BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
ZEKAT
Kök anlamları :
and زكى ) زكا zakā u ( زكاء zakā’) to thrive;to grow,
increase; to be pure in heart, be just, righteous, good; to be fit, suitable ( بfor
s.o.), befit ( ب s.o.); --zakiya a to grow,increase II to increase, augment,
make grow ( ھ s.th.); to purify, chasten ( ھ s.th.); to justify, vindicate ( ه
s.o.), vouch for, or bear witness to, s.o.’s ( ه) integrity, declareه) s.o.)
honest, upright or just, attest the honorable record of s.o. ( ه); to attest
the truth, validity or credibility of s.th. ( ھ ); to command, praise ( ه
s.o.); to recommend IV to cause to grow; to grow ( ھ s.th.) V tobe purified, be
chastened
Kaynak :
hans-wehr / page 323
زكى ) زكا zakā u ( زكاء zakā’) gelişmek; büyümek, artmak;
kalbi temiz olmak,زكى ) زكا zakā u ( زكاء adil, doğru, iyi olmak; uygun olmak,
münasip olmak ( ب şuna), yakışmak ( ب s.o.); --zakiya a büyümek, artmak II
artırmak, çoğaltmak, yapmak büyütmek ( ھ s.th.); arındırmak, terbiye etmek ( ھ
s.th.); haklı çıkarmak, savunmak ( ه s.o.), kefil olmak veya tanıklık etmek,
s.o.’nun ( ه) dürüstlüğü, beyan etmek ه) s.o.) dürüst, doğru veya adil, s.o.’nun ( ه)
onurlu sicilini tasdik etmek; s.o.’nun doğruluğunu, geçerliliğini veya güvenilirliğini
tasdik etmek. ( ھ ); emretmek, övmek ( ه s.o.); tavsiye etmek IV. Büyümeye
neden olmak; büyümek
2/43 Ve
ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; ve rükû11 edin
rükû11 edenlerle birlikte.
Rabb'imizin emirlerinden, yani tavsiyelerinden,
önerilerinden bir tanesi de zekatı vermemiz gerekliliğidir. Eğer Yüce Allah'a
teslim olmuşsak, salatı ikame ediyorsak yani Kur'an okuyup, öğreniyorsak ve
beynen Rabb'imizin ayetlerinin karşısında eğilip, saygı gösteriyorsak o zaman
zekatı da vermeliymişiz.
Bu ayetten zekat için anladığımız şey verilen bir şeydir.
Verilen bir şey olduğu içinde zekat vermek demek, fiziksel olarak kendimizde
olan bir şeyi vermek demektir. Rabb'imizden ilk işaretimizi aldık zekat ile
ilgili. Bakalım bu konu ile ilgili Yüce Rahman bize neler öğretmiş.
Zekatı verin dediğine göre bize gerekli ayrıntıları da
vermiş olmalıdır değil mi? Kur'an apaçıktır, her şeyden apaçık örnekler
vermiştir, O'ndan sorulucaz, tastamamdır. O zaman zekatı da Rabb'imiz bize
gerekli olduğu kadarıyla açıklamış olmalıdır, bu beklenir. Yeter ki dini
yalnızca Yüce Allah'a has kılıp, dinde başka kaynaklara hüküm koydurmadan,
Yalnız Kur'an diyerek, Kur'an'ı Kur'an ile anlayalım.
Bir diğer işarette zekatın, salatın destekleme anlamı ile
gelmesidir. Salatın destekleme anlamı demek, toplumsal dayanışma içinde olmak,
Yüce Allah'ın yasalarını ayakta tutmak için elimizden geleni yapmak, Yüce
Allah'ın yasalarını uygulamaya almak, uygulanabilirliğini sağlamak,
uygulamak ve sürekliliğini sağlamaktır. Toplumsal olaylarda destekleme, yüce
Allah’ın dinini destekleme de bunun içindedir. Yani Kur’an’ı anlamayı,
çalışmayı, öğrenmeyi kişisel ve toplumsal ayağa kaldırma, dikme, sürekliliği
sağlamayı da kapsar.
Kur’an’da ekimu (ayakta tutun), s-salate (salatı), ve atu (ve
verin) zekate (zekatı) kalıpı şeklinde salatın destekleme anlamı ile zekat
beraber 2/43 ayetinde de olduğu şekli ile tam 12 ayette karşımıza çıkar.
Çalışmanın ilerleyen safhalarında biraz daha detaya giricem.
*
2/83 Ve
aldığımız zaman bir mîsâk281 İsrailoğullarından; kulluk46 etmeyesiniz;
ancak Allah'a; ve ana babaya bir güzellik; ve yakınlık sahibine130 (de); ve
yetimlere131 (de); ve miskinlere113 (de); ve deyin insanlar için
güzelliği; ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; sonra biraz
dışında sizlerden döndünüz; ve sizler direnç gösterenlersiniz/karşı
çıkanlarsınız.
Bu ayette ilk bakışta sanki zekat yakınlık sahibine,
yetimlere ve miskinlere verilecekmiş gibi algılanabilir fakat öyle değildir. Yüce
Allah ana, babaya, yakınlık sahibine, yetimlere ve miskinlere güzellik ister.
Yani onlara güzel davranmamızı, güzel söz söylememizi ister. Ve yalnız
Kendi'sine kulluk etmemizi.
Bunların Yüce Allah ile yaptığımız anlaşmanın bir
gereklilikleri olarak belirtir. Sonrasında, salatı ikame edin ve zekatı verin
der. Zekat genelde salatı ikame edin denen ayetlerle beraber salat ve zekat
aynı ayetlerde karşımıza gelir. Ve gene bu ayette zekatı verilen bir şey olarak
bizlere öğretir. Bu öğretilerden, bu anlaşmadan da az bir kimse dışında
insanların yüz çevirdiğini ve bu emirlere karşı direnç gösterip karşı
çıktıklarını da yine Yüce Rahman ayetinde bizlere öğretir.
*
2/110 Ve ikame572 edin salâtı5 ve verin
zekâtı10; ve nefisleriniz için hayırdan önceden gönderdiklerinizi; bulursunuz
onu Allah'ın indinde/katında; doğrusu Allah yaptıklarınızı görendir.
Salatı ikame etmek yani Kur'an'ı kendi anlayacağımız dilde
okumak, öğrenmek, ders kitabı gibi çalışmak, hafızamızda her an canlı tutmak ve
zekatı vermek dünya da iken yapmamız gereken şeyler olarak karşımıza çıkar.
Zaten Kur'an’ diriler için olduğunu bir çok ayette görüyoruz. Kur’an, öğüttür,
zikirdir elbet fayda sağlayacaksak eğer bu dünyadayken olacaktır.
Sınavımızı geçmemizi sağlayacak ve O'ndan sorulacaksak,
sınav biz ölünce bitiyorsa da bu zaten mantıklı olandır. Yapmamız gereken bu ayet
özelinde bu 2 tavsiyenin kendi nefislerimiz için hayır olduğunu ve bunlardan
kazanacağımız hayrı dünyada kazanıp, ahirette karşılığını almak üzere kendimiz
için gönderdiğimizi anlarız. Yani bunlarda, her şey gibi amel defterimize
yazılacaktır.
Burdayken yani dünyadayken yaptık yazıldı ve ahiret için
gönderdik. Hesap zamanı da kendi ellerimizin yaptıklarının karşılığını alacağız
Yüce Allah katında. Zekat ile bu ayetten öğrendiklerimiz ise dünyada
yapılacaktır, yapan için hayırdır ve Allah katında bu yatığımızın karşılığı
bulacak olmamızdır diye söyleyebiliriz.
Genelde Kur’an’da dünyada iken yaptıklarımızın karşılığımı
alacağımız yazılıdır. Ama dünyada iken yapıpda öldükten sonra işleyen bir
mekanizma bıraktıysak bu mekanizmanın yansıması yazılmaya devam edecekmidir?
Örneğin Kur’an öğrenilen bir yer açtık veya katkıda
bulunduk veya bir kumarhane açtık insanlar kumar oynuyorlar. Buralardan gelecek
karşılık biz ölünce kapanacakmı? Kur’an bütünlüğünden anladığım bu işlerden
gelecek iyi yada kötü ameller biz ölünce sonlanacak şeklinde olmasına rağmen,
bir ayette sanki devam edecek işareti aldım. Rabb’im izin verirse konuyu detaylı
incelediğimde, net bir karar verebilirsem tabii Rabb’im ilim ve Furkan nasip
ederse sizlerle paylaşacağım.
*
2/177 Erdem değildir ki çevirirsiniz
yüzlerinizi doğu ve batı kıbleye14; fakat erdem kimsededir
(ki) iman47 etti Allah'a ve ahiret gününe; ve meleklere; ve kitaba
(Kur’an’a); ve nebilere132; ve verdi malını -üzerindedir sevgisi-; yakında
olanlara; ve yetimlere; ve açlık sınırında yaşayanlara; ve yolun oğluna/evsize;
ve isteyenlere/talep edenlere; ve boyunlardadır (boyunduruğu çözmededir); ve
ikame572 etti salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve yerine getirenlerdedir
antlaşmalarını antlaştıkları zaman; ve
sabredenlerdedir51 sefalette/sıkıntıda; ve başı darda/bunalımda; ve
seferberlik zamanında; işte bunlar; doğru kimselerdir; ve işte bunlar; onlardır
takva sahipleri21.
Erdemli olanlar, anlaşmalarına bağlı kalanlar, başı darda
da olsa, seferberlikte de olsa sabredenler, doğru kimseler ve takvalı kimselerle
konu bağlamı olarak zekat ile eşleştirilmiştir. Yani diğer işaretlerin yanı
sıra konu bağlamında zekat vereceklerin bu kimseler olduğu ve/veya bu
kimselerin zekat vermesi gerektiği belirtilmiştir ayetimizde diye düşünüyorum. Tabii
ki bu kimseler dışında zekat vermez anlamı da çıkmaz. Aynı zamanda zekatı
vereceklerin Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve nebilere iman edenler
olduğunu da anlarız. Bunun dışında kalanlar, kafirler, müşrikler zekat
vermezlermi veya vermeyecekler mi konusuna çalışmanın ilerleyen kısımlarında
değinmeye çalışacağım. Diğer ayetlerden işaretlerimize bakmaya devam edelim. En
doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
2/277 Doğrusu
kimseler (ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18; ve
ikame572 ettiler salâtı5; ve verdiler zekâtı10; onlaradır
ecirleri/karşılıkları Rablerinin4 indinde/katında; ve yoktur bir
korku onlara; ve onlar hüzünlenmezler.
Ayette belirtilen diğer şeyler le beraber zekatı da verenlerin
karşılıklarını alacaklarını ve bu alacakları karşılık sonucu Rabb'imize
kavuştuklarında onlara korku da, hüzünlenme de olmayacağını anlarız. Yani
diyebiliriz ki bu kişiler bağışlanmış olarak Rabb'lerine döneceklerdir.
*
9/71 Ve
mümin27 erkekler; ve mümin27 kadınlar*; onların bir kısmı
velileridir28 bir kısmın; emrederler marufla291 ve engellerler
münkeri82; ve ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve itaat
ederler Allah'a ve O’nun resûlüne418; işte bunlar, rahmet271 edecektir
onlara Allah; doğrusu Allah bir Azîzdir37; bir Hakîmdir9.
*9:67 ayetinde münâfık erkekler ve münâfık
kadınların özelliği bildirilmiştir.
Bu ayetimizdede zekat ayette belirtilen diğer özelliklerle
beraber Allah'a itaat demektir diye anlarız. Ayrıca Allah'a ve resulüne itaat
Allah'a itaatdir. Yani Yüce Allah'ın kelamı olan kutsal kitaba itaatdir.
*
4/77 Hiç
görmez misin kimseleri (ki) denildi onlara: "Çekin ellerinizi; ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10"; öyle
ki ne zaman yazıldı onlara savaş; o zaman bir fırka/bir bölük onlardan
haşyet53 duyar insanlara; haşyet53 duyar gibi Allah'a; ya da daha
şiddetli bir haşyet53 duyma; ve dediler: “Rabbimiz4! Niçin yazdın bize
savaş? Keşke tehir etseydin/erteleseydin bizi yakın bir ecele/bir süreye”; de
ki: “Dünya metası54 azdır; ve ahiret hayırlıdır; kimse için;
takvalı21 oldu; ve zulmedilmez sizlere bir fitil/bir sicim137 (kadar).
4/162 Fakat onlardan* ilimde kök
salanlar/ilimde derinleşenler; ve müminler27; iman47 ederler sana
indirilmişe** ve senden önce indirilmişe***; ve ikame572 edenlerdir
salâtı5; ve verenlerdir zekâtı10; ve iman47 edenlerdir Allah'a ve ahiret
gününe; işte bunlar; getireceğiz/vereceğiz onlara bir büyük ecir/karşılık.
*Kitap ehlinden.
**Kur'an'a.
***Tevrât ve İncîl.
5/12 Ve
ant olsun aldı Allah bir mîsâk281 İsrailoğullarından; ve gönderdik
onlardan on iki lider; ve dedi Allah; doğrusu ben sizinle birlikteyim; eğer
ikame ettiniz salâtı5; ve verdiniz zekâtı10; ve iman47 ettiniz resûllerime418;
ve desteklediniz onları; ve borç123 verdiniz Allah'a güzel bir borç123;
mutlak kâfirlik25 ederim*; ve mutlak sokarım sizleri cennetlere; akar
altından onun nehirler; öyle ki kim kâfirlik25 etti bundan sonra
sizlerden; öyle ki muhakkak dalalet128 içinde oldu/saptı dümdüz
yoldan553.
*Yüce Allah'ın mümin kimselerin bazı günahlarına
kâfirlik edeceği yani örtüp gizleyeceği bu ayette bildirilir.
5/55 Veliniz28 sizin
ancak Allah’tır; ve resûlüdür418 O'nun; ve iman47 etmiş kimselerdir;
kimseler (ki) ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve
onlar rükû11 edenlerdir.
7/156 Ve yaz bizlere bu dünyada bir iyilik/güzellik
ve ahirette (de); doğrusu bizler kılavuzlandık sana; dedi (Allah) :
"Azabım (ki) isabet ettiririm onu dilediğim kimseye; ve
rahmetim271 (ki) kuşattı her bir şeyi; öyle ki yazarım onu kimselere (ki)
takvalı21 olurlar; ve verirler zekâtı10; ve kimselerdir (ki) onlar ayetlerimize
iman47 ederler
19/31 "Ve beni bulunduğum her yerde mübarek
kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı ve zekatı tavsiye etti.
19/55 Ve oldu (İsmail); emreder ahalisine/halkına
salâtı5 ve zekâtı10; ve oldu (İsmail) Rabbi4 indinde/katında razı
olunan.
21/73 Ve yaptık onları emirler/liderler; doğru yola
kılavuzlarlar emrimizle; ve vahyettik603 onlara faaliyet yapmayı;
hayırlar/iyilikler; ve ikame572 edenler salâtı5; ve verenler zekâtı10; ve
oldular bize kulluk46 edenler.
23/4 Ve
onlar, zekatı yapanlardır.
24/37 Adamlar (ki); oyalamaz onları ticaret; ve de
alışveriş; zikrinden Allah'ın; ve ikame572 edenlerdir salâtı5; ve
verenlerdir zekâtı10; korkarlar bir günden; ters döner onda kalpler; ve gözler.
30/39 İnsanların malları içinde artsın diye katlanarak arttırılandan her ne verirseniz, Allah
katında artmaz. Ama Allah'ın hoşnutluğunu isteyerek her
ne zekât verirseniz; işte bunu yapanlar kat kat arttıranlardır.
riben Riba
31/4 Kimseler;
ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar; ahirete onlar;
kesinleşirler/emin olurlar.
98/5 Ve
emredilmişler değildiler; ancak kulluk46 etmeleri Allah'a; has kılanlar
O’na (Allah’a) dini; hanifler117; ve ikame572 ederler salâtı5; ve verirler
zekâtı10; ve işte budur kıyam143 din.
*
Konunun başında belirttiğimiz zekat ile ilgili
işaretlerimizi aldığımız ayetlere bakalım.
9/5 Öyle
ki sonlandığı zaman haram aylar34; öyleyse
katledin35 müşrikleri36 her nerede buldunuz onları; ve tutun/alın
onları; ve kuşatın/sınırlayın onları; ve oturup bekleyin onları her bir rasat
yerinde/gözlem yerinde; öyle ki eğer tevbe33 ettilerse; ve
ikame572 ettilerse salâtı5; ve verdilerse zekâtı10; öyle ki serbest
bırakın yollarını onların; doğrusu Allah Gafûr'dur20; Rahîm'dir2.
9/11 Öyle
ki eğer tevbe33 ettilerse; ve ikame572 ettilerse salâtı154; ve
verdilerse zekâtı10; öyle ki kardeşlerdir753 sizlere dinde*; ve detaylı
açıklarız ayetleri454; bilir bir kavim/toplum için.
*İslam'da. Sadece kutsal kitaplar, sadece Kur'an diyen
dinde.
22/41 Kimseler; eğer güçlendirsek/sağlam şekilde
yerleştirsek yerde/yeryüzünde; ikame572 ederlerdi salâtı5; ve verirlerdi
zekâtı10; ve emrederlerdi marufla291; ve engellerlerdi/yasaklarlardı münkeri82;
ve Allah'adır akıbeti emirlerin/işlerin.
22/78 Ve mücadele edin Allah uğrunda, gerçek/hak
mücadelesi (-yle) onun; O seçti sizi; ve yapmış değildir üzerinize dinde hiçbir
güçlük/zorluk; babanız İbrâhîm'in inanç öğretisi; O (Allah) önceden
isimlendirdi sizi, müslim45; ve bunda, olması için resûlün418 üzerinize
bir tanık/bir şahit; ve olmanız için sizin tanıklar/şahitler insanlar üzerine; öyleyse ikame572 edin
salâtı5 ve verin zekâtı10; ve sarılın Allah'a; O'dur mevlânız68. Öyle ki
bir muhteşem mevlâ68; ve bir muhteşem nasîr69.
24/56 Ve ikame572 edin salâtı5; ve verin
zekâtı10; ve itaat edin resûle76; belki sizler merhamet edilirsiniz.
58/13 Tasalandınız mı? Ki takdim edersiniz eliniz
arasında, gizli konuşmanızda sadakalar95; öyle ki o zaman asla faaliyete
geçemezsiniz; ve tevbe33 etti Allah sizlere; öyle ki ikame572 edin
salâtı5; ve verin zekâtı10; ve itaat edin Allah'a ve resûlüne76; ve Allah
haberdardır yaptıklarınızdan.
73/20 Doğrusu Rabbin4 bilir ki sen
dikelirsin/ayağa kalkarsın gecenin171 üçte ikisinden yakınına; ve
yarısında onun (gecenin); ve üçte birinde onun (gecenin); ve bir grup/tayfa
(da) seninle birlikte (olan) kimselerden; ve Allah takdir eder/ölçeklendirir
geceyi171 ve gündüzü170; bildi ki asla sayamazsınız/kapsayamazsınız onu;
öyle ki tevbe33 etti sizlere; öyleyse okuyun/çalışın kolay geleni
Kur'an’dan; bildi ki olacak içinizden hastalar; ve başkaları,
darbederler/vururlar (ayakları) yerde/yeryüzünde; aranırlar/bakınırlar
fazlından/lütfundan Allah'ın; ve başkaları, katlederler35 Allah yolunda;
öyleyse okuyun/çalışın kolay geleni ondan (Kur’an’dan); ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; ve borç
verin123 Allah'a; güzel bir borç123; ve taktim ettikleriniz/verdikleriniz
hayırdan kendi nefsiniz içindir; bulursunuz onu Allah’ın indinde/katında; o
(borç) hayırlıdır; ve en büyük bir ecirdir/karşılıktır; ve mağfiret/bağışlanma
dileyin Allah'tan; doğrusu Allah
Gafûr'dur20; Rahîm'dir2.
Bu ayetler ve önceden konuştuğumuz 2/43,83,110,277 ve 4/77
ayetlerinde ortak bir özellik vardır. Salatın destek manası taşıyan anlamı ile
gelir zekat toplamda 12 ayette. Yani ekimu (ayakta tutun), s-salate (salatı),
ve atu (ve verin) zekate (zekatı) kalıbı şeklinde görülür tam 12 ayetimizde. Salatın
destekleme anlamı demek, toplumsal dayanışma içinde olmak, Yüce Allah'ın
yasalarını ayakta tutmak için elimizden geleni yapmak, Yüce Allah'ın yasalarını
uygulamaya almak, uygulanabilirliğini sağlamak, uygulamak ve sürekliliğini
sağlamaktır. Toplumsal olaylarda destekleşme, yüce Allah’ın dinininde destekleşme
de bunun içindedir. Yani Kur’an’ı anlamayı, çalışmayı, öğrenmeyi kişisel ve
toplumsal ayağa kaldırma, dikme, sürekliliği sağlamayı da kapsar.
Toplumsal desteğin ayakta tutulması, sürdürülmesi,
sistemleştirilmesi, uygulanması gerekliliğidir ki bunu sistemleştirerek
toplumsal olarak uygulanabilirliğini sağlamaktır.
Bu yasaları sağlamlaştırmaktır, toplumsal kabullenme ve
emir sahiplerinin de uygulayıcı olmasını sağlamaktır. Bu da gene Yüce Allah'ın
yasalarını bilmekle olacaktır ki, buda elbette Kur'an'ı bilmekle olur. Elbet
Kur’an okuyup, anlamak, ders kitabı gibi çalışmakla ve bu süreci kişisel ve
toplumsal olarak ayağa kaldırma, dikme, destekleme, sürekliliğini sağlamakla
olur.
Ayrıca 9/103 ayetimize de bakmamız lazım;
9/103 Onların mallarından sadaka al ki,
onunla kendilerini ve mallarını arındırasın. Ve onlara destek ol! Senin
desteğin muhakkak ki onlar için huzurdur. Allah Semî/işitendir, Alîm/iyi
bilendir.
Sadakanın bir çeşidinin de kamu yönetiminin almış
olduğu bir vergi türü olduğunu Şerefli Kur'an'ımızdan biliyoruz. Sadaka
konusunda inceleyeceğiz. Kamu yönetimi o kalemde sadaka
vergisi almıyor ise kişinin sadaka vergisini fakirlere vermesi
gerektiğini de gene Kur'an'ımızdan biliyoruz.
Kamuya verilen sadaka vergisinin hem sadaka
vergisi veren kişiyi arındırdığını, hem de mallarını
arındırdığını 9:103 ayetinden anlarız. Zekât kelimesinin arınma anlamı
düşünüldüğünde; Kamuya verilen, toplum için kullanılacak
olan her türlü rızıktan verilen vergi zekât olarak
tanımlanabilir. Her türlü rızıktan (kazançtan) kamuya
verilen, ödenen vergi zekâttır diyebiliriz.
Bu şekilde bir çıkarım yapmamıza rağmen birkaç detay daha
eklemekte fayda olacağı kanaatindeyim. Bu rızıklardan verilecek vergilerin adil
olması, kesinlikle kamu yararına harcanması, bu vergi dilimlerini belirleyen,
toplayan, yasalaştıran ve nerelere harcanacağını belirleyecek kişilerinde Yüce
Allah'ın hudutları içinde olması, seçilerek o konuma gelmiş olması ve işin ehli
olmaları gerekmektedir diye Kur'an hudutları ve öğretileri ışığında açıkça
söyleyebilirim.
Zekat ile sadakanın farkı ise sadakanın verileceği grubun
açıkça Kur'an'da belirtilmiş olmasıdır. Ayrıca sadakanın nerelere harcanağı da
Kur'an'da belli olmasına rağmen zekat için aynı şeyi söylemek mümkün değildir.
Bu şu demek oluyor. Yüce Allah bunu toplumlara bırakmıştır.
Toplumun, kişilerin döneme göre ihtiyacına göre, bu konuyu işin ehli olan kamu
yöneticilerinin belirlemesine izin vermiştir, Eğer bunu belirleyen ve bunu
toplayanlar işin ehli, seçilmiş ve Yüce Allah'a takvalı iseler, rızıklardan
toplanan bu zekat için yani vergi için toplumun yararına olacak şekilde ve sadece
toplum için, asla israf etmeden, kamu yararı harici bir şeye harcamadan toplum
için iyi, faydalı ve yararlı şeylere harcamalıdırlar.
Tek tek nereye harcanacak örnek verebiliriz ama yelpaze çok
geniştir. Kamu yararına olacak her şey bu kapsama girer.
Yani zekat bir vergi türüdür diyebiliriz. Zaten vergi
verdiğimizden ayrıyetten zekat adı altında herhangi bir şey verilmez düşüncesindeyim.
En doğrusunu Yüce Allah bilir. Vereceğimiz şeyler, infak ve sadaka kapsamına
girer kanaatindeyim. Zekat kavramı benim anladığım gibi bu şekildedir. Ayrıca
İslam’ın içine bir şekilde sokulmuş olan zekat 40/1 diye bir şey Kur'an'da
geçmez diyerek bağlamış olayım konuyu.
*
Konumuzu bitirmeden bir iki şey üzerinden geçmekte fayda
olacaktır kanaatindeyim. Bunları da incelersek sanırım kavramımızın bize
öğretisini tamamlamış olacağız kanaatindeyim.
Göz
ardı edilmemesi gereken detaylar :
8/41 Ve
bilin ki; bir şeyden ganimet aldığınız; o
durumda ki onun beşte biri Allah için ve resûlü için; ve içindir
yakınlık sahipleri ve yetimler ve miskinler ve yolun oğlu; eğer olmuşsanız
inanmış Allah'a ve kulumuz üzerine indirdiğimize-ayrılma (hak ile batılın)
günü; iki topluluğun karşılaştığı gün-; ve Allah her bir şey üzerine güç
yetirendir.
Bahsettiğimiz gibi zekatın oranını kamu yöneticileri
belirleyecektir. Oran Kur'an'da geçmez. Ama bu ayet özelinde de akletmek
gerekir kanaatindeyim. Bu ayetimizde ganimetlerin 5 te biri yani yüzde 20 si
kamuya verilmesi gerekir diye net anlarız. Ayette belirtilen Allah ve Resul
için ayrılan beşte bir pay elbette Allah'ın kendisi için olmamakla beraber
resulünde şahsının değil, kamuya döndürüleceği anlatılır.
Bir savaş olmuştur, savaş esnasında müminler kendi
canlarını, mallarını v.s. ortaya koymuşlar ve savaş kazanılmıştır. Bu Allah
yolunda katletme ve katledilme için gösterdikleri, sabır, teslimiyet, dine
yardım etme v.s. gibi çabalarının karşılığı ganimetlerin 5/1 i harici kısmı
onlarındır. Toplumun yararlanması açısından da 5/1 kamuya aittir.
Bu ayetten kamuya verilecek vergi oranının dilimi yüzde 20
olması uygun olacaktır diye anlayabiliriz. Elbette bu oran sabit değildir.
Zamana, toplumsal güce, kamu ihtiyacına, toplumun ihtiyacına v.s. gibi
değişkenlere göre azalabilir veya çoğalabilir. Ama bu oran çok arttırılıp veya
vergi üzerinden vergi alınması şeklinde bir uygulama doğru olmayacağı gibi
haksızlıkta olacaktır kanaatindeyim.
Ayrıca bu vergilerin topluma dönmesi şarttır. Kamu yararına
harcanmazsa eğer toplumun ihtiyaçları harici bu vergilerden en ufak bir mebla başka
yere harcanırsa, Kur'an hudutlarından çıkılmış olur. Çünkü net bir şekilde bu
vergilerin kamu yararına harcanması gerektiğini anlarız.
Şöyle bir soru akıllara gelebilir. Vergiye tabi olmayan bir
kazanç için 8/41 ayeti devreye girer mi?
Bunun cevabı için bence bazı kriterler vardır diye
düşünüyorum.
Zaten haddinden fazla vergi veriyorsak eğer, vergiye tabi
olmayan bir kazanç için 5/1 ini kamuya vermelimiyiz diye düşünmek lazım. Ayrıca
zaten vergi veriyorsak ve vergisiz kazancın vergisini verme noktasında kamu
yöneticilerine güveniyor muyuz, vereceğimiz vergi yerine ulaşacak mı, bu vergi
yalnız toplum için mi kullanılacak, tamamı topluma geri kazandırılacak mı diye
de sormalıyız kendimize.
Sonrasında; Bu ayet ve ayetteki oran savaş zamanı, savaştan
elde edilenler için kullanılmıştır. Savaşın oluşabilmesi için gerekli şartlar
oluşmalıdır. Aynı ribanın riba, meysirin meysir olabilmesi için oluşması
gereken şartlar olduğu gibi. Bu verilecek oran içinde savaş oluşmuş ve savaş
ganimetidir. Vergisiz her kazanç için bu ayete muhatap olur mu diye düşünelim?
Aslında tüm bunları düşünürken, infak ve sadaka nedir
onları da iyice anlayıp ona göre bir karar vermek daha doğru olacaktır. Biz
Rabb'imizin ayetlerini inceleyelim. Karar kişinin kendisine aittir. Sonuçta
hükmü Allah verecek, bunlarda Allah'ın ayetleri, kişi kendi kararını kendi
vermeli diye düşünüyorum. Bu çalışmanın arkasından da infak ve sadakayı
incelersek, zekatı daha iyi anlar, anlamlandırız diye düşünüyorum.
Enfal ile ganimet arasındaki farka da bakalım.
8/1 Sorarlar
sana enfal hakkında; de ki: “Enfal Allah ve resûlü için; öyleyse
takvalı olun Allah'a ve düzeltin aranızdakini; itaat edin Allah'a ve resûlüne
eğer olmuşsanız inananlar.
8/69 Öyleyse
yiyin ganimet aldığınızdan; helal, temiz; ve takvalı olun Allah'a; doğrusu
Allah bağışlayandır, rahimdir.
enfâl kelimesi
kökü
görev olarak gereğinden fazla yapmak, ganimetten birisine payını
vermek , hediye etmek , ganimetten/hediyeden dağıtırken
birisi kayırmak ( ganimetten öncelikli olarak (daha dağıtıma
başlamadan) pay almak-talep
etmek (, ganimet, hediye (, hediye-armağan .
ganimtum kelimesi
kökü ganimet kazanmak , ganimet almak , ganimet
kapmak , ganimet anlamındadır.
8/41 ve 8/69 da ganimet olarak karşımıza gelen kelime ile
8/1 ayetinde önümüze gelen enfal
kelimesi farklıdır. Enfal Kur'an'da sadece iki kere geçer. Oda 8/1 ayetindedir.
Enfal ve ganimetin ayrı olarak geçmesi ikisinin ayrı şeyler olduğunu gösterir.
Buradan şu çıkarımı yapabiliriz. 8/1 de belirtilen Enfal
paylaşımında yani elde edilmiş ganimetlerin paylaşımında öncelik Yüce Allah'a
verilmesidir.
8/41 de ise ganimet paylaşımında 5/1 Yüce Allah'a
verilecektir.
Kur'an'da Allah ve resulü demek yani bu geçiş birlikte ise
bu kesinlikle tek olarak Yüce Allah'ı işaret eder. Resulün görevi vahyi
insanlara ulaştırmaktır.
Allah'a verilmesi demek ise elbette Yüce Allah'ın hiçbir
şeye ihtiyacı yoktur. Zaten bu Allah için ayrılacak payın da kimlere gitmesi
gerektiğin Yüce Allah 8/41 ayetinde
belirtmiştir Bu 1/5 pay için yakınlık sahipleri, yetimler, miskinler ve yolun
oğludur. Yani toplum içerisindeki ihtiyaç sahipleri.
Bu
konuların üzerinden geçtikten sonra zekat ile ilgili dikkat çeken detaya sahip bir
iki ayetimize daha bakıp konumuzu bitirelim Rabb'imizin izni ile.
33/33 Ve vakarlı olun/oturaklı
olun* evlerinizde; ve cazibe sergilemeyin* ilk cahiliye cazibe
sergilemesi (gibi); ve ikame edin* salâtı5; ve verin* zekâtı10; ve
itaat edin76* Allah'a ve resûlüne700; ancak arzu eder Allah gidermek
sizlerden pisliği; beyt/ev32 ahalisi! Ve temizler sizleri bir temizlik
(-le).
Bu ayet nebinin eşlerinedir. Ayrı bir şekilde onlara da
zekat verme emri gelmiştir. Bu nebinin eşlerinin çalışıyor olması olabileceği
gibi toplumda uygulanan zekata destek vermeleri istenmesi gibide şahsım adına
algılanabilir. Ayette Ekimus salat diye geçtiğinden bir destekleme anlamı
olduğu da söylenebilir.
Toplumsal dayanışma, dini ayakta tutma, Allah'ın yasalarını
uygulama ve bunlara için destekleşme emredilmiş de olabilir. Yada hepsi diye
düşünüyorum. En doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
41/7 Onlar
zekat yapmazlar. Ahiret'i inkar ederler.
Onlar kelimesi müşrikler için kullanılmıştır. Ahireti inkar
edenlerdir bunlar. Bu ayetten müşrikler vergi vermez veya vermemeli diye bir
anlam çıkarmak şahsım adına doğru olmayacaktır.
Şöyle anlamak daha doğru olacaktır. Evet zekat vermek
müminlerin bir özelliğidir. Çünkü Yüce Allah zekatı bize emreder. İman eden
biride bunu uygular eğer teslim olduysa. Zekat anladığım kadarıyla toplumda
yaşayan her fert için geçerlidir. Mümin olan bu emir doğrultusunda seve seve bu
zekatı verir. Fakat ayette bahsedilen ahireti inkar eden müşrik biri ise Yüce
Allah'ın bu tavsiyesine uymamak için yan yollar arar, üç kağıtçılık yapar hiç
vermemek veya az vermek için çeşitli yollara başvurur.
Mümin bu zekatın kendisinin malını arındıracağını ve
karşılığını alacağını bilirken, müşrik ise zaten kendini dünya hevalarına
kaptırıp, biriktirme yarışında olacağından ve ayette de belirtildiği gibi
ahirete inanmadığından, umursamadığından, ahiret kazancını önemsemediğinden
gibi gibi sebeplerle ne kadar az vergi verse ona o kadar kardır. Ama bilmez ki
en büyük, en hayırlı ve en uzun soluklu kazanç ahiret kazancıdır. Hem nerden
bilecek ki. Bilmediklerimizi bize öğreten, her şeyi bilen, her şeyin yaratıcısı
ve efendisi olan Yüce Rahman'ın öğretilerinden haberi mi var, haberi olsa da
umrunda mı?
Zaten Yüce Allah bu tarz insanlar için Kendi katında inanmayan
kafirlerin canlılar içinde en şerli olanı olduğunu 8/55 ayetinde, gene kendi
katında en değersiz olanların aklını kullanmayanlar olduğunu 8/22 ayetinde,
onların hayvanlar gibi olduğunu hatta doğru yolu seçmede hayvandan daha
yetersiz olduğunu 25/44 ayetinde ve kafirlerin her şeyden yararlanıp hayvanlar
gibi yiyip içtiklerini 47/12 ayetinde bizlere öğretmektedir.
İşte aklını kullanıp Yüce Allah’ın öğretileri öğrenip, Yüce
Allah’ın hudutlarında kalan ile eğri yolu seçenler arasındaki farkta tamda bu
şekildedir. Elbette bu fark bu 4 ayet ile sınırlı değildir Kur’an’da fakat bu 4
ayet bile farkı bize anlatmaya yeter de artar.
*
9/18 Ancak
ki imar755 eder Allah'ın mescitlerini16 kimse (ki) iman47 etti
Allah'a; ve ahiret gününe; ve ikame572 etti salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve
asla haşyet53 duymaz Allah'ın dışında; öyle ki belki bunlar; ki olurlar muhtedlerden176.
176Doğru yola kılavuzlu,
hidayetli, dosdoğru yol olan sıratel müstakim üzerinde olanlar. Yüce Allah'ın
biricik dini olan İslam'a yani sadece Kur'an'a tabi olanlar.
Bu ayet özelinde ve Kur'an bütünlüğünden şu çıkarımı yapmak
doğru olacaktır. Yüce Allah'a düzgün şekilde iman etmedin, dini yalnız Allah'a
has kılmadın, kulluğu Allah'ın öğrettiği şekilde yapmadın, ölçüde tartıda hile
yaptın ve benzeri şeyler yaptın diyelim.
Sonra zekat verip kendinin ve/veya malının arınmasını
umdun. Elbette hüküm Yüce Allah'ındır fakat Yüce Allah'ın hudutlarında kalmayıp
her türlü üç kağıtçılık yaptıktan sonra arada bir şeyler verdin diye bu
arınmayı beklemek bence mantıklı olmayacaktır. Zaten zekat verin diye
belirtilen ayetlere baktığımızda hepsinde Yüce Allah'ın öğretileri içinde
kalmak işaret edilir. Buda dikkat edilmesi gereken bir noktadır diye belirtmiş
olayım.
*
19/13 Tarafımızdan yumuşak kalplilik ve zekat verdik.
Ve o, takva sahibi oldu.
Yahya peygamberden bahseder ayet. Bu ayette dikkat
ederseniz insanın zekat vermesinden değil, Yüce Allah'ın bir insana zekat
vermesinden bahseder. Arınma ve temizlik zekat kavramının kök anlamlarındandır.
İnsanın zekat vererek bir arınması söz konusudur ya, işte Yüce Allah'ta bu
kıssada Yahya'ya zekat vermiş.
Yani kendi lütfundan bir arınma bir temizlik bahşetmiş. Neyden arınmış,
temizlenmiş. Kutsal kitap, kutsal öğreti yani Yüce Allah kelamı harici her
şeyden, tek ilah Allah harici her şeyden, şirk içeren her şeyden, şeytanın
pisliğinden diye kısaca söyleyebiliriz.
Konu
bağlamı ve Kur'an bütünlüğü ile ilgili kısa bir bilgilendirme:
Kur'an'da Rabb'imiz bazı şeyleri için kesin ve net belirtmesine
rağmen bazı şeyler içinde sadece hudutları çizmekle yetinmiştir. Bize düşen
kesin çizgilere dikkat etmek olduğu gibi hudutlarını çizdiği şeylerinde
hudutlarında kalmaktır. Yüce Allah bazı şeyleri rahmetinden dolayı bize
bırakmıştır. Zekat konusunda da gördüğümüz gibi bazı detaylar zamanında o
toplumun düzeyine göre toplum kendi belirlemelidir. Bazı konularda ise kişiye
özeldir. Kişiye hudutları gösterir, kişi hudutlar içinde kendi kararını verir.
Yüce Allah'ın kesin olarak söylediği şeyler için kesin
konuşabilsek de, hudutlarını çizdiği ve gerisini kişiye yada topluma bıraktığı
konular için kesin konuşmak kimsenin haddine değildir. Yapan varsa da ondan
uzak durun kendisi hüküm koyuyordur, sizi şirke sürükler.
Bu zekat konusunda da hudutlar bellidir. Kişi yada
toplumlar bu hudutlar çerçevesinde kendi kurallarını belirleyeceklerdir. Bu
belirliyiciler elbet Yüce Allah'ın kitabını bilecek, seçilecek ve işin ehli olmaları
gereklidir.
Kur'an tüm konuda sınırları belirler. Kimsenin bir şeyi
doğru yapabilme ihtiyacı doğrultusunda kimseye ihtiyacı yoktur. Ne din adamına
ne sözde alime, hacıya, hocaya, şeycihe, şıhcıha v.s. ihtiyaç yoktur.
Kur'an'dan bakıp anladığımız bize yetecektir, kutsal kitap hükümleri içinde
kaldığımız sürece.
Sakız çiğnemek orucu bozar mı? Orucun hudutları belli,
yememek bunun içinde. Senin düşüncen bozmazsa çiğne, yok sakıncalı olacağını
düşünüyorsan çiğneme. Sıkıntılı olabileceğini düşündüğün noktada oruçlu olduğun
zaman sakız çiğnemezsen ölmezsin.
Gözlerinizi kısın der Rahman. İstersen karşı cinse hiç
bakma, ister kafan yerde git, ister kalbini bozmadan bak, istersen de
pornografik şeyler izleme. Sen nasıl anlıyorsun konuyu.
Elini boynuna asma, onu büsbütün de açma. Sen bunu nasıl
anlıyorsun. Nasıl yorumlarsın. Şuan dört yada beş farklı şekilde
yorumlayabilirim. Ancak kul ile
Allah arasındadır, kişi kendi karar vermelidir.
Bu verdiğim örneklerle anlatmak istediğim nokta, Yüce Allah'ın
hudut koyup, kesin illa böyle olmalı yada olmamalı dediği şeyler için
Kur'an'dan başka kaynak arama. Zaten din ile ilgili Kur'an'dan başka kaynak
aranmaz da anlatmak istediğim, bazı şeyler de Yüce Allah ile kul arasındadır. Yüce
Allah’ın çizdiği hudutlardamısın değilmisin kendin karar vermelisin. Verdiğim örnekler
gibi kısımlar için kimse illa bunu şöyle yap diyemez, dememeli bu konularda.
Bu konularda Kur'an sana neyi, nasıl ne kadar anlatıyorsa
senin için doğru odur, kimseye ihtiyacın asla yoktur. Sonuçta bu detayları
veren Yüce Allah, bunları Kur'an ile ulaştıran Yüce Allah, bu Kur'an'dan
sorulacaksınız diyen Yüce Allah ve tek hüküm koyacak olan gene Yüce Allah.
Doğru ve ya yanlış anla farketmez, farkedecek olan şey dinde Kur'an harici başka bir şeye hüküm koydurdun
mu, koydurmadın mı? İşte bu farkda mümin ile müşrik arasında ki farkı belli
eder ve aradaki çizgidir.
Yüce Allah'ın azabından kimse emin olamaz fakat müşrik olarak
ölmediğimiz sürece her zaman Yüce Allah'ın bizi bağışlayabileceğini de
umabiliriz.
Daha öncede belirttim ama bunları sizlere deklere ettikten
sonra o zaman sen neden bunları anlatıyorsun bu videoları çekiyorsun diyen
olabilir, kısaca bir kez daha belirtmeye çalışayım.
İçinde bulunduğumuz bu devirde kendi mezhep dinlerini
yaymak isteyen veya dinden bir kazanç, bir itibar, bir izzet, bir şeref, bir
mevki kazanmak isteyen kişiler kendilerine muhtaç olunmasını istemeleri gibi
nedenlerle Şerefli Kur'an'ımızın hemen hemen her kavramının içini
boşaltmışlardır, değiştirmişlerdir. Bizlere yamultulup da sunulan, servis edilen
bu kavramların doğrusunu anlamak için gerçek kaynak olan Yüce Allah kelamlarına
bakarak, aslında bu kavramlar için Yüce Allah bizlere ne öğretmiş onları hep
beraber öğrenmeye çalışmadır birinci çabam.
İkinci çabam ise doğruları insanlara göstermeye çalışan
yalnız Kur'an diyen kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, ablerimize destek olma
çabamdır. Doğruları anlatan bir iki kişi çıkıp da bu böyle değil aslında Yüce
Allah bunu söylüyor dediğinde, tek başına yeterli olmayacaktır. Dinsiz, kafir
damgası yiyecektir. Çünkü yüzyıllardır aynı yanlış üstünde olan insanlık
inanmama eğilimi gösterecektir.
Çünkü insan Rabb’ine çok nankördür 100/6 ve Kur’an’da Yüce
Allah’ın her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla vermesine rağmen her şeye
karşı çıkan, tartışmacıdır 18/54.
Fakat üç beş on yirmi kişi çıkıp da aynı doğruyu deklere
ettiğinde etkisi farklı olacaktır. O zaman belki, umut ederim ki ya bu insanlar
aynı şeyi söylüyor acaba doğrumu diyorlar diye düşünüp Kur'an'a çağırmaya
çalışmaktır üçüncü çabamda.
Hiçbir dünya beklentisi olmadan ne maddi ne manevi bir
çıkarım olmadan, yalnız ecrimi Yüce Allah'tan bekliyorum. Yüce Allah bir kişiyi
bile kendi dosdoğru yoluna klavuzlarken beni vesile kılarsa Rabb'imden daha ne
isterim.
Son olarak ayetlerden özet çıkarımlarımıza
bakalım.
Zekat vermenin faydaları:
2/43 Verilen bir
şey, vermek için ise kendimizde olmalı
2/83 Allah katında
yaptığımız anlaşmanın maddelerindendir
2/110 Dünyada
yapılır, yapana hayırdır, Allah katında karşılığı alınacaktır
2/177 Zekat
verenler ve/veya vermesi gerekenlerin Allah'a ve Allah'ın iman et dediklerine
iman eden, erdemli kişiler olduğunu anlarız.
2/277 2/277 Ayetinde
belirtilen diğer şeylerle beraber zekatıda verenler için Rabb'lerinin katında
hüzün ve korku yaşamayacaklardır
4/162 4/162
ayetinde belirtilen özelliklerde olanlar ve zekatı verenlere Yüce Allah büyük
bir karşılık verecektir.
5/12 5/12 ayetinde
belirtilen diğer öelliklerle beraber zekat Yüce Allah'a verilen güzel bir
borçtur ve bu borcun karşılığı cennettir.
7/156 7/156 da
belirtilen diğer özelliklerin yanında zekat verenlerin üzerineYüce Allah rahmetini
yazacaktır.
9/18 9/18 de
belirtilen özellikleri taşıyanlar ve zekatı verenler belki doğru yolda
olanlardan olabilirler. Yada başka bir deyişle bunlar doğru yolda olanlardan
olduklarını umabilirler.
9/71 9/71
ayetindeki diğer özelliklerle beraber zekat Yüce Allah'a itaattir. Mümin erkek
ve mümin kadınların özellikleridir.
30/39 Allah'ın
hoşnutluğu gözetilerek, isteyerek verilen zekat, malları kat kat arttıracaktır.
31/4 31/4 ayetinde
diğer özellikle beraber zekat verenler ahirete kesin olarak inananlardır.
33/33 33/33
ayetinde belirtilen diğer özelliklerle beraber zekat, insandan pisliği giderir,
temizler. Ayrıca Allah'da insandan bu pisliği temizlemek ister. Bunun olabilmesi
içi, bu yolllardan biride zekattır.
41/7 Allah'ın
ayetlerine inanmayan, ahireti inkar edenlerin zekat vermezler.
98/5 98/5
ayetindeki diğer özelliklerle beraber zekat vermek, dini ayağa kaldırma, dikme
demektir.
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut
bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi
rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.
4Efendi, komuta eden.
5Kur'an'da 3 tür sadaka işaret edilmiştir. Bu ayetteki
58/13 sadaka kamu hizmetinden, kamu görevlisinden faydalananların kamuya
verdikleri harçtır.
9Bilge/bilgelikle hükmeden.
10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme.
Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan
payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca
göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri
döndürülür.
11Beynin (bedenle
veya bedensiz) eğilmesi, dize gelmesi, baş eğmesi.
14Tarafın/hedefin belli edilmesi amaçlı yönelme.
16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her
yer.
18Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik işler; bu
yolla ilgili her şey.
20Bağışlayan.
21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut
olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak
durmayı işaret eder.
25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp
üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam
alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır.
Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de
kâfirdirler.
28Koruyan, himaye
eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.
32Topluma ait olan, dini öğretilerin takip edildiği ev,
mekân. Kur'an'ın okunup öğrenildiği topluma ait mekân.
33Dönmek, vazgeçmek.
34Kur'an'ın indiği dönemde o bölgede yaşayan insanların
belirlemiş olduğu bir kural/antlaşma. Savaşmanın haram olduğu 4 ay.
35Savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız
etmek, zarar vermek. Katletmek öldürmek asla değildir. 33:16 ayetinde Yüce
Allah bizlere işaretini vermiştir. 33:16 ayetinde "De ki: "Asla
menfaat sağlamaz sizlere firar eğer firar etseydiniz ölümden ya da
katillikten; ve o zaman metalandırılmazsınız biraz dışında.""
buyrulmuştur. Bu ayetten net olarak anlarız ki ölüm ile katillik aynı şey
asla değildir. Farklı kavramlar olduğunu Rabbimiz bu
iki kelimeyi "ya da", "veya" anlamında olan
"evi" ayracıyla ayırarak göstermiştir. Her katletme illa ki ölümle
sonuçlanmak zorunda değildir. Ancak ölümle de sonuçlanabilir.
36Şirk koşan. Şirk; ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce
Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm
koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek.
Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.
37Güç yetiren.
45Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek dini olan biricik İslam
dinine (sadece/saf Kur'an'a) teslim olmuş olanlar. İslam: İnsan
bilincinin Yüce Allah'la arşta/hiperuzayda yapmış olduğu
antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı
insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir zikirdir/hatırlatmadır.
Sadece Kur'an gerçek İslam dinidir.
46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı
bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce
Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine tabi olmak.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla
emin olma.
51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü
kaybetmeden direnme/karşı durma.
53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet
ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.
54Sermaye. Yararlanma.
68Sahip
69Yardımcı, destekçi, arka çıkan, imdada koşan.
76Resule/elçiye itaat etmek sadece Kur'an'a itaat etmektir.
Kur'an=Resul; Resul=Kur'an. Resule itaat etmek tamamı zan olan hadislere
itaat etmek asla değildir.
82İğrençleştirilmiş, çirkinleştirilmiş. Pasif gelen bir
kelimedir. Evrenin kabullerini yani işleyişini bozan uygulamalar mutlak ki
çirkinlikle ve iğrençlikle sona erer.
113Açlık sınırında yaşayan.
117Tek tanrıcı, monoteist, Yüce Allah'a şirksiz iman eden.
Sadece kutsal kitaplar diyen.
123Yüce Allah'ın kendisine yazmış olduğu şeyleri O'nun
adına yapmak. Örnek; açlık çeken bir kimseyi Yüce Allah
adına doyurmak.
128Dosdoğru yoldan (Kur'an'dan) sapmış kimseler. Sadece
Kur'an demeyen herkes.
130Her türlü yakınlık sahibi. Soy yakınlığı, mekan
yakınlığı vb.
131Anne veya babanın en az birisinden yoksun olan. Kendi
geçimini sağlayacak güce ve akla henüz ulaşmamış olan çocuk.
132Kendisine kitap verilen resul/elçi. Her resul/elçi nebi
değildir. Her nebi bir resuldür/elçidir.
137Evrenimizin en küçük yapıtaşı
1.6x10-35 metre uzunluğunda, ipliksi, fitil benzeri titreşen bir
sicimdir. İpliksi, fitil benzeri yapılardır.
143Yaratılış özelliğinin dikilmesi/ayağa kalkması; bir amaç
için ayaklanması/hareketlenmesi.
154Toplumunu yöneldiği, takip ettiği amaç ve hedeflere
salât etme. Salâtlarını bilmiş olan göçmen kuşlar gibi toplumla aynı
istikamete doğru uçma.
170Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır.
Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle gündüz başlar ve Güneş'in
kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasına kadar devam eder.
171Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır.
Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasıyla gece başlar ve Güneş'in
kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle sona erer.
176Doğru yola kılavuzlu, hidayetli, dosdoğru yol olan sıratel
müstakim üzerinde olanlar. Yüce Allah'ın biricik dini olan İslam'a yani sadece
Kur'an'a tabi olanlar.
271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline
en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü
ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye
tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır,
kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.
281Antlaşma, sözleşme, ahit, söz.
291Evrensel kabuller, evrenin işleyişine uygun davranışlar,
normlar.
418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı
edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.
454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın
hükümleri, kelamı.
553Yüce Allah'ın biricik yolu. Tek tanrıcıların yolu. İslam
yolu. Sadece Kur'an. Sadece kutsal kitaplar.
572Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya
koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak
603Yüce Allah'ın bir resûl/elçi göndererek ya da ilham
ettirerek ya da bir perde arkasından kullarından dilediğine ilettiği her türlü
mesajdır. Bu mesaj illa ki tüm insanları ilgilendiren ayetler olmaz. Örneğin
resûl Musa'nın annesine Yüce Allah oğlunun durumu hakkında vahy
etmiştir; mesaj iletmiştir. Kutsal kitapların ayetleri de aynı şekilde
vahy edilir. Ancak bunlar Yüce Allah'ın tüm insanlara rahmetinden gönderdiği
kurtuluş reçetesi olduğu için kitaplaşması sağlanmıştır. Bizleri
ilgilendiren, ahiret evreninde sınava tabi
tutulacağımız vahiy işte bu kutsal kitaplardır. Sadece kutsal kitaplar. Şu an
elimizde şerefli Kur'an var. Bu şerefli Kur'an'a tabi olduğumuzda mutlak
ki Yüce Allah'ın vahyine tabi olmuş oluruz.
700Yüce Allah'ın
mesajı olan sadece Kur'an. Yüce Allah'la resûllerinin arası asla ayrılamaz.
Muhammed resûl kendisine şerefli elçi aracılığıyla indirilen Yüce Allah'ın
mesajını direkt olarak okumuştur. Resûl olarak okuduğu ayetler Yüce Allah'ı
temsil ettiği için Allah ve resûlü denildiğinde sadece Kur'an anlarız.
Kur'an'ın hükümleri anlarız.
753Biyolojik kardeşlikten mutlak olarak farklı bir
kavramdır. Yüce Allah aileye dahil edilen yetimleri kardeşler olarak
nitelemekte ve bu kimselerle nikâhlanmayı yasaklamaktadır. Yetim aileye
karışmışsa o yetim ailenin kardeşi olur. Ancak Yüce Allah bazı ayetlerde din
kardeşliğine vurgu yapmaktadır. Bu da mutlak ki bizlerin ayetleri takip
edebilmemiz için işaretlerdir. Din kardeşliği din konusunda kardeş olmak, aile
olmaktır.
755Yüce Allah'ın gerçek mescitlerini ancak tek tanrıcılar
imar ederler. Müşrikler de kendi uyduruk dinlerine göre
mescitler imar ederler. Ancak imar ettikleri şeyler Allah'ın mescitleri
asla değildir. İblisin, şeytanların mescitleridir. 9:17 ayetinde
müşriklerin kendi nefislerindeki küfre/kâfirliğe göre mescitler imar ettikleri
bildirilir. Müşriklerin mescitleri kâfirliklerini yansıtır. Mezheplere ait olan
tüm mescitler şeytânların mescitleridir. Sadece Kur'an diyen kimseler online
platformlarda ya da fiziksel olarak Allah'ın mescitlerini imar etmelidir. Sadece
Kur'an diyen kimseler mezheplere ait olan camilere, mescitlere asla
girmemelidir.
EN
DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder