15 Temmuz 2025 Salı

ZEKAT

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                                      

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                                 

                                                                         

                                                                         

                                                                         

                                                                         

ZEKAT                

 

Kök anlamları :

and زكى ) زكا zakā u ( زكاء zakā’) to thrive;to grow, increase; to be pure in heart, be just, righteous, good; to be fit, suitable ( بfor s.o.), befit ( ب s.o.); --zakiya a to grow,increase II to increase, augment, make grow ( ھ s.th.); to purify, chasten ( ھ s.th.); to justify, vindicate ( ه s.o.), vouch for, or bear witness to, s.o.’s ( ه) integrity, declareه) s.o.) honest, upright or just, attest the honorable record of s.o. ( ه); to attest the truth, validity or credibility of s.th. ( ھ ); to command, praise ( ه s.o.); to recommend IV to cause to grow; to grow ( ھ s.th.) V tobe purified, be chastened                                                                  

                                                                                                                                 

Kaynak : hans-wehr / page 323                                                                                                                                             

زكى ) زكا zakā u ( زكاء zakā’) gelişmek; büyümek, artmak; kalbi temiz olmak,زكى ) زكا zakā u ( زكاء adil, doğru, iyi olmak; uygun olmak, münasip olmak ( ب şuna), yakışmak ( ب s.o.); --zakiya a büyümek, artmak II artırmak, çoğaltmak, yapmak büyütmek ( ھ s.th.); arındırmak, terbiye etmek ( ھ s.th.); haklı çıkarmak, savunmak ( ه s.o.), kefil olmak veya tanıklık etmek, s.o.’nun ( ه) dürüstlüğü, beyan etmek ه)  s.o.) dürüst, doğru veya adil, s.o.’nun ( ه) onurlu sicilini tasdik etmek; s.o.’nun doğruluğunu, geçerliliğini veya güvenilirliğini tasdik etmek. ( ھ ); emretmek, övmek ( ه s.o.); tavsiye etmek IV. Büyümeye neden olmak; büyümek                                                                                                                                      

 


ZEKAT - YASİN ÖZKAN

ZEKAT NEDİR ?

NEFSİN ARINMASI - ERHAN AKTAŞ



2/43   Ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; ve rükû11 edin rükû11 edenlerle birlikte.                                                                                                                                                  

Rabb'imizin emirlerinden, yani tavsiyelerinden, önerilerinden bir tanesi de zekatı vermemiz gerekliliğidir. Eğer Yüce Allah'a teslim olmuşsak, salatı ikame ediyorsak yani Kur'an okuyup, öğreniyorsak ve beynen Rabb'imizin ayetlerinin karşısında eğilip, saygı gösteriyorsak o zaman zekatı da vermeliymişiz.

Bu ayetten zekat için anladığımız şey verilen bir şeydir. Verilen bir şey olduğu içinde zekat vermek demek, fiziksel olarak kendimizde olan bir şeyi vermek demektir. Rabb'imizden ilk işaretimizi aldık zekat ile ilgili. Bakalım bu konu ile ilgili Yüce Rahman bize neler öğretmiş.

Zekatı verin dediğine göre bize gerekli ayrıntıları da vermiş olmalıdır değil mi? Kur'an apaçıktır, her şeyden apaçık örnekler vermiştir, O'ndan sorulucaz, tastamamdır. O zaman zekatı da Rabb'imiz bize gerekli olduğu kadarıyla açıklamış olmalıdır, bu beklenir. Yeter ki dini yalnızca Yüce Allah'a has kılıp, dinde başka kaynaklara hüküm koydurmadan, Yalnız Kur'an diyerek, Kur'an'ı Kur'an ile anlayalım.

Bir diğer işarette zekatın, salatın destekleme anlamı ile gelmesidir. Salatın destekleme anlamı demek, toplumsal dayanışma içinde olmak, Yüce Allah'ın yasalarını ayakta tutmak için elimizden geleni yapmak, Yüce Allah'ın yasalarını uygulamaya almak, uygulanabilirliğini sağlamak, uygulamak ve sürekliliğini sağlamaktır. Toplumsal olaylarda destekleme, yüce Allah’ın dinini destekleme de bunun içindedir. Yani Kur’an’ı anlamayı, çalışmayı, öğrenmeyi kişisel ve toplumsal ayağa kaldırma, dikme, sürekliliği sağlamayı da kapsar.

Kur’an’da ekimu (ayakta tutun), s-salate (salatı), ve atu (ve verin) zekate (zekatı) kalıpı şeklinde salatın destekleme anlamı ile zekat beraber 2/43 ayetinde de olduğu şekli ile tam 12 ayette karşımıza çıkar. Çalışmanın ilerleyen safhalarında biraz daha detaya giricem.

*                                                                                                                                         

2/83   Ve aldığımız zaman bir mîsâk281 İsrailoğullarından; kulluk46 etmeyesiniz; ancak Allah'a; ve ana babaya bir güzellik; ve yakınlık sahibine130 (de); ve yetimlere131 (de); ve miskinlere113 (de); ve deyin insanlar için güzelliği; ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; sonra biraz dışında sizlerden döndünüz; ve sizler direnç gösterenlersiniz/karşı çıkanlarsınız.                                                                                                                        

                                                                      

Bu ayette ilk bakışta sanki zekat yakınlık sahibine, yetimlere ve miskinlere verilecekmiş gibi algılanabilir fakat öyle değildir. Yüce Allah ana, babaya, yakınlık sahibine, yetimlere ve miskinlere güzellik ister. Yani onlara güzel davranmamızı, güzel söz söylememizi ister. Ve yalnız Kendi'sine kulluk etmemizi.

Bunların Yüce Allah ile yaptığımız anlaşmanın bir gereklilikleri olarak belirtir. Sonrasında, salatı ikame edin ve zekatı verin der. Zekat genelde salatı ikame edin denen ayetlerle beraber salat ve zekat aynı ayetlerde karşımıza gelir. Ve gene bu ayette zekatı verilen bir şey olarak bizlere öğretir. Bu öğretilerden, bu anlaşmadan da az bir kimse dışında insanların yüz çevirdiğini ve bu emirlere karşı direnç gösterip karşı çıktıklarını da yine Yüce Rahman ayetinde bizlere öğretir.    

                                                                                                                                             

*

2/110  Ve ikame572 edin salâtı5 ve verin zekâtı10; ve nefisleriniz için hayırdan önceden gönderdiklerinizi; bulursunuz onu Allah'ın indinde/katında; doğrusu Allah yaptıklarınızı görendir.                                                                                                                                                     

                                                          

Salatı ikame etmek yani Kur'an'ı kendi anlayacağımız dilde okumak, öğrenmek, ders kitabı gibi çalışmak, hafızamızda her an canlı tutmak ve zekatı vermek dünya da iken yapmamız gereken şeyler olarak karşımıza çıkar. Zaten Kur'an’ diriler için olduğunu bir çok ayette görüyoruz. Kur’an, öğüttür, zikirdir elbet fayda sağlayacaksak eğer bu dünyadayken olacaktır.

Sınavımızı geçmemizi sağlayacak ve O'ndan sorulacaksak, sınav biz ölünce bitiyorsa da bu zaten mantıklı olandır. Yapmamız gereken bu ayet özelinde bu 2 tavsiyenin kendi nefislerimiz için hayır olduğunu ve bunlardan kazanacağımız hayrı dünyada kazanıp, ahirette karşılığını almak üzere kendimiz için gönderdiğimizi anlarız. Yani bunlarda, her şey gibi amel defterimize yazılacaktır.

Burdayken yani dünyadayken yaptık yazıldı ve ahiret için gönderdik. Hesap zamanı da kendi ellerimizin yaptıklarının karşılığını alacağız Yüce Allah katında. Zekat ile bu ayetten öğrendiklerimiz ise dünyada yapılacaktır, yapan için hayırdır ve Allah katında bu yatığımızın karşılığı bulacak olmamızdır diye söyleyebiliriz.

Genelde Kur’an’da dünyada iken yaptıklarımızın karşılığımı alacağımız yazılıdır. Ama dünyada iken yapıpda öldükten sonra işleyen bir mekanizma bıraktıysak bu mekanizmanın yansıması yazılmaya devam edecekmidir?

Örneğin Kur’an öğrenilen bir yer açtık veya katkıda bulunduk veya bir kumarhane açtık insanlar kumar oynuyorlar. Buralardan gelecek karşılık biz ölünce kapanacakmı? Kur’an bütünlüğünden anladığım bu işlerden gelecek iyi yada kötü ameller biz ölünce sonlanacak şeklinde olmasına rağmen, bir ayette sanki devam edecek işareti aldım. Rabb’im izin verirse konuyu detaylı incelediğimde, net bir karar verebilirsem tabii Rabb’im ilim ve Furkan nasip ederse sizlerle paylaşacağım.

 

*

2/177  Erdem değildir ki çevirirsiniz yüzlerinizi doğu ve batı kıbleye14; fakat erdem kimsededir (ki) iman47 etti Allah'a ve ahiret gününe; ve meleklere; ve kitaba (Kur’an’a); ve nebilere132; ve verdi malını -üzerindedir sevgisi-; yakında olanlara; ve yetimlere; ve açlık sınırında yaşayanlara; ve yolun oğluna/evsize; ve isteyenlere/talep edenlere; ve boyunlardadır (boyunduruğu çözmededir); ve ikame572 etti salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve yerine getirenlerdedir antlaşmalarını antlaştıkları zaman; ve sabredenlerdedir51 sefalette/sıkıntıda; ve başı darda/bunalımda; ve seferberlik zamanında; işte bunlar; doğru kimselerdir; ve işte bunlar; onlardır takva sahipleri21.                                                                                                                                                                

                                                                      

Erdemli olanlar, anlaşmalarına bağlı kalanlar, başı darda da olsa, seferberlikte de olsa sabredenler, doğru kimseler ve takvalı kimselerle konu bağlamı olarak zekat ile eşleştirilmiştir. Yani diğer işaretlerin yanı sıra konu bağlamında zekat vereceklerin bu kimseler olduğu ve/veya bu kimselerin zekat vermesi gerektiği belirtilmiştir ayetimizde diye düşünüyorum. Tabii ki bu kimseler dışında zekat vermez anlamı da çıkmaz. Aynı zamanda zekatı vereceklerin Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve nebilere iman edenler olduğunu da anlarız. Bunun dışında kalanlar, kafirler, müşrikler zekat vermezlermi veya vermeyecekler mi konusuna çalışmanın ilerleyen kısımlarında değinmeye çalışacağım. Diğer ayetlerden işaretlerimize bakmaya devam edelim. En doğrusunu Yüce Allah bilir. 

 

*

2/277  Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve verdiler zekâtı10; onlaradır ecirleri/karşılıkları Rablerinin4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlara; ve onlar hüzünlenmezler.                                                                                                                                            

Ayette belirtilen diğer şeyler le beraber zekatı da verenlerin karşılıklarını alacaklarını ve bu alacakları karşılık sonucu Rabb'imize kavuştuklarında onlara korku da, hüzünlenme de olmayacağını anlarız. Yani diyebiliriz ki bu kişiler bağışlanmış olarak Rabb'lerine döneceklerdir.

*

9/71   Ve mümin27 erkekler; ve mümin27 kadınlar*; onların bir kısmı velileridir28 bir kısmın; emrederler marufla291 ve engellerler münkeri82; ve ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve itaat ederler Allah'a ve O’nun resûlüne418; işte bunlar, rahmet271 edecektir onlara Allah; doğrusu Allah bir Azîzdir37; bir Hakîmdir9.                                                                               

*9:67 ayetinde münâfık erkekler ve münâfık kadınların özelliği bildirilmiştir.                                                                                                                                                                             

Bu ayetimizdede zekat ayette belirtilen diğer özelliklerle beraber Allah'a itaat demektir diye anlarız. Ayrıca Allah'a ve resulüne itaat Allah'a itaatdir. Yani Yüce Allah'ın kelamı olan kutsal kitaba itaatdir.

*

4/77   Hiç görmez misin kimseleri (ki) denildi onlara: "Çekin ellerinizi; ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10"; öyle ki ne zaman yazıldı onlara savaş; o zaman bir fırka/bir bölük onlardan haşyet53 duyar insanlara; haşyet53 duyar gibi Allah'a; ya da daha şiddetli bir haşyet53 duyma; ve dediler: “Rabbimiz4! Niçin yazdın bize savaş? Keşke tehir etseydin/erteleseydin bizi yakın bir ecele/bir süreye”; de ki: “Dünya metası54 azdır; ve ahiret hayırlıdır; kimse için; takvalı21 oldu; ve zulmedilmez sizlere bir fitil/bir sicim137 (kadar).

4/162  Fakat onlardan* ilimde kök salanlar/ilimde derinleşenler; ve müminler27; iman47 ederler sana indirilmişe** ve senden önce indirilmişe***; ve ikame572 edenlerdir salâtı5; ve verenlerdir zekâtı10; ve iman47 edenlerdir Allah'a ve ahiret gününe; işte bunlar; getireceğiz/vereceğiz onlara bir büyük ecir/karşılık.                                                                                                                              

*Kitap ehlinden.                                                                                                          

**Kur'an'a.                                                                                                                 

***Tevrât ve İncîl.                                                                                                                  

5/12   Ve ant olsun aldı Allah bir mîsâk281 İsrailoğullarından; ve gönderdik onlardan on iki lider; ve dedi Allah; doğrusu ben sizinle birlikteyim; eğer ikame ettiniz salâtı5; ve verdiniz zekâtı10; ve iman47 ettiniz resûllerime418; ve desteklediniz onları; ve borç123 verdiniz Allah'a güzel bir borç123; mutlak kâfirlik25 ederim*; ve mutlak sokarım sizleri cennetlere; akar altından onun nehirler; öyle ki kim kâfirlik25 etti bundan sonra sizlerden; öyle ki muhakkak dalalet128 içinde oldu/saptı dümdüz yoldan553.                                        

*Yüce Allah'ın mümin kimselerin bazı günahlarına kâfirlik edeceği yani örtüp gizleyeceği bu ayette bildirilir.                                                                                                                                               

                                                                      

5/55   Veliniz28 sizin ancak Allah’tır; ve resûlüdür418 O'nun; ve iman47 etmiş kimselerdir; kimseler (ki) ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar rükû11 edenlerdir.

7/156  Ve yaz bizlere bu dünyada bir iyilik/güzellik ve ahirette (de); doğrusu bizler kılavuzlandık sana; dedi (Allah) : "Azabım (ki) isabet ettiririm onu dilediğim kimseye; ve rahmetim271 (ki) kuşattı her bir şeyi; öyle ki yazarım onu kimselere (ki) takvalı21 olurlar; ve verirler zekâtı10; ve kimselerdir (ki) onlar ayetlerimize iman47 ederler

19/31  "Ve beni bulunduğum her yerde mübarek kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı ve zekatı tavsiye etti.

19/55  Ve oldu (İsmail); emreder ahalisine/halkına salâtı5 ve zekâtı10; ve oldu (İsmail) Rabbi4 indinde/katında razı olunan. 

21/73  Ve yaptık onları emirler/liderler; doğru yola kılavuzlarlar emrimizle; ve vahyettik603 onlara faaliyet yapmayı; hayırlar/iyilikler; ve ikame572 edenler salâtı5; ve verenler zekâtı10; ve oldular bize kulluk46 edenler.

23/4   Ve onlar, zekatı yapanlardır.

24/37  Adamlar (ki); oyalamaz onları ticaret; ve de alışveriş; zikrinden Allah'ın; ve ikame572 edenlerdir salâtı5; ve verenlerdir zekâtı10; korkarlar bir günden; ters döner onda kalpler; ve gözler.

30/39  İnsanların malları içinde artsın diye katlanarak arttırılandan her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekât verirseniz; işte bunu yapanlar kat kat arttıranlardır.                           

riben Riba                                                                                                                             

31/4   Kimseler; ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar; ahirete onlar; kesinleşirler/emin olurlar.

98/5   Ve emredilmişler değildiler; ancak kulluk46 etmeleri Allah'a; has kılanlar O’na (Allah’a) dini; hanifler117; ve ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve işte budur kıyam143 din.                                                                                                                                                                                                     

*

Konunun başında belirttiğimiz zekat ile ilgili işaretlerimizi aldığımız ayetlere bakalım.                                                                            

9/5     Öyle ki sonlandığı zaman haram aylar34; öyleyse katledin35 müşrikleri36 her nerede buldunuz onları; ve tutun/alın onları; ve kuşatın/sınırlayın onları; ve oturup bekleyin onları her bir rasat yerinde/gözlem yerinde; öyle ki eğer tevbe33 ettilerse; ve ikame572 ettilerse salâtı5; ve verdilerse zekâtı10; öyle ki serbest bırakın yollarını onların; doğrusu Allah Gafûr'dur20; Rahîm'dir2.

9/11   Öyle ki eğer tevbe33 ettilerse; ve ikame572 ettilerse salâtı154; ve verdilerse zekâtı10; öyle ki kardeşlerdir753 sizlere dinde*; ve detaylı açıklarız ayetleri454; bilir bir kavim/toplum için.   

*İslam'da. Sadece kutsal kitaplar, sadece Kur'an diyen dinde.                                                   

22/41  Kimseler; eğer güçlendirsek/sağlam şekilde yerleştirsek yerde/yeryüzünde; ikame572 ederlerdi salâtı5; ve verirlerdi zekâtı10; ve emrederlerdi marufla291; ve engellerlerdi/yasaklarlardı münkeri82; ve Allah'adır akıbeti emirlerin/işlerin.

22/78  Ve mücadele edin Allah uğrunda, gerçek/hak mücadelesi (-yle) onun; O seçti sizi; ve yapmış değildir üzerinize dinde hiçbir güçlük/zorluk; babanız İbrâhîm'in inanç öğretisi; O (Allah) önceden isimlendirdi sizi, müslim45; ve bunda, olması için resûlün418 üzerinize bir tanık/bir şahit; ve olmanız için sizin tanıklar/şahitler insanlar  üzerine; öyleyse ikame572 edin salâtı5 ve verin zekâtı10; ve sarılın Allah'a; O'dur mevlânız68. Öyle ki bir muhteşem mevlâ68; ve bir muhteşem nasîr69.

24/56  Ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; ve itaat edin resûle76; belki sizler merhamet edilirsiniz.

58/13  Tasalandınız mı? Ki takdim edersiniz eliniz arasında, gizli konuşmanızda sadakalar95; öyle ki o zaman asla faaliyete geçemezsiniz; ve tevbe33 etti Allah sizlere; öyle ki ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; ve itaat edin Allah'a ve resûlüne76; ve Allah haberdardır yaptıklarınızdan.

73/20  Doğrusu Rabbin4 bilir ki sen dikelirsin/ayağa kalkarsın gecenin171 üçte ikisinden yakınına; ve yarısında onun (gecenin); ve üçte birinde onun (gecenin); ve bir grup/tayfa (da) seninle birlikte (olan) kimselerden; ve Allah takdir eder/ölçeklendirir geceyi171 ve gündüzü170; bildi ki asla sayamazsınız/kapsayamazsınız onu; öyle ki tevbe33 etti sizlere; öyleyse okuyun/çalışın kolay geleni Kur'an’dan; bildi ki olacak içinizden hastalar; ve başkaları, darbederler/vururlar (ayakları) yerde/yeryüzünde; aranırlar/bakınırlar fazlından/lütfundan Allah'ın; ve başkaları, katlederler35 Allah yolunda; öyleyse okuyun/çalışın kolay geleni ondan (Kur’an’dan); ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; ve borç verin123 Allah'a; güzel bir borç123; ve taktim ettikleriniz/verdikleriniz hayırdan kendi nefsiniz içindir; bulursunuz onu Allah’ın indinde/katında; o (borç) hayırlıdır; ve en büyük bir ecirdir/karşılıktır; ve mağfiret/bağışlanma dileyin         Allah'tan; doğrusu Allah Gafûr'dur20; Rahîm'dir2.                                                                                                                                                         

 

Bu ayetler ve önceden konuştuğumuz 2/43,83,110,277 ve 4/77 ayetlerinde ortak bir özellik vardır. Salatın destek manası taşıyan anlamı ile gelir zekat toplamda 12 ayette. Yani ekimu (ayakta tutun), s-salate (salatı), ve atu (ve verin) zekate (zekatı) kalıbı şeklinde görülür tam 12 ayetimizde. Salatın destekleme anlamı demek, toplumsal dayanışma içinde olmak, Yüce Allah'ın yasalarını ayakta tutmak için elimizden geleni yapmak, Yüce Allah'ın yasalarını uygulamaya almak, uygulanabilirliğini sağlamak, uygulamak ve sürekliliğini sağlamaktır. Toplumsal olaylarda destekleşme, yüce Allah’ın dinininde destekleşme de bunun içindedir. Yani Kur’an’ı anlamayı, çalışmayı, öğrenmeyi kişisel ve toplumsal ayağa kaldırma, dikme, sürekliliği sağlamayı da kapsar.                                                  

Toplumsal desteğin ayakta tutulması, sürdürülmesi, sistemleştirilmesi, uygulanması gerekliliğidir ki bunu sistemleştirerek toplumsal olarak uygulanabilirliğini sağlamaktır.                                   

Bu yasaları sağlamlaştırmaktır, toplumsal kabullenme ve emir sahiplerinin de uygulayıcı olmasını sağlamaktır. Bu da gene Yüce Allah'ın yasalarını bilmekle olacaktır ki, buda elbette Kur'an'ı bilmekle olur. Elbet Kur’an okuyup, anlamak, ders kitabı gibi çalışmakla ve bu süreci kişisel ve toplumsal olarak ayağa kaldırma, dikme, destekleme, sürekliliğini sağlamakla olur.                                                                                                                                                                                                                                     

                                                                                                                                                         

Ayrıca 9/103 ayetimize de bakmamız lazım;

 

9/103  Onların mallarından sadaka al ki, onunla kendilerini ve mallarını arındırasın. Ve onlara destek ol! Senin desteğin muhakkak ki onlar için huzurdur. Allah Semî/işitendir, Alîm/iyi bilendir.                                                                                                                                                       

Sadakanın bir çeşidinin de kamu yönetiminin almış olduğu bir vergi türü olduğunu Şerefli Kur'an'ımızdan biliyoruz. Sadaka konusunda inceleyeceğiz. Kamu yönetimi o kalemde sadaka vergisi almıyor ise kişinin sadaka vergisini fakirlere vermesi gerektiğini de gene Kur'an'ımızdan biliyoruz.                                                                                                                   

Kamuya verilen sadaka vergisinin hem sadaka vergisi veren kişiyi arındırdığını, hem de mallarını arındırdığını 9:103 ayetinden anlarız. Zekât kelimesinin arınma anlamı düşünüldüğünde; Kamuya verilen, toplum için kullanılacak olan her türlü rızıktan verilen vergi zekât olarak tanımlanabilir. Her türlü rızıktan (kazançtan) kamuya verilen, ödenen vergi zekâttır diyebiliriz.                       

Bu şekilde bir çıkarım yapmamıza rağmen birkaç detay daha eklemekte fayda olacağı kanaatindeyim. Bu rızıklardan verilecek vergilerin adil olması, kesinlikle kamu yararına harcanması, bu vergi dilimlerini belirleyen, toplayan, yasalaştıran ve nerelere harcanacağını belirleyecek kişilerinde Yüce Allah'ın hudutları içinde olması, seçilerek o konuma gelmiş olması ve işin ehli olmaları gerekmektedir diye Kur'an hudutları ve öğretileri ışığında açıkça söyleyebilirim.                                                

Zekat ile sadakanın farkı ise sadakanın verileceği grubun açıkça Kur'an'da belirtilmiş olmasıdır. Ayrıca sadakanın nerelere harcanağı da Kur'an'da belli olmasına rağmen zekat için aynı şeyi söylemek mümkün değildir.                                                                                                                

Bu şu demek oluyor. Yüce Allah bunu toplumlara bırakmıştır. Toplumun, kişilerin döneme göre ihtiyacına göre, bu konuyu işin ehli olan kamu yöneticilerinin belirlemesine izin vermiştir, Eğer bunu belirleyen ve bunu toplayanlar işin ehli, seçilmiş ve Yüce Allah'a takvalı iseler, rızıklardan toplanan bu zekat için yani vergi için toplumun yararına olacak şekilde ve sadece toplum için, asla israf etmeden, kamu yararı harici bir şeye harcamadan toplum için iyi, faydalı ve yararlı şeylere harcamalıdırlar.

Tek tek nereye harcanacak örnek verebiliriz ama yelpaze çok geniştir. Kamu yararına olacak her şey bu kapsama girer.                                                                                                                  

Yani zekat bir vergi türüdür diyebiliriz. Zaten vergi verdiğimizden ayrıyetten zekat adı altında herhangi bir şey verilmez düşüncesindeyim. En doğrusunu Yüce Allah bilir. Vereceğimiz şeyler, infak ve sadaka kapsamına girer kanaatindeyim. Zekat kavramı benim anladığım gibi bu şekildedir. Ayrıca İslam’ın içine bir şekilde sokulmuş olan zekat 40/1 diye bir şey Kur'an'da geçmez diyerek bağlamış olayım konuyu.                                                                                                                                                                       

*         

 

Konumuzu bitirmeden bir iki şey üzerinden geçmekte fayda olacaktır kanaatindeyim. Bunları da incelersek sanırım kavramımızın bize öğretisini tamamlamış olacağız kanaatindeyim.               

           

Göz ardı edilmemesi gereken detaylar :        

 

8/41   Ve bilin ki; bir şeyden ganimet aldığınız; o durumda ki onun beşte biri Allah için ve resûlü için; ve içindir yakınlık sahipleri ve yetimler ve miskinler ve yolun oğlu; eğer olmuşsanız inanmış Allah'a ve kulumuz üzerine indirdiğimize-ayrılma (hak ile batılın) günü; iki topluluğun karşılaştığı gün-; ve Allah her bir şey üzerine güç yetirendir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       

Bahsettiğimiz gibi zekatın oranını kamu yöneticileri belirleyecektir. Oran Kur'an'da geçmez. Ama bu ayet özelinde de akletmek gerekir kanaatindeyim. Bu ayetimizde ganimetlerin 5 te biri yani yüzde 20 si kamuya verilmesi gerekir diye net anlarız. Ayette belirtilen Allah ve Resul için ayrılan beşte bir pay elbette Allah'ın kendisi için olmamakla beraber resulünde şahsının değil, kamuya döndürüleceği anlatılır.                                                                                                                      

Bir savaş olmuştur, savaş esnasında müminler kendi canlarını, mallarını v.s. ortaya koymuşlar ve savaş kazanılmıştır. Bu Allah yolunda katletme ve katledilme için gösterdikleri, sabır, teslimiyet, dine yardım etme v.s. gibi çabalarının karşılığı ganimetlerin 5/1 i harici kısmı onlarındır. Toplumun yararlanması açısından da 5/1 kamuya aittir.                                                                              

Bu ayetten kamuya verilecek vergi oranının dilimi yüzde 20 olması uygun olacaktır diye anlayabiliriz. Elbette bu oran sabit değildir. Zamana, toplumsal güce, kamu ihtiyacına, toplumun ihtiyacına v.s. gibi değişkenlere göre azalabilir veya çoğalabilir. Ama bu oran çok arttırılıp veya vergi üzerinden vergi alınması şeklinde bir uygulama doğru olmayacağı gibi haksızlıkta olacaktır kanaatindeyim.

Ayrıca bu vergilerin topluma dönmesi şarttır. Kamu yararına harcanmazsa eğer toplumun ihtiyaçları harici bu vergilerden en ufak bir mebla başka yere harcanırsa, Kur'an hudutlarından çıkılmış olur. Çünkü net bir şekilde bu vergilerin kamu yararına harcanması gerektiğini anlarız.              

Şöyle bir soru akıllara gelebilir. Vergiye tabi olmayan bir kazanç için 8/41 ayeti devreye girer mi?

Bunun cevabı için bence bazı kriterler vardır diye düşünüyorum.                                              

Zaten haddinden fazla vergi veriyorsak eğer, vergiye tabi olmayan bir kazanç için 5/1 ini kamuya vermelimiyiz diye düşünmek lazım. Ayrıca zaten vergi veriyorsak ve vergisiz kazancın vergisini verme noktasında kamu yöneticilerine güveniyor muyuz, vereceğimiz vergi yerine ulaşacak mı, bu vergi yalnız toplum için mi kullanılacak, tamamı topluma geri kazandırılacak mı diye de sormalıyız kendimize.

Sonrasında; Bu ayet ve ayetteki oran savaş zamanı, savaştan elde edilenler için kullanılmıştır. Savaşın oluşabilmesi için gerekli şartlar oluşmalıdır. Aynı ribanın riba, meysirin meysir olabilmesi için oluşması gereken şartlar olduğu gibi. Bu verilecek oran içinde savaş oluşmuş ve savaş ganimetidir. Vergisiz her kazanç için bu ayete muhatap olur mu diye düşünelim?                                                

Aslında tüm bunları düşünürken, infak ve sadaka nedir onları da iyice anlayıp ona göre bir karar vermek daha doğru olacaktır. Biz Rabb'imizin ayetlerini inceleyelim. Karar kişinin kendisine aittir. Sonuçta hükmü Allah verecek, bunlarda Allah'ın ayetleri, kişi kendi kararını kendi vermeli diye düşünüyorum. Bu çalışmanın arkasından da infak ve sadakayı incelersek, zekatı daha iyi anlar, anlamlandırız diye düşünüyorum.                                                                                                                                                                                                                                                                               

   

KAMU VERGİ ORANI HAKKINDA

                                                                                                                                          

Enfal ile ganimet arasındaki farka da bakalım.

                                                                                                                                                                                                                                                                                           

8/1     Sorarlar sana enfal hakkında; de ki: “Enfal Allah ve resûlü için; öyleyse takvalı olun Allah'a ve düzeltin aranızdakini; itaat edin Allah'a ve resûlüne eğer olmuşsanız inananlar.

8/69   Öyleyse yiyin ganimet aldığınızdan; helal, temiz; ve takvalı olun Allah'a; doğrusu Allah bağışlayandır, rahimdir.                                                                                                                                                                                                             

enfâl kelimesi kökü  görev olarak gereğinden fazla yapmak, ganimetten birisine payını vermek , hediye etmek , ganimetten/hediyeden dağıtırken birisi kayırmak  ( ganimetten öncelikli olarak (daha dağıtıma başlamadan) pay almak-talep etmek (, ganimet, hediye (, hediye-armağan .                                           

ganimtum kelimesi kökü  ganimet kazanmak , ganimet almak , ganimet kapmak , ganimet  anlamındadır.                                                                                            

                                                                                                                                                                                                        

8/41 ve 8/69 da ganimet olarak karşımıza gelen kelime ile 8/1  ayetinde önümüze gelen enfal kelimesi farklıdır. Enfal Kur'an'da sadece iki kere geçer. Oda 8/1 ayetindedir. Enfal ve ganimetin ayrı olarak geçmesi ikisinin ayrı şeyler olduğunu gösterir.                                                                                 

Buradan şu çıkarımı yapabiliriz. 8/1 de belirtilen Enfal paylaşımında yani elde edilmiş ganimetlerin paylaşımında öncelik Yüce Allah'a verilmesidir.                                                                            

8/41 de ise ganimet paylaşımında 5/1 Yüce Allah'a verilecektir.                                               

Kur'an'da Allah ve resulü demek yani bu geçiş birlikte ise bu kesinlikle tek olarak Yüce Allah'ı işaret eder. Resulün görevi vahyi insanlara ulaştırmaktır.                                                                     

Allah'a verilmesi demek ise elbette Yüce Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Zaten bu Allah için ayrılacak payın da kimlere gitmesi gerektiğin Yüce Allah 8/41 ayetinde belirtmiştir Bu 1/5 pay için yakınlık sahipleri, yetimler, miskinler ve yolun oğludur. Yani toplum içerisindeki ihtiyaç sahipleri.         

 

ENFAL VE GANİMET ARASINDAKİ FARK


 

Bu konuların üzerinden geçtikten sonra zekat ile ilgili dikkat çeken detaya sahip bir iki ayetimize daha bakıp konumuzu bitirelim Rabb'imizin izni ile.                                                                                                                                                      

 

33/33  Ve vakarlı olun/oturaklı olun* evlerinizde; ve cazibe sergilemeyin* ilk cahiliye cazibe sergilemesi (gibi); ve ikame edin* salâtı5; ve verin* zekâtı10; ve itaat edin76* Allah'a ve resûlüne700; ancak arzu eder Allah gidermek sizlerden pisliği; beyt/ev32 ahalisi! Ve temizler sizleri bir temizlik (-le).                                                                                                                                            

                                              

Bu ayet nebinin eşlerinedir. Ayrı bir şekilde onlara da zekat verme emri gelmiştir. Bu nebinin eşlerinin çalışıyor olması olabileceği gibi toplumda uygulanan zekata destek vermeleri istenmesi gibide şahsım adına algılanabilir. Ayette Ekimus salat diye geçtiğinden bir destekleme anlamı olduğu da söylenebilir.

Toplumsal dayanışma, dini ayakta tutma, Allah'ın yasalarını uygulama ve bunlara için destekleşme emredilmiş de olabilir. Yada hepsi diye düşünüyorum. En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                                                                                              

*

41/7   Onlar zekat yapmazlar. Ahiret'i inkar ederler.                                                                                                                                                           

                                                                      

Onlar kelimesi müşrikler için kullanılmıştır. Ahireti inkar edenlerdir bunlar. Bu ayetten müşrikler vergi vermez veya vermemeli diye bir anlam çıkarmak şahsım adına doğru olmayacaktır.

Şöyle anlamak daha doğru olacaktır. Evet zekat vermek müminlerin bir özelliğidir. Çünkü Yüce Allah zekatı bize emreder. İman eden biride bunu uygular eğer teslim olduysa. Zekat anladığım kadarıyla toplumda yaşayan her fert için geçerlidir. Mümin olan bu emir doğrultusunda seve seve bu zekatı verir. Fakat ayette bahsedilen ahireti inkar eden müşrik biri ise Yüce Allah'ın bu tavsiyesine uymamak için yan yollar arar, üç kağıtçılık yapar hiç vermemek veya az vermek için çeşitli yollara başvurur.

Mümin bu zekatın kendisinin malını arındıracağını ve karşılığını alacağını bilirken, müşrik ise zaten kendini dünya hevalarına kaptırıp, biriktirme yarışında olacağından ve ayette de belirtildiği gibi ahirete inanmadığından, umursamadığından, ahiret kazancını önemsemediğinden gibi gibi sebeplerle ne kadar az vergi verse ona o kadar kardır. Ama bilmez ki en büyük, en hayırlı ve en uzun soluklu kazanç ahiret kazancıdır. Hem nerden bilecek ki. Bilmediklerimizi bize öğreten, her şeyi bilen, her şeyin yaratıcısı ve efendisi olan Yüce Rahman'ın öğretilerinden haberi mi var, haberi olsa da umrunda mı?

Zaten Yüce Allah bu tarz insanlar için Kendi katında inanmayan kafirlerin canlılar içinde en şerli olanı olduğunu 8/55 ayetinde, gene kendi katında en değersiz olanların aklını kullanmayanlar olduğunu 8/22 ayetinde, onların hayvanlar gibi olduğunu hatta doğru yolu seçmede hayvandan daha yetersiz olduğunu 25/44 ayetinde ve kafirlerin her şeyden yararlanıp hayvanlar gibi yiyip içtiklerini 47/12 ayetinde bizlere öğretmektedir. 

İşte aklını kullanıp Yüce Allah’ın öğretileri öğrenip, Yüce Allah’ın hudutlarında kalan ile eğri yolu seçenler arasındaki farkta tamda bu şekildedir. Elbette bu fark bu 4 ayet ile sınırlı değildir Kur’an’da fakat bu 4 ayet bile farkı bize anlatmaya yeter de artar.                                                                     

*

9/18   Ancak ki imar755 eder Allah'ın mescitlerini16 kimse (ki) iman47 etti Allah'a; ve ahiret gününe; ve ikame572 etti salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve asla haşyet53 duymaz Allah'ın dışında; öyle ki belki bunlar; ki olurlar muhtedlerden176.                                                                               

176Doğru yola kılavuzlu, hidayetli, dosdoğru yol olan sıratel müstakim üzerinde olanlar. Yüce Allah'ın biricik dini olan İslam'a yani sadece Kur'an'a tabi olanlar.                                                                                                                                                                                                        

                                                                                                                                                                                                                    

Bu ayet özelinde ve Kur'an bütünlüğünden şu çıkarımı yapmak doğru olacaktır. Yüce Allah'a düzgün şekilde iman etmedin, dini yalnız Allah'a has kılmadın, kulluğu Allah'ın öğrettiği şekilde yapmadın, ölçüde tartıda hile yaptın ve benzeri şeyler yaptın diyelim.

Sonra zekat verip kendinin ve/veya malının arınmasını umdun. Elbette hüküm Yüce Allah'ındır fakat Yüce Allah'ın hudutlarında kalmayıp her türlü üç kağıtçılık yaptıktan sonra arada bir şeyler verdin diye bu arınmayı beklemek bence mantıklı olmayacaktır. Zaten zekat verin diye belirtilen ayetlere baktığımızda hepsinde Yüce Allah'ın öğretileri içinde kalmak işaret edilir. Buda dikkat edilmesi gereken bir noktadır diye belirtmiş olayım.

*

 

19/13  Tarafımızdan yumuşak kalplilik ve zekat verdik. Ve o, takva sahibi oldu.                                                                                                             

                                  

Yahya peygamberden bahseder ayet. Bu ayette dikkat ederseniz insanın zekat vermesinden değil, Yüce Allah'ın bir insana zekat vermesinden bahseder. Arınma ve temizlik zekat kavramının kök anlamlarındandır. İnsanın zekat vererek bir arınması söz konusudur ya, işte Yüce Allah'ta bu kıssada Yahya'ya zekat           vermiş. Yani kendi lütfundan bir arınma bir temizlik bahşetmiş. Neyden arınmış, temizlenmiş. Kutsal kitap, kutsal öğreti yani Yüce Allah kelamı harici her şeyden, tek ilah Allah harici her şeyden, şirk içeren her şeyden, şeytanın pisliğinden diye kısaca söyleyebiliriz.                                                                                                                                                 

                                                                                                                                                                                

Konu bağlamı ve Kur'an bütünlüğü ile ilgili kısa bir bilgilendirme:                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        

Kur'an'da Rabb'imiz bazı şeyleri için kesin ve net belirtmesine rağmen bazı şeyler içinde sadece hudutları çizmekle yetinmiştir. Bize düşen kesin çizgilere dikkat etmek olduğu gibi hudutlarını çizdiği şeylerinde hudutlarında kalmaktır. Yüce Allah bazı şeyleri rahmetinden dolayı bize bırakmıştır. Zekat konusunda da gördüğümüz gibi bazı detaylar zamanında o toplumun düzeyine göre toplum kendi belirlemelidir. Bazı konularda ise kişiye özeldir. Kişiye hudutları gösterir, kişi hudutlar içinde kendi kararını         verir.                                                                                                                         

Yüce Allah'ın kesin olarak söylediği şeyler için kesin konuşabilsek de, hudutlarını çizdiği ve gerisini kişiye yada topluma bıraktığı konular için kesin konuşmak kimsenin haddine değildir. Yapan varsa da ondan uzak durun kendisi hüküm koyuyordur, sizi şirke sürükler.

Bu zekat konusunda da hudutlar bellidir. Kişi yada toplumlar bu hudutlar çerçevesinde kendi kurallarını belirleyeceklerdir. Bu belirliyiciler elbet Yüce Allah'ın kitabını bilecek, seçilecek ve işin ehli olmaları gereklidir.                                                                                                                       

Kur'an tüm konuda sınırları belirler. Kimsenin bir şeyi doğru yapabilme ihtiyacı doğrultusunda kimseye ihtiyacı yoktur. Ne din adamına ne sözde alime, hacıya, hocaya, şeycihe, şıhcıha v.s. ihtiyaç yoktur. Kur'an'dan bakıp anladığımız bize yetecektir, kutsal kitap hükümleri içinde kaldığımız sürece.

Sakız çiğnemek orucu bozar mı? Orucun hudutları belli, yememek bunun içinde. Senin düşüncen bozmazsa çiğne, yok sakıncalı olacağını düşünüyorsan çiğneme. Sıkıntılı olabileceğini düşündüğün noktada oruçlu olduğun zaman sakız çiğnemezsen ölmezsin.                                               

Gözlerinizi kısın der Rahman. İstersen karşı cinse hiç bakma, ister kafan yerde git, ister kalbini bozmadan bak, istersen de pornografik şeyler izleme. Sen nasıl anlıyorsun konuyu.

Elini boynuna asma, onu büsbütün de açma. Sen bunu nasıl anlıyorsun. Nasıl yorumlarsın. Şuan dört yada beş farklı şekilde yorumlayabilirim.        Ancak kul ile Allah arasındadır, kişi kendi karar vermelidir.

Bu verdiğim örneklerle anlatmak istediğim nokta, Yüce Allah'ın hudut koyup, kesin illa böyle olmalı yada olmamalı dediği şeyler için Kur'an'dan başka kaynak arama. Zaten din ile ilgili Kur'an'dan başka kaynak aranmaz da anlatmak istediğim, bazı şeyler de Yüce Allah ile kul arasındadır. Yüce Allah’ın çizdiği hudutlardamısın değilmisin kendin karar vermelisin. Verdiğim örnekler gibi kısımlar için kimse illa bunu şöyle yap diyemez, dememeli bu konularda.                                                              

Bu konularda Kur'an sana neyi, nasıl ne kadar anlatıyorsa senin için doğru odur, kimseye ihtiyacın asla yoktur. Sonuçta bu detayları veren Yüce Allah, bunları Kur'an ile ulaştıran Yüce Allah, bu Kur'an'dan sorulacaksınız diyen Yüce Allah ve tek hüküm koyacak olan gene Yüce Allah. Doğru ve ya yanlış anla farketmez, farkedecek olan şey dinde Kur'an       harici başka bir şeye hüküm koydurdun mu, koydurmadın mı? İşte bu farkda mümin ile müşrik arasında ki farkı belli eder ve aradaki çizgidir.    

Yüce Allah'ın azabından kimse emin olamaz fakat müşrik olarak ölmediğimiz sürece her zaman Yüce Allah'ın bizi bağışlayabileceğini de umabiliriz.

Daha öncede belirttim ama bunları sizlere deklere ettikten sonra o zaman sen neden bunları anlatıyorsun bu videoları çekiyorsun diyen olabilir, kısaca bir kez daha belirtmeye çalışayım.     

İçinde bulunduğumuz bu devirde kendi mezhep dinlerini yaymak isteyen veya dinden bir kazanç, bir itibar, bir izzet, bir şeref, bir mevki kazanmak isteyen kişiler kendilerine muhtaç olunmasını istemeleri gibi nedenlerle Şerefli Kur'an'ımızın hemen hemen her kavramının içini boşaltmışlardır, değiştirmişlerdir. Bizlere yamultulup da sunulan, servis edilen bu kavramların doğrusunu anlamak için gerçek kaynak olan Yüce Allah kelamlarına bakarak, aslında bu kavramlar için Yüce Allah bizlere ne öğretmiş onları hep beraber öğrenmeye çalışmadır birinci çabam.                                   

İkinci çabam ise doğruları insanlara göstermeye çalışan yalnız Kur'an diyen kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, ablerimize destek olma çabamdır. Doğruları anlatan bir iki kişi çıkıp da bu böyle değil aslında Yüce Allah bunu söylüyor dediğinde, tek başına yeterli olmayacaktır. Dinsiz, kafir damgası yiyecektir. Çünkü yüzyıllardır aynı yanlış üstünde olan insanlık inanmama eğilimi gösterecektir.

Çünkü insan Rabb’ine çok nankördür 100/6 ve Kur’an’da Yüce Allah’ın her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla vermesine rağmen her şeye karşı çıkan, tartışmacıdır 18/54.

Fakat üç beş on yirmi kişi çıkıp da aynı doğruyu deklere ettiğinde etkisi farklı olacaktır. O zaman belki, umut ederim ki ya bu insanlar aynı şeyi söylüyor acaba doğrumu diyorlar diye düşünüp Kur'an'a çağırmaya çalışmaktır üçüncü çabamda.                                                                                

Hiçbir dünya beklentisi olmadan ne maddi ne manevi bir çıkarım olmadan, yalnız ecrimi Yüce Allah'tan bekliyorum. Yüce Allah bir kişiyi bile kendi dosdoğru yoluna klavuzlarken beni vesile kılarsa Rabb'imden daha ne isterim.                                                                                                                                                                                                 

           

Son olarak ayetlerden özet çıkarımlarımıza bakalım.

 

Zekat vermenin faydaları:

 

2/43     Verilen bir şey, vermek için ise kendimizde olmalı                                                                                                                                                                                          

2/83     Allah katında yaptığımız anlaşmanın maddelerindendir                                                                                                                                                                                   

2/110    Dünyada yapılır, yapana hayırdır, Allah katında karşılığı alınacaktır                                                                                                                                                                                        

2/177    Zekat verenler ve/veya vermesi gerekenlerin Allah'a ve Allah'ın iman et dediklerine iman eden, erdemli kişiler olduğunu anlarız.                                                                                                                                                                                   

2/277    2/277 Ayetinde belirtilen diğer şeylerle beraber zekatıda verenler için Rabb'lerinin katında hüzün ve korku yaşamayacaklardır                                                                                                                                                                                       

4/162    4/162 ayetinde belirtilen özelliklerde olanlar ve zekatı verenlere Yüce Allah büyük bir karşılık verecektir.                                                                                                                                                                                        

5/12     5/12 ayetinde belirtilen diğer öelliklerle beraber zekat Yüce Allah'a verilen güzel bir borçtur ve bu borcun karşılığı cennettir.                                                                                                                                                                                

7/156    7/156 da belirtilen diğer özelliklerin yanında zekat verenlerin üzerineYüce Allah rahmetini yazacaktır.                                                                                                                                                                                    

9/18     9/18 de belirtilen özellikleri taşıyanlar ve zekatı verenler belki doğru yolda olanlardan olabilirler. Yada başka bir deyişle bunlar doğru yolda olanlardan olduklarını umabilirler.                                                                                                                                                                                   

9/71     9/71 ayetindeki diğer özelliklerle beraber zekat Yüce Allah'a itaattir. Mümin erkek ve mümin kadınların özellikleridir.                                                                                                                                                                                  

30/39    Allah'ın hoşnutluğu gözetilerek, isteyerek verilen zekat, malları kat kat arttıracaktır.                                                                                                                                                                                        

31/4     31/4 ayetinde diğer özellikle beraber zekat verenler ahirete kesin olarak inananlardır.                                                                                                                                                                                     

33/33    33/33 ayetinde belirtilen diğer özelliklerle beraber zekat, insandan pisliği giderir, temizler. Ayrıca Allah'da insandan bu pisliği temizlemek ister. Bunun olabilmesi içi, bu yolllardan biride zekattır.                                                                                                                                                                                  

41/7     Allah'ın ayetlerine inanmayan, ahireti inkar edenlerin zekat vermezler.                                                                                                                                                                                    

98/5     98/5 ayetindeki diğer özelliklerle beraber zekat vermek, dini ayağa kaldırma, dikme demektir.                                                                                                                                                                                          

 

AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR

 

2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.   

4Efendi, komuta eden. 

5Kur'an'da 3 tür sadaka işaret edilmiştir. Bu ayetteki 58/13 sadaka kamu hizmetinden, kamu görevlisinden faydalananların kamuya verdikleri harçtır.

9Bilge/bilgelikle hükmeden.      

10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme. Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri döndürülür. 

 11Beynin (bedenle veya bedensiz) eğilmesi, dize gelmesi, baş eğmesi.

14Tarafın/hedefin belli edilmesi amaçlı yönelme.          

16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer.       

18Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik işler; bu yolla ilgili her şey.

20Bağışlayan. 

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.  

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler. 

 28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.       

32Topluma ait olan, dini öğretilerin takip edildiği ev, mekân. Kur'an'ın okunup öğrenildiği topluma ait mekân.  

33Dönmek, vazgeçmek.          

34Kur'an'ın indiği dönemde o bölgede yaşayan insanların belirlemiş olduğu bir kural/antlaşma. Savaşmanın haram olduğu 4 ay.          

35Savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız etmek, zarar vermek. Katletmek öldürmek asla değildir. 33:16 ayetinde Yüce Allah bizlere işaretini vermiştir. 33:16 ayetinde "De ki: "Asla menfaat sağlamaz sizlere firar eğer firar etseydiniz ölümden ya da katillikten; ve o zaman metalandırılmazsınız biraz dışında."" buyrulmuştur. Bu ayetten net olarak anlarız ki ölüm ile katillik aynı şey asla değildir. Farklı kavramlar olduğunu Rabbimiz bu iki kelimeyi "ya da", "veya" anlamında olan "evi" ayracıyla ayırarak göstermiştir. Her katletme illa ki ölümle sonuçlanmak zorunda değildir. Ancak ölümle de sonuçlanabilir.

36Şirk koşan. Şirk; ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.       

37Güç yetiren. 

45Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek dini olan biricik İslam dinine (sadece/saf Kur'an'a) teslim olmuş olanlar. İslam: İnsan bilincinin Yüce Allah'la arşta/hiperuzayda yapmış olduğu antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir zikirdir/hatırlatmadır.    

 Sadece Kur'an gerçek İslam dinidir.     

46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine tabi olmak.  

 47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.  

53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.      

54Sermaye. Yararlanma.         

68Sahip           

69Yardımcı, destekçi, arka çıkan, imdada koşan.         

76Resule/elçiye itaat etmek sadece Kur'an'a itaat etmektir. Kur'an=Resul; Resul=Kur'an. Resule itaat etmek tamamı zan olan hadislere itaat etmek asla değildir.

82İğrençleştirilmiş, çirkinleştirilmiş. Pasif gelen bir kelimedir. Evrenin kabullerini yani işleyişini bozan uygulamalar mutlak ki çirkinlikle ve iğrençlikle sona erer.             

113Açlık sınırında yaşayan.     

117Tek tanrıcı, monoteist, Yüce Allah'a şirksiz iman eden. Sadece kutsal kitaplar diyen.

123Yüce Allah'ın kendisine yazmış olduğu şeyleri O'nun adına yapmak. Örnek; açlık çeken bir kimseyi Yüce Allah adına doyurmak.    

128Dosdoğru yoldan (Kur'an'dan) sapmış kimseler. Sadece Kur'an demeyen herkes.    

130Her türlü yakınlık sahibi. Soy yakınlığı, mekan yakınlığı vb. 

131Anne veya babanın en az birisinden yoksun olan. Kendi geçimini sağlayacak güce ve akla henüz ulaşmamış olan çocuk.       

132Kendisine kitap verilen resul/elçi. Her resul/elçi nebi değildir. Her nebi bir resuldür/elçidir.    

137Evrenimizin en küçük yapıtaşı 1.6x10-35 metre uzunluğunda, ipliksi, fitil benzeri titreşen bir sicimdir. İpliksi, fitil benzeri yapılardır.   

143Yaratılış özelliğinin dikilmesi/ayağa kalkması; bir amaç için ayaklanması/hareketlenmesi.    

154Toplumunu yöneldiği, takip ettiği amaç ve hedeflere salât etme. Salâtlarını bilmiş olan göçmen kuşlar gibi toplumla aynı istikamete doğru uçma.         

170Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır. Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle gündüz başlar ve Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasına kadar devam eder.       

171Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır. Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasıyla gece başlar ve Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle sona erer.    

176Doğru yola kılavuzlu, hidayetli, dosdoğru yol olan sıratel müstakim üzerinde olanlar. Yüce Allah'ın biricik dini olan İslam'a yani sadece Kur'an'a tabi olanlar.          

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.       

281Antlaşma, sözleşme, ahit, söz.       

291Evrensel kabuller, evrenin işleyişine uygun davranışlar, normlar.     

418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.        

454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın hükümleri, kelamı.  

553Yüce Allah'ın biricik yolu. Tek tanrıcıların yolu. İslam yolu. Sadece Kur'an. Sadece kutsal kitaplar.

572Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak  

603Yüce Allah'ın bir resûl/elçi göndererek ya da ilham ettirerek ya da bir perde arkasından kullarından dilediğine ilettiği her türlü mesajdır. Bu mesaj illa ki tüm insanları ilgilendiren ayetler olmaz. Örneğin resûl Musa'nın annesine Yüce Allah oğlunun durumu hakkında vahy etmiştir; mesaj iletmiştir. Kutsal kitapların ayetleri de aynı şekilde vahy edilir. Ancak bunlar Yüce Allah'ın tüm insanlara rahmetinden gönderdiği kurtuluş reçetesi olduğu için kitaplaşması sağlanmıştır. Bizleri ilgilendiren, ahiret evreninde sınava            tabi tutulacağımız vahiy işte bu kutsal kitaplardır. Sadece kutsal kitaplar. Şu an elimizde şerefli Kur'an var. Bu şerefli Kur'an'a tabi olduğumuzda mutlak ki  Yüce Allah'ın vahyine tabi olmuş oluruz.

 700Yüce Allah'ın mesajı olan sadece Kur'an. Yüce Allah'la resûllerinin arası asla ayrılamaz. Muhammed resûl kendisine şerefli elçi aracılığıyla indirilen Yüce Allah'ın mesajını direkt olarak okumuştur. Resûl olarak okuduğu ayetler Yüce Allah'ı temsil ettiği için Allah ve resûlü denildiğinde sadece Kur'an anlarız. Kur'an'ın hükümleri anlarız. 

753Biyolojik kardeşlikten mutlak olarak farklı bir kavramdır. Yüce Allah aileye dahil edilen yetimleri kardeşler olarak nitelemekte ve bu kimselerle nikâhlanmayı yasaklamaktadır. Yetim aileye karışmışsa o yetim ailenin kardeşi olur. Ancak Yüce Allah bazı ayetlerde din kardeşliğine vurgu yapmaktadır. Bu da mutlak ki bizlerin ayetleri takip edebilmemiz için işaretlerdir. Din kardeşliği din konusunda kardeş olmak, aile olmaktır.   

755Yüce Allah'ın gerçek mescitlerini ancak tek tanrıcılar imar ederler. Müşrikler de kendi uyduruk dinlerine göre mescitler imar ederler. Ancak imar ettikleri şeyler Allah'ın mescitleri asla değildir. İblisin, şeytanların mescitleridir. 9:17 ayetinde müşriklerin kendi nefislerindeki küfre/kâfirliğe göre mescitler imar ettikleri bildirilir. Müşriklerin mescitleri kâfirliklerini yansıtır. Mezheplere ait olan tüm mescitler şeytânların mescitleridir. Sadece Kur'an diyen kimseler online platformlarda ya da fiziksel olarak Allah'ın mescitlerini imar etmelidir. Sadece Kur'an diyen kimseler mezheplere ait olan camilere, mescitlere asla girmemelidir.                                                                                                                                                                                                  

                                              

                                                                                                                                             

EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.                                                                                                            

                                                                      

                                                                      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder