BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
SELAM
Selam vermek selam almak önemli bir kavramdır. Şerefli
Kur'an ayetlerimizde de bunu görebiliriz. Sadece karşılaşınca değil
vedalaşırken de selam alıp verme kullanılabilir diye düşünüyorum şahsi
kanaatimce. Yalnız Kur'an'da ayrılırken bir selamlama örneği yoktur. Selam iyi
dilekler sunmak olduğundan vedalaşırken de, ayrılırken de kullanılabilir diye
benim çıkarımımdır. Bir daha belirteyim Kur'an'da vedalaşırken yada ayrılırken
bir selamlama örneği yoktur. Örneği ve işareti olmayan bir şeyi yapmak elbette doğru
olmamasına rağmen Kur'an bütünlüğünden sakıncası olmadığını düşünüyorum.
Elbette en doğrusunu Yüce Allah bilir.
Yalnız bu noktada selam ve selamlama ile ilgili bildiğimiz
şeylerin doğruluğunu test etmemiz gerekiyor Rabb'imizin öğretilerinden. Halk
arasında Selamun aleykum deriz karşılığı da aleyküm selamdır. Buna da Allah'ın
selamı derler. Derler de Allah ne diyor bu işe biliyor muyuz. Bu şekilde inanıp
da bu şekilde bir selamlama yaptığımızda Yüce Allah'ın dediğini mi yapıyoruz,
yoksa Allah'a iftira atıp, Allah adına yalan uydurup sonrada bu yalanı Allah'a
mı dayandırıyoruz. Bu konudaki bilgimiz nedir ? Aslında her konu için bunu
düşünmeli, doğrusunu öğrenmeli, Biricik Kur'an'ımızı bir ders kitabı gibi
çalışmalıyız.
Bir şeye Allah’ın selamı demek ciddi bir konudur. Eğer bu
Allah'ın selamı diyorsak, buna inanıyor, bunu insanlara tebliğ ediyor ve bunu
kullanıyorsak bu konudan emin olmalıyız. Yoksa yalan söylemekle kalmaz dediğim
gibi Allah adına yalan uydurup, bu yalanı da Allah'a dayandırmış oluruz, yani
tam da iblisin istediği işlerden birini yapmış oluruz.
Rabb'imiz nasip ederse bu konuyu çok detaylı şekilde
inceliycez. Rabb'imizin ayetlerine geçmeden önce selam konusunu kendi içinde
bir inceleyelim. Genel bir bilgilendirme yapalım, anlamlarına bakalım,
Kur'an'da geçiyor mu bakalım, kullanılışına bakalım, bu kavramı detaylı
inceleyip öğrenelim ki ayetlerimize geçtiğimizde kavramı, kavramış olarak
Rabb'imin öğretilerini daha iyi anlarız.
Ayrıca Selam Rabb'imizin isimlerinden, sıfatlarından,
niteliklerinden biridir diye söyleyeyim 59/23.
Selam
:
Esenlik, barış, güven anlamlarına gelir. Bir esenlenmedir. Esenlenmenin söz
halidir. Esenlenme daha geniş bir kavramdır detaylandrıcaz. Zararsızlık,
kavgasızlık ve dua içeren iyi bir dilektir diyebiliriz.
Selam Kur'an'ın bir çok ayetinde direk selam kelimesi
olarak geçer. Çalışmamızda inceliycez.
Selamun aleykum : Ala
kelimesi üzerinde anlamında bir
edattır. Kum ise siz zamirinin çoğuludur. Yani selam
üzerinize olsun anlamındadır.
Selamun aleykum kelimesi Kur'an'ımızda 13/24 ve 16/32 gibi
bazı ayetlerde geçmektedir.
Aleykum selam : Selamun aleykümün tersidir. Sizin de
üzerinize selam olsun manasındadır.
Aleykum
selam kelimesi Kur'an'da geçmez.
Allah'ın selamı kısmına elbette açıklık getiricez ama
buraya kadar öğrendiklerimiz üzerinden birkaç şey söyleyelim. Selamun aleyküm
diyen birine Kur'an'da geçmeyen bir aleyküm selam denmesi, Kur'an bütünlüğü ve
hudutlarda kalma açısından, doğru
değildir ve sakıncalıdır. Daha detaylandırıcaz. Ama öncesinde, Rabb'imizin
ayetinden örnekleyip konuşalım :
4/86 Ne zaman esenlendiniz* bir esenlikle*;
öyle ki esenleyin* daha iyisiyle ondan ya da geri döndürün onu; doğrusu Allah
oldu her şey üzerine bir Hasîb486.
*Sağlıklı, huzurlu, sıkıntısız hayat/yaşam temenni
etmek, bu amaca yönelik uygulamalar yapmak. Sadece sözle değil uygulamayla da
esenlemek gereklidir.
‘Daha
iyisiyle cevap vermek öğretilir yada denk bir karşılık vermek emredilir.'
Bu ayetteki esenlenmeyi direk selam diye çevirirler.
Elbette selam veya selamlanma manası vardır ama essenlenme diye çevirmek çok
daha doğrudur. Esssenlenme dendiğinde ayet anlamı tam oturur. Çünkü sadece
sözle selamlama değil uygulamayıda kapsar ayet ve ayetteki esenlenme kelimesi.
Biz selam konusunda olduğumuzdan selam diye alalım yani söz kısmı olarak inceleyelim.
Uygulama kısmı için yeri gelirse bahsederiz. Rabb'imiz size
selam verildiğinde sizde selam verin diyor. Evet selamı karşılıksız bırakma
diyor. Ama karşılığı nasıl olacakmış. Daha iyisiyle olacak yada geri döndürücen
yani aldığının aynısı ile karşılık vericeksin. Allah Hasibmiş yani herşeyi
hesaplarmış. Bu şekilde davranmamızı da, davranışımızı da, davranmayışımızı da
hesaplıyor anlarız.
Eğer takvalı olacaksak elbette Rabb'imizin ayetine göre
hareket etmeliyiz. Gene belirteyim ayetin esenlenme kısmının söz ile
karşılığına bakıyoruz elbette uygulama karşılığı da buna benzerdir ama ayrıca
üzerinde konuşulabilir. Şimdi selam her şekilde olabilir. Yüce Allah'ın
öğrettiği şekiller doğrultusunda elbette. Selam denebilir, barış denebilir,
esenlik denebilir, mutluluk denebilir yani içinde iyi bir dilek olan her şeyle
de selamlama yapılabilir. Elbette Yüce Allah'ın öğrettiği ve şık daha kapsayıcı
olan selam sözü en doğrusu olacaktır.
Selam almak veya vermek sade bir söz veya karşılık değil
bir içerik bir niyet taşır, bir ahlaktır hatta cennet dilidir diyebiliriz.
Sözler karşıdakine esenlik, barış, zararsızlık, dua, barış gibi şeyler
içeriyorsa bunların hepsi selamdır. İyi dilek içeren, karşı tarafı huzurla
karşılayan her söz, selamın özüne dahildir.
Daha kapsayıcı olması ve Kur'an'da belirtilmesi nedeniyle
direk selam demek doğru olacaktır. Selamun aleykum de denilebilir ki bu da
selamın genişletilmiş bir halidir ve Kur'an'da da geçer fakat özü selamdır,
kökü selamdır ki bu manada eğer Allah'ın
selamı şudur dersek bu sadece selam kelimesi olacaktır. Konuyu
detaylandırıcaz.
Ayrıca incelediğimiz 4/86 ayetine muhataben aleyküm selam
demek asla doğru değildir. Aleyküm selam, selamun aleykümün ne aynısı ne de
daha iyisidir ancak tersidir ki bu Kur'an bütünlüğüne uymadığı gibi Kur'an'da
da zaten geçmez. Lafzen ve anlamca Kur'an'a da uymaz. Rabb'imizin dediği gibi
aynısı yada daha iyisi yani daha zengin, daha içten, daha anlam yüklenen bir
karşılık olmalıdır.
Örneğin selamun aleyküm diyen birine, selamun aleyküm diye
cevap verilebilir aynısı ile yada daha iyisi selamun aleyküm ve rahmetullahi ve berakâtüh yani üzerinize
selam olsun ve rahmeti, bereketi diye gibi cevap verilebilir 11/73. Bu cümle bu
şekilde sıralı bir cümle olarak Kur'an'da geçmese de daha iyisi ile cevap verme
tanımına girer. Rabb'imiz daha iyisi ile dediği için Kur'an bütünlüğünden bu
şekilde söylememizin sakıncası olmadığını düşünsem de gene belirteyim
Kur'an'dan toplama yapılıp ortaya sunulan şeylerden bazılarında sıkıntılar
vardır, konuştuk daha önce. Bu manada bu cümlede sıkıntı yoktur, cümle örnektir
başka daha iyisi olduğu düşünülen Kur'an bütünlüğünden bir şey söylenebilir
yada aynısı ile karşılık verilebilir bu Rabb'imizin 4/86 ayet öğretisine göre
doğru olacaktır kanaatindeyim.
Ama ters çevirip te aleyküm selam demek Kur'an'dan
anladığıma göre, Rabb'imin ayetine göre doğru olmayacaktır diye tekrar
belirtmiş olayım. Gene belirteyim Kur'an'da geçen selamun aleykümün tersi olan
aleyküm selam Kur'an'da geçmez.
Allah'ın selamı denebilecek olan tek selam çeşidi selam
kelimesidir. Kur'an bütünlüğünden ve cennettliklere gelen selam ve
peygamberlere direk Allah'tan gelen selam, selam sözü olduğunu da dikkate
alarak eğer bu Allah'ın selamıdır diyorsak bu selam, yalnızca selam kelimesi
olmalıdır. Ayrıca bu çıkarımımı Allah'a kavuşacakların karşılandıkları zaman
karşılama sözünün selam olduğunu da 33/44 ayetinde Rabb'imiz öğretir. Bu
konular direk Yüce Allah'tan veya Allah ile alakalı konular olduğundan ve
kullanılan kelime selam olduğundan rahatlıkla Allah'ın selamı, selam
kelimesidir diyebiliriz.
Çalışmamızda zaten ayetlerimize bakıcaz.
Diğer bir detay olarak 13/24 de meleklerde selamun aleyküm
diye bir karşılaması vardır. Meleklerde Allah adına konuşurlar. Dolaylı olarak
Allah'tan gelen bir hükümdür desek de direk Yüce Allah'tan gelen sözün selam
olduğu da açıktır. Ayrıca 6/54 ayetinde nebiye gelen müminleri nebinin selamun
aleyküm diye selamlamasını söyler Rabb'imiz. Selamun aleykümün kullanılmasında
elbette sakınca yoktur karşı taraf doğru cevap vermeyebilir bunud a hesaba
katmak lazım. Tekrar belirtelim tüm işaretlerimize bakarak Allah selamının sözü
diye eğer bir söz seçeceksek bu sadece selam dır diye anlarız. Bu şekilde
kullanılmalıdır ama kullanıldığında kendimiz cevap verme noktasında ve bize
gelecek cevap noktasında dikkat etmeliyiz diye düşünüyorum.
Ayrıca çalışmamızda belirticez ama selamun aleyküm genelde
topluluğa kullanılır, çünkü çoğul gelir. Selam ise tekil kullanılır. Bu kural
değil, genellemedir. Selam sözü çoğul gruplar içinde kullanılabilir, ama
selamun aleyküm tekil olarak kullanılması ise doğru olmaz. Tek kişiye selam
sizlere denmesi mantıksız olur. Selam kelimesi kapsayıcıdır, selamun aleyküm
ise selam kelimesinin genişletilmiş halidir.
Ama tekrar belirteyim az önce saydığım nedenlerden dolayı
da selamun aleyküme de Allah'ın selamı denmesi yanlış olmayacaktır. Her iki
şekilde de Allah'ın selamı diyebiliriz. Fakat deliller ışığında eğer bir
tanesini kabul edeceksek kanıt değeri yüksek olan selam sözüne Allah'ın selamı
dememiz en doğrusu olacaktır diye belirtmiş olayım.
Ayetler ışığında kendiniz karar verirsiniz. Elbette En
doğrusunu Yüce Allah bilir.
Çalışmamızda da inceleyeceğimiz gibi, selamlama örneklerini
5 ana başlığa ayırabiliriz. Ana başlıklara ayırıp incelemek kavrama açısından
daha etkili olacak kanaatindeyim.
1-Cennetliklerin selamı
2-Peygamberlere selam
3-Müminlern dilinden gelen selam
4-Meleklerin selamı
5-Allah'tan direk
gelen selam
diye guruplandırabiliriz.
Selam kelimesinin kök anlamları ile başlayacağımız
sohbetimiz için küçük bir detay belirteyim. Tüm selam ile ilgili ayetleri
aldığımı düşünüyorum. Tüm ayetlerin selam kelimesinin karşılığı olan kelimeler
çalışmamızda olacak. Renklendirip ayet mealinin altına aldığım bu kelimelere
türkçe meal ve arapça karşılıklarına bakarsınız.
Bazı ayetler için yoruma girmeyeceğim. Bazıları için yapacağım
yorumlar mutlak bence söylenmesi gereken şeyler olacaktır. Yorum yapmadıklarım
için içinde selam geçen kelimeler için ayet bağlamında akletmenizi rica ederim.
Elbette yorum yaptıklarım içinde bu geçerlidir.
Rabb'imiz bize selam örneklerini vermiş. Nasıl karşılık
vermemiz gerektiğini de vermiş. Bizzat kendi selamı da çalışmamızda olacak
Rabb'imin izni ile.
Öncelikle selam kelimesinin kök anlamlarına bakıp
sonrasında bahsettiğimiz ana başlıklar ile gelen ayetlerimize bakmadan bu
başlıkların kapsamına girmeyen farklı işaretler ve farklı öğretiler içeren
ayetlerimize bakıcaz.
selam kök anlamları :
سلم slm Sin-Lam-Mim
salima a (سلامة salāma, سلام salām) güvende ve sağlam,
zarar görmemiş, bozulmamış, sağlam, güvenli, emniyette olmak; itiraz edilemez,
kusursuz, hatasız; kesin, yerleşik, açıkça kanıtlanmış (gerçek); özgür olmak (من
-den); kaçmak (من هtehlikeden) II korumak, yaralanmadan uzak tutmak, zarardan
korumak (ه s.o.), kurtarmak (ه من s.o. -den); sağlam teslim etmek (ھ s.th., ل
or الى to s.o.); teslim etmek, çevirmek, teslim etmekھ, ه) s.o., s.th., ل or الى
to s.o.); teslim etmek (ھ ل veya الى şu veya bu kadara); bırakmak ( ھsilah);
teslim olmak, o.s.'yi vermek ( ل
veya الى-e); boyun eğmek, o.s.'den istifa etmek ( ل veya الى -e);selamlamak.
Selamlamak ( على şu kadara); kurtuluş bahşetmek(Tanrı'dan Peygamber'e); kabul
etmek, razı olmak, bahşetmek ( ب s.th.);
rıza göstermek ( ب s.th.),onaylamak ( ب of s.th.), kabul etmek, yaptırım
uygulamak,göz yummak ( ب s.th.) │ سلم امره الى لله (emrahū) davasını Tanrı'ya
adamak,o.s.'yi Tanrı'nın iradesine teslim etmek; سلم روحه (rūḥahū) hayaletten
vazgeçmek; سلم نفسهالأخير (nafasahū) son nefesini vermek, olmak ölüm sancıları
içinde; سلم نفسه لبوليس(nefsahū) o.s vermek. polise kadar; selamاليه على الحسنى
والإساءة (ḥusnā, isā'a) 424 ila o.s. koy so.o.'nun insafına kalmış; سلم لي عليه
(salim) ona en iyi dileklerimi ilet! Beni hatırla ona! صلى لله عليه وسلم
(salla) Allah razı olsun ona kurtuluş bahşet (sonra methiye) Hz.Muhammed'in
adı) III barışı korumak, barışı sağlamak, telafi etmek ( å ile s.o.) IV
vazgeçmek, ayrılmak, çöl, pes, ihanet ( ه s.o.); batmasına izin vermek, damla (
رأسه الى ركبتيه ra'sahū i. rukbataihī kişinin başı dizlerine kadar); teslim
etmek, devretmek (الى şu-a, ھ veya ه şu-a veya şu-a); terk etmek, terk etmek (الى
ھ şu-a); teslim olmak, teslim olmak, açığa çıkarmak (ه الى şu-a); işlemek,
teslim olmak, o.s.'yi (ˈʃ ... اسلم روحه ( الروح ) (rūḥahū) hayaletten vazgeçmek
V almak, elde etmek ( ھ s.th.); teslim etmek ( ھ s.th.); teslim ettirmek ( ھ
s.th.) veya teslim etmek; devralmak, üstlenmek ( ھbirinin yönetimini) │ تسلم مقاليد
الحكم (m. al-ḥukm) iktidarı ele geçirmekVI birbirleriyle uzlaşmak, birbirleriyle
barışmak VIII dokunmak, otlatmak ( ھ s.th.); almak, elde etmek, elde etmek ( ھ
s.th.); devralmak (diğerini), X'in mülkiyetini almak (diğerini), teslim olmak,
teslim olmak, boyun eğmek, teslim olmak, terk etmek (diğerini veya diğerini);
diğerini vermek (diğerini veya diğerini; bir erkeğe, bir kadın için söylenir);
diğerini ödünç vermek, taraf olmak (diğerini veya diğerini); boyun eğmek
(diğerini)
Farklı
olarak ana başlıklarımıza girmeyen diğer işaretler ve öğretiler içeren,
içerisinde selam kelimesi geçen ayetlerimiz :
6/127 Onlaradır* selâm98 diyarı/yurdu
Rableri4 indinde/katında; ve O (Allah) velisidir28 onların yapar
olduklarıyla.
selami
*Göğüsleri İslam'a açılan kimseler.
*
8/61 Ve
eğer yöneldilerse selâma748;
öyle ki yönel sen (de) ona*; ve tevekkül79 et Allah'a karşı; doğrusu O;
O'dur Semî41; Alîm8.
lisselmi
748Esenlik ve güven durumu.
Selâmet. Korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu.
*
10/10 Duaları80 orada*;
“Subhân'sın7 sen ey Allah'ım!”’dır; ve esenlemeleri orada*; “bir selâm”’dır; ve çağrılarının/dualarının sonu ki
“hamd3 alemlerin Rabbi4 Allah'a”’dır.
selamun
*Cennette.
*
10/25 Ve Allah çağırır selam
diyarına/yurduna642 doğru; ve doğru yola kılavuzlar dilediği kimseyi;
dosdoğru bir yola doğru.
selam
*
14/23 İman eden ve salihatı yapanlar, Rabb'lerinin
izni ile içinde sürekli kalmak üzere içlerinden ırmaklar akan Cennetlere
konulurlar. Oradaki yaşam temennileri "selam"dır.
selam
*
27/59 De ki: "Allah'a hamd olsun." Selam onun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha
hayırlıdır yoksa ona şirk koştukları mı?
selamun
*
59/23 O Allah ki: O'ndan başka ilah yoktur;
Melik'tir, Kuddus'tür, Selam'dır, Mü'min'dir,
Muheymin'dir, Aziz'dir, Cebbar'dır, Mutekebbir'dir. Allah, onların ortak
koştukları şeylerden münezzehtir.
selamul
*
97/5 O*,
fecrin ağarmasına kadar selamdır.
Selamun
* Gecesi kadir
1-
Cennetliklerin selamı :
*Cennetteki selamlama, Cennetliklerin selamı,
cennettekilerin kendi aralarında selamı, cennetteki görevlilerle cennetlikler
arasında selamlama;
7/46 Ve
ikisi* arasındadır bir hicab/engel; ve a’râfa668 karşı** (olan)
erkekler arif olurlar/farkına varırlar her
birinin*** nişanlarıyla/işaretleriyle onların; ve nida**** ettiler
cennet***** ashâbına194 ki "bir
selâmdır98 üzerinize" (diye); (kimselere ki) asla girmeyen
ona****** ve onlar (girmeyi) tamah ederler/şiddetli arzularlar.
selamun aleykum
*Din gününde cennetlere girecek olan kimselerle cehenneme
girecek olan kimseler.
**A’râf bölgesini karşıdan görenler.
***A’râf bölgesine giren kimselerde bir değişiklik olur.
Bir nişan, belirti, iz, işaret sahibi olurlar. Bu durumu henüz a’râfa girmemiş
ancak onu karşıdan gören kimseler fark eder.
****Seslendiler.
*****Cennete henüz girmemiş ancak girecek olan, a’râf
bölgesini henüz görmemiş ancak görecek olan kimseler.
******Cennete. Bu noktada kesin olarak anlarız ki Yüce
Allah henüz cennetlere girmemiş olan ancak girecek olan kimseleri cennet ashâbı
olarak nitelemektedir.
Cennete henüz girmemiş fakat girecek olan kimselerin,
cennete kesin gireceklere bir seslenişi var. Bu sesleniş selam ile başlar.
Görürüz ki bu selam, selamun aleykümdür.
*
19/62 Onlar, orada boş söz işitmezler. Ancak "selam" işitirler. Ve orada, onların sabah akşam
rızıkları vardır.
selama
*
33/44 Esenlemesi* onların
kavuştukları gün O’na (Allah'a) bir selâmdır642; ve hazırladı** (Allah) onlara cömert bir
ecir820.
tehiyyetuhum / selamun
*Birbirlerini meleklerini müjdelediği selâm diyarıyla
esenlerler.
**Selâm diyarında rızıklandırılırlar.
Not:
Esenlenme kelimesini çalışmanın ilerleyen safhalarında biraz daha detaylandırıcaz.
*
39/73 Rabb'lerine
karşı takva sahibi olanlar grup grup Cennet'e sevk edilirler. Oraya
vardıklarında, onun kapıları açılır. Onun görevlileri, onlara: "Selam sizlere, siz aklandınız! Sürekli kalmak üzere
ona girin." derler.
selamun aleykum
*
56/26 Söz olarak yalnızca; selam,
selam sözü söylenir.
selamen / selama
Ayetin çevirisi : Başka denilmez: selâm, selâm. Şeklinde çok daha doğru olacaktır.
Cennettekilerin konuşmasından bahseden Yüce Allah bir önceki
ayetete cennettekilerin boş anlamsız ve günaha sokan söz işitmeyeceklerin
vurgular. Yani cennettekiler kendi aralarında ve cennette başka melek v.s. her
ne varsa bu şekilde birbirleri ile konuştukları vurgular. Boş, anlamsız ve
günaha sokan sözün zıttı ise selam sözü imiş bunu öğreniriz.
56/26 Başka denilmez selam. Deyip selam kelimesini ayette
tekrar Yüce Allah’ın vurgulamasına da dikkat edelim.
2-Peygamberlere
selam:
*peygamberlerin selamı, peygamberlere selam öğretisi
6/54 Ve
geldikleri zaman sana ayetlerimize454 iman47 etmiş
kimseler; öyle ki de ki: "Bir
selâm98 sizlere; yazdı Rabbiniz4 kendi nefsi406 üzerine
rahmeti271; o kimse ki yaptı sizden bir kötülük cahillikle489; sonra
tevbe33 etti sonrasında onun*; ve ıslah316 etti; öyle ki doğrusu O
(Allah) bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
selamun aleykum
*Kötülüğün.
İman edenler Nebi Muhammed'e geldiklerinde Rabb'imiz der
ki, onlara selamun aleyküm de. Bu da demek ki Yüce Allah'ın bize öğütlediği bir
selamlama şeklidir. Bu şekilde selamlama
yapın der. Başka ayetlerde direk selam ile selamlama yapın da der. Diyebiliriz
ki her iki şekilde de yani selam veya selamun aleyküm doğru olacaktır. Aslında
iyi dileklerde bulunulan tüm sözler selam yerine geçer. Fakat biz Rabb'imizin
öğrettiği şekilde selamlamalıyız.
Bu selamlama şekline de Allah'ın selamı diyebiliriz. Selam
kelimesine de Allah'ın selamı diyebiliriz. Ama bir tanesini seçmek gerekirse Yüce
Allah'tan direk kendinden gelen selamlama sözü selamdır.
Yani Yüce Allah nebilere veya resullere şöyle selam ver der
veya melekler böyle selam verir veya iman edenler kendi arasında şu şekilde
selam versinler der ama kendi selamından bahsederken, direk kendinden gelen
selam sözü SELAM dır 36/58. Bu
nedenle Allah’ın selamı şahsi kanaatimce selam sözdüdür. En doğrusunu Yüce
Allah bilir.
Ayrıca selamun aleyküm genelde topluluğa hitaben gelir ve
selam da tek kişiye gelir. Selamun aleyküm tek kişi selamlama olarak
kullanılması mantıksız olmasına rağmen selam kelimesi tek ve çoğul olarak
kullanılabilir. Giriş kısmında da bahsettiğim gibi.
*
19/33 "Doğurulduğum gün, öleceğim gün ve canlı
olarak diriltileceğim gün, selam benim
üzerimedir."
selamu
*
19/47 "Sana selam olsun.
Seni affetmesi için Rabb'imden bağışlanma dileyeceğim. Kuşkusuz O, bana çok
lütufkardır."
selamun aleyk
*İbrahimin babası Azer’e söylediği söz.
*
43/89 Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.
selam
43/88 de nebi Rabb'ine bir şikayette, bir serzenişte
bulunur. Kendi toplumu için bunlar inanmayan bir toplumdur der. Bir deklere,
bir yardım isteği gibi de düşünebiliriz. Rabb'ide Muhammed'e der ki; Onları
yani inanmayanları kendi hallerine bırak. Selam de geç git. Yakında neyin ne
olduğunu görecekler, anlayacaklar der.
Sen onlarla ne münakaşaya gir, ne tartış ne kavga et nede
muhatap ol. Sen kendi görevini yap, ben neyin ne olduğunu bilirim, inanmaları
gerekseydi, inanmalarını dilerdim, sen canını sıkma tarzında bir öğretidir
aslında Muhammet özelinde. Ve bu aslında bizlere de gelir. Bizlerde es saliat
yapıcaz, düzeltici olucaz fakat kişi özelinde inanmayana da yapacağımız cihat
Yüce Allah'ın ayetlerini hatırlatmak olacaktır. Kavga, gürültü, zorlama,
münakaşa değil ancak Rabb'imizin ayetlerini deklere etmek olacaktır. Rabb'im
dilerse o kişiyi doğru yola klavuzlar yada klavuzlamaz. Bizlerin eğer edinirsek
görevimiz bu kadardır.
Bu uyarıyı Yüce Allah 28/55 ayetinde müminler içinde yapar. 3 nolu başlıkta görücez.
3-Müminlern
dilinden gelen selam:
*müminler arasında selam, müminlere selam öğretisi
2/233 Ve anneler emzirirler evlatlarını iki tam
yıl*; kimse** içindir; istedi ki tamamlar emzirmeyi; ve evlat sahibi
(baba) olanadır rızıkları (annelerin) ve giyecekleri (annelerin) marufla291;
külfete sokulmaz bir nefis201 kapasitesi dışında; zarara sokulmaz bir anne
evladıyla; ve ne de evlat sahibi (baba) olan evladıyla; ve
varislerin/mirasçıların üzerinedir misli/benzeri bunun; öyle ki eğer
istedilerse (anne-baba) kesmek/ayırmak (sütten) o ikisinden (anne-baba) (olan)
bir rızadan ve bir danışmadan (sonra); öyle ki olmaz bir günah o ikisi
(anne-baba) üzerine; ve eğer isterseniz ki emzirtmek (süt anneye) evlatlarınızı; öyle ki
olmaz bir günah üzerinize; selamladığınız zaman verdiğiniz
(-le) (karşılığıyla), marufla291; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin
ki Allah yaptığınızı görendir.
sellemtum
*Kur'an'ın 2 yıl emzirmeyi önermesi büyük bir mucizedir.
Dünya Sağlık Cemiyeti (WHO) emzirmenin 2 yıl olması gerektiğini bilimsel
verilerle önermektedir.
**Kimse edatı kadın ve erkek fark etmeksizin kullanılır.
Ayette kadınlar için kullanıldığına güzel bir örnek vardır.
*
24/27 Ey İman Edenler! Kendi evinizden başka evlere,
sahiplerinin sizi istekle karşılayacaklarından emin olmadan ve selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha
hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.
Tusellimu
*
24/61 Köre bir sınırlama yoktur. Sakat olana bir
sınırlama yoktur. Hasta olana bir sınırlama yoktur. ve size de evlerinizde veya
babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin
evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya
halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin
evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz yerlerde veya arkadaşlarınızın
evlerinde yemek yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu olarak veya ayrı ayrı
olarak yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından
kutlu ve temiz bir selam ile selam verin.
İşte Allah, size ayetlerini böylece açıklıyor. Umulur ki böylece aklınızı
kullanırsınız.
fesellimu
Not: selam ile selam verin demez ayette. enfusikum tehıyyeten
diye geçer.
Enfusikum
can,
öz benlik, nefis, kişilik, varlık gibi anlamlara gelir. Kendiniz kendi
canlarınız diye anlamlandırılabilir.
Tehiyyeten ise
hayat vermek, yaşatmak, diri karşılamak yanı sıra anlamları içinde selamlamakda
vardır. Bir selamlama olarak diye anlam verilmesi yanlış olmaz.
"Evlerinize girdiğinizde, kendinize (kardeşinize,
müminlere, ev halkına, kendinizden olana) Allah katından bir selâmlama
verin." şeklinde anlamlandırabiliriz.
İkinci bir selam kelimesi geçmez ama selamlama olarak
tehiyye kelimesi geçer, diye bilgilendirmiş olayım.
*
4/86 Ne zaman esenlendiniz* bir
esenlikle*; öyle ki
esenleyin* daha iyisiyle ondan ya da geri döndürün onu; doğrusu
Allah oldu her şey üzerine bir Hasîb486.
Huyyitum / tahıyyetin / fe hayyu
*Sağlıklı, huzurlu, sıkıntısız hayat/yaşam temenni
etmek, bu amaca yönelik uygulamalar yapmak. Sadece sözle değil uygulamayla da
esenlemek gereklidir.
Bu üç kelimede aynı kökten gelir. Kökü selam kökü ile aynı
değildir. Zaten selam ile esen kelimeleri de farklı kelimelerdir. Esenlik,
esenlenmek diye kullanılan kelimenin selamlama manası da mevcuttur. Ama daha
geniş bir anlamı vardır. Selam bir söz ifadesi olmasına rağmen, esen kelimesi
ile geldiğinde uygulamayı da kapsar. Sözle söylediğin, karşı taraf için kalpten
gelerek söylediğin selamın uygulamasıdır.
Ağzından çıkan temenniye göre hareket etmektir. Yani çok
daha kapsayıcıdır ve bir çok mealde selam diye çevirilmesindense esenlenme diye
çevirilmesi hem kelime manası yönünden doğru, isabetli ve kapsayıcı olacaktır
hem de ayet anlatısı, öğretisi tam yansıyacaktır.
Giriş kısmında bahsettiğimiz bu ayet konu bağlamında
verilecek selam karşılığının ya aynısı ya da daha güzeli ile iadesidir. Tersi
ile değildir. Yani selamun aleyküme karşılık aleyküm selam değildir.
Bu şekilde verilecek cevap bu ayete göre yanlıştır, Kur'an
bütünlüğüne göre doğru değildir, Rabb'imzin öğretilerinde yer almaz ki zaten
aleyküm selam da Kur'an'da geçmez diye tekrar belirtelim.
*
25/63 Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak
gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." derler.
selama
28/55 Onlar, kötü ve çirkin bir söz duydukları
zaman, ondan yüz çevirirler. Ve: "Bizim yaptıklarımız bize, sizin
yaptıklarınız da size aittir. Selam üzerinize olsun.
Bizim cahillerle işimiz olmaz." derler.
selamun aleykum
Cahiller Kur'an'da Kur'an ayetlerinden bir haber olanlar, yalanlayanlar, örtenlerdir, batıla göre hareket edenlerdir. Bu tarz insanlar şu veya bu şekilde gerek şahsa gerekse din ile ilgili bir mümine laf atacak, sataşacak, kavga veya tartışma çıkaracak bir durum oluşturmak adına laf atarlarsa eğer siz alçakgönüllü olun, selam deyin geçin gidin der. Başka cevap vermeyin hatta muhatap bile olmayın selam deyip ağızlarını kapatın diye Yüce Allah bizlere öğretir, öğütler.
Zaten ayetten de anlaşılacağı gibi eğer Rahman'ın kullarından isek alçakgönüllü olmamız gerekiyor. Kibir, büyüklük, kendini bir şey sanma Rahman'ın kullarının özellikleri olmamakla beraber, Rahman bu özellik taşıyanları sevmez.
Yani neymiş vurun, kırın, öldürün, katledin, mahvedin,
asın, kesin, hapsedin, dövün değilmiş değilmi ey akılsızlar. Söz yerine
gitmiştir diye düşünüyorum. Gitmediyse nokta atışı yapayım. Özellikle bu
kendilerine ehli sünnet diyen ve bu sapkın inanca sahip olan başka kesimlerde
dahil, İslam’la ve Kur'an'la alakası olmayan ama kendilerini Allah yolunda
sanan özünde ise Kur'an'ı tamamen ıskalamış Kur'an'a arınmadan dokunamamış
kesime söylüyorum. Kur'an'ı terkedilmiş olarak tutanlara söylüyorum.
Hadislere hüküm koydurup da sözde kendi uyduruk dininizden
dönenleri mürted ilan eden yani öldürülmeyi kendinize farz sayan sizler değil
misiniz yada şu veya bu ibadeti yapmıyor diye gene öldürme, hapsetme ve dayak
da sizde değil mi, kadınları 2. sınıf insan yapan hatta kadınları dövmeyi de
kendinize bir hak olarak görenler de sizler değil misiniz, ya da kadınları
çarşaf, peçe denen poşete koyan, kimliklerini, kişiliklerini ve varlıklarını
silende sizler değil misiniz, peki tamamı zan olan tamamı uydurma olan
hadislere Yüce Allah'ın kelamı olan Şerefli Kur'an ayetlerini boğduranlarda sizler
değil misiniz. Sizlere akılsız diye ben demiyorum Yüce Allah diyor. Ben
Rabb'imin ayetlerini deklere ediyorum. Eğer Rabb'imizin ayetlerini hatırlatmam
sizlere ağır geldiyse bilin ki ben ancak Yüce Allah'a güvenirim. Rabb'im
sizlerle bizim aramızdaki hükmü zamanı gelince verecek. Öyleyse bekleyin ben de
bekleyenlerdenim.
Konuyu Rabb'imizin öğretilerinden bir tanesi ile
hatırlayalım. Örnekleri çoktur Kur'an'da.
2/13 Ne zaman onlara, "İman eden
kimseler gibi iman edin." dense, "Biz, hiç aklı ermeyenler gibi iman
eder miyiz?" derler. İyi bilin ki asıl aklı ermeyenler onlardır; fakat
bunun ayırdında değiller.
4-Meleklerin
selamı:
11/69 Ant olsun elçilerimiz İbrahim'e haber vermek
için gelip, "Selam!" dediler.
"Selam!" dedi ve hemen gidip kızarmış buzağı eti getirdi.
selamen selamun
*
13/24 "Sabretmeniz nedeniyle size selam olsun. Dünya yurdunun sonu ne
güzeldir."
Selamun aleykum
*Selamun aleyküm diye gelen sözlerin kökü selamdır, özü
selamdır.
*
15/52 İbrahim'in yanına girdiklerinde, "Selam." dediler. İbrahim: "Doğrusu, sizden
korkuyoruz." dedi.
selama
*
16/32 Kimseleri (ki) vefat621 ettirir
melekler522 iyilikler (-le); derler (melekler): "Bir selâm642 üzerinizedir; girin cennete yapar
olduğunuzla."
selamun aleykumudhulul
*
51/25 Onun yanına geldiklerinde, "Selam." dediler. "Selam, tanınmayan
topluluk." dedi.
selama / selam
Yanına gelinen İbrahim, yanına gelenler ise İbrahim’in
saygın, değerli konuklarıdır. Selam diyenler ise birden fazla olduğu anlaşılan
bu saygın, değerli konuklardır. Selam kelimesinin topluluğa kullanılma
örneğidir. İbrahim’e selam diyen bu konuklara, İbrahim’de selam diye karşılık
verdiğini görüyoruz. Bu konukların değerli ve saygın oldukları yanı sıra
İbrahim'in sunduğu kızarmış buzağı etini yemediklerinden, yemeye, içmeye
ihtiyaç duymadıklarını anlarız.
Dolayısıyla bu konuklar Yüce Allah katından gelen insan
olmayan varlıklardır. Muhtemelen de meleklerdir, Yüce Allah tarafından
görevlendirilen şerefli meleklerdir diye anlarız. En doğrusunu Yüce Allah
bilir.
Bu konukların ayrıca yaşlı olan İbrahim ve yaşlı ve kısır
olan eşine çoçuk müjdelemeleri ayrıca lut kavmine de pişmiş çamurdan taşlar
yağdırmak suretiyle bir helak ve azap getirdiklerini de anlarız. Bu kanıtlarla da bu konuklar kuvvetle
muhtemeldir görevlendirilen elçi meleklerdir diyebiliriz. Direk bu konuklar
için melek kelimesi geçmediğinden kesin melek diyemesek de kesin olarak Allah
katından, Yüce Allah'ın görevlendirdiği varlıklar diyebiliriz. Bu nettir.
5-Allah'tan
direk gelen selam:
19/15 Doğduğu gün, öleceği gün ve canlı olarak
yeniden diriltileceği gün onun üzerine selam
olsun.
selamun
*Rabb'imizden Yahya nebi için söylenen söz.
*
20/47 "Hemen ona gidin: "Kuşkusuz ki biz
Rabb'inin iki Resul'üyüz. Artık İsrailoğulları'nı bizimle gönder ve onlara azap
etme. Doğrusu biz sana bir ayet ile geldik. Selam
doğru yola uyanlaradır."
selamu
Musa ve Harun'a gelen emir. Firavuna gidip kendinizin
Allah'ın resulleri olduğunuzu söyleyin, mucizelerle kanıtlayın, Yüce Allah'a
teslimiyete ve takvaya çağırın ve İsrailoğullarını kölelikten azat edin gibi
Yüce Allah'tan gelen emirleri firavuna gidip söylemelerini ister Yüce Allah.
Selam ile doğru yolu da eşleştirir bu ayette.
*
21/69 "Ey ateş! İbrahim'e serin ve esenlik ol." dedik.
21/69
Kulna ya naru kuni berden ve selamen ala
ibrahim.
Doğru çeviri Dedik: Ey ateş! İbrahim üzerine serinlik
ve selâm ol.” olmalıdır. Esenlik ol diye ayet anlamını sınırlayamayız.
Konuştuğumuz esenlenme ile bu ayetteki esenlik aynı şey değildir. Kelimenin
kendisi de zaten selamdır. Serin, ateşin sıcak etkisini kaldırır, selam da
zarar vermeme, barış ve esenlik halini belirtir. Yani ateş İbrahim'e zarar
vermeyecektir, detaylı şekilde Yüce Allah bunu anlatır bizlere.
*
36/58 Rahmeti kesintisiz Rabb'den söz selamdır.
Selamun
Cennettekilere Rabb'imizin sözü selam mış. Yani direk
diyebiliriz ki kanıtlarımızın ve delillerimizin işaret etttiği, Rabb'imizin
bize öğrettiği Allah selamı selam sözüdür. Eğer bir selamlama için Allah selamı
diyorsak bu söz selam sözü olmalıdır. Elbette başka işaretlerden anladığımız
selamun aleykümde kullanılabilir. Bu sözünde Yüce Allah'tan gelen söz olduğu
kesinlikle doğrudur. Ama baktığımızda Yüce Allah'ın kendisinin direk kullandığı
söz selam olarak anlıyorum ben. En doğrusunu Yüce Allah bilir.
Bu ve diğer ayetlerden de gördüğümüz ve göreceğimiz gibi
doğrudan Allah'tan gelen selam sözü selamdır. Bu Allah'ın selamıdır. Ne aleyküm
selam ne de başka bir şey. Selamun
aleyküm ve selam kelimelerinin tekil ve çoğul kullanımlarını konuşmuştuk zaten,
tekrar belirtmeyeyim.
*
37/79 Alemler
içinde, Nuh'a selam olsun.
Selamun
*
37/109 İbrahim'e
selam olsun.
Selamun
*
37/120 Musa
ve Harun'a selam olsun.
Selamun
*
37/130 İlyas'a
selam olsun.
Selamun
*
37/181 Gönderilenlere selam olsun.
selamun
*
56/91 O
zaman sağın adamlarından, "Sana selam
olsun."
selamun
*
58/8 Gizlilik
içinde konuşmaktan yasaklandıkları halde, bu yasağa uymayarak günah, düşmanlık
ve Resul'e karşı gelmek amacıyla gizlilik içinde bir araya gelenlerden haberin
var mı? Sana geldikleri zaman, Allah'ın seni selamlamadığı
şeyle seni selamlarlar. Kendi aralarında da: "Söylediğimiz
şeylerden dolayı Allah bize azap etse ya!" diyorlar. Onlara Cehennem
yeter. Ona yaslanacaklar. Orası ne kötü varış yeridir.
hayyevke / yuhayyike
Bu iki kelime aynı kökten gelir. Selamlama manası da vardır
kök manalarında. Başka manalara da gelir ama bu ayet özelinde dip manaya
girmesem de sanırım selamlama diye kullanılabilir diye düşünüyorum. Kur'an'a
inanmayanların nebi Muhammed ile dalga geçmelerinden bahseder Yüce Allah.
Allah nebiyi selamlıyormuş ve Allah'ın selamlamadığı ile bu
kimseler nebiyi selamlıyorlarmış. Şimdi nebi Muhammed'i Allah nasıl selamlıyor
Kur'an'da geçmez ama diğer nebiler üzerinden Yüce Allah'ın bu nebileri selam
sözü ile selamladığı örneklerini gördük.
Buda demek ki Yüce Allah, Muhammed'i de aynı şekilde selam
sözü ile selamlar diyebiliriz. Bu Allah'ın selamlamadığı şey ile
selamlayanların ise nasıl selamladıkları detayı Kur'an'da yoktur. Bazı görüşler var ama Kur'an'da bilgi
olmadığından bu detay girmeyeceğim.
Buradan çıkaracağımız asıl ders ise Yüce Allah'ın bize
öğrettiği şekilde selamlama yapmamız gerektiğidir. Allah'ın selamlamadığı,
öğretmediği bir şekilde selamlama alış verişi olursa eğer örneğin aleyküm selam gibi bu ayette belirtilen kimselerin
özelliğini taşımış olmakla beraber, şahsi kanaatimce zamanı geldiğinde bu ayet
toslarız. En doğrunu Yüce Allah bilir.
Tüm çalışmalarımız sonucunda şu şekilde bir özet
çıkarabiliriz.
1.
Selam hakıında özet
Kur’an’da “selâm” sadece selamlaşma sözü değil;
Barış, güven, esenlik
Kötülükten korunma
Cennet nimeti
Allah’ın isimlerinden biri (Es-Selâm) 59/23 gibi birçok
anlamı kapsar. Bu yüzden ayetlerde geçen “selâm” farklı bağlamlarda inceleye
gayret gösterdik.
2.
Selamı Veren ve Alanlar
Allah’tan gelen selam: En yüce esenlik (örneğin 36/58)
Meleklerin selamı: Peygamberlere ve müminlere (örneğin
13/24,)
Müminlerin selamı: Birbirine selam verirler, çatışmayı
önlerler (örneğin 24/61, 25/63)
3.
Selamın Karşılığı
En-Nisa 4/86’nın ışığında selamı karşılamak sadece lafza
bağlı kalmayıp,
Daha güzel, dua içeren, içten bir karşılık verilmeli.
Sadece lafzen “aleyküm selam” demek Kur’an perspektifinden
yetersiz ve uygunsuz. Söylenmesi reaktif olarak kullanılır, iade amaçlı
kullanılır fakat alınan selamın daha iyisi veya aynısı değildir, tersidir.
4.
Selamlaşmanın Sosyal Boyutu
Selam, Kur’an’da toplumda barış, saygı, kardeşlik bağlarını
güçlendiren önemli bir sosyal davranış. Ayrıca cennettede kullanıldığını
unutmamak gerekir.
|
SONUÇ |
|||
|
Selam Şekli |
Kur’an’da
Geçer mi? |
Kim Söyler? |
Not |
|
Selâm |
EVET |
Allah, Melekler, Müminler |
En temel olan |
|
Selâmün aleyküm |
EVET |
Melekler, insanlar |
Daha geniş hali |
|
Aleyküm selâm |
HAYIR |
Yok |
Gelenekte var, Kur’an’da yok |
O
ZAMAN DİYEBİLİRZ Kİ ;
Selamı en sade, en Allah’ın öğrettiği şekliyle demek
istersek:
"Selâm" yeterlidir. Ve eğer dilersen: "Selâmün aleyküm"
de Kur’an’da geçer ve doğrudur.
Ama "Allah’ın öğrettiği saf selam nedir?" diye
sorarsak, cevabı: "Selâm"tır.
Selâm” demek en temel ve doğrudan Allah’ın öğrettiği
selamdır ve direk bizzat Kendisi'nin kullandığı bir selamdır. Dolayısıyla
Allah'ın selam sözü, selamdır.
“Selâmün aleyküm”
demek de Kur’an’da geçen, kabul edilebilir ve güzel bir ifadedir. Selamun
aleyküm kökü de zaten selamdır. Özüde zaten selamdır.
Ancak “Aleyküm selâm” demek Kur’an’da geçmez ve 4/86’daki
ayetin “aynısı veya daha iyisiyle karşılık verin” hükmüyle tam uyumlu değildir.
Dolayısıyla hem Kur’an’da bulunmadığı hem de ayetin ruhuna
uygun olmadığı için “aleyküm selâm” demek doğru çıkarım değildir.
Aleyküm selâm, halk arasında yaygın ama Kur’an’daki “aynısı
veya daha iyisiyle karşılık verin” emrine lafzen ve anlamca tam uymuyor.
Kur’anî ölçü aynısı ile veya daha zengin, içten, dua içeren
bir karşılık vermeyi teşvik eder.
Yüce Allah'ın kendisinden gelen selam sözü içeren ayetlere
bakıldığında da zaten Yüce Allah'ın selamının selam sözü olduğunu görüyoruz.
Ayrıca gördüğüm kadarıyla Kur'an'da selamun aleyküm
topluluğa kullanılıyor ki zaten anlam bakımından da bu doğrudur.. Selam ise tek
kişiye hitaben gelir. Ancak bu kural
değildir bir genellemedir. Çünkü çoğunluğa seslenişlerin bazılarında direk
selam diye hitap tarzını da görmekteyiz Biricik Kur'an'ımızda.
Arapçaya göre baktığımızda da selamun aleyküm zaten birden
fazla kimse için kullanılması gerekir, çünkü sizlere diye gelir. Selam ise mastar kelimedir ve esnekliği vardır,
form değiştirmeden tek kişiye ve çoğul kişiye de kullanılabilir.
Yani form olarak kelime tekil gelse de kullanış olarak tek ve çoğul kişilere
kullanılabilir. Bu anlamda tek birine selam verileekse selamun aleyküm demek
anlamsız ve mantıksız olacaktır.
Ayrıca bu çalışmadan aldığımız yada alacağımız bir derste
yada benim çıkarımım diyelim selamlama yapıldığında bu selamlama Yüce Allah'ın
bize öğrettiği şekilde olması gerektiğidir.
En doğrusunu Yüce Allah bilir.
Konu özelinde hem kendime öz eleştiri hem de samimi bir
itirafta daha bulunayım. Konuyu detaylı incelemeden önce bildiklerim
doğrultusunda birine selam vereceğim zaman yalnızca selam diyordum. Selamun
aleyküm diye selamlamıyordum. Bu çalışmada öğrendim ki bunun bir sakıncası yok
hatta kullanılmalı da.
Ama selamun aleyküm diyene de asla aleyküm selam demiyordum
aynı şekilde selamun aleyküm diye cevap veriyordum ki bu da doğru bir
davranıştı. Bu çalışmayla selamun
aleyküm diye bir selamlamayı rahatlıkla yapabileceğimi öğrenmekle beraber, bana
gelen selama da aynısı ile veya tercihen daha iyisi ile karşılık vermem gerektiğini
ve bu şekilde yapmamın doğru olduğunu öğrendim. Ayrıca Yüce Allah'ın selamı
diyebileceğimiz bir selamın olduğunu öğrendim. Bunun da selam kelimesi olduğunu
öğrendim. Ayrıca selamun aleyküm terkibine de Allah'ın selamı denilebileceğini,
kullanılabileceğini ama Yüce Allah'ın direk kendisinin selamında sadece selam
olduğunu idrak ettim. Tüm ayetlere bakıcaz şahsınız adına kendi kararınızı
verirsiniz.
Şahsım adına tekrar belirteyim bana gelen selamın aynısı
veya daha iyisiyle karşılık veririm, Allah'ın selam sözü selamdır ama
alternatif selamun aleyküm de denilebilir diye anladığımı aktarmış olayım. En
doğrusunu Yüce Allah bilir.
AYETLERDE
GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut
bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi
rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.
4Efendi, komuta eden.
8Bilen.
20Bağışlayan.
21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut
olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak
durmayı işaret eder.
28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu
evliyadır.
33Dönmek, vazgeçmek.
41İşiten.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
79Vekil olarak yetkilendirmek, atamak, vazifelendirmek.
98Esenlik-güven bahşeden.
194Yoldaş; aynı yolda/amaçta yol alanlar, aynı mekanda
ve zamanda kaderleri ortak olanlar.
201Benlik, kişilik, öz varlık.
271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline
en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü
ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye
tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır,
kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır.
291Evrensel kabuller, evrenin işleyişine uygun davranışlar,
normlar.
316Düzelmek, iyileşmek.
406Yüce Allah'ın bizzat kendisi, varlığı. Bir uyku veya
uyuklama yaşamayan, yorulmayan, sonu ve başı olmayan, daima diri/canlı
olan bilinç, varlık.
454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın
hükümleri, kelamı.
486Hesap gören. Hesaplayan.
489Bilgisiz, bihaber, bilinçsizlik, farkındalığı olmayan.
522Ölümün hemen öncesi bilinci beyinden ayıran şerefli
elçiler. Kendilerine verilen görevleri eksiksiz yaparlar. Ölüm melekleridirler.
Kur'an'dan anlarız ki vefat eden kimse bu meleklerle konuşmaktadır. Cibrîl
benzeri şerefli elçiler olan bu melekler evrenin bir üst boyunda bulunurlar.
Evrenin her noktasına ve anına/zamanına kendilerine verilen görevi
gerçekleştirmek için ulaşabilirler.
621Vefat ölümden farklıdır. Bilincin aktif olduğu beynin
korteks kısmının işlevlerinin talamus tarafından devreden
çıkarılmasıdır. İlkel işlevler devam eder. Soluma, kalp atışı vb. Yüce
Allah uykunun bir vefat olduğunu bizlere bildirmiştir. Ölüm gerçekleşmeden
önce mutlaka vefat gerçekleşir. Her vefat ölümle sonlanmaz. Yüce Allah yolunda
katledilenlerin ve müminlerin ölmeden vefat ettirildiği Kur'an'ımızda bizlere
bildirilmiştir. Resûl Îsâ'nın da vefat ettirildiği ancak
ölmediği ortadadır. Bu kimseler Rableri indinde
rızıklandırılırlar.
6:60 ayetinde "...sonra diriltir sizleri orada.."
buyrulmuştur. Orada kelimesi yeri/arzı/yeryüzünü işaret eder. Anlaşılır ki
uykudaki vefat sürecinde bilincin kaybolmasını ve geri yüklenmesini sağlayan
talamus bölgesi kuantum seviyesinde yeri de kapsayan evrenle direkt olarak
ilişkilidir.
642Cennete gitmeye hak kazanmış kimseler sadece vefat
ettirilir. Öldürülmezler. Yüce Allah yolunda katledilen kimseler nasıl ki
ölüler değillerdir gerçek müminler de asla ölüler değillerdir. Rableri katında
rızıklandırılırlar. İşte bu rızıklandırmanın nerede olacağını Rabbimiz bizlere
6:127 ve 10:25 ayetlerinde bildirmiştir. Kendi indinde/katında bulunan
'selâm diyarı/yurdu' olarak isimlendirdiği yerde bu kimseleri
rızıklandıracaktır. 10:26 ayetinden anlarız ki selam diyarından/yurdundan daha
iyisi/güzeli ve daha fazlalıklı olan yerler vardır ve bunlar mutlak
ki cennetlerdir. Din gününde kadar bu diyarda kalmayı ve sonrası da
cennetlerine girmeyi Yüce Rabbimiz bizlere nasip etsin inşAllah.
668Bir üst boyutlarda bulunan cennet evrenlerine yükselme
yerleri. Kelime anlamı olarak bir yerdeki en yüksek tepe, en yüksek yer
anlamındadır. Din günündeki yerin en yüksek yeri de mutlak ki oradaki başka bir
yer değildir. Anlarız ki daha üst boyutta bulunan, daha yüksek pozisyonda olan
cennet evrenlerine yükselme portalleri, kapıları vardır. Cennet ashâbı
din gününde a’râf bölgesine girer ve o yükselme yerinden cennete evrenine
yükselir.
748Esenlik ve güven durumu. Selâmet. Korku, tasa ve
tehlikeden uzak, güvende olma durumu.
820Ödül, mükafat.
EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder