29 Mayıs 2025 Perşembe

ORUÇ / SİYAM / SAVM / SAİM

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                             

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                       

                                              

                                              

                                              

                                              

ORUÇ                                     

SİYAM / SAVM / SAİM                     

 

 

Oruç kelimesi Türkçe bir kelime değildir. Arapça da değildir. Farsça bir kelimedir ve Kur'an'da oruç diye bir kelime geçmez. Bizim oruç dediğimiz kelime Kur'an'da siyam, savm ve saim olarak geçmektedir. Bizim bildiğimiz şekli ile geçmeyen bu kelime, bu kavram için aslında bize Yüce Allah Kur'an'da neyi anlatıyor bunu inceleyeceğiz. Öncelikle kök anlamlarına bakalım.                           

           

صوم Swm Sad-Vav-Mim    : ṣāma u (ṣaum, صيام ṣiyām) için çekimser ( عن s.th.'den); uzak durmak yiyecek, içecek ve cinsel ilişki; oruç tutmak, صوم ṣaum kaçınma, kaçınma, yoksunluk; oruç, hızlı; oruç, صيام ṣiyām oruç, oruç, ṣuyyam, صيام ṣiyām orucu (sıf.); Daha hızlı, orucunu tutan kimse, عيد الغفران Kefaret Günü                                                                                                                 

Kaynak : hans-wehr-searchable-pdf – page 451

anlamlarına gelir.

Kökünde yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmak anlamlarının yanı sıra bir kefaret de vardır ki Kur'an'da da zaten aynen bu şekilde Rabb'imiz işaretlerini bize vermektedir. Genel çerçevede baktığımızda çekimser olucaz, uzak durucaz, kaçınıcaz, yoksun kalıcaz diye kök kelimeden anlayabiliriz. Anlamları arasında da olan ve Kur'an'da zaten açıkça bahsedilen bu çekimserlik, uzak durulucak olan, kaçınılacak ve yoksun kalınacak olan şeyler yeme, içme ve cinsel ilişki diye geçer. Tabii bu sadece oruçlu olduğumuz zamanları kapsamaktadır.

Savm müminlere farz kılınmıştır. Belli bir ayda ve belli bir adetli günlerdir. Bu adedi tamamlamamızı ister Yüce Rahman. Rabb'imin ayetlerinde detaya gireceğiz fakat belki şunu düşünen vardır.

Neden her yıl 10 gün geri atıyor diye önce onun izahını yapayım, bilmeyenler için.

Savm Ramazan ayı içinde yapılması gereken bir ibadettir. İşaretlerimize bakıcaz ayetlerden. Ramazan Araplarda bir ay adıdır. 9. aylarının ismi Ramazandır. Hatta 3 aylar derler ya 7 recep 8 Şaban 9 ramazan şeklinde Arapların ay isimleridir. Bizim ocak, şubat, mart gibi. Bu aylar kameri (hicri) takvime göredir. Yani ay takvimine. Bu ay takvimine göre 1 yıl 354 gün veya 355 gün sürer. Bizim kullandığımız takvim ise miladidir yani güneş takvimi. Onlarda da 12 ay ve bizde de 12 ay olmasına rağmen bizde 1 yıl 365 gün, artık yıl varsa 366 gün onlarda ise 354 veya 355 gün olduğundan her yıl bizi 10 veya 11 gün geri atarak ramazan ayına denk gelmesi sağlanır bu doğrudur.              

Kameri takvim, kamer ay demektir. Ayın dünya etrafındaki hareketine dayanır. Bir ayın yeniaydan yeniaya döngüsü 29,5 gündür. Bizim kullandığımız miladi takvim ise yani güneş            takvimi güneşin dünya etrafındaki hareketlerine göre hesaplanır. Yani dünyanın güneş etrafında ki tam turu 365.24 gündür. Bizde de bir ay 28 artık yılda 29, diğerleri 30 ve 31 gün şeklinde değişir.

Yüce Allah'ın katında da ayların sayısı 12 dir ayetle sabittir. Bizde de Araplarda da Yüce Allah katındaki ay sayısına göre doğrudur.

Bu az önce bahsettiğim 3 aylara da gelelim. 3 Aylar diye bir şeyin İslam'da karşılığı yoktur. Sadece Ramazan ayı vardır. Ramazan harici 3 aylar diye tutulan oruçlar şirk içerir.

Diyebilirsiniz Kur'an'da oruç var işte bende Allah rızası için, Allah için, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için bu 3 aylarda oruç tutuyorum. Ekstra ibadet ediyorum, sevap kazanıyorum. Ne var bunda işte neyi şirk olcak ne diyosun sen. Açıklayayım.                                                                             

Bildiğiniz gibi Yüce Allah sadece İslam ile gelenin dinini kabul edecek. Şimdi bu 3 aylar da oruç tuttun, Ramazan hariç, bu ayda elbet tutulacak diğer 2 ay için konuşuyorum. İşte bu 2 ayda oruç var, tutulması lazım, nafile ibadet, şurasında bu kadar tuttun, şu kadar sevap, bu kadar günah temizlendi, işte başında ortasında sonunda tuttun tüm sene       oruç tutmuş sayılırsın v.s. V.s.                          

Bu şekilde inanıp tuttuğun orucun Allah katında karşılığı yok, çünkü bunu söyleyen Yüce Allah değil, İslam dininde böyle bir ibadet yok. Şimdi ne yapmış oldun biliyormusun?

Bunlara inanıp olmayan bir ibadeti yaptın, öncelikle Yüce Allah'ın dininden çıktın, çünkü İslam’da böyle bir şey yok, sonra Yüce Allah adına yalan uydurdun veya uyduranlara tabi oldun, çünkü Yüce Allah'ın dediğini değil birilerinin yanından uydurduğunu yaptın, Yüce Allah harici ilah edindin, çünkü olmayan bir ibadeti ve olmayan bir sevap günah uyduranı ilah edindin, dinde olmayan sevap, günah ekledin.

Artık şirk koşarak inanan, İslam dininde olmayan kendini Müslüman sanan biri olarak hayatına devam ediyorsun ve tevbe etmezsen veya tevbe edip de aynı yanlışa dönersen müşrik olarak öleceksin ve yerin süresiz cehennem olacak. O nedenle İslam'da karşılığı olmayan şeylere dikkat edelim. İlah ediniriz, dinden çıkarız. Bu neden le de Kur'an'ı         anladığımız dilde okuyup, öğrenelim.      

Kısaca Allah dedi diye yapmadın çünkü demedi, İslam dininde var diye yapmadın çünkü yok dolayısıyla birisinin yanından uydurduğu dine tabi oldun o İslam olmayan dine uydun birinin yanından uydurduğu dine tabi olurken aynı zamanda o dini uyduranın dediğini yaparak onu uyduranı ilah edindin.                                                                                                                                     

Bu konuda şunu yapabilirdik. Ekstra bir oruç tutmak mı istiyoruz. Savm zamanı harici üzerimize bir oruç farz değil bilerek, birileri dedi diye değil İslam’da karşılığı olmadığını bilerek, birilerine tabi olarak veya yanlarından uydurduklarına uyarak değil yalnız Yüce Allah'ın rızası ve hoşnutluğunu kazanmak amacıyla tutmak istiyorsan tut. İstersen tüm hayatın boyunca tut. Ama ibadetine şirk bulaştırma. Şu kadar tutarsam bu olur şunu yaparsam bu olur diye değil ecrini yalnız Yüce Allah'tan bekleyerek ve Yüce Allah'ın hudutlarında kalarak bu ibadeti yap. Rabb'ine kavuştuğunda bil ki tüm yaptıklarının karşılığı verilecektir.

Din adına, din için Allah adına, Allah için, Allah'a yaklaşmak için, Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak için yapacağın şeylerin ve düşüncelerinin karşılığı İslam dininde var mı yok mu çok dikkat etmeliyiz. Yoksa sadece bu oruçla sınırlı olmadan bir çok şeyde dinimiz İslam olmaz ve şirk koşmuş oluruz.

O yüzden dinde hüküm koyan tüm kaynakları elimizin tersi ile itip yalnız Kur'an demeliyiz. Tek gerçek kaynak Biricik Kur'an'ımızdır. Tek hak yolu Şerefli Kur'an'ımızdır. Tek Yüce Allah'a klavuzlanabilmemizi sağlayacak gene Kerim Kur'an’ımızdır. Kur'an zikirdir, nurdur, furkandır, öğüttür, şifadır bizleri karanlıklardan aydınlıklara çıkaracak tek kaynaktır.                                             

Rabb'imin izni ile Rabb'imin ayetlerini incelemeye başlayalım. Bizim üzerimize farz olan savmdan önce Kur'an'da işaret edilen kefaret oruçlarına bakarak başlayıp, sonra üzerimize farz olan savma bakalım. Tabii bu kefaret oruçlarından bazıları da, ayette belirtilen durum içerisine girersek üzerimize farz olacaktır. İnceleyelim.                                                                                                                                                 

  

Makale ;                                                                                                                                                      

 KUR'AN'A GÖRE ORUÇ

 

Videolar ;

ORUÇ 1 - YASİN ÖZKAN

ORUÇ 2 - YASİN ÖZKAN

İBRAHİM ESİNLER - ORUÇ

 ERHAN AKTAŞ - ORUÇ

EDİP YÜKSEL - ORUÇ

SONİA CİHANGİR - ORUÇ




KEFARET ORUÇLARI 

 

2/196  Ve tamamlayın haccı327 ve umreyi337 Allah için; öyle ki eğer kısıtlanırsanız o durumda kolayınıza gelenidir* hediyeden338; tıraş etmeyin başlarınızı339; ta ki ulaşır hediye338 kendi mahalline/yerine; öyle ki kim oldu sizlerden bir hasta ya da (oldu) onda (kimsede) başından bir rahatsızlık341; öyle ki (vardır) bir fidye siyamdan/oruçtan322 ya da sadakadan342** ya da nusuktan169; öyle ki emin olduğunuz zaman öyle ki kim metalandı/faydalandı umreyle doğru/kadar hacca; öyle ki (vardır) kolayına geldiği* hediyeden338; öyle ki kim asla bulamaz (hediye)340 öyle ki (vardır) bir siyam/oruç üç gün hacta; ve (vardır) yedi döndüğünüz zaman; işte şu (ki) ondur tamamı340; işte bu***; kimseleredir (ki) asla olmaz ahalisi onun hazır (da) haram mescitte; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin; doğrusu Allah şiddetlidir akabinde.   

*Gücünüzün yettiğidir.                                                                                                           

**Tip 3 sadaka.                                                                                                                      

***Ayette işaret edilenler haram mescitte oturmayan, kendisinin bakımını sağlayacak olan hazırda akrabaları veya tanıdıkları olmayan kimseler içindir.                                                                                                                                       

Kefaret orucu ayetimizdir. Hac ile alakalıdır. Hac konusunda Rabb'im nasip ederse inceliycez. Konu bağlamımıza bakalım. Rabb'imiz haccı ve umreyi tamamlayın diyor. Bu kavramları inceliycez ama şu an hac yapılan yer müşriklerin elindedir. Şirk ibadeti yaparlar. Bu şekilde iken iman eden biri asla oraya gitmemelidir. Hatta şahsım adına herhangi bir ibadet yapıyorsam ve oranın yönünü biliyorsam o yöne bile asla dönmem.      

Bir hediye ile gidin veya hediye gönderin der. Eğer oraya gidemezseniz o zaman size bir fidye vardır diyor. Gidememe sebepleri de hasta olmak, başından yaralanmakmış. Bu fidye oruç tutmak, sadaka vermek yada nusuktanmış.

Oruç tutmak bildiğimiz manada oruçtur. Sadaka konusunu işliycez. Birkaç sadaka türü işaret edilir Kur’an’da. Şimdilik Allah’ın lütfundan verdiğinin vergisi diye kısaca belirteyim, detaya girmeyelim. Nusuk ise kurban diye açıklarlar. Nusuk ibadet tarzı ibadetlerin hepsini kapsayan bir kelimedir. Tüm kulluk ibadetidir. Kurbanlık hayvan bunun içine girse de Allah için yapılan her türlü ibadeti kapsar. Bu ayet özelinde oruç harici ne kadar sadaka verilecek ve hangi ibadet ne kadar yapılacak Rabb'im çok detay vermeyerek rahmetinden dolayı bunu bizler bırakmıştır. Kişi kalbinin mutmain olma noktasına kadar bunlardan birini seçer ve ayet hudutlarında istediği şekilde istediği kadar yapar.                                    

Birde hediye insanın kolayına gelenmiş. Dönemi ve coğrafi koşulları göze alırsak en kolay hediye kesilecek bir hayvan olacaktır. Hem gidene kadar et taze kalır hem de hayvan canlı olduğundan kendini taşır. Ama herhangi bir bakliyat olur veya giyecek olur v.s. Hediye gönderemeyen ise 3 gün hacta ve döndüğünde de 7 gün toplamda 10 gün oruç tutmalıymış.                            

Rabb'im bu ayetinde yükümlülükler getirmiş ve yapamayanın bu yükümlülüğü için seçenekler sunmuştur. Hac yeri gerçek müminler olduğu ve gittiğimizi veya gitmek istediğimizi düşündüğümüz noktada bu yükümlülükleri yapmakla mükellef oluruz. Bu toplanma yeri de kabe olmak zorunda değildir diye belirteyim, hac konusunda detaylandırmaya çalışıcam. Herhangi bir yapının kutsal değeri olamaz. Kutsal olan orada ne yaptığındır. Bir yapı ancak senin göstergen, yönelme yerin olabilir. Yöneldiğin yön ve nasıl yöneldiğin ve neyle yöneldiğin kutsaldır. Konu başlığı gelince Rabb’im nasip ederse detaylandırıcam.


 

*                                            

4/92   Ve olmuş değildir bir mümin27 için ki katleder35 bir mümini27; dışındadır bir hata (-yla olması); ve kim katletti35 bir mümini27 bir hata (-yla); öyle ki serbestleştirmektir mümin bir rakabe520; ve bir diyettir teslim edilen onun (katledilenin) ehline*; dışındadır ki sadaka378 ederler (katledilenin ehli); öyle ki eğer olduysa sizlere bir düşman kavimden**; ve o (katledilen) bir müminse27; öyle ki serbestleştirmektir mümin bir rakabe520; ve eğer olduysa bir kavimden (ki) sizlerin arasında ve onların arasında (vardır) bir misak/antlaşma***; öyle ki bir diyettir teslim edilen onun (katledilenin) ehline; ve serbestleştirmektir mümin bir rakabe520; öyle ki kim asla bulamaz; öyle ki siyamdır322 mütemadiyen**** iki ay; bir tevbedir33 Allah’tan; ve oldu Allah bir Alîm8; bir Hakîm9.

*Ailesine.                                                                                                                   

                                                                                                                  

***Antlaşma olan bir kavimdense diyet verilir.                                                              

****Ardışık. Aralıksız.                                                                                                                                     

           

Ölüm ve vefat başlığında inceleyeceğimiz ve sadaka başlığında da kendi konu bağlamına bakacağımız bir ayettir. Konumuz bağlamında bir mümin bir mümini hata ile öldürürse. Zaten kasten öldürmek asla kabul edilemez. Oldu ki kaza ile oldu, Musa kıssasındaki gibi. Bazı detaylar verir Rabb'imiz.

Bir mümin köle özgürleştirilmeli veya öldürülenin ailesine diyet verilmeli. Sonra düşman kavim veya anlaşma yapılan kavimler arasında böyle bir olay olursa ne olacak onları izah eder Rabb'imiz.

Bu manada aralarında bir anlaşma olan bir kavimden mümin biri bir mümini yanlışlıkla öldürürse eğer bir diyet vermeli öldürülenin ehline veya bir köle yani boyundurluk altında olan biri özgürleştirilmeli bunları bulamayanda aralıksız olmak kaydıyla 2 ay oruç tutacak. Bu onun diyeti, kefareti ve tevbesi yerine geçecektir diye öğretir Rabb'imiz.

Kimsenin başına her iki şekildeki olayın gelmemesini Yüce Allah'tan temenni ederim, yani öldürme ve öldürülme. Fakat böyle bir olayla karşılaşılırsa Rabb'imiz yapılması gerekenleri açıklamıştır. Buna göre davranmak durumundayız eğer inanansak. İnanan değilsek zaten bu veya herhangi bir Kur'an ayeti bizi bağlamaz. Neyin ne olduğunu ahirette anlarız yani iş işten geçtikten sonra.

Bu manada şunu da belirteyim. Hurafeler içinde yüzüyoruz ya. 1 gün oruç bozan 60 veya 61 gün oruç tutacak Kur'an'da da var derler ya. İşte 60 gün mevzusunun geçtiği oruç ile ilgili referans gösterdikleri bu ayettir ve bir ayet daha vardır ona da bakıcaz 58/4 ayetimizdir. Bu ayette gördüğümüz ve göreceğimiz 58/4 ayetininde de oruç bozma ile de, bozulan oruca karşılık ne kadar oruç tutulacağı ile de alakası yoktur. Bozulan oruca karşılık tutulacak oruç, bozulan gün sayısı kadardır, tutulacak zaman ise ramazan ayı harici herhangi bir zamandır. Ayrıca Kur'an'da kazası olan tek ibadette oruç ibadetidir.                                                                                                                                            

*

5/89   Tutmaz (sorumlu) sizleri Allah yeminlerinizdeki diyalektle/jargonla/ağızla; velakin/fakat tutar (sorumlu) sizleri akitlediğiniz207 yeminler nedeniyle; öyle ki kefareti onun yedirmedir on miskinki113 vasattan/ortadan/en iyisinden (ki) yedirirsiniz ehlinize/ailenize ya da giydirmedir onları ya da hürriyetine kavuşturmadır rakabeyi520; öyle ki kim asla bulamaz öyle ki oruç tutar üç gün; işte budur; kefaretidir yeminlerinizin yemin ettiğiniz zaman; ve koruyun yeminlerinizi; işte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetlerini454; belki sizler şükredersiniz43.                                                                                                               

           

Yemin başlığı altında inceleyeceğimiz ayettir. Konu bağlamında Yüce Allah bilmeden, boş konuşarak, hata ile, istem dışı gibi sebeplerle ettiğimiz yeminlerden       bizleri sorumlu tutmamasına rağmen anlaşılan, birlikte karar verilen, yükümlülük getiren, bağlayıcı, itaat ve bağlılık içine sokan yeminlerden bizleri sorumlu tutarmış.          Bu yemini bozmanın da kefareti varmış. On miskin yani açlık sınırında yaşayan 10 kişi yedirmek, giydirmek veya bir bağlanmış olanı hürriyetine kavuşturmakmış. Bu yedirme ve giydirme ehlimiz olsa nasıl yapacaksak, onlara da o şekilde yapılması şeklinde olmalıdır.   

Bu yeminin bozulma noktasındaki kefaret için Bunlardan hiç biri bulunamazsa eğer bunun yerine başka bir seçenek olarak 3 gün oruç vardır. Bu ayeti de unutmayalım. Yeminlerimizi tutmalıyız, korumalıyız verdiğimiz sözler de dahil. Eğer olamazsa Rabb'imin bize belirlediği bu kefaret seçeneklerinden birini yapmamız gerekiyor. Kısaca belirttiğimiz konularla ilgili yeminler bizi bağlar, hangileri bağlamaz, hangileri yükümlülük getirir, hangileri getirmez, hangileri kefarete girer, hangileri girmez gibi konularda ayetimizden bakabilirsiniz. Apaçık açıklamıştır Rabb’imiz, her şeyi apaçık açıkladığı gibi.

                                                                                                                                             

*       

5/95   Ey iman47 etmiş kimseler! Katletmeyin35 avı; ve sizler ihramlı534 (olarak); ve kim katletti35 onu (avı) sizlerden kasıtlı/kasten; öyle ki bir cezadır misli/benzeri katlettiğinin35 çiftlik hayvanlarından (ki) hükmeder ona sizlerden iki adalet680 sahibi; Kabe'ye ulaşan bir hediye (olarak); ya da bir kefaret (olarak) yedirmedir miskine113; ya da buna adil/eşit/denk bir oruçtur; tatması içindir vebalini (o kimsenin) emrini/işini; affetti Allah geçeni; ve kim taştı/sınırı aştı; intikam alır Allah ondan; ve Allah Azîz’dir37; Zuntikâmdır390.                                                                                                                  

                                                                                                                                                        

Hacdaki bir kefarettir. Hac başlığında Rabb'im nasip ederse detaylı inceleyeceğiz. Konu bağlamına bakalım. Hac döneminde avlanarak hayvan öldürmeyin der Rabb'imiz ama bu kara avıdır. Maide 96 da deniz avının yasaklanmadığını kara avının yasaklandığı görüyoruz hac zamanı sınırları içindeyken.

Bu dönemde bu yasağa karşı eğer avlanan bir kimse olursa da bu kefaretten öte bir ceza yani karşılık olarak yapılması gerekenleri öğretir Rabb'miz. Daha doğrusu yapılması gerekenin seçeneklerini sunar. Ne katlettiysen misli yani aynısı bir çiftlik hayvanını kabeye gönderecekmişsin. Yada kefaret olarak bir miskini yani açlık sınırındaki birini yedirecekmişiz yada buna denk oruç tutacakmışız. Bu Yüce Allah'ın hududu imiş, hudutları aşandan intikamımı alırım diyor Rabb'imiz. Burdaki uygulamanın da bu hududu aşan kişinin bu yaptığı işin vebalini tatması için diye belirtiyor.                                                       

Geçmişte bu olay olduysa bağışlıyor herhangi bir kefaret veya cezanın olmadığını söylüyor ama bu ayetten sonra bu olayı yapan kimse bu ayete göre hareket etmelidir.                        

Burada oruç için gün sayısı vermemiş. Yüce Allah'ın hududunu aştın ve bir vebal ödeyeceksin. Gün sayısı olarak bir miskini doyurmaya denk diye anlıyoruz ama başka detay belirmemiş Rabb'imiz bize bırakmış. Kişinin kalbi hangi seçenekle mütmain olacaksa ona denk oruç tutsun diye anlamlandırabilirim şahsım adına.

Katlettiği hayvana denk de olabilir diye düşünüyorum ama cezadan sonra kefaret deyip miskin doyurma ve sonrası buna denk dediğinden miskin doyurmaya denk olabileceği daha mantıklı geliyor. Gene de kişi ile kulu arasında olacak, Allah'da net bir detay vermediğine göre kişiye ve ayetten anladığına bağlıdır diye düşünüyorum.  En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                 

*

19/26  "Artık ye ve iç. Gözün aydın olsun! Eğer beşerlerden biri ile karşılaşırsan; ben Rahman'a savm adadım, bu nedenle bugün hiç kimse ile konuşmayacağım de."                                                                                       

 

Burada  Meryem'in İsa'nın doğumu sonrası bir konuşmama orucu örneği vardır. Bir adak mevzusu da vardır. Adak başlığında detaylandıralım. Buradaki adak konuşmama savmıdır. Adak illa bir hayvan kesme değildir.

Tabii ayet bu konuşmayacağım de diye çevrilince saçma olmuş. Hem konuşmayacakmış hem de konuşmayacağım diyecekmiş diye mantığa da oturmuyor zaten.                                                      

Zaten ayette de bu şekilde demez. Konuşmayacağım bugün hiçbir insanla diye geçer ayette. Bu olayın kısaca amacı şudur. Meryem kimseyle ilişkisi olmadığı halde bir bebek sahibi olmasını insanlara izah edemeyeceğinden onun konuşmaması en doğrusu olacaktır. Onun yerine beşikteki İsa konuşacaktır. Bir nebi olduğunu ve çeşitli detayları yenilerde doğmuş olan İsa, beşikteyken insanlara izah edecektir. Bir biyolojik babasınında olmadığı muhtemelen izah edeceği bu detayların içinde olacaktır.

Başka bu şekilde konuşmama ile ilgili Zekeriya’nın kıssasında vardır. 3/41 ayetine bakınız. Bu konuda oruçla ilgili olmadığından çalışmamıza almadım. Konuşmama ile ilgili olsa da olay hemen hemen her yönden tamamen farklıdır konu bağlamımız açısından. Merak edenler bakabilirler bu kıssaya.

 

*

58/3   Hanımlarına zihar yapıp sonra da kararlarından dönenlerin, ilişkiye girmeden önce bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. İşte size, yapmanız gereken öğütleniyor. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

58/4   Kim bulamazsa, ilişkiye girmeden önce, aralıksız olarak iki ay oruç tutmalıdır. Oruç tutmaya gücü yetmeyenler, altmış yoksulu doyurmalıdır. Allah'a ve Resul'üne iman etmenizin gereği olarak böyle yapın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kafirler için çok acıklı bir azap vardır.                                                                                                                                         

           

Hanımlara zihar yapanlarla ilgili ayettir. Günümüzde hala var mıdır bilemiyorum ama o dönemde varmış. Zihar eşlerini annelerinin yerine koymak manasındadır. Zihar terim olarak kocanın, kendisine haram kılmak maksadıyla karısını veya karısının baş, yüz, sırt gibi bütünü ifade eden bir bölümünü evlenmesi dinen yasak olan yakını (mahrem) bir kadına benzetmesi demektir. Yani kişi karısını kendine haram ediyor. Bunun yapılmamasını söyleyen Rabb'imiz aynı mümin katletme gibi (4/92) bir kefaret orucu koymuştur bu işi yapanlara 60 gündür.                                                                 

Zihar yaptın, sonra vazgeçtin fakat ilişkiye girmeden bir bağlı olanı özgürlüğe kavuşturcan. Bulamazsan ise aralıksız 60 gün oruç tutacaksın der Rabb'imiz. Bir seçenek daha vermiş Yüce Rahman'ımız, oruca gücün yetmiyorsa da altmış yoksul doyuracaksın. Bunu yapan olursa ve geri dönmek isterse bu ayete göre hareket etmelidir.    

Bu ayettede 4/92 de bahsettiğimiz gibi orucu bozma veya orucu bozma karşılığı tutulacağını söyledikleri 60 gün oruç v.s. gibi şeylerle alakası yoktur.

Bunu söyleyenler kendi yanlarından din uydurmuşlardır, kendi yanından din uyduranlara tabi olmuşlardır, İslam dininde olmamakla beraber, Yüce Allah yanında ilah edinmişlerdir. Şirk koşup müşrik olmuşlardır.

İşte nerdeyse her sohbetimizde defalarca üzerine basa basa anlattığım mevzu budur. Neye inandığımıza ve kaynağına bakalım. Delilimiz, kanıtımız varmı, inandığımız o şey Kur’an’da varmı ?

Eğer yoksa uzaklaşalım. Bunun için Kur’an’ımızı okuyalım anlayacağımız dilde, sürekli okuyalım hafızamızda Yüce Allah’ın kelamları her daim canlı kalsın. Tüm sıkıntıların çözümü budur. Kur’an inanlara şifadır diye Rabb’im boşa söylemiyor hiçbir şeyi boşa söylemediği gibi. Aklımızı kullanalım, kullandırtmayalım, dinimiz nakil ve gütme dini değildir. Akıl dinidir, kişiseldir. Hiç kimseye gerek duymaksızın Tek Yüce Allah’a kul olma dinidir ki zaten bu Yüce Allah’ın bize çok büyük bir lütfudur.

Apaçık düşman olan şeytanın tuzaklarına düşmemek, müşrik olarak ölüp cehenneme gitmemek için lütfen apaçık olan Biricik Kur’an’ımızı anladığımız dilde okuyalım. Telefona gelen kıytırık bir mesaja nasıl bakıyorsak Alemlerin Yaratıcı, Alemlerin Rabb’i Yüce Allah’da bize bir mesaj göndermiş. Kur’an’ı göndermiş ki bu kitabı Allah bizim için göndermiş. Sözümüzü hatırlatmak, yol göstermek için.

Ey akıl sahibi bir zahmet merak et de bir zahmette oku, sonuçta sen kazanacaksın, yada sen kaybedeceksin. Okuman yada okumaman Yüce Allah’a bir yarar yada zarar sağlamayacak. Bu kitap senin için, sana yazılmış.

                                                                                                                                 

*

Bizden öncekilerinde üzerine farz kılındığı gibi bizlere de farz kılınan ramazan ayında yerine getirmemiz gereken sorumluluğumuz, ibadetimiz olansavm ibadeti ile ilgili ayetlerimize geçelim Yüce Rabb'imin izni ve dilemesi ile.                                                                                                     

 

 

 

2/184  Günlerdir sayılı/adetli; öyle ki kim oldu sizlerden bir hasta ya da sefer üzerinde; öyle ki adetincedir başka günlerden; ve üzerinedir kimselerin -tâkatını kullanırlar- bir fidye; doyurur bir miskini; öyle ki kim gönüllü oldu bir hayra/iyiliğe öyle  ki o hayırdır/iyiliktir ona; ve ki siyam/oruç322 tutarsınız; hayırdır/iyiliktir sizlere eğer olduysanız bilirler.                                         

Tutulamayan gün sayısı başka zaman (ramazan harici) tutulur                                                 

1 günün bedeli 1 miskin doyurma                                                                                           

Sayılı adetli, adeti sayısı belli olandır her adet 1 gündür.                                                                                             

 

58/4 Öyle ki; bulamayan her kimse; o durumda o ikisi birbirlerine temaslarından önce iki ay ardışık olarak oruç; ancak kim yapamaz, o durumda altmış yoksulun doyurulması; bu inanabilmeniz içindir Allah'a ve resûlüne ve bunlar Allah'ın sınırlarıdır ve kafirler içindir acıklı bir azap.                                                                  

60 yoksul, 60 gün buda 2 aydır yani 1 ay 30 gündür.                                                                                                                       

Not: Ayrıca Kuran’da çoğul olarak günler kelimesinin 30 kez geçmesi de bize bir ayın 30 gün olduğunun işaretini verir.                            

2/185  Ramazan ayı; ki indirildi onda Kur'an; bir kılavuz insanlar için; ve kılavuzdan bir bildiri/bir deklarasyon; ve Furkan ve kim tanık oldu/şahit oldu sizlerden o aya; öyle ki, oruç tutsun onda, ve kim oldu hasta veya bir sefer üzere; o durumda sayısınca başka günlerden; diler/ister Allah sizlere kolaylık; ve istemez/dilemez sizlere güçlük/zorluk; ve bütünlemeniz/tamamlamanız için sayıyı ve yüceltmeniz  için Allah'ı; sizleri doğru yola kılavuzlamasına karşı; ve belki sizler şükredersiniz.                                                                             

Oruç ramazan ayında tutulur                                                                                      

Ramazan ayında tutulamayan gün kadar başka zaman tutulur  

Rabbimiz sayıyı tamamlamamızı ister                                                 

                                                                                                                                                         

Oruç hangi ay, kaç gün gibi detaylara bakıcaz sadece sonrasında 2/184 ve 2/185 ayetini ayrıca detaylı inceleyeceğiz. Bu 3 ayet üzerinden öncelikle çıkarımımızı yapmaya gayret gösterelim.                                                                                                                                     

2/184 den anlarız ki oruç tutacağımız günler sayılı adetliymiş. Ayrıca tutamadığımız gün sayısı kadar ramazan harici başka bir gün orucu tutmamız gerekiyormuş. Tutamadığın bir gün için bir miskini doyurmalıymışız. Demek ki 1 günün bedeli 1 miskinin doyurulmasına eşitmiş yada bir miskinin doyurulması 1 oruç gününe denkmiş. 58/4 de de iki ay ardışık oruç veya altmış yoksul doyurma eşleştirilmiştir Rabb'imiz tarafından. Yani 60 yoksul 60 gün demek oluyor. Buda 2 aydır. Dolayısıyla bir ay da 30 gün oluyor.                                                                                                                  

Oruç tutamadığımızda karşılık bir güne, bir gün tutmamız gerektiğini ve orucun 30 gün olduğunu öğrendik. Devam edelim.         

2/185 Ramazan ayına kim ulaştı ise , kim tanık oldu o aya, öyle ki oruç tutsun onda yani ramazan ayında. Bu 30 gün ramazan ayında tutulacakmış. Bu ayette gene ramazana tutulamayan oruç için başka zaman adedi kadar tutun der Rabb'imiz.    

Ve bütünlemeniz, tamamlamanız için sayıyı, yani 30 günü, 30 sayısını tamamlayacağımızı gene bu ayetten anlarız.        Konuyu toparlayalım. Oruç ramazan ayında tutulur, oruç 30 gün tutulur, tutamadığımızda tutamadığımız gün sayısı ramazan ayı harici herhangi bir zamanda tutulmalıdır, sayıyı tamamlamalıyız.                                                                                                                                                                                                                                                             


*

2/183  Ey iman etmiş kimseler!* Yazıldı üzerinize siyam/oruç322; yazıldığı gibi sizden önceki kimseler üzerine**; belki sizler takvalı21 olursunuz***.             

*Siyam/oruç sadece iman etmiş kimselere yazılmıştır. Kur'an'a iman etmemiş kimselere siyam/oruç asla zorlanamaz.                                                                                                   

**Geçmiş ümmetlere de siyam/oruç yazılmıştır.                                                           

***Siyam/oruç Yüce Allah'ın razı olmayacağı davranışlardan sakınmak olan takvayı artırır.                                                                                                                                          

Anlarız ki oruç iman edenlere bir vazifedir. İman etmeyeni bağlamaz. Bizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi bize de yazılmış. Oruçla takvayı ilişkilendirmiştir Rabb'imiz. Hem oruç tutun dedi ise tutarsak takvalı davranmış oluruz hem oruçlu iken de daha dikkatli olup Yüce Allah'ın hudutlarında kalmak da daha özenli oluruz hem bu bir ay boyunca edindiğimiz sakınmayı hayatımıza empoze edebiliriz hem de bazı şeylerden Rabb'imizin emri diye uzak durabilmeyi anlarız kanaatindeyim. En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                                                                                                                                                                              

*

2/184  Günlerdir sayılı/adetli; öyle ki kim oldu sizlerden bir hasta ya da sefer üzerinde; öyle ki adetincedir başka günlerden; ve üzerinedir kimselerin -tâkatını kullanırlar- bir fidye; doyurur bir miskini; öyle ki kim gönüllü oldu bir hayra/iyiliğe öyle ki o hayırdır/iyiliktir ona; ve ki siyam/oruç322 tutarsınız; hayırdır/iyiliktir sizlere eğer olduysanız bilirler.                                                             

           

Oruç belirli, sayılı adetli günlerdir. Eğer hasta veya sefer üzerinde olup da tutulamazsa bu adetli günler sonrasında herhangi bir zamanda tutulmalıdır. Rabb'im bize asla zorluk istemez hastasın tutma başka iyi olduğun zaman tut. Seferdeysen de tutamıyorsan tutma başka zaman tutarsın. Bu sefer savaş olmak zorunda değildir. Yolculuktaysan da bu geçerlidir. Buradan da bir çok hurafe türemiştir. Yok kadınlar bilmemne kilometreye giderse mi yalnız giderse mi v.s. tutmasın. Bir sürü saçmalık var.

Bu siyamı tutamamanın kriteri ise takatını kullanma ile tutacaksan eğer, tutmayabilirsin. Sonra takatını kullanmadan tutacağın bir zaman tutarsın. Veya takatını kullanarak tutacaksan tutmayabilirsin.

Bunun yerine fidye seçeneği vermiş Rabb'imiz. Neymiş bu fidye. Doyur bir miskini. Açlık sınırında olan bu kimseyi artık bir öğün mü yoksa 1 gün mü doyurursun sana kalmış. Anlarız ki bunu yapmak bir hayırmış iyilikmiş. Fakat orucu tutarsanız da bu hayırmış, iyilikmiş. Rabb'imin katında oruç tutmak ve takatını kullanarak oruç tutmak yerine miskin doyurmak aynı derecede hayırmış.

Takatını kullanmak vücudu zorlamak manasındadır. Örneğin düzenli ilaç alıyorsundur, aç kalınca aşırı sinirli olabilirsin, halin olmayabilir, aşırı susarsın, çalışıyorsundur işini etkiler, hassas iş yapıyorsan odağın dağılıyordur, tehlikeli iş yapıyorsundur anlık karar vermen etkileniyordur gibi gibi sebepler olabilir. Bu ve benzeri durumlarda takatını kullanarak oruç tutmak yerine seçeneğimizi kullanarak miskin doyurup oruç tutmayabiliriz. Hem bir açlık sınırında yaşayanı doyurmuş oluyoruz. Bu insanların da nasiplenmesine sebep oluruz. Hem belki bu tarz davranışları ramazan ayı haricinde yapmayada kendimizi veya başkalarını teşvik etmiş oluruz.


Bu ve 2/271 ayetinde geçen hayrun/hayırlı kelimesi ile ilgili görüşlerime baktınız mı bilmiyorum. Konu bağlamı ile ilgili ayetimiz geldiğinden bahsedeyim.                                                          

2/271 Eğer açık ederseniz sadakaları378; öyle ki nimettir/hoştur o; ve eğer gizlerseniz onu ve verirseniz onu fakirlere; öyle ki o bir hayırdır sizlere;  ve kâfirlik25 eder* (Allah) sizden (bir kısmınıza), günahlarınızdan (bir kısmına); ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır.                                                              

           

Bu ayetten kısa bahsedip 2/184 e geçicem. Bu ayete geçen aynı hayrun kelimesine daha anlamı verilerek daha hayırlı diye meal verirler ki halbuki hayrun kelimesinde daha diye bir anlam olmamasına rağmen.

 

Örneğin ;

2/271 O sadakaları /zekatı* açıktan verirseniz ne güzel olur! Ama fakirlere verirken gizlerseniz* sizin için daha iyi olur. O, bir kısım kötülüklerinizi örter. Allah, yaptığınız her şeyin iç yüzünden haberdardır.*

Süleymaniye Vakfı Süleymaniye Vakfı Meali

 

2/271 Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

 

Bazen de aynı ayette 2 ayrı yerde geçen aynı hayrun kelimesinin birine daha yazıp diğerine daha yazılmama durumu da vardır 2/184 de olduğu gibi. Bu manada yukarıda ayeti sadakaları açık verirseniz iyidir,güzeldir fakat gizli verirseniz daha hayırlıdır diye bir çokları çevirir. Bu manada Rabb'imiz sadakaları açık da gizlide verin aynı şekilde hayırlıdır dediğinde sen birine daha hayırlıdır dersen Rabb'imin aynı derecede önem verdiği bir şeyin bir tanesini önemsizleştirirsin. Çünkü adam sadaka verecek bir bakıyor mealde gizli verin daha hayırlıdır diyor. Hayırlı olanı yapmak isteyecek, toplumda açık sadaka veren kalmayacak. Oysa Rabb'imiz belki açıktan verilen sadakalar ile diğer insanları teşvik etmesi için her iki yöntemi de aynı derecede gösterdi. Sen neden birini önemsizleştirip diğerini parlatıyosun, haddinmi senin, Rabb’imin mesajını neden yamultuyorsun, sen kimsin.                                                                                                            

Hayrun : خير B. ḳairin iyi veya cömert bir dürtü خار (خير ) kāra i seçmek, kişinin seçimini yapmak;

tercih etmek ( على ھ s.th. to) II yapmak veya kiralamak ( ås.o.) seç ( بين arasında, في'den), ver ( ه

s.o.) alternatif, seçenek veya seçim ( بين arasında, في içinde); tercih etmek ( على ھ s.th. to)

III rekabet etmek, rekabet etmek ( ه ile s.o.); yapmak veya izin vermek ( ه s.o.) seçmek, vermek ( ه s.o.) seçim, seçenek veya alternatif V seçmek, seçmek,

seçmek ( ھ، ه s.o., s.th.) VIII seçmek, yapmak birinin seçimi; seçmek, seçmek, seçmek, seçmek

ھ، ه) s.o., s.th.), s.o. veya s.th. üzerine odaklanmak (، ھه); tercih etmek ( على ھ s.th. to) │ اختار لله الى

جواره ... (jiwārihī) yaklaşık: Rab aldı ... Kendine X aramak veya talep etmek iyi veya en iyi olan ( ھ ) o.s. için ( å Tanrı'dan doğru rehberliği istemek için خير kair pl. خيار kiyār, اخيار akyār iyi; mükemmel, olağanüstü, üstün, takdire şayan iyi şey, bereket; varlık, mülk; -- iyi, fayda, menfaat,avantaj; refah; hayırseverlik │ خير الناس the tüm insanların en iyisi; خيار الناس, اخيار الناس the insan ırkının seçilmiş insanları yenmek; ھو

 

2/184 ayetinde durum çok daha vahimdir. Gene aynı hayrun kelimesinin birine daha anlamı verirler. Ayette fidye verip hayra giren için hayırlıdır derler ama oruç tutmanız daha hayırlıdır derler. 

2/184 (Oruç size) sayılı günlerde olmak üzere (farz kılındı). İçinizden kim hasta veya yolcu olursa, (tutamadığı gün sayısı kadar) diğer günlerden o sayı(yı tamamlasın). Oruç tutmaya zar zor güçleri yetenlerin ise* bir fakiri doyuracak kadar fidye (vermesi) gerekir. Kim gönüllü olarak iyilik yaparsa, bu kendisi için daha hayırlıdır. Bilirseniz (zorluğa rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Mehmet Okuyan (asla mealini okumayınız hadislere inanır)                                                                                                                                         

2/184 Eyyamen ma'dudat, fe men kane minkum maridan ev ala seferin fe iddetun min eyyamin uhar ve alellezine yutikunehu fidyetun taamu miskin,     fe men tatavvaa hayran fe huve hayrun leh, ve en tesumu hayrun lekum in kuntum ta'lemun.                                                                                                                                       

2/184 Sayılı günlerdir. Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.

Yaşar Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim Meali

Bu şekilde çeviri kabul edilebilir.

 

Şimdi bunu çeviren zalim kimse, zalimdir çünkü Allah'ın ayetini yalanlar. İzah edelim. Yüce Allah  fidye verip hayır yaparsan bu hayırlıdır oruç tutarsan bu hayırlıdır der. Fidyede hayırlı, oruç tutmakta aynı hayır, aynı hayrun kelimesi. Takatını kullanıyorsan fidye ver, zorlanmıyorsan tut arada Allah katında fark yok.                                                                                              

Ama bu zalim mealinde der ki fidye vermek daha hayırlı ama birde parantez açmış açıklama yapıyor, zorluğa rağmen oruç tutmanız sizin için daha hayırlı. Şimdi ben buna zalim demeyeyim mi. Yüce Allah en büyük zalimlik kendi ayetlerini yalanlamak olduğunu söylüyor. Allah zorlanırsan fidye ver hayırlı diyor, zorlanmazsan da tut. Neresinde yazıyor bu ayetin zorlansa da tut bu daha hayırlı diye, Aksine zorlanırsan tutma fidye ver diyor. Sen Allah adına yalan uyduruyorsun, kendi yanından din uyduruyorsun, Allah'a iftira atıyorsun, kendi yalanlarını Allah'a dayandırıyorsun ey zalim.  

Rabb'im seçenek sunuyor sen Allah'a inat bu seçenekleri ortadan kaldırıp zorlansan da tut diyorsun. Rabb'im dinde zorlama yok diyor senin mealinde zorlama var. Sen oraya daha hayırlıyı koyarsan birde zorluğa rağmen insan daha hayırlıya yönlenme ihtiyacı hissedecek. Zorladın işte.

Şunu da net ifade edeyim Rabb'im size dinde zorluk istemem diyor ya dikkat edin Rabb'imiz nerde bir kolaylık sağladıysa şeytan onun üzerine          oturmuştur. O şeyi zorlaştırmaya çalışmıştır. Rabb'im kolaylık için seçenekler sunmuştur. İblis de zorlaştırmak için detaylandırmıştır. Elbette Kur'an ayetlerine bir şey yapamaz bu şeytanın velileri ile işte böyle mealler gibi farklı yollarla yapmaktadır.

Hadis dediğiniz sürece bu saplandığınız bataklıkta debeleceksiniz, ne kadar ağzınızla Kur'an deseniz de sizler şirk koşmadan inanmayanlar olarak kalacaksınız. Sözün bu şahıs ve onun gibileredir. Bu örneklemeyi Riba çalışmasında da yaptım oradan da bakabilirsiniz.

                                                                                                                                             

*

2/185  Ramazan ayı ki indirildi onda Kur'an; bir doğru yola kılavuz insanlara; ve bir beyanat226 doğru yola kılavuzdan; ve furkan259; öyle ki kim tanık/şahit oldu sizlerden o aya; öyle ki siyam/oruç322 tutsun onda; ve kim oldu bir hasta ya da       bir sefer üzerinde; öyle ki adetincedir başka günlerden; ister/diler Allah sizlere kolaylık; ve istemez/dilemez sizlere güçlük/zorluk*;vve bütünlemeniz/tamamlamanız içindir adeti/sayıyı; ve yüceltmeniz içindir Allah'ı; sizleri doğru yola kılavuzlamasına karşı; ve belki sizler şükredersiniz43.   

*Yüce Allah insanlara nerede bir kolaylık sağlamışsa şeytan o şeyi zorlaştırmaya çalışmıştır. Savm/oruç da böyledir. İnsanlar Yüce Allah'ın kolay kıldığını sorularla, detaylarla zorlaştırmaktadır. Zorlaştırma şeytanın vesvesesidir.                                                                                                                                      

 

Kur'an ramazan ayında indirilmeye başlanmıştır. Kur'an bir doğru yola kılavuzdur insanlara, bir doğru yol göstericisidir kılavuzluğu ile,   bir furkandır, doğruyu ve yanlışı ayırır, batılı ve hakkı ayırır. Ve kim ramazan ayına ulaşırsa o ay da oruç tutsun der Rabb'imiz. Ve devam eder öğretilerimiz. Hasta oldun veya yolculukta oldun o ay içinde tutamadın başka bir gün tut ramazan ayı dışında tutamadığın gün sayısınca diye öğreniriz. Yüce Allah'ın bizim için kolaylık istediğini zorluk istemediği öğretisi yine bu ayetimizdedir.                                                                                                                                

Ayrıca sayıyı tamamlamamız gerekirmiş. Yani öğrendik ya 30 günü tamamlayacağız. Bazı seneler olduğu gibi ve bu sene 2025 ramazanında olduğu gibi 29 gün asla değil, 30 gündür. Diyanet hüküm koymuş bu sene 29 günmüş oruç, Yüce Allah’a inat.

Zaten bunların neyi doğru ki bu doğru olsun.

Bu yapmamız gereken savm Yüce Allah'ı yüceltmek içinmiş ama bizi doğru yola kılavuzlamasına bir karşılıkmış. Belki sizler şükredersiniz yani belki karşılığını verirsiniz diyor. Yani diyor ki Rabb'imiz, ben bunu uygun gördüm detaylı açıkladım belki bu savmı yaparsınız.                                      

Bir iki detay daha paylaşayım konu bağlamında izninizle.

Ramazan ayı ay olara kutsal bir ay değildir. Kutsal olan Kur’an’ın inmeye başlamasıdır. Daha doğrusu inmeye başlayan Kur’an’dır. Bu ayda oruç tutmanın amacı da insanın Kur’an’ı kendisine indirmesidir. Bu ay vesilesi ile Kur’an öğrenilmeli, Kur’an’ı kendi beynimize indirmeliyiz.

Ayrıca Kadir gecesi yani gecesi kadir de her yıl gerçekleşen bir şey değildir. Gecesi Kadir Kur’an’ın ilk kez indirilmeye başladığı o gecedir sadece. Ramazanda 27. Günün gecesi kadir gecesi olarak kabul edilmesinin İslam’da karşılığı da yoktur alakası da yoktur. Ayrıca bunun temsili olarak kutlanmasında sakınca olmamasına karşı, bu şekilde kabul edipte yok günahlar affolacak, yok arınıcaz, yok bu gece yaptığın ibadetler şukadar sevap gibi gibi inançlarla bir şeyler yapıldığı takdirde bu yapılanların İslam ile alakası olmadığından artık başka dinde oluruz, çünkü neye inanıyorsan o senin dinindir. Ayrıca da bunu uyduranı da ilah edinmiş oluruz.

Kur’an’ı kendimize indirdiğimiz her gece bizim için şahsım adına gecesi kadir olacaktır.


KADİR GECESİ

*

2/187  Helal kılındı sizlere siyam/oruç322 gecesi cinsellik içeren davranışlar kadınlarınıza karşı; onlardır bir elbise sizlere; ve sizlersiniz bir elbise onlara; bildi Allah ki sizler kandırır/aldatır/hainlik eder oldunuz kendi nefislerinize201; öyle ki tevbe etti33 (Allah) üzerinize; ve affetti (Allah) sizleri; öyle ki şimdi cinsellik içeren ten tene temas kurun onlara; ve arayın/bakının Allah'ın sizlere yazdığına; ve yiyin; ve için; ta ki beyan olur sizlere beyaz iplik siyah iplikten; fecirde/şafakta; sonra tamamlayın siyamı/orucu322 geceye doğru; cinsellik içeren ten tene temas kurmayın onlara ve sizler itikâf325 içindeler (-ken) mescitlerde16* işte şu; hudutlarıdır Allah'ın; öyle ki yaklaşmayın ona; işte budur; beyan16 eder Allah ayetlerini insanlara; belki onlar takvalı21 olurlar.

*Evin bir bölümünde yoğunlaşmış şekilde Kur'an çalışmak, Kur'an öğrenmek, Yüce Allah'a çağrı yapmak.                                                                                                                                                        

Cinsel ilişki siyam sonrası erkek ve kadına helal kılınmış. Demek ki oruçlu iken cinsel ilişki haram bunu anlarız. Yüce Allah'ın burada daha önceki bir şeyden dönmesi yani affı söz konusudur. İnsanın kendine hakim olamamasını da anlarız ayetten. Sonrasında artık ten tene temaz kurun der Rabb'im. Öncesinde oruç bitiminde cinsel ilişkiye girin diyordu. Siyamın bizden öncekilere de farz olduğunu öğretmişti. Rabb'im bazen şeriatında yani dini hükümlerinde helal ve haramda değişiklikler yapabilir, yapabiliyor, örnekleri Kur'an'da vardır. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumda sanki daha önceki bazı kimselere oruç zamanı olan 30 gün cinsel ilişki yasağı koymuş olma ihtimali var gibi geliyor bana tüm bunları göz önünde bulundurarak. En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                     

Ayetimize devam edelim. Oruç bitince birde der ki Rabb'im yeyin, için. Demek ki oruçluyken yiyip içmeyeceğiz bunu da anlarız. Gün içinde oruç başlangıç ve bitiş zaman detaylarını verir Rabb'imiz. Beyaz iplik siyah iplikten ayrılana kadar yiyin için, demek ki bu başlangıç zamanı. Tamamlayın orucu geceye doğru. Demek ki geceye doğru bitiyor.                                            

Bu vakitlere bakıcaz ayete devam edelim. Ten tene temas kurmayın itikafta iken mescitlerde diyerek Yüce Allah hudutlarını bizlere öğrettiğini bildirir. Hudutlarının dışına çıkmayın hatta bu hudutlara yaklaşmayın diye de bizlere öğretir. İşte ayetlerimi beyan ettim insanlara belki onlar takvalı olurlar diye ekler. Takvalı olmak için Rabb'imizin hudutlarında kalıcaz, Kur'an ayetlerini bilicez, hafızada canlı tutucaz. Kur'an harici her şey bizi şirke sokar diye hatırlatıp itikaf hakkında bir iki şey söyleyip vakitlere geçelim.                                                                                                           

Mescitte itikafta iken cinsellik içeren ten tene temas kurmayın. Mescit çalışmasına bakınız. Mescit illa kapalı alan veya toplanma yeri değildir, Yüce Allah'a yöneldiğimiz, dua ettiğimiz, çağrı yaptığımız her yerdir. Dağ başı, uzay, evimizin köşesi diyorduk ya. İtikafta odaklanmak, yoğunlaşmak için bir kenara çekilmedir. Şimdi itikaftayken cinsel ilişki kurmayın diyor Rabb'imiz. Nerde bu adam itikafta klisedemi, camidemi, manastırdamı, hayır(22/40 a bakınız buralar zamanında Allah için ibadet edilen yerlermiş, cami hariç/cami toplamak, bir araya getirmek demektir) Bu adam kendi evinin bir köşesinde, yoğunlaşmasına yardımcı olacak şekilde ortamı ayarlamış, belki karanlık, belki sessiz, belki şu bu veya hepsi, eşi de yanında. Dışarda toplu bir ibadet edilen yerde olsa ne olacak dur bir eve gideyim de eşimle birlikte olup gerimi geleyim diyecek. İşte bu konuda bu şekildedir.                           

Ayrıca anlarız ki oruç tutulan ay içerisinde bazı geceleri odaklanmak için ayırmalıyız. Bu odaklanma elbette Kur’an ile olacaktır. Kur’an öğrenmeye veya öğretmeye odaklanılabilir. Bu odaklanma tüm ay değil bazı geceler olmalıdır. Çünkü kadınlarla ten tene temas cinsel ilişkide bulunabilme izni verilmiştir ki itikafta bunu yapamıyoruz. Fakat Yüce Allah bu odaklanılacak gün sayısı belirtmemiştir. Rahmetinden bize bıraktığı için buna kişi kendi karar vermelidir.

Rabb'imin işaret ettiği oruç başlama ve bitiş zamanlarına gelelim.                                             

Beyaz iplik siyah iplikten ayrılana kadar yiyin için, demek ki bu başlangıç zamanı.                     

Bu vakti herkes kendisi anlayabilir, kimsenin teleskopa veya yıldız bilimi bilmesine gerek yoktur. Gündüzün aydınlığı gecenin aydınlığından ayrılmaya başladığı an oruç başlar. Aynı zamanda bu zaman bu zamanın başlangıcı sabah salatı zamanıdır.                                                                    

 





Tamamlayın orucu geceye doğru. Demek ki geceye doğru bitiyor.

Geceye kadar demek gündüzün bitmesi demektir. Güneş battıktan sonra yani hava kararmaya başladığı anlaşıldığı an oruç biter.                                                                               

Güneş battığı an oruç açma zamanıdır.                                                                                                                                         



Bu resimde güneş kaybolduğu andır oruç açma zamanı. Anlaşılması açısından bu tam batmaya yakın resim koydum.



Aşağıdaki linkten bu vakitlere ulaşabilirsiniz. Site içeriklerini tavsiye etmiyorum. Şirk içerir ama bu linkteki tabloyu kullanabilirsiniz. Tabi ki kendiniz de bakıp araştırın, doğruluğundan kendiniz emin olun.                                                                                                      

https://errufai.com/safak-dogus-batis.html                                                                                                                                                                                                                  

*

33/35  Doğrusu müslim45 (erkekler) ve müslim45 (kadınlar); ve mümin27 (erkekler) ve mümin27 (kadınlar); ve kanaat eden      (erkekler) ve kanaat eden (kadınlar); ve sâdık182 (erkekler) ve sâdık182 (kadınlar); ve sabreden51 (erkekler) ve sabreden51 (kadınlar); haşyet53 duyan (erkekler) ve haşyet53 duyan (kadınlar); sadaka342 veren (erkekler) ve sadaka342 veren (kadınlar); ve siyam322 eden (erkekler) ve siyam322 eden (kadınlar); ve koruyan (erkekler) fürûclarını110 ve koruyan (kadınlar); ve Allah'ı çokça zikreden78 (erkekler) ve zikreden78 (kadınlar); hazırlardı Allah onlara* bir mağfiret319 ve büyük bir ecir/karşılık .                                                               

*Eril çoğul gelen zamir. İşaret edilen erkek ve kadınların tümümü kapsar. Bu da bizlere Arapça gramer olarak eril çoğulla gelen zamirlerin sadece erkekleri değil hem erkekleri hem de kadınları işaret ettiğine güzel bir delil olur.                                                                                                                                          

Bu ayette siyam eden erkekler ve siyam eden kadınlar diye öğretir Rabb'imiz.                                                                                                                                     

sâim = oruç tutan kişi (erkek, tekil)                                                                              

sâime = oruç tutan kadın (tekil)                                                                       

sâimîn = oruç tutan erkekler (çoğul)                                                                            

sâimât = oruç tutan kadınlar (çoğul)                                                                                        

33/35 İnnel muslimine vel muslimati vel mu'minine vel mu'minati vel kanitine vel kanitati ves sadikine ves sadikati ves sabirine ves sabirati vel haşiine vel haşiati vel mutesaddikine vel mutesaddikati ves saimine ves saimati vel hafızine furucehum vel hafızati vez zakirinallahe kesiren vez zakirati eaddallahu lehum magfireten ve ecren azima.   

           

 

Bu ayet ödülün de, cezanın da, karşılığında, ibadetinde, cinsiyetinde dinimizde kadın erkek diye bir ayırım yapmadığının bir kanıt ayetidir. Ayeti dikkatlice okuyunuz. Bu ayete muhatap olanlar, bu ayette Rabb'imizin dediklerini dediği şekilde yapanlar için kendisinin büyük bir karşılık vereceğini ve onlara kendisi tarafından bir bağışlanma nasip edeceğini söylüyor. Bir insan daha başka ne isteyebilir. Yüce Allah bağışlayacak ve büyük bir ecir verecek. Şahsım adına daha öte bir şey istemem. Rabb'im beni bu insanların arasına katsa yeter bana. Umarım tüm müminlerin bu ayette anlatılanı anlatıldığı gibi yapabilmelerini nasip ederek bizleri de bu müminlerin arasına katarak söylediği mağfiret ve ecire kavuşabilmelerini/kavuşabilmemizi diler.                                                                                                                                        

                                                                                                                                             

*

2/222  Ve sual ederler/sorarlar sana menstrüasyon/âdet* hakkında; de ki: “O bir eziyettir**; öyle ki azledin/uzaklaştırın kadınları*** menstrüasyonda/âdette*; yaklaşmayın onlara*** ta ki temizlenirler****; öyle ki temizlendikleri zaman, öyle ki gelin onlara Allah'ın size emrettiği yerden*****”; doğrusu Allah sever tevbe33 edenleri ve sever temizlenenleri.                                                      

*Kadınların ortalama 28 günde bir periyodik olarak yaşadığı, 2-7 gün süren, miktarı 30-80 ml olan vajinal kanaması.                                                                                                           

**Adet dönemi kadınlar oldukça fazla kasık ağrısı yaşarlar. Ağrılara ek olarak bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi-sersemlik, uyum bozukluğu, fenalaşma ve yorgunluk görülebilir. Tam da Yüce Allah’ın ayette bildirdiği gibi; âdet dönemi kadınlar için bir eziyet, bir sıkıntıdır.                  

***Âdet döneminde cinsel ilişki kadında 'endometriosiz' olarak bilinen bir hastalığın oluşma riskini artırır. Ayrıca cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından da riski artırır. Bilimsel veriler âdet döneminde cinsel ilişkiyi asla önermez.                                                                                   

****Âdet döneminin bitmesi.                                                                                        

*****Yüce Allah'ın emrettiği cinsel ilişki yeri kadın vajinasıdır.                                                                                                                                       

           

Bu ayette oruç ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Ama bu ayeti almazsam olmazdı. Bir önceki ayette anladık ya kadın erkek ayrımı yoktur Rabb'imiz katında diye. İşte dolaylı olarak oruç ile bağlantılı. Kadınlar adetli iken oruç tutmayın günahtır veya Kur'an'a dokunmayın günahtır diye yüzlerce hurafe, yalan, iftira içinde bu da vardır ya. Bu kadınlara yapılan bir zülümdür aslında. Bu ayeti baz alalım ve günde 2 kere yapılması gereken salat üzerinden gidelim.                                               

Şimdi kadınlar ayda bir adet olur, ortalama 5 gün diyelim. Bir kadın 65 yaşına kadar yaşasın ve menapoz dönemini de hesaplayalım 40 ve 50 arasında yaklaşık 3 ila 8 yıl sürer. Genellikle menapozdan sonra kanama olmaz. Ama menapoz süresi içinde %10 oranla olabilir. Adet başlama yaşı ise 10-14 yaş civardır.                                                                                                   

Şimdi 65 yaşına kadar yaşayan bir kadını ele aldık. 12 yaşında adet görmeye başladı diyelim 45 yaşında menapoza girdi diyelim. 33 sene hayatında adet zamanıdır. Ayda bir 5 günden yılda 60 gün eder. 33 senede 1980 gün eder ki oda 5,42 yıl eder.                                                                      

Siz bu insanın hayatından 5,5 yıl çaldınız. Bu insan tam 5,5 yıl hiç Kur’an okuyamadı, salaı ikame edemedi, yapması gerekenleri yapmadı yada yapamadı bu uydurmalar yüzünden.

Konumuz oruç üzerinden gidelim. Oruç yılda 1 aydır. 5 günü adet zamanıdır. Gene 33 yıl adet zamanı olan bir kadın sizin uydurmanıza göre 990 gün oruç tutması lazımken, bunun 165 günü tutmadı.

Rabb’im takatınızı kullanarak tutacaksanız eğer tutmayın der ve seçenek sunar. Her kadın bu dönemi farklı geçirebilir. Karın ağrısı çeken olur, kalkamadan yatarak geçiren olur veya hiç etkilenmeyen olur. Bırakında kişi tutma, tutmama veya tutamama yerine miskin doyurmaya kendi karar versin. Kusura bakmasın ama kadınlarımızda ata dini, hurafeler, söylentiler, kelle sayılarının peşinden gideceklerine, hadis söylenti kitapları ne demiş ona bakacaklarına tek ve gerçek olan hak olan Rabb’imin kitabına bakıp, aslında Yaratıcımız ne demiş ona baksınlar.

Sözüm bu uydurmalara uyanlar içindir. Kendi yanlarından uydurdukları dinlere tabi olanlar içindir. Gerçi bu ayet özelinde kadınlara hitap etsem de biz erkeklerde farklı değiliz. Ne kadar çok seviyoruz zanlara uymayı, hak gerçeğe uymak yerine.

Bu da böyle ilginç bir istatistik olmuş olsun. Belki bu açıdan bakılmamıştır.                                                                                                                                         

                                                                                                                                                         

                                                                                                                                             

AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR

           

                                                                                                                                             

16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer.

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.

27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek. 

33Dönmek, vazgeçmek.

35Savaşmak, zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız etmek, zarar vermek. Katletmek öldürmek asla değildir. 33:16 ayetinde Yüce Allah bizlere işaretini vermiştir. 33:16 ayetinde "De ki: "Asla menfaat sağlamaz sizlere firar eğer firar etseydiniz ölümden ya da katillikten; ve o zaman metalandırılmazsınız biraz dışında."" buyrulmuştur. Bu ayetten net olarak anlarız ki ölüm ile katillik aynı şey asla değildir. Farklı kavramlar olduğunu Rabbimiz bu iki kelimeyi "ya da", "veya" anlamında olan "evi" ayracıyla

ayırarak göstermiştir. Her katletme illa ki ölümle sonuçlanmak zorunda değildir. Ancak ölümle de sonuçlanabilir.

37Güç yetiren.

43Teşekkür etmek. Minnettar olmak. Şükran (iyilik bilmek; gönül borcu) sahibi olmak.

45Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek dini olan biricik İslam dinine (sadece/saf Kur'an'a) teslim olmuş olanlar. İslam: İnsan bilincinin Yüce Allah'la arşta/hiperuzayda yapmış olduğu antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir zikirdir/hatırlatmadır. Sadece Kur'an gerçek İslam dinidir.     

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.

78Hatırlatma, öğüt. Kur'an da bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

110Fürûc kelimesi aralık, açıklık, yarık demektir. Erkeklerin ve kadınların korumak zorunda olduğu cinsel organ bölgelerinin olduğu yerleri işaret eder. 

113Açlık sınırında yaşayan.

169Dine, İslam'a, sadece Kur'an'a adanmış hayat tarzı. Sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına dayanarak yapılan tüm eylemler.

182Doğrular, dürüstler.

201Benlik, kişilik, öz varlık.

207Bağıtlar, bağıtlaşmalar, bağlar, antlaşmalar, sözleşmeler, birliktelikler, söz vererek birleşmeler.

226Deklere etmek, bildirmek, belli etmek, ifade etmek.

259Ayıran, bölen, yaran. Doğruyu yanlıştan ışın kılıcı gibi ayıran. Kutsal kitapların her biri bir furkandır. Elbette şerefli Kur'an'ımızdır.

Kur'an'ı anlayarak okuyanlar ellerine bu ışın kılıcını almış olur.

319Bağışlama, affetme.

322İmtina etmek, çekinmek, sakınmak, uzak durmak anlamındadır. Ramazan ayında (30 gün) siyam/oruç tutulur. Şafağın beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt olunca -gün ışığı karanlıkta ilk belirginleştiğinde- başlar ve Güneş batınca biter. Siyam yemekten, içmekten ve cinsel yakınlaşmadan uzak durmaktır. Hasta veya seferde olanlar tutamadıkları günleri Ramazan ayı dışında tutarlar. Tâkatını kullanarak tutabilenlerse bir miskini/açlık sınırında yaşayanı doyurarak bir fidye verirler. Siyam/oruç tutmak da hayırlıdır; fidye vermek de hayırlıdır. Birbirlerine üstünlükleri yoktur. Siyam/oruç gecesi cinsel yakınlaşma serbesttir. 

325Odaklanmak ve yoğunlaşmak için bir kenara çekilme.

327Kur'an ayetlerinin delillerle tartışıldığı, öğrenildiği; belirlenmiş bir mekanda ve zamanda gerçekleştirilen, önceden duyurusu yapılan toplanma, bir araya gelme; kongre.

337Vizit, ziyaret, amaç edinme, onarmak.

338Hac veya umre için haram mescide gelen kimselerin kendileri ve başkaları için yanlarında getirdikleri ihtiyaç giderici şeyler. Canlı hayvan mantıken en iyi hediyedir. İyi bir besin kaynağı olan et çölde çok hızlı bozulacağı için et verecek olan hayvanın canlı olarak haram mescide getirilmesi en güzelidir. Bu hayvanlar oraya gelen insanların doyurulması içindir. İhtiyaç oluştukça Yüce Allah adına kesilirler. 

339Hac ve umre için gelenlerin haram mescide girmeden önce baş tıraşı oldukları anlaşılmaktadır. Saçların çok kısa kalacak şekilde kesilmesi bit ve pire gibi parazitlerin yayılmasını büyük ölçüde azaltır.  Benzer uygulamalar antik uygarlıklarda da mevcuttu. Şehre gelen yabancılar hamamda yıkanmadan şehre giremezlerdi. Baş tıraşının aynı zamanda damga gibi bir işaret olduğunu da anlıyoruz. Hediye olarak getirilen şey hediyelerin kabul edilerek kayıt altına alındığı alana gelinceye kadar baş tıraşı olunmazdı. Hediye kendi mahalline ulaşıp o kimse adına kayıt yapıldığında artık o kimse baş tıraşı olabilir ve haram mescide girebilirdi. Anlarız ki baş tıraşı sağlık açısından önemli olduğu kadar işaretleme amaçlı da kullanılmıştır. Başları tıraşlı olan kimseler toplum için hediye sunmuş kimselerdir.

340Hac ve umrede asla hediye getirme imkanı olmayan kimseler de baş tıraşı olur. Haram mescide girer. Ancak hediye fideye olarak 3 gün hac zamanında, 7 gün de evine döndüğünde olacak şekilde toplam 10 gün siyam/oruç tutar.   

341Bir kimse hastaysa ya da başı tıraş edildiğinde başında bir deri hastalığı görülürse o kimseler hac ve umre yapamaz. Haram mescide giremez. Fidye olarak siyamdan/oruçtan ya da sadakadan ya da nusuktan bir karşılık/ödeme verir. Kişinin iyileştiğinden ve başındaki deri hastalığının geçtiğinden emin olunursa o durumda hediyesi kabul edilir ve haram mescide girebilir. Hediyede zorlanırsa kendisine kolay geleni verir. Rabbimiz bu fidyenin miktarını rahmetinin gereği bildirmemiştir. Bu nedenle bizlere en kolay geleni tercih edebiliriz. Tek günlük bir siyam/oruç tutmak da ayetin tecelli etmesine yeterlidir. Ya da 3. tip bir sadaka verilebilir. Ya da adanılmış hayat tarzında devam edilebilir. Hastalığı nedeniyle mağdur olmuş bir kimseye Yüce Allah asla zorluk yüklemez. Adanmış hayatına devam etmesi bile bir fidye olur. 

342Kur’an’da 3 tip sadaka vardır. Bunlar;

1-Sadaka-1: Kamu yönetiminin topladığı bir gelir vergisi türü.

Kamu yönetimini 9:60 ayetinde Rabbimiz tarafından zikredilen gruplar için topladığı özel bir kamu vergisi (9:103, 9:58 ve 9:60).

2-Sadaka-2: Kamudan talepleri olan kişi ve kurumların kamu yönetimi ile görüşmeden önce vermesi gereken sadaka vergisi (Kamu harcı).

58:12 ayeti; bu fonda toplanan harç vergileri Sadaka-1 fonuna aktarılır.

3-Sadaka-3: Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi.

Kamu yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır. (2:271 ve 2:263)

378Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi. Kamu yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır. (2:271 ve 2:263)

390İntikam sahibi, öç sahibi.

454Sadece kutsal kitaplarda bulunan Yüce Allah'ın hükümleri, kelamı.  

520Bağlı boyunlar. Boyunduruk altına girmiş kimseler.

534Hac döneminde yapılması haram edilen şeyleri yapmamak. Haram emrine uymak.

680Hakka/gerçeğe uygunluk, hakkı/gerçeği gözetme. Hakka/gerçeğe uygunluk temelinde herkese eşit ve tarafsız bir şekilde davranma. Adalet, doğruluk ve eşitlik prensiplerine dayanan evrensel bir değerdir.

 

 

 

 

 

 

 

           

EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.                                   

                                                                                                                                                         

                                                                                                                                                         

           

                                                                                                                                                                                                        

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder