|
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM |
|
Allah’ın adıyla Rahman Rahim. KURBAN VE ADAK |
KURBAN VE ADAK 1 - YASİN ÖZKAN
KURBAN VE ADAK 2 - YASİN ÖZKAN
SONİA CİHANGİR - KURBAN (VE HAC)
Kurbanı ve adağı incelemeye çalışacağımız bu başlıkta,
kurban ve adak nedir, ne değildir, ne kurban veya adak olur ne olmaz, Yüce
Allah ne olursa kabul eder ne olursa etmez gibi bu konularla alakalı tüm
ayetlere bakıcaz Rabb'imiz izin verirse.
Ayrıca sunu nedir, adak veya kurban da bir sunu mudur,
sunu, adak ve kurban nelerden olur, öğrenmeye çalışıcaz.
Öncelikle adak ve kurban sadece hayvan kesme değildir, başka
şekillerde de olur, bunlar aynı zamanda birer sunudur diye belirtelim.
Rabb'imizin bize verdiği nimetleri sayamayız,
hesaplayamayız. Yüce Rahman bize sayamayacağız, hesaplayamayacağımız sayısız
şeyleri yararımıza ve hizmetimize sunmuştur. Bunlardan bildiklerimizde var,
bilmediklerimizde, bilmeyip öğreneceklerimizde var asla öğrenemeyeceklerimizde
diye belirteyim.
Kurban, adak ve sunu konusuna da giren bu nimetlerden, olan
hayvanlarda bunlardandır. O bakımdan Rabb'imiz bu hayvanlar için bizlere neler
öğretmiş, öncelikle birkaç ayetle bu konuya bakmakla başlamak isterim.
16/15 Taze et yemeniz ve takındığınız süs eşyası çıkarmanız için denizi yararlanmanıza sunan O'dur. Lütfundan rızık aramanız için, onun içinde suları yararak giden gemiler görürsün. Umulur ki şükredersiniz.
23/21 Ve doğrusu sizleredir çiftlik hayvanlarında mutlak bir ibret; veririz size içmeniz için karınlarındakinden onun; ve sizleredir bunda birçok faydalar-avantajlar ve ondan yersiniz.
40/79 Binmeniz ve yemeniz için hayvanları yararlanmanıza
sunan Allah'tır.
16/5 Hayvanları,
sizin için O yarattı. Isınma ve birçok yararları yanında, onlardan yiyecekler
de elde edersiniz.
16/6 Akşamları
yayılmaktan gelirlerken de sabahları yayılıma gönderirken de onlarda sizin için
bir güzellik vardır.
16/7 Zorlukla
ulaşabileceğiniz yerlere yüklerinizi taşırlar. Kuşkusuz, Rabb'iniz Çok
Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Hayvanların yararları ile ilgili baktığımız bir iki ayet
sonrası Rabb'imizin tecelli ettirdiklerini daha iyi anlayıp Rabb'imizin
değerini hakkıyla takdir ederek O'nu gerektiği gibi hamd edebilmek adına gene
hayvanlarla alakalı birkaç ayeti biraz da bilimsel açıdan incelemek isterim.
16/66 Ve
doğrusu sizleredir çiftlik hayvanlarında mutlak bir ibret; veririz size içmeniz
için karınlarındakinden onun; kimüsten (sindirilmiş besinden) ve
kandan ayrışan; halis süt; içenler için lezzetli.
Bu ayet çevirilerinde genelde sütün sindirilmiş besin ve
kan arasından çıktığı gibi meal verilir. Oysa ki ayetteki beyni kelimesi ayrışmak, ayrılmak anlamındadır. Dolayısıyla ayette
bize anlatılan kimüsten (sindirilmiş besinden) ve kandan ayrışan şeklinde
olmalıdır.
Ayrıca 23/21
ayetinde ondan yersiniz diye bahsedilen hayvanı yersiniz değil karınlarındakini
yemekten bahseder. Yani sütü yemek. Süt nasıl yenir ? Yoğurt, peynir v.s.
Yaparak sütü yeriz.
Bilimsel çalışmalar da göstermiştir ki sütü direk içmekten
ziyade peynir, yoğurt şeklinde yemenin daha faydası vardır. Fermante edilen bu
ürünlerin daha faydalı olduğu gibi süt direk içilince karın ağrısı, bulantı,
gaz, ishal ve şişkinlik gibi şikayetler de görülmemektedir.
Bunun nedeni de sütte bulunan laktoz bağırsaklarda sindirme
zorluğuna yol açar fakat fermente edildiğinde laktoz fermantasyon ile laktik
aside dönüşür. Buda hazmı kolaylaştırır. Ayrıca işlemden geçen süt daha
konsantre olacağından az miktarda daha fazla fayda sağlayacaktır. Ve de
fermente edilmiş ürün içerisindeki mayalar da bağırsakda ki florayı korur.
Zararlı mikropların üremesine engel teşkil eder.
23/21 de ondan yersiniz hayvana da gidebilir süte de
gidebilir fakat fiha
zamiri ile süt işaret edildiğinden süte gitmesi daha mantıklı olacaktır.
Bu konu ile alakalı birkaç detay daha vermek isterim.
Süt memelilerin doğum yaptıktan sonra ürettiği bir şeydir.
Bu süreçte hormonlar devreye girer özellikle prolaktin ve oksitosin etkilidir.
Glukoz, aminoasit, yağ asitleri ve mineraller kullanılarak vücutta üretilen bu
süt meme vasıtası ile vücut dışına aktarılabilir. Bu süt üretimi doğum sonrası
başlar ve yavru emdiği veya sağım yapıldığı sürece devam eder.
İnsanlarda ise kadınlar doğum sonrası süt üretmeye
başlarlar. Bu da hormonlarla alakalıdır. Biyolojik bir süreçtir. Laboratuvar
ortamında da süt üretimi mümkün olmasına rağmen bu yapay bir süt olur ve doğal
süt ile asla eşdeğer değildir.
Ayrıca Şerefli Kur'an'ımızda Yüce Allah'ın 2/233 ayetinde
insan için emzirme süresi işaretine de dikkat çekmek isterim. Ayette belirtilen
normal sağlıklı olması gereken emzirme süresi tam
2 yıldır. Bilimsel olarak da bu kanıtlanmıştır. Dünya sağlık örgütü UNİCEF
bebeklerin 2 yıla kadar emzirilmeleri gerektiğini açıklamıştır. Ayrıca 46/15
ayetinde de bebeği taşıma süresi işaret edilmiştir. Taşıması ve ayrılması 30 ay
şeklinde geçer. Emzirme zamanını buradan düşüp normal gebelik ne kadar
araştırmasını yaparsınız. Bilimsel yansımasına bakarsınız.
16/68 Ve vahyetti
Rabbin bal arısına ki “edin evler dağlarda ve ağaçlarda ve
yuva olarak inşa ettiklerinde (insanların).”
16/69 “Sonra ye tüm meyvelerden-ürünlerden
ve öyle ki takip et-izle yollarını Rabbinin
uysalca”. Çıkar onun karınlarından bir içecek; muhtelif/çeşitli renkleri
onun; ondadır bir şifa insanlar için; doğrusu bundadır mutlak bir ayet-bir
işaret düşünen bir toplum için.
Kısa bir bilgilendirme bu ayetler için de yapalım. Bu
hayvan değil böcek diyen olabilir doğrudur fakat yararımıza sunulmuştur ve
işaret edilmiştir insanlara. Bu manada Rabb’imizin tecelli ettirdiğine ve
tecelli edene bir göz atmakta şahsım adına fayda vardır.
Arılar, toplu halde yaşayan sosyal böceklerdir. Bir kovanda
genellikle bir kraliçe arı bulunur. Kraliçe yumurtlama görevini yerine getirir.
İşçi arılar çiçeklerden topladıkları nektarları kovana
getirerek, midesinde bekleyen ve enzimlerle işlenen nektarı önceden inşa
ettikleri petek gözlerine yerleştirir. Bu
nektar zamanla olgunlaşarak bala dönüşür. Bal bir nevi arı kusmuğudur
diyebiliriz. Sonra üstünü balmumu ile kapatarak kışın yemek için saklar. İnsanlar için ise bal doğal bir yiyecek ve şifa kaynağıdır. Bilinenin aksine
ise işçi arıların tamamı dişidir erkek arılarda ise yalnızca kraliçe arıyı
dölleme görevi vardır.
Balmumu salgılanarak yapılan bu peteklerde altıgen şeklinde
olup, yapısal olarak depolama alanı ve dayanıklılık açısından matematiksel
olarak en ideal şekildir. Her petek eşit boydadır.
Nektar toplamaları, petek yapmaları, en düzgün şekilde
şekillendirmeleri,Rabb’lerinin yollarını takip edebilmeleri gibi işleri arılara
vahyeden Rabb'imiz ne Yücedir değil mi?
Arılar yaratılış itibari ile kendi aralarında iş bölümü, kendilerine
özgü bir dans ile iletişime geçebilmeleri, mimari harikaları ve yaptıkları
peteklerle başlı başına bir mucize olmaları yanı sıra, şifa kaynağı bal
üretimleri ile de insanlığa fayda sağlarlar. Ayrıca çiçekleri dölleyerek
bitkilerin çoğalmalarını sağlamaları ile de doğaya çok büyük katkıları ardır.
Çok kısa geçtiğim süt, süt verme, emzirme süresi, bebeği
taşıma süresi, arılar, arıların yön bulması, bal yapması, petek yapması v.s. gibi
konuları daha detaylı araştırmanız umut
ve temennilerime diyorum.
Eğer daha iyi bilirsek Rabb'imizin tecelli ettirdiklerini
daha iyi anlarız. Belki o zaman Rabb'imizi hakkıyla takdir edebiliriz, belki o
zaman Rabb'imize sözde değil özde hamd edebiliriz.
Yüce
Allah Subhan’dır, Hamd Alemlerin Rabb’i Allah’adır.
ADAK
Kök anlamları نذر npr Nun-Zal-Ra
nadara u i (nadr, نذور nudūr) adamak, kutsamak (̀�� s.th.
Tanrı'ya); yemin etmek, yemin etmek │ ان ͍� نذرت
Tanrı'ya yemin ediyorum ki ..., Tanrı'ya yemin ediyorum ki ...; نذر على نفسه ھ
yemin etmek to o.s., ciddi bir yemin etmek ...; --nadira a (nadar) uyarılmış
olmak,tetikte olmak (ب against) IV uyarmak (ب ه s.o. veya aleyhine), ikaz etmek
(ب ه s.o.karşı), öğüt vermek (ه s.o.); duyurmak ( ب å s.o.'ya s.th.),
bildirimde bulunmak veya uyarıda bulunmak ( ب هs.o.'ya of), önceden haber ver (
ه s.o., ب of)│ انذره بتسليم منزله (bi-taslīmi manzilihī) o binayı boşaltması
için ona haber verdi نذر nadr pl. نذور
nudur, نذورات nudurātyemin, ciddi taahhüt; adak sunusu, exvotoنذير nadir pl. نذر
nudur kutsandıTanrı; yemin etti, ciddiyetle söz verdi; uyarıcı; haberci,
haberci, öncü; uyarı; alarm │ O نذير الخطر n. al-kaṭar hava saldırısı uyarı
Kök anlamlarından çıkardığımız sonuç İnsanın Allah'a bir
söz vermesi, bir şey için yemin etmesi veya bir şey için bir şey sunması yani
bir şey için bir anlaşma yapması gibi düşünülebilir. Şöyle ki ben şunu
istiyorum, eğer olursa karşılığında şöyle yapıcam demesidir. Örneğin ;
7/189 O, sizi bir tek nefisten yarattı ve kendisi
ile sükunet bulsun diye ondan eşini var etti. Eşini sarıp örtünce, eşi hafif
bir yük yüklendi. Bir müddet böyle geçti. Yükü ağırlaşınca her ikisi de
Rabb'leri olan Allah'a: "Eğer bize Salih bir evlat verirsen elbette Sana
şükredenlerden olacağız." diye dua ettiler.
7/190 Fakat onlara, salih bir evlat verince;
kendilerine verilen şeyde ona ortaklar koşmaya başladılar. Allah, onların ortak
koştukları şeyden yücedir.
Bu örnekteki 2 kişi anne ve baba Allah'a bir söz vermişler,
belki de bebek sahibi olamayan kişilerdi bunlar. Ve ya doğacak çocuklarının iyi
birisi olması yönünde bir istekte bulundular. Bu tarz bir konu ile Bize salih
evlat ver biz de karşılığını verenlerden ve minnet duyanlardan olalım diye
aslında bir anlaşma yaptılar diyebiliriz. Sözlerini tutamamışlar tabii o ayrı
bir konu.
Bu ayet özelinde de bir adak adamışlar bir sunu sunmuşlar
dememiz oldukça mantıklı olacaktır. Bir şey isteyip karşılığında bir yemin
etmişler, bir söz vermişler yani bir şey sunmuşlar.
Bu konuda bir adak bir sunu konusudur diyelim ve diğer
ayetleimize geçelim.
2/270 Ve infak6 ettiğiniz bir infaktan6 ya
da adarsınız bir adaktan; öyle ki doğrusu Allah bilir onu; ve yoktur zalimlere
hiçbir yardımcı.
Bu ayette işaret edilen Yüce Allah'ın her şeyi bildiğidir.
İnfak da etsek, adak da adasak onu bilirim der. Biraz daha açarsak infakı Allah
için mi yapıyorsun, başka bir şey için mi bilirim diyor. Adak adadım da yerine
getirdin mi sözünü tuttun mu ben bilirim diyor.
*
3/35 Dediği
zaman İmrân'ın karısı; "Rabbim4! Doğrusu ben adadım sana karnımdakini; bir
hür/serbest (edilmiş olarak); öyle ki kabul et benden; doğrusu sen; sensin
Semî41; Alîm8."
Buda ayetle gelen adak örneğidir. Bu ayette Meryem’in
annesi, Meryem’i doğurmadan Rabb'ine adıyor. Nasıl bir adak bu? Meryem doğunca
kesecek mi onu ? Elbette hayır. Rabb'ine adıyor ve kabul etmesini istiyor.
Rabb'inden neyin kabulünü istiyor. Meryem’in ve Meryem’in zürriyetinin racim
şeytandan korunmasını bizzat Yüce Allah'tan istiyor.
Peki nasıl bir karşılık alıyor. Rabb'i bu dileğini kabul
ediyor. Yani adağı kabul olunuyor Yüce Allah tarafından.
Kabul olunuyor Meryem Rabb'i tarafından güzel bir kabulle,
Rabb'i Meryem’i bir bitki gibi güzel bir şekilde yetiştiriyor ve bir çok
ihsanda bulunuyor. Kendi katından hesapsız rızık vermesi, İsa peygamberi oğlu
olarak seçmesi gibi birkaç örnek verebiliriz.
*
19/26 "Artık ye ve iç. Gözün aydın olsun! Eğer
beşerlerden biri ile karşılaşırsan; ben Rahman'a savm adadım, bu nedenle bugün hiç kimse ile konuşmayacağım de.
Doğrusu : Artık konuşmayacağım bugün (hiçbir) insanla. (oruç kısmında inceledik)
Bu da bir adaktır. Oruç adanmıştır. Ama yeme içme
orucu değil konuşmama orucu adanmıştır. Bu Meryem’e Rabb'i tarafından söylenir.
Bir konuşmama orucu adaması gerekmektedir. Detaya girmeyeceğim. Oruçtan da adak
oluyormuş, orucun konuşmaktan uzak kalma çeşidi de oluyormuş diye anlarız.
Elbette bizim üzerimize yazılan, sakınmamız gereken
yani oruç tutarken yapmamız gereken yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak
kalmaktır, oruçlu olduğumuz günlük süreçlerde. Oruç konusuna bakınız.
*
22/29 Sonra kirlerini gidersinler. Adaklarını yerine
getirsinler. Ve Beyt-i Atik'i tavaf etsinler.
Hac konusunda işaret edilen bir adaktır. İlla hayvan kesme
değildir. Bu ayeti hac konusunda inceleyelim, hac konusunu detaylandırırken
bakalım. Henüz hac konusunda tam detaya girmediğimden bu ayet ile ilgili yanlış
bir çıkarım yapmak istemem.
Şöyle ki bu adak nedir, Allah burda adak adayın mı dedi
yoksa adak adadıysanız yerine getirmeniz lazım mı dedi yada farklı bir öğreti
mi var konusunda henüz emin değilim.
Rabb'im ilim nasip ederse konuyu incelerken netleştirmeye çalışıcam.
Sonuç itibari ile net olan hac esnasında olan bir adak
vardır. İlla hayvan kesme değildir ama olada bilir. Hac esnasında verilen bir
sözün yerine getirilmesinden bahseder ayet.
*
33/23 Müminlerdendir27 adamlar (ki)
sâdık182 kaldılar ahit verdiklerine Allah'a onun* üzerine; öyle ki
onlardan** kimi tamamladı adağını***; ve onlardan kimi
gözetlerler/bakarlar****; ve değiştirmiş değildiler bir değişmeyi.
*Allah yolunda katledilmeyi/katletmeyi.
**Müminlerden.
***Vaat ettiği Allah yolunda gerekirse
katledilmeyi/katletmeyi.
****Tamamlamaya bakarlar.
Bu ayette de adak söz konusudur. Nasıl bir adakmış bakalım.
Öncelikle bir önceki ayete bakmamız lazım. Müminlerden ahitlerine sadık kalanalar
varmış peki bu ahitleri neymiş. Allah ve resulünün bir vaadi varmış, düşmanlar
bu müminleri görünce geri çekileceklerine dair. Ve bu olay gerçekleşince de
demişler ki doğru söyledi Allah ve resulü. Bu olayın gerçekleşmesi sonucu da bu
kimselerin iman ve teslimiyetleri artmış.
33/23 e geldiğimizde işte bu vaat gerçekleştiğinde kimi
adağını tamamlamış kimi de bakakalmış yani bekliyorlarmış. Biraz daha açalım;
bu insanların adağı eğer gerekirse katlederiz veya katledirizmiş. Bir kısmı bu
adağını yerine getirmesine rağmen bir kısmına ise sıra gelmemiş fakat sözlerine
bağlıylarmış ve gerektiğinde onlarda adaklarını yerine getireceklermiş. Yani
Allah yolunda savaşacaklar. Burada bu insanların verdikleri bir söz vardır,
adakları sözün yerine getirilmesidir.
Her bu konu açıldığında tekrar tekrar belirtiyorum. Dinde
ikrah yoktur yani zorlama yoktur. Ayrıca savaşın oluşabilmesi için gerekli
şartlar vardır. Bu konuyu salat çalışması altında kıyam başlığında çok detaylı
inceledim. Rabb'im nasip ederse konuyu aktardığımda mutlaka bakınız. İsteyen
istediğine inanır, isteyen istediği ibadeti yapar yada yapmaz. Bu ayette bir
savaş vardır. Savaş şartları oluşmuştur.
Biri içki içiyor diye, namaz kılmıyor diye dövülmesi
öldürülmesi, içki içilen yerin bombalanması v.s. v.s. gibi eylemler ancak
terörist eylemlerdir, Allah ile, Allah'ın mesajı ile, Kur'an ile, İslam ile
uzaktan yakından alakası yoktur. Zaten bunlara bu şekilde inanlarında
Müslümanlıkla alakası yoktur. İnandıkları şeylerin tamamına yakını da zaten
İslam dini değildir.
Bunları yapanlar kendilerini Allah yolunda sansalarda
bunların yerleri süresiz kalmak üzere cehennemdir, nettir, kesindir. Ashabı
meşemede yerleri hazırdır.
Neden bu kadar kesin konuşabiliyorsun diyecek olursanız da,
elbette Yüce Allah’ın kelamları ile bize öğrettiklerinden, Doğru söyledi Allah.
*
76/7 Verdikleri
sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.
Verdikleri adağı diye çevirilmesi daha uygun olacaktır
kanaatindeyim. Söz diye çevirilen kelimenin yani nezri nin kökü başta incelediğimiz adak kelimesinin köküdür. Söz
diye çevirilmesi elbette yanlış olmayacaktır.
İnsandan bahseden bu ayette, önceki ayetlerimize
baktığımızda burda bahsi geçenler iyi olan ve verdikleri sözleri yerine
getirenlerdir. Bunlar hangi sözler 76/7 ayeti sonrasına bakabilirsiniz. Burada
adak geçişi bana, adağın hem bir şey isteneceği zaman bir şey sunmak yanısıra,
zaten Yüce Allah ile Allah katında yaptığımız konuşma ve verdiğimiz sözlerinde bir
adak olduğu işaretini bana veriyor. Şöyle Rabb'imiz der ki insana seni dünyaya
göndericem ama benim hudutlarımda kalacaksın. Sana uyarıcılar göndericem, insan
ve kitap.
Bu ahdini hatırlatacaklar. Bir sınava tabii tutulacaksın.
Al sana akıl, al sana özgür irade, al sana beni bulacak donanım. Hadi bakalım
sözünde durabilecekmisin, şeytanla savaşında galip gelebilecekmisin. İnsanda
bunu kabul eder, senin yolunda kalıcam der. Allah'da öyleyse başarırsan cennet
başaramazsan cehennem der. Bizde kabul ederiz. İşte bu konuda şahsi kanaatimce
bir adak konusudur. En doğrusunu Yüce Allah bilir.
Adak
sonuç
Adak konusunu bitirdik. Görüldüğü gibi adak için hayvan
kes, adak hayvandan olur v.s. tarzında bir emir bir işaret almadık. Adak
elbette hayvan kesme ile de olabilir. Ama adağın özü bir söz verme, bir sunu
sunma, bir manada bağlayıcı bir yemin, bir manada da bir ciddiyet
göstergesidir. Adak çeşitlerin dede gördüğümüz gibi bir şey için sunulan,
teklif edilen bir şeydir. Bu her şey olabilir, hayvan kesme, oruç tutma,
konuşmama, şükretme v.s gibi.
Mesela Allah'a inanmayan biri Allah'a çağrı yapsa, bana işaret
ver sana teslim olayım dese bu da bir adaktır. Yalnız
Kur'an'dan anladığım kadarıyla bu ciddi bir konu. Bir şey isteyip de bir şey
sunduğumuzda o şeyi yerine mutlaka getirmeliyiz ve elbette sunulan şey ve
istenen şey Kur'an hudutları içerisinde olmalıdır.
Şunu da belirteyim, bilmem kim baba türbesi, bilmemde şeyh
abidesi v.s. gibi gidilip te bir şey istenen, orda dua edilip bir şey istenen,
ordakinin ismini duaya katarak bir şey istenen, dilek tutulup orya çaput
bağlama bir şey bırakma v.s. gibi şeyler katıksız şirtktir. Yok ben ziyaret
ettim, yok sadece dua ettim, yok ben ondan değil Allah'tan istedim deyip ancak
kendinizi kandırırsınız.
İsteyende, istenende acizdir. Ne isteyeceksen yalnızca her
şeyi bilenden isteyeceksin. Allah'ı çağırırken yanında başka isim kullanmayacaksın.
Bu konu bu kadar nettir. Orda o şekilde istediğin şey olabilirde. Sanırmısın o
sana hayırdır, belki sınav ediliyorsundur. Allah müşrik kalmanı istemiş
olabilir. Allah bilir biz bilemeyiz. Bizim bildiğimiz Rabb'imizin bize öğrettikleri
kadardır. Bu öğretilere dayanarak net ve kesin oalrak söylüyorum bu tarz
olaylara asla girmeyin eğer Allah'a takvalı iseniz, teslim olmuş iseniz.
Çalışmamıza kurban konusuyla devam edicez fakat
öncesinde 2 tane ayet incelemek istiyorum. Hem konu ile alakalı hem de
bilgilendirici olacağı kanaatindeyim.
108/2 Öyle ki salla13 et Rabbine; ve göğüsleyerek karşı dur.
108/2 Fe
salli li rabbike venhar.
Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O halde, Rabbin için namaz kıl,
kurban kes.
Mehmet Okuyan Kur’an Meal-Tefsir
Rabbin için salât (ibadet)
et* ve kurban kes!
Mustafa İslamoğlu Hayat Kitabı Kur’an
O halde namazı da, kurbanı da
yalnız Rabbine tahsis et!
Ali Bulaç Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Şu halde Rabbin için namaz kıl ve
kurban kes.
Bayraktar Bayraklı Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an
Meali
Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve
kurban kes!
Yaşar Nuri Öztürk Kur'an-ı
Kerim Meali
O halde, sen de Rabbin
için namaz kıl ve göğsünü gererek dimdik dur/sağ elini sol elinin üzerine koyup
kıyam et/namazı vakti girer girmez
kıl/kavrayışını bilgi ile derinleştir/eti yenecek hayvan kes!
Edip Yüksel Mesaj:
Kuran Çevirisi
Öyleyse Efendin için
salatı (dayanışmayı) gözet ve kendini ada/yönel.
Erhan Aktaş Kerim
Kur'an
O halde Rabb'in için
salat* et ve zorlukları göğüsle.*
Meal vermek çok ciddi bir iştir. Her zaman direk ilk
gördüğün şekilde veya kendi düşündüğün şekilde anlamlandırmak doğru olmaz.
Gramere, zamire, ayet geçişine, Kur'an bütünlüğüne de dikkat etmek lazım.
Zorluk ve zorlama sohbetimizde gördüğümüz gibi küçücük bir imla hatası hatta
bir harf hatası bile mesajı tamamen değiştirebiliyor. Mükellef kılmayın ve
mükellef kılmayız meselesinde olduğu gibi. Kaldı ki bizler Yüce Allah’ın mesaj
içeriğine bu kadar dikkat ederken meal çevirenlerin tamamına yakını gerekli
özeni göstermemekle beraber kendi inandıkları dini Kur'an'a söylettirmeye
çalıştıklarını da gözlemlemekteyiz.
Görüldüğü gibi çok daha fazla kurban kes diye çevirilen bu
ayetin kurban anlamı verilmesi yanlıştır. Kolayına mı geliyor insanlara
bilmiyorum. Ayetin anlam bağlamına bakılmıyor. Salata da namaz kıl diye çevir ki
salat değil salli diye geçer, kurban kes yapıştır gitsin. Meal verenlerin biraz
dikkat etmesi gerekir. Ayet geçişine, anlamına dikkat etmeden çevirenlerin yanı
sıra bu Yaşar Nuri Öztürk denen şahsın mealine dikkat çekmek isterim. Ayet 3
kelime kendisi 33 kelime olarak eklemiş de eklemiş, ayetle alakası yok
çevirinin. Mecazi söylemiyorum sayabilirsiniz.
Nahr kelimesinde
kesme anlamı vardır ama gögüslemek, gögüs germek anlamı da vardır.
Kevser suresini okuyup anladığınızda burada bu kelime
kurban kes değildir. Nebinin yaşayabileceklerine karşılık zorluklara gögüs
germesi, bu zorluklara karşı gelmesi, dayanması manasındadır. Kelime kökünde
usta yetkin, bilgili ve deneyimli manaları da bulunmaktadır. Bu zorlukları
gögüsleyip dayanma noktasında Yüce Allah'ın nebiye Kur'an ile verdiği bilgi,
yetkinlik gibi özelikkleri de kullan yada bunların faydası olacaktır hatırla
gibi de anlamlandırmamız mümkün olacaktır kanaatindeyim.
*
22/36 Büyükbaş hayvanları da sizin için Allah'ın şiarlarından
kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Ayakları bağlı halde keserlerken
üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerine düşünce onları yiyin. İsteyene
de istemeyene de yedirin. Böylece onları yararlanmanıza sunduk. Umulur ki
şükredersiniz.
Bu meali gördüğümde sandım ki hayvan kesme nasıl olur onun
işaretini vermiş Rabb'imiz. Ayakları bağlı halde keserlerken Allah'ın adını
anmak ve yanları üzerine düşünce onları yemek. Hayvanları keserken işte
ayakları bağlanır, yere yatsın diye çekiştirilir, çelme takılır, boynundan veya
boynuzundan çevririlip yere düşürülür. Bu olaylar esnasında sanırım hayvan bir
eziyet çekiyor ki Yüce Allah bunun yolunu gösteriyor sandım. Halbuki uzaktan
yakından alakası yokmuş. Fakat şahsi kanaatim hala geçerlidir, bu olaylar bence
hayvana eziyettir. Bu bir öğreti olacağını düşündüğüm için kendim bakmak
istedim ve kendim çevirdim. Baktım ki ayet anlatısı aslında çok farklıymış.
Ayet çevirmek pek girmek istemediğim bir konu olsa da bu ve
buna benzer bazı durumlarda kendim çevirmek zorunda kalıyorum. Örneğin cennet
ve cehennem çalışmasında huri ile ilgili 44/54 ayetinde mecbur kaldığım gibi.
Sonuçları paylaşayım.
22/36 Ve tayin ettik hayvanların yetişkinerinden
(hayvanların) sizin için Allah'ın ibadet simgeleri/ritüelleri olarak verdik, onlardadır
(içinde) size iyilik/fayda, o halde anın (zikredin,hatırlayın) üzerinde
Allah'ın adını birbiri ardına sıralanmışlarda, Ve sonra (eğer) zorunlu oldu
onun* cünüplüğü**, o zaman yiyin onlardan*** ve yedirin ihtiyaç sahibine, zor
durumda olana, İşte böyle (böylece) biz onları* kolaylaştırdık**** sizin için,
umulur ki (belki), şükredersiniz.
*Hayvan
**Temizlikten uzak kalmışsa, temiz değilse, temzilenmesi
gerekli haller
***Hayvanlardan (etlerden)
****Boyun eğdirdik
Kurban başlığına bu ayetten sonra geçecek olmamıza rağmen
bu ayetle aslında öğrenmeye başladık. Rabb'imizin bize hayvanların
yetişkinlerinden (çiftlik hayvanları diye anlıyorum) bir ibadet simgesi olarak
tayin etmiştir. Yani İslam'da kurban kesmek aslında vardır, vardır da şu anki
şeklinde olması uygun değildir detaylandırıcam.
Bu hayvanlarda bizlere, hayırlar olduğunu öğreten Rabb'imiz
bu hayvanların üzerinde Allah'ın adını anmamızı söyler. Allah'ın adını anmak
ayrı başlık olarak inceleyecek de olsak kısaca anlatayım. Allah'ın adını anmak
besmele çekmek demek değildir. Besmele çekilecek elbet ama öğreti bu değildir.
Allah'ın adını anmak demek yalnız Allah adına, yalnız Allah
için, yalnız Allah'ın rızası ve hoşnutluğu için hayvanın kesilmesi demektir.
Bir şeyin üzerinde Allah'ın adı anılması o şeyi yalnız
Allah için yapılması gerekliliğidir.
Yani bir şeyi ilah diye kabul edip ona kesmek, Allah'ın
yanında başka ilah edinip kesmek, bu Allah'a bu da ortaklarımıza diye kesmek,
bilmem ne türbesine gidip orda bir şey isteyip kesmek, adak adarken Allah'ı
çağırdığımızda Yüce Allah'ın isminin yanına birini koyup o şekilde adağı yerine
getirmek gibi şeylerle hayvan kesmemektir. Bunlar çoğaltılabilir.
Ayet öğretilerimize devam edelim. Hayvanın temizliğinden
bahseder. Bu dış temizliği olması mantıklıdır. Çünkü cünüp temizlikten uzak
kalmak manasındadır ki bu dış temizliktir. Elbette hayvanın kanı ve yenmeyen
kısımlarının temizliği de bu işin içine girebilir ama asıl mana dış
temizliğidir kanaatindeyim. Sonrasında bu hayvandan bizimde yememiz ve ihtiyaç sahibine,
zor durumda olana da yedirmemiz öğütlenir.
Ve süper bir öğreti daha gelir. Yüce Allah bu hayvanları
bizim için kolaylaştırmış. Yani faydalanmamız için o hayvanlara bize karşı
boyun eğdirmiş. Allah bunu yapmasa demek ki faydalanamayız yada faydalanmak
için büyük uğraşı vermemiz gerekeceğini net bir şekilde anlarız. Son öğreti ise
tüm bunlar için şükür etmeliyiz.
Yani öncelikle tüm bunların karşılığını vermemiz gerekir.
Yani bu nimetleri bize veren, bunları nasıl, ne şekilde kullanın diyorsa o
şekilde kullanmalıyız. Elbette Biricik Kur'an'ımızı bilmekten geçer bunun yolu.
Sonrasında da minnet duymalı, teşekkür etmeliyiz. Ve bilmeliyiz ki aciz olan da
yardıma muhtaç olan da fakir olan da biziz.
*
KURBAN
kelime kök anlamı قرب qrb Kaf-Ra-Be
qaruba u (qurb, مقربة maqraba) yakın olmak الى) veya من bir
başkasına, bir başkasına); yaklaşmak, yakınlaşmak ( الى veya من bir başkasına,
bir başkasına), yakınlaşmak içinde ( الى veya من bir başkasında, bir
başkasında), yaklaşmak qurb yakınlık, yakınlık, yakınlık, civar; qurba
(hazırlık) içinde
Kök anlamlarından da anlaşılacağı gibi kurban demek hayvan
kesmek demek değildir. Yakınlaşmak, yaklaşmak, yakınlık vesilesi
anlamlarındandır. Yani İslam dini için düşünürsek Allah'a yakınlaşmak için
yapılan bir iş, bir eylem, bir hareket, bir girişim, bir simge, bir ibadet
tarzı gibi düşünebiliriz. Anlaşılacağı gibi kurban ibadeti için illa hayvan
kesmek zorunda olmak demek değildir, elbette hayvan da kesebilir ama ibadetin
özü bu değildir.
Başka bir çok yol ile Yüce Allah’a yakınlaşma çabasına
girilebilir, hayvan harici de sunular, adaklar sunulabilir.
Fakat şahsi yapılacak şeylerin yanında kurban kesme gibi
toplumsal faydalanma sağlanacak şeylerin yakınlaşma vesilesi olarak seçilip
kabul edilmesini ummak, şahsi kanaatimce elbette daha faydalar bulunacaktır.
Çünkü bu sunularımızdan başka insanlar da fayda sağlayacaktır.
2/196 Ve tamamlayın haccı327 ve
umreyi337 Allah için; öyle ki eğer kısıtlanırsanız o durumda kolayınıza gelenidir* hediyeden338; tıraş etmeyin
başlarınızı339; ta ki ulaşır hediye338 kendi mahalline/yerine; öyle ki kim
oldu sizlerden bir hasta ya da (oldu) onda (kimsede) başından bir
rahatsızlık341; öyle ki (vardır) bir fidye siyamdan/oruçtan322 ya da
sadakadan342** ya da nusuktan169; öyle ki emin olduğunuz zaman öyle ki kim
metalandı/faydalandı umreyle doğru/kadar hacca; öyle ki (vardır) kolayına geldiği* hediyeden338; öyle ki kim asla
bulamaz (hediye)340 öyle ki (vardır) bir siyam/oruç üç gün hacta; ve
(vardır) yedi döndüğünüz zaman; işte şu (ki) ondur tamamı340; işte bu***;
kimseleredir (ki) asla olmaz ahalisi onun hazır (da) haram mescitte; ve
takvalı21 olun Allah'a; ve bilin; doğrusu Allah şiddetlidir akabinde.
*Gücünüzün yettiğidir.
**Tip 3 sadaka.
***Ayette işaret edilenler haram mescitte oturmayan,
kendisinin bakımını sağlayacak olan hazırda akrabaları veya tanıdıkları olmayan
kimseler içindir.
Oruç konusunda, oruç başlığını ilgilendiren kısma
baktığımız bu ayette bu konu başlığında da kurban kısmına bakıcaz. Rabb'im
nasip ederse de hac konusu altında bu ayeti detaylı inceleyeceğiz.
Öncelikle bu ayette kurbandan veya hayvan kesmeden
bahsetmez fakat anlatacağım sebeplerden dolayı almak durumundaydım bu ayeti.
Rabb'imiz hacca gitme ve orda bulunma zamanlarında kolaya
gelen hediyeden bahseder. Hacca gidemeyen kolayına giden bir hediye göndersin
ve hacda olan içinde kolayına gelen hediye vermesinden bahseder. Bu hediye
insanın kolayına gidendir. Bu kolaylık hem insanı maddi olarak zora sokmayacak
olması kastedilmesi yanında oraya ulaşması, ulaştırılması kolay olarak da kastedilmiştir.
O zamanın şartları ve coğrafi koşulları göz önünde
bulundurulduğunda oraya gönderilecek veya giderken yanında götürülecek ve
insanların faydasına olan en kolay şey canlı hayvandır. Hem oraya gidişte
hayvan kendi yürüyeceğinden taşıma zorluğu olmaz hem de hayvan canlı
gideceğinden etinin bozulma riski olmaz. Aynı zamanda muhtemelen o dönemde
herkes hayvan beslediğinden maddi olarak da zorlamayacaktır diye düşünüyorum.
Bu nedenle bu olay esnasında bir hayvan götürülüp yada
gönderilip orda kesilip insanların yararına sunulması daha mantıklı olacaktır.
Elbette bu bir hediyedir. Akla gelen her şey olabilir. Hayvan dışında giyecek
olabilir, bakliyat olabilir, su sıkıntısı olan bir bölge olduğundan su
olabilir, meyve olabilir, o dönemde ordakilere en çok lazım olabilecek her
hangi bir şey olabilir gibi.
*
3/183 Kimseler (ki) dediler: 'Doğrusu Allah
ahdetti* bizlere ki iman47 etmeyiz bir resûle418; ta ki gelir bizlere
bir kurbanla476 (ki) yer onu (kurbanı) ateş'; de ki: 'Muhakkak geldi
sizlere resûller418 benden önce; beyanatlarla352 ve dediğinizle**;
öyleyse niçin katlettiniz35 onları eğer olduysanız sâdıklar182.'
*Söz vermek, antlaşma yapmak.
**Sunulan kurbanın yağının yakılarak tüketildiği
tarafından yenildiği bir durumun daha önceden gerçekleşmiş olduğunu
anlarız.
Burada kendilerine Allah tarafından gelen, gönderilen bir resulü kabul etmek için bu resulün ateşle
yenen bir kurbanla yani, yakınlaşma amaçlı bir sunu, feda edilecek bir şey ile
gelmesi ve ateşin onu yemesi gerektiğini savunan bir kavimden bahseder ayetimiz.
Ayetin detayına girmeyelim. Burdaki sunu muhtemelen bir hayvandır. Çünkü hayvanın veya yağının yanması söz konusu
olduğunu düşünüyoruz.
Kurbanın direk kendisinin yanması da kastedilmiş olabilir.
Elbette en doğrusunu yüce Allah bilir. Sonuçta bu bir hayvan da olsa başka bir
şeyde burada bu sununun kesilmesi değil sanırsam gökten gelecek bir ateş yada
yıldırım vasıtası ile yanılarak sunulması beklendiği anlatılmaktadır. En
doğrusnu yüce Allah bilir.
*
5/2 Ey iman47 etmiş kimseler! Halel
getirmeyin* Allah'ın şiarlarına312; ve ne de haram aya34; ve ne de hediyeye338; ve ne de gerdanlara**; ve ne de
haram eve535 gelenlere (ki) bakınırlar bir
fazilete202 Rablerinden4 ve bir rızaya; ve sonlandırdığınız zaman
ihramı534 öyle ki avlanın; cürüm işletmesin sizlere bir kavme (olan)
nefret/kin ki engellediler sizleri haram mescitten158 ki (o durumda)
sınırı aşarsınız; ve yardımlaşın erdem ve takva21 üzerine; ve yardımlaşmayın
günah üzerine; ve sınırı aşmayın; ve takvalı21 olun Allah’a; doğrusu Allah
Şedîd'tir536 akabinde***.
*Bozmak.
**Hediye olarak gönderilmiş hayvanlara işaretleme amacıyla
takılan gerdanlıklar.
***Ardında.
Bu ayetimizde de kurban kelimesi geçmez. Fakat 2/196
ayetimizde ki aynı mantıktır. Hac ve umreye gelen bu ayette hediye gönderir
veya getirir. Bu yanında getirdikleri veya gönderdikleri hediyeler buradaki kimseler ve kendileri için ihtiyaç
giderici şeylerdir. 2/196 ayetinde de bahsettiğim gibi en mantıklı olan canlı
hayvan olması olduğu gibi illa canlı hayvan olması şart değildir.
Bahsettiğim gibi hayvan kendi yürüyüp geleceğinden
taşınması, hayvan canlı olduğundan yerine etin taze olarak ulaşması ve ihtiyaç
oldukça kesilip ihtiyaç kadar kullanılacağından en mantıklısı canlı hayvandır
ama illa böyle olması gerekmez. Gerdanlık ise bu amaçla kesilecek olan
hayvanların belirlenmesinde kullanılan o dönemin bir işaretleme şeklidir
kanaatindeyim.
*
5/27 Oku
onlara iki Âdem oğlunun haberini hakla/gerçekle; yakınlaştıran/kurban
sunduğu/teklif ettiği zaman ikisi bir yakınlaştıran/kurban; öyle ki kabul
edildi ikisinin birinden; ve asla kabul edilmez diğerinden; dedi (kabul
edilmeyen): "Mutlak katlederim35 seni"; dedi (kabul edilen):
"Allah ancak muttakilerden17 kabul
eder."
17Takva sahipleri/Yüce Allah'ın
hoşnut olmayacağı her şeyden sakınanlar.
Konu bağlamına bakmadan ayette iki önemli noktayı
netleştirmeye çalışalım.
1- İki
ademoğlu, iki erkek veya Adem'in kendi ailesindeki bizzat kendi iki oğlu demek
değildir. Bu uydurma habil ve kabil de Kur'an'da geçmez. Ancak zandır. Ademoğlu
Kur'an'da tüm insanlık için kullanılan bir tabirdir. Adem'in kendi oğlu yada
kızı da dahil olmak üzere, dünyanın yok oluşuna kadar tüm insanlıktır Ademoğlu.
Bu ayette ise elbet Kur'an öncesi ve Adem arasında yaşamış iki kişidir.
2-Birinin
sunusu kabul olmuş diğeri kabul olmamıştır. Kabul olan da kabul olmayanda bu
durumun farkındadırlar ki kabul olmayan sinirlenip nefsine yenik düşüp kabul
olanı öldürmüştür. Bunu bilmelerinin şahsım adına 2 yolu vardır.
Birincisi bir vahiy yada işaret gelmiş olabilir Yüce Allah
katından yada daha mantıklı olduğunu düşündüğüm ikinci seçenek ise, ikisi de
inanan, iman eden ve Yüce Allah'ın kelamlarını bilenlerdi. Birisi dini yalnız
Allah'a has kılarak, kurbanının üzerine Yüce Allah'ın adını anarak sunması ve
diğerinin ise şirk koşarak, yani bir ortaklaştırma yada Allah harici bir şeye kesmiş
olması ve kabul edileninde kabul edilmeyene Yüce Allah'ın ayetlerini deklere
etmesi sonucu durumu ona izah etmesi, kabul edilmeyeninde bunu anlayıp hem
kendi kurbanın kabul edilmediği anlaması hem diğerinin kurbanının kabul
edildiğini anlaması hem de, hem suçlu hem de güçlü psikolojisi ile aşırı derecede
sinirlemesi olabileceği kanaatindeyim.
Ayetimizde sunulan sununun bir hayvan olduğu kanaatindeyim.
Hayvanda olsa başka bir şeyde olsa onların zamanında veya diğer tüm zamanlarda
sunulan şeyin kabul olacağı kişinin bir muttaki olduğunu, Yüce Allah
muttakilerden bu sunuyu, bu kurbanı kabul edeceğini açık bir şekilde ifade
etmektedir. Muttaki kişi takva sahibi kişidir, takva ile kendini koruyan, Yüce
Allah'ın hudutlarını bilip bu hudutlarda kalan, yalnız Yüce Allah'ın rızası ve
hoşnutluğu düşüncesi ile yapacaklarını ve yapmayacaklarını ayarlayan, iyi
düşünen, tartıp biçen kişidir.
Muttaki ahireti hesaba katan, Allah'a döneceğini bilen
kişidir.
5/27 sonrası bu iki kişinin kıssası anlatılmaya devam
etmektedir, okumanızı tavsiye ederim.
*
5/95 Ey
iman47 etmiş kimseler! Katletmeyin35 avı; ve sizler
ihramlı534 (olarak); ve kim katletti35 onu
(avı) sizlerden kasıtlı/kasten; öyle ki bir cezadır misli/benzeri
katlettiğinin35 çiftlik hayvanlarından (ki) hükmeder ona sizlerden iki
adalet680 sahibi; Kabe'ye ulaşan bir hediye (olarak); ya da bir
kefaret (olarak) yedirmedir miskine113; ya da buna adil/eşit/denk bir oruçtur;
tatması içindir vebalini (o kimsenin) emrini/işini; affetti Allah geçeni; ve
kim taştı/sınırı aştı; intikam alır Allah ondan; ve Allah Azîz’dir37;
Zuntikâmdır390.
Hac esnasında kara avı yasak deniz avı serbesttir. Bu
yasağa rağmen kasıtlı olarak kara avı yapılırsa bunun cezasının olduğunu söyler
Rabb'imiz. Bu avladığı avın misli yani benzeri bir çiftlik hayvanının hacca
gönderilmesidir. İki adalet sahibi de bu avladığı av ve göndereceği çiftlik
hayvanının birbirine denk olması gerekliliğine, bu şartın sağlandığını
konusunda hüküm vermesi gerektiğini bizlere öğretir, öğütler Rabb'imiz. Bu iki
kişinin sorumluluğu belki de bu hediyenin yerine ulaşana kadar bitmemektedir
takibini de yapacak olabilirler. En doğrusunu Yüce Allah bilir.
Buda bahsettiğimiz hacca giden hediyedir, bir hayvandır. Çünkü
avlanan bir hayvan ve dengi söz konusudur. Hacca başka hediyeler gidebilir
fakat bu ayet özelinde bu ayete muhatap olan kişinin bu ayetteki öğretiye göre
davranması gereklidir. Gene de Rabb'imiz seçenek sunmuştur ki bize asla zorluk
istemez, bu cezanın seçenekleri ise bir miskin yedirme veya denk oruç tutmadır
diye bizlere öğretir. Oruç konusunda bahsetmiştik bu ayetten.
*
22/27 İnsanları Hacca çağır. Gerek yaya gerek her
türlü binek üzerinde, uzak-yakın her yerden sana gelsinler.
22/28 Bunun kendilerine
sağlayacağı yararlara tanık olsunlar. Ve kendilerine rızık olarak
verilen hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'ın adını ansınlar. Böylece onlardan yiyin, muhtaç ve yoksul
olanları doyurun.
Burda da görüldüğü gibi hayvan kesme konusu hac ile
alakalandırılmıştır. Hayvan kesme olayı hacda yapılacak bir ibadettir. Hac
harici de asla yapılmaz diye bir şey yoktur ama işaretler haccı gösterir.
Ayetler özelinde Yüce Allah İbrahim peygambere der ki insanları hacca çağır ve uzak
veya yakında olsalar da gelsinler. Gelsinler ki şahit olsunlar kendileri için
bir takım faydalara. Ayette bunun diye bahsedilen hayvanlar değil hactır. Yarar
sağlayacak olan ayette işaret edilen hactır.
Sonrasında ise rızık olarak verilen ve buraya getirilen
hayvanlar kesilir ama Yüce Allah'ın adı anılarak kesilmesi şartı ile
kesilecektir, böylece hem kendileri hem de ihtiyaç sahipleri bu hediyelerden
yararlanacaklardır.
Hac delillerle tartışma ve Kur’an okuma, anlama, çalışma
yeridir. Toplumsal fikirlerin birleştirildiği bir mekandır. Toplumsal düzeyde
sorunlara çare arandığı bir yerdir. Yani aslında böyle olması gereken bir
yerdir.
Hac şu an müşriklerin elindedir. Nasıl Yüce Allah
Muhammed'e beyti haram temizlenmeden
orayı işaret etmediyse, nasıl İbrahim'e de orası temizlenmeden (şirkten) girme
diye emir verdiyse şu an gerçek bir müslümanın hacca gitmemesi gerekir şahsi
kanaatimce.
Şahsım adına bir ibadet yapıyorsam, bir Allah'a yönelmem
var ise oranın yönünü biliyorsam eğer o tarafa bile asla dönmem. Hac konusunda
Rabb’im nasip ederse detaylandırmaya çalışıcam.
*
37/107 Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Muhtemelen herkesin bildiği İbrahim'in kıssasıdır. İbrahim
bir rüya görür ve tekrarlı bir rüyadır. Rüyasında oğlunu kesmektedir. Bu ayette
rüya değildir diyen de var, farklı görüş olarak belirteyim, ben henüz
incelemedim. Görüşün sahibine de sordum neden rüya değil, kanıtın nedir diye
ama cevap gelmedi bunu da belirteyim.
Arapça ruya diye
geçer ve kelimenin pek çok anlamı vardır. Kıssayı kompe incelemek lazım söz
vermeyeyim ama bende merak ediyorum bir ara bakmaya çalışayım. Konumuz özelinde
İbrahim bir şey görür, gördüğü şeyi birden fazla görür, bunu Allah'tan zannedip
yanılgıya düşer fakat teslimiyet gösterir hem kendi hem de oğlu.
Rabb'i elbette gaybı bildiğinden bu teslimiyet için büyük
bir hayvan, büyük bir kurbanlık gönderir İbrahim'e ve İbrahim onu keser. Bu
başına gelen olay Kur'an'da bir bela, bir imtihan şeklinde anlatılır.
Ayetlerimizde bu gönderilen kurbanlık diye geçer. Hayvan
olduğu bağlantısını, oğlu yerine gelen kurbanlığı kesecek şeklinde anlamdırmam
sonucunda bu kanıya vardığımı belirteyim. Yoksa ayette hayvan diye geçmez.
37/107 de anlatılan şekilde geçer.
Şimdi bu ayeti alıp da illa hayvan kesmemiz gerekiyor Allah
bu şekilde emretti diye yamultmanın bir manası yok. İbrahim'in bu kıssasında da
elbette bizim için çıkarılacak dersler vardır fakat bu her kes kurban kessin
veya her sene topluca kurban kesin diye bir anlam asla çıkmamaktadır. Elbette
bu bir örnektir. Kurban kesebilirsiniz diye de anlayabilmemize rağmen ayette
direk bir emir yoktur. Ancak çıkarım yapabiliriz ki buda direk emir
olmadığından inanan için bağlayıcılığı yoktur kanaatindeyim.
Ama bu ayette bu kurban bir ibadet, bir Allah'a yaklaşma,
bir ritüel, bir bayram, bir toplu ibadet veya buna benzer bir olay değildir.
Yüce Allah'ın peygamber olarak seçtiği bir kişiyi bir imtihana tabi tutması
yada beladan korumak için bahşettiği bir lutüf anlatılır bizlere.
Elbette düşünüldüğün de İbrahim’in kıssasında bizim için
bir çok dersler, örnekler vardır, babası için senin için Allah’tan bağışlanma
dilemesi, dileyeceğim sözü hariç.
*
48/25 Onlar, Kafirlerdir.
Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyan, ayrılmış kurbanların
yerine ulaşmasını engelleyen kimselerdir. Eğer Mü'min erkeklerden ve
kadınlardan olup da kendilerini henüz tanımadığınız için bilmeden onlara zarar
vermeniz ve böylece vebale girmeniz söz konusu olmasaydı, onlarla savaşmanıza
izin verilirdi. Allah, dilediğini rahmetine alır. Eğer birbirlerinden ayrılmış
olsalardı elbette onlardan Kafir olanları acı veren bir azapla cezalandırırdık.
Gene kurban hac ibadeti içerisinde gerçekleşecek olan bir
sunu olarak karşımıza çıkar. Bahsetmiştik ya gidemeyen hediye göndersin der
Rabb'imiz, bu hediyenin mantıklısı hayvan olacaktır diye işte bu gitmesi
gereken, hac için ayrılmış kurbanlardan bahseder ayet.
**
KURBAN
SONUÇ
Kurban konusu ile ilgili ayetlerimizi de analiz ettik.
Çıkarımımıza geçelim. Kurban sunulan bir sunudur. Hayvan olabileceği gibi
insanlara fayda sağlayan her şey olabilir. Kurban hac zamanı, hac esnasında ve
hac için yapılması gerekir diye net bir şekilde anlarız. Elbette insan kendisi
için ve ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için hayvan kurban edebilir. Başka
şeylerde yapabilir.
Hayvan keserken üzerine Allah'ın adının anılması şarttır.
Yani yalnız Allah için kesilmeli, şirk bulaştırılmamalıdır. Hiçbir ayette
topluca kurban kesmeye veya kurban bayramına işaret yoktur. Bu şu demektir,
topluca kurban kesme İslam dininde yoktur, daha doğrusu böyle bir ibadet
yoktur, olmayan bir ibadetinde bayramı olmaz.
Allah için kesiyoruz tek kessek ne olur toplu kessek ne
olur diye düşünenlere de 2 ayrı başlıkta toplumsal ve din boyutuna göre ayırıp
açıklamaya çalışayım.
1-Toplumsal boyutta, kurban kesilebilir, insan kendi yer ve
ihtiyaç sahiplerine dağıtabilir. Tüm yıl sadece 4-5 gün gerçekleştirilen bu
sunu için topumsal olarak ihtiyacı olan ancak yılda bir kere bu işten
faydalanabilecektir. Oy saki tüm yıl çeşitli insanlar çeşitli zamanlarda bu işi
yapsalar, ihtiyacı olanlara fayda devamlı olacaktır. Ayrıca toplu hayvan
katliamı olmayacaktır.
2-Dini boyutuna gelelim ki asıl ciddi kısım bu. Şimdi her
zaman söylerim insan neye inanırsa dini odur. İslam dininde olmayan bir ibadeti kabul eder ve yaparsan artık
İslam dininde olmazsın. Bu ibadeti
yani toplu olarak kurban kesilmesi lazım denen 4-5 gün içinde kurban kesilecek
diye kim uydurduysa, kim bu konuda hüküm koyduysa, kim bunu din diye sana söylediyse,
o kişinin dini ne ise o dinden olursun ki ayrıca Allah'ın değil bu kişinin
dediğini yaptığından bu kişiyi de Yüce Allah'ın yanında, Yüce Allah'ın astından
ilah edinmiş olursun. İşte şirk koşarak, Allah'ın yanında ortaklara da pay
ayırarak, üzerine Allah'ın adını anmayarak bir sunu, kurban sunmuş olursun ki
işte seni aldatıcı Allah ile aldatmış olur, yaptığın işi iyi zannedersin.
Bayram konusuna gelicek olursak da hadi ramazan bayramının
kabul edilir bir tarafı var. 30 gün oruç tuttuktan sonra, bu aya
ulaşabilmemizi, bu ayda oruç tutabilmemizi ve bu ibadeti tamamlayabilmemizi
kutlayabiliriz, kabul edilebilir. Ama kurban bayramı için aynı şeyi asla
söyleyemem. Olmayan bir toplu ibadetin bayramı mı olur. Neyi kutluycaz. Şirk
koştuk, cehennemlik olduk, haydi kutlaylım, bu mudur kutlanan?
Tüm bu çıkarımlarım benim Kur'an bütünlüğüne göre, ayetlerden
anladığıma göre yaptığım bir çıkarımdır. Yüce Allah'ın helal ettiğini haram
etmek gibi bir yaptırımım veya düşüncem olamaz. Her kesin aklı var, özgür
iradesi var ve Kur'an'ı var. Ben kendi yaptıklarımdan sorumluyumi siz de kendi
yaptıklarınızdan, benim dinin bana sizin dininiz sizedir. Ya ben yanlış
yoldayımdır yada siz. Yüce Allah zamanı geldiğinde sizinle benim aramızdaki
hükmü verecek. Ayetler üzerinde akledip
kendi çıkarımızı yaparsınız. Ben Rabb'imin ayetlerini deklere ettim, her kes
kendi akletsin lütfen.
Sözlerim Kur'an dururken hadis, sünnet gibi
uydurmasyonlara, söylentilere hüküm koydurup bu şeytan öğretilerinin peşinden
gidenler içindir. Yoksa Kur'an'ı okuyup da her ne anladıysa anlasın yalnız
Kur'an deyip yalnız Kur'an'a uyana değildir. Ben kendi anladığımı deklere etmiş
olayım.
Kendi net görüşümü ve duruşumu da açıkça ifade edeyim. Ne
kurban bayramı dedikleri İslam dışı uygulamayı bayram diye kutlarım, ne de bu
bayramı tebrik ederim. Ayrıca da asla bu kurban bayramı dedikleri günler içerisinde kesilen hayvanların etlerinden
yemem.
**
Konumuzu daha iyi anlamak, daha iyi kavramak adına hayvanlar üzerinden şirk koşma,
Allah'tan başkasına kesilenler, Allah'ın adı anılması gerekliliği gibi birkaç
başlıkta birkaç ayetimize daha bakalım istiyorum.
Sonrasında herkesin nihai kararını vermeden önce soracağım
birkaç soruya kendi kendilerine cevap vermesini, ona göre karar vermelerini
rica edeceğim ve bu sorularla bitiricez konumuzu Rabb'im izin verirse.
Şirk
koşarak kesilen hayvanlar ve Allah’ın ortakları için kesilen hayvanlar
6/136 Ve yaptılar Allah’a bir nasip646 (O'nun)
ziraat ettiğinden; ekinden ve en’âmdan645; öyle ki dediler zanlarıyla "bu
Allah’adır; ve bu ortaklarımızadır"; öyle ki ortaklarına olmuş olanı öyle
ki ulaşmaz Allah'a; ve Allah'a olmuş olanı öyle ki o ulaşır ortaklarına; ne
kötüdür hükmettikleri.
6/137 Ve işte böyledir; ortakları süsledi
müşriklerden36 çoğuna katletmeyi35 evlatlarını; mahvetmeleri/perişan
etmeleri için onları; ve konfüze etmek/karıştırmak için onlar
üzerine kendi dinlerini; velev/şayet dileseydi Allah; olmazlardı faaliyet
içinde; öyle ki bırak onları; ve uydurduklarını.
6/138 Ve dediler zanlarınla: "Bu
en’âma645 ve ekinedir bir engel; yiyemez onu dilediğimiz kimse
dışında"; ve en’âm645 (ki) haram edildi* sırtları onun; ve en’âm645 (ki) zikredilmez Allah’ın ismi
üzerine; bir iftiradır402 O’na (Allah’a); cezalandıracak onları (Allah)
iftira402 atar olduklarıyla.
*Sırtlarına binmeyi ya da yük taşımayı kendilerine haram
ettiler.
6/139 Ve dediler: "Bu
en’âmın645 karınlarındaki* bir halis** olarak erkeklerimizedir;
ve bir haram edilendir eşlerimiz*** üzerine; ve eğer olursa (o) bir
ölü/mevta****; öyle ki onlaradır (eşlere) onda ortaktır"; cezalandıracak
(Allah) onları vasıflandırma (-syla) onların; doğrusu O (Allah) Hakîm’dir9;
Alîm’dir8.
*Karınları içinde taşıdıkları. Rahimde bulunan ceninler. Bu
gebe hayvanların bir dini ritüel olarak seçildiği ve doğum yaptıklarında yavrularının
erkekler arasında dağıtılarak yenildiği anlaşılmaktadır.
**Saf olarak, katıksız, ortaksız.
***Kadınlar.
****Yavru ölü doğarsa ancak kadınlar yavrunun etinden
yiyebilir.
6/140 Muhakkak hüsrana uğradı kimseler (ki)
katlettiler35 kendi evlatlarını ahmakça; olmaksızın bir ilim; ve
haramlaştırdılar Allah'ın kendilerini
rızıklandırdığını iftira402 ederek Allah'a karşı; muhakkak
dalalete128 düştüler; ve olmuş değillerdi muhted176.
Ayet grubumuzu kısaca özetlemeye çalışayım. Burada
anlatılan kimseler ektiklerinden ve enamdam pay ayırmışlar. Bu pay içinde bu
Allah'a buda ortaklarımıza demişler. Yani Allah'ın yanında ilah edindikleri bir
şeyler varmış onlara da pay ayırmışlar. Bunu da zanlara dayanarak yapmışlar.
Asla bir bilgileri olmadan zanni kaynaklara hüküm koydurarak yapmışlar. Burada Yüce
Allah ortaklarınıza ayırdığınız bana ulaşmaz yani bu ayırdıklarınızın benim
katımda bir değeri yok, Allah için ayırdıklarınızı da kendi hevalarınıza
kullanıyorsunuz bu zan ile size gelen uyduruk bilgi ile hükmettiğiniz çok
kötüdür, yanlıştır demektedir 6/136 ayetinde.
Bir de enamı açıklayalım. Enam sekiz çiftlerdir. 2 şer çift
koyun, keçi, deve ve sığırdır. Maide 143 ve 144 e bakınız. Hayvan kesmeden,
sunmadan da bahseder ayetlerimiz.
İşte bu zanların üzerine inşa ettikleri, hak dini
zannettikleri, uydurmasyonlar, ata dinine göre sundukları şeyler için bu
şekilde yanlış yaptırmakla beraber başka yanlışlar da yaptıklarını anlarız. Din
sandıkları bu şeytan öğretileri, edindikleri ortaklar bu kimselere evlatlarını
öldürmeyi de hoş göstermiş nedeni ise bu zanlara uyanların perişan edilmeleri,
dinlerini karıştırmak içinmiş.
Net bir şekilde bu insanların, Allah'ın astından ilah
edindiklerini ve uydurmaları ile elbette tamamen yanlış yoldadırlar. Tarihsel
ve bilimsel bir detaya bakmasam da şunu söyleyebilirim. Bir savaş veya bir topluma
dışardan büyük bir kitlenin karışması ile bilerek ve isteyerek bu insanların
mahvolması için mevcut dinlerini uyduruk hükümlerle değiştirmek için başka toplum
veya toplumlarca yapılan bir konfüze hareketidir. Elbet ki bu hemen değil belli
bir süreç ve zaman almıştır. Belki din adamları uydurulmuş, belki uyduruk
kitaplar yazılmıştır.
Bu şekilde bir toplumu mahvetmek, perişan etmek için bir
girişimdir bu. Aynı kendilerini doğru yolda sanan tamamı zan, tamamı uydurma,
yamamı söylenti hadis kitaplarıyla yapmak istedikleri ve maalesef büyük ölçüde
başarılı oldukları gibi. Belki bu uydurmalarla evlatlar öldürülmüyor ama dinde
hüküm koyuyorlar ve buna uyanları müşrik yapıyorlar, yani kendilerini
mahvediyorlar ve onlara uyanları da.
6/137 üzerinde konuştuk ve bitirdik. Devam edelim. 6/138 ve
139 da ise bu kimselerin nasıl zan ile
hüküm koyduklarını bize öğretir Yüce Rahman.
6/140 da ki işaretlerimiz ise kısaca, inanıp da din zannettikleri,
kutsal kitap harici hüküm koyuculara uydukları bu şeylerle mutlak hüsrana
uğrayacaklarını bize öğreten Yüce Allah bu yaptıklarının ahmakça olduğunu da
belirterek bir ilim olmadan yani kutsal kitap bilgisi, aydınlatıcı bir kitap
olmadan Allah'ın helal ettiğini haramlaştırdıklarını bize öğretirken, aynı zamanda da okuyun, anlayın ve sizde bu
veya buna benzer bir şey yapmayın, yaparsanız sonunuz bu kimseler gibi olur
diye net işaretini verir, bilmediklerimizi bize
öğretir. Bu kimselerin delalete düştüğünü ve asla doğru yol üzerinde
olmadıklarının işaretini de bizlere verir.
Ey akıl sahibi, bu hadis kitapları ile, sünnet ile, sözde peygamberin
sözleri ile tamamı zan, tamamı uydurmasyon, tamamı söylenti şeylerle biricik
İslam dinimize yapılan bu değil mi, dine hüküm koyan bunlar değil mi, İslam’da
olmayan şeyleri uyduranlar bunlar değil mi, harama helal, helale haram diyen bunlar
değil mi, kendi uyduruk sözlerini Yüce Allah'ın sözlerinin üzerinde tutup,
Kur'an ayeti yerine bu zanlara inanlar, bu zanlara inanılması için elinden
geleni yapan bunlar değil mi?, Yüce Allah adına iftira atan, Yüce Allah adına
yalan uyduran ve bu yalanları Yüce Allah’a dayandıran bunlar değil mi?
Her ne kadar gerekli olmasa da her şey apaçık ortada olsa
da bunların böyle olduğunu isteyene istediği zaman gene bunların kendi uyduruk
hadisleriyle ispatlayabilirim.
*
22/30 İşte budur; ve kim büyütür/büyük yapar
haramlarını Allah'ın; öyle ki o bir hayırdır ona
Rabbinin4 indinde/katında; ve helal kılındı sizlere en’âm645; dışındadır
tilâvet* edilen üzerinize; artık kaçının rics773 (-den); evsândan786;
ve kaçının sahte/yanıltan söylem (-den)
*Okunan.
Bu ayetimizde de Yüce Allah'ın haram dediklerine gerekli özeni
gösterme, ondan uzak kalana, gerekli önemi gösterene bu işin o kişi için
hayırlı olduğunu öğretir Rabb'imiz. Az önceki ayetlerimizde enam için kendi
yanlarından din uydurup, zanlara uyanlar için enamın helal kılındığını öğretir
Yüce Rahman. Ayrıca çok önemli öğretiler devam eder ayetimizde. Size okunan
harici yani kutsal kitapta size beyan edilen harici üzerinize başka haram yoktur
der, yani uydurmayın der. Bu yol dışındakiler pisliktir, pislikten kaçının der
Rabb'imiz. Başka kaçınmamız gereken 2 şey daha belirtir bu ayet özelinde
Rabb'imiz.
Birincisi Evsandan kaçının yani Allah' şirk koşma
seviyesinde değer verilen, dinde Yüce Allah'ın kitapları dışında hüküm
koyanlar, tapınma seviyesine getirilenlerden. Bunlar insan olabilir, obje
olabilir veya nesne olabilir.
İkincisi ise sahte yanıltan söylem, söz. Bunlar nedir? Tüm
zanlar. Asla yüzde yüz gerçekliği ispatlanamayacak tüm sözler. Başta da elbette
hadisler vardır. Hiçbirinin doğruluğu tamamen kanıtlayanamayacağı gibi
peygamberin söyleyip söylemediği de kanıtlamaz. Kaldı ki peygamberin sözleri
olsa ne fark edecek.
Dini peygambere öğreten Yüce Allah’tır, sadece Kur’an’dan
sorulucaz, peygamber Kur’an’ın dışına asla çıkmamıştır, Kur’an’da her şey
apaçıktır, her şeyden örnekler apaçık verilmiştir, din tamamlanmıştır, tek
hüküm koyucu Ben’im der Rabb’imiz.
Anlamadığınız yer, açıklanması gereken yer, eksik kalan
yer, detaysız kalan yer asla yoktur olduğunu varsaysak bile ki bir daha üstüne basa basa söyleyeyim asla ama asla yoktur HAŞA hadislere mi bakın diyor Kur’an’da her hangi
bir yerde. Siz peygambere itaati de yanlış anlamışınız, her şeyi yanlış
anladığınız gibi.
Merak ediyorum bu hadislere inanların hiç akletmez mi? Bu
uyduruk hadislere inanıp peygamberin sözü diye inandınız diyelim. Resule itaati
yanlış anladınız, dini peygambere Allah'ın öğrettiğine kafanız basmadı,
peygamberin Kur'an dışı bir şey söylemeyeceğini algılayamadınız, peygamberin
asıl işaret ettiği Kur'an'a değil de peygamber ne giymiş, ne yapmış ona baktınız, yani parmağın işaret ettiği yere
değil parmağa baktınız, zaten Yüce Allah’ın dediklerinin sizin için önemi yok, sizin için önemli tek kaynak uyduruk söylentileriniz onu da biliyoruz peki hiç düşünmüyormusunuz.
Zamanı geldiğinde Yüce Allah'a kavuştuğunuzda gittiğiniz bu
yolda peygamber dedi biz ona uyduk dediğiniz sözler için peygamber şahit olarak
geldiğinde ben bunların hiçbirini demedim dediğinde ki elbette tanık olarak
gelecek, ne diyeceksiniz? Hüsrana uğrayanlardan olacaksınız.
Cevabınız ne olacak. Allah'ım sen kitap gönderdin yetmedi,
sen kitap gönderdin anlamadık, sen kitap gönderdin açık değildi, sen kitap
gönderdik bazı şeyleri orda bulamadık,
sen kitap gönderdin eksikti mi diyeceksiniz. Alemlerin yaratıcısı HAŞA düzgün
bir kitap gönderemedi mi sizce yani?
Elbette bu yüzsüzlüğün heralde son noktası olur.
Yalnız Kur'an diyen biri ise Yüce Rabb'im sen kitap gönderdin,
ben yalnız senin kitabına uydum. Sen her zaman doğru söyledin, tek hüküm koyucu
sensin, ben yalnız sana uydum, sana teslim
oldum, sana klavuzlandım diyecek. Doğrumla da yanlışımla, eksiğimle, hatamla
ancak senin hükümlerine uydum, senden başka ilah edinmedim, dinimde hüküm
koydurmadım diye söyleyecek.
Hangisi Allah katında affedilmeye daha layık olur acaba bir
düşünün diycem de yalnız akıl sahipleri öğüt alacağından bu hadisçilerin bunu da
düşüneceklerinden pek emin değilim.
Amacım kimseye hakaret etmek asla değil, asla küçümsemek
değil, asla hor görmek değil, asla kendimi beğenmişlik, kibir veya büyüklük
taslamak değil tek amacım insanların inandıkları yolda akletmeleri gerektiğini
anlatabilmek, inandıkları her ne ise delil ile kanıtla inanmaları gerekliliğini
anlatabilmek ve tek kurtuluşun yalnız Kur’an demek olduğunu idrak etmelerine
çabalayarak, yalnız, sadece ve bir tek Kur’an’a çağırmaktır. Yoksa her kesin
aklı ve özgür iradesi var. Bizim dinimizde de zorlama da yok zorlukta. Sonuçta
her kes kendi ellerinin yaptıklarının sonucunu görecektir.
Kur’an harici hüküm koyuculara uyanların yanlış yolda
olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen onlar da benim yanlış yolda olduğumu
düşünüyorlardır. Zamanı gelince Rabb’im hüküm verdiğinde hep beraber görücez,
kimin yanlış yolda kimin ise doğru yolda olduğunu. Öyleyse bekleyin bende
bekleyenlerdenim.
Allah'tan
başkasına kesilenler
2/173 Ancak haram kıldı318 sizlere ölüyü/leşi;
ve kanı; ve domuz etini; ve kendisi Allah'tan başkası için adak edilmişi; öyle
ki kim zorlandı –aranmaksızın ve sınırı aşmaksızın- öyle ki yoktur günah onun
üzerine; doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Haram ve helali kendi konusunda ele almaya çalışıcaz. Konu
bağlamında Allah'tan başkasına kesilen adak, kurban veya ne için kesilirse
kesilsin haram olduğunu net öğretir Rabb'imiz. Ayrıca dinde bizi zorlamayan ve
asla zorluk istemeyen Yüce Allah bu ayetinde zorda kalınırsa sınırı aşmadan
bunlardan yiyebilirsiniz diye de bize seçenek sunmuştur.
*
5/3 Haram
kılındı üzerinize ölmüş; ve kan; ve hınzır/domuz eti; ve kendisine Allah’ın dışında başkasının (ismi) adanan/sunulan; ve
boğulan (ölen); ve ağır darbeyle/hastalıkla (ölen); ve düşen (ölen); ve
boynuzlanmış (ölen); ve yırtıcıların yediği; dışındadır
boğazladığınız/kestiğiniz; ve (haram kılındı) boğazlanan/kesilen
dikilmişler* üzerine –ve ki kısmet ararsınız fal oklarıyla**-; işte
bunlar; bir fısktır38; gündür (ki) umudu kesti kâfirlik25 etmiş kimseler
dininizden122; öyle ki haşyet53 duymayın onlara; ve haşyet53 duyun
bana; bugün (ki) kemale erdirdim/tamamladım sizlere
dininizi122; ve kemale erdirdim/tamamladım üzerinize nimetimi; ve razı
oldum sizlere İslam’ı218 bir din122 (olarak); öyle ki kim daraldı
açlıkta meyletmeksizindir günaha; öyle ki doğrusu Allah Gafûr’dur20;
Rahîm’dir2.
Allah'ın dışında başkasının ismi anılan, başkasına sunulan,
adanan yani Allah harici veya Allah yanında bir şey için kesilen, sunulan
şeyinde haram olduğunu net anlarız. Bunun İslam dini olduğunu, bu dinin Yüce
Allah tarafından tamamlandığını, artık Yüce Allah Kur'an'da neyi ne kadar dedi
ise onun o kadar olduğunu da anlarız.
Bu İslam dinini de Yüce Allah'ın bizim için seçtiğini bize
bu yalnız bu din için razı olduğunu, yalnız bu dinle gelenin dininin kabul
olacağını anlarız. İslam dininde olmayan birisinin uydurduğu İslam harici bir
hükme uyarsak eğer artık, dinimiz İslam olmayacak bu şekilde gidersek hangi
dine girdiysek İslam olmayacağından Yüce Allah'ın bunu kabul etmeyeceğini
anlarız. Ve elbette ki o dini uyduranı ilah edineceğimizden de zaten müşrik
olmuş oluruz ki yerimiz net ve kesin olarak asla bağışlanma şansımız olmadan
sürekli cehennem olacaktır.
*
16/56 Onlar, kendilerini rızıklandırdığımız
şeylerden bilinçsizce pay ayırıyorlar. Allah'a yemin olsun ki, uydurduğunuz bu
şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.
Gene ortaklarına, şirk koştuklarına pay ayıranların ve
bunların bilinçsizce yaptıklarına dair ayetimizdir. Bu yaptıklarını
destekleyecek zan harici bir bilgiye sahip değillerdir. Oysa ki zan haktan yana
ortaya bir şey koymaz, koyamaz. Zan her zaman insanı günaha ve ya şirke sokar.
Allah'ın
adının anılması
Üzerinde Allah'ın ismi anılması demek yalnız Yüce Allah
için, Yalnız Yüce Allah'a kesilen hayvanlar, sunulan sunulardır. Sadece besmele
cümlesini olan Bismillahirrahmanirrahim demek değildir. Elbette besmeleyi
söyleyeceğiz, zaten her işe besmele ile yani Yüce Allah'ın ismi ile başlamamız
gerekir zaten fakat ayetlerde asıl anlatılan, yaptığımız olaya şirk
bulaştırılmaması gerektiği, Yüce Allah'ın hudutlarından çıkmadan nasıl yap
diyorsa o şekilde yapmak gerekliliğidir. Bu Allah'a bu ortaklarımıza, bilmemde
dede türbesinde dilek gerçekleşsin diye, İslam’da olmayan bir ibadet ile onu
uyduranı ilah edinerek veya direk Allah harici ilah diye kabul edilen şeye
kurban kesmemek veya sunu sunmamaktır asıl anlatılan.
Bununla ilgili birkaç ayetimize bakalım. Rabb'imizin
öğretilerini öğrenelim.
5/4 Sual
ederler/sorarlar sana neyin helal kılındığını onlara; de ki: "Helal
kılındı sizlere iyiler; ve avcı hayvanlardan* öğrettiğiniz (şey); avcı
hayvanları eğitenler (ki) öğretirsiniz onları (avcı hayvanları) sizlere
öğrettiğinden** Allah'ın; öyle ki yiyin tuttuklarından sizlere; ve
anın/zikredin78 Allah'ın ismini49 onun (avın) üzerine; ve
takvalı21 olun Allah’a; doğrusu Allah seridir/çabuktur hesapta.
6/118 Öyle ki yiyin üzerine Allah'ın ismi
zikredilenden641; eğer olduysanız O’nun ayetlerine müminler27.
6/119 Ve nedir sizlere (olan) ki
yemezsiniz* kendisi üzerine Allah'ın isminin zikredilmişinden; ve muhakkak
detaylandırdı/ayırdı** (Allah) sizlere
haram kıldığını** (Allah'ın) üzerinize; dışındadır kendisine
zaruri*** kaldığınız; ve doğrusu bir çoğu**** mutlak
dalalete128 düşer hevalarıyla olmaksızın bir ilim; doğrusu (senin)
Rabbin4 (ki) O en iyi bilendir taşkınlık edenleri.
*Hurafelere, söylentilere uyarak Yüce Allah adına kurban
edilen hayvanların etlerini kendilerine haram eden müşrik kimseler.
**Yüce Allah'ın haram kıldıkları apaçık bildirilmişken.
***Zorunlu, gerekli.
****Yeryüzündeki insanların çoğu müşriktir. Hevalarına
uyarak, bir ilime dayanmadan (Kur'an'a) kendilerine Yüce Allah'ın helal kıldığı
şeyleri haram ederler.
6/121 Ve
yemeyin üzerine Allah'ın isminin asla zikredilmeyeninden*; ve doğrusu o mutlak
bir fısktır38; ve doğrusu şeytânlar29 fısıldarlar evliyalarına212 karşı
sizlerle mücadele etmeye; ve eğer tabi olursanız; doğrusu sizler (de) mutlak
müşriklerdensiniz36.
6/145 De ki: "Bulamıyorum üzerime
vahyedilmiş* (olan) içinde bir haram318 edilen; bir yiyen üzerine
(ki) yer onu; dışındadır ki olur (o) bir ölü; ya da akan bir kan**; ya da bir
domuz eti öyle ki doğrusu o bir ricstir***; ya da bir fısk38 (olarak)
kendisiyle Allah'tan başkasına adanma yapılmış; öyle ki kim zaruri kalırsa
aranır/bakınır olmaksızındır ve ne de taşkınlık yapmaksızındır; öyle ki doğrusu
(senin) Rabbin Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
*Kur'an.
**Kan bulaşmış ya da etin içindeki kan değildir. Direkt
olarak sıvı halde akan kan işaret edilmiştir.
***Pislik. Rabbimiz domuz etini bir pislik olarak
nitelendirmişse mutlak ki insan sağlığı için sakıncalı olduğu içindir.
22/34 Rızık olarak verilen hayvanların üzerine
Allah'ın adını anmaları için bütün ümmetlere mensek tayin ettik. Sizin ilahınız
bir tek ilahtır. Artık yalnızca ona teslim olun. Samimi İnsanları haberdar et.
Konu
bağlamında birkaç ayetimize daha bakmamız lazım. Sonrasında sorularımızla
bitiricez. Aslında yapılması gerekenleri ayetler eşliğinde deklere etmeye
çalışıcam diyelim.
1-
Helali haram haramı helal etme gibi bir niyetim veya düşüncem yok asla olmadı
ve olmayacak, haddim de değil gücüm de yetmez asla amaç da edinemem. Fakat bunu
yapanlara karşı da Yüce Allah’ın öğretilerini insanlara deklere etmeye de Rabb’im
izin verdiğince devam edeceğim. Amacım yalnız Allah'a çağırmaktır. Allah'ın
makamından ve uyarılarından korkarım. Bu manada da elbet herkes kendi kararını
verecektir.
5/87 Ey
iman47 etmiş kimseler! Haram etmeyin* iyileri; helal kıldığını
Allah’ın sizlere*; ve sınırı aşmayın552; doğrusu Allah sevmez sınırı aşanları.
*Kutsal kitaplarda helal edilmiş bir şeyi uyduruk
hadislerle/sözlerle haram etmeyin. Peygamber buyurdu ki diye başlayan, resûle
iftira olan söylenti/hadislere itibar etmeyin. Örnek: Midyeyi kendinize
haram etmeyin. Kur'an size yiyecek konusunda neyin haram edildiğini
bildirdi. Midye yemeği seven bir kimseye siz bu haramdır demeyin. Allah
adına hüküm vermeyin.
2-Kimsenin
kimseyle bir tartışmaya girmesinin de manası yoktur. Kur'an okuyalım, Allah
bize ne anlatıyorsa biz Kur'an'dan ne anlıyorsak bizim için o şey, o
şekildedir. Allah her şeyi bilir ve zamanı geldiğinde hükmünü verecektir.
22/68 Eğer seninle tartışırlarsa, o zaman:
"Allah yapmakta olduğunuz şeyleri en iyi bilendir." de.
3- Adak,
kurban, sunu veya istenildiği zaman kesilecek olan hayvanlar için tüm bunların
hepsinin etleri ve kanları Yüce Allah'a ulaşmaz. 22/37 ayeti inanılanın aksine
yalnız kurban ibadeti için geçerli değildir. Yapacağımız tüm herşeyde, tüm
ibadetlerde, adaklarda ve sunularda önemli olan takvamızdır.
Bu yaptıklarımız Yüce Allah'ın bizi doğru yola ilettiği
için onu yüceltmemiz içindir diye öğretir Yüce Rahman. Bunları bizim yararımıza
sunmuştur ve müjdelenecek olanlar iyi kimselerdir. Bu bağlamda adak, kurban
yada sunu her ne yaparsak Yüce Allah'ın bu sohbetteki gibi öğretilerini dikkate
alarak yapalım.
Eğer Yüce Allah'a takvamız ulaşacak ise bu yaptığımız ister
ibadet olsun, ister yararlanma ister de yararlandırma yada hepsi birden takva
sınırları içinde olmalı, Yüce Allah'ın hudutlarında olmalı, onun öğrettiği gibi
olmalı.
Yoksa kestiğimiz hayvan sadece et ve kan olacak ve Allah
katında bir değeri olmadığından, bizimde ahiret hesabımıza yansımayacaktır.
Muhasebecilerin tabiri ile Ahiret hesabımıza alacak kaydedilmeyecektir.
22/37 Onların ne etleri ne de kanları asla Allah'a
ulaşmaz. Ona ulaşacak olan sizin takvanızdır. Sizi doğru yola ilettiğinden
dolayı Allah'ı yüceltmeniz için onları sizin yararınıza
sundu. İyi olan kimseleri müjdele.
4- Şunu da
unutmayalım Kur'an bize yeter. Din tamamlanmıştır, her şeyden apaçık örnekler
Kur'an'da vardır, tek hüküm koyucu Kur'an’dır, Kur'an'dan sorulucaz. Kur'an'da
ne ne kadarsa o okadardır. Daha fazlasını aramak bizi şirke sokar. Yüce Allah
hudutları belirlemiş, gerisini rahmetinden bize bırakmıştır. Din kişiseldir.
Allah ile kul arasındadır. Kutsal kitaptan öğrendiğin kadar yetecektir.
Hadisçilerin kurbanın
detaylarını nerden bilicez bak hadislerde var Kur'an'da yazmaz derler ya her
şeyde yanıldıkları gibi bunda da yanılmaktadırlar. Her şeyden apaçık örnekler
veren Rabb'imiz bununla ilgili tüm detayları da vermiştir. Sohbetimizde de
öğrendik zaten.
Yok kesilecek kurban şu yaşta olsun, yok yaralı olmasın,
yok danaya en fazla 7 kişi girer v.s. gibi detaylar şekilciliğe girer ve İslam’da
yeri yoktur.
Peki nedir kurbanın detayları ?
Üzerinde Allah'ın ismi anılacak yani yalnız Yüce Allah
adına kesilecek, domuz olmayacak, enamdan olacak (benim anladığım), insanın
kendi faydalanacak aynı zamanda ihtiyaç sahiplerini faydalandıracak
Kıssas budur. İster kurban, ister, adak ister se de sunu
olsun. Aynı zamanda bu ibadet özelinde sadece hayvanları keserek olmadığını da
öğrendik.
Kur'an'da yazmıyor deyip hadis peşinden gidenleri hadisler
ateşten başka yere götürmeyecektir. Çünkü tamamı zandır. Oysa Yüce Allah'ın
kelamı ancak doğru yola klavular.
53/28 Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri
yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysaki zan, "gerçekten" yana
hiçbir değer taşımaz.
Benim yolum Rabb'imin izni ile basiret üzerine Yüce Allah'a
davet etme yoludur, eğer Yüce Allah'ın ayetlerini deklere etmem bazı kimselere
ağır geliyorsa bilsinler ki ben yalnızca Yüce Allah'a güveniyorum. Yalnız öğüt
alacaklar öğüt alır. Dileyen Rabb'ine doğru bir yol tutar.
Diye belirtip son kararınızı vermeden önce kendiniz sorup
kendiniz cevaplayacağınızı umut ve rica ettiğim sorularla bu konu özelindeki
çalışmamızı Rabb'imin izni ile noktalıyalım.
1-Kur'an'da hac ibadeti sırasında hayvan kesilmesi işaret
edilmiyor mu? Hac ibadeti harici bir zorunluluk var mı?
2-Kur'an'da hacca gidemiyorsan mutlaka kesilsin diye bir
zorumluluk var mı yoksa bir yararlanma olarak kesilebilir işaretimi var?
3-Kesilecek kurbanların toplu olarak kesilmesi veya toplu
kesilsin kesilsin diye bir işaret var mı?
4-Hacca tüm inanlar aynı anda mı gidiyor veya giden aynı
anda mı kesiyor yoksa ihtiyaç oluştukça mı kesilsin işareti var, peki hacca
gidemedim bunun yerine hayvan kesiyorum diyen her kez neden yılın belli zamanı bir
anda kesiyor ?
5-Bu hayvan katliamı olmuyor mu ?
6-Yılda bir gün herkes keseceğine, yılın her zamanı
birileri kesse toplumsal olarak daha faydalı olmaz mı ?
7-Toplu kurban kesme İslam'da yok. Peki bunu din olarak
yapanın dini hala İslam mı oluyor ?
8-İslam'da toplu kurban kesmek yok. Peki olduğunu
söyleyenler bunu bir yerden duydular, bunu biri yada birileri uydurdu da onu
uyguluyorlar değil mi ?
9-Bunun bu şekilde olduğunu söyleyen dinde hüküm koymuş
olmuyor mu?
10-Buna inanan Yüce Allah'ın yanında ilah edinmiş olmuyor
mu ?
11-Bunu yapan inanan mı oluyor yoksa müşrik mi ?
12-BU ET ÜZERİNDE ALLAH'IN ADI ANILMAYAN BİR ET OLMUYOR MU
?
13-Bu İslam'da yeri olmayan toplu hayvan kesme için
kutlanılan bayram normal mi?
14-Bu günlerde kesilen hayvan Allah yanında ortakları adına
da kesilmiş olmuyor mu?
15-Bu yapılan takva ile yapılan bir hareket mi ?
16-Kan ve et Allah'a ulaşmayacaksa, Allah'a ulaşacak takva
ise, bu uygulamanın takvası nerde, Kur'an hudutları içinde bir uygulama mı ki
bu takvası olsun?
17-Üzerinde Allah'ın adı anılmayan demek Allah ve ortak
koştuklarına yada Allah dışında bir ilaha kesilmiş et olarak bize haram edilmiş
et olmuyor mu ?
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut
bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi
rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.
4Efendi, komuta eden.
6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel
şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.
8Bilen.
9Bilge/bilgelikle hükmeden.
17Takva sahipleri/Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı her
şeyden sakınanlar.
20Bağışlayan.
21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut
olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak
durmayı işaret eder.
25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp
üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam
alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır.
Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de
kâfirdirler.
27İtimat eden/emin
olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren kitabını okuyarak
delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi olduğuna kanıtlarla
kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.
29Saptıran, bozan, uzaklaştıran her şey için kullanılan bir
kavramdır. En büyük şeytân İblîs'tir. Onun soyları olan, paralel evrenden kalp
ve beyin hücrelerimize kuantum seviyesinde fısıldayarak
insanları saptıran cinler de bir şeytândır. İnsanlardan bir
kimse de şeytân olabilir. Haktan/gerçekten saptırmışsa; doğru
olanı bozmuşsa, doğrudan uzaklaştırmışsa o şey Kur'an'a göre
şeytândır. Kur'an'dan saptıran, Kur'an'ı anlamını bozan söylenti/hadis
kitapları da birer şeytândır. Güneş'ten çıkan kozmik parçacıklar da
DNA gibi organik molekülleri bozduğu için Rabbimiz tarafından şeytanlar
olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle geçtiği ayete göre anlam verilmelidir.
34Kur'an'ın indiği dönemde o bölgede yaşayan insanların
belirlemiş olduğu bir kural/antlaşma. Savaşmanın haram olduğu 4 ay.
35Savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız
etmek, zarar vermek. Katletmek öldürmek asla değildir. 33:16 ayetinde Yüce
Allah bizlere işaretini vermiştir. 33:16 ayetinde "De ki: Asla menfaat
sağlamaz sizlere firar eğer firar etseydiniz ölümden ya da katillikten; ve
o zaman metalandırılmazsınız biraz dışında." buyrulmuştur. Bu ayetten net
olarak anlarız ki ölüm ile katillik aynı şey asla değildir. Farklı
kavramlar olduğunu Rabbimiz bu iki kelimeyi ya da",
"veya" anlamında olan "evi" ayracıyla ayırarak
göstermiştir. Her katletme illa ki ölümle sonuçlanmak zorunda değildir.
Ancak ölümle de sonuçlanabilir.
36Şirk koşan. Şirk; ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce
Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm
koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek.
Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.
37Güç yetiren.
38Sapkın, doğru yoldan çıkan.
41İşiten.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
58Yumuşak huylu.
113Açlık sınırında yaşayan.
128Dosdoğru yoldan (Kur'an'dan) sapmış kimseler. Sadece
Kur'an demeyen herkes.
158Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği
her yer mescittir. Haram mescitse bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük
yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan
mescittir.
169Dine, İslam'a, sadece Kur'an'a adanmış hayat tarzı.
Sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına dayanarak yapılan tüm eylemler.
176Doğru yola kılavuzlu, hidayetli, dosdoğru yol olan
sıratel müstakim üzerinde olanlar. Yüce Allah'ın biricik dini olan İslam'a yani
sadece Kur'an'a tabi olanlar.
182Doğrular, dürüstler.
202İyi olan şeylerde fazlalıklı olmak, fazlalaştırmak, daha
fazlaya sahip olmak, daha fazla yapmak.
212Veli kelimesinin çoğulu. Veliler. Koruyan, himaye eden
yakın arkadaşlar.
312Sembol, slogan, amblem, nişan, işaret, soyut bir
kavramın somutlaşarak sembol/belirteç haline gelmesi.
318Yiyecek kapsamında insanoğlu için sadece 4 şey haramdır.
Yüce Allah'ın şerefli Kur'an'ında bizlere bildirdiği bu 4 şey haricinde asla
bir haram koyulamaz. Bir şeyi sevmemek veya tiksindirici bulmak o şeyin haram olmasını gerektirmez. Bir
toplum başka bir toplumun tiksindirici bulduğu bir şeyi çok severek
yiyebilir. Helal ve haram koyma yetkisi bütünüyle sadece Kur'an'a
aittir. Resullerin haram ve helal koyma yetkisi yoktur.
Haram yiyecekler;
Haram yiyecekler;
1. Ne zaman öldüğü bilinmeyen, leş.
2. Kan.
3. Domuz eti.
4. Yüce Allah'tan başkası adına adanan
kurbanlar.
322İmtina etmek, çekinmek, sakınmak, uzak durmak
anlamındadır. Ramazan ayında (30 gün) siyam/oruç tutulur. Şafağın beyaz ipliği
siyah ipliğinden ayırt olunca -gün ışığı karanlıkta ilk belirginleştiğinde-
başlar ve Güneş batınca biter. Siyam yemekten, içmekten ve cinsel yakınlaşmadan
uzak durmaktır. Hasta veya seferde olanlar tutamadıkları günleri Ramazan ayı
dışında tutarlar.
Tâkatını kullanarak tutabilenlerse bir miskini/açlık
sınırında yaşayanı doyurarak bir fidye verirler. Siyam/oruç tutmak da
hayırlıdır; fidye vermek de hayırlıdır. Birbirlerine üstünlükleri yoktur.
Siyam/oruç gecesi
cinsel yakınlaşma serbesttir.
327Kur'an ayetlerinin delillerle tartışıldığı, öğrenildiği;
belirlenmiş bir mekanda ve zamanda gerçekleştirilen, önceden duyurusu
yapılan toplanma, bir araya gelme; kongre.
337Vizit, ziyaret, amaç edinme, onarmak.
338Hac veya umre için haram mescide gelen
kimselerin kendileri ve başkaları için yanlarında getirdikleri ihtiyaç
giderici şeyler. Canlı hayvan mantıken en iyi hediyedir. İyi bir besin kaynağı olan
et çölde çok hızlı bozulacağı için et verecek olan hayvanın canlı olarak
haram mescide getirilmesi en güzelidir. Bu hayvanlar oraya gelen insanların
doyurulması içindir. İhtiyaç oluştukça Yüce Allah adına kesilirler.
339Hac ve umre için gelenlerin haram mescide girmeden
önce baş tıraşı oldukları anlaşılmaktadır. Saçların çok kısa kalacak şekilde
kesilmesi bit ve pire gibi parazitlerin yayılmasını büyük ölçüde
azaltır. Benzer uygulamalar antik uygarlıklarda da mevcuttu. Şehre
gelen yabancılar hamamda yıkanmadan şehre giremezlerdi.Baş tıraşının aynı
zamanda damga gibi bir işaret olduğunu da anlıyoruz. Hediye olarak getirilen
şey hediyelerin kabul edilerek kayıt altına alındığı alana gelinceye kadar baş
tıraşı olunmazdı. Hediye kendi mahalline ulaşıp o kimse adına kayıt
yapıldığında artık o kimse baş tıraşı olabilir ve haram mescide girebilirdi.
Anlarız ki baş tıraşı sağlık açısından önemli olduğu kadar işaretleme
amaçlı da kullanılmıştır. Başları tıraşlı olan kimseler toplum için hediye
sunmuş kimselerdir.
340Hac ve umrede asla hediye getirme imkanı olmayan
kimseler de baş tıraşı olur. Haram mescide girer. Ancak
hediye fideye olarak 3 gün hac zamanında, 7 gün de evine döndüğünde olacak
şekilde toplam 10 gün siyam/oruç tutar.
341Bir kimse hastaysa ya da başı tıraş edildiğinde başında
bir deri hastalığı görülürse o kimseler hac ve umre yapamaz. Haram mescide
giremez. Fidye olarak siyamdan/oruçtan ya da sadakadan ya da nusuktan bir
karşılık/ödeme verir. Kişinin iyileştiğinden ve başındaki deri hastalığının
geçtiğinden emin olunursa o durumda hediyesi kabul edilir ve haram mescide
girebilir. Hediyede zorlanırsa kendisine kolay geleni verir.Rabbimiz bu
fidyenin miktarını rahmetinin gereği bildirmemiştir. Bu nedenle bizlere en
kolay geleni tercih edebiliriz. Tek günlük bir siyam/oruç tutmak da ayetin
tecelli etmesine yeterlidir. Ya da 3. tip bir sadaka verilebilir. Ya
da adanılmış hayat tarzında devam edilebilir. Hastalığı nedeniyle mağdur
olmuş bir kimseye Yüce Allah asla zorluk yüklemez. Adanmış hayatına devam
etmesi bile bir fidye olur.
342Kur’an’da 3 tip sadaka vardır. Bunlar;
1-Sadaka-1: Kamu yönetiminin topladığı bir gelir vergisi
türü.
Kamu yönetimini 9:60 ayetinde Rabbimiz tarafından
zikredilen gruplar için topladığı özel bir kamu vergisi (9:103, 9:58 ve 9:60).
2-Sadaka-2: Kamudan talepleri olan kişi ve kurumların kamu
yönetimi ile görüşmeden önce vermesi gereken sadaka vergisi (Kamu harcı).
58:12 ayeti; bu fonda toplanan harç vergileri Sadaka-1
fonuna aktarılır.
3-Sadaka-3: Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi.
Kamu yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı
kazançlardan kişinin kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip
sadaka vergisi fakirlere verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli
verilmesi daha
hayırlıdır. Fakirlere verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı
olmamalıdır. (2:271 ve 2:263)
352Apaçık deklere edilmiş, bildirilmiş, kanıtlı/delilli
olarak ortaya çıkmış.
390İntikam sahibi, öç sahibi.
402Kutsal kitapların astından olan söylenti/hadis
kitaplarıyla (Talmud, Kütüb-i Sitte, Riyâzus Sâlihîn vb. ) Yüce Allah'ın
bizzat kendisine ve onun resûllerine iftira atmak. Allah'ın adına kutsi
hadisler
uydurmak. Tamamı zan olan 'Resûl buyurdu ki'
sözleriyle resûl adına uydurulmuş bir din oluşturmak. Sünnet
adı altında resûle iftira olan sözlere/hadislere tabi olmak. Mezheplere
tabi olmak. Tarikatlara tabi olmak.
Sadece Kur'an, sadece kutsal kitap dememek.
418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı
edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.
476Yakınlaşma amaçlı sunu, feda edilen.
534Hac döneminde yapılması haram edilen şeyleri yapmamak.
Haram emrine uymak.
535Bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük yapmanın,
canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan ev.
536Şiddetli.
641Yüce Allah'a yaklaşma amacı güdülerek
(kurbanlık) ihtiyaç sahiplerinin faydalanması için kesilen her türlü
hayvan (mutlak ki domuz dışında). Üzerine Yüce Allah'ın ismi anılarak
dağıtılan her şey de bu tanıma girer. Not: Günlük yemek için marketlerde,
kasaplarda satılan hayvanların üzerine Allah'ın isminin zikredilmiş olması
aranmaz. 6:118 ayetinde işaret edilen hayvanlar kurbanlık hayvanlardır.
645Koyun, keçi, deve ve sığır türleri. Eşli olarak sekiz
çiftlerdir. Bak. 6:143-144.
646Yüce Allah'a olan nasip/pay bireysel olarak hiç kimseye
ait olmayan, sadece topluma ait olan nasip/pay demektir. Yüce Allah'ın evi
gibi. Yüce Allah'ın devesi gibi. Kamuya ait olan bir nasip/pay demektir. Bu
nasip mutlak ki topluma aittir ve topluma ulaştırılır. 6:136 ayetinden anlarız
ki Yüce Allah adına ayrılan bu pay Yüce Allah'a ulaştırılmamış yani
kamunun/toplumun faydalanması için verilmemiştir. Bunun aksine Yüce Allah'ın
payı şirk koşma aracı olan sözde ilâhi aracılara ulaştırılmıştır. Mutlak ki
bakım masrafları vb. yalanlarıyla topluma ulaşması gereken pay da iç
edilmiştir. Ayetten bu ortaklara zaten bir pay ayrılmış olduğunu da anlarız.
680Hakka/gerçeğe uygunluk, hakkı/gerçeği gözetme.
Hakka/gerçeğe uygunluk temelinde herkese eşit ve tarafsız bir şekilde davranma.
Hakların herkes tarafından eşit/tarafsız şekilde kullanılmasının sağlanması.
Hakları eşit olarak dengelemek, eşit olarak balanslamak. Adalet, doğruluk ve
eşitlik prensiplerine dayanan evrensel bir değerdir.
773Kirli, pis, iğrenç, utanılacak işler yapan.
786İdoller; Yüce Allah'a şirk koşma seviyesinde değer
verilenler, dinde Yüce Allah'ın kitapları dışında haşa hüküm verme
yetkisi olanlar, tapınma seviyesine getirilen objeler/insanlar/nesneler.
EN
DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder