3 Ocak 2025 Cuma

SINAV

 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                                                         

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                                                                                                                                                

                                                                                                                                                                                            

SINAVIMIZ                                                                                                                                                                                       

                                                                                                                                                                                            

Herkesin (umarım) bildiği gibi dünyada bir sınavdayız. Dünya da elbette bir sınav yeri. Bu sınavı bir samimiyet sınavı olarak düşünebiliriz. Yüce Allah ile dünyaya gönderilme aşamasında yaptığımız anlaşmanın sonucunda buradayız (ahid, misak, sözleşme başlığına bakınız). Bizler anlaşma gereği dünyaya gelmeyi kabul ettik. Ve de anlaşmanın şartlarına uyacağımızı da kabul ettik. Bunun sonucu olarak bakalım bu sözümüzde durabilecek miyizin sınavıdır bu. Sözümüzde samimiydik, anlaşmamıza bağlı kalabilecek miyizin sınavıdır bu. Dünyada bu anlaşmamızı hatırlamıyoruz elbette fakat ahirette hatırlayacağız. Bundan dolayı Yüce Rabb'imiz bizlere uyarıcılar ve kitaplar göndererek doğru yolu hatırlatmıştır. Ancak göz ardı edilmeyecek olan bazı özelliklerde bizlere vermiştir. Hayvani iç güdüyü bastırabilecek olan takvayı, doğru yolu bulabilecek olan akılı ve özgürce seçim yapabileceğimiz özgür iradeyi. Bu özelliklerimizin ve tek dönüşün yalnız Allah'a olacağı farkındalığını hiç unutmamamız lazım. Gene unutmamalıyız ki her ne yaparsak yapalım bu karşımıza çıkacak ve hiçbir haksızlık yapılmadan karşılığı bizlere tam olarak verilecektir. Bu karşılık verme olayında yaptığımız kötülüklerin tam karşılığını almamıza rağmen Yüce Allah iyiliklere ise katıyla veya daha iyisiyle karşılık vereceğini bizlere bildirmektedir. Yüce Rabb'imin bu sınavını başarı ile geçmenin tek yolu da sadece Biricik Kur'an'ımızdır. Yalnız Kur'an'a musallin olmaktır (Musallin başlığına bakınız).                                                            

Kur'an dışı dinde hüküm koyan her şey bizi cehenneme sürükler bunun bilincinde olalım.          

Gireceğimiz bu sınavdan ve başarı ile çıkabilmenin tek yolu olan Kur'an'ı Yüce Allah elbette;                                                                                                                                                   

1- Eksik bırakmamıştır.                                                                                                          

2-Tamamlamıştır                                                                                                                   

3-Apaçık olarak indirmiştir                                                                                                      

4-Her şeyden apaçık örnekler vermiştir                                                                                   

5-Bizi Kur'an hariç hiçbir şeye muhtaç etmemiştir.                                                                   

6-Doğru yolu da eğri yolu da, sonuçlarını da apaçık anlatmıştır.                                               

 

Bunlar ayetlerle sabit olup aksi zaten düşünülemez. Yüce Allah ilah ise onun seçtiği din olan İslam’da ilahi olmalıdır. Bu dini anlatan kitap da ilahi olmalıdır aksi düşünülemez.           Evet Allah tek ilahtır, İslam ilahi tek dindir ve Kur'an'da ilahi bir kitaptır (Kur'an İlahimi? kısmında inceliycez)                  

Bundan dolayıdır ki Allah bize yeter, bundan dolayıdır ki Kur'an bize yeter.                                                                                                                                                                              

Hadislere inanan, hadislere dinde hüküm koyduran ve bunlara uyan güzel kardeşim, hadislere inandığında Yüce Allah'ın kitabının eksik olduğunu, apaçık olmadığını, dini tamamlamadığını da aynı zamanda kabul etmiş olursun. Yüce Allah'ın bazı ayetlerine inanıp bazılarını inkar etmiş olursun. Bunun adı müşrik olmaktır ki Yüce Allah'ın tek affetmeyeceği de aslında tam da budur. Gittiğin bu yolda inandığın dinde İslam olmaz. İstediğin kadar İslam’a ve/veya Kur'an'a inanıyorum de. Ancak kendini kandırırsın. Gel yalnızca Kur'an diyelim.                                              

Şöyle bir soru da gelebilir akıllara. Allah her şeyi bilmiyormu. Zaten yarattığında nereye gideceğimizi biliyor neden dünya da bir yaşam yaşamamız gerekiyor?

Şu şekilde cevaplayabiliriz. Ahirette eğer bizi dünyaya gönderseydin biz bunları yapmazdık veya bizi uyarsaydın biz bunları yapmazdık, Salihlerden oluruz denmemesi için, nereyi hak ediyorsak delille, kanıtla belgelenmesi içindir.

Aynı zamanda şu anda ki yaşamımızı daha önce yaşamış olduğumuzu düşünüyorum. Bir film gibi önce yaşanılanın tekrarının yansımasını yaşıyor olabilir kanaatindeyim, oldukça mantıklı geliyor bana. Levh-i mahfuz dan bir projektör gibi bizim algılayamadığımız üst uzaydan tüm evrenin ve içindekilerinin yansımasını yaşıyor olmamız muhtemeldir. Bu konuda İbrahim Esinler’in çalışmasına bakalım isterseniz.





Yüce Rabb'imizin sınavı ile ilgili ayetler, yine Yüce Rabb'imizin izni ile incelemeye çalışalım. Bakalım Rabb'imiz nelerle, nasıl bizleri sınava tabi tutuyor. Biz buna karşılık nasıl davranmalı, neler yapmalıyız. Sınavdan başarılı olarak çıkmak için bizlere neler öğütlüyor veya başaramazsak nasıl bir duruma düşeriz incelemeye çalışalım.  



2/155  Kesinlikle sizi belalandıracağız: Korku ve açlıkla; mallarınızı, canlarınızı ve ürünlerinizi kayba uğratarak. Sabredenleri müjdele.                                                                                                                                                                                                                   

Korku, açlık, mal, can ve ürün kaybı ile çeşitli belalar bizim için sınav oluyormuş. Bu tür şeylere sabır göstermeliyiz. Yalnız sabır kelimesini yanlış anlamayalım. Sabır başına her gelene sus, sesini çıkartma, oluruna bırak, boynunu eğ, nasıl olsa Allah'tan deyip çaba gösterme demek değildir. Sabır kavramını inceleyeceğiz.                                                                                              

*                                                

3/186  Mallarınızla ve canlarınızla deneneceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, bilin ki bu, kesin kararlılık gösterilmesi gereken işlerdendir.                                                                                                                                      

                                  

Bu ayette de mal ve can ile sınanma işaret edilmiştir. Aynı zamanda ehli kitaptan ve müşriklerden de dinimizden döndürmek için baskı göreceğimiz sınav vesilesi olarak işaret edilmiştir. Bu olacaklara karşılık da müminlere sabır, takva tavsiye eden Yüce Allah ayrıca sabır ve takvada da kararlılık göstermemizi öğütlemiştir. Tabii ki her zaman belirttiğimiz gibi takvalı olmak için Allah'ın kelamlarını bilmemiz tek yoldur. Bunu öğrenebilmenin tek yolu ise yalnızca Kur'an'dır.                                                                                                                                                                             

*                                                

5/48   Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen bu Kitap'ı hakk olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.                                                                                                                                              

                                                                                                                                                                                            

Yüce Allah bize verdiği ile bizi sınıyormuş. Nedir bize verdiği? Yüce Allah'ın bize verdiği vermiş olduğu tüm nimetler, yararımıza, hizmetimize sunduğu tüm her şey olmakla beraber, ayetten anladığım kadarıyla Kur'an'dır. Kur'an'ı bize verdi, her şeyi her şeyden apaçık örneklerle apaçık söyledi. Yolun eğrisini de doğrusunu da gösterdi. Akıl, takvalı olabilme, özgür irade ve Allah'ı bulabilme yetisi verdi. İnsanı gören, duyan ve akledebilen bir yaratık yaptı. İşte Yüce Allah’ın bize verdiği Kur'an ve Kur’an’daki kelamlarıdır ve sınanacağımızda Kur'an'a mı musallin oluyoruz yoksa başka herhangi bir şeye mi musallin oluyoruz. Zaten Kur'an ile sınavımızı verebilecek kadar Allah'ın ayetlerini bilir ve teslim olur, uygularsak bu paragrafın başında yazdığımız tüm nimetler, yararımıza ve hizmetimize sunulan her şey ile sınavımızı da otomatik geçmiş olacağız.                                                                                                                                                                              

*                                                

5/94   Ey iman edenler! Allah, ellerinizin ve oklarınızın ulaşabildiği bir kısım avla sizi dener. Ki görünmeyen yerde kendisine karşı gelmekten sakınanların kimler olduğunu bilmek için. Bundan sonra kim haddi aşarsa onun için elem verici bir azap vardır.                                                                                                                                          

                                              

Avlanma veya yemek için kesilen hayvanlarla da bizi Yüce Allah'ın sınadığını anlarız. Avlanma yasağı olan zamanda avlanmama, kesilen hayvanın Allah adına kesilmesi, haram olan hayvanın yenmemesi v.s. gibi Kur'an hudutlarına göre mi yapıyoruz bu işleri bizim sınavımız olacak. Ayrıca kimsenin bizi göremeyeceği yerlerde de Allah’ın gördüğünü unutmayarak hareket etmeliyiz konusuna da işaret eder Rabb’imiz.                                                                                                                                                                        

*                                                

6/165  Sizi, yeryüzünün halifeleri* yapan, size verdiği şeylerle denemek için bazınızı bazınıza derecelerle üstün kılan, O'dur. Kuşkusuz Rabb'in, cezası pek çabuk olandır. Ve gerçekten O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.                                                                                                                                                     

* Halef, sonradan gelen, öncekinin yerine geçen, birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse; arda, ardıl, selef karşıtı demektir. Kur’an’dan anladığım kadarıyla halifelik bir yetkilendirme ile olabilir ancak. Ben halifeyim demekle halife olunmaz. Allah’ın halifesi (haşa) asla olmaz zaten. Peygamberden sonra kendine halife diyenler veya onlara halife diyenler kime, neye göre halife demişler anlamak mümkün değil. Kur’an’da halife ilan edilenlerin hepsinin yetkilendirmesini Yüce Allah yapmış şeklinde anlıyoruz. Bu halife konusunu da incelemeye çalışcaz Allah nasip ederse.                                                                                                                                                                          

Yüce Allah bizi yeryüzüne halife yaptığını bu ayette bizlere öğretir. Bazılarımızın bazılarına göre derece yönünden üstün olduğunu ve bununda bizler için sınav olduğunu bizlere bildirir.  Bu üstünlük bilgi, şeref, mal, mülk, evlat veya takva üstünlüğü olabilir. Aslında bu iki taraf için de sınavdır. Örnek vermek gerekirse birisi çok zengin diğeri ise fakir. Zengin olan bu zenginliği Yüce Allah'ın sayesinde olduğunu bilmesi, bu zenginliği Allah'ın istediği gibi harcaması, büyüklük taslamaması gibi şeyler onun sınavı olacaktır. Fakir olan ise gene zengin olana da kendisine de malı, mülkü verenin ve ölçülendirenin Yüce Allah olduğunu bilmesi, zengin olana özenmemesi, kendine verilen rızıkları Allah'ın istediği şekilde harcayabilmesi     onun sınavı olacaktır. Zengin olan belki bu verilen malların hesabını veremeyecek, fakir olan kendine verilen nimetlerin hesabını verecektir. Bu yazdıklarım çok çeşitlendirilebilir.

Herkes kendine verilenin karşılığını (Yüce Allah’ın verdiği kadar) verebilmeli ve başkasına özenmemelidir.                                                                                                                                                                                                                                                                   

65/7 Varlık sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.                                                                                       

 9/55 Öyleyse, onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Doğrusu, Allah, bunlarla, onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının Kafir olarak çıkmasını istiyor.

*                                                

7/141  "Hani Biz, size azapların en kötüsünü yapan; oğullarınızı öldürüp, kadınlarınızı sağ bırakan Firavun toplumundan sizi kurtarmıştık. Bunda, sizin için Rabb'inizden büyük bir sınav vardı."                                                                                                                                              

                                              

Bu Musa’nın kavmindeki örnekte sınavımızın bazen kişisel değil de toplumsal olduğunu anlarız. Toplumların başına gelen iyi veya kötü şeyler toplumca bir sınava olabilir. Mesela ekonomik zorluklar, doğal afetler gibi. Toplumların başına kötü veya iyi bir şey gelmesi değildir önemli olan, asıl dikkat edilmesi gereken şey o gelen şey ile o toplumun ne yaptığıdır ve/veya neden geldiğidir. Birde dikkat edelim eğer toplum sapkın ise toplum kendini düzeltmezse Allah asla o toplumu düzeltici olmamıştır, olmayacaktır.      

13/11 Onu her şeyi ile izleyenler vardır. Allah'ın işinden olarak onu gözetirler. Kuşkusuz bir halk kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez. Ve Allah, kötü bir halka ceza vermeyi istediğinde hiçbir güç bunu engelleyemez. Onlar için O'ndan başka bir veli yoktur.                                                                                                                                           

*                                                

7/163  Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Hani onlar Cumartesi Günü Yasasını çiğneyerek haddi aşıyorlardı. Balıklar cumartesi günü ortaya çıkıyor, diğer günler ise gelmiyorlardı. Fasıklıkları nedeniyle kendilerini bu şekilde sınıyorduk.                                                                                    

                                              

Bu da herhangi bir zamanda herhangi bir kavme haddi aşmalarından dolayı bir sınavdır. Bunu çalışmamıza almamızın nedeni herhangi bir zamanda herhangi bir sebeple herhangi bir şey ile toplumsal ve/veya kişisel Yüce Allah bizleri sınav edebilir, bunun bilincinde olalım. Gene bu vesileyle başımıza gelen kötü bir şey olursa da aşağıdaki ayeti aklımızdan çıkarmayalım.                                                                    

42/30 Size isabet eden musibet kendi ellerinizle yaptığınız şeyler yüzündendir. O, çoğuna da engel oluyor.                                                        


MUSİBET SINAV MI?                                                                                                                                       

Ayrıca  gene aklımızdan çıkarmayalım ki;        

65/7 Varlık sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.

94/5 Zira zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

94/6 Elbette zorlukla beraber bir kolaylık vardır.                                                  

SIKINTIDA KOLAYLIK VAR MIDIR?

*                                                

7/168  Onları, yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan, salih olanlar da vardı olmayanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.      

21/35  Her nefs ölümü tadıcıdır. Sizi sınav olarak, iyilik ve kötülükle sınarız. Ve siz, yalnız Bize döndürüleceksiniz.                                                                                 

                       

Bu ayetten iyilik ve kötülükle sınanacağımızı anlarız.  Tüm inanlarda bu tarz sınava tabi tutulabilirler kanaatindeyim. İnananda inanmayanda. Kafirlerin sınavı belki dönerler diye olacağını inananların ki ise bir samimiyet, sabır ve kararlılık sınavı olacaktır. Kafirlere doğru yolu bulmaları için bir şans veren Yüce Allah inanları ise verdiği müsibet veya iyi şeylerle sınar. Kötü şeylerde nankörlük ediyor muyuz veya iyi şeylerle ise kibirlenip, böbürleniyor muyuz. Hepsi Allah katındandır idrak edebiliyor muyuzun sınavıdır. Ve bu başımıza gelenlerle ne yapıyoruzun sınavıdır.                                               

*                                                

8/17   Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Allah, bunu mü'minleri iyi bir sınavla sınava tabi tutmak için yaptı. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.  

                                              

Allah yolunda savaş da bir sınav olabiliyor. Bakalım kaçacaklar mı yoksa savaşacaklar mı diye. Allah'a mı huşu duyuyorlar yoksa insanlara mı diye sınav konusu olabiliyormuş.

Not: Allah yolunda da olsa savaşmanın kuralları vardır. Saçma sapan hurafelerle ben Allah yolundayım içki içilen yeri bombalayayım, burası müşrik dolu canlı bomba olayım gibi ve buna benzer düşüncelerle yapılan şeyler asla Allah adına olmaz.

Savaş konusunu ‘kıyam’ başlığı altında 9/5 ayetinin açıklamasında detaylı olarak incelediğimi düşünüyorum. Lütfen oradan bakınız.   




8/25   Yalnızca aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.                                                                                                                                                  

                                              

Bu ayette de sadece inanmayanların değil, inananlarında başlarına gelecek şeylerle sınava tabi tutulduklarını anlıyoruz. Bu bir samimiyet sınavıdır. Her şey iyi ve yolunda iken Allah'a takvalı olduk fakat başımıza çeşitli dertler ve sıkıntılar geldiğinde de aynı kararlılıkta olacak mıyız, takvalı davranmaya, bize verilenlere karşılık vermeye devam edebilecek miyiz, yoksa isyankar mı olacağız.

*

9/126 Kendilerinin yılda bir iki defa sınandıklarını görmüyorlar mı? Yine de tevbe edip öğüt almıyorlar!

 

Bu ayet öncesine bakıldığında bu yılda bir veya iki kez sınamanın, Yüce Rabb’imin kalbinde hastalık olup kafir olarak ölecek olanlara uyguladığı bir uygulama olarak anlıyorum. BU onlara verilen bir şanstır. Her kafire bu uygulamanın olmayacağı düşüncesindeyim. Çünkü Kur’an bütünlüğünde bazı kimseler için Yüce Allah kesin cehennemlik der ve öyle ölmelerine karar vermiştir. Belki kurtulma ümidi taşıyanlara böyle bir şans vermeyi uygun görmüş olabilir Rabb’imiz.

Gene Kur’an bütünlüğünden biliyoruz ki iman eden biride hayatında bir çok sınavlara tabi tutulur/tutulabilir/tutuluyor.

*                                                

11/7   Gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Daha önce arşı su üzerindeydi. Sizi yaratması, hanginizin iyi şeyler yapacağını sınav yapmak içindir. Eğer Kafirlere: "Gerçekten siz, öldükten sonra diriltilecekseniz." desen, "Bu ancak apaçık bir büyüdür." diyecekler.                                                                                                                                                 

                                              

Yüce Allah'ın bizi yaratması, yani yaratılışımız zaten başlı başına bir sınav olduğunu anlarız. Yaratılmadan önce Yüce Allah ile yaptığımız anlaşma ve verdiğimiz söze uyacak mıyız diye yeryüzüne gönderildik, özgür irade akıl verildi, Allah'ı bulma yetisi verildi, eğri ve doğru yol gösterildi. Eğer buraya gönderilmeseydik de direk hesaba çekilseydik sınavdan geçemeyecek olanlar derlerdi ki Yüce Allah'a bize fırsat verseydin bizlerde salihlerden olurduk. Ama şimdi dünyadalar özgür iradeleri var ve bunu deme şansları olmayacak ahirette. Ama şunu diyecekler bizi tekrar dünyaya gönderde iyilerden olalım, salihatı yapalım. Ama onlara ayrılan sürenin sonuna gelmişlerdir böyle bir şeye izin vermeyecek Rabb'imiz.                                                                                                                        

7/53 Onun verdiği haberin gerçekleşmesini mi bekliyorlar? Onun haberinin gerçekleştiği gün, daha önce onu unutmuş olanlar diyecekler ki: "Gerçekten Rabb'imizin resuller gerçeği getirmişler. Acaba bir şefaatçi var mıdır ki bize şefaatte bulunsun veya geri döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?" Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. Uydurdukları şeyler kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuştur.                                                                                                                                                                           

*                                                

16/92  İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha güçlü olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.                                                                                                                                        

                                              

Ayette bahsedilen insana değil Allah'a huşu duyulması gerektiğidir. Herhangi bir sebeple yemin bozmamak gerekir. Ayetteki olay ve benzerleri olaylarla da Yüce Allah'ın bizleri sınava tabi tuttuğunu anlarız. Bu olayı dar düşünmeyelim. Toplumsal olabileceği gibi kişisel de olabilir. Yalan yere yemin etmek veya şahitlik etmek bu duruma girer. Diğer taraf güçlü diye korkarak yalan söylemek gibi, veya Yüce Allah'a herhangi bir şey için yemin edip şu veya bu sebeple ondan dönmek gibi çok geniş düşünmeliyiz.                                                                                                                                                                          

*                                                

18/7   Biz, hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye, yeryüzünde olan şeyleri ilgi çekici yaptık.                                                                                                                                             

Evet buda müthiş bir ayet. Aslında üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir ayettir. Nedir benim sınavım diye düşündüğümüzde cevap olarak yeryüzünde sana ilgi çekici her şey senin sınavındır cevabı kısmen doğru olacaktır. Kısmen dememin nedeni sadece bu kadarla sınırlı olmayışıdır. Dünya ile ilgili bir şey bize ilgi çekici geliyorsa eğer, dikkat edelim sınav vesilemiz olması muhtemeldir. Kişiye göre değişen bu olgu için herkes kendisi için ilgi çekici olan şeylere dikkat etmesi gerekir kanaatindeyim. Çünkü birinin ilgisini çeken bir şey için diğeri için önemsiz olabilir.            

 

*                                                

22/52 Senden önce gönderdiğimiz her Resul ve Nebi, bir şey dilediği zaman, şeytan onun bu dileğine bir şeyler katmak istedi. Fakat Allah, şeytanın kattığı şeyleri yok eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

22/53  Yapması için şeytanın attığını bir imtihan/bir sınav; kalplerinde bir hastalık (olan) ve kalpleri katı/sıkı/sert kimseler için; ve doğrusu zalimler mutlak içindedir uzak bir ayrılık.                                                                                                                                                                                                                                                                                   

Şeytanın kattığı şey nedir ? Yüce Allah'ın sözü olmayan her şey. Yüce Allah'ın dini olmayan tüm dinler. Yüce Allah'ın yolu olmayan her yol. Şeytan bir şeyler katıyorsa Allah'ın izni ile olur. Buda bize sınavdır. Önemli olan takva ile korunmamızdır. Buda ancak Kur'an ile olur. Kur'an harici dinde hüküm koyan her şey ama her şey şeytanın kattığıdır. Hadisler, sünnetler, mezhepler, kitaplar, tarikatlar v.s.                          

Şunu unutmayalım; insanların çoğu inanmaz, inananların da çoğu şirk koşmadan inanmaz. Nerde çokluk varsa bilin ki orda bir eğrilik olma olasılığı çok fazladır. Kelle sayılarına sorgusuz, araştırmadan körü körüne uyarsanız anamız, babamız, hacı, hoca böyle diyor onlar biliyorlardır diye ahirette hüsranda olanlardan olursunuz.                                                                                       

Çoğunluk nereye gidiyorsa tam tersine gitmek ahiret kazancı bakımından şahsi menfaatimize olacaktır kanaatindeyim.                                                                                                                                 

12/103 Ama ne kadar çok istesen de insanların çoğu inanacak değildir.

12/106 Onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a inanmazlar.                                                                                                                                                                                 

İNSAN HÜSRANDA MIDIR?

*                                                

23/30  Bunda kesinlikle ayetler vardır. Ve Biz kesinlikle sınayanlarız.                                                                                                                      

Bu ayeti Nuh kıssasının arkasından bizlere öğretir Yüce Rabb'imiz. Bana da şöye düşündürdü bu ayet. Zamanında nebi ve resuller ayrıca onların kavimleri de bir çok sınavdan geçti(bu kıssadaki gibi). Kur'an'da anlatılan bu kıssalarda da insanların başından geçen olaylar ve tutuldukları sınavlardan örnekler verilmiştir. Direk işte bu sizin sınavınız dememiş olabilir ve bize sınav vesilesi olacak olayları da bu kıssalar vesilesi ile Yüce Rabb'imiz bizlere bildirmiştir. Ve gene bildirmiştir ki kendi çalışmamızdan bize fayda var. Ve gene bildirmiştir ki Kur'an öğrenip, çalışmalıyız.               

53/39 Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.                                                                                                

Demek istediğim Kur'an çalışmalıyız ve Kur’an çalışırken de bu kıssaları da okuyup üzerinde akledip bize bahşedilen içindeki mesajları anlamaya çalışmalıyız. Düz yazı veya hikaye gibi okumamamız bizim yararımıza olacaktır. Bu kıssalarda diğer bazı ayetlerin aksine direk ne yapılması veya ne yapılmaması söylenmez. Anlatılan olayın kendisi üzerinde düşünüp, aklederek bir çok dersler çıkarmamız yararımıza olacaktır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     

*                                                

29/2   İnsanlar, inandık demekle fitnelendirilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar.

29/3   Ant olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

29/4   Yoksa kötülük yapanlar, Bizden kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!

29/5   Allah'a kavuşacaklarını umanlar bilsinler ki, Allah'ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.                                                                                                                                                          

                                  

Geçmiş, şimdiki ve gelecekteki tüm insanlığın bir takım sınavlara tabi tutuldukları/tutulacaklarını anlarız. Bu samimiyet sınavına anladığım kadarıyla tüm insanlık girecektir. Bu kişisel ve/veya toplumsal olarak girilecek bir sınavdır. Allah'a takvalı olsak bile bu inancımızın kararlılığı, samimiyeti ve direnci test edilecektir.                                                                                                  

 

*                                            

37/106 Bu, kesin olarak apaçık bir imtahandır/beladır.                                                                                                                                                                                                                              

İbrahim’in rüyasında evladını kestiği kıssasındaki ayettir. Sınav belki de bazen rüyalar şeklinde gelebileceğini görüyoruz. İlla olur mu veya Allah katında belli derecede olanlara mıdır sadece bilemeyiz ama Şerefli Kur'an'ımızda örnek vermiş Yüce Rabb'imiz.                                                                                                                                                                             

*                                                

35/37  Onlar, orada yardım için bağırıp çağırırlar: "Rabb'imiz! Bizi çıkar, daha önce yaptığımızdan başka, düzgün amel yapalım." Size dünyada öğüt  dinleyecek kimsenin, öğüt dinlemesine yetecek kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? O halde tadın! Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.                                            

Ahirette azap görecek olanlardan örnekleyen Rabb'imiz, sınavın geçerlilik kurallarından bahsetmiş. Buna göre; Sınavdan bizi geçirecek olan şartlardan bir tanesi düzgün amel yapmak olduğuna işaret edilir ayrıca sınav, sınav olabilmesi için öğüt alabilecek kadar zamanımız olması ve bir uyarıcının olması mutlak gereklilik olduğunu anlarım. Şimdi bebek olarak ölenin öğüt alması için yeterli zamanı yoktur. Veya beynen sorunu olan yani aklı bir şeye yeterli olmayan bir engelli içinde uyarıcının olması bir şey ifade etmez. Bu ve bu tarz insanların sınavda olmadığını anlıyorum. En doğrusunu Yüce Allah bilir. Uyarıcıya gelirsek bunu illa bir nebi veya resül yani insan olarak düşünmeyin. Şu anda bizim uyarıcımız Kur'an’dır.

Aklımız, vaktimiz ve uyarıcımız var ise sınav şartlarını sağlamışız demektir.                                                                                                                                                                            

*                                                

39/49  İnsanın başı derde girdiği zaman Bize yönelir. Sonra ona tarafımızdan bir yardım bahşettiğimizde: "Bu bana bilgimden/yeteneğimden dolayı verilmiştir." der. Hayır! O bir fitnedir. Ne var ki onların çoğu bilmezler.                                                                                                                                  

                                  

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi başımıza gelen iyi veya kötü şeyler Allah'ın iradesi ve izni ile olur. Her iki şartta da (iyi/kötü) bunların Allah'tan olduğunu, yine Allah'a döneceğimizi unutmadan takvalı olarak dengeyi sağlayıp karşılığını vermeli yani şükretmeliyiz. Tüm bunların bir sınav olabileceğini unutmamalıyız. Ve elbette elimizden geleni kesinlikle yapıp gerisini Allah'a bırakmalıyız. Tevekkül edecekler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

Sabır aynı zamanda denge demektir. Sabır başına gelene sus, başını eğ, kabullen değildir. Sabır çok iyi bir şeyle karşılaşınca kendini kaybedecek, akıl dışı şeyler yapmamak olduğu kadar kötü bir şey geldiğinde de kendine veya başkasına zarar verme derecesinde aklını kaybetmemektir. Sabır kendine haksızlık yapıldığında, haksızlık ölçüsünde hakkını korumak, elinden geleni yapmaktır.

Sabır aslen dengeyi korumaktır, ölçülü olmaktır. Sabır Allah’ın hudutlarında kalmaktır.

                                                                                                                                             

*

41/36 Ne zaman şeytan kötü bir dürtüş ile seni dürtülecek olursa hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Ayette Allah'a sığınırım de demez. Allah'a sığın denir. Şeytanın bizi dürttüğünü nasıl anlarız. Yani bize yanlış birşey yapmamız için vesvese verdiğini bilmemizin yolu nedir? O şeyin yanlış olduğunu bilmek ve doğrusunu bilmekle mümkün olur ancak. Bunun için de bilmediklerimizi bize öğreten Yüce Allah'ın, şerefli Kur'an'ına bakmamız oradan öğrenmemiz lazım. Eğer doğruyu bilirsek ancak Yüce Allah'ın hudutlarında kalabiliriz, yanlış yol olduğunu anlarız ve o zaman Yüce Allah'a sığınabiliriz. Yoksa yanlış olduğunu bilmeden sığınma ihtiyacı da vücut bulmayacaktır. 

Sığınma ihtiyacı oluştuğunu anladığımızda da nasıl ve ne şekilde sığınacağımızı bilmek gerekecektir. Bu aşamada gene Şerefli Kur’an’ımız devreye girer. Rabb’imin bize öğrettiklerini uygulayarak ancak Rabb’imize sığınabiliriz. Buda gene Kur’an’ı okumak öğrenmek, anlamak ve hafızada canlı tutmak ile ancak mümkün olacaktır.

Buda bizim sınavımızdır. Yüce Allah'a hangi durumda, neyden ve nasıl sığınabileceğimizi bilmektir. Yüce Allah'ın bize öğrettiklerini bilmeden eüzü besmele çekmenin de manası olmayacaktır. Şöyle örneklendirmeye çalışayım.

Önümüzde bir sınav var ve zerre kadar hazırlanmadık. Sınava girmeden önce hiç bilgimiz olmadan ben bu sınavdan geçicem demek nasıl manasız olursa ve o sınavdan geçemeyeceksek, Yüce Allah'ın öğretilerini de bilmeden bir cümle söyleyip Allah'a sığınmayı beklemek anlamsız olacaktır.


*                                                

43/43  Öyleyse sen, sana vahyedilene sarılmaya bak. Kuşkusuz sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

43/44  Kuşkusuz o sana ve halkına bir öğüttür. Ondan sorulacaksınız.                                                                                                                                                                                                                                                                                         

Kur'an'dan sorulacağız. Eğer Kur'an'dan sorulacaksak sınavımız ile ilgili her şey orada olmalı, her şeyden bahsetmeli ve her şey açık ve net olmalı değil mi?                                                  

Zaten aynen bu şekildedir ve Yüce Allah bunu da ayetlerinde belirtir. Birkaç ayet örnek verelim.                                   

45/6 İşte bunlar, Bizim sana hakk olarak anlattığımız Allah'ın ayetleridir. O halde Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi hadise (söz) inanacaklar?

54/17,22,32,40 Ant olsun Biz, Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

2/99 Ant olsun Biz, sana apaçık ayetler indirdik. Ancak, onları, fasık olanlar Küfr eder.

7/3 Rabb'inizden size indirilene uyun. O'nun yanı sıra başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz!

6/114 “O, size Kitap’ı ayrıntılı (mufassal) olarak indirmişken, Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bilirler ki bu Rabb’inden hakk olarak indirilmiştir. O halde, sakın kuşku duyanlardan olma!

18/54 Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla verdik. Ne var ki insan bilir bilmez her şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir. 

39/27 Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.

5/50 Cahiliye hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği kavramış bir toplum için, Allah'tan daha iyi hüküm veren kim olabilir?          

 

EY AKIL SAHİPLERİ ELİMİZDE TEK HÜKÜM KOYAN, SÖZÜ EN DOĞRU OLAN HERŞEYİN APAÇIK OLDUĞU TEK SORULACAĞIMIZ ŞEY OLAN KUR'AN DURURKEN NEDEN TAMAMI ZAN, TAMAMI UYDURMASYON HADİS GİBİ ZIRVALIKLARA DİNDE HÜKÜM KOYDURUYORSUNUZ, NASIL DÖNDÜRÜLÜYORSUNUZ NEDEN AKLETMİYORSUNUZ. ZAN HAKTAN YANA BİRŞEY ORTAYA KOYMAZ.                                                                                                                                                                                                                                                                

*                                                

44/38  Biz; gökleri, yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.  

44/39  İkisini de yalnızca hakk olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.                                                                                                                                  

                                  

Yeryüzü, gök ve ikisinin arasındakiler. Bu tabire insanlar ve insanların yararına sunulan her şey girer (bizi ilgilendiren kısım olarak). Bunlar hak olarak yaratılmış. Yüce Allah bunları eğlence için yaratmadı ve dünya bizimde eğlence parkımız değildir. Eğer eğlence parkı yaparsak ahiretten nasiplenemeyiz. Burası bizim sınav yerimizdir. Zaten burada bir sınav ve bunun sonucu olmasaydı yaşam boş olurdu ve işte o zaman eğlence parkından başka bir şey olmazdı dünya ve dünya hayatı. Dünyayı ve dünya hayatını anlamlı kılan sonucunun bizim için güzel olabilmesi için çalışma çabasıdır. Bir amacımız vardır ve bu hayatı anlamlı kılan budur. Zaten tekrar dirilip yaptıklarımızın sonucu ile bir değerlendirme ve hesap görme olmasaydı yaşamın kendisi de boş ve amaçsız olurdu. O zaman diyebilirdik ki Allah yeri, göğü ve aralarındakini oyun ve eğlence olsun diye yaratmış. Ama bunun tam tersi olduğunu Yüce Allah bizlere öğretir.                                                                                                            

 

*                                                

47/31  İçinizden cihad edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarıncaya kadar sizi sınava tabi tutarız. Ve haberlerinizi de sınava tabi tutacağız.                                                                                                                                       

Allah yolunda savaşmak sınav vesilesi oluyor diye öğrenmiştik. Bakalım savaşacaklar mı yoksa kaçacaklar mı diye. Ayrıca savaşmayan ama savaşanların yakınları da bak savaşa gitmeselerdi öldürülmezlerdi diye düşünmeleri de bence sınav vesilesi olabilecektir. Bu ayette farklı olarak haberlerinizi de sınava tabii tutacağız der Yüce Allah. Burada haberlerinizi diye çevrilen kelime ile anlatılmak istenen bence söylediğiniz sözler, bildiğiniz şeyler, deneyimleriniz sınava tabi tutulacak şeklinde daha doğru olacaktır.

Savaşmak sadece topla, tüfekle de olmaz. Bir kimse kafirlerle Kur’an ile de savaşabilir. Onları hak yoluna Yüce Allah’ın ayetleri ile davet edebilir. Allah’a çağıran, Allah taraftarı biri olarak da savaşmak mümkündür. Bu savaş elbette fiziksel bir savaş değil, Yüce Allah’ın bize öğrettikleri ile olacaktır. Vahyi ileterek, deklere ederek olacaktır. Tabii ki asla zorlama olmadan. Bir elçilik görevidir buda. Herkes bir elçi olabilir.

Bizler iletiriz, taktir ise hem karşı taraf hem de bizim için elbette Yüce Allah’ındır. Bir kişiye bile Yüce Allah’ın izni ve dilemesi ile hak yolunu gösterebilirsek Yüce Allah’tan alacağımız ecrin tarifi imkansız olur.                                                                                                                                                

*                                                

49/3   Allah'ın Resulünün yanında kısık sesle konuşanlar; işte onlar, Allah'ın takva için kalplerini sınav ettiği kimselerdir. Onlar için bağışlanma ve büyük ödül vardır.                                                                                                                                    

Sınavın takva üzerinden/üzerinden de olabildiği ve kalplerin/kalplerinde sınava girdiğini/girebileceğini anlatan ayet.                                                                                                                                                                

*                                                

60/5   "Rabb'imiz! Bizi Kafirler için sınav konusu yapma. Bizi bağışla Rabb'imiz! Kuşkusuz Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En Doğru Karar Veren'sin."                                                                                                                                                                                                                                                                                                

İnanan kimselerin, kafirlerle ilgili aralarında bir sınav konusu olabileceğini anlarız. Bu sınav kafirlerin kafirliklerini belgelendirmek için inanlarla arasında olabilir, kafirlere verilen  veya verilebilecek olan bir şans daha söz konusu olduğunda bu sınavına inanların dahil olması olabilir yada inanların kafirlerle inançlarını sınamak, samimiyetlerini anlamak, dirençlerini sınayıp imanlarını belgelendirmek için de olabilir. Yada aklıma gelmeyen herhangi bir sebebten dolayı kafir ve inanan arasında bir ilişkilendirme ile bir sınav vesilesi olabileceğini işaret eder Yüce Rabb'imiz.


*



67/2   Hanginizin daha iyi iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.                                                                                                                                                                                                                           

Ölüm ve hayat kimin daha iyi iş yapacağının sınavı olduğunu Yüce Allah bizlere öğretir. Bunu yorumlayacaktım sonra vazgeçtim. Okuyucunun kendi yorumlaması daha yararlı olacağı kanaatindeyim. Zaten buraya kadar ki çalışmamızda az çok bahsettik.                                                                                                                                                           

*                                                

68/17  Kuşkusuz Biz onları belalandırdık. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden toplayacaklarına dair sözleşen bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi.                                                                                                                                   

                                  

Bu ayetteki belalandırma da bir sınavdır. Hem belanın kendisi hem de sonra nasıl davranılması gerektiği. Biricik Kur'an'ımızdan bakınız bu kıssaya lütfen.                                                                                                                                                                                                    

*                                            

72/16  Eğer onlar, yolda dosdoğru gitselerdi, onları kesinlikle bol su ile sulardık ki;

72/17  Onları bu nimetlerle sınardık. Kim Rabb'inin öğüdünden yüz çevirirse, O da onu çok şiddetli bir azaba uğratır.

89/15  Fakat o insan; Rabb'i ne zaman onu sınamak için ikramda bulunsa ve ona nimet verse, "Rabb'im bana ikram etti." der.

89/16  Fakat ne zaman ona sınamak için rızkını ölçülü verirse, "Rabb'im beni alçaltı." der.                                                                                                            

                                                                                                                                 

Rabb'imizin verdiği nimetlerinde bizim sınavımız olacağını unutmayalım.                                  

 

*                                                

75/13  İzin Günü, o insan, yaptıklarından da yapması gerektiği halde yapmadıklarından da bir bir haberdar edilir.

102/8 Sonra İzin Günü kesinlikle nimetten sorulacaksınız.                                                                                                                                                      

                       

Sınav sonucunun açıklanacağı zamanı öğretir Rabb'imiz bizlere.                                                                                                                                                        

*                                                

76/2   İnsanı karışık bir nutfeden yarattık. Onu sınava tabi tutacağız; bu nedenle onu duyan ve gören bir varlık yaptık.                                                                 

                       

Sınava tabii tutulacaksak hem görmeli hem de duymalıyız şeklinde algılamamalıyız bence. Aslında onu yaptık işitici, görücü şeklinde çevrilmesi daha uygun olacaktır kanaatindeyim. Bana bu mesajın çağrıştırdığı anlam anlayabilen, akledebilen evet aynı zamanda işiten ve görendir. Mesela kör ve/veya sağır sınavdan sorumlu olmaz mı, şahsım adına sanmam. Çünkü onların muaf oldukları şeyleri bizlere öğretmiştir Rabb'imiz. Bura da kastedilen şey ise idrak etme yeteneğine sahip olunması diye anlıyorum ben şahsım adına. En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                 












EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder