BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın adıyla
Rahman Rahim.
Rüku kavram anlamı boyun eğmek (zihin olarak) , itaat
etmek, teslim olmak, başını eğmek, dize gelmek, baş eğmek gibi anlamlara gelir.
Rüku da secde gibi öncelikle beynen
yapılan zihnen kabul edilmesi gereken bir kavramdır aslında. Bir şey
söylendiğinde kelimelerle cevap vermeden başını az aşağı indirip tamam/peki
manası verilen bir hareket yaparız ya fiziksel şekli de budur. Veya şu an
kılınan namazdaki gibi eğiledebiliriz fakat tam o şekilde değil (başın öne
biraz eğilip tamam anladım peki manası verecek bir hareketle) yada bunun gibi
bir hareket de yapabilirsin. Şekle takılmamalıyız. Rüku bir şeyi zihin ile
beyin ile kabul ettikten sonra bunu gösteren fiziksel/bedensel bir harekettir. Zihnen kabul
edilmezse fiziksel hareket de gerçekleşmez. Şu anki kılınan namazdaki bir
hareket değildir. Yaratılış özelliğinin (aklın) dize gelmesinin fiziksel
yansımasıdır.
Yüce Rabbimizin ilgili ayetlerini Yüce Rabb’imizin izni ile incelemeye
çalışalım.
YASİN ÖZKAN YOU TUBE- RÜKU - 1
YASİN ÖZKAN YOU TUBE- RÜKU - 2
2/43 Ve dikin/ayağa kaldırın salâtı5; ve
verin zekâtı10; ve rükû11 edin rükû11 edenlerle birlikte.
Salatları ayağa dikin canlı tutun ve zekatı verin ve boyun
eğin, teslim olun, boyun eğenlerle teslim olanlarla. Salat burada namaz kıl
olsaydı namaz kıl dedikten sonra rüku edin demesi anlamsız olurdu. Eğer bilinen
anlamda namazda rüku olsaydı. Namaz eğer şu anki haliyle olsaydı tekrar
ediyorum namazı(salat) kılın ve zekatı verin ve rüku edenlerle rüku edin diye
geçmemeliydi. Demek ki rüku namazla alakalı bir olay değil yasni Salatla
alakalı değil ki zaten salat da namaz demek değil. Kuran ayetlerini çalıştıktan
sonra zihinle Allah'ın ayetlerini tanıyıp dize gelmektir. Fiziksel bir olay
olmaktan çok daha derindir.
*
2/125 Ve
o zaman yaptık beyti/evi32 bilinci geri döndürme yeri insanlara; ve bir
güvenlik; ve edinin/tutun/alın İbrahim'in dikelme/ayağa kalkma/doğrulma yerinden;
bir salla13 yeri; ve antlaştık/ahitleştik İbrahim’le ve İsmail'le ki o
ikisi temizler evimi32; etrafta dolaşanlar için; ve adananlara/kendini vakfedenlere;
ve rükû11 edenlere; secde12 edenlere.
Beytin evi salla yeri musallin olma yeri için güvenli bir yer olarak belirlenmiş.
Burayı müşriklerden putlardan v.s. Temizlenmesini istiyor İbrahim ve İsmail’den
Yüce Rabbimiz. Bu yerlerin fiziki temizliği olabileceği gibi manevi temizlik
şirkten arındırmada olabilir. Kur’an’ın bütünlüğü ele alınınca bunun manevi bir
temizlik yani şirkten arındırılmış hale gelmesi emredilmiş olduğu
kanaatindeyim. Temizlik konusu için 22/26 ya bakılsın. Çünkü buraya gelip
etrafta dolaşanlar ve kendini adayacaklar boyun eğip itaat edeceklerdir
insanlar. Ve beynen diz çöküp boyun eğeceklerdir. burada musallen kelimesi geçer. Genelde namaz
veya salat yeri yada namaz kılma yeri diye çevirilir fakat burada aynı zamanda musallin
olmaktan bahsedilir. Musallin demek bir şeyi hemen arkasından takip etmektir.
Musallin kavramını ele alıcam burada kısaca yazıyorum. Bir şeye musallin olmak
onu zihnen ve bedenen hemen arkasından izlemektir. İyi bir şeye de musallin olunabilir,
kötü bir şeye de. Buradaki musallen kelimesi budur. Hak yoluna musallin
olunmasını emreder Yüce Rabbimiz.
Littaifine kelimesini tavaf etmek diye çevriliyor.
Anlaşılan manada kabenin etrafında dönmek gibi algılansa da yanlıştır. Anlamı gitme/yürüme,
etrafta dolaşma/dolaşma eylemi, yolculuk etmek, ona gelmek, rastlamak, ziyaret
etmek, yaklaşmak, sık sık dolaşmak, kuşatmaktır. Yani buraya uğrayıp burayı
gezen demektir, etrafında dönün demek asla değildir. Tavaf olarak inceleyeceğiz.
*
3/43 Ey Meryem! Alçak gönüllü ol/uysal ol
Rabbine4; ve secde12 et; ve rukü11 et, rükû11 edenlerle birlikte
Meryem’e Allah kendisine alçak gönüllülükle itaat et diz
çöküp (zihnen ve/veya bedenen) boyun eğ diğer itaat edenlerle birlikte diyor.
Çünkü Rabbi Meryem’i seçmiş, arındırmış ve bütün dünya kadınlarına tercih
etmiş/üstün kılmış. Namaz kıl falan denmiyor burada uzaktan yakından alakası
yok.
Bu ayetin öncesine ve Meryem kıssalarına bakarsak Allah
Meryem’e neden böyle dedi anlarız. Bu ayet öncesi Yüce Allah’ımız Meryem’e bir
çocuk bahşetti, İsa’yı. Ama Meyem evli değildi. Annesi ve babası iyi
insanlardı, Meryem’ öyleydi ve iffetliydi.
Düşünelim iffetli bir kadın, kimseyle ilişkisi yok ve bir
gün kucağında bir çocukla çıkıp (İsa doğmadan önce Meryem bulunduğu yerden
ayrılmıştı, ailesinin yanından) geliyor. İnsanlara ne diyecek, namussuz diye
bakacaklar. Sonrasında bu çocukla ne yapacak. Bundan ötürü içi daralan Meyem’e
Allah şu bulunduğun durumu kabul et, diz çök boyun eğ, bu durumda olmanı ben tercih ettim, canını
sıkma benim yolumda olmaya devam et, çıkış yolunu ben sana gösteririm
manasındadır. Yani namaz kıl falan asla değil. Nitekim Rabb’imiz Meryem’e bir
gün insanlarla konuşmama orucu emredip, beşikteki İsa’yı da insanlarla
konuşturup, o beşikteki bebeğe her türlü durumu izah ettirmiştir.
*
5/55 Veliniz28 sizin ancak Allah’tır;
ve resulü/elçisidir O'nun; ve iman47 etmiş kimselerdir; kimseler;
dikerler/ayağa kaldırırlar salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar
rükû11 edenlerdir.
İnanların yardımcısı koruyucusu Allah, resulü ve iman etmiş
kimselerdir.(başka ayetlerde de ve burada da gördüğümüz gibi iman eden bir
kimse asla inanmayan bir kimseyi dost edinmemeli) bu iman etmiş yani delillerle
kesin inanmış kimseler aynı zamanda salatlarını (kuran çalışmasını) bırakmaz
zekatlarını(vergilerini) verirler ve onlar Allaha ve ayetlerine boyun eğer itaat
ederler. Bilinen namazla alakası yok.
Burada dikkat edilmesi gereken bir husus daha vardır. Eğer müminsek
ancak iman etmiş kimseleri veli edinebiliriz(resul hayatta olmadığı için şu
devirde) Bu dünyadaki
veliliktir. Ve de ilahi velilik içinde bizlerin (iman edenlerin) velisi
yalnızca Allah'tır. İlahi velimiz bu dünyada ve ahirette yalnız Allah’tır.
*
9/112
Tevbe33 edenler; kulluk edenler; hamd3 edenler; seyahat edenler
(Allah için); rükû11 edenler; secde12 edenler; emredenler evrensel kabul
edilmişler; ve engelleyenler/yasaklayanlar
iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten; ve koruyanlar Allah'ın hudutlarını;
ve müjdele müminleri27.
Burada da namaz kıl fiziksel rüku secde et ile alakası
yoktur. Allah’ın emirlerini kabul etmek diz çökmek boyun eğmektir. Yoksa
papağan gibi sure okuyup yatıp kalkıp ibadet diye yapılan namaz denen ritüel
ile Allah’ın bize neyi emrettiğini bilemeyiz. Bu yüzdende iğrençlikten
çirkinlikten şeytandan kendimizi yat kalk ile nasıl koruruz. Neye nasıl tövbe hiç
bir şey bilmeden Allah’ın ayetlerini bilmeden. Burada gene Allah’ın yasalarına
boyun eğmek diz çökmektir anlatılan. Sabah akşam yapılan Kur’an dersleridir.
Anlayarak kuran okumadır. Salat başlığı altında bunu inceleyeceğiz burada
detaya girmiycem.
Papağana besmele kelimesi öğretilse günde 1 milyon defa söylese
ona faydası olur mu? Ne dediğini bilmeden bir şeyler tekrarlamanın kime ne
faydası olacak. İman etmek böyle bir şey değil. Delille iman edilecek, kanıtla
iman edilecek (mümin budur) söylediğini bileceksin ona göre Allah’ın bize
verdiği en büyük nimet olan aklını kullanarak (tesbih) diz çöküp boyun
eğeceksin. Ne dediğini bilmeden yapılan ibadetler aymazlık ibadetidir, anlamsız
bir ritüeldir. Bu şekilde mi Allaha kul olacağız. Allah’ın bize söylediklerini
bilmeden nasıl kul olmayı düşünebiliriz. Bu aklımıza ihanettir. Allah’ın bize
verdiği en büyük nimetlerden biri olan aklı kullanamamaktır. Yaratılış
özelliğimizdir akıl. Böylemi şükredeceğiz.(şükür sadece ağızla söylemek değildir).
Şükür kısmında inceleyeceğiz. Bu ayette de rüku ve secde ayrı gelmiş. Rüku edenler ve
secde edenler olarak. Demek ki aynı
ritüel veya aynı şeyin devamı olmayıp rüku ve secde ayrı olarak bir kavramdır.
İşaretlere dikkat edelim. Kur’an’da hiçbir harf hiçbir
kelime boş değildir. Hepsinde işaretler vardır akledene. Allah'ın hudutlarını
koruyanları müjdele diyor Rabbimiz. Allah'ın hudutlarını nasıl koruyacağız bu hudutları
bilmeden, nasıl hamd edeceğiz, Allah'ı gereği gibi tanımadan, gereği gibi kavrayamadan,
gereği gibi idrak edemeden ve gereği gibi takdir edemeden………
Araplar anlayarak okuyabilirler ama bilinen namaz
ritüelinde 5-10 sure dışına çıkılmaz. Yüce Allah’ın şerefli kuranında 112
numarasız besmele ve 6234 ayet toplam 6346 ayet vardır. Sen 10 veya 20 okudun
namaz dediğin olayda. Geri kalanını ne yapacaksın? Onları bilmesen de olur mu?
Yattım kalktım 5-10 sure okudum tamam. Yetti mi hayatın boyunca 10 ayet bilmek
sana? Allaha nasıl kul olmanın kurallarına göre kul olacaksın?. 10 ayetle mi?
Yoksa Allah’ın bize bildirdiği tüm yasak, emir, öğüt ve kıssalarını öğrenerek,
bilerek ve devamlı okuyup bilgilerinin taze kalmasını sağlayarak mı?
Recmedilmiş şeytandan nasıl Allaha sığınacaksın? Sadece ağzınla besmele çekerek
mi yoksa bir durum karşısında Yüce Rabb’im her şeyden örneklerle açıkladık(16/89-17/41-18/54)
dediği kurandaki ayetler aklına gelip kurana göre davranarak mı? Bunu namaz
dediğin şeyde anlamını bildiğini varsayarsak 10 ayetle mi yapacaksın? Hayır.
Salatı ikame edeceğiz. Sabah ve akşam ayrıca toplantı salatlarında salatı ayağa
dikeceğiz. Kuran dersleri yapıp anlayarak kuran okuyup çalışacağız ve bunlar
düzenli olacak. Bilmediklerimizi bize öğreten Yüce Allah’tır. Onun kelamını
ayakta tutacağız. Kuran müminler üzerine vakitli bir kitaptır. 4/103
16/89 Biz, o gün, her ümmet için kendi
aralarından üzerlerine bir tanık getireceğiz. Seni de teslim olanlar için yol
gösterici, rahmet ve haber verici olarak sana indirdiğimiz kitap ile her şeyin
açıklandığına dair bunlara tanıklık yapman için getireceğiz.
17/41 Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da
öğüt alsınlar diye her türlü açıklamayı yaptık. Oysaki bu onların yalnızca
nefretlerini arttırdı.
18/54 Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da
her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla verdik. Ne var ki insan bilir
bilmez her şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir.
4/103
Öyle ki, tamamladınız zaman salâtı5; öyle ki zikredin/hatırlayın Allah'ı
kıyam143 halindeler (olarak) ve oturan (olarak) ve yanlarınız üzerine (yatar halde); öyle ki
sakinleştiğiniz zaman; öyle ki doğrultun/dikleştirin/ayağa kaldırın salâtı5;
doğrusu salât5 oldu müminler27 üzerine vakitli bir kitap.
Bazı İngilizce çeviriler dışında Türkçe meallerin
hiçbirinde kitap diye çevirilmemiştir. Neden kitap olarak buraya aldığımı ve
neden doğrusunun kitap olması gerektiğini sonuç kısmında detaylandırmaya
çalıştım.
*
22/26 Ve
o zaman saptadık/tespit ettik İbrahim'e beytin32 mekanını/yerini; ki şirk
koşma71 benimle bir şey; ve temizle beytimi32*; etrafta dolaşanlar için;
ve dikelmişler/ayağa kalkmışlar/doğrulmuşlar (için); ve rükû11 edenler
(için); secde12 edenler (için).
*Kimseye ait olmayan, topluma ait olan.
Beytin yeri kesinleşmiş ki bununla da bağlantılı olarak
Allah bana şirk koşma diyor. Ve buraya gelenler burada dolaşanlar için ve kaim
olan yani sapasağlam ayakta duranlar için yani Allah yolunda ödün vermeyenler
için ve dize gelenler için ve boyun eğenler için. Burada kaim kelimesi
sapasağlam ayakta durmak anlamında mecazi olarak kullanılır ve gene tavaf eden
diye çevrilen kelimesinin anlamı gitme/yürüme, etrafta dolaşma/dolaşma eylemi,
yolculuk etmek, ona gelmek, rastlamak, ziyaret etmek, yaklaşmak, sık sık
dolaşmak, kuşatmaktır.
2/125 deki temizlik kavramı da buradan net anlaşılacağı
gibi buraya gelenler için tüm şirklerden arındır manasındadır. Belki yer
temizliği gibi temizlik anlamı da çıkmasına rağmen asıl kastedilen şirkten
arındırmaktır. Burada bilinen hali ile namaz kılmaktan bahsedilmiyor.
Dolayısıyla yerlerin sağın solun temizlenmesinden ziyade asıl temizlenmesi
gereken şey buraya gelen insanlar burada bir teslimiyet göstereceklerdir ve
bunu huşu içinde yapabilmeleri için sadece Allah kelamından başka her şeyden temizlenmesi
gerekir. Şu anki cami denilen ibadet edilen yerlerin temizlenmesi gerektiği
gibi. Ezan çalışmasına bakınız.
Zaten şirk koşma benimle bir şey işaretinden nasıl bir temizlik
olduğu anlaşılıyor. Şöyle ki Allah'ın astından dinde hüküm koyan her şey şirk
koşmaktır. Bütün bunlardan temizlenmesi gerektiğini söyler Yüce Rabbimiz.
Aramızda Şerefli Kuran varken Kuran dışı dinde hüküm koyan her şey ama her şey
(kitap, hadis, hacı, hoca, evliyacık v.s.) şirktir.
Sadece Kur’an demeyen herkes şirk koşmuş olur. Allah'a
inansa bile onların çoğu ancak Allah'a şirk koşarak iman ederler der
Rabbimiz.12/106
12/106
Onların çoğu, şirk koşmadan Allah'a inanmazlar.
29/61
Gerçek şu ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı
yararınıza sunan kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah."
diyecekler. O halde nasıl başka varlıklara yöneliyorlar!
*
22/77 Ey
iman47 etmiş kimseler! Ve rükû11 edin; ve secde12 edin; ve
kulluk edin46 Rabbinize4; ve hayır/iyilik faaliyetinde bulunun; belki de sizler
felaha/kurtuluşa kavuşursunuz.
Burada sadece iman edenlere bir emir var. Eğer iman
ediyorsanız rüku edin secde edin ve kulluk edin Rabbinize ve hayırlarda bulunun
umulur ki kurtulursunuz
Birinci konu ayette ve buna benzer pek çok ayette emir iman
edenedir, müminleredir. Dinde zorlama yoktur. İman etmiyorsa zaten Kur’an o
kişiyi bağlamaz. Allah onun hükmünü verecektir.
İkinci husus gene rüku ve secde ayrı belirtilmiş ve kulluk
edin diye eklenmiş. Şimdi bunu bize öğretilen namaz diye çevirelim. Kıyamdan
bahsetmemiş (yani ayakta durma yok) sonrasında rüku ve secde demiş. Bildiğimiz şekliyle
anlamını bilmediğimiz Arapça bir şeyler tekrarlayıp yat kalk yaparak Allaha kulluk
mu etmiş oluruz. Yoksa rüku ve secdenin gerçek kavram olarak alırsak mı Allaha
kulluk ederiz. Yani, beyin olarak Allah’ın yolunda dize gelerek ve diz çöküp
(beynen) boyun eğerek mi. Gerçek anlamda rüku secde ettiğimizde yani tam teslim
olduğumuzda Allah bize ne demiş merak etmez miyiz. Neye teslim olduk diye,
teslim olanlardansak eğer.
Açıp kuranı okuyup Yüce Allah’ın emir, yasak, kıssa ve
öğütlerine bakıp dersler çıkarmaz mıyız. Rüku ve secde bu değil mi. Allah’ın
bize öğrettiklerine, Allah’a diz çöküp boyun eğmek değil mi? Yoksa günde 5 vakit papağan gibi anlamını bilmediğimiz
hatta bazılarının kuranda bile olmayan duaları (anlamını bilsek de binlerce
ayetten 5-10 tanesini okuyorlar namazda) okuyup yat kalk egzersizi yaparak mı
Allaha kulluk ederiz. Hayırlarda bulun diyor. Bunu tam nerden öğrenicez. Hayır
yaparım ben zaten biliyorum diye düşünüyor olabilirsin. Biz hiç bir şey bilmiyoruz
ve bilmediklerimizi bize öğreten Allah’tır. Her ne yaparsak yapalım Allah’ın öğrettiği
şekilde, Allah’ın sınırları içinde yapmamız lazım.
Aç bak Kur’an’a Allah orda bilmediklerimizi bize öğretiyor.
Eğer müşriksen tüm yapılanlar boşa gidecek. Müşriklerin yaptıklarını Allah boşa
çıkarıp süresiz cehenneme koyacak. Teslim olanlardansan ve Allah’a şirk
koşmamışsan ne yaptıysan karşılığını tam alacaksın. Allah kul olmanın, dini
yalnızca ona has kılabilmenin tek yolu Allah öğetileri (Kur’an) dır
2/239
Eğer korkarsanız yaya veya binek üzerinde bulunduğunuzda da güvenlikte
olduğunuz zamanda da bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı anın.
96/5 İnsana bilmediğini öğretti.
*
38/24
Dedi (Davut): “Ant olsun, zulmetti sana sormakla/istemekle dişi koyununu senin
kendi koyunlarına; ve doğrusu, çoğu karışanlardan/ortaklardan mutlak güçlü
gelir bir kısmı onların diğer bir kısmı üzerine; kimseler dışında; inandılar ve
yaptılar sâlihâlt18; ve ne azdır onlar; ve zannetti Davut o durumda
denediğimizi onu; öyle ki mağfiret diledi/bağışlanma diledi Rabbinden; ve
kapandı yere rükû11 ederek; ve tevbe33 etti.
Bu ayette Davud’a gelen ve hüküm vermesini isteyen 2 kişi
hakkında Davud’un yanlış hüküm verdiği anlatılıyor. Ayetin öncesine
bakılabilir. Yüce Allah Davud’un bu konu hakkındaki kıssasını bize anlatıyor.
Davut yaptığı yanlışı anlayınca mağfiret/bağışlanma dilemiş Rabbinden. Yaptığı yanlışı
anlayarak (her iki tarafı dinlemeden hüküm vermiş) Ve yere kapanmış rüku
ederek. Şimdi burada secde diye çevrilen "rakian" kökü Ra-Kef-Ayn dır. Eğilmek tevazu göstermek
alçak gönüllülük tevazu göstermek kelime anlamlarıdır. Zaten bu ayetin bilinen namaz
kılmayla alakası yoktur. (hükmü Allah'ın belirlediği hudutlar çerçevesinde
veremiyor)
Burada fiziksel yere kapanmak da olabileceği gibi rüku edip
yere kapandı olarak çevrilmesi gereken cümlede mantıklı düşündüğümüzde Davut
yanlışını anladığında önce af diledi sonra Allaha duyduğu huşu ve haşyetten
eğilip büküldü olarak mantıklı olacaktır. Ve yere de kapanıp tövbe ettiğini
anlıyoruz. Fakat bu namaz ile uzaktan yakından alakası yoktur. Buradan ayrıca
secde etmek beynin eğilmesi dize gelmesi olduğunu (en önemlisi bu) fakat bunun
fiziksel olarak da yapılabileceğini çıkartıyorum. Çünkü Davud yaptığı yanlışı
idrak etmesi sonucu Allah’a diz çöküp boyun eğmiştir.
Rüku ve secde etti diye yazmıyor. Rüku ederek yere kapanmış.
Yere kapanmış (beyin ile önce diz çökmüş) sonra fiziksel yere kapanmış ama rukü
ederek. Yani yere kapanırken zaten boyun eğmiş, itaat etmiş. Beyni diz çökmüş
boyun eğmiş. Önemli olan budur. Sonra bu dize geliş bedene yansıtılabilir, fiziksel
sonuç olarak yere kapanılabilir yalnız önemli olan beyin ile idrak etmektir.
*
48/29
Muhammed resulüdür/elçisidir Allah'ın; ve onunla birlikte (olan) kimseler
şiddetlidirler kâfirlere25 karşı; merhametlidirler kendi aralarında;
görürsün onları rükû11 edenler; secde12 edenler; ararlar bir
fazıl/lütuf Allah’tan; ve bir rıza; yüzlerindeki simaları onların eserindendir
secdelerin12; işte bu; misalleridir onların Tevrat'ta; ve misalleridir onların
İncil’de; bir zer/bir tohum (ki) çıkardı filizini; öyle ki kaplayarak
güçlendirdi (filiz) onu (tohumu); öyle ki kalınlaştı/sertleşti; öyle ki istiva
etti/seviyeledi gövdesinin üstüne; hayranlıklazevk alır zer/tohum ekenler;
kızması için/öfkelenmesi için onlara kâfirlerin25; vaat etti Allah kimselere;
iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18 onlardan (iman edenlerden); bir
mağfiret/bir bağışlanma; ve büyük bir ecir/karşılık.
Genel anlamda çok detaya girmeyeceğim burada Muhammedin
Allah’ın elçisi olduğu, onunla beraber olanların kafirlere(gerçeği örtenlere)
karşı sert fakat birbirlerine merhametli olduklarını ve kendi aralarında
onların rüku ve secde ettiklerini görüleceğini yüzlerindeki simaları(çehreleri)
onların secdelerinin eseridir ve bu Tevrat ve incilde bahsedildiği gibi bir
tohumun filizlenmesi yayılarak büyüyerek güçlenmesi kalınlaşıp sertleşmesi yani
dimdik ayakta durması (tohumken yani ölüyken ufacık bir rüzgardan bile
etkilenebilecekken gelişip sapasağlam olması) bu olduğunda da onu eken bu işte
hayran olur emeğinden zevk alır. Aynı bu şekildedir iman edenler buda
kafirlerin kızması öfkelenmesi içindir. ve Allah’ın vaadidir iman edip salihatı
yapana bir mağfiret ve büyük bir ecir.
Burada eseri kelimesini (min eseris sucud) iz anlamı
vererek alnındaki secde izi diye çevriliyor. Alın kelimesi de geçmez. Ayeti
yanlış anlayıp alnındaki secde izi diye anlamlandırırlar. Bu yüzden de kafasını yere vurup alnında iz çıkarıp ibadet
ettiğini sananlar var.
Ayette kesinlikle fiziksel secde yoktur. İnsan nasıl bir
secde yapar da yüzünde iz çıkar. Allah böyle bişey mi istemiş sizce? Ayeti
yanlış anladığından iz çıkması için kafasını yere vuruyorlar.
Yüce Allah böyle bişey emreder mi? Burada mecazi anlam
vardır. Allah’ın iki eli, Allahın boyası veya Allahın yüzü gibi. (5/64 - 2/138 - 2/115 Kur’an’dan bakınız)
Ayrıca boş boş eğilip yere kapanmak Allah’ın hoşnutluğunu
nasıl kazanmamıza yarar sağlar. Allah’ın hoşnutluğunu onun emirlerine boyun
eğerek teslim olarak kazanabiliriz. Teslim olunca da Allah’ın bize
söylediklerine göre hareket ederiz. Salatı ikame etmiş olan insanların Allah'a
haşyet ve huşu duymalarını, teslim olma hallerini, onları gördüğünde anlarsın. Kuran’a
teslim olan birinin simasından onun teslimiyetini anlarsın, işte bu onların diz
çöküp boyun eğmelerinin eseridir manasındadır. Sonrada konu iyi anlaşılsın diye
müthiş bir örnek olan tohum ve filiz örneğini verir ve öğretir Yüce Allah’ımız
bizlere. Konunun özeti beynen teslimiyetin yüze/simaya yansımış halidir.
*
77/48 Ve
denildiği zaman onlara rükû11 edin; rükû11 etmezler.
Bununda bilinen namazla alakası yok. Namazdaki rüku değil. Her
rüku, secde ve tesbih gördükleri yere namaz diyenler bunu neden namaz diye
çevirmediniz. Çünkü yamulttuğunuz da anlamı oturtamayacaksınız değil mi? İşinize
geleni işinize göre çevirip kendi inandığınız dini (mezhep, hadis, sünnet, şeyh,
tarikat v.s.) Kur’an’a söyletmeye çalışanlar lafım sizlere. AllahIn nurunu
ağızlarıyla söndürmek isteyenler; hoşunuza gitmese de Allah nurunu
tamamlayacaktır, ne siz nede hiç kimse buna engel olamayacaksınız.
Allah her şeye tanıktır, Ayetlerini afakta ve enfüste size
gösteredek ve sizde onun gerçek olduğunu göreceksiniz.
İzin günü yalanlara Allah’ın dinine boyun eğin dendiğinde
bunlar boyun eğmemişler yani rüku etmemişler. Bunlar süresiz cehennemlik
olanlardır.
rüku ركع rkE Ra-Kef-Ayn
türevler verkeu,
rukkais, verkai, rakıun, rakiunes, rkeu, rakian, rukkean
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN
AÇIKLAMALARIDIR
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder