BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
ŞİRK
Kur'an'da şirk genelde Yüce Allah'a ortak koşma anlamında
genel bir inanca sahibizdir. Bu aynen doğru olmakla beraber bu kadarla sınırlı
değildir. Allah'ın astından ilahlar edinmek, kendince helal haram uydurmak,
ayetlerin bazılarını inkar etmek, Kur'an'da geçen şeyleri geçtiği hallerinden farklı
bir inanca sahip olmak, ayetleri yalanlamak gibi bir çok konuda Kur'an'da şirk
olarak kabul edilir. Şirk büyük günahlardan biri olup hatta en büyük günahtır.
Çünkü Yüce Allah'ın affetmeyeceği tek günah şirk günahıdır. Şirk koşanlar
Kur'an'da müşrik olarak adlandırılırlar. Bu kimselerin Allah'a inandıkları
halde müşrik olabildikleri örnekleri de Şerefli Kur'an'ımızda mevcuttur.
Genelde bu günahtan hacı, hoca tayfası çok fazla bahsetmeyip, hedef şaşırtmak adına
kul hakkını ön plana çıkarıp, uyduruk hadislerle de destekleyip insanları bu en
büyük günahın varlığından uzaklaştırmaya çalışırlar.
Oysaki Yüce Allah şirk günahının üzerinde oldukça durmakla
beraber önemini de bizlere ayetlerinde öğretir. Kul hakkı denilen olay ise
şirkin yanında bu kadar önemli değildir. Kul hakkını da önemsizleştirmiyorum
tabii ki ama kıyas yapmak gerekirse şirk günahının geri dönüşü yoktur,
affedilme şansı yoktur, yeri direk ve süresiz cehennemdir. Konu çok önemli ve
detaylıdır. Kul hakkı çalışmamıza bakabilirsiniz.
Aslında anlaşılması çok kolay olmasına rağmen şirkin
mantığını anlamamız bu geri dönüşü olmayan günaha girmemek için çok önemlidir.
Ana mantık tevhid inancıdır. Tek Allah'a inanmaktır. Herkesin zaten tek Allah'a
inanıyoruz diye düşündüğünü biliyorum. Fakat bizlere dayattırılan şeylerle
aslında Allah'ın astından ilahlar ediniyor ve farkına varmıyoruz. Aldatıcı bizi
Allah ile aldatıyor, biz ise Allah'a daha çok yaklaşacağız diye edindiğimiz bu
ilahların farkında bile değiliz. Konuyu detaylı incelediğimizde bu dediklerim
yerine oturacaktır, yeşaallah net anlayacağız.
Ayetlerimizi incelemeye başlamadan yalnız Kur'an diyen bir kaç değerli insanın videolarının linklerini koymak isterim. Bu koyacağım videoları seyretmedim. Kendilerinin farklı bir düşüncesi var mı, yada onların düşüncesine göre benim eksiğim var mı, yanlışım var mı, yada bu çalışmayı okuyanın ilavesi veya katılmadığı yerler var mı bilmiyorum. Yalnız Kur'an dendikten sonra her türlü fikre açığım. Bakar, tartışır, araştırır ve en doğruya ulaşmaya çabalarız.
YASİN ÖZKAN - YOUTUBE- (YENİ VİDEO)- ŞİRK 1
YASİN ÖZKAN - YOUTUBE- (YENİ VİDEO)- ŞİRK 2
YASİN ÖZKAN - YOUTUBE- (YENİ VİDEO)- ŞİRK 3
YASİN ÖZKAN - YOUTUBE- (YENİ VİDEO)- ŞİRK 4
YASİN ÖZKAN - YOUTUBE- (YENİ VİDEO)- ŞİRK 5
YASİN ÖZKAN - YOUTUBE- (YENİ VİDEO)- ŞİRK 6
YASİN ÖZKAN - YOUTUBE- (YENİ VİDEO)- ŞİRK 7
YASİN ÖZKAN - YOUTUBE- (YENİ VİDEO)- ŞİRK 8
O zaman bi nasrillah ile başlayalım.
2/135 Onlar, "Yahudi veya Hıristiyan olun ki,
doğru yolu bulasınız." dediler. De ki: "Hayır; biz, hiçbir zaman
müşrik olmayan, hanif* olan İbrahim'in milletindeniz.
* Tek tanrıcı, monoteist
Müşrik şirk koşanlar demiştik. Hanifte tek tanrıcı
demektir. Kur'an'da hanifin zıttı müşrik olarak belirtildiğini görüyoruz.
Müşrik olmamak gerekiyor bunun tam tersi de hanif ise demek ki hanif olmamız
lazım. Yani Allah’tan başka ilah yoktur demeliyiz. Yani Lailaheillallah deyip
nokta koymalıyız.
*
3/64 De
ki: "Ey Kitap Ehli! Gelin aramızda ortak olan bir kelimede anlaşalım:
Allah'tan başka hiçbir şeye kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi şirk koşmayalım
ve Allah'ın yanı sıra kimimiz kimimizi rabler edinmeyelim." Eğer yüz
çevirirlerse deyin ki: "Tanık olun, biz gerçek Müslim olanlarız."
İlk işaretlerimizi bu ayet ile alıyoruz. Şirk koşmak demek
1-
Allahtan başka herhangi bir şeye kulluk veya ibadet etmek
-Allah harici neye kulluk veya ibadet edersek şirk günahına
girmiş oluruz. Bunu çok basit anlamda algılamak doğru olmaz. Eğer böyle
algılarsaki biz putlara tapmıyoruz, yada ineğe tapmıyoruz. Sadece Allah'a
kulluk ediyoruz diye kendimizi inandırmayalım, aksine sorgulayalım. Çünkü eğer
Kur'an'da yazılan Allah'ın emirleri
yerine uyduruk hadislere veya sünnetlere inanıp ta Kur'an ayetleri yerine
oralarda yazılanları yapıyorsak işte bu Allah'a değil o yazılana ve onu yazana kulluk
ve ibadet ediyoruzdur. İstediğimiz kadar Allah'a kulluk ediyoruz diyelim. Hadis
başlığında çok detaylı incelemeye çalışıcaz bu hadis konusunu şimdilik yüzeysel
geçiyorum. Ayrıca bu inanılan İslam dinide olmuyor çünkü Kur'an'da yazılan ile
hadislerde yazılanlar çelişir. Kur'an'da yazılan İslam’dır, hadiste yazılan ise
İslam harici bir dindir. İslam Yüce Allah'ın bizim için seçtiği ve tek kabul
edeceği din olması nedeniyle bu dinde olmayanlar da zaten Allah'a kulluk
etmekten çok uzak olurlar. Hadislerde yazılanın Kur’an’a uygun olup olmaması
veya Kur’an’a sunulması ona göre kabul edilmesi diye bir şey de asla söz konusu
olamaz. Muhammed ’ede dini öğreten Allah’tır. Din Allah’ındır. Tek hüküm koyucu
Allah’tır. Allah’ın kelamı dururken insan sözleri veya Kur’an harici hiç bir
şey asla dinde hüküm koyamaz. Muhammed’in Allah’tan Kur’an harici vahiy alması
mümkündür ama Kur’an’a girmediyse asla bizim için bir sorumluluk değeri
taşımaz.
Kısacık bir örnek vereyim. Allah'a kulluk ediyorum,
Kur'an'a uyuyorum diyen kişiye nasıl abdest alıyorsun diye sorulduğunda kendi
uyduruk dinindeki abdesti size söylerler. Oysa onun anlattığı Allah’ın
kitabındaki gibi değildir. Kur'an'da yazılanı uygulamayıp başka bir şeyi
uygulayan biri Allah'a mı kulluk etmiş oluyor?
2-Allah'a
ortak koşmak
-Bu bildiğimiz manada Allah harici ilahlarda olduğunu
söylemek ve buna iman etmektir. Bu Hiristiyanlar gibi. Allah'ın yasakladığı
üçlemeye inanırlar. Üçlü tanrı inancına sahiptirler.
Allah'ın ilahlığında ortakları olduğunu ileri sürerler, bu Allah' ortak
koşmaktır. Yahudilerde buna benzer. Biri İsa’ya diğeri de Üzeyir’e haşa
Allah’ın oğlu derler. Veya başka bir yerde ineğe taparlar. Veya günümüz sözde
Müslümanları Allah’ın yanında illa Muhammed’in ismini anarak ortak koşarlar.
3-
Allah harici efendiler edinmek.
-Rabb (efendi/sahip/Mevla/mevlana) yalnız Allah'tır. Allah
harici efendi/efendiler edinmek şirktir. Aynı zamanda şu efendimiz, bu
efendimiz diye nebi dahi olsa birisine efendimiz demek, efendi olarak kabul
etmek şirktir. Saygı gösterdiğimden söylüyorum demek bu işin bahanesidir, şirk koşulduğu
gerçeğini değiştirmez. Yalnız mesela biri bir şey söyledi buyrun efendim demek
veya telefonu efendim diye açmak gibi eylemler bu işin içine girmez.
Kastettiğim şey kalpten birini efendi olarak kabul etmektir. Örnek konuşurken
peygamber efendimiz diye konuşuyorsan nebiyi efendin olarak kabul etmiş olduğun
anlamından başka bir anlama gelmez.
*
4/48 Allah,
kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında hak edeni bağışlar. Kim
Allah'a ortak koşarsa, büyük bir günahla iftirada bulunmuş olur.
Şirk koşanların bağışlanmayacağını bu ayetten anlarız.
Müşrik olarak ölmeyen herkes için bağışlanma şansı vardır. Şirk koşmak Allah'a
iftira atmak demektir.
*
4/116 Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz.
Bunun dışında hak edeni bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, derin bir
sapkınlıkla sapmış olur.
Şirkin bağışlanmayacağını bu ve bir çok ayette belirten Yüce
Allah tekrar bunun dışındaki günahların bağışlanabileceğini hatırlatır. Şirk
koşanlar için bu ayette büyük bir sapkınlıkla sapmış olduğunu bizlere öğretir.
*
5/72 Ant
olsun Meryem oğlu Mesih'e, "O Allah'tır." diyenler Kafir oldular.
Oysaki Mesih: "Ey İsrailoğulları! Benim de sizin de Rabb'iniz olan Allah'a
kulluk edin. Kim Allah'a şirk koşarsa, Allah ona Cenneti haram etmiştir. Ve
onun varacağı yer ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur." dedi.
Hristiyanlardan bahsetmiştik ya. Onların sapkın üçlemeleri.
İşte Nebi İsa'yı ilah edinmeleri nedeniyle şirk koşarak kafir olmuşlar.
Yerlerinin cehennem olduğunu tekrar belirtir Yüce Allah. Cennete girmek onlara
haram, varacakları yer ateş olacağı gibi, bunları zalim olarak nitelendiren
Rabb'imiz onlara yardım edilmeyeceğini de belirterek süresiz bu ateşte kalacaklarını
açıkça bizlere öğretmiştir.
*
6/14 De
ki: "Göklerin ve yerin fıtratını belirleyen; herkesi yedirip içiren, fakat
kendisinin yeme ve içmeye ihtiyacı olmayan Allah'tan başkasını mı veli
edineceğim?" De ki: Bana, teslim olanların ilki olmam emredildi. Ve sakın
müşriklerden olma!
İlahi velilik olarak Allah'tan başkasını veli edinmenin de
şirk olduğunu anlarız.
*
6/19 De
ki: "Tanıklık yönünden hangi şey daha güvenilirdir?" De ki:
"Aramızda tanık Allah'tır. Bu Kur'an; bana, sizi ve ulaştığı herkesi
uyarmam için vahyedildi. Yoksa Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna
tanıklık mı ediyorsunuz? De ki: "Ben tanıklık etmem." De ki: "O
ancak tek ilahtır. Kuşkusuz ben, sizin şirk koştuğunuz şeylerden uzağım."
Şirksiz inanç ilah olarak tek Allah'a inanmak, yani ortak
koşmamaktır. İnancı doğru yaşamanın tek yolu ve kaynağı da Biricik
Kur'an'ımızdır.
*
6/21 Uydurduğu
yalanı Allah'a dayandıran veya O'nun ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim
olabilir? Kuşkusuz O, zalimleri kurtuluşa erdirmez.
6/22 O
gün hepsini toplayacağız. Sonra şirk koşanlara, "Hani nerede boş yere
davasını güttüğünüz ortaklar?" diye soracağız.
6/23 Sonra
başvurdukları fitne "Rabb'imiz Allah'a ant olsun ki, biz müşriklerden
değildik." demelerinden başka bir şey olmadı.
6/24 Bak!
Kendi aleyhlerine nasıl yalan söylediler. Ve uydurdukları şeyler onlardan
ayrılıp yok oldu.
Ayetlerde de açıkça görüldüğü gibi Kur'an'da şirk koşana müşrik
denir. Yalan uydurup bu yalanı Allah'a dayandıranlar demek ki müşrikmiş. Bunu
biraz açalım. Helale haram demek, harama helal demek, olmayan bir şeyi dinde
var gibi göstermek veya olan bir şeyi dinde yok gibi göstermek, yapılması veya
yapılmaması gerekeni Kur'an'a göre değil başka türlü yapmak yalan uydurup bunu
da Allah'a dayandırmaktır.
Bu müşriklerin bunu veya benzerini Allah'ın huzurunda da
yaptıklarını Yüce Allah öğretir bizlere. Dikkat ettiniz mi 6/23 te Allah'ın
huzurunda hesap zamanı Allah'a yalan söylemeye çalışmalarını anlatır Rabb'imiz.
Bu Allah adına yalan uydurma tanıdık geldi mi değerli kardeşlerim. Hadis,
tarikat, mezhep v.s. dinleridir bunlar. Bunlar Kur'an'a göre değil kendi
dinlerine göre yaşam ve ibadet şekilleri belirlemelerine rağmen adına İslam
kendilerine de Müslüman diyerek uydurdukları yalanları Allah'a dayandırırlar.
Hadis konusunu elimden geldiğince Rabb'im izin verdiğinde kafalarda soru
işareti kalmayacak şekilde inceliycez. O zaman net anlaşılacağını umarım.
Birde ayetleri yalan sayanlar var. Bunlar hem yukarda
anlattığım ayetleri değiştirerek kendi dinlerini oluşturanlar olabileceği gibi
tamamen Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar da olabilir. Ayrıca bazı
ayetlere inanıp bazı ayetlere inanmayanlarda bu gruptadır. 6/22 deki Yüce
Allah'ın ortaklar diye söylediği
kelimeye gelelim. Bu ortaklar put ve benzeri gibi insanların kendi elleriyle
yapıp tapındıkları tüm her şeyi kapsadığı gibi ayrıca da Kur'an harici hüküm
koyan her şeydir. Şöyle ki; hadis kitabını yazan eleman, bunu sana anlatan
hacı, hoca tayfası, tarikattaki şeyhcik, hesapta dua etmek için gittiğin
türbedeki bilmemne dede efendin gibi tüm bunlar Allah'ın astından edinilen
ilahlardır, Allah'a ortak koşmaktır, şirk koşmaktır. 6/24 de de tüm uydurulan şeylerin boşa gideceği, sadece Allah
kelamının doğru kalacağı net anlarız. Doğru hak yolu zikirdir (Kur'an).
*
6/88 İşte
bu, Allah'ın hidayetidir. Kullarından dilediğini bununla hidayet eder. Eğer
şirk koşsalardı, yaptıkları boşa giderdi.
39/65 Ant olsun ki, sana ve senden öncekilere şöyle
vahyolundu: "Eğer Allah'a şirk koşarsan şunu iyi bil ki bütün yaptıkların
boşa gider ve hüsrana uğrayanlardan olursun."
Şirk koşanların tüm yaptığı şeylerin boşa gideceğini
öğretir Rabb'imiz bizlere. Bu çok önemli bir öğretidir. Dünyanın en sevap en
faydalı şeyini de yapmış olsak Allah'a ortak koştukmu daha doğrusu şirk
koştukmu Yüce Yaratıcımız bizleri affetmiyor. Herkese karşılığı en ufak
haksızlık yapılmadan verecek olan Rabb'imiz şirk koşmanın karşılığının da
süresiz cehennem olduğunu bizlere öğretir. Şirk çok ciddi ve çok dikkat
edilmesi gereken bir konudur. Aslında anlaması çok kolay olmasına rağmen
yüzyıllardır İslam alemi İslam dinini değil ata dinini, hadis dinini, tarikat
dinini. Mezhep dinini yaşadığı için ve bu uydurmasyonlar da şeytan öğretileri olduğu
için, şeytanda bunları şeker içinde zehir ile bizlere sunduğu için çok güzel
bir şekilde yutturmuş. Şeytanın en büyük oyunu insanlara şirk koşmaları ile
aldatmasıdır. Aldatıcı bizi Allah ile aldatmış. Şirk koşturmuş fakat insan da aslında
şirk koşup cehennemlik olurken Allah'a daha çok yaklaşacağını zannetmiş. İblis
böyle bir şeydir. İnsanları bizim onları (şeytanı) görmediğimiz yerden
görürler.
*
6/106 Rabb'inden sana vahyolunana uy, O'ndan başka
ilah yoktur. Ortak koşanlara aldırma.
Başka efendiler edinmenin şirk olduğunu öğreten bir ayet.
*
6/107 Eğer Allah dileseydi, onlar müşrik olmazlardı.
Seni onların üzerine koruyucu yapmadık. Ve Sen onların vekili de değilsin.
Allah dileseydi müşrik olmazlardı. Bu ayet yanlış
anlaşılmasın. Demek ki müşrik olmasını diledi de müşrik oldular. O zaman demek ki
Allah kullarına eziyet etmeyi mi istiyor gibi bu ve buradan çıkabilecek başka
sorularda var. Bu konu özelinde birkaç açıklama yapmaya çalışalım.
Öncelikle Allah dilemeden biz dileyemeyiz. Her şeyi
Allah'ın bilgisi kuşatmıştır. Allah kimin ne olduğunu, kalplerden geçeni,
gizliyi ve daha gizlisini bilir. Müşrik olanı Müslüman yapmaya da elbette gücü
yeter, her şeye gücü yettiği gibi. Burada ki kırılım şu. Rabb'im özgür irade
verdi, doğru ve yanlış yolu gösterdi. Bundan gerisi insan neyi hak etti, nasıl
çalıştı, neye musallin oldu kısmıdır. Biz gereği gibi doğru yolda olmaya
çalışırsak Allah dilerse doğru yolu bulabiliriz. Evet ancak Allah dilerse ve
yol gösterirse. Fakat bunu bizim hak etmemiz lazım. Ona göre elimizden geleni
yapmaya çalışmalıyız. Şuda var Allah'ın üzerlerine söz hak ettiği yani bu
cehennemlik dediklerini de döndürmeye kimsenin gücü yetmez. Onların kararını
vermiş Rabb'im.
Birkaç ayet örnek verelim.
40/6 İşte böylece Kafirlerin üzerine,
Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." Kelimesi hak oldu.
9/55 Öyleyse, onların malları ve çocukları
seni imrendirmesin. Doğrusu, Allah, bunlarla, onlara dünya hayatında azap
etmeyi ve canlarının Kafir olarak çıkmasını istiyor.
Sevgili dostlar şunu unutmayalım müşrik olarak ölmedikten
sonra bağışlanma şansımız var. Ama müşrik olarak ölürsek yerimiz direk süresiz
cehennemdir.
*
6/121 Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin.
Çünkü o fısktır. Şeytanlar kendi evliyasına sizinle mücadele etmelerini
vahyederler, eğer onlara uyarsanız kuşkusuz siz de müşriklerden olursunuz.
Müslüman olan biri müşriklere uyarsa aynen onlar gibi
olursunuz diye öğüt verir Rabb'imiz. Üzerine Allah'ın adının anılmasını henüz
tam inceleyemedim, Rabbim izin verirse inceliycem. Zannedersem
bismillahirrahmanirrahim deyip kesin diye kastetmiş olabilir fakat bu kadarla
sınırlı değil diye algıladım ama detaylı incelemek lazım. Kafirler şeytanların,
şeytanlarda kafirlerin evliyası olduğunu öğrenmiştik. Evliya ise kendi konusunda
incelemiştir.
*
6/137 Böylece ortakları, müşriklerden çoğuna
evlatlarını öldürmeyi hoş gösterdiler. Hem onları mahvetmek hem de dinlerini
karmakarışık etmek için. Eğer Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları
uydurduklarıyla baş başa bırak.
Çocukları öldürmeyi o zamanın din adamları insanlara hoş
gösterip din diye yutturmuşlar. Allah adına yalan söylemişler. Yani
uydurdukları yalanları Allah'a dayandırmışlar. Ne kadar saçma, zalim, sapkın ve
kabul edilemeyecek bir durum değil mi? Şimdi olsa bunu din diye yutturabilirler
mi kimseye. İşte şeytan dönemin nabzına göre şerbet vermiştir. Kimi çocuklarını
gömdürmüş, kimine ineğe taptırmış, kimine puta taptırmış, kimine Allah'ın oğlu
var diye yutturmuş, Kur'an sonrası dönemleri içinde şu an içinde bulunduğumuz, döneme
de hadis, sünnet,tarikat, mezhep v.s. adı altında içinde şirk olan kendi şeytan
öğretilerini (Allah yolundan saptıran şeyler) din diye yutturmuştur. Lütfen
Kur'an'ı okuyun. Yalnız Kur'an diyen birinin melainden okuyun yada kendiniz
çevirin. Göreceksiniz ki kız çocuk oldu diye beğenmeyip kendi evladını toprağa
gömen adamın dini ile şua anda kendine Müslüman diyen adamın dini arasında pek
fark yoktur.
Yalnız
Kur'an deyip, Kur'an'dan başka dinde hüküm koyucu kabul etmeyen, hadis, sünnet
gibi uydurmasyonlardan arınmış gerçek Müslüman ve mümin din kardeşlerimi tenzih
ederim.
*
6/148 Müşrik olanlar diyecekler ki: "Eğer Allah
dileseydi biz de müşrik olmazdık, babalarımız da. Ve hiçbir şeyi de haram
kılmazdık." Onlardan öncekiler de aynı şekilde yalanladılar da sonunda
azabımızı tattılar. De ki: "Yanınızda bir bilgi varsa onu bize gösterin.
Siz, zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve ancak yalan yanlış atıp tutuyorsunuz."
6/149 De ki: "Üstün hüccet Allah'ındır. Eğer
Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi."
6/150 De ki: "Allah'ın bunu haram ettiğine dair
tanıklık edecek tanıklarınızı getirin." Eğer onlar tanıklık ederlerse sen
onlarla beraber tanıklık etme. Âyetlerimizi yalanlayanların
ve ahirete iman etmeyenlerin tutku ve kuruntularına uyma. Onlar, Rabb'lerine eş
koşuyorlar.
6/151 De ki: "Gelin, Rabb'inizin size haram
kıldığı şeyleri bildireyim: O'na şirk koşmayın. Anaya babaya iyilik edin.
Yoksulluk endişesi ile çocuklarınızı öldürmeyin."Sizin de onların da
rızıklarını veren Allah'tır. "Fuhşiyatın açığına da gizlisine de
yaklaşmayın. Haklı bir gerekçe olmadıkça Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana
kıymayın. İşte O, size bunları öğütledi, umulur ki aklınızı kullanırsınız.
"
6/152 Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ölçü ve tartıyı hakkaniyetle yapın. Biz, gücünün yettiğinden fazlasını kişiye teklif etmeyiz. Yakın akrabanız da olsa konuştuğunuz zaman adaleti gözetin. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. O, size bunları böylece öğütte bulundu, umulur ki öğüt alırsınız.
Buraya kadar bu konuları konuşmuştuk. Yalnız burada ki önemli birkaç işareti gözden kaçırmayalım. Zanna uyanların müşrik olduğunu ve hatta Allah'ın haram etmediği bir şeyi haram etmek de şirk koşmuş olunur. Zaten zanna uymak da, haram olmayan bir şeyi haram saymak da Allah adına yalan uydurmaktır. Hadislerin tamamı zandır. Zan haktan yana bir şey ortaya koymaz. Bunun bilincinde olalım. 6/151 ve 6/152 de de Allah haram kıldıklarını bizlere öğretir. Okuyalım lütfen. 6/150 de de net bir şekilde anlarız ki ayetleri yalanlayanlar ve ahirete inanmayanlar şirk koşanlardır. Hadis gibi uydurmasyonlarla hem ayetleri yalanlarlar hem de ahirete inanmazlar. Adına mezhep dedikleri dinler uydururlar Kur'an harici hüküm koyarlar fakat tüm bunları da kabul etmeyerek kendilerini Allah yolunda sanırlar.
Neye inanırsan o senin dinindir. Eğer mezhebe uyuyorsan, bu mezhep dininde İslam harici hüküm varsa bu dindir ama İslam değildir, Allah'ın ayetlerini yalanlıyorlardır çünkü dinde hüküm koyarlar.
Ahirete inanmamakta öldükten sonra dirilip hesap görüleceğine inanmakla sınırlı olmayıp, Yüce Allah'ın ahiret ile ilgili söylediği tüm şeyleri olduğu gibi ne eksik ne fazla kabul etmektir. Bana biri şefaat edecek dediğinde yada kabir azabı var dediğinde ahirete inanmamış oluruz ve şirk koşmuş oluruz.
Şirki Yüce Allah'ın affetmeyeceğini asla unutmayalım.
*
7/33 De
ki: "Rabb'im şunları kesinlikle haram kılmıştır: Fuhuşların açık olanını
ve gizli olanını, günahları, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir belge
indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allah'a, bilmediğiniz
şeyleri yakıştırmanızı.
RABB'İMİZİN KENDİSİNE BİR YETKİ, BİR SULTAN VERİLMEYEN HİÇ BİRŞEY DİNDE KAYNAK OLAMAZ
Şirk koşmanın bize kesinlikle haram edildiği yani
yasaklandığını belirten ayetimiz.
*
7/173 Veya "Biz, bizden önce şirk koşan
atalarımızın ardından gelen bir nesiliz, batılla amel edenlerin yaptıkları
yüzünden bizi mi yok edeceksin?" demeyesiniz diye.
Kur'an'da Yüce Allah'ın ata dinini bizler için
onaylamadığını, ataların izinden sorgusuz, sualsiz gitmek yerine okuyup, araştırıp,
çalışıp delille, kanıtla aklederek doğruyu bulmamızı istediğini ve bunun için
gerekli donanımı ve güdüyü bizlere bahşettiğini anlarız. Herkesin kendini
sorgulaması lazım. Yüce Allah'ın kesinlikle onaylamadığı ata dininde miyiz?
Eğer değilsek neye musallin oluyoruz ? Yok ata dininde isek bu din gerçek İslam
dini midir? Zanlara mı tabi oluyoruz yoksa Allah'ın kelamlarına mı? Kur'an'da
nerdeyse tüm örneklerde gelen kitap ve nebi veya resul arkasından kavimlerin
saptığını görüyoruz. Bu hak yolundan ayrılma, gelmiş bir kitap var ise gelen
kitabı tahrif ile olabiliyor. Yine nebi veya resul öldükten sonra olabildiği
gibi yaşarken de olabiliyor. Yalnız şu söyleyeceğimle karıştırmayalım. Kitap,
nebi veya resuller geldiğinde gerçeği kabul etmeyenlerden bahsetmiyorum. İnanıp
ta sonra küfredenlerden, tekrar yoldan çıkanlardan bahsediyorum. Hatta kendi
bir çok badire atlatıp uğraşması sonucu, gene bir çok eziyet ve zulüm gören bir
kavmi Musa doğru yola Allah'ın izni ile ilettikten sonra Musa bu kavimden
uzaklaşıp 40 gün tura çıktığında bu kavmin 40 gün içinde bir süs eşyasından
kendi yaptıkları buzağıyı ilah edinerek sapıttığını Yüce Allah bizlere öğretir. Bu şekilde sapıtmaya meyilli
olan ademoğlu nebi Muhammet sonrası ve günümüz arası yaklaşık 1400 yıl sonra ne
hale gelmiştir ve geldi de bir muhakeme yapın.
Allah’ın izni ile şeytan düşmanı olan insan ile tüm gücüyle
mücadele etmektedir. Bunu nasıl yapar, neden yapar, nasıl korunuruz her şey
Şerefli Kur’an’ımızda vardır. Zaten zamanında iblisin Ademi’de aldattığını Yüce
Allah bizlere öğretir. Ademi azimli bulamadığı söyleyen Yüce Rabb’imiz, şeytan
ve insan düşmanlığını açıkça bizlere öğreterek, şeytanın ana, babanızı
aldattığı gibi sakın sizleride aldatmasın diye bizlere öğütler.
*
7/191 Hiçbir şey yaratamayan, aksine kendisi de
yaratılmış olan şeyleri mi ortak koşuyorlar?
Allah'a kimi veya neyi ortak koşarlarsa koşsunlar her şeyin
yaratıcısı ve mutlak egemeni Allah'tır. Allah'a ortak koşmak sapkınlık ve
kendine zulüm olmanın yanında aklını kullanmamanın eseridir, kalple
kavrayamamanın sonucudur.
*
9/31 Edindiler
kendi din adamlarını ve kendi rahiplerini rabler4; astından Allah'ın; ve Meryem
oğlu Mesih'i; ve emredilmiş değillerdi, ancak kulluk etmeleri tek bir ilaha;
yoktur ilah O’nun dışında; Subhân'dır7 O; şirk koşarlar
olduklarından/ortak koşarlar olduklarından (ayrıdır).
İsa zamanı kendilerine din adamı dedikleri kişilerin
Allah'a ortak koştuklarını anlarız. Şimdi he bunlar Hristiyan elbette öyle
biliyoruz biz böyle değiliz diye düşünebilirsiniz. Bu konudan bu şekilde
düşünce tarzıyla sıyrılamayız. Ben bazı yazılarımda bu hacı, hoca tayfasına
cami papazı diyorum da işte bu ayete muhataptır onlar. Bu kendine hacı, hoca, evliya, şehy, şıh din adamı denen
veya dedirten kısım bu papazdan, hahamdan v.s. hiç farkları yoktur. Hepsi
Allah'a değil kendilerine yada kendi dinlerine çağırır. Hepsi dinden para
kazanan din tüccarlarıdır. Yalnız Kur'an deyip de insanlara bir şeyler izah
etmeye çalışan, dinde hüküm koyucu yalnız Kur'an olduğunu bilen, yalnız tek
Allah'a çağıran, Allah taraftarlarını bu söylemlerden tenzih ederim.
Sevgili dostlar bu yukarıda saydığım kendine din adamı
denen beyin yamyamlarını bir düşünün. Eğer bizleri kendi dinine çağırmayıp yalnız
Kur'an deyip sadece Allah'ın dediklerini söyleselerdi hiç birine ne gerek
kalırdı ne de bu işten para kazanabilirlerdi. Bu şeytanın velileri kendi
dinlerine çağırırlar asla Allah'a yada Kur'an'a çağırmazlar. Ancak şirk koşmaya
davet ederler. Bende zamanında şirk yuvası olan camiye giden birisiydim ve
mezhebim vardı. Bu cami papazlarının sölerine de önem verirdim. Ne zaman Yüce
Allah bana Kur’an okumam için izin verdi ve Furkan nasip etti işte o zaman neler
döndüğünü sonradan çok net bir şekilde anladım Yüce Rabb'imin izni ile. Söylenecek
çok şey var. Yüzeysel geçtim. Lütfen düşününüz.
*
9/113 Nebi ve mü'minlere; Cehennemlik oldukları
açıkça belli olduktan sonra, yakınları da olsa, müşriklere bağışlanma
dilemeleri yaraşmaz.
Bu konuya da dikkat etmemiz lazım. Eğer mümin isek birinin
cehennemlik olduğunu anlayabiliyoruz ki Yüce Allah böyle bir ayet gönderdi.
Tabii herkesin nereye gideceğini bilemeyiz ama hesapta derler ya parayla iman
kimde bilinmez, işte Yüce Allah diyor ki müşrik olanı bilebilirsiniz. Bu sözü
söylediğimizde bence bu ayete ters konuşmuş oluruz. Bir insanın cehennemlik olduğunun kesinliğini nerden biliriz.
Allah'a ortak koşuyorsa yani şirk günahını işliyorsa Yüce Allah kesin
cehennemliktir diyor ayetlerde aynen de buradan biliriz. Belki herkesin değil
ama bilebildiklerimiz olacak demek ki. Muhtemelen bilebileceklerimiz
yakınlarımızdan yada sohbet ettiklerimizden olacaktır. Kur’an’ı anlamaya
başladığımızda zaten din ile ilgili bir sohbet açıldığında az çok tahmin
edilebiliyor.
Eğer bunu bildiysek Yüce Rabb der ki ; yakınınız dahi olsa
bağışlanma dilemeyin, bu size uygun değildir. Allah'tan merhamet dileyebiliriz.
Aklımızda olması gereken bir detay daha öğretir Rab'imiz bizlere.
*
10/27 Kötülük yapanların cezaları, yaptıkları
kötülük kadardır. Onları her yönden zillet kaplayacaktır. Onları Allah'ın
cezasından kurtaracak hiç kimse yoktur. Yüzleri geceden daha kara bir parçayla
örtülmüş gibidir. İşte onlar ateş halkıdır. Orada sürekli kalacaklardır.
10/28 O gün, onların hepsini toplarız. Sonra şirk
koşanlara, "Siz ve şirk koştuklarınız, olduğunuz yerde durun."
diyeceğiz. Artık onları birbirinden ayıracağız. Şirk koşulanlar, şöyle
diyecekler: "Siz, bize kulluk etmiyordunuz."
10/29 Sizinle bizim aramızda tanık olarak Allah
yeter. Doğrusu, sizin bize kulluğunuzdan haberimiz yoktu.
10/30 İşte orada, herkes ne yapmışsa onu bulur.
Gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülmüş olarak. Uydurdukları şeyler ise
kendilerinden uzaklaşıp kaybolurlar.
10/31 De ki: "Sizleri gökten ve yerden
rızıklandıran kimdir? İşitme ve görme gücünü veren kimdir? Ölüden diriyi,
diriden ölüyü çıkaran kimdir? Bütün işleri düzenleyen kimdir?" Diyecekler
ki: "Allah'tır." O halde, "O'na karşı takvalı olmayacak mısınız?"
de.
10/32 İşte bu gerçek Rabb'iniz Allah'tır. Hakikatten
sonra sapkınlıktan başka ne vardır? Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?
10/33 Böylece, Rabb'inin fasıklar hakkındaki
kelimesi gerçekleşmiş oldu. Onlar iman etmezler.
10/34 De ki: "Ortak koştuklarınızdan ilk kez
yaratıp sonra tekrar diriltecek var mıdır?" De ki: "Allah, ilk olarak
yaratır, sonra diriltir. Nasıl da çevriliyorsunuz?"
10/35 De ki: "Ortak koştuklarınızdan, gerçeğe
iletebilecek kimse var mı?" De ki: "Allah gerçeğe iletir. Gerçeğe
ileten mi, yoksa kendisi iletilmedikçe doğru yolu bulamayan mı uyulmaya daha
layıktır. Ne oluyor size, nasıl karar veriyorsunuz?"
10/36 Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Kuşkusuz
zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.
10/37 Bu Kur'an, Allah'tandır; başkası tarafından
uydurulmuş değildir. Aynı zamanda kendinden önceki kitapları tasdik eder ve
Kitap'ı ayrıntılı olarak açıklar. Âlemlerin Rabb'inden olduğu mutlak bir
gerçektir.
Yukarıdaki ayetleri lütfen dikkatlice okuyunuz. Sadece
birkaç noktayı daha göz önüne çıkarmak için bir iki şey söylemek gereği duydum.
Şirk koşmayı kötülük yapmak olarak tabir eder Yüce Rabb'imiz. Ama şöyle şirk
günahı harici başka kötülük yapanlarda vardır. Hesap gününde şirk koşanları
kötülük yapanların arasından da ayırdığını görüyoruz. Çünkü şirk koşanlara
bağışlanma şansı vermeyecektir. Allah'a ortak koştuklarının bu müşriklerin
kulluğunu reddettiklerini görüyoruz. Bu ortakları kendilerinin uydurduklarını
anlıyoruz. Allah dünyada bu şirk koşanlara inanmalarını dilemeyeceğini ve bu
şekilde canlarını alacağını anlarız.
Aynı zamanda bu veya bazı müşriklerin Allah'a inandıklarını da görürüz
ama bir şekilde çevrilmişler. Daha önce yazılarımızda sadece Allah'a iman etmek
yetmiyor demiştik okuduysanız. Bu Mekkeli müşriklerde Allah'a inanırlar ama
şirk koşarlar aynı zamane Müslümanları, İslam alemi gibi, farkları yoktur.
Allah bunların iman etmesine izin vermez. Ayrıca net olarak anlarız ki zanna
uyanlar şirk koşar.
Şöyle yorum getirelim; zanna uymak doğrudan, haktan yana
bizlere bir şey getirmeyeceğinden şeytanın oyuncağı oluruz ve anlamayız bile, çünkü
doğruya ulaşamayız. Zanna uymayın ayetinin hemen arkasından da neye ve neden
uyacağımızı Yüce Allah bizlere öğretir 10/37.
10/66 İyi
bilin ki göklerde ve yerde kim varsa Allah'ındır. Oysaki Allah'ın yanı sıra
başkasına tabi olanlar neye tabi oluyorlar? Onlar, ancak zanna tabi olmuş oluyorlar.
Ve onlar ancak saçmalıyorlar.
Mekkeli müşriklere örnek verelim, verelim ama bu ayetleri sadece onlara gelmiş sanmayalım. Tüm kendine müslüman diyen insanlar kendierini bir kontrol etsin, gözden geçirsin.
23/84
De ki: "Söyleyin bakalım, yeryüzü ve onda bulunanlar kime aittir?"
23/85 "Allah'a aittir." diyecekler.
De ki: "Hala öğüt almayacak mısınız?"
23/86 De ki: "Yedi göğün ve muazzam
arşın Rabb'i kimdir?"
23/87 "Allah'tır." diyecekler. De
ki: "O halde takva sahibi olmayacak mısınız?"
23/88 Sor bakalım: "Evrenin egemenliğine
sahip olan, koruyup gözeten ve kendisine karşı kimsenin korunamayacağı kimdir?
Biliyorsanız söyleyin!"
23/89 "Allah'tır." diyecekler. De
ki: "Öyleyse nasıl oluyor da aldanıyorsunuz?"
*
12/103 Ama ne kadar çok istesen de insanların çoğu
inanacak değildir.
12/104 Ve sen buna karşılık onlardan bir ücret
istemiyorsun. O, bütün bir insanlık için ancak bir zikirdir.
12/105 Göklerde ve yerde nice ayetler var, ancak
onlar yine de bunları umursamadan görmezden gelirler.
12/106 Onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a
inanmazlar.
ORTAK KOŞMADAN ALLAHA İMAN ETMEYENLER
Nebi Muhammet zamanından bahseder ayetler. Nebi zamanında
bile ve tüm zamanlarda insanların çoğu inanmayacaktır. Daha doğrusu şirk koşmadan inanmayacaktır ki bu da zaten boşa inanmak demek. Yukarıda daha
önce bahsettiğim husus bu ayetlerle sabittir dinden para kazılmaz. Göklerde,
yerlerde nice ayetler (mucize) olmasına rağmen hatta insanın kendisinin bir
ayet (mucize) olmasına rağmen insanlar bu
gerçeği görüp de iman etmezlermiş. Edenlerden de çoğu şirk koşmadan iman
etmezlermiş. Bunu bir düşünelim. İnsanların çoğu inanmaz, inanlarında çoğu şirk
koşmadan inanmaz. Bir şey çağrıştırdı mı sizlere bilmiyorum ama bana
çağrıştırdı.
Dinde kelle sayıları yani çoğunluk yanlış yoldadır. Çoğunluğun
gittiği yoldan gidersek hüsrana uğrarız. Allah'a inanıyoruz diyenlerinde çoğu
şirke girerek inanıyorlar. Yani cehennemlikler. Aklı olan bir insan bu ayetten
sonra ata dinini sorgulamaz mı, hadis, sünnet zırvalıklarını sorgulamaz mı,
çoğunluğun yaptığı şeyi sorgulamaz mı, kendi neye inanıyor sorgulamaz mı, zanna mı inanıyor yoksa hakka mı inanıyor
sorgulamaz mı? Yaratılış özelliğimiz olan aklımızı kullanalım. Öldükten sonra
geri dönüş olmayacaktır. Dinimizi kendimiz öğrenip, çalışıp, anlayalım. İnanın
Yüce Allah bizi kimseye muhtaç etmemiştir. Hatta gelin Kur’an’ıda sorgulayalım.
İlahtan gelen ilahi bir din ise kaynağı olan Kur’an’da ilahi olmalı. Aksi asla
düşünülemez. İnandığımız şeye delill ile kanıt ile inanalım.
Yüce Allah söylüyor, öğretiyor ,öğütlüyor bende nacizane
hatırlatmış olayım.
*
12/108 De
ki: "Benim yolum, basiret üzere Allah'a davet etme yoludur. Ve bana
uyanların yolu da. Allah'ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim."
Allah’a çağrılmak harici kime, neye çağırılırsak bilelim ki
şirk koşmuşuzdur. Bu cami papazlarının kendi dinlerine çağırdıkları gibi, mezheplere
çağıranlar gibi, tarikatların kendilerine çağırdıkları gibi, hadis
kitaplarındaki dine çağıranlar gibi gibi v.s.
*
13/36 Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, sana
indirilen ile sevinirler. Kabilelerden onun bir kısmını küfreden gruplar
vardır. De ki: "Ben yalnızca Allah'a kulluk etmekle ve O'na şirk
koşmamakla emrolundum. Ben yalnızca O'na çağırıyorum ve dönüşüm yalnızca
O'nadır."
Bu ayetteki yalnız Allah'a kulluk etmeyi açmamız lazım.
Burada anlatılan Allah yanında işte puta, ağaca, böceğe, ineğe v.s. tapmayın
demek olup aynı zamanda bu kadar ile sınırlı değildir.
Şöyle ki; kulluk etmek demek, inandığın şeye göre yaşamak,
emir ve yasaklarına uymaktır. Eğer biz Allah'ın emri olmayan bir şeye inanır ve
din diye bunu uygularsak başka bir şeye inanmış veya başka bir şeye daha kulluk
etmiş oluruz. Buda şirktir.
Biraz daha açalım.
Mezhep veya hadis dininde olanlar Allah'ın bazı ayetlerine inanır bazılarını da
inkar ederler. Örneğin şefaate veya kabir azabına inanırlar veya recm cezasına
inanırlar gibi. Bunların hiç birinin Biricik Kur'an'ımızda yeri yoktur. Belki
hep aynı örneği veriyorum fakat çok basit bir abdeste bile (abdest kelimesi Kur'an'da
geçmez, yıkanma, temizlenme vardır ama böyle diyelim Türkçesine) Allah'ın emrettiği
şekilde uymazlar. Yok ağıza buruna su çek, yok enseyi ovala yok 3 defa yap
falan filan. Durum bu olunca da net söyleyebilirim, Allah'ın astından ilah
edinmiş ve bu uyduruk ilaha da kulluk etmiş olurlar. Çünkü Yüce Allah'ın dediği
gibi değil onu uyduranın dediği gibi yaparlar. Kısa geçtim umarım izah
edebilmişimdir.
*
16/35 Şirk koşanlar, "Eğer Allah dileseydi biz
onun yanı sıra başkasına kul olmazdık. Babalarımız da olmazdı. Ne biz ne de babalarımız
O'nun haram kıldığında başka hiçbir şeyi haram kılmazdık." dediler.
Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Bu durumda resullerin üzerine düşen,
vahyi apaçık bir şekilde tebliğden başkası değil.
Bu ayette de haram olmayanı haram kılmanın şirk olduğunu
görürüz. Ayrıca Allah'ın dilemesini görüyoruz. Allah onların müşrik olmasını
ve/veya müşrik kalmasını istemiş olduğunu anlıyoruz. Allah bunlara eziyet etmek
mi istedi neden bunu layık gördü veya böyle olmalarına ne neden oldu v.s.
Konusunu Allah'ın dilemesi konu başlığında Yüce Rabb'imin izni ile inceliycez.
Burada şu kadarını belirteyim bu insanlar bunu hak ettikleri için bu
durumdalar. İnsan kendine zulmeder, insan kendine haksızlık eder bu nedenle de
hüsrana uğrar.
Bir de resulün görevi gelir bu ayette. Dileyen inanır dileyen
inanmaz, Resulün insanlar üzerinde bir yaptırımı yoktur. Allah dilemedikçe
inandıramaz. Resul sadece gelen vahyi eksiksiz ve açık bir şekilde deklere
etmek için görevlendirilmiştir. Hadis konu başlığında inceleyeğiz, fakat kısa
bir şey söylemek isterim. Hadis dedikleri uydurmasyonlara Kur'an'ın ihtiyacı
yoktur ve Allah bunu belirtir. Ayrıca Kur'an eksik veya anlaşılmaz da değildir
ki birilerinin sözleri ile tamamlansın ya da açıklansın. Kaldı ki İslam'ı yani
dini Muhammed'e öğreten de Allah'tır. Allah nebilik görevini vermeden önce
Muhammet'te doğru yolda olan bir insan değildi (Kur'an'dan ayetler ışığında
konuşuyorum). Nebinin de sözlerimi yazdırayım sonrakilere kalsın diye ne bir
çabası, ne bir amacı nede bir gayreti oldu. Nebi Kur'an'a itaat etti. Nebiye itaat
ancak Kur'an'a itaatle olur. Sahih hadis dedikleri hadisler dahil tamamı
zandır. Zan haktan yana bir şey ortaya koymaz.
*
16/86 Şirk koşanlar, şirk koştuklarını
gördüklerinde: "Rabb'imiz! İşte bunlar, Senin yanın sıra istekte bulunduğumuz,
yakardığımız ortaklarımız." diyecekler. Şirk koşulanlar da: Siz,
kesinlikle yalan söyleyenlersiniz. diyerek, onları yalanlarlar.
Görüldüğü gibi hesap zamanında şirk koşulanlar, kendilerine
şirk koşanları yalanlayacaklar.
*
16/100 Onun sultanlığı, ancak kendisini veli edinen
ve Allah'a ortak koşan kimseler için söz konusudur.
Şeytanın sultanlığının (açık bir yetki, güç, kuvvet)
şeytanı veli (yakın dost, koruyucu, koruyan, himaye eden, takın arkadaş) edinen
ve Allah'a şirk koşanlaraymış.
*
18/32 Onlara iki adamın durumunu örnek ver.
Bunlardan birine her türlü üzümden iki bahçe yaptık. Ve bu iki bahçenin
çevresini hurmalıklarla donattık. Aralarında da ekinlikler bitirdik.
18/33 İki bahçenin ikisi de hiçbir şey eksik
bırakmadan meyvelerini verdi. Ve aralarında bir nehir akıttık.
18/34 Ve onun serveti oldu. Arkadaşı ile konuşurken:
"Ben malca senden daha zenginim, insan sayısınca da senden daha
güçlüyüm." dedi.
18/35 Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi:
"Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi.
18/36 "Kıyametin kopacağını sanmıyorum. Eğer
böyle bir şey olur da Rabb'ime döndürülürsem, mutlaka orada bundan daha
hayırlısını bulurum."
18/37 Tartışmaya girdiği arkadaşı ona: "Seni
topraktan, sonra bir nutfeden yaratan, sonra da seni insan şekline sokana nankörlük
mü ediyorsun?"
18/38 "Oysa benim Rabb'im Allah'tır. Ve ben
Rabb'ime kimseyi ortak koşmam."
18/39 "Her ne kadar beni mal-mülk ve evlat
bakımından eksik görüyorsan da bahçene girdiğin zaman: "Allah ne dilerse o
olur, Allah'tan başka hiçbir güç yoktur, deseydin ya!"
18/40 "Belki Rabb'im, bana senin bahçenden daha
hayırlısını verir. Ve seninkinin üzerine de gökten felaketler gönderir de
verimsiz, kupkuru bir toprak olur."
18/41 "Veya onun suyu yerin dibine çekilir de
artık onu çıkarmaya asla gücün yetmez."
18/42 Onun ürünleri kuşatılıp bitirildi. Ve
çardakları üzerine yıkılmıştı. Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini
ovuştururken, "Keşke ben Rabb'ime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım."
diyordu.
18/43 Allah'tan başka kendisine yardım edecek
kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.
18/44 İşte bu durumda velilik, gerçek olarak
yalnızca Allah'a aittir. O, ödüllendirme bakımından da en hayırlı olandır.
Sonuç bakımından da en hayırlı olandır.
Yüce Rabb'imizin gayptan müthiş bir haberidir. Tüm konu ile
ilgili ayetleri almam daha iyi olacaktır diye düşünerek hepsini aldım. Şirk
konumuz çok önemli ve çok ciddidir. Yapacağımızın sonucunda dünya yurdunun sonunda
ya süresiz cehenneme yada altlarından ırmaklar akan süresiz cennete gideceğiz.
Allah bağışlayıcı, rahmetli, kullarını çok seven, merhametlidir. Asla kimseye
ceza vermek istemez. İster ki cenneti hak edelim. Ama koyduğu sünnetullahı ve
söylediği sözleri de asla değiştirmez. Müşriklerin yani şirk koşanların, yeri
net ve kesin cehennemdir. Bağışlanmayacaklar. Allah bağışlamayacak. Bunu
kafamız yazmayalım, kazıyalım, kazıyalım, kazıyalım.
Ayetlerimize gelince, burada da şirkin bir örneğini vermiş
Rabb'imiz. Sizlerden ricam tespit edemediyseniz alttaki paragrafa geçmeden bir
daha bakın, okuyun, sonrasında beraber incelemeye çalışalım.
İki adam ve iki bahçe var. Aralarından nehir geçen bu iki
bahçede bir çok nimetler var. Yalnız buradan servet yapan bahçe sahibinden
birisi kibirlenerek, böbürlenerek, büyüklük taslayarak ki Allah bunları
yapmayın der, benim param çok, fazla çalışanım var veya çocuklarım fazla
şeklinde diğerine söyler. Buraya kadar Allah'ın yapmayın dediği şeyleri yaparak
günaha girmiştir, ama şirke girmemiştir.
Tüm nimetleri veren Allah'ın onları yok edebileceğini de
hesaba katmamıştır. Ayrıca nimetleri verenin Allah olduğunu değil kendi çabası
veya bilgisinden olduğunu düşünmüştür. Sonrasında bu nimetlerin hiçbir zaman
yok olacağını sanmam deyip kıyametin kopacağını sanmıyorum dediği noktada şirke
girmiştir. Kendisinin süresiz yaşayacağını düşünmesi, tüm evreninde yok
olmayacağı düşüncesi noktasında bu düşünce tarzı şirktir. Çünkü Allah'ın dediği
bir şeyin tersini söylüyor. Ayrıca Allah’a inanmasına ve kıyamet kopsa bile
Rabb'ine döneceğini de bilmesine (emin olmaması da şirktir) fakat emin
olmamasına rağmen Allah katında daha hayırlısını bulurum demesi de net şirktir.
Çünkü Allah kimi bağışlar kimi bağışlamaz, orada neler hangi hesaplar karşımıza
çıkacak bilemeyiz tam neler yaptık ve bunların karşılığı tam ne olacak
bilemeyiz. Allah bağışlayadabilir, bağışlamayadabilir bilemeyiz.
Fakat Allah'ın kesin ayeti vardır. Yüce Rabb’im bizlere
öğretir ki Allah'ın azabından kimse emin olamaz. Bu kimse elindekinden daha
hayırlısı bana verilir diyerek şirke girmiştir.
Şöyle bir örnekte vermek isterim. Hani derler ya yaratılanı
sev yaratandan ötürü. Yüce Allah’ın Kur’an’da bize kötü örnek olarak gösterdiği
firavunu veya size düşman dediği şeytanıda mı sevicez. Onlarıda Yüce Allah
yarattı. Çok yanlış bir düşüncedir. Şirk olma ihtimali vardır.
Bir tane daha örnek verelim. Her şeyde hayır vardır derler
ya. Bu tamamen şirktir. Allah hoşlandığınız şey sizin için şer, hoşlanmadığınız
şey de sizin için hayır olur. Allah bilir siz bilmezsiniz der. Her şeyde hayır
var diyerek Hem Allah’ın ayetini yalanlarız, hem de Yüce Allah siz bilmezsiniz
ben bilirim demesine karşılık deriz ki, yok bizde biliriz diyerek Allah’a
iftira atmış oluruz.
O yüzden ağzımıza pelesenk olmuş, gayri ihtiyari kullanacağımız
tek bir cümle bizi şirke sokabilir. Korunmanın yolu da Yüce Allah’ın ayetlerini
bilmekten geçer.
*
22/31 Hanifler, onunla Allah'a şirk koşmayanlardır. Allah'a şirk koşan kimse, sanki gökten düşen ve kuşun kaptığı veya rüzgarın uzak yerlere sürüklediği kimse gibidir.
Hanif tek tanrı inancı olduğunu söylemiştik. Bu ayette
onunla, yani o zamirini bir önceki 22/30 dan anlıyoruz. Kesilen hayvanlardır.
Yani hayvanın Allah adına ve Allah'ın yasaklamadıklarından yenmesi,
cahiliyedeki gibi şunlar ortaklarımızın diye putlara pay ayrılmaması gibi. Yüce
Rabb'im şirk koşan bir kimsenin neye benzediği örneğini bizlere öğretir.
*
29/8 Biz,
insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında
bilgin olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle cihad ederlerse,
onları dinleme. Dönüşünüz ancak Bana'dır. O zaman yapmış olduklarınızı size
haber vereceğim.
Bu ayetimizde de müthiş bir işaret vardır. Hakkında bilgin
olmayan bir şey ile bana şirk koşman cümlesine dikkat edelim. Eğer bir şey
hakkında bir bilgimiz yok ise Yüce Allah'a o şey ile şirk koşmuz olmamız
kuvvetle muhtemeldir. Peki bunu analiz etmeye çalışalım.
Öncelikle bir şey hakkında bize bilgi veren bir şeyin kesin
bilgi olması gerekir. Şüpheye yer bırakmayacak bir bilgi kaynağı olması
gerekir. Bize kesin, net ve gerçek bilgiyi Kur'an verir demiştik. Ama bir
taraftan da bir şeye iman etmek yani inanmak yetmez, o şeye delil ile kanıt ile
inanmak yani mümin olmak lazım diye çalışmamızın bazı yerlerinde belirtmiştik.
Şimdi bilmek,öğrenmek için Kur'an'a bakıyoruz ama Kur’an’ada delil ile kanıt
ile inanmamız lazım. Haybeye ben Kur'an'a inandım demekle inancımızı sağlam temellere
oturtmamış oluruz. Böyle olursa da tam bilgi sahibi olmadığımızdan bizi bu
inançtan döndürebilirler.
Allah birdir ve tek ilahtır. İslam dinide Allah'ın dini
olduğundan ilahidir. Bu bağlamda Kur’an’ında ilahi olması beklenir ve aksi asla
düşünülemez. Peki dinimizin kaynağı olan Kur'an'da ilahimdir?
Evet ilahidir diyen kendine sorsun. Kanıtım veya delilim
var mı? Varsa nedir. Sırf içinde bu kitap Allah'tandır denmesi Kur'an'ın ilahi
olduğuna delil veya kanıt değildir.
Soruya cevap verelim Kur'an kesinlikle ve şüphesiz
ilahidir. Ve ilahi bir kitaptan beklenildiği gibi içinde kendisinin ilahi olduğuna
dair açık, net ve kesin deliller kanıtlar vardır. Bu konuyu ayrıca incelemeye
çalışıcaz. Merak edenler var ise aşağıya link bırakıcam oradan bakabilirler İbrahim
esinlerin ders videolarınıda koyarım, kendiniz karar verirsiniz. Konu
dağılmadan toparlayalım. İlahi olan bu kitap elbette gerçek bilgi kaynağıdır.
Hakkında bilgi sahibi olmadığımız şeyler ise Kur'an harici dinde hüküm koyan
tüm her şeydir. Eğer Kur'an harici herhangi bir şeyleri kişi, kurum, yazı, kitap
v.s. Dinde hüküm koyan olarak kabul edersek şirk koşarız.
31/13 Vaktiyle Lokman oğluna öğüt vererek: "Ey
yavrucuğum! Allah'a şirk koşma, kuşkusuz şirk koşmak çok büyük bir
zulümdür." demişti.
Lokman bir nebi veya resül değildi fakat Yüce Allah'ın
hikmet ettiği bir kuluydu. Oğluna verdiği öğüt Allah'a şirk koşmanın çok büyük
bir zulüm olması insanın kendisini çok büyük bir zulümle zulmetmesidir.
AH KEŞKE TUTSAYDIM RESÜLLE BİR YOL
*
31/15 Eğer o ikisi, hakkında bilgin olmayan bir şeyi
Bana ortak koşman için seninle cihad ederlerse, o zaman sakın onlara itaat etme.
Dünyada onlarla güzel geçin. Bana yönelen kimselerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz
Bana'dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
Şirk koşan anne ve/veya baba da olsa kim olursa olsun
onlara uymamalıyız. En iyi ve doğru yol Yüce Allah'ın bize gösterdiği, Allah
yoludur.
*
33/73 Allah, münafık erkeklere ve kadınlara; Müşrik
erkeklere ve kadınlara azap eder; Mü'min erkeklerin ve kadınların tevbelerini
kabul eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Yüce Allah bu ayetinde de münafık ve müşriklere azap
edeceğini söyler. Münafık iç yüzünü gizleyen, iki yüzlü manasındadır. Buna
karşılık müminlerinde tevbelerini kabul
edeceğini söyler. Müminlerin tövbeleri kabul olacaksa münafık ve müşriklerin de
tevbelerinin kabul olunmayacağını anlıyorum bu ayetten. En doğrusunu Yüce Allah
bilir.
*
34/22 De ki: "Allah'ın yanı sıra değer
verdiklerinize yakarın! Onlar, göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip
değildirler. Onların, Göklerin ve yerin yaratılmalarında bir payları yoktur. Ve
Allah'ın, onların yardımına ihtiyacı da yoktur.
Allah'ın daha iyi dua kabul edeceğini sanarak bilmemkim
dede türbesine giden veya nebi dahil kim olursa olsun Allah'ı çağırırken
başkasının ismini anmak gibi davranışlar şirktir. Ayetteki bahsedilen budur.
Birde put, inek gibi şeylere tapanlarda kastedilir. Allah uyarıyor. Tek ve
mutlak egemen Allah'tır. Allah'ın astından edindiğiniz ilahlar bir hiçtir. Hiçbir
şey yaratmadılar, yaratamazlar da. Hiçbir güçleride yoktur. Allah'ın hiçbir
kimsenin yada hiçbir şeyin yardımına da ihtiyacı yoktur. Hatta onlar ne yerde
ne de gökte en ufak bir şeye sahip de değillerdir, diyerek insanların yaptığı
yanlışı düzeltmesi veya yanlış yapmamaları için bizlere öğretir.
*
35/14 Eğer onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler.
İşitmiş olsalar bile size cevap veremezler. Kıyamet Günü, kendilerine
yakıştırdığınız şirki reddederler. Sana, Her Şeyden Haberdar Olan'ın, haber
verdiği gibi hiç kimse haber veremez.
Şirk koşulanların acizliğine vurgu yapan Yüce Allah'ımız
şirk koşulanların hesap gününde şirk koşanları reddedeceğinin üzerine basarak
en doğru bilgiyi ancak Allah'ın kendisinden öğrenebileceğimizi de bizlere
öğretir. Ve Kur’an ile öğretmiştir de. Yukarıda 29/8 ayeti ile birlikte
değerlendiriniz.
*
39/29 Allah, aralarında anlaşamayan birkaç ortağa
bağlı bir kimse ile tek bir kişiye bağlı bir kimseyi örnek verdi: Bu iki
kimsenin durumu hiçbir olur mu? Övgü yalnızca Allah'a özgüdür. Ama çokları
bilmiyorlar.
17/42 De ki: "Eğer dedikleri gibi, O'nunla
beraber başka ilahlar olsaydı, o zaman onlar da mutlaka arşın sahibine bir yol
ararlardı."
23/91 Allah, çocuk edinmemiştir. Ve O'nun yanı sıra bir ilah daha
yoktur. Eğer olsaydı her ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder ve
kimisi kimisine üstün olurdu. Allah, onların niteledikleri şeylerden
münezzehtir.
Allah'tan başka ilah olsaydı eğer olaylar nasıl olurdu Yüce
Allah örneklerle bizlere öğretir.
*
39/66 "O halde yalnız Allah'a kulluk et ve
şükredenlerden ol!"
Allah'ın bize bahşettiklerine karşılık verebilmenin yolu
şirk koşmamaktan geçiyor.
*
40/11 Dediler ki: "Rabb'imiz! Bizi iki kez
öldürdün, iki kez dirilttin. Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan
kurtulmanın bir yolu var mı?"
40/12 Bu, sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman
Küfr etmeniz nedeniyledir. O'na şirk koşulunca inanıyordunuz. Artık karar yüce
ve büyük olan Allah'ındır.
İki kez öldürme ve iki kez diriltmeyi kabir azabında
inceledik. Oradan bakabilirsiniz detaya girmeyelim. Azabı kesinleşenler bundan
kurtulmanın yolu var mı diye Yüce Allah'a sorarlar. Bu kimseler Allah'a
çağırıldıklarında şirk koşmuşlar. Allah'a ortak koşulmadan inanmayanlardır
bunlar. Bu küfürlerinde de inat ettiklerini anlarız. 12/106 ayetindeki
kimselerdir bunlar, yukarıdan bakınız. Başka örnek ayetler ve söylenecek çok
şey var ama çalışmalarımızda detaylar mevcuttur fazla detaya girmeyeceğim.
Kısaca Allah'ın isminin yanında isim ananlar da bunlardır, Allah'ı çağırırken
dualarına herhangi birisinin ismini ekleyenler de bunlardır, Allah'ın
ayetlerini yalanlayanlar da bunlardır, Allah'ın ayetlerinin bir kısmına inanıp bir kısmına küfredenlerde
bunlardır, Allah'a yaklaştıracak diye veya şu veya bu sebeple Allah'ın astından
ilahlar edinenlerde bunlardır, birinin mezarına gidip dua kabul olacak diye mezardakinden
bir şeyler isteyenlerde bunlardır, hadis gibi uydurmasyonlara inanıp Yüce
Allah'ın dediğini demedi, demediğini dedi inancına sahip olanlar da bunlardır liste
uzar gider. Haklarında bilgileri olmayan şeylerle Allah’a ortak koşarak Allah’ı
yalanlarlar. Halbuki gerçeği her şeyi bilenden öğrenselerdi bu duruma
düşmezlerdi.
40/42
"Siz beni Allah'ı yalanlamaya ve hakkında bilgim olmayan şeyleri O'na
ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi Mutlak Üstün ve Çok Bağışlayıcı
Olan'a çağırıyorum."
*
40/84 Bizim
cezamızı gördükleri zaman: "Allah'ın tekliğine iman ettik ve O'na şirk
koştuklarımızı inkar ettik." dediler.
40/85 Cezamızı
görünce iman etmeleri onlara bir fayda vermedi. Allah'ın kulları hakkındaki
geçmişten bugüne uyguladığı yasası budur. Kafirler orada zarara uğradılar.
Yüce Allah tarafından ceza zamanı geldiğinde iş işten
geçecektir. Bu zaman gelmeden aklımızı başımıza alıp Yüce Allah'ın ayetlerini
okuyup, çalışıp, öğrenmeliyiz. Yani salatı ikame etmeliyiz. Bilmemiz gereken
her şeyi, her şeyi bilenden öğrenmeliyiz ki doğruya ulaşabilelim. Allah bizleri
karanlıklardan aydınlıklara çıkarır. Diğer tüm yollar ise bizi aydınlıktan karanlıklara iletir. Bunu asla unutmayalım.
Ayrıca gene unutmayalım ki Allah'ın
aydınlığı ile aydınlanmayan kimse için başka aydınlık yoktur.
Ayrıca belirtelim Yüce Allah ölüm anında da gelen imanı kabul
etmeyecektir. Bunun örneğini de firavun örneği üzerinden anlarız. Lütfen Kerim
Kur’an’ımızdan 10/90 – 10/91 ve 10/92 yi okuyunuz.
*
45/23 Hevasını, ilahlaştıran kimseyi gördün mü?
Allah, bir bilgiye dayalı olarak, onu sapkınlıkta bıraktı. Ve onun kulağını ve
kalbini mühürledi. Gözlerine perde çekti. Artık Allah'tan başka kim onu doğru
yola iletebilir? Öğüt almıyor musunuz?
45/24 Onlar, "Hayat, ancak bu dünya hayatından
ibarettir. Doğar ve yaşarız, bizi ancak zaman yok eder." dediler. Oysaki
bu konuda gerçeğe dayalı hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanda
bulunuyorlar.
İnsan kendi hevasını ile de şirk
koşabiliyormuş. Hevasını ilah edinebiliyormuş. Yüce Allah bizlere öğretir.
52/43 Yoksa onlar için Allah'tan başka bir ilahları
mı var? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir.
50/26 ,
Allah ile birlikte başka ilah edindi. Öyleyse, onu şiddetli azaba atın.
Hevasını yadan Allah’tan başka ilah edinenler, şirk koşanlar
olarak karşılığı azaptır.
*
48/6 Allah;
hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve kadınlara, müşrik erkek ve
kadınlara azap etsin. Kötü zanları onların üzerlerine dönsün. Allah, onlara
kızdı ve onları lanetledi. Ve onlar için Cehennem'i hazırladı. Ne kötü bir
varış yeri.
Zanna uymanın şirk olduğuna delil bir ayetimiz daha.
*
72/18 Ve doğrusu mescitler16* Allah içindir;
öyle ki çağırmayın219 Allah ile birlikte birini220.
*Yüce Allah'ın mescitleri işaret etmesi sonrası
çağrıyı/duayı işaret etmesi anlamlıdır. Vakitli salâtlar sonrası (sabah
salâtı, akşam salâtı ve toplantı salâtı) beynin secdesi sonrası (fiziksel
bir secde eşlik edebilir veya etmeyebilir) Yüce Allah'a dua
etmek gereklidir.
40/11 ve 40/12 de bahsettiğimiz mevzu. Allah harici
birisini çağırmak, Allah ile birlikte birisini çağırmak, Allah'ı çağırırken
Allah'ın yanında başka isim anmak şirktir.
Hadis,
sünnet uydurmasyonlarından sıyrılıp, Kur'an'ı okumak zaten şirk koşmamamızı
sağlayacaktır. Dikkat etmemiz gereken nokta, yalnız Kur'an diyen insanların
mealinde okumak.
Ayet bazında özetimizi de paylaşalım.
2/135 Müşrikin zıttır
hatiftir. Dinimizde hanif olmamız gerekiyor.
3/64 Allahtan
başka herhangi bir şeye kulluk veya ibadet etmek şirktir.
3/64 Allah'a ortak
koşmak şirktir
3/64 Allah harici
efendiler edinmek şirktir.
3/64 Şirk günahına
girenler gerçek Müslim değillerdir.
4/48 Şirk günahını
Allah bağışlamaz.
4/48 Allah'a ortak
koşmak iftiradır.
4/48 Müşrik olarak
ölmeyen herkes için bağışlanma şansı vardır.
4/116 Şirk koşanlar
büyük bir sapkınlıkla sapmışlardır.
5/72 Şirk koşan
kafir olur
5/72 Şirk
koşanlara cennet haramdır
5/72 şirk
koşanların yeri cehennemdir ve orada süresiz kalacaklar.
5/72 Şirk koşanlar
zalimdir.
5/72 Zalimlerinde
yardımcısı yoktur.
6/14 İlahi veli
olarak Allah'tan başkasını veli edinmek şirktir.
6/21 Din adına
yalan uydurmak şirktir.
6/21 Allah adına
yalan uydurmak şirktir.
6/21 Ayetleri
yalanlamak şirktir
6/21 Şirk koşan
zalimler kurtuluşa eremezler.
6/22,23 Şirk koşanları
Kur'an müşrik diye tanımlar.
6/88 Şirk
koşanların yaptıkları (ahirette) boşa gider.
6/107 Müşriklere
uyan müşrik olur.
6/151 Zanna uymak
şirktir.
6/151 Haram
olmayanı haram etmek şirktir(tersi de aynıdır).
7/33 Şirk koşmak
haramdır.
9/113 Müşrikler
için Allah' bağışlamasını dileyemeyiz.
10/36 Zanna uymanın
sonucu şirk koşmaktır.
12/108 Allah'a
çağırmak harici neye, kime çağrılırsa şirktir.
13/36 Allah harici
her hangi bir şeye kulluk şirktir.
18/36 Allah'ın
Kur'an'da var dediği veya yok dediği şeylere aynı söylediği şeklinde inanmamak
veya eklenti veya çıkarma yaparak inanmak şirktir.
29/8 Hakkında
bilgi sahibi olmadığımız her şeyde bizim için şirk koşma riski bulunur.
31/13 Şirk koşanlar
kendilerine büyük bir zulümde bulunmuş olurlar.
39/66 Allah'a
gerçek manada şükredebilmek için şirk koşmamak lazım.
45/24 İnsan
hevasını ilahlaştırıp bu şekilde de şirk koşabilir.
72/18 Allah harici
birisini çağırmak, Allah'ı çağırırken Allah'ın yanında başka isim anmak
şirktir.
AYETLERDE
GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
4Efendi, komuta eden.
7Tüm isimlerini/sıfatlarını tecelli ettiren.
16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her
yer.
219Dua etmek. Dua kelimesi Türkçeye de geçmiş bir
kelimedir. Çağrıda bulunmak demektir. Yüce Allah'a her an, her durumda, her
yerde çağrıda bulunabiliriz. Rabbimizle iletişime geçebiliriz. O'nu çağırıp isteklerimizi
arz ederiz. Dua etmek için özel ritüellere gerek yoktur. Yüce Allah insana
şah damarından daha yakındır. Kuluna bir Planck mesafesinden
(1.6x10-35 metre) daha yakındır. Ancak şirk içermeyen dualar/çağrılar
Yüce Allah'a yükselir. Sadece Kur'an demeyen, Kur'an'ın astından tamamı zan
içeren söylentilere/hadislere tabi olarak şirk günahını işleyenlerin çağrıları
Yüce Allah'ın katına ulaşmaz. Ancak tek tanrıcıların çağrıları Yüce Allah'a
ulaşır. Sadece Kur'an diyenlerin; Kur'an bize yeter diyenlerin. Beynin
secde etmesi sonrası yapılan duanın/çağrının Yüce Allah tarafından kabul
buyrulması daha olasıdır. Bu nedenle müminlere vakitli olarak emredilen
sabah-akşam salâtları ve toplantı salâtı yani Kur'an dersleri bitiminde
yapılan beynin secdesi sonrası (fiziksel secde de beynin secdesine eşlik
edebilir veya etmeyebilir) Yüce Allah'a çağrıda bulunmak en
güzel dua zamanıdır. Ancak beynin secde ettiği her yer ve zamanda da
dua edilmesi, Rabbimize çağrıda bulunulması kulun kendisi için hayırlı
olacaktır.
220Dua sadece Yüce Allah'a yapılır. Çağrıda/duada Yüce
Allah'ın adı haricinde kimseye aracılık yapması için çağrıda asla bulunulmaz.
'Yüzü suyu hürmetine' gibi şeyler söylemek tamamen şirktir. Sadece
tayyib/güzel sözler ona ulaşır. Tamamı zan olan söylenti/hadis kitaplarına
uyup da "şöyle yaparsan dua kabul olur, şu zamanda dua edersen dua kabul
olur, şu şeyi şu kadar tekrar edersen duan kabul olur" gibi sözlerin
tamamı şirktir. Dua yani Yüce Allah'a çağrı beyinle yapılır. Beynin secdesi
sonrası yapılan çağrı/dua Rabbimize ulaşır. Dualara/çağrılara çokça karşılık
veren Rabbimiz mutlak ki dualarımızı kabul eder. Önemli olan duanın şirk içermemesidir.
EN
DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder