8 Temmuz 2025 Salı

KURBAN VE ADAK

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.

 

 

 

KURBAN VE ADAK        

 

KURBAN VE ADAK 1 - YASİN ÖZKAN

KURBAN VE ADAK 2 - YASİN ÖZKAN


ERHAN AKTAŞ - KURBAN

SONİA CİHANGİR - KURBAN (VE HAC)




Kurbanı ve adağı incelemeye çalışacağımız bu başlıkta, kurban ve adak nedir, ne değildir, ne kurban veya adak olur ne olmaz, Yüce Allah ne olursa kabul eder ne olursa etmez gibi bu konularla alakalı tüm ayetlere bakıcaz Rabb'imiz izin verirse.

Ayrıca sunu nedir, adak veya kurban da bir sunu mudur, sunu, adak ve kurban nelerden olur, öğrenmeye çalışıcaz.                                                                         

Öncelikle adak ve kurban sadece hayvan kesme değildir, başka şekillerde de olur, bunlar aynı zamanda birer sunudur diye belirtelim.

Rabb'imizin bize verdiği nimetleri sayamayız, hesaplayamayız. Yüce Rahman bize sayamayacağız, hesaplayamayacağımız sayısız şeyleri yararımıza ve hizmetimize sunmuştur. Bunlardan bildiklerimizde var, bilmediklerimizde, bilmeyip öğreneceklerimizde var asla öğrenemeyeceklerimizde diye belirteyim.

Kurban, adak ve sunu konusuna da giren bu nimetlerden, olan hayvanlarda bunlardandır. O bakımdan Rabb'imiz bu hayvanlar için bizlere neler öğretmiş, öncelikle birkaç ayetle bu konuya bakmakla başlamak isterim.

 

16/15    Taze et yemeniz ve takındığınız süs eşyası çıkarmanız için denizi yararlanmanıza sunan O'dur. Lütfundan rızık aramanız için, onun içinde suları yararak giden gemiler görürsün. Umulur ki şükredersiniz.                                                                                                                                                          

 23/21  Ve doğrusu sizleredir çiftlik hayvanlarında mutlak bir ibret; veririz size içmeniz için karınlarındakinden onun; ve sizleredir bunda birçok faydalar-avantajlar ve ondan yersiniz.

40/79  Binmeniz ve yemeniz için hayvanları yararlanmanıza sunan Allah'tır.

16/5   Hayvanları, sizin için O yarattı. Isınma ve birçok yararları yanında, onlardan yiyecekler de elde edersiniz.

16/6   Akşamları yayılmaktan gelirlerken de sabahları yayılıma gönderirken de onlarda sizin için bir güzellik vardır.

16/7   Zorlukla ulaşabileceğiniz yerlere yüklerinizi taşırlar. Kuşkusuz, Rabb'iniz Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

 

Hayvanların yararları ile ilgili baktığımız bir iki ayet sonrası Rabb'imizin tecelli ettirdiklerini daha iyi anlayıp Rabb'imizin değerini hakkıyla takdir ederek O'nu gerektiği gibi hamd edebilmek adına gene hayvanlarla alakalı birkaç ayeti biraz da bilimsel açıdan incelemek isterim.

 

16/66  Ve doğrusu sizleredir çiftlik hayvanlarında mutlak bir ibret; veririz size içmeniz için karınlarındakinden onun; kimüsten (sindirilmiş besinden) ve kandan ayrışan; halis süt; içenler için lezzetli.                                                                                                                                   

                                                                                                                                             

Bu ayet çevirilerinde genelde sütün sindirilmiş besin ve kan arasından çıktığı gibi meal verilir. Oysa ki ayetteki beyni kelimesi ayrışmak, ayrılmak anlamındadır. Dolayısıyla ayette bize anlatılan kimüsten (sindirilmiş besinden) ve kandan ayrışan şeklinde olmalıdır.                                                 

Ayrıca 23/21 ayetinde ondan yersiniz diye bahsedilen hayvanı yersiniz değil karınlarındakini yemekten bahseder. Yani sütü yemek. Süt nasıl yenir ? Yoğurt, peynir v.s. Yaparak sütü yeriz.  

Bilimsel çalışmalar da göstermiştir ki sütü direk içmekten ziyade peynir, yoğurt şeklinde yemenin daha faydası vardır. Fermante edilen bu ürünlerin daha faydalı olduğu gibi süt direk içilince karın ağrısı, bulantı, gaz, ishal ve şişkinlik gibi şikayetler de görülmemektedir.                                       

Bunun nedeni de sütte bulunan laktoz bağırsaklarda sindirme zorluğuna yol açar fakat fermente edildiğinde laktoz fermantasyon ile laktik aside dönüşür. Buda hazmı kolaylaştırır. Ayrıca işlemden geçen süt daha konsantre olacağından az miktarda daha fazla fayda sağlayacaktır. Ve de fermente edilmiş ürün içerisindeki mayalar da bağırsakda ki florayı korur. Zararlı mikropların üremesine engel teşkil eder.

23/21 de ondan yersiniz hayvana da gidebilir süte de gidebilir fakat  fiha  zamiri ile süt işaret edildiğinden süte gitmesi daha mantıklı olacaktır.

Bu konu ile alakalı birkaç detay daha vermek isterim.                                                              

Süt memelilerin doğum yaptıktan sonra ürettiği bir şeydir. Bu süreçte hormonlar devreye girer özellikle prolaktin ve oksitosin etkilidir. Glukoz, aminoasit, yağ asitleri ve mineraller kullanılarak vücutta üretilen bu süt meme vasıtası ile vücut dışına aktarılabilir. Bu süt üretimi doğum sonrası başlar ve yavru emdiği veya sağım yapıldığı sürece devam eder.                                                                     

İnsanlarda ise kadınlar doğum sonrası süt üretmeye başlarlar. Bu da hormonlarla alakalıdır. Biyolojik bir süreçtir. Laboratuvar ortamında da süt üretimi mümkün olmasına rağmen bu yapay bir süt olur ve doğal süt ile asla eşdeğer değildir.                                                                                             

Ayrıca Şerefli Kur'an'ımızda Yüce Allah'ın 2/233 ayetinde insan için emzirme süresi işaretine de dikkat çekmek isterim. Ayette belirtilen normal sağlıklı olması gereken emzirme süresi   tam 2 yıldır. Bilimsel olarak da bu kanıtlanmıştır. Dünya sağlık örgütü UNİCEF bebeklerin 2 yıla kadar emzirilmeleri gerektiğini açıklamıştır. Ayrıca 46/15 ayetinde de bebeği taşıma süresi işaret edilmiştir. Taşıması ve ayrılması 30 ay şeklinde geçer. Emzirme zamanını buradan düşüp normal gebelik ne kadar araştırmasını yaparsınız. Bilimsel yansımasına bakarsınız.

 

YENİLEN SÜT

KİMÜS VE KANDAN AYRIŞAN SÜT

 

16/68  Ve vahyetti Rabbin bal arısına ki “edin evler dağlarda ve ağaçlarda ve yuva olarak inşa ettiklerinde (insanların).”

16/69  “Sonra ye tüm meyvelerden-ürünlerden ve öyle ki takip et-izle yollarını Rabbinin uysalca”. Çıkar onun karınlarından bir içecek; muhtelif/çeşitli renkleri onun; ondadır bir şifa insanlar için; doğrusu bundadır mutlak bir ayet-bir işaret düşünen bir toplum için.                                                                                                                                                              

           

Kısa bir bilgilendirme bu ayetler için de yapalım. Bu hayvan değil böcek diyen olabilir doğrudur fakat yararımıza sunulmuştur ve işaret edilmiştir insanlara. Bu manada Rabb’imizin tecelli ettirdiğine ve tecelli edene bir göz atmakta şahsım adına fayda vardır.

Arılar, toplu halde yaşayan sosyal böceklerdir. Bir kovanda genellikle bir kraliçe arı bulunur. Kraliçe yumurtlama görevini yerine getirir.                    

İşçi arılar çiçeklerden topladıkları nektarları kovana getirerek, midesinde bekleyen ve enzimlerle işlenen nektarı önceden inşa ettikleri petek gözlerine yerleştirir. Bu nektar zamanla olgunlaşarak bala dönüşür. Bal bir nevi arı kusmuğudur diyebiliriz. Sonra üstünü balmumu ile kapatarak kışın yemek için saklar.  İnsanlar için ise        bal doğal bir yiyecek ve şifa kaynağıdır. Bilinenin aksine ise işçi arıların tamamı dişidir erkek arılarda ise yalnızca kraliçe arıyı dölleme görevi vardır.                          

Balmumu salgılanarak yapılan bu peteklerde altıgen şeklinde olup, yapısal olarak depolama alanı ve dayanıklılık açısından matematiksel olarak en ideal şekildir. Her petek eşit boydadır.                

Nektar toplamaları, petek yapmaları, en düzgün şekilde şekillendirmeleri,Rabb’lerinin yollarını takip edebilmeleri gibi işleri arılara vahyeden Rabb'imiz ne Yücedir değil mi?                                         

Arılar yaratılış itibari ile kendi aralarında iş bölümü, kendilerine özgü bir dans ile iletişime geçebilmeleri, mimari harikaları ve yaptıkları peteklerle başlı başına bir mucize olmaları yanı sıra, şifa kaynağı bal üretimleri ile de insanlığa fayda sağlarlar. Ayrıca çiçekleri dölleyerek bitkilerin çoğalmalarını sağlamaları ile de doğaya çok büyük katkıları ardır.

Çok kısa geçtiğim süt, süt verme, emzirme süresi, bebeği taşıma süresi, arılar, arıların yön bulması, bal yapması, petek yapması v.s. gibi konuları daha detaylı araştırmanız           umut ve temennilerime diyorum.

Eğer daha iyi bilirsek Rabb'imizin tecelli ettirdiklerini daha iyi anlarız. Belki o zaman Rabb'imizi hakkıyla takdir edebiliriz, belki o zaman Rabb'imize sözde değil özde hamd edebiliriz.

Yüce Allah Subhan’dır, Hamd Alemlerin Rabb’i Allah’adır.

 

BAL ARISI MUCİZESİ

BAL ARISI VE KUR'AN MUCİZESİ



 

ADAK

                                                                                                                                                                                                                    

           

Kök anlamları               نذر npr  Nun-Zal-Ra     

nadara u i (nadr, نذور nudūr) adamak, kutsamak (̀�� s.th. Tanrı'ya); yemin etmek, yemin etmek │ ان ͍ نذرت Tanrı'ya yemin ediyorum ki ..., Tanrı'ya yemin ediyorum ki ...; نذر على نفسه ھ yemin etmek to o.s., ciddi bir yemin etmek ...; --nadira a (nadar) uyarılmış olmak,tetikte olmak (ب against) IV uyarmak (ب ه s.o. veya aleyhine), ikaz etmek (ب ه s.o.karşı), öğüt vermek (ه s.o.); duyurmak ( ب å s.o.'ya s.th.), bildirimde bulunmak veya uyarıda bulunmak ( ب هs.o.'ya of), önceden haber ver ( ه s.o., ب of)│ انذره بتسليم منزله (bi-taslīmi manzilihī) o binayı boşaltması için ona haber verdi نذر nadr pl. نذور nudur, نذورات nudurātyemin, ciddi taahhüt; adak sunusu, exvotoنذير nadir pl. نذر nudur kutsandıTanrı; yemin etti, ciddiyetle söz verdi; uyarıcı; haberci, haberci, öncü; uyarı; alarm │ O نذير الخطر n. al-kaṭar hava saldırısı uyarı

 

 

Kök anlamlarından çıkardığımız sonuç İnsanın Allah'a bir söz vermesi, bir şey için yemin etmesi veya bir şey için bir şey sunması yani bir şey için bir anlaşma yapması gibi düşünülebilir. Şöyle ki ben şunu istiyorum, eğer olursa karşılığında şöyle yapıcam demesidir. Örneğin ;                                                                                                                                                                             

 

7/189  O, sizi bir tek nefisten yarattı ve kendisi ile sükunet bulsun diye ondan eşini var etti. Eşini sarıp örtünce, eşi hafif bir yük yüklendi. Bir müddet böyle geçti. Yükü ağırlaşınca her ikisi de Rabb'leri olan Allah'a: "Eğer bize Salih bir evlat verirsen elbette Sana şükredenlerden olacağız." diye dua ettiler.

7/190  Fakat onlara, salih bir evlat verince; kendilerine verilen şeyde ona ortaklar koşmaya başladılar. Allah, onların ortak koştukları şeyden yücedir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                    

Bu örnekteki 2 kişi anne ve baba Allah'a bir söz vermişler, belki de bebek sahibi olamayan kişilerdi bunlar. Ve ya doğacak çocuklarının iyi birisi olması yönünde bir istekte bulundular. Bu tarz bir konu ile Bize salih evlat ver biz de karşılığını verenlerden ve minnet duyanlardan olalım diye aslında bir anlaşma yaptılar diyebiliriz. Sözlerini tutamamışlar tabii o ayrı bir konu.                                     

Bu ayet özelinde de bir adak adamışlar bir sunu sunmuşlar dememiz oldukça mantıklı olacaktır. Bir şey isteyip karşılığında bir yemin etmişler, bir söz vermişler yani bir şey sunmuşlar.  

Bu konuda bir adak bir sunu konusudur diyelim ve diğer ayetleimize geçelim.

 

 

2/270  Ve infak6 ettiğiniz bir infaktan6 ya da adarsınız bir adaktan; öyle ki doğrusu Allah bilir onu; ve yoktur zalimlere hiçbir yardımcı.

 

Bu ayette işaret edilen Yüce Allah'ın her şeyi bildiğidir. İnfak da etsek, adak da adasak onu bilirim der. Biraz daha açarsak infakı Allah için mi yapıyorsun, başka bir şey için mi bilirim diyor. Adak adadım da yerine getirdin mi sözünü tuttun mu ben bilirim diyor.   

 

*

3/35   Dediği zaman İmrân'ın karısı; "Rabbim4! Doğrusu ben adadım sana karnımdakini; bir hür/serbest (edilmiş olarak); öyle ki kabul et benden; doğrusu sen; sensin Semî41; Alîm8."                                                                                                                     

                                                                                                                                             

Buda ayetle gelen adak örneğidir. Bu ayette Meryem’in annesi, Meryem’i doğurmadan Rabb'ine adıyor. Nasıl bir adak bu? Meryem doğunca kesecek mi onu ? Elbette hayır. Rabb'ine adıyor ve kabul etmesini istiyor. Rabb'inden neyin kabulünü istiyor. Meryem’in ve Meryem’in zürriyetinin racim şeytandan korunmasını bizzat Yüce Allah'tan istiyor.                                                                  

Peki nasıl bir karşılık alıyor. Rabb'i bu dileğini kabul ediyor. Yani adağı kabul olunuyor Yüce Allah tarafından.

Kabul olunuyor Meryem Rabb'i tarafından güzel bir kabulle, Rabb'i Meryem’i bir bitki gibi güzel bir şekilde yetiştiriyor ve bir çok ihsanda bulunuyor. Kendi katından hesapsız rızık vermesi, İsa peygamberi oğlu olarak seçmesi gibi birkaç örnek verebiliriz.

*

19/26  "Artık ye ve iç. Gözün aydın olsun! Eğer beşerlerden biri ile karşılaşırsan; ben Rahman'a savm adadım, bu nedenle bugün hiç kimse ile konuşmayacağım de.                                       

Doğrusu : Artık konuşmayacağım bugün (hiçbir) insanla. (oruç kısmında inceledik)

 

Bu da bir adaktır. Oruç adanmıştır. Ama yeme içme orucu değil konuşmama orucu adanmıştır. Bu Meryem’e Rabb'i tarafından söylenir. Bir konuşmama orucu adaması gerekmektedir. Detaya girmeyeceğim. Oruçtan da adak oluyormuş, orucun konuşmaktan uzak kalma çeşidi de oluyormuş diye anlarız.

Elbette bizim üzerimize yazılan, sakınmamız gereken yani oruç tutarken yapmamız gereken yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak kalmaktır, oruçlu olduğumuz günlük süreçlerde. Oruç konusuna bakınız.                                                                                                                                                        

*

22/29  Sonra kirlerini gidersinler. Adaklarını yerine getirsinler. Ve Beyt-i Atik'i tavaf etsinler.                                                                                                                                        

                                                                                                                                             

Hac konusunda işaret edilen bir adaktır. İlla hayvan kesme değildir. Bu ayeti hac konusunda inceleyelim, hac konusunu detaylandırırken bakalım. Henüz hac konusunda tam detaya girmediğimden bu ayet ile ilgili yanlış bir çıkarım yapmak istemem.

Şöyle ki bu adak nedir, Allah burda adak adayın mı dedi yoksa adak adadıysanız yerine getirmeniz lazım mı dedi yada farklı bir öğreti mi var  konusunda henüz emin değilim. Rabb'im ilim nasip ederse konuyu incelerken netleştirmeye çalışıcam.

Sonuç itibari ile net olan hac esnasında olan bir adak vardır. İlla hayvan kesme değildir ama olada bilir. Hac esnasında verilen bir sözün yerine getirilmesinden bahseder ayet.

 

*

33/23  Müminlerdendir27 adamlar (ki) sâdık182 kaldılar ahit verdiklerine Allah'a onun* üzerine; öyle ki onlardan** kimi tamamladı adağını***; ve onlardan kimi gözetlerler/bakarlar****; ve değiştirmiş değildiler bir değişmeyi.           

*Allah yolunda katledilmeyi/katletmeyi.                                                                        

**Müminlerden.                                                                      

***Vaat ettiği Allah yolunda gerekirse katledilmeyi/katletmeyi.                           

****Tamamlamaya bakarlar.     

 

Bu ayette de adak söz konusudur. Nasıl bir adakmış bakalım. Öncelikle bir önceki ayete bakmamız lazım. Müminlerden ahitlerine sadık kalanalar varmış peki bu ahitleri neymiş. Allah ve resulünün bir vaadi varmış, düşmanlar bu müminleri görünce geri çekileceklerine dair. Ve bu olay gerçekleşince de demişler ki doğru söyledi Allah ve resulü. Bu olayın gerçekleşmesi sonucu da bu kimselerin iman ve teslimiyetleri artmış.                                                                                                            

33/23 e geldiğimizde işte bu vaat gerçekleştiğinde kimi adağını tamamlamış kimi de bakakalmış yani bekliyorlarmış. Biraz daha açalım; bu insanların adağı eğer gerekirse katlederiz veya katledirizmiş. Bir kısmı bu adağını yerine getirmesine rağmen bir kısmına ise sıra gelmemiş fakat sözlerine bağlıylarmış ve gerektiğinde onlarda adaklarını yerine getireceklermiş. Yani Allah yolunda savaşacaklar. Burada bu insanların verdikleri bir söz vardır, adakları sözün yerine getirilmesidir.  

Her bu konu açıldığında tekrar tekrar belirtiyorum. Dinde ikrah yoktur yani zorlama yoktur. Ayrıca savaşın oluşabilmesi için gerekli şartlar vardır. Bu konuyu salat çalışması altında kıyam başlığında çok detaylı inceledim. Rabb'im nasip ederse konuyu aktardığımda mutlaka bakınız. İsteyen istediğine inanır, isteyen istediği ibadeti yapar yada yapmaz. Bu ayette bir savaş vardır. Savaş şartları oluşmuştur.

Biri içki içiyor diye, namaz kılmıyor diye dövülmesi öldürülmesi, içki içilen yerin bombalanması v.s. v.s. gibi eylemler ancak terörist eylemlerdir, Allah ile, Allah'ın mesajı ile, Kur'an ile, İslam ile uzaktan yakından alakası yoktur. Zaten bunlara bu şekilde inanlarında Müslümanlıkla alakası yoktur. İnandıkları şeylerin tamamına yakını da zaten İslam dini değildir.                                  

Bunları yapanlar kendilerini Allah yolunda sansalarda bunların yerleri süresiz kalmak üzere cehennemdir, nettir, kesindir. Ashabı meşemede yerleri hazırdır.

Neden bu kadar kesin konuşabiliyorsun diyecek olursanız da, elbette Yüce Allah’ın kelamları ile bize öğrettiklerinden, Doğru söyledi Allah.                                                                                                                                                                                                                                         

*

76/7   Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.

 

 

Verdikleri adağı diye çevirilmesi daha uygun olacaktır kanaatindeyim. Söz diye çevirilen kelimenin yani nezri nin kökü başta incelediğimiz adak kelimesinin köküdür. Söz diye çevirilmesi elbette yanlış olmayacaktır.

İnsandan bahseden bu ayette, önceki ayetlerimize baktığımızda burda bahsi geçenler iyi olan ve verdikleri sözleri yerine getirenlerdir. Bunlar hangi sözler 76/7 ayeti sonrasına bakabilirsiniz. Burada adak geçişi bana, adağın hem bir şey isteneceği zaman bir şey sunmak yanısıra, zaten Yüce Allah ile Allah katında yaptığımız konuşma ve verdiğimiz sözlerinde bir adak olduğu işaretini bana veriyor. Şöyle Rabb'imiz der ki insana seni dünyaya göndericem ama benim hudutlarımda kalacaksın. Sana uyarıcılar göndericem, insan ve kitap.                                                                                     

Bu ahdini hatırlatacaklar. Bir sınava tabii tutulacaksın. Al sana akıl, al sana özgür irade, al sana beni bulacak donanım. Hadi bakalım sözünde durabilecekmisin, şeytanla savaşında galip gelebilecekmisin. İnsanda bunu kabul eder, senin yolunda kalıcam der. Allah'da öyleyse başarırsan cennet başaramazsan cehennem der. Bizde kabul ederiz. İşte bu konuda şahsi kanaatimce bir adak konusudur. En doğrusunu Yüce Allah bilir.

                                                                                                                                             

 

Adak sonuç

Adak konusunu bitirdik. Görüldüğü gibi adak için hayvan kes, adak hayvandan olur v.s. tarzında bir emir bir işaret almadık. Adak elbette hayvan kesme ile de olabilir. Ama adağın özü bir söz verme, bir sunu sunma, bir manada bağlayıcı bir yemin, bir manada da bir ciddiyet göstergesidir. Adak çeşitlerin dede gördüğümüz gibi bir şey için sunulan, teklif edilen bir şeydir. Bu her şey olabilir, hayvan kesme, oruç tutma, konuşmama, şükretme v.s gibi.                                                                        

Mesela Allah'a inanmayan biri Allah'a çağrı yapsa, bana işaret ver sana teslim olayım dese bu da bir adaktır.   Yalnız Kur'an'dan anladığım kadarıyla bu ciddi bir konu. Bir şey isteyip de bir şey sunduğumuzda o şeyi yerine mutlaka getirmeliyiz ve elbette sunulan şey ve istenen şey Kur'an hudutları içerisinde olmalıdır.                                                                                                   

Şunu da belirteyim, bilmem kim baba türbesi, bilmemde şeyh abidesi v.s. gibi gidilip te bir şey istenen, orda dua edilip bir şey istenen, ordakinin ismini duaya katarak bir şey istenen, dilek tutulup orya çaput bağlama bir şey bırakma v.s. gibi şeyler katıksız şirtktir. Yok ben ziyaret ettim, yok sadece dua ettim, yok ben ondan değil Allah'tan istedim deyip ancak kendinizi kandırırsınız.

İsteyende, istenende acizdir. Ne isteyeceksen yalnızca her şeyi bilenden isteyeceksin. Allah'ı çağırırken yanında başka isim kullanmayacaksın. Bu konu bu kadar nettir. Orda o şekilde istediğin şey olabilirde. Sanırmısın o sana hayırdır, belki sınav ediliyorsundur. Allah müşrik kalmanı istemiş olabilir. Allah bilir biz bilemeyiz. Bizim bildiğimiz Rabb'imizin bize öğrettikleri kadardır. Bu öğretilere dayanarak net ve kesin oalrak söylüyorum bu tarz olaylara asla girmeyin eğer Allah'a takvalı iseniz, teslim olmuş iseniz. 

 

 

 

Çalışmamıza kurban konusuyla devam edicez fakat öncesinde 2 tane ayet incelemek istiyorum. Hem konu ile alakalı hem de bilgilendirici olacağı kanaatindeyim.

                                                                                                                                                                                                                               

 

108/2  Öyle ki salla13 et Rabbine; ve göğüsleyerek karşı dur.

108/2 Fe salli li rabbike venhar.                                                                                                                                                       

 

Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali                                                                               

O halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.                                                                            

 

Mehmet Okuyan Kur’an Meal-Tefsir                                                                            

Rabbin için salât (ibadet) et* ve kurban kes!                                                                                                                                                                                                              

Mustafa İslamoğlu Hayat Kitabı Kur’an                                                                                    

O halde namazı da, kurbanı da yalnız Rabbine tahsis et!                                                         

                                                                                                                                 

Ali Bulaç Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı                                                                               

Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.                                                                                                                                                                                                          

Bayraktar Bayraklı Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali                                                      

Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!                                                                         

                                              

Yaşar Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim Meali

O halde, sen de Rabbin için namaz kıl ve göğsünü gererek dimdik dur/sağ elini sol elinin üzerine koyup kıyam et/namazı vakti girer girmez kıl/kavrayışını bilgi ile derinleştir/eti yenecek hayvan kes!

                                                                                                                                 

Edip Yüksel Mesaj: Kuran Çevirisi

Öyleyse Efendin için salatı (dayanışmayı) gözet ve kendini ada/yönel.

 

Erhan Aktaş Kerim Kur'an

O halde Rabb'in için salat* et ve zorlukları göğüsle.*                                                                                                                           

 

                                                                                                                                             

Meal vermek çok ciddi bir iştir. Her zaman direk ilk gördüğün şekilde veya kendi düşündüğün şekilde anlamlandırmak doğru olmaz. Gramere, zamire, ayet geçişine, Kur'an bütünlüğüne de dikkat etmek lazım. Zorluk ve zorlama sohbetimizde gördüğümüz gibi küçücük bir imla hatası hatta bir harf hatası bile mesajı tamamen değiştirebiliyor. Mükellef kılmayın ve mükellef kılmayız meselesinde olduğu gibi. Kaldı ki bizler Yüce Allah’ın mesaj içeriğine bu kadar dikkat ederken meal çevirenlerin tamamına yakını gerekli özeni göstermemekle beraber kendi inandıkları dini Kur'an'a söylettirmeye çalıştıklarını da gözlemlemekteyiz.

Görüldüğü gibi çok daha fazla kurban kes diye çevirilen bu ayetin kurban anlamı verilmesi yanlıştır. Kolayına mı geliyor insanlara bilmiyorum. Ayetin anlam bağlamına bakılmıyor. Salata da namaz kıl diye çevir ki salat değil salli diye geçer, kurban kes yapıştır gitsin. Meal verenlerin biraz dikkat etmesi gerekir. Ayet geçişine, anlamına dikkat etmeden çevirenlerin yanı sıra bu Yaşar Nuri Öztürk denen şahsın mealine dikkat çekmek isterim. Ayet 3 kelime kendisi 33 kelime olarak eklemiş de eklemiş, ayetle alakası yok çevirinin. Mecazi söylemiyorum sayabilirsiniz.                                                     

Nahr kelimesinde kesme anlamı vardır ama gögüslemek, gögüs germek anlamı da vardır.        

Kevser suresini okuyup anladığınızda burada bu kelime kurban kes değildir. Nebinin yaşayabileceklerine karşılık zorluklara gögüs germesi, bu zorluklara karşı gelmesi, dayanması manasındadır. Kelime kökünde usta yetkin, bilgili ve deneyimli manaları da bulunmaktadır. Bu zorlukları gögüsleyip dayanma noktasında Yüce Allah'ın nebiye Kur'an ile verdiği bilgi, yetkinlik gibi özelikkleri de kullan yada bunların faydası olacaktır hatırla gibi de anlamlandırmamız mümkün olacaktır kanaatindeyim.                                                                                                                                                                                                                                                     

*

                                                                                                         

22/36  Büyükbaş hayvanları da sizin için Allah'ın şiarlarından kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Ayakları bağlı halde keserlerken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerine düşünce onları yiyin. İsteyene de istemeyene de yedirin. Böylece onları yararlanmanıza sunduk. Umulur ki şükredersiniz.

                                                                                                                                            

Bu meali gördüğümde sandım ki hayvan kesme nasıl olur onun işaretini vermiş Rabb'imiz. Ayakları bağlı halde keserlerken Allah'ın adını anmak ve yanları üzerine düşünce onları yemek. Hayvanları keserken işte ayakları bağlanır, yere yatsın diye çekiştirilir, çelme takılır, boynundan veya boynuzundan çevririlip yere düşürülür. Bu olaylar esnasında sanırım hayvan bir eziyet çekiyor ki Yüce Allah bunun yolunu gösteriyor sandım. Halbuki uzaktan yakından alakası yokmuş. Fakat şahsi kanaatim hala geçerlidir, bu olaylar bence hayvana eziyettir. Bu bir öğreti olacağını düşündüğüm için kendim bakmak istedim ve kendim çevirdim. Baktım ki ayet anlatısı aslında çok farklıymış.

Ayet çevirmek pek girmek istemediğim bir konu olsa da bu ve buna benzer bazı durumlarda kendim çevirmek zorunda kalıyorum. Örneğin cennet ve cehennem çalışmasında huri ile ilgili 44/54 ayetinde mecbur kaldığım gibi. Sonuçları paylaşayım.     

 

22/36  Ve tayin ettik hayvanların yetişkinerinden (hayvanların) sizin için Allah'ın ibadet simgeleri/ritüelleri olarak verdik, onlardadır (içinde) size iyilik/fayda, o halde anın (zikredin,hatırlayın) üzerinde Allah'ın adını birbiri ardına sıralanmışlarda, Ve sonra (eğer) zorunlu oldu onun* cünüplüğü**, o zaman yiyin onlardan*** ve yedirin ihtiyaç sahibine, zor durumda olana, İşte böyle (böylece) biz onları* kolaylaştırdık**** sizin için, umulur ki (belki), şükredersiniz.

*Hayvan                                                                                                                                

**Temizlikten uzak kalmışsa, temiz değilse, temzilenmesi gerekli haller                                    

***Hayvanlardan (etlerden)                                                                                                     

****Boyun eğdirdik       

 

Kurban başlığına bu ayetten sonra geçecek olmamıza rağmen bu ayetle aslında öğrenmeye başladık. Rabb'imizin bize hayvanların yetişkinlerinden (çiftlik hayvanları diye anlıyorum) bir ibadet simgesi olarak tayin etmiştir. Yani İslam'da kurban kesmek aslında vardır, vardır da şu anki şeklinde olması uygun değildir detaylandırıcam.                                                                                                  

Bu hayvanlarda bizlere, hayırlar olduğunu öğreten Rabb'imiz bu hayvanların üzerinde Allah'ın adını anmamızı söyler. Allah'ın adını anmak ayrı başlık olarak inceleyecek de olsak kısaca anlatayım. Allah'ın adını anmak besmele çekmek demek değildir. Besmele çekilecek elbet ama öğreti bu değildir.

Allah'ın adını anmak demek yalnız Allah adına, yalnız Allah için, yalnız Allah'ın rızası ve hoşnutluğu için hayvanın kesilmesi demektir. Bir şeyin üzerinde Allah'ın adı anılması o şeyi            yalnız Allah için yapılması gerekliliğidir.

Yani bir şeyi ilah diye kabul edip ona kesmek, Allah'ın yanında başka ilah edinip kesmek, bu Allah'a bu da ortaklarımıza diye kesmek, bilmem ne türbesine gidip orda bir şey isteyip kesmek, adak adarken Allah'ı çağırdığımızda Yüce Allah'ın isminin yanına birini koyup o şekilde adağı yerine getirmek gibi şeylerle hayvan kesmemektir. Bunlar çoğaltılabilir.                                    

Ayet öğretilerimize devam edelim. Hayvanın temizliğinden bahseder. Bu dış temizliği olması mantıklıdır. Çünkü cünüp temizlikten uzak kalmak manasındadır ki bu dış temizliktir. Elbette hayvanın kanı ve yenmeyen kısımlarının temizliği de bu işin içine girebilir ama asıl mana dış temizliğidir kanaatindeyim. Sonrasında bu hayvandan bizimde yememiz ve ihtiyaç sahibine, zor durumda olana da yedirmemiz öğütlenir.                                                                                                         

Ve süper bir öğreti daha gelir. Yüce Allah bu hayvanları bizim için kolaylaştırmış. Yani faydalanmamız için o hayvanlara bize karşı boyun eğdirmiş. Allah bunu yapmasa demek ki faydalanamayız yada faydalanmak için büyük uğraşı vermemiz gerekeceğini net bir şekilde anlarız. Son öğreti ise tüm bunlar için şükür etmeliyiz.                                                                                                 

Yani öncelikle tüm bunların karşılığını vermemiz gerekir. Yani bu nimetleri bize veren, bunları nasıl, ne şekilde kullanın diyorsa o şekilde kullanmalıyız. Elbette Biricik Kur'an'ımızı bilmekten geçer bunun yolu. Sonrasında da minnet duymalı, teşekkür etmeliyiz. Ve bilmeliyiz ki aciz olan da yardıma muhtaç olan da fakir olan da biziz.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

*

KURBAN

                                                                                                                                                                                                                                                       

kelime kök anlamı         قرب qrb Kaf-Ra-Be

 

qaruba u (qurb, مقربة maqraba) yakın olmak الى) veya من bir başkasına, bir başkasına); yaklaşmak, yakınlaşmak ( الى veya من bir başkasına, bir başkasına), yakınlaşmak içinde ( الى veya من bir başkasında, bir başkasında), yaklaşmak qurb yakınlık, yakınlık, yakınlık, civar; qurba (hazırlık) içinde  

 

Kök anlamlarından da anlaşılacağı gibi kurban demek hayvan kesmek demek değildir. Yakınlaşmak, yaklaşmak, yakınlık vesilesi anlamlarındandır. Yani İslam dini için düşünürsek Allah'a yakınlaşmak için yapılan bir iş, bir eylem, bir hareket, bir girişim, bir simge, bir ibadet tarzı gibi düşünebiliriz. Anlaşılacağı gibi kurban ibadeti için illa hayvan kesmek zorunda olmak demek değildir, elbette hayvan da kesebilir ama ibadetin özü bu değildir.          

Başka bir çok yol ile Yüce Allah’a yakınlaşma çabasına girilebilir, hayvan harici de sunular, adaklar sunulabilir.

Fakat şahsi yapılacak şeylerin yanında kurban kesme gibi toplumsal faydalanma sağlanacak şeylerin yakınlaşma vesilesi olarak seçilip kabul edilmesini ummak, şahsi kanaatimce elbette daha faydalar bulunacaktır. Çünkü bu sunularımızdan başka insanlar da fayda sağlayacaktır.   

 

 

2/196  Ve tamamlayın haccı327 ve umreyi337 Allah için; öyle ki eğer kısıtlanırsanız o durumda kolayınıza gelenidir* hediyeden338; tıraş etmeyin başlarınızı339; ta ki ulaşır hediye338 kendi mahalline/yerine; öyle ki kim oldu sizlerden bir hasta ya da (oldu) onda (kimsede) başından bir rahatsızlık341; öyle ki (vardır) bir fidye siyamdan/oruçtan322 ya da sadakadan342** ya da nusuktan169; öyle ki emin olduğunuz zaman öyle ki kim metalandı/faydalandı umreyle doğru/kadar hacca; öyle ki (vardır) kolayına geldiği* hediyeden338; öyle ki kim asla bulamaz (hediye)340 öyle ki (vardır) bir siyam/oruç üç gün hacta; ve (vardır) yedi döndüğünüz zaman; işte şu (ki) ondur tamamı340; işte bu***; kimseleredir (ki) asla olmaz ahalisi onun hazır (da) haram mescitte; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin; doğrusu Allah şiddetlidir akabinde.             

*Gücünüzün yettiğidir.                                                                                                           

**Tip 3 sadaka.                                                                                                                      

***Ayette işaret edilenler haram mescitte oturmayan, kendisinin bakımını sağlayacak olan hazırda akrabaları veya tanıdıkları olmayan kimseler içindir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        

Oruç konusunda, oruç başlığını ilgilendiren kısma baktığımız bu ayette bu konu başlığında da kurban kısmına bakıcaz. Rabb'im nasip ederse de hac konusu altında bu ayeti detaylı inceleyeceğiz.

Öncelikle bu ayette kurbandan veya hayvan kesmeden bahsetmez fakat anlatacağım sebeplerden dolayı almak durumundaydım bu ayeti.

Rabb'imiz hacca gitme ve orda bulunma zamanlarında kolaya gelen hediyeden bahseder. Hacca gidemeyen kolayına giden bir hediye göndersin ve hacda olan içinde kolayına gelen hediye vermesinden bahseder. Bu hediye insanın kolayına gidendir. Bu kolaylık hem insanı maddi olarak zora sokmayacak olması kastedilmesi yanında oraya ulaşması, ulaştırılması kolay olarak da          kastedilmiştir.

O zamanın şartları ve coğrafi koşulları göz önünde bulundurulduğunda oraya gönderilecek veya giderken yanında götürülecek ve insanların faydasına olan en kolay şey canlı hayvandır. Hem oraya gidişte hayvan kendi yürüyeceğinden taşıma zorluğu olmaz hem de hayvan canlı gideceğinden etinin bozulma riski olmaz. Aynı zamanda muhtemelen o dönemde herkes hayvan beslediğinden maddi olarak da zorlamayacaktır diye düşünüyorum.

Bu nedenle bu olay esnasında bir hayvan götürülüp yada gönderilip orda kesilip insanların yararına sunulması daha mantıklı olacaktır. Elbette bu bir hediyedir. Akla gelen her şey olabilir. Hayvan dışında giyecek olabilir, bakliyat olabilir, su sıkıntısı olan bir bölge olduğundan su olabilir, meyve olabilir, o dönemde ordakilere en çok lazım olabilecek her hangi bir şey olabilir gibi.

 

*

3/183  Kimseler (ki) dediler: 'Doğrusu Allah ahdetti* bizlere ki iman47 etmeyiz bir resûle418; ta ki gelir bizlere bir kurbanla476 (ki) yer onu (kurbanı) ateş'; de ki: 'Muhakkak geldi sizlere resûller418 benden önce; beyanatlarla352 ve dediğinizle**; öyleyse niçin katlettiniz35 onları eğer olduysanız sâdıklar182.'

*Söz vermek, antlaşma yapmak.                                                                                 

**Sunulan kurbanın yağının yakılarak tüketildiği  tarafından yenildiği bir durumun daha önceden gerçekleşmiş olduğunu anlarız.                                                                                                                                                          

                                                                                                                                             

Burada kendilerine Allah tarafından gelen, gönderilen  bir resulü kabul etmek için bu resulün ateşle yenen bir kurbanla yani, yakınlaşma amaçlı bir sunu, feda edilecek bir şey ile gelmesi ve ateşin onu yemesi gerektiğini savunan bir kavimden bahseder ayetimiz. Ayetin detayına girmeyelim. Burdaki sunu muhtemelen bir hayvandır. Çünkü  hayvanın veya yağının yanması söz konusu olduğunu düşünüyoruz.                             

Kurbanın direk kendisinin yanması da kastedilmiş olabilir. Elbette en doğrusunu yüce Allah bilir. Sonuçta bu bir hayvan da olsa başka bir şeyde burada bu sununun kesilmesi değil sanırsam gökten gelecek bir ateş yada yıldırım vasıtası ile yanılarak sunulması beklendiği anlatılmaktadır. En doğrusnu yüce Allah bilir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              

*

5/2 Ey iman47 etmiş kimseler! Halel getirmeyin* Allah'ın şiarlarına312; ve ne de haram aya34; ve ne de hediyeye338; ve ne de gerdanlara**; ve ne de haram eve535 gelenlere (ki) bakınırlar bir fazilete202 Rablerinden4 ve bir rızaya; ve sonlandırdığınız zaman ihramı534 öyle ki avlanın; cürüm işletmesin sizlere bir kavme (olan) nefret/kin ki engellediler sizleri haram mescitten158 ki (o durumda) sınırı aşarsınız; ve yardımlaşın erdem ve takva21 üzerine; ve yardımlaşmayın günah üzerine; ve sınırı aşmayın; ve takvalı21 olun Allah’a; doğrusu Allah Şedîd'tir536 akabinde***.                                                          

*Bozmak.                                                                                                                              

**Hediye olarak gönderilmiş hayvanlara işaretleme amacıyla takılan gerdanlıklar.                      

***Ardında.

 

Bu ayetimizde de kurban kelimesi geçmez. Fakat 2/196 ayetimizde ki aynı mantıktır. Hac ve umreye gelen bu ayette hediye gönderir veya getirir. Bu yanında getirdikleri veya gönderdikleri hediyeler  buradaki kimseler ve kendileri için ihtiyaç giderici şeylerdir. 2/196 ayetinde de bahsettiğim gibi en mantıklı olan canlı hayvan olması olduğu gibi illa canlı hayvan olması şart değildir.           

Bahsettiğim gibi hayvan kendi yürüyüp geleceğinden taşınması, hayvan canlı olduğundan yerine etin taze olarak ulaşması ve ihtiyaç oldukça kesilip ihtiyaç kadar kullanılacağından en mantıklısı canlı hayvandır ama illa böyle olması gerekmez. Gerdanlık ise bu amaçla kesilecek olan hayvanların belirlenmesinde kullanılan o dönemin bir işaretleme şeklidir kanaatindeyim.                                                                                                                                                                                                  

*

5/27   Oku onlara iki Âdem oğlunun haberini hakla/gerçekle; yakınlaştıran/kurban sunduğu/teklif ettiği zaman ikisi bir yakınlaştıran/kurban; öyle ki kabul edildi ikisinin birinden; ve asla kabul edilmez diğerinden; dedi (kabul edilmeyen): "Mutlak katlederim35 seni"; dedi (kabul edilen): "Allah ancak muttakilerden17 kabul eder."                                                          

17Takva sahipleri/Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı her şeyden sakınanlar.                                                                                                                                                                            

 

Konu bağlamına bakmadan ayette iki önemli noktayı netleştirmeye çalışalım.                                                                                                                                                             

1- İki ademoğlu, iki erkek veya Adem'in kendi ailesindeki bizzat kendi iki oğlu demek değildir. Bu uydurma habil ve kabil de Kur'an'da geçmez. Ancak zandır. Ademoğlu Kur'an'da tüm insanlık için kullanılan bir tabirdir. Adem'in kendi oğlu yada kızı da dahil olmak üzere, dünyanın yok oluşuna kadar tüm insanlıktır Ademoğlu. Bu ayette ise elbet Kur'an öncesi ve Adem arasında yaşamış iki kişidir.

2-Birinin sunusu kabul olmuş diğeri kabul olmamıştır. Kabul olan da kabul olmayanda bu durumun farkındadırlar ki kabul olmayan sinirlenip nefsine yenik düşüp kabul olanı öldürmüştür. Bunu bilmelerinin şahsım adına 2 yolu vardır.                                                                                                                                                             

Birincisi bir vahiy yada işaret gelmiş olabilir Yüce Allah katından yada daha mantıklı olduğunu düşündüğüm ikinci seçenek ise, ikisi de inanan, iman eden ve Yüce Allah'ın kelamlarını bilenlerdi. Birisi dini yalnız Allah'a has kılarak, kurbanının üzerine Yüce Allah'ın adını anarak sunması ve diğerinin ise şirk koşarak, yani bir ortaklaştırma yada Allah harici bir şeye kesmiş olması ve kabul edileninde kabul edilmeyene Yüce Allah'ın ayetlerini deklere etmesi sonucu durumu ona izah etmesi, kabul edilmeyeninde bunu anlayıp hem kendi kurbanın kabul edilmediği anlaması hem diğerinin kurbanının kabul edildiğini anlaması hem de, hem suçlu hem de güçlü psikolojisi ile aşırı derecede sinirlemesi olabileceği kanaatindeyim.                                                                                        

Ayetimizde sunulan sununun bir hayvan olduğu kanaatindeyim. Hayvanda olsa başka bir şeyde olsa onların zamanında veya diğer tüm zamanlarda sunulan şeyin kabul olacağı kişinin bir muttaki olduğunu, Yüce Allah muttakilerden bu sunuyu, bu kurbanı kabul edeceğini açık bir şekilde ifade etmektedir. Muttaki kişi takva sahibi kişidir, takva ile kendini koruyan, Yüce Allah'ın hudutlarını bilip bu hudutlarda kalan, yalnız Yüce Allah'ın rızası ve hoşnutluğu düşüncesi ile yapacaklarını ve yapmayacaklarını ayarlayan, iyi düşünen, tartıp biçen kişidir.  

Muttaki ahireti hesaba katan, Allah'a döneceğini bilen kişidir.                                                   

5/27 sonrası bu iki kişinin kıssası anlatılmaya devam etmektedir, okumanızı tavsiye ederim.                                                                                                                                                                                                                                                                                      

*

5/95   Ey iman47 etmiş kimseler! Katletmeyin35 avı; ve sizler ihramlı534 (olarak); ve kim katletti35 onu (avı) sizlerden kasıtlı/kasten; öyle ki bir cezadır misli/benzeri katlettiğinin35 çiftlik hayvanlarından (ki) hükmeder ona sizlerden iki adalet680 sahibi; Kabe'ye ulaşan bir hediye (olarak); ya da bir kefaret (olarak) yedirmedir miskine113; ya da buna adil/eşit/denk bir oruçtur; tatması içindir vebalini (o kimsenin) emrini/işini; affetti Allah geçeni; ve kim taştı/sınırı aştı; intikam alır Allah ondan; ve Allah Azîz’dir37; Zuntikâmdır390.                                                                                                                  

 

Hac esnasında kara avı yasak deniz avı serbesttir. Bu yasağa rağmen kasıtlı olarak kara avı yapılırsa bunun cezasının olduğunu söyler Rabb'imiz. Bu avladığı avın misli yani benzeri bir çiftlik hayvanının hacca gönderilmesidir. İki adalet sahibi de bu avladığı av ve göndereceği çiftlik hayvanının birbirine denk olması gerekliliğine, bu şartın sağlandığını konusunda hüküm vermesi gerektiğini bizlere öğretir, öğütler Rabb'imiz. Bu iki kişinin sorumluluğu belki de bu hediyenin yerine ulaşana kadar bitmemektedir takibini de yapacak olabilirler. En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                    

Buda bahsettiğimiz hacca giden hediyedir, bir hayvandır. Çünkü avlanan bir hayvan ve dengi söz konusudur. Hacca başka hediyeler gidebilir fakat bu ayet özelinde bu ayete muhatap olan kişinin bu ayetteki öğretiye göre davranması gereklidir. Gene de Rabb'imiz seçenek sunmuştur ki bize asla zorluk istemez, bu cezanın seçenekleri ise bir miskin yedirme veya denk oruç tutmadır diye bizlere öğretir. Oruç konusunda bahsetmiştik bu ayetten.                                                                                                                                                           

*

22/27  İnsanları Hacca çağır. Gerek yaya gerek her türlü binek üzerinde, uzak-yakın her yerden sana gelsinler.

22/28  Bunun kendilerine sağlayacağı yararlara tanık olsunlar. Ve kendilerine rızık olarak verilen hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'ın adını ansınlar.       Böylece onlardan yiyin, muhtaç ve yoksul olanları doyurun.                                                                                                                                                                                                                                                 

Burda da görüldüğü gibi hayvan kesme konusu hac ile alakalandırılmıştır. Hayvan kesme olayı hacda yapılacak bir ibadettir. Hac harici de asla yapılmaz diye bir şey yoktur ama işaretler haccı gösterir. Ayetler özelinde Yüce Allah İbrahim peygambere der ki insanları hacca çağır ve uzak veya yakında olsalar da gelsinler. Gelsinler ki şahit olsunlar kendileri için bir takım faydalara. Ayette bunun diye bahsedilen hayvanlar değil hactır. Yarar sağlayacak olan ayette işaret edilen hactır.

Sonrasında ise rızık olarak verilen ve buraya getirilen hayvanlar kesilir ama Yüce Allah'ın adı anılarak kesilmesi şartı ile kesilecektir, böylece hem kendileri hem de ihtiyaç sahipleri bu hediyelerden yararlanacaklardır.

Hac delillerle tartışma ve Kur’an okuma, anlama, çalışma yeridir. Toplumsal fikirlerin birleştirildiği bir mekandır. Toplumsal düzeyde sorunlara çare arandığı bir yerdir. Yani aslında böyle olması gereken bir yerdir.

Hac şu an müşriklerin elindedir. Nasıl Yüce Allah Muhammed'e beyti  haram temizlenmeden orayı işaret etmediyse, nasıl İbrahim'e de orası temizlenmeden (şirkten) girme diye emir verdiyse şu an gerçek bir müslümanın hacca gitmemesi gerekir şahsi kanaatimce.

Şahsım adına bir ibadet yapıyorsam, bir Allah'a yönelmem var ise oranın yönünü biliyorsam eğer o tarafa bile asla dönmem. Hac konusunda Rabb’im nasip ederse detaylandırmaya çalışıcam.

*

 

37/107  Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.                                                                                                                                                                                                                     

Muhtemelen herkesin bildiği İbrahim'in kıssasıdır. İbrahim bir rüya görür ve tekrarlı bir rüyadır. Rüyasında oğlunu kesmektedir. Bu ayette rüya değildir diyen de var, farklı görüş olarak belirteyim, ben henüz incelemedim. Görüşün sahibine de sordum neden rüya değil, kanıtın nedir diye ama cevap gelmedi bunu da belirteyim.

Arapça ruya diye geçer ve kelimenin pek çok anlamı vardır. Kıssayı kompe incelemek lazım söz vermeyeyim ama bende merak ediyorum bir ara bakmaya çalışayım. Konumuz özelinde İbrahim bir şey görür, gördüğü şeyi birden fazla görür, bunu Allah'tan zannedip yanılgıya düşer fakat teslimiyet gösterir hem kendi hem de oğlu.                                                                                  

Rabb'i elbette gaybı bildiğinden bu teslimiyet için büyük bir hayvan, büyük bir kurbanlık gönderir İbrahim'e ve İbrahim onu keser. Bu başına gelen olay Kur'an'da bir bela, bir imtihan şeklinde anlatılır.

Ayetlerimizde bu gönderilen kurbanlık diye geçer. Hayvan olduğu bağlantısını, oğlu yerine gelen kurbanlığı kesecek şeklinde anlamdırmam sonucunda bu kanıya vardığımı belirteyim. Yoksa ayette hayvan diye geçmez. 37/107 de anlatılan şekilde geçer.                                                            

Şimdi bu ayeti alıp da illa hayvan kesmemiz gerekiyor Allah bu şekilde emretti diye yamultmanın bir manası yok. İbrahim'in bu kıssasında da elbette bizim için çıkarılacak dersler vardır fakat bu her kes kurban kessin veya her sene topluca kurban kesin diye bir anlam asla çıkmamaktadır. Elbette bu bir örnektir. Kurban kesebilirsiniz diye de anlayabilmemize rağmen ayette direk bir emir yoktur. Ancak çıkarım yapabiliriz ki buda direk emir olmadığından inanan için bağlayıcılığı yoktur kanaatindeyim.

Ama bu ayette bu kurban bir ibadet, bir Allah'a yaklaşma, bir ritüel, bir bayram, bir toplu ibadet veya buna benzer bir olay değildir. Yüce Allah'ın peygamber olarak seçtiği bir kişiyi bir imtihana tabi tutması yada beladan korumak için bahşettiği bir lutüf anlatılır bizlere.

Elbette düşünüldüğün de İbrahim’in kıssasında bizim için bir çok dersler, örnekler vardır, babası için senin için Allah’tan bağışlanma dilemesi, dileyeceğim sözü hariç.

*

48/25  Onlar, Kafirlerdir. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyan, ayrılmış kurbanların yerine ulaşmasını engelleyen kimselerdir. Eğer Mü'min erkeklerden ve kadınlardan olup da kendilerini henüz tanımadığınız için bilmeden onlara zarar vermeniz ve böylece vebale girmeniz söz konusu olmasaydı, onlarla savaşmanıza izin verilirdi. Allah, dilediğini rahmetine alır. Eğer birbirlerinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan Kafir olanları acı veren bir azapla cezalandırırdık.                                                                                                                                                                                                                 

 

Gene kurban hac ibadeti içerisinde gerçekleşecek olan bir sunu olarak karşımıza çıkar. Bahsetmiştik ya gidemeyen hediye göndersin der Rabb'imiz, bu hediyenin mantıklısı hayvan olacaktır diye işte bu gitmesi gereken, hac için ayrılmış kurbanlardan bahseder ayet.     

**

 

KURBAN SONUÇ

 

Kurban konusu ile ilgili ayetlerimizi de analiz ettik. Çıkarımımıza geçelim. Kurban sunulan bir sunudur. Hayvan olabileceği gibi insanlara fayda sağlayan her şey olabilir. Kurban hac zamanı, hac esnasında ve hac için yapılması gerekir diye net bir şekilde anlarız. Elbette insan kendisi için ve ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için hayvan kurban edebilir. Başka şeylerde yapabilir.                                  

Hayvan keserken üzerine Allah'ın adının anılması şarttır. Yani yalnız Allah için kesilmeli, şirk bulaştırılmamalıdır. Hiçbir ayette topluca kurban kesmeye veya kurban bayramına işaret yoktur. Bu şu demektir, topluca kurban kesme İslam dininde yoktur, daha doğrusu böyle bir ibadet yoktur, olmayan bir ibadetinde bayramı olmaz.

Allah için kesiyoruz tek kessek ne olur toplu kessek ne olur diye düşünenlere de 2 ayrı başlıkta toplumsal ve din boyutuna göre ayırıp açıklamaya çalışayım.                           

1-Toplumsal boyutta, kurban kesilebilir, insan kendi yer ve ihtiyaç sahiplerine dağıtabilir. Tüm yıl sadece 4-5 gün gerçekleştirilen bu sunu için topumsal olarak ihtiyacı olan ancak yılda bir kere bu işten faydalanabilecektir. Oy saki tüm yıl çeşitli insanlar çeşitli zamanlarda bu işi yapsalar, ihtiyacı olanlara fayda devamlı olacaktır. Ayrıca toplu hayvan katliamı olmayacaktır.

2-Dini boyutuna gelelim ki asıl ciddi kısım bu. Şimdi her zaman söylerim insan neye inanırsa dini odur. İslam dininde olmayan  bir ibadeti kabul eder ve yaparsan artık İslam dininde olmazsın.         Bu ibadeti yani toplu olarak kurban kesilmesi lazım denen 4-5 gün içinde kurban kesilecek diye kim uydurduysa, kim bu konuda hüküm koyduysa, kim bunu din diye sana söylediyse, o kişinin dini ne ise o dinden olursun ki ayrıca Allah'ın değil bu kişinin dediğini yaptığından bu kişiyi de Yüce Allah'ın yanında, Yüce Allah'ın astından ilah edinmiş olursun. İşte şirk koşarak, Allah'ın yanında ortaklara da pay ayırarak, üzerine Allah'ın adını anmayarak bir sunu, kurban sunmuş olursun ki işte seni aldatıcı Allah ile aldatmış olur, yaptığın işi iyi zannedersin.                                                                          

Bayram konusuna gelicek olursak da hadi ramazan bayramının kabul edilir bir tarafı var. 30 gün oruç tuttuktan sonra, bu aya ulaşabilmemizi, bu ayda oruç tutabilmemizi ve bu ibadeti tamamlayabilmemizi kutlayabiliriz, kabul edilebilir. Ama kurban bayramı için aynı şeyi asla söyleyemem. Olmayan bir toplu ibadetin bayramı mı olur. Neyi kutluycaz. Şirk koştuk, cehennemlik olduk, haydi kutlaylım, bu mudur kutlanan?

Tüm bu çıkarımlarım benim Kur'an bütünlüğüne göre, ayetlerden anladığıma göre yaptığım bir çıkarımdır. Yüce Allah'ın helal ettiğini haram etmek gibi bir yaptırımım veya düşüncem olamaz. Her kesin aklı var, özgür iradesi var ve Kur'an'ı var. Ben kendi yaptıklarımdan sorumluyumi siz de kendi yaptıklarınızdan, benim dinin bana sizin dininiz sizedir. Ya ben yanlış yoldayımdır yada siz. Yüce Allah zamanı geldiğinde sizinle benim aramızdaki hükmü verecek.  Ayetler üzerinde akledip kendi çıkarımızı yaparsınız. Ben Rabb'imin ayetlerini deklere ettim, her kes kendi akletsin lütfen. 

Sözlerim Kur'an dururken hadis, sünnet gibi uydurmasyonlara, söylentilere hüküm koydurup bu şeytan öğretilerinin peşinden gidenler içindir. Yoksa Kur'an'ı okuyup da her ne anladıysa anlasın yalnız Kur'an deyip yalnız Kur'an'a uyana değildir. Ben kendi anladığımı deklere etmiş olayım.                          

Kendi net görüşümü ve duruşumu da açıkça ifade edeyim. Ne kurban bayramı dedikleri İslam dışı uygulamayı bayram diye kutlarım, ne de bu bayramı tebrik ederim. Ayrıca da asla bu kurban bayramı dedikleri günler içerisinde kesilen hayvanların etlerinden yemem.                                             

**

 

Konumuzu daha iyi anlamak, daha iyi kavramak  adına hayvanlar üzerinden şirk koşma, Allah'tan başkasına kesilenler, Allah'ın adı anılması gerekliliği gibi birkaç başlıkta birkaç ayetimize daha bakalım istiyorum.                                                                                                                             

Sonrasında herkesin nihai kararını vermeden önce soracağım birkaç soruya kendi kendilerine cevap vermesini, ona göre karar vermelerini rica edeceğim ve bu sorularla bitiricez konumuzu Rabb'im izin verirse.                                                                                                                                                 

 

Şirk koşarak kesilen hayvanlar ve Allah’ın ortakları için kesilen hayvanlar                                                                                    

                                                                                                                     

6/136  Ve yaptılar Allah’a bir nasip646 (O'nun) ziraat ettiğinden; ekinden ve en’âmdan645; öyle ki dediler zanlarıyla "bu Allah’adır; ve bu ortaklarımızadır"; öyle ki ortaklarına olmuş olanı öyle ki ulaşmaz Allah'a; ve Allah'a olmuş olanı öyle ki o ulaşır ortaklarına; ne kötüdür hükmettikleri.

6/137  Ve işte böyledir; ortakları süsledi müşriklerden36 çoğuna katletmeyi35 evlatlarını; mahvetmeleri/perişan etmeleri için onları; ve konfüze etmek/karıştırmak için onlar üzerine kendi dinlerini; velev/şayet dileseydi Allah; olmazlardı faaliyet içinde; öyle ki bırak onları; ve uydurduklarını.

6/138  Ve dediler zanlarınla: "Bu en’âma645 ve ekinedir bir engel; yiyemez onu dilediğimiz kimse dışında"; ve en’âm645 (ki) haram edildi* sırtları onun; ve en’âm645 (ki) zikredilmez Allah’ın ismi üzerine; bir iftiradır402 O’na (Allah’a); cezalandıracak onları (Allah) iftira402 atar olduklarıyla.

*Sırtlarına binmeyi ya da yük taşımayı kendilerine haram ettiler.                                                                                                                                                         

6/139  Ve dediler: "Bu en’âmın645 karınlarındaki* bir halis** olarak erkeklerimizedir; ve bir haram edilendir eşlerimiz*** üzerine; ve eğer olursa (o) bir ölü/mevta****; öyle ki onlaradır (eşlere) onda ortaktır"; cezalandıracak (Allah) onları vasıflandırma (-syla) onların; doğrusu O (Allah) Hakîm’dir9; Alîm’dir8.                                                                                                                                                            

*Karınları içinde taşıdıkları. Rahimde bulunan ceninler. Bu gebe hayvanların bir dini ritüel olarak seçildiği ve doğum yaptıklarında yavrularının erkekler arasında dağıtılarak yenildiği anlaşılmaktadır. 

**Saf olarak, katıksız, ortaksız.                                                                                   

***Kadınlar.                                                                                                               

****Yavru ölü doğarsa ancak kadınlar yavrunun etinden yiyebilir.                                              

6/140  Muhakkak hüsrana uğradı kimseler (ki) katlettiler35 kendi evlatlarını ahmakça; olmaksızın bir ilim; ve haramlaştırdılar Allah'ın        kendilerini rızıklandırdığını iftira402 ederek Allah'a karşı; muhakkak dalalete128 düştüler; ve olmuş değillerdi muhted176.                                                                           

 

Ayet grubumuzu kısaca özetlemeye çalışayım. Burada anlatılan kimseler ektiklerinden ve enamdam pay ayırmışlar. Bu pay içinde bu Allah'a buda ortaklarımıza demişler. Yani Allah'ın yanında ilah edindikleri bir şeyler varmış onlara da pay ayırmışlar. Bunu da zanlara dayanarak yapmışlar. Asla bir bilgileri olmadan zanni kaynaklara hüküm koydurarak yapmışlar. Burada Yüce Allah ortaklarınıza ayırdığınız bana ulaşmaz yani bu ayırdıklarınızın benim katımda bir değeri yok, Allah için ayırdıklarınızı da kendi hevalarınıza kullanıyorsunuz bu zan ile size gelen uyduruk bilgi ile hükmettiğiniz çok kötüdür, yanlıştır demektedir 6/136 ayetinde.                                                

Bir de enamı açıklayalım. Enam sekiz çiftlerdir. 2 şer çift koyun, keçi, deve ve sığırdır. Maide 143 ve 144 e bakınız. Hayvan kesmeden, sunmadan da bahseder ayetlerimiz.

İşte bu zanların üzerine inşa ettikleri, hak dini zannettikleri, uydurmasyonlar, ata dinine göre sundukları şeyler için bu şekilde yanlış yaptırmakla beraber başka yanlışlar da yaptıklarını anlarız. Din sandıkları bu şeytan öğretileri, edindikleri ortaklar bu kimselere evlatlarını öldürmeyi de hoş göstermiş nedeni ise bu zanlara uyanların perişan edilmeleri, dinlerini karıştırmak içinmiş.                                   

Net bir şekilde bu insanların, Allah'ın astından ilah edindiklerini ve uydurmaları ile elbette tamamen yanlış yoldadırlar. Tarihsel ve bilimsel bir detaya bakmasam da şunu söyleyebilirim. Bir savaş veya bir topluma dışardan büyük bir kitlenin karışması ile bilerek ve isteyerek bu insanların mahvolması için mevcut dinlerini uyduruk hükümlerle değiştirmek için başka toplum veya toplumlarca yapılan bir konfüze hareketidir. Elbet ki bu hemen değil belli bir süreç ve zaman almıştır. Belki din adamları uydurulmuş, belki uyduruk kitaplar yazılmıştır.                                                                                

Bu şekilde bir toplumu mahvetmek, perişan etmek için bir girişimdir bu. Aynı kendilerini doğru yolda sanan tamamı zan, tamamı uydurma, yamamı söylenti hadis kitaplarıyla yapmak istedikleri ve maalesef büyük ölçüde başarılı oldukları gibi. Belki bu uydurmalarla evlatlar öldürülmüyor ama dinde hüküm koyuyorlar ve buna uyanları müşrik yapıyorlar, yani kendilerini mahvediyorlar ve onlara uyanları da.                                                                           

6/137 üzerinde konuştuk ve bitirdik. Devam edelim. 6/138 ve 139  da ise bu kimselerin nasıl zan ile hüküm koyduklarını bize öğretir Yüce Rahman.

6/140 da ki işaretlerimiz ise kısaca, inanıp da din zannettikleri, kutsal kitap harici hüküm koyuculara uydukları bu şeylerle mutlak hüsrana uğrayacaklarını bize öğreten Yüce Allah bu yaptıklarının ahmakça olduğunu da belirterek bir ilim olmadan yani kutsal kitap bilgisi, aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah'ın helal ettiğini haramlaştırdıklarını bize öğretirken,    aynı zamanda da okuyun, anlayın ve sizde bu veya buna benzer bir şey yapmayın, yaparsanız sonunuz bu kimseler gibi olur diye net işaretini verir, bilmediklerimizi      bize öğretir. Bu kimselerin delalete düştüğünü ve asla doğru yol üzerinde olmadıklarının işaretini de bizlere verir.

Ey akıl sahibi, bu hadis kitapları ile, sünnet ile, sözde peygamberin sözleri ile tamamı zan, tamamı uydurmasyon, tamamı söylenti şeylerle biricik İslam dinimize yapılan bu değil mi, dine hüküm koyan bunlar değil mi, İslam’da olmayan şeyleri uyduranlar bunlar değil mi, harama helal, helale haram diyen bunlar değil mi, kendi uyduruk sözlerini Yüce Allah'ın sözlerinin üzerinde tutup, Kur'an ayeti yerine bu zanlara inanlar, bu zanlara inanılması için elinden geleni yapan bunlar değil mi?, Yüce Allah adına iftira atan, Yüce Allah adına yalan uyduran ve bu yalanları Yüce Allah’a dayandıran bunlar değil mi?

Her ne kadar gerekli olmasa da her şey apaçık ortada olsa da bunların böyle olduğunu isteyene istediği zaman gene bunların kendi uyduruk hadisleriyle ispatlayabilirim.                                                                                                                                

*

                                                          

 

22/30  İşte budur; ve kim büyütür/büyük yapar haramlarını Allah'ın; öyle ki o bir hayırdır ona Rabbinin4 indinde/katında; ve helal kılındı sizlere en’âm645; dışındadır tilâvet* edilen üzerinize; artık kaçının rics773 (-den); evsândan786; ve kaçının sahte/yanıltan söylem (-den)                                                    

*Okunan.                                                                                                                                                       

 

Bu ayetimizde de Yüce Allah'ın haram dediklerine gerekli özeni gösterme, ondan uzak kalana, gerekli önemi gösterene bu işin o kişi için hayırlı olduğunu öğretir Rabb'imiz. Az önceki ayetlerimizde enam için kendi yanlarından din uydurup, zanlara uyanlar için enamın helal kılındığını öğretir Yüce Rahman. Ayrıca çok önemli öğretiler devam eder ayetimizde. Size okunan harici yani kutsal kitapta size beyan edilen harici üzerinize başka haram yoktur der, yani uydurmayın der. Bu yol dışındakiler pisliktir, pislikten kaçının der Rabb'imiz. Başka kaçınmamız gereken 2 şey daha belirtir bu ayet özelinde Rabb'imiz.                                                                                                           

Birincisi Evsandan kaçının yani Allah' şirk koşma seviyesinde değer verilen, dinde Yüce Allah'ın kitapları dışında hüküm koyanlar, tapınma seviyesine getirilenlerden. Bunlar insan olabilir, obje olabilir veya nesne olabilir.                                                                                                                 

İkincisi ise sahte yanıltan söylem, söz. Bunlar nedir? Tüm zanlar. Asla yüzde yüz gerçekliği ispatlanamayacak tüm sözler. Başta da elbette hadisler vardır. Hiçbirinin doğruluğu tamamen kanıtlayanamayacağı gibi peygamberin söyleyip söylemediği de kanıtlamaz. Kaldı ki peygamberin sözleri olsa ne fark edecek.

Dini peygambere öğreten Yüce Allah’tır, sadece Kur’an’dan sorulucaz, peygamber Kur’an’ın dışına asla çıkmamıştır, Kur’an’da her şey apaçıktır, her şeyden örnekler apaçık verilmiştir, din tamamlanmıştır, tek hüküm koyucu Ben’im der Rabb’imiz.

Anlamadığınız yer, açıklanması gereken yer, eksik kalan yer, detaysız kalan yer asla yoktur olduğunu varsaysak bile ki bir daha üstüne basa basa söyleyeyim asla ama asla yoktur HAŞA hadislere mi bakın diyor Kur’an’da her hangi bir yerde. Siz peygambere itaati de yanlış anlamışınız, her şeyi yanlış anladığınız gibi.                             

Merak ediyorum bu hadislere inanların hiç akletmez mi? Bu uyduruk hadislere inanıp peygamberin sözü diye inandınız diyelim. Resule itaati yanlış anladınız, dini peygambere Allah'ın öğrettiğine kafanız basmadı, peygamberin Kur'an dışı bir şey söylemeyeceğini algılayamadınız, peygamberin asıl işaret ettiği Kur'an'a değil de peygamber ne giymiş, ne yapmış ona baktınız, yani parmağın işaret ettiği yere değil parmağa baktınız, zaten Yüce Allah’ın dediklerinin sizin için önemi yok, sizin için önemli tek kaynak uyduruk söylentileriniz onu da biliyoruz peki hiç düşünmüyormusunuz.                                               

Zamanı geldiğinde Yüce Allah'a kavuştuğunuzda gittiğiniz bu yolda peygamber dedi biz ona uyduk dediğiniz sözler için peygamber şahit olarak geldiğinde ben bunların hiçbirini demedim dediğinde ki elbette tanık olarak gelecek, ne diyeceksiniz? Hüsrana uğrayanlardan olacaksınız.            

Cevabınız ne olacak. Allah'ım sen kitap gönderdin yetmedi, sen kitap gönderdin anlamadık, sen kitap gönderdin açık değildi, sen kitap gönderdik bazı şeyleri orda bulamadık,    sen kitap gönderdin eksikti mi diyeceksiniz. Alemlerin yaratıcısı HAŞA düzgün bir kitap gönderemedi mi sizce yani?

Elbette bu yüzsüzlüğün heralde son noktası olur.                                                         

Yalnız Kur'an diyen biri ise Yüce Rabb'im sen kitap gönderdin, ben yalnız senin kitabına uydum. Sen her zaman doğru söyledin, tek hüküm koyucu sensin, ben yalnız sana uydum,  sana teslim oldum, sana klavuzlandım diyecek. Doğrumla da yanlışımla, eksiğimle, hatamla ancak senin hükümlerine uydum, senden başka ilah edinmedim, dinimde hüküm koydurmadım diye söyleyecek.                

Hangisi Allah katında affedilmeye daha layık olur acaba bir düşünün diycem de yalnız akıl sahipleri öğüt alacağından bu hadisçilerin bunu da düşüneceklerinden pek emin değilim.

Amacım kimseye hakaret etmek asla değil, asla küçümsemek değil, asla hor görmek değil, asla kendimi beğenmişlik, kibir veya büyüklük taslamak değil tek amacım insanların inandıkları yolda akletmeleri gerektiğini anlatabilmek, inandıkları her ne ise delil ile kanıtla inanmaları gerekliliğini anlatabilmek ve tek kurtuluşun yalnız Kur’an demek olduğunu idrak etmelerine çabalayarak, yalnız, sadece ve bir tek Kur’an’a çağırmaktır. Yoksa her kesin aklı ve özgür iradesi var. Bizim dinimizde de zorlama da yok zorlukta. Sonuçta her kes kendi ellerinin yaptıklarının sonucunu görecektir.

Kur’an harici hüküm koyuculara uyanların yanlış yolda olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen onlar da benim yanlış yolda olduğumu düşünüyorlardır. Zamanı gelince Rabb’im hüküm verdiğinde hep beraber görücez, kimin yanlış yolda kimin ise doğru yolda olduğunu. Öyleyse bekleyin bende bekleyenlerdenim.

                                                                                                                                                                                                                                                        

Allah'tan başkasına kesilenler                                                         

 

 

2/173  Ancak haram kıldı318 sizlere ölüyü/leşi; ve kanı; ve domuz etini; ve kendisi Allah'tan başkası için adak edilmişi; öyle ki kim zorlandı –aranmaksızın ve sınırı aşmaksızın- öyle ki yoktur günah onun üzerine; doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.                                                                                                                                     

                                  

Haram ve helali kendi konusunda ele almaya çalışıcaz. Konu bağlamında Allah'tan başkasına kesilen adak, kurban veya ne için kesilirse kesilsin haram olduğunu net öğretir Rabb'imiz. Ayrıca dinde bizi zorlamayan ve asla zorluk istemeyen Yüce Allah bu ayetinde zorda kalınırsa sınırı aşmadan bunlardan yiyebilirsiniz diye de bize seçenek sunmuştur.                                                                                                                                                                                                     

*

5/3     Haram kılındı üzerinize ölmüş; ve kan; ve hınzır/domuz eti; ve kendisine Allah’ın dışında başkasının (ismi) adanan/sunulan; ve boğulan (ölen); ve ağır darbeyle/hastalıkla (ölen); ve düşen (ölen); ve boynuzlanmış (ölen); ve yırtıcıların yediği; dışındadır boğazladığınız/kestiğiniz; ve (haram kılındı) boğazlanan/kesilen dikilmişler* üzerine –ve ki kısmet ararsınız fal oklarıyla**-; işte bunlar; bir fısktır38; gündür (ki) umudu kesti kâfirlik25 etmiş kimseler dininizden122; öyle ki haşyet53 duymayın onlara; ve haşyet53 duyun bana; bugün (ki) kemale erdirdim/tamamladım sizlere dininizi122; ve kemale erdirdim/tamamladım üzerinize nimetimi; ve razı oldum sizlere İslam’ı218 bir din122 (olarak); öyle ki kim daraldı açlıkta meyletmeksizindir günaha; öyle ki doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.                                                                                                                               

                                                                                                                                                                                

Allah'ın dışında başkasının ismi anılan, başkasına sunulan, adanan yani Allah harici veya Allah yanında bir şey için kesilen, sunulan şeyinde haram olduğunu net anlarız. Bunun İslam dini olduğunu, bu dinin Yüce Allah tarafından tamamlandığını, artık Yüce Allah Kur'an'da neyi ne kadar dedi ise onun o kadar olduğunu da anlarız.

Bu İslam dinini de Yüce Allah'ın bizim için seçtiğini bize bu yalnız bu din için razı olduğunu, yalnız bu dinle gelenin dininin kabul olacağını anlarız. İslam dininde olmayan birisinin uydurduğu İslam harici bir hükme uyarsak eğer artık, dinimiz İslam olmayacak bu şekilde gidersek hangi dine girdiysek İslam olmayacağından Yüce Allah'ın bunu kabul etmeyeceğini anlarız. Ve elbette ki o dini uyduranı ilah edineceğimizden de zaten müşrik olmuş oluruz ki yerimiz net ve kesin olarak asla bağışlanma şansımız olmadan sürekli cehennem olacaktır.                                                                                                                                                          

                                                                                                                                             

*

16/56  Onlar, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden bilinçsizce pay ayırıyorlar. Allah'a yemin olsun ki, uydurduğunuz bu şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.                                                                                                                                  

                                  

Gene ortaklarına, şirk koştuklarına pay ayıranların ve bunların bilinçsizce yaptıklarına dair ayetimizdir. Bu yaptıklarını destekleyecek zan harici bir bilgiye sahip değillerdir. Oysa ki zan haktan yana ortaya bir şey koymaz, koyamaz. Zan her zaman insanı günaha ve ya şirke sokar.                                                                                                                                                                                   

 

Allah'ın adının anılması                                                                    

                                                                                                                                                                     

Üzerinde Allah'ın ismi anılması demek yalnız Yüce Allah için, Yalnız Yüce Allah'a kesilen hayvanlar, sunulan sunulardır. Sadece besmele cümlesini olan Bismillahirrahmanirrahim demek değildir. Elbette besmeleyi söyleyeceğiz, zaten her işe besmele ile yani Yüce Allah'ın ismi ile başlamamız gerekir zaten fakat ayetlerde asıl anlatılan, yaptığımız olaya şirk bulaştırılmaması gerektiği, Yüce Allah'ın hudutlarından çıkmadan nasıl yap diyorsa o şekilde yapmak gerekliliğidir. Bu Allah'a bu ortaklarımıza, bilmemde dede türbesinde dilek gerçekleşsin diye, İslam’da olmayan bir ibadet ile onu uyduranı ilah edinerek veya direk Allah harici ilah diye kabul edilen şeye kurban kesmemek veya sunu sunmamaktır asıl anlatılan.                                                                                                                          

Bununla ilgili birkaç ayetimize bakalım. Rabb'imizin öğretilerini öğrenelim.

 

 

5/4     Sual ederler/sorarlar sana neyin helal kılındığını onlara; de ki: "Helal kılındı sizlere iyiler; ve avcı hayvanlardan* öğrettiğiniz (şey); avcı hayvanları eğitenler (ki) öğretirsiniz onları (avcı hayvanları) sizlere öğrettiğinden** Allah'ın; öyle ki yiyin tuttuklarından sizlere; ve anın/zikredin78 Allah'ın ismini49 onun (avın) üzerine; ve takvalı21 olun Allah’a; doğrusu Allah seridir/çabuktur hesapta.

6/118  Öyle ki yiyin üzerine Allah'ın ismi zikredilenden641; eğer olduysanız O’nun ayetlerine müminler27.

6/119  Ve nedir sizlere (olan) ki yemezsiniz* kendisi üzerine Allah'ın isminin zikredilmişinden; ve muhakkak detaylandırdı/ayırdı** (Allah)          sizlere haram kıldığını** (Allah'ın) üzerinize; dışındadır kendisine zaruri*** kaldığınız; ve doğrusu bir çoğu**** mutlak dalalete128 düşer hevalarıyla olmaksızın bir ilim; doğrusu (senin) Rabbin4 (ki) O en iyi bilendir taşkınlık edenleri.                   

*Hurafelere, söylentilere uyarak Yüce Allah adına kurban edilen hayvanların etlerini kendilerine haram eden müşrik kimseler.                                                                                                 

**Yüce Allah'ın haram kıldıkları apaçık bildirilmişken.                                                   

***Zorunlu, gerekli.                                                                                         

****Yeryüzündeki insanların çoğu müşriktir. Hevalarına uyarak, bir ilime dayanmadan (Kur'an'a) kendilerine Yüce Allah'ın helal kıldığı şeyleri haram ederler.                                                     

6/121  Ve yemeyin üzerine Allah'ın isminin asla zikredilmeyeninden*; ve doğrusu o mutlak bir fısktır38; ve doğrusu şeytânlar29 fısıldarlar evliyalarına212 karşı sizlerle mücadele etmeye; ve eğer tabi olursanız; doğrusu sizler (de) mutlak müşriklerdensiniz36.                                         

6/145  De ki: "Bulamıyorum üzerime vahyedilmiş* (olan) içinde bir haram318 edilen; bir yiyen üzerine (ki) yer onu; dışındadır ki olur (o) bir ölü; ya da akan bir kan**; ya da bir domuz eti öyle ki doğrusu o bir ricstir***; ya da bir fısk38 (olarak) kendisiyle Allah'tan başkasına adanma yapılmış; öyle ki kim zaruri kalırsa aranır/bakınır olmaksızındır ve ne de taşkınlık yapmaksızındır; öyle ki doğrusu (senin) Rabbin Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.                        

*Kur'an.                                                                                                                                 

**Kan bulaşmış ya da etin içindeki kan değildir. Direkt olarak sıvı halde akan kan işaret edilmiştir.

***Pislik. Rabbimiz domuz etini bir pislik olarak nitelendirmişse mutlak ki insan sağlığı için sakıncalı olduğu içindir.                                                                                                                      

22/34  Rızık olarak verilen hayvanların üzerine Allah'ın adını anmaları için bütün ümmetlere mensek tayin ettik. Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Artık yalnızca ona teslim olun. Samimi İnsanları haberdar et.                                                                                                                                

                                                                                  

 

Konu bağlamında birkaç ayetimize daha bakmamız lazım. Sonrasında sorularımızla bitiricez. Aslında yapılması gerekenleri ayetler eşliğinde deklere etmeye çalışıcam diyelim.

                                                                                                                                                                                                                                                      

1- Helali haram haramı helal etme gibi bir niyetim veya düşüncem yok asla olmadı ve olmayacak, haddim de değil gücüm de yetmez asla amaç da edinemem. Fakat bunu yapanlara karşı da Yüce Allah’ın öğretilerini insanlara deklere etmeye de Rabb’im izin verdiğince devam edeceğim. Amacım yalnız Allah'a çağırmaktır. Allah'ın makamından ve uyarılarından korkarım. Bu manada da elbet herkes kendi kararını verecektir.

5/87   Ey iman47 etmiş kimseler! Haram etmeyin* iyileri; helal kıldığını Allah’ın sizlere*; ve sınırı aşmayın552; doğrusu Allah sevmez sınırı aşanları.               

*Kutsal kitaplarda helal edilmiş bir şeyi uyduruk hadislerle/sözlerle haram etmeyin. Peygamber buyurdu ki diye başlayan, resûle iftira olan söylenti/hadislere itibar etmeyin. Örnek: Midyeyi kendinize haram etmeyin. Kur'an size yiyecek konusunda neyin haram edildiğini bildirdi. Midye yemeği seven bir kimseye siz bu haramdır demeyin. Allah adına hüküm vermeyin.                                                                                                                                                                  

                                  

2-Kimsenin kimseyle bir tartışmaya girmesinin de manası yoktur. Kur'an okuyalım, Allah bize ne anlatıyorsa biz Kur'an'dan ne anlıyorsak bizim için o şey, o şekildedir. Allah her şeyi bilir ve zamanı geldiğinde hükmünü verecektir.                                                                                              

22/68  Eğer seninle tartışırlarsa, o zaman: "Allah yapmakta olduğunuz şeyleri en iyi bilendir." de.                                                                                      

 

3- Adak, kurban, sunu veya istenildiği zaman kesilecek olan hayvanlar için tüm bunların hepsinin etleri ve kanları Yüce Allah'a ulaşmaz. 22/37 ayeti inanılanın aksine yalnız kurban ibadeti için geçerli değildir. Yapacağımız tüm herşeyde, tüm ibadetlerde, adaklarda ve sunularda önemli olan takvamızdır.

Bu yaptıklarımız Yüce Allah'ın bizi doğru yola ilettiği için onu yüceltmemiz içindir diye öğretir Yüce Rahman. Bunları bizim yararımıza sunmuştur ve müjdelenecek olanlar iyi kimselerdir. Bu bağlamda adak, kurban yada sunu her ne yaparsak Yüce Allah'ın bu sohbetteki gibi öğretilerini dikkate alarak yapalım.

Eğer Yüce Allah'a takvamız ulaşacak ise bu yaptığımız ister ibadet olsun, ister yararlanma ister de yararlandırma yada hepsi birden takva sınırları içinde olmalı, Yüce Allah'ın hudutlarında olmalı, onun öğrettiği gibi olmalı.                                  

Yoksa kestiğimiz hayvan sadece et ve kan olacak ve Allah katında bir değeri olmadığından, bizimde ahiret hesabımıza yansımayacaktır. Muhasebecilerin tabiri ile Ahiret hesabımıza alacak kaydedilmeyecektir.                                                                                                               

22/37  Onların ne etleri ne de kanları asla Allah'a ulaşmaz. Ona ulaşacak olan sizin takvanızdır. Sizi doğru yola ilettiğinden dolayı Allah'ı yüceltmeniz için onları sizin     yararınıza sundu. İyi olan kimseleri müjdele.                         

                                  

4- Şunu da unutmayalım Kur'an bize yeter. Din tamamlanmıştır, her şeyden apaçık örnekler Kur'an'da vardır, tek hüküm koyucu Kur'an’dır, Kur'an'dan sorulucaz. Kur'an'da ne ne kadarsa o okadardır. Daha fazlasını aramak bizi şirke sokar. Yüce Allah hudutları belirlemiş, gerisini rahmetinden bize bırakmıştır. Din kişiseldir. Allah ile kul arasındadır. Kutsal kitaptan öğrendiğin kadar yetecektir.

 Hadisçilerin kurbanın detaylarını nerden bilicez bak hadislerde var Kur'an'da yazmaz derler ya her şeyde yanıldıkları gibi bunda da yanılmaktadırlar. Her şeyden apaçık örnekler veren Rabb'imiz bununla ilgili tüm detayları da vermiştir. Sohbetimizde de öğrendik zaten.

Yok kesilecek kurban şu yaşta olsun, yok yaralı olmasın, yok danaya en fazla 7 kişi girer v.s. gibi detaylar şekilciliğe girer ve İslam’da yeri yoktur.

Peki nedir kurbanın detayları ?                                                                                               

Üzerinde Allah'ın ismi anılacak yani yalnız Yüce Allah adına kesilecek, domuz olmayacak, enamdan olacak (benim anladığım), insanın kendi faydalanacak aynı zamanda ihtiyaç sahiplerini faydalandıracak ve yetişkin olacak şeklinde Kur’an bütünlüğü ve Yüce Allah’ın öğretilerinden öğrendiğimiz şekilde detaylandırabilirim. Ayrıca belirteyim kurban hac zamanı dışında iç bir müminin üzerine farz değildir.

Kıssas budur. İster kurban, ister, adak ister se de sunu olsun. Aynı zamanda bu ibadet özelinde sadece hayvanları keserek olmadığını da öğrendik.                                                                 

Kur'an'da yazmıyor deyip hadis peşinden gidenleri hadisler ateşten başka yere götürmeyecektir. Çünkü tamamı zandır. Oysa Yüce Allah'ın kelamı ancak doğru yola klavular.                            

53/28  Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysaki zan, "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.                                                                                                                              

 

Benim yolum Rabb'imin izni ile basiret üzerine Yüce Allah'a davet etme yoludur, eğer Yüce Allah'ın ayetlerini deklere etmem bazı kimselere ağır geliyorsa bilsinler ki ben yalnızca Yüce Allah'a güveniyorum. Yalnız öğüt alacaklar öğüt alır. Dileyen Rabb'ine doğru bir yol tutar.

Diye belirtip son kararınızı vermeden önce kendiniz sorup kendiniz cevaplayacağınızı umut ve rica ettiğim sorularla bu konu özelindeki çalışmamızı Rabb'imin izni ile noktalıyalım.

 

1-Kur'an'da hac ibadeti sırasında hayvan kesilmesi işaret edilmiyor mu? Hac ibadeti harici bir zorunluluk var mı?                                                                                                                                                    

2-Kur'an'da hacca gidemiyorsan mutlaka kesilsin diye bir zorumluluk var mı yoksa bir yararlanma olarak kesilebilir işaretimi var?                                                                                                                                                     

3-Kesilecek kurbanların toplu olarak kesilmesi veya toplu kesilsin kesilsin diye bir işaret var mı?                                                                                                                                              

4-Hacca tüm inanlar aynı anda mı gidiyor veya giden aynı anda mı kesiyor yoksa ihtiyaç oluştukça mı kesilsin işareti var, peki hacca gidemedim bunun yerine hayvan kesiyorum diyen her kez neden yılın belli zamanı bir anda kesiyor ?                                                                                                                                                     

5-Bu hayvan katliamı olmuyor mu ?                                                                                                                                                   

6-Yılda bir gün herkes keseceğine, yılın her zamanı birileri kesse toplumsal olarak daha faydalı olmaz mı ?                                                                                                                                                    

7-Toplu kurban kesme İslam'da yok. Peki bunu din olarak yapanın dini hala İslam mı oluyor ?                                                                                                                                                  

8-İslam'da toplu kurban kesmek yok. Peki olduğunu söyleyenler bunu bir yerden duydular, bunu biri yada birileri uydurdu da onu uyguluyorlar değil mi ?                                                                                                                                               

9-Bunun bu şekilde olduğunu söyleyen dinde hüküm koymuş olmuyor mu?                                                                                                                                                     

10-Buna inanan Yüce Allah'ın yanında ilah edinmiş olmuyor mu ?                                                                                                                                                      

11-Bunu yapan inanan mı oluyor yoksa müşrik mi ?                                                                                                                                                    

12-BU ET ÜZERİNDE ALLAH'IN ADI ANILMAYAN BİR ET OLMUYOR MU ?                                                                                                                                                  

13-Bu İslam'da yeri olmayan toplu hayvan kesme için kutlanılan bayram normal mi?                                                                                                                                                   

14-Bu günlerde kesilen hayvan Allah yanında ortakları adına da kesilmiş olmuyor mu?                                                                                                                                                

15-Bu yapılan takva ile yapılan bir hareket mi ?                                                                                                                                              

16-Kan ve et Allah'a ulaşmayacaksa, Allah'a ulaşacak takva ise, bu uygulamanın takvası nerde, Kur'an hudutları içinde bir uygulama mı ki bu takvası olsun?                                                                                                                                                   

17-Üzerinde Allah'ın adı anılmayan demek Allah ve ortak koştuklarına yada Allah dışında bir ilaha kesilmiş et olarak bize haram edilmiş et olmuyor mu ?                                                                                                                                                    

                                                                                                                                             

 

 

 

AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR

 

 

2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.   

4Efendi, komuta eden. 

6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.      

8Bilen. 

9Bilge/bilgelikle hükmeden.      

17Takva sahipleri/Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı her şeyden sakınanlar.       

20Bağışlayan. 

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.  

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler. 

 27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.        

29Saptıran, bozan, uzaklaştıran her şey için kullanılan bir kavramdır. En büyük şeytân İblîs'tir. Onun soyları olan, paralel evrenden kalp ve beyin hücrelerimize kuantum seviyesinde fısıldayarak     

insanları saptıran cinler de bir şeytândır. İnsanlardan bir kimse de şeytân olabilir. Haktan/gerçekten saptırmışsa; doğru olanı bozmuşsa, doğrudan uzaklaştırmışsa o şey Kur'an'a göre şeytândır. Kur'an'dan saptıran, Kur'an'ı anlamını bozan söylenti/hadis kitapları da birer şeytândır. Güneş'ten çıkan kozmik parçacıklar da DNA gibi organik molekülleri bozduğu için Rabbimiz tarafından şeytanlar olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle geçtiği ayete göre anlam verilmelidir.     

34Kur'an'ın indiği dönemde o bölgede yaşayan insanların belirlemiş olduğu bir kural/antlaşma. Savaşmanın haram olduğu 4 ay.          

35Savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız etmek, zarar vermek. Katletmek öldürmek asla değildir. 33:16 ayetinde Yüce Allah bizlere işaretini vermiştir. 33:16 ayetinde "De ki: Asla menfaat sağlamaz sizlere firar eğer firar etseydiniz ölümden ya da katillikten; ve o zaman metalandırılmazsınız biraz dışında." buyrulmuştur. Bu ayetten net olarak anlarız ki ölüm ile katillik aynı şey asla değildir. Farklı kavramlar olduğunu Rabbimiz bu iki kelimeyi ya da", "veya" anlamında olan "evi" ayracıyla ayırarak göstermiştir. Her katletme illa ki ölümle sonuçlanmak zorunda değildir. Ancak ölümle de sonuçlanabilir.

36Şirk koşan. Şirk; ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.       

37Güç yetiren. 

38Sapkın, doğru yoldan çıkan. 

41İşiten.          

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma. 

58Yumuşak huylu.       

113Açlık sınırında yaşayan.     

128Dosdoğru yoldan (Kur'an'dan) sapmış kimseler. Sadece Kur'an demeyen herkes.    

158Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer mescittir. Haram mescitse bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan mescittir.

169Dine, İslam'a, sadece Kur'an'a adanmış hayat tarzı. Sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına dayanarak yapılan tüm eylemler.   

176Doğru yola kılavuzlu, hidayetli, dosdoğru yol olan sıratel müstakim üzerinde olanlar. Yüce Allah'ın biricik dini olan İslam'a yani sadece Kur'an'a tabi olanlar.          

182Doğrular, dürüstler.

202İyi olan şeylerde fazlalıklı olmak, fazlalaştırmak, daha fazlaya sahip olmak, daha fazla yapmak.          

212Veli kelimesinin çoğulu. Veliler. Koruyan, himaye eden yakın arkadaşlar.     

312Sembol, slogan, amblem, nişan, işaret, soyut bir kavramın somutlaşarak sembol/belirteç haline gelmesi.

318Yiyecek kapsamında insanoğlu için sadece 4 şey haramdır. Yüce Allah'ın şerefli Kur'an'ında bizlere bildirdiği bu 4 şey haricinde asla bir haram koyulamaz. Bir şeyi sevmemek veya tiksindirici bulmak o şeyin          haram olmasını gerektirmez. Bir toplum başka bir toplumun tiksindirici bulduğu bir şeyi çok severek yiyebilir. Helal ve haram koyma yetkisi bütünüyle sadece Kur'an'a aittir. Resullerin haram ve helal koyma yetkisi yoktur.  

Haram yiyecekler;       

Haram yiyecekler;       

1.   Ne zaman öldüğü bilinmeyen, leş.  

2.   Kan.          

3.   Domuz eti. 

4.   Yüce Allah'tan başkası adına adanan kurbanlar.      

322İmtina etmek, çekinmek, sakınmak, uzak durmak anlamındadır. Ramazan ayında (30 gün) siyam/oruç tutulur. Şafağın beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt olunca -gün ışığı karanlıkta ilk belirginleştiğinde- başlar ve Güneş batınca biter. Siyam yemekten, içmekten ve cinsel yakınlaşmadan uzak durmaktır. Hasta veya seferde olanlar tutamadıkları günleri Ramazan ayı dışında tutarlar.           

Tâkatını kullanarak tutabilenlerse bir miskini/açlık sınırında yaşayanı doyurarak bir fidye verirler. Siyam/oruç tutmak da hayırlıdır; fidye vermek de hayırlıdır. Birbirlerine üstünlükleri yoktur.        

 Siyam/oruç gecesi cinsel yakınlaşma serbesttir.          

327Kur'an ayetlerinin delillerle tartışıldığı, öğrenildiği; belirlenmiş bir mekanda ve zamanda gerçekleştirilen, önceden duyurusu yapılan toplanma, bir araya gelme; kongre. 

337Vizit, ziyaret, amaç edinme, onarmak.         

338Hac veya umre için haram mescide gelen kimselerin kendileri ve başkaları için yanlarında getirdikleri ihtiyaç giderici şeyler. Canlı hayvan mantıken en iyi hediyedir. İyi bir besin kaynağı olan et çölde çok hızlı bozulacağı için et verecek olan hayvanın canlı olarak haram mescide getirilmesi en güzelidir. Bu hayvanlar oraya gelen insanların doyurulması içindir. İhtiyaç oluştukça Yüce Allah adına kesilirler.   

339Hac ve umre için gelenlerin haram mescide girmeden önce baş tıraşı oldukları anlaşılmaktadır. Saçların çok kısa kalacak şekilde kesilmesi bit ve pire gibi parazitlerin yayılmasını büyük ölçüde azaltır. Benzer uygulamalar antik uygarlıklarda da mevcuttu. Şehre gelen yabancılar hamamda yıkanmadan şehre giremezlerdi.Baş tıraşının aynı zamanda damga gibi bir işaret olduğunu da anlıyoruz. Hediye olarak getirilen şey hediyelerin kabul edilerek kayıt altına alındığı alana gelinceye kadar baş tıraşı olunmazdı. Hediye kendi mahalline ulaşıp o kimse adına kayıt yapıldığında artık o kimse baş tıraşı olabilir ve haram mescide girebilirdi. Anlarız ki baş tıraşı sağlık açısından önemli olduğu kadar işaretleme amaçlı da kullanılmıştır. Başları tıraşlı olan kimseler toplum için hediye sunmuş kimselerdir.      

340Hac ve umrede asla hediye getirme imkanı olmayan kimseler de baş tıraşı olur. Haram mescide girer. Ancak hediye fideye olarak 3 gün hac zamanında, 7 gün de evine döndüğünde olacak şekilde toplam 10 gün siyam/oruç tutar. 

341Bir kimse hastaysa ya da başı tıraş edildiğinde başında bir deri hastalığı görülürse o kimseler hac ve umre yapamaz. Haram mescide giremez. Fidye olarak siyamdan/oruçtan ya da sadakadan ya da nusuktan bir karşılık/ödeme verir. Kişinin iyileştiğinden ve başındaki deri hastalığının geçtiğinden emin olunursa o durumda hediyesi kabul edilir ve haram mescide girebilir. Hediyede zorlanırsa kendisine kolay geleni verir.Rabbimiz bu fidyenin miktarını rahmetinin gereği bildirmemiştir. Bu nedenle bizlere en kolay geleni tercih edebiliriz. Tek günlük bir siyam/oruç tutmak da ayetin tecelli etmesine yeterlidir. Ya da 3. tip bir sadaka verilebilir. Ya da adanılmış hayat tarzında devam edilebilir. Hastalığı nedeniyle mağdur olmuş bir kimseye Yüce Allah asla zorluk yüklemez. Adanmış hayatına devam etmesi bile bir fidye olur.     

342Kur’an’da 3 tip sadaka vardır. Bunlar;         

1-Sadaka-1: Kamu yönetiminin topladığı bir gelir vergisi türü.    

Kamu yönetimini 9:60 ayetinde Rabbimiz tarafından zikredilen gruplar için topladığı özel bir kamu vergisi (9:103, 9:58 ve 9:60).       

2-Sadaka-2: Kamudan talepleri olan kişi ve kurumların kamu yönetimi ile görüşmeden önce vermesi gereken sadaka vergisi (Kamu harcı). 

58:12 ayeti; bu fonda toplanan harç vergileri Sadaka-1 fonuna aktarılır. 

3-Sadaka-3: Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi. 

Kamu yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli   

 verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır. (2:271 ve 2:263)   

352Apaçık deklere edilmiş, bildirilmiş, kanıtlı/delilli olarak ortaya çıkmış.

390İntikam sahibi, öç sahibi.    

402Kutsal kitapların astından olan söylenti/hadis kitaplarıyla (Talmud, Kütüb-i Sitte, Riyâzus Sâlihîn vb. ) Yüce Allah'ın bizzat kendisine ve onun resûllerine iftira atmak. Allah'ın adına kutsi hadisler           

uydurmak. Tamamı zan olan 'Resûl buyurdu ki' sözleriyle resûl adına  uydurulmuş bir din oluşturmak. Sünnet adı altında resûle iftira olan sözlere/hadislere tabi olmak. Mezheplere tabi olmak. Tarikatlara tabi olmak.   

Sadece Kur'an, sadece kutsal kitap dememek. 

418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.        

476Yakınlaşma amaçlı sunu, feda edilen.         

534Hac döneminde yapılması haram edilen şeyleri yapmamak. Haram emrine uymak.  

535Bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan ev.          

536Şiddetli.     

641Yüce Allah'a yaklaşma amacı güdülerek (kurbanlık) ihtiyaç sahiplerinin faydalanması için kesilen her türlü hayvan (mutlak ki domuz dışında). Üzerine Yüce Allah'ın ismi anılarak dağıtılan her şey de bu tanıma girer. Not: Günlük yemek için marketlerde, kasaplarda satılan hayvanların üzerine Allah'ın isminin zikredilmiş olması aranmaz. 6:118 ayetinde işaret edilen hayvanlar kurbanlık hayvanlardır.

645Koyun, keçi, deve ve sığır türleri. Eşli olarak sekiz çiftlerdir. Bak. 6:143-144. 

646Yüce Allah'a olan nasip/pay bireysel olarak hiç kimseye ait olmayan, sadece topluma ait olan nasip/pay demektir. Yüce Allah'ın evi gibi. Yüce Allah'ın devesi gibi. Kamuya ait olan bir nasip/pay demektir. Bu nasip mutlak ki topluma aittir ve topluma ulaştırılır. 6:136 ayetinden anlarız ki Yüce Allah adına ayrılan bu pay Yüce Allah'a ulaştırılmamış yani kamunun/toplumun faydalanması için verilmemiştir. Bunun aksine Yüce Allah'ın payı şirk koşma aracı olan sözde ilâhi aracılara ulaştırılmıştır. Mutlak ki bakım masrafları vb. yalanlarıyla topluma ulaşması gereken pay da iç edilmiştir. Ayetten bu ortaklara zaten bir pay ayrılmış olduğunu da anlarız.     

680Hakka/gerçeğe uygunluk, hakkı/gerçeği gözetme. Hakka/gerçeğe uygunluk temelinde herkese eşit ve tarafsız bir şekilde davranma. Hakların herkes tarafından eşit/tarafsız şekilde kullanılmasının sağlanması. Hakları eşit olarak dengelemek, eşit olarak balanslamak. Adalet, doğruluk ve eşitlik prensiplerine dayanan evrensel bir değerdir. 

773Kirli, pis, iğrenç, utanılacak işler yapan.       

786İdoller; Yüce Allah'a şirk koşma seviyesinde değer verilenler, dinde Yüce Allah'ın kitapları dışında haşa hüküm verme yetkisi olanlar, tapınma seviyesine getirilen objeler/insanlar/nesneler.         

           

           

           

 

 

EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.                                                                                                                                         

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder