BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
2/114 Allah'ın mescitlerinde, O'nun
adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışan
kimseden daha zalim kim olabilir? Buralara, ancak Allah'a karşı gelmekten
korkularak girilebilir. Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir
azap vardır.
Çevirilerin geneli yukardaki gibidir. Allah'ın mescitlerinde Allah'ın adının anılmasının engellemesi mantık olarak düşünülemez. Bu engelleyenler Allah'ın adı mescitlerde anılmasın demiyorlar, Allah'ın mescidinde benim adım anılsın isterler ve bu şekilde Allah'ın mescitlerini engellerler. Müteşabih olarak aslında her iki çeviride doğru olduğu düşünülebilir. Ama mantıklı düşünüldüğünde ayetlerle örtüşen aşağıda yazdığım şekilde olan olduğunu düşünüyorum.
Sonia Cihangir'in yorumuna katılıyorum. Ayrıca ekliyorum sadece kendi ismi anılması değil, başka birinin ismi de mutlaka anılsın, kim olursa olsun farketmez ama şirk olsun, insanlar dinden çıksın zihniyeti de bu işin içindedir.
<Kendi ismi oralara
anılsın diye Allah'ın mescitlerinden engelleyen ve o mescitleri bozmaya
uğraşanlardan> diye çeviri çok daha doğru olacaktır
kanaatindeyim.
MESCİT HAKKINDA SONİA CİHANGİR BAKARA 114 AYETİ YORUM
En doğrusunu Yüce Allah bilir.
*
2/144 Muhakkak görürüz yüz çevirmeni göğe; öyle ki
döndürürüz seni bir kıbleye14; razı olursun ona; öyleyse döndür yüzünü haram
mescit158 tarafına doğru; ve olduğunuz her yerde öyle ki döndürün
yüzlerinizi o tarafa doğru; ve doğrusu kimseler; verildiler kitap; mutlak
bilirler ki o (kitap) bir hak/gerçek Rablerinden4; ve değildir Allah
gâfil/habersiz/aymaz ne yaparlar onlar.
* Haram mescit: Bulunduğu yerde günah işlemenin,
kötülük yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma
ait olan mescittir.
Bu ayeti kendi konu bağlamında incelemiştik. Bu ayette
bahsedilen mescit toplu olarak ibadet edilen bir yer diye anlıyorum. O dönemde
toplu ibadetin önemi Kur’an’ı insanlara deklere edip yaymak için çok ama çok
önemliydi. 600 küsür yıllarda kağıda, kaleme, ışığa ulaşılması zor, okuma yazma
oranı yok denecek kadar az idi. Şu an bizim her şey elimizin altında ve telefon
ile bile her türlü bilgiye ulaşıyoruz(Bu sınırsız bilgi avantaj olabileceği
gibi dezavantajımız da olabilir). Kur’an yazıyoruz Arapça, Türkçe, sesli,
yazılı, video v.s. birkaç saniyede bir çok alternatifi ile elimizde. Ama o
dönemde insanlar bir yerlerde toplanıp Nebimizden dinliyorlardı Kur’an’ı.
İmkanı olan belki de yazmaya çalışıyordu. Başka ulaşabilecekleri veya okumak
istediklerinde ulaşabilecekleri kaynakları yoktu.
Toplu ibadet o dönemde bu yüzden çok önemliydi.
Şimdi ise önemsiz mi peki diye akıllara gelirse; Şimdi de o
dönem kadar bence çok ama çok önemli. Nedeni ise çok fazla bilgiye
ulaşılabildiğinden bilgi kirliliği yaşıyoruz. Doğru ve yanlış bilgiyi
ayırabilmek, insanlarla fikir alışverişi yapabilmek, Kur’an üzerine söyleşi,
tartışma yapabilmek, yeni fikirler üretebilmek, doğruya en yakın çıkarımı
beraberce yapabilmek, yardımlaşabilmek, diğer insanlara örnek olup daha fazla
insanı Allah’a çağırabilmek gibi nedenler le şimdide önemini korumaktadır.
Derseniz ordamıy dın 600 küsür yıllarını anlatıyosun nerden
biliyorsun?
Tarihten biraz bakıp, biraz da mantık yürütürseniz buna
veya buna yakın bir çıkarım yapabilirsiniz?
Peki hani Kur’an’dan başka kaynağın yok tu derseniz de?
Ben Kur’an’dan başka dinde hüküm koyan kaynak kabul
etmiyorum, reddediyorum, elimin tersi ile itiyorum. Bu anlattıklarım dinde
hüküm koymuyor. Mantık yürütmeme yardımcı oluyor. Elbette tarih bizlere bazı
şeyler hakkında bilgi verecektir ama doğru ama yanlış. Sonuçta tarihi kayıtları
da insanlar yazdı ve istedikleri gibi değiştirebilirler. Bütün tarihsel,
bilimsel metinler okunabilir, araştırılabilir. Bizlerin yani Yalnız Kur’an
diyenler, dinde hüküm koyucu Kur’an’dan başka hiçbir kaynak kabul etmezler.
Çünkü bilirler ki en iyi hüküm koyucu, tek hüküm sahibi Yüce Rabb’imizdir.
*
2/187 Siyam
gecesinde kadınlarınıza yaklaşmanız sizin için helal kılındı. Onlar, sizin için
örtüdür; siz de onlar için örtüsünüz. Allah, nefsinize sahip olmadığınızı bildi
ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı.
Artık onlara yaklaşın, Allah'ın sizin için yazdığı şeyi isteyin. Şafak vaktinin
siyah ipliği, beyaz ipliğinden ayırt edilme anına kadar, yiyin için. Sonra da
geceye dek siyamı tamamlayın. Eğer mescitlerde itikaftaysanız onlara
yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın.
İşte böylece Allah, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki takva sahibi
olursunuz.
Oruç hakkında olan bu ayeti oruç başlığında inceliyeceğiz
Yüce Rabb’im izin verirse. Şuan konu başlığını ilgilendiren kısmını ele alalım.
İtikaf bir şey için yoğunlaşma, odaklanma demektir. Eğer
Allah için bir odaklanma yapıyorsanız bir secde ediliyorsa, Yani Allah’ın
ayetlerini okuyor, anlıyor ve teslm oluma eylemini gerçekleştiriyorsak bu
yoğunlaşma esnasında eşine yaklaşma diyor. İtikaftaki bu adam nerde camide mi?
Kilisede mi? Eğer ordaysa odaklanırken dur bir eve mi gideyim diyecek. Allah
bunu neden söyledi. Bu adam evde. Evin bir köşesinde. Eşinin yanında. Kendine
odaklanacağı, sessiz sakin bir köşe yapmış. Eşi de evde. Camide veya başka bir
toplanma yerinde değil. Bu eylem için bir yapıya lüzum yoktur. Adam itikafa
girmek istiyor ama uzayda. Yapamayacak mı veya dağda, camimi arayacak, cami (caminin
yalnız Allah’a ibadet edilen bir yer olduğunu varsayarak cami diyorum ki şu an
asla öyle değil) yoksa yapamayacak mı. Allah'a teslim olunan her yer mescittir.
Mescit toplu ibadet yapılan bir yer olmak zorunda değil. Açık olarak Allah bize
bu ayetinde işaretini verir. Siyam/Savm/Oruç konusunu kendi konu başlığında Yeşaallah
inceliycez.
*
7/29 De
ki: “Emretti Rabbim eşitliği; ve kaldırıp doğrultun yüzlerinizi her bir
mescitte16; ve çağırın O’nu (Allah’ı); halis/saf/katıksız kılanlar olarak O'na
dini; başladığı gibi sizleri (yaratmaya); dönersiniz.
Her secde ettiğimiz/diz çöküp boyun eğdiğimiz yerde dini
yalnızca Allah'a has kılmamız gerekiyor. Dönüşümüzün yalnızca Allah’a olduğu ve
her şeyin hesabını vereceğimiz, karşılığını göreceğimiz bilinci ile.
*
7/31 Ey
Âdemoğulları! Alın ziynetlerinizi/süslerinizi her bir mescit16 yanında; ve
yiyin; ve için; ve israf etmeyin; doğrusu O (Allah) sevmez müsrifleri/israf
edenleri.
Eğer toplu bir yönelme var ise güzel ve temiz giyinmeli,
başkalarını rahatsız edecek şekilde kirli olmamalı, kokmamalı, temiz
giyinilmeyi anlıyorum. Zaten Allah salat öncesi cünüpseniz (temizlikten uzak
kalmak) temizlenmemiz gerektiğini ve nasıl yapacağımızı anlatan 4/43 ayetinde
de buna vurgu yapmıştır. Ayrıca israf etmemeyi de öğütler bu ayetinde.
*
9/17 Olmuş
değildir müşrikler36 için; ki imar ederler mescitlerini16 Allah'ın;
tanıklardır/şahitlerdir kendi nefislerinin küfrüne/kâfirliğine25 karşı;
bunlar; boşa çıktı yaptıkları onların; ve ateşte; onlar ölümsüzlerdir.
9/18 İmar
eder Allah'ın mescitlerini16; ancak (bir) kimse (ki); iman47 etti Allah'a
ve ahiret gününe; ve dikti/ayağa kaldırdı salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve asla
haşyet53 duymaz o; ancak Allah'a; öyle ki belki bunlar; ki olurlar
doğru yola kılavuzlananlardan.
Bu ayetlerden anladığımız her mescit, mescit olmaz.
Müşriklerinde mescitleri var. Camiye de mescit diyorlar ama hadislere, mezheplere
teslim olmuş yanlış yolda olanların mescitleridir, Allah'ın gerçek mescitleri değildir. Hristiyan, Protestan, Katoliklerinde
mescitleri var ama Allah'ın gerçek mescidi değildir. Rabb’imizin gerçek
mescitleri Kur’an’a teslim olanlar, Allah'a ve ahirete gerçek iman edenler, Kur’an
dersleri yaparak Allah’ın gerçek vahyini bilenler, topluma destek olanlar,
Allah'tan başka kimseye haşyet duymayanlardır. Allah'a gerçekten inananlar Allah'ın
gerçek mescitleri olan Kur’an çalışılan mescitler inşa etmeli. İçinde sadece
Allah'ın adının anıldığı mescitler yapmalı. Ayetten de anlarız ki sadece iman
edenler Kur’an diyen gerçek Müslimler kendi mescitlerini/teslim olma yerlerini
inşa etmeli. Müşriklerin gerçek Allah'ın mescitlerini imar etmedikleri, Allah’ın
bunların kafirliğine tanık olduğu ve bunların tüm yaptıklarının Allah
tarafından boşa çıkarılacağı açıkça görülmektedir.
*
9/107 Zarar vermek, inkar etmek, nifak çıkarmak,
Allah ve Resul'üne karşı daha önce savaşanlara gözcülük yapmak üzere bir mescit
yapan kimseler: "Biz yalnızca iyilik yapmak istedik. diye yemin ederler.
Oysaki Allah, onların yalan söylediklerine tanıktır.
9/108 Orada asla durma, ilk yapıldığında takva üzere
yapılan mescit, içinde bulunmaya daha layıktır. Orada arınmayı seven kişiler
vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever.
9/109 Binasını takva üzere, Allah rızası için kuran
kimse mi, yoksa binasını uçurumun kenarına kurup da onunla birlikte Cehennem
ateşinin içine yuvarlanan kimse mi hayırlı olandır? Allah, zalim halkı doğru
yola iletmez.
Görüldüğü gibi ibadet harici başka amaçlarla da mescit
yapılıyormuş. Ve buralarda bulunulmaz der Yüce Rabb'imiz. Asıl amacı Allah için
olan mescit içinde bulunmaya layıktır. Binayı Allah rızası için takva üzerine
kurmamış kimseyi bu binayı uçurumun kenarına koyup onunla beraber cehenneme
yuvarlanan kimseye benzeterek, müthiş bir benzetmeyle bizlere örneklendiriyor.
Ayrıca mescitlerin yani Allah’ın rızasını gözeterek ibadet
edilen yerin, bu ibadetin arınma vesilesi olacağının işaretini de Yüce Rabb’imiz
bu ayetinde bizlere öğretir. Tabii başka şeylerde öğretiyor Yüce Rabb’imiz.
Zarar vermenin, inkar etmenin, nifak çıkarmanın doğru olmadığı, Kendisinin
herşeye tanık olup bildiğini, takvalı olmak gerektiğini, Allah’ın rızasının
önemini, cehennemin ateşinin varlığını, hayırlı bir kimse olunması gerektiği
gibi.
*
17/7 Eğer
iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötü olursanız, o da
kendiniz içindir. Diğer bozgunculuğunuzun cezalandırma zamanı geldiğinde, sizi
kötü duruma düşürmek için, ilk kez girdikleri gibi mescide girsinler. Ve
yücelttiğiniz şeyleri darmadağın edip mahvetsinler.
Yoldan çıkan israiloğullarının şirk mescitlerinden bahseder
Yüce Rabb'imiz. Demek ki ibadet için kullanılan yerler mescittir. Ama tabii ki
her mescit İslam mescidi değildir. İslam’ın gerçek mescidi nasıl olur
ayetlerden öğreniyoruz zaten Yüce Rabb’imiz işaretlerini veriyor. Mesela 9/10/,108,109
ayetleri gibi.
*
18/21 Ve
işte böyledir; tökezlettik/düşürdük/rastlattık onların üzerine; bilmeleri için
ki Allah'ın vaadi hak/gerçek; ve doğrusu saat; yoktur şüphe onda; münazara
ettikleri zaman kendi aralarında onların işlerini; öyle ki dediler: “Bina edin
onların üstüne bir bina; Rableri bilir onlar hakkında; onların işine galip
gelmiş kimseler dedi: “Mutlaka yaparız onların üzerine bir mescit16.”
*
22/40 Kimseler; çıkarıldılar diyarlarından haksız
yere; sadece ki derler: “Rabbimiz4 Allah'tır”; fakat olmasaydı defetmesi
Allah'ın insanların bir kısmını onların bir kısmıyla; mutlak yıkılırdı
manastırlar; ve kiliseler; ve salâtlar23; ve mescitler16; anılır orada Allah'ın
ismi çokça; ve mutlak yardım eder Allah O’na (Allah’a) yardım eden kimseye;
doğrusu Allah mutlak Kaviyy'dir72; Azîz'dir37.
Sadece Rabb'imiz Allah'tır dediği için yurtlarından
çıkarılan zulüm gören insanlardan bahseder Yüce Allah'ımız. Ve insanların
bazılarını bazılarıyla savmasından söz eder. Görüldüğü gibi her zaman din İslam’dı
ve adı ne olursa olsun Allah'a yönelme ilk uyarıcılar gönderildiği zamanlarda
doğruydu. Manastır, kilise, havra ve mescitlerde yalnız Allah' yönelinilirdi.
Aynı hak diniydi. Şu an değil tabii ki. Maalesef kilise ne ise, manastır ne ise
cami de şuan şirk yuvasıdır. Hiçbirinin birbirinden farkı yoktur. Hepsi şirk
içindedirler. Din adamı dedikleri insanlarda Allah’a çağırmazlar, kendi dinlerine
çağırırlar.
Bu dönem de Allah’ın ayetinde bahsettiği dönemden aslında
pek farkı yok. Birine yalnız Allah’a kul ol bak bu hadisler falan hepsi zandır.
Zan haktan yana ortaya birşey koymaz. Onlara inanırsan İslam dinine inanmış
olmassın. Allah’ın astından ilahlar edinmiş olursun gibi şeyler söyleyip Allah’ın
ayetlerinde de örnekler verdiğimizde biz dinsiz oluyoruz. Nebiye inanmıyor
oluyoruz. Biz öteleniyor, hor görülüyor, sapkın yolda olan oluyoruz. Allah’a
çağıran yerine ateşe çağırana uymayı tercih ederek bizleri kerih görüyorlar. Hatta
yalnız Kur’an inancını yaymaya çalışanların bazıları da tarikatlarca
öldürülüyor. İsim vermeyeceğim.
Ama Allah’ın izni ile yalnız Kur’an diyenlerin sayısı
artmaya devam ettiğini görmekteyiz. Rabb’imin dilediği olur.
*
72/18 Ve doğrusu mescitler16* Allah içindir;
öyle ki çağırmayın219 Allah ile birlikte birini220.
*Yüce Allah'ın mescitleri işaret etmesi sonrası
çağrıyı/duayı işaret etmesi anlamlıdır. Vakitli salâtlar sonrası (sabah
salâtı, akşam salâtı ve toplantı salâtı) beynin secdesi sonrası (fiziksel
bir secde eşlik edebilir veya etmeyebilir) Yüce Allah'a dua
etmek gereklidir.
Ezan kısmında bahsettiğim herkesin de bildiği bu detayı
sorgulayalım.
Kadınların camiye girmesi yasak yada giremez yada girmemeli yada başka bölümünde gelirler yada
Cuma namazı erkekler için.
Değerli okuyucularımız ben zamanın da o kadar cami denen
yere gittim. Sizler de belki gitmişsinizdir. Hiç kadın gördünüz mü. Ben
görmedim.
1- Sizin dininizde namaz sadece erkeklere mi dir?
- Bizim dinimizde salat veya hiçbir ibadet te kadın erkek
ayrımı yoktur.
2- Sizin dininiz de kadınlar ayrı erkekler ayrı yerde mi
namaz kılarlar?
-Bizim dinimizde kadın erkek aynı yerde salatlarını ikame
ederler.
3-Sizin dininizde kadınlar toplu ibadet edilen yerlere
giremez mi, yada girerlerse erkek-kadın ayrı mı olmalı ?
-Bizim dinimizde kadınlarda toplu ibadet yerine girerler
hiçbir ayırım olmadan.
4-Szin Cuma namazınız sadece erkeklere mi farz ? Bir bilgi
üzerine misiniz? Yoksa Allah adına iftiramı uyduruyordunuz?
-Bizim toplantı salatımız kadın-erkek ayırmaz. Hepsi
Allah'ın kuludur ve hepsi girecekleri sınav için Kur'an'dan sorumludur. Biz
bilgi üzerineyiz, kitabımız dolayısıyla Rabb'imiz söyler.
5-Sizin dininizde kadınlara yapılan bu muamele ile 2. sınıf vatandaş mıdırlar? Değil diyorsanız bu ve buna benzer muameleleriniz nedir? Neye dayanarak bu şekilde hareket ediyorsunuz? Açıklayıcı bir kitabınız mı var?
-Bizim dinimizde kadın erkek eşittir. Cinsiyet farkının dinde önemi yoktur. Bir iki istisna dışında yapacakları, yapmayacakları, helal, haram, ödül, ceza aynıdır.-Bizim dinimizde kadının muaf olduğu bir ibadet veya ibadet
edemeyeceği bir zaman dilimi bulunmamaktadır.
7-Sizin dininizde Allah adına yalan uydurmak, Allah'a iftira atmak normal mi ? Yok değilse bu uydurduklarınız hangi dinde? Eğer İslam diyorsanız 7. şıkkın başını tekrar okuyun.
-Bizim dinimizde Allah adına yalan uydurmak, Allah'a iftira atmak direk müşrikliktir, Allah'a şirk koşmaktır, zallimliktir, sapkınlıktır, aşağılıklıktır, yalancılıktır ve bilirler ki Allah'ın laneti onların üzerinedir.
8-Neye inanırsanız o sizin dininizdir, istediğiniz kadar
mezhebiniz, şahınız, şıhınız din değil deseniz de, kabul etmeseniz de bu
dindir. Bu inandığınız şeyler İslam'da yoksa adı da İslam değildir.
Bizim kitabınız KUR'AN ?
Ya sizin ki? Bu inandıklarınız hangi kitapta yazıyor?
Bizim dinimiz Yüce Allah'ımızın izni ile İSLAM dini.
Ya sizin ki ? Bu inandıklarınız hangi din de var ?
Bizim ilahımız tek Allah.
Ya sizin ki? Bu inandıklarınız hangi ilah diye kabul ettiklerinizin öğretileri?mescit sjd سجد Sin-Cim-Dal
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
4Efendi, komuta eden.
5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması.
Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve
sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in
doğuşuyla biter).
10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme.
Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan
payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca
göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri
döndürülür. 14Tarafın/hedefin belli edilmesi amaçlı yönelme.
16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her
yer.
23Müminlerin her gün belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
yaptığı iki salât ve her hafta toplantı gününde yaptıkları salât. Salâtlar
olarak çoğul
25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp
üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam
alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını
örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.
36Şirk koşan.
Şirk; ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü (Kur'an) ile
birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kutsal kitapların
astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kur'an'ın dışında dinde kitaplar
edinmek.
37Güç yetiren.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet
ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.
72Kuvvetli.
158Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği
her yer mescittir. Haram mescitse bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük
yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan
mescittir.
219Dua etmek. Dua kelimesi Türkçeye de geçmiş bir
kelimedir. Çağrıda bulunmak demektir. Yüce Allah'a her an, her durumda, her
yerde çağrıda bulunabiliriz. Rabbimizle iletişime geçebiliriz. O'nu çağırıp isteklerimizi
arz ederiz. Dua etmek için özel ritüellere gerek yoktur. Yüce Allah insana
şah damarından daha yakındır. Kuluna bir Planck mesafesinden
(1.6x10-35 metre) daha yakındır. Ancak şirk içermeyen dualar/çağrılar
Yüce Allah'a yükselir. Sadece Kur'an demeyen, Kur'an'ın astından tamamı zan
içeren söylentilere/hadislere tabi olarak şirk günahını işleyenlerin çağrıları
Yüce Allah'ın katına ulaşmaz. Ancak tek tanrıcıların çağrıları Yüce Allah'a
ulaşır. Sadece Kur'an diyenlerin; Kur'an bize yeter diyenlerin. Beynin
secde etmesi sonrası yapılan duanın/çağrının Yüce Allah tarafından kabul
buyrulması daha olasıdır. Bu nedenle müminlere vakitli olarak emredilen
sabah-akşam salâtları ve toplantı salâtı yani Kur'an dersleri bitiminde
yapılan beynin secdesi sonrası (fiziksel secde de beynin secdesine eşlik
edebilir veya etmeyebilir) Yüce Allah'a çağrıda bulunmak en
güzel dua zamanıdır. Ancak beynin secde ettiği her yer ve zamanda da
dua edilmesi, Rabbimize çağrıda bulunulması kulun kendisi için hayırlı
olacaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder