8 Mart 2025 Cumartesi

CENNET VE CEHENNEM 1

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.

 

 

CENNET VE CEHENNEM

 

Bu konu başlığımızda değinmeye çalıştığımız cennet veya cehenneme nasıl hak kazanılır, cennet ve cehennemde ne tür ödüller veya cezalar olacak, ikisinden birine girdiğimizde nelerle karşılaşacağız, oralarda ne kadar kalacağız, başımıza neler gelecek, nasıl yerlerdir, oralarda fiziksel formumuz olacak mı, olacak ise nasıl olacak, oralardaki davranışlarımız gibi konular olacaktır.         

Unutmayalım ki; Yüce Allah’ın kolayı kolaylaştırabildiği gibi (cenneti) zoru da (cehennem) kolaylaştırabilir. Yakın yerden (dünya) cenneti hak edebiliriz fakat uzak yerdeyken (ahiret) artık iş işten geçmiştir.

Aslında cennet ve cehennemi ayrı incelemek istemiştim. Fakat ayetlere baktığımda ayrılmaması gereken konular olduğuna kanaat getirdim. Genelde ayetler arka arkaya ve bağlantılı gelmiş, bölerek cennet ayrı cehennem ayrı olarak iki başlığa ayırmayı doğru bulmadım.

Belki de ahiret alemi diye de incelenebilirdi. Cennet, cehennem, araf, ahiret olarak başlıklara ayırabilirdim fakat bu iki kavramı cennet ve cehennemi aynı başlık altında incelemeye karar verdim. Ahiret ve araf olarak bir çalışmamızda Yüce Allah izin verirse olacak.    

Ödüllerimizi, cezalarımızı, başımıza gelecekleri, kendi yaptığımızın sonuçlarını aynı başlık altında görmeyi uygun bulup bu şekilde çalışma yapmış olsam da gene de çalışmanın altında başlıklar halinde bazı konuları yazmaya çalışıcam.

Örneğin cennetteki ödüller veya cehennemdeki cezalar şeklinde ayırıp ayet nolarıyla beraber özet geçmeyi kafamda planladım. Tüm çalışmanın özeti şeklinde olacağını düşünüyorum. Çok da güzel olacak bence.                        

Başlamadan önce cennet ve cehennem ile ilgili bir iki temel bilgi vermeyi doğru buluyorum. Ayetleri incelediğimizde zaten göreceksiniz.     

*Cennet ve cehennem süresizdir. Hangisine girersek orada süresiz olarak kalınacak. Cennete giren zaten çıkmak istemeyecek olmasına rağmen cehenneme girende; ölmek, yok olmak isteyecek fakat Yüce Allah buna izin vermeyecektir ve asla çıkamayacak her çıkmak istediğinde cehenneme geri döndürülecektir. Cehennem ehline her yerden ölüm gelmesine rağmen  onlar orada asla yok olamayacak süresiz bir azap görecektir. Cehennemde ölümde yoktur yaşamda.                    

*Cennet ve cehenneme Rabb’imizin bize öğrettiği şekilde inanmak, ahirete inanmanın şartlarından biridir aynı zamanda. Cehenneme girip günahları kadar yanıp cennete gireceğini iddia eden biri ahireti yalanlamış, ahirete inanmamış ve şirk koşmuş olur.          

*Cennet ve cehennem evrenleri henüz yaratılmamıştır. Mevcut tüm evrenin yok olması ardından o evrenlerin yaratılışı başlayacak ve bitince de Allah tarafından kabir denen (yattığımız mezar değil) bir yerden hesap günü için diriltip yaptıklarımızın karşılığına göre gideceğimiz yer belirlenir.

*Cehenneme kesin girecek olanlar müşrik olanlar olacaktır. Hiçbir kurtuluşa eremeyecek olan bu şirk koşanlar, aşağılanmış olarak direk cehenneme girecek olup tüm yaptıkları da boşa gidecektir, Allah tüm yaptıklarını boşa çıkaracaktır. Bu kişilerin kayıtları siccinde olacaktır. Onlar ashabı meşemedir.

*Müşrik olmayan her kez cennete gireceğini umabilir. Yüce Allah şefaat de edecektir, hak edene, dilediğine. Cennetlik olanların kayıtları da İlluyunda olacaktır. Onlar ashabı meymenedir.

* İnsanlar Allah katında derece derece olduğu gibi cennet ve cehenem de buna paralel olarak derece derecedir. Yaptıklarımıza karşılık gideceğimiz yer, bizim yaptıklarımıza paralel olarak derecemizi belirleyecek ve derecemize göre olacaktır.

*Cennet kelimesi Kur'an'da bahçe manasında kullanılır. Güzel olan, hiçbir şeyden eksik olmayan enfes bir bahçe olarak kullanılır. Bu bahçe dünyadaki bir bahçe, başka bir evrendeki bahçe ya da ahiret evrenindeki bir bahçe olarak Kur'an'da kendini gösterir. Kur'an bütünlüğü, ayetin anlam bağlamına bakılarak neredeki bahçe olduğu açıkça anlaşılır. Bu çalışmada bizim bildiğimiz ahiret evrenindeki, bizlere ödül olarak miras kalacak olan cennetten bahsediyor olacağız.

 *Kur'an'dan anladığımız cennet yani bahçe için, Yüce Allah üç ayrı bahçe örneği vermiştir. Bir tanesi her şey yokolup yeniden oluşacak olan cennet, bir tanesi dünyada ki cennet, diğeri ise Adem'in çıkarılmadan önce yaşadığı cennettir.

Örneğin; Adem'in cennetten kovulma mevzusu ne bu dünyadaki ne de ahiret evrenindeki cennettir. Adem ve eşi her hangi bir evrende yada paralel evrende yada Yüce Allah nereyi uygun gördüyse oradaki cennet evrenine yerleştirilmişlerdi.      

Ya da Kur'an'da örnek verilen 2 bahçe mevzusu vardır. Biri şükreder diğeri ise şirk koşar. Bu da bu dünyadaki cennettir yani bahçedir.

Ayet nolarını özellikle vermedim, biraz araştırarak bulabilirsiniz ::)) Ve yoktur insana başka bir şey kendi çalışmasından 53/39.         

*Cennete girmek belli bir çaba, emek, eylem ve çalışma gerektirir, zorluklara karşı metanet ile direnme her koşulda Allah'ın hudutlarında kalma, kararlı olma gerektirir, bu gerekliliğin ödülüdür aslında Yüce Allah'ın bu ahdi. Bu şartlar sağlanmadan cennete girmenin pek mümkün olmadığını anlıyorum Biricik Kur'an'ımızdan.

* Dört adet cennet işaret edilir. Firdevs, Adn, Meva ve Naim. Cehennemin ise 7 kapısı işaret edilir. Arapça gramere göre cehennemin en az 7 veya 7 den fazla kapısı olacaktır.


EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.

Tüm yazdıklarım Yüce Allah'ın öğretileridir hepsini aşağıdaki çalışmada görebilirsiniz. Cennet ve cehennem ile ilgili tüm ayetleri çalışmaya almaya çalıştım.

Bu kısa bilgilendirmeden sonra Yüce Allah'tan bizlere furkan nasip etmesi umut ve temennilerimle; yine Yüce Rabb'imin izni ve dilemesi ile başlayalım.                                         


CENNET VE CEHENNEM 1 - YASİN ÖZKAN

CENNET VE CEHENNEM 2 - YASİN ÖZKAN

CENNET VE CEHENNEM 3 - YASİN ÖZKAN

CENNET VE CEHENNEM 4 - YASİN ÖZKAN

CENNET VE CEHENNEM 5 - YASİN ÖZKAN


                                                                                  

*

2/25   Ve müjdele kimseleri (ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18 ki onlaradır cennetler; akar altından onun nehirler; her rızıklandırıldıklarında ondan (cennetten), meyveden; bir rızık (olarak); dediler: “Bu ki rızıklandırıldığımızdır önceden”; ve (oysa) verilmişlerdi onun benzeri; ve onlaradır orada (cennette) eşler184; temiz kılınmış; ve onlar orada ölümsüzlerdir185.                                                                                                                                          

Cennet müjdesi verilenlerin iman eden ve salihatı yapanlar olduğunun işaretini bize veren Yüce Rabb'imiz cennet nimetlerinden her verildiğinde daha önce verilen zannedilse de her seferinde yeni ve farklı bir şey olduğunu söyleyerek oradaki nimetlerin sınırsız olduğunu da bizlere öğretir. Ayrıca orada ölümsüz   olacağımızı ve bize eşler verileceğini söyler.

Bir iki konu üzerinde duralım. Cennete girecekler iman ve salihat yapanlardır derken bunu çok yüzeysel almayalaım. Özellikle neye, nasıl iman ettiğimiz ve iman ettikten sonra da iman gereği hareket edip etmediğimiz çok önemlidir. İman başlığında inceleyelim. Ayrıca cennette verilecek olan eşler şu andaki eşlerimiz değildir. Cennette bize verilen eşler orada Allah tarafından verilecek olan sohbet arkadaşıdır. Gözü bizden başka kimseyi görmeyecek olan, temiz kılınmış yani tüm kötü hareket, duygu v.s. gibi şeylerden arınık vakit geçireceğimiz, konuşacağımız eşlerdir. Her cennete giren bir kimsenin dünyadaki eşinin de cennete girmesi mümkün olmayacaktır. Ayrıca cennetde cehennem gibi derece derece olduğundan aynı yerde olamayabiliriz.  Ayrıca cennet de cehennem gibi derece derece olduğundan aynı yerde olamayabiliriz.                              

Ayrıca eşler kelimesi ezvacun kelimesi ile gelir. Bu kelimenin kök anlamları eşleştirmek, çiftleştirmek (من veya ب ھ s.th. ile), çiftler veya çiftler halinde birleştirmek (ھ s.th.);çiftlemek, ikizleşmek (ھ s.th.); kullanmak paralellik (rhet.); evlendirmek, vermek, evlendirmek (ه، ھ، ھا من bir kızla evlenmek) IIIbir çift veya çift oluşturmak; paralel yapıda kullanmak, bir çift halinde birleştirmek (بين iki kelime,rhet.); evlenmek, nikahta birleşmek, evlilikte birleşmek ( بين -- و s.o. ile) V evlenmek ( من, ب، على، ه ile), evlenmek (, من, بعلى، ه s.o.) VI evlenmek; çift olmak, bir çift oluşturarak bir araya gelmek, çift olmak, çiftolmak VIII ازدوج izdawaja çift olmak, çiftolmak, çift olmak, iki kez görünmek          

Olduğundan bana çağrıştırdığı cennet evreninde bir cinsiyet olma olasılığı olma ihtimalidir. Böyle olduğunu düşünsek de bence şu an dünyadaki gibi bir erke-dişi ilişkisi olmayacağı kanaatindeyim.                                                                                            


*

2/62   Doğrusu iman47 etmiş kimseler; ve yahudileşmiş267 kimseler; ve Nasârâlılar268; ve Sâbiîler266; kim iman etti Allah'a ve ahiret gününe          ve yaptı sâlihât18; öyle ki onlaradır ecirleri/karşılıkları Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlar üzerine; ve onlar hüzünlenmezler269.                                                                            

                                                                                  

Allah'a iman; Yüce Allah'a şirk koşmadan, tek tanrıcı 'monoteist', 'hanif’, 'muhavvid’ olarak iman etmek. Kurtuluşun ilk şartı budur. Bu şartı sağlamayan hiç kimse kurtuluşa eremez. Yüce Allah’a iman etmek tek bir yaratıcının olduğuna, O’nun tüm evreni/evrenleri yarattığına, her şeyin sadece O’nun kontrolünde ve hükmünde olduğuna iman etmektir. Açıktır ki din ve            hükümdarlık sadece Yüce Allah’a özgülenmelidir. Yüce Allah’a imanın şirk içermeden olması gerektiğini Kuran’daki yüzlerce ayetten anlıyoruz. Kısacası; Yüce Allah’a iman şirksiz olmalıdır. Yüce Allah’a iman edip de O’nun astlarından O’na ortaklar koşmak Yüce Allah’a iman değildir. Bunun adı şirktir. Şirk de tüm amelleri boşa çıkarır.                                                                     

Ahiret gününe iman; ahiret evreninde yapılacak olan yargılamaya ve onun kurallarına iman etmek. Kutsal kitaplarda bildirilen yargılama kuralları dışında uyduruk şeylere iman etmek, ondan medet ummak ahiret günü kurallarını yalanlamaktır. Ahiret gününde elçilerin/resullerin şefaat ederek kurtarıcı olacaklarına inanmak en büyük şirktir. Yargılamanın tek olarak yapılacağını, zerre ağırlığında iyiliğin ve kötülüğün getirileceğini bilmek. Yargılama sonucunda süresiz cennetlere veya sonsuz cehenneme ölümsüzler olarak girileceğine iman etmek.

Sâlihât yapmak; düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler yapmak. Not: Şirk günahının affı yoktur. Yüce Allah'a ortak koşarak iman eden bir kimse müşriktir. Müşrik olarak vefat eden kimsenin cennetlere girmesi mümkün değildir. Cehenneme girdirilecektir. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucu, tamamı zan olan kitaplar edinmek (Tevrat sonrası Talmud, İncil sonrası insanların kendi elleriyle yazdıkları masallar, Kur'an sonrası hadis/söylenti kitapları) Yüce Allah'a ortak koşmaktır. Yüce Rabbimiz bu günahı asla affetmeyecektir. Bu kimselerin yapıp ettiği tüm ameller boşa çıkacaktır. Şirk günahı her şeyi 0 ile çarpar. 

Not: 2:62, 5:69, 22:17 ayetleri cennetlere girmenin minimum/asgari/en az şartlarını bildirmektedir. 22:17 ayetinde ayrıca cehenneme girmemenin yolu olan şirke günahına bir vurgu vardır.    

Not: Kur'an'a göre kimse tüm toplum olarak atfedilemez. Bu kafir, bu inançsız diye. Yüce Allah toplumları helak ederken inanları içinden ayırmıştır. Kafirlerin yaptığı     gibi şu toplum yahudi veya şu hırıstiyan bunların hepsi kafir denilmez. Görüldüğü gibi tevrat ve incil ilk indiğinde, yahudi ve hırıstiyanlardan gereği gibi inanlar olmuştur.Tek tanrıcı, monoteist olan bir kısım bunların içinden ayrılmış, hak yolunda olmuş ve cenneti hak etmişlerdir. Günümüzdede durum buna benzer. Ayrıca kendine Müslümanım diyen dönüp kendine bir baksın. Çoğunun eğri yolda olan hırıstiyan ve yahudiden bir farkı yok. Tek farkları başka yollarla Yüce Allah'a şirk koşmalarıdır ama sonuçları aynı olacak ve aynı yerde olacaklar, cehenemde.                                                              

*

2/166  Serbestleştiği zaman tabi olunmuş kimseler tabi olmuş kimselerden; ve gördüler azabı; ve kesildi onlarla bağlar.

 2/167 Ve dedi tabi olmuş kimseler: “Keşke ki (olsa) bizlere bir dönüş; öyle ki serbestleşiriz onlardan; serbestleştikleri gibi bizden”; işte budur; gösterir onlara Allah eylemlerini/yaptıklarını; hasretler* (vardır) onlara; ve onlar ateşten çıkanlar değildir.

*Dünyaya dönüp tek tanrıcılardan olma arzusu, isteği, hasreti.                                                 

                       

Allah harici dinde hüküm koyanlar ve bunlara tabi olanlar beraber toptan cehennemlik olduğunu anlarız. Bunlar şirk koşanlardır. Kur'an harici dinde hüküm koyucu her şey şirktir. Mezhepler, hadisler, tarikatlar, şeyhcikler, cami papazları v.s. İşte bu kimseler ve bu kimselerin yolundan gidenlerin yerini Yüce Allah bizlere bildirir. Bunlar kendilerini Allah yolunda zannederken onları aldatıcı Allah ile aldatmıştır ve farkına bile varmazlar/varamazlar.                                                                                                                                           

*

2/174  Doğrusu kimseler (ki) gizlerler Allah'ın indirdiğini kitaptan*; ve satarlar onu az bir değere; işte bunlar; yer/tüketir değillerdir karınlarında; ancak ateştir; ve konuşmaz onlara Allah kıyamet günü148; ve arındırmaz onları; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.                                              

*Kutsal kitap.                                                                                                                         

2/175  İşte bunlar; kimselerdir (ki) satın aldılar dalaleti128 doğru yola kılavuzla*; ve azabı** (da) mağfiretle319; öyle ki onları ateşe karşı sabrettiren nedir!

*Doğru yolu verip sapkın yol olan dalaleti satın aldılar.                                                 

**Mağfireti verip azabı satın aldılar.                                                                                                                                                                                       

                                                                                  

Yüce Allah'ın indirdiği kitabı veya kitabın içindeki herhangi en ufak bir bilgiyi bildiği halde gizleyenler veya bu bilgiyi bir kazanç elde etmek amacı ile şu veya bu şekilde satanlar, dini ticarete dökenler (cami hacı, hoca tayfası, şeyhcikler, diyanet gibi) karınlarına anca ateş doldurur der Rabb'imiz. Burada kazandıklarına karşı ahiretteki karşılıkları cehennem olacaktır net bir şekilde bizlere öğretir Yüce Rabb'imiz. Bunu bildiğiniz halde (çünkü kitabı okumuş bu zalimler) kısacık dünya hayatında kazandığınızın karşılığı olan ateşe karşı nasıl dayanacağınızı düşünüyor musunuz tarzında bir uyarıda bulunarak akledilmesini ister.                                                                                                

*

2/178  Ey iman47 etmiş kimseler! Katletmelerde yazıldı üzerinize kısas320 ; hür hüredir; köle köleyedir; kadın kadınadır; öyle ki kim affedildi; kardeşinden ona bir şey (affetme); öyle ki bir tabi* olmadır marufa291; ve bir ödemedir** ona güzellikle; işte bu bir hafifletmedir Rabbinizden; ve rahmettir; öyle ki kim sınırı aşarsa bunun sonrası onadır elim/acıklı bir azap.                                        

*Katleden kimse ölüm kısasından affedilirse bile toplumun marufla belirlediği cezaya çekmelidir.

**Katleden kimse tazminat ödemelidir. Bu ödeme güzel bir anlaşmayla yapılmalıdır.                                                                                          Buradaki ana ders alınacak konu sınırı aşan, hangi konuda olursa olsun Yüce Allah'ın belirlediği sınırı aşan cehennemliktir. Şirk koşmadıktan sonra Yüce Allah elbette affedebilir fakat affedeceğinin garantisi yoktur ve Yüce Allah'ın azabından kimse emin olamaz.

Nasıl olsa Allah affeder deyip sınırı aşan şeyler asla yapılmamalı, takva ile kendimizi korumalıyız. Bu ayette anlatılan mevzu; eğer birisi birisini öldürürse, sende onu öldürebilirsin diye izin vermiştir Yüce Allah. Yalnız öldürenin kendisini öldürmeye izin vardır. Anladığım kadarıyla eskiden kölelik varken biri birini öldürdüğünde, öldüren değil de bir köle veriliyormuş, onu öldürünce kıssas tamamlanmış sayıyorlarmış diye anlaşılıyor, araştırmadım kendi görüşüm ama araştırıcam inşaallah.

Gördüğümüz kadarıyla bu adaleti sağlamak için ve öldürmemeyi teşvik içindir. Eğer biri birini öldürürse, karşılığı kendisinin öldürülmesi olacağından buna göre belki öldürmekten vazgeçer. Ayrıca ayet illa öldürün demez, bağışlamayı teşvik eder. Bu konu hakkında da bir diyetlendirme vermiştir Yüce Rabb'imiz konuya girmeyeceğim,           bu başlığın konusu değil.                                                                                                                                                                               

*

2/214  Ya da hesap ettiniz ki girersiniz cennete; ve (sandınız ki) asla gelir değildir sizlere kimselerin misali/örneği/benzeri; geçtiler sizlerden önce; (oysa) dokundu onlara sıkıntı/ıstırap/biçarelik ve darlık; ve sarsıldılar; ta ki der ki resûl418 ve onunla (resûlle) birlikte iman47 etmiş kimseler: Ne zamandır Allah'ın yardımı”; değil mi (ki) doğrusu Allah'ın yardımı yakındır?                                           

                                              

Cennete girecekler sıkıntı ile test edildiğini ve bu testten geçenlerin cennetler ile ödüllendirileceğinin mesajını veriyor Yüce Allah. Bu sınavın samimi olan veya olmayan, kararlı olan veya olmayan, sabreden veya nankörlük edenlerin kanıtla ayrılacağı bir sınav olacağı düşüncesindeyim. Her bir kimsenin de bu veya benzeri samimiyet sınavına tabi tutulacağını ayetten anlarız.                                                                                                                                                                                   

*

2/257  Allah velisidir28 iman47 etmiş kimselerin; çıkarır (Allah) onları karanlıklardan nura/aydınlığa doğru; ve kâfirlik25 etmiş kimselerin kendi velileri28 tâgûttur375; çıkarırlar onları nurdan/aydınlıktan karanlıklara doğru; işte bunlar; ashabıdır nar/ateş; onlar orada (cehennemde) ölümsüzlerdir185.                                                                                                             

           

Veli konu başlığına bakınız. İman eden kime yanlış yola da sapsa velisi Allah ise, Allah onu düştüğü karanlıktan aydınlığa ulaştıracağını söyler. Velisi tağut olan ise Yüce Allah'ın nurundan/ışığından nasip alamayacağını, Allah'ın onu karanlıklarda bırakacağını öğretir Yüce Rabb'imiz.

Bunlarda ateş ehlidir/ashabıdır, ölümsüz olarak sürekli azabı tadacak olanlar da bunlardır diye bizlere öğütler Yüce Rahman'ımız. Kafirlik eden kimselerin de tağutlardan başka velisi olmadığını ve edinemeyeceklerini de ayetten anlarız.                                                                                       

*

3/24   İşte bu; onların "Asla temas etmez bizlere ateş adetli/sayılı günler403 dışında" dediklerinden dolayıdır; ve aldattı onları dinlerinde* iftira atar402 olmuş olmaları.                                  

*İftira, zan, yalan, söylenti/hadis temelli uydurulmuş din.                                                           

                                                                                                                                             

Bu ayet ahirete iman etmeyen, müşrik olan kafirleri anlatır. Bir çok ayette Yüce Allah cennet ve cehennem için kalıcıdır demesine rağmen, bir kısımları, bir süre azap görüp cennete girecekleri yalanını söyler ve inanırlar.

 Bu inancın getirdiği sonuçlar;                                                                                                                                                                                           

1- Artık İslam dininde değil başka dinde olurlar.                                                                       

- İnsan neye inanırsa artık dini odur. İslam dininden çıkmış olur. Allah'ın astından ilahlar edinmiş olur. Çünkü Yüce Allah'ın dediğini değil, o dini uyduranın dediğini yapmış olur, dinde kutsal kitaplar harici kaynak edinmiş, hüküm koydurmuş olur. Yüce Allah'ın bizim için seçtiği ve kabul edeceği tek din İslam’dır.                                                                                                                               

5/3 ………………..Bana huşu duyun. Bugün, sizin için dininizi kemale erdirdim/ikmal ettim ve sizin üzerinize nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslam'ı seçtim/ beğendim………………        

3/85 Kim İslam'dan başka bir din seçerse, bilsin ki o din ondan asla kabul edilmeyecektir ve o ahirette hüsrana uğrayacaktır.                                             

2-  Allah'ın bazı ayetlerine inanır, bazılarını reddederler                                                            

- Yüce Allah'ın süresiz kalacaksınız dediği cehennem için, yok hayır Allah öyle söylese de (haşa) ateş bize sayılı gün isabet edecek inancında olarak, Yüce Allah'ın bazı ayetlerine inanır (azap olduğuna), bazı ayetlerini inkar ederler (azabın süreli olduğu inancına, oysa ki süresizdir). Yüce Allah’ın süresiz dediği cehennem için, Müslümanız ya günahlarımı kadar yanıp cennete gideceğiz inancındadırlar ki bu Kur’an’a tamamen aykırıdır.                                                                                                                                                                           

7/40   Doğrusu kimseler (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; ve büyüklendiler663 ondan*; açılmaz onlara gök kapıları664 ve giremezler cennete ta ki geçer halat/deve665 boşluğundan sicimin/iğnenin665; ve işte böyledir; cezalandırırız mücrimleri674.

3-  Ahirete inanmamış olurlar.                                                                                                 

- Ahiretin olduğu inancına sahip olan bu insanlar azaba da inanırlar, yani dirilteceklerine. Oysa ki gittikleri, kendi elleri ile yaptıklarının karşılığı olacak olan cehennemin süreli olup, bir süre yanıp, azaptan azad edileceklerine inanmaları, ahirete inanmadıkları anlamına gelir. Çünkü ahirete inanmak Yüce Allah'ın bizlere öğrettiği tüm her şeye olduğu gibi inanmak, Allah'ın öğrettiği şekilde inanmaktır. Kur’an’da bize öğretilene eksik veya fazla inanmak yani olmayana var yada olana yok demek ahirete inanmamaktır.                                                                                                                                                                                                                                                                             

3/24 Bu dönekliklerinin nedeni, onların: "Ateş bize sayılı birkaç günün dışında dokunmayacak." şeklindeki inançlarıdır. Uydurup dinlerine yakıştırdıkları bu tür şeyler onları yanıltmaktadır.


*

3/131  Ve takvalı21 olun ateşe; ki hazırlandı kâfirler için25.                                              

                                                                                                                     

Takvalı olmak sakınmak demektir. Neyden ve nasıl sakınacağımızı öğrenmenin tek yolu da Kur'an'dır. Kur'an ile bilmediklerimizi bize öğreten Yüce Rabb'imizdir. Kafir kelimesi de daha önceki çalışmalarımızda inceledik, gizlemek örtmek demektir. Tabii ki Allah'a karşı takvalı olmamız gerekiyor. Zaten Allah'a takvalı olduğumuzda tüm kötülüklerden, iğrençlişmişlerden, çirkinliklerden v.s. korunmuş olucaz. Yalnız Yüce Allah burada ateşe takvalı olun der. Yani ateşe karşı kendinizi koruyun, ateşten sakının der. Bu ateşin yani azabın ne derece şiddetli olduğuna işaret ederek bizleri kendimizi bu ateşten korumamız için yapmamız ve yapmamamız gereken şeyler hakkında hassas davranmamıza işaret verir. Eğer Allah'ın öğütlerini dinlemezsek, ayetleri yalanlarsak veya bazı ayetlerine inanıp bazılarını reddedersek, şirk koşarsak, dinde Kur'an harici hüküm koyan şeylere       tabii olursak bu ve bunun gibi şeyler bizi kafir yapar. İşte bu ateş bu kafirler için hazırlandı, dikkat edin sizde onlardan olmayın der.         

Bu ayet ışığında herkes kendini check etmeli. Neye inanıyoruz, hangi yoldayız, neye musalliniz ve özellikle şirk koşuyormuyuz.

*

3/133  Ve seri/çabuk olun Rabbinizden4 bir mağfirete319 doğru; ve bir cennete; genişliği460 onun (cennetin) gökler162 ve yerdir; hazırlandı muttakiler17 için.           

                                                                                                                                                                     

Rabb'imizin bağışlamasını istemek için acele edin yani aklınıza geldiğinde hemen bağışlanma dileyin şeklinde anlıyorum. Çünkü ne zaman ölücez bilemeyiz. Muttakiler için hazırlanan cennetin genişliği gökler kadarmış yani muazzam geniş.                                                                                                                                                                                                          

GÖK VE YERİN GENİŞLİĞİ

                                                                     

*

3/136  İşte bunlar; cezaları/karşılıkları63 onların bir mağfirettir319 Rablerinden4; ve cennetlerdir (ki) akar altından onu (cennetin) nehirler; ölümsüzlerdir185 orada (cennette); ve ne muhteşemdir ecri/ücreti yapanların*.                                        

*Sâlihâtı yapanlar.                                                                                                                 

                                              

Ceza Arapçada karşılık manasındadır. Salihatı yapan, Allah'ı birleyen, yolundan çıkmayanların karşılıklarının bağışlanma olduğunu ve bu bağışlanma sonucu ölümsüzler olarak cennete koyulacaklarını söyler Rabb'imiz. Ve bu karşılığında ne muhteşem bir karşılık olacağını işaret eder. Karşılık verenlerin en hayırlısı Yüce Allah değil midir?                                                                                                                                                               

*

3/162  Öyle ki Allah'ın rızasına tabi olmuş kimse, kimse gibi midir (ki) geri döndü Allah'tan bir hoşnutsuzlukla/öfkeyle; ve sığınağı onun cehennemdir; ne perişan bir varış yeridir.

 3/163 Onlar* derece derecedir Allah’ın indinde/katında; ve Allah görendir onların yaptıklarını.                                                                                                                  

*İnsanlar.                                                                                                                              

                                  

Yüce Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanabilmek bizleri cennete sokacaktır. Tam tersi Yüce Allah'ın hoşnutluğunu ve rızasını kazanamamak da bizleri cehenneme sokacaktır. Bu ayeti yanlış anlamayalım. Yüce Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanabilmenin tek yolu onun öğretilerini uygulamaktan geçer.           Buda yalnız ve sadece bir tek Kur'an'ı okuyup, anlayıp, çalışıp, öğrenmek ile olacaktır. Bunun tam tersi olarak da ayetleri hiçe sayarsak Yüce Allah bizden ne razı nede hoşnut olacaktır. Bir detay daha belirtelim; biz Yüce Allah'tan razı mıyız bunu da düşünelim lütfen. Değilsek şahsi kanaatim sorun bizdedir.

89/28 Rızasını kazanarak, razı olarak Rabb'ine dön.                                     

İnsanlar Allah katında derece derece olduğu gibi alacağımız karşılıklarda gittiğimiz yer de derece derecedir. Yani cennet ve cehennemde derece derecedir. Dolayısıla göreceğimiz azap veya alacağımız ödüllerde buna bağlı olarak derece derecedir.                                                                                                                                                          

*

3/176  Ve hüzünlendirmesin seni kimseler (ki) acele ederler küfürde422; doğrusu onlar asla zarar vermezler Allah'a bir şey; yapmamak ister Allah onlara ahirette bir pay; ve onlaradır büyük bir azap.                

                                                                                                                     

Büyük azabın nerede olduğunu bu ayette Yüce Allah bizlere net bir şekilde söylemese de Kur'an'ın bütünlüğünden ve Yüce Allah'ın bize öğrettiklerinden verdiği işaretlerden ve başka ayetlerde söylediklerinden en büyük azabın ahirette olacağını biliyoruz. Ayette bahsedilen tamda cehennem azabıdır aslında.                                                                                                                                                    

*

3/185  Her bir nefis201 tadıcıdır ölümü; ve ancak ki tamamlanır ecirleriniz/karşılıklarınız kıyamet günü148; öyle ki kim itilip uzaklaştırıldı  ateşten; ve sokuldu cennete; öyle ki muhakkak başardı (o); ve değildir dünya hayatı aldatan/illüzyon* (bir) meta54 dışında. *Holografik evren prensibi kapsamında evrenimiz aslında Levh-i Mahfuz'dan gelen bilginin ışık hızında 3D bir yazıcı gibi canlanmasıyla gerçek hale gelir. Aslında                                                                                

                                                          

Her nefsin ölümü tadacağını anlatan Yüce Allah'ımız aynı zamanda ölüp, hesap görülme sonrası bir cennete veya cehenneme gönderilme olduğunu da aynı ayette bizlere öğretir. Yani hesap görülmeden ceza  da olmaz azap da. Kabir azabını savunanlar bu ayete de bakabilirler. Ayrıca kabir azabı adlı çalışmamızda, Kabir azabı diye uydurdukları bir şeyin olmadığına dair kanıtlarımızı da sunduk bakabilirsiniz.                                      

*

3/188  Sanma kimseleri (ki) ferahlarlar* verildikleriyle/kavuşturulduklarıyla; ve (onlar) severler** ki övülsünler asla faaliyet içinde olmadıklarıyla; öyle ki sanma onları zaferle çıkanlar azaptan; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.                                         

*Kendilerine verilen şeylerle asla bir ferahlığa, huzura, başarıya ulaşamazlar.    

**İsterler/arzularlar.                                                                                                                

                                  

Bir önceki ayetle birlikte alındığında anlaşılır diye düşünüyorum bu ayetin. Anladığım kadarıyla verilen şeyler kitap ve kitabın ayetleridir. Bir kavme bir kitap yani Yüce Allah'ın kelamları verilmiş. Ama bu verilenle huzura kavuşmamışlar, çünkü ona uymamışlar, işine geldiği gibi kendi elleriyle değiştirmişler. Asla yapmadıkları şey de işte bu kitaba Yüce Allah'ın vahyine uymamak olmuş. Bu vahye uymayanlarında sonu azap olacakmış.

Şöyle de düşünebiliriz bu verilenler Yüce Allah'ın verdiği nimetlerde olabilir. Hatta hem nimetler hem de kitap şeklinde de anlaşılabilir. Verilen kitaba uymadıklarından verilen nimetlerinde bir yararı olmamış. Aslında aynı kapıya çıkıyor her ne verildiyse fark etmez, Allah'ın vahyine uymamalarıdır azabı hak etmelerinin nedeni.

3/183,184,185,186,187,188, ve 189 ayetlerini beraber okursanız bu konu hakkında fikriniz oluşacaktır kanaatindeyim.                                                                                                                                                                                                                                                                           

*

3/195  Ve cevap verdi onlara Rableri4 ki ben zayi etmem sizlerden erkek ya da dişi yapanın yaptığını; bir kısmınız bir kısımdandır; öyle ki kimseler (ki) hicret ettiler; ve çıkarıldılar diyarlarından; ve eziyet edildiler benim yolumda336; ve katlettiler35; ve katledildiler35; mutlak kâfirlik25 ederim onlardan kötülüklerine; ve mutlak sokarım onları cennetlere (ki) akar altından nehirler; bir sevaptır464 Allah’ın indinden/katından; ve Allah’ın kendi katındadır güzel sevaplar464.                                                                       

                                                                                                                                                                                                        

Cennetin Allah katından çok büyük bir ödül olduğunu öğreten Yüce Rabb'imiz aynı zamanda cennete sokacakları kimselerin bazılarını da bizlere öğretir. Aynı zamanda kimsenin yaptığını zayi etmeyeceğini bizlere bildirirken, yaptığımız şeyleri Allah rızasını gözeterek yalnız Allah için yaparsak Allah katında daha değerli olduğunu da ayetten anlamamızı sağlar.

Yalnız Kur’an’dan biliyoruz ki şirk koşanların ise Yüce Allah tüm yaptıklarını boşa çıkarıp cehenneme atacaktır.                                                                                                                                                                                                                                                                                  

*

4/56   Doğrusu kimseleri (ki) kâfirlik ettiler ayetlerimize400; yakında yakacağız onları bir ateş (-le); her piştiğinde ciltleri/derileri509 onların; onun (cildin/derinin) başkası (olan) ciltler (-le)/deriler (-le); tatmaları için azabı; doğrusu Allah oldu Azîz37; Hakîm9.

*Gramere göre değişen insanlardır. Demek ki her cilt değişimi birbirinin aynısı olmamaktadır. Yeni gelen cilt/deri o insanı farklılaştırmaktadır.                                                                                                                                                                                                                                 

Yüce Allah burada cehennem azabından bir örnek bir gerçek sahne öğretir bizlere. Yüce Rabb'imiz yandıkça değişen derileri işaret eder. Deride bulunan sinir uçları acıyı beyne iletir. Bu sinirler yandığında artık acı duygusu kalmaz. Bu nedenle deriler yandıkça tekrar oluşturularak azabın devamlı olması sağlanır.

Bu örnek bile tüyleri diken diken etmeye yetecektir. Şu an bunları yazarken hissettiğimde aynen budur. Aklederek düşündüğümüzde; tarif edilmez bir ve süresiz bir azap olduğunu anlarız. Yüce Allah'ın azabından kimse emin olamaz. Takvalı olacaklar yalnız Allah'a takvalı olsunlar. Tevekkül edecekler yalnız Allah'a tevekkül etsinler. Yüce Allah dünyada da ahirette de tek velimiz, tek yardımcımızdır. Nokta. Yüce Allah'tan başka yönelinenler de yönelenlerde acizdir. Hiçbir şeye güçleri yetmez. Ancak bizi azaba götürürler. Ne isteyecekseniz yalnızca her şeyi bilenden, her şeye gücü yetenden isteyin. Nokta.                                                                                                                                                                                                      

*

4/57   Ve kimseleri (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; sokacağız onları cennetlere; akar altından onun nehirler; ölümsüzler185 orada ebediyen; onlaradır orada temizlenmiş eşler184; ve sokarız onları korunaklı* bir korunağa.                              

*Gölgeli olarak çevrilen bu kelimenin anlamı daha geniştir. Korunaklı, siperli anlamındadır.                                                                                                                                                                                         

İman edenler ve salihatı yapanların cennete gireceğini anlarız. Bu iki kavramı da inceliycez inşaallah. İman etmek ben Allah'a inandım ile salihatı yapmak da sadece kalbi temiz olmakla sınırlı değildir. Cennetin altlarından ırmaklar/nehirler aktığını bu ayette de görüyoruz. İlerleyen ayetlerde bu nehirlerinden bazılarını hakkında bizleri bilgilendirir Yüce Rahman'ımız. İman ve salihat önemlidir, ayrı inceliycez ama bu ayet özelinde önemli birkaç konu üzerinde duralım.

Cennette ölümsüz olucaz ve sürekli kalıcaz (cehennemde de). Sapkın düşüncelerin aksine günahlarımız kadar yanıp cennete gitmeyeceğiz. Bu şekilde inanan Yüce Allah’a şirk koşmuş olur, ahirete inanmamış olur. Nereye gidersek orada ölümsüz olarak kalıcıyız. Cennete giden zaten çıkmak istemeyecek, cehenneme gidenin ise çıkmasına izin verilmeyecek, cehennem ehli ölüp yok olmak isteyecek fakat buna da izin verilmeyecek, aynı özür dilemelerine izin verilmeyeceği gibi.                                                                             

Temizlenmiş eşler konusu da, dünyadaki eşimizi temizleyip onu veririz demek değildir ::)) Çünkü eşlerden ikisinin de cennete gideceğinin garantisi yoktur. Buradaki eş sohbet arkadaşı gibi zamanımızı güzel bir şekilde geçireceğimiz bir arkadaştır. Temizlenme konusu da, benim Kur'an'dan anladığım kadarıyla tüm kötü düşünce, davranış, içsel düşünceler gibi tüm kötülüklerden,günaha sokacak tüm düşünce ve davranıştan uzak olarak yaratılan bir eş ve sadece verileni gözü gören birisi olmasıdır.

Gideceğimiz yerin korunaklı olması demek de gene benim düşünceme göre, cennette ne sıcak rahatsız edecek ne üşüyeceksiniz der ayetinde Yüce Allah. Ayrıca içtiğiniz şeylerle de bu dünyada ki gibi sarhoş olmadığımız anlıyorum. Ayrıca da bize verilen temiz eşler gibi bizlerinde kötülüklerden arındırıldığımızı anlıyorum. Ayrıca da aç kalmak, rızık aramak gibi derdimizde olmayacağından korunaklı olmasını bu ve bunun gibi detaylara bağlıyorum. Tabii farklı düşünceler, görüşler olabilir. Kur'an bütünlüğünde, Allah'ın hudutları içinde, ayetle delillenip kanıtlanırsa her türlü düşünceye, görüşe açığım. En doğrusunu Yüce Allah bilir.        

Her bilenin üzerinde bir bilen vardır, sözü dinler en güzeline uyarız. En güzel söz Kur'andır.                                                                                                                                                                 

*

4/93   Ve kim katleder35 bir mümini27 kasıtlı/amaçlı (olarak); öyle ki cezası/karşılığı onun cehennemdir; ölümsüzdür orada; ve gazap etti  Allah ona; ve lanetledi280 onu; ve hazırladı ona büyük bir azap.                                    

                                                                                                                                                                                            

Kasıtlı olarak mümin öldürenin cezası da cehennem olduğunu görüyoruz.                                                                                                                                                                               

*

4/97   Doğrusu kimseler (ki) vefat ettirdi onları melekler522; (ki o kimseler) zalimlerdir257 kendi nefislerine201; dediler (melekler): "İçinde olduğunuz nedir ki"; dediler (kimseler): "Olduk zaafa düşürülenler yeryüzünde"; dediler (melekler) : "Asla olamaz mıydı Allah'ın arzı/yeri bir genişlik (olarak); öyle ki hicret ederdiniz orada (yerde)"; öyle ki işte bunlar; sığınağı onların cehennemdir; ve ne kötü varış yeridir.                                                   

                                                                                                         

Ölüm melekleri can alırken zalimlere soru sorduğu bildirir Rabb'imiz bizlere. Bu kimseler kendi benliklerine zulmetmiş zalim kimseler olduğunu anlarız. Bunun nedeni de dünya nimetlerine dalıp oyalanmaları ve dünya hevasında olan diğer insanlardan etkilenmeleri olmuştur. Kendilerinin başkaları tarafından etki altına alındıkları için bu durumda oldukları bahanesini sunan bu kimselere meleklerde Allah'ın arzı yani dünya geniş değil miydi neden bulunduğunuz ortamdan başka yere gitmediniz diye sorarlar. Demek ki içinde bulunduğumuz ülkede kendi dinimizi yaşayacağız, eğer baskı ve zulüm görüyorsak, dinden çıkarılmak isteniyorsak da başka bir yere, dinimizi istediğimiz gibi yaşayabileceğimiz bir yere gideceğiz. Hakikaten buna da gücümüz yoksa Yüce Allah'ın affetmesini umabiliriz.

Şu anda ki durumda bu değil mi? Sözde Müslüman olan bu ülke aslında İslam ile alakası olmayan bir din yaşamıyor mu? Bizler yalnız Kur'an deyip çizgimizi bozmayacağız ve her fırsatta Yüce Allah'ın dinine çağıracağız. Allah taraftarı, Allah'a çağıran, Allah’ın yardımcısı olan herkes birer elçidir arkadaşlar.                                                                                                                        

*

4/98   Dışındadır zaaflı* bırakılanlar erkeklerden; ve kadınlardan; ve çocuklardan; (ki) itaat edemezler bir hale/duruma/değişime; ve doğru bir yola kılavuzlanamazlar.           

*Güçsüz, zayıf.                                                                                                                      

4/99   Öyle ki işte bunlardır; Allah belki mağfiret319 eder onlardan; ve oldu Allah Afuv19; Gafûr20.                                                                                   

                                                                                  

Yukarıdaki ayetteki gerçekten göç etmeye, hicret etmeye, yerini, yurdunu değiştiremeyen, güç yetiremeyen için Yüce Allah bağışlayabileceğini bildirir bizlere.                                                                                                                                                                                               

*

4/122  Ve kimseleri (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; sokacağız onları cennetlere; akar altından onun (cennetin) nehirler; ölümsüzlerdir185 orada ebediyen; hak/gerçek vaadidir Allah'ın; ve kim daha sâdıktır182 Allah’tan bir söz/kelam (bakımında).                                                               

                                                                                                                                                                                

İman eden ve salihatı yapanların cennete gireceğini tekrar bildiren ayettir. Ayrıca Yüce Allah'ın sözünden daha doğru söz olamayacağını öğretir bize Yüce Rabb'imiz. Bu ayet hadisçilere gelsin. Hadisçiler bu ve daha yüzlerce ayete daha toslayacaklar.

 Allah'ın sözüne karşılık uyduruk hadisler. Akletmezmisiniz?                                                                                                                                                                   

*

4/145  Doğrusu münâfıklar26 daha sefil aşağı seviyededir ateşten; ve asla bulamazsın onlara bir yardımcı.                                                                                                                                        

                                  

İkiyüzlü, yalancı nankörlerin yeri sefil olacakları ateşin alt tabakasıymış. Yani çok daha fazla ıstırap, azap çekecekler. Asla yardımcıları da olmayacak.                                                                                                                                                                                                                 

*

4/168  Kuşkusuz Allah Kafir olanları ve zulmedenleri bağışlayacak değildir. Onları bir yola iletecek de değildir;

4/169  Ancak Cehennem yolundan başka. Orada, kesintisiz ve ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, Allah için çok kolaydır.                                                                                                                                                                                                                 

Kafirler yani gerçeği örtenler, zulmedenlerin (kendine veya başkasına) bağışlanmayacaklarını ve Yüce Allah'ın kendisinden başka ve hiçbir şey tarafından doğru yola iletilmeyeceğini, iletilmelerine de izin vermeyeceğini anlarız. Onların tek iletileceği yol cehennem olacaktır. Dünyada kafirliklerine izin veren Yüce Allah bu şekilde yaşamalarına ve bu şekilde ölmelerine kanaat getirmesinden dolayı bu kimselere kurtuluş yoktur. İNANANLARI ALLAH KORUSUN.   

Görüldüğü gibi girdikleri cehennemden de çıkamayacaklar. Gerçeği örten herkes kafirdir. Ve bu kafirlerin yolundan giden herkes de. Bunlar dinde hüküm koyduklarından dolayı bunların peşinden gidenlerde Kur’an harici bu hüküm koyuculara uydukları için Yüce Allah'a şirk koşmuşlardır. Kendine Müslüman diyen her insan lütfen kendini check etsin. Bildiklerinizin kaynağı ne, hangisi İslam'da var, Hangisi Yüce Allah'ın kelamı, hangisi uydurmasyon. Şeytan/İblis insanı Allah ile aldatır. Allah rızası için bir şey yapıyorum sanırken şirk koşabilirsiniz. Neye musallin, neye tabi olduğunuza lütfen dikkat edin. Din diye yaptığınız herhangi bir şey Yüce Allah'ın kelamı değilse o zaman o yaptığınız her ne ise, onu yap diyene tabi olur, onu ilah edinmiş olursunuz.

Örnek verelim; abdest kelimesi Kur'an'da geçmez. Temizlenmek diye geçer ama abdest diye alalım. Abdest alırken Yüce Allah'ın dediği şekilde mi yapıyorsun yoksa birilerinin kendi yanlarından uydurduğu dine göre mi ? Eğer Allah'ın dediği gibi alıyorsan sorun yok fakat farklı yapıyorsan işte onu uyduranı ilah edinmişindir. Şirk koşmuşundur, kafirlik etmişindir, şeytanın velisi olmuşundur haberin bile yoktur. Kontrol edermisin ? Yüce Allah ne demiş sen ne yapıyorsun ?

Bir örnek daha verelim; 3 aylar diye uydurulan aylarda Allah rızası için şu gün bu gün oruç var diye tuttuğun orucun İslam'da yeri var mı? Allah mı emretti yoksa birilerimi uydur du?     Diyeceksin ki Kur'an'da yoksa da ben Allah rızası için tutuyorum. Hayır seni aldatıcı Allah ile aldatmış. Birisi/birileri 3 aylar var şu gün bugün oruç tutulacak demiş, sende o kişiye tabii olmuşsun, onun dediğini yapıyorsun, onu Allah'ın astından ilah edinmişsin, dinin artık İslam değil. Çünkü bu şeytanın velisi dinde hüküm koymuş, kendinden din uydurmuş, ibadet uydurmuş. Sende buna göre bu dine bu kişiye tabi olarak onun dediği yapıyorsun          Yüce Allah'ın dediğini değil. Nasıl Allah'ın rızasını kazanmayı düşünebilirsin, şirk koşuyorsun.

Şöyle olabilirdi. Her hangi bir hüküm koyucu olmadan, İslam'da olmayan şeyleri elinin tersiyle iterek, canın istediği bir zaman, istediğin kadar Yalnız Allah rızası için oruç tutsaydın sıkıntı olmazdı. Çünkü yalnız Allah rızasını gözettin, Allah kelamı haricinde dinde hüküm koyucuları elinin tersiyle ittin, bu tutacağın orucun Yüce Allah'ın emri veya önerisi olmadığını bilerek Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyerek yalnız Allah'a yönelme duygusu ile bunu yaptın. Allah kabul etsin.                                                                                                                                        

*

5/10   Küfreden ve ayetlerimizi yalanlayan kimselere gelince, işte onlar Cehennemlik kimselerdir.                                                                                                

                                                                                                                                 

Küfretmek inkar etmek, gerçeği örtmek, gizlemek manasındadır. Yüce Allah'ın ayetlerini inkar eden,gizleyen, örten ve yalanlayanlar direk cehennemliktir. Çünkü şirk koşmuşlardır. Müşrik olmuşlardır.                                                                                                                                                                                                  

*

5/36   Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, Kafirlerin olsa ve Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için bunları karşılık olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.

5/37   Ateşten çıkmak isterler. Onlar, o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için kalıcı bir azap vardır.                                                                                                         

                       

Hakkında cehennem sözü hak olanların asla kurtuluşu olmayacağını, onlar için çok acıklı ve kalıcı bir azap olduğunu bizlere söyler,öğretir Yüce Allah.                                                                                 

*

5/83   Resul'e indirileni duydukları zaman, gerçeği anlamalarından dolayı onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Ey Rabb'imiz! İman ettik, öyleyse bizi şahitlerle beraber yaz."

5/84   "Ve bize ne oluyor ki, Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim: Rabb'imizin bizi iyi kimseler topluluğuna dahil etmesi umut ve beklentisi içinde iken."

5/85   Böyle söylemelerinden dolayı Allah da karşılık olarak içinden ırmaklar akan Cennetlerle ödüllendirdi. Onlar, orada sürekli kalacaklardır. İşte muhsinlere verilen karşılık budur.                                                                                                                                                        

                                                                                                                                 

Kur'an'a inanıp gerçeği anlayanlar, Yüce Allah'a ve kelamlarına iman etmiş kimselerden bahseden ayetler, bu kimseleri muhsin olarak tanımlamış ve bu kimselerin cennet ile ödüllendirileceğini bizlere bildirmiştir. Ayrıca muhsin olan kişilerin özelliklerinden de bahseder Yüce Allah. Bu muhsin kimseler Yüce Allah'ın ayetlerine inanan, diz çöküp boyun eğen, iman eden ve Rabb'lerinin kendilerini iyi kimseler topluluğuna dahil etmesi umut ve beklentisi içinde olan kimselermiş. Bu muhsin kimselerin karşılıkları da cennetmiş. Umarım Rabb'im bizlere muhsin olmamızı nasip eder. Bizi iyi kimseler topluluğuna dahil eder. Sonunda cenneti ile ödüllendirir.                                                                                                                                                                                                  

*

5/119  Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı Cennetler vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.                                                                                                                            

                       

Allah'ın rızasını kazanmak önemlidir fakat Yüce Allah'tan razı olmanın da önemli olduğunu bildirir ayet.                                                                                                                                       

*

6/70   Dinlerini oyun ve eğlence edinen, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Hiç kimsenin kazandığı şeyle bir felaket yaşamaması için Kur'an ile uyar. O kimse için Allah'tan başka ne bir veli ne de bir şefaatçi vardır. O, bütün varlığını fidye olarak verse de ondan kabul edilmez. Onlar, kazandıklarından dolayı mahvolan kimselerdir. Onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.                                                                                                                                 

                                  

Bazı kimseler dinlerini oyun eğlence ediniyorlarmış. Bu dinden para kazanma olabilir, gösteriş yapmak olabilir, ibadet ediyormuş gibi görünmek olabilir, Allah harici dinde hüküm koyucular kabul etmek v.s olabilir.

Dünya hayatının aldatması da biriktirme yarışı, çoğaltma yarışı, ahireti umursamayıp sadece dünya için çalışma, ahireti yok sayma, dünyada Allah'ın hudutları içinde olmadan yaşama, hevalarına uyma, şan, şöhret peşine düşme v.s. gibi dünyevi metalardır. Bu kimselerden uzak durmamız gerektiğini anlarız. Ayrıca kazandığımız şeylerin bizi azaba götürmemesinin tek yolunun da Şerefli Kur'an'ımıza göre yaşamak olduğunu net bir şekilde öğretir Yüce Allah'ımız bize.

Allah'tan başka veli ve yardımcı edinmemiz öğüdünü gene bu ayette veren Yüce Rabb'imiz, tek yardımcı ve tek şefaat edebilecek olanın kendisi olduğunu açıkça belirtir, öğretir bizlere. Eğer Rabb'imizin öğretileri dışına çıkarsak da asla bizi affetmeyeceğini (çünkü şirk koşmuş oluyoruz), bu sebeple kazandıklarımızın bizi mahvedeceğini bunun bedelinin de azap olacağını bizlere öğütler.                                                                                                                                 

*

6/128  Ve o gün haşreder/bir araya getirir onları (Allah) topluca; “Ey cin210 klanı/kabilesi! Muhakkak çoğaldınız sayıca insandan”; ve dedi* evliyası212 onların insandan; “Rabbimiz! Yararlandık bir kısmımız bir kısımdan; ve ulaştık ecelimize ki tayin ettin/erteledin bize”; dedi (Allah): “Ateştir meskenleriniz; ölümsüzler orada (cehennemde)”; dışındadır Allah'ın dilediği; doğrusu Rabbin Hakîm’dir9; Alîm’dir8.                                          

*Diğer insanlara ve cinlere evliya/veliler olmuş olan insanlar konuşmaktadır.                                                                                                                                                                           

                                              

Diğer insanları ve cinleri evliya edinenlerden Yüce Allah'ın dilemesi dışındakilerin ile cehennemde olacaklarını bize öğreten Yüce Rabb'imiz bu kimselerin birbirlerinden yararlandıklarını da bizlere öğretir. Ayrıca bir toplanma olacağını da, hesap görme olacağını da bizlere bir kere daha öğretir.                                                                                                                                                                                                  

*

8/16   Kim böyle bir günde, savaşmak için bir cepheye çekilmek amacıyla veya başka bir birliğe katılmanın dışında, düşmana arkasını dönerse, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer Cehennem'dir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.                                                                                                                                             

Allah yolunda savaşırken kaçanlarında cehennemlik olduklarını görürüz. Bu ayetteki savaş bildiğimiz harpdir. İki tarafın birlikleri birbirleri ile savaş halinde olmaları durumudur.                                                                                                                                                                             

*

8/36   Gerçeği yalanlayan nankörler, Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra, bu kendilerine pişmanlık olacak ve sonra mağlup olacaklar. Kafirler Cehennem'de toplanacaklardır.

8/37   Ki Allah, pis olanı temiz olandan ayırsın, pis olanları birbirinin üzerine koyup, hepsini bir araya getirsin, sonra hepsini Cehennem'e doldursun. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.                                                                                                                                                                                        

                                                          

Savaş esnasında (veya herhangi bir durumda) Allah'ın yolundan alıkoymak için emek, para, mal, mülk harcayanlar da cehennemlikmiş. Ve bunları Yüce Allah habis olarak tanımlar. Habisin kelime anlamı kötü/iğrenç/tiksindirici/yozlaşmış/şeytani/aldatıcı, hileli/kurnaz/sinsi/açıkgöz, kötü huylu/zararlı, kirli/pis/murdar, ahlaksız/onaylanmayan/nefret edilen/yasadışı/nahoş/suçlu/itaatsiz, en kötü veya en şeytani, kötülük. Şeklinde geçmektedir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  

*

9/35   O Gün, Cehennem ateşinde kızdırılıp; onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak, "İşte bunlardır, kendiniz için biriktirdiğiniz şeyler, tadın, biriktirdiğiniz şeylerin azabını." denecek.                                                                                                                          

                                                                      

Dinden para kazanan din tüccarları, beyin yamyamları yani kendilerine din adamı diyen (yalnız Kur'an diyenler hariç, zaten onlar kendilerine din adamı demez ve dinden para kazanmaz) o zamanın haham ve rahipleri, günümüzün cami hocaları, diyanet gibi uyduruk dinde olup, bu uyduruk dini servis edenler, bu dine, kendilerine çağıranlar, bu işlerden kazanç elde edenlerin, elde ettikleri kazancın ahirette nasıl karşılarına çıkacağını anlatır Yüce Rabb'imiz.

5/82 İman Eden kimselere düşmanlık yönünden insanların en çetininin Yahudiler ve Müşrikler olduğunu görürsün. Ve yine İman Eden kimseler için sevgice daha yakın olanların da biz Nesara'yiz diyenler olduğunu göreceksin. Bunun nedeni, kuşkusuz bunların içinde gerçekten büyüklük taslamayan keşişler ve rahipler olmasıdır.                                                                                                                                            

5/82 de bu kendilerine din adamı diyenlerin içinde iyi örnekler olduğunu söyler Rabb'imiz, ama bunlar din adamı oldukları/kendilerine böyle dedikleri için değil insan olarak büyüklük taslamayarak sadece Allah yolunda olmak istemelerindendir.

57/27 Sonra onların izleri üzerinde art arda Resullerimizi gönderdik. Ve Meryem Oğlu İsa'yı gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyan kimselerin kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Allah'ın rızasını kazanmak için uydurdukları ve fakat gereği gibi de uymadıkları ruhbanlık Bizim buyruğumuzdan kaynaklanmış değildir. Onlardan iman edenlere ödüllerini verdik. Ne var ki onların çoğu doğru yoldan çıkmış kimselerdi.                                                                                                                                        

57/27 de de Yüce Allah, birileri din adamı olsun diye ben buyurmadım diyerek bizlere, din adamı diye bir şeyin kendi katından olmadığını bizlere öğretir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        

*

9/72   Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, içinden ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları Cennetler ve Adn Cennetlerinde temiz yerleşim yerleri söz verdi. Allah'ın razı olması ise daha büyüktür. İşte büyük başarı budur.        

9/73   Ey Nebi! Kafirlerle ve münafıklarla cihat et. Onlara karşı kararlılıkla mücadele et. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O, ne kötü varış yeridir.                                                                                                                                                                              

Yüce Allah'ın rızasını kazanmanın önemini Yüce Allah bizlere öğretir. Ve yine nebi üzerinden öğretir ki kafirlerle ve münafıklarla her daim cihat etmeliyiz. Varacakları yerin cehennem olduğunu bilsek de. Belki dönerler ve Yüce Allah'a bu konuda mücadele ettiğimizi bildiririz diye. Yalnız yanlış anlaşılmasın, bizim cihadımız Kur'an ile Yüce Allah'ın ayetleri ile olacaktır. Her yerde her zaman yılmadan, korkmadan, çekinmeden Yüce Allah'ın kelamlarını insanlara deklere edicez/etmeliyiz. Bir kişi bile Yalnız Tek Allah dese, Yalnız Kur'an dese Yüce Allah'ın bizlere vereceği ecri asla hayal dahi edemeyiz. İnsanları kırmadan, rencide etmeden, güzel söz söyleyerek, onlarla ve dinleriyle alay etmeden, büyüklenmeden ve kibirlenmeden yalnızca Yüce Allah'ın kelamlarını ileticez. Hak yolunu deklere edicez. Bundan asla gocunmuycaz, asla geri adım atmayacağız. Eğer Allah taraftarı, Allah'a çağıran biri olmak istiyorsak, Allah yardımcısı olmak, salihatı yapmak istiyorsak hem insanlara Allah'ın ayetlerini deklere edicez hem de yeri geldiğinde bilinen yanlışların yerine Yüce Allah'ın öğretilerini insanlara aktarıcaz. Anlamayana/anlamak istemeyene/ayetleri yalanlayana da fazla üstelemeye gerek yok, çünkü Yüce Allah onların gözlerini kör, kulaklarını sağır ve kalplerini akletmez kılmıştır. Cehennemlik olanları Allah'ın izni olmadan doğru yola iletebilecek asla değiliz. Yalnız Yüce Allah'ın dilediklerini, hak edeni doğru yola iletebiliriz. Konuşmadan da dış görünüşünden yada konuşmasından da karar vermeyelim bu anlar yada anlamaz diye. Deneyelim. Allah bilir biz bilemeyiz.

9/73 den de anlaşılacağı gibi Kur’an’da cihat etmek, savaşmak, öldürmek, eziyet etmek, zulmetmek gibi manalara asla gelmez. Kur’an ile, Allah öğretileri ile mücadele etmektir. Onlara doğruları söylemektir. Uyarmak, müjdelemek, öğüt vermektir.

                                                                                                                                             

*

9/95   Onlara döndüğünüz zaman, kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a yemin edecekler. Onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar murdardır/ricsdir. Yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer Cehennem'dir.                                                                                                       

                                  

Cehennemlikleri Yüce Allah rics olarak bizlere öğretmiştir. Yani kirli, pis, temiz olamayan gibi manalara gelen rics başka ayetlerde de geçer.                                                                                                                                                           

*

9/113  Nebi ve mü'minlere; Cehennemlik oldukları açıkça belli olduktan sonra, yakınları da olsa, müşriklere bağışlanma dilemeleri yaraşmaz.                                                                                                                              

NEBİNİN ŞEFAATİ İLE CEHENNEMDEN KURTULACAKLARINI SANAN HADİSÇİ MÜŞRİKLER İÇİN TOKAT GİBİ

                     

Bu da müthiş bir ayettir. Bizler anlarız ki cehennemlik olan kişileri anlayabilme özelliğimiz vardır. Herkesi anlayamasak da anlayacaklarımız olacakır. Bu demek değildir onları yargılayalım. Yüce Allah bu cehennemliklere bağışlama dilemeyin der inanlara. Zaten söz üzerlerine hak olmuştur. Nebi Muhammet bile bağışlama dilese Yüce Allah bağışlamayacak 9/80 (sözde şefaat var diyenler duysun).

Bize de bu kimseler için bağışlanma dilemememiz  gerektiğini bunun bize yakışmayacağını söyler, öğretir Rabb'imiz. Peki ne yapmalıyız/yapmama lımıyız? İlla bir şey yapmak istersek Yüce Allah'tan onlar için merhamet dileyebiliriz.

Bir insanın cehennemlik olduğunu nerden bilcez biz diye düşünebilirsiniz. Aslında çok basit. Asla bağışlanmayacak, yaptıkları boşa gidecek ve yeri kesin cehennemlik olanlar müşriklerdir. Bunlarda Yüce Allah'a ortak koşanlardır. İslam dininde olmayanlardır. Birisi Allah kelamını yalanlıyorsa, bir kısmına inanıp bir kısmını redediyorsa, helal, haram uyduruyorsa, Kur'an yerine uyduruk hadisler veya şuna buna tabi oluyorsa bu kişi net müşriktir. Yeri de cehennemdir.                                            

9/80 Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme. Onlar için yetmiş defa bağışlanma dilesen de yine Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Resulü'nü inkar etmelerindendir. Allah, fasık olan halkı doğru yola iletmez.

9/84 Onlardan ölen hiçbir kimseye, asla salat etme ve kabirlerinin başında da durma. Çünkü onlar, Allah ve Resul'ünü küfrettiler. Ve onlar fasık olarak öldüler.

17/24 Ve merhametle, alçakgönüllüce onlara kol kanat ger. Ve de ki: "Rabb'im, onların beni büyütürken gösterdikleri merhamet gibi, onlara merhamet et."       

* Yakınımızda olsa yeri cehennem olduğu belli olunca Yüce Allah'tan onlar için bağışlanma dilemeyeceğiz. İbrahim’de bağışlanma dilemişti babası için ve Allah bir tek o davranış harici İbrahim'i örnek göstermişti Şerefli Kur'an'ımızda. Yukardaki ayette de ana, baba için merhamet dileyin diye bizlere öğretir Yüce Rabb'imiz. Cehennemlikler zaten bağışlanmayacağından ve bize de yakışmayacağından illa bir şey yapmak istiyorsak bu bağışlanmalarını dilemek değil Yüce Allah’tan onlara merhamet etmesini dilemek doğru olacaktır diye öğretir bizi yaratan, bilmediklerimizi bize öğreten alemlerin yaratıcısı ve Rabb’i.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     

*

10/26  İyi ve güzel davrananlar için daha güzeli ve fazlası var. Onların, yüzleri ne kararır ne de hor görülmekten kızarır. Onlar, Cennet halkıdır. Orada sürekli kalıcıdırlar.

10/27  Kötülük yapanların cezaları, yaptıkları kötülük kadardır. Onları her yönden zillet kaplayacaktır. Onları Allah'ın cezasından kurtaracak hiç kimse yoktur Yüzleri geceden daha kara bir parçayla örtülmüş gibidir. İşte onlar ateş halkıdır. Orada sürekli kalacaklardır.                                                                                                                                                             

                                  

İyilik yapanların fazlasıyla ödüllendirilip cennete, kötülük yapanlarında cezalarının yaptıkları kötülük kadar olup her yönden aşağılanacaklarını ve cehenneme gireceklerini, hiçbir gücünde onları oradan kurtaramayacağını bizlere öğretir Yüce Rabb'imiz. Kur'an bütünlüğünde bu ayetleri anlamlandırmalıyız. İyi davranışlarda bulunan bir müşrik de olsa yaptıkları boşa gideceğinden yeri cehennemdir. Benim kalbim temiz deyip de Allah'ın ayetlerini inkar etmek yada bir kısmına inanıp bir kısmını yalanlamak gibi şeyler insanı müşrik yapar sözde iyi kalbi de onu kurtaramaz. Kötülük yapanlarında müşrik olmadıkları sürece tevbe edip kurtulabilme şansları vardır. Yüce Allah şefaat edebilir. Günahlarını bağışlayıp, suçlarını örtebilir.                                                                                                                                                                                                              

*

10/52  Sonra zulmedenlere, "Süresiz azabı tadın." denir. "Kazandığınızdan başka bir karşılık mı bekliyordunuz?"                                                                                                                               

Zulmedenlerin yerinin süresiz cehennem olduğuna dair başka bir ayet. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu zulüm başkalarına yapılan bir zulüm olabileceği gibi insanın kendisine de zulmetmesi olabilir. En büyük zulüm Allah'ın ayetlerini inkardır.                                                                                                                                              

*

11/15  Kim sadece dünya hayatını ve onun ziynetini isterse, onlara yaptıklarının karşılığını eksiksiz veririz. Bu hususta onlara hiçbir haksızlık yapılmaz.

11/16  İşte bu kimselere, ahirette ateşten başka bir şey yoktur. Burada yaptıkları şeyler boşa gitmiştir. Zaten yaptıkları bütün işleri geçersizdir.

11/17  Rabb'inden, kanıt içeren bir bilgi üzerinde olan kimse ile böyle olmayan kimse bir olur mu? Bunu Rabb'inden bir tanık ve bir de ondan önce rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı desteklemektedir. İşte bunlar, ona iman ederler. Hangi grup onu inkar ederse, varacağı yer ateştir. Ondan kuşkun olmasın.         Kuşkusuz o Rabb'inden bir gerçektir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.                                                                                                                                      

                                  

Sadece dünya hayatı istenirse Yüce Allah ona bunu veririm ama cehenneme de sokarım, dünyada her ne yaparsa da onu boşa çıkarırım diye bizleri uyarır. Hak ile batıl bir olur mu diye bizlere sorar. Allah kelamı ile diğerleri bir olur mu? Kur'an ile uyduruk hadisler bir olur mu? Allah yerine Muhammet dedi diye uydurulan şeyler bir olur mu? Allah yerine buhari, tirmizi gibi şeytan velileri bir olur mu? Herşeyi bilen ile beşer sözü bir olur mu?

 Hem nebinin sözü bile olsa ne fark eder. Nebide yalnız Kur'an dedi. Kur'an'a tabi oldu. Kur'an dışı bir şey demedi oda dinini Yüce Allah'tan öğrendi. Zan ile hak bir olur mu? Uyduruk sözler ile; kanıtla delille ispatlı sözler bir olur mu?

11/17 de dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var. İnsanların çoğu iman etmezler.

Ayrıca 12/106 ayetini de okuyalım;

İman edenlerin çoğu da şirk koşmadan iman etmezler.                                           

12/106 Onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a iman etmezler.                                                      

Kur’an evrenseldir dolayısıyla insanların çoğunun iman etmemesi, iman edenlerden de çoğunun şirk koşmadan iman etmesi her dönem için geçerlidir. Bunun bize öğretisi ise çoğunluk mutlak yanlış yoldadır. Çoğunluğa uymak bizi cehenneme götürecektir.

Kur’an evrensel olduğundan Yüce Allah’ın bu söylemi her dönemi kapsar. Kendine Müslüman diyenler de dahil olmak üzere insanların çoğunun iman etmediğini anlarız. Buda bize çoğunluğun yaptığının yanlış olduğunu, çoğunluğun peşinden gitmemiz gerektiğini, çoğunluğun gittiği yolu sorgulamamızı bildirir.

Şöyle diyen olacaktır. Dünyadaki insan nüfusunu göz önüne alarak bakmak lazım. Dünyadaki insan nüfusu 8.09 milyar (1 Ocak 2025) dır. Bunların tahmini %25 i yani 2 milyarı da Müslüman olarak tahmin ediliyor. İşte ayet bunu diyor. Ayet bunu da kastediyor.

Bende size 12/106 ayetini tekrar hatırlatayım.

12/106 Onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a inanmazlar.                                                 

İşte bu inanlarında çoğu şirk koşmadan inanmıyor. 12/106 ayetini sadece Mekke’deki Mekkeli müşrikler için söylenmiş sanmayın. Her dönem için geçerlidir bu. Bu 2 milyarı aşkın kendine müslüman diyen kimselerin çoğu da şirk koşmadan inanmıyorlar.

Buradan çıkaracağımız ders her kez kendini, her gün test etmeli, check etmeli. Acaba davranışlarımda, söylemlerimde, ibadetlerimde, düşüncelerimde, eylemlerimde şirk içeren bir şeyler var mı. Yüce Allah'a ortak koşan bir durum içerisine düşürüyor muyum kendimi. Var ise salih bir kalp ile tevbe etmeli. Neler şirktir, aldatıcı bizi Allah ile nasıl aldatır, aldatıcıdan Yüce Allah'a nasıl sığınılır, nasıl Yüce Allah'a tevbe edilir, dua edilir, tüm bu şirklerden nasıl arınılır ?

Cevabını bulabilmek için ise tek kaynağımız Biricik Kur'an'ımızdır.

HEPSİ VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN YALNIZ KUR'AN, SADECE KUR'AN, BİR TEK KUR'AN.                                                                                                                                                                                                                                                                                         

*

11/105  O gün gelince, O'nun izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onlardan kimi mutsuz, kimi de mutludur.

11/106  Mutsuz olanlar ateştedir. Onlar, orada hıçkırırlar, inleyip dururlar.

11/107  Rabb'in, aksini dilemedikçe, gökler ve yer durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır

11/108  Mutlu olanlar ise, Cennet'tedirler. Rabb'in aksini dilemedikçe, gökler ve yer durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Bu kesintisiz bir iyiliktir.                                                                                                                                       

Ahiretten bir sahne. Cehennemdekilerin mutsuzlukları ve cennettekilerin mutlu olmaları, sürekli gidenin gittiği yerde kalması, cennetin   kesintisiz bir iyilik olduğundan bahseder ayetler.                                                                                                                                                         

                                                                                                                     

*

                             

11/119  Dışında kimse; rahmet271 etti Rabbin4; ve işte bunun için; yarattı onları ve tamamlandı Rabbinin4 kelimesi416; mutlak doldururum cehennemi cinden ve insanlardan topluca.                                                                                

                                                          

Görülüyor ki cennete girmenin anahtarı Yüce Allah'ın rahmet etmesiymiş. Bize verilenlerin karşılığını vermeyi çalışalım ki (şükretmek), Yüce Allah'ın rahmetine kavuşmayı umabilelim.


*

13/5   Eğer şaşırıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların, "Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz bir kez daha mı yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar, Rabb'lerini küfreden kimselerdir. İşte onlar, boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.                         

                       

Tekrar diriltileceklerine inanmayanlar, Rabb'lerinin ayetleri inkar etmiş olurlar. Buradaki boyunlarındaki halka cehennemde bir azap şekli olabileceği gibi dünyada boyunlarına halka geçiririz başları hep yukarda gezerler yani büyüklük taslarlar manasında da kullanılmış olabilir, yada her ikisi de.

40/71 O vakit boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenecekler.

36/8 Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar geçirdik. Bu nedenle başları sürekli yukarıda kalkık olanlardır.                                                                                                                                                                                 

*

14/23  İman eden ve salihatı yapanlar, Rabb'lerinin izni ile içinde sürekli kalmak üzere içlerinden ırmaklar akan Cennetlere konulurlar. Oradaki yaşam temennileri "selam" dır.

14/28  Allah'ın nimetini Küfre çevirenleri ve böylece kendi toplumlarını yok olma yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi

14/29  Gidecekleri yer Cehennem'dir; kalacakları yer ne kötüdür!

14/30  O'nun yolundan saptırmak için Allah'a birtakım eşler koştular. De ki: "Yararlanın bakalım! Gideceğiniz yer ateştir."                                                                                                                                                                           

                                              

Yüce Allah'ın nimetine nankörlük edenlerin, Yüce Allah'a eş koşanların, Allah'ın yolundan saptırmak isteyenlerin yerinin cehennem olduğunu        açıkça söyler Yüce Rabb'imiz bizlere.                                                                                                                                                                        

*

14/48  O gün değiştirilir yer başka yere; ve gökler de; ve ortaya çıkarlar Allah için; vâhid/tek; kahhâr/karşı koyulamaz.                                                    

    

YER BAŞKA YERLE, GÖKDE BAŞKA GÖK İLE DEĞİŞTİRİLİR

                                                                                                                                                                 

Bu ayetten anladığım yer başka bir yer ile gök de başka gök ile yer değiştirecek. Yani bildiğimiz tüm evrenlerin yerini başka evrenler alacak.      Daha spesifik düşündüğümüzde tüm uzaydaki evrenler yıkılacak yerine cennet ve cehenneminde içinde bulunduğu yeni bir düzen, yeni sünnetullah, farkı evren kurallarına sahip yerler yaratılacak. 21/104 e de bakınız lütfen.                                     

21/104 O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü düreriz. Onu ilk yarattığımız gibi yeniden yaratacağız. Bu Bizim katımızdan verilmiş bir sözdür. Kuşkusuz sözümüzü yerine getiririz.                                                                            

Buda bize cennet ve cehennemin henüz yaratılmadığına dair kanıt niteliğindedir. En doğrusunu yüce Allah bilir.                                                                                                                         

*

17/8   Umulur ki Rabb'iniz size merhamet eder. Eğer siz dönerseniz, Biz de döneriz. Ve Biz Cehennem'i Kafirler için kuşatıcı kıldık.                                                                                                                                                                                                    

Yüce Allah'ın merhameti sayesinde cennete girebileceğimiz, başka bir deyişle cehennemden kurtulabileceğimizi anladığımız bu ayette yapılan kötü şeylerden insanın vazgeçmesi tevbe etmesini Yüce Allah'ın kabul edebileceğini anlarız. Ayrıca anlarız ki cehennem kuşatıcı bir yermiş. Cehennemim kuşatıcılığı azabın kuşatıcı olması ve mekanın kuşatıcı olması şeklinde algılayabiliriz. Yani oradan çıkamayacaklar, gördükleri ölümcül azap neticesinde ölemeyecekler de. Bu böyle süresiz sürüp gidecek. Çıkmak isteyip çıkamamaları, azap üstüne azap, arkası kesilmeyen bir acı, elem ve ıstırap kuşatacak kafirleri. İşte cehennemi Yüce Rabb'imin kafirler için kuşatıcı yaptık sözünden bunu anlıyorum ben.                                                                                                                              

*

17/18  Kim aceleyi isterse, hak eden kimseye dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız. Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

17/19  Kim de ahireti isterse ve mümin olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur.

17/20  Biz, bu dünyayı isteyene de ahireti isteyene de veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır. Rabb'inin ataları kısıtlanmış değildir.                                                                                                                                                                

                                                                                                                                                                                

Sanırım 17/18 de aceleciyi isterse diye çevrilince insan başka anlamlarda var mı diye düşünüyor. Bence acele olanı isterse gibi çevrilse daha doğru olacaktır. Acele olan yani geçici olan, çabuk geçeni yani dünyayı isteyene dünyada dilediğim kadar veririm diyor Yüce Rabb'im. Ama o dünyayı isteyen ahireti umursamadığından da yeri cehennemdir diye ekliyor. Ahireti isteyen ise gereği gibi çalışsın diyor Yüce Rabb'im. Dünyada dünya rızıklarını kazanmak için Allah'ın hudutlarından çıkmadan çalışmak ve aynı zamanda da ahiret için Yüce Allah'ın kelamlarına çalışmak olarak anlıyorum ben. Zaten her şeyin temelinde Kur'an olmalı fikri temelleniyor. Kur'an okunmalı (anladığın dilde), çalışılmalı, öğrenilmeli. Tüm bu çalışmalarımda vardığım ortak nokta budur.                                                                                                                                                                                                                      

*

17/63  Allah, "Git! Onlardan kim sana uyarsa, bilin ki bunun karşılığı tam bir karşılık olarak Cehennem'dir." dedi.                                                                                                                            

                                                                                                                                                                     

Şeytana yani bize apaçık düşmana uyanın sonu, alacağı karşılık mutlak cehennemdir. Çünkü şeytanın görevi ve tek amacı insanları Yüce Allah'ın yolundan çıkarmaktır. Kendi cehennemlik olduğundan yoldan çıkardığı insanlarında affedilme olasılığını ortadan kaldırmak için Yüce Allah'ın tek            

 affetmeyeceği şirk günahı en büyük amacı ve beklentisidir. Bunu da insanlığın çoğu üzerinde başarıyla uygulamıştır. Tabii ki Rabb'imizin izni ve dilemesiyle. Bu konu ile akla bir sürü soru gelebilir, çok normaldir. İyi anlaşılabilmesi için bu akla gelen sorular tamamen farklı konu başlıklarında incelenmelidir.                                                                                        

Bir iki tane soralım. Allah neden şeytana izin verdi, Allah kullarına azap edecekti şeytana mı ihtiyaç duydu, Allah bizleri azap etmek için mi yarattı, Allah neden insanların eğri yolda olmalarını istedi yada diledi, şeytan hangi oyunlarla insanları şirke sürükledi gibi gibi gibi. Allah nasip ederde çalışmama nokta koyarsam, yani hazırladığım tüm konu başlıkları için çalışmamı tamamlayabilirsem tüm bunları cevaplamış olucaz inşaallah. Tabii ki Yüce Allah'ın öğretileri ve izni ve dilemesi ve furkan nasibi ile.                                                                                                                                       

*

17/97  Allah, kime hidayet etmişse, işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, onun için, O'ndan başka veliler bulamazsın. Kıyamet Günü, onları; kör, sağır ve dilsiz olarak yüzüstü sürünür durumda mahşer yerine toplarız. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O ne zaman dinse, onlara ateşi artırırız.                                                                                                                              

                       

Doğru yolu bulabilmek için Yüce Allah'ın hidayet etmesi gerektiğini anlarız. Rabb'im korusun bir saptırırsa da onu doğru yola kimse iletemez. Çünkü Ahirette de dünyada da tek velimiz tek yardımcımız tek sığınağımız Yüce Allah'ımızdır. Cehennemliklerin hesap görme gününe bile aşağılanmış olarak geldiğini ayetten anlıyoruz. Kör, sağır ve dilsiz olacaklar ve aynı zamanda yüzüstü sürünecekler. Nasıl bir aşağılanmadır bu. Aslında kendi elleriyle yaptıklarının sonucudur. Sonrası da süresiz azap, cehennem ateşi.                                                                                                

 

 

*

18/3   Kalıcılardır içinde onun (cennetin) ebediyen.                                                                                                                              

                                                                                                                                                                     

Başka ayetlerde de olduğu gibi giden gittiği yerde kalıcıdır. Ben günahım kadar yanıcam sonra cennete girerim düşüncesi ahireti yalanlamaktır, yani şirktir.                                                                                                                                                                                                  

*

18/29  De ki: "Hakk Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.                

 

18/30  Gerçek şu ki; iman edip salihatı yapanlara gelince, Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.

 

18/31  İşte onlara Adn Cennetleri vardır. Onların içinden nehirler akar. Orada, altından bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma yeri!                                                                                                                                                                           

                                                                                                                                                                                            

Tek gerçek ve doğru olanın Yüce Allah'tan gelen olduğunu, dinde zorlamanın olmadığını isteyen inanacağını isteyeninde inanmayacağını ve inanmayana azap inananın da yaptıklarının karşılıksız kalmayacağını belirten ayet grubunda Yüce Allah cennet ve cehennemden sahneler öğretir bizlere.                                                                                                                                   

*

20/74  Kim Rabb'ine mücrim olarak gelirse, onun yeri Cehennem'dir. Orada ne ölür ne de yaşar.

 

20/75  Ve kim O'na bir mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek makamlar vardır.

 

20/76  İçinden ırmaklar akan Adn Cennetleri'nde sürekli kalacaklar. İşte bu zekat yapanlara verilecek karşılıktır.                                                                                                                                                           

                                                                                                                                                                                

Mücrim yani suçluların yeri cehennem, bundan kurtuluşun yolu da mümin olmak, salihat yapmak ve arınmakmış. Arınmak dini yalnız Yüce Allah'a has, kılmak, Allah'ı birlemek, yalnız ona kul olmak, şirk koşmamak demektir, tevhid inancıdır. Bunun da tek yolu Biricik Kur'an'ımızdır. Biricik Kur’an’ımızda Yüce Rahman’ımızın bize öğrettikleridir.                                                                                                                                                                                                                                     

*

21/29  Onlardan kim, "O'nun yanı sıra ben de ilahım." derse, işte o zaman onu Cehennem'le cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.                                                                                                                        

                                                                                                                                                                     

Bu şirk koşanların cehennemlik olduğunu belirten başka bir ayettir. Ayrıca önceki ayetlere baktığımızda şefaat yetkisinin sadece Yüce Allah'ta olduğunu, ancak kendi katından (muhtemelen melekler) olanlara, kendi izni ile şefaati gerçekleştirme izni verdiğini yani bir aracı ile bu şefaati gerçekleştirdiğini/gerçekleştirebildiğini/gerçekleştirmeyi tercih edebildiğini anlarız. Yüce Allah'ın her şeye gücü yeter fakat bu şekilde takdir ettiğini anlarız. Bu şefaat yetkisi verdiği kendi katından olan yaratılmışların şefaati nasıl ve ne şekilde, ahirette mi dünyada mı yoksa her ikisinde mi henüz net bir fikrim yok.            

Ayrıca bu ayette bahsedilen şirk koşanlarında insanlardan ziyade Yüce Allah katından olan varlıklar için söylendiği kanaatindeyim.                                                                                                

 

*

22/8   İnsanlardan bazıları, bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışıyorlar.

 

22/9   Allah'ın yolundan saptırmak için kıvırıp durur. Onun için dünyada rezillik vardır. Ve ona Kıyamet günü yakıcı ateşin azabını tattıracağız.                                                                                                                                                                  

                                                                                                                                                                                

Anlarız ki bir bilgileri, yol göstericileri veya aydınlatıcı bir kitapları olmayanlar yani kafirler kendileri eğri yolda olmaları yetmezmiş gibi diğer kimseleri de kendilerine benzetmek için oyana buyana dönüp dururlarmış. Ellerinden gelen her yolu denerler olarak anlıyorum. Yani onlardan gibi görünüp ayetleri eğip bükmek olabilir, kendi dinlerine girsinler diye uyduruk dinlerini övmek olabilir, Allah adına yalan uydurmak, iftira atmak olabilir, kendi saflarına çekmek için yalakalık yapmak olabilir gibi gibi.                                                                                                                                            

*

22/51  Ayetlerimizi geçersiz bırakma yarışında olanlar, işte onlar Cehennem ehlidir.                                                                                                                               

                                                                                                                                                                                

Ayetleri geçersiz bırakma yarışında olanlar zalimlerdir. Tam zalim ve tam nankörler. Bunlar günümüzde başta hadis kitapları, sünnet uydurmaları, hacılar, hocalar, şeyhcikler, tarikatlar, mezheplerdir. Bunların hiç birinin İslam ile alakası yoktur. Kendi dinlerini uydurmuşlardır. Allah'ın ayetlerini yok sayarak dinde hükümler koymuşlardır. İşte bunlar ayetleri geçersiz bırakma yarışında olanlardır. İnsanları kendine yada kendi dinlerine çağırırlar. Bu çağırdıkları dinde İslam değildir. Çünkü Kur’an harici hükümler kkoyarlar.                                                                                     

 

*

27/90  Ve kim kötü şeylerle gelirse, onlar da yüzüstü ateşe atılır. Yaptıklarınızın karşılığından başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?                                                                                                                  

           

Görüldüğü gibi herkes kendi kazancının karşılığında bir rehindir. (ashabel yemin hariç 74/39)                                                                                                                                                  

*

29/53  Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

 

29/54  Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Oysaki Cehennem kesinlikle Kafirleri çepeçevre kuşatacaktır.

 

29/55  O gün, azap üstlerinden ve ayaklarının altından onları kuşatacak. Ve "Yapmış olduğunuz şeylerin cezasını tadın!" der.                                                                                                                                                                      

                                                                                                                                                                                            

İnanmayanlar madem doğru söylüyorsun bizi uyardığın azabı hemen getir diyorlarmış nebiye. Fakat Yüce Allah onun belirlenmiş zamanı ver diyor. Ne erken ne de geç gelecek. Bunu yalnız Allah belirler ve yalnız Allah'ın gücü buna yeter. Kimsenin farkında bile olmadığı anda gelecek olan bu azap için Yüce Allah aynı zamanda bu azabın kafirleri kuşatacağını söylüyor. Bu kuşatma hem her yerden azap gelmesi hem de kurtulamayacaklarını bildirir.                                                                                                                                                                                                                         

*

29/68  Uydurduğu yalanı Allah'a isnat eden iftiracıdan veya kendisine gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim vardır? Kafirler için Cehennem'de yer mi yok?                                                                                                                                       

                                                                                                                                                                                

Ne kadar ve kaç tane olurlarsa olsunlar mutlaka her zaman yer olan Cehenneme gidecek olan kafirlerin bazı yaptığı şeyleri, bu şeylerle cehennemi hak ettikleri bildirir Yüce Allah'ımız. Zaten insana gelen ceza veya ödül kendi elinin yaptıklarıyladır. Allah asla zulmetmez. Zulmü insan kendisine yapar. Kafirler kendilerine zulüm edenlerdir. Kafirlik edenlerin yaptığı tüm şeyleri boşa çıkaracak olan Yüce Yaratıcı aynı zamanda inanlarında yaptıklarının karşılığını asla zayi etmeyip misli ile verecektir. Dilerse günahlarını bağışlayacak ve suçlarını affedecektir.

 

Ayette bahsedilen bu kimseler ne yapmışlar?

 

*Uydurduğu yalanı, bu Allah'tandır demişler

*Bu uydurdukları yalanlar ile Yüce Allah'a iftira atmışlar.                                               

*Kendisine gelen hakikati (Allah kelamını) yalanlamışlar.                                                         

                                  

Kimdir bunlar?

 

Tabii ki müşriklerdir. Şerefli Kur'an'ımızda belirtilen şirk koşanlardır. Bu şirk koşma birçok yol ile olabilir. Doğru yolun üzerine oturmuş olan iblis ve askerlerinin en çok kullandığı ve en çok yüklendiği en büyük ve affedilmez/affedilmeyecek olan şirk günahını işleyenlerdir. Lütfen şirk konu başlığını inceleyiniz. Şirk çok ama çok önemlidir. Asla bağışlanmayacaktır. Apaçık düşman olan şeytanın en büyük aldatmacası bu konudadır. Şirkten korunmanın tek yolu YALNIZ KUR'AN'dır.

                                                                                                                                                                                

Bunlar Kur'an önceside vardı, Kur'an indiğindede, günümüzdede ve gelecekte te var olacaklar. Sakın Yüce Allah bu sözleri mekkeli müşriklere söylemiş bizi ilgilendirmez diye düşünmeyin. Büyük yanılırsınız. Kur'an evrenseldir.  

Sizce yalan uyduran, Allah'a iftira atan, gerçeği yalanlayanlar bu müşrikler, şeytanın velileri hangi yolları kullanmışlardır, şeytan onları nasıl yönlendirmiştir. Bu kişiler Kur'an harici dinde hüküm koyanlardır. Allah'a inat, Allah kelamı yerine başka şeyler uydurup, bu Allah katındandır demişlerdir. Kendilerine gelen ayetleri kendi hevaları doğrultusunda yalanlamış, kendi metalarına göre eğip bükmüşlerdir.

Dini ticaret konusu ediniş, din tüccarlığı yapmışlardır. Kendine yada kendi dinine çağırmışlar, yalnız Kur'an dememişlerdir. Ağızlarından Kur'an kelimesi düşmediği halde, Kur'an ayetlerinin bir kısmına inanıp bir kısmını reddetmişlerdir.

Bunları da peygamber dediki, resül buyur du ki, ibni bilmemne, ebu bilmemne resülden duymuş falan filan tarzı uydurmasyonlarla hadis kitapları oluşturmuşlar. Resul böyle yapıyor diye sünnet uydurmuşlar. Dini mayın tarlasına çevirmişler yetmemiş  mezhepleri uydurmuşlar. Helal, haram uydurmuşlar. Alim, evliya, şeyh, şıh, hacı, hoca kavramları uydurup insanları kendilerine yada kendi dinlerine çağırmışlar. Biraz daha kapsamlı bilgi için Kur'an'dan koparılan ademoğlu çalışmama göz atabilirsiniz.                                                                                                                           

 

*

32/12  Mücrimleri, Rabb'lerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabb'imiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi dünyaya geri gönder de salihatı yapalım. Biz, artık kesin bir şekilde iman ettik." derlerken bir görsen!

 

32/13  Eğer dileseydik, herkese elbette hidayetini verirdik. Fakat Ben'den söz hak oldu: "Cehennem'i tamamen cinn ve insanlardan dolduracağım."

 

32/14  Öyleyse bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz için tadın azabı. Kuşkusuz Biz de sizi unuttuk. Yapmış olduklarınıza karşılık, sürekli olan azabı tadın.                                                                                                                                                         

                                                                                                                                                                                

Suçlular gerçeği görünce, iman ederler ama faydası olmaz. Geri dönüp salihat yapmak isterler ama izin verilmez. Verilen süre dolmuştur, iş işten geçmiştir. Öğüt almaları için gereken süre ve uyarıcı verilmesine rağmen bu sınav zamanı başarı elde edememişlerdir. Herkesi doğru yola ulaştırmaya gücü olan Yüce Allah onların yaptıklarından dolayı ve kafirliklerinden dolayı onlara cehennemi uygun görmüştür. Dünyaya bir daha gönderilseler de gene iman etmeyeceklerini Yüce Allah bilmektedir. Onlar Allah’a döndürülüp hesap göreekleri gerçeğini unuttukları için, karşılık olarak unutulmuş olarak sürekli cehennemde kalacaklardır.                                                                                                                                                                                                                                        

*

32/19  İman eden ve salihatı yapanlar, işte onlar için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri olarak Me'va Cennetleri var.

 

32/20  Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.

 

32/21  Onlara, büyük azaptan önce, daha yakın olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler.                                                                                                                                                                                                                                                                                                              

İman eden ve salihatı yapanların ödülünün cennet olduğu ve doğru yoldan sapan, hak yolundan sapan, günah yolunu seçenleri de (fasıklar) cehennemle uyarır Yüce Allah. Günaha içinde olana azap kesinleşmeden önce Yüce Allah dünyada (yakın olan) azapla azaplandıracağını ve bu vesile ile onlara dönmeleri için şans vereceğinin işaretini de bizlere verir.                                                                                                                                                                    

                                                                                                                                             

*

39/15  "Siz de O'nun yanı sıra istediğinize kulluk edin." De ki: "Asıl kaybedenler, kıyamet gününde kendilerini ve yakınlarını kayba uğratacak olanlardır." Dikkat edin! İşte apaçık kayıp budur.

 

39/16  Onların üstlerinde de altlarında da ateşten katmanlar vardır. İşte Allah'ın, kullarını uyarıp sakınmalarını istediği şey budur. Ey kullarım, Bana karşı takvalı olun!                                                                                                                                                          

                                                                                                                                                                                

Allah harici kulluk etmek elbette serbesttir. Yüce Allah özgür irade vermiştir. Aynı zamanda da kendisine gidecek yolu bulabilme yetisi yani akıl, insanı uyaracak bir resül veya elçi, bir uyarıcı, kutsal kitap ve öğüt alınacak kadar yetecek bir zaman. Buna rağmen başkasına kulluk edersen yani dinde Kur'an harici her hangi bir şeye hüküm koyma yetkisi verirsen ve de buna uyarsan kaybedersin, cehennemlik olursun. Neyi kaybederiz ?

Allah'ın affediciliğini, rahmetini, yardımını, ödülünü v.s. aklına bu konuda ne gelirse kaybedersin. Tek kazanacağın şey ateş olur. Yüce Rahman'ımız bizi bu konuda, bu ve bir çok ayeti ile uyarır, yol gösterir. Asla cehenneme düşmemizi istemez. Ama koyduğu yasalar (sünnetullah) ve söylediği sözler vardır. Bunlardan da asla dönmez. Kaybedenler olmamız için Yüce Allah'a takvalı olmalıyız. Nasıl olacağız derseniz, bunun tek yolu Kur'an okumak, anlamak, çalışmak ve hayatımızda uygulamaktır.                                                                                                                                        

Bu ayetler özelinde "altlarında da ateşten katmanlar" kısmında katmanlar diye çevrilen kelimeyi ele almak istiyorum. Zulelun ظلل kelimesi ile gelen bu kelimenin anlamları; tente, seçim çerçevesi, gölgelik, barınma kulübesi veya çadırı, barınak; kulübe, gecekondu; kiosk, durak; plaj sandalyesi şeklindedir.                                                                                                                       

Benim anladığım öyle bir ateş olacak ki cehennemde kuşatıcı olacak, asla çıkılamayacak, ateşin gölgesi olacak, nasıl bir ateşse artık. Ama bu ateş ne serinlik verecek, nede koruyacak. Sanırım aşağıdaki ayetlerdeki gibi bir gölgesi olacak.                                                                                                                                                             

56/42 Kavurucu bir azap ve kaynar su içindedirler

56/43 Ve kara bir dumanın gölgesinde,

56/44 Serin olmayan, faydası olamayan!                                                                                                                                                                                                               

*

39/19  Hakkında azap kararı gerçekleşmiş olana gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?

 

39/20  Fakat Rabb'lerine takvalı olanlar için kat kat bina edilmiş, önlerinde nehirler akan köşkler vardır. Bu Allah'ın verdiği sözdür. Allah verdiği sözden dönmez.                                                                                                                                                            

                                                                                                                                                                                

Yüce Rabb'im Muhammedin inanmayanlar ve bunların söylediklerinden üzüntü duyduğunu, nebinin herkesin inanmasını istediğini fakat buna muaffak olamadığı için kalbinin sıkıştığını (ayetler mevcut) her şeyi bildiği gibi biliyor. Ondan dolayı da ben bu kimselere azabı layık gördüm çünkü bunlar azabı hak ediyorlar, benim üzerine sözü hak ettirdiğimi sen mi kurtaracaksın ki bu kadar sıkıntı duyuyorsun diyerek Muhammed’e ve ayrıca bizlere de öğretiyor.                                                                   

 

*

40/39  "Ey halkım! Bu dünya hayatı geçici bir yararlanmadır. Ahiret hayatı ise kesinlikle devamlı kalınacak yerdir."

 

40/40  "Kim bir kötülük yaparsa, ona yaptığının karşılığından fazlasıyla karşılık verilmez. Erkek veya kadın, her kim Mü'min olarak salih olanı          yaparsa, işte onlar hesapsız şekilde rızıklanmak üzere Cennet'e girerler."                                                                                                                                                   

                                                                                                                                                                     

Ahiret hayatının kalıcı olduğunu, dünya hayatının geçici olduğunu hatırlatan ve öğreten ayet aynı zamanda kötülük yapanın karşılığının kötülük kadar olduğunu ve mümin olup salihat yapanlarında hesapsız bir şekilde rızıklandırılacaklarını da bizlere öğretir.                                                                                                                                                      

                                                                                                                                             

*

40/43  "Şu bir gerçek ki, sizin beni kendisine çağırdığınız şey, dünyada da ahirette de kendisine çağıranlara cevap verme gücü olmayan şeydir. Kuşkusuz dönüşümüz Allah'adır. Haddi aşanlar Cehennem'liktirler."                                                                                                                     

                                                                                                                                                                     

Tek ilah Allah'tır. Allah harici ilah edinilenlerin hiçbir şeye gücü yetmeyeceğini Yüce Allah bizlere öğretir.                                                                                                                                              

*

40/60  Rabb'iniz: "Bana dua edin ki size karşılık vereyim. Bana kulluk etmeye büyüklenenler, horlanmış olarak Cehennem'e gireceklerdir." dedi.          

                       

Alemlerin yaratıcısına kulluk etmekte büyüklenenlerin yerinin cehennem olduğunu açıkça anlatır ayet bizlere. Ayrıca bana dua edin size karşılık vereyim der.  Rabb'im he duaya karşılık vermez. Ayrıntılar için dua çalışmasına bakabilirsiniz.


*

48/5   Mü'min erkekleri ve Mü'min kadınları, içinde sürekli kalmak üzere, içinden nehirler akan Cennetlere koymak ve kötülüklerini örtmek içindir. İşte Allah'ın yanında büyük kurtuluş budur.

48/6   Allah; hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve kadınlara, Müşrik erkek ve kadınlara azap etsin. Kötü zanları onların üzerlerine dönsün. Allah, onlara kızdı ve onları lanetledi. Ve onlar için Cehennem'i hazırladı. Ne kötü bir varış yeri.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

Ödülde, cezada veya ibadette kadın-erkek ayrımı veya üstünlüğü veya 2. sınıf muamelesi yoktur. Kadın erkek eşittir her konuda. Bazı ufak şeylerde ayrı şeyler bildirmiştir. Rabb'imiz onlarda zaten olması gerekenlerdir. Örnek erkek eve bakar, kadın çocuk emzirir, tekrar evlenmede erkek kadından bir tık daha önceliklidir, rahim sahiplerine (kadınlara) saygı gösterilmelidir gibi toplumda olması gereken şeylerdir. Fahişeliğin cezasında ufak bir fark vardır kadın erkek arasında, borç vermede şahitlikte gibi. Tüm bunlar incelendiğinde çok ama çok mantıklıdır. Aklederek düşünülünce Yüce Allah'ın sözünün kendisinin de söylediği gibi en doğru söz olduğunu anlarız. Bu ufak farklar asla ayrımcılık veya cinsiyetçilik veya birinin birine üstünlüğü değildir. Rabb'im nasip ederse hepsini inceleriz. Ben bu konuların hepsini inceledim. Detaylı bir şekilde konuya vakıf olduğumu düşünüyorum, anlattıklarıma güvenebilir yada kendi araştırmanızı yaparsınız.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                    

*

54/47  Kuşkusuz, mücrimler sapkınlık ve çılgınlık içindedirler.

 

54/48  O Gün yüz üstü sürülerek ateşe atılırlar. "Cehennem ateşinin dokunuşunu tadın!"                                                                                               

                                                                                                                                 

Mucrim suçlular demektir. Bu suçluların yüzüstü sürünerek ateşe atılacaklarını bizlere öğretir Yüce Rabb'imiz.

 

*

54/52  Onların yaptığı her şey kitaplardadır.

 

54/53  Ve küçük büyük her şey yazılmıştır.

 

54/54  Takva sahipleri cennetlerde ve nehir kenarlarındadır.

 

54/55  Sonsuz Güç Sahibi yöneticinin katında, sadakat makamındadırlar.                                                                                                                                                             

                                   

Herkesin yaptığı yazılmıştır tastamam şekilde. Küçük büyük hiçbir şey atlanmamıştır. Dolayısıyla takva sahibinin kitabı da iyi bir kitaptır. Başka bir ayette kitabından memnun olup alın okuyun kitabımı ben bu günün geleceğini biliyordum der.

Yalnız 54/55 çevirisi tam doğru değildir. ‘Otururlar doğru olanın yanında/yakınında hükmeden/hükümdarın, karar verenin’ demek daha doğru olacaktır. Çünkü kelime anlamlarında koltuk, sadakat ve kat anlamlarına ulaşamadım. Bu yazıldığı şekilde yanlıştır demiyorum ama sanki mana biraz bozuluyor.

 

Buradan iki çıkarımım olacaktır.

Birincisi cehennem bekçileri gibi çok güçlü bir yönetici olacak cennette, bu yönetici kastediliyor olabilir veya Yüce Allah'ın insanların Meliki olduğunu kendisi söylediğinden Yüce Allah kendisini kastetmiş olabilir. Fakat melik insan gibi başka varlıklar için de kullanılan bir kelimedir Biricik Kur'an'ımızda. Örnek Yusuf melik olmuştur, Harut ile Marut'ta birer meliktir. Hepsini birleştirip düşündüğümde her iki senaryo da bana mantıklı geliyor. Ama birini seç derseniz Yüce Allah insanların meliki olduğundan ve bu ayette melik kelimesi kullanıldığından Yüce Allah kendisini söylüyor olabilir derim emin olamasam da.        

En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                                                                                                                                                                          

*

58/7   Allah'ın gökte ve yerde olan her şeyi bildiğinden haberin yok mu? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüleri kesinlikle O'dur. Beş kişinin, O altıncısıdır. Bundan az veya çok olsunlar ve nerede olurlarsa olsunlar O, kesinlikle onlarla beraberdir. Sonra Kıyamet Günü, yaptıkları şeyleri onlara haber verecektir. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.                                                                                                                                  

                                                                                                                                                                                

Yüce Allah'ın her şeyi en iyi bildiğini, gördüğünü ve duyduğunu bize anlatan ayetlerden biridir. İcra edeceğimiz her davranışta her eylemde her nerde olursak olalım bundan Yüce Allah'ın haberi olacaktır. Bizler Yüce Allah'ın gözleri önündeyiz. Ayrıca gizlediğimizde ondan gizlisini de bilir. Kalplerde olanı ve akıllarda olanı bilir.

Bu bilinçe göre kendimizi şekillendirmeli ve bunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

 

*

61/12  Sizin suçlarınızı bağışlar ve sizi içinden nehirler akan Cennetlere koyar. Ve sizi, Adn Cennetler'inde, hoş meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.

 

64/9   Toplanma günü için sizi bir araya toplayacağı gün, işte O Gün aldanma günüdür. Kim Allah'a iman eder ve salihatı yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinde kesintisiz olarak, sürekli kalacağı, içinden nehirler akan Cennetlere koyar. İşte bu, büyük kurtuluştur.

 

64/10  Kafirlik eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar; işte onlar, ateş halkıdırlar ve orada sürekli kalacak olanlardır. O, ne kötü bir varış yeridir.                                                                                                                                                                       

                                                                                                                                                                                            

Bizim için en büyük kurtuluş cennete yerleştirilmemizdir. Yüce Allah'da aslında kulları için bunu ister. Ama çoğu kullar sapar ve kendi yaptıklarından dolayı azabı hak    eder. Ama tam tersi kendi yaptıklarımızdan da cenneti hak edebiliriz. Fakat cennet sürecinde en önemli olan Yüce Allah'ın huzuruna çıktığımızda Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmış ve bizim de Yüce Allah'tan razı ve hoşnut olmamızdır. Çünkü Yüce Allah bizim suçlarımızı bağışlayabilir, günahlarımızı öretebilir ve bizi cennetlerine mirasçı yapabilir. Müşrik olmayan biri Yüce Allah'ın cennetine girmeyi umabilir. Ama şirk koşan birini Yüce Allah asla bağışlamayacaktır.                                                                           

 

*

65/10  İman eden ve salihatı yapan kimseleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, Allah'ın apaçık olan ayetlerini size okuyan bir Resul gönderdi. Kim, Allah'a iman eder ve salih olanı yaparsa, Allah onu, içinden ırmaklar akan ve içinde kesintisiz olarak sürekli kalacakları Cennetlere koyar. Allah, onu en iyi şekilde rızıklandıracaktır.                                                                                                                                          

                                                                                                                                                                                            

Resule itaat asla hadislere, söylentilere itaat değildir. Hadisler uydurmasyondan, zandan başka bir şey değildir. Zan haktan yana bir şey ortaya koymaz. Resul Kur'an'dan başka bir şey dememiştir. Resule itaat etmenin tek yolu Kur'an'a itaattir ki Kur'an'a itaat de Yüce Allah'a itaattdir. Kur'an harici dinde hüküm koyan her şeyi her kez kim ve ne olursa olsun şirktir, buna uyanlarda müşriktir. Müşrik olarak ölünürse de o kişinin mekanı yalnızca cehennemdir. Yüce Allah asla affetmez.                                                                                                                                                                           

Resul = Kur'an.                                                                                                                                                                                 

Kur'an = Resul.                                                                                                                                                                                 

Kur'an = İslam.                                                                                                                                                                     

Resul ASLA ≠ Hadisler/söylentiler.                                                                                                                                                                             

Hadisler/söylentiler ASLA ≠ Kur'an.                                                                                                                                                                            

İslam ASLA ≠ Hadisler/söylentileri                                                                                                                                                                             

Hadisler/söylentiler ASLA ≠ Resul.                                                                                                                                                                             

Resule gelmek, Resule itaat = Kur'an'a gelmek, Kur'an'a itaat, Yüce Allah'a itaat                                                                                                                                                                     

Hadisler/söylentilere gelmek, Hadisler/söylentilere itaat ASLA ≠ Resule itaat, Kur'an'a itaat, Yüce Allah'a itaat.                                                                                                                                          

*

68/34  Takva sahipleri için, Rabb'lerinin yanında, nimeti bol Cennetler vardır.

 

68/35  İşte böyle, hiç Allah'a teslim olanları, suçlularla bir tutar mıyız?                                                                                

                                                                                             

En adaleti Yüce Rabb'imiz kendi yolunda olanla, eğri yolda olanı bir tutar mı?                                                                                                                                                                        

*

82/13  Birr olanlar nimet içindedirler.

 

82/14  Facirler Cehennem'dedirler.

 

82/15  Din Günü ona yaslanırlar.

 

82/16  Onlar, onda yanıp bitecek değillerdir.                                                                                                                                 

                                                                                                                                                         

İyiler cennette nimet içinde iken facirlerde cehennemde olacaklar ve orada yanıpda bitmeyecekler yani ölemeyecekler.        Birr'in zıttı facir olduğunu görüyoruz. Bu kelimeye kötüler anlamını vermek yanlış olmayacağı gibi asıl anlamları; ayırmak, parçalamak, kazmak, ahlaksızca davranmak, günah işlemek, sefahat düşkünü bir hayat sürmek, sefahat düşkünlüğüne kapılmak; zina etmek II bir çıkış veya geçit yaratmak ( ھ su ve benzerleri için), yarmak, ayırmak  gibi anlamlara gelir.                                                                                                                                    

                                                                                                                                             

*

90/19  Ayetlerimizi küfredenler Ashab-ı Meşeme'dir.

 

90/20  Onlara, üzerlerine kapıları kapatılmış bir ateş vardır.

 

25/13  Çaresizlik içinde, dar bir yere atıldıkları zaman orada yok olmak için yakaracaklar.                                                                                                                                           

                                                                                                                                                         

Bu ayeti okuduğumda seyrettiğim korku temalı bazı filmler aklıma geldi. Bir insanı bir fırına koyup kapağını kapatırlar. Sonrada fırını açarlar ya. Ateş kendini hissettirir, dayanılmayacak duruma gelir ve yavaş yavaş oradaki kişi pişer. Yapacak bir şeyi yoktur. Kaçacak bir yeri yoktur. Hiçbir şekilde çıkamaz. Ölüp gitmeyi umar ancak. Bu sahne misali bir sahne geliyor aklıma. Dünyada böyle bir şey başımıza geldiğini ve orada olduğumuzu bir an için hayal edelim. Yaşayacağımız korku dehşet ve acıyı düşünelim. Küçücük bir yerimiz yansa nasıl acıyor. Dünyada bu durumda olan kişinin derileri yandığında deri altındaki acı hisseden sensörler de yanar. Belli bir yerden sonra acı hissetmez ve ölür. Ama cehennemde böyle midir. Yanan deriler yenileriyle değiştirilir ve ölmelerine de izin verilmez. Hem dünyada birinin gelip kurtarma ümidi var iken cehennemde olanın yardımcısı olmayacaktır. Tek yardımcı olan Yüce Allah onlara yardım etmeyeceğini söyler.                                                   

 

*

98/6   Kitap Ehli'nden Kafirler ve Müşrikler, içinde sürekli kalmak üzere Cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların şerlileridirler.

 

98/7   İman Eden ve salihatı yapan kimseler; işte onlar yaratılanların hayırlı olanlarıdır.

 

98/8   Onların, Rabb'leri yanındaki ödülleri; onlar için içinden nehirlerin aktığı cennetler vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu, Rabb'ine huşu duyan kimseler içindir.                                                                                                                                       

                                                                                                                                                         

Yüce Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak önemlidir fakat bizimde Yüce Allah'tan razı ve hoşnut olmamız gerekir. Yalnız Yüce Allah'tan razı ve hoşnut olmayı delille, kanıtla, bilerek, anlayarak, idrak ederek neden ve niçin razıyız ve hoşnutuz aklederek yapmalıyız.         

*

10/4   Hepinizin dönüşü O'nadır. Allah'ın sözü haktır. O, mahlukatı önce yaratır, sonra iman edip salihatı yapanlara adaletle karşılık vermek için tekrar yaratır. Kafirler ise küfürlerinden dolayı, kaynar sudan içecek ve onlara can yakıcı bir azap vardır.

 

10/7   Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar ve dünya hayatından hoşnut olup onunla tatmin olanlar ve ayetlerimizi görmezden gelenler...

 

10/8   İşte onların, yaptıklarına karşılık olarak, varacakları yer ateştir.

 

10/9   İman edip, salihatı yapanlara gelince, imanlarından dolayı Rabb'leri onları doğru yola iletir ve içlerinden ırmaklar akan Na'im Cennetlerine koyar.

 

10/10  Duaları80 onları orada (cennette); “Subhân'sın7 sen; ey Allah'ım!”’dır; ve esenlemeleri onların orada (cennette); “selâm”’dır; ve çağrılarının/dualarının sonu ki “hamd3 alemlerin Rabbi4 Allah'a”’dır.                                                                                                                                                         

                                                                                                                                                                                

                                                                                                                                                                                

Bu ayet grubunda dikkat çekmek istediğim nokta cennete gidenlerin de cennette oldukları halde hala dua ettikleridir. Dua genelde çağırmadır. Fakat dua başlığına bakarsanız kalbini Yüce Allah'a açmak da bir duadır. Dersinki Rabb'im canım bugün çok sıkılıyor, içim daralıyor diye bir paylaşımda yapabilirsin Rabb'in ile bu da bir dua çeşididir. Cennettekiler zaten en güzel yerde ve yaptıklarının karşılığını almışlardır. Tabir uyacaksa gak dedilervmi et guk dedilervmi süt (eski bir masal vardı belki bilen vardır) yani yedilkleri önünde yemedikleri arkalarında. Neden dua ediyorlar diye düşünmek lazım.

Bunu düşünmek önemli olduğu kadar bir de önemli olan onların ora söyledikleri duanın içeriği ve mesajı. Bunu dualarımız da, dualarımızın sonunda kullanmak şahsımız adına iyi, hayırlı olacak düşüncesindeyim (10/10 ayetindeki sözleri).                                                                                                                                                               

*Dua çalışmasında 10/10 ayetinden biraz daha kapsamlı bahsetmeye çalıştım. Net sonuca ulaşamasam da ordan da bakabilirsiniz.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

*

Cennet ve cehennem hakkındaki şu ayetleri de mutlaka okuyalım;

 

 

25/24  O Gün, Cennet ehli en yararlı yerde eğlenecek ve en iyi yerde dinlenecek.                                                                                                                                                    

30/15  Fakat iman edenler ve salihatı yapanlar, onlar güzel bir bahçede mutluluk içinde yaşayacaklardır.                                                                                                                                                           

31/8   İman eden ve salihatı yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.                                                                                                                                                        

31/9   Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

 

39/32  Öyleyse, Allah adına yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirlerin yeri Cehennem'de değil mi?

 

39/60  Kıyamet Günü, Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerini kararmış görürsün. Büyüklük taslayanların yeri Cehennem'de değil mi?

 

40/6   İşte böylece Kafirlerin üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." kelimesi hak oldu.

 

42/22  Kazandıkları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı yapanlar da Cennetler'in bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.

 

42/45  Onları, aşağılanmalarından dolayı başları öne eğilmiş, göz ucuyla çevrelerine bakarlarken ona sunulduklarını göreceksin. İman edenler: Zarara uğrayanlar, kendilerini ve taraftarlarını kiyamet günü zarara uğratmış olan kimselerdir. dediler. İyi bilin ki zalimler kalıcı bir azabın içindedirler.

 

46/20  Kafirler, ateşe arz edilirlerken, onlara: "Dünya hayatınızda sahip olduğunuz tüm güzel şeyleri boşa harcadınız. Onlarla sefa sürdünüz. Yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladığınız ve doğru yoldan saptığınız için, artık bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız." denir.

 

46/34  Kafirler, ateşle karşı karşıya kaldıkları gün, "Bu, gerçek değil miymiş?" dedi. Onlar: "Rabb'imize ant olsun ki gerçekmiş." dediler. "O halde kafirliğinizden dolayı azabı tadın." dedi.

 

47/12  Allah, iman edip salihatı yapanları, içinden ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir. Kafirler ise her şeyden yararlanıp, hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacakları yer ateştir.

 

47/15  Takva sahiplerine söz verilen Cennet, şöyledir: İçinde; kokusu ve tadı değişmeyen sudan nehirler, tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere zevk veren hamrdan nehirler ve saf baldan nehirler bulunur. Orada, onlar için her türlü meyve bulunur. Onlara, Rabb'lerinden bağışlanma vardır. Bu kimseler, ateşte devamlı kalacak olan ve sıcak      kaynar su içirilen, bundan dolayı da bağırsakları parça parça olan kimselerle bir olur mu hiç?

 

48/13  Kim Allah'a ve Resul'üne iman etmezse, bilsin ki Kafirler için alevli bir ateş hazırladık.

 

85/11  İman Eden ve salihatı yapanlar için içinden nehirler akan Cennetler vardır. İşte bu, büyük kurtuluştur.

 

3/198  Lakin/fakat kimseler (ki) takvalı21 oldular Rablerine4; onlaradır cennetler (ki) akar altından onun nehirler; ölümsüzlerdir185 orada (cennette); bir indirmedir478 Allah’ın indinden/katından; ve Allah indindeki/katındaki bir hayırdır erdemlilere.

 

14/16  Onun ardından da Cehennem vardır ve irinli sudan içirilecektir.

 

14/17  Onu yutmaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecekler. Her yanından kendilerine ölüm geldiği halde yine de ölemeyecekler. Ardından da daha ağır bir azap tadacaklar.

 

21/39  Kafirler, kendilerini her yönden saracak ateşi savamayacakları ve yardımsız kalacakları zamanı ah bir bilselerdi!

 

29/58  Ve kimseler; iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18; mutlak yerleştiririz onları cennetten yüksek alanlara; akar altlarından nehirler; ölümsüzler185 orada (cennette); ne muhteşemdir ecri/karşılığı (bunu) yapanların.

 

73/12  Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.

 

73/13  Ve boğazı tıkayan yiyecek ve acı bir azap vardır.                                                                                                                                                                                   

 

 

 

 

 

 

 

 

EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.                                                                            

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder