9 Ocak 2025 Perşembe

ÖDÜL VE CEZA

 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                                                         

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                                                                                                                          

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   

ÖDÜL VE CEZA                                                                                                                                                                   

Yaptıklarımızın/yapacaklarımızın bir karşılığı olduğunu Biricik Kur'an'ımız ile Yüce Allah bizlere öğretmiştir. Bu bağlamda bu ödül ve cezaların neler olduğunun bir üzerinden geçmek istedim. Cennet/cehennem başlığı altında çok detaylı incelemeye çalışacağım bir konu olmasına rağmen gene de bu ayrı başlığı açmamın nedeni cennet/cehennem kavramı altında alınmaması gereken (konu başlığı ile ilgili olmadığından) açıkta kalan bazı bilgilerin de olmasıdır.                            

Konuyu biraz daha açmaya çalışayım. Cennet ve cehennem konu başlığında sadece cennet ve cehennem ile ilgili ayetleri inceliycez. Bu çalışmada da mesela Yüce Allah; şundan dolayı ahiret kazancı var, şu veya bu tarz ödül ve ceza var dediği kısımları da bu başlıkta incelemeyi uygun gördüm. Ayrıca Rabb’im nasip ederse bir de en/daha/büyük diye bir başlık açıp hangi şey, hangi şeyden dahadır/endir/büyüktür şeklinde bir inceleme yapmaya çalışıcam.

Konu başlığı bağlamında hepsini incelemeye daha doğrusu ayetleri buraya almaya, bir araya toplamaya gayret gösterdim. İnşaallah atlamamışımdır.                                                                                                          

 

Not 1: Sadece konu ile ilgili ayetleri aldım. Anlaşılmayan ayet olduğunda daha doğrusu ayetin muhatabının kim olduğunu anlamak için (örnek 3/148 ayeti gibi) önceki ve sonraki ayetleri Kur'an'dan açıp okuyunuz lütfen.                                                                                                                    

Not 2: Çevirilerde daha önce bahsettiğimiz gibi hayrun kelimesini daha diye ekliyerek çevirmişler. Yani hayırlıdır veya sevaptır olması gerekirken daha hayırlıdır, daha sevaptır diye çevirmişler. Çevirilere müdahale etmedim ama kesinlikle de katılmadığımı bir kez daha belirtmek isterim. Hayrun kelimesinde daha anlamı yoktur. Örnek 18/46 yı ele alalım. Hayrun kelimesine bu çeviride daha değerlidir manası verilmiş ki aslında (sadece) hayırlıdır olması lazım. Ayet çevirisine bakarsanız aslında çeviri ' Mal ve nesil dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan güzel işler hayırlıdır, Rabb'inin katında sevapça ve umutça hayırlıdır' şeklinde daha doğru olacaktır.                                                                    

Bazen daha eklendiğinde sıkıntı olmayan ayetler olduğu gibi, daha kelimesi eklendiğinde anlamının aşırı değiştiğini hatta belki de şirk sayılabilecek bir günah olabileceği kanaatindeyim.

Ayetleri okurken Arapçasına bakıp bu şekilde anlamlandırılması doğru olacaktır. Neden ısrarla hayrun kelimesinin başına daha ekleyip de daha hayırlıdır gibisinden çevrilmemesi gerektiğini savunduğumun açıklamasına da RİBA başlığı altında 2/278 - 2/279 ve 2/280 ayetinin çalışmasına bakabilirsiniz. 2/184 ayeti ile örnekledim.









2/86   Onlar, dünya hayatına karşılık ahiret hayatını satan kimselerdir. Bundan dolayı onlardan azap hafifletilmeyecek ve onlara yardım da edilmeyecektir.

2/103  Eğer onlar iman edip takva sahibi olsalardı, Allah katında kazanacakları sevap hayırlı olurdu. Keşke bilselerdi.

2/114  Allah'ın mescitlerinde, O'nun adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Buralara, ancak Allah'a karşı    gelmekten korkularak girilebilir. Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.

*******************

2/161  Hani! Musa'ya: "Ey Musa, asla tek çeşit yiyeceğe dayanamayız. Rabb'inden bizim için yerden çıkan ürünlerden; sebzesinden, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden,  soğanından çıkarmasını iste." demiştiniz. Musa da: "Daha değerli olanı daha değersiz olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin; sizin istedikleriniz orada var." dedi. Böylece, onların üzerine alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu. Ve Allah'ın gazabına uğradılar. Bu, Allah'ın ayetlerine inanmadıklarından ve nebilerini haksız yere öldürmelerindendi. Bütün bunlar, onların asileşip haddi aşmalarındandır.                                                                                                                                                

                                                          

Bu ayetin açıklaması biraz uzun, konuya girmeyeceğim. Burada konu başlığı ile ilgili olan olayı belirtmek isterim. Bu insanların nankörlük edip beğenmeyip daha fazlasını yada Allah'ın verdiğinden başkasını istemelerinden dolayı, Musa onların istediğinin Allah'ın verdiği şeyden daha aşağı olduğunu söyler. Aslında Allah onlara ödül olarak     verdiği şeye nankörlük edip, kendilerince daha fazla yada iyi şeyler istemeleri fakat o şeylerin, Allah'ın onlara verdiğinden daha aşağı olduğunu anlarız.   

*******************                                                                                                                                           

2/200  Hacc menasiklerinizi bitirince, atalarınızı andığınız gibi; hatta daha güçlü bir şekilde Allah'ı anın. Kimi insanlar; "Ey Rabb'imiz, bize dünyada ver." derler. Bu kimselerin ahirette bir payı yoktur.

2/201  Kimileri de: "Rabb'imiz, bize dünyada da iyilik, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru." derler.

2/202  İşte bunların, kazandıklarına karşılık payları vardır. Allah, hesabı çabuk görendir.                                                                                                                                                                                                                                                                        

 

3/14   Kadınlara, çocuklara, yığınlarla altın ve gümüşe, soylu atlara, davarlara ve ekinlere karşı tutkulu sevgi insanlara cazip gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının geçimlikleridir. Oysa asıl iyi olan sonuç Allah'ın yanındadır.

3/22   İşte o kimselerin, dünyada da ahirette de yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

3/56   "Kafirlere gelince: Onları dünyada da ahirette de şiddetli bir azaba çarptıracağım. Ve onların yardımcıları da olmayacaktır."

3/77   Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir değere değiştirenler var ya; işte onlara ahirette bir pay yoktur. Allah, onlarla Kıyamet Günü konuşmayacak, onlara    bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.                                                                                                           

 

*******************

3/85   Kim İslam'dan başka bir din seçerse, bilsin ki o din ondan asla kabul edilmeyecektir ve o ahirette hüsrana uğrayacaktır.                                      

                       

İslam'ı seçmek, İslam'a uymak demektir. İslam'a uymak Allah'a uymak demektir. Allah'a uymanın, İslam'ı Allah'ın hudutlarına göre yaşayabilmenin, Allah'a kul olurken, kul olmanın kurallarına göre yaşamanın tek yolu Kur'an'dır. Kur'an harici dinde hüküm koyan her ne olursa olsun, bu şeye inanır, uygular, tabii olursak şirk koşmuş oluruz bunun adı da artık İslam olmaz. İstediğimiz kadar biz İslam dinini yaşıyoruz, biz Müslümanız diyelim ancak         kendimizi kandırırız. Kur'an ayetleri yani Allah'ın hükümleri dururken tabi olduğumuz diğer şeyler bizi cehenneme sürükler, asla İslam değildir bunlar.

Hadis gibi zırvalıkları tarikat gibi din tüccarları, sünnet gibi uydurmasyonlar, mezhep gibi şeytan öğretilerinin İslam’da yeri yoktur. İslam yalnız ve yalnız kesinlikle Yüce Allah'ın kelamıdır. Tek hüküm koyucu ve dinin sahibi Yüce Allah'tır.

Allah kelamı harici dinde hüküm koyan her hangi bir şeye inanmak Allah'ın astından ilah edinmektir.

23/117 Her kim, hakkında hiçbir burhan olmadığı halde, Allah'ın yanı sıra başka bir ilahtan istekte bulunursa, bilsin ki onun hesabı yalnızca Rabb'ine aittir. Kuşku yok ki Kafirler kurtuluşa eremezler.

26/213 O halde Allah ile beraber başka bir ilaha yönelme. Yoksa azap edilenlerden olursun.                                                                                                                                       

*******************         

 

3/87   Böylelerinin cezası, Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lanetine uğramalarıdır.

3/144  Muhammed, ancak bir resuldür. Ondan önce de resuller gelip geçti. Eğer o ölür ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geri mi döneceksiniz. Kim topukları üzerinde gerisin geri dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri ödüllendirecektir.     

3/145  Allah'ın izni dışında, hiç kimse ölmez. Ölüm, vakti belirlenmiş bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya kazancını isterse; ona, onu veririz, kim de ahiret kazancını isterse, ona da onu veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz.

3/148  Bunun üzerine, Allah da onlara hem dünya kazancını hem de ahiretin en iyi kazancını verdi. Allah, muhsin olanları sever.                                                                                                                                                                                                  

 

4/123  Ne sizin kuruntularınız ne de Ehli Kitap'ın kuruntularına göre değil; kim bir kötülük yaparsa, onun karşılığını bulur. O, kendisine Allah'tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı bulabilir.

4/134  Kim dünya sevabını isterse; bilsin ki dünyanın da ahiretin de sevabı yalnızca Allah katındadır. Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

 4/147 Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size neden azap etsin? Allah Şakir'dir. Her Şeyi Bilen'dir.

4/162  Fakat onlardan ilimde kök salanlar; ve müminler27; iman47 ederler sana indirilene ve senden önce indirilene; ve dikenlerdir/ayağa kaldıranlardır salâtı5; ve verenlerdir zekâtı10; ve iman47 edenlerdir Allah'a ve ahiret gününe; işte bunlar; getireceğiz/vereceğiz onlara bir büyük ecir/karşılık.                                                                                                                                                                    

 

5/60   De ki: Allah'ın katında ceza olarak bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah'ın lanet ettiği, gazabına uğrattığı ve onlardan maymunlar, domuzlar ve tağuta kulluk eden kimseler yapmışsa, işte bunlar, durumları bakımından en kötü olan ve doğru yoldan sapmış olanlardır.                                                                                                                                             

 

6/70   Dinlerini oyun ve eğlence edinen, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Hiç kimsenin kazandığı şeyle bir felaket yaşamaması için Kur'an ile uyar. O kimse için Allah'tan başka ne bir veli ne de bir şefaatçi vardır. O, bütün varlığını fidye olarak verse de ondan kabul edilmez. Onlar, kazandıklarından dolayı mahvolan kimselerdir. Onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.

6/160  Kim bir iyilik ile gelirse ona on katı vardır, kim bir kötülük ile gelirse kötülüğü oranında karşılık bulur. Onların hiçbirine haksızlık yapılmaz.                                                                                                                                                                  

 

7/32   De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Bunlar dünya hayatında iman edenlerindir; Kıyamet Günü ise yalnız onlara aittir." Bilen bir topluma ayetleri böyle detaylı olarak açıklıyoruz.

7/51   Onlar ki, dinlerini bir oyun ve eğlence yerine koydular. Dünya hayatı onları aldattı. Onlar, karşılaşacakları bugünü unuttukları ve ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri     gibi, biz de onları unuturuz.

7/147  Ayetlerimizi ve ahiretteki karşılaşmayı yalanlayan kimselerin amelleri boşa gitmiştir. Onlar, başkasıyla değil, ancak kendi yaptıkları ile cezalandırılacaklardır.

7/152  Buzağıyı benimseyenlere Rabb'lerinden bir öfke erişecektir ve dünya hayatında da zillete uğrayacaklardır. İşte iftiracıları böyle cezalandırırız.

7/156  Bize, bu dünyada da ahirette de iyilik yaz. Biz Sana yöneldik. Allah: "Azabıma hak edeni uğratırım, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, takva sahibi olanlara, zekatı yapanlara ve ayetlerimize inananlara yazacağım." buyurdu.

7/180  En iyi isimler Allah'ındır. Öyleyse O'nu, onlarla çağırın. Ona yakışmayan isimlerle çağıran kimseleri bırakın. Onlar, yaptıklarının cezasını görecekler.                                                                                                                                                     

 

9/38   Ey iman edenler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda seferber olun denildiği zaman, işi ağırdan aldınız. Yoksa ahiret hayatı yerine dünya hayatını mı tercih etiniz. Ama ahiret hayatının yanında dünya hayatının değeri pek azdır.

9/55   Öyleyse, onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Doğrusu, Allah, bunlarla, onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının Kafir olarak çıkmasını istiyor.

9/69   Tıpkı sizden öncekiler gibisiniz. Onlar; kuvvetçe sizden daha güçlü, mal ve evlat bakımından sizden daha çoktular. Onlar, payları kadar bundan yararlandılar. Sizden öncekilerin paylarınca yararlandıkları gibi siz de payınızca yararlandınız. Ve onların daldığı gibi siz de daldınız. İşte onların yaptıkları dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Onlar hüsrana uğrayanlardır.

9/82   Öyleyse yaptıklarına karşılık, az gülüp, çok ağlasınlar.

9/106  Geri kalan bir bölümün işi de Allah'ın yargısına kalmıştır; onlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

9/121  Büyük veya küçük, yaptıkları her yardım ve güçlük içinde aştıkları her vadi, kendilerine yazılacaktır. Allah, yaptıklarından daha iyisiyle kendilerini ödüllendirecektir.                                                                                                                                                                                                

                                                                                                                                             

10/13  Ant olsun Biz, sizden önce nice nesilleri, resulleri kendilerine kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi getirdiği halde iman etmeyip, haksızlık yaptıkları için yok ettik. İşte suçlu halkları böyle cezalandırırız.   

10/23  Ama onları kurtarınca, yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar! Sizin azgınlığınız ancak kendiniz içindir. Dünya hayatı bir geçimliktir. Sonunda bize döneceksiniz. Yaptıklarınızı size haber veririz.

10/27  Kötülük yapanların cezaları, yaptıkları kötülük kadardır. Onları her yönden zillet kaplayacaktır. Onları Allah'ın cezasından kurtaracak hiç kimse yoktur. Yüzleri geceden daha kara bir parçayla örtülmüş gibidir. İşte onlar ateş halkıdır. Orada sürekli kalacaklardır.       

10/52  Sonra zulmedenlere, "Süresiz azabı tadın." denir. "Kazandığınızdan başka bir karşılık mı bekliyordunuz?"

10/64  Onlar için dünya hayatında da ahirette de müjdeler vardır. Allah'ın kelimelerinde asla bir değişiklik olmaz. İşte en büyük başarı budur.

10/70  Dünyada geçici bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri Bizedir. Sonra da inkar etmelerinden dolayı onlara şiddetli azabı tattırırız.                                                                                                                                                                                       

 

*******************

11/15  Kim sadece dünya hayatını ve onun ziynetini isterse, onlara yaptıklarının karşılığını eksiksiz veririz. Bu hususta onlara hiçbir haksızlık yapılmaz.

11/16  İşte bu kimselere, ahirette ateşten başka bir şey yoktur. Burada yaptıkları şeyler boşa gitmiştir. Zaten yaptıkları bütün işleri geçersizdir.                                                                                                                                                               

Ayette Yüce Allah dünya hayatını isteyene veririm diyor. Bu aslında iyi değil çok kötü bir durumdur. Çünkü yalnız dünya hayatını isteyenler ahiret hayatından bir nasip alamazlar. Bu kişiler ahiret hayatını dünya hayatına değişmiş, ahiret hayatını dünya hayatına karşılık satmış, dünya hayatı için ahiret hayatından vazgeçmiş, ahiret hayatını düşünmeyip dünya hayatını oyun ve eğlenceyle geçirmiş, yalnız dünya hayatını tercih etmiş, geçici olanı kalıcı ve üstün olana (ahiret kazancına) tercih etmiş olanlardır.

*******************

11/17  Rabb'inden, kanıt içeren bir bilgi üzerinde olan kimse ile böyle olmayan kimse bir olur mu? Bunu Rabb'inden bir tanık ve bir de ondan önce rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı desteklemektedir. İşte bunlar, ona iman ederler. Hangi grup onu inkar ederse, varacağı yer ateştir. Ondan kuşkun olmasın. Kuşkusuz o Rabb'inden bir gerçektir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.

11/18  Uydurduğu yalanı Allah'a dayandırandan daha zalim kim olabilir? Onlar, Rabb'lerinin huzuruna çıkarılacaklar ve tanıklar da: "Rabb'lerine karşı yalan uyduranlar işte bunlardır." diyeceklerdir. İyi bilin ki Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.

11/19  O kimseler, Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Ve o yolu eğri göstermeye çalışırlar. Ve onlar, ahiret hayatını yok sayarlar.

11/20  Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.

11/21  İşte onlar, kendilerine yazık eden kimselerdir. Uydurdukları şeyler de kendilerini terk edip kaybolmuştur.

11/22  Onlar ahirette en büyük kayba uğrayanlardır.                                                                                                                                                                                          

 

12/57  Ancak iman eden ve takva sahibi olan kimseler için ahiretteki ödül hayırlı olandır.                                                                          

                       

 

13/26  Allah, rızkı dilediğine genişletir de ölçülendirir de. Dünya hayatı ile şımardılar. Oysa dünya, ahiret hayatı yanında bir metadan başka bir şey değildir.

13/34  Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha zordur. Onları Allah'ın azabından koruyabilecek bir koruyucuları da yoktur.                                                                                                                                                                                                       

                                                                                                                                             

14/51  Allah, herkese kazandığına göre karşılık verecektir. Kuşkusuz Allah, hesabı çabuk görendir.                                                                                 

           

 

16/30  Ve takva sahiplerine: "Rabb'inizin indirdiği şey nedir?" denildi. "İyilik." dediler. Bu dünyada, iyilik yapanlar için iyilik vardır. Ve elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.

16/96  Sizin yanınızda olan şeyler tükenir, Allah'ın yanında olan şeyler ise tükenmez. Sabredenlere, ödüllerini yaptıkları şeylerin karşılığı olarak en iyi şekilde vereceğiz.

16/97  Erkek ve kadın, mü'min olarak kim salihatı yaparsa, ona hoş, temiz bir hayat yaşatırız. Kesinlikle yaptıklarının karşılığını daha iyisiyle veririz.

16/106 Kalbi iman ile yatışmış olduğu halde, -baskı ile inkara zorlanan kimse hariç- kim imanından sonra Allah'ı küfrederse ve kim küfre göğüs açarsa, bilsin ki Allah'ın gazabı onların üzerinedir. Bunlar için büyük bir azap vardır.

16/107 Bunun nedeni, onların dünya hayatını sevip onu ahirete tercih etmeleridir. Allah, Kafir halkı doğru yola iletmez.                                                             

 

*******************

17/10  Ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırlandığını haber verir.                                                                                                                      

Ahirete inanmamak demek, sadece öldükten sonra dirilmeyeceğiz yada hesap görmeyeceğiz diye inanmak demek değildir. Ahirete inanmamak demek Yüce Allah bize ahiret ile ilgi neyi, ne kadar ve nasıl söylediyse, o şekilde ve o kadarına inanmak demektir. Yani Kur'an'da bize öğretilen dışında bir şeyler ekleyip çıkartırsak da ahirete inanmayanlardan oluruz. Örneğin birilerinin şefaat edeceğine inanmak, kabir azabının olduğuna inanmak gibi eklemeler hem şirk olur hem de ahirete inanmamış oluruz. Yada başta söylediğimiz gibi biz hesap görmeyeceğiz görsek de bize ahirette daha iyisi verilir yada günahlarımız kadar yanıp cennete gireceğiz gibi inançların hepsi şirk olmakla beraber ahirete inanmamaktır.                                                                                                                                                                                                                                     

*******************

 

17/15  Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü yüklenmez. Ve Biz, bir resul göndermedikçe azap edecek değiliz.                                                                                                         

                                  

Şu an en büyük resul aramızdadır, Biricik Kur'an'ımız. Herhangi bir peygamber şu an burada olsaydı Kur'an'a uyarlardı.                                                                                                                  

*******************

17/19  Kim de ahireti isterse ve mümin olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur.

17/20  Biz, bu dünyayı isteyene de ahireti isteyene de veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır. Rabb'inin ataları kısıtlanmış değildir.

17/21  Bak! Onların bir kısmını bir kısmından daha fazla imkan sahibi kıldık. Elbette ahiret, dereceler ve imkan bakımından da daha büyüktür.

17/98  Onların, cezalandırılmalarının nedeni, ayetlerimizi inkar etmelerinden ve "Biz bir yığın kemik ve ufalanmış toz haline geldikten sonra mı yeni bir yaratılışla diriltilecekmişiz?" diye alay etmeleridir.                                                                                                                                              

 

18/44  İşte bu durumda velilik, gerçek olarak yalnızca Allah'a aittir. O, ödüllendirme bakımından da en hayırlı olandır. Sonuç bakımından da en hayırlı olandır.

18/46  Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyi işler ise Rabb'inin yanında daha değerlidir. Ümit bağlama yönünden de daha değerlidir.

18/88  "Kim iman eder ve salihatı yaparsa, en iyi karşılık onundur. Biz, ona her türlü kolaylığı göstereceğiz."

18/104 "Onlar, dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sanırlarken, yaptıkları boşa gitmiş olan kimselerdir."                                                                                                                                                                                                                                                        

 

19/76  Allah, doğru yola yönelenleri, doğru yola iletir. Yapılmış iyi ve yararlı işler Rabb'inin yanında hem karşılık bakımından hem de sonuç bakımından hayırlı olandır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              

20/15  "Zamanını bildirmemiş olsam da herkesin yaptığının karşılığını görmesi için kuşkusuz ki o Sa'at gelecektir."

20/127 Haddi aşanları ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır.

20/131 Onlardan bazı zümrelere, kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere imrenme. Rabb'inin rızkı daha hayırlıdır ve kalıcıdır.

22/11  İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.                                                                                  

 

*******************

 

22/15  Kim oldu düşünür/sanır ki asla yardım etmez ona Allah dünyada ve ahirette; öyleyse uzatıp ulaşsın bir sebeple göğe, sonra kessin-ayırsın  (sebep ile olan bağlarını-ilişkisini), akabinde baksın-gözleriyle görsün, onun oyun olan bu taktiği öfkelendiği şeyi giderir mi?                                                                                                                               

                                  

Burada Yüce Allah'ımızın bize verdiği örneği şu şekilde yorumlayabiliriz. Hani bazen Allah bize yardım etmiyor, bizi görmüyor (haşa) diye isyan eden olur ya. Yüce Allah ben size aslında her anınızda yardım ediyorum. Ama siz anlamıyorsunuz, işte size örnek. Bir uzay aracına binin, uzaya çıkın ve o uzay aracından koruma giysisi olmadan inin (veya koruma giysili fark etmez), bakın bakalım yardım etmiş miyim, etmemiş miyim, ediyormuşum yoksa etmiyormuşum Sizi koruyan atmosferi, nefes almanızı sağlayan oksijeni nasıl vermişim, göğü nasıl yükseltip göğün altını sizin yararınıza sunmuşum bir anlayın der. Bu ayet hayal gücü ve bilim ile sınırlıdır. Yani bildiklerimizle.                                                                                                                                                          

 

YÜCE ALLAH'IN YARDIMI 


*******************




23/111 "Gerçek şu ki, bugün onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Onlar kazançlı çıkanlardır."                         

 

 

24/14  Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı, içine düştüğünüz şeyden dolayı size kesinlikle büyük bir azap dokunurdu.

24/19  İnananlar arasında, fahişenin yayılmasından hoşlananlara dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

24/23  Hiçbir şeyden haberi olmadığı halde muhsan mü'min kadınlara iftira atan kimseler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.

24/38  Yaptıklarına karşılık Allah onlara en iyi karşılığı verecek ve lütfundan daha fazlasını da verecektir. Ve Allah hak edeni hesapsız rızıklandırır.                                                                                                                                             

27/90  Ve kim kötü şeylerle gelirse, onlar da yüzüstü ateşe atılır. Yaptıklarınızın karşılığından başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?                                                                                                        

 

28/54  İşte onlara sabrettiklerinden dolayı, ödülleri iki kat verilecektir. Onlar, kötülüğü iyilik ile savarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

28/60  Size verilen her şey, aslında dünya hayatının geçimliğidir ve ziynetidir. Allah'ın katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

28/80  İlim verilmiş olanlar: "Size yazıklar olsun! İnanan ve salihatı yapan kimselere Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden başkası kavuşamaz." dediler.

28/84  Kim bir iyilik ile gelirse; ona, ondan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük ile gelirse; yaptığı kötülük kadar cezalandırılır.                                                                                                                                                                                   

 

*******************

29/7   İnanan ve salihatı yapanların kötülüklerine mutlaka küfrederiz. Ve kesinlikle onlara yaptıklarından daha iyisi ile karşılık vereceğiz.                                                                                                                                       

                                  

Kur'an'da Kef-Fe-Ra kökü ile gelen kelime kafir manasındadır. Buradaki çeviri yanlıştır. Mana bakımından küfretmek olarak kullanılması da bazı hallerde doğru olabildiği gibi bu ayette küfrederiz şeklinde çeviri yanlıştır. Doğru yolda olup doğru işler yapanların kötü işlerine, günahlarına kafirlik ederiz şeklinde doğru olacaktır. Kafir yani kafirlik etmek Arapçada gizleyip, örtmek demektir. İnanmayanlara kafir diyoruz ya çünkü onlar gerçeği yani Yüce Allah'ın ayetlerini gizleyip örtüyorlar. Kafir kelime anlamı olarak örneklersek, bir çiftçi tarlaya tohum attıktan sonra toprak ile üzerini örtmesine kafirlik etti şeklinde söylenir. Yani tohumu gizledi örttü manasında. Bu ayette de salihatı yapanların kötü işlerini Yüce Allah örterim diyor.                                                                                           

*******************

29/64  Bu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, gerçek hayattır. Keşke, bunun farkında olsalardı!        

30/45  İnanan ve salihatı yapanlara lütfundan karşılık verir. O, Kafirleri sevmez.                                                       

                                                                                                                                             

32/17  Hiç kimse, yaptıkları iyi şeylerin karşılığı olarak, kendisini ne tür bir mutluluğun beklediğini bilmez.                                                                                        

 

33/24  Allah, doğru kimseleri, doğruluklarından dolayı ödüllendirecek, münafıkları, dilerse cezalandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.                                                                                                                                                                           

34/4   O gün; iman edip, salihatı yapanları ödüllendirecektir. Onlar için bağışlanma ve cömertçe rızık vardır.

34/17  Bu, Kafirlik etmeleri nedeniyle, onları cezalandırmamızdır. Biz, yalnızca Kafirleri cezalandırırız.

34/37  Sizi, Bize yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. İnananlar ve salihatı yapanlar, işte onlara yaptıklarına karşılık kat kat ödül vardır. Ve onlar, yüksek makamlarda güven içindedirler.                                                                                                                                                                                

36/54  Artık bugün kişi, hiçbir haksızlık görmeyecek. Sadece yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.                                                                                      

 

37/39  Sadece yapmış olduğunuz şeyin karşılığını alacaksınız.                                        

 

39/10  De ki: "Ey inanan kullar! Rabb'inize karşı takvalı olun. Bu dünyada, iyi olanlar için iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere ödülleri hesapsız ödenir.

39/26  Allah, onlara dünya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı.

39/34  Onlar için Rabbleri yanında diledikleri her şey vardır. İşte budur muhsin olanların karşılığı.

39/35  Allah, onların yaptıklarının en kötülerine kafir olacak; yaptıklarının karşılığında, en iyisiyle karşılık verecek.                                                      

*Kafir kellime anlamı için 29/7 ayet açıklamasına bakınız.                     

 

40/17  Bugün her kişi kazandıklarıyla hesaba çekilecektir. Bugün, haksızlık yoktur. Kuşkusuz Allah hesabı çabuk görendir.                                                                                                                                                                 

 

41/16  Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.

41/27  Böylesi Kafirlere şiddetli bir azap tattıracağız. Ve onları yaptıklarının en kötüsü ile kesinlikle cezalandıracağız.                                                                                                                                                                          

 

42/20  Kim ahiret ekinini isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan artırırız. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.        

42/40  Bir kötülüğün karşılığı o kötülük ölçüsündedir. Ama kim bağışlar ve düzeltici olursa artık onun karşılığı Allah'a aittir. Kuşkusuz O, haksızlık yapanları sevmez.                                                                                        

 

 

43/35  Ve altına boğardık. Bunların tamamı, dünya hayatının kazanımından başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabb'inin yanında, yalnızca takva sahipleri içindir.                                                                                                               

 

45/14  İnananlara de ki: "Allah'ın, kendilerini hesaba çekeceği günün geleceğini ummayanları bağışlasınlar. Her halka yaptıklarının karşılığı verilecektir."

45/22  Allah, gökleri ve yeryüzünü "hakk" ile yarattı. Herkes yaptığının karşılığını görecek ve hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir.                                                                                                                                                       

46/19  Herkesin yaptığına karşılık bir derecesi vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmaksızın, yaptıklarının karşılığı tam olarak ödenir.

46/20  Kafirler, ateşe arz edilirlerken, onlara: "Dünya hayatınızda sahip olduğunuz tüm güzel şeyleri boşa harcadınız. Onlarla sefa sürdünüz. Yeryüzünde haksız  yere büyüklük tasladığınız ve doğru yoldan saptığınız için, artık bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız." denir.

46/25  "Rabb'inin emri ile her şeyi yok edecek!" Böylece, meskenlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. Biz, suçlu halkı böyle cezalandırırız.                                                                                                                                                                     

 

47/36  Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve eğlencedir. Eğer iman eder ve takva sahibi olursanız, size ödülleriniz verilir. Ve sizden mallarınızı istemez.     

 

 

53/31  Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötülük yapanların cezalandırılması ve iyilik yapanların daha iyisiyle ödüllendirilmesi içindir. 

53/38  Gerçek şu ki, hiçbir günahkar, başka bir günahkarın yükünü yüklenemez. 

53/39 Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.

53/40  Ve onun çalışması yakında görülecektir.

53/41  Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.

53/42  Sonunda dönüş yalnızca Rabb'inedir.                                                                                                                                                                      

 

55/60  İyiliğin karşılığı, iyilikten başka olabilir mi?          

 

57/20  Bilin ki dünya hayatı bir oyundur, bir oyalanmadır; aranızda bir ziynettir, bir övünmedir, mallarda ve çocuklarda çokluk yarışıdır. Onun durumu; bitirdiği bitkilerle Kafirlerin hoşuna giden yağmur gibidir. Ardından o bitkileri kurur, onları sararmış görürsün. Sonra da çer çöp olurlar. Ahirette, şiddetli bir azap da Allah'ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.                                                                                                                            

 

66/7   Ey Kafirler! Bugün özür dilemeyin! Siz, yalnızca yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.                                                                                                 

 

 

76/22  Bu sizin ödülünüzdür. Çabalarınız bu karşılığı hak etti.                     

 

 

87/16  Ne var ki siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz.

87/17  Oysaki ahiret hayatı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.                                      

 



EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder