BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
ZORLUK
VE ZORLAMA
Yüce Rabb'imizin bizim için işlerimizde, hayatımızda zorluk
istemediği, hatta kolaylıklar sağladığı, dinimizde zorlama yapmadığı, ibadetlerimizde
zorluk istemediği, İslam dininde olmamız veya olmamamız, Allah'a inanmamız yada
inanmamamız, Allah'ın dediklerine inanmamız yada inanmamız veya Kur'an'a inanmamız
yada inanmamız noktasında ve daha bir çok konuda zorlamadığı, serbest
bıraktığı, özgür irade verip seçimleri bize bıraktığı ile ilgili öğretilerini inceleyeceğimiz
bir çalışma olacaktır.
Aynı zamanda resullerin ve nebilerinde insanların inanma
noktasında, iman etme noktasında, doğru yola klavuzlama çabaları noktasında zorlayıcı
olmadıkları konusuna da değinmeye çalışacağız.
Tabii ki bu seçimlerimizin sonucu olacağını da Yüce Allah
bizlere öğretir. Doğru yolu ve diğerlerini ve sonuçlarını da öğretir. Hiçbir
şekilde hiçbir şey için zorlama yapmayan, zorluk çıkarmayan Yüce Allah ayrıca
da bizlere bir çok yerde seçenekler sunarak zaten zor olmayan şeyler için bize
daha kolayını seçme şansı sunmuştur. Fakat bu konuda dikkat etmemiz gereken
nokta Rabb'imiz nerde bize kolaylık sağladıysa, nerde daha kolay bir seçenek
sunduysa şeytan oraya oturarak, o şeyi detaylandırmıştır, yamultmuştur.
Konu bağlamında dinde ve ibadetlerde zorlama var mı, Allah
bize zorluk mu istemiş yoksa kolaylık mı, nasıl seçenekler sunmuş, nebi ve resuller
zorlayıcı olmuşlar mı özgür irade ile seçenekleri seçebilme gibi konular için
Yüce Allah bize neleri öğretmiş, onları incelemeye çalışıcaz.
Dikkat ederseniz din adına bir şey yaparken eğer
zorlanıyorsak ve Yüce Allah o şey için bize Kur'an'da seçenek sunmuştur. Ayrıca
yine dikkat edelim din adına yaptığımız bir şey bize zor geliyorsa bilin ki o
şey İslam dininde yoktur veya bildiğimiz şekli ile yoktur.
Yüce Allah her konuda bizim gücümüzün yettiği doğrultuda
tavsiyeler, öneriler sunar, bu ölçüde bizlere yük yükler. Aslında bu bizden
istenen bir yük değildir ve kendimiz içindir fakat işte bize eğer yük geliyorsa
bir şey, dikkat edelim şeytan onu yamultmuştur. Doğrusunu anlamak için Biricik
Kur'an'ımıza bakalım.
Bunun haricinde Kur'an'daki şekli ile tarif edilen ve bu
şekilde yapılsın denen bir şey insana yük getiriyorsa daha doğrusu insan onu
kendisine yük olarak görüyorsa kesinlikle o kişinin imanında sıkıntı vardır ya da
kafirdir yada imanında çok ciddi bir sıkıntı vardır diye net bir şekilde şahsi
görüşümü belirtebilirim.
Çünkü bir çok örnek ayetimiz vardır, salatın yük geldiği,
sadakanın yük geldiği, infakın yük geldiği kimselerden bahseder Yüce Allah.
Bunlar istemeyerek veya gösteriş işin bu işleri yaptığını söyler Yüce Allah.
Eğer yaptığı şeyi Allah rızası gözeterek yapsaydı, kendi için olduğunu Yüce Allah'ın
ayetlerinden bilseydi, bu şeylerin zaman veya para kaybı olduğu gibi yanlış bir
düşünceye kapılıp, dünya hevalarına, biriktirme yarışına kapılmasaydı, ahireti
hiçe saymasaydı, Allah'a kavuşmayı umursasaydı, Allah'ın rızasını ve
hoşnutluğunu umursasaydı, Allah'ın tüm her şeye fazlasıyla karşılığını
vereceğini ve Allah'ın vereceği karşılığın en hayırlı karşılık, Allah'ın
vereceği ahiret kazancının en büyük kazanç olduğunu idrak edebilseydi, bu konuları
her şeyi bilenden öğrenseydi, yani Yüce Allah'ın ayetlerini okusa, anlasa, analitik düşünce ve akletseydi
tüm bu şeyler ona bu şekilde bir yük gibi gelmeyecekti. Sadece Allah’a kul
olmak ona yük olmayacaktı, Allah’a kulluk etmekten kibirlenmeyecek,
büyüklenmeyecekti.
Ama bazı kimselere dünya hevası biriktirme yarışı güzel
geldi, Yüce Allah'a kulluk etmekten kibirlendiler, büyüklendiler, bir
öğütleyicileri, öğüt alacak kadar zamanları ve en az normal düzeyde akılları
olmasına rağmen, kör, sağır ve dilsiz oldular, kalpleri akledemedi.
Bizler her şeyi tüm detayları ile ve örnekleri ile bizlere
öğreten ve her şeyi bilen Rabb'imizden öğrenelim bakalım bu konular için
Rabb'imizi bizlere neler öğütlemiş, neler öğretmiş, neler tavsiye etmiş, tabiki
Yüce Rahman'ın izni ile.
ZORLUK VE ZORLAMA - YASİN ÖZKAN
ZORLUK
2/220 Ve sual ederler/sorarlar sana
yetimler131 hakkında; de ki: "Islah360 onlara bir hayırdır; ve
eğer karışırsanız* onlara; öyle ki kardeşlerinizdir386 sizlerin; ve
Allah (ayırmayı) bilir fesat265 edeni ıslah360 edenden; ve eğer dileseydi Allah mutlak zora/sıkıntıya sokardı sizleri
dünyada ve ahirette*; doğrusu Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
*Ailenin bir üyesi yaparsanız, evlat edinirseniz.
**'dünyada ve ahirette' geçişinin
'mutlak zora/sıkıntıya sokardı sizleri ' sonrası olması gerekmektedir. Bu
konuyla ilgili detaylı bilgi aşağıdaki makaleden okunabilir.
Yetimler üzerinden gelen bu öğreti ile Rabb'imiz bu konuda
da ve diğer konularda da bizleri hem dünyada ve hem ahirette eğer isteseydi
zora sokacağını belirtir. Rabb'imizin gücü her şeye yeter dileseydi her türlü
zorluk verirdi bize. Ama açıkça belirtir ki Yüce Rahman, insanlara dünyada da
ahirette de zorluk istememiştir, sıkıntıya düşmemizi istememiştir, bizlere
zorluk çıkarmamıştır. Aksine kolaylıklar sağlamış, kolay olsa bile daha kolay
seçenekler sunmuştur, bu seçenekleri seçmede özgür bırakmıştır.
Çünkü Allah güç yetirendir, bizler ise aciziz ve Allah bilgedir ve bilgece hükmeder. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.
*
2/286 Mükellef kılmaz
Allah bir nefse201 kendi kapasitesi dışında; onadır (o nefsedir)
kazandığı; ve aleyhinedir (o nefsin) kazandığı; "Rabbimiz!
Tutma bizleri (mükellef) eğer unutursak ya da hata edersek; Rabbimiz! Ve yükleme üzerimize bir ağırlık; bizden öncekilerden kimselerin üzerine
yüklediğin gibi; Rabbimiz! Ve yükleme bizlere,
kendisine takat/dayanma gücü olmayanı bizlere; ve affet bizleri; ve mağfiret et
bizlere; ve rahmet et bizlere; sensin Mevlâmız68; öyle ki yardım et bizlere kâfirler kavmine/toplumuna karşı."
Ayetten net anlarız ki insanın kapasitesi ne ise Yüce Allah
bu kapasite dışında bir yük, bir sorumluluk asla vermezmiş. Bunu 2 şekilde
düşünebiliriz.
1-Genel
manada tüm insanlık için. Rabb'imiz tüm insanlığın kapasitesine
göre yükümlülük veriyor, yaşam tarzı, rızık kazanma, ibadetler gibi kapasitesi dışında
yük bindirmiyor.
2-Nefis
özelinde, bir tek kişi için. Kişi özelinde de kapasitesi
dışında mükellef kılmıyor. Kapasite sınırları içinde kişi, rızkını arar, yaşar,
ibadetini yapar v.s. Mükellef kılınan şeyler içinde kişi özelinde kapasitesini
aşabilecek özel durumlar oluşabileceği için (hastalık, iş, seyahat v.s.), genel
kapsamda kişilerin mükellef olduğu şeyler özelinde Rabb'imiz üzerine mükellef
olduğu şeyler için daha kolay olacak şekilde seçenekler sunar.
Örneğin genel manada; tüm müminler oruç tutsun derken Rabb’imiz,
kişi özelinde de; takatını kullanarak tutacaksan, tutma bir miskin doyur, her
iki yolda senin için aynı derecede hayırlıdır gibi. Kişinin kapasitesi içinde
kazandıklarının da karşılığını alacağını gene bu ayetimizden anlarız.
Yine ayetten çok güzel bir dua örneği verir, öğretir
bizlere Yüce Rahman.
Bu çağrı örneğini de çağrılarımız da kullanabiliriz,
dualarımıza ekleyebiliriz.
Bir çıkarım daha yapalım. Ayetten anladığım kadarı ile
bizden öncekilerin mükellef kılındıkları, bizim mükellef kılındıklarımızdan
daha ağırmış. Rabb'im kaldıramayacağı yükü vermediği sözünden yola çıkarak,
öncekilerin bizden daha ağır yükleri onların kaldıracağı boyutta olduğunu
söyleyebiliriz. Bu demek ki önceki yük bizim de kaldırabileceğimiz boyuttadır
ama Yüce Allah bu yükü biraz daha hafiffletmiş olduğunu anlarız. En doğrusunu
Yüce Allah bilir.
Ve Tek Mevla yalnız Yüce Allah’tır. Birisine Mevla demek
katıksız şirktir.
*
4/28 İster
Allah ki hafifletsin* sizlerden; ve yaratıldı insan zayıf/güçsüz (olarak).
*Yüce Allah kullarına kaldıramayacağından ağır yük asla
yüklemez. Yükü hafifletmek ister. İnsan ise Rabbinin reçetesi olan Kur'an'ı
terk eder. Kur'an'ın hükümlerini hayatına geçirmez.
Yüce Allah insanı zayıf ve güçsüz yaratmış, bu şekilde inşa
etmiş, bunu uygun görmüş. Dolayısıyla da bizi en iyi bilen Yüce Allah'tır. Neyi
ne kadar, nasıl yapabileceğimizi de ancak Yüce Rahman bilir. Bu bağlamda da
Rabb'imiz aslında belki de daha fazla sorumlu olmamız gereken şeyler için
bazılarından vazgeçtiğini söyleyebiliriz. Bu vazgeçme sonrası da zayıf, güçsüz
ve aciz olan insanlar yani bizler için yükümüzü hafifletmiştir, lütufta bulunmuştur.
Rabb'imizin bize zorluk istemediğini öğretti bizlere ve bu
ayetinde de yükümüzü hafifletmek istediğini öğretir Yüce Yaratıcımız.
*
6/152 Ve yaklaşmayın yetimin131 malına dışında
ki ona daha güzeliyle (olursa) ta ki ulaşır kendi şiddetli* (zamanına); ve
tamamlayın ölçüyü650 ve mizanı650 eşitlikle; mükellef
kılmayın bir nefsi201 kuşattığının (nefsin) dışında; ve
söylediğiniz zaman öyle ki adaletli680 olun; şayet olduysa (o) yakınlık
sahibi; ve Allah'a (olan) ahdinizi tamamlayın; işte sizleredir; vasiyet etti
(Allah) sizlere bunu; belki sizler zikredersiniz78.
*Akıl ve beden olarak güçlü evre.
6/152 Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için
olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ölçü ve tartıyı hakkaniyetle yapın. Biz, gücünün yettiğinden fazlasını kişiye teklif etmeyiz.
Yakın akrabanız da olsa konuştuğunuz zaman adaleti gözetin. Allah'a verdiğiniz
sözü tutun. O, size bunları böylece öğütte bulundu, umulur ki öğüt alırsınız.
Ayetteki nukellifu kelimesine biz teklif etmeyiz anlamı
verilmektdir, kelimenin kök anlamları;
kaplanmak; hoşlanmak (ب s.th.), niyetli olmak, eğilmek,
kararlı olmak. istekli olmak (ب on), çok bağlı olmak (ب to s.o. or s.th.), çok
düşkün olmak (ب of s.o. or s.th.); aşık olmak, aşık olmak (ب with s.o.) II
görevlendirmek, görevlendirmek, emanet etmek (ه s.o., ب or ھ with), atamak (ب
or ھ ه to s.o. bir görevi, bir işi); mal olmak (ھ ه s.o. belli bir miktarda) │ كلف
خاطره (kāṭirahū) (örn.) zahmete katlanmak, zahmete girmek, rahatsız etmek; tir.
“نُكَلِّفُ (nukallifu)” fiilini gramer açısından detaylıca
incelediğimizde;
Fiilin kökü
kısaca: Kök: ك
ل ف (k-l-f): Yüklemek, sorumluluk vermek
Fiilin Formu نُكَلِّفُ Bu, Muzari
(şimdiki zaman) formu, II. kalıp
(فَعَّلَ - يُفَعِّلُ) Başındaki “نُ” (nun) harfi birinci çoğul şahıs zamiridir, yani “biz” anlamı verir.
نُكَلِّفُ” Kelime
anlamı: “Biz yüklüyoruz / biz
sorumlu tutuyoruz”
Kur’an’daki
kullanımı : Kur’an’da Allah’ın kendisi için çoğul azamet zamiri “biz” kullanılır. Yani burada geçen “نُكَلِّفُ” fiili
aslında Allah’ın kendisini
kastettiği 1. çoğul şahıs zamiridir.
Örnek : “لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا” → “Biz (Allah) hiçbir nefse
gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz
Özet: Evet, “نُكَلِّفُ” 1. çoğul şahıs fiilidir. Ancak
Kur’an’da bu 1. çoğul şahıs zamiri Allah’ın kendisini anlatmak için kullandığı
azamet ve yücelik çoğuludur, insanlar için değildir.
Yani burada “biz” = “Allah” demektir.
Kur'an bütünlüğü mesajı olarak olarak evet Yüce Allah
kişiye gücünün yettiğinden fazlasını yük olarak vermez bu ayette ki mesajda
bana kalırsa aynı fakat, ayetten Yüce Allah bu şekilde yapıyor ama bizlere de
bu şekilde yapmamızı tavsiye ediyor, öğütlüyor, öğretiyor, diye düşünüyorum.
Kimseyi mükellef kılmayın bir şey için o kişinin gücünün
yetmeyeceği şeye diye kendimize bir ders çıkarmak çokda yanlış olmayacak
kanaatindeyim. Bunu çok geniş
düşünebiliriz, Yaşamın kendisinde, iş hayatında, öğrenim hayatında, ibadet
tarzımızda gibi gibi.
Tabii ki bu çıkarımım Allah’ın adalet sistemine dair
kendi yasasını ifade eder, insanlara dolaylı ders verir ama doğrudan emir değildir.
Ancak bu ayetten insanlar için ahlaki bir ilke çıkarılabilir
kanaatindeyim. En
doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
7/142 Ve kimseler (ki) iman47 ettiler ve
yaptılar sâlihât18; mükellef kılmayız bir
nefsi201 kuşattığının dışında; işte bunlar; cennet ashâbıdır194; onlar
orada ölümsüzlerdir185.
23/62 Hiç kimseyi gücünün
yettiğinden fazlasıyla sorumlu tutmayız. Nezdimizde gerçeği söyleyen bir
kitap vardır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Bu iki ayettede 6/152 deki nukellifu kelimesi ile gelir.
Aynı şekilde detaylı incelendiğinde Yüce Allah’ın kimseyi yükünün fazlasıyla
sorumlu tutmayacağı şeklinde çevrilmesi doğru olacaktır. Benim incelemem bu
şekildedir. İnsanlarında başka insanları kaldıramayacağı yük ile mükellef
etmemesi gerektiğini şeklinde bir anlamda kendi şahsım adına çıkarabilirim.
Yüce Allah bize zorluk istemiyorken bizim kendi aramızda kendi kendimize,
birbirimize karşı zorluk çıkarmamız doğru bir davranış olmayacaktır.
Bir önceki ayette de belirttiğim gibi tekrar edeyim, bu bir
ahlaki çıkarımdır, şahsi çıkarımımdır, dolaylı yoldan ders almamız gerektiğini
düşünsemde doğrudan bir emir değildir.
6/152 deki İbrahim esinlerin çevirisi için kendisi ile konuşucam.
Belki bir yanlış harf yazmıştır, belkide benim göremediğim haklı bir sebebi
vardır, belkide yanlıştır düzeltir bilemiyorum ama bilgisini kendisine vericem,
cevap istiycem.
Birde Rabb'imin katında doğruyu söyleyen bir kitap varmış.
Rabb'imiz kendi katında bazı kitaplardan bahseder, bu konuyu incelemeye
çalışıcaz Rabb'im izin verirse.
23/62 ayetindeki kitap ise muhtemelen kişinin kendi amel
defteridir diye tahmin ediyorum. Eğer bir kişi diğer bir kişiye kaldıramayacağı
bir yük bindirirse bu o kişilerin kitaplarında yazacak ve bunun karşılığını
görecekler. Asla haksızlık edilmeyecek. Bu iş gizli kalmayacak, hiçbir şeyin
gizli kalmayacağı gibi. Kitapta yazılı olarak kanıtlı ve delilli bir şekilde
hesap zamanı kişinin karşısına çıkacak diye anlamlandırabilirim. En doğrusunu
Yüce Allah bilir.
ZORLAMA (Dinde zorlama)
2/256 Yoktur ikrâh374 dinde122; muhakkak beyan226 oldu doğruluk
sapkınlıktan; öyle ki kim kâfirlik25 eder tâgûta375; ve iman47 eder
Allah'a; muhakkak ki kaptı sapasağlam bir kulp; yoktur çatlak ona; ve Allah
Semî’dir41; Alîm’dir8.
374Zorlama, bir kişinin yapmak
istemediği bir şeyi zorla yaptırma, baskı yaparak yaptırma, kerhen yapmaya
neden olmak.
122Bir grup insanın
bir ilâhtan veya ilâhlardan (doğa üstü güç veya güçler) gelmiş olduğuna
inandığı emir ve yasakların bütünü. Dine tabi olan
insanlar inandıkları dinin kuralları ile yaşarlar.
Öncelikle bir insan neyi din olarak kabul ederse o, onun
dinidir. İslam’ı kabul ettiyse ve İslami hükümlere göre yaşıyorsa dini İslam’dır.
Fakat İslam’ın kaynağı ve hüküm koyucusu Yalnız Allah'tır ve bu hükümler
yalnızca kutsal kitaplardadır. Biri dinim İslam deyipd e Kur'an’da olmayan bir
şeye inanır, yaşar, din olarak kabul ederse dini artık İslam olmaz, kendisi de
müslüman olmaz. İslam harici neyi kabul ediyorsa dini o olur ve bu İslam
olmayan dinde kim hüküm koyduysa da artık o kişinin ilahı o, olur.
Ayetimizde açıkça görüldüğü gibi Rabb'imiz net bir şekilde
belirtir, dinde ikrah, yani zorlama yoktur. Ayetimizde de işaret edildiği gibi
isteyen inanır, isteyen inanmaz, isteyen teslim olur isteyen küfreder, isteyen
dünya metalarında kaybolur, isteyen de dünya da ahireti hesaba katar gibi gibi
çoğaltabiliriz.
Allah 2 yol
göstermiştir, sıratel müstakim ve diğerleri. Ve özgür irade, akıl, akıl ile
Allah'ı bulabilme, analitik düşünebilme, akledebilme gibi insanı bir çok
özellikle donatmış, aynı zamanda
da bu yoldan nasıl çıkılır, bu yola nasıl girilir, bu yolda nasıl kalınır,
nasıl yaşanmalı, nasıl ölünmeli, yaptıklarının sonucunda neler olur, bu
sonuçların getirileri nelerdir gibi gibi her türlü detayı apaçık bir şekilde
Şerefli Kur’an’ımızda belirtmiştir.
Sonuçta insan kendi elleriyle yaptıklarının sonucunu
görecek. İster inan, ister inanma, ister şirk koşarak inan, ister küfret, ister
teslim ol, istersen de her şeyi hiçe say fark eden tek şey alacağın karşılık
olacaktır. Yüce Allah'a asla zarar da veremezsin, faydan da olamaz, ne yaparsan
kendinedir. Aciz olan, yardıma muhtaç olan bizleriz, Yüce Allah’ın ise her şeye
gücü yeter. Bu manada da zaten Yüce Allah insanı serbest bırakmıştır.
Aynı zamanda da başka ayetlerinde eğer isteseydi dileseydi herkesi Müslüman yapardım, her kesi tek ümmet yapardım, her kes hidayete erdirirdim gibi detayları da neden yapmadığını da Şerefli Kur'an'ımızda bizlere detaylı olarak açıklamakta ve öğretmektedir.
Ayette ki diğer bir işaretmizde tağuta vurgudur. Tağut, uygun sınırları aşmak , sınırları aşmak , haddini aşmak-ölçüsüz olmak , kaba-saba olmak , kudurmak , bir nehrin sınırlarını aşıp taşması, gaddar-zorba olmak , eziyet etmek-baskı yapmak, terörize etmek anlamındadır.
Ayette isim olarak geldiğinden, ‘sınırı aşan, azgın’
olarak çevrilmesi doğru olacaktır. Kur'an'a kafir kelimesi ise örten, gizleyen
manasındadır. Allah'ın ayetlerine kafirlik eden, Allah'ın ayetlerini gizler ve
örter.
Ayette kişisel olarak
tağuta yapılan bir kafirlik eylemi mesajı söz konusudur. Kişi hayatında tağutu
gizleyip örtmeli, yaşamından silmeli, karşı çıkmalı, asla destek vermemelidir. Bu
bağlamda dinde zorlama da tağuttur. Bu ayrıntı nebi ve resullerin dinde zorlama
yapmadığı, yapmamalarının onlara emredildiği ayetlere çalışmamızın sonunda
bakıcaz.
*
5/6 Ey
iman47 etmiş kimseler! Dikeldiğiniz/ayağa kalktığınız zaman salâta5; öyle
ki533 gusledin/yıkayın yüzlerinizi ve ellerinizi
dirseğe doğru; ve mesh edin/sıvazlayın başlarınızı ve ayaklarınızı iki topuğa
doğru; ve eğer olduysanız bir cünüp136; öyle ki temizlenin/yıkanın; ve
eğer olduysanız hastalar; ya da bir sefer üzerinde; ya da geldi biriniz sizden
gaitadan/dışkılamaktan; ya da dokundunuz/cinsel ilişkiye girdiniz kadınlara; ve
asla bulamadınız bir su; öyle ki teyemmüm edin/sürün iyi/hoş/yumuşak toprağa/kuma;
öyle ki sıvazlayın yüzlerinize ve ellerinize ondan (topraktan/kumdan); razı olur değildir Allah yapmaya sizlere zorluktan/darlıktan;
fakat razı olur/arzular temizlemeye sizleri ve tamamlamaya kendi nimetini
sizlere; belki sizler şükredersiniz43.
Yüce Allah salat öncesi yıkanmaktan bahseder, abdest de
diyebiliriz sakıncası yoktur. Nasıl abdest almamız gerektiğini tarif eder,
okuyunuz lütfen. İşte bu cami hocası tayfası, atalar, mezhepler, mezhep
imamları, tarikatlar, tarikat liderleri, şeycikler, alimcikler, sözde
evliyacıklar v.s. Yüce Allah'a inat, Yüce Allah adına uydurdukları yalanlarından
biri de budur. Bir kişinin müşrik olup olmadığını anlamak için de çok basit bir
testtir bu.
Eğer kişi bu ayette Yüce Allah'ın dediği dışında bir
şekilde abdest alıyorsa müşriktir. Bu testi uygulayabilirsiniz. Yani Müslümanım
diyene sorunuz nasıl abdest alıyorsun.
Peki neden müşriktir diyorum?
İslam dininde abdest ayette Yüce Allah’ın öğrettiği şekilde
alınır. Bunun haricinde yok enseyi sıvazla yok ağza burna su çek yok 3 er defa
gibi ayet dışı uygulamalar aynı zamanda İslam dışı uygulamadır. Yüce Allah'tan
daha mı iyi biliyoruz abdest almayı, Yüce Allah'a din mi öğretiyoruz, haşa.
İşte Kur'an harici hüküm koyan bu insaların bu şekilde ayet
dışı abdest alma şekillerine uyan, bu uydurma dine tabi olmuş olurlar. Çünkü
Yüce Allah'a değil bu işi uydurana tabi olurlar. Dinden çıkmakla kalmayıp, bunu
uyduranı ilah edinmiş olurlar. Konu bu kadar basit, net ve kesindir.
Bu konuyu salat konusunda inceleyeceğiz.
Konu bağlamında ayetimize bakalım. Rabb'im bu ayette tarif
ettiği yıkanma şekillerinin bizi temizlediğini ve bu şekil de de kendi nimetini
bizim üzerimize tamamladığını belirterek, bu işin asla bize zorluk olmayacağını
çünkü insana bir zorluğa razı olmadığını açıkça belirtir.
Allah bizim için herhangi bir zorluğa razı değilmiş. Burdan
da şu sonuca ulaşabiliriz, eğer din adına, ibadet adına bir zorluk yaşadığımızı
düşünüyorsak, bu yaptığımız işe bakalım, elbet ve mutlak ki bu bir İslam dini
uygulaması, bir Allah emri değildir.
Peki baktık bu zor gelen şey Kur'an'da olan bir şey isede
işte o zaman sıkıntı bu kişi için çok büyüktür. Yaptığı şeyleri istemeden,
gönülsüzce, belki gösteriş için, belki başka bir sebeple yapıyordur. Aynı
gönülsüz, istemeden verilen sadaka, infak veya salatı ikame etmede Rabb'imizin
bizlere verdiği örneklemelerde olduğu gibi.
Kur'an'ımızdan bu örneklere bakınız lütfen.
*
22/78 Ve mücadele edin Allah uğrunda, gerçek/hak
mücadelesi (-yle) onun; O seçti sizi; ve yapmış
değildir üzerinize dinde hiçbir güçlük/zorluk; babanız İbrâhîm'in inanç
öğretisi; O (Allah) önceden isimlendirdi sizi, müslim45;
ve bunda, olması için resûlün418 üzerinize bir tanık/bir şahit; ve olmanız
için sizin tanıklar/şahitler insanlar üzerine; öyleyse ikame572 edin utun
salâtı5 ve verin zekâtı10; ve sarılın Allah'a; O'dur mevlânız68. Öyle ki
bir muhteşem mevlâ68; ve bir muhteşem nasîr69.
İbrahim'in inanç öğretisi nedir. Hanif, monoteist olarak
şirksiz bir inanç sistemi, bir müslim, müslüman olarak yaşayıp müslüman olarak
ölmek gibi kısaca bahsedebiliriz. Yani Yüce Allah'ın biricik dini İslam. Bu
İbrahim içinde, Musa içinde, Muhammet içinde yani Kur'an'da ismi geçen 27
peygamber ve geçmeyenlerin hepsi için geçerlidir.
Hepsi aynı dini getirmişlerdir, din hep aynıydı. Önceden de
sonradan da aynı olan İslam dininde Yüce Allah üzerimize hiçbir güçlük, hiçbir
zorluk yapmadığını açıkça belirtmiş, öğretmiştir. Doğru söyledi Allah.
*
Zorluk ve zorlama konusunu toparladık. Fakat konuyu daha
iyi anlamak, daha iyi pekiştirmek ve diğer önemli detayları da gözden geçirmek
amacı ile buraya kadar bahsettiğimiz konularla ve ilgili konularla ilgili bazı
ayetleri alt başlık olarak alıp Rabb'imizin izni ile inceleyelim.
5 Alt başlık olarak alacağımız konularla ilgili başka
ayetlerde mevcuttur, fakat birkaç ayet olarak aldım, bilginize.
Ayet yorumuna girmeden alt konu başlığı bağlamında analitik
olarak düşünmenizi rica ederim. Rabb'imden de hepimize, ilim ve furkan nasip
etmesini umut ve temenni ederim.
1-DİN
KİŞİSELDİR
42/15 İşte
bunun için, artık sen onlara çağrıda bulun. Buyrulduğun gibi dosdoğru ol.
Onların hevalarına uyma. Onlara de ki: "Allah'ın Kitap'tan indirdiği şeye
iman ettim." Ve bana aranızda
adaleti gerçekleştirmem buyruldu. Allah, bizim de
Rabb'imizdir, sizin de Rabb'inizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin
yaptıklarınız da sizedir. Öyleyse aramızda çekişmeye gerek yoktur. Nasıl olsa
Allah aramızı bulacak. Dönüş yalnızca O'nadır."
109/1 De ki: “Ey kâfirler25!”
109/2 "Kulluk46 etmem; kulluk46 eder
olduğunuza."
109/3 Ve değilsiniz sizler kulluk46 edenler;
benim kulluk46 eder olduğuma."
109/4 "Ve değilim ben bir kulluk46 eden; sizin
kulluk46 ettiğinize."
109/5 "Ve değilsiniz sizler
kulluk46 edenler; benim kulluk46 eder olduğuma."
109/6 "Sizedir sizin dininiz122; ve banadır
benim dinim122."
2-ÖZGÜR İRADE
18/29 De
ki: "Hakk Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen
küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları
kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su
yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.
30/44 Kim küfrederse, küfrü kendi aleyhinedir. Kim
salihatı yaparsa, onlar kendileri için iyi bir gelecek hazırlamış olurlar.
39/7 Eğer
Küfrederseniz; bilin ki Allah'ın size hiçbir ihtiyacı yoktur. O, kullarının
Küfründen hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz ondan hoşnut olur. Hiç kimse bir
başkasının yükünü yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabb'inizedir. Böylece yapmış
olduklarınızı size haber verecektir. Kuşkusuz O, sinelerde olanı en iyi
bilendir.
74/54 Hayır! Kuşkusuz, o bir öğüttür.
74/55 Dileyen ondan öğüt alır.
74/56 Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. O,
takvaya ehildir ve bağışlamaya ehildir.
76/29 Bu bir öğüttür. Artık dileyen onunla Rabb'ine
varan bir yol edinir.
76/30 Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz
Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
76/31 Hak edeni rahmetine alır. Zalimler için ise acıklı
bir azap hazırladı.
78/39 İşte bu Hakk gündür. Dileyen Rabb'ine varan
bir yol edinir.
3-İBADET VE İŞ KOLAYLIĞI
2/184 Günlerdir sayılı/adetli; öyle ki kim oldu
sizlerden bir hasta ya da sefer üzerinde; öyle ki adetincedir başka günlerden;
ve üzerinedir kimselerin -tâkatını kullanırlar- bir
fidye; doyurur bir miskini; öyle ki kim gönüllü oldu bir hayra/iyiliğe
öyle ki o hayırdır/iyiliktir ona; ve ki siyam/oruç322 tutarsınız;
hayırdır/iyiliktir sizlere eğer olduysanız bilirler.
2/185 Ramazan ayı ki indirildi onda Kur'a; bir doğru
yola kılavuz insanlara; ve bir beyanat226 doğru yola kılavuzdan; ve furkan259;
öyle ki kim tanık/şahit oldu sizlerden o aya; öyle ki siyam/oruç322 tutsun
onda; ve kim oldu bir hasta ya da bir sefer üzerinde;
öyle ki adetincedir başka günlerden; ister/diler Allah sizlere kolaylık; ve
istemez/dilemez sizlere güçlük/zorluk*; ve bütünlemeniz/tamamlamanız içindir
adeti/sayıyı; ve yüceltmeniz içindir Allah'ı; sizleri doğru yola
kılavuzlamasına karşı; ve belki sizler şükredersiniz43.
*Yüce
Allah insanlara nerede bir kolaylık sağlamışsa şeytan o şeyi zorlaştırmaya çalışmıştır.
Savm/oruç da böyledir. İnsanlar Yüce Allah'ın kolay kıldığını sorularla,
detaylarla zorlaştırmaktadır. Zorlaştırma şeytanın vesvesesidir.
22/53 Senden önce gönderdiğimiz her Resul ve Nebi,
bir şey dilediği zaman, şeytan onun bu dileğine bir şeyler katmak istedi. Fakat
Allah, şeytanın kattığı şeyleri yok eder.Sonra Allah, kendi ayetlerini
sağlamlaştırır. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
22/54 Kalplerinde hastalık olan ve kalpleri
kararıp katılaşmış olanlara, şeytanın kattığı şeyi, sınav vesilesi kıldık.
Zalimler derin bir yanılgı içindedirler.
9/91 Olmaz bir sıkıntı zaaflılar üzerine; ve ne de
marazlılar* üzerine; ve ne de kimseler üzerine (ki) bulamazlar
infak6 edecek (bir şey); nasihat** ettikleri zaman Allah'a ve
resûlüne700; yoktur muhsinlerin294 üzerine hiçbir yol***; ve Allah bir
Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
*Hastalar.
**İçtenlikle, samimi olarak beyan ettikleri zaman.
***Kur'an emri vermiştir. Başka hiçbir yol yoktur. Bu
şartlara uyanlar dışında savaşa katılım ve/veya infak ile katkı sağlamak
zorunludur.
65/7 Varlık
sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait
olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir
kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.
94/5 Zira
zorlukla beraber bir kolaylık vardır.
94/6 Elbette
zorlukla beraber bir kolaylık vardır.
4-
PEYGAMBERLERDE ZORLAYICI DEĞİLLERDİR
10/99 Oysa Rabb'in dileseydi, yeryüzündekilerin
tamamı iman ederdi! Bunu bildiğin halde, insanları zorla mı Mü'min yapacaksın?
11/28 Dedi ki: "Ey halkım! Bakın! Ya ben
Rabb'imden açık bir kanıt üzerinde isem ve O'nun katından bana bir rahmet
verilmişse ve siz de bunu görmüyorsanız; istemediğiniz halde, onu size zorla
kabul ettirebilir miyim?"
50/45 Onların ne dediklerini en iyi Bilen'iz. Sen,
onları zorla yola getirecek değilsin. O halde Ben'im uyarımdan korkan kimselere
Kur'an'la öğüt ver.
72/21 De ki: "Ben, size bir zarar verme ve sizi
irşad etme gücüne sahip değilim."
72/22 De
ki: "Beni, Allah'a karşı hiç kimse koruyamaz ve ben asla O'ndan başka sığınacak
bir yer bulamam."
72/23 "Bana düşen sadece Allah'tan aldığım
vahyi size duyurmak ve gönderileni iletmektir. Kim Allah'a ve O'nun Resul'üne
karşı gelirse, bilsin ki onun için kesintisiz olarak sürekli içinde kalacağı
Cehennem ateşi vardır."
88/21 Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
88/22 Kimseyi zorla inandıracak değilsin.
5-İSLAM DİNİ OLMAYAN, İNANÇLARIN ZORLAMASI
7/88 Toplumundan
ileri gelen kibirlenen kimseler dedi: “Mutlaka seni çıkarırız ya Şuayb ve
seninle beraber inanan kimseleri kentimizden; ya da mutlak dönersiniz inanç
sistemimize; dedi ki: “Biz hoşlanmayanlar olsak bile mi?”
14/13 Ve
kâfirlik eden (gizleyen-örten) kimseler resûllerine dedi ki: “Mutlaka çıkarırız
sizi yurdumuzdan ya da mutlak dönersiniz inanç sistemimize”; o durumda vahyetti
onlara (resûllere) Rableri: “Mutlak
helak edeceğiz zalimleri”
26/29 Dedi
ki (Firavun): “Ant olsun ki eğer edinirsen bir tanrı benden başka, mutlaka
yapacağım seni zindana atılanlardan.
40/26 Ve
firavun dedi: “Bırakın beni katledeyim Musa'yı ve çağırsın Rabbini; doğrusu ben
korkuyorum ki değiştirecek dininizi ya da yeryüzünde fesat ortaya çıkaracak.
19/46 Dedi ki (İbrâhîm’in babası): “Hoşlanmayan mısın sen ilahlarımdan ya
İbrâhîm; mutlak ki eğer son vermezsen kesinlikle seni taşlarım; artık
uzaklaş uzun bir süre.
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut
bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi
rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.
5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması.
Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve
sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in
doğuşuyla biter).
6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel
şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.
8Bilen.
9Bilge/bilgelikle hükmeden.
10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme.
Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan
payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca
göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri
döndürülür.
18Düzeltici, iyileştirici, barışa/huzura yönelik işler; bu
yolla ilgili her şey.
20Bağışlayan.
25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp
üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam
alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır.
Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de
kâfirdirler.
37Güç yetiren.
41İşiten.
43Teşekkür etmek. Minnettar olmak. Şükran (iyilik bilmek;
gönül borcu) sahibi olmak.
45Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek dini olan biricik İslam
dinine (sadece/saf Kur'an'a) teslim olmuş olanlar. İslam: İnsan
bilincinin Yüce Allah'la arşta/hiperuzayda yapmış olduğu
antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı
insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir zikirdir/hatırlatmadır. Sadece
Kur'an gerçek İslam dinidir.
46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı
bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce
Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine tabi olmak.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
68Sahip
69Yardımcı, destekçi, arka çıkan, imdada koşan.
78Hatırlatma, öğüt. Kur'an da bir zikirdir. Yüce
Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere
hatırlatır.
122Bir grup insanın bir ilâhtan veya ilâhlardan (doğa
üstü güç veya güçler) gelmiş olduğuna inandığı emir ve yasakların bütünü.
Dine tabi olan insanlar inandıkları dinin kuralları ile yaşarlar.
131Anne veya babanın en az birisinden yoksun olan. Kendi
geçimini sağlayacak güce ve akla henüz ulaşmamış olan çocuk.
136Temizlikten uzak kalmak, kopmak.
185Hâlidûn, ölümsüz, ölmeyen. Cennet evrenleri var
olduğu sürece ölmeyen. Cehennem evreni var olduğu sürece ölmeyen.
194Yoldaş; aynı yolda/amaçta yol alanlar, aynı mekanda
ve zamanda kaderleri ortak olanlar.
201Benlik, kişilik, öz varlık.
226Deklere etmek, bildirmek, belli etmek, ifade etmek.
259Ayıran, bölen, yaran. Doğruyu yanlıştan ışın kılıcı gibi
ayıran. Kutsal kitapların her biri bir furkandır. Elbette şerefli
Kur'an'ımızdır. Kur'an'ı anlayarak okuyanlar ellerine bu ışın kılıcını almış
olur.
265Hak/gerçek olmadığı halde yalanla, yanlışla, hileyle,
aldatmayla, manipülasyonla, yanlış yönlendirmeyle kargaşaya, karışıklığa neden
olmak.
294Güzel işler yapan, güzelleştiren.
322İmtina etmek, çekinmek, sakınmak, uzak durmak
anlamındadır. Ramazan ayında (30 gün) siyam/oruç tutulur. Şafağın beyaz ipliği
siyah ipliğinden ayırt olunca -gün ışığı karanlıkta ilk belirginleştiğinde-
başlar ve Güneş batınca biter. Siyam yemekten, içmekten ve cinsel yakınlaşmadan
uzak durmaktır. Hasta veya seferde olanlar tutamadıkları günleri Ramazan ayı
dışında tutarlar. Tâkatını kullanarak tutabilenlerse bir miskini/açlık
sınırında yaşayanı doyurarak bir fidye verirler. Siyam/oruç tutmak da
hayırlıdır; fidye vermek de hayırlıdır. Birbirlerine üstünlükleri yoktur.
Siyam/oruç gecesi cinsel yakınlaşma serbesttir.
360İyileştirme, düzeltme.
374Zorlama, bir kişinin yapmak istemediği bir şeyi zorla
yaptırma, baskı yaparak yaptırma, kerhen yapmaya neden olmak.
375Taşkınlık, azgınlık, sınır aşmak.
386Aileye evlat edinilerek karıştırılan erkekler ya da
kızlar artık o ailenin kardeşidir. 4:23 ayetine göre nasıl ki kardeşlerle
evlenmek yasaktır bu erkekler ve kadınlarla kardeş statüsünde olan aileden
birisi evlenemez. Anne-baba, dede-büyükanne statüsündeki kimseler
de evlenemez. Aynı aileye evlat edinilen erkekler ve kızlar birbirlerinin
de kardeşi olmuş olacakları için kendi aralarında evlenemezler.
418Elçi. Bir görev ya da amaç için gönderilen. Aracı
edilen. Yüce Allah insanlardan ve meleklerden elçiler seçer.
533Salâta başlamadan önce bedenin ve ruhun temizlenmesi
amacıyla su veya toprakla yapılan temizlik.
572Ayağa kaldırmak, dikmek, kaldırıp devam ettirmek, ortaya
koymak, meydana çıkarmak, ayakta tutmak.
650Mizan tartı/terazi demektir. Sadece fiziksel tartıları
değil beyinde gerçekleşen her türlü tartıyı da işaret
eder. Beyinde kurulan tartıda/terazide her zaman
eşitlik gözetilmelidir. Ölçü de eşitlikle yapılmalıdır. Yine
beyinde yapılan her türlü ölçme, değerini belirleme işlemi eşitlikle
yapılmalıdır.
680Hakka/gerçeğe uygunluk, hakkı/gerçeği gözetme.
Hakka/gerçeğe uygunluk temelinde herkese eşit ve tarafsız bir şekilde davranma.
Hakların herkes tarafından eşit/tarafsız şekilde kullanılmasının sağlanması.
Hakları eşit olarak dengelemek, eşit olarak balanslamak. Adalet, doğruluk ve
eşitlik prensiplerine dayanan evrensel bir değerdir.
700Yüce Allah'ın mesajı olan sadece Kur'an. Yüce Allah'la
resûllerinin arası asla ayrılamaz. Muhammed resûl kendisine şerefli elçi
aracılığıyla indirilen Yüce Allah'ın mesajını direkt olarak okumuştur. Resûl
olarak okuduğu ayetler Yüce Allah'ı temsil ettiği için Allah ve resûlü
denildiğinde sadece Kur'an anlarız. Kur'an'ın hükümleri anlarız.
EN
DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder