BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
YÜCE
ALLAH'IN ÖRNEKLEMELERİ
Yüce Allah Kur'an'da her şeyden örnekler verdiğini ve bunların apaçık örnekler olduğunu, yani her şeyden apaçık örnekler verdiğini bizlere öğretir (24/34 - 47/14 - 2/99 - 17/41 gibi ayetlerde). Hatta inanmayanların söyledikleri her şeye karşı da Kur'an'da cevap olduğunu bizlere bildirir. İşte bu çalışmamızda nedir bu örnekler, hangi örnekler verilmiş, bu örneklerden alınacak dersler üzerinde akletme ile ilgili bir çalışmamız olacak.
Yalnız bu
çalışmada direk örnek olarak Allah'ın söylediklerine bakıcaz. Kıssalardan
çıkarılacak dersler içindeki örnekler veya başka ayetlerin manaların içindeki
örnek gibi detaylara pek girmeyeceğiz. Kur'an'da verilen örnekler Yüce Allah'ın örnek dediği veya örnek olarak beyan ettiği şeylerle sınırlı değildir. Gaypdan Yüce Allah'ın bize öğrettiği kıssalarda, nebi ve resullerin hayatlarında veya başka kullardan bize anlattıklarında da örnekler mevcuttur.
Rabb'imin net örnek dediği öğretilere bakıcaz. Ayetleri Kur'an'ımızdan toplayıp okuycaz. Çok yoruma girmemeye çalışacağım bir çalışma olacak bu çalışmamız. Çünkü kişi örnekleri kendi anlasın, kendi akletsin tarzında olsun istedim. Bazı bilimsel yansımalar üzerinde konuşcaz. Ayetlerde bazı noktalarda daha fazla akledicez.
Bu örneklemelerin olduğu çalışmamıza geçmeden önce
inanmayanların söylediklerinin tümüne Kur'an'da cevap olduğu ayetimize
öncelikle bir bakalım.
25/33
Onların sana verecekleri her örneğe karşılık, biz sana Hakk'ı en iyi şekilde
açıklarız.
Tüm her şeyden apaçık örnekleme yapan Rabb'imizin, örneğin kafirlerin
Kur'an Muhammed'e bir defada indirilmesi gerekmez miydi sorusuna yanıt olarak,
Kur'an'ın nebimizin kalbine iyice yerleştirilmesi için parça parça, düzenli ve
pekiştire pekiştire indirdiğini açıkladığı 25/32 ayetinden sonra da 25/33
ayetinde kafirlerin vereceği her örneğe karşı hakkı en iyi açıkladığını bizlere
öğretir.
25/32 Kafirler: "Kur'an ona bir defada ve
topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice
yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.
25/33 Onların sana verecekleri her örneğe karşılık,
biz sana Hakk'ı en iyi şekilde açıklarız.
Bu her örnek, her soru, her karşı fikir gibi düşünülebilir.
Demek ki bir inanmayan her ne ile gelirse geldin Allah tarafından Kur'an'ın
ilmi sayesinde buna cevap verebiliriz.
Daha doğrusu Yüce Allah'ın öğrettiği cevabı deklere edebiliriz. Bizim ilmimiz
Kur’an’dan anladığımız, Yüce Allah’ın öğrenmemizi dilediği kadardır. İlim
sahibi olmak Kur’an bütünlüğünde Kur’an’ı ne kadar anladığın ile sınırlıdır.
Tabiiki Kur’an ilminden bahsediyorum bir bilim adamı olmaktan değil.
Aynı zamanda Rabb’imiz der ki ne arıyorsan Kur’an’da var.
Ne ararız Kur’an’da dinimizi ararız. Dinimizin kendi şahsımıza, topluma,
yaşama, doğaya etkileri nedir, nasıl davranırız, nasıl doğru yola (sıratel
müstakim) kılavuzlanır ve doğru yolda kalırız, cenneti nasıl hak ederiz,
yaratıcımız nasıl bir yaratıcıdır, bizim amacımız nedir, öldükten sonra ne
olacak gibi gibi. Hayat, ölüm ve ölüm sonrası hakkındaki bilgiler ararız. Ve
Her şeyi bilende bize bilmediklerimizi bilmemiz gerektiği kadar, bize yetecek
kadar öğretir.
Bu bağlamda tabii ki Biricik Kur'an'ımızı bilmemiz gerekir.
Çalışmalarımızda zaten bir inanan için tüm yolların Kur'an'ı bildiği dilde
okumak, anlamak hatta ders kitabı gibi çalışmak, analitik düşünmek olduğu
kapısına çıktığını öğrenmiştik. O bakımdan Yüce Allah'ın örneklemelerine ayrı
çalışmak bir mümin için faydalı olacaktır kanaatindeyim. Hep beraber bu
örneklere, örneklerle gelen öğretilere bakalım, üzerinde akledelim, analitik
düşünelim.
2/17 Misali/örneği onların misali/örneği gibidir
kimse (ki) yaktı bir ateş; öyle ki ne zaman aydınlattı (ateş) çevresindekini
onun (kimsenin); giderdi/götürdü Allah
nurunu/aydınlığını onların; ve terk etti onları karanlıklarda; görmezler.
2/18 Sağırlar; dilsizler;
körler; öyle ki onlar dönmezler.
2/19 Ya da gökten bir yağmur fırtınası gibi;
içinde onun (yağmur fırtınasının) karanlıklar; ve gök gürültüsü; ve şimşek261;
koyarlar parmaklarını kulaklarının içine gök gürültüsü sesinden; ölüme hazır;
ve Allah kuşatıp sarandır kâfirleri25.
2/20 Şimşek261 neredeyse kapar görüşlerini;
aydınlattığı (şimşek) zaman onları, yürüdüler onda (şimşekte); ve karardığı
zaman (şimşek) üzerlerine, dikeldiler/ayakta kalakaldılar; eğer dileseydi Allah
mutlak giderirdi/götürürdü işitmelerini ve görüşlerini; doğrusu Allah her bir
şey üzerine Kadîr'dir177.
*
2/26 Doğrusu
Allah çekinmez; ki vurur/ortaya koyar bir misal/örnek; bir sivrisineği186; öyle ki onun üstündekini (de)186; öyle
ki ancak iman47 etmiş kimseler;
böylece bilirler ki o (örnek) haktır/gerçektir Rablerinden4;
ve ancak kâfirlik25 etmiş kimseler; öyle ki derler:
“Neyi amaçladı/arzuladı Allah bu misalle/örnekle?”; saptırır (Allah) onunla (örnekle) bir
çoğunu; ve doğru yola kılavuzlar onunla (örnekle) bir çoğunu; ve saptırır değildir (Allah) onunla (örnekle);
ancak fâsıkları38.
Rabb'imizin müthiş bir örneği vardır bu ayette. Sivrisinek
ve üstündeki.
Ve bu örnek ile sapanda olurmuş, doğru yola kılavuzlanan da.
Bunun ne demek olduğunu anlamak için elbette işaret edilen sivrisinek ve
üzerindekine bakmak lazım.
Sivrisinek türleri yaklaşık 3500 dür. Çok ciddi hastalık
taşıdığını ve bu hastalıkların bir kısmının ölümle sonuçlandığını biliyoruz.
Dünya üzerinde ölümlerin çok ciddi kısmının da bu sivrisinekler tarafından
ısırılan yani kanları emilen insanlardan olduğu da bir gerçektir. Kasıtlı olarak
sivrisineğin işaret edilmesi ise, bu türün incelenmesini vurgulamasıdır.
Üzerindekine bakalım. 2018 yılında 9 sivrisinek üzerinde
yapılan araştırmada sivrisineklerin üzerinde 284 çeşit bakteri bulunduğu ortaya
çıkmıştır. Rabb'imiz küçücük bir
canlının üzerine 284 çeşit bakteri yerleştirmiştir. Düşünebiliyor musunuz? Yani
küçücük bir canlı yarattı ve üzerine 284 çeşit bakteri yerleştirdi nasıl müthiş
bir yaratıcıya işaret vardır, sivrisineklerden çok ölüm oluyor ona bakın
işareti vardır, sivrisinek üzerindeki bakterileri inceleyin ona işaret vardır,
bunlara karşı mücadele edilmesi gerektiğine işaret vardır, bu sivrisinek insan
sağlığı ve hayatı için tehlikedir göz ardı etmeyine işaret vardır ayrıca 1400
yıl önce bunları bilmenin imkanı olmadığından Kur''an'ın ilahi olduğunun Allah
katından olduğunun kanıtıdır.
Peki kafirler ne anlayacak. Aynen Rabb'imin dediği gibi.
Neti amaçladı, neyi arzuladı Allah bu misalle bu örnekle ?
İşte bilenle bilmeyen bir olur mu? der bilmediklerimizi
bize öğreten Yüce Rahman.
*
2/171 Ve kâfirlik25 etmiş kimselerin misali
misali gibidir kimse (ki) haykırır işitmeze385; ancak bir çağırmadır ve bir
nida/sesleniştir sağırlara, dilsizlere, körlere; öyle ki onlar
(kâfirler) akletmezler562.
Kafirlik etmiş kimselere ne dersen de anlamazlar der
Rabb'imiz. Bağırsanda, güzelce izah etsende, Yüce Allah'ın kelamlarını söylesen
de akletmezlermiş. Sağıra seslenmeye benzetiyor bu örneğinde. Ona anlatılan
için analitik düşünüp fikir yürütüp doğruya ulaşamazlar. Bu manada elbet biz
gene Rabb'imizin ayetlerini deklere edicez ama o kadar. Anlamıyorlarsa
ısrarında manası olmayacaktır. Onların o şekilde kalmalarına karar vermiştir
yaratıcı.
*
2/259 Ya da bir kent üzerine uğramış kimse gibi; ve
o (kent) harap/yıkıktır taşıyıcı yapıları üzerine; dedi (o kimse): “Nasıl
canlandırır bunu Allah onun (kentin) ölümünden sonra?”; öyle ki öldürdü onu (o
kimseyi) Allah bir yüz sene; sonra diriltti onu; dedi: “Ne kadar kaldın?”;
dedi: “Kaldım bir gün ya da günün bir parçası; dedi (Allah): “Hayır! Kaldın bir
yüz sene; öyle ki bak yiyeceğine ve içeceğine; alsa bozulmaz o; ve bak
merkebine/eşeğine; ve yapmamız için seni bir
ayet287 insanlar için; ve bak kemiklere nasıl kaldırırız onu; sonra
giydiririz ona et”; öyle ki ne zaman beyan226 oldu ona (o kimseye); dedi
(o kimse): “Bildim ki doğrusu Allah her
bir şey üzerine Kadîr'dir 177.”
2/261 Mallarını Allah
yolunda336 infak6 eden kimselerin misali; misali gibidir bir tohum; yetiştirdi yedi
başak; her başağındadır yüz tohum; ve Allah
katlar dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.
*1 tohum x 7 başak x 100 tohum = 700 yani 1 e 700 veririm
diyor Yüce Rahman.
*
2/264 Ey
iman47 etmiş kimseler! Boşa çıkarmayın sadakalarınızı378; minnetle* (minnete neden olarak) ve eziyetle**(eziyete neden olarak); kimse gibi (ki)
infak6 eder malını insanlara gösteriş (-le) ; iman47 etmez Allah'a ve
ahiret gününe; öyle ki misali onun (kimsenin) misali
gibidir saf/düz bir kaya; üzerinde onun (kayanın) turabin/toz; öyle ki isabet
eder ona (kayaya) bir sağanak ; öyle ki bırakır onu semsert/yaşamsız;
güç yetiremez (o kimse) kazandıklarından bir şey üzerine; ve Allah doğru yola
kılavuzlamaz kâfirler25 kavmini/toplumunu.
*Minnet duyulması amacıyla yaparak. Minnet
bekleyerek.
**Sıkıntı, eziyet, huzursuzluk vererek.
2/265 Ve
kimselerin misali (ki) infak6 ederler mallarını Allah'ın rızasını aramaya;
ve (rızayı) nefislerinden201 tespitlemeye/tutturmaya; misali gibidir bir cennet379; yüksekte/gelişmiş; isabet etti
ona bir sağanak; öyle ki verdi ürününü iki kat; öyle ki eğer asla isabet
etmezse bile ona bir sağanak; öyle ki bir nem/bir çiy (bile yeterlidir); ve
Allah yaptıklarınızı görendir.
2/266 İster
mi biriniz ki olur ona bir cennet379; hurmalardan ve üzümlerden; akar onun
(cennetin) altından nehirler ona (kimseye); içindedir onun (cennetin) her bir
meyveden; ve isabet etti ona (kimseye) yaşlılık/ihtiyarlık; ve ondadır
(kimsededir) acizler/güçsüzler (olan) bir zürriyet380; öyle ki isabet etti ona
(cennete) bir kasırga/hortum381; ondadır
(kasırgadadır/hortumundadır) bir ateş381; öyle ki yaktı kül etti; işte
böyledir; beyan eder Allah sizlere ayetleri; belki sizler derinlemesine fikir
yürütürsünüz.
Alev hortumu. Büyük yangınlar kendi rüzgârlarını
oluşturabilir. Bu rüzgâr bir hortuma dönüştüğünde iç kısmına alevi alır. Hızla
dönen hortum alevi daha kuvvetli ve daha harlı olmasını sağlar. Bir alev
hortumunun iç sıcaklığı 1090 °C dereceye kadar çıkabilir. Genellikle
yükseklikleri 10-50 metre arasında olmakla birlikte 1 kilometre yüksekliğe
ulaşabilirler. Alev hortumu içindeki hava hızı 200 kilometre/saate ulaşabilir.
Ortalama 20 dakika sürerler.
Antik dönemde insanlar hortum
oluşumunu elbette biliyorlardı. Ama alev hortumları çok
nadir görüldüğü için haberleri yoktu. Günümüzde bile alev hortumu
gören kişi sayısı çok azdır. Görmeyi bırakın çoğu
insan bilmemektedir.
Arabistan bölgesinde şimdiye kadar hiçbir alev
hortumu raporlanmamıştır. Dolayısıyla Muhammed'in bilmesi imkansızdı. Bu
da Kur'an'ın ilahi olduğuna kanıttır. Kuran dışında alev
hortumunu işaret etmiş hiçbir yazılı antik
kayıt mevcut değildir.
*
3/117 Bu dünya hayatındaki infak6 ettiklerinin
misali/benzeri misali/benzeri gibidir bir rüzgar; içindedir onun bir dondurucu;
isabet etti (rüzgar) ekinine bir kavmin/toplumun (ki) zulmettiler kendi
nefislerine; öyle ki helak etti (rüzgar) onu (ekini); ve zulmetmiş değildir
Allah; velakin/fakat kendi nefislerine zulmederler (onlar).
3/162 Öyle ki Allah'ın
rızasına tabi olmuş kimse, kimse gibi midir (ki) geri döndü Allah'tan
bir hoşnutsuzlukla/öfkeyle; ve sığınağı onun cehennemdir; ne perişan bir varış
yeridir.
4/9 Ve
haşyet53 duysun kimseler (ki) eğer terk etselerdi* kendilerinin
ardından gelen zayıf/perişan bir zürriyet380; korkarlardı onlar üzerine;
öyleyse takvalı21 olsunlar Allah’a; ve desinler hedefi tam vuran bir söz.
*Ölüp gitseler.
6/122 Ve kimse (ki) olmuştu bir ölü/mevta?;
öyle ki dirilttik/canlandırdık onu ve verdik ona bir
nur; yürür onunla insanlar içinde; misali
onun kendisinden bir çıkışı olmayan karanlıklar içindeki kimse gibidir
midir?; işte öyledir; süslendi kâfirlere25 yapar oldukları.
7/176 Velev/fakat dileseydik mutlak yükseltirdik
onu684 onunla*; velakin/fakat o684 saplandı yere; ve tabi oldu
hevâsına; öyle ki misali/benzeri onun misali/benzeri
gibidir köpeğin; eğer hamle yapsan üzerine dilini sarkıtıp solur ya da terk
etsen onu dilini sarkıtıp solur; işte budur misali/benzeri kavmin/toplumun; kimselerin
(ki) yalanladılar ayetlerimizi;
öyle ki kıssalaştır (bu) kıssayı belki onlar fikir yürütürler
*Ayetle.
Ayetlerden sıyrılan, üzerine varsanda varmasanda dilini
sarkıtıp duran öyle kalan köpeğe benzetir Rabb'imiz.
Detaylı açıklama için linke bakınız ayrıca arınma konusunda
detaylı bahsettik. Detay için o konuya bakılabilir.
9/109 Binasını takva üzere, Allah rızası için kuran
kimse mi, yoksa binasını uçurumun kenarına kurup da onunla birlikte Cehennem
ateşinin içine yuvarlanan kimse mi hayırlı olandır? Allah, zalim halkı doğru
yola iletmez.
10/24 Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz yağmurla
hayat bulup yeşeren, insanların ve hayvanların yararlandıkları yeryüzü
bitkileri gibidir. Öyle ki yeryüzü bütün süslerini ve güzelliğini kuşandığı ve
sahipleri de onu elde edecek güce sahip olduklarını sandıkları bir sırada;
geceleyin veya güpegündüz ona emrimiz geliverir de bunları sanki dün yerinde
hiç yokmuş gibi kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir halk
için ayetlerimizi böyle detaylı olarak açıklıyoruz.
11/23 İman edip, salihatı yapanlar, Rabb'lerine
içtenlikle bağlı olanlar; Cennet ehlidirler. Onlar, orada sürekli
kalacaklardır.
11/24 Bu iki grubun durumu;
kör ve sağır ile gören ve duyanın durumu gibidir.
Bunlar hiç bir olur mu? Niçin düşünüp öğüt almıyorsunuz?
11/23 öncesine bakınız. 11/24 de bu
iki grup inanan ve uydurduğu yalanı Allah'a dayandıran zalimlerdir.
Biri kör ve sağır diğeri gören ve duyan olarak öğretir bize
Rabb'imiz. Kör ve sağırlık elbette fiziki değildir. Görürler ve duyarlar ama
kavrayamazlar. Bir nevi sağır ve kördürler. Gördükleri ve duyduklarının onlara
faydası olmaz çünkü kalpleri akletmez.
*
13/4 Yeryüzünde
aynı su ile sulanan ve birbirine bitişik toprak
parçalarında, üzümlerden bahçeler, ekinler, çatallı çatalsız hurma
ağaçları vardır. Ve Biz, onları yenmesinde farklı
farklı kılıyoruz. Aklını kullanan bir toplum için bunda ayetler vardır.
13/14 Gerçek olan dua ancak
O'na yapılandır. Onların, O'nun yanı sıra istekte bulundukları
varlıklar, hiçbir şekilde onlara karşılık veremezler. Onlar, elleri suya
ulaşmadığı halde, ağızlarına su kendiliğinden gelsin diye iki avucunu açanlar
gibidir. Kafirlerin duası sapkıncadır.
13/15 Göklerde ve yerde
olanlar ve gölgeleri, isteyerek veya istemeyerek, sabah akşam Allah'a secde
ederler.
*Gölgelerin secdesi; konuyu salat çalışmasında, secde
başlığı altında ele alıcaz.
13/16 De ki: "Göklerin ve yerin Rabb'i
kimdir?" De ki: "Allah'tır! O'nun yanı sıra, kendileri için yarar da
zarar da sağlamaya güç yetiremeyenleri veliler mi edindiniz?" De ki: Hiç
gören ile kör bir olur mu? Ya da karanlıkla aydınlık bir midir? Yoksa Allah'a,
O'nun yaratması gibi yaratması olan ortaklar mı buldular da bu yaratma,
kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: "Allah her şeyin yaratıcısıdır.
O, Eşsiz ve Benzersiz Bir Olan'dır, Varlığın Üzerinde Mutlak Egemen'dir."
13/17 Gökten su indirdi.
Dereler kendi ölçüsünce çağlayıp aktı. Akıntı, üste çıkan köpüğü taşıyıp
götürür. Buna benzer bir köpük de değerli maden elde etmek için veya
faydalanmak için ateşte eritilen madenlerin üzerinde de oluşur. İşte Allah Hakk
ve Batıl'a böyle örnek verir. Köpük yok olup gider. İnsana fayda veren şey ise
kalıcı olur. İşte Allah böyle örnekler verir.
*Dünyamızdaki su uzaydan inmiştir.
14/18 Rabb'lerine nankörlük
edenlerin yaptıkları, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir kül
gibidir. Kazandıklarından hiçbir şey ellerinde kalmaz. İşte bu derin bir
sapkınlıktır.
14/22 Ne zaman ki hüküm
gerçekleşti, şeytan onlara: "Şüphesiz ki
Allah'ın vaktiyle yaptığı uyarıların hepsi gerçekleşti. Ben de size vadettim. Benim verdiğim sözler ise boş çıktı.
Zaten benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu. Ben
size sadece çağrıda bulundum, siz de kendiliğinizden çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz
beni kurtarabilirsiniz. Gerçekten ben, daha önce beni Allah'a ortak koşmanızı
da yok saymıştım." dedi. Zalimlerin hakkı acı bir azaptır.
14/23 İman eden ve salihatı yapanlar, Rabb'lerinin
izni ile içinde sürekli kalmak üzere içlerinden ırmaklar akan Cennetlere
konulurlar. Oradaki yaşam temennileri "selam"dır.
14/24 Görmüyor musun Allah nasıl örnek verdi? Hoş
bir söz, bakımlı bir ağaç gibidir. Onun kökü sabittir. Ve onun dalları
göktedir.
14/25 O, Rabb'inin izni ile her zaman ürün verir.
Allah, öğüt almaları için insanlara böyle örnekler verir.
14/26 Kötü bir söz de kökü yerden sökülmüş, ayakta
duramayan kötü bir ağaç gibidir.
14/27 Allah, iman edenleri dünya hayatında da
ahirette de sapasağlam ayakta tutar. Allah, zalim olanları saptırır. Allah
dilediğini yapar.
16/71 Allah,
rızık konusunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Üstün kılınanlar; rızıklarını yeminle hak sahibi oldukları kimselere aktarıyorlar
da onlar, onda eşit oluyorlar mı? O halde, Allah'ın nimetini mi inkar
ediyorlar?
30/28 Kendinizden, size bir örnek vermektedir:
"Size verdiğimiz mallarda yeminle hak sahibi
olduğunuz kimselerden ortaklarınız var mı? Siz ve onlar bu mallarda eşit
misiniz? Onları, birbirinizi saydığınız gibi sayar mısınız? Aklını kullanan bir
kavim için ayetleri işte böyle açıklıyoruz."
*Bakmakla yükümlü oldukları ehli, çalışanları, anlaşma ile
hak sahibi olanlar
16/75 Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının
malı olmuş bir abd ile tarafımızdan kendisine iyi bir rızık verip de ondan
gizli ve açık olarak yardımda bulunan bir kimseyi örnek verir. Bunlar, hiç bir
olurlar mı? Hamd, Allah'a mahsustur. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
16/76 Allah, iki adamı da örnek verdi: Bunlardan
biri dilsiz ve hiçbir şeye gücü yetmez; mevlasına
bir yüktür. Onu nereye gönderirse göndersin, bir iş beceremez. Bu adamla,
adaleti emreden ve dosdoğru yolda olan eşit olur mu?
*İnsan olan sahibi, kölenin sahibi
16/77 Göklerin ve yerin gaybı, yalnızca Allah'a
aittir. Sa'at'in emri de yalnızca göz açıp kapamak veya
ondan daha az bir zamanda olacaktır. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Kadir'dir.
Göz açıp kapamanın insan yaşamına bağlantısı, işareti
vardır. Bu ayette Yüce Allah kıyametin kopması olarak tanımlanan saatin emrinin
bir göz kırpması gibi olduğunu bize bildiriyor. Bize bir benzetme yapıyor. Hatta
emrin daha da yakın olabileceğini bize bildiriyor.
*
16/92 İpliğini sağlamca
eğirdikten sonra çözen kadın gibi olmayın. Bir topluluğun diğer bir
topluluktan güçlü olmasından yararlanarak yeminlerinizi aranızda kötüye
kullanmayın. ALLAH sizi böylece dener. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları diriliş
günü size açıklayacak.
İpi sağlamca eğirdikten sonra açmak. Bir işi güzelce
yaptıktan sonra o işi bozmak yada eski haline getirmek emeği boşa harcamaktır.
Ayrıca bu hareket tutarsız ve akılsızca bir davranıştır. Verilen söz sonrası
yapılan anlaşmayı kendi çıkarlarına uyarak veya şu bu sebeple bozan sözünden dönenlerden
bahseder ayet. Bu davranış anlamsız, çelişkili, güven sarsıcı ve tutarsız
olacaktır.
Gerçek manada ipin eğrilmesi ve çözülmesi olarak da
düşündüğümüzde; lifler hazırlanır, hayvan tüyleri taranıp temizlenir, ince
şeritler haline getirilir, bükme ve eğirme işlemi uygulanır, çıkrık ile döndürülerek
bükülür. Bu eğirme işlemidir ve bu bitince lifler birbirine kenetlenir, iplik
dayanıklı olur, kolay kopmayan sağlam ve dayanıklı bir yapı olur.
Eğrilen ipin sökülmesi ise lifler tekrar ayrılmaya başlar,
iplik çözülür lifler dağılır, tüm emek boşa gider, ortaya çıkan fayda yok olur,
elde lif yığını kalır. Hem gerçek manada hem de mecaz manada yansımasını
örnekler Rabb'imiz. Ayrıca bu işin sonrası da vardır.
İki toplum arasında güven sarsılır ve belki tamir edilemez
duruma gelerek düşmanlığa doğru gidebilir. Aynı şekilde eğrilen ipin
çözüldükten sonra tekrar eğireyim deme noktasında önceki emeğin boşa gitmesi,
liflerin tekrar kullanılabilmesi için harcanan bir zaman ve emek olması ve
kalitenin düşmesi gibi.
*
18/32 Onlara iki adamın durumunu örnek ver.
Bunlardan birine her türlü üzümden iki bahçe yaptık. Ve bu iki bahçenin
çevresini hurmalıklarla donattık. Aralarında da ekinlikler bitirdik.
18/33 İki bahçenin ikisi de hiçbir şey eksik
bırakmadan meyvelerini verdi. Ve aralarında bir nehir akıttık.
18/34 Ve onun serveti oldu. Arkadaşı ile konuşurken:
"Ben malca senden daha zenginim, insan sayısınca
da senden daha güçlüyüm." dedi.
*18/34 Kbirlendi,
büyüklendi, heşeyi kimin verdiğini ve kime döneceğini unuttu, ahireti hesaba
katmadı
16/22 Sizin ilahınız, bir tek ilahtır. Buna
rağmen, ahirete iman etmeyenlerin kalpleri, bunu kabul etmez. Ve onlar
büyüklenen kimselerdir.
18/35 Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi:
"Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum."
dedi.
18/36 "Kıyametin kopacağını sanmıyorum. Eğer böyle bir şey olur da
Rabb'ime döndürülürsem, mutlaka orada bundan daha hayırlısını bulurum."
*18/35,36 Ahireti
yalanlamış oldu,şir koşmuş oldu
41/6 De ki: "Ben de
sizin gibi bir beşerim. Bana vahyolunuyor ki, sizin ilahınız, bir tek ilahtır.
Öyleyse doğrudan O'na yönelin ve yalnızca O'ndan bağışlanma dileyin. Müşriklerin
vay haline!"
41/7 Onlar zekat
yapmazlar. Ahiret'i inkar ederler.
18/37 Tartışmaya girdiği arkadaşı ona: "Seni
topraktan, sonra bir nutfeden yaratan, sonra da seni insan şekline sokana
nankörlük mü ediyorsun?"
18/38 "Oysa benim Rabb'im Allah'tır. Ve ben Rabb'ime kimseyi ortak koşmam."
18/39 "Her ne kadar beni mal-mülk ve evlat
bakımından eksik görüyorsan da bahçene girdiğin zaman: "Allah ne dilerse o
olur, Allah'tan başka hiçbir güç yoktur,
deseydin ya!"
18/40 "Belki Rabb'im, bana senin bahçenden daha
hayırlısını verir. Ve seninkinin üzerine de gökten felaketler gönderir de
verimsiz, kupkuru bir toprak olur."
18/41 "Veya onun suyu yerin dibine çekilir de
artık onu çıkarmaya asla gücün yetmez."
18/42 Onun ürünleri kuşatılıp bitirildi. Ve
çardakları üzerine yıkılmıştı. Yaptığı harcamalara üzülerek ellerini
ovuştururken, "Keşke ben Rabb'ime hiçbir şeyi
ortak koşmasaydım." Diyordu.
18/43 Allah'tan başka kendisine yardım edecek
kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.
18/44 İşte bu durumda velilik, gerçek olarak
yalnızca Allah'a aittir. O, ödüllendirme bakımından da en hayırlı olandır.
Sonuç bakımından da en hayırlı olandır.
18/45 Dünya hayatının neye
benzediğine dair şu örneği ver: o, gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde
yeşeren ve daha sonra çer çöp olup rüzgarla sağa sola savrulan bitki gibidir.
Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter.
18/46 Mal ve çocuklar, dünya hayatının süsüdür.
Kalıcı olan iyi işler ise Rabb'inin yanında daha değerlidir. Ümit bağlama
yönünden de daha değerlidir.
18/54 Ant olsun ki Biz, bu
Kur'an'da her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla verdik. Ne var ki
insan bilir bilmez her şeye karşı çıkmayı çok
sevmektedir.
30/58 Ant olsun ki, insanlar
için bu Kur'an'da her türlü örneği vererek gerçekleri anlattık. Sen
onlara bir ayet de getirsen, Kafirler kesinlikle: Siz, sadece, asılsız
iddialarda bulunan kimselersiniz. derler.
21/88 Bunun üzerine çağrısına
karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte
inananları böyle kurtarırız.
*Yunus peygamberin balığın karnından kurtulup bir kavme yol
gösterici olarak gönderilmesi.
*
22/15 Kim oldu düşünür/sanır ki asla yardım etmez ona Allah dünyada ve ahirette; öyleyse uzatıp ulaşsın bir sebeple göğe,
sonra kessin-ayırsın (sebep ile olan bağlarını-ilişkisini), akabinde baksın-gözleriyle görsün, onun oyun olan bu
taktiği öfkelendiği şeyi giderir mi?
Bu kişinin kim olduğu ayette belirtilmez fakat bu her kesi
kasteder. Daha doğrusu Allah yardım etmeyecek diye düşünüp öfkelenen her kesi
kapsar. Yani bu kişi Yüce Allah'tan umudunu kesmiştir diye anlıyorum bir anlamda.
Belki de Allah tarafından yardım görmediğinden isyan etmiş olabilir.
Yüce Allah da der ki eğer sana yardım etmediğimi
düşünüyorsan, yani tüm dünya insanlarını kapsar bu yardım, göğe bir araç ile
çık sonra bu araç ile bağını kopar. Yani uzaya çık ve araçtan da dışarı çık. Ve
bak bakalım yardım edilenlerden misin / edilenlerden misiniz?
Nasıl dünyayı bir beşik gibi insan yaşamına uygun hale
getirdim, dünyadan dışarı çıkarsanız yaşayamazsınız der Rabb'imiz. Sen yardım etmediğimden öfkeleniyorsun ama
zaten yardım edilmişlerdensin, bunun farkına var. Yüce Allah zaten bildiğimiz
ve bilmediğimiz sayısız nimet ve hizmetimize yararımıza sunduğu sayısız
şeylerle bizlere yardım etmiştir.
Konu bağlamında dünyadaki yaşam koşullarını oluşturan
öğelere, su, hava, havadaki oksijen miktarı, ozon tabakası, atmosfer, börtü
böcek, mikroorganizmalar v.s. gibi konuları bilimsel olarak inceleyebileceğimiz
gibi uzayda özel giysisi olmayan birinin başına gelecekleri de bilimsel olarak
inceleyebilirsiniz.
*
22/31 Hanifler, onunla Allah'a
şirk koşmayanlardır. Allah'a şirk koşan kimse, sanki
gökten düşen ve kuşun kaptığı veya rüzgarın uzak yerlere sürüklediği kimse
gibidir.
Bir önceki ayet bakınız. Onunlar yani putlar gibi Allah'a
ortak koşulan şeyler için veya Allah ve o şeylerle beraber diyerek kesilen
hayvanlar.
*
22/73 Ey
insanlar! Vuruldu size/verildi size bir misal; öyleyse dinleyin onu; doğrusu
Allah’ın astından çağırdığınız kimseler asla
yaratamazlar bir karasinek; şayet
bir araya gelmiş olsalar bile ona; ve eğer onlardan
kapsa karasinek bir şey, kurtaramazlar onu ondan;
acizdir talep eden; ve talep edilen.
Müthiş bir örnek daha. İlah sandıklarınız karasinek bile
yaratamazlar bırak yaratmayı hepsi bir araya gelse bile bu karasineğin
kaptığını bile kurtaramaz.
Sadakallahu.
Doğru söyledi Allah.
Allah her zaman en doğruyu söyler. Bunun üzerine
akletmeliyiz. Zaten bir karasinek dahi yaratamaz kimse ok yizde kaptığını geri
almaz kısmını düşünmemiz lazım. Aslan, kaplan gibi güçlü hayvanlar bile bir şey
kapsa yakalayıp kaptıını ondan almak mümkündür değil mi, peki küçücük sineğin kaptığını
nasıl alamıyoruz.
Yakalamak istesek yakalarız, öldürmek istesek öldürürüz
değil mi? Bunu anlamak içim bakmamız gereken karasinek bir şeyi kapınca ne
olurmuş.
Karasineğin dişi yoktur beslenirken ısırmaz, ısıramaz. Beslenirken
başında bulunan hortum benzeri bir organ ile beslenir. Sineğin tükürük
bezlerinden salgılanan enzim bu hortumdan geçerek besine ulaşır. Bu enzim
besini sindirir, sıvı hale getirir hortumu ile beslenebilecek duruma gelir
besin.
Bu kara sinek çoktan sindirilmeye başlamış besini emerek
çeker. Yani bir şey kapan karasinek aynı zamanda ve aynı anda aslında onu
sindirmiş olur. Sindirilmiş besini kapar. Ve bu besin eski haline getirilemez.
Çünkü kaptığı şey sindirilmiş ve yapı taşlarına ayrılmış olur.
Ayrıca karasinekler ısırmaz. Karasinek vücuda konduğunda
acı hissettiğimizde sinek ısırıyor diyoruz ya aslında bu bir karasinek ısırması
değildir. Karasineğin ısırması için keskin mandibula (ağız bıçağı) veya delici
stilus yada iğne benzeri ağız parçaları olması lazım ki yoktur.
Karasinekte “Proboscis” denilen emici hortum, Ucunda
“labellum” adlı süngerimsi yapı vardır ki cildi delemez de çizemez de. Bazı
hassas ciltlerde, tahrişe neden olabilir. Aslında ısıran karasineğe çok
benzeyen ve karasinekle karıştırılan, karasinek zannedilen tırtıl sineği, at
sineği, stable fly (ısıran sinek türü) dır. Özellilkle Stable fly (Stomoxys
calcitrans): Karasineğe çok benzer ama kan emer ve acı verici şekilde ısırır.
*
24/34 Ve
ant olsun ki size gerçeği apaçık gösteren ayetler, sizden önce yaşamış olan
kuşaklardan örnekler ve takva sahipleri için bir va'az indirdik.
24/35 Allah nurudur
göklerin ve yerin; onun nurunun misali bir kandildir; içinde onun
(kandilin) bir lamba; lamba içinde bir cam; cam, sanki
o (cam) bir kevkeb (bir parlak gökcismi), inci (gibi); yakılır (lamba) bir
ağaçtan; mübarek bir zeytin; değil doğulu ve değil batılı; neredeyse yağı
onun (ağacın) ışıldar; olsa bile asla temas etmez ona (yağa) ateş;
nur üstüne nur; kılavuzlar Allah nuruna; dilediği
kimseyi; ve vurur/ortaya koyar Allah misaller; insanlar için; ve Allah
her şeyi bilendir.
*24/35 Yüce Allah kendi nurunu/ışığını bizlere
örnekleyerek, öğretmiştir.
*Yüce Allah dilediği için nurunu nasip edermiş. Bu nurun
önemini Yüce Allah bir sonra bakacağımız ayette 24/39 ayetinde bizlere
öğretiyor.
*
24/39 Kafirlerin
yaptıkları, çöldeki serap gibidir. Susayan onu su
zanneder. Ancak yanına vardığında hiçbir şey bulamaz. Orada Allah'ı
bulur ve O da yaptıklarının hesabını eksiksiz görür. Allah hesabı çabuk
görendir.
24/40 Ya
da karanlıklar gibi; muazzam derin bir denizdeki*;
kaplar onu (denizi) bir
dalga; üstünden onun (dalganın) bir dalga; üstünden
onun (denizin) bir bulut; karanlıklar;
bir kısmı onun (karanlığın) bir kısmın üstünde; çıkardığı
zaman (o kimse) elini asla yakın bile olmaz görür onu (elini); ve kimse (ki) asla yapmaz Allah ona bir nur;
öyle ki olmaz ona hiçbir nur.
*Yüce Allah’ın aydınlığı ile aydınlanmamış
kimse için başka aydınlık yoktur.
Kat kat katmanlı bir karanlık elini göremeyeceğin hatta
görmeye dahi yaklaşamayacağın bir karanlık ve denizdeki karanlık şeklinde
anlarız ayetten. Buda Kur'a'ın ilahi olduğuna dair bir kanıttır. Aynı bu
şekilde denizlerde katmanlı karanlık vardır. Ama ayette bahsedilen bu zifiri
karanlık, eli görmeye dahi yaklaşılamacak karanlık denizde 200 metrede gerçekleşir.
200 metrenin altı böyle karanlık olmasına rağmen 200 metrenin üstünden
bakıldığında yani yukardan aşağı deniz tam tersi aydınlık gibi gözükecektir. Yani
bu karanlığın keşfedilmesi için o derinliğe inmek lazım. İnsan böyle bir
derinliğe dalamaz, dalamadığından etrafı hep aydınlık görecektir. 1400 yıl
öncede bu bakımdan 200 metreden sonrasının böyle karanlık olduğu asla
bilinemezdi. Ancak yaratan bilebilirdi bunu.
Yine modern bilimle çok derin denizlerde derinlerde suyun
yoğunluk ve sıcaklık olarak da katmanlı olduğu anlaşılmıştır. Bu katmanlar
arasında da dalgalar oluştuğu
anlaşılmıştır. Ayetteki bu işaretlerinde 600 yıllarda bilinmesine imkan yoktu.
Ve ayette işaret edilen bulut içinde fırtına bulutu ile dalgalarda
birbirleriyle ilişkilidirler diyebiliriz.
*
25/33 Onların sana
verecekleri her örneğe karşılık, biz sana Hakk'ı en iyi şekilde açıklarız.
25/38 Ad'ı, Semud'u, Ress yandaşlarını ve bunlar
arasında yaşayan daha birçok nesilleri de;
25/39 Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.
28/60 Size verilen her şey, aslında dünya hayatının
geçimliğidir ve ziynetidir. Allah'ın katında olanlar
ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
28/61 Öyleyse, kendisine iyi
bir söz verdiğimiz ve mutlaka ona kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliği ile geçimlerini sağladığımız,
sonra kıyamet günü hazır bulundurulacak olan kimse gibi midir?
28/71 Baksanıza! Eğer Allah, üzerinize geceyi, kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse,
Allah'tan başka size aydınlığı verecek olan ilah kimdir? Hala gerçeğe kulak vermeyecek misiniz?
28/72 Baksanıza! Eğer
Allah, üzerinize gündüzü kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse,
Allah'tan başka size içinde dinlendiğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Hala gerçeği görmeyecek misiniz?
28/73 Gece ve gündüzün olması O'nun rahmetindendir; dinlenmeniz
için ve lütfundan rızkınızı temin etmeniz için
geceyi ve gündüzü düzenledi. Umulur ki şükredersiniz.
28/78 Karun: "Bu serveti bilgili olmam
sayesinde elde ettim." dedi. Allah'ın daha önce ondan
daha güçlü olan ve ondan daha çok taraftarı ve birikimi olan kuşakları
yıkıma uğratmış olduğunu bilmiyor mu? Mücrimlere suçlarından sorulmaz.
28/79 Karun, ziynetli bir şekilde halkının karşısına
çıktı. Dünya hayatına düşkünlüğü olanlar: "Keşke bizim de Karun gibi
varlığımız olsaydı! Gerçekten o, çok kısmetli
biri." diye iç geçirdiler.
28/80 İlim verilmiş olanlar:
"Size yazıklar olsun! İman eden ve salihatı yapan kimselere Allah'ın
vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden başkası kavuşamaz."
dediler.
*Kur'an ilmi, bilmediklerini Kur'an'dan öğrenme, Kur'an
öğretisi, Allah kelamı, kutsal kitap ile gerçeği kavrama
28/81 Sonra, onu ve yurdunu yerin dibine geçirdik.
Allah'a karşı kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı. Yardım
edilenlerden de olmadı.
28/82 Dün, onun yerinde olmayı isteyenler; bugün,
"Demek ki, kullarından dilediğine rızkı genişleten
ve ölçülendiren Allah'mış. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin
dibine geçirirdi. Demek ki Kafirler kurtuluşa eremezler." dediler.
28/83 İşte ahiret yurdu! Onu, yeryüzünde büyüklük
taslamayan ve bozgunculuk yapmayan kimseler için ayırdık. Gelecek takva
sahiplerinindir.
29/41 Allah'ın yanı sıra veliler edinenlerin durumu,
kendisine dişi örümceğin evini ev edinenin durumu gibidir. Kuşkusuz evlerin en
dayanıksızı dişi örümceğin evidir. Keşke bunu kavrayabilselerdi.
*Dişi örümceğin yuvası işaret edilmiştir. Demek ki dişi
örümcek ve onun yuvasını incelememiz lazım
Kısaca bahsedelim. Örümceklerde yapılan çalışmalar sonucu
ağ örenin dişi örümcek olduğu ortaya çıkmıştır. 2 amaçları vardır avlanmak ve
erkek örümceği çekip çiftleşmek.
Ağ örmek ciddi enerji gerektirdiğinden erkek örümcekler bu
enerjiyi çiftlşmek için kullandıklarından ağ örmezler. Bazı erkek örümcekler
yavru iken ağ örsede yetişkin olduklarında artık ağ örmezler.
Kur’an’da ağ örenin dişi örümcek olarak belirtilmesi de
büyük bir mucizedir. Birde bu yapının dayanıksızlığından bahseder Şerefli
Kur’an’ımız. O konuya da değinelim.
Gerçekten de rüzgâr, yağmur gibi hava
şartları nedeni ile örümceğin ördüğü ağ zarar görür. Çok zayıf ve dayanaksızdır. Bazı örümcekler her gün bozulmuş ağın yerine başka
bir ağ yapmak zorundadır. Hatta enerji koruması için bozulmuş olan ağı yiyerek
yeni ağ için protein oluştururlar.
(أَوْهَنَ) evhene kelimesinin hayal kırıklığına uğratmak (discourage), güven sarsan (unnerve), yavaş yavaş yıpratmak-tüketmek (wear
down), hevesini
kırmak (dishearten) anlamları düşünüldüğünde dişi örümceğin evinin hayal kırıklığına uğratıcı bir
yer olduğu net bir şekilde görülür.
Ayrıca dünya üzerinde hiçbir ev yoktur ki dişi örümceğin
evi kadar hayal kırıklığına uğratmasın.
Dişi örümcekler erkek örümceklere göre
daha iridirler. Erkek örümcek dişi örümceğin evinde dişi ile çiftleştikten
sonra dişi örümcek %80 oranında erkek
örümceği yemektedir. Dişi örümcek daha iri ve çoğunlukla aç
olduğu için erkek örümcekleri yerler.
Allah'tan başka veliler edinenlerin durumu bu şekildedir. Dişi örümceğin evinde ölen
erkek örümcekler gibi olurlar.
İşte büyük bir mucize. Allah’tan başka veliler edinen
kimseler dişi örümceğin evinde gibidirler. Kesinlikle hayal
kırıklığına uğrayacaklardır. Onlar kendilerini güvende hissedeceklerdir.
Allah’a yaklaştırıyor diye Allah’ın astlarından veliler edinecekler ve onlar ne
diyor ise dinlerini o velilerine göre yaşayacaklardır. Ancak iş onların
düşündüğü gibi değildir. Nasıl dişi örümcek erkek
örümceği hayalı kırıklığına uğratmış ve erkek örümcek bu
hatasını hayatı ile ödemiş ise Allah’ın astlarından veliler edinenler de
mutlaka kayba uğrayacaklarıdır.
29/42 Kuşkusuz Allah, onların Kendisinin yanı sıra
yöneldikleri şeylerin ne olduğunu bilir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm
Veren'dir.
29/43 Bu örnekleri insanlara veriyoruz. Onu alimlerden başkası kavrayamaz.
*Kur'an ilmi, bilmediklerini Kur'an'dan öğrenme, Kur'an
öğretisi, Allah kelamı, kutsal kitap ile gerçeği kavrama
30/19 O, ölüden diriyi,
diriden de ölüyü çıkarır. Ve ölmüş yeryüzüne hayat verir. İşte, tıpkı
bunun gibi siz de diriltileceksiniz.
35/9 Allah,
rüzgarları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye
yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de
böyledir.
*
35/19 Körle gören bir değildir.
35/20 Karanlık ve aydınlık bir değildir.
35/21 Serinlik ve sıcaklık bir değildir.
35/22 Dirilerle ölüler bir
değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene
duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla
duyuramazsın.
39/17 Tağuta kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a
yönelenlere müjdeler olsun. O halde bu kullarımı müjdele.
39/18 Sözü dinleyip, en
iyisine uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola
ilettiği kimselerdir. İşte onlar sağlıklı düşünen akıl sahipleridir.
39/19 Hakkında azap kararı gerçekleşmiş olana
gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?
39/20 Fakat Rabb'lerine takvalı olanlar için kat kat
bina edilmiş, önlerinde nehirler akan köşkler vardır. Bu Allah'ın verdiği
sözdür. Allah verdiği sözden dönmez.
39/21 Allah'ın, gökten su indirdiğini ve onu su
kaynakları şeklinde yeryüzünde akıttığını, sonra onunla rengarenk ekinler
çıkardığını, daha sonra onların sararıp kuruduklarını; kuru bir çöpe döndüğünü
görmedin mi? Kuşkusuz bunda sağlıklı düşünen akıl sahipleri için bir öğüt
vardır.
39/22 Allah'ın, göğsünü
İslam'a açtığı kimse, Rabb'inden bir ışık üzerinde olmaz mı? Öyleyse Allah'ın
öğütlerine karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar
olsun! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler
39/23 Allah, hadisin en iyisini; muteşabih, ikişerli
bir kitap halinde indirdi. Ondan, Rabb'lerine karşı içtenlikli saygısı
olanların tüyleri ürperir. Ardından da benlikleri ve
kalpleri Allah'ın öğüdü ile huzura kavuşur. İşte bu, Allah'ın doğru yolu gösteren kılavuzudur. Onunla hak edeni doğru yola iletir; Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa,
artık ona doğru yolu gösteren bulunamaz.
39/24 O halde kıyamet günü, kendisini kötü azaptan
kim koruyabilir? Zalimlere: "Kazandığınızın karşılığını tadın!"
denir.
39/25 Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da
kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.
39/26 Allah, onlara dünya hayatında zilleti
tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür.
Keşke bilmiş olsalardı.
39/27 Ant olsun ki Kur'an'da
insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.
39/28 Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki
takva sahibi olurlar.
39/29 Allah, aralarında anlaşamayan birkaç ortağa
bağlı bir kimse ile tek bir kişiye bağlı bir kimseyi örnek verdi: Bu iki kimsenin durumu hiçbir olur mu? Övgü yalnızca
Allah'a özgüdür. Ama çokları bilmiyorlar.
21/22 Eğer
ikisinde de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada
uğrardı. Arşın Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.
23/91 Allah,
çocuk edinmemiştir. Ve O'nun yanı sıra bir ilah daha yoktur. Eğer olsaydı her
ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder ve kimisi kimisine üstün olurdu.
Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.
40/58 Kör ile gören bir
değildir. İman edip salihatı yapanlar ile kötülük yapanlar da bir değildir.
Ne kadar az düşünüyorsunuz?
47/2 Kafir
olanların ve Allah'ın yolundan alıkoyanların yaptıklarını Allah boşa
çıkaracaktır.
47/3 İman
eden, salihatı yapanlar ve Rabb'leri tarafından Muhammed'e indirilen
"Hakk'a" inanan kimselere gelince, Allah onların kötülüklerini örtüp
durumlarını düzeltecektir.
47/14 Rabbinden gelen kanıt içeren apaçık bilgiyi
izleyen kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve hevalarına uyan kimse ile
bir olur mu?
47/15 Takva sahiplerine söz verilen Cennet,
şöyledir: İçinde; kokusu ve tadı değişmeyen sudan nehirler, tadı bozulmayan
sütten nehirler, içenlere zevk veren hamrdan nehirler ve saf baldan nehirler bulunur. Orada, onlar için her türlü meyve
bulunur. Onlara, Rabb'lerinden bağışlanma vardır. Bu kimseler, ateşte devamlı
kalacak olan ve sıcak kaynar su
içirilen, bundan dolayı da bağırsakları parça parça olan kimselerle bir olur mu
hiç?
*
48/29 Muhammed,
Allah'ın Resul'üdür. Onunla beraber olanlar, Kafirlere karşı sert, birbirlerine
çok merhametlidirler. Onları; ruku ederken, secde ederken ve Allah'tan
bağışlanma ve hoşnutluk isterlerken görürsün. Onların belirtileri, yüzlerindeki secde
izleridir. İşte bunlar, onların Tevrat'taki örnekleridir. İncil'deki
örnekleri de filizini yarıp çıkaran, sonra onu güçlendirerek kalınlaşıp,
gövdesi üzerinde yükselen ekin gibidir. Bu, ekincilerin hoşuna gider. Allah,
Kafirlere onlarla üzüntü vermektedir. Allah, iman edip salihatı yapan kimselere
bağışlanma ve büyük bir ödül sözü vermiştir.
YANLIŞ
48/29 Muhammed
resulüdür/elçisidir Allah'ın; ve onunla birlikte (olan) kimseler şiddetlidirler
kâfirlere25 karşı; merhametlidirler kendi aralarında;
görürsün onları rükû11 edenler; secde12 edenler; ararlar bir
fazıl/lütuf Allah’tan; ve bir rıza; yüzlerindeki simaları onların
eserindendir secdelerin12; işte bu; misalleridir onların
Tevrat'ta; ve misalleridir onların İncil’de; bir zer/bir
tohum (ki) çıkardı filizini; öyle ki kaplayarak güçlendirdi (filiz) onu
(tohumu); öyle ki kalınlaştı/sertleşti; öyle ki istiva etti/seviyeledi
gövdesinin üstüne; hayranlıkla zevk alır zer/tohum ekenler; kızması
için/öfkelenmesi için onlara kâfirlerin25; vaat etti Allah kimselere;
iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18 onlardan (iman edenlerden); bir
mağfiret/bir bağışlanma; ve büyük bir ecir/karşılık.
DOĞRU
*Yüzünü yere vurup alnında iz çıkarırlar, ayeti
anlayamadıklarından. Salat çalışması secde kavramı başlığı altında incelendi.
*
49/12 Ey iman47 etmiş kimseler! Sakının/uzak durun çoğu zandan314; doğrusu bir kısmı zannın314 günahtır; ve casusluk yapmayın/gizlice bilgi
edinmeye çalışmayın; ve gıybet315 etmesin bir kısmınız bir kısmı; sever mi
biriniz ki yer ölü kardeşinin etini?; öyle ki iğrenç/tiksindirici buldunuz onu;
ve takvalı21 olun Allah'a; doğrusu Allah Tevvâb’tır191; Rahîm’dir2.
*
57/20 Bilin ki dünya hayatı bir oyundur, bir
oyalanmadır; bir ziynettir, aranızda bir övünmedir, mallarda ve çocuklarda
çokluk yarışıdır. Onun durumu; bitirdiği bitkilerle
kafirlerin hoşuna giden yağmur gibidir. Ardından o bitkileri kurur, onları
sararmış görürsün. Sonra da çer çöp olurlar. Ahirette, şiddetli bir azap
da Allah'ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise aldatıcı bir
metadan başka bir şey değildir.
59/21 Eğer Biz, bu Kur'an'ı dağa indirseydik, onu;
huşu duyarak, Allah'a olan huşudan parça parça olmuş görürdün. Bu örnekleri insanlar için veriyoruz ki belki düşünüp gerçeği
kavrarlar.
33/72 Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk.
Onu yüklenmeye yanaşmadılar. Ondan korktular. Onu insan
yüklendi. O, çok zalim ve çok cahildir.
60/4 Ancak
İbrahim'in babasına: "Allah'tan olacak olana gücüm
yetmez, fakat senin için bağışlanma dileyeceğim" sözü hariç. İbrahim'de ve
onunla birlikte bulunanlarda sizin için iyi bir örnek vardır. Onlar
halklarına şöyle demişlerdi: "Biz, sizden ve sizin Allah'ın yanı sıra
kulluk ettiğiniz şeylerden kesinlikle uzağız. Biz, sizi reddediyoruz. Siz,
ilahın yalnızca Allah olduğuna iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda
düşmanlık ve kınama devam edecektir. Rabb'imiz! Yalnız Sana dayandık, yalnız
Sana yöneldik. Ve dönüş yalnızca Sana'dır."
60/5 "Rabb'imiz!
Bizi Kafirler için sınav konusu yapma. Bizi
bağışla Rabb'imiz! Kuşkusuz Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En Doğru Karar
Veren'sin."
60/6 Ant
olsun ki, onlar, sizin için ve ahiret gününü
bekleyen kimseler için iyi bir örnektirler. Kim yüz çevirirse, bilsin ki
kuşkusuz Allah; Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.
*Onlar İbrahim ve 60/5 ayetinde anlatılan inanca sahip olan
İbrahimin milletinden olanlar
66/10 Allah, Kafirlere Nuh'un
ve Lut'un hanımlarını örnek verdi. İkisi de iyi kullarımızdan iki
kulumuzla evliydiler. Fakat onlara hainlik ettiler. Bu
yüzden Allah'tan gelen şeye karşı, kocalarının onlara bir faydası olmadı.
Onlara: "İkiniz de girenlerle birlikte ateşe girin." denildi.
66/11 Allah, iman eden kimselere, Firavun'un
hanımını örnek verdi. Hani o, "Rabb'im! Katında, benim için Cennet'te bir
ev yap. Beni Firavun ve yaptıklarından kurtar. Ve zalimler topluluğundan beni kurtar."
demişti.
66/12 İmran kızı Meryem; ırzını korumuştu. Ona
ruhumuzdan üfledik. O, Rabb'inin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti ve
gönülden saygı gösterenlerden oldu.
*
68/17 Kuşkusuz Biz onları belalandırdık. Tıpkı,
bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden toplayacaklarına dair sözleşen bahçe
sahiplerini belalandırdığımız gibi.
68/18 Bir istisna da yapmıyorlardı.
68/19 Fakat onlar daha uyanmadan, Rabb'in tarafından
bir dolaşan onun üzerinde dolaştı.
68/20 Böylece, bahçeleri, üzerinde hiç ekin olmayan
kara toprak gibi oldu.
68/21 Sabah olunca birbirlerine seslendiler.
68/22 Eğer, ürününüzü toplayacaksanız, tarlanıza
sabah erkenden gidin!
68/23 Hemen, sessizce yola koyuldular.
68/24 "Sakın ha! Bugün aranıza hiçbir ihtiyaç sahibi
girmesin."
68/25 İhtiyaç sahiplerini göz ardı ederek erkenden
gittiler.
68/26 Fakat onu gördüklerinde: "Herhalde yanlış
yere geldik!" dediler.
68/27 "Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız.
68/28 En makul düşünenleri: "Ben, size tesbih
etmeliyiz dememiş miydim?" dedi.
68/29 Onlar: "Rabb'imizi tesbih ederiz. Doğrusu
bizler haksızlık edenlermişiz." dediler.
YANLIŞ
68/29 Dediler: “Subhân'dır7 Rabbimiz4;
doğrusu biz olduk zulmedenler.”
DOĞRU
68/30 Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.
68/31 "Yazıklar olsun bize! Biz, gerçekten
azgınlık eden kimselermişiz.
68/32 "Umarız ki, Rabb'imiz bize onun yerine
daha hayırlısını verir. Ümitle Rabb'imize yöneliyoruz."
68/33 İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette
daha büyüktür. Keşke bilenlerden olsalardı.
68/34 Takva sahipleri için, Rabb'lerinin yanında,
nimeti bol Cennetler vardır.
68/35 İşte böyle, hiç Allah'a teslim olanları,
suçlularla bir tutar mıyız?
*
23/14 Sonra nutfeyi bir alaka olarak yarattık.
Alakayı da mudğa olarak yarattık. Mudğadan da kemikleri
yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka yaratılışla
şekillendirdik. Yaratıcıların en iyisi olan Allah ne yücedir.
* l-mudgate – çiğnenmiş ete benzetir Rabb’imiz. Bu da müthiş bir örnekleme
ve ilahi bir tasvir olmakla beraber, o dönemde bu bilginin bilinemeyeceğinden
Kur’an’ın ilahi olduğunun kanıtıdır.
Rabb’imizin inanyanlar için söylediği bazı kelamlara
bakalım. Bu kelamlarda müthiş örnekler, müthiş dersler, müthiş öğretiler,
müthiş benzetmeler bulunmaktadır. Konu bağlamında hatırlayalım.
52/32 Yoksa onların düşleri böyle mi istiyor? Yoksa
onlar azgın bir halk mı?
52/33 Yoksa: "Onu kendisi uydurup
söyledi." mi diyorlar? İşin gerçeği, onlar inanmak istemiyorlar.
52/34 Eğer söylediklerinde haklı kimselerse, onlar
da onun benzeri bir hadis getirsinler!
52/35 Yoksa onlar, bir yaratıcı olmaksızın mı
yaratıldılar? Yoksa yaratanlar onlar mıdır?
52/36 Yoksa gökleri ve yeryüzünü onlar mı yarattı?
Hayır, onlar gerçeğe ulaşmaya yanaşmıyorlar!
52/37 Yoksa Rabb'inin hazineleri onların yanında mı?
Veya kendilerinin her şeye güç yetirebileceklerini mi sanıyorlar?
52/38 Yoksa onların, orada dinleyecekleri bir
merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri buna dair bir belge getirsinler!
52/39 Yoksa kızlar O'nun da oğullar sizin mi?
52/40 Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu
yüzden onlar ağır bir yük altına mı giriyorlar?
52/41 Yoksa
gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
52/42 Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ne var
ki tuzağa düşecek olanlar Kafirlerdir.
52/43 Yoksa onlar için Allah'tan başka bir ilahları
mı var? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir.
52/44 Gökten bir parçanın düştüğünü görseler,
"Üst üste yığılmış bulutlardır." derler!
52/45 Artık onları cezalandırılacakları güne
kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.
52/46 O Gün planları onlara hiçbir yarar sağlamaz.
Ve onlar yardım da olunmazlar.
*
67/20 Yoksa
Rahman'dan başka, size yardım edecek ordunuz mu var? Kafirler yalnızca bir aldanış
içindedirler.
67/21 Veya
O, rızkınızı kesse, size kim rızık verebilir? Bilakis, onlar haddi aşmada ve
nefrette ısrar ettiler
67/22 O
halde, yüzüstü sürünerek giden mi, yoksa dosdoğru yolda düzgün yürüyen mi
hedefine varır?
67/23 De
ki: "Sizi biçimlendiren; size işitme, görme ve idrak etme gücü veren O'dur.
Ne kadar az şükrediyorsunuz?
67/24 De ki: "Sizi, yeryüzünde çoğaltıp yayan O'dur. Ve
O'na toplanıp götürüleceksiniz."
67/25 "Eğer
doğru söylüyorsanız, yaptığınız bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?"
diyorlar.
67/26 De
ki: "Bunu yalnızca Allah bilmektedir. Ben, sadece apaçık bir
uyarıcıyım."
67/27 Onu
yakından gördükleri zaman, Kafirlerin yüzleri kötüleşti. Onlara: "İşte bu,
sizin isteyip durduğunuz şey!" denildi
67/28 De
ki: "Bakın, Allah beni ve benimle birlikte olanları ister yok eder ister
merhamet eder; peki, Kafirleri acıklı azaptan kim koruyacak?"
67/29 De
ki: "O, Rahmeti Kesintisiz Olan'dır. O'na iman ettik ve O'na tevekkül
ettik. Artık kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu yakında
bileceksiniz."
67/30 De
ki: "Düşünsenize, şayet suyunuz yeraltına çekilse, size akarsuyu kim
getirebilir?"
*
Çalışmamızın
sonunda Yüce Allah'ın kendisinin kelamlarından yüz çevirenler hakkında verdiği
örneklere göz atalım.
2/65 Elbette
siz, Cumartesi yasağını çiğnemekle hadlerini aşanları biliyorsunuz. Bu nedenle
onlara, "Düşkün maymunlar olun." dedik.
7/166 Yasaklandıkları
şeyleri yapmakta ısrar edince, onlara: "Düşkün
maymunlar olun." dedik.
*Maymunluk, akılsızca taklit etmedir. Nakil dini yaşayanlar
sözde dini liderlerini akılsızca taklit ederler. Ne yaparsa ne derse
akletmeden, doğruluğunu düşünmeden, kanıt olmadan delil olmadan akılsızca
yaparlar. Bu sözde dini lider kendi neye inanıyorsa ehli olan kendilerine tabi
olan bu kimseleri güder.
74/49 Onlara
ne oluyor ki zikirden yüz çeviriyorlar.
74/50 Sanki
ürkmüş yabani eşekler gibidirler;
74/51 Aslandan
kaçan.
*Kur’an’ın ilahi koruması olan matematiksel 19 sisteminden
de aynı bu şekilde kaçarlar.
62/5 Tevrat'a uymakla yükümlü kılınıp da yükümlülüğünü yerine
getirmeyen kimselerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeklerin
durumu gibidir. Allah'ınayetlerini yalanlayan toplumun
düştüğü durum ne kötüdür. Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.
* Tevrat, İncil veya Kur’an hepsi kutsal kitaptır. Allah’ın
kelamdır. Yükümlülük kutsal kitabadır. Kutsal kitabın içeriğinden
sorumluyuzdur. İşte Yüce Allah’ın kelamı ulaşıp da bu kelama yüz çevirenlerin,
kutsal kitaba yüz çevirenlerin durumunu Yüce Rahman ciltlerle kitap taşıyan eşeklere
benzetiyor. İşte bu eşekler Tevrat ve İncil’den yüz çevirip, talmut, mışna ve
diğer uydurmasyonlara tabi olanlardır.
Sözde İslam alemindeki kendini Müslüman sanan bu eşekler de
Kur’an’ı bırakıp tamamı zan tamamı uydurmasyon hadislere, sünnetlere hüküm
koyduranlardır, Allah’ın biricik İslam dini dururken kendi ata dinlerine, mezhep
dinlerine uyanlardır. İşte tek sorulacağımız Kur’an dururken birilerinin
yanlarından uydurup yazdıkları şeylere tabii olanlardır bu eşekler.
Eşek nasıl taşıdığı kitapların içeriği bilmez ve ona bu
kitaplar yük ve eziyet ise işte Biricik Kur’an’ımız dururken de uyduruk
kaydırık, tamamı zan, tamamı uydurma olan bu kitaplara tabi olanlarında bu
kitaplarda buldukları ancak boş ve cahilcedir. Bu yaptıkları ise ahirette boyunlarına
dolanacaktır.
7/179 Gerçek
şu ki, cinnden ve insten çoğalttıklarımızın çoğu Cehennem'liktir. Ki onların
kalpleri vardır onunla kavramazlar, gözleri vardır onunla görmezler kulakları
vardır onunla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler,
hatta daha da bilinçsizdirler. İşte gafil olanlar bunlardır.
25/44 Yoksa
onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini veya akıllarını kullandıklarını mı
sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha yetersizdirler.
*Gerçeğe karşı gözleri kör, kulakları duymaz ve kalpleri
akletmez olanlar hayvanlar gibiymiş. Hatta hayvandan daha da bilinçsizlermiş.
Gerçeğe kulak vermeyen, akıllarını kullanmayanlarmış. İşte
bu akıllarını kullanmayıp da gerçeğe kulak vermeyince Allah kelamından bir
haber olunca da hayvanlar gibi oluyorlarmış. Hatta doğru yolu seçmede hayvandan
da daha yetersiz oluyorlarmış.
Demekki bizi hayvandan ayıran aklımız mış. Bu aklımızı
kullanarak Yüce Allah’ın kelamlarından doğru yolu bulmamız gerekiyormuş. Bu
aklı doğru yolu bulmada kullanmalıymışız. Bu doğru yol Kur’an’da tüm bize
öğretilendir. Aklı Kur’an’ı öğrenmeye, anlamaya ve uygulamaya kullanmadığımız
noktada bırakın hayvandan ayrılmayı, hayvandan bile aşağı oluyormuş insan. Rabb’im
daha ne desin.
Hayvandan aşağı olmayı seçenlerden, hayvandan aşağı olmayı
hak edenlerden, aklını doğru yolu bulmaya kullanmayanlardan ve onların seçtikleri
yoldan Rabb’imizin bizi muhafaza etmesini ve Kendisine klavuzlanmamızı
dilemesini umut ve temenni ederim tüm müminler için.
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut
bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi
rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.
4Efendi, komuta eden.
6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel
şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.
8Bilen.
21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut
olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak
durmayı işaret eder.
25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp
üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam
alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır.
Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de
kâfirdirler.
38Sapkın, doğru
yoldan çıkan.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet
ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.
177Ölçeklendiren, derecelendiren, değerini belirleyen.
186Sivrisinek Yüce Allah'ın örnek verdiği bir canlıdır.
Onun üzerinde olan da örnek verilmiştir. Bilimsel veriler göstermiştir ki
küçücük bir sivrisineğin üzerinde çok sayıda bakteri yaşamaktadır. Sıtma
mikrobu taşıyan sivrisineğin tek bir ısırığı sıtma hastalığına neden
olabilir. Sivrisineğin insanlık tarihinde en çok insanın ölmesine neden olan
sıtma hastalığına neden olması nedeniyle örnek olarak gösterilmesi Kur'an'ın
büyük bir bilimsel mucizedir.
191Yaptıkları hatalardan/günahlardan dönüp vazgeçen
kullarına cezayı/karşılığı vermekten vazgeçen, dönen. Kullarına sürekli dönen.
Kullarının tevbesini yani vazgeçmelerini çokça kabul eden. Cezadan/karşılıktan
vazgeçen.
201Benlik, kişilik, öz varlık.
226Deklere etmek, bildirmek, belli etmek, ifade etmek.
261Bulutlar arasındaki elektrik boşalmalarıdır. Aydınlanma
ve gök gürültüsüyle birliktedir. Yere düşmezler. Yere düşen tiplerine yıldırım
denir. Yıldırımlar daha tehlikelidir.
287Gösterge, işaret, mucize, indikatör.
297Genişleten, enginleştiren, hacim kazandırarak büyüten.
314Varsayım, sanı, töhmet, elde somut veriler olmamasına
karşın, birisi ya da bir olay hakkında hükme varmak ya da sonuca ulaşmak.
315Dedikodu etmek, arkasından
çekiştirmek-kötülemek, bir kişinin yokluğunda onun hakkında ileri geri
konuşmak.
336Tek tanrıcı, monoteist inanç öğretisi yolu. Kutsal
kitapların öğretilerinin yolu. Sadece Kur'an öğretileri.
378Kişinin kendisinin sadaka vergisi vermesi. Kamu
yönetiminin Sadaka-1’deki gibi bir vergi almadığı kazançlardan kişinin
kendisinin topluma kazandırarak verdiği sadaka. Bu tip sadaka vergisi fakirlere
verilir. Açıkça verilebilir. Ama gizli verilmesi daha hayırlıdır. Fakirlere
verilen sadaka vergisi kesinlikle incitici ve başa kakıcı olmamalıdır.
(2:271 ve 2:263)
379Bitki örtüsünün yoğunluğundan örtülmüş, gizlenmiş bahçe.
380Alt nesil, soy. Çoluk çocuk, evlatlar, torunlar
vb.
381Alev hortumları. Kur'an'ın bu işareti büyük bir
mucizedir.
385Bir kimse işitmeyen sağır bir kimseye karşı ne
kadar haykırsa da, ne kadar seslense de amacına asla ulaşamaz. Hatta kişi
kör ve dilsizse tüm çabalar mutlak ki boşa gider. Kâfirlerin durumu da işte
böyledir. Sağır, kör ve dilsiz olan bir kimseye haykıran kimseler gibidirler.
Yaptıkları her şey boşunadır. Asla bir fayda sağlamaz.
562İslâm akıl dini değil nakil dinidir diyenlerin vay
haline. Yaratılış özelliğimiz olan beyni çalıştırmak, doğruyu yanlıştan ayırmak
için beyin hücrelerini bir bilgisayar işlemcisi gibi çalıştırmak, kullanmak.
Her şeyi mantık süzgecinden geçirmek. Beynin onayına sunmak. Fikir yürütmek. 6847:175-176.
ayetlerde dilini sarkıtıp soluyan bir köpeğin durumuna benzetilen, kendisine
ayetler verilmiş olan kimseden bahsedilmektedir. Bu kimsenin resûl Muhammed
öncesi yaşamış olduğu anlaşılır. İsrailoğullarından olması gerektiğini de
anlarız. Kendisine ayetler verildiğine göre anlarız ki bu kimse bir
elçi/resûl olmalıdır. Bu kimsenin ayetlerden sıyrılarak yeryüzüne tamah
ettiğini ve hevâsına uyarak sapanlardan olduğunu anlarız. 7:176 ayetinde
Rabbimiz dileseydi bu kimseyi ayetlerle yücelteceğini bildirmiştir. Demek ki
Rabbimiz dilememiştir.
EN
DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder