6 Haziran 2025 Cuma

ÖRNEKLER

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                             

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                  

                                                          

                                                          

                                                          

YÜCE ALLAH'IN ÖRNEKLEMELERİ

 

 

 

Yüce Allah Kur'an'da her şeyden örnekler verdiğini ve bunların apaçık örnekler olduğunu, yani her şeyden apaçık örnekler verdiğini bizlere öğretir (24/34 - 47/14 - 2/99 - 17/41 gibi ayetlerde). Hatta inanmayanların söyledikleri her şeye karşı da Kur'an'da cevap olduğunu bizlere bildirir. İşte bu çalışmamızda nedir bu örnekler, hangi örnekler verilmiş, bu örneklerden alınacak dersler üzerinde akletme ile ilgili bir çalışmamız olacak. 

Yalnız bu çalışmada direk örnek olarak Allah'ın söylediklerine bakıcaz. Kıssalardan çıkarılacak dersler içindeki örnekler veya başka ayetlerin manaların içindeki örnek gibi detaylara pek girmeyeceğiz. Kur'an'da verilen örnekler Yüce Allah'ın örnek dediği veya örnek olarak beyan ettiği şeylerle sınırlı değildir. Gaypdan Yüce Allah'ın bize öğrettiği kıssalarda, nebi ve resullerin hayatlarında veya başka kullardan bize anlattıklarında da örnekler mevcuttur.                    

Rabb'imin net örnek dediği öğretilere bakıcaz. Ayetleri Kur'an'ımızdan toplayıp okuycaz. Çok yoruma girmemeye çalışacağım bir çalışma olacak bu çalışmamız. Çünkü kişi örnekleri kendi anlasın, kendi akletsin tarzında olsun istedim.   Bazı bilimsel yansımalar üzerinde konuşcaz. Ayetlerde bazı noktalarda daha fazla akledicez.

Bu örneklemelerin olduğu çalışmamıza geçmeden önce inanmayanların söylediklerinin tümüne Kur'an'da cevap olduğu ayetimize öncelikle bir bakalım.                                               

 

25/33 Onların sana verecekleri her örneğe karşılık, biz sana Hakk'ı en iyi şekilde açıklarız.                                                                                                                                                     

Tüm her şeyden apaçık örnekleme yapan Rabb'imizin, örneğin kafirlerin Kur'an Muhammed'e bir defada indirilmesi gerekmez miydi sorusuna yanıt olarak, Kur'an'ın nebimizin kalbine iyice yerleştirilmesi için parça parça, düzenli ve pekiştire pekiştire indirdiğini açıkladığı 25/32 ayetinden sonra da 25/33 ayetinde kafirlerin vereceği her örneğe karşı hakkı en iyi açıkladığını bizlere öğretir.

 

25/32  Kafirler: "Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.

25/33  Onların sana verecekleri her örneğe karşılık, biz sana Hakk'ı en iyi şekilde açıklarız.                                                                                                                                                                       

 

Bu her örnek, her soru, her karşı fikir gibi düşünülebilir. Demek ki bir inanmayan her ne ile gelirse geldin Allah tarafından Kur'an'ın ilmi sayesinde   buna cevap verebiliriz. Daha doğrusu Yüce Allah'ın öğrettiği cevabı deklere edebiliriz. Bizim ilmimiz Kur’an’dan anladığımız, Yüce Allah’ın öğrenmemizi dilediği kadardır. İlim sahibi olmak Kur’an bütünlüğünde Kur’an’ı ne kadar anladığın ile sınırlıdır. Tabiiki Kur’an ilminden bahsediyorum bir bilim adamı olmaktan değil.

Aynı zamanda Rabb’imiz der ki ne arıyorsan Kur’an’da var. Ne ararız Kur’an’da dinimizi ararız. Dinimizin kendi şahsımıza, topluma, yaşama, doğaya etkileri nedir, nasıl davranırız, nasıl doğru yola (sıratel müstakim) kılavuzlanır ve doğru yolda kalırız, cenneti nasıl hak ederiz, yaratıcımız nasıl bir yaratıcıdır, bizim amacımız nedir, öldükten sonra ne olacak gibi gibi. Hayat, ölüm ve ölüm sonrası hakkındaki bilgiler ararız. Ve Her şeyi bilende bize bilmediklerimizi bilmemiz gerektiği kadar, bize yetecek kadar öğretir.                                                                                                                            

Bu bağlamda tabii ki Biricik Kur'an'ımızı bilmemiz gerekir. Çalışmalarımızda zaten bir inanan için tüm yolların Kur'an'ı bildiği dilde okumak, anlamak hatta ders kitabı gibi çalışmak, analitik düşünmek olduğu kapısına çıktığını öğrenmiştik. O bakımdan Yüce Allah'ın örneklemelerine ayrı çalışmak bir mümin için faydalı olacaktır kanaatindeyim. Hep beraber bu örneklere, örneklerle gelen öğretilere bakalım, üzerinde akledelim, analitik düşünelim.                                                                                                                                                                                                     

ÖRNEKLER 1 - YASİN ÖZKAN        

ÖRNEKLER 2 - YASİN ÖZKAN        


                                                                                                                                                                                           

2/17   Misali/örneği onların misali/örneği gibidir kimse (ki) yaktı bir ateş; öyle ki ne zaman aydınlattı (ateş) çevresindekini onun (kimsenin); giderdi/götürdü Allah nurunu/aydınlığını onların; ve terk etti onları karanlıklarda; görmezler.

2/18   Sağırlar; dilsizler; körler; öyle ki onlar dönmezler.

2/19   Ya da gökten bir yağmur fırtınası gibi; içinde onun (yağmur fırtınasının) karanlıklar; ve gök gürültüsü; ve şimşek261; koyarlar parmaklarını kulaklarının içine gök gürültüsü sesinden; ölüme hazır; ve Allah kuşatıp sarandır kâfirleri25.

2/20   Şimşek261 neredeyse kapar görüşlerini; aydınlattığı (şimşek) zaman onları, yürüdüler onda (şimşekte); ve karardığı zaman (şimşek) üzerlerine, dikeldiler/ayakta kalakaldılar; eğer dileseydi Allah mutlak giderirdi/götürürdü işitmelerini ve görüşlerini; doğrusu Allah her bir şey üzerine Kadîr'dir177.                                                                                                                                                                                        

                                                                                                                                             

*      

2/26   Doğrusu Allah çekinmez; ki vurur/ortaya koyar bir misal/örnek; bir sivrisineği186; öyle ki onun üstündekini (de)186; öyle ki ancak iman47 etmiş kimseler; böylece bilirler ki o (örnek) haktır/gerçektir Rablerinden4; ve ancak kâfirlik25 etmiş kimseler; öyle ki derler: “Neyi amaçladı/arzuladı Allah bu misalle/örnekle?”; saptırır (Allah) onunla (örnekle) bir çoğunu; ve doğru yola kılavuzlar onunla (örnekle) bir çoğunu; ve saptırır değildir (Allah) onunla (örnekle); ancak fâsıkları38.                                                                           

         

SİVRİSİNEK VE ONUN ÜSTÜNDEKİ

                                                                         

Rabb'imizin müthiş bir örneği vardır bu ayette. Sivrisinek ve üstündeki.

Ve bu örnek ile sapanda olurmuş, doğru yola kılavuzlanan da. Bunun ne demek olduğunu anlamak için elbette işaret edilen sivrisinek ve üzerindekine bakmak lazım.

Sivrisinek türleri yaklaşık 3500 dür. Çok ciddi hastalık taşıdığını ve bu hastalıkların bir kısmının ölümle sonuçlandığını biliyoruz. Dünya üzerinde ölümlerin çok ciddi kısmının da bu sivrisinekler tarafından ısırılan yani kanları emilen insanlardan olduğu da bir gerçektir. Kasıtlı olarak sivrisineğin işaret edilmesi ise, bu türün incelenmesini vurgulamasıdır.  

Üzerindekine bakalım. 2018 yılında 9 sivrisinek üzerinde yapılan araştırmada sivrisineklerin üzerinde 284 çeşit bakteri bulunduğu ortaya çıkmıştır. Rabb'imiz           küçücük bir canlının üzerine 284 çeşit bakteri yerleştirmiştir. Düşünebiliyor musunuz? Yani küçücük bir canlı yarattı ve üzerine 284 çeşit bakteri yerleştirdi nasıl müthiş bir yaratıcıya işaret vardır, sivrisineklerden çok ölüm oluyor ona bakın işareti vardır, sivrisinek üzerindeki bakterileri inceleyin ona işaret vardır, bunlara karşı mücadele edilmesi gerektiğine işaret vardır, bu sivrisinek insan sağlığı ve hayatı için tehlikedir göz ardı etmeyine işaret vardır ayrıca 1400 yıl önce bunları bilmenin imkanı olmadığından Kur''an'ın ilahi olduğunun Allah katından olduğunun kanıtıdır.

Peki kafirler ne anlayacak. Aynen Rabb'imin dediği gibi. Neti amaçladı, neyi arzuladı Allah bu misalle bu örnekle ?

İşte bilenle bilmeyen bir olur mu? der bilmediklerimizi bize öğreten Yüce Rahman.                                                                                                                                                                                           

*                               

2/171  Ve kâfirlik25 etmiş kimselerin misali misali gibidir kimse (ki) haykırır işitmeze385; ancak bir çağırmadır ve bir nida/sesleniştir sağırlara, dilsizlere, körlere; öyle ki onlar (kâfirler) akletmezler562.                                                                                                                                                  

Kafirlik etmiş kimselere ne dersen de anlamazlar der Rabb'imiz. Bağırsanda, güzelce izah etsende, Yüce Allah'ın kelamlarını söylesen de akletmezlermiş. Sağıra seslenmeye benzetiyor bu örneğinde. Ona anlatılan için analitik düşünüp fikir yürütüp doğruya ulaşamazlar. Bu manada elbet biz gene Rabb'imizin ayetlerini deklere edicez ama o kadar. Anlamıyorlarsa ısrarında manası olmayacaktır. Onların o şekilde kalmalarına karar vermiştir yaratıcı.                                                                                                                                                                                                              

*

2/259  Ya da bir kent üzerine uğramış kimse gibi; ve o (kent) harap/yıkıktır taşıyıcı yapıları üzerine; dedi (o kimse): “Nasıl canlandırır bunu Allah onun (kentin) ölümünden sonra?”; öyle ki öldürdü onu (o kimseyi) Allah bir yüz sene; sonra diriltti onu; dedi: “Ne kadar kaldın?”; dedi: “Kaldım bir gün ya da günün bir parçası; dedi (Allah): “Hayır! Kaldın bir yüz sene; öyle ki bak yiyeceğine ve içeceğine; alsa bozulmaz o; ve bak merkebine/eşeğine; ve yapmamız için seni bir ayet287 insanlar için; ve bak kemiklere nasıl kaldırırız onu; sonra giydiririz ona et”; öyle ki ne zaman beyan226 oldu ona (o kimseye); dedi (o kimse): “Bildim ki doğrusu  Allah her bir şey üzerine Kadîr'dir 177.”                                                                                                                                                         

                                                                                                                                                                                                        

2/261  Mallarını Allah yolunda336 infak6 eden kimselerin misali; misali gibidir bir tohum; yetiştirdi yedi başak; her başağındadır yüz tohum; ve Allah katlar dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.

*1 tohum x 7 başak x 100 tohum = 700 yani 1 e 700 veririm diyor Yüce Rahman.                                                                                                                                                                    

*

2/264  Ey iman47 etmiş kimseler! Boşa çıkarmayın sadakalarınızı378; minnetle* (minnete neden olarak) ve eziyetle**(eziyete neden olarak); kimse gibi (ki) infak6 eder malını insanlara gösteriş (-le) ; iman47 etmez Allah'a ve ahiret gününe; öyle ki misali onun (kimsenin) misali gibidir saf/düz bir kaya; üzerinde onun (kayanın) turabin/toz; öyle ki isabet eder ona (kayaya) bir sağanak ; öyle ki bırakır onu semsert/yaşamsız; güç yetiremez (o kimse) kazandıklarından bir şey üzerine; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz kâfirler25 kavmini/toplumunu.                                                

*Minnet duyulması amacıyla yaparak. Minnet bekleyerek.                                             

**Sıkıntı, eziyet, huzursuzluk vererek.                                                                                                                                                                                   

2/265  Ve kimselerin misali (ki) infak6 ederler mallarını Allah'ın rızasını aramaya; ve (rızayı) nefislerinden201 tespitlemeye/tutturmaya; misali gibidir bir cennet379; yüksekte/gelişmiş; isabet etti ona bir sağanak; öyle ki verdi ürününü iki kat; öyle ki eğer asla isabet etmezse bile ona bir sağanak; öyle ki bir nem/bir çiy (bile yeterlidir); ve Allah yaptıklarınızı görendir.

2/266  İster mi biriniz ki olur ona bir cennet379; hurmalardan ve üzümlerden; akar onun (cennetin) altından nehirler ona (kimseye); içindedir onun (cennetin) her bir meyveden; ve isabet etti ona (kimseye) yaşlılık/ihtiyarlık; ve ondadır (kimsededir) acizler/güçsüzler (olan) bir zürriyet380; öyle ki isabet etti ona (cennete) bir kasırga/hortum381; ondadır (kasırgadadır/hortumundadır) bir ateş381; öyle ki yaktı kül etti; işte böyledir; beyan eder Allah sizlere ayetleri; belki sizler derinlemesine fikir yürütürsünüz.                                                                                                                                                                                 

ALEV HORTUMLARI



Alev hortumu. Büyük yangınlar kendi rüzgârlarını oluşturabilir. Bu rüzgâr bir hortuma dönüştüğünde iç kısmına alevi alır. Hızla dönen hortum alevi daha kuvvetli ve daha harlı olmasını sağlar. Bir alev hortumunun iç sıcaklığı 1090 °C dereceye kadar çıkabilir. Genellikle yükseklikleri 10-50 metre arasında olmakla birlikte 1 kilometre yüksekliğe ulaşabilirler. Alev hortumu içindeki hava hızı 200 kilometre/saate ulaşabilir. Ortalama 20 dakika sürerler.                                                             

Antik dönemde insanlar hortum oluşumunu elbette biliyorlardı. Ama alev hortumları çok nadir görüldüğü için haberleri yoktu. Günümüzde bile alev hortumu gören kişi sayısı çok azdır. Görmeyi bırakın çoğu insan bilmemektedir.

Arabistan bölgesinde şimdiye kadar hiçbir alev hortumu raporlanmamıştır. Dolayısıyla Muhammed'in bilmesi imkansızdı. Bu da Kur'an'ın ilahi olduğuna kanıttır. Kuran dışında alev hortumunu işaret etmiş hiçbir yazılı antik kayıt mevcut değildir.                                                                                                                                               

*

3/117  Bu dünya hayatındaki infak6 ettiklerinin misali/benzeri misali/benzeri gibidir bir rüzgar; içindedir onun bir dondurucu; isabet etti (rüzgar) ekinine bir kavmin/toplumun (ki) zulmettiler kendi nefislerine; öyle ki helak etti (rüzgar) onu (ekini); ve zulmetmiş değildir Allah; velakin/fakat kendi nefislerine zulmederler (onlar).

3/162  Öyle ki Allah'ın rızasına tabi olmuş kimse, kimse gibi midir (ki) geri döndü Allah'tan bir hoşnutsuzlukla/öfkeyle; ve sığınağı onun cehennemdir; ne perişan bir varış yeridir.

4/9     Ve haşyet53 duysun kimseler (ki) eğer terk etselerdi* kendilerinin ardından gelen zayıf/perişan bir zürriyet380; korkarlardı onlar üzerine; öyleyse takvalı21 olsunlar Allah’a; ve desinler hedefi tam vuran bir söz.

*Ölüp gitseler. 

6/122  Ve kimse (ki) olmuştu bir ölü/mevta?; öyle ki dirilttik/canlandırdık onu ve verdik ona bir nur; yürür onunla insanlar içinde; misali onun kendisinden bir çıkışı olmayan karanlıklar içindeki kimse gibidir midir?; işte öyledir; süslendi kâfirlere25 yapar oldukları.

7/176  Velev/fakat dileseydik mutlak yükseltirdik onu684 onunla*; velakin/fakat o684 saplandı yere; ve tabi oldu hevâsına; öyle ki misali/benzeri onun misali/benzeri gibidir köpeğin; eğer hamle yapsan üzerine dilini sarkıtıp solur ya da terk etsen onu dilini sarkıtıp solur; işte budur misali/benzeri kavmin/toplumun; kimselerin  (ki) yalanladılar ayetlerimizi; öyle ki kıssalaştır (bu) kıssayı belki onlar fikir yürütürler                                                                                                                    

*Ayetle.                                                                                                                                                                                

 

 KÖPEĞİN DURUMU

                                           

Ayetlerden sıyrılan, üzerine varsanda varmasanda dilini sarkıtıp duran öyle kalan köpeğe benzetir Rabb'imiz.

Detaylı açıklama için linke bakınız ayrıca arınma konusunda detaylı bahsettik. Detay için o konuya bakılabilir.

 

                                                                                                                                             

 

9/109  Binasını takva üzere, Allah rızası için kuran kimse mi, yoksa binasını uçurumun kenarına kurup da onunla birlikte Cehennem ateşinin içine yuvarlanan kimse mi hayırlı olandır? Allah, zalim halkı doğru yola iletmez.      

10/24  Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz yağmurla hayat bulup yeşeren, insanların ve hayvanların yararlandıkları yeryüzü bitkileri gibidir. Öyle ki yeryüzü bütün süslerini ve güzelliğini kuşandığı ve sahipleri de onu elde edecek güce sahip olduklarını sandıkları bir sırada; geceleyin veya güpegündüz ona emrimiz geliverir de bunları sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir halk için ayetlerimizi böyle detaylı olarak açıklıyoruz.

11/23  İman edip, salihatı yapanlar, Rabb'lerine içtenlikle bağlı olanlar; Cennet ehlidirler. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.

11/24  Bu iki grubun durumu; kör ve sağır ile gören ve duyanın durumu gibidir. Bunlar hiç bir olur mu? Niçin düşünüp öğüt almıyorsunuz?

11/23 öncesine bakınız. 11/24 de bu iki grup inanan ve uydurduğu yalanı Allah'a dayandıran zalimlerdir.                                                                                                                                                                           

           

Biri kör ve sağır diğeri gören ve duyan olarak öğretir bize Rabb'imiz. Kör ve sağırlık elbette fiziki değildir. Görürler ve duyarlar ama kavrayamazlar. Bir nevi sağır ve kördürler. Gördükleri ve duyduklarının onlara faydası olmaz çünkü kalpleri akletmez.                                                                                                                                                                                                  

*

13/4   Yeryüzünde aynı su ile sulanan ve birbirine bitişik toprak parçalarında, üzümlerden bahçeler, ekinler, çatallı çatalsız hurma ağaçları vardır. Ve Biz, onları yenmesinde farklı farklı kılıyoruz. Aklını kullanan bir toplum için bunda ayetler vardır.

13/14  Gerçek olan dua ancak O'na yapılandır. Onların, O'nun yanı sıra istekte bulundukları varlıklar, hiçbir şekilde onlara karşılık veremezler. Onlar, elleri suya ulaşmadığı halde, ağızlarına su kendiliğinden gelsin diye iki avucunu açanlar gibidir. Kafirlerin duası sapkıncadır.

13/15  Göklerde ve yerde olanlar ve gölgeleri, isteyerek veya istemeyerek, sabah akşam Allah'a secde ederler.

*Gölgelerin secdesi; konuyu salat çalışmasında, secde başlığı altında ele alıcaz.

13/16  De ki: "Göklerin ve yerin Rabb'i kimdir?" De ki: "Allah'tır! O'nun yanı sıra, kendileri için yarar da zarar da sağlamaya güç yetiremeyenleri veliler mi edindiniz?" De ki: Hiç gören ile kör bir olur mu? Ya da karanlıkla aydınlık bir midir? Yoksa Allah'a, O'nun yaratması gibi yaratması olan ortaklar mı buldular da bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: "Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, Eşsiz ve Benzersiz Bir Olan'dır, Varlığın Üzerinde Mutlak Egemen'dir."

13/17  Gökten su indirdi. Dereler kendi ölçüsünce çağlayıp aktı. Akıntı, üste çıkan köpüğü taşıyıp götürür. Buna benzer bir köpük de değerli maden elde etmek için veya faydalanmak için ateşte eritilen madenlerin üzerinde de oluşur. İşte Allah Hakk ve Batıl'a böyle örnek verir. Köpük yok olup gider. İnsana fayda veren şey ise kalıcı olur. İşte Allah böyle örnekler verir. 

*Dünyamızdaki su uzaydan inmiştir.

14/18  Rabb'lerine nankörlük edenlerin yaptıkları, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir kül gibidir. Kazandıklarından hiçbir şey ellerinde kalmaz. İşte bu derin bir sapkınlıktır.

14/22  Ne zaman ki hüküm gerçekleşti, şeytan onlara: "Şüphesiz ki Allah'ın vaktiyle yaptığı uyarıların hepsi gerçekleşti. Ben de size vadettim. Benim verdiğim sözler ise boş çıktı. Zaten benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu. Ben size sadece çağrıda bulundum, siz de kendiliğinizden çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Gerçekten ben, daha önce beni Allah'a ortak koşmanızı da yok saymıştım." dedi. Zalimlerin hakkı acı bir azaptır.  

14/23  İman eden ve salihatı yapanlar, Rabb'lerinin izni ile içinde sürekli kalmak üzere içlerinden ırmaklar akan Cennetlere konulurlar. Oradaki yaşam temennileri "selam"dır.

14/24  Görmüyor musun Allah nasıl örnek verdi? Hoş bir söz, bakımlı bir ağaç gibidir. Onun kökü sabittir. Ve onun dalları göktedir.

14/25  O, Rabb'inin izni ile her zaman ürün verir. Allah, öğüt almaları için insanlara böyle örnekler verir.

14/26  Kötü bir söz de kökü yerden sökülmüş, ayakta duramayan kötü bir ağaç gibidir.

14/27  Allah, iman edenleri dünya hayatında da ahirette de sapasağlam ayakta tutar. Allah, zalim olanları saptırır. Allah dilediğini yapar.                                                                                                                                                                              

 

 

16/71  Allah, rızık konusunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Üstün kılınanlar; rızıklarını yeminle hak sahibi oldukları kimselere aktarıyorlar da onlar, onda eşit oluyorlar mı? O halde, Allah'ın nimetini mi inkar ediyorlar?

30/28  Kendinizden, size bir örnek vermektedir: "Size verdiğimiz mallarda yeminle hak sahibi olduğunuz kimselerden ortaklarınız var mı? Siz ve onlar bu mallarda eşit misiniz? Onları, birbirinizi saydığınız gibi sayar mısınız? Aklını kullanan bir kavim için ayetleri işte böyle açıklıyoruz."                                            

*Bakmakla yükümlü oldukları ehli, çalışanları, anlaşma ile hak sahibi olanlar

 

 

16/75  Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olmuş bir abd ile tarafımızdan kendisine iyi bir rızık verip de ondan gizli ve açık olarak yardımda bulunan bir kimseyi örnek verir. Bunlar, hiç bir olurlar mı? Hamd, Allah'a mahsustur. Ne var ki onların çoğu bilmezler.

16/76  Allah, iki adamı da örnek verdi: Bunlardan biri dilsiz ve hiçbir şeye gücü yetmez; mevlasına bir yüktür. Onu nereye gönderirse göndersin, bir iş beceremez. Bu adamla, adaleti emreden ve dosdoğru yolda olan eşit olur mu?

*İnsan olan sahibi, kölenin sahibi

16/77  Göklerin ve yerin gaybı, yalnızca Allah'a aittir. Sa'at'in emri de yalnızca göz açıp kapamak veya ondan daha az bir zamanda olacaktır. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Kadir'dir.                                                                                

 

GÖZ KIRPMA SÜRESİ / İNSAN YAŞAMI


Göz açıp kapamanın insan yaşamına bağlantısı, işareti vardır. Bu ayette Yüce Allah kıyametin kopması olarak tanımlanan saatin emrinin bir göz kırpması gibi olduğunu bize bildiriyor. Bize bir benzetme yapıyor. Hatta emrin daha da yakın olabileceğini bize bildiriyor.

*

16/92  İpliğini sağlamca eğirdikten sonra çözen kadın gibi olmayın. Bir topluluğun diğer bir topluluktan güçlü olmasından yararlanarak yeminlerinizi aranızda kötüye kullanmayın. ALLAH sizi böylece dener. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları diriliş günü size açıklayacak.                                                                                                                                               

                                              

İpi sağlamca eğirdikten sonra açmak. Bir işi güzelce yaptıktan sonra o işi bozmak yada eski haline getirmek emeği boşa harcamaktır. Ayrıca bu hareket tutarsız ve akılsızca bir davranıştır. Verilen söz sonrası yapılan anlaşmayı kendi çıkarlarına uyarak veya şu bu sebeple bozan sözünden dönenlerden bahseder ayet. Bu davranış anlamsız, çelişkili, güven sarsıcı ve tutarsız olacaktır.                                                                                                                                                       

Gerçek manada ipin eğrilmesi ve çözülmesi olarak da düşündüğümüzde; lifler hazırlanır, hayvan tüyleri taranıp temizlenir, ince şeritler haline getirilir, bükme ve eğirme işlemi uygulanır, çıkrık ile döndürülerek bükülür. Bu eğirme işlemidir ve bu bitince lifler birbirine kenetlenir, iplik dayanıklı olur, kolay kopmayan sağlam ve dayanıklı bir yapı olur.                                                                                                                                                                               

Eğrilen ipin sökülmesi ise lifler tekrar ayrılmaya başlar, iplik çözülür lifler dağılır, tüm emek boşa gider, ortaya çıkan fayda yok olur, elde lif yığını kalır. Hem gerçek manada hem de mecaz manada yansımasını örnekler Rabb'imiz. Ayrıca bu işin sonrası da vardır.

İki toplum arasında güven sarsılır ve belki tamir edilemez duruma gelerek düşmanlığa doğru gidebilir. Aynı şekilde eğrilen ipin çözüldükten sonra tekrar eğireyim deme noktasında önceki emeğin boşa gitmesi, liflerin tekrar kullanılabilmesi için harcanan bir zaman ve emek olması ve kalitenin düşmesi gibi.                                                                                                                                               

*

18/32  Onlara iki adamın durumunu örnek ver. Bunlardan birine her türlü üzümden iki bahçe yaptık. Ve bu iki bahçenin çevresini hurmalıklarla donattık. Aralarında da ekinlikler bitirdik.

18/33  İki bahçenin ikisi de hiçbir şey eksik bırakmadan meyvelerini verdi. Ve aralarında bir nehir akıttık.

18/34  Ve onun serveti oldu. Arkadaşı ile konuşurken: "Ben malca senden daha zenginim, insan sayısınca da senden daha güçlüyüm." dedi.

*18/34 Kbirlendi, büyüklendi, heşeyi kimin verdiğini ve kime döneceğini unuttu, ahireti hesaba katmadı

16/22 Sizin ilahınız, bir tek ilahtır. Buna rağmen, ahirete iman etmeyenlerin kalpleri, bunu kabul etmez. Ve onlar büyüklenen kimselerdir.                                                                                                                                                                                           

18/35  Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi: "Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi.

18/36  "Kıyametin kopacağını sanmıyorum. Eğer böyle bir şey olur da Rabb'ime döndürülürsem, mutlaka orada bundan daha hayırlısını bulurum."   

*18/35,36 Ahireti yalanlamış oldu,şir koşmuş oldu

41/6 De ki: "Ben de sizin gibi bir beşerim. Bana vahyolunuyor ki, sizin ilahınız, bir tek ilahtır. Öyleyse doğrudan O'na yönelin ve yalnızca O'ndan bağışlanma dileyin. Müşriklerin vay haline!"

41/7 Onlar zekat yapmazlar. Ahiret'i inkar ederler.                                                                                                                                                                                         

18/37  Tartışmaya girdiği arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra bir nutfeden yaratan, sonra da seni insan şekline sokana nankörlük mü ediyorsun?"

18/38  "Oysa benim Rabb'im Allah'tır. Ve ben Rabb'ime kimseyi ortak koşmam."

18/39  "Her ne kadar beni mal-mülk ve evlat bakımından eksik görüyorsan da bahçene girdiğin zaman: "Allah ne dilerse o olur, Allah'tan başka hiçbir  güç yoktur, deseydin ya!"

18/40  "Belki Rabb'im, bana senin bahçenden daha hayırlısını verir. Ve seninkinin üzerine de gökten felaketler gönderir de verimsiz, kupkuru bir toprak olur."

18/41  "Veya onun suyu yerin dibine çekilir de artık onu çıkarmaya asla gücün yetmez."

18/42  Onun ürünleri kuşatılıp bitirildi. Ve çardakları üzerine yıkılmıştı. Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini ovuştururken, "Keşke ben Rabb'ime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım." Diyordu.

18/43  Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.

18/44  İşte bu durumda velilik, gerçek olarak yalnızca Allah'a aittir. O, ödüllendirme bakımından da en hayırlı olandır. Sonuç bakımından da en hayırlı olandır.

18/45  Dünya hayatının neye benzediğine dair şu örneği ver: o, gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yeşeren ve daha sonra çer çöp olup rüzgarla sağa sola savrulan bitki gibidir. Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter.

18/46  Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyi işler ise Rabb'inin yanında daha değerlidir. Ümit bağlama yönünden de daha değerlidir.                                                                                                                                                 

 

 

18/54 Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla verdik. Ne var ki insan bilir bilmez her şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir. 

30/58  Ant olsun ki, insanlar için bu Kur'an'da her türlü örneği vererek gerçekleri anlattık. Sen onlara bir ayet de getirsen, Kafirler kesinlikle: Siz, sadece, asılsız iddialarda bulunan kimselersiniz. derler.

21/88  Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.                                                                                  

*Yunus peygamberin balığın karnından kurtulup bir kavme yol gösterici olarak gönderilmesi.                                                                                                                                                   

           

*

 

22/15  Kim oldu düşünür/sanır ki asla yardım etmez ona Allah dünyada ve ahiretteöyleyse uzatıp ulaşsın bir sebeple göğe, sonra kessin-ayırsın (sebep ile olan bağlarını-ilişkisini), akabinde baksın-gözleriyle görsün, onun oyun olan bu taktiği öfkelendiği şeyi giderir mi?                                                                                                                     

    

YÜCE ALLAH'IN YARDIMI

                                                                                                                                                                 

Bu kişinin kim olduğu ayette belirtilmez fakat bu her kesi kasteder. Daha doğrusu Allah yardım etmeyecek diye düşünüp öfkelenen her kesi kapsar. Yani bu kişi Yüce Allah'tan umudunu kesmiştir diye anlıyorum bir anlamda. Belki de Allah tarafından yardım görmediğinden isyan etmiş olabilir.

Yüce Allah da der ki eğer sana yardım etmediğimi düşünüyorsan, yani tüm dünya insanlarını kapsar bu yardım, göğe bir araç ile çık sonra bu araç ile bağını kopar. Yani uzaya çık ve araçtan da dışarı çık. Ve bak bakalım yardım edilenlerden misin / edilenlerden misiniz?                         

Nasıl dünyayı bir beşik gibi insan yaşamına uygun hale getirdim, dünyadan dışarı çıkarsanız yaşayamazsınız der Rabb'imiz. Sen yardım etmediğimden öfkeleniyorsun ama zaten yardım edilmişlerdensin, bunun farkına var. Yüce Allah zaten bildiğimiz ve bilmediğimiz sayısız nimet ve hizmetimize yararımıza sunduğu sayısız şeylerle bizlere yardım etmiştir.                                         

Konu bağlamında dünyadaki yaşam koşullarını oluşturan öğelere, su, hava, havadaki oksijen miktarı, ozon tabakası, atmosfer, börtü böcek, mikroorganizmalar v.s. gibi konuları bilimsel olarak inceleyebileceğimiz gibi uzayda özel giysisi olmayan birinin başına gelecekleri de bilimsel olarak inceleyebilirsiniz.

 

*

22/31  Hanifler, onunla Allah'a şirk koşmayanlardır. Allah'a şirk koşan kimse, sanki gökten düşen ve kuşun kaptığı veya rüzgarın uzak yerlere sürüklediği kimse gibidir.

                                                                                                                     

Bir önceki ayet bakınız. Onunlar yani putlar gibi Allah'a ortak koşulan şeyler için veya Allah ve o şeylerle beraber diyerek kesilen hayvanlar.                                                                                                                                                                                                                           

*

                                                                                                                                             

22/73  Ey insanlar! Vuruldu size/verildi size bir misal; öyleyse dinleyin onu; doğrusu Allah’ın astından çağırdığınız kimseler asla yaratamazlar bir karasinek; şayet bir araya gelmiş olsalar bile ona; ve eğer onlardan kapsa karasinek bir şey, kurtaramazlar onu ondan; acizdir talep eden; ve talep edilen.                                                                                                                                                         

  KARASİNEĞİN KAPTIĞI


                                                                                                                                                                                                      

Müthiş bir örnek daha. İlah sandıklarınız karasinek bile yaratamazlar bırak yaratmayı hepsi bir araya gelse bile bu karasineğin kaptığını bile kurtaramaz.

Sadakallahu. Doğru söyledi Allah.

Allah her zaman en doğruyu söyler. Bunun üzerine akletmeliyiz. Zaten bir karasinek dahi yaratamaz kimse ok yizde kaptığını geri almaz kısmını düşünmemiz lazım. Aslan, kaplan gibi güçlü hayvanlar bile bir şey kapsa yakalayıp kaptıını ondan almak mümkündür değil mi, peki küçücük sineğin kaptığını nasıl alamıyoruz.                  

Yakalamak istesek yakalarız, öldürmek istesek öldürürüz değil mi? Bunu anlamak içim bakmamız gereken karasinek bir şeyi kapınca ne olurmuş.

Karasineğin dişi yoktur beslenirken ısırmaz, ısıramaz. Beslenirken başında bulunan hortum benzeri bir organ ile beslenir. Sineğin tükürük bezlerinden salgılanan enzim bu hortumdan geçerek besine ulaşır. Bu enzim besini sindirir, sıvı hale getirir hortumu ile beslenebilecek duruma gelir besin.

Bu kara sinek çoktan sindirilmeye başlamış besini emerek çeker. Yani bir şey kapan karasinek aynı zamanda ve aynı anda aslında onu sindirmiş olur. Sindirilmiş besini kapar. Ve bu besin eski haline getirilemez. Çünkü kaptığı şey sindirilmiş ve yapı taşlarına ayrılmış olur.                                          

Ayrıca karasinekler ısırmaz. Karasinek vücuda konduğunda acı hissettiğimizde sinek ısırıyor diyoruz ya aslında bu bir karasinek ısırması değildir. Karasineğin ısırması için keskin mandibula (ağız bıçağı) veya delici stilus yada iğne benzeri ağız parçaları olması lazım ki yoktur.

Karasinekte “Proboscis” denilen emici hortum, Ucunda “labellum” adlı süngerimsi yapı vardır ki cildi delemez de çizemez de. Bazı hassas ciltlerde, tahrişe neden olabilir. Aslında ısıran karasineğe çok benzeyen ve karasinekle karıştırılan, karasinek zannedilen tırtıl sineği, at sineği, stable fly (ısıran sinek türü) dır. Özellilkle Stable fly (Stomoxys calcitrans): Karasineğe çok benzer ama kan emer ve acı verici şekilde ısırır.                                                                                                                                

*

24/34  Ve ant olsun ki size gerçeği apaçık gösteren ayetler, sizden önce yaşamış olan kuşaklardan örnekler ve takva sahipleri için bir va'az indirdik.

24/35  Allah nurudur göklerin ve yerin; onun nurunun misali bir kandildir; içinde onun (kandilin) bir lamba; lamba içinde bir cam; cam, sanki o (cam) bir kevkeb (bir parlak gökcismi), inci (gibi); yakılır (lamba) bir ağaçtan; mübarek bir zeytin; değil doğulu ve değil batılı; neredeyse yağı onun (ağacın) ışıldar; olsa bile asla temas etmez ona (yağa) ateş; nur üstüne nur; kılavuzlar Allah nuruna; dilediği kimseyi; ve vurur/ortaya koyar Allah misaller; insanlar için; ve Allah her şeyi bilendir.                                                                                                             


YÜCE ALLAH'IN NURU


YÜCE ALLAH'IN NURU VİDEO


*24/35 Yüce Allah kendi nurunu/ışığını bizlere örnekleyerek, öğretmiştir.

*Yüce Allah dilediği için nurunu nasip edermiş. Bu nurun önemini Yüce Allah bir sonra bakacağımız ayette 24/39 ayetinde bizlere öğretiyor.                


*

 

24/39  Kafirlerin yaptıkları, çöldeki serap gibidir. Susayan onu su zanneder. Ancak yanına vardığında hiçbir şey bulamaz. Orada Allah'ı bulur ve O da yaptıklarının hesabını eksiksiz görür. Allah hesabı çabuk görendir.

24/40  Ya da karanlıklar gibi; muazzam derin bir denizdeki*; kaplar onu (denizi) bir dalga; üstünden onun (dalganın) bir dalga; üstünden onun (denizin) bir bulut; karanlıklar; bir kısmı onun (karanlığın) bir kısmın üstünde; çıkardığı zaman (o kimse) elini asla yakın bile olmaz görür onu (elini); ve kimse (ki) asla yapmaz Allah ona bir nur; öyle ki olmaz ona hiçbir nur.                                                                                                                                                           

*Yüce Allah’ın aydınlığı ile aydınlanmamış kimse için başka aydınlık yoktur.

                       

   DERİN DENİZLERDEKİ KARANLIK         


                                                                                                                                                                                            

Kat kat katmanlı bir karanlık elini göremeyeceğin hatta görmeye dahi yaklaşamayacağın bir karanlık ve denizdeki karanlık şeklinde anlarız ayetten. Buda Kur'a'ın ilahi olduğuna dair bir kanıttır. Aynı bu şekilde denizlerde katmanlı karanlık vardır. Ama ayette bahsedilen bu zifiri karanlık, eli görmeye dahi yaklaşılamacak karanlık denizde 200 metrede gerçekleşir. 200 metrenin altı böyle karanlık olmasına rağmen 200 metrenin üstünden bakıldığında yani yukardan aşağı deniz tam tersi aydınlık gibi gözükecektir. Yani bu karanlığın keşfedilmesi için o derinliğe inmek lazım. İnsan böyle bir derinliğe dalamaz, dalamadığından etrafı hep aydınlık görecektir. 1400 yıl öncede bu bakımdan 200 metreden sonrasının böyle karanlık olduğu asla bilinemezdi. Ancak yaratan bilebilirdi bunu.                   

Yine modern bilimle çok derin denizlerde derinlerde suyun yoğunluk ve sıcaklık olarak da katmanlı olduğu anlaşılmıştır. Bu katmanlar arasında da dalgalar           oluştuğu anlaşılmıştır. Ayetteki bu işaretlerinde 600 yıllarda bilinmesine imkan yoktu. Ve ayette işaret edilen bulut içinde fırtına bulutu ile dalgalarda birbirleriyle ilişkilidirler diyebiliriz.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

*

25/33  Onların sana verecekleri her örneğe karşılık, biz sana Hakk'ı en iyi şekilde açıklarız.

25/38  Ad'ı, Semud'u, Ress yandaşlarını ve bunlar arasında yaşayan daha birçok nesilleri de;         

25/39  Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.

28/60  Size verilen her şey, aslında dünya hayatının geçimliğidir ve ziynetidir. Allah'ın katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

28/61  Öyleyse, kendisine iyi bir söz verdiğimiz ve mutlaka ona kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliği ile geçimlerini sağladığımız, sonra kıyamet günü hazır bulundurulacak olan kimse gibi midir?

28/71  Baksanıza! Eğer Allah, üzerinize geceyi, kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size aydınlığı verecek olan ilah kimdir? Hala gerçeğe kulak vermeyecek misiniz?

28/72  Baksanıza! Eğer Allah, üzerinize gündüzü kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size içinde dinlendiğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Hala gerçeği görmeyecek misiniz?

28/73  Gece ve gündüzün olması O'nun rahmetindendir; dinlenmeniz için ve lütfundan rızkınızı temin etmeniz için geceyi ve gündüzü düzenledi. Umulur ki şükredersiniz.

28/78  Karun: "Bu serveti bilgili olmam sayesinde elde ettim." dedi. Allah'ın daha önce ondan daha güçlü olan ve ondan daha çok taraftarı ve birikimi olan kuşakları yıkıma uğratmış olduğunu bilmiyor mu? Mücrimlere suçlarından sorulmaz.

28/79  Karun, ziynetli bir şekilde halkının karşısına çıktı. Dünya hayatına düşkünlüğü olanlar: "Keşke bizim de Karun gibi varlığımız olsaydı! Gerçekten o, çok kısmetli biri." diye iç geçirdiler.

28/80  İlim verilmiş olanlar: "Size yazıklar olsun! İman eden ve salihatı yapan kimselere Allah'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden başkası kavuşamaz." dediler.       

*Kur'an ilmi, bilmediklerini Kur'an'dan öğrenme, Kur'an öğretisi, Allah kelamı, kutsal kitap ile gerçeği kavrama                                                                                                                                                                                           

28/81  Sonra, onu ve yurdunu yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı. Yardım edilenlerden de olmadı.

28/82  Dün, onun yerinde olmayı isteyenler; bugün, "Demek ki, kullarından dilediğine rızkı genişleten ve ölçülendiren Allah'mış. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki Kafirler kurtuluşa eremezler." dediler.

28/83  İşte ahiret yurdu! Onu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk yapmayan kimseler için ayırdık. Gelecek takva sahiplerinindir.    

29/41  Allah'ın yanı sıra veliler edinenlerin durumu, kendisine dişi örümceğin evini ev edinenin durumu gibidir. Kuşkusuz evlerin en dayanıksızı dişi örümceğin evidir. Keşke bunu kavrayabilselerdi.

*Dişi örümceğin yuvası işaret edilmiştir. Demek ki dişi örümcek ve onun yuvasını incelememiz lazım


DİŞİ ÖRÜMCEK VE YUVASI


UZAYDAN İNDİRİLEN SU


Kısaca bahsedelim. Örümceklerde yapılan çalışmalar sonucu ağ örenin dişi örümcek olduğu ortaya çıkmıştır. 2 amaçları vardır avlanmak ve erkek örümceği çekip çiftleşmek.

Ağ örmek ciddi enerji gerektirdiğinden erkek örümcekler bu enerjiyi çiftlşmek için kullandıklarından ağ örmezler. Bazı erkek örümcekler yavru iken ağ örsede yetişkin olduklarında artık ağ örmezler.

Kur’an’da ağ örenin dişi örümcek olarak belirtilmesi de büyük bir mucizedir. Birde bu yapının dayanıksızlığından bahseder Şerefli Kur’an’ımız. O konuya da değinelim.

Gerçekten de rüzgâryağmur gibi hava şartları nedeni ile örümceğin ördüğü ağ zarar görür. Çok zayıf ve dayanaksızdır. Bazı örümcekler her gün bozulmuş ağın yerine başka bir ağ yapmak zorundadır. Hatta enerji koruması için bozulmuş olan ağı yiyerek yeni ağ için protein oluştururlar.

(أَوْهَنَevhene kelimesinin hayal kırıklığına uğratmak (discourage), güven sarsan (unnerve), yavaş yavaş yıpratmak-tüketmek (wear down), hevesini kırmak (dishearten) anlamları düşünüldüğünde dişi örümceğin evinin hayal kırıklığına uğratıcı bir yer olduğu net bir şekilde görülür.

Ayrıca dünya üzerinde hiçbir ev yoktur ki dişi örümceğin evi kadar hayal kırıklığına uğratmasın. 

Dişi örümcekler erkek örümceklere göre daha iridirler. Erkek örümcek dişi örümceğin evinde dişi ile çiftleştikten sonra dişi örümcek %80 oranında erkek örümceği yemektedir. Dişi örümcek daha iri ve çoğunlukla aç olduğu için erkek örümcekleri yerler.

Allah'tan başka veliler edinenlerin durumu bu şekildedir. Dişi örümceğin evinde ölen erkek örümcekler gibi olurlar. 

İşte büyük bir mucize. Allah’tan başka veliler edinen kimseler dişi örümceğin evinde gibidirler. Kesinlikle hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Onlar kendilerini güvende hissedeceklerdir. Allah’a yaklaştırıyor diye Allah’ın astlarından veliler edinecekler ve onlar ne diyor ise dinlerini o velilerine göre yaşayacaklardır. Ancak iş onların düşündüğü gibi değildir. Nasıl dişi örümcek erkek örümceği hayalı kırıklığına uğratmış ve erkek örümcek bu hatasını hayatı ile ödemiş ise Allah’ın astlarından veliler edinenler de mutlaka kayba uğrayacaklarıdır.

 

29/42  Kuşkusuz Allah, onların Kendisinin yanı sıra yöneldikleri şeylerin ne olduğunu bilir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

29/43  Bu örnekleri insanlara veriyoruz. Onu alimlerden başkası kavrayamaz.                      

*Kur'an ilmi, bilmediklerini Kur'an'dan öğrenme, Kur'an öğretisi, Allah kelamı, kutsal kitap ile gerçeği kavrama                                                                                                                                

30/19  O, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ve ölmüş yeryüzüne hayat verir. İşte, tıpkı bunun gibi siz de diriltileceksiniz.

35/9   Allah, rüzgarları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de böyledir.                                                                                                                            

*

35/19  Körle gören bir değildir.

35/20  Karanlık ve aydınlık bir değildir.

35/21  Serinlik ve sıcaklık bir değildir.

35/22  Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.                                                                                                                   

 

                       

39/17  Tağuta kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a yönelenlere müjdeler olsun. O halde bu kullarımı müjdele.

39/18  Sözü dinleyip, en iyisine uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. İşte onlar sağlıklı düşünen akıl sahipleridir.

39/19  Hakkında azap kararı gerçekleşmiş olana gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?

39/20  Fakat Rabb'lerine takvalı olanlar için kat kat bina edilmiş, önlerinde nehirler akan köşkler vardır. Bu Allah'ın verdiği sözdür. Allah verdiği sözden dönmez.

39/21  Allah'ın, gökten su indirdiğini ve onu su kaynakları şeklinde yeryüzünde akıttığını, sonra onunla rengarenk ekinler çıkardığını, daha sonra onların sararıp kuruduklarını; kuru bir çöpe döndüğünü görmedin mi? Kuşkusuz bunda sağlıklı düşünen akıl sahipleri için bir öğüt vardır.

39/22  Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı kimse, Rabb'inden bir ışık üzerinde olmaz mı? Öyleyse Allah'ın öğütlerine karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler

39/23  Allah, hadisin en iyisini; muteşabih, ikişerli bir kitap halinde indirdi. Ondan, Rabb'lerine karşı içtenlikli saygısı olanların tüyleri ürperir. Ardından da benlikleri ve kalpleri Allah'ın öğüdü ile huzura kavuşur. İşte bu, Allah'ın doğru yolu gösteren kılavuzudur. Onunla hak edeni doğru yola iletir; Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, artık ona doğru yolu gösteren bulunamaz.

39/24  O halde kıyamet günü, kendisini kötü azaptan kim koruyabilir? Zalimlere: "Kazandığınızın karşılığını tadın!" denir.

39/25  Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.

39/26  Allah, onlara dünya hayatında zilleti tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı.

39/27  Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.

39/28  Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki takva sahibi olurlar.

39/29  Allah, aralarında anlaşamayan birkaç ortağa bağlı bir kimse ile tek bir kişiye bağlı bir kimseyi örnek verdi: Bu iki kimsenin durumu hiçbir olur mu? Övgü yalnızca Allah'a özgüdür. Ama çokları bilmiyorlar.                                                                                                                                                                                  

21/22    Eğer ikisinde de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.

23/91    Allah, çocuk edinmemiştir. Ve O'nun yanı sıra bir ilah daha yoktur. Eğer olsaydı her ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder ve kimisi kimisine üstün olurdu. Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  

           

 

40/58  Kör ile gören bir değildir. İman edip salihatı yapanlar ile kötülük yapanlar da bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?

47/2   Kafir olanların ve Allah'ın yolundan alıkoyanların yaptıklarını Allah boşa çıkaracaktır.

47/3   İman eden, salihatı yapanlar ve Rabb'leri tarafından Muhammed'e indirilen "Hakk'a" inanan kimselere gelince, Allah onların kötülüklerini örtüp durumlarını düzeltecektir.

47/14  Rabbinden gelen kanıt içeren apaçık bilgiyi izleyen kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve hevalarına uyan kimse ile bir olur mu?

47/15  Takva sahiplerine söz verilen Cennet, şöyledir: İçinde; kokusu ve tadı değişmeyen sudan nehirler, tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere zevk veren hamrdan nehirler    ve saf baldan nehirler bulunur. Orada, onlar için her türlü meyve bulunur. Onlara, Rabb'lerinden bağışlanma vardır. Bu kimseler, ateşte devamlı kalacak  olan ve sıcak kaynar su içirilen, bundan dolayı da bağırsakları parça parça olan kimselerle bir olur mu hiç?                                                                                                                                                                                        

           

 

*

48/29    Muhammed, Allah'ın Resul'üdür. Onunla beraber olanlar, Kafirlere karşı sert, birbirlerine çok merhametlidirler. Onları; ruku ederken, secde ederken ve Allah'tan bağışlanma ve hoşnutluk isterlerken görürsün. Onların belirtileri, yüzlerindeki secde izleridir. İşte bunlar, onların Tevrat'taki örnekleridir. İncil'deki örnekleri de filizini yarıp çıkaran, sonra onu güçlendirerek kalınlaşıp, gövdesi üzerinde yükselen ekin gibidir. Bu, ekincilerin hoşuna gider. Allah, Kafirlere onlarla üzüntü vermektedir. Allah, iman edip salihatı yapan kimselere bağışlanma ve büyük bir ödül sözü vermiştir.     

YANLIŞ

48/29  Muhammed resulüdür/elçisidir Allah'ın; ve onunla birlikte (olan) kimseler şiddetlidirler kâfirlere25 karşı; merhametlidirler kendi          aralarında; görürsün onları rükû11 edenler; secde12 edenler; ararlar bir fazıl/lütuf Allah’tan; ve bir rıza; yüzlerindeki simaları onların eserindendir secdelerin12; işte bu; misalleridir onların Tevrat'ta; ve misalleridir onların İncil’de; bir zer/bir tohum (ki) çıkardı filizini; öyle ki kaplayarak güçlendirdi (filiz) onu (tohumu); öyle ki kalınlaştı/sertleşti; öyle ki istiva etti/seviyeledi gövdesinin üstüne; hayranlıkla zevk alır zer/tohum ekenler; kızması için/öfkelenmesi için onlara kâfirlerin25; vaat etti Allah kimselere; iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18 onlardan (iman edenlerden); bir mağfiret/bir bağışlanma; ve büyük bir ecir/karşılık.                                         

DOĞRU                                                                                                                                

*Yüzünü yere vurup alnında iz çıkarırlar, ayeti anlayamadıklarından. Salat çalışması secde kavramı başlığı altında incelendi.                                                                                                                                                                                                                                                      

*                                                                                                                                           

49/12  Ey iman47 etmiş kimseler! Sakının/uzak durun çoğu zandan314; doğrusu bir kısmı zannın314 günahtır; ve casusluk yapmayın/gizlice bilgi edinmeye çalışmayın; ve gıybet315 etmesin bir kısmınız bir kısmı; sever mi biriniz ki yer ölü kardeşinin etini?; öyle ki iğrenç/tiksindirici buldunuz onu; ve takvalı21 olun Allah'a; doğrusu Allah Tevvâb’tır191; Rahîm’dir2.                                                                                                                                                       

*

57/20  Bilin ki dünya hayatı bir oyundur, bir oyalanmadır; bir ziynettir, aranızda bir övünmedir, mallarda ve çocuklarda çokluk yarışıdır. Onun durumu; bitirdiği bitkilerle kafirlerin hoşuna giden yağmur gibidir. Ardından o bitkileri kurur, onları sararmış görürsün. Sonra da çer çöp olurlar. Ahirette, şiddetli bir azap da Allah'ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.

59/21  Eğer Biz, bu Kur'an'ı dağa indirseydik, onu; huşu duyarak, Allah'a olan huşudan parça parça olmuş görürdün. Bu örnekleri insanlar için veriyoruz ki belki düşünüp gerçeği kavrarlar.

33/72  Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk. Onu yüklenmeye yanaşmadılar. Ondan korktular. Onu insan yüklendi. O, çok zalim ve çok cahildir.

60/4   Ancak İbrahim'in babasına: "Allah'tan olacak olana gücüm yetmez, fakat senin için bağışlanma dileyeceğim" sözü hariç. İbrahim'de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için iyi bir örnek vardır. Onlar halklarına şöyle demişlerdi: "Biz, sizden ve sizin Allah'ın yanı sıra kulluk ettiğiniz şeylerden kesinlikle uzağız. Biz, sizi reddediyoruz. Siz, ilahın yalnızca Allah olduğuna iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda düşmanlık ve kınama devam edecektir. Rabb'imiz! Yalnız Sana dayandık, yalnız Sana yöneldik. Ve dönüş yalnızca Sana'dır."

60/5   "Rabb'imiz! Bizi Kafirler için sınav konusu yapma. Bizi bağışla Rabb'imiz! Kuşkusuz Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En Doğru Karar Veren'sin."

60/6   Ant olsun ki, onlar, sizin için ve ahiret gününü bekleyen kimseler için iyi bir örnektirler. Kim yüz çevirirse, bilsin ki kuşkusuz Allah; Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

*Onlar İbrahim ve 60/5 ayetinde anlatılan inanca sahip olan İbrahimin milletinden olanlar

66/10  Allah, Kafirlere Nuh'un ve Lut'un hanımlarını örnek verdi. İkisi de iyi kullarımızdan iki kulumuzla evliydiler. Fakat onlara hainlik ettiler. Bu yüzden Allah'tan gelen şeye karşı, kocalarının onlara bir faydası olmadı. Onlara: "İkiniz de girenlerle birlikte ateşe girin." denildi.

66/11  Allah, iman eden kimselere, Firavun'un hanımını örnek verdi. Hani o, "Rabb'im! Katında, benim için Cennet'te bir ev yap. Beni Firavun ve yaptıklarından kurtar. Ve zalimler topluluğundan beni kurtar." demişti.

66/12  İmran kızı Meryem; ırzını korumuştu. Ona ruhumuzdan üfledik. O, Rabb'inin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti ve gönülden saygı gösterenlerden oldu.                                                                                                                                                         

*

 

68/17  Kuşkusuz Biz onları belalandırdık. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden toplayacaklarına dair sözleşen bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi.

68/18  Bir istisna da yapmıyorlardı.

68/19  Fakat onlar daha uyanmadan, Rabb'in tarafından bir dolaşan onun üzerinde dolaştı.

68/20  Böylece, bahçeleri, üzerinde hiç ekin olmayan kara toprak gibi oldu.

68/21  Sabah olunca birbirlerine seslendiler.

68/22  Eğer, ürününüzü toplayacaksanız, tarlanıza sabah erkenden gidin!

68/23  Hemen, sessizce yola koyuldular.

68/24  "Sakın ha! Bugün aranıza hiçbir ihtiyaç sahibi girmesin."

68/25  İhtiyaç sahiplerini göz ardı ederek erkenden gittiler.

68/26  Fakat onu gördüklerinde: "Herhalde yanlış yere geldik!" dediler.

68/27  "Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız.

68/28  En makul düşünenleri: "Ben, size tesbih etmeliyiz dememiş miydim?" dedi.

68/29  Onlar: "Rabb'imizi tesbih ederiz. Doğrusu bizler haksızlık edenlermişiz." dediler.

YANLIŞ       

68/29  Dediler: “Subhân'dır7 Rabbimiz4; doğrusu biz olduk zulmedenler.”

DOĞRU

68/30  Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.

68/31  "Yazıklar olsun bize! Biz, gerçekten azgınlık eden kimselermişiz.

68/32  "Umarız ki, Rabb'imiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Ümitle Rabb'imize yöneliyoruz."

68/33  İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilenlerden olsalardı.

68/34  Takva sahipleri için, Rabb'lerinin yanında, nimeti bol Cennetler vardır.

68/35  İşte böyle, hiç Allah'a teslim olanları, suçlularla bir tutar mıyız?                                                                                                                              

*                           

                                                                                                           

23/14  Sonra nutfeyi bir alaka olarak yarattık. Alakayı da mudğa olarak yarattık. Mudğadan da kemikleri yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka yaratılışla şekillendirdik. Yaratıcıların en iyisi olan Allah ne yücedir.                

* l-mudgate – çiğnenmiş ete benzetir Rabb’imiz. Bu da müthiş bir örnekleme ve ilahi bir tasvir olmakla beraber, o dönemde bu bilginin bilinemeyeceğinden Kur’an’ın ilahi olduğunun kanıtıdır.


      

KUR'AN VE BİLİM KARŞILAŞTIRMA


Rabb’imizin inanyanlar için söylediği bazı kelamlara bakalım. Bu kelamlarda müthiş örnekler, müthiş dersler, müthiş öğretiler, müthiş benzetmeler bulunmaktadır. Konu bağlamında hatırlayalım.

 

52/32  Yoksa onların düşleri böyle mi istiyor? Yoksa onlar azgın bir halk mı?

52/33  Yoksa: "Onu kendisi uydurup söyledi." mi diyorlar? İşin gerçeği, onlar inanmak istemiyorlar.

52/34  Eğer söylediklerinde haklı kimselerse, onlar da onun benzeri bir hadis getirsinler!

52/35  Yoksa onlar, bir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar onlar mıdır?

52/36  Yoksa gökleri ve yeryüzünü onlar mı yarattı? Hayır, onlar gerçeğe ulaşmaya yanaşmıyorlar!

52/37  Yoksa Rabb'inin hazineleri onların yanında mı? Veya kendilerinin her şeye güç yetirebileceklerini mi sanıyorlar?

52/38  Yoksa onların, orada dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri buna dair bir belge getirsinler!

52/39  Yoksa kızlar O'nun da oğullar sizin mi?

52/40  Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir yük altına mı giriyorlar?

52/41  Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?

52/42  Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ne var ki tuzağa düşecek olanlar Kafirlerdir.

52/43  Yoksa onlar için Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir.

52/44  Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, "Üst üste yığılmış bulutlardır." derler!

52/45  Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.

52/46  O Gün planları onlara hiçbir yarar sağlamaz. Ve onlar yardım da olunmazlar.                    

*

67/20  Yoksa Rahman'dan başka, size yardım edecek ordunuz mu var? Kafirler yalnızca bir aldanış içindedirler.

67/21  Veya O, rızkınızı kesse, size kim rızık verebilir? Bilakis, onlar haddi aşmada ve nefrette ısrar ettiler

67/22  O halde, yüzüstü sürünerek giden mi, yoksa dosdoğru yolda düzgün yürüyen mi hedefine varır?

67/23  De ki: "Sizi biçimlendiren; size işitme, görme ve idrak etme gücü veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz?

67/24  De ki: "Sizi, yeryüzünde çoğaltıp yayan O'dur. Ve O'na toplanıp götürüleceksiniz."

67/25  "Eğer doğru söylüyorsanız, yaptığınız bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

67/26  De ki: "Bunu yalnızca Allah bilmektedir. Ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."

67/27  Onu yakından gördükleri zaman, Kafirlerin yüzleri kötüleşti. Onlara: "İşte bu, sizin isteyip durduğunuz şey!" denildi

67/28  De ki: "Bakın, Allah beni ve benimle birlikte olanları ister yok eder ister merhamet eder; peki, Kafirleri acıklı azaptan kim koruyacak?"

67/29  De ki: "O, Rahmeti Kesintisiz Olan'dır. O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu yakında bileceksiniz."  

67/30  De ki: "Düşünsenize, şayet suyunuz yeraltına çekilse, size akarsuyu kim getirebilir?"

*

 

Çalışmamızın sonunda Yüce Allah'ın kendisinin kelamlarından yüz çevirenler hakkında verdiği örneklere göz atalım.

 

 

2/65   Elbette siz, Cumartesi yasağını çiğnemekle hadlerini aşanları biliyorsunuz. Bu nedenle onlara, "Düşkün maymunlar olun." dedik.

7/166  Yasaklandıkları şeyleri yapmakta ısrar edince, onlara: "Düşkün maymunlar olun." dedik.                                                                              

*Maymunluk, akılsızca taklit etmedir. Nakil dini yaşayanlar sözde dini liderlerini akılsızca taklit ederler. Ne yaparsa ne derse akletmeden, doğruluğunu düşünmeden, kanıt olmadan delil olmadan akılsızca yaparlar. Bu sözde dini lider kendi neye inanıyorsa ehli olan kendilerine tabi olan bu kimseleri güder.                                                                                                                                 

 

74/49  Onlara ne oluyor ki zikirden yüz çeviriyorlar.

74/50  Sanki ürkmüş yabani eşekler gibidirler;

74/51  Aslandan kaçan.                                                  

*Kur’an’ın ilahi koruması olan matematiksel 19 sisteminden de aynı bu şekilde kaçarlar.

 

 

62/5   Tevrat'a uymakla yükümlü kılınıp da yükümlülüğünü yerine getirmeyen kimselerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeklerin durumu gibidir. Allah'ınayetlerini yalanlayan toplumun düştüğü durum ne kötüdür. Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.                                                                                       

* Tevrat, İncil veya Kur’an hepsi kutsal kitaptır. Allah’ın kelamdır. Yükümlülük kutsal kitabadır. Kutsal kitabın içeriğinden sorumluyuzdur. İşte Yüce Allah’ın kelamı ulaşıp da bu kelama yüz çevirenlerin, kutsal kitaba yüz çevirenlerin durumunu Yüce Rahman ciltlerle kitap taşıyan eşeklere benzetiyor. İşte bu eşekler Tevrat ve İncil’den yüz çevirip, talmut, mışna ve diğer uydurmasyonlara tabi olanlardır.

Sözde İslam alemindeki kendini Müslüman sanan bu eşekler de Kur’an’ı bırakıp tamamı zan tamamı uydurmasyon hadislere, sünnetlere hüküm koyduranlardır, Allah’ın biricik İslam dini dururken kendi ata dinlerine, mezhep dinlerine uyanlardır. İşte tek sorulacağımız Kur’an dururken birilerinin yanlarından uydurup yazdıkları şeylere tabii olanlardır bu eşekler.

Eşek nasıl taşıdığı kitapların içeriği bilmez ve ona bu kitaplar yük ve eziyet ise işte Biricik Kur’an’ımız dururken de uyduruk kaydırık, tamamı zan, tamamı uydurma olan bu kitaplara tabi olanlarında bu kitaplarda buldukları ancak boş ve cahilcedir. Bu yaptıkları ise ahirette boyunlarına dolanacaktır.                                                        

 

 

7/179  Gerçek şu ki, cinnden ve insten çoğalttıklarımızın çoğu Cehennem'liktir. Ki onların kalpleri vardır onunla kavramazlar, gözleri vardır onunla görmezler kulakları vardır onunla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler, hatta daha da bilinçsizdirler. İşte gafil olanlar bunlardır.

25/44  Yoksa onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha yetersizdirler.                                                                                                                                 

*Gerçeğe karşı gözleri kör, kulakları duymaz ve kalpleri akletmez olanlar hayvanlar gibiymiş. Hatta hayvandan daha da bilinçsizlermiş.

Gerçeğe kulak vermeyen, akıllarını kullanmayanlarmış. İşte bu akıllarını kullanmayıp da gerçeğe kulak vermeyince Allah kelamından bir haber olunca da hayvanlar gibi oluyorlarmış. Hatta doğru yolu seçmede hayvandan da daha yetersiz oluyorlarmış.

 

 

Demekki bizi hayvandan ayıran aklımız mış. Bu aklımızı kullanarak Yüce Allah’ın kelamlarından doğru yolu bulmamız gerekiyormuş. Bu aklı doğru yolu bulmada kullanmalıymışız. Bu doğru yol Kur’an’da tüm bize öğretilendir. Aklı Kur’an’ı öğrenmeye, anlamaya ve uygulamaya kullanmadığımız noktada bırakın hayvandan ayrılmayı, hayvandan bile aşağı oluyormuş insan. Rabb’im daha ne desin.

 

Hayvandan aşağı olmayı seçenlerden, hayvandan aşağı olmayı hak edenlerden, aklını doğru yolu bulmaya kullanmayanlardan ve onların seçtikleri yoldan Rabb’imizin bizi muhafaza etmesini ve Kendisine klavuzlanmamızı dilemesini umut ve temenni ederim tüm müminler için.

 

 

 

 

AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR

2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi                                              

rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.                                        

4Efendi, komuta eden.                                     

6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.                 

8Bilen.                                    

21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.                                     

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

 38Sapkın, doğru yoldan çıkan.                                   

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.                                     

53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.                                          

177Ölçeklendiren, derecelendiren, değerini belirleyen.                                     

186Sivrisinek Yüce Allah'ın örnek verdiği bir canlıdır. Onun üzerinde olan da örnek verilmiştir. Bilimsel veriler göstermiştir ki küçücük bir sivrisineğin üzerinde çok sayıda bakteri yaşamaktadır. Sıtma mikrobu taşıyan sivrisineğin tek bir ısırığı sıtma hastalığına neden olabilir. Sivrisineğin insanlık tarihinde en çok insanın ölmesine neden olan sıtma hastalığına neden olması nedeniyle örnek olarak gösterilmesi Kur'an'ın büyük bir bilimsel mucizedir.                                   

191Yaptıkları hatalardan/günahlardan dönüp vazgeçen kullarına cezayı/karşılığı vermekten vazgeçen, dönen. Kullarına sürekli dönen. Kullarının tevbesini yani vazgeçmelerini çokça kabul eden. Cezadan/karşılıktan vazgeçen.                                      

201Benlik, kişilik, öz varlık.                                         

226Deklere etmek, bildirmek, belli etmek, ifade etmek.                                     

261Bulutlar arasındaki elektrik boşalmalarıdır. Aydınlanma ve gök gürültüsüyle birliktedir. Yere düşmezler. Yere düşen tiplerine yıldırım denir. Yıldırımlar daha tehlikelidir.                               

287Gösterge, işaret, mucize, indikatör.                                    

297Genişleten, enginleştiren, hacim kazandırarak büyüten.                                          

314Varsayım, sanı, töhmet, elde somut veriler olmamasına karşın, birisi ya da bir olay hakkında hükme varmak ya da sonuca ulaşmak.                                    

315Dedikodu etmek, arkasından çekiştirmek-kötülemek, bir kişinin yokluğunda onun hakkında ileri geri konuşmak.                                         

336Tek tanrıcı, monoteist inanç öğretisi yolu. Kutsal kitapların öğretilerinin yolu. Sadece Kur'an öğretileri.                                            

378Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi. Kamu yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır. (2:271 ve 2:263)                                        

379Bitki örtüsünün yoğunluğundan örtülmüş, gizlenmiş bahçe.                                     

380Alt nesil, soy. Çoluk çocuk, evlatlar, torunlar vb.                                          

381Alev hortumları. Kur'an'ın bu işareti büyük bir mucizedir.                                         

385Bir kimse işitmeyen sağır bir kimseye karşı ne kadar haykırsa da, ne kadar seslense de amacına asla ulaşamaz.  Hatta kişi kör ve dilsizse tüm çabalar mutlak ki boşa gider. Kâfirlerin durumu da işte böyledir. Sağır, kör ve dilsiz olan bir kimseye haykıran kimseler gibidirler. Yaptıkları her şey boşunadır. Asla bir fayda sağlamaz.                                     

562İslâm akıl dini değil nakil dinidir diyenlerin vay haline. Yaratılış özelliğimiz olan beyni çalıştırmak, doğruyu yanlıştan ayırmak için beyin hücrelerini bir bilgisayar işlemcisi gibi çalıştırmak, kullanmak. Her şeyi mantık süzgecinden geçirmek. Beynin onayına sunmak. Fikir yürütmek. 6847:175-176. ayetlerde dilini sarkıtıp soluyan bir köpeğin durumuna benzetilen, kendisine ayetler verilmiş olan kimseden bahsedilmektedir. Bu kimsenin resûl Muhammed öncesi yaşamış olduğu anlaşılır. İsrailoğullarından olması gerektiğini de anlarız. Kendisine ayetler verildiğine göre anlarız ki bu kimse bir elçi/resûl olmalıdır. Bu kimsenin ayetlerden sıyrılarak yeryüzüne tamah ettiğini ve hevâsına uyarak sapanlardan olduğunu anlarız. 7:176 ayetinde Rabbimiz dileseydi bu kimseyi ayetlerle yücelteceğini bildirmiştir. Demek ki Rabbimiz dilememiştir.                                             

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                          

 

EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.                                                                                                                           

 

                                                                                                                                                                                

                                                                                                                                                                                

                                                                                                                                                                                

                                                          

                                                           

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder