BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
Musallin kavram kelime anlamı ;
Musallin kelimesi normalde Kur'an'a salla edenler için
kullanılır. Salla edenler; Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a yani Kur’an’a
yüz çevirmeyenler, ilgisiz kalmayanlar, kale alanlar, umursayanlar, kayıtsız
kalmayanlar, mühimseyenler, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı bir hedef belirleyip,
kendisine bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda takip edenlerdir.
107:4 ayetinde geçen musallin kelimesiyse Kur'an haricinde
hadislere/söylentilere salla edenleri işaret eder. Yüce Allah bu musallinin
yanlış hedefe musallin olduklarını bildirmiştir.
Musalllin kelimesi salla eylemini yapanlar demektir.
Musallin kelimesi en yalın hali ile bir şeyi tam arkasından tüm gücünle aklınla
benliğinle takip etmek demektir. Kelime
anlamı olarakda Araplarda at yarışlarında en baştaki atın hemen arkasından/kıç
kısmından (salavan bölgesi) hiç ayrılmadan takip eden atlara musallin atlar
denir. Yani birinci olmak için musallin atın tüm gücüyle öndeki atı takip
etmesi. Bunu bir hedef için bir amaç için yapar. Arkasından hiç ayrılmaz zihnen
ve bedenen (her şeyiyle) takip eder. İlgisini hiç kaybetmez.
Bu kavrama çok dikkat etmeliyiz. Bu kelime bizi cennete de sokabilir
cehenneme de. Lütfen dikkatlice Rabbimizin ayetlerini okuyalım, anlayalım, inceleyelim,
üzerinde düşünüp akledelim. Musallini anlayıp Kur’an’a musallin olup doğru
uygularsak bizi cennete sokar. Fakat doğru anlamayıp Kur’an harici her neye
musallin olursak olalım bizi cehenneme sokacaktır. Musallin çoğul kelimedir.
Salla edenler musallinden olanlardır. Musallin kavramını iyi anladığımızda Yüce
Rabbimizin cennetlerine girmeyi umabiliriz. Musallin kelimesini genelde namaz
kılmak gibi anlamlandırdıklarından (kesinlikle katılmıyorum) burada inceleme
gereği duydum.
Bu konu başlığında sadece musallin kavram anlamı inceledim.
Musaliin nasıl olunur, nasıl olunmaz, musallin olanın olmayanın özelliği nedir
v.s. şeklinde çok fazla ayrıntıya girmedim. Fikir edinmek adına çalışmanın en
altına 70 ve 74. surelerden bazı ayetler yazdım. Okunmasında fayda görüyorum.
Bazı ayetlerin önceleri ve sonralarını da kesinlikle okumak lazım. Musallin ile
ilgili çok güzel şeyler öğretir Yüce Rahman’ımız bize. Ben onları buraya ayet
şeklinde yazmamama rağmen açıklama kısmında okunmasının gerekli olduğunu
düşündüğüm kısımlara öncesini veya sonrasını okuyalım şeklinde belirtmeye
çalıştım. Dikkate alınırsa faydalı olacağı kanaatindeyim.
Kurtuluşun yolu Allah'a musallin olmaktır. Oda ancak Kur’an’a
musallin olarak olabilir. Ayetlerimizi Yüce Allah'ın izniyle incelemeye
çalışalım.
2/125 Ve
o zaman yaptık beyti/evi32 bilinci geri döndürme yeri insanlara; ve bir
güvenlik; ve edinin/tutun/alın İbrahim'in dikelme/ayağa kalkma/doğrulma
yerinden; bir salla13 yeri(musalla); ve antlaştık/ahitleştik İbrahim’le ve
İsmail'le ki o ikisi temizler evimi32; etrafta dolaşanlar için; ve
adananlara/kendini vakfedenlere; ve rükû11 edenlere;
secde12 edenlere.
Beytin evi salla yeri musallin olma yeri için güvenli bir
yer olarak belirlenmiş. Burayı müşriklerden putlardan v.s. temizlenmesini
istiyor İbrahim ve İsmail’den Yüce Rabbimiz. Bu yerlerin fiziki temizliği
olabileceği gibi manevi temizlik şirkten arındırmada olabilir. Önemli olan ise
şirkten temizlenip arınması olacaktır. Temizlik konusu için 22/26 ya bakılsın.
Çünkü buraya gelip etrafta dolaşanlar ve kendini adayacaklar boyun eğip itaat
edeceklerdir insanlar. Ve beynen diz çöküp boyun eğeceklerdir. Burda musallen kelimesi geçer. Genelde namaz
veya salat yeri yada namaz kılma yeri diye çevirilir fakat burada aynı zamanda
musallin olmaktan bahsedilir. Musallin demek bir şeyi hemen arkasından takip
etmektir. Musallin kavramını ele alıcam burada kısaca yazıyorum. Birşeye
musallin olmak onu zihinen ve bedenen hemen arkasından izlemektir. İyi ve doğru
bir şeye de musallin olunabilir kötü veya yanlış bir şeye de. Buradaki musallen
kelimesi budur. Hak yoluna musallin olunmasını emreder Yüce Rabbimiz.
İbrahim’in ayağa kalkma/dikelme yerinden musallin olacağınız bir yer edinin
demektedir ayet. Biraz daha açarsak İbrahim bu yerde salatı ayağa
kaldırıp/dikti, Kur’an çalışıyor, okuyor, Kur’ana musallin oluyor, sizde o
yerden kendinize yer edinin, aynı şeye musallin olun.
littaifine kelimesini tavaf etmek diye çevriliyor.
Anlaşılan manada kabenin etrafında dönmek gibi fakat yanlış. Anlamı gitme/yürüme,
etrafta dolaşma/dolaşma eylemi, yolculuk etmek, ona gelmek, rastlamak, ziyaret
etmek, yaklaşmak, sık sık dolaşmak, kuşatmaktır. Tavaf olarak inceliycez. burada
musalline bakarsak İbrahim’i takip et manasında kullanılmıştır.
*
70/22
Dışındadır musallin112.
Musallin genelde namaz kılanlar diye çevrilir. Hiçbir
alakası yoktur. Bir şeyi arkasından bedenen ve zihnen çok yakın bir şekilde
takip etmektir. Bu sadece kuran için musallin olmak şeklinde de düşünülmemeli.
Başka şeylere de musallin olunabilir. 107/4 suresinde bunu görücez. Önceki
ayetlerde Yüce Rabbimin belirttiği bazı şeyler var. Musallin bunların
dışındadır diyor. Tabii burada Kur’an’a musallin olan kastediliyor. Önceki
ayetleri mutlaka okuyalım, o zaman net anlaşılır Rabbimizin mesajı.
*
70/23
Kimseler; onlar salâtlarında23 daimîlerdir/devamlılardır.
Musallin olmanın gerekliliği yada musallinlerin özelliği
salatlarında devamlı olmak. Sonraki ayetleri okumakta fayda vardır. Hatta
mutlaka okuyalım lütfen. Musallinlerin özelliklerini anlatır Rabbimiz.
*
74/43
Dediler: “Asla olmayız musallinden112”
Önceki ayetlere bakılsın. Cennetler içinde soruyorlar
suçlulara sizi sekara (cehennem ve/veya cehennemin bir bölümü) sürükleyen nedir
diye. Onlarda asla olmayız musallinden diye cevap veriyorlar. Yani kuranı takip
etmemişler. Demek ki Kur’an’ı takip etmemek bizi doğrudan cehenneme
götürecektir.
*
107/4
Öyleyse, vay haline musallinlerin118.
Evet şimdiye kadar ki ayetlerde musallin olmak hep iyi bir
şey olarak anlattı Yüce Rabb’imiz. Burada da Yüce Rabbimiz vay haline
musallinlerin diyor. Bu ne demek şimdi. Musallin olacak mıyız olmayacak mıyız diye
bir soru aklıllara gelse bu soru yanlıştır.
Asıl soru neye musallin olmalıyız dır. Demek ki Kur’an’dan
başka şeylere de musallin olunabiliyormuşuz. Demek ki neyi takip ettiğimize
neye inandığımıza neyin peşinden koştuğumuza çok dikkat etmeliyiz. Kur’an’a
musallin olursak kurtuluşa ericez, Kur’an harici her neye musallin olursak
olalım (hadis, sünnet, hacı, hoca, şıh, tarikat, başka kitaplar, kişiler v.s.
çoğaltılabilir) vay halimize. Sonraki ayetleri okuyalım ve mutlaka maun
suresinin tamamını okuyalım. Sonra bu sureye muhatap kalırız tokat gibi çarpar
yüzümüze hesap gününde…………..
KURANA MUSALLİN OLMAK KURANI OKUYUP ANLAYIP
BİLİP AKLIMIZDA TUTUP ONA GÖRE YAŞAMAKTIR. KURANA MUSALLİN OLAN/OLMAYAN BAZI
ÖZELLİKLERİNİ YÜCE RAHMANIMIZ BİZE ÖĞRETİR
70/15
Hayır! Doğrusu o (cehennem) harlı ateştir.
70/16
Bir soyucu/sıyırıcı kafatasını.
70/17
Çağırır kimseyi; sırtını döndü o; ve yüz çevirdi.
70/18 Ve
topladı o; öyle ki istifledi.
70/19
Doğrusu insan yaratıldı; bir sabırsız/endişeli.
70/20
Dokunduğu zaman ona şer/kötülük; bir kaygı/sıkıntı/endişe/sabırsızlık.
70/21 Ve
dokunduğu zaman hayır/iyilik; bir mâni olan/engelleyen.
70/22
Dışındadır musallin112.
70/23
Kimseler; onlar salâtlarında23 daimîlerdir/devamlılardır.
70/24 Ve
kimseler; mallarındadır onların bir hak; bildirilen/malum edilen.
70/25
İsteyen için; ve mahrum bırakılmış için.
70/26 Ve
kimseler; tasdik ederler din gününü109.
70/27 Ve
kimseler; onlar Rablerinin4 azabından korkup çekinenlerdir.
70/28
Doğrusu Rablerinin4 azabı değildir emin olunur.
70/29 Ve
kimseler; onlar bacak aralarındakileri110 koruyucudurlar.
70/30
Dışında; eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu77; doğrusu onlar değildir
ayıplananlar.
70/31
Öyle ki kim aradı ötesinde bunun; öyle ki şunlar; onlardır sınırı aşanlar.
70/32 Ve
kimseler; onlar emanetlerini ve ahitlerini/sözleşmelerini gözetenlerdir.
70/33 Ve
kimseler; onlar şahitliklerinde/tanıklıklarında dosdoğrudurlar/dimdiktirler.
70/34 Ve
kimseler; onlar salâtlarını23 korurlar.
70/35
İşte bunlar cennetlerdedir; şereflendirilmişler/onurlandırılmışlar.
*70/30 Yaşlı/hasta bakımı yapanların (kadın/erkek) gerektiğinde
cinsel organları görmesi ayıplanmaz.
74/40
Cennetlerde sorarlar.
74/41
Cürüm işleyenlerden/suçlulardan.
74/42 Ne
sürükledi sizleri Sekar’a111.
74/43
Dediler: “Asla olmayız musallinden112”
74/44 Ve
asla olmayız yedirir miskine113.
74/45 Ve
olduk dalar; dalanlarla birlikte.
74/46 Ve
olduk yalanlar din gününü109
74/47 Ta
ki geldi bizlere kesin olan*.
74/48
Öyle ki, fayda verir değildir onlara şefâati114; şefâatçilerin114. *
74/49
Öyle ki ne oluyor onlara; hatırlatandan/öğüt verenden (Kur’an’dan)
engelleyenler/yüz çevirenler/uzaklaşanlar.
74/50
Sanki onlar eşekler gibidir; şuursuzca firar eden/ürküp kaçan.
74/51
Firar etti/kaçtı bir aslandan/bir avcıdan.
* 74/47 Ölüm
* 74/48 Şefaat
şeytanın en büyük aldatmacalarından biridir. Şefaat sadece Yüce Allaha aittir.
Ayrıca onun izin verdiği meleklerde 21/28 onun izni ile 21/27 şefaat
uygulayıcısı olabilirler (kuran söyler, melekler
uygulayıcı olarak şefaati ulaştırabilirler Allah’ın izni ile). her hangi bir
şeyden, kişiden şundan Bunun harici bundan şefaat görüleceğine inanmak şirktir.
Allaha ortak koşmaktır, Kur’an ayetlerini yalanlamaktır. Direk müşrik olunur ve
yeri kesin cehennemdir orada sürekli
kalınacaktır.
21/28
Bilir ellerinin arasındakini/önlerindekini ve arkalarındakini; ve şefaat
etmezler -(Allah’ın) razı olduğu kimse için (olması) haricinde-; ve onlar
(melekler) O'nun dehşetinden/haşyetinden korkarlardır.
Burada işaret edilen kullar meleklerdir. Yüce Allah’ın
şefaat ettiği kimselere bu şefaati ulaştıran, uygulayan yine Allah’ın izni ile
meleklerdir.
21/27
Önüne geçmezler O’nun sözle ve onlar O'nun emriyle yaparlar/hareket ederler.
Melekler Yüce Rabb’imizin emrinin önüne geçemezler bir
emrin yerine gelmesini gerçekleştirirler. Ancak Yüce Allah’ın razı olduğu ve
şefaat edeceği kimselere onun emri ve izni ile şefaat edebilirler. Allah uygulayıcı olarak melekleri
görevlendirir. Zaten aslında şefaat eden Yüce Rabbimizdir zaten. Melekler
ulaştırma ile görevlendirilirler Yüce Allah tarafından.
musallin صلو Slw Sad-Lam-Vav
türevler : musallen, lilmusalline
AYETLERDE
GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
4Efendi, komuta eden.
11Beynin (bedenle veya bedensiz) eğilmesi, dize gelmesi,
baş eğmesi.
12Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğmesi.
13Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a yani Kur’an’a yüz
çevirmemek, ilgisiz kalmamak, kale almak, umursamak, kayıtsız kalmamak,
mühimsemek, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı bir hedef belirleyip, kendisine
bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda takip etmek.
23Müminlerin her gün belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
yaptığı iki salât ve her hafta toplantı gününde yaptıkları salât. Salâtlar
olarak çoğul.
32Topluma ait olan,
dini öğretilerin takip edildiği ev, mekân. Kur'an'ın okunup
öğrenildiği topluma ait mekân
77Sözle/antlaşmayla bir başkasının kısmî kontrolüne giren
kadın ve erkek. Örnek; evde ya da iş yerinde çalışmak için iş ahdi
yapmış olan çalışanlar.
109Dinden yani konusu din olacak yargılamanın
yapılacağı gün/evre/dönem. Yargılama ahiret evreninde yapılacaktır.
110Cinsel organlar.
111Cehennem.
112Salla edenler. Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a
yani Kur’an’a yüz çevirmeyenler, ilgisiz kalmayanlar, kale alanlar,
umursayanlar, kayıtsız kalmayanlar, mühimseyenler, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı
bir hedef belirleyip, kendisine bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda takip
edenler.
113Açlık sınırında yaşayan.
114Yargılama esnasında araya girip müdahale etmek. Şefâat
kavramı şeytanın en büyük aldatmacasıdır. Şefâatin tamamı Yüce Allah'a aittir.
O'nun astından şefâatçiler ummak şirktir.
118Musallin kelimesi normalde Kur'an'a salla edenler için
kullanılır. Salla edenler; Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a yani
Kur’an’a yüz çevirmeyenler, ilgisiz kalmayanlar, kale alanlar, umursayanlar,
kayıtsız kalmayanlar, mühimseyenler, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı bir hedef
belirleyip, kendisine bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda takip edenlerdir.
107:4 ayetinde geçen musallin kelimesiyse Kur'an haricinde hadislere/söylentilere
salla edenleri işaret eder. Yüce Allah bu musallinin yanlış hedefe musallin
olduklarını bildirmiştir.
70/30 ayetin deki sağ elinin sahip
olduklarından kastedileni yukarda 77 kodla açıklamasını verdim. Ayrıca çok daha
detaylı açıklamasınıda Erhan Aktaş abinin mealinin açıklamasını aşağıda
belirtmekte fayda olacağını düşünüyorum. Bunu iyi anlayalım sapık beyinler
sapıkça yorumlarda bulunup bu ayeti saptırıp İslamla alakası olmayan kendi
sapık inançlarına göre uydurmaya çalışmışlar.
* Ma meleket eymanu: “Sağ elinin sahip olduğu”, “antlaşma yoluyla sahip olunan” anlamında bir deyimdir. El, “güç” demektir. Bu deyim; “güç yolu ile üzerinde tasarruf etme hakkına sahip olduğunuz” anlamına gelmektedir. Diğer bir anlatımla; antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, üzerlerinde hak sahibi olunanlar gibi anlamlara gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek sahip olunan savaş esirleri ve o günün cahiliye döneminin bakayası/kalıntısı olarak kalan cariyeler ile ancak nikâh yapılarak birlikte olunabileceğidir. Kur’an; kim olursa olsun, nikâh yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir ifade ile “nikâhsız her birliktelik ” zinadır. “Ellerinin sahip olduğu” veya “antlaşma yoluyla sahip olunan” deyimi ile ifade edilen şey, elinde nikâh sözleşmesini bulundurmak, nikâh sözleşmesine sahip olmak demektir. Bu deyimle vurgusu yapılan husus, ilişkide nikâhın şart görülmesidir. Dikkat edilirse birlikte olunması uygun görülen kimse “hem eşi hem de sağ elinin sahip olduğu kimse” değil; öncelikle nikâhlı eşi şayet o yoksa sağ elinin sahip olduğu nikâhlısı. Lakin ikisi ile aynı anda değil; ya eşi ya da “sağ elinin sahip olduğu kimse. Zira ayette eşiniz ve sağ elinizin sahip olduğu denmiyor “ve” edatı yerine “veya” edatı kullanılarak “ya eşiniz ya da Sağ elinin sahip olduğu” deniliyor. Toplumsal gerçekliğin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam’ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir durum değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını ortadan kaldırarak kesinlikle yasaklamıştır. Aslında mevcudun tasfiye edilmesi süreci olan uygulamaları ileri sürerek cariyelik ve kölelik kalıntısını İslam’a yamamak, İslam’a tezahürüdür. (Erhan Aktaş meal açıklamasıdır,gereken herşeyi belirtmiştir/katılıyorum)
EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder