25 Kasım 2024 Pazartesi

DÜNYA HAYATI HATIRLANIR/AHİD,MİSAK SÖZLEŞME

 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                                                                   

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                                                                                                             

                                                                                                                                                         

Bu çalışmamızda detaylı ayet yorumları bulunmamaktadır. Bu konu başlığında Allah ile sözleşme yaptığımız, bu sözleşmeye uymamız gerektiği, sözleşmenin nasıl hatırlatıldığı, kısaca sınava gireceğimiz, sınavın kısa detayları (sınav konu başlığı ayrı olacak), ahirete dünya hayatımızı hatırlayacağımız gibi konularda Yüce Rabb'imizin ne söylediğine bakmak amaçtır.               

Ahirette, cennette, cehennemde, arafta veya hesap zamanında dünyadaki hayatımızı hatırladığımıza dair ayetleri toplamaya çalıştım. Rabb'imiz bizi bu konu da bilgilendirmiştir. Allah ile Allah'ın katında bir anlaşma yapıp, bu anlaşmayı kabul edip o şekilde dünyaya geldik. Dünyada Allah ile yaptığımız anlaşmayı hatırlamayız. Bunu hatırlamamız için Biricik Kur'an’ımızı Yüce Rabb'imiz bize bahşetmiştir, lütufta bulunmuştur, hidayet etmiştir. Ahirette hem bu yaptığımız anlaşmayı hatırlıycaz hem de dünyada yaptıklarımızı. Bu sözleşmenin özü Kur'an’dan da anlaşılacağı gibi tek İlahın Allah olduğunu bilmek ona göre davranmak, şirke girmemek, kutsal kitaplara tabi olmak, resullerle kutsal kitapların arasını ayırmamak, şeytanın adımlarını izlememek olmakla beraber tabii ki bu kadarla sınırlı değildir. Günümüzde ise bunun tek yolu Kur'an’ın emir ve yasaklarına uymak, Kur'an’a musallin (musallin konu başlığına bakınız) olmaktır. Bu bizlerin sınavıdır. Günümüzde bu sözleşmeyi hatırlamanın tek yolu Kur'an olduğu gibi, girdiğimiz bu sınavdan geçebilmemizin tek yoluda Kur'an’dır. Yalnız Kur'an’dan sorumluyuz, ondan sorulucaz ve tek kaynağımız Kur'an’dır. Bu konu başlığı dünyada ki ahdimizi unutmamamız adına Kur'an’a sarılmamız gerektiğini ve ahirette ise dünya hayatını hatırladığımızda pişmanlık duymamamız için ayağımızı denk almamız için önemli bir çalışma, önemli bir konu başlığı olduğu düşüncesindeyim.                                                                                                                                                                                                                              

Ahid/misak/sözleşme konusuna ayrı konu başlığı yapmıştım ama sanırım bu konu başlığıyla birleştirmek daha doğru olacaktır. Dilerseniz yukarda bahsettiğim Yüce Allah ile yaptığımız anlaşma ile ilgili ayetlerden bahsedip Yüce Rabb'imizin bu sözleşme ile ilgili bizlere öğrettiklerine bir göz atalım. Sonrasında sınav konusuna kısaca göz atıp ahirette neyi, nasıl, ne kadar hatırlıycaz Yüce Rabb'imiz bu bilgiden bize ne kadar vermiş neleri öğretmiş, göstermiş, örneklemiş onları incelemeye çalışalım.                                                                                                                                 

                       

Kur'an başlığı altında çok daha detaylı inceliycez fakat isterseniz tüm bunların öncesinde Biricik Kur'an’ımız hakkında kısacık konuşalım, Rabb’imizin Kur’an hakkında bize öğrettiklerinden bir kısmına bakalım.

 

DÜNYA HAYATI HATIRLANIR - AHİD, MİSAK, SÖZLEŞME - YASİN ÖZKAN



43/44 Kuşkusuz o sana ve halkına bir öğüttür. Ondan sorulacaksınız.

6/36 Ancak kulak veren kimseler bu daveti kabul eder. Ölülere gelince onları ancak Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.

17/41 Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da öğüt alsınlar diye her türlü açıklamayı yaptık. Oysaki bu onların yalnızca nefretlerini arttırdı.

18/54 Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla verdik. Ne var ki insan bilir bilmez her şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir. 

30/58 Ant olsun ki, insanlar için bu Kur'an'da her türlü örneği vererek gerçekleri anlattık. Sen onlara bir ayet de getirsen, Kafirler kesinlikle: "Siz, sadece, asılsız iddialarda bulunan kimselersiniz." derler.

6/114 "O, size Kitap'ı ayrıntılı olarak indirmişken, Allah'tan başka bir hakem mi arayayım?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bilirler ki bu Rabb'inden Hakk olarak indirilmiştir. O halde, sakın kuşku duyanlardan olma!

24/46 Ant olsun ki apaçık ayetler indirdik. Allah, hak eden kimseyi dosdoğru yola iletir.

5/3 ………………..Bugün, sizin için dininizi kemale erdirdim/ikmal ettim ve sizin üzerinize nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslam'ı seçtim/ beğendim…………………                                                                                                                                                                                                         

43/44 Kur'an’dan sorulucaz, 6/36 Kur'an ölüler için değil yaşayanlar içindir, 17/41 Kur'an’da hertülü açıklama vardır, 18/54 her türlü örnek farklı açıklamalarla vardır, 30/58 Kur'an'daki her türlü örnek gerçektir 6/114 Kur'an mufassaldır(açıklanmış), 24/46 Kur'an apaçıktır, 5/3 din İslam’dır Kur'an’la tamamlanmıştır, Kur'an tamamdır gerekli her şey ondadır diye kısacık ve önemli bir bilgi sahibi olduktan  sonra Allah ile Allah'ın katında yaptığımız sözleşme hakkında Yüce Rabb'imizin bize hatırlatmasına/öğretisine, ayetlerimize bakalım.

                                                                                                                                 

2/27   Misaklerinden sonra Allah'ın ahdini bozanlar; Allah'ın bağlı kalınmasını istediği şeyle bağlarını koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar, hüsrana uğrayacaklardır.         

2/40   Ey İsrâîloğulları197! Hatırlayın nimetimi; ki nimetlendirdim üzerinize; ve tutun ahdimi187; tutarım ahdinizi*; ve sadece bana; öyle ki korkun duyun bana. 

*İnsanlar Yüce Allah'a olan sözlerini tutarlarsa Yüce Allah da mutlak ki onlara olan ahdini yerine getirir; hak edeni cennetlerine sokar.                                                                                                                                 

2/63   Ve o zaman aldık mîsâkınızı281; ve yükselttik üstünüze turu/dağı; alın verdiğimizi sizlere kuvvetle/güçle; ve hatırlayın ondakini (mîsâkın içindekini); belki sizler takvalı21 olursunuz.

*Musa’nın kavmine onlardan söz aldığını üzerlerine turu yükselttiğini ve onlara verdiği sözleşmenin içeriğine uymaları gerektiğini bu yönde söz verdiklerini hatırlatır. Bu öğütle ve sözleşmeye uyarak takvalı olacaklarını söyler.                                                                                                                                                                                                                                              

2/83   Ve o zaman aldık bir mîsâk129 İsrailoğullarından; kulluk46 etmeyesiniz; ancak Allah'a; ve ana babayla bir güzellik; ve yakınlık sahibine130 (de); ve yetimlere131 (de); ve miskinlere113 (de); ve deyin insanlar için güzelliği; ve dikin/ayağa kaldırın salâtı5; ve verin zekâtı10; sonra döndünüz; bir az dışındasizlerden; ve sizler direnç gösterenlersiniz/karşı çıkanlarsınız.

2/84   Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.

3/77   Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir değere değiştirenler var ya; işte onlara ahirette bir pay yoktur. Allah, onlarla Kıyamet Günü konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. 

3/87   Hani Allah, Kitap Ehli'nden, onu insanlara açıklayacaklarına ve asla gizlemeyeceklerine dair kesin bir söz almıştı. Fakat onlar, az bir çıkar karşılığı, bu sözlerine sırt çevirdiler. Bu ne kötü bir alışveriştir!

4/155  Verdikleri sözü bozdukları, Allah'ın ayetlerini küfrettikleri, nebileri haksız yere öldürdükleri ve "Bizim kalplerimiz örtülüdür." dedikleri için; evet Allah, Küfürlerinden dolayı, onların kalplerini mühürlemiştir. Bu nedenle pek azı hariç, iman etmezler.

5/7     Allah'ın, size olan nimetini ve "İşittik ve itaat ettik." dediğinizde, onunla sizi bağladığı sözünüzü hatırlayın. Allah'a karşı takvalı olun. Kuşkusuz, Allah göğüslerde olanı gerçeğiyle bilendir.

5/13   Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

5/70   Elbette İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara resuller gönderdik. Ne zaman kendi hevalarına uymayan bir resul geldiyse, bir kısmını yalanlıyor ve bir kısmını da öldürüyorlardı.

7/102  Onların çoğunda, sözlerine bağlılık bulmadık. Ama onların çoğunu fasık olarak bulduk.

13/19  Rabb'inden sana indirilenin kesin doğru olduğunu bilen kimse, kör kimse gibi midir? Ancak sağlıklı düşünen akıl sahipleri öğüt alıp gerçeği kavrarlar.

13/20  Onlar, Allah'la olan ahdi yerine getirirler, misakı bozmazlar.

13/21  Ve o kimseler, Allah'ın bağlı kalınmasını emrettiği şeye bağlı kalırlar, Rabb'lerini saygı ile yüceltirler, hesabın kötü olmasından korkarlar.

13/22  Ve kimseler; sabrederler51; arayan Rablerinin4 yüzünü; ve diktiler/ayağa kaldırdılar salâtı5; ve infak ettiler6 rızıklandırdığımızdan onları; sırlı şekilde/gizlice ve alenen/bildirerek; ve savarlar/defederler güzellikle rezilliği/iğrençliği; işte bunlar; onlaradır sonu diyarın/yurdun.

13/23  Adn Cennetleri onlarındır. Oraya, anne ve babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanlar gireceklerdir. Melekler de her kapıdan yanlarına girecekler ve şöyle diyecekler:

13/24  "Sabretmeniz nedeniyle size selam olsun. Dünya yurdunun sonu ne güzeldir."

13/25  Misaklerinden sonra Allah'ın ahdini bozanlar; Allah'ın bağlı kalınmasını istediği şeyle bağlarını koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlara lanet vardır ve dünya yurdunun kötü sonu onlarındır.

13/26  Allah, rızkı dilediğine genişletir de ölçülendirir de. Dünya hayatı ile şımardılar. Oysa dünya, ahiret hayatı yanında bir metadan başka bir şey değildir.

16/95  Allah'ın ahdini, küçük bir çıkara değiştirmeyin. Şayet bilirseniz, Allah'ın yanındaki ödülünüz daha iyidir.

20/115 Ant olsun ki Biz, bundan önce Âdem'e ahit verdik, ancak o unuttu. Onu azimli bulmadık.

*Şeytan apaçık bir düşman diye Yüce Rabb'imiz açıkça belirttiği halde yasaklanan ağaç (mal,mülk) ile şeytan kendisini kandırıp Allah'a verdiği sözü unutturmuştur.                                                       

33/15  Oysaki onlar, daha önce arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz sorumluluktur.

57/8   Eğer gerçekten Mü'minseniz, size ne oluyor da Resul sizi Rabb'inize güvenmeye çağırdığı halde, Allah'a güvenmiyorsunuz? Oysa sizden kesin söz almıştı.

70/32  Onlar, emanetlerini ve ahitlerini gözetirler. (Onlar)

*Yalnız Kur'ana musallin olanlar.                                                                                                                                            

                                                                                                                                                         

                                                                                                                                                         

Şimdide sınavımız ve geçmiş kavimlerin sınavları ile ilgili bazı ayeterimize kısaca göz atalım.

Sınav konusunu kendi başlığı altında detaylı incelemeye gayret göstericez.                                                                                                                                                    

                                                                                                                                                         

3/186  Mallarınızla ve canlarınızla deneneceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, bilin ki bu, kesin kararlılık gösterilmesi gereken işlerdendir.

5/48   Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen bu Kitap'ı hakk olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

6/165  Sizi, yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerle denemek için bazınızı bazınıza derecelerle üstün kılan, O'dur. Kuşkusuz Rabb'in, cezası pek çabuk olandır. Ve gerçekten O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

7/141  "Hani Biz, size azapların en kötüsünü yapan; oğullarınızı öldürüp, kadınlarınızı sağ bırakan Firavun toplumundan sizi kurtarmıştık. Bunda, sizin için Rabb'inizden büyük bir sınav vardı."

7/163  Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Hani onlar Cumartesi Günü Yasasını çiğneyerek haddi aşıyorlardı. Balıklar cumartesi günü ortaya çıkıyor, diğer günler ise gelmiyorlardı. Fasıklıkları nedeniyle kendilerini bu şekilde sınıyorduk.

7/168  Onları, yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan, salih olanlar da vardı olmayanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.

8/17   Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Allah, bunu mü'minleri iyi bir sınavla sınava tabi tutmak için yaptı. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

11/7   Gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Daha önce arşı su üzerindeydi. Sizi yaratması, hanginizin iyi şeyler yapacağını sınav yapmak içindir. Eğer Kafirlere:Gerçekten siz, öldükten sonra diriltilecekseniz. desen, "Bu ancak apaçık bir büyüdür." diyecekler.

18/7   Biz, hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye, yeryüzünde olan şeyleri ilgi çekici yaptık.

21/35  Her nefs ölümü tadıcıdır. Sizi sınav olarak, iyilik ve kötülükle sınarız. Ve siz, yalnız Bize döndürüleceksiniz.

20/30  Bunda kesinlikle ayetler vardır. Ve Biz kesinlikle sınayanlarız.            

47/31  İçinizden cihad edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarıncaya kadar sizi sınava tabi tutarız. Ve haberlerinizi de sınava tabi tutacağız.                           

*Savaş zamanı türlü bahanelerle savaştan kaçanlar veya savaş sırasında savaştan kaçanlar veya hiç gitmek istemeyenler olmuştur. Buna ilişkin ayettir. Allah yolunda savaşmaktan kaçanlarla, sabredip hertürlü zorluğa gögüs geren savaşanlar ortaya çıkana kadar sınav yapacağını söyler Yüce Rabb'imiz. Ayrıca haberlerini (konuştuklarına bağlı kalıp kalmadıklarını, sözlerinde durup durmadıklarını) de sınava tabi tutacakmış.                                                                                                               

67/2   Hanginizin daha iyi iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.

76/2   İnsanı karışık bir nutfeden yarattık. Onu sınava tabi tutacağız; bu nedenle onu duyan ve gören bir varlık yaptık.

102/8  Sonra İzin Günü kesinlikle nimetten sorulacaksınız.                               

 

 

 

Ahirette dünyayı hatırladığımız ayetlerde aşağıdaki gibidir.

 

 

2/167  Tabi olanlar, diyecekler ki: "Keşke bize, tekrar dünyaya dönüş olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzak dursaydık. Böylece, Allah, pişmanlıklarına sebep olan bütün bu yaptıklarının sonucunu onlara gösterir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.                     

 

6/27   Onların, ateşin karşısında durdurulduklarında: "Keşke geri döndürülsek de Rabb'imizin ayetlerini yalanlamasak ve Mü'minlerden olsak." dediklerini bir görsen.

6/130  "Ey cinn ve ins topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi aktaran ve bugünle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran resuller gelmedi mi?" "Kendi aleyhimize tanığız" derler. Dünya hayatı onları aldattı, kendilerinin Kafirler olduklarına tanıklık ettiler.                                                                               

 

7/38   Buyurdu ki: "Sizden önceki cinn ve insten ümmetler arasında siz de ateşe girin. Her ümmet girdikçe, yoldaşlarına lanet etti.  Birbiri ardına hepsi orada toplandığı zaman; sonrakiler öncekiler için: "Ey Rabb'imiz! Bunlar bizi saptırdılar, bunlara ateşten bir kat daha azap ver." Hepsi için bir kat fazla vardır, ama siz bilmezsiniz. dedi.

7/39   Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler.

7/43   Göğüslerinde tasadan ne varsa çıkarıp almışız. Yanı başlarında ırmaklar akmaktadır. Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamdolsun. Eğer Allah  bizi doğru yola iletmeseydi biz kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık. Ant olsun ki Rabb'imizin resulleri gerçeği getirmişlerdir." Onlara: "İşte yaptığınız işlere karşılık, hak ettiğiniz Cennet budur." diye seslenilir.

7/44   Cennet halkı, Cehennem halkına, "Rabb'imizin bize söz verdiklerinin gerçek olduğunu gördük; siz de Rabb'inizin size söylediklerinin gerçek olduğunu gördünüz mü?" diye seslenirler. "Evet." derler. Aralarından bir çağırıcı, "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun." diye bağırır.                       

 

14/44  Azabın kendilerine geleceği gün ile insanları uyar. O zaman kendilerine haksızlık yapanlar: "Rabb'imiz! Bize biraz daha süre ver de Senin çağrını kabul edelim ve resullere uyalım." diyecekler. Allah da: "Daha önce sizin için bir tükenişin, inişe geçişin olmadığına yemin edenler sizler değil miydiniz?" diyecek.                                                                                              

 

20/102 O gün, Sur'a üfürülür. O gün, mücrimleri şaşkınlıktan gözleri donuklaşmış olarak toplayacağız.

20/103 "Dünya hayatınız sadece on gün sürdü değil mi?" diye aralarında fısıldaşırlar.

20/104 Biz, aralarında ne konuştuklarını çok iyi biliriz. Onlardan isabetli olanı, "Olsa olsa bir gün kaldınız." diyecek.

20/125 "Rabbim, beni neden kör olarak haşrettin? Oysa dünyada iken gören biriydim." der.       

 

23/105 Ayetlerim size okunduğunda; onları yalanlayanlar siz değil miydiniz?

23/106 Dediler ki: "Rabb'imiz! Azgınlığımıza yenilen sapkın bir halktık."

23/107 "Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha aynısını yaparsak zalim olduğumuz kesinleşmiş olur."

 23/112 Allah: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" dedi.

23/113 "Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. Hesabını tutanlara sor!" dediler.

23/114 "Sadece az bir süre kaldınız. Keşke o zaman bunu kavramış olsaydınız." dedi.             

 

21/97  Uyarıldıkları gerçekle yüz yüze geldiklerinde, Kafirlerin gözleri korku ile büyür. "Eyvah bizlere! Gerçekten biz aldanış içindeymişiz. Aslında biz, kendimize haksızlık etmişiz."                      

 

25/27  O gün, zalim kimse, ellerini ısırarak: "Eyvah, keşke Resul'ün tuttuğu yolu tutmuş olsaydım." diyecek.

25/28  "Eyvah! Keşke falancayı dost edinmeseydim!"

25/29  "Ant olsun ki bana öğüt geldiği halde, beni o sapıttı." Şeytan, insanı yalnız ve yardımsız bırakır!                                                                                         

****************                                                                                                                             

26/95  Ve iblisin bütün askerleri.

26/96  Onlar, orada birbirleriyle çekişerek diyecekler ki:

26/97  "Allah'a yemin olsun ki, biz apaçık bir sapkınlık içindeymişiz."

26/98  "Çünkü sizi Âlemlerin Rabb'i ile bir tutuyorduk."

26/99  "Ve bizi hep o mucrimler saptırdı."

26/100 "Artık şefaat edecek kimsemiz de yok."

26/101 "Gerçek bir dostumuz da."

26/102 "Keşke bizim için geri dönüş olsaydı da biz de inananlardan olsaydık."

26/103 Bunda bir ayet vardır. Buna rağmen onların çoğu inanmamaktadırlar.

26/104 Kuşkusuz senin Rabbin Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

*26. Sure bağlamında birkaç ayet ve birkaç düşünce paylaşmam gerektiği kanaatindeyim.

36/74  Onlar, Allah'ın yanı sıra, kendilerinden yardım umdukları ilahlar edindiler.

36/75  Oysa bu ilahlar onlara yardım etmeye güç yetiremezler. Ne var ki kendileri onlar için hazır askerlerdir.                                                                        

Her türlü saptırıcı şeytandır. Filmlerdeki gibi 2 boynuzlu, kuyruklu ve her tarafından ateş çıkan bir yaratık düşünmeyin. Şeytan insan, kitap, yönetim tarzı, put, güneşin zararlı ışınları v.s. bozucu, saptırıcı, zarar verici, yoldan çıkarıcı her türlü şey şeytandır.                                                                                                                                     

37/6   Biz, dünya semasını bir ziynetle, yıldızlarla bezedik.

37/7   Bütün Marid şeytanlardan koruduk.                                                                                                                         

Göğün korunması için kuranmucizeler. com dan (yakın göğün korunması) yazıp arama butonundan aratarak çok detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz.                                                                                                                                          

İbrahim Esinler'in sitesi olan kuranmucizeler.com adresini girip makaleleri okuyup, ders videolarını seyredebilirsiniz. Çok faydalı olacağına eminim.        
Aşağıda birkaç makale paylaşıyorum.






****************

28/63  Haklarında sözün gerçekleştiği kimseler: "Rabb'imiz! İşte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık. Uzak olduğumuzu Sana arz ederiz. Zaten onlar, bize kulluk etmiyorlardı." dediler.

 

30/55  Kıyametin koptuğu gün, mücrimler dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı.

30/56  Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.                              

 

33/67  "Ey Rabb'imiz! Biz büyüklerimize ve beylerimize uyduk, onlar da bizi yanlış yola saptırdılar." derler.

33/68  "Rabb'imiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat. "                                

 

34/31  Kafirler, "Biz ne bu Kur'an'a ne de ondan önce gelene asla inanmayacağız." dediler. Sen bu zalimleri, Rabb'leri huzuruna çıkarıldıklarında nasıl birbirlerine sataştıklarını bir görsen! Güçsüzler, büyüklük taslayan kimselere, "Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle inananlar olurduk." derler.

34/32  Büyüklük taslayanlar, mus'tezaflara: "Size doğru yol gösterildiğinde, sizi o yoldan biz mi alıkoyduk? Hayır! Siz zaten suçlu kimselerdiniz." dediler.

34/33  Mus'tezaflar, büyüklük taslayanlara: "Hayır! Gece gündüz kurduğunuz tuzaklarla bize, Allah'ı yalanlamamızı, O'na birtakım eşler koşmamızı öneriyordunuz."dediler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklar. Kafirlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar, yalnızca yapmış oldukları şeylerin karşılığını görecekler.

*Mus'tezaflar, güçsüz bırakılan anlamındadır.                                                                          


35/37  Onlar, orada yardım için bağırıp çağırırlar: "Rabb'imiz! Bizi çıkar, daha önce yaptığımızdan başka, düzgün amel yapalım." Size dünyada öğüt dinleyecek kimsenin, öğüt dinlemesine yetecek kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? O halde tadın! Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.

 

36/52  "Eyvah bize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu Rahman'ın uyardığı şeydir. Resuller doğru söylemişler." dediler.                                                                                  

****************

37/16  "Öldüğümüz; toprak ve kemik olduğumuz zaman, yeniden diriltileceğiz öyle mi?"

37/17  "Yok olup gitmiş atalarımız da mı?"

37/18  De ki: "Evet, aşağılanmış olarak."

37/19  Artık o tek bir haykırıştır. O zaman neyin ne olduğunu görecekler.

37/20  "Eyvah bizlere! İşte bu Din Günü'dür" derler.

37/21  Bu, yalanladığınız Fasıl Günü'dür.

37/22  Toplayın o zulmedenleri, eşlerini ve onların kulluk ettikleri şeyleri;

37/23  Allah'ın yanı sıra. Artık onlara Cehennem yolunu gösterin.

37/24  Onları durdurun! Kuşkusuz onlar sorumludurlar.

37/25  Size ne oldu da dünyadaki gibi yardımlaşmıyorsunuz?

37/26  Hayır! Onlar o gün teslim olmuşlardır.

37/27  Karşılıklı olarak birbirlerini suçluyorlar.

37/28  "Gerçek şu ki siz bize, hep sağ taraftan geliyordunuz." derler.

37/29  "Hayır, siz zaten inanan kimseler değildiniz." derler.

37/30  "Bizim sizin üzerinizde yetkimiz yoktu. Bilakis, siz azmış bir halktınız."

37/31  "Artık Rabb'imizin Söz'ü üzerimize hak oldu. Kuşkusuz biz, azabı tadacak olanlarız."

37/32  "Biz, sizi azdırdık, çünkü biz azgındık."

37/33  Onlar, izin günü azapta ortaktırlar.

37/34  Mücrimleri böyle cezalandırırız.

37/35  Onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilah yoktur." denildiği zaman büyüklük taslayanlardı.                                                                                    

*Yukarısı cehennem halkından olacak olayların anlatımı, aşağıdakilerde cennet halkından olacak olayların anlatımı.                                                                                                                    

37/50  Birbirleriyle karşılıklı sohbet ediyorlar.

37/51  İçlerinden biri dedi ki: "Benim yakın bir arkadaşım vardı."

37/52  Diyordu ki: "Sen gerçekten ahireti doğrulayanlardan mısın?"

37/53  "Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, gerçekten cezalandırılacak mıyız?"

37/54  "Siz yakından bilenler misiniz?" derdi.

37/55  Derken yakından tanık oldu. Onu Cehennem'in ortasında gördü.

37/56  "Vallahi az kalsın beni de mahvedecektin." dedi.

37/57  "Eğer Rabb'imin nimeti olmasaydı, ben de Cehenneme atılanlardan olurdum."

37/58  "Biz artık bir daha ölmeyeceğiz, öyle değil mi?"

37/59  "İlk ölümümüzden başka ölüm görmeyecek, azaba uğratılacaklar da olmayacağız."

37/60  Bu gerçekten en büyük başarıdır.

37/61  Çalışanlar, bunun gibi şeyler için çalışsın.                                                                                                                        

****************


38/60  Diğerleri ise: "Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!" dediler.

38/61  Rabb'imiz! Buna kim sebep olduysa onun ateşteki azabını kat kat arttır!" dediler.

38/62  "Biz, neden kötülerden olarak gördüğümüz adamları görmüyoruz?" derler.

38/63  Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?

38/64  Ateş halkının birbirleriyle bu çekişmeleri kesinlikle gerçektir.                                     

 

39/71  Kafirler bölük bölük Cehennem'e sürülürler. Oraya vardıklarında, kapıları açılır. Cehennem'in bekçileri onlara: "İçinizden size Rabb'inizin ayetlerini okuyan, sizi bu gününüzle karşılaşacağınıza dair uyaran resuller gelmedi mi?" derler. Onlar: "Evet geldi." derler. Fakat azap sözü Kafirlerin üzerine gerçekleşti.

39/72  "İçinde sürekli kalmak üzere Cehennem'in kapılarından girin!" denir. Büyüklük taslayanların kalacakları yer ne kötüdür.

39/73  Rabb'lerine karşı takva sahibi olanlar grup grup Cennet'e sevk edilirler. Oraya vardıklarında, onun kapıları açılır. Onun görevlileri, onlara: "Selam sizlere, siz aklandınız! Sürekli kalmak üzere ona girin." derler.

39/74  Onlar da: "Hamd, bize verdiği sözü yerine getiren Allah'a özgüdür. Bizi bu yere varis kıldı. Cennet'te istediğimiz yerde kalabiliyoruz. Çalışanların ödülü ne güzel." derler.

39/75  Melekleri, arşın çevresini kuşatmış olarak, Rabb'lerini övgü ile yücelttiklerini görürsün. Artık onların aralarında hakk ile hüküm verilmiştir. "Âlemlerin Rabb'ine hamdolsun." denir.                    

 

40/47  Ateşin içinde birbirlerini suçlarlar; güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara: "Biz size uyduk, şimdi siz ateşin bir kısmını bizden savabilir misiniz?" derler.

40/48  Büyüklük taslayanlar: "Hepimiz onun içindeyiz. Artık Allah, kulları arasında hükmünü verdi." derler.

40/49  Ateşte olanlar, Cehennem görevlilerine: "Rabb'inize dua edin de bir gün de olsa azabı bizden hafifletsin." derler.

40/50  Görevliler: "Resulleriniz, size kanıt içeren bilgilerle gelmediler mi?" derler. Onlar: "Evet, geldiler." derler. Görevliler: "O halde kendiniz yalvarıp yakarın; Kafirlerin duası ancak boş ve anlamsızdır." derler.

40/51  Biz, resullerimize ve inanan kimselere dünya hayatında ve tanıkların tanıklık edecekleri günde kesinlikle yardım ederiz.

40/52  O gün zalimlere, mazeretleri yarar sağlamaz. Onlara lanet okunacak ve yurtların en kötüsü onlar içindir.

40/73  Sonra onlara: "Şirk koştuklarınız nerede?" denir;

40/74  Allah'tan başka. Derler ki: "Onlar bizi ortada bırakıp kayboldular. Demek ki daha önce yakardıklarımız bir hiçmiş." derler. İşte Allah, Kafirleri böyle sapkınlıkta bırakır.                       

 40/84  Bizim cezamızı gördükleri zaman: "Allah'ın tekliğine iman ettik ve O'na şirk koştuklarımızı inkar ettik." dediler.


52/25  Bir araya gelerek söyleşirler:

52/26  "Doğrusu biz, daha önce ailemizden dolayı korkuyorduk."

52/27  "Şimdi, Allah, bizi nimetlendirdi ve bizi kavurucu ateşin azabından korudu."

52/28  "İyi ki daha önce yalnızca O'na yöneldik. Kuşkusuz ki O, İyilik Yapan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."                                                                                                                          

 

67/6   Kafirler için Cehennem azabı vardır. Ve o, ne kötü varış yeridir.

67/7   Oraya atıldıklarında, onun kaynayan korkunç sesini duyarla

67/8   Neredeyse öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya her grup atıldığında, onun bekçileri onlara: "Size uyarıcı gelmedi mi?" diye sorar.

67/9   Onlar, "Evet, bize uyarıcı geldi, fakat biz onu yalanladık. Allah, hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapkınlık içindesiniz." dedik.

67/10  "Eğer dinlemiş veya düşünmüş olsaydık, şimdi alevli ateşin halkı içinde olmazdık." dediler.

67/11  Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.                           

 

69/19  Kitabı sağından verilen kimse: "Alın, kitabımı okuyun." der.

69/20  Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.                                                    

 

74/40  Cennetler içinde soracaklar;

74/41  Suçlulardan,

74/42  Sizi Sakar'a sürükleyen nedir?

74/43  Dediler: “Asla olmayız musallinden112”

74/44  "Miskine yediren değildik."

74/45  "Batıl inançlara dalanlarla beraber biz de dalardık."

74/46  "Din Günü'nü yalanlardık."

74/47  "Bize yakin gelene kadar."

74/48  Artık şefaatçilerin şefaati onlara yarar sağlamaz.                                     

*Cennet ehli, cehennem ehli ile konuşmasından bahseden ayette, cehenneme giren neden girdiğinin, dünyada neler yaptığının, cehennemden kurtuluş olmayacağının, şefaat edecek diye inandıklarının fayda sağlamadığının, din gününün varlığının, hesap günün varlığının, Allah'ın tek ilah olduğunun v.s. kısacası Allah'ın Kur’an'da veya diğer kutsal kitaplarla ve nebi/resullerle bizlere ne söyledi, ne öğütledi, ne yapılması ve ne yapılmamasını söylediği, uyardığı ve müjdelediği yani tüm sözlerinin doğruluğunu anlarlar. Neden orda olduklarını da idrak ederler. Allah müminleri korusun.                                                                                                                                                                               

79/34  Fakat o en büyük olay gerçekleştiği zaman.

79/35  O gün insan ne yaptığını hatırlar.                                                                              

                                  

89/23  İzin Günü Cehennem ortaya getirilir. O gün insan neyin ne olduğunu anlar, ancak bunun ona bir yararı olmaz.

89/24  "Ah keşke hayattayken, ahiret hayatım için hazırlık yapmış olsaydım." der.

89/25  Artık İzin Günü, O'nun azabı hiç kimsenin azabına benzemez.             

* Ayetten de anlaşıldığı gibi ne yaparsak karşılığını alacağımız yer dünya hayatımızdır. Dünyaya kendimizi fazlaca kaptırıp, arttırma yarışı bizleri oyalamasın, mal, mülk edinme, çalışma gibi konulara kendimizi çok fazla kaptırıp, ahiret hayatımızı unutmayalım. Yine unutmayalım ki dünyanın kazançları geçicidir, dünya hevaları, şan, şöhret, ün, itibar geçicidir. Asıl önemli, hayırlı ve süresiz kazanç Allah'ın yanındadır. Bunu kazanmanın yolu dünyada yaptıklarımızdır. Kaybetmenin yolu da dünyada yaptıklarımızdır. Bizlere en küçücük zerre kadar bile haksızlık yapılmadan, yaptığımız kötülük kadar karşılık almamıza rağmen iyilikler için Allah bize karşılığını daha fazla vereceğini belirtir. İş işten geçmeden kendi Sa'atimiz (kıyametimiz, kendi ölümümüz) Şerefli Kur'an’ımıza sarılmamız, yalnız Kur'an’a musallin olmamız, yalnız Kur'an demeliyiz. Allah'ın bağışlıyıcılığı, rahmeti ve lütfü tüm müminlerin üzerine olması dileklerimle.                                                                                                   

Allah'ın bize verdiği en büyük yaratılış özelliğimiz olan aklımızı kullanarak Allah'ı bulmamız ve gene bize lütfettiği çok önemli ve çok sorumluluk isteyen özgür irademiz ile bize gösterdiği doğru yolu seçebilme yetimiz ile ilgili iki ayet ile bu çalışmayı sonlandırmak istiyorum. Özgür irade konusuna değinicez kendi konu başlığında.                                                                                            

Yanlış anlaşılan kader/kadercilik konusu da özgür irade konusuyla ilişkilidir onu da inceliycez Allah'ın izni ile inşaallah.                                                                                                                    

33/72  Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk. Onu yüklenmeye yanaşmadılar. Ondan korktular. Onu insan yüklendi. O, çok zalim ve çok cahildir.

59/21  Eğer Biz, bu Kur'an'ı dağa indirseydik, onu; huşu duyarak, Allah'a olan huşudan parça parça olmuş görürdün. Bu örnekleri insanlar için veriyoruz ki belki düşünüp gerçeği kavrarlar.                                                                                                                              

                                                                                                                                                                                                                                                                                           

 

AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR




4Efendi, komuta eden.                                                

5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).                                                      

6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.                 

10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme. Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri döndürülür. 

 21Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.                                     

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.              

43Yaratılış özelliğinin dikilmesi/ayağa kalkması; bir amaç için ayaklanması/hareketlenmesi.      

46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın   hükümlerine tabi olmak.  

 112Salla edenler. Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a yani Kur’an’a yüz çevirmeyenler, ilgisiz kalmayanlar, kale alanlar, umursayanlar, kayıtsız kalmayanlar, mühimseyenler, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı bir hedef belirleyip, kendisine bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda takip edenler.                      

113Açlık sınırında yaşayan.                                                    

129Antlaşma/sözleşme/ahit. İnsan bilincinin hiperuzayda/arşta Yüce Allah'la yaptığı sözleşme. Özü; tek tanrıcı olmak, şirke girmemek, kutsal kitaplara tabi olmak, resullerle kutsal kitapların arasını ayırmamak, şeytanın adımlarını takip etmemek. Kısacası sadece Kur'an'ın emir ve yasaklarına tabi olmak.                                                           

130Her türlü yakınlık sahibi. Soy yakınlığı, mekan yakınlığı vb.                                                

131Anne veya babanın en az birisinden yoksun olan.                                                   

187Resullerle Yüce Allah’ın yani O’nun kutsal kitaplarının arasını ayırmama. Yüce Allah’ın tek dini olan İslam’ı parçalara bölmeme. Resulleri kutsal kitaplardan ayırmama. Talmud, Kütüb-i Sitte, Riyâzu's Sâlihîn gibi insan söylentileriyle/hadislerle, zan içeren kitaplar aracılığıyla resulleri kutsal kitaplardan ayırmama. Resullerle Yüce Allah’ın arası ayrılmışsa bunu birleştirme. Sadece kutsal kitaplara dönme. Sadece Kur’an deme.                                                 

197İsrâîl Yakûb peygamberin diğer ismidir. İsrâîloğulları da Yakûb oğulları yani Yakûb soyundan gelenler demektir. Yûsuf peygamberin Mısır'da yetkin bir yönetici olmasıyla birlikte 11 kardeşi, babası Yakûb ve annesi Mısır'a girmiştir. Bu girişin Hiksosluların da Mısır'a giriş tarihleri olan MÖ 1900 yıllarında gerçekleşmiş   olduğuna yönelik kanıtlar vardır. Yakûb'un soyu 300-400 yıl içinde katlanarak artmıştır. Mısır'da hür bir şekilde yaşayan Yakûb soyu firavunlar tarafından sonradan köleleştirilmiştir. Kendisi de Yakûb soyundan olan Musa peygamberin mücadelesi de aslında köleliğe bir baş kaldırma mücadelesidir (Mısır'dan çıkış: MÖ 1640 yılı).                                                 

281Antlaşma, sözleşme, ahit, söz.






EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder