14 Ağustos 2025 Perşembe

SELAM

 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                                      

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                                                                                                                                                                   

                                                                                                                                                                                                        

SELAM                                                                                                                                                                   

                                                                                                                                                                                                        

Selam vermek selam almak önemli bir kavramdır. Şerefli Kur'an ayetlerimizde de bunu görebiliriz. Sadece karşılaşınca değil vedalaşırken de selam alıp verme kullanılabilir diye düşünüyorum şahsi kanaatimce. Yalnız Kur'an'da ayrılırken bir selamlama örneği yoktur. Selam iyi dilekler sunmak olduğundan vedalaşırken de, ayrılırken de kullanılabilir diye benim çıkarımımdır. Bir daha belirteyim Kur'an'da vedalaşırken yada ayrılırken bir selamlama örneği yoktur. Örneği ve işareti olmayan bir şeyi yapmak elbette doğru olmamasına rağmen Kur'an bütünlüğünden sakıncası olmadığını düşünüyorum. Elbette en doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                           

Yalnız bu noktada selam ve selamlama ile ilgili bildiğimiz şeylerin doğruluğunu test etmemiz gerekiyor Rabb'imizin öğretilerinden. Halk arasında Selamun aleykum deriz karşılığı da aleyküm selamdır. Buna da Allah'ın selamı derler. Derler de Allah ne diyor bu işe biliyor muyuz. Bu şekilde inanıp da bu şekilde bir selamlama yaptığımızda Yüce Allah'ın dediğini mi yapıyoruz, yoksa Allah'a iftira atıp, Allah adına yalan uydurup sonrada bu yalanı Allah'a mı dayandırıyoruz. Bu konudaki bilgimiz nedir ? Aslında her konu için bunu düşünmeli, doğrusunu öğrenmeli, Biricik Kur'an'ımızı bir ders kitabı gibi çalışmalıyız.

Bir şeye Allah’ın selamı demek ciddi bir konudur. Eğer bu Allah'ın selamı diyorsak, buna inanıyor, bunu insanlara tebliğ ediyor ve bunu kullanıyorsak bu konudan emin olmalıyız. Yoksa yalan söylemekle kalmaz dediğim gibi Allah adına yalan uydurup, bu yalanı da Allah'a dayandırmış oluruz, yani tam da iblisin istediği işlerden birini yapmış oluruz.                                                                

Rabb'imiz nasip ederse bu konuyu çok detaylı şekilde inceliycez. Rabb'imizin ayetlerine geçmeden önce selam konusunu kendi içinde bir inceleyelim. Genel bir bilgilendirme yapalım, anlamlarına bakalım, Kur'an'da geçiyor mu bakalım, kullanılışına bakalım, bu kavramı detaylı inceleyip öğrenelim ki ayetlerimize geçtiğimizde kavramı, kavramış olarak Rabb'imin öğretilerini daha iyi anlarız.

Ayrıca Selam Rabb'imizin isimlerinden, sıfatlarından, niteliklerinden biridir diye söyleyeyim 59/23.

Selam : Esenlik, barış, güven anlamlarına gelir. Bir esenlenmedir. Esenlenmenin söz halidir. Esenlenme daha geniş bir kavramdır detaylandrıcaz. Zararsızlık, kavgasızlık ve dua içeren iyi bir dilektir diyebiliriz.                                                                                                   

Selam Kur'an'ın bir çok ayetinde direk selam kelimesi olarak geçer. Çalışmamızda inceliycez.   

Selamun aleykum : Ala kelimesi üzerinde anlamında bir edattır. Kum ise siz zamirinin çoğuludur. Yani selam üzerinize olsun anlamındadır.                                                                           

Selamun aleykum kelimesi Kur'an'ımızda 13/24 ve 16/32 gibi bazı ayetlerde geçmektedir.         

Aleykum selam : Selamun aleykümün tersidir. Sizin de üzerinize selam olsun manasındadır.     

Aleykum selam kelimesi Kur'an'da geçmez.

    

SELAM - YOUTUBE - YASİN ÖZKAN

                                                                                                                                                                                        

Allah'ın selamı kısmına elbette açıklık getiricez ama buraya kadar öğrendiklerimiz üzerinden birkaç şey söyleyelim. Selamun aleyküm diyen birine Kur'an'da geçmeyen bir aleyküm selam denmesi, Kur'an bütünlüğü ve hudutlarda kalma açısından,  doğru değildir ve sakıncalıdır. Daha detaylandırıcaz. Ama öncesinde, Rabb'imizin ayetinden örnekleyip konuşalım : 

 

4/86 Ne zaman esenlendiniz* bir esenlikle*; öyle ki esenleyin* daha iyisiyle ondan ya da geri döndürün onu; doğrusu Allah oldu her şey üzerine bir Hasîb486.                                                                                                      

*Sağlıklı, huzurlu, sıkıntısız hayat/yaşam temenni etmek, bu amaca yönelik uygulamalar yapmak. Sadece sözle değil uygulamayla da esenlemek gereklidir.                                                      

                                                                                                         

‘Daha iyisiyle cevap vermek öğretilir yada denk bir karşılık vermek emredilir.'

                                                                                                                                                                                                                                                                   

Bu ayetteki esenlenmeyi direk selam diye çevirirler. Elbette selam veya selamlanma manası vardır ama essenlenme diye çevirmek çok daha doğrudur. Esssenlenme dendiğinde ayet anlamı tam oturur. Çünkü sadece sözle selamlama değil uygulamayıda kapsar ayet ve ayetteki esenlenme kelimesi. Biz selam konusunda olduğumuzdan selam diye alalım yani söz kısmı olarak inceleyelim.                   

Uygulama kısmı için yeri gelirse bahsederiz. Rabb'imiz size selam verildiğinde sizde selam verin diyor. Evet selamı karşılıksız bırakma diyor. Ama karşılığı nasıl olacakmış. Daha iyisiyle olacak yada geri döndürücen yani aldığının aynısı ile karşılık vericeksin. Allah Hasibmiş yani herşeyi hesaplarmış. Bu şekilde davranmamızı da, davranışımızı da, davranmayışımızı da hesaplıyor anlarız.            

Eğer takvalı olacaksak elbette Rabb'imizin ayetine göre hareket etmeliyiz. Gene belirteyim ayetin esenlenme kısmının söz ile karşılığına bakıyoruz elbette uygulama karşılığı da buna benzerdir ama ayrıca üzerinde konuşulabilir. Şimdi selam her şekilde olabilir. Yüce Allah'ın öğrettiği şekiller doğrultusunda elbette. Selam denebilir, barış denebilir, esenlik denebilir, mutluluk denebilir yani içinde iyi bir dilek olan her şeyle de selamlama yapılabilir. Elbette Yüce Allah'ın öğrettiği ve şık daha kapsayıcı olan selam sözü en doğrusu olacaktır.                                                             

Selam almak veya vermek sade bir söz veya karşılık değil bir içerik bir niyet taşır, bir ahlaktır hatta cennet dilidir diyebiliriz. Sözler karşıdakine esenlik, barış, zararsızlık, dua, barış gibi şeyler içeriyorsa bunların hepsi selamdır. İyi dilek içeren, karşı tarafı huzurla karşılayan her söz, selamın özüne dahildir.

Daha kapsayıcı olması ve Kur'an'da belirtilmesi nedeniyle direk selam demek doğru olacaktır. Selamun aleykum de denilebilir ki bu da selamın genişletilmiş bir halidir ve Kur'an'da da geçer fakat özü selamdır, kökü selamdır ki bu manada eğer Allah'ın selamı şudur dersek bu sadece selam kelimesi olacaktır. Konuyu detaylandırıcaz.                                                                            

Ayrıca incelediğimiz 4/86 ayetine muhataben aleyküm selam demek asla doğru değildir. Aleyküm selam, selamun aleykümün ne aynısı ne de daha iyisidir ancak tersidir ki bu Kur'an bütünlüğüne uymadığı gibi Kur'an'da da zaten geçmez. Lafzen ve anlamca Kur'an'a da uymaz. Rabb'imizin dediği gibi aynısı yada daha iyisi yani daha zengin, daha içten, daha anlam yüklenen bir karşılık olmalıdır.

Örneğin selamun aleyküm diyen birine, selamun aleyküm diye cevap verilebilir aynısı ile yada daha iyisi selamun aleyküm ve  rahmetullahi ve berakâtüh yani üzerinize selam olsun ve rahmeti, bereketi diye gibi cevap verilebilir 11/73. Bu cümle bu şekilde sıralı bir cümle olarak Kur'an'da geçmese de daha iyisi ile cevap verme tanımına girer. Rabb'imiz daha iyisi ile dediği için Kur'an bütünlüğünden bu şekilde söylememizin sakıncası olmadığını düşünsem de gene belirteyim Kur'an'dan toplama yapılıp ortaya sunulan şeylerden bazılarında sıkıntılar vardır, konuştuk daha önce. Bu manada bu cümlede sıkıntı yoktur, cümle örnektir başka daha iyisi olduğu düşünülen Kur'an bütünlüğünden bir şey söylenebilir yada aynısı ile karşılık verilebilir bu Rabb'imizin 4/86 ayet öğretisine göre doğru olacaktır kanaatindeyim.                                                                                                                          

Ama ters çevirip te aleyküm selam demek Kur'an'dan anladığıma göre, Rabb'imin ayetine göre doğru olmayacaktır diye tekrar belirtmiş olayım. Gene belirteyim Kur'an'da geçen selamun aleykümün tersi olan aleyküm selam Kur'an'da geçmez.                                                                                  

Allah'ın selamı denebilecek olan tek selam çeşidi selam kelimesidir. Kur'an bütünlüğünden ve cennettliklere gelen selam ve peygamberlere direk Allah'tan gelen selam, selam sözü olduğunu da dikkate alarak eğer bu Allah'ın selamıdır diyorsak bu selam, yalnızca selam kelimesi olmalıdır. Ayrıca bu çıkarımımı Allah'a kavuşacakların karşılandıkları zaman karşılama sözünün selam olduğunu da 33/44 ayetinde Rabb'imiz öğretir. Bu konular direk Yüce Allah'tan veya Allah ile alakalı konular olduğundan ve kullanılan kelime selam olduğundan rahatlıkla Allah'ın selamı, selam kelimesidir diyebiliriz.                

Çalışmamızda zaten ayetlerimize bakıcaz.                                                                              

Diğer bir detay olarak 13/24 de meleklerde selamun aleyküm diye bir karşılaması vardır. Meleklerde Allah adına konuşurlar. Dolaylı olarak Allah'tan gelen bir hükümdür desek de direk Yüce Allah'tan gelen sözün selam olduğu da açıktır. Ayrıca 6/54 ayetinde nebiye gelen müminleri nebinin selamun aleyküm diye selamlamasını söyler Rabb'imiz. Selamun aleykümün kullanılmasında elbette sakınca yoktur karşı taraf doğru cevap vermeyebilir bunud a hesaba katmak lazım. Tekrar belirtelim tüm işaretlerimize bakarak Allah selamının sözü diye eğer bir söz seçeceksek bu sadece selam dır diye anlarız. Bu şekilde kullanılmalıdır ama kullanıldığında kendimiz cevap verme noktasında ve bize gelecek cevap noktasında dikkat etmeliyiz diye düşünüyorum.                                                 

Ayrıca çalışmamızda belirticez ama selamun aleyküm genelde topluluğa kullanılır, çünkü çoğul gelir. Selam ise tekil kullanılır. Bu kural değil, genellemedir. Selam sözü çoğul gruplar içinde kullanılabilir, ama selamun aleyküm tekil olarak kullanılması ise doğru olmaz. Tek kişiye selam sizlere denmesi mantıksız olur. Selam kelimesi kapsayıcıdır, selamun aleyküm ise selam kelimesinin genişletilmiş halidir.                                                                                                                      

Ama tekrar belirteyim az önce saydığım nedenlerden dolayı da selamun aleyküme de Allah'ın selamı denmesi yanlış olmayacaktır. Her iki şekilde de Allah'ın selamı diyebiliriz. Fakat deliller ışığında eğer bir tanesini kabul edeceksek kanıt değeri yüksek olan selam sözüne Allah'ın selamı dememiz en doğrusu olacaktır diye belirtmiş olayım.                                                                                        

Ayetler ışığında kendiniz karar verirsiniz. Elbette En doğrusunu Yüce Allah bilir.

 

Çalışmamızda da inceleyeceğimiz gibi, selamlama örneklerini 5 ana başlığa ayırabiliriz. Ana başlıklara ayırıp incelemek kavrama açısından daha etkili olacak kanaatindeyim.                                              

 

1-Cennetliklerin selamı                                                                                                           

2-Peygamberlere selam                                                                                                         

3-Müminlern dilinden gelen selam                                                                                           

4-Meleklerin selamı                                                                                                                

5-Allah'tan direk  gelen selam  

diye guruplandırabiliriz.

 

Selam kelimesinin kök anlamları ile başlayacağımız sohbetimiz için küçük bir detay belirteyim. Tüm selam ile ilgili ayetleri aldığımı düşünüyorum. Tüm ayetlerin selam kelimesinin karşılığı olan kelimeler çalışmamızda olacak. Renklendirip ayet mealinin altına aldığım bu kelimelere türkçe meal ve arapça karşılıklarına bakarsınız.                                                                                                          

Bazı ayetler için yoruma girmeyeceğim. Bazıları için yapacağım yorumlar mutlak bence söylenmesi gereken şeyler olacaktır. Yorum yapmadıklarım için içinde selam geçen kelimeler için ayet bağlamında akletmenizi rica ederim. Elbette yorum yaptıklarım içinde bu geçerlidir.                                        

Rabb'imiz bize selam örneklerini vermiş. Nasıl karşılık vermemiz gerektiğini de vermiş. Bizzat kendi selamı da çalışmamızda olacak Rabb'imin izni ile.                                                          

Öncelikle selam kelimesinin kök anlamlarına bakıp sonrasında bahsettiğimiz ana başlıklar ile gelen ayetlerimize bakmadan bu başlıkların kapsamına girmeyen farklı işaretler ve farklı öğretiler içeren ayetlerimize bakıcaz.    

 

selam kök anlamları :                                                                                                             

سلم slm Sin-Lam-Mim                                                                                                             

 

salima a (سلامة salāma, سلام salām) güvende ve sağlam, zarar görmemiş, bozulmamış, sağlam, güvenli, emniyette olmak; itiraz edilemez, kusursuz, hatasız; kesin, yerleşik, açıkça kanıtlanmış (gerçek); özgür olmak (من -den); kaçmak (من هtehlikeden) II korumak, yaralanmadan uzak tutmak, zarardan korumak (ه s.o.), kurtarmak (ه من s.o. -den); sağlam teslim etmek (ھ s.th., ل or الى to s.o.); teslim etmek, çevirmek, teslim etmekھ, ه) s.o., s.th., ل or الى to s.o.); teslim etmek (ھ ل veya الى şu veya bu kadara); bırakmak ( ھsilah); teslim olmak, o.s.'yi vermek           ( ل veya الى-e); boyun eğmek, o.s.'den istifa etmek ( ل veya الى -e);selamlamak. Selamlamak ( على şu kadara); kurtuluş bahşetmek(Tanrı'dan Peygamber'e); kabul etmek, razı olmak,   bahşetmek ( ب s.th.); rıza göstermek ( ب s.th.),onaylamak ( ب of s.th.), kabul etmek, yaptırım uygulamak,göz yummak ( ب s.th.) │ سلم امره الى لله (emrahū) davasını Tanrı'ya adamak,o.s.'yi Tanrı'nın iradesine teslim etmek; سلم روحه (rūḥahū) hayaletten vazgeçmek; سلم نفسهالأخير (nafasahū) son nefesini vermek, olmak ölüm sancıları içinde; سلم نفسه لبوليس(nefsahū) o.s vermek. polise kadar; selamاليه على الحسنى والإساءة (ḥusnā, isā'a) 424 ila o.s. koy so.o.'nun insafına kalmış; سلم لي عليه (salim) ona en iyi dileklerimi ilet! Beni hatırla ona! صلى لله عليه وسلم (salla) Allah razı olsun ona kurtuluş bahşet (sonra methiye) Hz.Muhammed'in adı) III barışı korumak, barışı sağlamak, telafi etmek ( å ile s.o.) IV vazgeçmek, ayrılmak, çöl, pes, ihanet ( ه s.o.); batmasına izin vermek, damla ( رأسه الى ركبتيه ra'sahū i. rukbataihī kişinin başı dizlerine kadar); teslim etmek, devretmek (الى şu-a, ھ veya ه şu-a veya şu-a); terk etmek, terk etmek (الى ھ şu-a); teslim olmak, teslim olmak, açığa çıkarmak (ه الى şu-a); işlemek, teslim olmak, o.s.'yi (ˈʃ ... اسلم روحه ( الروح ) (rūḥahū) hayaletten vazgeçmek V almak, elde etmek ( ھ s.th.); teslim etmek ( ھ s.th.); teslim ettirmek ( ھ s.th.) veya teslim etmek; devralmak, üstlenmek ( ھbirinin yönetimini) │ تسلم مقاليد الحكم (m. al-ḥukm) iktidarı ele geçirmekVI birbirleriyle uzlaşmak, birbirleriyle barışmak VIII dokunmak, otlatmak ( ھ s.th.); almak, elde etmek, elde etmek ( ھ s.th.); devralmak (diğerini), X'in mülkiyetini almak (diğerini), teslim olmak, teslim olmak, boyun eğmek, teslim olmak, terk etmek (diğerini veya diğerini); diğerini vermek (diğerini veya diğerini; bir erkeğe, bir kadın için söylenir); diğerini ödünç vermek, taraf olmak (diğerini veya diğerini); boyun eğmek (diğerini)

 

Farklı olarak ana başlıklarımıza girmeyen diğer işaretler ve öğretiler içeren, içerisinde selam kelimesi geçen ayetlerimiz :

 

                                                                                                                                             

6/127  Onlaradır* selâm98 diyarı/yurdu Rableri4 indinde/katında; ve O (Allah) velisidir28 onların yapar olduklarıyla.        

selami                                                                                                                                   

*Göğüsleri İslam'a açılan kimseler.                                                                                         

*                                                         

8/61   Ve eğer yöneldilerse selâma748; öyle ki yönel sen (de) ona*; ve tevekkül79 et Allah'a karşı; doğrusu O; O'dur Semî41; Alîm8.           

lisselmi                                                                                                                                  

748Esenlik ve güven durumu.  Selâmet. Korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu.                                                                                                                                              

*                                                         

10/10  Duaları80 orada*; “Subhân'sın7 sen ey Allah'ım!”’dır; ve esenlemeleri orada*; “bir selâm”’dır; ve çağrılarının/dualarının sonu ki “hamd3 alemlerin Rabbi4 Allah'a”’dır.                                      

selamun

*Cennette.                                                                                                                             

*

10/25  Ve Allah çağırır selam diyarına/yurduna642 doğru; ve doğru yola kılavuzlar dilediği kimseyi; dosdoğru bir yola doğru.                                  

selam                                                                                                                                    


SELAM DİYARI


*

14/23  İman eden ve salihatı yapanlar, Rabb'lerinin izni ile içinde sürekli kalmak üzere içlerinden ırmaklar akan Cennetlere konulurlar. Oradaki yaşam temennileri "selam"dır.          

selam                                                                                                                                    

*                                                         

27/59  De ki: "Allah'a hamd olsun." Selam onun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlıdır yoksa ona şirk koştukları mı?                                   

selamun                                                                                                                                

 

*

59/23  O Allah ki: O'ndan başka ilah yoktur; Melik'tir, Kuddus'tür, Selam'dır, Mü'min'dir, Muheymin'dir, Aziz'dir, Cebbar'dır, Mutekebbir'dir. Allah, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.   

selamul                                                                                                                                  

 

*                                                                                

97/5   O*, fecrin ağarmasına kadar selamdır.

Selamun                                                                                                                                

* Gecesi kadir             

 

 

1- Cennetliklerin selamı :                                                                                        

*Cennetteki selamlama, Cennetliklerin selamı, cennettekilerin kendi aralarında selamı, cennetteki görevlilerle cennetlikler arasında selamlama;

 

7/46   Ve ikisi* arasındadır bir hicab/engel; ve a’râfa668 karşı** (olan) erkekler arif olurlar/farkına varırlar her birinin*** nişanlarıyla/işaretleriyle onların; ve nida**** ettiler cennet***** ashâbına194 ki "bir selâmdır98 üzerinize" (diye); (kimselere ki) asla girmeyen ona****** ve onlar (girmeyi) tamah ederler/şiddetli arzularlar.                                                                       

selamun aleykum                                                                                                                  

*Din gününde cennetlere girecek olan kimselerle cehenneme girecek olan kimseler.                 

**A’râf bölgesini karşıdan görenler.                                                                             

***A’râf bölgesine giren kimselerde bir değişiklik olur. Bir nişan, belirti, iz, işaret sahibi olurlar. Bu durumu henüz a’râfa girmemiş ancak onu karşıdan gören kimseler fark eder.    

****Seslendiler.                                                                                                          

*****Cennete henüz girmemiş ancak girecek olan, a’râf bölgesini henüz görmemiş ancak görecek olan kimseler.                                                                                                           

******Cennete. Bu noktada kesin olarak anlarız ki Yüce Allah henüz cennetlere girmemiş olan ancak girecek olan kimseleri cennet ashâbı olarak nitelemektedir.                                                                                                                                                                                          

                                                          

Cennete henüz girmemiş fakat girecek olan kimselerin, cennete kesin gireceklere bir seslenişi var. Bu sesleniş selam ile başlar. Görürüz ki bu selam, selamun aleykümdür.    

*

19/62  Onlar, orada boş söz işitmezler. Ancak "selam" işitirler. Ve orada, onların sabah akşam rızıkları vardır.                                                            

selama

*

33/44  Esenlemesi* onların kavuştukları gün O’na (Allah'a) bir selâmdır642; ve hazırladı** (Allah) onlara cömert bir ecir820.                                  

tehiyyetuhum    /    selamun                                                                                        

*Birbirlerini meleklerini müjdelediği selâm diyarıyla esenlerler.                                      

**Selâm diyarında rızıklandırılırlar.                                                                                         

Not: Esenlenme kelimesini çalışmanın ilerleyen safhalarında biraz daha detaylandırıcaz.  

*

39/73  Rabb'lerine karşı takva sahibi olanlar grup grup Cennet'e sevk edilirler. Oraya vardıklarında, onun kapıları açılır. Onun görevlileri, onlara: "Selam sizlere, siz aklandınız! Sürekli kalmak üzere ona girin." derler.                 

selamun aleykum

*

56/26  Söz olarak yalnızca; selam, selam sözü söylenir.                              

selamen     /     selama                                                                                                          

Ayetin çevirisi : Başka denilmez: selâm, selâm.  Şeklinde çok daha doğru olacaktır.

Cennettekilerin konuşmasından bahseden Yüce Allah bir önceki ayetete cennettekilerin boş anlamsız ve günaha sokan söz işitmeyeceklerin vurgular. Yani cennettekiler kendi aralarında ve cennette başka melek v.s. her ne varsa bu şekilde birbirleri ile konuştukları vurgular. Boş, anlamsız ve günaha sokan sözün zıttı ise selam sözü imiş bunu öğreniriz.

56/26 Başka denilmez selam. Deyip selam kelimesini ayette tekrar Yüce Allah’ın vurgulamasına da dikkat edelim.

 

 

2-Peygamberlere selam:                             

*peygamberlerin selamı, peygamberlere selam öğretisi 

 

 

6/54   Ve geldikleri zaman sana ayetlerimize454 iman47 etmiş kimseler; öyle ki de ki: "Bir selâm98 sizlere; yazdı Rabbiniz4 kendi nefsi406 üzerine rahmeti271; o kimse ki yaptı sizden bir kötülük cahillikle489; sonra tevbe33 etti sonrasında onun*; ve ıslah316 etti; öyle ki doğrusu O (Allah) bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.                                                                                                 

selamun aleykum                                                                                                                  

*Kötülüğün.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                    

İman edenler Nebi Muhammed'e geldiklerinde Rabb'imiz der ki, onlara selamun aleyküm de. Bu da demek ki Yüce Allah'ın bize öğütlediği bir selamlama şeklidir. Bu şekilde       selamlama yapın der. Başka ayetlerde direk selam ile selamlama yapın da der. Diyebiliriz ki her iki şekilde de yani selam veya selamun aleyküm doğru olacaktır. Aslında iyi dileklerde bulunulan tüm sözler selam yerine geçer. Fakat biz Rabb'imizin öğrettiği şekilde selamlamalıyız.                                                        

Bu selamlama şekline de Allah'ın selamı diyebiliriz. Selam kelimesine de Allah'ın selamı diyebiliriz. Ama bir tanesini seçmek gerekirse Yüce Allah'tan direk kendinden gelen selamlama sözü selamdır.

Yani Yüce Allah nebilere veya resullere şöyle selam ver der veya melekler böyle selam verir veya iman edenler kendi arasında şu şekilde selam versinler der ama kendi selamından bahsederken, direk kendinden gelen selam sözü SELAM dır 36/58.        Bu nedenle Allah’ın selamı şahsi kanaatimce selam sözdüdür. En doğrusunu Yüce Allah bilir.

Ayrıca selamun aleyküm genelde topluluğa hitaben gelir ve selam da tek kişiye gelir. Selamun aleyküm tek kişi selamlama olarak kullanılması mantıksız olmasına rağmen selam kelimesi tek ve çoğul olarak kullanılabilir. Giriş kısmında da bahsettiğim gibi.

*

19/33  "Doğurulduğum gün, öleceğim gün ve canlı olarak diriltileceğim gün, selam benim üzerimedir."                                                                    

selamu

 

*

19/47  "Sana selam olsun. Seni affetmesi için Rabb'imden bağışlanma dileyeceğim. Kuşkusuz O, bana çok lütufkardır."                              

selamun aleyk                                                  

*İbrahimin babası Azer’e söylediği söz. 

 

*

43/89  Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.                                                                                                   

selam                                                                                                                                                                       

                                                                                                                                                                                            

43/88 de nebi Rabb'ine bir şikayette, bir serzenişte bulunur. Kendi toplumu için bunlar inanmayan bir toplumdur der. Bir deklere, bir yardım isteği gibi de düşünebiliriz. Rabb'ide Muhammed'e der ki; Onları yani inanmayanları kendi hallerine bırak. Selam de geç git. Yakında neyin ne olduğunu görecekler, anlayacaklar der.                                                                                                                    

Sen onlarla ne münakaşaya gir, ne tartış ne kavga et nede muhatap ol. Sen kendi görevini yap, ben neyin ne olduğunu bilirim, inanmaları gerekseydi, inanmalarını dilerdim, sen canını sıkma tarzında bir öğretidir aslında Muhammet özelinde. Ve bu aslında bizlere de gelir. Bizlerde es saliat yapıcaz, düzeltici olucaz fakat kişi özelinde inanmayana da yapacağımız cihat Yüce Allah'ın ayetlerini hatırlatmak olacaktır. Kavga, gürültü, zorlama, münakaşa değil ancak Rabb'imizin ayetlerini deklere etmek olacaktır. Rabb'im dilerse o kişiyi doğru yola klavuzlar yada klavuzlamaz. Bizlerin eğer edinirsek görevimiz bu kadardır.                                                                                                                

Bu uyarıyı Yüce Allah 28/55 ayetinde müminler  içinde yapar. 3 nolu başlıkta görücez.  

 

 

3-Müminlern dilinden gelen selam:                                           

*müminler arasında selam, müminlere selam öğretisi    

 

2/233  Ve anneler emzirirler evlatlarını iki tam yıl*; kimse** içindir; istedi ki tamamlar emzirmeyi; ve evlat sahibi (baba) olanadır rızıkları (annelerin) ve giyecekleri (annelerin) marufla291; külfete sokulmaz bir nefis201 kapasitesi dışında; zarara sokulmaz bir anne evladıyla; ve ne de evlat sahibi (baba) olan evladıyla; ve varislerin/mirasçıların üzerinedir misli/benzeri bunun; öyle ki eğer istedilerse (anne-baba) kesmek/ayırmak (sütten) o ikisinden (anne-baba) (olan) bir rızadan ve bir danışmadan (sonra); öyle ki olmaz bir günah o ikisi (anne-baba) üzerine; ve eğer isterseniz ki emzirtmek (süt anneye) evlatlarınızı; öyle ki olmaz bir günah üzerinize; selamladığınız zaman verdiğiniz (-le) (karşılığıyla), marufla291; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin ki Allah yaptığınızı görendir.

sellemtum                                                                                                                             

*Kur'an'ın 2 yıl emzirmeyi önermesi büyük bir mucizedir. Dünya Sağlık Cemiyeti (WHO) emzirmenin 2 yıl olması gerektiğini bilimsel verilerle önermektedir.                                                                   

**Kimse edatı kadın ve erkek fark etmeksizin kullanılır. Ayette kadınlar için kullanıldığına güzel bir örnek vardır.


İLAHİ KANIT


*

24/27  Ey İman Edenler! Kendi evinizden başka evlere, sahiplerinin sizi istekle karşılayacaklarından emin olmadan ve selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.                                            

Tusellimu

*

24/61  Köre bir sınırlama yoktur. Sakat olana bir sınırlama yoktur. Hasta olana bir sınırlama yoktur. ve size de evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz yerlerde veya arkadaşlarınızın evlerinde yemek yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu olarak veya ayrı ayrı olarak yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından kutlu ve temiz bir selam ile selam verin. İşte Allah, size ayetlerini böylece açıklıyor. Umulur ki böylece aklınızı kullanırsınız.                                                                             

fesellimu                                                                                                                               

Not: selam ile selam verin demez ayette. enfusikum tehıyyeten diye geçer.                                                                                                                                                                 

Enfusikum can, öz benlik, nefis, kişilik, varlık gibi anlamlara gelir. Kendiniz kendi canlarınız diye anlamlandırılabilir.

Tehiyyeten ise hayat vermek, yaşatmak, diri karşılamak yanı sıra anlamları içinde selamlamakda vardır. Bir selamlama olarak diye anlam verilmesi yanlış olmaz.                                                             

"Evlerinize girdiğinizde, kendinize (kardeşinize, müminlere, ev halkına, kendinizden olana) Allah katından bir selâmlama verin." şeklinde anlamlandırabiliriz.                                                      

İkinci bir selam kelimesi geçmez ama selamlama olarak tehiyye kelimesi geçer, diye bilgilendirmiş olayım.   

*

4/86     Ne zaman esenlendiniz* bir esenlikle*; öyle ki esenleyin* daha iyisiyle ondan ya da geri döndürün onu; doğrusu Allah oldu her şey üzerine bir Hasîb486.                                              

Huyyitum      /      tahıyyetin         /         fe hayyu                                                                     

*Sağlıklı, huzurlu, sıkıntısız hayat/yaşam temenni etmek, bu amaca yönelik uygulamalar yapmak. Sadece sözle değil uygulamayla da esenlemek gereklidir.                                                                                                                                                                                        

Bu üç kelimede aynı kökten gelir. Kökü selam kökü ile aynı değildir. Zaten selam ile esen kelimeleri de farklı kelimelerdir. Esenlik, esenlenmek diye kullanılan kelimenin selamlama manası da mevcuttur. Ama daha geniş bir anlamı vardır. Selam bir söz ifadesi olmasına rağmen, esen kelimesi ile geldiğinde uygulamayı da kapsar. Sözle söylediğin, karşı taraf için kalpten gelerek söylediğin selamın uygulamasıdır.

Ağzından çıkan temenniye göre hareket etmektir. Yani çok daha kapsayıcıdır ve bir çok mealde selam diye çevirilmesindense esenlenme diye çevirilmesi hem kelime manası yönünden doğru, isabetli ve kapsayıcı olacaktır hem de ayet anlatısı, öğretisi tam yansıyacaktır.                                     

Giriş kısmında bahsettiğimiz bu ayet konu bağlamında verilecek selam karşılığının ya aynısı ya da daha güzeli ile iadesidir. Tersi ile değildir. Yani selamun aleyküme karşılık aleyküm selam değildir.

Bu şekilde verilecek cevap bu ayete göre yanlıştır, Kur'an bütünlüğüne göre doğru değildir, Rabb'imzin öğretilerinde yer almaz ki zaten aleyküm selam da Kur'an'da geçmez diye tekrar belirtelim.

*

25/63  Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." derler.                                         

selama

28/55  Onlar, kötü ve çirkin bir söz duydukları zaman, ondan yüz çevirirler. Ve: "Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Selam üzerinize olsun. Bizim cahillerle işimiz olmaz." derler.                                

selamun aleykum

 

Rahman'ın kulları


Cahiller Kur'an'da Kur'an ayetlerinden bir haber olanlar, yalanlayanlar, örtenlerdir, batıla göre hareket edenlerdir. Bu tarz insanlar şu veya bu şekilde gerek şahsa gerekse din ile ilgili bir mümine laf atacak, sataşacak, kavga veya tartışma çıkaracak bir durum oluşturmak adına laf atarlarsa eğer siz alçakgönüllü olun, selam deyin geçin gidin der. Başka cevap vermeyin hatta muhatap bile olmayın selam deyip ağızlarını kapatın diye Yüce Allah bizlere öğretir, öğütler.   

Zaten ayetten de anlaşılacağı gibi eğer Rahman'ın kullarından isek alçakgönüllü olmamız gerekiyor. Kibir, büyüklük, kendini bir şey sanma Rahman'ın kullarının özellikleri olmamakla beraber, Rahman bu özellik taşıyanları sevmez.                                      

Yani neymiş vurun, kırın, öldürün, katledin, mahvedin, asın, kesin, hapsedin, dövün değilmiş değilmi ey akılsızlar. Söz yerine gitmiştir diye düşünüyorum. Gitmediyse nokta atışı yapayım. Özellikle bu kendilerine ehli sünnet diyen ve bu sapkın inanca sahip olan başka kesimlerde dahil, İslam’la ve Kur'an'la alakası olmayan ama kendilerini Allah yolunda sanan özünde ise Kur'an'ı tamamen ıskalamış Kur'an'a arınmadan dokunamamış kesime söylüyorum. Kur'an'ı terkedilmiş olarak tutanlara söylüyorum.                                                                                                                     

Hadislere hüküm koydurup da sözde kendi uyduruk dininizden dönenleri mürted ilan eden yani öldürülmeyi kendinize farz sayan sizler değil misiniz yada şu veya bu ibadeti yapmıyor diye gene öldürme, hapsetme ve dayak da sizde değil mi, kadınları 2. sınıf insan yapan hatta kadınları dövmeyi de kendinize bir hak olarak görenler de sizler değil misiniz, ya da kadınları çarşaf, peçe denen poşete koyan, kimliklerini, kişiliklerini ve varlıklarını silende sizler değil misiniz, peki tamamı zan olan tamamı uydurma olan hadislere Yüce Allah'ın kelamı olan Şerefli Kur'an ayetlerini boğduranlarda sizler değil misiniz. Sizlere akılsız diye ben demiyorum Yüce Allah diyor. Ben Rabb'imin ayetlerini deklere ediyorum. Eğer Rabb'imizin ayetlerini hatırlatmam sizlere ağır geldiyse bilin ki ben ancak Yüce Allah'a güvenirim. Rabb'im sizlerle bizim aramızdaki hükmü zamanı gelince verecek. Öyleyse bekleyin ben de bekleyenlerdenim.                                                                                                         

Konuyu Rabb'imizin öğretilerinden bir tanesi ile hatırlayalım. Örnekleri çoktur Kur'an'da.            

2/13 Ne zaman onlara, "İman eden kimseler gibi iman edin." dense, "Biz, hiç aklı ermeyenler gibi iman eder miyiz?" derler. İyi bilin ki asıl aklı ermeyenler onlardır; fakat bunun ayırdında değiller.                                                       

 

 

4-Meleklerin selamı:

 

11/69  Ant olsun elçilerimiz İbrahim'e haber vermek için gelip, "Selam!" dediler. "Selam!" dedi ve hemen gidip kızarmış buzağı eti getirdi.              

selamen   selamun 

*

13/24  "Sabretmeniz nedeniyle size selam olsun. Dünya yurdunun sonu ne güzeldir."                                                              

Selamun aleykum                                                                               

*Selamun aleyküm diye gelen sözlerin kökü selamdır, özü selamdır.

 

*

15/52  İbrahim'in yanına girdiklerinde, "Selam." dediler. İbrahim: "Doğrusu, sizden korkuyoruz." dedi.                                                           

selama

 

*

16/32  Kimseleri (ki) vefat621 ettirir melekler522 iyilikler (-le); derler (melekler): "Bir selâm642 üzerinizedir; girin cennete yapar olduğunuzla."            

selamun aleykumudhulul

 

*

51/25  Onun yanına geldiklerinde, "Selam." dediler. "Selam, tanınmayan topluluk." dedi.                                                                                   

selama     /       selam                                                                                                                                               

                                                          

Yanına gelinen İbrahim, yanına gelenler ise İbrahim’in saygın, değerli konuklarıdır. Selam diyenler ise birden fazla olduğu anlaşılan bu saygın, değerli konuklardır. Selam kelimesinin topluluğa kullanılma örneğidir. İbrahim’e selam diyen bu konuklara, İbrahim’de selam diye karşılık verdiğini görüyoruz. Bu konukların değerli ve saygın oldukları yanı sıra İbrahim'in sunduğu kızarmış buzağı etini yemediklerinden, yemeye, içmeye ihtiyaç duymadıklarını anlarız.

Dolayısıyla bu konuklar Yüce Allah katından gelen insan olmayan varlıklardır. Muhtemelen de meleklerdir, Yüce Allah tarafından görevlendirilen şerefli meleklerdir diye anlarız. En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                   

Bu konukların ayrıca yaşlı olan İbrahim ve yaşlı ve kısır olan eşine çoçuk müjdelemeleri ayrıca lut kavmine de pişmiş çamurdan taşlar yağdırmak suretiyle bir helak ve azap getirdiklerini de anlarız.  Bu kanıtlarla da bu konuklar kuvvetle muhtemeldir görevlendirilen elçi meleklerdir diyebiliriz. Direk bu konuklar için melek kelimesi geçmediğinden kesin melek diyemesek de kesin olarak Allah katından, Yüce Allah'ın görevlendirdiği varlıklar diyebiliriz. Bu nettir.

 

5-Allah'tan direk  gelen selam:                    

 

                                                          

19/15  Doğduğu gün, öleceği gün ve canlı olarak yeniden diriltileceği gün onun üzerine selam olsun.                                                                                     

selamun                                                                                                        

*Rabb'imizden Yahya nebi için söylenen söz.

*

20/47  "Hemen ona gidin: "Kuşkusuz ki biz Rabb'inin iki Resul'üyüz. Artık İsrailoğulları'nı bizimle gönder ve onlara azap etme. Doğrusu biz sana bir ayet ile geldik. Selam doğru yola uyanlaradır."                                            

selamu                                                                                                                                  

                                                          

Musa ve Harun'a gelen emir. Firavuna gidip kendinizin Allah'ın resulleri olduğunuzu söyleyin, mucizelerle kanıtlayın, Yüce Allah'a teslimiyete ve takvaya çağırın ve İsrailoğullarını kölelikten azat edin gibi Yüce Allah'tan gelen emirleri firavuna gidip söylemelerini ister Yüce Allah. Selam ile doğru yolu da eşleştirir bu ayette.    

*

21/69  "Ey ateş! İbrahim'e serin ve esenlik ol." dedik.

21/69 Kulna ya naru kuni berden ve selamen ala ibrahim.                                                                                                                                                                               

Doğru çeviri  Dedik: Ey ateş! İbrahim üzerine serinlik ve selâm ol.” olmalıdır. Esenlik ol diye ayet anlamını sınırlayamayız. Konuştuğumuz esenlenme ile bu ayetteki esenlik aynı şey değildir. Kelimenin kendisi de zaten selamdır. Serin, ateşin sıcak etkisini kaldırır, selam da zarar vermeme, barış ve esenlik halini belirtir. Yani ateş İbrahim'e zarar vermeyecektir, detaylı şekilde Yüce Allah bunu anlatır bizlere.

*

36/58  Rahmeti kesintisiz Rabb'den söz selamdır.                              

Selamun                                                                                                                                                                               

                                                                                                                                                                                            

Cennettekilere Rabb'imizin sözü selam mış. Yani direk diyebiliriz ki kanıtlarımızın ve delillerimizin işaret etttiği, Rabb'imizin bize öğrettiği Allah selamı selam sözüdür. Eğer bir selamlama için Allah selamı diyorsak bu söz selam sözü olmalıdır. Elbette başka işaretlerden anladığımız selamun aleykümde kullanılabilir. Bu sözünde Yüce Allah'tan gelen söz olduğu kesinlikle doğrudur. Ama baktığımızda Yüce Allah'ın kendisinin direk kullandığı söz selam olarak anlıyorum ben. En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                                                          

Bu ve diğer ayetlerden de gördüğümüz ve göreceğimiz gibi doğrudan Allah'tan gelen selam sözü selamdır. Bu Allah'ın selamıdır. Ne aleyküm selam ne de başka bir şey.     Selamun aleyküm ve selam kelimelerinin tekil ve çoğul kullanımlarını konuşmuştuk zaten, tekrar belirtmeyeyim.

*

37/79  Alemler içinde, Nuh'a selam olsun.                                                    

Selamun                                                                     

*                                                                                

37/109          İbrahim'e selam olsun.                                                    

Selamun                                                                     

*                                                                                

37/120          Musa ve Harun'a selam olsun.                                                  

Selamun                                                                     

*                                                                                

37/130          İlyas'a selam olsun.                                                        

Selamun                                                                     

*                                                                                

37/181          Gönderilenlere selam olsun.                                                     

selamun                                                                     

*                                                                                

56/91  O zaman sağın adamlarından, "Sana selam olsun."                           

selamun                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            

*                                                                                                                                                                                          

58/8   Gizlilik içinde konuşmaktan yasaklandıkları halde, bu yasağa uymayarak günah, düşmanlık ve Resul'e karşı gelmek amacıyla gizlilik içinde bir araya gelenlerden haberin var mı? Sana geldikleri zaman, Allah'ın seni selamlamadığı şeyle seni selamlarlar. Kendi aralarında da: "Söylediğimiz şeylerden dolayı Allah bize azap etse ya!" diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Ona yaslanacaklar. Orası ne kötü varış yeridir.                                                                 

hayyevke          /           yuhayyike                                                                                                                                                     

                                                                                                                                             

Bu iki kelime aynı kökten gelir. Selamlama manası da vardır kök manalarında. Başka manalara da gelir ama bu ayet özelinde dip manaya girmesem de sanırım selamlama diye kullanılabilir diye düşünüyorum. Kur'an'a inanmayanların nebi Muhammed ile dalga geçmelerinden bahseder Yüce Allah.                                                                                                                                        

Allah nebiyi selamlıyormuş ve Allah'ın selamlamadığı ile bu kimseler nebiyi selamlıyorlarmış. Şimdi nebi Muhammed'i Allah nasıl selamlıyor Kur'an'da geçmez ama diğer nebiler üzerinden Yüce Allah'ın bu nebileri selam sözü ile selamladığı örneklerini gördük.                                    

Buda demek ki Yüce Allah, Muhammed'i de aynı şekilde selam sözü ile selamlar diyebiliriz. Bu Allah'ın selamlamadığı şey ile selamlayanların ise nasıl selamladıkları detayı Kur'an'da   yoktur. Bazı görüşler var ama Kur'an'da bilgi olmadığından bu detay girmeyeceğim.                                                    

Buradan çıkaracağımız asıl ders ise Yüce Allah'ın bize öğrettiği şekilde selamlama yapmamız gerektiğidir. Allah'ın selamlamadığı, öğretmediği bir şekilde selamlama alış verişi olursa eğer örneğin aleyküm selam gibi bu ayette belirtilen kimselerin özelliğini taşımış olmakla beraber, şahsi kanaatimce zamanı geldiğinde bu ayet toslarız. En doğrunu Yüce Allah bilir.                    

 

Tüm çalışmalarımız sonucunda şu şekilde bir özet çıkarabiliriz.

 

 

1. Selam hakıında özet                                                                                                         

Kur’an’da “selâm” sadece selamlaşma sözü değil;                                                                   

Barış, güven, esenlik                                                                                                             

Kötülükten korunma                                                                                                               

Cennet nimeti                                                                                                                        

Allah’ın isimlerinden biri (Es-Selâm) 59/23 gibi birçok anlamı kapsar. Bu yüzden ayetlerde geçen “selâm” farklı bağlamlarda inceleye gayret gösterdik.                                                                 

2. Selamı Veren ve Alanlar                                                                                                   

Allah’tan gelen selam: En yüce esenlik (örneğin 36/58)                                                            

Meleklerin selamı: Peygamberlere ve müminlere (örneğin 13/24,)                                             

Müminlerin selamı: Birbirine selam verirler, çatışmayı önlerler (örneğin 24/61, 25/63)

3. Selamın Karşılığı                                                                                                              

En-Nisa 4/86’nın ışığında selamı karşılamak sadece lafza bağlı kalmayıp,                                

Daha güzel, dua içeren, içten bir karşılık verilmeli.                                                                   

Sadece lafzen “aleyküm selam” demek Kur’an perspektifinden yetersiz ve uygunsuz. Söylenmesi reaktif olarak kullanılır, iade amaçlı kullanılır fakat alınan selamın daha iyisi veya aynısı değildir, tersidir.                                                                                                                       

4. Selamlaşmanın Sosyal Boyutu                                                                                         

Selam, Kur’an’da toplumda barış, saygı, kardeşlik bağlarını güçlendiren önemli bir sosyal davranış. Ayrıca cennettede kullanıldığını unutmamak gerekir. 

 

SONUÇ

Selam Şekli

Kur’an’da Geçer mi?

Kim Söyler?

Not

Selâm

EVET

Allah, Melekler, Müminler

En temel olan

Selâmün aleyküm

EVET

Melekler, insanlar

Daha geniş hali

Aleyküm selâm

HAYIR

Yok

Gelenekte var, Kur’an’da yok

                                                                                                                                                                                                                    

O ZAMAN DİYEBİLİRZ Kİ ;                                                                                                                                                              

Selamı en sade, en Allah’ın öğrettiği şekliyle demek istersek:                                                   

"Selâm" yeterlidir.  Ve eğer dilersen: "Selâmün aleyküm" de Kur’an’da geçer ve doğrudur.         

Ama "Allah’ın öğrettiği saf selam nedir?" diye sorarsak, cevabı: "Selâm"tır.                               

Selâm” demek en temel ve doğrudan Allah’ın öğrettiği selamdır ve direk bizzat Kendisi'nin kullandığı bir selamdır. Dolayısıyla Allah'ın selam sözü, selamdır.                                                                   

“Selâmün aleyküm” demek de Kur’an’da geçen, kabul edilebilir ve güzel bir ifadedir. Selamun aleyküm kökü de zaten selamdır. Özüde zaten selamdır.                                                         

Ancak “Aleyküm selâm” demek Kur’an’da geçmez ve 4/86’daki ayetin “aynısı veya daha iyisiyle karşılık verin” hükmüyle tam uyumlu değildir.                                                                          

Dolayısıyla hem Kur’an’da bulunmadığı hem de ayetin ruhuna uygun olmadığı için “aleyküm selâm” demek doğru çıkarım değildir.                                                                                                 

Aleyküm selâm, halk arasında yaygın ama Kur’an’daki “aynısı veya daha iyisiyle karşılık verin” emrine lafzen ve anlamca tam uymuyor.                                                                                             

Kur’anî ölçü aynısı ile veya daha zengin, içten, dua içeren bir karşılık vermeyi teşvik eder.         

Yüce Allah'ın kendisinden gelen selam sözü içeren ayetlere bakıldığında da zaten Yüce Allah'ın selamının selam sözü olduğunu görüyoruz.                                                                                                                                                    

 

Ayrıca gördüğüm kadarıyla Kur'an'da selamun aleyküm topluluğa kullanılıyor ki zaten anlam bakımından da bu doğrudur.. Selam ise tek kişiye hitaben gelir. Ancak bu kural değildir bir genellemedir. Çünkü çoğunluğa seslenişlerin bazılarında direk selam diye hitap tarzını da görmekteyiz Biricik Kur'an'ımızda.                                                                                                                   

Arapçaya göre baktığımızda da selamun aleyküm zaten birden fazla kimse için kullanılması gerekir, çünkü sizlere diye gelir. Selam ise mastar kelimedir ve esnekliği vardır, form değiştirmeden tek kişiye ve çoğul kişiye de kullanılabilir.                                                                                             

Yani form olarak kelime tekil gelse  de kullanış olarak tek ve çoğul kişilere kullanılabilir. Bu anlamda tek birine selam verileekse selamun aleyküm demek anlamsız ve mantıksız olacaktır.             

Ayrıca bu çalışmadan aldığımız yada alacağımız bir derste yada benim çıkarımım diyelim selamlama yapıldığında bu selamlama Yüce Allah'ın bize öğrettiği şekilde olması gerektiğidir.               

En doğrusunu Yüce Allah bilir. 

 

Konu özelinde hem kendime öz eleştiri hem de samimi bir itirafta daha bulunayım. Konuyu detaylı incelemeden önce bildiklerim doğrultusunda birine selam vereceğim zaman yalnızca selam diyordum. Selamun aleyküm diye selamlamıyordum. Bu çalışmada öğrendim ki bunun bir sakıncası yok hatta kullanılmalı da.                                                                                                                            

Ama selamun aleyküm diyene de asla aleyküm selam demiyordum aynı şekilde selamun aleyküm diye cevap veriyordum ki bu da doğru bir davranıştı.    Bu çalışmayla selamun aleyküm diye bir selamlamayı rahatlıkla yapabileceğimi öğrenmekle beraber, bana gelen selama da aynısı ile veya tercihen daha iyisi ile karşılık vermem gerektiğini ve bu şekilde yapmamın doğru olduğunu öğrendim. Ayrıca Yüce Allah'ın selamı diyebileceğimiz bir selamın olduğunu öğrendim. Bunun da selam kelimesi olduğunu öğrendim. Ayrıca selamun aleyküm terkibine de Allah'ın selamı denilebileceğini, kullanılabileceğini ama Yüce Allah'ın direk kendisinin selamında sadece selam olduğunu idrak ettim. Tüm ayetlere bakıcaz şahsınız adına kendi kararınızı verirsiniz.                                                                   

Şahsım adına tekrar belirteyim bana gelen selamın aynısı veya daha iyisiyle karşılık veririm, Allah'ın selam sözü selamdır ama alternatif selamun aleyküm de denilebilir diye anladığımı aktarmış olayım. En doğrusunu Yüce Allah bilir.

 

AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR

 

 

2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.

4Efendi, komuta eden.

8Bilen.

20Bağışlayan.

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.

28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.

33Dönmek, vazgeçmek.

41İşiten.

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

79Vekil olarak yetkilendirmek, atamak, vazifelendirmek.

98Esenlik-güven bahşeden.

194Yoldaş; aynı yolda/amaçta yol alanlar, aynı mekanda ve zamanda kaderleri ortak olanlar.

201Benlik, kişilik, öz varlık.

271Merhamet. Rahmetin, merhametin tecelli etmiş haline en iyi örnek anne rahmidir. Kadın rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah'ın rahmeti evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. Rabbimizin rahmeti ahiret evreninde müminler için olacaktır. 

291Evrensel kabuller, evrenin işleyişine uygun davranışlar, normlar.

316Düzelmek, iyileşmek.

406Yüce Allah'ın bizzat kendisi, varlığı. Bir uyku veya uyuklama yaşamayan, yorulmayan, sonu ve başı olmayan, daima diri/canlı olan bilinç, varlık.

454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın hükümleri, kelamı. 

486Hesap gören. Hesaplayan.

489Bilgisiz, bihaber, bilinçsizlik, farkındalığı olmayan.

522Ölümün hemen öncesi bilinci beyinden ayıran şerefli elçiler. Kendilerine verilen görevleri eksiksiz yaparlar. Ölüm melekleridirler. Kur'an'dan anlarız ki vefat eden kimse bu meleklerle konuşmaktadır. Cibrîl benzeri şerefli elçiler olan bu melekler evrenin bir üst boyunda bulunurlar. Evrenin her noktasına ve anına/zamanına kendilerine verilen görevi gerçekleştirmek için ulaşabilirler.

621Vefat ölümden farklıdır. Bilincin aktif olduğu beynin korteks kısmının işlevlerinin talamus tarafından devreden çıkarılmasıdır. İlkel işlevler devam eder. Soluma, kalp atışı vb. Yüce Allah uykunun bir vefat olduğunu bizlere bildirmiştir. Ölüm gerçekleşmeden önce mutlaka vefat gerçekleşir. Her vefat ölümle sonlanmaz. Yüce Allah yolunda katledilenlerin ve müminlerin ölmeden vefat ettirildiği Kur'an'ımızda bizlere bildirilmiştir. Resûl Îsâ'nın da vefat ettirildiği ancak ölmediği ortadadır. Bu kimseler Rableri indinde rızıklandırılırlar.  

6:60 ayetinde "...sonra diriltir sizleri orada.." buyrulmuştur. Orada kelimesi yeri/arzı/yeryüzünü işaret eder. Anlaşılır ki uykudaki vefat sürecinde bilincin kaybolmasını ve geri yüklenmesini sağlayan talamus bölgesi kuantum seviyesinde yeri de kapsayan evrenle direkt olarak ilişkilidir. 

642Cennete gitmeye hak kazanmış kimseler sadece vefat ettirilir. Öldürülmezler. Yüce Allah yolunda katledilen kimseler nasıl ki ölüler değillerdir gerçek müminler de asla ölüler değillerdir. Rableri katında rızıklandırılırlar. İşte bu rızıklandırmanın nerede olacağını Rabbimiz bizlere 6:127 ve 10:25 ayetlerinde bildirmiştir. Kendi indinde/katında bulunan 'selâm diyarı/yurdu' olarak isimlendirdiği yerde bu kimseleri rızıklandıracaktır. 10:26 ayetinden anlarız ki selam diyarından/yurdundan daha iyisi/güzeli ve daha fazlalıklı olan yerler vardır ve bunlar mutlak ki cennetlerdir. Din gününde kadar bu diyarda kalmayı ve sonrası da cennetlerine girmeyi Yüce Rabbimiz bizlere nasip etsin inşAllah.

668Bir üst boyutlarda bulunan cennet evrenlerine yükselme yerleri. Kelime anlamı olarak bir yerdeki en yüksek tepe, en yüksek yer anlamındadır. Din günündeki yerin en yüksek yeri de mutlak ki oradaki başka bir yer değildir. Anlarız ki daha üst boyutta bulunan, daha yüksek pozisyonda olan cennet evrenlerine yükselme portalleri, kapıları vardır. Cennet ashâbı din gününde a’râf bölgesine girer ve o yükselme yerinden cennete evrenine yükselir. 

748Esenlik ve güven durumu.  Selâmet. Korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu.

820Ödül, mükafat.

 

 

 

EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR                                                                                                                                                                                                                                               

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder