BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın adıyla Rahman Rahim.
Öncelikle veli ve evliya kavramlarını inceleyelim.
İncelememizde bu kelimelerin geçtiği tüm ayetleri almayacağım. Aynı mesajı
veren ayetleri tekrar olarak almamakla beraber aynı mesajı verip de içinde başka
anlamlar olan ayetleri alacağım.
Veli ve evliya incelemesi arkasından vekil incelemesine
geçeceğim.
Veli kelime anlamı olarak koruyan, himaye eden, yakın
arkadaş, yakın koruyucu manasındadır. Bir çocuğun velisi gibi düşünülebilir.
Anne ve babası küçük çocuğun her an yanında olur onu her şeyden, hatta yeri
geldiğinde kendinden (kendisi hasta olursa) bile korur ya işte bu şekilde bir
koruma/ koruyan manasındadır. Evliya ise veli kelimesinin çoğuludur.
Düşünüldüğü gibi veli veya evliya büyük din adamı, haşa
Allah dostu, büyük alim, din konusunda her şeyi bilen büyük zat v.s. şeklinde
asla değildir.
Bu bilgilendirmeleri tabii ki de Kur’an’dan delillerimizle
ispatlayacağız. Veli nedir, evliya nedir, kim kimin velisidir, İlahi velilik
nedir v.s. anlamaya çalışacağız. Mevla konu başlığı altında biraz bahsetmiştik,
ordan da bakılabilir. Sonrasında da veli kavramını ele almaya çalışacağız.
VEKİL, VELİ. EVLİYA 1 - YASİN ÖZKAN
VEKİL, VELİ. EVLİYA 2 - YASİN ÖZKAN
VELİ VE EVLİYA KAVRAMLARININ GEÇTİĞİ BAZI AYETLER
2/107
Yerlerin ve göklerin egemenliğinin Allah'a ait olduğunu bilmez misin? Sizin
için Allah'ın yanı sıra ne bir veli ne de bir yardımcı vardır.
4/123 Ne
sizin kuruntularınız ne de Ehli Kitap'ın kuruntularına göre değil; kim bir
kötülük yaparsa, onun karşılığını bulur.
O, kendisine Allah'tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı bulabilir.
9/116
Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Yaşatan ve öldüren O'dur. Sizin, Allah'tan
başka bir veli ve bir yardımcınız yoktur.
29/22
Siz, yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'ın yanı sıra başka
veliniz ve yardımcınız yoktur.
42/31
Siz, yeryüzünde aciz bırakabilecek olanlar değilsiniz. Sizin, Allah'tan başka
bir veliniz ve yardımcınız yoktur.
Veli kavramının geçtiği ilk ayetle Yüce Allah bize
kendisinden başka veli olmadığını açık ve net bir şekilde öğretir. Allah'ın
veliliği ilahi veliliktir. Başka ayetlerde birilerinin birilerine veli
olabileceğini söyler. Ayet geldiğinde inceleriz. Bu bir çelişki değildir. Dünya
insanlar birbirlerinin velileri olabilir. Melekler insanlara veli/evliya
olabilirler Allah’ın izni ile. Ama kimler kimlere ve nasıl ayetleri incelerken
göreceğiz. Bu veliliği Allah'ın veliliği ile karıştırmayalım. Bu ayetteki
Allah'tan başka veli olmaması ilahi veliliğin olmamasıdır.
*
2/120
Yahudiler ve Hıristiyanlar, sen onların milletlerine uymadıkça senden asla razı
olmazlar. De ki: "Gerçek şu ki; doğru yol Allah'ın yoludur." Ve sana gelen ilimden sonra onların
arzularına uyarsan; Allah'tan, sana ne bir veli ne bir yardımcı bulabilirsin.
Demek ki Kur'an geldiğinde Yahudiler ve Hıristiyanlar doğru
yolda değilmiş. Bizlerde Allah'ın yolu harici onlara uyarsak yukardaki ayette
belirtildiği gibi, bizim için tek veli olan Allah bizim velimiz olmazmış.
*
2/257 Allah, iman edenlerin velisidir.
Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin velileri ise
tağutlardır; onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokar. İşte onlar ateş
ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.
2/120 de Allah’tan başka veli bulamayacağımız söyleyen
Rabb’imiz bu ayette de kimin velisi olduğunu öğretir bizlere. Allah iman
edenlerin velisidir. Allah'ın kendisini korumasını kim istemez ki? Bundan daha
büyük daha güzel, daha güvenilir bir
şey olabilir mi? Sonrasında da iman edenlerin velisi olan Rabb'imiz iman edeni
karanlıktan aydınlığa çıkararak bizi korur. Velisi olmadığı inanmayanlara ise aydınlıktan
çıkarıp karanlıklara sokar. Rabb'im muhafaza eyler yeşaallah ile. Bu ayette
veli yerine evliya kelimesi kullanılmıştır. Kelime çoğul gelir (iman edenlerin)
evliyası şeklinde kullanmış Rabb'imiz. Evliya velinin çoğuludur.
*
2/282 Ey
iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borç verdiğiniz zaman onu yazın.
Yazan her kimse, onu adaletle yazsın. Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde
yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın. Rabb'i olan Allah'a
karşı takvalı olsun, ondan hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer borçlu aklı
ermez,aciz veya kendi söyleyip yazdıramayacak durumda birisi ise, velisi, onu
adaletli bir şekilde yazdırsın. Erkeklerinizden de iki tanık tutun. Eğer iki
erkek bulunmazsa, o zaman razı olacağınız tanıklardan bir erkek ve biri şaşırdığında
diğeri ona hatırlatacak iki kadın tanık tutun. Tanıklar, çağrıldıkları zaman
kaçınmasınlar. Az olsun çok olsun onu vadesiyle birlikte yazmaktan üşenmeyin.
Bu, Allah katında en adil, tanıklık için daha sağlam ve şüphe etmemeniz için
daha uygundur. Ancak, aranızda hemen devredip durduğunuz ve peşin olarak
yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur.
Alışveriş yaptığınız zaman tanık bulundurun. Tanık olana da yazana da zarar
verilmesin. Eğer bunu yaparsanız kendinize kötülük yapmış olursunuz. Allah'a
takvalı olun. Allah, size gerekli olanı öğretiyor. Ve Allah, Her Şeyi
Bilen'dir.
Borç alış verişinin yazılı ve tanıklı olmasını öğretir Yüce
Rabb'imiz bize. Bu ayetin içinde birçok öğreti var bize aklederek okursak. Hak
helal etme konusunda da bahsettik biraz. Bu konu başlığında da vekil konusundan
bahsedelim. Rabb'imiz bu borcu yazın der (ayette detaylı açıklar) ama borçlu
aklı ermez veya aciz veya kendi söyleyip yazdıramayacak durumda ise onun velisi
adaletli bir şekilde yazsın. Demek ki insan inanın velisi olabiliyor.
*
3/28 Mü'minler, Mü'minleri bırakıp da
Kafirleri evliya edinmesinler. Kafirleri evliya edinenin, Allah'la bir bağı
kalmaz. Ancak onlardan korunmanız başka. Allah, sizi, kendisine karşı gelmekten
sakındırır. Dönüşünüz yalnızca Allah'adır.
3/68 İnsanların İbrahim'e en yakın olanları
ona tabi olanlar, bu Nebi ve iman edenlerdir. Allah, Mü'minlerin velisidir.
18/102
Yoksa Kafirler, Benim yanım sıra evliya edinebileceklerini mi sandılar? Biz,
Cehennem'i Kafirlere bir ikram olarak hazırladık.
3/28 ve 18/102 de kullanılan kelime evliyadır. Çünkü çoğul
gelir. Müminler ve kafirler şeklinde. Mantık türkçe gibi düşünmeyin arapça
farklıdır. Biz evliya kelimesini çoğul için kullanacağımız zaman (bu ayetten
gidelim) müminler kafirleri veliler edinmesin diye kullanırız ama arapçada
müminler kafirleri evliya edinmesinler
şeklinde kullanılır.
Ayetlerden ne anlarız. Müminler müminlerin velisi/evliyasıdır. Müminler
kafirleri veli/evliya edinmemeli. Eğer edinirlerse Allah onlara veli olmaz.
Kafirleri veli/evliya edinmekten ve kafirlerden sakınmamız ve dönüşümüzün
yalnızca Allah'a olduğunu unutmamalıyız.
*
3/175
Şeytan, ancak kendi velilerini korkutur. Eğer Mü'minseniz, onlardan korkmayın,
yalnızca Bana karşı gelmekten sakının.
6/121
Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin. Çünkü o fısktır. Şeytanlar kendi
evliyasına sizinle mücadele etmelerini vahyederler, eğer onlara uyarsanız
kuşkusuz siz de müşriklerden olursunuz.
Şeytanın da velileri varmış. Ve ancak onlara gücü yetermiş.
Müminlere korkmayın diyor Yüce Rabb'imiz. Demek ki mümin isek iblisin (şeytan)
üzerimizde bir gücü yok. Allah'ın hudutlarından çıkmaktan korkmamız, çekinmemiz
buna özen göstermemiz gerekiyor. Allah’a
karşı gelmekten kormamız gerekiyor. Özü Allah’ın sözünden başka söz/sözler
dinlememeliyiz, eğer kurtuluşu umut ediyorsak, iman ediyorsak, inanıyorsak. O
zaman Allah bize kolayı (cenneti) kolaylaştırır, zoru (cehennemi) zorlaştırır.
Tam tersini yaparsak da kolayı zorlaştırır, zoru kolaylaştırır.
92/5 Fakat kim verir ve takva sahibi olursa,
92/6 En iyiyi doğrularsa,
92/7 Ona en kolayı kolaylaştıracağız.
92/8 Fakat kim cimrilik eder de kendisini müstağni
görürse,
92/9 En iyiyi yalanlarsa,
92/10 Ona en zoru kolaylaştıracağız.
*
4/45 Allah, düşmanlarınızı daha iyi
bilendir. Veli olarak Allah yeter ve yardımcı olarak Allah yeter.
Hani Allah tek veliniz benim diyordu ya bu ayette de tek
veli olarak size ben yeterim diye bizlere öğretiyor. Allah'ım ahirette de
dünyada da tek velim, tek yardımcım sensin dediğimizde Sen ne muhteşem bir
Mevla, ne muhteşem bir yardımcısın. Allah'ın bize yeteceğinin garantisini bu
ayette bizlere vermiştir. İnanın bunu yazarken tüylerim diken diken oldu.
Müminler olarak daha ne isteyebiliriz ki zaten. Sübhanallah.
22/78 O'dur mevlânız68. Öyle ki bir
muhteşem mevlâ68; ve bir muhteşem nasîr69.(Mevla;Sahip, Nasir;Yardımcı)
*
4/76 İman edenler Allah yolunda savaşırlar,
Kafirler de tağutun yolunda savaşırlar. O halde şeytanı evliya edinenlerle
savaşın. Kuşkusuz, şeytanın hilesi/düzeni zayıftır.
7/27 Ey ademoğulları! Şeytan kötülüklerini
onlara göstermek için, elbilselerini soyarak, ana babanızı cennetten çıkardığı
gibi sizi de bir fitneye düşürmesin. O ve taraftarları, sizin onları
göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları iman etmeyenlere evliya
kıldık.
Şeytanın velileri olduğu gibi şeytanı veli edinenlerde
olduğunu açıkça görüyoruz. Zaten onlar birbirlerinin velisidir/evliyasıdır.
*
4/89 Onlar, sizin kendileri gibi küfre
dönmenizi isterler, ki onlar gibi olasınız. O halde, Allah yolunda hicret
edinceye kadar onları evliya edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın,
bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan hiç kimseyi veli de yardımcı da edinmeyin.
Bu savaş halinde olan bir uygulamadır. İslam asla haksız
yere can kıymayı meşru görmez. Bu ayeti
cımbızlayıp, ne demek istediğini anlamayıp, Kuranın bütünlüğünden koparan
kendine müslümanım diyen cahiller, haksız yere bu müslüman değil diye can
almaktadırlar. Dinde zorlama yoktur. Bunların yeri cehennemdir. Allah savaşta
bile tutsak edip (mümkünse) belki dönerler diye ıslah yolunun daha iyi olduğunu
öğretir bize. Bu ayeti alıp da müslüman olmayanları asın, kesin, vurun,
öldürün, patlatın şeklinde yorumlamak Kurana göre asla doğru değildir.
Konumuza dönecek olursak mümin müminin velisi/evliyasıdır ve
mümin kafiri evliya/veli edinmez diye öğreten Yüce Allah'ımızda bu ayetinde nedenini
bizlere öğretir. Bizleri kendileri gibi küfre dönmemizi isterler. Onlar gibi
olmamızı isterler.
*
4/119
Mutlaka onları saptırıp, asılsız kuruntulara daldıracağım; onlara buyuracağım,
davarların kulaklarını yaracaklar; onlara buyuracağım, Allah'ın yarattığını
bozacaklar. Kim, Allah'ın yanı sıra şeytanı veli edinirse, apaçık bir zarara
uğramış olur.
18/50
Hani! Biz, meleklere, "Âdem'e secde edin. " demiştik. İblis hariç
hepsi secde etmişti. O cinlerdendi. Böylece Rabb'inin sözünden dışarı çıktı.
Benim yanım sıra, onu ve soyunu evliya mı ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin
düşmanınızdır. Zalimler için ne kötü bir tercihtir bu!
Şeytanı veli edinenin apaçık zararda olacağını apaçık
şekilde öğretiyor bu ayetinde Yüce Yaratıcımız.
*
4/139
Çünkü onlar Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya ediniyorlar. İzzeti onların
yanında mı arıyorlar! Kuşkusuz, izzet, tamamıyla Allah'ın yanındadır.
Müminleri bırakıp kafirleri veli edinenlerinde olduğunu bu
ayette bizlere öğreten Yüce Rabb'imiz aynı zamanda bunun nedenini de bizlere
öğretir. Bu kimseler izzeti kafirlerin
yanında arıyorlarmış. İzzet demek dünya hevaları olan, şan, şöhret, saygınlık,
üstünlük gibi şeylerdir. Ama bilmezler ki izzet tamamen Allah'a aittir. Dünyada
bazı şeylere veya tüm istediklerine kavuşsalar da ahirette tüm kazanımları
hiçbir işe yaramayacak ve aşağılanmış olarak dirileceklerdir. Asıl kazanılması
gereken ahiret kazancıdır. Kısa bir süre zevk ve sefa için ahiretlerini
satıyorlar.
*
4/144 Ey
iman edenler! Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya edinmeyin. Allah'a,
aleyhinize olacak apaçık bir sultan mı vermek istiyorsunuz?
Sultan kuranda yetki, güç kuvvet manasındadır. Kafirleri
veli/evliya edinirsek eğer azap görmek için Allah’a aleyhimizde apaçık bir
belge, veriyormuşuz. Oysa Allah bizi bağışlamak, affetmek ister. Kendimizi
affedilmeyecek bir duruma mı sokmak istiyorsunuz? demektedir Rabb’imiz.
*
4/173
Ama iman edip, salihatı yapan kimselerin, yaptıklarının karşılığı eksiksiz
verilecektir. Ve Kendi fazlından daha da artıracaktır. Ama büyüklük taslayan ve
kibirlenen kimselere gelince, onlara can yakıcı bir azap ile azap edecek. Ve
onlar, Allah'tan başka ne bir yardımcı ne de bir veli bulabilirler.
Tek (ilahi) veli Allah'tır.
Allah'a yaklaştıracak diye veya şu veya bu sebepler ile Allah'ın astından
ilahlar edinenler, şirk koşanlar, insanlardan, kitaplardan, yatırlardan,
türbelerden şundan bundan Allah harici neyden beklenti içindelerse hepsi
boştur. Tek yardımcı tek ilah Allah'tır. Bunun bilincinde olalım. Ne
dileyeceksek her şeyi bilenden dileyelim. İbadetlerimiz yalnızca Allah'a olsun,
dini yalnızca Allah’a has kılalım asla ve asla şirk koşmayalım, Allah'ın
isminin yanında başka isim anmayalım, Allah'ı birleyelim. Lailaheillallah deyip
nokta koyalım. Kur’an’dan ayrılmayalım, Kur’an’ı Kur’an ile açıklayalım, hadis,
sünnet gibi şeytan öğretilerini dinde hüküm koyucu yapmayalım, tamamı zan olan
bu uydurmasyonları toptan reddedelim. Aramızdaki en büyük elçiye, en büyük
zikire Kuran'a secde (zihinle diz çöküp boyun eğme) edelim, yalnızca Kur’an’a
musallin olalım.
*
5/51 Ey iman edenler! Yahudileri ve
Hıristiyanları evliya edinmeyin. Onlar, birbirlerinin velileridir. Sizden kim
onları mütevelli edinirse, kuşkusuz o, onlardandır. Kuşkusuz, Allah, zalim
topluma hidayet etmez.
8/73 Kafirler birbirlerinin evliyasıdır.
Eğer siz de bunu yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve büyük kargaşa olur.
İnanmayanlar inanmayanların velileri/evliyalarıymış demek ki.
Bu ayette de çoğul gelir kelime yani evliya şeklinde.
*
5/55 Veliniz28 sizin ancak Allah’tır;
ve resulü/elçisidir O'nun; ve iman47 etmiş kimselerdir; kimseler;
dikerler/ayağa kaldırırlar salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar
rükû11 edenlerdir
5/56 Ve kim Allah'ı ve O'nun Resul'ünü ve mü'minleri
veli edinirse, Allah'ın taraftarları onlardır. Galip gelecek olanlar da
onlardır.
Müminlerin velisi Allah, resul ve iman edenlermiş. Tabii
resul (nebi Muhammed) şuan aramızda olmadığından bu söz konusu değil. Dünyevi
velilik müminin mümine, ilahi velilik de Allah'a aittir. Allah'ın dünyadayken de
ahiretteyken de veliliği de ilahi veliliktir tabii ki. İnsanın insana veliliği
ve Allah'ın insana veliliğini birbirine karıştırmayalım. Ayette ayrıca iman
etmiş kimseler ne yapar ondanda bahseder. Ayrıca Allah'ı ve müminleri veli
edinenlerin Allah taraftarı olduğunu vurgulayarak, bu kimselerin galip geleceğini
Yüce Rabb'imiz bize öğretir. Bu galibiyet dünya ve ahiretteki her türlü galibiyet
olarak algılanması doğru olacaktır kanaatindeyim.
*
6/14 De ki: "Göklerin ve yerin fıtratını belirleyen; herkesi yedirip içiren, fakat kendisinin yeme ve içmeye ihtiyacı olmayan Allah'tan başkasını mı veli edineceğim?" De ki: Bana, teslim olanların ilki olmam emredildi. Ve sakın müşriklerden olma!
İlahi veli olarak Allah harici herhangi bir şeyi veli edinmenin şirk olduğunu görüyoruz.
*
5/57 Ey iman edenler! Sizden önce
kendilerine kitap verilenlerden ve Kafirlerden, dininizi alay ve eğlenceye alan
kimseleri veliler edinmeyin. Eğer iman etmiş kimselerseniz, Allah'a karşı
takvalı olun.
Veli edinmeyeceklerimiz daha kapsamlı geldi bu ayette. Ehli
kitap (Kur’an öncesi kitap verilenler), kafirler ve dinimizi alay ve eğlenceye
alanları veli edinemezmiş iman edenler. Bu takvanın göstergesiymiş.
*
6/51 Rabb'lerinin huzurunda hesaba çekilme
korkusu olanları, onunla uyar. Kendileri için O'ndan başka ne bir şefaatçi ne
de bir veli yoktur. Umulur ki takva sahibi olurlar.
6/70 Dinlerini oyun ve eğlence edinen,
dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Hiç kimsenin kazandığı şeyle bir
felaket yaşamaması için Kur'an ile uyar. O kimse için Allah'tan başka ne bir
veli ne de bir şefaatçi vardır. O, bütün varlığını fidye olarak verse de ondan
kabul edilmez. Onlar, kazandıklarından dolayı mahvolan kimselerdir. Onlar için
kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.
32/4 O Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin
arasındakileri altı günde yarattı. Sonra arşa isteva etti. Sizin O'ndan başka
veliniz ve şefaatçiniz yoktur. Hala öğüt almaz mısınız?
Nebiye insanların yeniden diriltilip Allah'ın huzuruna hesap
için çıkacakları ve ona göre davranmaları gerektiğini ve eğer bu hesaptan
çekiniyorlarsa, iman ediyorlarsa onunla yani Kur’an’la uyar. Allah’tan başka
şefaatçi yok umulur ki takvalı olurlar diye Rabb’imiz bize öğretir, bize
öğütler.
Konu başlığı dışında (tek velimiz Allah) bu ayet çok önemli 6
ana başlığı bizlere apaçık bir şekilde anlatır
1- Uyarı Kur’an ile olur. Hüküm koyan Allah'tır. Bu hükümler
Kur’an’dadır. Resul veya nebiler dinde hüküm koyamaz.
2- İslamda tek kaynak Kurandır. Resule itaat Kurana
itaattir. Resul Kur’andan başka bir şey söylememiştir/söyleyemez.
3- Şefaat kesinlikle yoktur. Allah'tan başka şefaat edecek
yoktur. Sadece bazı kimseler için bazı meleklere şefaat etme izni/görevi verir
Rabb'imiz. O meleklerde Allah'ın izniyle, iradesiyle verilen görevi yerine
getirirler. Kendi başlarına iş yapamazlar.
4- Umulur ki takva sahibi olursunuz demesinin nedeni
Rabb'imizin insanlara özgür irade vermesinin sonucudur. Dileyen inanır,
dileyende küfreder.
5- Din oyun eğlence edilemez. Dine gerekli önem verilmesse
dünya hayatı bizi aldatır. Sonra kazandıklarımız felaketimiz olur.
6- Yüce Rabb’imizin tüm bu öğretilerine karşılık hala ayağınızı
denk almayacak mıyız?, aklınızı kullanmayacak mıyız?, öğüt almayacak mıyız? !!!!!!!!!!!!
Not: Yukarıda yazdıklarımın hepsi Kuran ayetleri
ile sabittir. Tüm yazdıklarımı aynı zamanda ayetleriyle beraber kendi konu
başlıklarında teker teker incelemeye gayret göstereceğim.
1- Kuran ile hadis, sünnet
kısmında, 2- İslam ve Resule itaat kısmında, 3- şefaat kısmında ve 4- Özgür
irade kısmında hepsini İnşaallah ile ve bi nasrillah (allah’ın yardımı) ile incelemeye gayret göstereceğim.
*
7/3 Rabb'inizden size indirilene uyun.
O'nun yanı sıra başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz!
Tek velimiz olan Rabb'imizi, tek veli olarak algılamamızı ve
ona göre yaşamamızı, sadece Allah'a uymamızın yolunu Yüce Rabb'imiz bize bu
ayetinde açıkça öğütler. O'ndan bize rahmet olarak inene yani Kuran'a uymaktır.
Kuran'a uyarsak doğru yolda oluruz. Rabb'im bizlere birçok şeyler öğütler de,
ne kadar az öğüt tutuyoruz !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
*
9/23 Ey iman edenler! Eğer küfrü imana
tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi evliya edinmeyin. Sizden kim
onlara dönerse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
En yakınımız bile olsa(anne,baba,kardeş v.s) iman etmeyen
birisini veli/evliya edinemeyiz. Ayette çoğul gelir evliya şeklide. Eğer onları
veli edinirsek onlardan farkımız kalmaz.
*
9/71 Ve mümin27 erkekler; ve
mümin27 kadınlar; onların bir kısmı velileridir28 bir kısmın;
emrederler evrensel kabulleri/normları ve engellerler
iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten; ve dikerler/ayağa kaldırırlar
salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve itaat ederler Allah'a ve O’nun resulüne/elçisine; işte bunlar,
rahmet edecektir onlara Allah; doğrusu Allah Azîzdir37; Hakîmdir9.
Kuranda kadın, erkek ayrımcılığı yoktur. Kuran kadını
ötelemez, ikinci sınıf vatandaş yapmaz, peçe içine koyup kimliğini yok etmez,
akılsız, çalışamayan bir birey olarak tanımlamaz. Cezada da ödülde de ayrım
yoktur.
*
10/62
İyi bilin ki, Allah'ın velileri için bir korku yoktur, onlar asla üzülmeyeceklerdir.
10/63
Onlar, iman eden ve takva sahibi olan kimselerdir.
10/64
Onlar için dünya hayatında da ahirette de müjdeler vardır. Allah'ın
kelimelerinde asla bir değişiklik olmaz. İşte en büyük başarı budur.
Allah'ı veli edindiğimizde, demek ki bu ayetlerde
yazılanlara muhatap olacağız. Korkumuz olmayacak ve üzülmeyeceğiz. Bu söze
muhatap olanlar ise iman edip takva sahibi olanlar olacaktır. Dünyada ve
ahirette Allah’ın müjdeleriyle ödüllendirileceğiz. Ama iman etmeyi ve takvalı
olmayı doğru şekilde yapmalıyız. Bunu doğru şekilde yapabilmek için de YALNIZCA
KURAN demeliyiz, Kuranı okumalı, anlamalı, ayetler üzerinde düşünmeli ve
çalışmalıyız.
*
12/101
"Rabbim! Bana yöneticilik verdin ve bana hadislerin yorumunu öğrettin. Ey
göklere ve yere yasalarını koyan! Sen, dünyada da ahirette de velimsin; canımı
müslüman olarak al ve beni salihlerin arasına kat."
Dünyada tek velimiz Allah olduğu gibi ahirettede tek
velimizdir. İlahi velilik Allah’ındır.
*
29/41
Allah'ın yanı sıra veliler edinenlerin durumu, kendisine dişi örümceğin evini
ev edinenin durumu gibidir. Kuşkusuz evlerin en dayanıksızı dişi örümceğin
evidir. Keşke bunu kavrayabilselerdi.
Allah harici veli edinenlerin durumunu dişi örümceğin evini
yuva edinenlere benzeten Rabb'imiz burada bize bir görev verir. Lütfen araştıralım
dişi örümceği ve yuvasını nasıl yaptığını ve o yuvada ne olduğunu. O zaman ayet
tecelli edecektir.
33/17 De
ki: Eğer Allah başınıza bir kötülük getirmeyi dilese sizi kim koruyabilir? Veya
size bir rahmet dilese... Onlar, kendileri için Allah'tan başka bir veli de bir
yardımcı da bulamazlar.
42/44
Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, artık bunun ardından onun için bir veli
bulunmaz. Haksızlık yapanların, azabı gördüklerinde: "Acaba geri dönmeninbir
yolu var mı?" dediklerini göreceksin.
42/46
Onların, kendilerine yardım edecek Allah'tan başka velileri yoktur. Ve Allah
kimi sapkınlıkta bırakırsa artık onun için bir kurtuluş yolu yoktur.
İşte bahsettiğimiz ilahi velilik budur tam anlamıyla.
*
39/3 Dikkat edin! Halis din yalnızca
Allah'a aittir. O'nun yanı sıra veliler edinenler: "Onlara, bizi Allah'a
daha yakın bir seviyeye yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." diyorlar.
Allah, hakkında tartıştıkları şey için hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve azılı nankörleri doğru yola iletmez. Zaten Allah ayetlerini hain nankörlerden başkası inkar etmez. İşte çok yerde bahsettiğimiz gibi Allah'ın astından ilahlar edinenlerdir bu ayete muhatap olanlar. Allah'ın adının yanına Muhammet, Ali veya şunun bunun ismini koyanlardır bunlar. Allah tek anıldığında rahatsız olanlardır. Türbeye, yatıra gidip onlardan medet umanlardır, bunlar hadis, sünnet zırvalıklarını din edinenlerdir, bunlar Allah harici başka şeylere (neye kulluk ediyorlarsa artık)kulluk edenlerdir, ve bunu da göremeyenlerdir. Hacca gider orda puta taparlar, şeytan taşlarlar, saçma sapan şeyler yaparlar, namaz diye uydurdukları yat kalk aymazlık ibadetinde ayakta yalnız sana dua eder yalnız senden yardım isteriz derler, oturunca Nebi sana selam olsun derler. Sanki nebi orda hazır bekliyor. Hem Allah'ın yanında başka isim anarlar hem de resulleri/nebileri birbirinden ayırırlar. İman ettiklerini sandıkları kelimei şahaadet diye söyledikleri cümle ile aslında şirk koşup, müşrik olduklarının farkında olamazlar. Lailaheillallah deyip nokta koymazlar. Cami dedikleri ibadet ettiklerini sandıkları yerde içeri girmeden Allah'ın adı ve başkasının/başkalarını adı vardır. Bunları putlaşmıştırlar onu da anlamazlar. İçeride de şirk koşmaya devam ederler. Aynı hiristiyanlar ve yahudilerin İsa ve Üzeyirin Allah'ın oğlu (haşa) olduğununa inandıkları gibi. Tıpkı talmut ve mişna kitaplarıyla onların, hadis sünnet zırvalıklarıyla da kendine Müslüman diyenlerin yoldan çıktıkları gibi. Şeytan hiristiyan ve Yahudilerin çoğunu yoldan çıkarttığı gibi, müslümanları yoldan çıkartıp şirk koşmalarını sağlamak için İslam dünyasında da farklı bir yöntemler izlemiştir. Allah’ın aydınlığıyla aydınlanmamış kimse için başka aydınlık yoktur. Fazla uzatmayayım bu konu üzerinde saatlerce konuşabilirim. Kurandan anladığım tüm her şeyi çalışmalarımın içinde inşaallah bulacaksınız.
Halis din Yalnız Allah'a aittir. Allah katında da kabul edilecek tek din islamdır.
3/19 Kuşkusuz, Allah katında din, İslam'dır. Kitap verilenler, kendilerine bilgi geldikten sonra ihtirasları nedeniyle ihtilafa düştüler. Kim, Allah'ın ayetlerini kabul etmezse bilsin ki, kuşkusuz Allah, Hesabı Çabuk Gören'dir.
3/85 Kim İslam'dan başka bir din seçerse, bilsin ki o din ondan asla kabul edilmeyecektir ve o ahirette hüsrana uğrayacaktır.
Kim neye inanıyorsa onun dini odur. Kur'an ayetleri dışında kim neye inanırsa onun dini o olur, o da İslam olmaz. Ateist de istediği kadar inanmıyorum desin, inanmamaya inanır, onun dini de dine inanmamaktır. Mezheplerde birer dindirler, çünkü kendi yanlarından uydurdukları şeylere inanırlar. Kişi, kitap veya kurum eğer Kur'an'da olmayan herhangi bir şey söyleyip dinde hüküm koymaya çalışıyorsa, eğer inanılırsa bunu yapana kul olunur, bunu yapan ilah edinilmiş olur, bunu yapanın dini ne ise o dinden olunur. Din adına neye inandığımıza dikkat edelim. Kur'an'amı musallin oluyoruz, yoksa başka şeylere mi musallin oluyoruz, dinimiz İslam mı yoksa İslam harici başka bir şey mi.
Musallin olma kavramı (Kur'an'daki tüm kavramlar çok önemlidir) çok önemlidir, çalışmasını bitirdim kısa zamanda dataları girmiş olmayı umuyorum Yüce Rabb'im izin verirse.
*
41/31
"Biz, dünya hayatında ve ahirette sizin evliyanızız. Orada canlarınızın
istediği her şey vardır ve istediğiniz her şey emrinizdedir."
41/30
"Rabb'imiz Allah'tır." deyip, dosdoğru olanlara gelince, onlara
melekler gelerek: "Korkmayın ve üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le
sevinin!" derler.
Allah'ın izin ve görev verdiği melekler, izin verdiği
kişilere evliya olabiliyorlarmış. Yalnız bunun koşulu varmış. Rabb’imiz
Allah’tır deyip dosdoğru yolda olmak gerekiyor. Dosdoğru olmanın yoluda
Allah’ın tek ilah olduğunu anlayabilmek için de tek kaynak Biricik Kur’an’ımızdır.
*
41/34
İyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü iyilikle sav. Bir de bakmışsın ki
seninle arasında düşmanlık olan kişi, candan velin oluvermiş.
41/32
"Çok Bağışlayıcı ve Rahmeti Kesintisiz olan tarafından bir ikram
olarak."
41/33
Allah'a çağıran, salihatı yapan ve "Ben Müslüman olanlardanım." diyen
kimseden daha iyi sözlü kim vardır?
En güzel arkadaşlıklar kavgayla başlar diye bir atasözü
vardır, hiç bunu kendi hayatında deneyimleyen oldu mu?
*
45/7 Bütün yalancı günahkarların vay
haline!
45/8 Böyle kimseler, kendilerine okunan
Allah'ın ayetlerini duyduktan sonra, büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış
gibi davranır. Artık onu can yakıcı bir azapla haberdar et.
45/9 Ayetlerimizden bir şey öğrendikleri
zaman, onu alay konusu edinirler. İşte onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
45/10
Cehennem peşlerindedir. Kazandıkları şeyler ve Allah'ın yanı sıra edindikleri
veliler onlara bir yarar sağlamaz. Onlar için büyük bir azap vardır.
İşte Allah'ın ayetlerine yüz çeviren yalancı nankörlerin
başına gelecekleri Rabb'imiz bu şekilde bizlere bildirir. Bu ayetlerde
anlatılanı sadece Kuran'dan yüz çevirenler olarak
algılamayın. Dinine zanlardan bir şeyler ekleyip de, İslam dininde olmayan
şeyleri var gibi yada olanları yok gibi gösteren (hadis, sünnet zırvalıklarına
v.s. dayanarak) kişiler de bu guruba dahildir. Yada Allah'ın astından ilahlar
edinenler, Allah'ın yanında başka isim ananlar, resulleri, nebileri birbirinden
ayıranlar, Dini yalnızca Allah'a has kılmayanlar, Allah'ı birlemeyenler v.s. hep
bu gruba dahildirler. Çünkü onlar ayetlerin bir kısmına inanır bir kısmını
reddederler. Ama sorsanız Kuran derler. Fakat Kuranda olmayan şeyleri varmış
gibi göstererek Allah'a iftira atar, Allah adına yalan uydururlar. Allah ile
resülün arasını ayırırlar. Örnek midyeye haram denmesi, recm cezası olduğu
söylenmesi, birinin mürted olduğuna karar verip öldürülmesi gerektiğini
söylemesi, kabir azabının veya şefaatin olduğuna inanması gibi örnekler
çoğaltılabilir. Yada başka açıdan yatır, türbe gibi yerlerde dua edilmesi, oradakilerden
bir şey beklenmesi, dualarda Allah’ın adının yanında başka isimler anılması, yaratılış
özelliğimiz ve amacımız olan kendi aklını kullanmadan birilerinin alimciklerin,
şeyhciklerin v.s. söylediklerini doğruluğunu araştırmadan kabul edip din
sanması, onlara kul olması, Muhammedi putlaştırmaları (nebinin ismini Allah'ın
yanında kullanmaları, dualarda, namazlarda, camilerde söz ve yazı olarak ),
Allah harici birilerine efendi veya Mevla demeleri gibi ve çok daha fazlasını
örnekleyebiliriz.
Çok basit bir örnek verelim. Bu mezhep dedikleri kendilerine
din edinenler, Allah’ın ayetlerine ekleme, çıkarma yapar ve kendi kafalarına
göre hüküm getirirler. Sorsanız bir sünniye, aleviye veya herhangi bir mezhep
dinine mensup olana. Bu din değil mezhep. Biz Müslümanız, dinimiz, İslam,
Kitabımız Kur’an ve ilahımız Allah diyecekler. Öncelikle insan kendine neyi din
olarak görürse dini odur. Allah katında kabul olacak tek din ise İslam’dır. Bu
herhangi bir mezhep dininde olan birine hatta bunların din adamları dedikleri
soytarılara, din tüccarlarına.beyin yamyamlarına bir sorun bakalım, abdest
nasıl alıyorsunuz diye. Hepsi ayrı telden çalar ama bir tanesi bile Allah’ın
kitabına göre, Allah’ın tarif ettiğine göre abdest alamazlar. Hani bu sizin
mezhebiniz din değildi. İslam abdesi farklı söylüyor, siz farklı yapıyorsunuz?
Hani kitabınız Kur’an’dı, İlahınız Allah. Hayır siz Allah’ın astından ilahlar
edinenlersiniz.
Bu tezimi bizzat uygulayın bakalım ne sonuç alacaksınız?
Haklımıy mışım?
5/6 Ey iman47 etmiş kimseler! Dikeldiğiniz/ayağa kalktığınız
zaman salâta5; öyle ki gusledin/yıkayın yüzlerinizi ve ellerinizi
dirseğe doğru; ve mesh edin/sıvazlayın başlarınızı ve ayaklarınızı iki topuğa
doğru; ve eğer oldunuz bir cünüp136; öyle ki temizlenin/yıkanın; ve
eğer oldunuz hastalar; ya da bir sefer üzerinde; ya da geldi biriniz sizden
gaitadan/dışkılamaktan; ya da dokundunuz/cinsel ilişkiye girdiniz kadınlara; ve
asla bulamadınız bir su; öyle ki teyemmüm edin/sürün iyi/hoş/yumuşak
toprağa/kuma; öyle ki sıvazlayın yüzlerinize ve ellerinize ondan
(topraktan/kumdan); razı olur değildir Allah yapmaya sizlere
zorluktan/darlıktan; fakat razı olur/arzular temizlemeye sizleri ve tamamlamaya
kendi nimetini sizlere; belki sizler şükredersiniz43.
*
45/19
Onlar, Allah'tan gelecek olan hiçbir şeyi senden savamazlar. Zalimler,
birbirlerinin velileridirler, Allah ise takva sahiplerinin velisidir.
Nebiye dolayısıyla müminlere de gelen bu ayet Allah'a
sığınıp, tutunup, dayanmayı ve bunun önemini belirtir. Yardımcısı Allah olanın
bir şeyden korkmasına gerek yoktur. Yaratılmışların şerrinden Allah'a
sığınırız. Zalimlerin ancak birbirlerinin velisi olduğunu, Allah'ında takva
sahibi (vahiyle korunan, vahyi ölçü alan, vahye göre yaşayan, yani Kur’an’a)
olanların velisi olduğunu bizlere öğretir Yüce Rabb’imiz.
*
Veli ve evliya kavramlarını kısaca toparlamaya çalışıp vekil konusuna
geçelim Rabb'im dilerse.
Dünyada ve ahirette tek ilahi velimiz Allah'tır. Allah'ın
bizim velimiz olması için Allah yolunda olmamız gerekir. Allah inanmayanların
velisi değildir. İman edenlerin velisi olan Yüce Rabb'imiz, iman edenleri
karanlıklardan aydınlığa çıkardığı gibi inanmayanları da aydınlıktan
karanlıklara sokar. İnsan insanın vekili de olabilir. Şu şekilde olabilir ;
Mümin müminin velisi/evliyasıdır. Müminler kafirleri veli/evliya edinemezler.
Çünkü onlar kendileri gibi olmamızı küfre dönmemizi isterler. Kafirleri veli edinenler izzeti onların yanında
aramalarındandır ama bilsinler ki izzet tamamen Allah'a aittir. Kafirleri veli
edinen müminler Allah'a apaçık bir belge vermiş olurlar kendi aleyhlerine. Eğer
bir mümin bir müşriki veli edinirse en yakını bile olsa Allah ile bağları kalmaz. Şeytanın velileri
mümin olmayanlardır. Şeytan inanmayanlardan veli edindiği gibi, inanmayanlar da
şeytanları veli edinebilir. Zaten onlar (yani şeytanlarla inanmayanlar,
inanmayanlarla inanmayanlar şeklinde ) birbirlerinin velisi/evliyasıdır.
Şeytanı veli edinen apaçık zarardadır. veli olarak Allah bize (müminlere)
yeter.
Allah'ı ve müminleri veli edinenler Allah taraftarlarıdır.
Allah’ın velilerine korku yoktur, üzülmeyeceklerdir de. Allah’ın izni ve görevlendirmesiyle
melekler dünyada da ahirette de Rabb'imiz Allah'tır deyip dosdoğru olanlara
evliya olabilirler. Allah takva sahiplerinin velisidir.
VEKİL KAVRAMLARININ GEÇTİĞİ BAZI AYETLER
Vekil kelime anlamı olarak (türkçeye de geçmiştir) işleri
emanet etmek, onaylamak, vermek, görevlendirmek, dayanmak gibi anlamlara gelir.
Kuran'da kullanış şekli olarak da her şeyin dönüşü Allah'a olduğunu
düşündüğümüzde, tek varis, tek yetkisi, her şeyin sonunda tek hakim (dünyanın
yok oluşuna kadar dünya hakimiyetini insanlara bırakmıştır Yüce Rabb'imiz),
yönetici, dayanağı, kefili, koruyucusu, ayakta tutup sürmesini sağlayan,
kontrol eden şeklinde anlamlandırmak doğru olacaktır. Vekil kavramını kısaca
özetlersek de; Vekil olarak Allah yeter. Ondan başka İlah yoktur, vekil
edinilecek yalnız Allah'tır. Zaten her şeyin tek sahibi tek vekili Yüce
Rabb'imizdir. Göklerde ve yerlerde olan herşey ona aittir ve herş eyin dönüşü
yalnız Allah'adır. Ondan başka her şey yok olucudur. Her şeyi yaratan, koruyan,
devamını sağlayan, hükmeden, dönüşü ona olan Yüce Yaratıcımızın tek vekil
olması beklenir zaten.
Bu kısa bilgilendirmeden sonra Rabb'imizin vekil kavramını
bizlere nasıl öğrettiğine, işaretlerine yine O'nun izniyle bakalım.
3/73 "İnsanlar size karşı toplandılar,
onlara derin saygı duyun." diyenlerin sözleri, onların imanlarını daha da
artırdı: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. " dediler.
Kur’an indiği zamanlarda inanlara karşı, inanmayanların
toplanmasından bahseder ayette Yüce Rabb'imiz. Bu toplanan insanlara karşı
saygı duyun diyenlere inananlar Allah bize yeter dediler. Buna karşılık
imanları arttı, Allah'a dayanıp, güvendiler. Allah ne güzel vekildir dediler.
Allah bu bağlamda neye vekildir. Her şeye vekildir, yapılanlara, söylenenlere,
hak ettiklerine v.s. akla ne gelirse vekildir Rabb'imiz.
*
4/81 Sana, "itaat ettiklerini"
söylüyorlar. Senin yanından ayrılıp, yalnız kaldıkları zaman, onlardan bir
grup, arkandan, senin yanında söylediklerinden farklı şeyler tasarlıyorlar.
Allah, onların, arkandan gizlice tasarladıkları şeylerin hepsini kaydediyor.
Onlara aldırma, yalnız Allah'a dayan, vekil olarak Allah sana yeter.
Nebiye itaat ettik deyip aslında itaat etmemiş olmalarına,
başka söyleyip başka davranmalarına Allah vekil. Bu vekillik nasıl oluyor diye
düşünürsek. Tüm her şeyi bilerek hak ettiği karşılığı vermesi şeklinde
vekilliktir. İnanları gözetmesi, koruması ve haksızlıklara karşı hakkını
vermesi vekilliğidir. Resule itaat Kur’an’a itaattir. Kur’an = Resul ve Resul =
Kur’an’dır. Resule Kur’an’dan başka bir şeyi insanlara deklere etmesini Yüce
Rabb’imiz söylememiştir. O dönemde resule ayrı vahiy gelmiş olsa bile (gelmiş
olabilir) Kur’an’a girmeyen hiçbir
şeyden sorumlu tutulmayacağız. Asıl Kur’an’da olmayıp da bunu resul söyledi
diye resule iftira atıp da kendi yalanlarını Allah’a dayandıranların
yalanlarına (Hadis, sünnet gibi uydurmasyonlar) uyarsak sorumlu tutulacağız.
*
4/109
Diyelim ki bu dünya hayatında onları savundunuz, peki ya Kıyamet Günü, Allah'a
karşı onları kim savunacak veya onlara kim vekil olacak?
Ahirette de vekil yalnız Allah'tır.
*
4/132
Göklerde ve yerde olan her şey, yalnızca Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Gökler ve yer ve aralarında ki her şeyin tek yaratıcısı ve
sahibi olan Allah vekil olarak yetecektir.
*
6/66 O hakikat olduğu halde halkın onu
yalanladı. "Ben üzerinize vekil değilim." de.
Ayetlerini apaçık açıklayan, her şeye kadir olandır vekil.
Nebi Muhammed’e sen onlara vekil değilsin diyor 6/66. Nebi uyarıcı ve
müjdeliyicidir. 11/2. İnsanlar üzerinde vekil değildir. Bekçi değildir 6/107,
hidayete iletici değildir 28/56. Tüm bunları Allah kendi üzerine yazdığını
anlıyoruz. Müşriklerin aksine nebi ne şefaat edebilir 39/44, ne Kuran dışı bir hüküm getirebilir 7/203 nede hevasından konuşabilir 53/3 .
Din Allah'a aittir 39/3. Dini nebiye (Muhammed) öğretende onu doğru yola ileten
de Allah'tır 42/52. Nebi insanlara ve kendisine ne olacağını bilmez 46/9. Diğer
nebi ve resullerden hiçbir farkı yoktur ve hiç biri birbirinden ayrılmaz 4/152.
11/2 Allah'tan başkasına kulluk yapmayın.
Kuşkusuz ben, O'nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeliyicim.
6/107
Eğer Allah dileseydi, onlar müşrik olmazlardı. Seni onların üzerine koruyucu
yapmadık. Ve Sen onların vekili de değilsin.
28/56
Sen, sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ama Allah hak edeni doğru yola
iletir. O, doğru yolu seçenleri iyi bilir.
39/44 De
ki: "Şefaat etme tamamıyla Allah'ın elindedir. Göklerin ve yerin
egemenliği yalnızca O'na aittir. Sonra O'na döndürüleceksiniz.
7/203
Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya."
derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, inanan
bir halk için Rabb'inizden gelen bir basiret, bir yol gösterici ve bir
rahmettir."
53/3 Ve o, hevasından konuşmaz.
39/3 Dikkat edin! Halis din yalnızca
Allah'a aittir. O'nun yanı sıra veliler edinenler: "Onlara, bizi Allah'a
daha yakın bir seviyeye yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." diyorlar.
Allah, hakkında tartıştıkları şey için hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve
azılı nankörleri doğru yola iletmez.
42/52
İşte böylece sana buyruğumuzdan bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir
bilmezdin. Fakat onu, kullarımızdan dilediğimiz kimseyi doğru yola ileteceğimiz
bir ışık yaptık. Kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
46/9 De ki: "İlk resul ben değilim.
Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene
uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
4/152 O
kimseler ki Allah'a ve resullerine iman edip, resuller arasında hiçbir ayırım
yapmazlar. İşte onlara, gelecekte ödülleri verilecektir. Kuşkusuz, Allah, Çok
Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
*
6/89 İşte bunlar, kendilerine Kitap, Hüküm
ve Nubuvvet verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar, bunları küfrederse ederlerse,
yerlerine bunları küfretmeyecek bir halkı vekil etmişizdir.
Allah dilerse bir halkı diğerinin yerine vekil edebilirmiş.
Kur’an’da bu vekillik önceki halkın helakı ile olmaktadır. Tamamen yok olan
halkın malı, mülkü, yapısı, bağı, bahçesi ne varsa yerine gelen halka kalır.
*
6/102
İşte Rabb'iniz Allah budur; O'ndan başka ilah yoktur. O, her şeyi yaratandır. O
halde O'na kulluk edin. O, Her Şeye Vekil'dir.
39/62
Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, Her Şeye Vekil'dir.
73/9 Doğunun ve batının Rabb'idir O. O'ndan
başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nu vekil edin.
Yüce Rabb'imizin vekilliği. İlahi vekillik
*
17/2 Musa'ya, İsrailoğulları'na, Ben'den
başka bir vekil edinmeyin diye, doğru yola ileten o Kitap'ı verdik.
Bizede Kuran'ı lütfetti Rabb'imiz. Allah harici vekil
edinmemeyi ve bilmemiz gereken, sınava gireceğimiz herşey içinde olan Şerefli
elçimiz, biricik Kuran'ımızı bahşetti.
*
17/65
"Bana yönelmiş kullarım üzerinde, senin bir sultanın yoktur. Vekil olarak
Rabb'in yeter."
Şeytanın da bir vekilliğinin söz konusu olmadığını
görüyoruz. Veli/evliya konusunda
inanmayanın, inanmayana, şeytanın inanmayana ve inanmayanın şeytana veli/evliya
olabileceğini öğrenmiştik. Fakat bu ayetten öğrendiğimze göre vekil konusunda
ise bu söz konusu değil.
*
17/68
Peki, sizi karada yerin dibine geçirmesinden veya üzerinize bir kasırga
göndermesinden güvende misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.
Burada da vekilin koruyucu, kontrol edici, hükmedici gibi
anlamında kullanıldığı kanaatindeyim.
*
17/86
Eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi ortadan kaldırırız; sonra Bize karşı
kendine bir vekil bulamazsın.
Allah nebiye, dilerse vahyettiklerimizi kaldırırız diyor. Bu
olursa yardımcı da bulamassın der. Allah’ın vekil olmadığı yerde başka vekil
bulunamaz, çünkü tek vekil Allah’tır (ilahi vekillik) zaten.
*
28/28
"Bu ikimizin arasındadır. Bu iki süreden hangisini tamamlarsam
tamamlıyayım bana kırgınlık olmasın. Dediğimiz herşeye Allah vekildir.
Musa ile kızına 8 ila 10 sene kendisine çalışması
karşılığında kızını vereceğini söyleyen kızın babası arasındaki konuşmadır. Bu aralarında
konuştuklarına Allah vekildir der. Bu şekilde bir vekillik te olduğunu
görüyoruz.
*
32/11 De
ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği, sizi vefat ettirecek. Sonra
Rabb'inize döndürüleceksiniz.
Meleğin insana bir görev için vekil kılınması. Daha doğrusu
meleğin belki de o göreve vekil olması daha doğru olacaktır. En doğrusunu Yüce
Allah bilir.
*
33/3 Allah'a tevekkül et. Vekil olarak
Allah yeter.
Buradan Allah'ı vekil edinebilmek için tevekkül etmemiz
gerekir diye anlıyorum. Tevekkül için de takvalı olmamız gerektiği
kanaatindeyim. Takvalı olmak vahiyden çıkmamak olduğu gibi, tevekkül etmek de
vekil olarak yetkilendirmek, atamak, vazifelendirmek manasına gelmekle beraber
Kuran'dan anladığımız tevekkül etmek elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra
artık gerisini Allah'a bırakmaktır. İlahi yardım için sahibimizden yardım
istemek, ona sığınıp, güvenmektir. Allah’a tevekkül ettikten sonra sonuç ne
olursa olsun sabretmektir, şükretmektir, nankörlük etmemektir. Çünkü hayır
sandığımız şey şer ve şer sandığımız şey bizim için hayır olabilir. Allah bilir
biz bilemeyiz. Allah her
zorluktan sonra veya her zorlukta kolaylık verecektir bizlere.
*
33/48
Kafirlere ve münafıklara boyun eğme, onların baskılarına aldırma. Allah'a
tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Her durumda Allah'a tevekkül edilmeli. Vekil olarak Allah'ın
yeteceği unutulmamalı.
AYETLERDE GEÇEN
NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması.
Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar
ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın
halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).
9Bilge/bilgelikle hükmeden.
10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme.
Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan
payın beklemeden topluma geri verilmesi.
Oranı kamu otoritesi
ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i
topluma geri döndürülür.
11Beynin (bedenle veya bedensiz) eğilmesi, dize gelmesi, baş
eğmesi
27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren
kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi
olduğuna kanıtlarla
kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.
28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.
37Güç yetiren.
43Teşekkür etmek. Minnettar olmak. Şükran (iyilik bilmek;
gönül borcu) sahibi olmak.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
136Temizlikten uzak kalmak, kopmak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder