BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
ORUÇ
SİYAM
/ SAVM / SAİM
Oruç kelimesi Türkçe bir kelime değildir. Arapça da
değildir. Farsça bir kelimedir ve Kur'an'da oruç diye bir kelime geçmez. Bizim
oruç dediğimiz kelime Kur'an'da siyam, savm ve saim olarak geçmektedir. Bizim
bildiğimiz şekli ile geçmeyen bu kelime, bu kavram için aslında bize Yüce Allah
Kur'an'da neyi anlatıyor bunu inceleyeceğiz. Öncelikle kök anlamlarına bakalım.
صوم Swm
Sad-Vav-Mim : ṣāma u (ṣaum, صيام ṣiyām) için çekimser ( عن
s.th.'den); uzak durmak yiyecek, içecek ve cinsel ilişki; oruç tutmak, صوم ṣaum
kaçınma, kaçınma, yoksunluk; oruç, hızlı; oruç, صيام ṣiyām oruç, oruç, ṣuyyam, صيام
ṣiyām orucu (sıf.); Daha hızlı, orucunu tutan kimse, عيد الغفران Kefaret Günü
Kaynak : hans-wehr-searchable-pdf – page 451
anlamlarına gelir.
Kökünde yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmak
anlamlarının yanı sıra bir kefaret de vardır ki Kur'an'da da zaten aynen bu
şekilde Rabb'imiz işaretlerini bize vermektedir. Genel çerçevede baktığımızda
çekimser olucaz, uzak durucaz, kaçınıcaz, yoksun kalıcaz diye kök kelimeden
anlayabiliriz. Anlamları arasında da olan ve Kur'an'da zaten açıkça bahsedilen bu
çekimserlik, uzak durulucak olan, kaçınılacak ve yoksun kalınacak olan şeyler
yeme, içme ve cinsel ilişki diye geçer. Tabii bu sadece oruçlu olduğumuz
zamanları kapsamaktadır.
Savm müminlere farz kılınmıştır. Belli bir ayda ve belli
bir adetli günlerdir. Bu adedi tamamlamamızı ister Yüce Rahman. Rabb'imin
ayetlerinde detaya gireceğiz fakat belki şunu düşünen vardır.
Neden her yıl 10 gün geri atıyor diye önce onun izahını
yapayım, bilmeyenler için.
Savm Ramazan ayı içinde yapılması gereken bir ibadettir.
İşaretlerimize bakıcaz ayetlerden. Ramazan Araplarda bir ay adıdır. 9.
aylarının ismi Ramazandır. Hatta 3 aylar derler ya 7 recep 8 Şaban 9 ramazan
şeklinde Arapların ay isimleridir. Bizim ocak, şubat, mart gibi. Bu aylar
kameri (hicri) takvime göredir. Yani ay takvimine. Bu ay takvimine göre 1 yıl
354 gün veya 355 gün sürer. Bizim kullandığımız takvim ise miladidir yani güneş
takvimi. Onlarda da 12 ay ve bizde de 12 ay olmasına rağmen bizde 1 yıl 365 gün,
artık yıl varsa 366 gün onlarda ise 354 veya 355 gün olduğundan her yıl bizi 10
veya 11 gün geri atarak ramazan ayına denk gelmesi sağlanır bu doğrudur.
Kameri takvim, kamer ay demektir. Ayın dünya etrafındaki
hareketine dayanır. Bir ayın yeniaydan yeniaya döngüsü 29,5 gündür. Bizim
kullandığımız miladi takvim ise yani güneş takvimi
güneşin dünya etrafındaki hareketlerine göre hesaplanır. Yani dünyanın güneş
etrafında ki tam turu 365.24 gündür. Bizde de bir ay 28 artık yılda 29,
diğerleri 30 ve 31 gün şeklinde değişir.
Yüce Allah'ın katında da ayların sayısı 12 dir ayetle
sabittir. Bizde de Araplarda da Yüce Allah katındaki ay sayısına göre doğrudur.
Bu az önce bahsettiğim 3 aylara da gelelim. 3 Aylar diye
bir şeyin İslam'da karşılığı yoktur. Sadece Ramazan ayı vardır. Ramazan harici
3 aylar diye tutulan oruçlar şirk içerir.
Diyebilirsiniz Kur'an'da oruç var işte bende Allah rızası
için, Allah için, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için bu 3 aylarda oruç
tutuyorum. Ekstra ibadet ediyorum, sevap kazanıyorum. Ne var bunda işte neyi
şirk olcak ne diyosun sen. Açıklayayım.
Bildiğiniz gibi Yüce Allah sadece İslam ile gelenin dinini
kabul edecek. Şimdi bu 3 aylar da oruç tuttun, Ramazan hariç, bu ayda elbet
tutulacak diğer 2 ay için konuşuyorum. İşte bu 2 ayda oruç var, tutulması
lazım, nafile ibadet, şurasında bu kadar tuttun, şu kadar sevap, bu kadar günah
temizlendi, işte başında ortasında sonunda tuttun tüm sene oruç tutmuş sayılırsın v.s. V.s.
Bu şekilde inanıp tuttuğun orucun Allah katında karşılığı
yok, çünkü bunu söyleyen Yüce Allah değil, İslam dininde böyle bir ibadet yok.
Şimdi ne yapmış oldun biliyormusun?
Bunlara inanıp olmayan bir ibadeti yaptın, öncelikle Yüce
Allah'ın dininden çıktın, çünkü İslam’da böyle bir şey yok, sonra Yüce Allah
adına yalan uydurdun veya uyduranlara tabi oldun, çünkü Yüce Allah'ın dediğini
değil birilerinin yanından uydurduğunu yaptın, Yüce Allah harici ilah edindin,
çünkü olmayan bir ibadeti ve olmayan bir sevap günah uyduranı ilah edindin,
dinde olmayan sevap, günah ekledin.
Artık şirk koşarak inanan, İslam dininde olmayan kendini Müslüman
sanan biri olarak hayatına devam ediyorsun ve tevbe etmezsen veya tevbe edip de
aynı yanlışa dönersen müşrik olarak
öleceksin ve yerin süresiz cehennem olacak. O nedenle İslam'da karşılığı
olmayan şeylere dikkat edelim. İlah ediniriz, dinden çıkarız. Bu neden le de Kur'an'ı anladığımız dilde okuyup, öğrenelim.
Kısaca Allah dedi diye yapmadın çünkü demedi, İslam dininde
var diye yapmadın çünkü yok dolayısıyla birisinin yanından uydurduğu dine tabi
oldun o İslam olmayan dine uydun birinin yanından uydurduğu dine tabi olurken
aynı zamanda o dini uyduranın dediğini yaparak onu uyduranı ilah edindin.
Bu konuda şunu yapabilirdik. Ekstra bir oruç tutmak mı
istiyoruz. Savm zamanı harici üzerimize bir oruç farz değil bilerek, birileri
dedi diye değil İslam’da karşılığı olmadığını bilerek, birilerine tabi olarak
veya yanlarından uydurduklarına uyarak değil yalnız Yüce Allah'ın rızası ve
hoşnutluğunu kazanmak amacıyla tutmak istiyorsan tut. İstersen tüm hayatın boyunca
tut. Ama ibadetine şirk bulaştırma. Şu kadar tutarsam bu olur şunu yaparsam bu
olur diye değil ecrini yalnız Yüce Allah'tan bekleyerek ve Yüce Allah'ın
hudutlarında kalarak bu ibadeti yap. Rabb'ine kavuştuğunda bil ki tüm
yaptıklarının karşılığı verilecektir.
Din adına, din için Allah adına, Allah için, Allah'a
yaklaşmak için, Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak için yapacağın
şeylerin ve düşüncelerinin karşılığı İslam dininde var mı yok mu çok dikkat
etmeliyiz. Yoksa sadece bu oruçla sınırlı olmadan bir çok şeyde dinimiz İslam
olmaz ve şirk koşmuş oluruz.
O yüzden dinde hüküm
koyan tüm kaynakları elimizin tersi ile itip yalnız Kur'an demeliyiz. Tek
gerçek kaynak Biricik Kur'an'ımızdır. Tek hak yolu Şerefli Kur'an'ımızdır. Tek
Yüce Allah'a klavuzlanabilmemizi sağlayacak gene Kerim Kur'an’ımızdır. Kur'an
zikirdir, nurdur, furkandır, öğüttür, şifadır bizleri karanlıklardan
aydınlıklara çıkaracak tek kaynaktır.
Rabb'imin izni ile Rabb'imin ayetlerini incelemeye
başlayalım. Bizim üzerimize farz olan savmdan önce Kur'an'da işaret edilen
kefaret oruçlarına bakarak başlayıp, sonra üzerimize farz olan savma bakalım. Tabii
bu kefaret oruçlarından bazıları da, ayette belirtilen durum içerisine girersek
üzerimize farz olacaktır. İnceleyelim.
Makale ;
Videolar ;
KEFARET
ORUÇLARI
2/196 Ve tamamlayın haccı327 ve
umreyi337 Allah için; öyle ki eğer kısıtlanırsanız o durumda kolayınıza
gelenidir* hediyeden338; tıraş etmeyin başlarınızı339; ta ki ulaşır
hediye338 kendi mahalline/yerine; öyle ki kim oldu sizlerden bir hasta ya
da (oldu) onda (kimsede) başından bir rahatsızlık341; öyle ki (vardır) bir
fidye siyamdan/oruçtan322 ya da sadakadan342** ya da nusuktan169;
öyle ki emin olduğunuz zaman öyle ki kim metalandı/faydalandı umreyle
doğru/kadar hacca; öyle ki (vardır) kolayına geldiği* hediyeden338; öyle
ki kim asla bulamaz (hediye)340 öyle ki (vardır) bir siyam/oruç üç gün
hacta; ve (vardır) yedi döndüğünüz zaman; işte şu (ki) ondur tamamı340; işte
bu***; kimseleredir (ki) asla olmaz ahalisi onun hazır (da) haram mescitte; ve
takvalı21 olun Allah'a; ve bilin; doğrusu Allah şiddetlidir akabinde.
*Gücünüzün yettiğidir.
**Tip 3 sadaka.
***Ayette işaret edilenler haram mescitte oturmayan,
kendisinin bakımını sağlayacak olan hazırda akrabaları veya tanıdıkları olmayan
kimseler içindir.
Kefaret orucu ayetimizdir. Hac ile alakalıdır. Hac
konusunda Rabb'im nasip ederse inceliycez. Konu bağlamımıza bakalım. Rabb'imiz
haccı ve umreyi tamamlayın diyor. Bu kavramları inceliycez ama şu an hac
yapılan yer müşriklerin elindedir. Şirk ibadeti yaparlar. Bu şekilde iken iman
eden biri asla oraya gitmemelidir. Hatta şahsım adına herhangi bir ibadet
yapıyorsam ve oranın yönünü biliyorsam o yöne bile asla dönmem.
Bir hediye ile gidin veya hediye gönderin der. Eğer oraya
gidemezseniz o zaman size bir fidye vardır diyor. Gidememe sebepleri de hasta
olmak, başından yaralanmakmış. Bu fidye oruç tutmak, sadaka vermek yada
nusuktanmış.
Oruç tutmak bildiğimiz manada oruçtur. Sadaka konusunu
işliycez. Birkaç sadaka türü işaret edilir Kur’an’da. Şimdilik Allah’ın
lütfundan verdiğinin vergisi diye kısaca belirteyim, detaya girmeyelim. Nusuk ise kurban diye açıklarlar. Nusuk ibadet tarzı
ibadetlerin hepsini kapsayan bir kelimedir. Tüm kulluk ibadetidir. Kurbanlık
hayvan bunun içine girse de Allah için yapılan her türlü ibadeti kapsar. Bu ayet
özelinde oruç harici ne kadar sadaka verilecek ve hangi ibadet ne
kadar yapılacak Rabb'im çok detay vermeyerek rahmetinden dolayı bunu bizler
bırakmıştır. Kişi kalbinin mutmain olma noktasına kadar bunlardan birini seçer
ve ayet hudutlarında istediği şekilde istediği kadar yapar.
Birde hediye insanın kolayına gelenmiş. Dönemi ve coğrafi
koşulları göze alırsak en kolay hediye kesilecek bir hayvan olacaktır. Hem
gidene kadar et taze kalır hem de hayvan canlı olduğundan kendini taşır. Ama
herhangi bir bakliyat olur veya giyecek olur v.s. Hediye gönderemeyen ise 3 gün
hacta ve döndüğünde de 7 gün toplamda 10 gün oruç tutmalıymış.
Rabb'im bu ayetinde yükümlülükler getirmiş ve yapamayanın
bu yükümlülüğü için seçenekler sunmuştur. Hac yeri gerçek müminler olduğu ve
gittiğimizi veya gitmek istediğimizi
düşündüğümüz noktada bu yükümlülükleri yapmakla mükellef oluruz. Bu toplanma
yeri de kabe olmak zorunda değildir diye belirteyim, hac konusunda
detaylandırmaya çalışıcam. Herhangi bir yapının kutsal değeri olamaz. Kutsal
olan orada ne yaptığındır. Bir yapı ancak senin göstergen, yönelme yerin
olabilir. Yöneldiğin yön ve nasıl yöneldiğin ve neyle yöneldiğin kutsaldır.
Konu başlığı gelince Rabb’im nasip ederse detaylandırıcam.
*
4/92 Ve
olmuş değildir bir mümin27 için ki katleder35 bir mümini27;
dışındadır bir hata (-yla olması); ve kim katletti35 bir mümini27 bir
hata (-yla); öyle ki serbestleştirmektir mümin bir rakabe520; ve bir diyettir
teslim edilen onun (katledilenin) ehline*; dışındadır ki sadaka378 ederler
(katledilenin ehli); öyle ki eğer olduysa sizlere bir düşman kavimden**; ve o
(katledilen) bir müminse27; öyle ki serbestleştirmektir mümin bir rakabe520; ve
eğer olduysa bir kavimden (ki) sizlerin arasında ve onların arasında (vardır)
bir misak/antlaşma***; öyle ki bir diyettir teslim edilen onun (katledilenin)
ehline; ve serbestleştirmektir mümin bir rakabe520; öyle ki kim asla bulamaz;
öyle ki siyamdır322 mütemadiyen**** iki ay; bir
tevbedir33 Allah’tan; ve oldu Allah bir Alîm8; bir Hakîm9.
*Ailesine.
***Antlaşma olan bir kavimdense diyet verilir.
****Ardışık. Aralıksız.
Ölüm ve vefat başlığında inceleyeceğimiz ve sadaka
başlığında da kendi konu bağlamına bakacağımız bir ayettir. Konumuz bağlamında
bir mümin bir mümini hata ile öldürürse. Zaten kasten öldürmek asla kabul
edilemez. Oldu ki kaza ile oldu, Musa kıssasındaki gibi. Bazı detaylar verir
Rabb'imiz.
Bir mümin köle özgürleştirilmeli veya öldürülenin ailesine diyet
verilmeli. Sonra düşman kavim veya anlaşma yapılan kavimler arasında böyle bir
olay olursa ne olacak onları izah eder Rabb'imiz.
Bu manada aralarında bir anlaşma olan bir kavimden mümin biri
bir mümini yanlışlıkla öldürürse eğer bir diyet vermeli öldürülenin ehline veya
bir köle yani boyundurluk altında olan biri özgürleştirilmeli bunları
bulamayanda aralıksız olmak kaydıyla 2 ay oruç tutacak. Bu onun diyeti,
kefareti ve tevbesi yerine geçecektir diye öğretir Rabb'imiz.
Kimsenin başına her iki şekildeki olayın gelmemesini Yüce
Allah'tan temenni ederim, yani öldürme ve öldürülme. Fakat böyle bir olayla
karşılaşılırsa Rabb'imiz yapılması gerekenleri açıklamıştır. Buna göre
davranmak durumundayız eğer inanansak. İnanan değilsek zaten bu veya herhangi
bir Kur'an ayeti bizi bağlamaz. Neyin ne olduğunu ahirette anlarız yani iş
işten geçtikten sonra.
Bu manada şunu da belirteyim. Hurafeler içinde yüzüyoruz
ya. 1 gün oruç bozan 60 veya 61 gün oruç tutacak Kur'an'da da var derler ya.
İşte 60 gün mevzusunun geçtiği oruç ile ilgili referans gösterdikleri bu
ayettir ve bir ayet daha vardır ona da bakıcaz 58/4 ayetimizdir. Bu ayette gördüğümüz ve göreceğimiz 58/4 ayetininde de oruç bozma ile de, bozulan oruca
karşılık ne kadar oruç tutulacağı ile de alakası yoktur. Bozulan oruca karşılık
tutulacak oruç, bozulan gün sayısı kadardır, tutulacak zaman ise ramazan ayı
harici herhangi bir zamandır. Ayrıca Kur'an'da kazası olan tek ibadette oruç ibadetidir.
*
5/89 Tutmaz
(sorumlu) sizleri Allah yeminlerinizdeki diyalektle/jargonla/ağızla;
velakin/fakat tutar (sorumlu) sizleri akitlediğiniz207 yeminler nedeniyle;
öyle ki kefareti onun yedirmedir on miskinki113 vasattan/ortadan/en
iyisinden (ki) yedirirsiniz ehlinize/ailenize ya da giydirmedir onları ya da hürriyetine
kavuşturmadır rakabeyi520; öyle ki kim asla bulamaz öyle ki oruç tutar üç gün;
işte budur; kefaretidir yeminlerinizin yemin ettiğiniz zaman; ve koruyun
yeminlerinizi; işte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetlerini454;
belki sizler şükredersiniz43.
Yemin başlığı altında inceleyeceğimiz ayettir. Konu
bağlamında Yüce Allah bilmeden, boş konuşarak, hata ile, istem dışı gibi
sebeplerle ettiğimiz yeminlerden bizleri
sorumlu tutmamasına rağmen anlaşılan, birlikte karar verilen, yükümlülük getiren,
bağlayıcı, itaat ve bağlılık içine sokan yeminlerden bizleri sorumlu tutarmış. Bu yemini bozmanın da kefareti
varmış. On miskin yani açlık sınırında yaşayan 10 kişi yedirmek, giydirmek veya
bir bağlanmış olanı hürriyetine kavuşturmakmış. Bu yedirme ve giydirme ehlimiz
olsa nasıl yapacaksak, onlara da o şekilde yapılması şeklinde olmalıdır.
Bu yeminin bozulma noktasındaki kefaret için Bunlardan hiç
biri bulunamazsa eğer bunun yerine başka bir seçenek olarak 3 gün oruç vardır. Bu
ayeti de unutmayalım. Yeminlerimizi tutmalıyız, korumalıyız verdiğimiz sözler
de dahil. Eğer olamazsa Rabb'imin bize belirlediği bu kefaret seçeneklerinden
birini yapmamız gerekiyor. Kısaca belirttiğimiz konularla ilgili yeminler bizi
bağlar, hangileri bağlamaz, hangileri yükümlülük getirir, hangileri getirmez,
hangileri kefarete girer, hangileri girmez gibi konularda ayetimizden
bakabilirsiniz. Apaçık açıklamıştır Rabb’imiz, her şeyi apaçık açıkladığı gibi.
*
5/95 Ey
iman47 etmiş kimseler! Katletmeyin35 avı; ve sizler
ihramlı534 (olarak); ve kim katletti35 onu (avı) sizlerden
kasıtlı/kasten; öyle ki bir cezadır misli/benzeri katlettiğinin35 çiftlik
hayvanlarından (ki) hükmeder ona sizlerden iki adalet680 sahibi; Kabe'ye
ulaşan bir hediye (olarak); ya da bir kefaret (olarak) yedirmedir miskine113;
ya da buna adil/eşit/denk bir oruçtur; tatması içindir vebalini (o kimsenin)
emrini/işini; affetti Allah geçeni; ve kim taştı/sınırı aştı; intikam alır
Allah ondan; ve Allah Azîz’dir37; Zuntikâmdır390.
Hacdaki bir kefarettir. Hac başlığında Rabb'im nasip ederse
detaylı inceleyeceğiz. Konu bağlamına bakalım. Hac döneminde avlanarak hayvan
öldürmeyin der Rabb'imiz ama bu kara avıdır. Maide 96 da deniz avının
yasaklanmadığını kara avının yasaklandığı görüyoruz hac zamanı sınırları
içindeyken.
Bu dönemde bu yasağa karşı eğer avlanan bir kimse olursa da
bu kefaretten öte bir ceza yani karşılık olarak yapılması gerekenleri öğretir
Rabb'miz. Daha doğrusu yapılması gerekenin seçeneklerini sunar. Ne katlettiysen
misli yani aynısı bir çiftlik hayvanını kabeye gönderecekmişsin. Yada kefaret
olarak bir miskini yani açlık sınırındaki birini yedirecekmişiz yada buna denk
oruç tutacakmışız. Bu Yüce Allah'ın hududu imiş, hudutları aşandan intikamımı
alırım diyor Rabb'imiz. Burdaki uygulamanın da bu hududu aşan kişinin bu
yaptığı işin vebalini tatması için diye belirtiyor.
Geçmişte bu olay olduysa bağışlıyor herhangi bir kefaret
veya cezanın olmadığını söylüyor ama bu ayetten sonra bu olayı yapan kimse bu
ayete göre hareket etmelidir.
Burada oruç için gün sayısı vermemiş. Yüce Allah'ın hududunu
aştın ve bir vebal ödeyeceksin. Gün sayısı olarak bir miskini doyurmaya denk
diye anlıyoruz ama başka detay belirmemiş Rabb'imiz bize bırakmış. Kişinin
kalbi hangi seçenekle mütmain olacaksa ona denk oruç tutsun diye
anlamlandırabilirim şahsım adına.
Katlettiği hayvana denk de olabilir diye düşünüyorum ama cezadan
sonra kefaret deyip miskin doyurma ve sonrası buna denk dediğinden miskin
doyurmaya denk olabileceği daha mantıklı geliyor. Gene de kişi ile kulu
arasında olacak, Allah'da net bir detay vermediğine göre kişiye ve ayetten
anladığına bağlıdır diye düşünüyorum. En
doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
19/26 "Artık ye ve iç. Gözün aydın olsun! Eğer
beşerlerden biri ile karşılaşırsan; ben Rahman'a savm adadım, bu nedenle bugün
hiç kimse ile konuşmayacağım de."
Burada Meryem'in
İsa'nın doğumu sonrası bir konuşmama orucu örneği vardır. Bir adak mevzusu da
vardır. Adak başlığında detaylandıralım. Buradaki adak konuşmama savmıdır. Adak
illa bir hayvan kesme değildir.
Tabii ayet bu konuşmayacağım de diye çevrilince saçma
olmuş. Hem konuşmayacakmış hem de konuşmayacağım diyecekmiş diye mantığa da
oturmuyor zaten.
Zaten ayette de bu şekilde demez. Konuşmayacağım bugün
hiçbir insanla diye geçer ayette. Bu olayın kısaca amacı şudur. Meryem kimseyle
ilişkisi olmadığı halde bir bebek sahibi olmasını insanlara izah
edemeyeceğinden onun konuşmaması en doğrusu olacaktır. Onun yerine beşikteki
İsa konuşacaktır. Bir nebi olduğunu ve çeşitli detayları yenilerde doğmuş olan İsa,
beşikteyken insanlara izah edecektir. Bir biyolojik babasınında olmadığı
muhtemelen izah edeceği bu detayların içinde olacaktır.
Başka bu şekilde konuşmama ile ilgili Zekeriya’nın
kıssasında vardır. 3/41 ayetine bakınız. Bu konuda oruçla ilgili olmadığından
çalışmamıza almadım. Konuşmama ile ilgili olsa da olay hemen hemen her yönden
tamamen farklıdır konu bağlamımız açısından. Merak edenler bakabilirler bu
kıssaya.
*
58/3 Hanımlarına
zihar yapıp sonra da kararlarından dönenlerin, ilişkiye girmeden önce bir
rekabeyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. İşte size, yapmanız gereken öğütleniyor. Allah, yaptığınız her şeyden
haberdardır.
58/4 Kim
bulamazsa, ilişkiye girmeden önce, aralıksız olarak iki ay oruç tutmalıdır.
Oruç tutmaya gücü yetmeyenler, altmış yoksulu doyurmalıdır. Allah'a ve
Resul'üne iman etmenizin gereği olarak böyle yapın. Bunlar, Allah'ın
sınırlarıdır. Kafirler için çok acıklı bir azap vardır.
Hanımlara zihar yapanlarla ilgili ayettir. Günümüzde hala
var mıdır bilemiyorum ama o dönemde varmış. Zihar eşlerini annelerinin yerine
koymak manasındadır. Zihar terim olarak kocanın, kendisine haram kılmak
maksadıyla karısını veya karısının baş, yüz, sırt gibi bütünü ifade eden bir
bölümünü evlenmesi dinen yasak olan yakını (mahrem) bir kadına benzetmesi
demektir. Yani kişi karısını kendine haram ediyor. Bunun yapılmamasını söyleyen
Rabb'imiz aynı mümin katletme gibi (4/92) bir kefaret orucu koymuştur bu işi
yapanlara 60 gündür.
Zihar yaptın, sonra vazgeçtin fakat ilişkiye girmeden bir
bağlı olanı özgürlüğe kavuşturcan. Bulamazsan ise aralıksız 60 gün oruç
tutacaksın der Rabb'imiz. Bir seçenek daha
vermiş Yüce Rahman'ımız, oruca gücün yetmiyorsa da altmış yoksul doyuracaksın. Bunu
yapan olursa ve geri dönmek isterse bu ayete göre hareket etmelidir.
Bu ayettede 4/92 de bahsettiğimiz gibi orucu bozma veya
orucu bozma karşılığı tutulacağını söyledikleri 60 gün oruç v.s. gibi şeylerle
alakası yoktur.
Bunu söyleyenler kendi yanlarından din uydurmuşlardır,
kendi yanından din uyduranlara tabi olmuşlardır, İslam dininde olmamakla
beraber, Yüce Allah yanında ilah edinmişlerdir. Şirk koşup müşrik olmuşlardır.
İşte nerdeyse her sohbetimizde defalarca üzerine basa basa
anlattığım mevzu budur. Neye inandığımıza ve kaynağına bakalım. Delilimiz,
kanıtımız varmı, inandığımız o şey Kur’an’da varmı ?
Eğer yoksa uzaklaşalım. Bunun için Kur’an’ımızı okuyalım
anlayacağımız dilde, sürekli okuyalım hafızamızda Yüce Allah’ın kelamları her
daim canlı kalsın. Tüm sıkıntıların çözümü budur. Kur’an inanlara şifadır diye
Rabb’im boşa söylemiyor hiçbir şeyi boşa söylemediği gibi. Aklımızı kullanalım,
kullandırtmayalım, dinimiz nakil ve gütme dini değildir. Akıl dinidir,
kişiseldir. Hiç kimseye gerek duymaksızın Tek Yüce Allah’a kul olma dinidir ki
zaten bu Yüce Allah’ın bize çok büyük bir lütfudur.
Apaçık düşman olan şeytanın tuzaklarına düşmemek, müşrik
olarak ölüp cehenneme gitmemek için lütfen apaçık olan Biricik Kur’an’ımızı
anladığımız dilde okuyalım. Telefona gelen kıytırık bir mesaja nasıl bakıyorsak
Alemlerin Yaratıcı, Alemlerin Rabb’i Yüce Allah’da bize bir mesaj göndermiş.
Kur’an’ı göndermiş ki bu kitabı Allah bizim için göndermiş. Sözümüzü
hatırlatmak, yol göstermek için.
Ey akıl sahibi bir zahmet merak et de bir zahmette oku,
sonuçta sen kazanacaksın, yada sen kaybedeceksin. Okuman yada okumaman Yüce
Allah’a bir yarar yada zarar sağlamayacak. Bu kitap senin için, sana yazılmış.
*
Bizden öncekilerinde üzerine farz kılındığı gibi bizlere de
farz kılınan ramazan ayında yerine getirmemiz gereken sorumluluğumuz,
ibadetimiz olansavm ibadeti ile ilgili ayetlerimize geçelim Yüce Rabb'imin izni
ve dilemesi ile.
2/184 Günlerdir sayılı/adetli;
öyle ki kim oldu sizlerden bir hasta ya da sefer üzerinde; öyle ki adetincedir başka günlerden; ve üzerinedir kimselerin
-tâkatını kullanırlar- bir fidye; doyurur bir miskini;
öyle ki kim gönüllü oldu bir hayra/iyiliğe öyle
ki o hayırdır/iyiliktir ona; ve ki siyam/oruç322 tutarsınız;
hayırdır/iyiliktir sizlere eğer olduysanız bilirler.
Tutulamayan gün sayısı başka zaman (ramazan harici) tutulur
1 günün bedeli 1 miskin doyurma
Sayılı adetli, adeti sayısı belli olandır her adet 1
gündür.
58/4 Öyle ki; bulamayan her kimse; o
durumda o ikisi birbirlerine temaslarından önce iki ay
ardışık olarak oruç; ancak kim yapamaz, o durumda altmış yoksulun doyurulması; bu inanabilmeniz içindir
Allah'a ve resûlüne ve bunlar Allah'ın sınırlarıdır ve kafirler içindir acıklı
bir azap.
60 yoksul, 60 gün buda 2 aydır yani 1 ay 30 gündür.
Not: Ayrıca Kuran’da çoğul olarak günler kelimesinin 30 kez geçmesi de bize bir ayın 30 gün olduğunun işaretini verir.
2/185 Ramazan ayı; ki
indirildi onda Kur'an; bir kılavuz insanlar için; ve kılavuzdan bir bildiri/bir
deklarasyon; ve Furkan ve kim tanık oldu/şahit oldu
sizlerden o aya; öyle ki, oruç tutsun onda, ve kim oldu hasta
veya bir sefer üzere; o durumda sayısınca başka günlerden; diler/ister Allah
sizlere kolaylık; ve istemez/dilemez sizlere güçlük/zorluk; ve bütünlemeniz/tamamlamanız için sayıyı ve
yüceltmeniz için Allah'ı; sizleri doğru
yola kılavuzlamasına karşı; ve belki sizler şükredersiniz.
Oruç ramazan ayında tutulur
Ramazan ayında tutulamayan gün kadar başka zaman tutulur
Rabbimiz sayıyı tamamlamamızı ister
Oruç hangi ay, kaç gün gibi detaylara bakıcaz sadece
sonrasında 2/184 ve 2/185 ayetini ayrıca detaylı inceleyeceğiz. Bu 3 ayet
üzerinden öncelikle çıkarımımızı yapmaya gayret gösterelim.
2/184 den anlarız ki oruç tutacağımız günler sayılı
adetliymiş. Ayrıca tutamadığımız gün sayısı kadar ramazan harici başka bir gün
orucu tutmamız gerekiyormuş. Tutamadığın bir gün için bir miskini
doyurmalıymışız. Demek ki 1 günün bedeli 1 miskinin doyurulmasına eşitmiş yada
bir miskinin doyurulması 1 oruç gününe denkmiş. 58/4 de de iki ay ardışık oruç
veya altmış yoksul doyurma eşleştirilmiştir Rabb'imiz tarafından. Yani 60
yoksul 60 gün demek oluyor. Buda 2 aydır. Dolayısıyla bir ay da 30 gün oluyor.
Oruç tutamadığımızda karşılık bir güne, bir gün tutmamız
gerektiğini ve orucun 30 gün olduğunu öğrendik. Devam edelim.
2/185 Ramazan ayına kim ulaştı ise , kim tanık oldu o aya,
öyle ki oruç tutsun onda yani ramazan ayında. Bu 30 gün ramazan ayında tutulacakmış.
Bu ayette gene ramazana tutulamayan oruç için başka zaman adedi kadar tutun der
Rabb'imiz.
Ve bütünlemeniz, tamamlamanız için sayıyı, yani 30 günü, 30
sayısını tamamlayacağımızı gene bu ayetten anlarız. Konuyu toparlayalım. Oruç ramazan ayında tutulur, oruç 30 gün
tutulur, tutamadığımızda tutamadığımız gün sayısı ramazan ayı harici herhangi
bir zamanda tutulmalıdır, sayıyı tamamlamalıyız.
*
2/183 Ey iman etmiş kimseler!* Yazıldı
üzerinize siyam/oruç322; yazıldığı gibi sizden önceki kimseler üzerine**; belki
sizler takvalı21 olursunuz***.
*Siyam/oruç sadece iman etmiş kimselere yazılmıştır.
Kur'an'a iman etmemiş kimselere siyam/oruç asla zorlanamaz.
**Geçmiş ümmetlere de siyam/oruç yazılmıştır.
***Siyam/oruç Yüce Allah'ın razı olmayacağı davranışlardan
sakınmak olan takvayı artırır.
Anlarız ki oruç iman edenlere bir vazifedir. İman etmeyeni
bağlamaz. Bizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi bize de yazılmış. Oruçla
takvayı ilişkilendirmiştir Rabb'imiz. Hem oruç tutun dedi ise tutarsak takvalı
davranmış oluruz hem oruçlu iken de daha dikkatli olup Yüce Allah'ın
hudutlarında kalmak da daha özenli oluruz hem bu bir ay boyunca edindiğimiz
sakınmayı hayatımıza empoze edebiliriz hem de bazı şeylerden Rabb'imizin emri
diye uzak durabilmeyi anlarız kanaatindeyim. En doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
2/184 Günlerdir sayılı/adetli; öyle ki kim oldu
sizlerden bir hasta ya da sefer üzerinde; öyle ki adetincedir başka günlerden;
ve üzerinedir kimselerin -tâkatını kullanırlar- bir fidye; doyurur bir miskini;
öyle ki kim gönüllü oldu bir hayra/iyiliğe öyle ki o hayırdır/iyiliktir ona; ve
ki siyam/oruç322 tutarsınız; hayırdır/iyiliktir sizlere eğer olduysanız
bilirler.
Oruç belirli, sayılı adetli günlerdir. Eğer hasta veya
sefer üzerinde olup da tutulamazsa bu adetli günler sonrasında herhangi bir
zamanda tutulmalıdır. Rabb'im bize asla zorluk istemez hastasın tutma başka iyi
olduğun zaman tut. Seferdeysen de tutamıyorsan tutma başka zaman tutarsın. Bu
sefer savaş olmak zorunda değildir. Yolculuktaysan da bu geçerlidir. Buradan da
bir çok hurafe türemiştir. Yok kadınlar bilmemne kilometreye giderse mi yalnız
giderse mi v.s. tutmasın. Bir sürü saçmalık var.
Bu siyamı tutamamanın kriteri ise takatını kullanma ile
tutacaksan eğer, tutmayabilirsin. Sonra takatını kullanmadan tutacağın bir
zaman tutarsın. Veya takatını kullanarak tutacaksan tutmayabilirsin.
Bunun yerine fidye seçeneği vermiş Rabb'imiz. Neymiş bu
fidye. Doyur bir miskini. Açlık sınırında olan bu kimseyi artık bir öğün mü yoksa
1 gün mü doyurursun sana kalmış. Anlarız ki bunu yapmak bir hayırmış iyilikmiş.
Fakat orucu tutarsanız da bu hayırmış, iyilikmiş. Rabb'imin katında oruç tutmak
ve takatını kullanarak oruç tutmak yerine miskin doyurmak aynı derecede
hayırmış.
Takatını kullanmak vücudu zorlamak manasındadır. Örneğin
düzenli ilaç alıyorsundur, aç kalınca aşırı sinirli olabilirsin, halin
olmayabilir, aşırı susarsın, çalışıyorsundur işini etkiler, hassas iş
yapıyorsan odağın dağılıyordur, tehlikeli iş yapıyorsundur anlık karar vermen
etkileniyordur gibi gibi sebepler olabilir. Bu ve benzeri durumlarda takatını
kullanarak oruç tutmak yerine seçeneğimizi kullanarak miskin doyurup oruç
tutmayabiliriz. Hem bir açlık sınırında yaşayanı doyurmuş oluyoruz. Bu
insanların da nasiplenmesine sebep oluruz. Hem belki bu tarz davranışları
ramazan ayı haricinde yapmayada kendimizi veya başkalarını teşvik etmiş oluruz.
Bu ve 2/271 ayetinde geçen hayrun/hayırlı kelimesi ile
ilgili görüşlerime baktınız mı bilmiyorum. Konu bağlamı ile ilgili ayetimiz geldiğinden
bahsedeyim.
2/271
Eğer açık ederseniz sadakaları378; öyle ki nimettir/hoştur
o; ve eğer gizlerseniz onu ve verirseniz onu
fakirlere; öyle ki o bir hayırdır sizlere;
ve kâfirlik25 eder* (Allah) sizden (bir kısmınıza),
günahlarınızdan (bir kısmına); ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Bu ayetten kısa bahsedip 2/184 e geçicem. Bu ayete geçen
aynı hayrun kelimesine daha anlamı verilerek daha hayırlı diye meal verirler ki
halbuki hayrun kelimesinde daha diye bir anlam olmamasına rağmen.
Örneğin ;
2/271 O sadakaları /zekatı* açıktan verirseniz ne güzel olur! Ama fakirlere
verirken gizlerseniz* sizin
için daha iyi olur. O, bir kısım kötülüklerinizi örter. Allah,
yaptığınız her şeyin iç yüzünden haberdardır.*
Süleymaniye Vakfı Süleymaniye Vakfı Meali
2/271 Sadakaları
açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz
bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret
olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bazen de aynı ayette 2 ayrı yerde geçen aynı hayrun
kelimesinin birine daha yazıp diğerine daha yazılmama durumu da vardır 2/184 de
olduğu gibi. Bu manada yukarıda ayeti sadakaları açık verirseniz
iyidir,güzeldir fakat gizli verirseniz daha hayırlıdır diye bir çokları
çevirir. Bu manada Rabb'imiz sadakaları açık da gizlide verin aynı şekilde
hayırlıdır dediğinde sen birine daha hayırlıdır dersen Rabb'imin aynı derecede
önem verdiği bir şeyin bir tanesini önemsizleştirirsin. Çünkü adam sadaka
verecek bir bakıyor mealde gizli verin daha hayırlıdır diyor. Hayırlı olanı
yapmak isteyecek, toplumda açık sadaka veren kalmayacak. Oysa Rabb'imiz belki
açıktan verilen sadakalar ile diğer insanları teşvik etmesi için her iki
yöntemi de aynı derecede gösterdi. Sen neden birini önemsizleştirip diğerini
parlatıyosun, haddinmi senin, Rabb’imin mesajını neden yamultuyorsun, sen
kimsin.
Hayrun
:
خير B. ḳairin iyi veya cömert bir dürtü خار (خير ) kāra i seçmek, kişinin
seçimini yapmak;
tercih etmek ( على ھ s.th. to) II yapmak veya kiralamak (
ås.o.) seç ( بين arasında, في'den), ver ( ه
s.o.) alternatif, seçenek veya seçim ( بين arasında, في
içinde); tercih etmek ( على ھ s.th. to)
III rekabet etmek, rekabet etmek ( ه ile s.o.); yapmak veya
izin vermek ( ه s.o.) seçmek, vermek ( ه s.o.) seçim, seçenek veya alternatif V
seçmek, seçmek,
seçmek ( ھ، ه s.o., s.th.) VIII seçmek, yapmak birinin
seçimi; seçmek, seçmek, seçmek, seçmek
ھ، ه) s.o., s.th.), s.o. veya s.th. üzerine odaklanmak (، ھه);
tercih etmek ( على ھ s.th. to) │ اختار لله الى
جواره ... (jiwārihī) yaklaşık: Rab aldı ... Kendine X
aramak veya talep etmek iyi veya en iyi olan ( ھ ) o.s. için ( å Tanrı'dan
doğru rehberliği istemek için خير kair pl. خيار kiyār, اخيار akyār iyi; mükemmel,
olağanüstü, üstün, takdire şayan iyi şey, bereket; varlık, mülk; -- iyi, fayda,
menfaat,avantaj; refah; hayırseverlik │ خير الناس the tüm insanların en iyisi; خيار
الناس, اخيار الناس the insan ırkının seçilmiş insanları yenmek; ھو
2/184 ayetinde durum çok daha vahimdir. Gene aynı hayrun
kelimesinin birine daha anlamı verirler. Ayette fidye verip hayra giren için
hayırlıdır derler ama oruç tutmanız daha hayırlıdır derler.
2/184
(Oruç size) sayılı günlerde olmak üzere (farz kılındı). İçinizden kim hasta
veya yolcu olursa, (tutamadığı gün sayısı kadar) diğer günlerden o sayı(yı
tamamlasın). Oruç tutmaya zar zor güçleri yetenlerin ise* bir fakiri doyuracak
kadar fidye (vermesi) gerekir. Kim gönüllü olarak
iyilik yaparsa, bu kendisi için daha hayırlıdır. Bilirseniz (zorluğa rağmen)
oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.
Mehmet Okuyan (asla mealini okumayınız hadislere inanır)
2/184 Eyyamen ma'dudat, fe men kane minkum maridan ev ala
seferin fe iddetun min eyyamin uhar ve alellezine yutikunehu fidyetun taamu
miskin, fe men tatavvaa hayran fe huve
hayrun leh, ve en tesumu hayrun lekum in kuntum ta'lemun.
2/184 Sayılı günlerdir. Sizden kim hasta olur veya
yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca
zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim
bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu
onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha
hayırlıdır.
Yaşar Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim Meali
Bu şekilde çeviri kabul edilebilir.
Şimdi bunu çeviren zalim kimse, zalimdir çünkü Allah'ın
ayetini yalanlar. İzah edelim. Yüce Allah fidye verip hayır
yaparsan bu hayırlıdır oruç tutarsan bu
hayırlıdır der. Fidyede hayırlı, oruç tutmakta aynı hayır, aynı hayrun
kelimesi. Takatını kullanıyorsan fidye ver, zorlanmıyorsan tut arada Allah
katında fark yok.
Ama bu zalim mealinde der ki fidye vermek daha hayırlı ama birde
parantez açmış açıklama yapıyor, zorluğa rağmen oruç tutmanız sizin için daha hayırlı.
Şimdi ben buna zalim demeyeyim mi. Yüce Allah en büyük zalimlik kendi
ayetlerini yalanlamak olduğunu söylüyor. Allah zorlanırsan fidye ver hayırlı
diyor, zorlanmazsan da tut. Neresinde yazıyor bu ayetin zorlansa da tut bu daha
hayırlı diye, Aksine zorlanırsan tutma fidye ver diyor. Sen Allah adına yalan
uyduruyorsun, kendi yanından din uyduruyorsun, Allah'a iftira atıyorsun, kendi
yalanlarını Allah'a dayandırıyorsun ey zalim.
Rabb'im seçenek sunuyor sen Allah'a inat bu seçenekleri
ortadan kaldırıp zorlansan da tut diyorsun. Rabb'im dinde zorlama yok diyor
senin mealinde zorlama var. Sen oraya daha hayırlıyı koyarsan birde zorluğa rağmen insan daha
hayırlıya yönlenme ihtiyacı hissedecek. Zorladın işte.
Şunu da net ifade edeyim Rabb'im size dinde zorluk istemem
diyor ya dikkat edin Rabb'imiz nerde bir kolaylık sağladıysa şeytan onun
üzerine oturmuştur. O şeyi
zorlaştırmaya çalışmıştır. Rabb'im kolaylık için seçenekler sunmuştur. İblis de
zorlaştırmak için detaylandırmıştır. Elbette Kur'an ayetlerine bir şey yapamaz
bu şeytanın velileri ile işte böyle mealler gibi farklı yollarla yapmaktadır.
Hadis dediğiniz sürece bu saplandığınız bataklıkta debeleceksiniz,
ne kadar ağzınızla Kur'an deseniz de sizler şirk koşmadan inanmayanlar olarak
kalacaksınız. Sözün bu şahıs ve onun gibileredir. Bu örneklemeyi Riba
çalışmasında da yaptım oradan da bakabilirsiniz.
*
2/185 Ramazan ayı ki indirildi onda Kur'an; bir
doğru yola kılavuz insanlara; ve bir beyanat226 doğru yola kılavuzdan; ve
furkan259; öyle ki kim tanık/şahit oldu sizlerden o aya; öyle ki
siyam/oruç322 tutsun onda; ve kim oldu bir hasta ya da bir sefer üzerinde; öyle ki adetincedir
başka günlerden; ister/diler Allah sizlere kolaylık; ve istemez/dilemez sizlere
güçlük/zorluk*;vve bütünlemeniz/tamamlamanız içindir adeti/sayıyı; ve
yüceltmeniz içindir Allah'ı; sizleri doğru yola kılavuzlamasına karşı; ve belki
sizler şükredersiniz43.
*Yüce Allah insanlara nerede bir kolaylık sağlamışsa şeytan
o şeyi zorlaştırmaya çalışmıştır. Savm/oruç da böyledir. İnsanlar Yüce Allah'ın
kolay kıldığını sorularla, detaylarla zorlaştırmaktadır. Zorlaştırma şeytanın
vesvesesidir.
Kur'an ramazan ayında indirilmeye başlanmıştır. Kur'an bir
doğru yola kılavuzdur insanlara, bir doğru yol göstericisidir kılavuzluğu ile, bir furkandır, doğruyu ve yanlışı ayırır,
batılı ve hakkı ayırır. Ve kim ramazan ayına ulaşırsa o ay da oruç tutsun der
Rabb'imiz. Ve devam eder öğretilerimiz. Hasta oldun veya yolculukta oldun o ay
içinde tutamadın başka bir gün tut ramazan ayı dışında tutamadığın gün
sayısınca diye öğreniriz. Yüce Allah'ın bizim için kolaylık istediğini zorluk
istemediği öğretisi yine bu ayetimizdedir.
Ayrıca sayıyı tamamlamamız gerekirmiş. Yani öğrendik ya 30
günü tamamlayacağız. Bazı seneler olduğu gibi ve bu sene 2025 ramazanında olduğu
gibi 29 gün asla değil, 30 gündür. Diyanet hüküm koymuş bu sene 29 günmüş oruç,
Yüce Allah’a inat.
Zaten bunların neyi doğru ki bu doğru olsun.
Bu yapmamız gereken savm Yüce Allah'ı yüceltmek içinmiş ama
bizi doğru yola kılavuzlamasına bir karşılıkmış. Belki sizler şükredersiniz
yani belki karşılığını verirsiniz diyor. Yani diyor ki Rabb'imiz, ben bunu
uygun gördüm detaylı açıkladım belki bu savmı yaparsınız.
Bir iki detay daha paylaşayım konu bağlamında izninizle.
Ramazan ayı ay olara kutsal bir ay değildir. Kutsal olan
Kur’an’ın inmeye başlamasıdır. Daha doğrusu inmeye başlayan Kur’an’dır. Bu ayda
oruç tutmanın amacı da insanın Kur’an’ı kendisine indirmesidir. Bu ay vesilesi
ile Kur’an öğrenilmeli, Kur’an’ı kendi beynimize indirmeliyiz.
Ayrıca Kadir gecesi yani gecesi kadir de her yıl gerçekleşen
bir şey değildir. Gecesi Kadir Kur’an’ın ilk kez indirilmeye başladığı o
gecedir sadece. Ramazanda 27. Günün gecesi kadir gecesi olarak kabul
edilmesinin İslam’da karşılığı da yoktur alakası da yoktur. Ayrıca bunun
temsili olarak kutlanmasında sakınca olmamasına karşı, bu şekilde kabul edipte
yok günahlar affolacak, yok arınıcaz, yok bu gece yaptığın ibadetler şukadar
sevap gibi gibi inançlarla bir şeyler yapıldığı takdirde bu yapılanların İslam
ile alakası olmadığından artık başka dinde oluruz, çünkü neye inanıyorsan o
senin dinindir. Ayrıca da bunu uyduranı da ilah edinmiş oluruz.
Kur’an’ı kendimize indirdiğimiz her gece bizim için şahsım
adına gecesi kadir olacaktır.
*
2/187 Helal kılındı sizlere
siyam/oruç322 gecesi cinsellik içeren davranışlar kadınlarınıza karşı;
onlardır bir elbise sizlere; ve sizlersiniz bir elbise onlara; bildi Allah ki
sizler kandırır/aldatır/hainlik eder oldunuz kendi nefislerinize201; öyle ki
tevbe etti33 (Allah) üzerinize; ve affetti (Allah) sizleri; öyle ki şimdi
cinsellik içeren ten tene temas kurun onlara; ve arayın/bakının Allah'ın
sizlere yazdığına; ve yiyin; ve için; ta ki beyan olur sizlere beyaz iplik
siyah iplikten; fecirde/şafakta; sonra tamamlayın siyamı/orucu322 geceye
doğru; cinsellik içeren ten tene temas kurmayın onlara ve sizler
itikâf325 içindeler (-ken) mescitlerde16* işte şu; hudutlarıdır
Allah'ın; öyle ki yaklaşmayın ona; işte budur; beyan16 eder Allah
ayetlerini insanlara; belki onlar takvalı21 olurlar.
*Evin bir bölümünde yoğunlaşmış şekilde Kur'an çalışmak,
Kur'an öğrenmek, Yüce Allah'a çağrı yapmak.
Cinsel ilişki siyam sonrası erkek ve kadına helal kılınmış.
Demek ki oruçlu iken cinsel ilişki haram bunu anlarız. Yüce Allah'ın burada daha
önceki bir şeyden dönmesi yani affı söz konusudur. İnsanın kendine hakim
olamamasını da anlarız ayetten. Sonrasında artık ten tene temaz kurun der Rabb'im.
Öncesinde oruç bitiminde cinsel ilişkiye girin diyordu. Siyamın bizden
öncekilere de farz olduğunu öğretmişti. Rabb'im bazen şeriatında yani dini
hükümlerinde helal ve haramda değişiklikler yapabilir, yapabiliyor, örnekleri
Kur'an'da vardır. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumda sanki daha önceki bazı
kimselere oruç zamanı olan 30 gün cinsel ilişki yasağı koymuş olma ihtimali var
gibi geliyor bana tüm bunları göz önünde bulundurarak. En doğrusunu Yüce Allah
bilir.
Ayetimize devam edelim. Oruç bitince birde der ki Rabb'im
yeyin, için. Demek ki oruçluyken yiyip içmeyeceğiz bunu da anlarız. Gün içinde
oruç başlangıç ve bitiş zaman detaylarını verir Rabb'imiz. Beyaz iplik siyah
iplikten ayrılana kadar yiyin için, demek ki bu başlangıç zamanı. Tamamlayın
orucu geceye doğru. Demek ki geceye doğru bitiyor.
Bu vakitlere bakıcaz ayete devam edelim. Ten tene temas
kurmayın itikafta iken mescitlerde diyerek Yüce Allah hudutlarını bizlere
öğrettiğini bildirir. Hudutlarının dışına
çıkmayın hatta bu hudutlara yaklaşmayın diye de bizlere öğretir. İşte
ayetlerimi beyan ettim insanlara belki onlar takvalı olurlar diye ekler.
Takvalı olmak için Rabb'imizin hudutlarında kalıcaz, Kur'an ayetlerini bilicez,
hafızada canlı tutucaz. Kur'an harici her şey bizi şirke sokar diye hatırlatıp
itikaf hakkında bir iki şey söyleyip vakitlere geçelim.
Mescitte itikafta iken cinsellik içeren ten tene temas
kurmayın. Mescit çalışmasına bakınız. Mescit illa kapalı alan veya toplanma
yeri değildir, Yüce Allah'a yöneldiğimiz, dua ettiğimiz, çağrı yaptığımız her
yerdir. Dağ başı, uzay, evimizin köşesi diyorduk ya. İtikafta odaklanmak,
yoğunlaşmak için bir kenara çekilmedir. Şimdi itikaftayken cinsel ilişki
kurmayın diyor Rabb'imiz. Nerde bu adam itikafta klisedemi, camidemi, manastırdamı, hayır(22/40 a
bakınız buralar zamanında Allah için ibadet edilen yerlermiş, cami hariç/cami toplamak, bir araya getirmek demektir) Bu adam kendi evinin bir köşesinde, yoğunlaşmasına
yardımcı olacak şekilde ortamı ayarlamış, belki karanlık, belki sessiz, belki
şu bu veya hepsi, eşi de yanında. Dışarda toplu bir ibadet edilen yerde olsa ne
olacak dur bir eve gideyim de eşimle birlikte olup gerimi geleyim diyecek. İşte
bu konuda bu şekildedir.
Ayrıca anlarız ki oruç tutulan ay içerisinde bazı geceleri odaklanmak için ayırmalıyız. Bu odaklanma elbette Kur’an ile olacaktır. Kur’an öğrenmeye veya öğretmeye odaklanılabilir. Bu odaklanma tüm ay değil bazı geceler olmalıdır. Çünkü kadınlarla ten tene temas cinsel ilişkide bulunabilme izni verilmiştir ki itikafta bunu yapamıyoruz. Fakat Yüce Allah bu odaklanılacak gün sayısı belirtmemiştir. Rahmetinden bize bıraktığı için buna kişi kendi karar vermelidir.
Rabb'imin işaret ettiği oruç başlama ve bitiş zamanlarına
gelelim.
Beyaz iplik siyah iplikten ayrılana kadar yiyin için, demek
ki bu başlangıç zamanı.
Bu vakti herkes kendisi anlayabilir, kimsenin teleskopa veya
yıldız bilimi bilmesine gerek yoktur. Gündüzün aydınlığı gecenin aydınlığından
ayrılmaya başladığı an oruç başlar. Aynı zamanda bu zaman bu zamanın başlangıcı
sabah salatı zamanıdır.
Tamamlayın orucu geceye doğru. Demek ki geceye doğru
bitiyor.
Geceye kadar demek gündüzün bitmesi demektir. Güneş
battıktan sonra yani hava kararmaya başladığı anlaşıldığı an oruç biter.
Güneş battığı an oruç açma zamanıdır.
Bu resimde güneş kaybolduğu andır oruç açma zamanı.
Anlaşılması açısından bu tam batmaya yakın resim koydum.
Aşağıdaki linkten bu vakitlere ulaşabilirsiniz. Site
içeriklerini tavsiye etmiyorum. Şirk içerir ama bu linkteki tabloyu
kullanabilirsiniz. Tabi ki kendiniz de bakıp araştırın, doğruluğundan kendiniz
emin olun.
https://errufai.com/safak-dogus-batis.html
*
33/35 Doğrusu müslim45 (erkekler) ve
müslim45 (kadınlar); ve mümin27 (erkekler) ve
mümin27 (kadınlar); ve kanaat eden (erkekler)
ve kanaat eden (kadınlar); ve sâdık182 (erkekler) ve
sâdık182 (kadınlar); ve sabreden51 (erkekler) ve
sabreden51 (kadınlar); haşyet53 duyan (erkekler) ve
haşyet53 duyan (kadınlar); sadaka342 veren (erkekler) ve
sadaka342 veren (kadınlar); ve siyam322 eden
(erkekler) ve siyam322 eden (kadınlar); ve koruyan (erkekler)
fürûclarını110 ve koruyan (kadınlar); ve Allah'ı çokça
zikreden78 (erkekler) ve zikreden78 (kadınlar); hazırlardı Allah
onlara* bir mağfiret319 ve büyük bir ecir/karşılık .
*Eril çoğul gelen zamir. İşaret edilen erkek ve
kadınların tümümü kapsar. Bu da bizlere Arapça gramer olarak eril çoğulla
gelen zamirlerin sadece erkekleri değil hem erkekleri hem de kadınları işaret
ettiğine güzel bir delil olur.
Bu ayette siyam eden erkekler ve siyam eden kadınlar diye
öğretir Rabb'imiz.
sâim = oruç tutan kişi (erkek, tekil)
sâime = oruç tutan kadın (tekil)
sâimîn = oruç tutan erkekler (çoğul)
sâimât = oruç tutan kadınlar (çoğul)
33/35 İnnel muslimine vel muslimati vel mu'minine vel
mu'minati vel kanitine vel kanitati ves sadikine ves sadikati ves sabirine ves
sabirati vel haşiine vel haşiati vel mutesaddikine vel mutesaddikati ves saimine ves saimati vel hafızine furucehum vel
hafızati vez zakirinallahe kesiren vez zakirati eaddallahu lehum magfireten ve
ecren azima.
Bu ayet ödülün de, cezanın da, karşılığında, ibadetinde,
cinsiyetinde dinimizde kadın erkek diye bir ayırım yapmadığının bir kanıt
ayetidir. Ayeti dikkatlice okuyunuz. Bu ayete muhatap olanlar, bu ayette
Rabb'imizin dediklerini dediği şekilde yapanlar için kendisinin büyük bir
karşılık vereceğini ve onlara kendisi tarafından bir bağışlanma nasip edeceğini
söylüyor. Bir insan daha başka ne isteyebilir. Yüce Allah bağışlayacak ve büyük
bir ecir verecek. Şahsım adına daha öte bir şey istemem. Rabb'im beni bu
insanların arasına katsa yeter bana. Umarım tüm müminlerin bu ayette anlatılanı
anlatıldığı gibi yapabilmelerini nasip ederek bizleri de bu müminlerin arasına
katarak söylediği mağfiret ve ecire kavuşabilmelerini/kavuşabilmemizi diler.
*
2/222 Ve sual ederler/sorarlar
sana menstrüasyon/âdet* hakkında; de ki: “O bir eziyettir**; öyle ki
azledin/uzaklaştırın kadınları*** menstrüasyonda/âdette*; yaklaşmayın
onlara*** ta ki temizlenirler****; öyle ki temizlendikleri zaman, öyle
ki gelin onlara Allah'ın size emrettiği yerden*****”; doğrusu Allah sever
tevbe33 edenleri ve sever temizlenenleri.
*Kadınların ortalama 28 günde bir periyodik olarak
yaşadığı, 2-7 gün süren, miktarı 30-80 ml olan vajinal kanaması.
**Adet dönemi kadınlar oldukça fazla kasık ağrısı yaşarlar.
Ağrılara ek olarak bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi-sersemlik, uyum
bozukluğu, fenalaşma ve yorgunluk görülebilir. Tam da Yüce Allah’ın ayette
bildirdiği gibi; âdet dönemi kadınlar için bir eziyet, bir sıkıntıdır.
***Âdet döneminde cinsel ilişki kadında 'endometriosiz'
olarak bilinen bir hastalığın oluşma riskini artırır. Ayrıca cinsel yolla
bulaşan hastalıklar açısından da riski artırır. Bilimsel veriler âdet döneminde
cinsel ilişkiyi asla önermez.
****Âdet döneminin bitmesi.
*****Yüce Allah'ın emrettiği cinsel ilişki yeri kadın
vajinasıdır.
Bu ayette oruç ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Ama bu
ayeti almazsam olmazdı. Bir önceki ayette anladık ya kadın erkek ayrımı yoktur
Rabb'imiz katında diye. İşte dolaylı olarak oruç ile bağlantılı. Kadınlar
adetli iken oruç tutmayın günahtır veya Kur'an'a dokunmayın günahtır diye
yüzlerce hurafe, yalan, iftira içinde bu da vardır ya. Bu kadınlara yapılan bir
zülümdür aslında. Bu ayeti baz alalım ve günde 2 kere yapılması gereken salat
üzerinden gidelim.
Şimdi kadınlar ayda bir adet olur, ortalama 5 gün diyelim.
Bir kadın 65 yaşına kadar yaşasın ve menapoz dönemini de hesaplayalım 40 ve 50
arasında yaklaşık 3 ila 8 yıl sürer. Genellikle menapozdan sonra kanama olmaz.
Ama menapoz süresi içinde %10 oranla olabilir. Adet başlama yaşı ise 10-14 yaş
civardır.
Şimdi 65 yaşına kadar yaşayan bir kadını ele aldık. 12
yaşında adet görmeye başladı diyelim 45 yaşında menapoza girdi diyelim. 33 sene
hayatında adet zamanıdır. Ayda bir 5 günden yılda 60 gün eder. 33 senede 1980
gün eder ki oda 5,42 yıl eder.
Siz bu insanın hayatından 5,5 yıl çaldınız. Bu insan tam
5,5 yıl hiç Kur’an okuyamadı, salaı ikame edemedi, yapması gerekenleri yapmadı
yada yapamadı bu uydurmalar yüzünden.
Konumuz oruç üzerinden gidelim. Oruç yılda 1 aydır. 5 günü
adet zamanıdır. Gene 33 yıl adet zamanı olan bir kadın sizin uydurmanıza göre
990 gün oruç tutması lazımken, bunun 165 günü tutmadı.
Rabb’im takatınızı kullanarak tutacaksanız eğer tutmayın
der ve seçenek sunar. Her kadın bu dönemi farklı geçirebilir. Karın ağrısı
çeken olur, kalkamadan yatarak geçiren olur veya hiç etkilenmeyen olur.
Bırakında kişi tutma, tutmama veya tutamama yerine miskin doyurmaya kendi karar
versin. Kusura bakmasın ama kadınlarımızda ata dini, hurafeler, söylentiler, kelle
sayılarının peşinden gideceklerine, hadis söylenti kitapları ne demiş ona bakacaklarına
tek ve gerçek olan hak olan Rabb’imin kitabına bakıp, aslında Yaratıcımız ne
demiş ona baksınlar.
Sözüm bu uydurmalara uyanlar içindir. Kendi yanlarından
uydurdukları dinlere tabi olanlar içindir. Gerçi bu ayet özelinde kadınlara
hitap etsem de biz erkeklerde farklı değiliz. Ne kadar çok seviyoruz zanlara
uymayı, hak gerçeğe uymak yerine.
Bu da böyle ilginç bir istatistik olmuş olsun. Belki bu
açıdan bakılmamıştır.
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her
yer.
21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut
olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak
durmayı işaret eder.
27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun
evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi
olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat
etmek/güvenmek.
33Dönmek, vazgeçmek.
35Savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız
etmek, zarar vermek. Katletmek öldürmek asla değildir. 33:16 ayetinde Yüce Allah
bizlere işaretini vermiştir. 33:16 ayetinde "De ki: "Asla menfaat
sağlamaz sizlere firar eğer firar etseydiniz ölümden ya da katillikten; ve
o zaman metalandırılmazsınız biraz dışında."" buyrulmuştur. Bu
ayetten net olarak anlarız ki ölüm ile katillik aynı şey asla değildir.
Farklı kavramlar olduğunu Rabbimiz bu iki kelimeyi "ya
da", "veya" anlamında olan "evi" ayracıyla
ayırarak göstermiştir. Her katletme illa ki ölümle
sonuçlanmak zorunda değildir. Ancak ölümle de sonuçlanabilir.
37Güç yetiren.
43Teşekkür etmek. Minnettar olmak. Şükran (iyilik bilmek;
gönül borcu) sahibi olmak.
45Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek dini olan biricik İslam
dinine (sadece/saf Kur'an'a) teslim olmuş olanlar. İslam: İnsan
bilincinin Yüce Allah'la arşta/hiperuzayda yapmış olduğu
antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı
insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir zikirdir/hatırlatmadır. Sadece
Kur'an gerçek İslam dinidir.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü
kaybetmeden direnme/karşı durma.
53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet
ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.
78Hatırlatma, öğüt. Kur'an da bir zikirdir. Yüce
Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere
hatırlatır.
110Fürûc kelimesi aralık, açıklık, yarık demektir.
Erkeklerin ve kadınların korumak zorunda olduğu cinsel organ bölgelerinin
olduğu yerleri işaret eder.
113Açlık sınırında yaşayan.
169Dine, İslam'a, sadece Kur'an'a adanmış hayat tarzı.
Sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına dayanarak yapılan tüm eylemler.
182Doğrular, dürüstler.
201Benlik, kişilik, öz varlık.
207Bağıtlar, bağıtlaşmalar, bağlar,
antlaşmalar, sözleşmeler, birliktelikler, söz vererek birleşmeler.
226Deklere etmek, bildirmek, belli etmek, ifade etmek.
259Ayıran, bölen, yaran. Doğruyu yanlıştan ışın kılıcı gibi
ayıran. Kutsal kitapların her biri bir furkandır. Elbette şerefli
Kur'an'ımızdır.
Kur'an'ı anlayarak okuyanlar ellerine bu ışın kılıcını
almış olur.
319Bağışlama, affetme.
322İmtina etmek, çekinmek, sakınmak, uzak durmak
anlamındadır. Ramazan ayında (30 gün) siyam/oruç tutulur. Şafağın beyaz ipliği
siyah ipliğinden ayırt olunca -gün ışığı karanlıkta ilk belirginleştiğinde-
başlar ve Güneş batınca biter. Siyam yemekten, içmekten ve cinsel yakınlaşmadan
uzak durmaktır. Hasta veya seferde olanlar tutamadıkları günleri Ramazan ayı
dışında tutarlar. Tâkatını kullanarak tutabilenlerse bir miskini/açlık
sınırında yaşayanı doyurarak bir fidye verirler. Siyam/oruç tutmak da
hayırlıdır; fidye vermek de hayırlıdır. Birbirlerine üstünlükleri yoktur.
Siyam/oruç gecesi cinsel yakınlaşma serbesttir.
325Odaklanmak ve yoğunlaşmak için bir kenara çekilme.
327Kur'an ayetlerinin delillerle tartışıldığı, öğrenildiği;
belirlenmiş bir mekanda ve zamanda gerçekleştirilen, önceden duyurusu
yapılan toplanma, bir araya gelme; kongre.
337Vizit, ziyaret, amaç edinme, onarmak.
338Hac veya umre için haram mescide gelen
kimselerin kendileri ve başkaları için yanlarında getirdikleri ihtiyaç
giderici şeyler. Canlı hayvan mantıken en iyi hediyedir. İyi bir besin kaynağı
olan et çölde çok hızlı bozulacağı için et verecek olan hayvanın canlı
olarak haram mescide getirilmesi en güzelidir. Bu hayvanlar oraya gelen insanların
doyurulması içindir. İhtiyaç oluştukça Yüce Allah adına kesilirler.
339Hac ve umre için gelenlerin haram mescide girmeden
önce baş tıraşı oldukları anlaşılmaktadır. Saçların çok kısa kalacak
şekilde kesilmesi bit ve pire gibi parazitlerin yayılmasını
büyük ölçüde azaltır. Benzer uygulamalar antik uygarlıklarda
da mevcuttu. Şehre gelen yabancılar hamamda yıkanmadan şehre giremezlerdi.
Baş tıraşının aynı zamanda damga gibi bir işaret olduğunu da anlıyoruz. Hediye
olarak getirilen şey hediyelerin kabul edilerek kayıt altına alındığı alana
gelinceye kadar baş tıraşı olunmazdı. Hediye kendi mahalline ulaşıp o kimse
adına kayıt yapıldığında artık o kimse baş tıraşı olabilir ve haram
mescide girebilirdi. Anlarız ki baş tıraşı sağlık açısından önemli olduğu
kadar işaretleme amaçlı da kullanılmıştır. Başları tıraşlı olan
kimseler toplum için hediye sunmuş kimselerdir.
340Hac ve umrede asla hediye getirme imkanı olmayan
kimseler de baş tıraşı olur. Haram mescide girer. Ancak
hediye fideye olarak 3 gün hac zamanında, 7 gün de evine döndüğünde olacak
şekilde toplam 10 gün siyam/oruç tutar.
341Bir kimse hastaysa ya da başı tıraş edildiğinde başında
bir deri hastalığı görülürse o kimseler hac ve umre yapamaz. Haram mescide
giremez. Fidye olarak siyamdan/oruçtan ya da sadakadan ya da nusuktan bir
karşılık/ödeme verir. Kişinin iyileştiğinden ve başındaki deri hastalığının
geçtiğinden emin olunursa o durumda hediyesi kabul edilir ve haram mescide
girebilir. Hediyede zorlanırsa kendisine kolay geleni verir. Rabbimiz bu
fidyenin miktarını rahmetinin gereği bildirmemiştir. Bu nedenle bizlere en
kolay geleni tercih edebiliriz. Tek günlük bir siyam/oruç tutmak da ayetin
tecelli etmesine yeterlidir. Ya da 3. tip bir sadaka verilebilir. Ya da
adanılmış hayat tarzında devam edilebilir. Hastalığı nedeniyle mağdur olmuş bir
kimseye Yüce Allah asla zorluk yüklemez. Adanmış hayatına devam etmesi bile bir
fidye olur.
342Kur’an’da 3 tip sadaka vardır. Bunlar;
1-Sadaka-1: Kamu yönetiminin topladığı bir gelir vergisi
türü.
Kamu yönetimini 9:60 ayetinde Rabbimiz tarafından
zikredilen gruplar için topladığı özel bir kamu vergisi (9:103, 9:58 ve 9:60).
2-Sadaka-2: Kamudan talepleri olan kişi ve kurumların kamu
yönetimi ile görüşmeden önce vermesi gereken sadaka vergisi (Kamu harcı).
58:12 ayeti; bu fonda toplanan harç vergileri Sadaka-1
fonuna aktarılır.
3-Sadaka-3: Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi.
Kamu yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı
kazançlardan kişinin kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka
vergisi fakirlere verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha
hayırlıdır. Fakirlere verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı
olmamalıdır. (2:271 ve 2:263)
378Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi. Kamu
yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin
kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere
verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere
verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır.
(2:271 ve 2:263)
390İntikam sahibi, öç sahibi.
454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın
hükümleri, kelamı.
520Bağlı boyunlar. Boyunduruk altına girmiş kimseler.
534Hac döneminde yapılması haram edilen şeyleri yapmamak.
Haram emrine uymak.
680Hakka/gerçeğe uygunluk, hakkı/gerçeği gözetme.
Hakka/gerçeğe uygunluk temelinde herkese eşit ve tarafsız bir şekilde davranma.
Adalet, doğruluk ve eşitlik prensiplerine dayanan evrensel bir değerdir.
EN
DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder