibi oldu. Üzerinden muhteşem bir hayat barındıran düz bir döşek, düz bir yatak gibi oldu.                                                               

182Doğrular, dürüstler.                                                                                                          

184Ezvâcun; ahiret evreninde cinsiyetin mevcut olacağını şerefli Kur'an'dan öğreniyoruz. Cennetlere girmiş olan kimselere verilen, o kimseye özel olan, sadece o kimseyle bağlantı kuran, o kimsenin cinsiyetine uygun olarak verilecek olan varlıklar. Bu varlıklar eşleri olan kimselere sevginin/şefkatin en üst seviyesinde  bir bağlantıyla bağlı olacaklardır.                                                                    

185Hâlidûn, ölümsüz, ölmeyen. Cennet evrenleri var olduğu sürece ölmeyen. Cehennem evreni var olduğu sürece ölmeyen.                                                                                                      

188Düzenlemek, dengelemek, seviyelemek, her şeyi uygun olarak, tam yerinde olarak düzenlemek. Her şeyi gerekli olan seviyesinde, dengeli olarak inşa etmek.                                                        

191Yaptıkları hatalardan/günahlardan dönüp vazgeçen kullarına cezayı/karşılığı vermekten vazgeçen, dönen. Kullarına sürekli dönen. Kullarının tevbesini yani vazgeçmelerini çokça kabul eden. Cezadan/karşılıktan vazgeçen.                                                                                                  

194Yoldaş; aynı yolda/amaçta yol alanlar, aynı mekanda ve zamanda kaderleri ortak olanlar.    

195Yüce Allah'ın ayetlerini kabul etmemek, ayetler hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek. Ahiret hayatına iman etmeyen ateistler, deistler vb. herkes Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamıştır. Kur'an ayetlerini söylentilere/hadislere boğduranlar, ayetlerin hükmünü tamamı zan olan söylentilerle/hadislerle düşüren müşrik ve münafıklar da ayetleri yalanlayanlardır. 

196Yüce Allah'ın ayetlerini kabul etmemek, ayetler hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek. Ahiret hayatına iman etmeyen ateistler, deistler vb. herkes Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamıştır. Kur'an ayetlerini söylentilere/hadislere boğduranlar, ayetlerin hükmünü tamamı zan olan söylentilerle/hadislerle düşüren müşrik ve münafıklar da ayetleri yalanlayanlardır. 

197İsrâîl Yakûb peygamberin diğer ismidir. İsrâîloğulları da Yakûb oğulları yani Yakûb soyundan gelenler demektir. Yûsuf peygamberin Mısır'da yetkin bir yönetici olmasıyla birlikte 11 kardeşi, babası Yakûb ve annesi Mısır'a girmiştir. Bu girişin Hiksosluların da Mısır'a giriş tarihleri olan MÖ 1900 yıllarında gerçekleşmiş   olduğuna yönelik kanıtlar vardır. Yakûb'un soyu 300-400 yıl içinde katlanarak artmıştır. Mısır'da hür bir şekilde yaşayan Yakûb soyu firavunlar tarafından sonradan köleleştirilmiştir. Kendisi de Yakûb soyundan olan Musa peygamberin mücadelesi de aslında köleliğe bir baş kaldırma mücadelesidir (Mısır'dan çıkış: MÖ 1640 yılı).                                                                          

198Resullerle Yüce Allah’ın yani O’nun kutsal kitaplarının arasını ayırmama. Yüce Allah’ın tek dini olan İslam’ı parçalara bölmeme. Resulleri kutsal kitaplardan ayırmama. Talmud, Kütüb-i Sitte, Riyâzu's Sâlihîn gibi insan söylentileriyle/hadislerle, zan içeren kitaplar aracılığıyla resulleri kutsal kitaplardan ayırmama. Resullerle Yüce Allah’ın arası ayrılmışsa bunu birleştirme. Sadece kutsal kitaplara dönme. Sadece Kur’an deme.                                                                                                            

199Gerçek olmayan, geçersiz, temelsiz, asılsız.                                                                      

200Buyurmak, talepte bulunmak, istekte bulunmak, nasihat etmek, buyruk, talep, istek, nasihat. Kur'an'daki emretmek kavramı zorla bir şeyi yaptırmak, yapılmadığında ceza vermek asla değildir.                                                                                                                          

201Benlik, kişilik, öz varlık.                                                                                                    

202İyi olan şeylerde fazlalıklı olmak, fazlalaştırmak, daha fazlaya sahip olmak, daha fazla yapmak

203Farklı zamanlar ve/veya mekanlarda yaşamlar, durum ve şartlar. Göklerdeki uzaylı yaşamlar. Dünya hayatının farklı zamanlarında gerçekleşen yaşamlar.                                                 

204Felak; yarmak, yırtmak, ayırmak. Yüce Allah’ın evrendeki her şeyi ama her şeyi yararak-ayırarak yarattığını çok iyi biliyoruz. Evrenin yaratılış anı olan Big Bang (Büyük Patlama) ile evren yarılmış ve tek bir noktadan ortaya çıkmıştır. Evrenin ilk enerjisi yarılarak temel 4 kuvveti oluşturmuştur. Şu an içinde yaşadığımız evrenimizde hemen hemen her şeyin yarılarak çoğaldığını gözlemliyoruz. Canlı organizmaların bölünmesi (mitoz bölünme, mayoz bölünme, bakterilerin bölünmesi vb.), DNA’nın yarılıp ayrılması gibi örnekler yaratıcının yararak-ayırarak yaratmasına örnek gösterilebilir. Şafak da gündüzü geceden ayırdığı kelimenin anlamında uyar.                                                                                                                                             

205Kötülük, fenalık.                                                                                                               

206Gâsık; karanlık, Allah’ın nurundan/aydınlığından (Kur’an) uzak olma nedeniyle oluşan karanlık, gece karanlığı, ölüm esnasında çöken karanlık, her türlü karanlık.                                          

207Bağıtlar, bağıtlaşmalar, bağlar, antlaşmalar, sözleşmeler, birliktelikler, söz vererek birleşmeler.

 208Kıskanmak, çekememezlik, hınç, garez, kin, kıskanç,                                                        

209Göğüs kafesi içinde bulunan kalpte.                                                                                  

210İblis ve onun soyundan olan varlıklar. İblis Âdem'e secde etmedi. Yüce Allah'ın emrine karşı geldi ve fâsıklardan/sapanlardan oldu. Bir cennet evrenine yerleştirilen Âdem ve eşini ayartarak Yüce Allah'ın yasağını çiğnetti. Yüce Allah Âdem ve eşiyle birlikte yasağı çiğneyen tüm insanları cennetten indirdi.          Âdem derhal tevbe etti. Yüce Allah onun tevbesini kabul etti. İblis Âdem'e meydan okudu. Yüce Allah bu meydan okumaya izin verdi. Âdem soyu olan insanlarla iblis soyu olan cinler arasında 2. tur bir savaş başladı. 2. savaş cennet evreninden daha alçak yerleşimli olan günümüz evreninde şu an devam etmektedir. İnsanoğlu 1. savaşı kaybetti. 2. savaşın içindeyiz. 2. şansımızı kullanıyoruz. Savaş kuralları gereği her doğan insana bir cin yoldaşlık eder. İnsan bu cinle mücadele eder. Cin kendisine verilen izni kullanır. Yani insanın kalbine fısıldar. Kalbine vesvese verir. Yüce Allah'ın dosdoğru yolu olan kutsal kitaplardan uzaklaştırmak ister. İnsanı Yüce Allah'ın emrinden saptırmak ister. Maalesef insanların pek azı haricinde çoğu 2. savaşı da kaybetti. Yüce Allah'ın cehennemi cinden ve insanlardan doldururum sözü hak oldu.                                                

212Veli kelimesinin çoğulu. Veliler. Koruyan, himaye eden yakın arkadaşlar.                             

213Kalpte yaklaşık olarak 40-50 bin arasında sinir hücresi bulunur. Bu hücrelerin kendi hafızaları vardır. Bu sinirler beynin karar verme yeri olan ön lobuna yani insanın perçem bölgesinin altında yer alan beyin bölgesine sinir uçları gönderir. Nasıl ki gözler beyinle görür, nasıl ki kulaklar beyinle duyar, beyin de kalple akleder. Doğru karar vermede kalplerin rolü vardır. Kalp nakli yapılan hastalarda davranış ve huy değişikliklerini olmasının nedeni budur.                                                                

215İki ellerinin yönlenmesiyle edindikleri şeyleri ve arkalarında bıraktıkları şeyleri.                    

217Düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler yapanlar.                                                                 

218Yüce Allah'ın biricik ve tek dini. Ahirette kabul edilecek tek din. İslam teslimiyet demektir; Yüce Allah ile insanın arasında yapılmış olan mîsâka/antlaşmaya/sözleşmeye teslim olmak, uymaktır demektir. Antlaşmayı bozmamaktır. Kutsal kitaplar bizlere işte bu antlaşmayı hatırlatır. Kısacası İslam sadece Kur'an demektir. Günümüzde milyarlarca insan kendisini müslüman sanmakta ve İslam dininde olduklarını, islam olduklarını iddia etmektedirler. Oysa büyük bir yanılgı içindedirler. Kur'an'la yakından uzaktan ilgisi olmayan, tamamı zan olan söyletilerle/hadislerle uydurulmuş bir din asla ama asla Yüce Allah'ın İslam dini değildir. İslam girmek için ilk şart söylentileri/hadisleri terk etmek ve sadece Kur'an'a tabi olmaktır.                                                                                                      

222Şefaat araya girip müdahale etmek demektir. Şefaat ahiret evreninde yargılamanın yapıldığı esnada olur. Yargılama süreci son derece kesin kurallara göre yapılır. Bu yargılama gününde kitap ortaya konulur, nebiler ve şahitler getirilir (39:69). Herbir kişi tek olarak yargılanır (6:94). Yapılan zerre kadar iyilik getirilir, yapılan zerre kadar kötülük de getirilir. Bir kişi yargılama sonucunda suçlu bulunursa işte tam bu noktada şefaat devreye girer. Yüce Allah yargılama sürecinde araya girerek, direkt olarak müdahale eder ve kişinin günahlarını bağışlar ve cezadan kurtarır. Cennetlere yerleştirir. Yüce Allah yargılama sürecinde araya girmez/şefaat etmez ve bu kişinin günahlarını bağışlamazsa yargılama sonucunda kişinin ceza almasına hükmedilir ve bu kişi cehenneme girdirilir. Yüce Allah kendisine şefaati (yargılamada araya girerek müdahale etmeyi) yazmıştır. Yüce Allah’a sonsuz şükürler olsun ki kendisine şefaati yazmıştır. Yüce Allah dışında hiçbir kimsenin şefaat yetkisi yoktur. Ayette görüldüğü üzere Muhammed peygamber kendisini koruyacak başka bir kişi aramamaktadır. Zaten de böyle bir kişi asla yoktur. Muhammed peygamber kendisine ancak Yüce Allah’ın şefaat edebileceğini bilmektedir. Müminler de bilmelidir ki şefaat sadece Yüce Allah’a aittir. Muhammed peygamberlerin yada başkalarını şefaat edeceğine iman etmek şirktir ve affı yoktur. Artık kulağı olan işitsin; gözü olan gürsün, kalbi olan akletsin.                                                                             

226Deklere etmek, bildirmek, belli etmek, ifade etmek.                                                            

228Ölçü, tartı. Evren muhteşem ölçüler içerir. Modern bilim Yüce Allah'ın koyduğu bu ölçüleri evrensel sabitler olarak tanımlamaktadır. Evrenin her yerinde geçerli olan bu sabitlere en iyi örnek Pi sayısıdır. Sonsuza kadar giden bu sayının tamamını ancak Yüce Allah bilir. Evrenin ilk oluşum anındaki entropi değeri o kadar düşük bir değerdir ki ancak bir ilâh bu hesaplamayı yaparak 13.8 milyar yıl sonra muhteşem, hayat dolu evrenimizin oluşmasını sağlayacak entropi artışını ayarlayabilir. Çok sayıda fizik ve matematik sabitlerini incelemek için kavram numarasını tıklayınız.                                

229İşaret ettiği şeyi ayağa kaldırmak, işler hale getirmek, aktifleştirmek, uyandırmak, canlandırmak, işlevsel hale getirmek, yürürlüğe sokmak, devam ettirmek, dikmek, dikili halde tutmak.           

230Dağıtmak, taksitlere bölerek ödemek, eşitlik, eşit muamele etmek, tarafsızlık, doğruluk, düzgünlük

231Evrenimiz büyük patlamayla 'Big Bang' 13.8 milyar yıl önce oluştu. Tekillikten yani noktadan ilk olarak çizgi oldu, daha sonra kare olarak bir alan sahibi oldu, daha sonra 3. boyut eklendi ve evren bir hacme sahip oldu. Bir binanın temelden yükselmesi gibi boyutlar kazandı. 4. boyut olan zaman 'time' da eklendi. Evrenimiz 10 uzay boyutu ve 1 zaman boyutuna olacak şekilde 11 boyuta sahiptir. Göremediğimiz 7 boyut Planck mesafesinde iç içe katlanmıştır. Bu da evrenimizle aynı mekanda paralel evrenlerin de yaratıldığını gösterir.                                                                          

236Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

 237Ayet kelimesi gösterge, işaret, kanıt, mucize anlamındadır. Çoğul olarak kullanıldığında Yüce Allah'ın varlığına kanıt olacak muhteşem mucizeleri işaret eder. Evrenin kendisi içindeki her şeyle Yüce Allah'ın ayetlerindendir. Evren kitabını bilimsel olarak okuyanlar Yüce Allah'ın bu ayetlerine tanıklık ederler.                                                                                                                              

242Dönem, evre, döngü. Dünyamızın kendi etrafında tam bir tur dönmesi bir gün olarak isimlendirilir. Evrenin 6 günde/evrede yaratıldığını, Dünya gezegeninin 2 günde yaratıldığı, Dünya'nın üzerindekilerin oluşması için gereken rızıkların/atomların 4 günde/evrede hazır edildiğini şerefli Kur'an'ımızdan anlıyoruz. Kur'an'da tekil olarak 'gün' kelimesi tam olarak 365 kez geçer. Dünyamız Güneş'in etrafından bir turunu tamamladığında kendi etrafında 365 dönmüş olur. Kur'an'ın büyük bir mucizesidir.                                                                                                                         

244Yanıltmak, aldatmak, kandırmak, hakkında yalan söylemek, yanlış yönlendirmek, onaylamamak, inkâr etmek. İşaret edilen şeyi inkâr etmemekle birlikte onun hakkında yanıltıcı, gerçek dışı uyduruk şeylere tabi olmak da tam olarak aynı kelimeyle işaret edilir.

 256Test, deneme amaçlı Yüce Allah katından gelen sıkıntı, felaket, bela, zor bir durum            

257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır.         

259Ayıran, bölen, yaran. Doğruyu yanlıştan ışın kılıcı gibi ayıran. Kutsal kitapların her biri bir furkandır. Elbette şerefli Kur'an'ımızdır. Kur'an'ı anlayarak          okuyanlar ellerine bu ışın kılıcını almış olur.        

265Hak/gerçek olmadığı halde yalanla, yanlışla, hileyle, aldatmayla, manipülasyonla, yanlış yönlendirmeyle kargaşaya, karışıklığa neden olmak.                                                                

267Sadece Tevrat'a tabi olmuş. Tek tanrıcı. Şirke girmemiş. Talmud kitaplarına uyarak sapmamış, müşrik olmamış. Günümüzdeki Yahudilerle uzaktan yakında ilgisi yoktur.                            

268Sadece İncil'e tabi olmuş Hristiyanlar. Nasârâ'da doğmuş bir elçinin getirdiği kitaba tabi olmuş. İncil sonrası insanların elleriyle yazdıkları masal kitaplarına uyarak sapmamış. Günümüzdeki Hristiyanlarla yakından uzaktan ilgisi yoktur.                                                                                                     

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.                                                      

272Sebt/Şabat/Şabbat; Yahudilere dinden bir şeriat olan, onlara özel emredilen bir uygulama. Haftanın bir gününde iş bırakılacak ve o gün Tevrat dersleri yapılacaktır. Günümüz Yahudileri bu günü Cumartesi olarak uygulamaktadırlar. Yüce Allah'ın sebt emri yine şirke kurban gitmiş ve Yahudiler sınırı aşmıştır. Günümüzde Cumartesi günleri elektrik düğmesine bile basmadan tüm günü hiç bir iş yapmadan geçirmektedirler.                                                                                                     

273Maymunların karakterlerine benzeme. Bilgelikten yoksun davranmak. Akılsızca taklit etmek.

277Kutsal kitapları anlayarak okumayan ya da okuyamayan. Günümüzde kendilerini müslüman sanan milyarlarca insan kendi dillerinde okuma yazmaya sahip olsalar da Kur'an'a ümmidirler. Kur'an'ı anlamadan yüzünden okuyanların hepsi ümmidir. Kur'an'ın anladığı dilde tercümesini okuyanlar ümmi sınıfına girmezler.                                                                                                          

280Uğursuz bırakmak. Yüce Allah'ın lanet etmesi hak etmiş kimseleri rahmetinden uzak tutmasıdır. Rahmetten uzak kalmak tüm uğursuzluklarla karşılaşmak demektir. Bu kimseler bir göz aydınlığı, mutluluk ve huzur asla göremezler.                                                                                            

285Fazlalık, bolluk, çokluk; bunları bolca veren.                                                                      

286Çok azametli/büyük fazlalık, bolluk, çokluk sahibi.                                                              

291Evrensel kabuller, evrenin işleyişine uygun davranışlar, normlar.                                         

294Güzel işler yapan, güzelleştiren.                                                                                       

295Sadece Tevrat'a tabi olan kimselerle birlikte sonrasında Tevrat'ı bırakıp da Talmud kitaplarına tabi olmuş tüm Yahudiler. Tek tanrıcı ve müşrik tüm Yahudiler.

 297Genişleten, enginleştiren, hacim kazandırarak büyüten.                                                     

300Yüce Allah'ın resûlü de olsa hiç kimseye bir koyunun çobana teslim olduğu gibi teslim olunmaz, olunamaz. Bireylerden başlayarak toplumu da koyun sürüsüne dönüştürmek müşriklerin özelliğidir. Bir koyun gibi güdülmek istemek müşrikliğin bir göstergesidir. Günümüzde tarikat liderleri, mezhep liderleri, hadis kitaplarının sözde alimleri toplumu gütmektedir. İnsanlar kendi akıllarını bir kenara bırakıp bu kimselere kiraya vermiş ve koyunlaşmışlardır.                                                      

301Dinî öğreti, dinî inanç, dinî camia, dinî cemiyet, dinî topluluk, dinî cemaat.                           

302Aklı örtülmüş, aklı gizlenmiş, akıl melekelerini yerli yerinde kullanamayan, aklını kaybetmiş, aklî dengesi bozulmuş.                                                                                                           

303Hikmet içeren kitap, hikmetli kitap, hikmetli hükümler içeren kitap. Arapça 'vav' 've' bağlacı vurgulama amaçlı da kullanılır. Daha detaylı inceleme aşağıdaki makaleden okunabilir.             

305Ulus, halk, ortak bazı değerlere sahip olan bir kesim/kısım insan topluluğu.                         

306Tevrat'ın astından söylenti/hadis kitaplarına (Talmud) tabi olarak müşrikleşen kimse.           

307İncil'in astından söylenti/hadis/masal kitaplarına tabi olarak müşrikleşen Hristiyanlar.                                                                                                                                                         

308Yüce Allah'ın boyası olan Kur'an'ın ayetleri. Bu boyaya adi/sahte başka boyalar (söylentiler/hadisler) asla karıştırılmamalıdır. Her yerimize bu boyayı sürmemiz                                                                                                                                                                       

 gereklidir. Kesintisiz olarak, son nefesimize kadar da sürmeye devam etmeliyiz. Tabiri caizse boyanın içine atlamamız gereklidir.                                                                                                     

310Aymaz, bilmez, farkında olmayan.                                                                                     

313Hayrın/iyiliğin değerini bilen/anlayan, karşılığını hazırlayıp veren, müteşekkir olan.               

314Varsayım, sanı, töhmet, elde somut veriler olmamasına karşın, birisi ya da bir olay hakkında hükme varmak ya da sonuca ulaşmak.                                                                                   

315Dedikodu etmek, arkasından çekiştirmek-kötülemek, bir kişinin yokluğunda onun hakkında ileri geri konuşmak.                                                                                                                            

316Düzelmek, iyileşmek.                                                                                                       

318Yiyecek kapsamında insanoğlu için sadece 4 şey haramdır. Yüce Allah'ın şerefli Kur'an'ında bizlere bildirdiği bu 4 şey haricinde asla bir haram koyulamaz. Bir şeyi sevmemek veya tiksindirici bulmak o şeyin haram olmasını gerektirmez. Bir toplum başka bir toplumun tiksindirici bulduğu bir şeyi çok severek yiyebilir.  Helal ve haram koyma yetkisi bütünüyle sadece Kur'an'a aittir. Resullerin haram ve helal koyma yetkisi yoktur.                                                                                                 

Haram yiyecekler;                                                                                                                 

1.Ne zaman öldüğü bilinmeyen, leş                                                                                         

2.   Kan.                                                                                                                                

3.   Domuz eti.                                                                                                                       

4. Yüce Allah'tan başkası adına adanan kurbanlar.                                                                  

319Bağışlama, affetme.                                                                                                         

323Yüce Allah kuluna bir Planck mesafesinden (1.616255×10−35 metre) ve bir Planck zamanından (5.39×10−44 saniye) daha yakındır.                                                                                            

324Yüce Allah'ın indirmiş olduğu, beyanatlar içeren, bir rahmet ve zikir/hatırlatma/öğüt olan kutsal kitaplara kayıtsız kalmamak; kutsal kitaplara tabi olmak. Sadece Kur'an'a tabi olmak.                  

326Kurtuluş, başarı                                                                                                                

336Tek tanrıcı, monoteist inanç öğretisi yolu. Kutsal kitapların öğretilerinin yolu. Sadece Kur'an öğretileri.                                                                                                                              

342 Kur’an’da 3 tip sadaka vardır. Bunlar;                                                                               

1-Sadaka-1: Kamu yönetiminin topladığı bir gelir vergisi türü.                                                   

Kamu yönetimini 9:60 ayetinde Rabbimiz tarafından zikredilen gruplar için topladığı özel bir kamu vergisi (9:103, 9:58 ve 9:60).                                                                                                     

2-Sadaka-2: Kamudan talepleri olan kişi ve kurumların kamu yönetimi ile görüşmeden önce vermesi gereken sadaka vergisi (Kamu harcı).                                                                                    

58:12 ayeti; bu fonda toplanan harç vergileri Sadaka-1 fonuna aktarılır.                                    

3-Sadaka-3: Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi.                                                            

Kamu yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır. (2:271 ve 2:263)                                                                                                             

347Öğrenilen Kur'an ayetlerinin ve Yüce Allah'ın sıfatlarının akla getirilmesi, hatırlanması.        

351İş ve oluş. Levh-i Mahfuzdaki (Holografik evren prensibi kapsamında evrenimizi bir üst boyuttan saran 2D zar) rakamlanmış bilginin sicimlere (bak. sicim teorisi)           ruh aracılığıyla iletilmesi. Sicimle aldıkları bilgilerle titreşirler ve atom altı parçacıklar oluşur. Evrenimiz ışık hızında çalışan bir 3D yazıcı gibi bilgiden yaratılır, canlanır.                                                                                                    

354Evsiz barksız olan.                                                                                                           

355Göç etmek, bırakıp terk etmek, göçmen olmak.                                                                  

356Mücadele etmek. Kur’an’da savaş/öldürmek katletmek olarak işaret edilir. Cihat etmek Kur’an’la yapılan mücadeledir. 25:52 ayetinde kâfirlerle karşı en büyük cihadın Kur’an’la yapılması gerektiğini Yüce Rabbimiz apaçık bir şekilde bizlere bildirilmektedir. Kur’an’la cihat eden kimselere de mücahit denir.                                                                                                                                          

359Kumar, şans oyunları. Kelimenin anlamı 'kolay/zor olmayan' olduğu için daha geniş anlamda kolay/emeksiz kazanç getiren her şeyi kapsar. 

 360İyileştirme, düzeltme.                                                                                                       

377Tatmin olan, istenen bir şeyin gerçekleşmesini sağlamış, gönül doygunluğuna eren.            

378Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi. Kamu yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır. (2:271 ve 2:263)                                                               

379Bitki örtüsünün yoğunluğundan örtülmüş, gizlenmiş bahçe.                                                 

380Alt nesil, soy. Çoluk çocuk, evlatlar, torunlar vb.                                                                 

381Alev hortumları. Kur'an'ın bu işareti büyük bir mucizedir.                                                     

382Kur'an'ın içerdiği hikmete sahip olmak. Kur'an'ın hikmeti. Hikmetli Kur'an'ın içerdiği hükümlerle hikmetlenmek.                                                                                                                              

386Aileye evlat edinilerek karıştırılan erkekler ya da kızlar artık o ailenin kardeşidir. 4:23 ayetine göre nasıl ki kardeşlerle evlenmek yasaktır bu erkekler ve kadınlarla kardeş statüsünde olan aileden birisi evlenemez. Anne-baba, dede-büyükanne statüsündeki kimseler de evlenemez. Aynı aileye evlat edinilen erkekler ve kızlar birbirlerinin de kardeşi olmuş olacakları için kendi aralarında evlenemezler.

 389Şerefli Kur'an'da 112 numarasız besmele (0. ayet olarak) ve 6234 numaralı ayet olarak toplam 6346 ayet vardır.                                                                                                                    

394Bahşeden, bağışlayarak veren.                                                                                         

395Bir şeyin yapılması için tanınan süre. Vaat edilen süre.                                                       

396Mağfiret dilemek, suçlarının bağışlanmasını dilemek.                                                         

397Fecr, tan yeri, şafak, tam karanlığın Güneş'in ilk ışıklarıyla aydınlanmaya başlamasından Güneş'in kendisinin doğması öncesine kadar geçen zaman. Seher vakti sabah salatı vaktidir. Salat bitiminde Yüce Allah'tan bağışlanma dilemek gereklidir.                                                                            

398Yetinmek. Yüce Allah'ın fazlından/lütfundan aranma/bakınma sonrası Yüce Allah'ın bahşettikleriyle yetinmek. Elindekinden hoşnut olma durumu, yeter bulmak.

 400Yüce Allah'ın ayetlerini örtmek, gizlemek.  Ayetleri kabul etmemek, ayetler hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek de kâfirlik etmektir. Kutsal kitapların hükümlerini örten hadis/söylenti kitaplarına tabi olanlar Yüce Allah'ın ayetlerine kâfirlik etmiş olur.                                                                                                                                                                         

401Yorumlamak, mana vermek, anlamlandırmak.                                                                    

402Kutsal kitapların astından olan söylenti/hadis kitaplarıyla (Talmud, Kütüb-i Sitte, Riyâzus Sâlihîn vb. ) Yüce Allah'ın bizzat kendisine ve onun resûllerine iftira atmak. Allah'ın adına kutsi hadisler uydurmak. Tamamı zan olan 'Resûl buyurdu ki' sözleriyle resûl adına  uydurulmuş bir din oluşturmak. Sünnet adı altında resûle iftira olan sözlere/hadislere tabi olmak. Mezheplere tabi olmak. Tarikatlara tabi olmak. Sadece Kur'an, sadece kutsal kitap dememek.                                             

404Gündüz ve gecenin ardışık olarak birbirine sokulması Dünya'nın yuvarlak olduğunun ve kendi etrafında döndüğünün bir işaretidir.                                                                                            

405 Cansız/ölü olan 31 adet temel atom altı parçacıktan canlı/diri, düşünen, akleden canlılar/varlıklar yaratırsın. Canlı/diri olan varlıkları ölü/cansız olan 31 adet temel atom altı parçacığa geri döndürürsün.

 406Yüce Allah'ın bizzat kendisi, varlığı. Bir uyku veya uyuklama yaşamayan, yorulmayan, sonu ve başı olmayan, daima diri/canlı olan bilinç, varlık.                                                                             

413Zamana bağlı insanın tesbihi aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Hemen görülür ki tablo insanın uykuda olmadığı her anı kapsar. Böylece anlarız ki Yüce Allah bizlere muhteşem bir şekilde tesbihin her an yapılması gerektiğini bildirmiştir. Evrendeki her şey yaratılış özelliğine göre kendi tesbihini nasıl ki her an yapıyorsa insan da kendi yaratılış özelliği olan beyni kullanarak kendi tesbihi olan Rabbini arayıp bulma eylemini her an yapmalıdır.                                                                        

Ayet     Tesbih zamanı                                                                                                           

24/36    Gün doğumu sonrasında ve gün batımı öncesinde.                                                      

33/42    Sabahla/ilk aydınlanmayla/seherle ve gün batımı öncesinde.                                        

19/11    Sabahla/ilk aydınlanmayla/seherle ve akşamla/Güneş’in batmasıyla.                            

40/55    Sabahla/ilk aydınlanmayla/seherle ve akşamla/gün batımı sonrasında.                         

20/130  Güneş’in doğuşu öncesinde ve batışı öncesinde;                                                         

20/130  Gece vakitlerinde                                                                                                       

20/130  Gündüzün iki yanında                                                                                                 

50/39    Güneş’in doğuşu öncesinde ve batışı öncesinde                                                          

24/36    Gün doğumu sonrasında ve gün batımı öncesinde                                                                                                                                                                 

416Buyruğu, emri, hükmü, kararı, 'ol' demesi                                                                           

418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.                                                                                                                               

430Anlatı, öykü.                                                                                                                    

434Yüce Allah'ın bir emridir. Bak. 3:79. Kur'an ayetlerini analitik olarak incelemek. Ayetler üzerinde derinlemesine düşünmek. Kur'an'ı bir bütün olarak çalışmak. Bir okulda matematik dersi yapar gibi Kur'an dersleri yapmak. Bu derslerde Kur'an öğrenmek, öğretmek. Kur'an çalışmak ayetlerin anlamlarını idrak etmekle olur. Anlamadan Arapçasından yüzünden okumak şeytanın büyük bir tuzağıdır. Kur'an'ı ders olarak çalışmak Yüce Allah'a nasıl kulluk edileceğini öğretir.            

Bak. 3:79 6:105 ayetinde ayetler üzerinde ders çalışmamız gerektiği resûl Muhammed üzerinden işaretle verilmiştir. Resûl Muhammed'in kalp ve beyin sinir hücrelerine Kur'an indirildi. Bizler ise Kur'an'ı ders çalışarak kalbimize ve beynimize yazmalıyız.                                                     

437İslam. Sadece kutsal kitaplara teslim olma. Kutsal kitaplar haricinde dinde kaynak kabul etmemek. Kutsal kitaplarda ne varsa uymak. Kutsal kitapların astından hadis/söylenti kitapları edinmemek. Kur'an'ı terk edilmiş bırakmamak.                                                                                    

440Alt benlik. Psikiyatri biliminde 'id' olarak tanımlanır. Evrim sürecinde ilk olarak alt benlik gelişmiştir. Ahlaktan yoksun olan bu benlik içgüdüsel dürtülerle hareket eder.

 441Üst benlik. Psikiyatri biliminde süper ego olarak tanımlanır. Evrim sürecinde fücûrdan ('id') sonra yaratılmıştır. Ahlaki değerleri savunur. Takva yani sakınma odaklıdır.                                          

442Azgınlık, sınırı aşma, sınırı çiğneme, taşkınlık, tiranlık, despotluk. Din konusunda ise kutsal kitapların hükümlerinin dışına çıkma, kutsal kitaplardan taşma,   kutsal kitapların çizdiği hükümleri çiğnemedir. Tevrat'ın tâğûtu Talmud'tur. Kur'an'ın tâğûtu ise hadis kitaplarıdır.                       

444İnsanın ruhsal olgunluğu, iyi ahlaklı, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı; fazilet.                                                                                                                                        

450Kendilerine apaçık beyanlı kutsal kitaplar gelmiş olmasına rağmen onları bırakıp hadis/söylenti kitaplarına tabi olanlar. Yahudiler Tevrât yerine Talmud'a, Hristiyanlar İncîl yerine Pavlov'un eliyle yazdığı masallara, kendilerini müslüman sanan çok sayıda insan da şerefli Kur'an yerine hadis kitaplarına tabi olarak mezheplere bölündüler.                                                                               

454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın hükümleri, kelamı                                       

460Büyük sıçrama 'Big Bounce' teorisine göre içinde bulunduğumuz evren (gökler ve yer) içine çökerek tekillik hali olan saf enerji haline tekrar dönecektir. Bu saf enerjiden yeni bir büyük patlama 'Big Bang' gerçekleşecek ve yeni paralel evrenler yaratılacaktır. Bu evrenlerden bazıları cennet evrenleri olacaktır. Bir tanesi de cehennem evreni olacaktır. Eşit saf enerji nedeniyle yeni evrenlerin genişliği şu an içinde bulunduğumuz evren kadar olacaktır. Fizikle tam uyumlu bir kavram.      

4613:137 ayetinde "...geçti sizlerden önce yasalar/kanunlar; öyleyse dolaşın yeryüzünde; öyle ki bakın nasıl oldu yalancıların akıbeti" buyrulmuştur.  Yüce Allah yeryüzünde yaşamış olan eski insanların nasıl tarzlarda yaşadığını görmemiz için yeryüzünde dolaşmamızı emretmektedir. Bu da ancak arkeoloji bilimiyle olur. Arkeoloji, arkeolojik yöntemlerle ortaya çıkarılmış kültürleri, sosyoloji, coğrafya, tarih, etnoloji, antropoloji, nümizmatik, filoloji, gibi birçok bilim dalından yararlanarak araştıran ve inceleyen bilim dalıdır. Sadece kazı yapmak asla değildir. Yüce Allah'ın onların sosyal yaşantılarını da inceleyin buyurması biz gerçek müminler için bir emirdir. Gerçek müminler bilime ilgisiz kalmaz. Her türlü bilimle az çok ilgilenir. Kendisi arkeolog olmasa da arkeologların yapmış olduğu kazılardan çıkan delilleri gezip görür.                                                                                                  

462Sadece Rabba kulluk/kölelik edenler.                                                                                 

463Sınır aşmak, normal çizgileri aşmak, savurganlık yapmak, ölçüsüz/dengesiz/uygunsuz aşırılık, haddinden fazla, abartmak.                                                                                                     

464Ödül, mükâfat, karşılık.                                                                                                    

466Haberdar.                                                                                                                        

470Kıyamet. Evrenin uzay zaman kumaşının karanlık enerjinin aşırı üflemesi sonucu yırtılması ve evrenin hızla şişirilen (Sur'a üfleme) bir balonun patlaması gibi parçalanması. Yırtıklar ışık hızında tüm evrene yayılacaktır. Parçalanan evren yerçekimi kuvvetiyle tekrar tekillik haline dönecektir.      

478Holografik evren prensibi kapsamında evrenimizin bir üst boyutunda bulunan 2D zardaki/membrandaki bilgi 3D kuantum bilgileri aracılığıyla evreni ışık hızında çalışan bir 3D yazıcı gibi canlandırır. Evreni canlandıran ruh ve emir ışık hızında bir üst boyuttan alt boyuta yani evrene indirilir. Her şey üst boyutlarda bulunan       Yüce Allah'ın indinden/katından iner. Anlarız ki 'Big Bounce' Büyük Sıçramayla oluşacak olan cennetler ve cehennem evrenleri paralel evrenler olacak ve yine aynı mekanizmayla yaratılacaklar. Yeni oluşan Levh-i Mahfuz'dan indirilen bilgilerle yaratılacaklar.                                                                                                                                                                          

4794:1 ayetinde Yüce Allah kendisine takvalı olunmasını emretmiştir. Ayette ayrıca rahimlere de takvalı olunması gerektiği net bir şekilde bildirilmiştir. Rahim kelimesine 'akrabalar' gibi anlamlar verilmeye çalışılsa da kelimenin anlamı apaçık ortadadır. Türkçeye de geçmiş olan bu kelimenin anlamı direkt olarak kadınlarda bulunan üreme organı rahimdir. Rahimlere takvalı olmak kadınlara takvalı olmaktır. Kadınlar ve erkekler birbirlerinin giysileridir. Birbirlerini tamamlarlar. Yüce Allah tüm insanlara rahim sahipleri olan kadınların hoşnut olmayacağı işleri yapmamalarını emretmektedir.  

 484Gözetleyen.                                                                                                                    

486Hesap gören. Hesaplayan.                                                                                                

489Bilgisiz, bihaber, bilinçsizlik, farkındalığı olmayan.                                                              

490Sınırı aşmak. Evrensel kabuller olan marufun dışına çıkmak.                                              

493Mümin kadınlar. İman etmiş kadınlar.                                                                                

497Uygulamaya koymak, belirlemek, önceden fikslemek/sabitlemek, zorunlu olarak uygulamaya koymak.                                                                                                                                

498Dilediği kulları için günahları, kötülükleri örtmesi, gizlemesi.                                                

499Tanık olan, şahit olan.                                                                                                      

503Kur'an'ın büyük bir mucizesidir. Zerre atomu işaret der. Atomların ağırlıkları mevcuttur. Yüce Allah Kur'an'da evrenin en küçük yapıtaşı olan sicimleri (Sicim Teorisi) de fitil/fatil olarak işaret etmektedir. Bir fitil ve onun titreşimi işaret edilmiştir. Fitil işaretinin geçtiği ayetlerde ağırlık vurgulanmazken zerre geçen ayetlerde ağırlığa vurgu yapılmıştır. Sicimlerin herhangi bir ağırlığa sahip olmadıkları bilinmektedir.                                                                                                                      

506Ahiret evreninde ya da cehennemde olan kimselerin yaratılış özelliği olarak yüzlerinin arkalarında olduğunu anlarız. Normal bir insan olarak yaratılmayacaklardır.                                                      

507İdol. Örnek alınan, en çok hayranlık duyulan kimse/şey. Tarikat liderleri, mezhep imamları,  şeyhler, sözde hadis/söylenti alimleri. Kutsal kitaplar haricide dinde idol asla edinilmez.

511Ehil kelimesi uygun, kalifiye, kompetan, hakkını veren demektir. Emanet ise mükellefiyet, sorumluluk anlamındadır. Her iki kelime de Türkçeye geçmiş kelimelerdir. Yüce Allah 4:58 ayetinde emanetlerin onun ehli olan kimselere aktarılması gerektiğini bildirmiştir. İnsanlar arasında hükmederken de adaletle hükmedilmesi gerektiğini bildirmiştir. Kur'an'ın tek bir ayeti bile insanlığı içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtarır.                                                                                        

512Hüküm sahibi olanlar insanlarla ilgili verdikleri hükümlerde adaleti gözetmelidir. Hüküm sahibi demek başka insanları bağlayan kararlar veren insanlar demektir. Örneğin bir başhekim hastanede hüküm verendir. Bir yönetici hüküm verendir. Elbette ki hakimler ve savcılar hüküm verenlerdir. Örnekler artırılabilir. İnsanlık Yüce Allah'ın 4:58 ayetindeki gibi bu emrine uysa mutlak ki dünyamız çok daha güzel bir yer olacaktır.                                                                                                   

513Gören.                                                                                                                             

517Vekalet verilen, birinin işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği.                 

519Besleyen, her şeyin var olması ve varlığını devam ettirmesi için gereken her şeyi kesintisiz şekilde sağlayan, sunan.                                                                                                                    

520Bağlı boyunlar. Boyunduruk altına girmiş kimseler.                                                            

522Ölümün hemen öncesi bilinci beyinden ayıran şerefli elçiler. Kendilerine verilen görevleri eksiksiz yaparlar. Ölüm melekleridirler. Kur'an'dan anlarız ki vefat eden kimse bu meleklerle konuşmaktadır. Cibrîl benzeri şerefli elçiler olan bu melekler evrenin bir üst boyunda bulunurlar. Evrenin her noktasına ve anına/zamanına kendilerine verilen görevi gerçekleştirmek için ulaşabilirler.                                                                                                                                                                         

523Kendi nefsine hıyanet eden kimse. Sadece kutsal kitaplara iman edeceği yerde yalan yanlış, tamamı zan olan hadis/söylentilere (Kutubi Sitte, Yahudiler için Talmud, Hristiyanlar için Pavlus'un kendi eliyle yazdıkları) iman ederek bizzat kendi nefsine hıyanet eden kimse. Kur'an'ın helal saydığı şeyleri kendi nefislerine haram kılarak, nefislerinin hakkı olan şeyi vermeyerek kendi nefislerine hainlik ederler. Kur'an haricinde dinde hüküm koyan yetkisiz kitapların uyduruk hükümlerine bizzat kendi nefislerini köle ederler. Büyük bir hainliktir.                                                                        

524Hıyanet eden kimse. Kutsal kitaplara hainlik yapan kimseler. Kutsal kitaplara karşı yalan yanlış, tamamı zan olan hadis/söylentilerle el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma. Kur'an'ın astından dinde hüküm koyucu kitap edinenlerin tamamı haindir. Kur'an'a hainlik etmektedirler.              

543Haşyet huşu, derin saygıdan yüreğin ürpermesi, bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma demektir. Yüce Allah insanlara haşyet duyulmaması gerektiğini bildirmiştir. Haşyet sadece Yüce Allah'a duyulur. Ancak günümüzde tarikat şeyhlerine, mezhep imamlarına, peygamberlere, sözde hadis/söylenti alimlerine Yüce Allah'a duyulan haşyetten daha fazla haşyet duyulmaktadır. 

544Sadece kutsal kitaplar demeyip onun yanında tamamı zan olan hadis/söylenti/Talmud uydurmalarıyla hükmederek kitabın ayetlerine kâfirlik edenler.                                                  

549Savajizim ‘savaging’ (Barbarlık, Vahşilik) annenin yavrularına karşı sergilediği saldırgan davranışları ifade eden bir terimdir. Saldırgan davranışlar arasında kendi yavrusuna kaba davranma, yaralama, ısırma, saldırma, ezme ve öldürme (annenin bebek öldürmesi) yer alır. Savajizim birçok türde görülmekle birlikte, açık ara ağırlıklı olarak evcil domuzlarda (Sus scrofa domesticus) sergilenmektedir. Görüldüğü üzere Yüce Allah bir örnek veriyorsa akıl sahipleri olan bilim insanları bunu detaylı olarak incelemelidir. Domuz örnek verildiğine göre domuzu diğer hayvanlardan ayıran özel bir özelliğinin işaret edildiğini anlarız. Bu da mutlak ki evcil             domuzlarda görülen savajizimdir. Müşrik insanların bir özeliği de domuzlaşmalarıdır. Yani domuzlardaki savajizim özelliğini göstermeleridir. Nerede bir savajizim varsa, barbarlık varsa, vahşilik varsa bilin ki orada müşrik bir din inancı hakimdir. Tek tanrıcılarda ise savajizim asla görülmez.                                                

552Hakka yani gerçeğe dayanmadan dinde yapılan tüm eylemler sınırı aşmadır, taşmadır. Kendilerine yetki verilmiş kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan kitaplara tabi olmak kesinlikle haktan bir şey getirmez. Resûl buyurdu ki şeklinde başlayan şeytan öğretilerinin tamamı zandır. Din konusunda sınırı aşmamak sadece kutsal kitaplar demekle olur. Sadece Kur'an demekle olur.                            

553Yüce Allah'ın biricik yolu. Tek tanrıcıların yolu. İslam yolu. Sadece Kur'an. Sadece kutsal kitaplar.

 556Toplamak, bir araya getirmek.                                                                                          

562İslâm akıl dini değil nakil dinidir diyenlerin vay haline. Yaratılış özelliğimiz olan beyni çalıştırmak, doğruyu yanlıştan ayırmak için beyin hücrelerini bir bilgisayar işlemcisi gibi çalıştırmak, kullanmak. Her şeyi mantık süzgecinden geçirmek. Beynin onayına sunmak. Fikir yürütmek.                               

571Kendisi bir nebi olmayan bilge kişi.                                                                                    

572Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.                                                                                                                                   

578Okumak, dikkatlice okumak, çalışmak, sesli olarak okumak. İkra kelimesinden türemiştir. 96.1 ayetinde emredilen oku, okumayı başkaları duyacak şekilde oku, okuyarak ilet, okuduğunu naklet, okuduğunu çalış, okuduğunu incele, okuduğunu araştır, okuduğunu öğret anlamındadır.             

579Gizli, saklı, masun.                                                                                                           

580Yaltaklananlar, riyakar/iki yüzlü yalakalar, iki yüzlü yağcılar.                                               

582Islak toprak. Suyla karışık toprak.                                                                                     

584Eksiltenler, azaltanlar, ölçüde küçültenler.                                                                         

585Fücuruna uyanlar, fücurüna tabi olanlar. Takvadan uzak olanlar. Kararlarını alt benlikle alanlar. Fücur: Alt benlik. Psikiyatri biliminde 'id' olarak tanımlanır. Evrim sürecinde ilk olarak alt benlik gelişmiştir. Ahlaktan yoksun olan bu benlik içgüdüsel dürtülerle hareket eder.                              

592Evrenimizi oluşturan her şey 13.8 milyar yıl önce tekillik noktasında bitişik halde çok büyük tek bir enerjiydi. 'Big Bang' yani büyük patlama gerçekleşti. Enerji 4 temel kuvvete yarıldı. Tek bir boyut oluştu. Bu boyut yarılarak toplam 11 boyuta ulaştı. 1 zaman boyutu, hissedebildiğimiz 3 uzay boyutu ve 7 adet sicim   seviyesinde iç içe kıvrılmış boyut. Evren yarılarak yani tek bir bütünün yarılmaları sonucu oluşmuştur. Tek bir enerjinin. Evrendeki her atom altı parçacık bu tek enerjinin      yarılmalarıyla kendi üzerine düşen enerji payıyla oluşmuştur. Not: Fizikçiler için; muhtemeldir ki bu tek enerji hiperuzayda (membranlar arası) bulunan tek bir sicimdi.     Bu muhteşem büyüklükteki enerjiyi tutan bu sicim yarılarak şu an evrenin en temel yapıtaşı olan, 1.65x10-35 cm uzunluğunda olan sicimleri oluşturmuştur.                                                                                                                               

593Dilediğini zorla yaptırma gücü olan, her şeye güç yetiren, zapt eden, zafer kazanan, kahreden, zorla hizaya getiren.                                                                                                           

599Hareket eden, debelenen, canlı her şey.                                                                            

601Yapıp ettikleriyle, faaliyet içinde olduklarıyla insan Rabbi katında kıdem/kadem kazanabilir. Aklını kullanarak sadece Kur'an demesi ve sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına tabi olarak takva elbisesini giymesi onu Rabbi katında kıdemlendirir. Rabbimiz ayrıca 19 mucizesine tanık olanların da kendi katında kıdem/kademe          kazanacağını 73:37 ayetinde apaçık bildirmiştir. Ancak bazı insanların bunu yapmayacağını da Rabbimiz bildirmiştir. İnsan tereddüt edip geri de kalabilir.  Uyduruk atalar dinini, çoğunluğun uyduğu uydurulmuş dini terke etmekten imtina edebilir. Bu da onu geride bırakır.           

603Yüce Allah'ın bir resûl/elçi göndererek ya da ilham ettirerek ya da bir perde arkasından kullarından dilediğine ilettiği her türlü mesajdır. Bu mesaj illa ki tüm insanları ilgilendiren ayetler olmaz. Örneğin resûl Musa'nın annesine Yüce Allah oğlunun durumu hakkında vahy etmiştir; mesaj iletmiştir. Kutsal kitapların ayetleri de aynı şekilde vahy edilir. Ancak bunlar Yüce Allah'ın tüm insanlara rahmetinden gönderdiği kurtuluş reçetesi olduğu için kitaplaşması sağlanmıştır. Bizleri ilgilendiren, ahiret evreninde sınava tabi tutulacağımız vahiy işte bu kutsal kitaplardır. Sadece kutsal kitaplar. Şu an elimizde şerefli Kur'an var. Bu şerefli Kur'an'a tabi olduğumuzda mutlak ki  Yüce Allah'ın vahyine tabi olmuş oluruz.

 610Test, deneme, sınav, yanlışla doğruyu ayırt edebilme yetisinin ölçülmesi.                           

615İlk cennet evreninde yaşayan insanın öldürülmesi ve cennetten çıkarılması. İçinde yaşadığımız evrende diriltilmesi/canlandırılması.İçinde yaşadığımız evrende öldürülmesi ve evrenden çıkarılması.  Ahiret evreninde din günü için diriltilmesi/canlandırılması.                                                          

617Yüce Allah ile yapılan misakın/antlaşmanın kurallarına uyma sorumluluğu. Sadece Yüce Allah'ı Rab edinmek. İblîs'e tabi olmamak. Zor bir sınava girip sınavın    şartlarına uyacağının garantisini vermek.                                                                                                                            

620Gizli saklı olmadan açıkça deklere edilmiş, apaçık bildirilmiş, belli edilmiş, apaçık ifade edilmiş.

 621Vefat ölümden farklıdır. Bilincin aktif olduğu beynin korteks kısmının işlevlerinin talamus tarafından devreden çıkarılmasıdır. İlkel işlevler devam eder. Soluma, kalp atışı vb. Yüce Allah uykunun bir vefat olduğunu bizlere bildirmiştir. Ölüm gerçekleşmeden önce mutlaka vefat gerçekleşir. Her vefat ölümle sonlanmaz. Yüce Allah yolunda katledilenlerin ve müminlerin ölmeden vefat ettirildiği Kur'an'ımızda bizlere bildirilmiştir. Resûl Îsâ'nın da vefat ettirildiği ancak ölmediği ortadadır. Bu kimseler Rableri indinde rızıklandırılırlar. 6:60 ayetinde "...sonra diriltir sizleri orada.." buyrulmuştur. Orada kelimesi yeri/arzı/yeryüzünü işaret eder. Anlaşılır ki uykudaki vefat sürecinde bilincin kaybolmasını ve geri yüklenmesini sağlayan talamus bölgesi kuantum seviyesinde yeri de kapsayan evrenle direkt olarak ilişkilidir.                                                                                                  

625Hacc kelimesinin isim hali. Doğru yönelişi kanıtlayan delil. Bir önermenin doğruluğunu ispat etmeye yarayan önerme, tanıt.                                                                                               

626Nebilik. Nebilik görevi. Nebi kendisine kitap verilen resûl/elçi demektir. Her resûl/elçi nebi değildir. Her nebi bir resuldür/elçidir.                                                                                                   

628Yüce Allah 6:97 ayetinde yıldızları bir kılavuzlama/navigasyon/yol bulma için yaptığını bildirmiştir. Gerçekten de böyledir. Yıldızlar takip edilerek yön bulunabilir. Kuzey yarım kürede polaris yani kutup yıldızı her zaman kuzey yönünü gösterir. Orion kuşağının 3 yıldızları her zaman gerçek doğudan doğar. Bu 3 yıldızdan ilk doğanı (Mintaka) her zaman mutlak gerçek doğuyu gösterir. Bu 3 yıldızın battığı yer gerçek batıyı gösterir.                                                                                   

640Yüce Rabbimiz şerefli Kur'an'la kelamı/sözü hakla/gerçekle tamamladığını 6:115 ayetinde bildirmektedir. Ayrıca adalete de bir vurgu vardır. Kur'an alemlere bir rahmet ve doğru yola kılavuzdur. Mutlak ki adaleti ve gerçeği de içerir. Batıl ve zan asla içermez. Bize verilen mesaj açık ve nettir ki Kur'an Yüce Allah'ın tamamlanmış sözüdür. Bu nedenle Kur'an dışında dinde kılavuz asla aranmaz. Kur'an detaylıdır, apaçıktır; yeterlidir. İnsanlar Yüce Allah'ın bu tamamlanmış sözünü anladığı dilde okumalı ve anladığına uymalıdır. Şerefli Kur'an herkesin bilgi ve kapasitesine göre mesajı hakkıyla verecektir. Sadece Kur'an diyenlerin dinleri tastamam olur.                            

642Cennete gitmeye hak kazanmış kimseler sadece vefat ettirilir. Öldürülmezler. Yüce Allah yolunda katledilen kimseler nasıl ki ölüler değillerdir gerçek müminler de asla ölüler değillerdir. Rableri katında rızıklandırılırlar. İşte bu rızıklandırmanın nerede olacağını Rabbimiz bizlere 6:127 ve 10:25 ayetlerinde bildirmiştir. Kendi indinde/katında bulunan 'selâm diyarı/yurdu' olarak isimlendirdiği yerde bu kimseleri rızıklandıracaktır. 10:26 ayetinden anlarız ki selam diyarından/yurdundan daha iyisi/güzeli ve daha fazlalıklı olan yerler vardır ve bunlar mutlak ki cennetlerdir. Din gününde kadar bu diyarda kalmayı ve sonrası da cennetlerine girmeyi Yüce Rabbimiz bizlere nasip etsin inşAllah.                          

643Ölüm genel anlamda bilincin, nefsin, varlığın/bedenin farkındalığın tamamen ortadan kalkmasıdır. Vefatla aynı değildir. Vefat bilincin bedenden çekilme sürecidir. Yüce Allah dilerse vefatı ölümle sonuçlandırmayabilir. Resûl Îsâ'nın durumu gibi. Vefat gerçekleşir. Ancak ölüm gerçekleşmez. Bilinç asla kaybolmaz. Vefat melekleri bu kimseyi Yüce Allah'ın indine/katında bulunan selam diyarına/yurduna davet ederler. Ahiret yurduna/diyarına kadar bu kimse selam diyarında/yurdunda Rabbi tarafından rızıklandırılır. Tam bilinç kaybını yani ölümü tatmamış olur 2:259 ayetinde 100 sene öldürülüp tekrar diriltilen kişi. Bu kimse mutlak ki ayrıcalıklı bir kimsedir. 2. ölümü tadıp tekrar hayat verilen bir kimsedir. Bu nedenle tek olarak analiz edilmelidir. Yıldırım düşmesi sonrası bilinçlerini kaybeden kimseler için kullanılması.6:162 ayetinde geçen resûl Muhammed'in ölmesinin işaret edilmesi illaki resûl Muhammed'in mutlaka öleceği ya da öldürüleceği anlamına gelmez.     'Öleceksem de, ölürsem de' anlamı vardır. Çünkü cennete girenler bu dünyada ölüm tatmazlar. Mutlak ki resûl Îsâ gibi, tüm resûller gibi resûl Muhammed de ölmemiştir. Sadece vefat ettirilmiştir. Selam yurdunda/diyarında rızıklandırılmaktadırlar. Her nefis ölümü tadıcıdır. Her nefis 1. ölümü yani ilk cennetten çıkış anındaki           ölümü zaten tatmıştır. Resûller de dahil.                       

645Koyun, keçi, deve ve sığır türleri. Eşli olarak sekiz çiftlerdir. Bak. 6:143-144.                        

647Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen düzgün anlatma sanatıyla yapılan hüccet (deliller sunma).                                 

649Yüce Allah bir nefsi haksız yere katletmeyi haram kılmıştır. Zorunlu şartlar 5:32 ayetinde göre şunlardır. Nefsi müdafaa kapsamında başka bir nefsi ölümden kurtarmak için diğer nefis katledilebilir. Yeryüzünde fitne/fesat çıkaran nefisler gerekirse katledilebilir.                                                      

650Mizan tartı/terazi demektir. Sadece fiziksel tartıları değil beyinde gerçekleşen her türlü tartıyı da işaret eder. Beyinde kurulan tartıda/terazide her zaman         eşitlik gözetilmelidir. Ölçü de eşitlikle yapılmalıdır. Yine beyinde yapılan her türlü ölçme, değerini belirleme işlemi eşitlikle yapılmalıdır.    

651Detaylandırmak; detaylı, ayrılmış.                                                                                     

653Öğüt vermek, uyarmak, nasihat etmek, bir fikri aşılamak                                                    

657Akıl erdirmek, anlamak, kavramak, algılamak. Bir olguya erişmek, kavuşmak, ulaşmak.                                                                                                                                                                             

658Tartı/terazi/ölçen mekanizma.                                                                                           

660Yetki, salahiyet, otorite                                                                                                     

661Yüce Allah adına hakkı/gerçeği bilmedikleri halde ileri geri konuşmaları. Yüce Allah'ın kendisine hiçbir yetki indirmediği hadis/söylenti kitaplarıyla Yüce Allah'a karşı sanki O'nun emriymiş gibi şeylerin uydurulması.                                                                                                                           

662An, bir zaman periyodu                                                                                                     

663Kutsal kitaplarda bulunan ayetlere karşı kibirli olmak, büyüklenmek. Ayetlerin hükümlerini bazı söylentilerle/hadislerle yok sayanlar da;      yok hükmüne çıkaranlar da bu gruptadır.                      

664Paralel evrenler arasındaki portaller. Anlarız ki cennetler ve cehennem evrenleri birbirine paralel evrenlerdir. Cehennem evreninde olan kimselerin cennet evrenlerine geçişi engellenmiştir. 

665Yüce Allah cehennem evreninde olan kimselerin cennet evrenlerine girmesini engelleyen bir mekanizma olduğunu bizlere 7:40 ayetinde bildirmiştir. 7:40 ayetinde geçen işaretin müteşabih bir ayet olduğu ortadadır. Bir devenin ya da bir halatın bir iğne deliğinden geçmesi işaret edilmiş olabilir. Ancak ayetin başka bir bilimsel yansıması daha vardır. Kelime anlamları incelendiğinde aşağıdaki anlam çıkar; "...ta ki geçer halat/deve             boşluğundan/deliğinden/açıklığından ipliğin/sicimin/iğnenin...". Anlarız ki bu cehennem evreni cennet evrenlerine paraleldir. Sicim teorisine göre paralel evrenler arasındaki mesafe 1.65x10-35 metredir. Yani bir sicim/iplik uzunluğundadır. Ancak bu sicimler farklı boşluklarda, deliklerde titreştikleri için paralel evrenler bu kadar yakın mesafede olmasına rağmen birbirleriyle etkileşemezler. Ayette halat işaret edildiğinde göre anlarız ki cehennem evrenini oluşturan sicimler cennet evrenlerini oluşturan sicimlere göre daha kalındır.                                                   

667Ahirete ve ahirete gerçekleşecek hakikatları/gerçekleri örtmek, gizlemek. Ahirete iman etmeyen herkesin yanında ahirete iman ediyormuş gibi gözükse de Kur'an'da bildirilen ahiret hakikatları yerine tamamı zan olan hadislere iman edenler de bu gruba girer. Örneğin; ahirette resûllerin insanlara şefaat edeceğine iman etmek ahirete kâfirlik etmektir.                                                                               

669Saygısız, çekinmesi olmayan, davranışları ölçüsüz, olgun olmayan; ciddiyetsiz, gayriciddi.  

674Cürüm işleyenler, suçlular                                                                                                

680Hakka/gerçeğe uygunluk, hakkı/gerçeği gözetme. Hakka/gerçeğe uygunluk temelinde herkese eşit ve tarafsız bir şekilde davranma. Hakların herkes tarafından eşit/tarafsız şekilde kullanılmasının sağlanması. Hakları eşit olarak dengelemek, eşit olarak balanslamak. Adalet, doğruluk ve eşitlik prensiplerine dayanan evrensel bir değerdir. 684  7:175-176. ayetlerde dilini sarkıtıp soluyan bir köpeğin durumuna benzetilen, kendisine ayetler verilmiş olan kimseden bahsedilmektedir. Bu kimsenin resûl Muhammed öncesi yaşamış olduğu anlaşılır. İsrailoğullarından olması gerektiğini de anlarız. Kendisine ayetler verildiğine göre anlarız ki bu kimse bir elçi/resûl olmalıdır. Bu kimsenin ayetlerden sıyrılarak yeryüzüne tamah ettiğini ve hevâsına uyarak sapanlardan olduğunu anlarız. 7:176 ayetinde Rabbimiz dileseydi bu kimseyi ayetlerle           yücelteceğini bildirmiştir. Demek ki Rabbimiz dilememiştir.                                                                                                                              

685Uçsuz bucaksız mülk.                                                                                                       

692Homo Sapiens türünün bilgelik kazandırılmış insan çocukları. Erkek insanlar, kadın insanlar.

693  7:28 ayetinde müşriklerin bir özelliği işaret edilmektedir. Müşrikler yaptıkları çirkin aşırılıklara karşı "Bulduk babalarımızı/atalarımızı onun üzerinde; ve Allah emretti bize onu" demektedirler. Anlaşılır ki bu kimseler uyduruk atalar/babalar dinini Yüce Allah'ın emrettiğini, bu uyduruk dinin Yüce Allah'tan geldiğine iman etmektedir. Tıpkı günümüzde uyduruk, tamamı zana olan, çirkin aşırılıklar içeren mezheplere bölünmüş müşrikler gibi.                                                                       

695Hiperuzayda bulunan kimseler. Şerefli melekler ve/veya selam diyarına girmiş kimseler. Bu kimseler Yüce Allah yolunda katledilmiş kimselerdir ve cennetlere girmeyi hak ederek selam diyarında olan kimselerdir.                                                                                                                 

697Ganimetler kelimesinden farklı bir anlamı vardır. Ganimetlerin dağıtımında öncelikli olma/kayrılma/imtiyaz sahibi olmak demektir. Elde edilen ganimetler öncelikli olarak Yüce Allah ve resûlüne yani Kur'an'a verilecektir. Kur'an enfâl için ne diyorsa o yapılacaktır. Bu oran 1/5 olarak Rabbimiz tarafından bildirilmiştir. Kalan ganimetler (4/5) hak edenler arasında paylaşılacaktır. Yüce Allah'ın işaret ettiği oran maddi kazancın zekâtı olan vergiye de yansıyabilir. Zekât kavramına lütfen bakınız.                                                                                                                                      

700Yüce Allah'ın mesajı olan sadece Kur'an. Yüce Allah'la resûllerinin arası asla ayrılamaz. Muhammed resûl kendisine şerefli elçi aracılığıyla indirilen Yüce Allah'ın mesajını direkt olarak okumuştur. Resûl olarak okuduğu ayetler Yüce Allah'ı temsil ettiği için Allah ve resûlü denildiğinde sadece Kur'an anlarız. Kur'an'ın hükümleri anlarız.                                                            

702Dâbbe kelimesi canlı şeyler için kullanılır. Anlarız ki kulakları olsa bile onunla işitmeyen, dilleri olduğu halde onunla hakkı/gerçeği dillendirmeyen, beyinleri ve kalpleri olduğu halde onunla akletmeyenler Yüce Allah katında en şerli, en kötü canlılardır.                                                   

705Düzenlemek, sıralamak, planlamak, ardışık düzene sokmak.                                              

732Doğru, tam yerinde, nokta atışı, dosdoğru.                                                                         

734Hicret sonrası Yüce Allah'ın sadece Muhammed nebiye has olarak bir nikah kısıtlaması getirdiğini görmekteyiz. 33:50 ayetinde sayılan kadınlar dışında nebi Muhammed bir kadınla evlenmek istese de artık evlenemeyecektir.       Mevcut eşler.  Resûlle birlikte hicret etmiş olan amca kızları; ve hala kızları; ve dayı kızları; ve teyze kızları. (Birlikte hicret etme şartı vardır) Mümin bir kadının kendisini nebiye ecir istemeden hibe etmesi. Mutlak ki nebinin de onayı olmalıdır. Yeminle malik olunan kadınlar. Bu sayılan kadınlar dışında nebinin hoşlansa da, evlenmek istese de artık başka bir kadınla evlenme şansı yoktur. 33:50 ayetinde mümin erkeklerin astından geçişi de önemlidir. Müminler böyle bir kısıtlamaya tabi değildir. Diledikleri kadınla ecirlerini vererek evlenme şansına sahiptirler. Bu nedenle ast/daha aşağı geçişi tercih edilmiş olabilir.                                                                                   

744Yetişkin bir erkek ve bir kadın arasında gerçekleşen evlilik/izdivaç bağı/sözleşmesi/misâkıdır. Cinselliği de içeren bu bağa, bu bağdan doğacak olan çocukların sorumluluğunu almaya söz vermekdir. Karşılıklı yapılan bu sözleşmeye aykırı olarak başka kimselerle zina etmemektir. Bu sözleşmeden doğacak olan çocukların babasının kesin olarak kadınla nikahlanmış olan erkeğin olacağını insanlara duyurmaktır, deklere etmektir. Kur'an'da nikahlanmak bir ritüele bağlanmamıştır.  Nikahlanmak kolaylaştırılmıştır. Bir yere kadar (2 kez) boşanma da kolaylaştırılmıştır. Biricik dinimiz İslam yani sadece Kur'an insanlara asla eziyet etmez.  Nikahlanmak isteyenler karşılıklı olarak bu taleplerini birbirlerine iletirler ve aralarında bir bağ/akit yapmaya kadar verirler. Yaptıkları bu bağı/akti topluma duyururlar ki kadının ve erkeğin nikahlı olduğu bilinsin. İmam nikahı diye bir şey Kur'an'da yoktur. İki kişi arasında gerçekleşen bu bağın topluma duyurulması zorunluluğu vardır. Amaç toplumun bu nikahtan haberdar olmasıdır. Boşanma durumunda da topluma bu durumun bildirilme zorunluluğu vardır.                                                                        

757Yüce Allah Rahmân suresinde nimetlere bir işaret buyurmuştur. 31 temel parçacığın oluşturduğu tüm evren Yüce Allah'ın bir nimetidir. Cennetlerde de Yüce Allah hak eden kullarına ayakta/dikelmiş/kıyamda nimetler vereceğini bildirmektedir (Örn: 9:21). Anlarız ki cennetler gerçek anlamda yaratılan evrenler olacaktır. Muhtemel ki farklı atomlar muhteşem şeyle oluşturacak ve Rabbimiz bizlere inşAllah bu nimetlerinden tattıracaktır.                                                            

760Pis, kirli, kontamine olmuş, temiz olmayan, saf olmayan. Müşrikler yani Yüce Allah'a şirk/ortak koşarak iman edenler ilâhi kitapların yanında dinde hüküm koyan şeyleri de kutsal kitaplara eş tuttukları için saf/temiz/halis değillerdir.                                                                                         

768Başarı, zafer.                                                                                                                   

773Kirli, pis, iğrenç, utanılacak işler yapan.                                                                             

781Gün kelimesi evre/dönem demektir. Kur'an'da yerin yani Dünya gezegeninin 2 günde yaratıldığı bildirilmiştir. Dünya gezegeninin yaşının 4.6 milyar yıl olduğu bilimsel verilerle bilinmektedir. Evrenimizin yaşının 13.8 milyar yıl olduğu da kesin olarak tespit edilmiştir. Oranlama (4.6/13.8) yaptığımızda ilginç şekilde 1/3 oranı yani 2/6 oranı elde edilmektedir. Böylece anlarız ki 6 gün ile işaret edilen evrenin kendisidir. Bilimsel verilerin Kur'an'ın verileriyle örtüşmesi bu şerefli kitabın Yüce Allah'ın katından olduğuna kesin kanıt oluşturur.                                                       

784Sınırları aşmak, taşmak, normal değerleri çiğnemek, ölçüsüz, dengesiz, israf etmek, savurganlık.

 790Ölçü, tartı, tartmak, ağırlığını belirlemek, değerini belirlemek, ölçmek.                                

795Parçalayıcı, parçalarına ayıran, bölen, paramparça eden, atomları parçalayan.                    

800Yalazlı ateş, uzaktan olsa bile yalazı etki gösteren ateş.                                                     

808Yangın, yanan, cehennem yangını, cehenneme ait.                                                           

809Çılgın ateş.                                                                                                                      

812Kalıcı, daimi konaklama. Cennetlerin bu kelimeyle cehennem evreninden farklı olarak işaret edilmesi Rabbimizin adn cennetlerini hiç bozmayacağını düşündürür.                                       

818Açık elle perçem bölgesine vurma, sürükleyerek bir yere fırlatma anlamı vardır. Neden perçem bölgesi işaret edilmiştir. Perçem bölgesi başın alın kısmı ve kakül kısmıdır. Bu yerin altında beynin frontal kısmı bulunur. Bu kısım insanın kararlarını verdiği yerdir. İnsanların yaptıkları her hareketin ortaya çıktığı yer bu bölgedir. Bu bölgenin özellikle cezaya maruz kalacağının işaret edilmesi de bilimsel bir mucizedir.                                                                                                               

819İten, tekmeleyen, şiddetli, hararetli, aptal/ahmak (zeka seviyeleri yüksek olmayan) varlıklar. Bu varlıkların müşteri hizmetleri gibi bir hizmet sunduğunu söyleyebiliriz. Yüce Allah'ın kendilerine verdiği emri yerine getirirler.                                                                                                                     

820Ödül, mükafat.                                                                                                                 

825Zengin, doygun, her şeye yeterli, eksiksiz.                                                                         

826İç ve orta kısımda, zorlukta, katlanmada, zorluklara dayanmada.                                         

827Yüce Allah 90:10 ayetinde insanı "necdeyneye" kılavuzladığını buyurmuştur. Bu kelime desteklemek, yardım etmek, takviye etmek, yüksek yerler, plato, tepe anlamındadır. Ayrıca apaçık yol anlamı da vardır. 90:9  ayetinde bir dil ve iki dudak işaret edildiğine göre anlarız ki Rabbimiz yeni doğan bir bebeğin annesinin iki tepe şeklindeki memelerine yönlendirdiğini bildirmektedir. Emme için dil ve iki dudak mutlak ki gereklidir. Yarık dudaklı bebeklerde emme gerçekleşemez.  Ayrıca dil bağı (frenilum) gibi dilin hareketini kısıtlayan durumlarda da emme bozulur. Anne memesinin bir rolü de mutlak ki bebeğe sağladığı maddi ve manevi destektir. Ek gıdaya geçme süresi olan 6 ay boyunca bebeğin tüm ihtiyaçlarını sağlar. Emzirme 24 aya tamamlanırsa en iyisidir. Çocuğun psikolojik olarak desteklenmesini de sağlar. Bu iki tepe annesinin karnından çıkan bir bebek için Rabbi tarafından en büyük iki destektir.                                                                                                             

828Yokuş, sarp, dik patika, dağ yolu.                                                                                      

829Anne rahminin içinde büyüttüğü bebeğe göstermiş olduğu her şey merhametin tecelli etmiş halidir. Bebeğin tüm ihtiyaçlarını gidermesi, ona koruma sağlaması merhametin ete kemiğe bürünmesidir. Merhametli olan da bir anne rahmi gibi olandır. İhtiyacı olanları bir anne rahmini şefkati gibi sarıp sarmalı ve tüm ihtiyaçlarını gözetmelidir.                                                                                

830Uğurlu.                                                                                                                            

831Uğursuz, bahtsız.                                                                                                             

832Kasaba. Şehirden küçük yerleşim alanları.                                                                                                                                                                       

834 Cehennem evreninde bulunan cahîmlerin (yakanların) yani karadelik sistemlerinin yaydığı radyasyon. Hâviye=Karadeliğin kendisi; Hawking radyasyonu yayar. Hutame=Karadeliğin akresyon diski; çok şiddetli radyasyon yayar.Lezâ=Ateşin bir özelliği; dokunmasa bile uzaktan yakar. Hâmiye=Çılgın ateş.                                                                                                                

842Mutsuz, şanssız, sıkıntılı; kötü adam, suçlu, cani, haydut, serseri; iğrenç, yaramaz.             

851Yüce Rabbimiz 84:25 ve 95:8 ayetlerinde cennetlerin asla son bulmayacağını bildirmiştir.    

856Süs, dekorasyon, takı, bezek.                                                                                           

858Asil, seçkin, yüce gönüllü, cömert, eli açık.                                                                        

860Yüce Allah'ın biricik dini olan İslam'ı yalanlamak; İslam'ı kabul etmemek. İslam haricide dinde yalan dolanlara uymak. Yüce Allah'ın dininin ayetlerini kabul etmemek,     ayetler hakkında yalan söylemek, ayetleri çarpıtmak, ayetleri yanlış yönlendirmek. Ahiret hayatına iman etmeyen ateistler, deistler vb. herkes Yüce Allah'ın dinini yalanlamıştır. Kur'an ayetlerini söylentilere/hadislere boğduranlar, ayetlerin hükmünü tamamı zan olan söylentilerle/hadislerle düşüren müşrik ve münafıklar da dini yalanlayanlardır.                                                                                     

861İnsan beyni bir kuantum bilgisayarıdır. Hafıza hücreleri de tüm kayıtları tutan bir kuantum veri merkezidir. Şerefli ve cömert kayıt edicilerdir.                                                                                

862Saygılılar, sorumluluk sahipleri, adanmışlar, iyi davrananlar, iyilikçiler, doğruya uyanlar, doğru olanlar, dosdoğrular, sözünü tutanlar, onurlandıranlar, yerine getirenler, kibarlar.                         

868Düşünmek, analitik düşünmek, derinlemesine düşünmek, zihninde tasarlamak, değerlendirmek.

 870Benzer, aynı, kopya, eşdeğer, denk, emsâlin tekili, misilleme.                                            

873Yüce Allah 10:60 ayetinde Yüce Allah'a karşı iftira atanların özelliklerini bizlere bildirmektedir. Bir önceki ayet olan 10:59 ayetinden anlarız ki bu kimseler          Yüce Allah'ın bahşettiği rızıklar hakkında yine bizzat Yüce Allah'a iftira atarak haramdır ya da helaldir demektedirler. 10:60 ayetinde ise Rabbimiz bu kimseler hakkında çok önemli bir özelliği de bildirmektedirler. Bu da kıyamet günü yalanıdır. Kıyamet günü diriliş, ayağa kalkma günüdür. Ahiret evreninde; insanların yargılanacağı evrende ayağa kalkıp dirilme dönemidir. Bu kimselerin kıyamet günü hakkında da iftira atarak yalanlar uydurduklarını anlarız. Tevrât'ın tâğûtu olan Talmud, Kur'an'ın tâğûtu olan hadis kitapların kıyamet günü hakkında çok sayıda yalan ve iftira içermektedir. Hadis kitaplarında resûl Muhammed'i haşa Yüce Allah'ın kendisinden daha rahmetli ve faziletli olarak anlatan bir çok yalan vardır. Yüce Allah gerçek fazlın kendisinde olduğunu bildirmektedir.                                                                               

876Evliya kelimesi veli kelimesinin çoğuludur. Veliler demektir. Koruyanlar, himaye eden yakın arkadaşlar demektir. Yüce Allah'a veliler olmak, evliya olmak ise O'na ve Kur'an'ına karşı atılmış olan iftiralara karşı çıkmaktır. Kur'an'a sahip çıkmaktır. Yüce Allah'a ve Kur'an'a atılan iftiraları temizlemek için canla başla çalışmaktır. Talmud ve hadis kitaplarıyla Yüce Allah' adına savaşmaktır.               

883Yalan uydurmak, düzmece bir şey üretmek, karalamak, çamur atmak. Din konusunda ise Yüce Allah indinden/katından olmadığı halde     bir metne/kelama bu Yüce Allah katındandır demek 

886Yüce Allah 11:19 ayetinde şirk koşarak zalim olan kimselerin özelliklerini bizlere bildirmektedir. Bu kimselerin Yüce Allah'ın biricik yolu olan kutsal kitaplardan insanları uzaklaştırdıklarını görürüz. Hatta ayetlerin gerçek anlamını Talmud ve hadis kitaplarındaki yalan yanlış uyduruk söylentilerle eğip, büküp kıvırtırlar.  Bu kimseler günümüzde Kur'an okumak haramdır; Kur'an okuyanlar dinsizdir diyen zalimlerdir. Kur'an yetmez diyenler; mezheplere tabi olanlar; tarikatlara tabi olanlar;  kısacası sadece Kur'an demeyenler müşriktir.                                                                                                 

892Bir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam.                                                                                                           




EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.                                                                                                      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder