|
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM |
|
Allah’ın adıyla Rahman Rahim. |
CENNET VE CEHENNEM
Bu konu başlığımızda değinmeye çalıştığımız cennet veya cehenneme
nasıl hak kazanılır, cennet ve cehennemde ne tür ödüller veya cezalar olacak,
ikisinden birine girdiğimizde nelerle karşılaşacağız, oralarda ne kadar
kalacağız, başımıza neler gelecek, nasıl yerlerdir, oralarda fiziksel formumuz
olacak mı, olacak ise nasıl olacak, oralardaki davranışlarımız gibi konular
olacaktır.
Unutmayalım ki; Yüce Allah’ın kolayı kolaylaştırabildiği
gibi (cenneti) zoru da (cehennem) kolaylaştırabilir. Yakın yerden (dünya) cenneti
hak edebiliriz fakat uzak yerdeyken (ahiret) artık iş işten geçmiştir.
Aslında cennet ve cehennemi ayrı incelemek istemiştim. Fakat
ayetlere baktığımda ayrılmaması gereken konular olduğuna kanaat getirdim.
Genelde ayetler arka arkaya ve bağlantılı gelmiş, bölerek cennet ayrı cehennem
ayrı olarak iki başlığa ayırmayı doğru bulmadım.
Belki de ahiret alemi diye de incelenebilirdi. Cennet,
cehennem, araf, ahiret olarak başlıklara ayırabilirdim fakat bu iki kavramı cennet
ve cehennemi aynı başlık altında incelemeye karar verdim. Ahiret ve araf olarak
bir çalışmamızda Yüce Allah izin verirse olacak.
Ödüllerimizi, cezalarımızı, başımıza gelecekleri, kendi
yaptığımızın sonuçlarını aynı başlık altında görmeyi uygun bulup bu şekilde çalışma
yapmış olsam da gene de çalışmanın altında başlıklar halinde bazı konuları
yazmaya çalışıcam.
Örneğin cennetteki ödüller veya cehennemdeki cezalar
şeklinde ayırıp ayet nolarıyla beraber özet geçmeyi kafamda planladım. Tüm
çalışmanın özeti şeklinde olacağını düşünüyorum. Çok da güzel olacak bence.
Başlamadan önce cennet ve cehennem ile ilgili bir iki temel
bilgi vermeyi doğru buluyorum. Ayetleri incelediğimizde zaten göreceksiniz.
*Cennet ve cehennem süresizdir. Hangisine girersek orada süresiz olarak kalınacak. Cennete giren zaten çıkmak istemeyecek olmasına rağmen cehenneme girende; ölmek, yok olmak isteyecek fakat Yüce Allah buna izin vermeyecektir ve asla çıkamayacak her çıkmak istediğinde cehenneme geri döndürülecektir. Cehennem ehline her yerden ölüm gelmesine rağmen onlar orada asla yok olamayacak süresiz bir azap görecektir. Cehennemde ölümde yoktur yaşamda.
*Cennet ve cehenneme Rabb’imizin bize öğrettiği şekilde inanmak,
ahirete inanmanın şartlarından biridir aynı zamanda. Cehenneme girip günahları
kadar yanıp cennete gireceğini iddia eden biri ahireti yalanlamış, ahirete
inanmamış ve şirk koşmuş olur.
*Cennet ve cehennem evrenleri henüz yaratılmamıştır. Mevcut
tüm evrenin yok olması ardından o evrenlerin yaratılışı başlayacak ve bitince
de Allah tarafından kabir denen (yattığımız mezar değil) bir yerden hesap günü
için diriltip yaptıklarımızın karşılığına göre gideceğimiz yer belirlenir.
*Cehenneme kesin girecek olanlar müşrik olanlar olacaktır.
Hiçbir kurtuluşa eremeyecek olan bu şirk koşanlar, aşağılanmış olarak direk
cehenneme girecek olup tüm yaptıkları da boşa gidecektir, Allah tüm
yaptıklarını boşa çıkaracaktır. Bu kişilerin kayıtları siccinde olacaktır.
Onlar ashabı meşemedir.
*Müşrik olmayan her kez cennete gireceğini umabilir. Yüce
Allah şefaat de edecektir, hak edene, dilediğine. Cennetlik olanların kayıtları
da İlluyunda olacaktır. Onlar ashabı meymenedir.
* İnsanlar Allah katında derece derece olduğu gibi cennet
ve cehenem de buna paralel olarak derece derecedir. Yaptıklarımıza karşılık
gideceğimiz yer, bizim yaptıklarımıza paralel olarak derecemizi belirleyecek ve
derecemize göre olacaktır.
*Cennet kelimesi Kur'an'da bahçe manasında kullanılır.
Güzel olan, hiçbir şeyden eksik olmayan enfes bir bahçe olarak kullanılır. Bu
bahçe dünyadaki bir bahçe, başka bir evrendeki bahçe ya da ahiret evrenindeki
bir bahçe olarak Kur'an'da kendini gösterir. Kur'an bütünlüğü, ayetin anlam
bağlamına bakılarak neredeki bahçe olduğu açıkça anlaşılır. Bu çalışmada bizim
bildiğimiz ahiret evrenindeki, bizlere ödül olarak miras kalacak olan cennetten
bahsediyor olacağız.
*Kur'an'dan anladığımız cennet yani bahçe için, Yüce Allah üç ayrı bahçe örneği vermiştir. Bir tanesi her şey yokolup yeniden oluşacak olan cennet, bir tanesi dünyada ki cennet, diğeri ise Adem'in çıkarılmadan önce yaşadığı cennettir.
Örneğin; Adem'in
cennetten kovulma mevzusu ne bu dünyadaki ne de ahiret evrenindeki cennettir.
Adem ve eşi her hangi bir evrende yada paralel evrende yada Yüce Allah nereyi
uygun gördüyse oradaki cennet evrenine yerleştirilmişlerdi.
Ya da Kur'an'da örnek verilen 2 bahçe mevzusu vardır. Biri
şükreder diğeri ise şirk koşar. Bu da bu dünyadaki cennettir yani bahçedir.
Ayet nolarını özellikle vermedim, biraz araştırarak
bulabilirsiniz ::)) Ve yoktur insana
başka bir şey kendi çalışmasından 53/39.
*Cennete girmek belli bir çaba, emek, eylem ve çalışma
gerektirir, zorluklara karşı metanet ile direnme her koşulda Allah'ın
hudutlarında kalma, kararlı olma gerektirir, bu gerekliliğin ödülüdür aslında
Yüce Allah'ın bu ahdi. Bu şartlar sağlanmadan cennete girmenin pek mümkün
olmadığını anlıyorum Biricik Kur'an'ımızdan.
* Dört adet cennet işaret edilir. Firdevs, Adn, Meva ve
Naim. Cehennemin ise 7 kapısı işaret edilir. Arapça gramere göre cehennemin en
az 7 veya 7 den fazla kapısı olacaktır.
EN
DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.
Tüm yazdıklarım Yüce Allah'ın öğretileridir hepsini
aşağıdaki çalışmada görebilirsiniz. Cennet ve cehennem ile ilgili tüm ayetleri
çalışmaya almaya çalıştım.
Bu kısa bilgilendirmeden sonra Yüce Allah'tan bizlere furkan nasip etmesi umut ve temennilerimle; yine Yüce Rabb'imin izni ve dilemesi ile başlayalım.
CENNET VE CEHENNEM 1 - YASİN ÖZKAN
CENNET VE CEHENNEM 2 - YASİN ÖZKAN
CENNET VE CEHENNEM 3 - YASİN ÖZKAN
CENNET VE CEHENNEM 4 - YASİN ÖZKAN
CENNET VE CEHENNEM 5 - YASİN ÖZKAN
*
2/25 Ve
müjdele kimseleri (ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18 ki
onlaradır cennetler; akar altından onun nehirler; her rızıklandırıldıklarında
ondan (cennetten), meyveden; bir rızık (olarak); dediler: “Bu ki
rızıklandırıldığımızdır önceden”; ve (oysa) verilmişlerdi onun benzeri; ve
onlaradır orada (cennette) eşler184; temiz kılınmış; ve onlar orada
ölümsüzlerdir185.
Cennet müjdesi verilenlerin iman eden ve salihatı yapanlar
olduğunun işaretini bize veren Yüce Rabb'imiz cennet nimetlerinden her
verildiğinde daha önce verilen zannedilse de her seferinde yeni ve farklı bir
şey olduğunu söyleyerek oradaki nimetlerin sınırsız olduğunu da bizlere öğretir.
Ayrıca orada ölümsüz olacağımızı ve
bize eşler verileceğini söyler.
Bir iki konu üzerinde duralım. Cennete girecekler iman ve salihat yapanlardır derken bunu çok yüzeysel almayalaım. Özellikle neye, nasıl iman ettiğimiz ve iman ettikten sonra da iman gereği hareket edip etmediğimiz çok önemlidir. İman başlığında inceleyelim. Ayrıca cennette verilecek olan eşler şu andaki eşlerimiz değildir. Cennette bize verilen eşler orada Allah tarafından verilecek olan sohbet arkadaşıdır. Gözü bizden başka kimseyi görmeyecek olan, temiz kılınmış yani tüm kötü hareket, duygu v.s. gibi şeylerden arınık vakit geçireceğimiz, konuşacağımız eşlerdir. Her cennete giren bir kimsenin dünyadaki eşinin de cennete girmesi mümkün olmayacaktır. Ayrıca cennetde cehennem gibi derece derece olduğundan aynı yerde olamayabiliriz. Ayrıca cennet de cehennem gibi derece derece olduğundan aynı yerde olamayabiliriz.
Ayrıca eşler kelimesi ezvacun kelimesi ile gelir. Bu kelimenin kök anlamları eşleştirmek, çiftleştirmek (من veya ب ھ s.th. ile), çiftler veya çiftler halinde birleştirmek (ھ s.th.);çiftlemek, ikizleşmek (ھ s.th.); kullanmak paralellik (rhet.); evlendirmek, vermek, evlendirmek (ه، ھ، ھا من bir kızla evlenmek) IIIbir çift veya çift oluşturmak; paralel yapıda kullanmak, bir çift halinde birleştirmek (بين iki kelime,rhet.); evlenmek, nikahta birleşmek, evlilikte birleşmek ( بين -- و s.o. ile) V evlenmek ( من, ب، على، ه ile), evlenmek (, من, بعلى، ه s.o.) VI evlenmek; çift olmak, bir çift oluşturarak bir araya gelmek, çift olmak, çiftolmak VIII ازدوج izdawaja çift olmak, çiftolmak, çift olmak, iki kez görünmek
Olduğundan bana çağrıştırdığı cennet evreninde bir cinsiyet olma olasılığı olma ihtimalidir. Böyle olduğunu düşünsek de bence şu an dünyadaki gibi bir erke-dişi ilişkisi olmayacağı kanaatindeyim.
*
2/62 Doğrusu
iman47 etmiş kimseler; ve yahudileşmiş267 kimseler; ve
Nasârâlılar268; ve Sâbiîler266; kim iman etti Allah'a ve ahiret gününe ve yaptı sâlihât18; öyle ki onlaradır
ecirleri/karşılıkları Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlar
üzerine; ve onlar hüzünlenmezler269.
Allah'a
iman; Yüce Allah'a şirk koşmadan, tek tanrıcı 'monoteist',
'hanif’, 'muhavvid’ olarak iman etmek. Kurtuluşun ilk şartı budur. Bu
şartı sağlamayan hiç kimse kurtuluşa eremez. Yüce Allah’a iman etmek tek
bir yaratıcının olduğuna, O’nun tüm evreni/evrenleri yarattığına, her şeyin
sadece O’nun kontrolünde ve hükmünde olduğuna iman etmektir. Açıktır ki din ve hükümdarlık sadece Yüce Allah’a
özgülenmelidir. Yüce Allah’a imanın şirk içermeden olması gerektiğini
Kuran’daki yüzlerce ayetten anlıyoruz. Kısacası; Yüce Allah’a
iman şirksiz olmalıdır. Yüce Allah’a iman edip de O’nun astlarından
O’na ortaklar koşmak Yüce Allah’a iman değildir. Bunun adı şirktir. Şirk de tüm
amelleri boşa çıkarır.
Ahiret
gününe iman; ahiret evreninde yapılacak olan yargılamaya ve
onun kurallarına iman etmek. Kutsal kitaplarda bildirilen yargılama kuralları
dışında uyduruk şeylere iman etmek, ondan medet ummak ahiret günü
kurallarını yalanlamaktır. Ahiret gününde elçilerin/resullerin şefaat
ederek kurtarıcı olacaklarına inanmak en büyük şirktir. Yargılamanın tek
olarak yapılacağını, zerre ağırlığında iyiliğin ve kötülüğün getirileceğini
bilmek. Yargılama sonucunda süresiz cennetlere veya sonsuz cehenneme
ölümsüzler olarak girileceğine iman etmek.
Sâlihât
yapmak; düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler
yapmak. Not: Şirk günahının affı yoktur. Yüce Allah'a ortak koşarak iman
eden bir kimse müşriktir. Müşrik olarak vefat eden kimsenin cennetlere girmesi
mümkün değildir. Cehenneme girdirilecektir. Kutsal kitapların astından dinde
hüküm koyucu, tamamı zan olan kitaplar edinmek (Tevrat sonrası Talmud, İncil
sonrası insanların kendi elleriyle yazdıkları masallar, Kur'an sonrası
hadis/söylenti kitapları) Yüce Allah'a ortak koşmaktır. Yüce Rabbimiz bu günahı
asla affetmeyecektir. Bu kimselerin yapıp ettiği tüm ameller boşa çıkacaktır.
Şirk günahı her şeyi 0 ile çarpar.
Not: 2:62, 5:69, 22:17 ayetleri
cennetlere girmenin minimum/asgari/en az şartlarını bildirmektedir. 22:17
ayetinde ayrıca cehenneme girmemenin yolu olan şirke günahına bir
vurgu vardır.
Not: Kur'an'a göre kimse tüm toplum olarak atfedilemez. Bu
kafir, bu inançsız diye. Yüce Allah toplumları helak ederken inanları içinden
ayırmıştır. Kafirlerin yaptığı gibi şu
toplum yahudi veya şu hırıstiyan bunların hepsi kafir denilmez. Görüldüğü gibi
tevrat ve incil ilk indiğinde, yahudi ve hırıstiyanlardan gereği gibi inanlar
olmuştur.Tek tanrıcı, monoteist olan bir kısım bunların içinden ayrılmış, hak
yolunda olmuş ve cenneti hak etmişlerdir. Günümüzdede durum buna benzer. Ayrıca
kendine Müslümanım diyen dönüp kendine bir baksın. Çoğunun eğri yolda olan
hırıstiyan ve yahudiden bir farkı yok. Tek farkları başka yollarla Yüce Allah'a
şirk koşmalarıdır ama sonuçları aynı olacak ve aynı yerde olacaklar, cehenemde.
*
2/166 Serbestleştiği zaman tabi olunmuş
kimseler tabi olmuş kimselerden; ve gördüler azabı; ve kesildi onlarla bağlar.
2/167 Ve dedi tabi olmuş kimseler: “Keşke ki (olsa)
bizlere bir dönüş; öyle ki serbestleşiriz onlardan; serbestleştikleri gibi
bizden”; işte budur; gösterir onlara Allah eylemlerini/yaptıklarını;
hasretler* (vardır) onlara; ve onlar ateşten çıkanlar değildir.
*Dünyaya dönüp tek tanrıcılardan olma arzusu, isteği,
hasreti.
Allah harici dinde hüküm koyanlar ve bunlara tabi olanlar
beraber toptan cehennemlik olduğunu anlarız. Bunlar şirk koşanlardır. Kur'an
harici dinde hüküm koyucu her şey şirktir. Mezhepler, hadisler, tarikatlar,
şeyhcikler, cami papazları v.s. İşte bu kimseler ve bu kimselerin yolundan
gidenlerin yerini Yüce Allah bizlere bildirir. Bunlar kendilerini Allah yolunda
zannederken onları aldatıcı Allah ile aldatmıştır ve farkına bile
varmazlar/varamazlar.
*
2/174 Doğrusu kimseler (ki) gizlerler Allah'ın
indirdiğini kitaptan*; ve satarlar onu az bir değere; işte bunlar; yer/tüketir
değillerdir karınlarında; ancak ateştir; ve konuşmaz onlara Allah kıyamet
günü148; ve arındırmaz onları; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.
*Kutsal kitap.
2/175 İşte bunlar; kimselerdir (ki) satın
aldılar dalaleti128 doğru yola kılavuzla*; ve azabı** (da)
mağfiretle319; öyle ki onları ateşe karşı sabrettiren nedir!
*Doğru yolu verip sapkın yol olan dalaleti satın aldılar.
**Mağfireti verip azabı satın aldılar.
Yüce Allah'ın indirdiği kitabı veya kitabın içindeki
herhangi en ufak bir bilgiyi bildiği halde gizleyenler veya bu bilgiyi bir
kazanç elde etmek amacı ile şu veya bu şekilde satanlar, dini ticarete dökenler
(cami hacı, hoca tayfası, şeyhcikler, diyanet gibi) karınlarına anca ateş doldurur
der Rabb'imiz. Burada kazandıklarına karşı ahiretteki karşılıkları cehennem
olacaktır net bir şekilde bizlere öğretir Yüce Rabb'imiz. Bunu bildiğiniz halde
(çünkü kitabı okumuş bu zalimler) kısacık dünya hayatında kazandığınızın
karşılığı olan ateşe karşı nasıl dayanacağınızı düşünüyor musunuz tarzında bir
uyarıda bulunarak akledilmesini ister.
*
2/178 Ey iman47 etmiş kimseler! Katletmelerde
yazıldı üzerinize kısas320 ; hür hüredir; köle köleyedir; kadın kadınadır;
öyle ki kim affedildi; kardeşinden ona bir şey (affetme); öyle ki bir tabi*
olmadır marufa291; ve bir ödemedir** ona güzellikle; işte bu bir
hafifletmedir Rabbinizden; ve rahmettir; öyle ki kim sınırı aşarsa bunun
sonrası onadır elim/acıklı bir azap.
*Katleden kimse ölüm kısasından affedilirse
bile toplumun marufla belirlediği cezaya çekmelidir.
**Katleden kimse tazminat ödemelidir. Bu ödeme güzel bir
anlaşmayla yapılmalıdır.
Buradaki ana ders alınacak konu sınırı aşan, hangi konuda olursa olsun Yüce
Allah'ın belirlediği sınırı aşan cehennemliktir. Şirk koşmadıktan sonra Yüce
Allah elbette affedebilir fakat affedeceğinin garantisi yoktur ve Yüce Allah'ın
azabından kimse emin olamaz.
Nasıl olsa Allah affeder deyip sınırı aşan şeyler asla
yapılmamalı, takva ile kendimizi korumalıyız. Bu ayette anlatılan mevzu; eğer
birisi birisini öldürürse, sende onu öldürebilirsin diye izin vermiştir Yüce
Allah. Yalnız öldürenin kendisini öldürmeye izin vardır. Anladığım kadarıyla
eskiden kölelik varken biri birini öldürdüğünde, öldüren değil de bir köle
veriliyormuş, onu öldürünce kıssas tamamlanmış sayıyorlarmış diye anlaşılıyor,
araştırmadım kendi görüşüm ama araştırıcam inşaallah.
Gördüğümüz kadarıyla bu adaleti sağlamak için ve
öldürmemeyi teşvik içindir. Eğer biri birini öldürürse, karşılığı kendisinin
öldürülmesi olacağından buna göre belki öldürmekten vazgeçer. Ayrıca ayet illa
öldürün demez, bağışlamayı teşvik eder. Bu konu hakkında da bir diyetlendirme
vermiştir Yüce Rabb'imiz konuya girmeyeceğim, bu
başlığın konusu değil.
*
2/214 Ya da hesap ettiniz ki girersiniz cennete; ve
(sandınız ki) asla gelir değildir sizlere kimselerin misali/örneği/benzeri;
geçtiler sizlerden önce; (oysa) dokundu onlara sıkıntı/ıstırap/biçarelik ve
darlık; ve sarsıldılar; ta ki der ki resûl418 ve onunla (resûlle) birlikte
iman47 etmiş kimseler: Ne zamandır Allah'ın yardımı”; değil mi (ki)
doğrusu Allah'ın yardımı yakındır?
Cennete girecekler sıkıntı ile test edildiğini ve bu
testten geçenlerin cennetler ile ödüllendirileceğinin mesajını veriyor Yüce
Allah. Bu sınavın samimi olan veya olmayan, kararlı olan veya olmayan, sabreden
veya nankörlük edenlerin kanıtla ayrılacağı bir sınav olacağı düşüncesindeyim.
Her bir kimsenin de bu veya benzeri samimiyet sınavına tabi tutulacağını ayetten anlarız.
*
2/257 Allah velisidir28 iman47 etmiş
kimselerin; çıkarır (Allah) onları karanlıklardan nura/aydınlığa doğru; ve
kâfirlik25 etmiş kimselerin kendi velileri28 tâgûttur375; çıkarırlar
onları nurdan/aydınlıktan karanlıklara doğru; işte bunlar; ashabıdır nar/ateş;
onlar orada (cehennemde) ölümsüzlerdir185.
Veli konu başlığına bakınız. İman eden kime yanlış yola da
sapsa velisi Allah ise, Allah onu düştüğü karanlıktan aydınlığa ulaştıracağını
söyler. Velisi tağut olan ise Yüce Allah'ın nurundan/ışığından nasip
alamayacağını, Allah'ın onu karanlıklarda bırakacağını öğretir Yüce Rabb'imiz.
Bunlarda ateş ehlidir/ashabıdır, ölümsüz olarak sürekli
azabı tadacak olanlar da bunlardır diye bizlere öğütler Yüce Rahman'ımız. Kafirlik
eden kimselerin de tağutlardan başka velisi olmadığını ve edinemeyeceklerini de
ayetten anlarız.
*
3/24 İşte
bu; onların "Asla temas etmez bizlere ateş adetli/sayılı
günler403 dışında" dediklerinden dolayıdır; ve aldattı onları
dinlerinde* iftira atar402 olmuş olmaları.
*İftira, zan, yalan, söylenti/hadis temelli uydurulmuş
din.
Bu ayet ahirete iman etmeyen, müşrik olan kafirleri
anlatır. Bir çok ayette Yüce Allah cennet ve cehennem için kalıcıdır demesine
rağmen, bir kısımları, bir süre azap görüp
cennete girecekleri yalanını söyler ve inanırlar.
Bu inancın getirdiği sonuçlar;
1- Artık
İslam dininde değil başka dinde olurlar.
- İnsan
neye inanırsa artık dini odur. İslam dininden çıkmış olur. Allah'ın astından
ilahlar edinmiş olur. Çünkü Yüce Allah'ın dediğini değil, o dini uyduranın
dediğini yapmış olur, dinde kutsal kitaplar harici kaynak edinmiş, hüküm
koydurmuş olur. Yüce Allah'ın bizim için seçtiği ve kabul edeceği tek din İslam’dır.
5/3 ………………..Bana huşu duyun. Bugün, sizin
için dininizi kemale erdirdim/ikmal ettim ve sizin üzerinize nimetimi
tamamladım. Sizin için din olarak İslam'ı seçtim/ beğendim………………
3/85 Kim İslam'dan başka bir din seçerse,
bilsin ki o din ondan asla kabul edilmeyecektir ve o ahirette hüsrana
uğrayacaktır.
2- Allah'ın bazı ayetlerine inanır, bazılarını
reddederler
- Yüce
Allah'ın süresiz kalacaksınız dediği cehennem için, yok hayır Allah öyle
söylese de (haşa) ateş bize sayılı gün isabet edecek inancında olarak, Yüce
Allah'ın bazı ayetlerine inanır (azap olduğuna), bazı ayetlerini inkar ederler
(azabın süreli olduğu inancına, oysa ki süresizdir). Yüce Allah’ın süresiz
dediği cehennem için, Müslümanız ya günahlarımı kadar yanıp cennete gideceğiz
inancındadırlar ki bu Kur’an’a tamamen aykırıdır.
7/40 Doğrusu kimseler (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; ve büyüklendiler663 ondan*; açılmaz onlara gök kapıları664 ve giremezler cennete ta ki geçer halat/deve665 boşluğundan sicimin/iğnenin665; ve işte böyledir; cezalandırırız mücrimleri674.
3- Ahirete inanmamış olurlar.
-
Ahiretin olduğu inancına sahip olan bu insanlar azaba da inanırlar, yani
dirilteceklerine. Oysa ki gittikleri, kendi elleri ile yaptıklarının karşılığı olacak
olan cehennemin süreli olup, bir süre yanıp, azaptan azad edileceklerine
inanmaları, ahirete inanmadıkları anlamına gelir. Çünkü ahirete inanmak Yüce
Allah'ın bizlere öğrettiği tüm her şeye olduğu gibi inanmak, Allah'ın öğrettiği
şekilde inanmaktır. Kur’an’da bize öğretilene eksik veya fazla inanmak yani
olmayana var yada olana yok demek ahirete inanmamaktır.
3/24 Bu dönekliklerinin nedeni, onların: "Ateş bize sayılı birkaç günün dışında dokunmayacak." şeklindeki inançlarıdır. Uydurup dinlerine yakıştırdıkları bu tür şeyler onları yanıltmaktadır.
*
3/131 Ve takvalı21 olun ateşe; ki hazırlandı
kâfirler için25.
Takvalı olmak sakınmak demektir. Neyden ve nasıl
sakınacağımızı öğrenmenin tek yolu da Kur'an'dır. Kur'an ile bilmediklerimizi
bize öğreten Yüce Rabb'imizdir. Kafir kelimesi de daha önceki çalışmalarımızda
inceledik, gizlemek örtmek demektir. Tabii ki Allah'a karşı takvalı olmamız
gerekiyor. Zaten Allah'a takvalı olduğumuzda tüm kötülüklerden,
iğrençlişmişlerden, çirkinliklerden v.s. korunmuş olucaz. Yalnız Yüce Allah
burada ateşe takvalı olun der. Yani ateşe karşı kendinizi koruyun, ateşten
sakının der. Bu ateşin yani azabın ne derece şiddetli olduğuna işaret ederek
bizleri kendimizi bu ateşten korumamız için yapmamız ve yapmamamız gereken
şeyler hakkında hassas davranmamıza işaret verir. Eğer Allah'ın öğütlerini
dinlemezsek, ayetleri yalanlarsak veya bazı ayetlerine inanıp bazılarını
reddedersek, şirk koşarsak, dinde Kur'an harici hüküm koyan şeylere tabii olursak bu ve bunun gibi şeyler
bizi kafir yapar. İşte bu ateş bu kafirler için hazırlandı, dikkat edin sizde
onlardan olmayın der.
Bu ayet ışığında herkes kendini check etmeli.
Neye inanıyoruz, hangi yoldayız, neye musalliniz ve özellikle şirk
koşuyormuyuz.
*
3/133 Ve seri/çabuk olun Rabbinizden4 bir
mağfirete319 doğru; ve bir cennete; genişliği460 onun (cennetin)
gökler162 ve yerdir; hazırlandı muttakiler17 için.
Rabb'imizin bağışlamasını istemek için acele edin yani aklınıza geldiğinde hemen bağışlanma dileyin şeklinde anlıyorum. Çünkü ne zaman ölücez bilemeyiz. Muttakiler için hazırlanan cennetin genişliği gökler kadarmış yani muazzam geniş.
*
3/136 İşte bunlar;
cezaları/karşılıkları63 onların bir mağfirettir319 Rablerinden4; ve
cennetlerdir (ki) akar altından onu (cennetin) nehirler;
ölümsüzlerdir185 orada (cennette); ve ne muhteşemdir ecri/ücreti
yapanların*.
*Sâlihâtı yapanlar.
Ceza Arapçada karşılık manasındadır. Salihatı yapan,
Allah'ı birleyen, yolundan çıkmayanların karşılıklarının bağışlanma olduğunu ve
bu bağışlanma sonucu ölümsüzler olarak cennete koyulacaklarını söyler
Rabb'imiz. Ve bu karşılığında ne muhteşem bir karşılık olacağını işaret eder.
Karşılık verenlerin en hayırlısı Yüce Allah değil midir?
*
3/162 Öyle ki Allah'ın rızasına tabi olmuş kimse,
kimse gibi midir (ki) geri döndü Allah'tan bir hoşnutsuzlukla/öfkeyle; ve
sığınağı onun cehennemdir; ne perişan bir
varış yeridir.
3/163 Onlar* derece derecedir Allah’ın
indinde/katında; ve Allah görendir onların yaptıklarını.
*İnsanlar.
Yüce Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanabilmek bizleri
cennete sokacaktır. Tam tersi Yüce Allah'ın hoşnutluğunu ve rızasını
kazanamamak da bizleri cehenneme sokacaktır. Bu ayeti yanlış anlamayalım. Yüce
Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanabilmenin tek yolu onun öğretilerini
uygulamaktan geçer. Buda yalnız
ve sadece bir tek Kur'an'ı okuyup, anlayıp, çalışıp, öğrenmek ile olacaktır.
Bunun tam tersi olarak da ayetleri hiçe sayarsak Yüce Allah bizden ne razı nede
hoşnut olacaktır. Bir detay daha belirtelim; biz Yüce Allah'tan razı mıyız bunu
da düşünelim lütfen. Değilsek şahsi kanaatim sorun bizdedir.
89/28
Rızasını kazanarak, razı olarak Rabb'ine dön.
İnsanlar Allah katında derece derece olduğu gibi alacağımız
karşılıklarda gittiğimiz yer de derece derecedir. Yani cennet ve cehennemde
derece derecedir. Dolayısıla göreceğimiz azap veya alacağımız ödüllerde buna
bağlı olarak derece derecedir.
*
3/176 Ve hüzünlendirmesin seni kimseler (ki) acele
ederler küfürde422; doğrusu onlar asla zarar vermezler Allah'a bir şey;
yapmamak ister Allah onlara ahirette bir pay; ve onlaradır büyük bir azap.
Büyük azabın nerede olduğunu bu ayette Yüce Allah bizlere
net bir şekilde söylemese de Kur'an'ın bütünlüğünden ve Yüce Allah'ın bize
öğrettiklerinden verdiği işaretlerden ve başka ayetlerde söylediklerinden en
büyük azabın ahirette olacağını biliyoruz. Ayette bahsedilen tamda cehennem
azabıdır aslında.
*
3/185 Her bir nefis201 tadıcıdır ölümü; ve
ancak ki tamamlanır ecirleriniz/karşılıklarınız kıyamet günü148; öyle ki kim
itilip uzaklaştırıldı ateşten; ve
sokuldu cennete; öyle ki muhakkak başardı (o); ve değildir dünya hayatı
aldatan/illüzyon* (bir) meta54 dışında.
*Holografik evren prensibi kapsamında evrenimiz aslında Levh-i Mahfuz'dan gelen
bilginin ışık hızında 3D bir yazıcı gibi canlanmasıyla gerçek hale gelir.
Aslında
Her nefsin ölümü tadacağını anlatan Yüce Allah'ımız aynı
zamanda ölüp, hesap görülme sonrası bir cennete veya cehenneme gönderilme
olduğunu da aynı ayette bizlere öğretir. Yani hesap görülmeden ceza da olmaz azap da. Kabir azabını savunanlar bu
ayete de bakabilirler. Ayrıca kabir azabı adlı çalışmamızda, Kabir azabı diye
uydurdukları bir şeyin olmadığına dair kanıtlarımızı da sunduk bakabilirsiniz.
*
3/188 Sanma kimseleri (ki)
ferahlarlar* verildikleriyle/kavuşturulduklarıyla; ve (onlar) severler** ki
övülsünler asla faaliyet içinde olmadıklarıyla; öyle ki sanma onları zaferle
çıkanlar azaptan; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.
*Kendilerine verilen şeylerle asla bir ferahlığa, huzura,
başarıya ulaşamazlar.
**İsterler/arzularlar.
Bir önceki ayetle birlikte alındığında anlaşılır diye
düşünüyorum bu ayetin. Anladığım kadarıyla verilen şeyler kitap ve kitabın
ayetleridir. Bir kavme bir kitap yani Yüce Allah'ın kelamları verilmiş. Ama bu
verilenle huzura kavuşmamışlar, çünkü ona uymamışlar, işine geldiği gibi kendi
elleriyle değiştirmişler. Asla yapmadıkları şey de işte bu kitaba Yüce Allah'ın
vahyine uymamak olmuş. Bu vahye uymayanlarında sonu azap olacakmış.
Şöyle de düşünebiliriz bu verilenler Yüce Allah'ın verdiği
nimetlerde olabilir. Hatta hem nimetler hem de kitap şeklinde de anlaşılabilir.
Verilen kitaba uymadıklarından verilen nimetlerinde bir yararı olmamış. Aslında
aynı kapıya çıkıyor her ne verildiyse fark etmez, Allah'ın vahyine
uymamalarıdır azabı hak etmelerinin nedeni.
3/183,184,185,186,187,188, ve 189 ayetlerini beraber
okursanız bu konu hakkında fikriniz oluşacaktır kanaatindeyim.
*
3/195 Ve cevap verdi onlara Rableri4 ki ben
zayi etmem sizlerden erkek ya da dişi yapanın yaptığını; bir kısmınız bir
kısımdandır; öyle ki kimseler (ki) hicret ettiler; ve çıkarıldılar
diyarlarından; ve eziyet edildiler benim yolumda336; ve katlettiler35; ve
katledildiler35; mutlak kâfirlik25 ederim onlardan kötülüklerine; ve
mutlak sokarım onları cennetlere (ki) akar altından nehirler; bir
sevaptır464 Allah’ın indinden/katından; ve Allah’ın kendi katındadır güzel
sevaplar464.
Cennetin Allah katından çok büyük bir ödül olduğunu öğreten
Yüce Rabb'imiz aynı zamanda cennete sokacakları kimselerin bazılarını da
bizlere öğretir. Aynı zamanda kimsenin yaptığını zayi etmeyeceğini bizlere
bildirirken, yaptığımız şeyleri Allah rızasını gözeterek yalnız Allah için
yaparsak Allah katında daha değerli olduğunu da ayetten anlamamızı sağlar.
Yalnız Kur’an’dan biliyoruz ki şirk koşanların ise Yüce
Allah tüm yaptıklarını boşa çıkarıp cehenneme atacaktır.
*
4/56 Doğrusu
kimseleri (ki) kâfirlik ettiler ayetlerimize400; yakında yakacağız onları bir
ateş (-le); her piştiğinde ciltleri/derileri509 onların; onun
(cildin/derinin) başkası (olan) ciltler (-le)/deriler (-le); tatmaları için
azabı; doğrusu Allah oldu Azîz37; Hakîm9.
*Gramere göre değişen insanlardır. Demek ki her cilt
değişimi birbirinin aynısı olmamaktadır. Yeni gelen cilt/deri o insanı
farklılaştırmaktadır.
Yüce Allah burada cehennem azabından bir örnek bir gerçek
sahne öğretir bizlere. Yüce Rabb'imiz yandıkça değişen derileri işaret eder.
Deride bulunan sinir uçları acıyı beyne iletir. Bu sinirler yandığında artık
acı duygusu kalmaz. Bu nedenle deriler yandıkça tekrar oluşturularak azabın
devamlı olması sağlanır.
Bu örnek bile tüyleri diken diken etmeye yetecektir. Şu an
bunları yazarken hissettiğimde aynen budur. Aklederek düşündüğümüzde; tarif
edilmez bir ve süresiz bir azap olduğunu anlarız. Yüce Allah'ın azabından kimse
emin olamaz. Takvalı olacaklar yalnız Allah'a takvalı olsunlar. Tevekkül
edecekler yalnız Allah'a tevekkül etsinler. Yüce Allah dünyada da ahirette de
tek velimiz, tek yardımcımızdır. Nokta. Yüce Allah'tan başka yönelinenler de
yönelenlerde acizdir. Hiçbir şeye güçleri yetmez. Ancak bizi azaba götürürler.
Ne isteyecekseniz yalnızca her şeyi bilenden, her şeye gücü yetenden isteyin.
Nokta.
*
4/57 Ve
kimseleri (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; sokacağız onları
cennetlere; akar altından onun nehirler; ölümsüzler185 orada ebediyen; onlaradır
orada temizlenmiş eşler184; ve sokarız onları korunaklı* bir korunağa.
*Gölgeli olarak çevrilen bu kelimenin anlamı daha geniştir.
Korunaklı, siperli anlamındadır.
İman edenler ve salihatı yapanların cennete gireceğini
anlarız. Bu iki kavramı da inceliycez inşaallah. İman etmek ben Allah'a inandım
ile salihatı yapmak da sadece kalbi temiz olmakla sınırlı değildir. Cennetin
altlarından ırmaklar/nehirler aktığını bu ayette de görüyoruz. İlerleyen
ayetlerde bu nehirlerinden bazılarını hakkında bizleri bilgilendirir Yüce Rahman'ımız.
İman ve salihat önemlidir, ayrı inceliycez ama bu ayet özelinde önemli birkaç
konu üzerinde duralım.
Cennette ölümsüz olucaz ve sürekli kalıcaz (cehennemde de).
Sapkın düşüncelerin aksine günahlarımız kadar yanıp cennete gitmeyeceğiz. Bu
şekilde inanan Yüce Allah’a şirk koşmuş olur, ahirete inanmamış olur. Nereye
gidersek orada ölümsüz olarak kalıcıyız. Cennete giden zaten çıkmak
istemeyecek, cehenneme gidenin ise çıkmasına izin verilmeyecek, cehennem ehli
ölüp yok olmak isteyecek fakat buna da izin verilmeyecek, aynı özür
dilemelerine izin verilmeyeceği gibi.
Temizlenmiş eşler konusu da, dünyadaki eşimizi temizleyip
onu veririz demek değildir ::)) Çünkü eşlerden ikisinin de cennete gideceğinin
garantisi yoktur. Buradaki eş sohbet arkadaşı gibi zamanımızı güzel bir şekilde
geçireceğimiz bir arkadaştır. Temizlenme konusu da, benim Kur'an'dan anladığım
kadarıyla tüm kötü düşünce, davranış, içsel düşünceler gibi tüm kötülüklerden,günaha
sokacak tüm düşünce ve davranıştan uzak olarak yaratılan bir eş ve sadece
verileni gözü gören birisi olmasıdır.
Gideceğimiz yerin korunaklı olması demek de gene benim
düşünceme göre, cennette ne sıcak rahatsız edecek ne üşüyeceksiniz der ayetinde
Yüce Allah. Ayrıca içtiğiniz şeylerle de bu dünyada ki gibi sarhoş olmadığımız
anlıyorum. Ayrıca da bize verilen temiz eşler gibi bizlerinde kötülüklerden
arındırıldığımızı anlıyorum. Ayrıca da aç kalmak, rızık aramak gibi derdimizde
olmayacağından korunaklı olmasını bu ve bunun gibi detaylara bağlıyorum. Tabii
farklı düşünceler, görüşler olabilir. Kur'an bütünlüğünde, Allah'ın hudutları
içinde, ayetle delillenip kanıtlanırsa her türlü düşünceye, görüşe açığım. En doğrusunu Yüce Allah bilir.
Her bilenin üzerinde bir bilen vardır, sözü dinler en
güzeline uyarız. En güzel söz Kur'andır.
*
4/93 Ve
kim katleder35 bir mümini27 kasıtlı/amaçlı (olarak); öyle ki
cezası/karşılığı onun cehennemdir; ölümsüzdür orada; ve gazap etti Allah ona; ve lanetledi280 onu; ve
hazırladı ona büyük bir azap.
Kasıtlı olarak mümin öldürenin cezası da cehennem olduğunu
görüyoruz.
*
4/97 Doğrusu
kimseler (ki) vefat ettirdi onları melekler522; (ki o kimseler)
zalimlerdir257 kendi nefislerine201; dediler (melekler): "İçinde
olduğunuz nedir ki"; dediler (kimseler): "Olduk zaafa
düşürülenler yeryüzünde"; dediler (melekler) : "Asla olamaz mıydı Allah'ın
arzı/yeri bir genişlik (olarak); öyle ki hicret ederdiniz orada (yerde)";
öyle ki işte bunlar; sığınağı onların cehennemdir; ve ne kötü varış yeridir.
Ölüm melekleri can alırken zalimlere soru sorduğu bildirir
Rabb'imiz bizlere. Bu kimseler kendi benliklerine zulmetmiş zalim kimseler
olduğunu anlarız. Bunun nedeni de dünya nimetlerine dalıp oyalanmaları ve dünya
hevasında olan diğer insanlardan etkilenmeleri olmuştur. Kendilerinin başkaları
tarafından etki altına alındıkları için bu durumda oldukları bahanesini sunan
bu kimselere meleklerde Allah'ın arzı yani dünya geniş değil miydi neden
bulunduğunuz ortamdan başka yere gitmediniz diye sorarlar. Demek ki içinde
bulunduğumuz ülkede kendi dinimizi yaşayacağız, eğer baskı ve zulüm görüyorsak,
dinden çıkarılmak isteniyorsak da başka bir yere, dinimizi istediğimiz gibi yaşayabileceğimiz
bir yere gideceğiz. Hakikaten buna da gücümüz yoksa Yüce Allah'ın affetmesini
umabiliriz.
Şu anda ki durumda bu değil mi? Sözde Müslüman olan bu ülke
aslında İslam ile alakası olmayan bir din yaşamıyor mu? Bizler yalnız Kur'an deyip
çizgimizi bozmayacağız ve her fırsatta Yüce Allah'ın dinine çağıracağız. Allah
taraftarı, Allah'a çağıran, Allah’ın yardımcısı olan herkes birer elçidir
arkadaşlar.
*
4/98 Dışındadır
zaaflı* bırakılanlar erkeklerden; ve kadınlardan; ve çocuklardan; (ki)
itaat edemezler bir hale/duruma/değişime; ve doğru bir yola kılavuzlanamazlar.
*Güçsüz, zayıf.
4/99 Öyle
ki işte bunlardır; Allah belki mağfiret319 eder onlardan; ve oldu Allah
Afuv19; Gafûr20.
Yukarıdaki ayetteki gerçekten göç etmeye, hicret etmeye,
yerini, yurdunu değiştiremeyen, güç yetiremeyen için Yüce Allah
bağışlayabileceğini bildirir bizlere.
*
4/122 Ve kimseleri (ki) iman47 ettiler ve
yaptılar sâlihât18; sokacağız onları cennetlere; akar altından onun
(cennetin) nehirler; ölümsüzlerdir185 orada ebediyen; hak/gerçek
vaadidir Allah'ın; ve kim daha sâdıktır182 Allah’tan bir söz/kelam
(bakımında).
İman eden ve salihatı yapanların cennete gireceğini tekrar
bildiren ayettir. Ayrıca Yüce Allah'ın sözünden daha doğru söz olamayacağını
öğretir bize Yüce Rabb'imiz. Bu ayet hadisçilere gelsin. Hadisçiler bu ve daha
yüzlerce ayete daha toslayacaklar.
Allah'ın sözüne karşılık
uyduruk hadisler. Akletmezmisiniz?
*
4/145 Doğrusu münâfıklar26 daha sefil aşağı
seviyededir ateşten; ve asla bulamazsın onlara bir yardımcı.
İkiyüzlü, yalancı nankörlerin yeri sefil olacakları ateşin
alt tabakasıymış. Yani çok daha fazla ıstırap, azap çekecekler. Asla
yardımcıları da olmayacak.
*
4/168 Kuşkusuz Allah Kafir olanları ve zulmedenleri
bağışlayacak değildir. Onları bir yola iletecek de değildir;
4/169 Ancak Cehennem yolundan başka. Orada,
kesintisiz ve ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, Allah için çok kolaydır.
Kafirler yani gerçeği örtenler, zulmedenlerin (kendine veya
başkasına) bağışlanmayacaklarını ve Yüce Allah'ın kendisinden başka ve hiçbir
şey tarafından doğru yola iletilmeyeceğini, iletilmelerine de izin
vermeyeceğini anlarız. Onların tek iletileceği yol cehennem olacaktır. Dünyada
kafirliklerine izin veren Yüce Allah bu şekilde yaşamalarına ve bu şekilde
ölmelerine kanaat getirmesinden dolayı bu kimselere kurtuluş yoktur. İNANANLARI ALLAH KORUSUN.
Görüldüğü gibi girdikleri cehennemden de çıkamayacaklar. Gerçeği
örten herkes kafirdir. Ve bu kafirlerin yolundan giden herkes de. Bunlar dinde
hüküm koyduklarından dolayı bunların peşinden gidenlerde Kur’an harici bu hüküm
koyuculara uydukları için Yüce Allah'a şirk koşmuşlardır. Kendine Müslüman
diyen her insan lütfen kendini check etsin. Bildiklerinizin kaynağı ne, hangisi
İslam'da var, Hangisi Yüce Allah'ın kelamı, hangisi uydurmasyon. Şeytan/İblis
insanı Allah ile aldatır. Allah rızası için bir şey yapıyorum sanırken şirk
koşabilirsiniz. Neye musallin, neye tabi olduğunuza lütfen dikkat edin. Din
diye yaptığınız herhangi bir şey Yüce Allah'ın kelamı değilse o zaman o
yaptığınız her ne ise, onu yap diyene tabi olur, onu ilah edinmiş olursunuz.
Örnek verelim; abdest kelimesi
Kur'an'da geçmez. Temizlenmek diye geçer ama abdest diye alalım. Abdest alırken
Yüce Allah'ın dediği şekilde mi yapıyorsun yoksa birilerinin kendi yanlarından
uydurduğu dine göre mi ? Eğer Allah'ın dediği gibi alıyorsan sorun yok fakat
farklı yapıyorsan işte onu uyduranı ilah edinmişindir. Şirk koşmuşundur,
kafirlik etmişindir, şeytanın velisi olmuşundur haberin bile yoktur. Kontrol
edermisin ? Yüce Allah ne demiş sen ne yapıyorsun ?
Bir örnek daha verelim; 3
aylar diye uydurulan aylarda Allah rızası için şu gün bu gün oruç var diye
tuttuğun orucun İslam'da yeri var mı? Allah mı emretti yoksa birilerimi uydur
du? Diyeceksin ki Kur'an'da yoksa da
ben Allah rızası için tutuyorum. Hayır seni aldatıcı Allah ile aldatmış.
Birisi/birileri 3 aylar var şu gün bugün oruç tutulacak demiş, sende o kişiye
tabii olmuşsun, onun dediğini yapıyorsun, onu Allah'ın astından ilah
edinmişsin, dinin artık İslam değil. Çünkü bu şeytanın velisi dinde hüküm
koymuş, kendinden din uydurmuş, ibadet uydurmuş. Sende buna göre bu dine bu
kişiye tabi olarak onun dediği yapıyorsun Yüce
Allah'ın dediğini değil. Nasıl Allah'ın rızasını kazanmayı düşünebilirsin, şirk
koşuyorsun.
Şöyle olabilirdi. Her hangi bir hüküm koyucu olmadan,
İslam'da olmayan şeyleri elinin tersiyle iterek, canın istediği bir zaman,
istediğin kadar Yalnız Allah rızası için oruç tutsaydın sıkıntı olmazdı. Çünkü
yalnız Allah rızasını gözettin, Allah kelamı haricinde dinde hüküm koyucuları
elinin tersiyle ittin, bu tutacağın orucun Yüce Allah'ın emri veya önerisi
olmadığını bilerek Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyerek yalnız Allah'a
yönelme duygusu ile bunu yaptın. Allah kabul etsin.
*
5/10 Küfreden
ve ayetlerimizi yalanlayan kimselere gelince, işte onlar Cehennemlik
kimselerdir.
Küfretmek inkar etmek, gerçeği örtmek, gizlemek
manasındadır. Yüce Allah'ın ayetlerini inkar eden,gizleyen, örten ve
yalanlayanlar direk cehennemliktir. Çünkü şirk koşmuşlardır. Müşrik
olmuşlardır.
*
5/36 Yeryüzünde
olanların tamamı ve bir o kadarı daha, Kafirlerin olsa ve Kıyamet Günü'nün
azabından kurtulmak için bunları karşılık olarak verseler, bu onlardan asla
kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.
5/37 Ateşten
çıkmak isterler. Onlar, o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için kalıcı bir
azap vardır.
Hakkında cehennem sözü hak olanların asla kurtuluşu
olmayacağını, onlar için çok acıklı ve kalıcı bir azap olduğunu bizlere söyler,öğretir
Yüce Allah.
*
5/83 Resul'e
indirileni duydukları zaman, gerçeği anlamalarından dolayı onların gözlerinin
yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Ey Rabb'imiz! İman ettik,
öyleyse bizi şahitlerle beraber yaz."
5/84 "Ve
bize ne oluyor ki, Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim: Rabb'imizin
bizi iyi kimseler topluluğuna dahil etmesi umut ve beklentisi içinde
iken."
5/85 Böyle
söylemelerinden dolayı Allah da karşılık olarak içinden ırmaklar akan
Cennetlerle ödüllendirdi. Onlar, orada sürekli kalacaklardır. İşte muhsinlere
verilen karşılık budur.
Kur'an'a inanıp gerçeği anlayanlar, Yüce Allah'a ve
kelamlarına iman etmiş kimselerden bahseden ayetler, bu kimseleri muhsin olarak
tanımlamış ve bu kimselerin cennet ile ödüllendirileceğini bizlere
bildirmiştir. Ayrıca muhsin olan kişilerin özelliklerinden de bahseder Yüce
Allah. Bu muhsin kimseler Yüce Allah'ın ayetlerine inanan, diz çöküp boyun
eğen, iman eden ve Rabb'lerinin kendilerini iyi kimseler topluluğuna dahil
etmesi umut ve beklentisi içinde olan kimselermiş. Bu muhsin kimselerin
karşılıkları da cennetmiş. Umarım Rabb'im bizlere muhsin olmamızı nasip eder.
Bizi iyi kimseler topluluğuna dahil eder. Sonunda cenneti ile ödüllendirir.
*
5/119 Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara
fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı
Cennetler vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan
razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.
Allah'ın rızasını kazanmak önemlidir fakat Yüce Allah'tan
razı olmanın da önemli olduğunu bildirir ayet.
*
6/70 Dinlerini
oyun ve eğlence edinen, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Hiç kimsenin
kazandığı şeyle bir felaket yaşamaması için Kur'an ile uyar. O kimse için Allah'tan
başka ne bir veli ne de bir şefaatçi vardır. O, bütün varlığını fidye olarak
verse de ondan kabul edilmez. Onlar, kazandıklarından dolayı mahvolan
kimselerdir. Onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.
Bazı kimseler dinlerini oyun eğlence ediniyorlarmış. Bu
dinden para kazanma olabilir, gösteriş yapmak olabilir, ibadet ediyormuş gibi
görünmek olabilir, Allah harici dinde hüküm koyucular kabul etmek v.s olabilir.
Dünya hayatının aldatması da biriktirme yarışı, çoğaltma
yarışı, ahireti umursamayıp sadece dünya için çalışma, ahireti yok sayma,
dünyada Allah'ın hudutları içinde olmadan yaşama, hevalarına uyma, şan, şöhret
peşine düşme v.s. gibi dünyevi metalardır. Bu kimselerden uzak durmamız
gerektiğini anlarız. Ayrıca kazandığımız şeylerin bizi azaba götürmemesinin tek
yolunun da Şerefli Kur'an'ımıza göre yaşamak olduğunu net bir şekilde öğretir
Yüce Allah'ımız bize.
Allah'tan başka veli ve yardımcı edinmemiz öğüdünü gene bu
ayette veren Yüce Rabb'imiz, tek yardımcı ve tek şefaat edebilecek olanın
kendisi olduğunu açıkça belirtir, öğretir bizlere. Eğer Rabb'imizin öğretileri
dışına çıkarsak da asla bizi affetmeyeceğini (çünkü şirk koşmuş oluyoruz), bu sebeple
kazandıklarımızın bizi mahvedeceğini bunun bedelinin de azap olacağını bizlere
öğütler.
*
6/128 Ve o gün haşreder/bir araya getirir onları
(Allah) topluca; “Ey cin210 klanı/kabilesi! Muhakkak çoğaldınız sayıca
insandan”; ve dedi* evliyası212 onların insandan; “Rabbimiz!
Yararlandık bir kısmımız bir kısımdan; ve ulaştık ecelimize ki tayin
ettin/erteledin bize”; dedi (Allah): “Ateştir meskenleriniz; ölümsüzler orada
(cehennemde)”; dışındadır Allah'ın dilediği; doğrusu Rabbin Hakîm’dir9;
Alîm’dir8.
*Diğer insanlara ve cinlere evliya/veliler olmuş olan
insanlar konuşmaktadır.
Diğer insanları ve cinleri evliya edinenlerden Yüce
Allah'ın dilemesi dışındakilerin ile cehennemde olacaklarını bize öğreten Yüce
Rabb'imiz bu kimselerin birbirlerinden yararlandıklarını da bizlere öğretir.
Ayrıca bir toplanma olacağını da, hesap görme olacağını da bizlere bir kere
daha öğretir.
*
8/16 Kim
böyle bir günde, savaşmak için bir cepheye çekilmek amacıyla veya başka bir
birliğe katılmanın dışında, düşmana arkasını dönerse, Allah'ın gazabına uğramış
olur. Onun varacağı yer Cehennem'dir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.
Allah yolunda savaşırken kaçanlarında cehennemlik
olduklarını görürüz. Bu ayetteki savaş
bildiğimiz harpdir. İki tarafın birlikleri birbirleri ile savaş halinde
olmaları durumudur.
*
8/36 Gerçeği
yalanlayan nankörler, Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar ve
harcayacaklar da. Sonra, bu kendilerine pişmanlık olacak ve sonra mağlup
olacaklar. Kafirler Cehennem'de toplanacaklardır.
8/37 Ki
Allah, pis olanı temiz olandan ayırsın, pis olanları birbirinin üzerine koyup,
hepsini bir araya getirsin, sonra hepsini Cehennem'e doldursun. İşte onlar
hüsrana uğrayanlardır.
Savaş esnasında (veya herhangi bir durumda) Allah'ın
yolundan alıkoymak için emek, para, mal, mülk harcayanlar da cehennemlikmiş. Ve
bunları Yüce Allah habis olarak tanımlar. Habisin kelime anlamı kötü/iğrenç/tiksindirici/yozlaşmış/şeytani/aldatıcı,
hileli/kurnaz/sinsi/açıkgöz, kötü huylu/zararlı, kirli/pis/murdar,
ahlaksız/onaylanmayan/nefret edilen/yasadışı/nahoş/suçlu/itaatsiz, en kötü veya
en şeytani, kötülük. Şeklinde geçmektedir.
*
9/35 O
Gün, Cehennem ateşinde kızdırılıp; onlarla alınları, yanları ve sırtları
dağlanacak, "İşte bunlardır, kendiniz için biriktirdiğiniz şeyler, tadın,
biriktirdiğiniz şeylerin azabını." denecek.
Dinden para kazanan din tüccarları, beyin yamyamları yani
kendilerine din adamı diyen (yalnız Kur'an diyenler hariç, zaten onlar
kendilerine din adamı demez ve dinden para kazanmaz) o zamanın haham ve
rahipleri, günümüzün cami hocaları, diyanet gibi uyduruk dinde olup, bu uyduruk
dini servis edenler, bu dine, kendilerine çağıranlar, bu işlerden kazanç elde
edenlerin, elde ettikleri kazancın ahirette nasıl karşılarına çıkacağını
anlatır Yüce Rabb'imiz.
5/82 İman Eden kimselere düşmanlık yönünden
insanların en çetininin Yahudiler ve Müşrikler olduğunu görürsün. Ve yine İman
Eden kimseler için sevgice daha yakın olanların da biz Nesara'yiz diyenler
olduğunu göreceksin. Bunun nedeni, kuşkusuz bunların içinde gerçekten büyüklük
taslamayan keşişler ve rahipler olmasıdır.
5/82 de bu kendilerine din adamı diyenlerin içinde iyi
örnekler olduğunu söyler Rabb'imiz, ama bunlar din adamı oldukları/kendilerine
böyle dedikleri için değil insan olarak büyüklük taslamayarak sadece Allah
yolunda olmak istemelerindendir.
57/27
Sonra onların izleri üzerinde art arda Resullerimizi gönderdik. Ve Meryem Oğlu
İsa'yı gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyan kimselerin kalplerine şefkat
ve merhamet koyduk. Allah'ın rızasını kazanmak için uydurdukları ve fakat
gereği gibi de uymadıkları ruhbanlık Bizim buyruğumuzdan kaynaklanmış değildir.
Onlardan iman edenlere ödüllerini verdik. Ne var ki onların çoğu doğru yoldan
çıkmış kimselerdi.
57/27 de de Yüce Allah, birileri din adamı olsun diye ben
buyurmadım diyerek bizlere, din adamı diye bir şeyin kendi katından olmadığını
bizlere öğretir.
*
9/72 Allah,
mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, içinden ırmaklar akan, içinde sürekli
kalacakları Cennetler ve Adn Cennetlerinde temiz yerleşim yerleri söz verdi.
Allah'ın razı olması ise daha büyüktür. İşte büyük başarı budur.
9/73 Ey
Nebi! Kafirlerle ve münafıklarla cihat et. Onlara karşı kararlılıkla mücadele
et. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O, ne kötü varış yeridir.
Yüce Allah'ın rızasını kazanmanın önemini Yüce Allah
bizlere öğretir. Ve yine nebi üzerinden öğretir ki kafirlerle ve münafıklarla
her daim cihat etmeliyiz. Varacakları yerin cehennem olduğunu bilsek de. Belki
dönerler ve Yüce Allah'a bu konuda mücadele ettiğimizi bildiririz diye. Yalnız
yanlış anlaşılmasın, bizim cihadımız Kur'an ile Yüce Allah'ın ayetleri ile
olacaktır. Her yerde her zaman yılmadan, korkmadan, çekinmeden Yüce Allah'ın kelamlarını
insanlara deklere edicez/etmeliyiz. Bir kişi bile Yalnız Tek Allah dese, Yalnız
Kur'an dese Yüce Allah'ın bizlere vereceği ecri asla hayal dahi edemeyiz. İnsanları
kırmadan, rencide etmeden, güzel söz söyleyerek, onlarla ve dinleriyle alay
etmeden, büyüklenmeden ve kibirlenmeden yalnızca Yüce Allah'ın kelamlarını ileticez.
Hak yolunu deklere edicez. Bundan asla gocunmuycaz, asla geri adım atmayacağız.
Eğer Allah taraftarı, Allah'a çağıran biri olmak istiyorsak, Allah yardımcısı
olmak, salihatı yapmak istiyorsak hem insanlara Allah'ın ayetlerini deklere
edicez hem de yeri geldiğinde bilinen yanlışların yerine Yüce Allah'ın
öğretilerini insanlara aktarıcaz. Anlamayana/anlamak istemeyene/ayetleri
yalanlayana da fazla üstelemeye gerek yok, çünkü Yüce Allah onların gözlerini
kör, kulaklarını sağır ve kalplerini akletmez kılmıştır. Cehennemlik olanları
Allah'ın izni olmadan doğru yola iletebilecek asla değiliz. Yalnız Yüce
Allah'ın dilediklerini, hak edeni doğru yola iletebiliriz. Konuşmadan da dış
görünüşünden yada konuşmasından da karar vermeyelim bu anlar yada anlamaz diye.
Deneyelim. Allah bilir biz bilemeyiz.
9/73 den de anlaşılacağı gibi Kur’an’da cihat etmek,
savaşmak, öldürmek, eziyet etmek, zulmetmek gibi manalara asla gelmez. Kur’an
ile, Allah öğretileri ile mücadele etmektir. Onlara doğruları söylemektir.
Uyarmak, müjdelemek, öğüt vermektir.
*
9/95 Onlara
döndüğünüz zaman, kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a yemin edecekler.
Onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar murdardır/ricsdir. Yaptıklarının karşılığı
olarak varacakları yer Cehennem'dir.
Cehennemlikleri Yüce Allah rics olarak bizlere öğretmiştir.
Yani kirli, pis, temiz olamayan gibi manalara gelen rics başka ayetlerde de
geçer.
*
9/113 Nebi ve mü'minlere; Cehennemlik oldukları
açıkça belli olduktan sonra, yakınları da olsa, müşriklere bağışlanma
dilemeleri yaraşmaz.
NEBİNİN ŞEFAATİ İLE CEHENNEMDEN KURTULACAKLARINI SANAN HADİSÇİ MÜŞRİKLER İÇİN TOKAT GİBİ
Bu da müthiş bir ayettir. Bizler anlarız ki cehennemlik
olan kişileri anlayabilme özelliğimiz vardır. Herkesi anlayamasak da
anlayacaklarımız olacakır. Bu demek değildir onları yargılayalım. Yüce Allah bu
cehennemliklere bağışlama dilemeyin der inanlara. Zaten söz üzerlerine hak olmuştur.
Nebi Muhammet bile bağışlama dilese Yüce Allah bağışlamayacak 9/80 (sözde
şefaat var diyenler duysun).
Bize de bu kimseler için bağışlanma dilemememiz gerektiğini bunun bize yakışmayacağını
söyler, öğretir Rabb'imiz. Peki ne yapmalıyız/yapmama lımıyız? İlla bir şey
yapmak istersek Yüce Allah'tan onlar için merhamet dileyebiliriz.
Bir insanın cehennemlik olduğunu nerden bilcez biz diye
düşünebilirsiniz. Aslında çok basit. Asla bağışlanmayacak, yaptıkları boşa
gidecek ve yeri kesin cehennemlik olanlar müşriklerdir. Bunlarda Yüce Allah'a
ortak koşanlardır. İslam dininde olmayanlardır. Birisi Allah kelamını
yalanlıyorsa, bir kısmına inanıp bir kısmını redediyorsa, helal, haram
uyduruyorsa, Kur'an yerine uyduruk hadisler veya şuna buna tabi oluyorsa bu
kişi net müşriktir. Yeri de cehennemdir.
9/80 Onlar için ister bağışlanma dile,
ister dileme. Onlar için yetmiş defa bağışlanma dilesen de yine Allah onları
bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Resulü'nü inkar etmelerindendir.
Allah, fasık olan halkı doğru yola iletmez.
9/84 Onlardan ölen hiçbir
kimseye, asla salat etme ve kabirlerinin başında da durma. Çünkü onlar, Allah
ve Resul'ünü küfrettiler. Ve onlar fasık olarak öldüler.
17/24 Ve
merhametle, alçakgönüllüce onlara kol kanat ger. Ve de ki: "Rabb'im,
onların beni büyütürken gösterdikleri merhamet gibi, onlara merhamet et."
* Yakınımızda olsa yeri cehennem olduğu belli olunca Yüce
Allah'tan onlar için bağışlanma dilemeyeceğiz. İbrahim’de bağışlanma dilemişti
babası için ve Allah bir tek o davranış harici İbrahim'i örnek göstermişti
Şerefli Kur'an'ımızda. Yukardaki ayette de ana, baba için merhamet dileyin diye
bizlere öğretir Yüce Rabb'imiz. Cehennemlikler zaten bağışlanmayacağından ve
bize de yakışmayacağından illa bir şey yapmak istiyorsak bu bağışlanmalarını
dilemek değil Yüce Allah’tan onlara merhamet etmesini dilemek doğru olacaktır
diye öğretir bizi yaratan, bilmediklerimizi bize öğreten alemlerin yaratıcısı
ve Rabb’i.
*
10/26 İyi ve güzel davrananlar için daha güzeli ve
fazlası var. Onların, yüzleri ne kararır ne de hor görülmekten kızarır. Onlar,
Cennet halkıdır. Orada sürekli kalıcıdırlar.
10/27 Kötülük yapanların cezaları, yaptıkları
kötülük kadardır. Onları her yönden zillet kaplayacaktır. Onları Allah'ın
cezasından kurtaracak hiç kimse yoktur Yüzleri geceden daha kara bir parçayla
örtülmüş gibidir. İşte onlar ateş halkıdır. Orada sürekli kalacaklardır.
İyilik yapanların fazlasıyla ödüllendirilip cennete,
kötülük yapanlarında cezalarının yaptıkları kötülük kadar olup her yönden
aşağılanacaklarını ve cehenneme gireceklerini, hiçbir gücünde onları oradan
kurtaramayacağını bizlere öğretir Yüce Rabb'imiz. Kur'an bütünlüğünde bu
ayetleri anlamlandırmalıyız. İyi davranışlarda bulunan bir müşrik de olsa
yaptıkları boşa gideceğinden yeri cehennemdir. Benim kalbim temiz deyip de Allah'ın
ayetlerini inkar etmek yada bir kısmına inanıp bir kısmını yalanlamak gibi
şeyler insanı müşrik yapar sözde iyi kalbi de onu kurtaramaz. Kötülük
yapanlarında müşrik olmadıkları sürece tevbe edip kurtulabilme şansları vardır.
Yüce Allah şefaat edebilir. Günahlarını bağışlayıp, suçlarını örtebilir.
*
10/52 Sonra zulmedenlere, "Süresiz azabı
tadın." denir. "Kazandığınızdan başka bir karşılık mı
bekliyordunuz?"
Zulmedenlerin yerinin süresiz cehennem olduğuna dair başka
bir ayet. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu zulüm başkalarına yapılan bir zulüm olabileceği gibi insanın kendisine de
zulmetmesi olabilir. En büyük zulüm Allah'ın ayetlerini inkardır.
*
11/15 Kim sadece dünya hayatını ve onun ziynetini
isterse, onlara yaptıklarının karşılığını eksiksiz veririz. Bu hususta onlara
hiçbir haksızlık yapılmaz.
11/16 İşte bu kimselere, ahirette ateşten başka bir
şey yoktur. Burada yaptıkları şeyler boşa gitmiştir. Zaten yaptıkları bütün işleri
geçersizdir.
11/17 Rabb'inden, kanıt içeren bir bilgi üzerinde
olan kimse ile böyle olmayan kimse bir olur mu? Bunu Rabb'inden bir tanık ve
bir de ondan önce rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı desteklemektedir.
İşte bunlar, ona iman ederler. Hangi grup onu inkar ederse, varacağı yer
ateştir. Ondan kuşkun olmasın.
Kuşkusuz o Rabb'inden bir gerçektir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.
Sadece dünya hayatı istenirse Yüce Allah ona bunu veririm
ama cehenneme de sokarım, dünyada her ne yaparsa da onu boşa çıkarırım diye
bizleri uyarır. Hak ile batıl bir olur mu diye bizlere sorar. Allah kelamı ile diğerleri bir olur mu?
Kur'an ile uyduruk hadisler bir olur mu? Allah yerine Muhammet dedi diye
uydurulan şeyler bir olur mu? Allah yerine buhari, tirmizi gibi şeytan velileri
bir olur mu? Herşeyi bilen ile beşer sözü bir olur mu?
Hem nebinin sözü
bile olsa ne fark eder. Nebide yalnız Kur'an dedi. Kur'an'a tabi oldu. Kur'an
dışı bir şey demedi oda dinini Yüce Allah'tan öğrendi. Zan ile hak bir olur mu?
Uyduruk sözler ile; kanıtla delille ispatlı sözler bir olur mu?
11/17 de dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var. İnsanların çoğu iman etmezler.
Ayrıca 12/106 ayetini de okuyalım;
İman
edenlerin çoğu da şirk koşmadan iman etmezler.
12/106
Onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a iman etmezler.
Kur’an evrenseldir dolayısıyla insanların çoğunun iman
etmemesi, iman edenlerden de çoğunun şirk koşmadan iman etmesi her dönem için
geçerlidir. Bunun bize öğretisi ise çoğunluk
mutlak yanlış yoldadır. Çoğunluğa uymak bizi cehenneme götürecektir.
Kur’an evrensel olduğundan Yüce Allah’ın bu söylemi her
dönemi kapsar. Kendine Müslüman diyenler de dahil olmak üzere insanların
çoğunun iman etmediğini anlarız. Buda bize çoğunluğun yaptığının yanlış
olduğunu, çoğunluğun peşinden gitmemiz gerektiğini, çoğunluğun gittiği yolu
sorgulamamızı bildirir.
Şöyle diyen olacaktır. Dünyadaki insan nüfusunu göz önüne
alarak bakmak lazım. Dünyadaki insan nüfusu 8.09 milyar (1 Ocak 2025) dır. Bunların
tahmini %25 i yani 2 milyarı da Müslüman olarak tahmin ediliyor. İşte ayet bunu
diyor. Ayet bunu da kastediyor.
Bende size 12/106 ayetini tekrar hatırlatayım.
12/106
Onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a inanmazlar.
İşte bu inanlarında çoğu şirk koşmadan inanmıyor. 12/106
ayetini sadece Mekke’deki Mekkeli müşrikler için söylenmiş sanmayın. Her dönem
için geçerlidir bu. Bu 2 milyarı aşkın kendine müslüman diyen kimselerin çoğu
da şirk koşmadan inanmıyorlar.
Buradan çıkaracağımız ders her kez kendini, her gün test
etmeli, check etmeli. Acaba davranışlarımda, söylemlerimde, ibadetlerimde,
düşüncelerimde, eylemlerimde şirk içeren bir şeyler var mı. Yüce Allah'a ortak
koşan bir durum içerisine düşürüyor muyum kendimi. Var ise salih bir kalp ile
tevbe etmeli. Neler şirktir, aldatıcı bizi Allah ile nasıl aldatır, aldatıcıdan
Yüce Allah'a nasıl sığınılır, nasıl Yüce Allah'a tevbe edilir, dua edilir, tüm
bu şirklerden nasıl arınılır ?
Cevabını bulabilmek için ise tek kaynağımız
Biricik Kur'an'ımızdır.
HEPSİ
VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN YALNIZ KUR'AN, SADECE KUR'AN, BİR TEK KUR'AN.
*
11/105 O gün gelince, O'nun izni olmadan hiç kimse
konuşamaz. Onlardan kimi mutsuz, kimi de mutludur.
11/106 Mutsuz olanlar ateştedir. Onlar, orada
hıçkırırlar, inleyip dururlar.
11/107 Rabb'in, aksini dilemedikçe, gökler ve yer
durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır
11/108 Mutlu olanlar ise, Cennet'tedirler. Rabb'in
aksini dilemedikçe, gökler ve yer durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Bu
kesintisiz bir iyiliktir.
Ahiretten bir sahne. Cehennemdekilerin mutsuzlukları ve
cennettekilerin mutlu olmaları, sürekli gidenin gittiği yerde kalması, cennetin kesintisiz bir iyilik olduğundan bahseder
ayetler.
*
11/119 Dışında kimse; rahmet271 etti Rabbin4;
ve işte bunun için; yarattı onları ve tamamlandı Rabbinin4 kelimesi416;
mutlak doldururum cehennemi cinden ve insanlardan topluca.
Görülüyor ki cennete girmenin anahtarı Yüce Allah'ın rahmet
etmesiymiş. Bize verilenlerin karşılığını vermeyi çalışalım ki (şükretmek),
Yüce Allah'ın rahmetine kavuşmayı umabilelim.
*
13/5 Eğer
şaşırıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların, "Biz toprak olduğumuz zaman mı,
gerçekten biz bir kez daha mı yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar,
Rabb'lerini küfreden kimselerdir. İşte onlar, boyunlarında halkalar olanlardır.
Ve işte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Tekrar diriltileceklerine inanmayanlar, Rabb'lerinin
ayetleri inkar etmiş olurlar. Buradaki boyunlarındaki halka cehennemde bir azap
şekli olabileceği gibi dünyada boyunlarına halka geçiririz başları hep yukarda
gezerler yani büyüklük taslarlar manasında da kullanılmış olabilir, yada her
ikisi de.
40/71 O vakit boyunlarında halkalar ve
zincirler olduğu halde sürüklenecekler.
36/8 Biz, onların boyunlarına,
çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu nedenle başları sürekli
yukarıda kalkık olanlardır.
*
14/23 İman eden ve salihatı yapanlar, Rabb'lerinin
izni ile içinde sürekli kalmak üzere içlerinden ırmaklar akan Cennetlere
konulurlar. Oradaki yaşam temennileri "selam" dır.
14/28 Allah'ın nimetini Küfre çevirenleri ve böylece
kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi
14/29 Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer
ne kötüdür!
14/30 O'nun
yolundan saptırmak için Allah'a birtakım eşler koştular. De ki:
"Yararlanın bakalım! Gideceğiniz yer ateştir."
Yüce Allah'ın nimetine nankörlük edenlerin, Yüce Allah'a eş
koşanların, Allah'ın yolundan saptırmak isteyenlerin yerinin cehennem olduğunu açıkça söyler Yüce Rabb'imiz bizlere.
*
14/48 O gün değiştirilir yer başka yere;
ve gökler de; ve ortaya çıkarlar Allah için; vâhid/tek; kahhâr/karşı
koyulamaz.
YER BAŞKA YERLE, GÖKDE BAŞKA GÖK İLE DEĞİŞTİRİLİR
Bu ayetten anladığım yer başka bir yer ile gök de başka gök
ile yer değiştirecek. Yani bildiğimiz tüm evrenlerin yerini başka evrenler alacak. Daha spesifik düşündüğümüzde tüm uzaydaki
evrenler yıkılacak yerine cennet ve cehenneminde içinde bulunduğu yeni bir
düzen, yeni sünnetullah, farkı evren kurallarına sahip yerler yaratılacak.
21/104 e de bakınız lütfen.
21/104 O
gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü düreriz. Onu ilk yarattığımız gibi
yeniden yaratacağız. Bu Bizim katımızdan verilmiş bir sözdür. Kuşkusuz sözümüzü
yerine getiririz.
Buda bize cennet ve cehennemin henüz yaratılmadığına dair
kanıt niteliğindedir. En doğrusunu yüce
Allah bilir.
*
17/8 Umulur
ki Rabb'iniz size merhamet eder. Eğer siz dönerseniz, Biz de döneriz. Ve Biz
Cehennem'i Kafirler için kuşatıcı kıldık.
Yüce Allah'ın merhameti sayesinde cennete girebileceğimiz,
başka bir deyişle cehennemden kurtulabileceğimizi anladığımız bu ayette yapılan
kötü şeylerden insanın vazgeçmesi tevbe etmesini Yüce Allah'ın kabul
edebileceğini anlarız. Ayrıca anlarız ki cehennem kuşatıcı bir yermiş. Cehennemim
kuşatıcılığı azabın kuşatıcı olması ve mekanın kuşatıcı olması şeklinde
algılayabiliriz. Yani oradan çıkamayacaklar, gördükleri ölümcül azap
neticesinde ölemeyecekler de. Bu böyle süresiz sürüp gidecek. Çıkmak isteyip
çıkamamaları, azap üstüne azap, arkası kesilmeyen bir acı, elem ve ıstırap
kuşatacak kafirleri. İşte cehennemi Yüce Rabb'imin kafirler için kuşatıcı
yaptık sözünden bunu anlıyorum ben.
*
17/18 Kim aceleyi isterse, hak eden kimseye
dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız.
Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.
17/19 Kim de ahireti isterse ve mümin olarak onun
gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur.
17/20 Biz, bu dünyayı isteyene de ahireti isteyene
de veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır. Rabb'inin ataları kısıtlanmış
değildir.
Sanırım 17/18 de aceleciyi isterse diye çevrilince insan
başka anlamlarda var mı diye düşünüyor. Bence acele olanı isterse gibi çevrilse
daha doğru olacaktır. Acele olan yani geçici olan, çabuk geçeni yani dünyayı
isteyene dünyada dilediğim kadar veririm diyor Yüce Rabb'im. Ama o dünyayı
isteyen ahireti umursamadığından da yeri cehennemdir diye ekliyor. Ahireti
isteyen ise gereği gibi çalışsın diyor Yüce Rabb'im. Dünyada dünya rızıklarını
kazanmak için Allah'ın hudutlarından çıkmadan çalışmak ve aynı zamanda da
ahiret için Yüce Allah'ın kelamlarına çalışmak olarak anlıyorum ben. Zaten her
şeyin temelinde Kur'an olmalı fikri temelleniyor. Kur'an okunmalı (anladığın
dilde), çalışılmalı, öğrenilmeli. Tüm bu çalışmalarımda vardığım ortak nokta
budur.
*
17/63 Allah, "Git!
Onlardan kim sana uyarsa, bilin ki bunun karşılığı tam bir karşılık olarak
Cehennem'dir." dedi.
Şeytana
yani bize apaçık düşmana uyanın sonu, alacağı karşılık mutlak cehennemdir.
Çünkü şeytanın görevi ve tek amacı insanları Yüce Allah'ın yolundan
çıkarmaktır. Kendi cehennemlik olduğundan yoldan çıkardığı insanlarında
affedilme olasılığını ortadan kaldırmak için Yüce Allah'ın tek
affetmeyeceği şirk günahı en büyük amacı ve
beklentisidir. Bunu da insanlığın çoğu üzerinde başarıyla uygulamıştır. Tabii
ki Rabb'imizin izni ve dilemesiyle. Bu konu ile akla bir sürü soru gelebilir,
çok normaldir. İyi anlaşılabilmesi için bu akla gelen sorular tamamen farklı
konu başlıklarında incelenmelidir.
Bir iki tane soralım. Allah neden şeytana izin verdi, Allah
kullarına azap edecekti şeytana mı ihtiyaç duydu, Allah bizleri azap etmek için
mi yarattı, Allah neden insanların eğri yolda olmalarını istedi yada diledi,
şeytan hangi oyunlarla insanları şirke sürükledi gibi gibi gibi. Allah nasip
ederde çalışmama nokta koyarsam, yani hazırladığım tüm konu başlıkları için
çalışmamı tamamlayabilirsem tüm bunları cevaplamış olucaz inşaallah. Tabii ki
Yüce Allah'ın öğretileri ve izni ve dilemesi ve furkan nasibi ile.
*
17/97 Allah, kime
hidayet etmişse, işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, onun için,
O'ndan başka veliler bulamazsın. Kıyamet Günü, onları; kör, sağır ve dilsiz
olarak yüzüstü sürünür durumda mahşer yerine toplarız. Onların varacakları yer
Cehennem'dir. O ne zaman dinse, onlara ateşi artırırız.
Doğru
yolu bulabilmek için Yüce Allah'ın hidayet etmesi gerektiğini anlarız. Rabb'im
korusun bir saptırırsa da onu doğru yola kimse iletemez. Çünkü Ahirette de
dünyada da tek velimiz tek yardımcımız tek sığınağımız Yüce Allah'ımızdır.
Cehennemliklerin hesap görme gününe bile aşağılanmış olarak geldiğini ayetten
anlıyoruz. Kör, sağır ve dilsiz olacaklar ve aynı zamanda yüzüstü sürünecekler.
Nasıl bir aşağılanmadır bu. Aslında kendi elleriyle yaptıklarının sonucudur.
Sonrası da süresiz azap, cehennem ateşi.
*
18/3 Kalıcılardır
içinde onun (cennetin) ebediyen.
Başka ayetlerde de olduğu gibi giden gittiği yerde
kalıcıdır. Ben günahım kadar yanıcam sonra cennete girerim düşüncesi ahireti
yalanlamaktır, yani şirktir.
*
18/29 De ki:
"Hakk Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen
küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi
onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir
su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.
18/30 Gerçek şu ki;
iman edip salihatı yapanlara gelince, Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin
yaptığını karşılıksız bırakmayız.
18/31 İşte onlara
Adn Cennetleri vardır. Onların içinden nehirler akar. Orada, altından
bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada
tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma
yeri!
Tek gerçek ve doğru olanın Yüce Allah'tan gelen olduğunu, dinde
zorlamanın olmadığını isteyen inanacağını isteyeninde inanmayacağını ve
inanmayana azap inananın da yaptıklarının karşılıksız kalmayacağını belirten
ayet grubunda Yüce Allah cennet ve cehennemden sahneler öğretir bizlere.
*
20/74 Kim Rabb'ine mücrim
olarak gelirse, onun yeri Cehennem'dir. Orada ne ölür ne de yaşar.
20/75 Ve kim O'na bir
mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek
makamlar vardır.
20/76 İçinden ırmaklar
akan Adn Cennetleri'nde sürekli kalacaklar. İşte bu zekat yapanlara verilecek
karşılıktır.
Mücrim yani suçluların yeri cehennem, bundan kurtuluşun
yolu da mümin olmak, salihat yapmak ve arınmakmış. Arınmak dini yalnız Yüce
Allah'a has, kılmak, Allah'ı birlemek, yalnız ona kul olmak, şirk koşmamak
demektir, tevhid inancıdır. Bunun da tek yolu Biricik Kur'an'ımızdır. Biricik
Kur’an’ımızda Yüce Rahman’ımızın bize öğrettikleridir.
*
21/29 Onlardan kim,
"O'nun yanı sıra ben de ilahım." derse, işte o zaman onu Cehennem'le
cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.
Bu
şirk koşanların cehennemlik olduğunu belirten başka bir ayettir. Ayrıca önceki
ayetlere baktığımızda şefaat yetkisinin sadece Yüce Allah'ta olduğunu, ancak
kendi katından (muhtemelen melekler) olanlara, kendi izni ile şefaati
gerçekleştirme izni verdiğini yani bir aracı ile bu şefaati gerçekleştirdiğini/gerçekleştirebildiğini/gerçekleştirmeyi
tercih edebildiğini anlarız. Yüce Allah'ın her şeye gücü yeter fakat bu şekilde
takdir ettiğini anlarız. Bu şefaat yetkisi verdiği kendi katından olan
yaratılmışların şefaati nasıl ve ne şekilde, ahirette mi dünyada mı yoksa her
ikisinde mi henüz net bir fikrim yok.
Ayrıca
bu ayette bahsedilen şirk koşanlarında insanlardan ziyade Yüce Allah katından
olan varlıklar için söylendiği kanaatindeyim.
*
22/8 İnsanlardan
bazıları, bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba
dayanmaksızın Allah hakkında tartışıyorlar.
22/9 Allah'ın
yolundan saptırmak için kıvırıp durur. Onun için dünyada rezillik vardır. Ve
ona Kıyamet günü yakıcı ateşin azabını tattıracağız.
Anlarız ki bir bilgileri, yol göstericileri veya
aydınlatıcı bir kitapları olmayanlar yani kafirler kendileri eğri yolda
olmaları yetmezmiş gibi diğer kimseleri de kendilerine benzetmek için oyana
buyana dönüp dururlarmış. Ellerinden gelen her yolu denerler olarak anlıyorum.
Yani onlardan gibi görünüp ayetleri eğip bükmek olabilir, kendi dinlerine
girsinler diye uyduruk dinlerini övmek olabilir, Allah adına yalan uydurmak,
iftira atmak olabilir, kendi saflarına çekmek için yalakalık yapmak olabilir
gibi gibi.
*
22/51 Ayetlerimizi
geçersiz bırakma yarışında olanlar, işte onlar Cehennem ehlidir.
Ayetleri
geçersiz bırakma yarışında olanlar zalimlerdir. Tam zalim ve tam nankörler.
Bunlar günümüzde başta hadis kitapları, sünnet uydurmaları, hacılar, hocalar, şeyhcikler,
tarikatlar, mezheplerdir. Bunların hiç birinin İslam ile alakası yoktur. Kendi
dinlerini uydurmuşlardır. Allah'ın ayetlerini yok sayarak dinde hükümler koymuşlardır.
İşte bunlar ayetleri geçersiz bırakma yarışında olanlardır. İnsanları kendine
yada kendi dinlerine çağırırlar. Bu çağırdıkları dinde İslam değildir. Çünkü
Kur’an harici hükümler kkoyarlar.
*
27/90 Ve kim kötü
şeylerle gelirse, onlar da yüzüstü ateşe atılır. Yaptıklarınızın karşılığından
başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?
Görüldüğü gibi herkes kendi kazancının karşılığında bir
rehindir. (ashabel yemin hariç 74/39)
*
29/53 Senden azabı hemen
getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette
gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.
29/54 Senden azabı hemen
getirmeni istiyorlar. Oysaki Cehennem kesinlikle Kafirleri çepeçevre
kuşatacaktır.
29/55 O gün, azap
üstlerinden ve ayaklarının altından onları kuşatacak. Ve "Yapmış olduğunuz
şeylerin cezasını tadın!" der.
İnanmayanlar madem doğru söylüyorsun bizi uyardığın azabı
hemen getir diyorlarmış nebiye. Fakat Yüce Allah onun belirlenmiş zamanı ver
diyor. Ne erken ne de geç gelecek. Bunu yalnız Allah belirler ve yalnız
Allah'ın gücü buna yeter. Kimsenin farkında bile olmadığı anda gelecek olan bu
azap için Yüce Allah aynı zamanda bu azabın kafirleri kuşatacağını söylüyor. Bu
kuşatma hem her yerden azap gelmesi hem de kurtulamayacaklarını bildirir.
*
29/68 Uydurduğu yalanı
Allah'a isnat eden iftiracıdan veya kendisine gelen hakikati yalanlayandan daha
zalim kim vardır? Kafirler için Cehennem'de yer mi yok?
Ne
kadar ve kaç tane olurlarsa olsunlar mutlaka her zaman yer olan Cehenneme
gidecek olan kafirlerin bazı yaptığı şeyleri, bu şeylerle cehennemi hak
ettikleri bildirir Yüce Allah'ımız. Zaten insana gelen ceza veya ödül kendi elinin
yaptıklarıyladır. Allah asla zulmetmez. Zulmü insan kendisine yapar. Kafirler
kendilerine zulüm edenlerdir. Kafirlik edenlerin yaptığı tüm şeyleri boşa
çıkaracak olan Yüce Yaratıcı aynı zamanda inanlarında yaptıklarının karşılığını
asla zayi etmeyip misli ile verecektir. Dilerse günahlarını bağışlayacak ve
suçlarını affedecektir.
Ayette bahsedilen bu kimseler ne yapmışlar?
*Uydurduğu
yalanı, bu Allah'tandır demişler
*Bu
uydurdukları yalanlar ile Yüce Allah'a iftira atmışlar.
*Kendisine
gelen hakikati (Allah kelamını) yalanlamışlar.
Kimdir bunlar?
Tabii
ki müşriklerdir. Şerefli Kur'an'ımızda belirtilen şirk koşanlardır. Bu şirk
koşma birçok yol ile olabilir. Doğru yolun üzerine oturmuş olan iblis ve
askerlerinin en çok kullandığı ve en çok yüklendiği en büyük ve
affedilmez/affedilmeyecek olan şirk günahını işleyenlerdir. Lütfen şirk konu
başlığını inceleyiniz. Şirk çok ama çok önemlidir. Asla bağışlanmayacaktır.
Apaçık düşman olan şeytanın en büyük aldatmacası bu konudadır. Şirkten korunmanın
tek yolu YALNIZ KUR'AN'dır.
Bunlar
Kur'an önceside vardı, Kur'an indiğindede, günümüzdede ve gelecekte te var
olacaklar. Sakın Yüce Allah bu sözleri mekkeli müşriklere söylemiş bizi
ilgilendirmez diye düşünmeyin. Büyük yanılırsınız. Kur'an evrenseldir.
Sizce
yalan uyduran, Allah'a iftira atan, gerçeği yalanlayanlar bu müşrikler, şeytanın
velileri hangi yolları kullanmışlardır, şeytan onları nasıl yönlendirmiştir. Bu
kişiler Kur'an harici dinde hüküm koyanlardır. Allah'a inat, Allah kelamı
yerine başka şeyler uydurup, bu Allah katındandır demişlerdir. Kendilerine
gelen ayetleri kendi hevaları doğrultusunda yalanlamış, kendi metalarına göre
eğip bükmüşlerdir.
Dini
ticaret konusu ediniş, din tüccarlığı yapmışlardır. Kendine yada kendi dinine
çağırmışlar, yalnız Kur'an dememişlerdir. Ağızlarından Kur'an kelimesi
düşmediği halde, Kur'an ayetlerinin bir kısmına inanıp bir kısmını reddetmişlerdir.
Bunları
da peygamber dediki, resül buyur du ki, ibni bilmemne, ebu bilmemne resülden
duymuş falan filan tarzı uydurmasyonlarla hadis kitapları oluşturmuşlar. Resul
böyle yapıyor diye sünnet uydurmuşlar. Dini mayın tarlasına çevirmişler
yetmemiş mezhepleri uydurmuşlar. Helal,
haram uydurmuşlar. Alim, evliya, şeyh, şıh, hacı, hoca kavramları uydurup insanları
kendilerine yada kendi dinlerine çağırmışlar. Biraz daha kapsamlı bilgi için
Kur'an'dan koparılan ademoğlu çalışmama göz atabilirsiniz.
*
32/12 Mücrimleri,
Rabb'lerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabb'imiz! Gördük ve
dinledik, şimdi bizi dünyaya geri gönder de salihatı yapalım. Biz, artık kesin
bir şekilde iman ettik." derlerken bir görsen!
32/13 Eğer dileseydik,
herkese elbette hidayetini verirdik. Fakat Ben'den söz hak oldu:
"Cehennem'i tamamen cinn ve insanlardan dolduracağım."
32/14 Öyleyse bu
gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz için tadın azabı. Kuşkusuz Biz de sizi
unuttuk. Yapmış olduklarınıza karşılık, sürekli olan azabı tadın.
Suçlular gerçeği görünce, iman ederler ama faydası olmaz.
Geri dönüp salihat yapmak isterler ama izin verilmez. Verilen süre dolmuştur,
iş işten geçmiştir. Öğüt almaları için gereken süre ve uyarıcı verilmesine
rağmen bu sınav zamanı başarı elde edememişlerdir. Herkesi doğru yola
ulaştırmaya gücü olan Yüce Allah onların yaptıklarından dolayı ve
kafirliklerinden dolayı onlara cehennemi uygun görmüştür. Dünyaya bir daha
gönderilseler de gene iman etmeyeceklerini Yüce Allah bilmektedir. Onlar
Allah’a döndürülüp hesap göreekleri gerçeğini unuttukları için, karşılık olarak
unutulmuş olarak sürekli cehennemde kalacaklardır.
*
32/19 İman eden ve
salihatı yapanlar, işte onlar için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri
olarak Me'va Cennetleri var.
32/20 Fasıklara
gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden
iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!"
denir.
32/21 Onlara, büyük
azaptan önce, daha yakın olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler.
İman
eden ve salihatı yapanların ödülünün cennet olduğu ve doğru yoldan sapan, hak
yolundan sapan, günah yolunu seçenleri de (fasıklar) cehennemle uyarır Yüce
Allah. Günaha içinde olana azap kesinleşmeden önce Yüce Allah dünyada (yakın
olan) azapla azaplandıracağını ve bu vesile ile onlara dönmeleri için şans
vereceğinin işaretini de bizlere verir.
*
39/15 "Siz de O'nun
yanı sıra istediğinize kulluk edin." De ki: "Asıl kaybedenler,
kıyamet gününde kendilerini ve yakınlarını kayba uğratacak olanlardır." Dikkat
edin! İşte apaçık kayıp budur.
39/16 Onların üstlerinde
de altlarında da ateşten katmanlar vardır. İşte Allah'ın, kullarını uyarıp
sakınmalarını istediği şey budur. Ey kullarım, Bana karşı takvalı olun!
Allah
harici kulluk etmek elbette serbesttir. Yüce Allah özgür irade vermiştir. Aynı
zamanda da kendisine gidecek yolu bulabilme yetisi yani akıl, insanı uyaracak
bir resül veya elçi, bir uyarıcı, kutsal kitap ve öğüt alınacak kadar yetecek bir
zaman. Buna rağmen başkasına kulluk edersen yani dinde Kur'an harici her hangi
bir şeye hüküm koyma yetkisi verirsen ve de buna uyarsan kaybedersin,
cehennemlik olursun. Neyi kaybederiz ?
Allah'ın
affediciliğini, rahmetini, yardımını, ödülünü v.s. aklına bu konuda ne gelirse
kaybedersin. Tek kazanacağın şey ateş olur. Yüce Rahman'ımız bizi bu konuda, bu
ve bir çok ayeti ile uyarır, yol gösterir. Asla cehenneme düşmemizi istemez.
Ama koyduğu yasalar (sünnetullah) ve söylediği sözler vardır. Bunlardan da asla
dönmez. Kaybedenler olmamız için Yüce Allah'a takvalı olmalıyız. Nasıl olacağız
derseniz, bunun tek yolu Kur'an okumak, anlamak, çalışmak ve hayatımızda
uygulamaktır.
Bu
ayetler özelinde "altlarında da ateşten katmanlar" kısmında katmanlar
diye çevrilen kelimeyi ele almak istiyorum. Zulelun ظلل kelimesi ile gelen bu
kelimenin anlamları; tente, seçim çerçevesi, gölgelik, barınma kulübesi veya
çadırı, barınak; kulübe, gecekondu; kiosk, durak; plaj sandalyesi şeklindedir.
Benim
anladığım öyle bir ateş olacak ki cehennemde kuşatıcı olacak, asla
çıkılamayacak, ateşin gölgesi olacak, nasıl bir ateşse artık. Ama bu ateş ne
serinlik verecek, nede koruyacak. Sanırım aşağıdaki ayetlerdeki gibi bir
gölgesi olacak.
56/42 Kavurucu bir azap ve kaynar su içindedirler
56/43 Ve kara bir dumanın gölgesinde,
56/44
Serin olmayan, faydası olamayan!
*
39/19 Hakkında azap
kararı gerçekleşmiş olana gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?
39/20 Fakat
Rabb'lerine takvalı olanlar için kat kat bina edilmiş, önlerinde nehirler akan
köşkler vardır. Bu Allah'ın verdiği sözdür. Allah verdiği sözden dönmez.
Yüce
Rabb'im Muhammedin inanmayanlar ve bunların söylediklerinden üzüntü duyduğunu, nebinin
herkesin inanmasını istediğini fakat buna muaffak olamadığı için kalbinin
sıkıştığını (ayetler mevcut) her şeyi bildiği gibi biliyor. Ondan dolayı da ben
bu kimselere azabı layık gördüm çünkü bunlar azabı hak ediyorlar, benim üzerine
sözü hak ettirdiğimi sen mi kurtaracaksın ki bu kadar sıkıntı duyuyorsun
diyerek Muhammed’e ve ayrıca bizlere de öğretiyor.
*
40/39 "Ey halkım!
Bu dünya hayatı geçici bir yararlanmadır. Ahiret hayatı ise kesinlikle devamlı
kalınacak yerdir."
40/40 "Kim bir
kötülük yaparsa, ona yaptığının karşılığından fazlasıyla karşılık verilmez.
Erkek veya kadın, her kim Mü'min olarak salih olanı yaparsa, işte onlar hesapsız şekilde rızıklanmak üzere
Cennet'e girerler."
Ahiret
hayatının kalıcı olduğunu, dünya hayatının geçici olduğunu hatırlatan ve
öğreten ayet aynı zamanda kötülük yapanın karşılığının kötülük kadar olduğunu
ve mümin olup salihat yapanlarında hesapsız bir şekilde rızıklandırılacaklarını
da bizlere öğretir.
*
40/43 "Şu bir
gerçek ki, sizin beni kendisine çağırdığınız şey, dünyada da ahirette de
kendisine çağıranlara cevap verme gücü olmayan şeydir. Kuşkusuz dönüşümüz
Allah'adır. Haddi aşanlar Cehennem'liktirler."
Tek
ilah Allah'tır. Allah harici ilah edinilenlerin hiçbir şeye gücü yetmeyeceğini
Yüce Allah bizlere öğretir.
*
40/60 Rabb'iniz: "Bana dua edin ki size
karşılık vereyim. Bana kulluk etmeye büyüklenenler, horlanmış olarak Cehennem'e
gireceklerdir." dedi.
Alemlerin yaratıcısına kulluk etmekte büyüklenenlerin yerinin cehennem olduğunu açıkça anlatır ayet bizlere. Ayrıca bana dua edin size karşılık vereyim der. Rabb'im he duaya karşılık vermez. Ayrıntılar için dua çalışmasına bakabilirsiniz.
*
48/5 Mü'min erkekleri ve Mü'min kadınları, içinde sürekli kalmak üzere, içinden nehirler akan Cennetlere koymak ve kötülüklerini örtmek içindir. İşte Allah'ın yanında büyük kurtuluş budur.
48/6 Allah;
hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve kadınlara, Müşrik erkek ve
kadınlara azap etsin. Kötü zanları onların üzerlerine dönsün. Allah, onlara
kızdı ve onları lanetledi. Ve onlar için Cehennem'i hazırladı. Ne kötü bir
varış yeri.
Ödülde, cezada veya ibadette kadın-erkek ayrımı veya
üstünlüğü veya 2. sınıf muamelesi yoktur. Kadın erkek eşittir her konuda. Bazı
ufak şeylerde ayrı şeyler bildirmiştir. Rabb'imiz onlarda zaten olması
gerekenlerdir. Örnek erkek eve bakar, kadın çocuk emzirir, tekrar evlenmede
erkek kadından bir tık daha önceliklidir, rahim sahiplerine (kadınlara) saygı
gösterilmelidir gibi toplumda olması gereken şeylerdir. Fahişeliğin cezasında
ufak bir fark vardır kadın erkek arasında, borç vermede şahitlikte gibi. Tüm
bunlar incelendiğinde çok ama çok mantıklıdır. Aklederek düşünülünce Yüce
Allah'ın sözünün kendisinin de söylediği gibi en doğru söz olduğunu anlarız. Bu
ufak farklar asla ayrımcılık veya cinsiyetçilik veya birinin birine üstünlüğü
değildir. Rabb'im nasip ederse hepsini inceleriz. Ben bu konuların hepsini
inceledim. Detaylı bir şekilde konuya vakıf olduğumu düşünüyorum,
anlattıklarıma güvenebilir yada kendi araştırmanızı yaparsınız.
*
54/47 Kuşkusuz,
mücrimler sapkınlık ve çılgınlık içindedirler.
54/48 O Gün yüz
üstü sürülerek ateşe atılırlar. "Cehennem ateşinin dokunuşunu tadın!"
Mucrim
suçlular demektir. Bu suçluların yüzüstü sürünerek ateşe atılacaklarını bizlere
öğretir Yüce Rabb'imiz.
*
54/52 Onların yaptığı
her şey kitaplardadır.
54/53 Ve küçük büyük her
şey yazılmıştır.
54/54 Takva sahipleri
cennetlerde ve nehir kenarlarındadır.
54/55 Sonsuz Güç Sahibi
yöneticinin katında, sadakat makamındadırlar.
Herkesin
yaptığı yazılmıştır tastamam şekilde. Küçük büyük hiçbir şey atlanmamıştır.
Dolayısıyla takva sahibinin kitabı da iyi bir kitaptır. Başka bir ayette kitabından
memnun olup alın okuyun kitabımı ben bu günün geleceğini biliyordum der.
Yalnız
54/55 çevirisi tam doğru değildir. ‘Otururlar doğru olanın yanında/yakınında
hükmeden/hükümdarın, karar verenin’ demek daha doğru olacaktır. Çünkü kelime
anlamlarında koltuk, sadakat ve kat anlamlarına ulaşamadım. Bu yazıldığı
şekilde yanlıştır demiyorum ama sanki mana biraz bozuluyor.
Buradan
iki çıkarımım olacaktır.
Birincisi
cehennem bekçileri gibi çok güçlü bir yönetici olacak cennette, bu yönetici
kastediliyor olabilir veya Yüce Allah'ın insanların Meliki olduğunu kendisi
söylediğinden Yüce Allah kendisini kastetmiş olabilir. Fakat melik insan gibi
başka varlıklar için de kullanılan bir kelimedir Biricik Kur'an'ımızda. Örnek
Yusuf melik olmuştur, Harut ile Marut'ta birer meliktir. Hepsini birleştirip
düşündüğümde her iki senaryo da bana mantıklı geliyor. Ama birini seç derseniz
Yüce Allah insanların meliki olduğundan ve bu ayette melik kelimesi
kullanıldığından Yüce Allah kendisini söylüyor olabilir derim emin olamasam da.
En
doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
58/7 Allah'ın gökte ve
yerde olan her şeyi bildiğinden haberin yok mu? Üç kişinin gizli konuştuğu
yerde dördüncüleri kesinlikle O'dur. Beş kişinin, O altıncısıdır. Bundan az
veya çok olsunlar ve nerede olurlarsa olsunlar O, kesinlikle onlarla
beraberdir. Sonra Kıyamet Günü, yaptıkları şeyleri onlara haber verecektir.
Kuşkusuz Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
Yüce
Allah'ın her şeyi en iyi bildiğini, gördüğünü ve duyduğunu bize anlatan
ayetlerden biridir. İcra edeceğimiz her davranışta her eylemde her nerde
olursak olalım bundan Yüce Allah'ın haberi olacaktır. Bizler Yüce Allah'ın
gözleri önündeyiz. Ayrıca gizlediğimizde ondan gizlisini de bilir. Kalplerde
olanı ve akıllarda olanı bilir.
Bu bilinçe göre kendimizi şekillendirmeli ve bunu aklımızdan
çıkarmamalıyız.
*
61/12 Sizin suçlarınızı
bağışlar ve sizi içinden nehirler akan Cennetlere koyar. Ve sizi, Adn
Cennetler'inde, hoş meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.
64/9 Toplanma günü
için sizi bir araya toplayacağı gün, işte O Gün aldanma günüdür. Kim Allah'a
iman eder ve salihatı yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinde kesintisiz
olarak, sürekli kalacağı, içinden nehirler akan Cennetlere koyar. İşte bu, büyük
kurtuluştur.
64/10 Kafirlik eden ve
ayetlerimizi yalanlayanlar; işte onlar, ateş halkıdırlar ve orada sürekli
kalacak olanlardır. O, ne kötü bir varış yeridir.
Bizim
için en büyük kurtuluş cennete yerleştirilmemizdir. Yüce Allah'da aslında
kulları için bunu ister. Ama çoğu kullar sapar ve kendi yaptıklarından dolayı
azabı hak eder. Ama tam tersi kendi
yaptıklarımızdan da cenneti hak edebiliriz. Fakat cennet sürecinde en önemli
olan Yüce Allah'ın huzuruna çıktığımızda Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu
kazanmış ve bizim de Yüce Allah'tan razı ve hoşnut olmamızdır. Çünkü Yüce Allah
bizim suçlarımızı bağışlayabilir, günahlarımızı öretebilir ve bizi cennetlerine
mirasçı yapabilir. Müşrik olmayan biri Yüce Allah'ın cennetine girmeyi
umabilir. Ama şirk koşan birini Yüce Allah asla bağışlamayacaktır.
*
65/10 İman eden ve
salihatı yapan kimseleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, Allah'ın
apaçık olan ayetlerini size okuyan bir Resul gönderdi. Kim, Allah'a iman eder
ve salih olanı yaparsa, Allah onu, içinden ırmaklar akan ve içinde kesintisiz
olarak sürekli kalacakları Cennetlere koyar. Allah, onu en iyi şekilde
rızıklandıracaktır.
Resule
itaat asla hadislere, söylentilere itaat değildir. Hadisler uydurmasyondan,
zandan başka bir şey değildir. Zan haktan yana bir şey ortaya koymaz. Resul
Kur'an'dan başka bir şey dememiştir. Resule itaat etmenin tek yolu Kur'an'a
itaattir ki Kur'an'a itaat de Yüce Allah'a itaattdir. Kur'an harici dinde hüküm
koyan her şeyi her kez kim ve ne olursa olsun şirktir, buna uyanlarda
müşriktir. Müşrik olarak ölünürse de o kişinin mekanı yalnızca cehennemdir. Yüce
Allah asla affetmez.
Resul
= Kur'an.
Kur'an
= Resul.
Kur'an
= İslam.
Resul
ASLA ≠ Hadisler/söylentiler.
Hadisler/söylentiler
ASLA ≠ Kur'an.
İslam
ASLA ≠ Hadisler/söylentileri
Hadisler/söylentiler
ASLA ≠ Resul.
Resule
gelmek, Resule itaat = Kur'an'a gelmek, Kur'an'a itaat, Yüce Allah'a itaat
Hadisler/söylentilere
gelmek, Hadisler/söylentilere itaat ASLA ≠ Resule itaat, Kur'an'a itaat, Yüce
Allah'a itaat.
*
68/34 Takva sahipleri
için, Rabb'lerinin yanında, nimeti bol Cennetler vardır.
68/35 İşte böyle, hiç
Allah'a teslim olanları, suçlularla bir tutar mıyız?
En adaleti Yüce Rabb'imiz kendi yolunda olanla, eğri yolda
olanı bir tutar mı?
*
82/13 Birr olanlar nimet
içindedirler.
82/14 Facirler
Cehennem'dedirler.
82/15 Din Günü ona
yaslanırlar.
82/16 Onlar, onda yanıp
bitecek değillerdir.
İyiler
cennette nimet içinde iken facirlerde cehennemde olacaklar ve orada yanıpda
bitmeyecekler yani ölemeyecekler. Birr'in
zıttı facir olduğunu görüyoruz. Bu kelimeye kötüler anlamını vermek yanlış
olmayacağı gibi asıl anlamları; ayırmak, parçalamak, kazmak, ahlaksızca
davranmak, günah işlemek, sefahat düşkünü bir hayat sürmek, sefahat
düşkünlüğüne kapılmak; zina etmek II bir çıkış veya geçit yaratmak ( ھ su ve
benzerleri için), yarmak, ayırmak gibi
anlamlara gelir.
*
90/19 Ayetlerimizi
küfredenler Ashab-ı Meşeme'dir.
90/20 Onlara, üzerlerine
kapıları kapatılmış bir ateş vardır.
25/13 Çaresizlik içinde,
dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmak için yakaracaklar.
Bu
ayeti okuduğumda seyrettiğim korku temalı bazı filmler aklıma geldi. Bir insanı
bir fırına koyup kapağını kapatırlar. Sonrada fırını açarlar ya. Ateş kendini
hissettirir, dayanılmayacak duruma gelir ve yavaş yavaş oradaki kişi pişer.
Yapacak bir şeyi yoktur. Kaçacak bir yeri yoktur. Hiçbir şekilde çıkamaz. Ölüp
gitmeyi umar ancak. Bu sahne misali bir sahne geliyor aklıma. Dünyada böyle bir
şey başımıza geldiğini ve orada olduğumuzu bir an için hayal edelim.
Yaşayacağımız korku dehşet ve acıyı düşünelim. Küçücük bir yerimiz yansa nasıl
acıyor. Dünyada bu durumda olan kişinin derileri yandığında deri altındaki acı
hisseden sensörler de yanar. Belli bir yerden sonra acı hissetmez ve ölür. Ama
cehennemde böyle midir. Yanan deriler yenileriyle değiştirilir ve ölmelerine de
izin verilmez. Hem dünyada birinin gelip kurtarma ümidi var iken cehennemde
olanın yardımcısı olmayacaktır. Tek yardımcı olan Yüce Allah onlara yardım
etmeyeceğini söyler.
*
98/6 Kitap Ehli'nden
Kafirler ve Müşrikler, içinde sürekli kalmak üzere Cehennem ateşindedirler.
İşte onlar, yaratılmışların şerlileridirler.
98/7 İman Eden ve
salihatı yapan kimseler; işte onlar yaratılanların hayırlı olanlarıdır.
98/8 Onların,
Rabb'leri yanındaki ödülleri; onlar için içinden nehirlerin aktığı cennetler
vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı
olmuşlardır. İşte bu, Rabb'ine huşu duyan kimseler içindir.
Yüce
Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak önemlidir fakat bizimde Yüce
Allah'tan razı ve hoşnut olmamız gerekir. Yalnız Yüce Allah'tan razı ve hoşnut
olmayı delille, kanıtla, bilerek, anlayarak, idrak ederek neden ve niçin
razıyız ve hoşnutuz aklederek yapmalıyız.
*
10/4 Hepinizin dönüşü
O'nadır. Allah'ın sözü haktır. O, mahlukatı önce yaratır, sonra iman edip
salihatı yapanlara adaletle karşılık vermek için tekrar yaratır. Kafirler ise
küfürlerinden dolayı, kaynar sudan içecek ve onlara can yakıcı bir azap vardır.
10/7 Bizimle
karşılaşacaklarını ummayanlar ve dünya hayatından hoşnut olup onunla tatmin
olanlar ve ayetlerimizi görmezden gelenler...
10/8 İşte onların,
yaptıklarına karşılık olarak, varacakları yer ateştir.
10/9 İman edip,
salihatı yapanlara gelince, imanlarından dolayı Rabb'leri onları doğru yola
iletir ve içlerinden ırmaklar akan Na'im Cennetlerine koyar.
10/10 Duaları80 onları
orada (cennette); “Subhân'sın7 sen; ey Allah'ım!”’dır; ve esenlemeleri
onların orada (cennette); “selâm”’dır; ve çağrılarının/dualarının sonu ki
“hamd3 alemlerin Rabbi4 Allah'a”’dır.
Bu
ayet grubunda dikkat çekmek istediğim nokta cennete gidenlerin de cennette
oldukları halde hala dua ettikleridir. Dua genelde çağırmadır. Fakat dua başlığına
bakarsanız kalbini Yüce Allah'a açmak da bir duadır. Dersinki Rabb'im canım
bugün çok sıkılıyor, içim daralıyor diye bir paylaşımda yapabilirsin Rabb'in
ile bu da bir dua çeşididir. Cennettekiler zaten en güzel yerde ve
yaptıklarının karşılığını almışlardır. Tabir uyacaksa gak dedilervmi et guk
dedilervmi süt (eski bir masal vardı belki bilen vardır) yani yedilkleri önünde
yemedikleri arkalarında. Neden dua ediyorlar diye düşünmek lazım.
Bunu
düşünmek önemli olduğu kadar bir de önemli olan onların ora söyledikleri duanın
içeriği ve mesajı. Bunu dualarımız da, dualarımızın sonunda kullanmak şahsımız adına
iyi, hayırlı olacak düşüncesindeyim (10/10 ayetindeki sözleri).
*Dua
çalışmasında 10/10 ayetinden biraz daha kapsamlı bahsetmeye çalıştım. Net
sonuca ulaşamasam da ordan da bakabilirsiniz.
*
Cennet ve cehennem hakkındaki şu ayetleri de mutlaka
okuyalım;
25/24 O Gün, Cennet
ehli en yararlı yerde eğlenecek ve en iyi yerde dinlenecek.
30/15 Fakat iman
edenler ve salihatı yapanlar, onlar güzel bir bahçede mutluluk içinde
yaşayacaklardır.
31/8 İman eden ve
salihatı yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.
31/9 Orada sürekli
kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm
Veren'dir.
39/32 Öyleyse, Allah
adına yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim
olabilir? Kafirlerin yeri Cehennem'de değil mi?
39/60 Kıyamet Günü,
Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerini kararmış görürsün. Büyüklük
taslayanların yeri Cehennem'de değil mi?
40/6 İşte böylece
Kafirlerin üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır."
kelimesi hak oldu.
42/22 Kazandıkları
şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını
görürsün. İman edip salihatı yapanlar da Cennetler'in bahçelerindedirler. Onlar
için Rabb'lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.
42/45 Onları,
aşağılanmalarından dolayı başları öne eğilmiş, göz ucuyla çevrelerine
bakarlarken ona sunulduklarını göreceksin. İman edenler: Zarara uğrayanlar,
kendilerini ve taraftarlarını kiyamet günü zarara uğratmış olan kimselerdir.
dediler. İyi bilin ki zalimler kalıcı bir azabın içindedirler.
46/20 Kafirler, ateşe
arz edilirlerken, onlara: "Dünya hayatınızda sahip olduğunuz tüm güzel
şeyleri boşa harcadınız. Onlarla sefa sürdünüz. Yeryüzünde haksız yere büyüklük
tasladığınız ve doğru yoldan saptığınız için, artık bugün alçaltıcı bir azapla
cezalandırılacaksınız." denir.
46/34 Kafirler, ateşle
karşı karşıya kaldıkları gün, "Bu, gerçek değil miymiş?" dedi. Onlar:
"Rabb'imize ant olsun ki gerçekmiş." dediler. "O halde
kafirliğinizden dolayı azabı tadın." dedi.
47/12 Allah, iman edip
salihatı yapanları, içinden ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir. Kafirler ise
her şeyden yararlanıp, hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacakları yer
ateştir.
47/15 Takva sahiplerine
söz verilen Cennet, şöyledir: İçinde; kokusu ve tadı değişmeyen sudan nehirler,
tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere zevk veren hamrdan nehirler ve saf
baldan nehirler bulunur. Orada, onlar için her türlü meyve bulunur. Onlara, Rabb'lerinden
bağışlanma vardır. Bu kimseler, ateşte devamlı kalacak olan ve sıcak kaynar su içirilen, bundan dolayı da
bağırsakları parça parça olan kimselerle bir olur mu hiç?
48/13 Kim Allah'a ve
Resul'üne iman etmezse, bilsin ki Kafirler için alevli bir ateş hazırladık.
85/11 İman Eden ve
salihatı yapanlar için içinden nehirler akan Cennetler vardır. İşte bu, büyük
kurtuluştur.
3/198 Lakin/fakat
kimseler (ki) takvalı21 oldular Rablerine4; onlaradır cennetler (ki) akar
altından onun nehirler; ölümsüzlerdir185 orada (cennette); bir
indirmedir478 Allah’ın indinden/katından; ve Allah indindeki/katındaki bir
hayırdır erdemlilere.
14/16 Onun ardından da
Cehennem vardır ve irinli sudan içirilecektir.
14/17 Onu yutmaya
çalışacak fakat boğazından geçiremeyecekler. Her yanından kendilerine ölüm
geldiği halde yine de ölemeyecekler. Ardından da daha ağır bir azap tadacaklar.
21/39 Kafirler,
kendilerini her yönden saracak ateşi savamayacakları ve yardımsız kalacakları
zamanı ah bir bilselerdi!
29/58 Ve kimseler;
iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18; mutlak yerleştiririz onları
cennetten yüksek alanlara; akar altlarından nehirler; ölümsüzler185 orada
(cennette); ne muhteşemdir ecri/karşılığı (bunu) yapanların.
73/12 Bizim yanımızda prangalar
ve Cehennem var.
73/13 Ve boğazı tıkayan
yiyecek ve acı bir azap vardır.
EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH
BİLİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder