BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
İNFAK
İnfak nedir, kim infak eder, nasıl infak edilir, neyden ne
kadar infak edilir, infak kimlere verilir, nasıl kabul olunur, kabul
olunmayacak bir durum varsa bu hangi durum ya da durumlardır ve neden kabul
olunmaz, infakın karşılığı nedir gibi infak ile ilgili tüm detayları Yüce
Yaratıcımızın kelamlarından öğrenmeye gayret edeceğimiz bir çalışmamızdır.
Zekat, infak ve sadaka birbirine benzese de ayrı
kavramlardır ve ayrı şeyleri ifade eder. O bakımdan bu üç konuyu beraber ele
alıp, hepsini iyice anlamamız gerektiği kanaatindeyim. Zaten bu yüzden arka
arkaya incelemeye çalışıcaz. O zaman bu 3 kavramda yerine oturacaktır. Üçünün
de ayrı, üçünün de gerekli olduğunu anlamakla beraber verdiğimiz şeylerinde bu
üç kavramdan hangisinin kapsamına girdiğini de anlarız.
İnfak Kur'an'da yalın haliyle harcamak demektir. Kişinin
kendisinde olan bir şeyden karşılık beklemeden bir başkasına vermesi demektir.
Elbette bunun kriterleri vardır. Az önce saydığım gibi kim, neyden, ne kadar,
kime gibi ayrıntılar Şerefli Kur'an'ımızda açıkça belirtilmiştir.
Kur'an bütünlüğünde ise infak affedilen, gönülden kopan,
temiz ve güzel şeylerden, kendimize uygun gördüğümüz şeylerden ihtiyaç
sahiplerine verme, ihtiyaç sahiplerine harcama şeklinde anlarız.
İnfak ile ilgili Rabb'imizin öğretilerinde geçmeden önce
kelimemizin kök anlamlarına bakalım.
İNFAK - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 1
İNFAK - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN 2
İNFAK NEDİR ? MAKALE- İBRAHİM ESİNLER
İNFAK KONUSU GEÇEN VİDEO - İBRAHİM ESİNLER
İnfak
kök anlamları :
Nun-Fe-Kaf نفق nfq
nafaqa u ( نفاق nafāq) iyi satmak, hazır bir pazar (mal)
bulmak; canlı, aktif olmak (pazar); -- nafaqa ve nafiqa a (nafaq) tükenmek,
harcanmak, tükenmek (erzak, erzak, para), bitkin düşmek; -- nafaqa u ( نفوق
nufūq) ölmek, telef olmak (özellikle bir hayvanın) II satmak III gizlemek,
ikiyüzlülük yapmak │ نافق ضميره (ḍamīrahū) vicdanının emirlerine aykırı hareket
etmek IV harcamak, sarf etmek, düzenlemek, dağıtmak ( على ه para için);
tüketmek, tüketmek, harcamak, tüketmek, israf etmek, israf etmek, israf etmek (ھs.th.);
harcamak, geçirmek (ھ zaman); sağlamak ( تنفق بكذبة عل birine, özellikle birine
geçim kaynağı sağlamak), desteklemek birine), birinin bakım masraflarını karşılamak
Rabb’imizin izni ile incelememize başlayalım. Rabb’imizin
Kur’an’da bize öğrettiklerini doğru şekilde öğrenmek, anlamak için bu kavram
içinde Kur’an’ı didik didik edelim. Bize Rabb’imizin öğretisi üzerine Şerefli
Biricik Kur’an’ımızı bir ders kitabı gibi çalışalım.
2/3 Kimselerdir* (ki) iman47 ederler
gayba62**; ve ikame572 ederler salâtı5; ve rızıklandırdığımızdan onları
infak6 ederler.
*Takva sahipleri.
**Rablerini gözleriyle göremeseler de O'nun tecelli etmiş
olan isimlerine/sıfatlarına tanık/şahit olarak iman ederler/emin olurlar.
İlk ayetten işaretlerimizi almaya başlıyoruz. İnfak edenler
iman eden, gayba inanan ve salatı ikame edenlermiş. Yani salatı ikame ederek
Yüce Allah'ın öğretilerini kutsal kitaptan, Kur'an'dan okuyup, görmediklerini
bilmediklerini Kur'an'dan öğrenip, iman edenler infak ederlermiş. Bu kimseler
anlaşılır ki elbette takvalı olanlardır.
İkinci işaretimiz ise infak Yüce Allah'ın bize bahşettiği
rızıklardan olurmuş. Para olur, mal olur, giyecek olur, ekilen ürün olur v.s.
Yüce Allah neyle rızıklandırdı ise onunla infak edilirmiş. Diyebiliriz ki
borçla veya başkasına ait her hangi bir şeyden infak edilemez. En doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
2/195 Ve infak6 edin Allah yolunda336; ve
atmayın (kendinizi) ellerinizle tehlikeye doğru*; ve iyilik/güzellik yapın**;
doğrusu Allah sever iyilik/güzellik yapanları.
*Göre göre tehlikeye doğru ilerlemek tek tanrıcı inancına
uygun değildir. Tek tanrıcılar tehlikelere karşı tedbirli olur.
**Tek tanrıcılar iyilik/güzellik yapar. Bulundukları her
yerde ve zamanda iyiliği ve güzelliği hakim kılarlar. Yüce Allah'ın da
kendilerini sevdiğini tüm kalpleriyle hissederler. İyilik/güzellik
yapanlara Yüce Allah iyilikle/güzellikle cevap verir; karşılık verir.
İnfak çeşitlerinden biride anlarız ki Allah yolunda infak
etme yani Allah yolunda harcamadır. Allah yolu çeşitli şekillerde olabilir. Bir
savaş olabilir bu savaşa destek amaçlı elden geleni vermek olabilir, Allah yolunda, tek Allah için Kur'an
öğretileri çalışılacak bir mescit olabilir, bu mescit için maddi, manevi veya
bedenen bir hizmet olabilir, Yüce Allah'ın kelamlarını insanlara ulaştırma,
deklere etme yolunda her hangi bir çaba, harcama olabilir gibi örnekler verebiliriz.
Ama tam anlamıyla, Allah yolu demek tek ilah Allah inancı
ile şirksiz bir şekilde, kutsal kitap öğretilerine göre, Kur'an hudutlarından
çıkmadan, bize öğretildiği gibi kul olmanın kuralları içinde kul olmaktır.
Şunu da belirteyim. Bu kanalımız sanal bir platformda olsa
da, bu platformumuz için bir mescit, bir Allah yoluna çağırma, bir salatı ikame
etme yeridir, diye net bir şekilde söyleyebilirim. Bu yolda yani Allah yolunda
yapılacak şeyler de şahsım adına infak kapsamına girebilir düşüncesindeyim. Bir
yorum, bir paylaşım, bir başkasını davet etme, bir fikir beyan etme, bir beğeni
gibi infak kapsamına girecektir düşüncesiydeyim. Sonuçta bu iş için bir
rızıktan harcama var. Harcanan şey ise emek ve zamandır. Buda Yüce Allah'ın
rızıklarındandır diye söyleyebilirim.
Sadece izlerken bile Allah yolunda olmak, daha iyi bilmek,
anlamak için harcanılan zaman da buna dahildir hatta salatı ikame ediyoruz diye
söyleyebilirim. İnfak kapsamına girer düşüncesinde olmam elbette şahsi düşüncendir
fakat burada şu an benimleyseniz, gerçekten salih bir şekilde, tek ilah Allah
inancı ile İslam’ı anlama çabasındaysanız, Kur'an bize yeter diyorsanız, dinde
başka hiçbir şeye hüküm koydurmadan Kur'an'dan sorulacağınızdan eminseniz
Kur'an'ı yalnız Kur'an ile anlama çabasındaysanız, teslimiyetiniz yalnız Yüce
Allah'a ise, şirk koşmadan iman ediyorsanız, yeri geldiğinde Yüce Allah'ın
kelamlarını insanlara deklere ediyorsanız, teslimiyetiniz, kulluğunuz yalnız
Yüce Allah'a ise, tevekkülünüz, takvanız, ve hamdınız Yalnız Yüce Allah'a ise
bende diyorum ki hep beraber bizler Allah taraftarıyız, Allah
yardımcılarıyız, Allah'a çağıranlarız.
En doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
2/215 Sual ederler/sorarlar sana neyi
infak6 ederler; de ki: "İnfak6 ettiğiniz hayırdan öyle ki ana-baba
içindir; ve yakınlık sahipleri130; ve yetimler131; ve miskinler113; ve yolun
oğlu354 (içindir); ve hayırdan yaptığınızı öyle ki doğrusu Allah bilendir
onu.
Sorarlarmış nebimize neyi infak edeceklerini. Anlarız ki bu
soranlar iman eden, gayba inanan ve salatı ikame edenlerdir. Hüküm yalnız Yüce
Allah'ındır. Din Yüce Allah'ındır. Dini Yüce Allah öğretir. Herhangi biri
peygamberde olsa ne olursa olsun hüküm koyamaz. Bu manada 4/176 yıda
hatırlatmak isterim. Sana soruyorlar fetfa istiyorlar kelale hakkında, De ki Allah
kelale hakkında size hükmünü veriyor der Rabb'imiz. Yüce Rahman tekrar
belirtelim tek hüküm koyucudur. Dinde kutsal kitap harici herhangi bir şeye hüküm
koydurmak katıksız şirktir.
Bu ayetimizde neyi infak edeceğimiz hakkında bizlere bir
detay daha öğretirken Yüce yaratıcımız aynı zamanda da infak kimlere
verilmelidir bunu da öğretir. Sırayla bakalım.
Neyi infak edecekmişiz, hayırdan infak edecekmişiz. Bu ne
demek diye düşünelim, akledelim. İnfak edeceğimiz şeyin iyi, temiz, yararlı ve
helal olması ile aynı zamanda gideceği yerde de yararlı, faydalı olması
demektir diyebiliriz. Yüce Allah'ın bizi rızıklandırdığından hayırlı olandan,
yani kendimize uygun göreceğimiz şeyleri vermeliymişiz.
Peki kimlere verilecekmiş. Ana, baba, yakınlık sahipleri,
yetimler, miskinler içinmiş ve yolun oğlu içinmiş. Kavramların bazılarını da biraz açalım, ana baba elbette kendi ana
babamız kastedilmiştir, yakınlık sahibi, sadece kan bağı değil her türlü
yakınlık sahibini kapsar, kan bağı olanda
mekansal yakınlık sahibi de bu gruba girer, komşu olur, mahalle olur, ülke olur
v.s., yetimler, anne veya babadan birinin olmaması demektir. Anne veya babası
olmayan çocuk kendi geçimini sağlayamayacak güce ve akla sahip değilse
yetimdir. Miskin, açlık sınırında yaşayandır ve yolun oğlu da evsiz, barksız
olan sokakta yatıp kalkan diyebiliriz.
*
2/219 Sual ederler/sorarlar sana hamr138 ve
meysir359 hakkında; de ki: "İkisindedir büyük bir günah; ve
menfaatler* insanlar için; ve günahı ikisinin daha büyüktür faydasından
ikisinin”; ve sual ederler/sorarlar neyi infak6 ederler; de ki:
"Af/bağış358”; işte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetleri; belki
sizler tefekkür357 edersiniz.
*Faydalar.
Hamr ve meysiri ayrı inceliycez. Konu bağlamımıza bakalım.
Neyi infak edicez diye soranlara cevap, tek hüküm koyucu Yüce Allah'tan geliyor
ayetimizde. 2/215 infak edilecek şeyin hayırdan olduğunu öğrenmiştik. Bu ayette
de infak edilecek şey için bir detay daha öğreniyoruz. Her şeyi bilen bize
öğretiyor ki infak edilecek şey affettiklerimizden, bağışladıklarımızdan
olmalıdır.
Demek ki Kur'an bütünlediğimizde infak edilecek şey
hayırdan ve affedip, bağışladıklarımızdan olacaktır. Bu ne demek diye düşünecek
olursak aslında bu kişiye özeldir. Bir şey vereceksin hayırlı olacak ve affedip
bağışladıklarından olacak. Aslında affetmek ve bağışlamak ayrı
düşünülmemelidir. Kendinde olan bir şeyi bağışlayacaksın.
Bu senin için hayırlı olan bir şey olacak, verdiğine
faydası olacak, ilerleyen ayetlerimizde gelecek kendimiz için uygun
görmediğimiz bir şeyden olmayacak, gönüllü yapıcaz ve bir bağış bir af olacak
yani verirken aklımız kalmayacak, keşke az verseydik, keşke başka bir şey
verseydik gibi düşüncelere kapılmadan vereceğimiz şeyi kalbimiz mutmain olarak
ve artık o şey bizim değil verdiğimiz kişinin olduğu düşüncesi ile vericez.
Ayrıca gene ilerleyen ayetlerde görücez durumu iyi olmayan bile kendi gücü
oranında Yüce Allah'ın verdiğinden verecek.
*
2/254 Ey iman47 etmiş kimseler!
İnfak6 edin rızıklandırdığımızdan sizleri; önceden ki gelir bir gün; olmaz
bir alışveriş onda; ve (de) bir dostluk; ve (de) bir şefaat114; ve kâfirleredir25;
(ki) onlar zalimlerdir.
İnfak edeceklerin iman eden kimseler olduğu ve rızıklardan
infak edileceğini bu ayetinde de bizlere öğreten Rabb'imiz, başka bir şeyi bize
hatırlatır. Dünyada yapılacaklar ve
yapmamız gerekenleri dünyada iken yapın. Ancak bu işler dünyada yapılırsa
ahirette size fayda sağlayacaktır.
Geri dönüşü olmayan bir gün gelecek, bu gün gelmezden önce
bunları yapın (infakda dahil), o gün geldiğinde alış veriş olmayacak, dostluk
olmayacak, şefaat yani yardımda olmayacak, bu öğütleri dikkate almayıp, takvalı
olmayanlar ise kafirlerdir, kafirlerde zalimdirler.
En büyük zalimlik Yüce Allah'ın ayetlerini örtmektir,
yalanlamaktır. Bu zalimlikle yapılan zulümde ancak insanın kendisinedir. İçinde
alışverişin, dostluğun ve Yüce Allah dışında kimsenin yardım ve şefaat
edemeyeceği gün elbette izin günü, din günü, hesap günüdür, ayrıştırılma
zamanıdır.
Yani kıyamet zamanıdır. Saat kopmuş hesaplar kapanmıştır.
Yalnız dikkat, her kesin kendi saati kendi ölüm zamanıdır. Her şeyin yok
olmasına gerek kalmadan öldüğümüzden sonra işte bu günde Rabb'imiz bizi kendi
katında yada uygun gördüğü bir yerde olan kabirlerimizden çıkarıp
toplayacaktır. Ölüm ve kabirden çıkış arası milyon yılda olsa bizim için fark etmeyecektir.
*
2/261 Mallarını Allah
yolunda336 infak6 eden kimselerin misali; misali gibidir bir tohum;
yetiştirdi yedi başak; her başağındadır yüz tohum; ve Allah katlar dilediği
kimseye; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.
Mallarını Allah yolunda harcamak demek sadece savaşta veya
seferberlikte olmakla sınırlı değildir. Tek Allah inancı ile yalnız kutsal
kitap öğretilerine bağlı kalarak yapılan tüm infaklar buna girer kanaatindeyim.
Yani infak ederken yalnız Yüce Allah'ın öğrettiği şekilde, öğrettiği gibi,
öğrettiği sınırlarda kalarak yaparsan işte o zaman mallarını Allah yolunda
harcamışsındır demektir. 2/195 ayetinde bahsetmiştik.
Bu ayette malların infakından bahseder. İnfak ise bağışladığından,
hayırlısından olur öğrenmiştik. Ayet mal üzerinden örneklesek de şahsi
kanaatim, ayetin ilerleyen kısımlarda konuşacağımız kısmı sadece mal ile
yapılan kısma hitap etmez kanaatindeyim. En doğrunu Yüce Allah bilir.
Peki ne olurmuş bu infak edilen şey, nasıl örnekler Yüce
Yaratıcı.
İnfakı bir tohuma benzetir. Bu tohumdan yedi başak ve bu
başakların her birinden yüz tohum. Çarpalım bakalım. Bire 700 veriyor
Rabb'imiz. Verdiğin şeyi 700 le çarpıp sana geri veriyor. Yüce Allah her zaman verdiği sözü tutar, sözü asla değişmez ve Doğru
söyledi Allah.
*
2/262 Kimseler (ki) infak6 ederler mallarını
Allah yolunda336; sonra tabi etmezler infak6 ettiklerini bir minnete ve de
bir eziyete; onlaradır ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve
yoktur bir korku onların üzerine; ve onlar hüzünlenmezler.
Allah yolunu 2/195 ayetinde konuşmuştuk diyelim tekrar.
Allah yolu yalnız kutsal kitap öğretileridir, bu öğretilere göre hareket
etmektir. Ayetimizde bu öğretilere göre mallarını infak etmekten bahseder Yüce Allah. Fakat Yüce Allah'ın
öğrettiği şekilde infak etsek dahi bu infakta başka detaylar daha öğretir Yüce
Rahman. Elbette tüm detayları bilmeliyiz ki tam anlamıyla Kur’an hudutlarına
infak etmiş olalım.
Bu infakımızın bir eziyete ve bir minnete vesile olmaması,
sebep olmaması gerekmektedir. Anlarız ki infak ettiğimiz şeylerle, infak
ettiğimiz kimseyi asla bir minnet oluşturacak bir duruma, yada onu eziyete
sokacak bir duruma asla düşürmemeliyiz. Bu toplumsal olarak etik olmayacağı
gibi Yüce Allah'tan da direk bir emirdir. Zaten düşündüğümüzde de bu insani
açıdan doğru bir hareket olmayacaktır. Bu konuda her kes kendi kararını
verebilir. Bir kişiye yapılan bir infak ile o kişiye eziyet ve minnet
yaşatılmaması için nasıl davranılmalıdır, nasıl davranılması gerekirse, o
şekilde davranmalıyız.
Eğer Yüce Allah’ın öğrettiği şekilde infak etmezsek net bir
şekilde Rabb'imiz bize öğretir ki bu infaktan gelecek olan ecri Yüce Allah
katında alamayacağız. Benim ayetten anladığım bu şekildedir. En doğrusunu Yüce
Allah bilir.
İnfak edip de karşı tarafa bir eziyet vermedik ve minnet
duymasını gerektirecek bir duruma düşürmediysek eğer Yüce Allah kendi katında
bu işin ecrini vereceğinin sözünü vermesi
yanında birde bu insanlar içinde korku ve hüzün olmayacağının sözünü de
vermiştir. Bu korku ve hüzün şahsi kanaatime göre ahiret hayatında yaşanacak
olan korku ve hüzündür. Cehenneme atılma korkusu ve cehenneme girme
kesinleşince yaşanacak hüzün diye anlamlandırıyorum, Kur'an bütünlüğünden bu
şekilde olduğu kanaatineyim. En doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
2/264 Ey iman47 etmiş kimseler! Boşa çıkarmayın
sadakalarınızı378; minnetle* (minnete neden olarak) ve eziyetle**(eziyete
neden olarak); kimse gibi (ki) infak6 eder malını insanlara gösteriş (-le)
; iman47 etmez Allah'a ve ahiret gününe; öyle ki misali onun (kimsenin)
misali gibidir saf/düz bir kaya; üzerinde onun (kayanın) turabin/toz; öyle ki
isabet eder ona (kayaya) bir sağanak ; öyle ki bırakır onu semsert/yaşamsız;
güç yetiremez (o kimse) kazandıklarından bir şey üzerine; ve Allah doğru yola
kılavuzlamaz kâfirler25 kavmini/toplumunu.
*Minnet duyulması amacıyla yaparak. Minnet bekleyerek.
**Sıkıntı, eziyet, huzursuzluk vererek.
Sadakayı kendi konusu başlığında inceleyeceğiz. Burada
Rabb'imiz sadakasını minnete ve eziyete neden olacak şekilde verenin bu
sadakasının, bu nedenlerle boşa çıkardığını söyler ve aynı şekilde bu sebeplere
neden olacak şekilde infak eden kimse gibi diye infak eden kimse üzerinden de,
infak eden kimse içinde örnekler bizlere.
Bu konuları bize diğer ayetlerinde öğreten Yüce Allah bu
ayetinde ise farklı öğretiler ve örnekler bize verir. Burada yeni öğretimiz ise
infakın bir gösteriş olarak yapılmaması olduğudur ve elbette sadakanın da.
Demek ki infak ve sadaka verirken amaç asla gösteriş
olmamalı, amaç kaşı tarafın yararını düşünmek olmalıdır. Hatta şahsi kanaatim
alacağımız ecir bile ikinci planda olmalı kanaatindeyim.
Çünkü Allah yolunda, yani Yüce Allah'ın hudutları içinde ve
öğretileri doğrultusunda yapacağımız infakın ecri garantidir, Yüce Allah bunun
sözünü veriyor bizlere, Yüce Allah sözünden asla dönmez. Doğru söyledi Allah.
Ayrıca başka öğretilerimizde ayetimizle bizlere öğretilir.
İnfak edecek kişinin, sadaka da dahil, iman eden biri olması, Allah'a ve ahiret
gününe inanması gerekliliğidir. Bu nitelikleri taşımayan infak etmez mi yada
edemez mi. Elbet eder ama bu kimseler için söylenecek şey benim anladığım
yaptıkları boşa çıkacaktır, Allah katında bu yaptıklarının karşılığında
herhangi bir ecir alamayacaklardır.
Zaten ayetin devamında da Yüce Rahman bunu bize örnekler.
Bu insanların yaptıkları infak ve verdikleri sadaka için
bir kaya ve kayanın üzerinde bir toz vardır. Bu kayanın üzerine sağanak yağmur
yağar, bu yağmur bu tozu alır ve kayayı çırılçıplak bırakır.
İşte kaya bu kişi, kayanın üzerindeki toz bu kişinin
yaptıkları, sağanak yağmur ise Yüce Allah'ın ayetlerini yalanlamalarından
dolayı bu kazandıklarının karşılıklarını sıfırlayan Yüce Allah'ın verdiği sözler,
bu olayın sonucu ise kişinin kafir olduğundan doğru yola Yüce Allah'ın onu asla
klavuzlamaması nedeniyle yaptıklarının boşa gitmesidir.
Daha önce defalarca bahsettik ama kısaca üzerinden geçelim.
Yüce Allah en adaletlidir. Bu kişilerin yaptıklarının karşılığını
alamamalarının nedeni Yüce Allah'ın ayetlerine kafirlik etmeleridir ki Yüce
Allah ayetlerine kafirlik edenlere karşılıklarını vermeyeceğini söyler. Tam
tersi Yüce Allah'ın hudutlarında kalanlar içinde günahlarını bağışlayıp,
suçlarını örteceğini söyler.
Bu kişi kendi özgür iradesiyle yolunu seçmiştir, söz
üzerine hak olmuştur. İşte tam anlamıyla adalet budur. Ahirete inanmayı da
kısaca tekrar üzerinde geçelim. Ahirete inanmak demek, kutsal kitapta Yüce Allah'ın
ahiret için anlattığı şeylere, anlattığı kadar, anlattığı şekilde inanmaktır.
Ekleme, çıkarma yapmamaktır.
Örneğin ateş bize sayılı günler dokunacak, Allah'ın yanında
dünyadakinden daha iyisini bulurum demekte, kabir azabına veya Yüce Allah'tan
başkasının şefaat edeceğine inanmakta ahirete inanmamaktır diye çok kısaca
geçelim. Defalarca bu konudan bahsettik,
bahsetmeye de Rabb’imin izni ile devam edeceğiz.
*
2/265 Ve kimselerin misali (ki) infak6 ederler
mallarını Allah'ın rızasını aramaya; ve (rızayı)
nefislerinden201 tespitlemeye/tutturmaya; misali gibidir bir cennet379; yüksekte/gelişmiş;
isabet etti ona bir sağanak; öyle ki verdi ürününü iki kat; öyle ki eğer
asla isabet etmezse bile ona bir sağanak; öyle ki bir nem/bir çiy (bile
yeterlidir); ve Allah yaptıklarınızı görendir.
İnfakın ancak Yüce Allah'ın rızasını gözeterek verilmesi
gerektiğini de bu ayetimiz ile Yüce Allah bizlere öğretir. İnfak vermek Yüce
Allah'ın rızasını aramak olduğunu anlarız. Yalnız Yüce Allah'ın rızasını
gözeterek verilen infak için ise Yüce Allah bizlere çok güzel bir örnek verir.
Bu şekilde verilen infakı güzel bir bahçe ile örnekleyen Yüce Rahman, bu
bahçenin yüksek bir yerde yani iyi güzel bir yerde olmasını, çok güzel ve
gelişmiş bir bahçe olmasını ve yağan sağanak bir yağmurda ise bahçenin ürününü
normalden 2 kat fazla verdiği fakat bir sağanak yağmur isabet etmese dahi bu
bahçeye ufacık bir nem ve çiğ bile bu bahçe için yeterli olacağını örnekler.
İşte Yüce Allah bizlere böyle örnekler verir.
*
2/267 Ey iman47 etmiş kimseler!
İnfak6 edin iyilerinden kazandıklarınızın; ve çıkardığımızdan
sizlere yerden; kalkışmayın/yeltenmeyin
kötüsüne ondan (ki) infak6 edersiniz; ve olmayın edinenler onu ancak ki
göz kapatırsınız* ona (infak edilene); ve bilin ki doğrusu Allah
Ganiyy’dir106; Hamîd’tir107.
*Kendiniz için gördüğünüzde asla almayacağınız.
Bu ayette de yeni öğretiler vardır. Kazandıklarımızın
iyilerinden infak edicez. Demek ki infak sadece mal ile değil her ne
kazanıyorsak onlardan olabilir. Ayrıca yerden Yüce Allah her ne çıkarıyorsa
ondan da infak edilir. Yani mal ve para gibi kazandıklarımızın yanı sıra ekip
biçip de hasat zamanı topladıklarımızdan da olur.
Bu ayetteki çıkardıklarımızdan
sizlere yerden cümlesi çok önemlidir. Ürünü veya yerden çıkan her ne
varsa yetiştiren insanlar değil Yüce Allah'tır deyip Rabb'imizin birkaç ayeti ile
bu konuyu hatırlayalım.
56/63 Ektiklerinizi
görmüyor musunuz?
56/64 Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?
56/65 Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da
siz şaşırıp kalırdınız.
Suyu bize veren, yağmurun oluşmasını sağlayan, yeri yarıp
tohumu çıkaran, tohumu besleyen toprağı nasip eden, toprağın besin sahibi
olmasını sağlayan, ürünün yetişmesi için güneşi ölçeklendiren, insanlara ekip
biçme bilgisini öğreten Yüce Allah’tır.
Tüm bunlar Yüce Allah’ın tecelli ettirdiği şeylerdir.
Sadece güneşin ölçeklendirilmesine bakmanız bile Yüce Allah’ın nasıl bir
yaratıcı olduğuna çok büyük kanıtlar sunar. Güneşin sıcaklığı, dünyaya
uzaklığı, güneş ışınlarının güneşten dünyaya ulaşması, bu ışınların zararlı
olanlarının ayrıştırılması, faydalı olanların ozon tabakasını geçebilmesi, tüm
canlıların bu güneşten beslenmesi v.s. gibi konuları çok derine inmeden
baktığınızda yaratıcımızı hakkıyla takdir etmeye bir adım daha yaklaşmış
oluruz.
Ayetin devamını da okumanızı şiddetle tavsiye ederim
dedikten sonra, konumuza dönelim.
Neyi infak etmememiz gerektiği gene bu ayetimizdedir. İnfak
ederken, infak için ayıracağımız şey kötü olmamalıdır. Göz kapadığımız şey
olmamalıdır. Yani bu şu demektir, eğer kendimiz için kötü gördüğümüz, kendimiz
için ayırmayacağımız, kendimiz için beğenmediğimiz v.s. v.s. gibi şeylerden infak
edilmez, kendimiz için iyi, güzel gördüğümüz şeylerden ancak infak edebiliriz,
infak edilecek olan şey için, Yüce Allah'ın bize gösterdiği yol budur. Bu da şu demektir, vereceğimiz şey bize
faydalı olan bir şey olmalı ki verdiğimiz de faydalansın. Vermiş olmak için,
verdik demek için, kendimize uygun görmediğimiz bir şeyden verdiğimiz kişi de
faydalanmayacaktır.
Yırtık bir giyecek verdik, yaw diker giyer demek,
ürünümüzden çürüklerini verdik, yaw hoşaf yapsın içsin demek gibi düşüncelerle
yapılan infak Yüce Allah’ın bize öğrettiği infak değildir. Rabb’imiz
kalkışmayın, yeltenmeyin kötüsüne ondan ki infak edersiniz ve olmayın edinenler
onu ancak ki göz kapatırsınız der ayetinde.
Bu kelamı alıp eğip bükmek, kendimize göre yamultmak,
hevalarımıza göre evirip çevirmek iman eden kişi için çok sakıncalıdır. Aslında
Yüce Allah’ın bize öğrettiği hiçbir konuda bunu yapmamalıyız. Sonra farkında
olmadan başka bir dinde kendimizi bulabiliriz diye şahsım adına söyleyebilirim.
Elbette en doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
2/270 Ve infak6 ettiğiniz bir infaktan6 ya
da adarsınız bir adaktan; öyle ki doğrusu Allah bilir onu; ve yoktur zalimlere
hiçbir yardımcı.
Her ne yaparsak yapalım, her ne işe dalarsak dalalım, Kur’an’dan
her ne okursak okuyalım, her nerde kiminle ne konuşursak konuşalım v.s. tüm her
şeyi bilen, elbette infak konusunda da infak ettikmi, etmedik mi, Allah yolunda
mı infak ettik, gösteriş için mi, kendimiz için iyilerden mi verdik yoksa zaten
kendimize uygun olmayan bir işe yaramayandan mı verdik v.s. gibi her şeyi de tüm
detaylarıyla bildiğini hatırlattığı bir ayetimizdir. Yaptıklarımızda,
yapmadıklarımızda veya yapmamız gerekirken yapmadıklarımızda kendimizi bir
gözden geçirelim, geçirelim ki dünya da da ahirette de hiçbir yardımcısı
olmayan bu zalimler grubunda olmayalım.
*
2/272 Yoktur
(senin) üzerine doğru yola kılavuzlamak onları; velakin/fakat Allah doğru yola
kılavuzlar dilediği kimseyi; ve infak6 ettiğiniz bir hayırdan; öyle ki
nefisleriniz201 içindir; ve infak6 eder değilsiniz Allah'ın yüzünü
arama/bakınma dışında; ve bir hayırdan infak6 ettiğiniz, tamamlanır
sizlere; ve sizler zulmedilmezsiniz.
2/273 Fakirler/fukaralar içindir (infak); Allah yolunda336 kuşatılmış*
kimseyedir; tabi olmazlar bir darba (ayakları vurmaya yere/seyahate) yerde;
sanır cahil (onları) zengin; iffetlerinden (dolayı); tanırsın onları
simalarıyla; sual etmezler/sormazlar insanlara sırnaşıkça; ve
infak6 ettiğiniz bir hayırdan öyle ki doğrusu Allah bilendir onu.
*Baskı ve zulümle rızkını arayamaz, kazanamaz
olmuş; fakirleştirilmiş. Eli ayağı bağlanmış.
2/274 Kimseler (ki) infak6 ederler mallarını
gece ve gündüz; sırlı/gizli ve alenen/açıkça; öyle ki onlaradır
ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlar
üzerine; ve onlar hüzünlenmezler.
2/72 de Nebi Muhammed'in resul olarak görevleri arasında
insanları doğru yola klavuzlama görevi olmadığını anlarız. Resullerin
görevleri, resul kitap ilişkisi gibi konuları Kur'an konu başlığında inceleyeceğiz
ama bu kısaca şu demek, hiçbir peygamber insanları doğru yola klavuzlayamaz,
doğru yola klavuzlama gücü yoktur. Ancak doğru yolu gösterirler. Bunu da ancak
kutsal kitapları insanlara deklere ederek yaparlar.
Kişi kendi iradesi ile yolu seçer. Hak ederse de ancak Yüce
Allah doğru yola klavuzlar. Peygamber en sevdiği, en yakını da olsa asla
kimseye hidayet edemez, doğru yola klavuzlayamaz Yüce Allah'ın dilemesi
olmassa, ancak Yüce Allah dilerse kişiye hidayet eder ve doğru yola klavuzlar.
Zaten peygamberleri de doğru yola klavuzlayan Yüce
Allah’tır. Bir çok kıssada vardır. Örnek Nebi Muhammet için seni şarşırmış
bulup doğru yola iletmedik mi der, Nebi bana inananların ilki olmam emredildi
der yani kendi de dahil vahiy öncesi inanan olmadığını anlarız, sen kitap nedir
iman nedir bilmezdin der Yüce Rahman.
Zaten ayetin devamında da Rabb'imiz Allah doğru yola
klavuzlar dilediğini der. Ayetin devamında bir işaret alırız konumuz ile
ilgili. İnfak hayırdan olmalıymış. Bu hayır olsun diye anlaşılıyor olsa da bu
anlaşıldığı gibi doğru ola da aslında hayırdan yapılır demek hayırlı olandan
yani güzel olandan, iyi olandan, karşı tarafa da yarar olandan yapılır diye
anlaşılması daha doğru olacaktır. Her iki şekilde e anlamlandırılması doğru
olacaktır ama asıl anlatılan ikinci belirttiğimdir kanaatineyim, en doğrusunu
Yüce Allah bilir.
Devamında bir işaret daha alırız infak karşı tarafa yarar
olması için yapılsa dahi aslında insanın kendi nefsi içinmiş der her şeyi
bilen. Diğer bir işaretimiz ise infak
ancak Allah'ın yüzünü aramak için yapılmalıdır. Buradaki Allah'ın yüzünü aramak
elbette mecazdır. Allah'ın rızası, Allah'ın doğru yolu, Allah'ın yönü, Allah'ın
ipi, Allah'ın hoşnutluğu gibide söylenebilir. Yani Yüce Allah için diye de
söyleyebiliriz.
Yapılacak infak, hayırdan infak ettiğimiz takdirde
tamamlanırmış. İnfakın tamamlanması da Yüce Allah'ın dediği şekilde infak
edilmesi takdirde, verdiği sözleri yerine getirmesidir. Dünyada ve ahirette Yüce
Allah’ın öğrettiği şekilde infak ederseniz, ancak bu şekilde karşılık
görürsünüz dediklerinin tamamıdır, infakın tamamlanması, ki zaten bu sohbette
tüm ayetlere bakıp bunları öğrenmiş olucaz Rabb'imiz izin verirse.
2/273 de ise infak kimler içindir öğreniriz. Fakirlere,
fukaralara, Allah younda olup da kuşatılmışlaraymış. Fakat burada da bazı
kıssalar var diye anlıyorum. Allah yolunda kuşatılmış grubun için de de, içinde
bulundukları durumdan eğer başka bir yere göç etseler kurtulabilecek olan fakat
buna güç yetiremeyenler ve fakir, fukara grubunun için de de insanları rahatsız
etmeyen, bir şeyler istemeyen, iffetli olan fakat bizim onların infaka
ihtiyaçları olduğunu anlayacaklarız diye anlıyorum.
Benim anladığım her fakir, her fukara her Allah yolunda
kuşatılmış değil bunların arasından bu özelliklere sahip olanlara infak yapılır
şeklindedir. Birde öncelik bunların fakat bulunamazsa bu krtiterleri taşımayan
fakat fakir, fukara ve Allah yolunda kuşatılmış olanlar olabilir. Yüce Allah'ın
ayeti budur. Her kesin aklıda, özgür iradesi de vardır. Artık nasıl
anladıysanız, Allah ile kul arasındadır. Benim çıkarımım ise bu şekildedir ve
elbette en doğrusunu Yüce Allah bilir.
Allah yolunda kuşatılmış kimse için baskı veya zulüm gibi
etkenlerle rızkını arayamaz veya kazanamaz duruma getirilmiş kimsedir
diyebileceğimiz gibi bir şekilde Allah yolunda kalmak istemesine rağmen gene
baskı veya zulümle dinini yaşamasına, Allah yolunda kalmasına engel olunan, kofüze
edilmeye çalışan ve belki o yerden başka bir yere gitse bu baskı ve zülümden
kurtulabilecek olan fakat maddi gücü olmayan kişi de diyebiliriz.
2/274 de ise infak gece ve gündüz yapılabileceği gibi,
gizli ve açık da yapılabilirmiş diye açıkça öğreniyoruz. Gene Rabb'imiz ecrini
vereceğini ve bu ecir sayesinde de bu insanlara korku ve hüzün olmayacağı
öğretisini yineler.
*
3/17 Sabredenlerdir51; ve sâdıklardır182;
ve kanaat398 edenlerdir; ve infak6 edenlerdir; ve istiğfar396 edenlerdir
seherlerde397.
İman eden kimselerdir bu ayet muhatap olanlar. İmanları
sayesinde Rabb'lerinden bağışlanma dileyenlerdir. Günahlarından pişman
olanlardır. Ateşin azabından sakınmak isteyen ve bu sakınmanın tek yolunun
Allah'a sığınmak olduğunu, bunun da tek yolunun Yüce Allah'a takvalı olmaktan
geçtiği bilen kimselerdir. Tüm bunlar içinde Rabb'imizin bize gönderdiği zikri,
yani Kur'an'ı bilmekle olacağına akleden, Rabb'lerinin makamından ve
uyarılarından korkanlardır, ahireti hesaba katanlardır bu ayete muhatap
olanlar. İşte tüm bu özelliklerde olanlar da 3/17 deki Yüce Rahman'ın bunları
yapanlardır diye işaret ettiği şeyleri yapanlardır. Konumuz olan infak da bunların
içindedir.
3/17 deki bu kimselerin özelliklerine de bir bakalım.
Sabredenler; yani
metanetle direnen, dengeyi bozmayanlar, sadıklar;
yani doğru olan dürüst olanlar, kanaat
edenler; yani Yüce Allah'ın rızkından aradıktan sonra, Yüce Allah'ın
verdiği kadarı ile yetinenler, elindekiyle hoşnut olup nankörlük etmeyip, Yüce
Allah'ın yine vereceğini bilenler, infak
edenler; şua an inceliyoruz,
istiğfar edenler; yani mağfiret dileyen, suçları günahları için bağışlanma
dileyenler, hem suçlarının olduğunu bilen ve hem bilmediği suçlarınında
olabileceğini bilen aynı zaman da bunlar için büyüklük taslamayarak bağışlanma dileyebilen,
Yüce Allah'ın azabından emin olmasa da şirk koşmadıktan sonra her zaman
bağışlanabileceğini umut edenler, seherlerde
istiğfar eden ise bu vakitlerde bir kere daha bağışlanma dilemeyi Rabb'inin
işaret ettiğini bilerek her gün bu vakitte bağışlanma ve tevbe eden kişilerdir.
Bu vakit için konuşmuştuk.
*
3/92 Asla
nail* olmazsınız erdemliliğe444 ta ki infak6 edersiniz
sevdiğinizden; ve infak6 ettiğinizi bir şeyden öyle ki doğrusu Allah
bilendir onu.
*Erişmiş, ele geçirmiş, başarmış, kazanmış, ulaşmış.
İnfak sevdiklerimizden olması gerekmesi yanında,
sevdiklerimizden infak etmezsek eğer asla erdemliliğe erişemizmişiz. Erdem bir
insan için çok önemli bir özelliktir. Erdemliler ilgili işaretler Kur'an'da
vardır. Kimi erdem diye çevirir kimi takva diye ki bu konuyu incelemeye
çalışıcaz ama yeri gelmişken belirteyim erdemin, erdemli kişinin nasıl olduğu
her şeyi bilen bize öğretmiştir. Konuyu merak eden 2/177 ayetini lütfen okusun.
*
3/117 Bu dünya hayatındaki infak6 ettiklerinin
misali/benzeri misali/benzeri gibidir bir rüzgar; içindedir onun bir dondurucu;
isabet etti (rüzgar) ekinine bir kavmin/toplumun (ki) zulmettiler kendi
nefislerine; öyle ki helak etti (rüzgar) onu (ekini); ve zulmetmiş değildir
Allah; velakin/fakat kendi nefislerine zulmederler (onlar).
Rabb'imizden müthiş bir örnekleme daha. Her şeyden apaçık
örnekler vermiştir Rabb'imiz. İşte Yüce Allah'ın hudutlarında olmayan bir
infakı örnekler burada bizlere. Dondurucu
bir rüzgar, ekine isabet eder ve ekin yok olur. Emek, para, zaman her şey boşa
gider. Bu aslında Yüce Allah'ın insanlara zulmü değil, insanların kendi elleri
ile yaptıkları sonucu kendi kendilerine bir zulmüdür. Buradaki dondurucu rüzgar
insanın kendi ellerinin yaptıkları sonucunda Yüce Allah katında devreye giren
müsibettir, bir kötülüktür. Fakat bu kötülüğü yapan Yüce Allah değildir.
Mekanizmayı devreye sokan insandır, bunun sonucu ise bu olaya izin veren Yüce
Allah'tır. Yani bunu hak etmişlerdir.
Allah'ın hudutlarında kalmadan yapılan infakın nasıl boşa
çıkarılacağına örnek olan ve örnekle açıklayan bu ayetimiz üzerinde akledelim.
Yüce Allah’ın kötülük yapmadığı ve bu mekanizmayı devreye
sokanın insanın kendisi olduğu ile ilgili bilgilenmek ve bu konuyu anlamak
isteyenler Rabb’imizin kutsal kitabından 4/78 ve 4/79 ayetlerini okuyabilirler. Kötülük adında short videoma da
bakabilirler. Konuyu izah etmeye gayret gösterdim.
*
3/134 Kimseler (ki) infak6 ederler
mutlulukta/refahta ve darlıkta; ve yutarlar öfkeyi; ve affederler insanları; ve
Allah sever muhsini294.
İnfak kişinin refahta olduğunda da, darlıkta olduğunda da
yapılmalıdır diye ayetimizden anlarız. Bu şekilde davrananları da Yüce Allah
severmiş, yani muhsini yani iyi güzel işler yapan kişiyi. İnfak için iyi ve
güzel iştir diyebiliriz net bir şekilde. Çünkü infak etmenin muhsin bir kişinin
davranışı olduğunu anlarız.
Elbette infakın yanında muhsinin özellikleri, öfkesini
yutan, öfkesine yenik düşmeyen, öfkeyle hareket etmeyen ve insanları
affedebilen bir kişilik olduğunu da rahatlıkla anlarız, öğreniriz.
*
4/38 Ve
kimseler (ki) infak6 ederler mallarını insanlara göstermeye; ve
iman47 etmezler Allah'a ve ahiret gününe; kime (ki) olur şeytân29 ona
birleşik/bağlantılı; öyle ki ne kötü (bir) birleşmedir/bağlanmadır.
4/39 Ve
nedir onların üzerlerine (olan)*; eğer (ki) iman47 etselerdi Allah'a ve
ahiret gününe ve infak6 etselerdi rızıklandırdığından onları Allah'ın; ve
oldu Allah onlara bir Alîm8.
*Ne oluyor onlara ki?
Mallarını gösteriş için infak edenler, Allah'a ve ahiret
gününe iman etmeyenlerin şeytanla bağlantı kurduklarını, şeytan ile
birleştiklerini anlarız. Yani bu kimselere şeytan salınır, şeytan bunların
yaptıklarını güzel gösterir, bu şekilde ölmeleri için elinden geleni yaparak
kendi ile birlikte cehenneme sevk etmek için çabalar.
Yüce Allah'a iman etmenin önemi elbette çok büyüktür fakat
Allah rızası için, Allah'ın rızasını gözeteek mallarından infak etmenin
öneminin de çok büyük olduğunu anlarız.
4/39 da da Rabb'imiz 4/38 e muhatap olanlar için size ne
oluyor, neye güveniyor, neye dayanıyor nasıl böyle bir karar veriyorsunuz da Allah'a
ve ahiret gününe iman etmiyorsunuz, size verdiğim rızıklardan infak
etmiyorsunuz diyor. Rızkı veren benim, bu rızıktan infak edin, karşılığını da
ben vericem dememe rağmen nedir bu geçici dünya hevalarına kapılmanız diye hem
eleştirir, hem öğüt verir hem hatırlatma yapar hem de uyarır.
*
5/64 Ve
dediler Yahudiler295: "Allah'ın eli bağlanmıştır/zincirlenmiştir";
(oysa) bağlandı/zincirlendi kendi elleri ve lanetlendiler280 dedikleriyle;
evet! İki eli O’nun (Allah'ın) genişlemiştir/yayılmıştır; infak* eder
nasıl dilerse; ve Rabbinden4 sana indirilen (Kur'an) mutlak
ziyade** eder çoğuna onlardan bir tûğyânı442 ve bir küfrü422; ve
attık aralarına taşkınlık ve nefret kıyamet gününe148 kadar; her ne zaman
yaktılar bir ateş harp için; söndürdü onu Allah; ve koşarlar yeryüzünde
fesada265; ve Allah sevmez fesatçıları265.
*Harcar.
**Artırır.
Birçok mesajlar aldığımız ayetimizden konu başlığı ile
ilgili kısma baktığımızda Yüce Allah'ın infak ettiğini ve bu infakının nasıl
olduğunu bizlere öğrettiğini anlarız. Yüce
Allah'da infak edermiş. Yüce Allah'ın infakı nasıl olurmuş ayetimiz ile Yüce Rahman
bizlere öğretir. Nasıl dilerse öyle infak edermiş. Yani dilediğine dilediği
kadar harcarmış. Yüce Allah zengindir biz fakiriz, Yüce Allah'ın her şeye gücü
yeter, aciz olan bizleriz.
Yüce Allah'ın yardımına muhtaç olan bizleriz. Tüm bunlar
düşünüldüğünde Yüce Allah'ın infakı için şunları diyebiliriz. Yüce Allah
dilediğine dilediğinden dilediği kadar verir. Bu verdikleri bir sınav vesilesi
olabilir, bu verdiklerinden bizleri sorumlu tutabilir yada hesapsız bir rızık
nasip etmiş de olabilir.
Meryem'e hesapsız olarak verdiği yiyecek gibi hesapsız bir
rızık olabilir. Yada birine hiç hesapta olmayan bir para yada mal geldiğinde bu
hayır veya şer de olabileceği gibi, bir sınav vesilesi de olabileceğini
aklımızdan çıkarmamamız bizim yararımıza olacaktır. Ahireti her zaman
hesaplamak gerektiğini unutmayalım.
Yüce Rabb’im tüm müminleri ahireti umursayan, ahireti
hesaba katan kulları arasına katması umut ve temennilerimle.
*
8/36 Doğrusu
kâfirlik25 etmiş kimseler infak6 ederler mallarını geri
çevirmek/döndürmek için Allah yolundan336; öyle ki infak6 edecekler onu*;
sonra olur* üzerlerine bir hüsran; sonra yenilgiye uğratılırlar; ve
kâfirlik25 etmiş kimseler cehenneme doğru haşredilirler.
*İnfak ettikleri.
Kafirlik edenlerin de infak ettiklerini anlarız. Yalnız bu
kafirlerin bu ayet özelinde infakı, insanları Yüce Allah'ın yolundan döndürmek
içinmiş. Mallarını Yüce Allah yolundan alıkoymak için harcarlarmış diye
Rabb'imiz bizlere öğretir. Bu elbette infakın kötü örneğidir. Bu insanlar Allah
yolundan döndürmek için infak ederler, edecekler der Rabb'imiz. Fakat bunların
bu harcamaları ancak kendileri için hüsran olacak, bu mücadelelerinde ne
harcarlarsa harcasınlar yenilecekler ve karşılıkları da cehennem olacak diye
Rabb'im bizlere söz verir ve öğretir.
Görüldüğü gibi her kes nasıl, ne şekilde ve ne niyetle infak
ederse etsin Yüce Rahman karşılığını ona göre verecek. Kimi infak var Yüce
Allah'ın öğrettiği şekilde harcanır, Yüce Allah'da karşılığını en güzel şekilde
verir, kimi infak da var Allah yolundan döndürme için harcanır, gene
karşılığını alırlar, cehennemde süresiz konaklarlar. Cehennem ne kötü bir
konaklama yeri ve konaktır. Kimi infak ta var gönülsüzce veya istemeyerek, veya
infakı alana bir eziyet bir minnet vesilesi yapılır.
Tüm detayları veren Rabb’imiz nasıl ne şekilde
infak edeceğimizi bizlere öğrettiği gibi nasıl ve ne şekilde infak etmememiz
gerektiğini de bizlere, nedenleri ve sonuçlarıyla, Kur’an ayetlerinde de
öğrettiği gibi her şeyden apaçık örnekler vererek ve kolaylaştırarak
öğretmiştir, tüm diğer kavramları öğrettiği gibi.
*
8/60 Ve
hazırlayın onlara itaat ettirdiğiniz bir kuvvetten*; ve bir bağlanandan/birleşenden**; hayli
(-ler)***; korkutursunuz onunla Allah'ın düşmanını ve düşmanlarınızı ve onların
astından diğerlerini; bilmezsiniz (sizler) onları; (oysa) Allah bilir onları;
ve ne infak6 edersiniz bir şeyden Allah yolunda336 tamamlanır*** sizlere;
ve sizler zulmedilmezsiniz257.
*Güç kuvvet üreten şeyi kendi itaatiniz altına alırsınız.
**Bitişen, birleşen, bağlanan, fikse olan her şey bu
tanıma girer. Hedefine angaje olan, kitlenen her şey bu tanıma girer.
***"hayli" kelimesi at anlamında olmakla birlikte
kelimenin kökü "hayal", "hayalet" anlamları da taşır.
Anlarız ki bu ayet müteşabihtir. Yüce Allah hayalet gibi görünmez olan
ve hedefine bağlanan kuvvetler yapmamızı emretmektedir. Bu tanıma
belki de en iyi uyan silahlar radarlara yakalanmayan hayalet uçak ve hayalet
füzelerdir.
****Tastamam geri ödenir.
Allah yolundan alıkoymak için edilen infak da vardı
öğrendik bu ayetimizde ki gibi Allah yolunda infak edilende. Allah yolundan
alıkoymak için yapılan infak hüsran, yenilgi olacak ve karşılığı da cehenennem
olacak Rabb'imiz öğretti. Bu ayetimizde de Allah yoluna infak edersek eğer yani
her ne harcarsak bizlere tamamlanırmış. Karşılığı tastamam bize ödenirmiş.
Bu sayede de zulmedilmezmişiz. En büyük zulüm Yüce Allah'ın
ayetlerini yalanlamakla olur. Bu yalanlama ile kendimize zulmetmiş oluruz. Yani
bize edilecek zulmü aslında hem hak etmiş hem de kendi kendimize yapmış oluruz.
Allah asla zulmetmez, zulmü biz kendimize yaparız.
*
9/53 De
ki: "İnfak6 edin gönüllü veya kerhen; asla kabul edilmez sizlerden;
doğrusu sizler oldunuz fâsık38 bir kavim/toplum."
9/54 Ve
mâni olmuş değildi ki kabul edilir onlardan infakları6 ancak ki onlar
kâfirlik25 ederler Allah’a ve resûlüne700; ve gelmezler salâta5 ancak
(ki) ve onlar üşengeç/umursamaz (olarak); ve infak6 etmezler ancak (ki) ve
onlar kerhenler697 (olarak).
Fasık bir kavimden, fasık bir toplumdan elbette fasık bir
kişiden de gönüllüde olsa, gönülsüzde olsa yaptıkları infakları Rabb'imiz asla
kabul etmeyeceğini açıkça bizlere bildirir, öğretir. Fasık demek sapkın olan,
doğru yoldan çıkan demektir. Peki bu fasık kişi veya fasık toplum veya fasık
kavimden bu gönülsüzce de olsa, isteyerek de olsa yaptıkları harcamaların,
infakların kabul edilmemesinin sebebi
nedir dediğimizde 9/54 ayetinde bunu da Yüce Rahman bizlere öğretir.
Allah ve Resulüne kafirlik etmeleri, salata gelmemeleri,
gelseler de üşenerek gelmeleri, umursamadan, önemsemeden gelmeleri ve aslında
isteyerek infak etmelerine rağmen öyle gözükmelerine rağmen Rabb'imiz gizliyi
ve daha gizlisini bildiğinden bu infaklarının istemeyerek, gönülsüzce
harcamalarıdır diye anlarım şahsım adına. Şunu da söyleyebilirim gerçekten
isteyerek infak etmiş olanları olsa da fasık olduklarından kabul edilmeyeceğini
anlıyorum. En doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
9/91 Olmaz
bir sıkıntı zaaflılar üzerine; ve ne de marazlılar* üzerine; ve ne de
kimseler üzerine (ki) bulamazlar infak6 edecek (bir şey); nasihat** ettikleri
zaman Allah'a ve resûlüne700; yoktur muhsinlerin294 üzerine hiçbir yol***;
ve Allah bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
*Hastalar.
**İçtenlikle, samimi olarak beyan ettikleri zaman.
***Kur'an emri vermiştir. Başka hiçbir yol yoktur. Bu
şartlara uyanlar dışında savaşa katılım ve/veya infak ile katkı sağlamak
zorunludur.
9/92 Ve
olmaz kimseler üzerine ne zaman ki geldiler sana bindirmen* için onları;
dedin: "Bulamıyorum sizleri üzerine bindirecek* (bir şey)"; geri
dönerler (onlar); ve gözleri onların taşar göz yaşından; bir hüzündür ki
bulamazlar infak6 edecek (bir şey).
*Bir binek üzerine.
Savaş zamanındaki olaylardan bahseder ayetlerimiz. Bu
zamanlarda yapılacak infaklar için, infak edicek kişilerden zaaflı olanlar,
marazlı olanlar ve infak edecek bir şey bulamayanlar içtenlikli ve samimi
iseler infak edemediklerinde bu kimseler için herhangi bir sıkıntı olmayacağını
belirtir Rabb'imiz. Eğer muhsin kişiler ise bu kişiler dışında kalanların infak
etmeleri gerektiğini net bir şekilde
anlarız. Kur'an'dan başka yol olmadığını, Kur'an hüküm koyduktan sonra ancak
Kur'an'ın hükmüne uyulması gerektiği öğüdü, öğretisi ve emri de gene 9/91
ayetimizdedir.
Savaş sırasındaki infaktan bahseden ayet için normal zamanda
da geçerli olabilir diyebilmemize rağmen bu infak etmeyecek kişilerin infak
etmeyecekleri durum onların üzerine hak olması için şart savaş olması gerekir
de diyebiliriz. Çünkü darlıktada infak edileceğini öğrenmiştik. Tüm bilgileri
gözden geçirip kararımızı verelim.
Rabb'im ayetinde belirtmiş, kul olarak bizlerde nasıl
anlarsak ona göre davranmalıyız diye düşünüyorum. En doğrusunu Yüce Allah
bilir.
9/92 dede infak edecek bir şey bulamayanların samimiyetini,
içtenliği anlatan bir ayetimizdir. Bu kimseler savaş infak edecek bir şey
bulamadıklarından ağlamaktadırlar. Allah
yolunda destekleyiciler olmak isterler samimi bir şekilde fakat harcayacak bir
şeyleri yoktur.
*
25/67 Onlar,
infak ettikleri zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir
denge kurarlar.
İnfak ederken israf olacak şekilde saçıp savurmamakla
beraber karşı tarafın da yararlanacağı ölçüde olacak şekilde cimrilikte
etmemeliymişiz diye öğretir her şeyi bilen bizlere. Her şeyde olduğu gibi
infakta da dengeli olmalıymışız. Çok infak ettik demek için israf etme
derecesine çıkmamaklar beraber laf ola infak ettim demek içinde cimrice infak
etmemizi öğretir Yüce Allah.
*
34/39 De ki: "Benim Rabb'im, kullarından
dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. Bir şey infak ettiğiniz
zaman; O, onun karşılığını verir. Ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Rızkı veren Yüce Allah kimi kulları için dilerse, bu
kulları için verdiği rızkı arttırabileceğini bizlere bildirir. Aynı zaman da
bunun takdirinini de ancak Kendi’sinin vereceği bilgisini de verir biricik Kur’an’ımızın
bu ayetinde.
İnfak ettiklerimizin karşılığını alacağımızı yine aynı
ayetimizde Yüce Rahman öğretir ve bunun sözünü bizlere verir. Artık ne kadar,
nerde, nasıl ve ne şekilde verecek Yüce Allah bilir ama bize alacağımızın
garanti olduğunu öğretir kelamında.
*
Konu ile ilgili şu ayetlerimizide
mutlaka hatırlayalım:
36/47 Onlara: "Allah'ın sizi rızıklandırdığı
şeylerden ihtiyaç sahiplerine yardım edin dendiği zaman, Kafirler, İman
Edenler'e: "Allah'ın dileseydi doyuracağı kimseyi biz mi doyuracağız? Siz
ancak apaçık bir sapkınlık içindesiniz." dediler.
76/9 Biz,
sizi yalnızca Allah için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık veya bir teşekkür beklemiyoruz.
76/10 Biz; yüzlerin asık olduğu, belalı, zor günde
Rabb'imizin azabından korkarız.
76/11 Allah da bu nedenle onları, o günün
kötülüğünden koruyacak. Ve onları, mutluluk ve sevince kavuşturacak.
57/7 Allah'a
ve Resul'üne iman edin. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine
yardım edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine yardım edenler için
büyük ödül vardır.
İşte kafirlik edenler, Yüce Allah'ın ayetlerini
yalanlayanlar, alay edenler, umursamayanlar ihtiyaç sahibine yapılacak bir
iyilik, bir sadaka bir infak için ve bunu vermemek için Allah'ın doyuracağını
biz mi doyuracağız derler. Dünya hevalarına kapılıp, biriktirme yarışında
olanlardır bunlar.
Yüce Allah tüm canlıların rızkını vermeyi elbette kendi
üzerine yazmıştır. Bu rızkı vermede elbette kimseye ihtiyacı yoktur. Ama bu
yardımları insan aslında kendi için yapar. İyilik yaptığı kişiden hiçbir şey
beklemeden yalnız Yüce Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu umarak yapar. Bilir ki
Rabb'i bu yaptıklarının karşılığını fazlasıyla verecektir. Bilir ki bu
yapılanlar kişinin suçlarını örtebilir, günahlarını bağışlamaya vesile
olabilir. Bilir ki Rabb'i insanı şirk koşmadıktan sonra her zaman bağışlamak
ister her zaman ödüllendirmek ister.
Ama kişinin de bunu hak etmesi, bunun için bir çaba göstermesi
şarttır. Her ne kadar bir ihtiyaç sahibinin ihtiyacı giderildiğinde ihtiyacı
giderilen kişi için güzel bir şey yapılmış olasa da, bunu Yüce Allah böyle
olması gerektiğini söylese de, yine Yüce Allah bu yapılanlar için yapan kişinin
dünyada ve/veya ahirette yaptığı kadar ve/veya fazlasıyla karşılığını alacağının
net bir şekilde sözünü vermiştir.
Yeter ki yapacağımız bir iyilik, söyleyeceğimiz bir söz,
bir infak, bir sadaka veya zekat her ne yapılıyorsa Kur'an hudutları içerisinde
olsun. Rabb'imizin kutsal kitabımızda öğrettiği şekilde olsun. Asla Kur'an
harici bir şey ile, Kur'an harici bir hükümle, İslam'da olmayan bir şekilde
olmasın. İslam'ın tek kaynağı Kur'an'dır. Asla dinde Kur'an harici hiçbir
kimse, hiçbir şey hüküm koyamaz. Eğer hüküm koyanlara uyarsak katıksız şirk
koşmuş oluruz. Ashabı meşemede oluruz süresiz cehennemde konaklarız.
Genellikle aynı işaretleri veren diğer
ayetlerimizde bakalım;
4/34 Erkekler
kavvamdır501 kadınlara karşı; fazlalıklı kılmasıyla Allah'ın bir kısmı
onlardan (insanlardan) bir kısma karşı ve mallarından
infak6 ettikleriyle; öyle ki sâlih777 kadınlar kanaatkarlardır398;
koruyanlardır gizliyi Allah'ın koruduğuyla (Allah'ın korunmasına
hükmettiğiyle); ve o (kadınlardan) ki (eğer) korkarsanız kalkışmalar
(dan)/yüksekten bakmalar (dan); öyle ki
vaaz653 edin onlara; ve terk edin (kendiniz terk ederek) onları/ hicret
edin onlardan yataklarda*; ve darbeyi vurun500 onlara; öyle ki
itaat** ederlerse sizlere; öyle kiaramayın/bakınmayın onların aleyhine bir
yol; doğrusu Allah oldu bir Aliyy373; bir Kebîr502.
500Boşanma darbesini vurun. Boşanma darbesini öne sürün.
'Darp' 'vurmak' kelimesi Arapçada en çok anlama gelen kelimelerden bir
tanesidir. Türkçeye de benzer örnekler geçmiştir. Birine vurulmak (aşık olmak).
pişkinliğe vurmak (çıkarı için kötü bir davranışa veya söze aldırmamak), dem
vurmak (o konuya atıfta bulunmak ) gibi örnekler verilebilir. Yüce Allah
şerefli Kur'an'da bir misal/benzer örnek vermeyi/öne sürmeyi de 'bir misal darp
etmek' olarak bildirmektedir. Anlarız ki kadına bir darbe vurulacaktır; kadına
bir darbe öne sürülecektir. Bu da artık
son çare/darbe olan boşanma darbesidir.
8/3 Kimselerdir
(ki) ikame572 ederler salâtı5; ve rızıklandırdığımızdan onları infak6 ederler.
9/98 Ve
Araplardan kimi edinir/tutar infak6 ettiğini* bir hasar/kayıp; ve
gözetlerler sizlere döngüleri**; (oysa) üzerlerinedir kötü döngü***; ve Allah
bir Semî’dir41; bir Alîm’dir8.
*Kerhen/istemeyerek/gönülsüz olarak Arapların kimilerinin
infak ettiğini anlarız.
**İyi dönemleriniz sonrasında kötü dönemler
geçirmenizi isterler.
***Kötü dönem asıl onlara ulaşacaktır.
9/99 Ve
Araplardan772 kimi iman47 eder Allah'a ve âhiret774 gününe; ve
edinir/tutar infak6 ettiğini Allah’ın indinde/katında yakınlıklar; ve
resûlün418* salâtlarını142 (da); doğrusu o** bir yakınlıktır
onlara değil mi?; sokacak/girdirecek onları Allah rahmetinin271 içine;
doğrusu Allah bir Gafûr'dur20; bir Rahîm'dir2.
*Resûl Muhammed.
**Dişil zamir salâtı işaret eder.
13/22 Ve o kimseler, sabırla Rabb'lerine yönelirler
ve salatı ikame ederler, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak
ederler, kötülüğü iyilikle savarlar; dünya yurdunun sonucu onlar içindir.
14/31 İman eden kullarıma söyle: "İçinde
alışverişin ve dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, salatı ikame etsinler,
kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli açık infak etsinler."
*
16/75 Allah,
hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olmuş bir abd ile tarafımızdan
kendisine iyi bir rızık verip de ondan gizli ve açık olarak yardımda bulunan bir kimseyi örnek verir. Bunlar, hiç bir olurlar mı? Hamd, Allah'a
mahsustur. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
yunfiku : infak eden
*
17/100 De ki: "Eğer siz, Rabb'imin
rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, tükenir endişesi ile kimseye bir şey vermezdiniz. Kimi insan çok cimridir."
l-infaki : infak
17/100 De
ki: Eğer siz sahip olsaydınız Rabb'imin rahmet hazinelerine, o zaman mutlaka
tutardınız/cimrilik ederdiniz infak etme/harcama korkusuyla ve insan çok
cimridir.
NOT: Alttaki
daha doğru bir çeviridir.
*
22/35 Onlar ki Allah anıldığı zaman kalpleri
ürperir, başlarına gelene sabrederler, salatı ikame ederler, kendilerini
rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.
28/54 İşte onlara sabrettiklerinden dolayı, ödülleri
iki kat verilecektir. Onlar, kötülüğü iyilik ile savarlar. Kendilerine verdiğimiz
rızıktan infak ederler.
32/16 Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde
Rabb'lerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.
35/29 Kuşkusuz
Allah'ın Kitap'ını okuyanlar, salatı ikame edenler ve rızıklandırdığımız
şeylerden gizli ve açık infak edenler asla kesilmeyecek bir kazanç umabilirler.
42/38 Rabb'lerinin çağrısına uyarlar ve salatı ikame
ederler. Onlar, işlerini birbirlerine şura ile yaparlar. Kendilerine verdiğimiz
rızıktan infak ederler.
47/38 İşte siz böylesiniz. Allah yolunda infak
etmeye çağrılırsınız ancak sizden bir kısmınız cimrilik yapar. Kim cimrilik
yaparsa, aslında kendi aleyhinde cimrilik yapmış olur. Allah zengindir, siz ise
yoksulsunuz. Eğer yüz çevirirseniz, sizin yerinize başka bir halk getirir.
Onlar sizin gibi olmazlar.
57/7 Allah'a
ve Resul'üne iman edin. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine infak
edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine infak edenler için büyük
ödül vardır.
57/10 Size ne oluyor ki, göklerin ve yerin son
sahipliği Allah'ın olduğu halde, Allah'ın yolunda infak etmiyorsunuz? Sizden,
fetihten önce Allah yolunda infak eden ve savaşanla, fetihten sonrainfak eden
ve savaşan bir değildir. Onlar daha üstün derece sahibidirler. Allah, hepsine
"en iyiyi" söz verdi. Allah, Yaptıklarınızdan En İyi Haberdar
Olandır.
63/10 Herhangi birinize ölüm gelip çatıp da
"Rabb'im! Ölümümü yakın bir zamana kadar ertelesen de böylece ben de sadaka versem ve iyilerden olsam." demezden önce,
size rızık olarak verdiklerimizdeninfak
edin.
*sadaka kelimesi ayette yok
64/16 Gücünüz yettiğince Allah'a karşı takva sahibi
olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infak edin. Kim benliğinin
cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
İnfak özet :
2/3 İnfak
edenler iman eden, gayba inanan ve salatı ikame edenlermiş. Yani takvalı olan
kimseler.
2/3 İnfak ancak
Yüce Allah'ın kişiye rızık olarak verdiklerinden olmalıdır.
2/195 Allah yolunda
harcama da bir infak çeşididir diyebiliriz.
2/195 İnfak
Allah'ın gösterdiği yolda, Allah'ın gösterdiği yol ile yapılmalıdır.
2/215 İnfak
edilecek şey hayırdan olmalıdır
2/215 İnfak
verilecek kimseler, anne, baba, yakınlık sahipleri, yetimler, miskinler ve
yolun oğludur.
2/219 İnfak
affetiklerimizden, bağışladıklarımızdan verilir.
2/261 İnfak Allah
younda yapılırsa, Yüce Allah karşılığını 1 e 700 veriyor.
2/262 İnfak Allah
yolunda yapılmasında ki kriterler, infakı alana eziyet olmaması ve minnete tabi
olmamasını sağlamaktır.
2/262 Kutsal kitap
öğretilerine göre infak edenler ecirlerini Allah katında kesinlikle alacaklar.
2/262 Kutsal kitap
öğretilerine göre infak edenler için korku ve hüzün olmayacak.
2/264 İnfak
gösteriş için yapılmaz, yapılırsa ecir boşa gider.
2/264 İnfak Allah'a
ve ahiret gününe iman edenlerin özelliklerindendir. Bu kimseler ecirlerini
Allah katında bulacaklar.
2/264 Gösteriş için
yapılan, Allah'a iman etmeden ve ahiret gününe iman etmeden yapılan infak boşa
gidecektir.
2/265 İnfak ancak
Allah rızasını gözeterek verilmelidir.
2/267 İnfak
kazandıklarımızdan verilir, kendimiz için iyi görmediğimiz, kendimize layık
görmediğimiz hiçbir şey infak edilmez.
2/270 İnfak
edildiğinde elbette her şeyi bilen bunu da bilir.
2/272 İnfak
hayırdan yapılır. Hayır olan birşeyden yapılır.
2/272 İnfak insanın
kendi nefsi içindir.
2/272 Allah'ın
yüzünü arama dışında her hangi bir sebep için infak edilmez, ancak bu şekile ki
infak tamamlanır.
2/273 İnfak
fakirler, fukaralar ve Allah yolunda kuşatılmışlar içindir.
2/274 İnfak gece ve
gündüz yapılabileceği gibi, gizli veya çık
da yapılabilir.
3/92 İnsan sevdiği
şeyden infak etmedikçe asla erdemliliğe ulaşamaz
3/134 İnfak
bolluktada, darlıktada yapılmalıdır.
3/134 İnfak muhsin
olanın yapacağı bir şeydir ve Yüce Allah muhsini sever.
4/38,39 Gösteriş için
infak eden, Allah'a ve ahiret gününr iman etmeyen artık şeytanla yakın arkadaş
olur, birleşir, bağlanır.
5/64 Yüce Allah'da
infak eder.
8/36 Kafirler
infak ederler ve edecekler insanları Allah yolundan döndürmek için. Fakat bu
infakları ancak hüsran olacak, yenilecekler ve yerleri cehennem olacak.
8/60 Allah yolunda
yapılan infaklar, Yüce Allah tarafından tamamlanır.
9/53 Fasıklardan
yaptıkları infak ister isteyerek isterse de istemeyerek olsun asla kabul
edilmeyecek.
9/53 İnfakların
kabul edilmemesinin sebebi Allah'a ve resulüne kafirlik edilmiş olması, salata
gelinmemesi veya gelinsede üşenerek ve umursamadan gelinmeleri ve infakı
istemeden yapmalarıdır.
9/91 İşaret savaş
zamanı olarak gelir, bu zamanda zaaflılar, marazlılar ve verecek şeyi
olmayanların samimi ve içten olmaları durumunda infak etmemelirinde sakınca
yoktur.
25/67 İnfak ederken
israf da edilmez, cimrilikte.
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut
bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi rahmetini
tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.
4Efendi, komuta eden.
5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması.
Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve
sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in
doğuşuyla biter).
6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel
şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.
8Bilen.
20Bağışlayan.
25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp
üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam
alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır.
Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de
kâfirdirler.
29Saptıran, bozan, uzaklaştıran her şey için kullanılan bir
kavramdır. En büyük şeytân İblîs'tir. Onun soyları olan, paralel evrenden kalp
ve beyin hücrelerimize kuantum seviyesinde fısıldayarak insanları saptıran
cinler de bir şeytândır. İnsanlardan bir kimse de şeytân olabilir.
Haktan/gerçekten saptırmışsa; doğru olanı bozmuşsa, doğrudan
uzaklaştırmışsa o şey Kur'an'a göre şeytândır. Kur'an'dan saptıran,
Kur'an'ı anlamını bozan söylenti/hadis kitapları da birer şeytândır. Güneş'ten
çıkan kozmik parçacıklar da DNA gibi organik molekülleri bozduğu için
Rabbimiz tarafından şeytanlar olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle geçtiği ayete
göre anlam verilmelidir.
38Sapkın, doğru yoldan çıkan.
41İşiten.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü
kaybetmeden direnme/karşı durma.
62Bilinmeyen, görünmeyen, gizli, saklı.
106Zengin.
107En yüce övgüye/methedilmeye değer.
113Açlık sınırında yaşayan.
114Yargılama esnasında araya girip müdahale etmek. Şefâat
kavramı şeytânın en büyük aldatmacasıdır. Şefâatin tamamı Yüce Allah'a aittir.
O'nun astından şefâatçiler ummak/beklenti içine girmek şirktir.
Müşriklerin yani Yüce Allah'a ortak koşan kimselerin ortak özelliklerinden bir
tanesi Yüce Allah'ın katında/indinde Yüce Allah'ın astından şeyleri şefâatçiler
olarak beklemektir (10:18). Peygamberlerin, ölmüş
insanların, şeyhlerin, imamların ahirette şefâatçiler olacağına iman etmek
büyük bir şirktir ve affı yoktur.
130Her türlü yakınlık sahibi. Soy yakınlığı, mekan
yakınlığı vb.
131Anne veya babanın en az birisinden yoksun olan. Kendi
geçimini sağlayacak güce ve akla henüz ulaşmamış olan çocuk.
138Örten, gizleyen. Mayalı. Aklı devre dışı bırakan
her şey. Sadece alkolle kısıtlı değildir.
142O insana/insanlara ilgi-alaka gösterme, kale alma,
dikkate alma, ilgiyle takip etme, üzerlerine titreme.
148Kıyam günü/dönemi/evresi. Yaratılış özelliğinin
dikilmesi/ayağa kalkması; insanın yaratılış özelliği olan beynin (bedenle veya
bedensiz)
dikilmesi/ayağa kalkması. Ahiret evreninde bilincin avatar
bedene yüklenmesiyle aktive olduğu, dirildiği gün/dönem/evre.
182Doğrular, dürüstler.
201Benlik, kişilik, öz varlık.
226Deklere etmek, bildirmek, belli etmek, ifade etmek.
257Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm
Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla
yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm
resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir.
Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları
gibi kitaplara tabi olmaktır.
265Hak/gerçek olmadığı halde yalanla, yanlışla, hileyle,
aldatmayla, manipülasyonla, yanlış yönlendirmeyle kargaşaya, karışıklığa neden
olmak.
271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline
en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü
ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye
tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır,
kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.
280Uğursuz bırakmak. Yüce Allah'ın lanet etmesi hak etmiş
kimseleri rahmetinden uzak tutmasıdır. Rahmetten uzak kalmak tüm
uğursuzluklarla karşılaşmak demektir. Bu kimseler bir göz aydınlığı, mutluluk
ve huzur asla göremezler.
294Güzel işler yapan, güzelleştiren.
295Sadece Tevrat'a tabi olan kimselerle birlikte sonrasında
Tevrat'ı bırakıp da Talmud kitaplarına tabi olmuş tüm Yahudiler. Tek tanrıcı ve
müşrik tüm Yahudiler.
297Genişleten, enginleştiren, hacim kazandırarak büyüten.
336Tek tanrıcı, monoteist inanç öğretisi yolu. Kutsal
kitapların öğretilerinin yolu. Sadece Kur'an öğretileri.
354Evsiz barksız olan.
357Aklı kullanarak derinlemesine fikir/akıl/mantık
yürütmek.
358Affetmek, bağışlamak.
359Kumar, şans oyunları. Kelimenin anlamı 'kolay/zor
olmayan' olduğu için daha geniş anlamda kolay/emeksiz kazanç getiren her şeyi
kapsar.
373Aşkın, her şeyden daha üstün, daha yüksek.
378Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi. Kamu
yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin
kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere
verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere verilen
sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır. (2:271 ve
2:263)
379Bitki örtüsünün yoğunluğundan örtülmüş, gizlenmiş bahçe.
396Mağfiret dilemek, suçlarının bağışlanmasını dilemek.
397Fecr, tan yeri, şafak, tam karanlığın Güneş'in ilk ışıklarıyla
aydınlanmaya başlamasından Güneş'in kendisinin doğması öncesine kadar
geçen zaman.
Seher vakti sabah salatı vaktidir. Salat bitiminde Yüce
Allah'tan bağışlanma dilemek gereklidir.
398Yetinmek. Yüce Allah'ın fazlından/lütfundan
aranma/bakınma sonrası Yüce Allah'ın bahşettikleriyle yetinmek. Elindekinden
hoşnut olma durumu, yeter bulmak.
418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı
edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.
422Kâfirlik etmek. Gerçeği/hakkı örtüp gizlemek.
442Azgınlık, sınırı aşma, sınırı çiğneme, taşkınlık,
tiranlık, despotluk. Din konusunda ise kutsal kitapların hükümlerinin dışına
çıkma, kutsal kitaplardan taşma, kutsal kitapların çizdiği hükümleri çiğnemedir.
Tevrat'ın tâğûtu Talmud'tur. Kur'an'ın tâğûtu ise hadis kitaplarıdır.
444İnsanın ruhsal olgunluğu, iyi ahlaklı, alçak gönüllülük,
yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı; fazilet.
500Boşanma darbesini vurun. Boşanma darbesini öne sürün.
'Darp' 'vurmak' kelimesi Arapçada en çok anlama gelen kelimelerden bir
tanesidir. Türkçeye de benzer örnekler geçmiştir. Birine vurulmak (aşık olmak).
pişkinliğe vurmak (çıkarı için kötü bir davranışa veya söze aldırmamak), dem
vurmak (o konuya atıfta bulunmak ) gibi örnekler verilebilir. Yüce Allah
şerefli Kur'an'da bir misal/benzer örnek vermeyi/öne sürmeyi de 'bir misal darp
etmek' olarak bildirmektedir. Anlarız ki kadına bir darbe vurulacaktır; kadına
bir darbe öne sürülecektir. Bu da artık
son çare/darbe olan boşanma darbesidir.
501Ayakta duran, dikelip kol kanat geren, evin
direği.
502Her şeyin ötesinde büyük.
572Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya
koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.
653Öğüt vermek, uyarmak, nasihat etmek, bir fikri aşılamak.
697İstemeyerek, istemeye istemeye, gönülsüz olarak,
tiksinerek, iğrenerek.
700Yüce Allah'ın mesajı olan sadece Kur'an. Yüce Allah'la
resûllerinin arası asla ayrılamaz. Muhammed resûl kendisine şerefli elçi
aracılığıyla indirilen Yüce Allah'ın mesajını direkt olarak okumuştur. Resûl
olarak okuduğu ayetler Yüce Allah'ı temsil ettiği için Allah ve resûlü
denildiğinde sadece Kur'an anlarız. Kur'an'ın hükümleri anlarız.
772Kelime anlamı olarak açıkça/hatasız şekilde sesle
ifade etmek, açık ve berrak şekilde söylemek/deklere etmek, ortaya koymak,
bilinir etmek
demektir. Araplar olarak bilinen insanları işaret eder. Çöl
bedevileri olarak da bilinirler. Arap kavmi/toplumu da İsrailoğulları gibi
Nûh'un soyundan gelmiştir.
774Ertelenmiş, geriye bırakılmış, ötelenmiş, final, son, en
uç. Diriliş ve din günüyle (yargılamanın dinden yani sadece
Kur'an'dan yapılacağı gün)
birlikte cennetleri ve cehennemi kapsayan evre/dönem.
777Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik.
820Ödül, mükafat.
EN
DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder