BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
SINAVIMIZ
Herkesin (umarım) bildiği gibi dünyada bir sınavdayız.
Dünya da elbette bir sınav yeri. Bu sınavı bir samimiyet sınavı olarak
düşünebiliriz. Yüce Allah ile dünyaya gönderilme aşamasında yaptığımız
anlaşmanın sonucunda buradayız (ahid, misak, sözleşme başlığına bakınız).
Bizler anlaşma gereği dünyaya gelmeyi kabul ettik. Ve de anlaşmanın şartlarına
uyacağımızı da kabul ettik. Bunun sonucu olarak bakalım bu sözümüzde
durabilecek miyizin sınavıdır bu. Sözümüzde samimiydik, anlaşmamıza bağlı
kalabilecek miyizin sınavıdır bu. Dünyada bu anlaşmamızı hatırlamıyoruz elbette
fakat ahirette hatırlayacağız. Bundan dolayı Yüce Rabb'imiz bizlere uyarıcılar
ve kitaplar göndererek doğru yolu hatırlatmıştır. Ancak göz ardı edilmeyecek olan
bazı özelliklerde bizlere vermiştir. Hayvani iç güdüyü bastırabilecek olan
takvayı, doğru yolu bulabilecek olan akılı ve özgürce seçim yapabileceğimiz
özgür iradeyi. Bu özelliklerimizin ve tek dönüşün yalnız Allah'a olacağı
farkındalığını hiç unutmamamız lazım. Gene unutmamalıyız ki her ne yaparsak
yapalım bu karşımıza çıkacak ve hiçbir haksızlık yapılmadan karşılığı bizlere
tam olarak verilecektir. Bu karşılık verme olayında yaptığımız kötülüklerin tam
karşılığını almamıza rağmen Yüce Allah iyiliklere ise katıyla veya daha iyisiyle karşılık
vereceğini bizlere bildirmektedir. Yüce Rabb'imin bu sınavını başarı ile
geçmenin tek yolu da sadece Biricik Kur'an'ımızdır. Yalnız Kur'an'a musallin
olmaktır (Musallin başlığına bakınız).
Kur'an dışı dinde hüküm koyan her şey bizi
cehenneme sürükler bunun bilincinde olalım.
Gireceğimiz bu sınavdan ve başarı ile çıkabilmenin tek
yolu olan Kur'an'ı Yüce Allah elbette;
1- Eksik bırakmamıştır.
2-Tamamlamıştır
3-Apaçık olarak indirmiştir
4-Her şeyden apaçık örnekler vermiştir
5-Bizi Kur'an hariç hiçbir şeye muhtaç etmemiştir.
6-Doğru yolu da eğri yolu da, sonuçlarını da apaçık
anlatmıştır.
Bunlar ayetlerle sabit olup aksi zaten düşünülemez. Yüce
Allah ilah ise onun seçtiği din olan İslam’da ilahi olmalıdır. Bu dini anlatan
kitap da ilahi olmalıdır aksi düşünülemez. Evet
Allah tek ilahtır, İslam ilahi tek dindir ve Kur'an'da ilahi bir kitaptır
(Kur'an İlahimi? kısmında inceliycez)
Bundan dolayıdır ki Allah bize yeter, bundan dolayıdır ki
Kur'an bize yeter.
Hadislere inanan, hadislere dinde hüküm
koyduran ve bunlara uyan güzel kardeşim, hadislere inandığında Yüce
Allah'ın kitabının eksik olduğunu, apaçık olmadığını, dini tamamlamadığını da
aynı zamanda kabul etmiş olursun. Yüce Allah'ın bazı ayetlerine inanıp
bazılarını inkar etmiş olursun. Bunun adı müşrik olmaktır ki Yüce
Allah'ın tek affetmeyeceği de aslında tam da budur. Gittiğin bu yolda inandığın
dinde İslam olmaz. İstediğin kadar İslam’a ve/veya Kur'an'a inanıyorum de. Ancak
kendini kandırırsın. Gel yalnızca Kur'an
diyelim.
Şöyle bir soru da gelebilir akıllara. Allah her şeyi
bilmiyormu. Zaten yarattığında nereye gideceğimizi biliyor neden dünya da bir
yaşam yaşamamız gerekiyor?
Şu şekilde cevaplayabiliriz. Ahirette eğer bizi dünyaya
gönderseydin biz bunları yapmazdık veya bizi uyarsaydın biz bunları yapmazdık, Salihlerden
oluruz denmemesi için, nereyi hak ediyorsak delille, kanıtla belgelenmesi
içindir.
Aynı zamanda şu anda ki yaşamımızı daha önce yaşamış
olduğumuzu düşünüyorum. Bir film gibi önce yaşanılanın tekrarının yansımasını
yaşıyor olabilir kanaatindeyim, oldukça mantıklı geliyor bana. Levh-i mahfuz
dan bir projektör gibi bizim algılayamadığımız üst uzaydan tüm evrenin ve
içindekilerinin yansımasını yaşıyor olmamız muhtemeldir. Bu konuda İbrahim Esinler’in
çalışmasına bakalım isterseniz.
2/155 Kesinlikle sizi belalandıracağız: Korku ve
açlıkla; mallarınızı, canlarınızı ve ürünlerinizi kayba uğratarak. Sabredenleri
müjdele.
Korku, açlık, mal, can ve ürün kaybı ile çeşitli belalar
bizim için sınav oluyormuş. Bu tür şeylere sabır göstermeliyiz. Yalnız sabır
kelimesini yanlış anlamayalım. Sabır başına her gelene sus, sesini çıkartma,
oluruna bırak, boynunu eğ, nasıl olsa Allah'tan deyip çaba gösterme demek
değildir. Sabır kavramını inceleyeceğiz.
*
3/186 Mallarınızla ve canlarınızla deneneceksiniz.
Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşanlardan çok üzücü
sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, bilin ki bu, kesin
kararlılık gösterilmesi gereken işlerdendir.
Bu ayette de mal ve can ile sınanma işaret edilmiştir. Aynı
zamanda ehli kitaptan ve müşriklerden de dinimizden döndürmek için baskı
göreceğimiz sınav vesilesi olarak işaret edilmiştir. Bu olacaklara karşılık da
müminlere sabır, takva tavsiye eden Yüce Allah ayrıca sabır ve takvada da
kararlılık göstermemizi öğütlemiştir. Tabii ki her zaman belirttiğimiz gibi
takvalı olmak için Allah'ın kelamlarını bilmemiz tek yoldur. Bunu
öğrenebilmenin tek yolu ise yalnızca Kur'an'dır.
*
5/48 Biz
sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen bu Kitap'ı hakk
olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın
sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına uyma. Ve Biz, sizin her biriniz
için, bir şeriat ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir
topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. O halde hayırlarda
yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz
şeyleri bildirecektir.
Yüce Allah bize verdiği ile bizi sınıyormuş. Nedir bize
verdiği? Yüce Allah'ın bize verdiği vermiş olduğu tüm nimetler, yararımıza,
hizmetimize sunduğu tüm her şey olmakla beraber, ayetten anladığım kadarıyla
Kur'an'dır. Kur'an'ı bize verdi, her şeyi her şeyden apaçık örneklerle apaçık
söyledi. Yolun eğrisini de doğrusunu da gösterdi. Akıl, takvalı olabilme, özgür
irade ve Allah'ı bulabilme yetisi verdi. İnsanı gören, duyan ve akledebilen bir
yaratık yaptı. İşte Yüce Allah’ın bize verdiği Kur'an ve Kur’an’daki
kelamlarıdır ve sınanacağımızda Kur'an'a mı musallin oluyoruz yoksa başka
herhangi bir şeye mi musallin oluyoruz. Zaten Kur'an ile sınavımızı verebilecek
kadar Allah'ın ayetlerini bilir ve teslim olur, uygularsak bu paragrafın başında
yazdığımız tüm nimetler, yararımıza ve hizmetimize sunulan her şey ile
sınavımızı da otomatik geçmiş olacağız.
*
5/94 Ey
iman edenler! Allah, ellerinizin ve oklarınızın ulaşabildiği bir kısım avla
sizi dener. Ki görünmeyen yerde kendisine karşı gelmekten sakınanların kimler
olduğunu bilmek için. Bundan sonra kim haddi aşarsa onun için elem verici bir
azap vardır.
Avlanma veya yemek için kesilen hayvanlarla da bizi Yüce
Allah'ın sınadığını anlarız. Avlanma yasağı olan zamanda avlanmama, kesilen
hayvanın Allah adına kesilmesi, haram olan hayvanın yenmemesi v.s. gibi Kur'an
hudutlarına göre mi yapıyoruz bu işleri bizim sınavımız olacak. Ayrıca kimsenin
bizi göremeyeceği yerlerde de Allah’ın gördüğünü unutmayarak hareket etmeliyiz konusuna
da işaret eder Rabb’imiz.
*
6/165 Sizi,
yeryüzünün halifeleri* yapan, size verdiği şeylerle denemek için bazınızı
bazınıza derecelerle üstün kılan, O'dur. Kuşkusuz Rabb'in, cezası pek çabuk
olandır. Ve gerçekten O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
* Halef, sonradan gelen, öncekinin
yerine geçen, birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse; arda, ardıl,
selef karşıtı demektir. Kur’an’dan anladığım kadarıyla halifelik bir
yetkilendirme ile olabilir ancak. Ben halifeyim demekle halife olunmaz. Allah’ın
halifesi (haşa) asla olmaz zaten. Peygamberden sonra kendine halife diyenler
veya onlara halife diyenler kime, neye göre halife demişler anlamak mümkün
değil. Kur’an’da halife ilan edilenlerin hepsinin yetkilendirmesini Yüce Allah
yapmış şeklinde anlıyoruz. Bu halife konusunu da incelemeye çalışcaz Allah
nasip ederse.
Yüce Allah bizi yeryüzüne halife yaptığını bu ayette
bizlere öğretir. Bazılarımızın bazılarına göre derece yönünden üstün olduğunu
ve bununda bizler için sınav olduğunu bizlere bildirir. Bu üstünlük bilgi, şeref, mal, mülk, evlat veya takva üstünlüğü
olabilir. Aslında bu iki taraf için de sınavdır. Örnek vermek gerekirse birisi
çok zengin diğeri ise fakir. Zengin olan bu zenginliği Yüce Allah'ın sayesinde
olduğunu bilmesi, bu zenginliği Allah'ın istediği gibi harcaması, büyüklük
taslamaması gibi şeyler onun sınavı olacaktır. Fakir olan ise gene zengin olana
da kendisine de malı, mülkü verenin ve ölçülendirenin Yüce Allah olduğunu
bilmesi, zengin olana özenmemesi, kendine verilen rızıkları Allah'ın istediği
şekilde harcayabilmesi onun sınavı olacaktır.
Zengin olan belki bu verilen malların hesabını veremeyecek, fakir olan kendine
verilen nimetlerin hesabını verecektir. Bu yazdıklarım çok çeşitlendirilebilir.
Herkes kendine verilenin karşılığını (Yüce Allah’ın verdiği
kadar) verebilmeli ve başkasına özenmemelidir.
65/7 Varlık sahibi olanlar, varlıklarına
göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse
ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden
fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık
verecektir.
*
7/141 "Hani Biz, size azapların en kötüsünü
yapan; oğullarınızı öldürüp, kadınlarınızı sağ bırakan Firavun toplumundan sizi
kurtarmıştık. Bunda, sizin için Rabb'inizden büyük bir sınav vardı."
Bu Musa’nın kavmindeki örnekte sınavımızın bazen kişisel
değil de toplumsal olduğunu anlarız. Toplumların başına gelen iyi veya kötü
şeyler toplumca bir sınava olabilir. Mesela ekonomik zorluklar, doğal afetler
gibi. Toplumların başına kötü veya iyi bir şey gelmesi değildir önemli olan,
asıl dikkat edilmesi gereken şey o gelen şey ile o toplumun ne yaptığıdır
ve/veya neden geldiğidir. Birde dikkat edelim eğer toplum sapkın ise toplum
kendini düzeltmezse Allah asla o toplumu düzeltici olmamıştır, olmayacaktır.
13/11
Onu her şeyi ile izleyenler vardır. Allah'ın işinden olarak onu gözetirler. Kuşkusuz
bir halk kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez. Ve
Allah, kötü bir halka ceza vermeyi istediğinde hiçbir güç bunu engelleyemez.
Onlar için O'ndan başka bir veli yoktur.
*
7/163 Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu
sor. Hani onlar Cumartesi Günü Yasasını çiğneyerek haddi aşıyorlardı. Balıklar
cumartesi günü ortaya çıkıyor, diğer günler ise gelmiyorlardı. Fasıklıkları
nedeniyle kendilerini bu şekilde sınıyorduk.
Bu da herhangi bir zamanda herhangi bir kavme haddi
aşmalarından dolayı bir sınavdır. Bunu çalışmamıza almamızın nedeni herhangi
bir zamanda herhangi bir sebeple herhangi bir şey ile toplumsal ve/veya kişisel
Yüce Allah bizleri sınav edebilir, bunun bilincinde olalım. Gene bu vesileyle
başımıza gelen kötü bir şey olursa da aşağıdaki ayeti aklımızdan çıkarmayalım.
42/30 Size isabet eden musibet kendi ellerinizle yaptığınız şeyler yüzündendir. O, çoğuna da engel oluyor.
Ayrıca gene
aklımızdan çıkarmayalım ki;
65/7 Varlık sahibi olanlar, varlıklarına
göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse
ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu
tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık
verecektir.
94/5 Zira zorlukla beraber bir kolaylık
vardır.
94/6 Elbette zorlukla beraber bir kolaylık
vardır.
*
7/168 Onları, yeryüzünde topluluklara ayırdık.
Onlardan, salih olanlar da vardı olmayanlar da. Belki dönerler diye onları
iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.
21/35 Her nefs ölümü tadıcıdır. Sizi sınav olarak,
iyilik ve kötülükle sınarız. Ve siz, yalnız Bize döndürüleceksiniz.
Bu ayetten iyilik ve kötülükle sınanacağımızı anlarız. Tüm inanlarda bu tarz sınava tabi tutulabilirler kanaatindeyim. İnananda inanmayanda. Kafirlerin sınavı belki dönerler diye olacağını inananların ki ise bir samimiyet, sabır ve kararlılık sınavı olacaktır. Kafirlere doğru yolu bulmaları için bir şans veren Yüce Allah inanları ise verdiği müsibet veya iyi şeylerle sınar. Kötü şeylerde nankörlük ediyor muyuz veya iyi şeylerle ise kibirlenip, böbürleniyor muyuz. Hepsi Allah katındandır idrak edebiliyor muyuzun sınavıdır. Ve bu başımıza gelenlerle ne yapıyoruzun sınavıdır.
*
8/17 Onları
siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat
Allah attı. Allah, bunu mü'minleri iyi bir sınavla sınava tabi tutmak için
yaptı. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Allah yolunda savaş da bir sınav olabiliyor. Bakalım
kaçacaklar mı yoksa savaşacaklar mı diye. Allah'a mı huşu duyuyorlar yoksa insanlara
mı diye sınav konusu olabiliyormuş.
Not: Allah yolunda da olsa savaşmanın kuralları vardır.
Saçma sapan hurafelerle ben Allah yolundayım içki içilen yeri bombalayayım,
burası müşrik dolu canlı bomba olayım gibi ve buna benzer düşüncelerle yapılan
şeyler asla Allah adına olmaz.
8/25 Yalnızca
aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye
karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.
*
9/126 Kendilerinin yılda bir iki defa sınandıklarını görmüyorlar
mı? Yine de tevbe edip öğüt almıyorlar!
Bu ayet öncesine bakıldığında bu yılda bir veya iki kez
sınamanın, Yüce Rabb’imin kalbinde hastalık olup kafir olarak ölecek olanlara
uyguladığı bir uygulama olarak anlıyorum. BU onlara verilen bir şanstır. Her
kafire bu uygulamanın olmayacağı düşüncesindeyim. Çünkü Kur’an bütünlüğünde
bazı kimseler için Yüce Allah kesin cehennemlik der ve öyle ölmelerine karar
vermiştir. Belki kurtulma ümidi taşıyanlara böyle bir şans vermeyi uygun görmüş
olabilir Rabb’imiz.
Gene Kur’an bütünlüğünden biliyoruz ki iman eden biride
hayatında bir çok sınavlara tabi tutulur/tutulabilir/tutuluyor.
*
11/7 Gökleri
ve yeri altı günde yaratan O'dur. Daha önce arşı su üzerindeydi. Sizi
yaratması, hanginizin iyi şeyler yapacağını sınav yapmak içindir. Eğer
Kafirlere: "Gerçekten siz, öldükten sonra diriltilecekseniz." desen,
"Bu ancak apaçık bir büyüdür." diyecekler.
Yüce Allah'ın bizi yaratması, yani yaratılışımız zaten
başlı başına bir sınav olduğunu anlarız. Yaratılmadan önce Yüce Allah ile
yaptığımız anlaşma ve verdiğimiz söze uyacak mıyız diye yeryüzüne gönderildik,
özgür irade akıl verildi, Allah'ı bulma yetisi verildi, eğri ve doğru yol
gösterildi. Eğer buraya gönderilmeseydik de direk hesaba çekilseydik sınavdan
geçemeyecek olanlar derlerdi ki Yüce Allah'a bize fırsat verseydin bizlerde
salihlerden olurduk. Ama şimdi dünyadalar özgür iradeleri var ve bunu deme
şansları olmayacak ahirette. Ama şunu diyecekler bizi tekrar dünyaya gönderde
iyilerden olalım, salihatı yapalım. Ama onlara ayrılan sürenin sonuna
gelmişlerdir böyle bir şeye izin vermeyecek Rabb'imiz.
7/53 Onun verdiği haberin gerçekleşmesini
mi bekliyorlar? Onun haberinin gerçekleştiği gün, daha önce onu unutmuş olanlar
diyecekler ki: "Gerçekten Rabb'imizin resuller gerçeği getirmişler. Acaba
bir şefaatçi var mıdır ki bize şefaatte bulunsun veya geri döndürülsek de
yaptıklarımızdan başkasını yapsak?" Gerçekten onlar kendilerine yazık
etmişlerdir. Uydurdukları şeyler kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuştur.
*
16/92 İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan
daha güçlü olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini
sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi
bununla sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü
size açıklanacaktır.
Ayette bahsedilen insana değil Allah'a huşu duyulması
gerektiğidir. Herhangi bir sebeple yemin bozmamak gerekir. Ayetteki olay ve
benzerleri olaylarla da Yüce Allah'ın bizleri sınava tabi tuttuğunu anlarız. Bu
olayı dar düşünmeyelim. Toplumsal olabileceği gibi kişisel de olabilir. Yalan
yere yemin etmek veya şahitlik etmek bu duruma girer. Diğer taraf güçlü diye
korkarak yalan söylemek gibi, veya Yüce Allah'a herhangi bir şey için yemin
edip şu veya bu sebeple ondan dönmek gibi çok geniş düşünmeliyiz.
*
18/7 Biz,
hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye, yeryüzünde olan şeyleri
ilgi çekici yaptık.
Evet buda müthiş bir ayet. Aslında üzerinde çokça
düşünülmesi gereken bir ayettir. Nedir benim sınavım diye düşündüğümüzde cevap
olarak yeryüzünde sana ilgi çekici her şey senin sınavındır cevabı kısmen doğru
olacaktır. Kısmen dememin nedeni sadece bu kadarla sınırlı olmayışıdır. Dünya
ile ilgili bir şey bize ilgi çekici geliyorsa eğer, dikkat edelim sınav
vesilemiz olması muhtemeldir. Kişiye göre değişen bu olgu için herkes kendisi
için ilgi çekici olan şeylere dikkat etmesi gerekir kanaatindeyim. Çünkü
birinin ilgisini çeken bir şey için diğeri için önemsiz olabilir.
*
22/52 Senden önce gönderdiğimiz her Resul ve Nebi, bir şey dilediği zaman, şeytan onun bu dileğine bir şeyler katmak istedi. Fakat Allah, şeytanın kattığı şeyleri yok eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
22/53 Yapması için şeytanın attığını bir imtihan/bir
sınav; kalplerinde bir hastalık (olan)
ve kalpleri katı/sıkı/sert kimseler için; ve doğrusu zalimler
mutlak içindedir uzak bir ayrılık.
Şeytanın kattığı şey nedir ? Yüce Allah'ın sözü olmayan her
şey. Yüce Allah'ın dini olmayan tüm dinler. Yüce Allah'ın yolu olmayan her yol.
Şeytan bir şeyler katıyorsa Allah'ın izni ile olur. Buda bize sınavdır. Önemli
olan takva ile korunmamızdır. Buda ancak Kur'an ile olur. Kur'an harici dinde hüküm koyan her şey ama her şey şeytanın
kattığıdır. Hadisler, sünnetler, mezhepler, kitaplar, tarikatlar v.s.
Şunu unutmayalım; insanların çoğu inanmaz, inananların da
çoğu şirk koşmadan inanmaz. Nerde çokluk varsa bilin ki orda bir eğrilik olma
olasılığı çok fazladır. Kelle sayılarına sorgusuz, araştırmadan körü körüne
uyarsanız anamız, babamız, hacı, hoca böyle diyor onlar biliyorlardır diye
ahirette hüsranda olanlardan olursunuz.
Çoğunluk nereye gidiyorsa tam tersine gitmek ahiret kazancı
bakımından şahsi menfaatimize olacaktır kanaatindeyim.
12/103
Ama ne kadar çok istesen de insanların çoğu inanacak değildir.
12/106
Onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a inanmazlar.
*
23/30 Bunda kesinlikle ayetler vardır. Ve Biz
kesinlikle sınayanlarız.
Bu ayeti Nuh kıssasının arkasından bizlere öğretir Yüce
Rabb'imiz. Bana da şöye düşündürdü bu ayet. Zamanında nebi ve resuller ayrıca
onların kavimleri de bir çok sınavdan geçti(bu kıssadaki gibi). Kur'an'da
anlatılan bu kıssalarda da insanların başından geçen olaylar ve tutuldukları
sınavlardan örnekler verilmiştir. Direk işte bu sizin sınavınız dememiş
olabilir ve bize sınav vesilesi olacak olayları da bu kıssalar vesilesi ile
Yüce Rabb'imiz bizlere bildirmiştir. Ve gene bildirmiştir ki kendi
çalışmamızdan bize fayda var. Ve gene bildirmiştir ki Kur'an öğrenip,
çalışmalıyız.
53/39 Ve
gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.
Demek istediğim Kur'an çalışmalıyız ve Kur’an çalışırken de
bu kıssaları da okuyup üzerinde akledip bize bahşedilen içindeki mesajları
anlamaya çalışmalıyız. Düz yazı veya hikaye gibi okumamamız bizim yararımıza
olacaktır. Bu kıssalarda diğer bazı ayetlerin aksine direk ne yapılması veya ne
yapılmaması söylenmez. Anlatılan olayın kendisi üzerinde düşünüp, aklederek bir
çok dersler çıkarmamız yararımıza olacaktır.
*
29/2 İnsanlar,
inandık demekle fitnelendirilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar.
29/3 Ant
olsun ki onlardan öncekilerini de fitnelendirmiştik. Böylece Allah, kimin
samimi kimin de yalancı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
29/4 Yoksa
kötülük yapanlar, Bizden kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda
bulunuyorlar!
29/5 Allah'a
kavuşacaklarını umanlar bilsinler ki, Allah'ın belirlediği zaman mutlaka
gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Geçmiş, şimdiki ve gelecekteki tüm insanlığın bir takım
sınavlara tabi tutuldukları/tutulacaklarını anlarız. Bu samimiyet sınavına anladığım
kadarıyla tüm insanlık girecektir. Bu kişisel ve/veya toplumsal olarak girilecek
bir sınavdır. Allah'a takvalı olsak bile bu inancımızın kararlılığı,
samimiyeti ve direnci test edilecektir.
*
37/106 Bu,
kesin olarak apaçık bir imtahandır/beladır.
İbrahim’in rüyasında evladını kestiği kıssasındaki ayettir.
Sınav belki de bazen rüyalar şeklinde gelebileceğini görüyoruz. İlla olur mu
veya Allah katında belli derecede olanlara mıdır sadece bilemeyiz ama Şerefli
Kur'an'ımızda örnek vermiş Yüce Rabb'imiz.
*
35/37 Onlar, orada yardım için bağırıp çağırırlar:
"Rabb'imiz! Bizi çıkar, daha önce yaptığımızdan başka, düzgün amel
yapalım." Size dünyada öğüt dinleyecek kimsenin, öğüt dinlemesine yetecek
kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? O halde tadın! Artık zalimler
için bir yardımcı yoktur.
Ahirette azap görecek olanlardan örnekleyen Rabb'imiz,
sınavın geçerlilik kurallarından bahsetmiş. Buna göre; Sınavdan bizi geçirecek
olan şartlardan bir tanesi düzgün amel yapmak olduğuna işaret edilir ayrıca
sınav, sınav olabilmesi için öğüt alabilecek kadar zamanımız olması ve bir
uyarıcının olması mutlak gereklilik olduğunu anlarım. Şimdi bebek olarak ölenin
öğüt alması için yeterli zamanı yoktur. Veya beynen sorunu olan yani aklı bir
şeye yeterli olmayan bir engelli içinde uyarıcının olması bir şey ifade etmez.
Bu ve bu tarz insanların sınavda olmadığını anlıyorum. En doğrusunu Yüce Allah
bilir. Uyarıcıya gelirsek bunu illa bir nebi veya resül yani insan olarak
düşünmeyin. Şu anda bizim uyarıcımız Kur'an’dır.
Aklımız, vaktimiz ve uyarıcımız var ise sınav şartlarını sağlamışız demektir.
*
39/49 İnsanın başı derde girdiği zaman Bize yönelir.
Sonra ona tarafımızdan bir yardım bahşettiğimizde: "Bu bana
bilgimden/yeteneğimden dolayı verilmiştir." der. Hayır! O bir fitnedir. Ne
var ki onların çoğu bilmezler.
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi başımıza gelen iyi veya kötü
şeyler Allah'ın iradesi ve izni ile olur. Her iki şartta da (iyi/kötü) bunların
Allah'tan olduğunu, yine Allah'a döneceğimizi unutmadan takvalı olarak dengeyi
sağlayıp karşılığını vermeli yani şükretmeliyiz. Tüm bunların bir sınav
olabileceğini unutmamalıyız. Ve elbette elimizden geleni kesinlikle yapıp
gerisini Allah'a bırakmalıyız. Tevekkül edecekler yalnız Allah'a tevekkül
etsinler.
Sabır aynı zamanda denge demektir. Sabır başına gelene sus,
başını eğ, kabullen değildir. Sabır çok iyi bir şeyle karşılaşınca kendini
kaybedecek, akıl dışı şeyler yapmamak olduğu kadar kötü bir şey geldiğinde de
kendine veya başkasına zarar verme derecesinde aklını kaybetmemektir. Sabır
kendine haksızlık yapıldığında, haksızlık ölçüsünde hakkını korumak, elinden
geleni yapmaktır.
Sabır aslen dengeyi korumaktır, ölçülü olmaktır. Sabır
Allah’ın hudutlarında kalmaktır.
*
41/36 Ne zaman şeytan kötü bir dürtüş ile seni dürtülecek olursa hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ayette Allah'a sığınırım de demez. Allah'a sığın denir. Şeytanın bizi dürttüğünü nasıl anlarız. Yani bize yanlış birşey yapmamız için vesvese verdiğini bilmemizin yolu nedir? O şeyin yanlış olduğunu bilmek ve doğrusunu bilmekle mümkün olur ancak. Bunun için de bilmediklerimizi bize öğreten Yüce Allah'ın, şerefli Kur'an'ına bakmamız oradan öğrenmemiz lazım. Eğer doğruyu bilirsek ancak Yüce Allah'ın hudutlarında kalabiliriz, yanlış yol olduğunu anlarız ve o zaman Yüce Allah'a sığınabiliriz. Yoksa yanlış olduğunu bilmeden sığınma ihtiyacı da vücut bulmayacaktır.
Sığınma ihtiyacı oluştuğunu anladığımızda da nasıl ve ne şekilde sığınacağımızı bilmek gerekecektir. Bu aşamada gene Şerefli Kur’an’ımız devreye girer. Rabb’imin bize öğrettiklerini uygulayarak ancak Rabb’imize sığınabiliriz. Buda gene Kur’an’ı okumak öğrenmek, anlamak ve hafızada canlı tutmak ile ancak mümkün olacaktır.
Buda bizim sınavımızdır. Yüce Allah'a hangi durumda, neyden ve nasıl sığınabileceğimizi bilmektir. Yüce Allah'ın bize öğrettiklerini bilmeden eüzü besmele çekmenin de manası olmayacaktır. Şöyle örneklendirmeye çalışayım.
Önümüzde bir sınav var ve zerre kadar hazırlanmadık. Sınava girmeden önce hiç bilgimiz olmadan ben bu sınavdan geçicem demek nasıl manasız olursa ve o sınavdan geçemeyeceksek, Yüce Allah'ın öğretilerini de bilmeden bir cümle söyleyip Allah'a sığınmayı beklemek anlamsız olacaktır.
*
43/43 Öyleyse sen, sana vahyedilene sarılmaya bak.
Kuşkusuz sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
43/44 Kuşkusuz o sana ve halkına bir öğüttür. Ondan
sorulacaksınız.
Kur'an'dan sorulacağız. Eğer Kur'an'dan sorulacaksak
sınavımız ile ilgili her şey orada olmalı, her şeyden bahsetmeli ve her şey
açık ve net olmalı değil mi?
Zaten aynen bu şekildedir ve Yüce Allah bunu da ayetlerinde
belirtir. Birkaç ayet örnek verelim.
45/6 İşte bunlar, Bizim sana hakk olarak
anlattığımız Allah'ın ayetleridir. O halde Allah'tan ve O'nun ayetlerinden
sonra hangi hadise (söz) inanacaklar?
54/17,22,32,40
Ant olsun Biz, Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp
düşünen?
2/99 Ant olsun Biz, sana apaçık ayetler
indirdik. Ancak, onları, fasık olanlar Küfr eder.
7/3 Rabb'inizden size indirilene uyun.
O'nun yanı sıra başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz!
6/114 “O,
size Kitap’ı ayrıntılı (mufassal) olarak indirmişken, Allah’tan başka bir hakem
mi arayayım?” Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bilirler ki bu Rabb’inden hakk
olarak indirilmiştir. O halde, sakın kuşku duyanlardan olma!
18/54
Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla
verdik. Ne var ki insan bilir bilmez her şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir.
39/27
Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki
böylece öğüt alırlar.
5/50 Cahiliye hükmünü mü istiyorlar?
Gerçeği kavramış bir toplum için, Allah'tan daha iyi hüküm veren kim olabilir?
EY AKIL SAHİPLERİ
ELİMİZDE TEK HÜKÜM KOYAN, SÖZÜ EN DOĞRU OLAN HERŞEYİN APAÇIK OLDUĞU TEK
SORULACAĞIMIZ ŞEY OLAN KUR'AN DURURKEN NEDEN TAMAMI ZAN, TAMAMI UYDURMASYON
HADİS GİBİ ZIRVALIKLARA DİNDE HÜKÜM KOYDURUYORSUNUZ, NASIL DÖNDÜRÜLÜYORSUNUZ
NEDEN AKLETMİYORSUNUZ. ZAN HAKTAN YANA BİRŞEY ORTAYA KOYMAZ.
*
44/38 Biz; gökleri, yeryüzünü ve ikisinin arasında
bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.
44/39 İkisini de yalnızca hakk olarak yarattık. Fakat
onların çoğu bilmiyorlar.
Yeryüzü, gök ve ikisinin arasındakiler. Bu tabire insanlar
ve insanların yararına sunulan her şey girer (bizi ilgilendiren kısım olarak).
Bunlar hak olarak yaratılmış. Yüce Allah bunları eğlence için yaratmadı ve
dünya bizimde eğlence parkımız değildir. Eğer eğlence parkı yaparsak ahiretten
nasiplenemeyiz. Burası bizim sınav yerimizdir. Zaten burada bir sınav ve bunun
sonucu olmasaydı yaşam boş olurdu ve işte o zaman eğlence parkından başka bir
şey olmazdı dünya ve dünya hayatı. Dünyayı ve dünya hayatını anlamlı kılan
sonucunun bizim için güzel olabilmesi için çalışma çabasıdır. Bir amacımız
vardır ve bu hayatı anlamlı kılan budur. Zaten tekrar dirilip yaptıklarımızın sonucu
ile bir değerlendirme ve hesap görme olmasaydı yaşamın kendisi de boş ve
amaçsız olurdu. O zaman diyebilirdik ki Allah yeri, göğü ve aralarındakini oyun
ve eğlence olsun diye yaratmış. Ama bunun tam tersi olduğunu Yüce Allah bizlere
öğretir.
*
47/31 İçinizden cihad edenleri ve sabredenleri
ortaya çıkarıncaya kadar sizi sınava tabi tutarız. Ve haberlerinizi de sınava
tabi tutacağız.
Allah yolunda savaşmak sınav vesilesi oluyor diye
öğrenmiştik. Bakalım savaşacaklar mı yoksa kaçacaklar mı diye. Ayrıca
savaşmayan ama savaşanların yakınları da bak savaşa gitmeselerdi
öldürülmezlerdi diye düşünmeleri de bence sınav vesilesi olabilecektir. Bu
ayette farklı olarak haberlerinizi de sınava
tabii tutacağız der Yüce Allah. Burada haberlerinizi diye çevrilen kelime ile
anlatılmak istenen bence söylediğiniz sözler, bildiğiniz şeyler, deneyimleriniz
sınava tabi tutulacak şeklinde daha doğru olacaktır.
Savaşmak sadece topla, tüfekle de olmaz. Bir kimse
kafirlerle Kur’an ile de savaşabilir. Onları hak yoluna Yüce Allah’ın ayetleri
ile davet edebilir. Allah’a çağıran, Allah taraftarı biri olarak da savaşmak
mümkündür. Bu savaş elbette fiziksel bir savaş değil, Yüce Allah’ın bize
öğrettikleri ile olacaktır. Vahyi ileterek, deklere ederek olacaktır. Tabii ki
asla zorlama olmadan. Bir elçilik görevidir buda. Herkes bir elçi olabilir.
Bizler iletiriz, taktir ise hem karşı taraf hem de bizim
için elbette Yüce Allah’ındır. Bir kişiye bile Yüce Allah’ın izni ve dilemesi
ile hak yolunu gösterebilirsek Yüce Allah’tan alacağımız ecrin tarifi imkansız
olur.
*
49/3 Allah'ın
Resulünün yanında kısık sesle konuşanlar; işte onlar, Allah'ın takva için
kalplerini sınav ettiği kimselerdir. Onlar için bağışlanma ve büyük ödül
vardır.
Sınavın takva üzerinden/üzerinden de olabildiği ve kalplerin/kalplerinde
sınava girdiğini/girebileceğini anlatan ayet.
*
60/5 "Rabb'imiz!
Bizi Kafirler için sınav konusu yapma. Bizi bağışla Rabb'imiz! Kuşkusuz Sen,
Mutlak Üstün Olan'sın, En Doğru Karar Veren'sin."
İnanan kimselerin, kafirlerle ilgili aralarında bir sınav konusu olabileceğini anlarız. Bu sınav kafirlerin kafirliklerini belgelendirmek için inanlarla arasında olabilir, kafirlere verilen veya verilebilecek olan bir şans daha söz konusu olduğunda bu sınavına inanların dahil olması olabilir yada inanların kafirlerle inançlarını sınamak, samimiyetlerini anlamak, dirençlerini sınayıp imanlarını belgelendirmek için de olabilir. Yada aklıma gelmeyen herhangi bir sebebten dolayı kafir ve inanan arasında bir ilişkilendirme ile bir sınav vesilesi olabileceğini işaret eder Yüce Rabb'imiz.
*
67/2 Hanginizin
daha iyi iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, Mutlak
Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
Ölüm ve hayat kimin daha iyi iş yapacağının sınavı olduğunu
Yüce Allah bizlere öğretir. Bunu yorumlayacaktım sonra vazgeçtim. Okuyucunun
kendi yorumlaması daha yararlı olacağı kanaatindeyim. Zaten buraya kadar ki
çalışmamızda az çok bahsettik.
*
68/17 Kuşkusuz Biz onları belalandırdık. Tıpkı,
bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden toplayacaklarına dair sözleşen bahçe
sahiplerini belalandırdığımız gibi.
Bu ayetteki belalandırma da bir sınavdır. Hem belanın
kendisi hem de sonra nasıl davranılması gerektiği. Biricik Kur'an'ımızdan
bakınız bu kıssaya lütfen.
*
72/16 Eğer onlar, yolda dosdoğru gitselerdi, onları
kesinlikle bol su ile sulardık ki;
72/17 Onları bu nimetlerle sınardık. Kim Rabb'inin
öğüdünden yüz çevirirse, O da onu çok şiddetli bir azaba uğratır.
89/15 Fakat o insan; Rabb'i ne zaman onu sınamak
için ikramda bulunsa ve ona nimet verse, "Rabb'im bana ikram etti."
der.
89/16 Fakat ne zaman ona sınamak için rızkını ölçülü
verirse, "Rabb'im beni alçaltı." der.
Rabb'imizin verdiği nimetlerinde bizim sınavımız olacağını
unutmayalım.
*
75/13 İzin Günü, o insan, yaptıklarından da yapması
gerektiği halde yapmadıklarından da bir bir haberdar edilir.
102/8
Sonra İzin Günü kesinlikle nimetten sorulacaksınız.
Sınav sonucunun açıklanacağı zamanı öğretir Rabb'imiz
bizlere.
*
76/2 İnsanı
karışık bir nutfeden yarattık. Onu sınava tabi tutacağız; bu nedenle onu duyan
ve gören bir varlık yaptık.
Sınava tabii tutulacaksak hem görmeli hem de duymalıyız
şeklinde algılamamalıyız bence. Aslında onu yaptık işitici, görücü şeklinde
çevrilmesi daha uygun olacaktır kanaatindeyim. Bana bu mesajın çağrıştırdığı anlam
anlayabilen, akledebilen evet aynı zamanda işiten ve görendir. Mesela kör
ve/veya sağır sınavdan sorumlu olmaz mı, şahsım adına sanmam. Çünkü onların
muaf oldukları şeyleri bizlere öğretmiştir Rabb'imiz. Bura da kastedilen şey
ise idrak etme yeteneğine sahip olunması diye anlıyorum ben şahsım adına. En
doğrusunu Yüce Allah bilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder