22 Kasım 2024 Cuma

MESCİT

 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                                                         

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                                                                                                                                                

                                                                                                                                                                                            

Mescit demek, secde edilen yer demek. Secde yaratılış özelliğinin boyun eğmesi demektir. Bu boyun eğme zihinsel olmak zorundadır. Dinimizde fiziksel bir secdece vardır. Salat derslerinden sonra özellikle bir defa fiziksel secde yapılabilir, zorunlu değildir. Önemli olan zihnin (yaratılış özelliğimiz) diz çöküp boyun eğmesidir. 
Secdeçalışmasına bakınız. Mescitler bu beyinlerin secde ettikleri yerlerdir. Kur’an’a ikna olma teslim olma yerleridir. Mescit illa bit toplanma yeri olmak zorunda değil, illa bir kapalı alan olmak zorunda değildir, fiziksel bir alan olmak zorunda değildir (online platformlar gibi)  beynen teslim olunan her yer mescittir. Allah'a yöneldiğimiz her yer mescittir. Toplu olmak zorunda değildir. Dağdasın orda teslimiyet gösterdin orası senin mescidindir veya evinin bir köşesi veya uçaktaki koltuğun veya uzaydasın v.s. asıl önemli olan nerde secde ettiğin değil neye ne için secde ettiğindir.






Kısa bilgilendirmeden sonra Yüce Allah'ın izni ile ayetlerimize bakalım.




2/114  Allah'ın mescitlerinde, O'nun adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Buralara, ancak Allah'a karşı gelmekten korkularak girilebilir. Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.                                                                                                                                

                                                                                                                                 

Çevirilerin geneli yukardaki gibidir. Allah'ın mescitlerinde Allah'ın adının anılmasının engellemesi mantık olarak düşünülemez. Bu engelleyenler Allah'ın adı mescitlerde anılmasın demiyorlar, Allah'ın mescidinde benim adım anılsın isterler ve bu şekilde Allah'ın mescitlerini engellerler. Müteşabih olarak aslında her iki çeviride doğru olduğu düşünülebilir. Ama mantıklı düşünüldüğünde ayetlerle örtüşen aşağıda yazdığım şekilde olan olduğunu düşünüyorum.  


Sonia Cihangir'in yorumuna katılıyorum. Ayrıca ekliyorum sadece kendi ismi anılması değil, başka birinin ismi de mutlaka anılsın, kim olursa olsun farketmez ama şirk olsun, insanlar dinden çıksın zihniyeti de bu işin içindedir.                                  

<Kendi ismi oralara anılsın diye Allah'ın mescitlerinden engelleyen ve o mescitleri bozmaya uğraşanlardan> diye çeviri çok daha doğru olacaktır kanaatindeyim.

MESCİT HAKKINDA SONİA CİHANGİR BAKARA 114 AYETİ YORUM


En doğrusunu Yüce Allah bilir.

 

*                                                

2/144  Muhakkak görürüz yüz çevirmeni göğe; öyle ki döndürürüz seni bir kıbleye14; razı olursun ona; öyleyse döndür yüzünü haram mescit158 tarafına doğru; ve olduğunuz her yerde öyle ki döndürün yüzlerinizi o tarafa doğru; ve doğrusu kimseler; verildiler kitap; mutlak bilirler ki o (kitap) bir hak/gerçek Rablerinden4; ve değildir Allah gâfil/habersiz/aymaz ne yaparlar onlar.       

* Haram mescit: Bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan mescittir.

Bu ayeti kendi konu bağlamında incelemiştik. Bu ayette bahsedilen mescit toplu olarak ibadet edilen bir yer diye anlıyorum. O dönemde toplu ibadetin önemi Kur’an’ı insanlara deklere edip yaymak için çok ama çok önemliydi. 600 küsür yıllarda kağıda, kaleme, ışığa ulaşılması zor, okuma yazma oranı yok denecek kadar az idi. Şu an bizim her şey elimizin altında ve telefon ile bile her türlü bilgiye ulaşıyoruz(Bu sınırsız bilgi avantaj olabileceği gibi dezavantajımız da olabilir). Kur’an yazıyoruz Arapça, Türkçe, sesli, yazılı, video v.s. birkaç saniyede bir çok alternatifi ile elimizde. Ama o dönemde insanlar bir yerlerde toplanıp Nebimizden dinliyorlardı Kur’an’ı. İmkanı olan belki de yazmaya çalışıyordu. Başka ulaşabilecekleri veya okumak istediklerinde ulaşabilecekleri kaynakları yoktu.

Toplu ibadet o dönemde bu yüzden çok önemliydi.

Şimdi ise önemsiz mi peki diye akıllara gelirse; Şimdi de o dönem kadar bence çok ama çok önemli. Nedeni ise çok fazla bilgiye ulaşılabildiğinden bilgi kirliliği yaşıyoruz. Doğru ve yanlış bilgiyi ayırabilmek, insanlarla fikir alışverişi yapabilmek, Kur’an üzerine söyleşi, tartışma yapabilmek, yeni fikirler üretebilmek, doğruya en yakın çıkarımı beraberce yapabilmek, yardımlaşabilmek, diğer insanlara örnek olup daha fazla insanı Allah’a çağırabilmek gibi nedenler le şimdide önemini korumaktadır.

Derseniz ordamıy dın 600 küsür yıllarını anlatıyosun nerden biliyorsun?

Tarihten biraz bakıp, biraz da mantık yürütürseniz buna veya buna yakın bir çıkarım yapabilirsiniz?

Peki hani Kur’an’dan başka kaynağın yok tu derseniz de?

Ben Kur’an’dan başka dinde hüküm koyan kaynak kabul etmiyorum, reddediyorum, elimin tersi ile itiyorum. Bu anlattıklarım dinde hüküm koymuyor. Mantık yürütmeme yardımcı oluyor. Elbette tarih bizlere bazı şeyler hakkında bilgi verecektir ama doğru ama yanlış. Sonuçta tarihi kayıtları da insanlar yazdı ve istedikleri gibi değiştirebilirler. Bütün tarihsel, bilimsel metinler okunabilir, araştırılabilir. Bizlerin yani Yalnız Kur’an diyenler, dinde hüküm koyucu Kur’an’dan başka hiçbir kaynak kabul etmezler. Çünkü bilirler ki en iyi hüküm koyucu, tek hüküm sahibi Yüce Rabb’imizdir.                  

                                                                                                                                             

*                                                

2/187  Siyam gecesinde kadınlarınıza yaklaşmanız sizin için helal kılındı. Onlar, sizin için örtüdür; siz de onlar için örtüsünüz. Allah, nefsinize sahip olmadığınızı bildi ve tevbenizi kabul edip  sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın, Allah'ın sizin için yazdığı şeyi isteyin. Şafak vaktinin siyah ipliği, beyaz ipliğinden ayırt edilme anına kadar, yiyin için. Sonra da geceye dek siyamı tamamlayın. Eğer mescitlerde itikaftaysanız onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki takva sahibi olursunuz.                                                                                                                                          

Oruç hakkında olan bu ayeti oruç başlığında inceliyeceğiz Yüce Rabb’im izin verirse. Şuan konu başlığını ilgilendiren kısmını ele alalım.

İtikaf bir şey için yoğunlaşma, odaklanma demektir. Eğer Allah için bir odaklanma yapıyorsanız bir secde ediliyorsa, Yani Allah’ın ayetlerini okuyor, anlıyor ve teslm oluma eylemini gerçekleştiriyorsak bu yoğunlaşma esnasında eşine yaklaşma diyor. İtikaftaki bu adam nerde camide mi? Kilisede mi? Eğer ordaysa odaklanırken dur bir eve mi gideyim diyecek. Allah bunu neden söyledi. Bu adam evde. Evin bir köşesinde. Eşinin yanında. Kendine odaklanacağı, sessiz sakin bir köşe yapmış. Eşi de evde. Camide veya başka bir toplanma yerinde değil. Bu eylem için bir yapıya lüzum yoktur. Adam itikafa girmek istiyor ama uzayda. Yapamayacak mı veya dağda, camimi arayacak, cami (caminin yalnız Allah’a ibadet edilen bir yer olduğunu varsayarak cami diyorum ki şu an asla öyle değil) yoksa yapamayacak mı. Allah'a teslim olunan her yer mescittir. Mescit toplu ibadet yapılan bir yer olmak zorunda değil. Açık olarak Allah bize bu ayetinde işaretini verir. Siyam/Savm/Oruç konusunu kendi konu başlığında Yeşaallah inceliycez.                                                                                                                                                                                                                                       

*                                                

7/29   De ki: “Emretti Rabbim eşitliği; ve kaldırıp doğrultun yüzlerinizi her bir mescitte16; ve çağırın O’nu (Allah’ı); halis/saf/katıksız kılanlar olarak O'na dini; başladığı gibi sizleri (yaratmaya); dönersiniz.                                        

                                                                                                                                             

Her secde ettiğimiz/diz çöküp boyun eğdiğimiz yerde dini yalnızca Allah'a has kılmamız gerekiyor. Dönüşümüzün yalnızca Allah’a olduğu ve her şeyin hesabını vereceğimiz, karşılığını göreceğimiz bilinci ile.                                                                                                                                                                                   

*                                                

7/31   Ey Âdemoğulları! Alın ziynetlerinizi/süslerinizi her bir mescit16 yanında; ve yiyin; ve için; ve israf etmeyin; doğrusu O (Allah) sevmez müsrifleri/israf edenleri.                                                                                                         

                                              

Eğer toplu bir yönelme var ise güzel ve temiz giyinmeli, başkalarını rahatsız edecek şekilde kirli olmamalı, kokmamalı, temiz giyinilmeyi anlıyorum. Zaten Allah salat öncesi cünüpseniz (temizlikten uzak kalmak) temizlenmemiz gerektiğini ve nasıl yapacağımızı anlatan 4/43 ayetinde de buna vurgu yapmıştır. Ayrıca israf etmemeyi de öğütler bu ayetinde.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 

*                                                

9/17   Olmuş değildir müşrikler36 için; ki imar ederler mescitlerini16 Allah'ın; tanıklardır/şahitlerdir kendi nefislerinin küfrüne/kâfirliğine25 karşı; bunlar; boşa çıktı yaptıkları onların; ve ateşte; onlar ölümsüzlerdir.

9/18   İmar eder Allah'ın mescitlerini16; ancak (bir) kimse (ki); iman47 etti Allah'a ve ahiret gününe; ve dikti/ayağa kaldırdı salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve asla haşyet53 duymaz o; ancak Allah'a; öyle ki belki bunlar; ki olurlar doğru yola kılavuzlananlardan.                                                                                                                                                                     

                                                                                                                                                                                            

Bu ayetlerden anladığımız her mescit, mescit olmaz. Müşriklerinde mescitleri var. Camiye de mescit diyorlar ama hadislere, mezheplere teslim olmuş yanlış yolda olanların mescitleridir, Allah'ın gerçek  mescitleri değildir. Hristiyan, Protestan, Katoliklerinde mescitleri var ama Allah'ın gerçek mescidi değildir. Rabb’imizin gerçek mescitleri Kur’an’a teslim olanlar, Allah'a ve ahirete gerçek iman edenler, Kur’an dersleri yaparak Allah’ın gerçek vahyini bilenler, topluma destek olanlar, Allah'tan başka kimseye haşyet duymayanlardır. Allah'a gerçekten inananlar Allah'ın gerçek mescitleri olan Kur’an çalışılan mescitler inşa etmeli. İçinde sadece Allah'ın adının anıldığı mescitler yapmalı. Ayetten de anlarız ki sadece iman edenler Kur’an diyen gerçek Müslimler kendi mescitlerini/teslim olma yerlerini inşa etmeli. Müşriklerin gerçek Allah'ın mescitlerini imar etmedikleri, Allah’ın bunların kafirliğine tanık olduğu ve bunların tüm yaptıklarının Allah tarafından boşa çıkarılacağı açıkça görülmektedir.                                                                                                                                                 

*                                                 

9/107  Zarar vermek, inkar etmek, nifak çıkarmak, Allah ve Resul'üne karşı daha önce savaşanlara gözcülük yapmak üzere bir mescit yapan kimseler: "Biz yalnızca iyilik yapmak istedik. diye yemin ederler. Oysaki Allah, onların yalan söylediklerine tanıktır.

9/108  Orada asla durma, ilk yapıldığında takva üzere yapılan mescit, içinde bulunmaya daha layıktır. Orada arınmayı seven kişiler vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever.

9/109  Binasını takva üzere, Allah rızası için kuran kimse mi, yoksa binasını uçurumun kenarına kurup da onunla birlikte Cehennem ateşinin içine yuvarlanan kimse mi hayırlı olandır? Allah, zalim halkı doğru yola iletmez.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   

Görüldüğü gibi ibadet harici başka amaçlarla da mescit yapılıyormuş. Ve buralarda bulunulmaz der Yüce Rabb'imiz. Asıl amacı Allah için olan mescit içinde bulunmaya layıktır. Binayı Allah rızası için takva üzerine kurmamış kimseyi bu binayı uçurumun kenarına koyup onunla beraber cehenneme yuvarlanan kimseye benzeterek, müthiş bir benzetmeyle bizlere örneklendiriyor.    

Ayrıca mescitlerin yani Allah’ın rızasını gözeterek ibadet edilen yerin, bu ibadetin arınma vesilesi olacağının işaretini de Yüce Rabb’imiz bu ayetinde bizlere öğretir. Tabii başka şeylerde öğretiyor Yüce Rabb’imiz. Zarar vermenin, inkar etmenin, nifak çıkarmanın doğru olmadığı, Kendisinin herşeye tanık olup bildiğini, takvalı olmak gerektiğini, Allah’ın rızasının önemini, cehennemin ateşinin varlığını, hayırlı bir kimse olunması gerektiği gibi.                                                                                                                                              

                                                                                                                                             

*                                                

17/7   Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötü olursanız, o da kendiniz içindir. Diğer bozgunculuğunuzun cezalandırma zamanı geldiğinde, sizi kötü duruma düşürmek için, ilk kez girdikleri gibi mescide girsinler. Ve yücelttiğiniz şeyleri darmadağın edip mahvetsinler.                                                                                                                                            

                                                                                                                                                                                           

Yoldan çıkan israiloğullarının şirk mescitlerinden bahseder Yüce Rabb'imiz. Demek ki ibadet için kullanılan yerler mescittir. Ama tabii ki her mescit İslam mescidi değildir. İslam’ın gerçek mescidi nasıl olur ayetlerden öğreniyoruz zaten Yüce Rabb’imiz işaretlerini veriyor. Mesela 9/10/,108,109 ayetleri gibi.                                                                                                                                         

 

*                                                         

18/21  Ve işte böyledir; tökezlettik/düşürdük/rastlattık onların üzerine; bilmeleri için ki Allah'ın vaadi hak/gerçek; ve doğrusu saat; yoktur şüphe onda; münazara ettikleri zaman kendi aralarında onların işlerini; öyle ki dediler: “Bina edin onların üstüne bir bina; Rableri bilir onlar hakkında; onların işine galip gelmiş kimseler dedi: “Mutlaka yaparız onların üzerine bir mescit16.”      

                                                                                                                                             

Kehf mağarası gençlerinin kıssası. Gençlerin kaldığı mağara üzerine ibadet edilelecek bir yapı kurulmasına karar vermişler o dönemde.

Konu hakkında İbrahim Esinlerin derslerini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Linkler aşağıdadır.

DERS 63      DERS 64      DERS 65       DERS 66      DERS 67       DERS 68






           Ayrıca kendisinin bu konu ile ilgili kitabı mevcuttur.

          Konu hakkında ki makalelerini de okumalıyız.

           MAKALE 1
           MAKALE 2
           MAKALE 3
           MAKALE 4
           MAKALE 5
           MAKALE 6 
           MAKALE 7
           MAKALE 8






*                                                

22/40  Kimseler; çıkarıldılar diyarlarından haksız yere; sadece ki derler: “Rabbimiz4 Allah'tır”; fakat olmasaydı defetmesi Allah'ın insanların bir kısmını onların bir kısmıyla; mutlak yıkılırdı manastırlar; ve kiliseler; ve salâtlar23; ve mescitler16; anılır orada Allah'ın ismi çokça; ve mutlak yardım eder Allah O’na (Allah’a) yardım eden kimseye; doğrusu Allah mutlak Kaviyy'dir72; Azîz'dir37.                                                                                                                    

                                                          

Sadece Rabb'imiz Allah'tır dediği için yurtlarından çıkarılan zulüm gören insanlardan bahseder Yüce Allah'ımız. Ve insanların bazılarını bazılarıyla savmasından söz eder. Görüldüğü gibi her zaman din İslam’dı ve adı ne olursa olsun Allah'a yönelme ilk uyarıcılar gönderildiği zamanlarda doğruydu. Manastır, kilise, havra ve mescitlerde yalnız Allah' yönelinilirdi. Aynı hak diniydi. Şu an değil tabii ki. Maalesef kilise ne ise, manastır ne ise cami de şuan şirk yuvasıdır. Hiçbirinin birbirinden farkı yoktur. Hepsi şirk içindedirler. Din adamı dedikleri insanlarda Allah’a çağırmazlar, kendi dinlerine çağırırlar.

Bu dönem de Allah’ın ayetinde bahsettiği dönemden aslında pek farkı yok. Birine yalnız Allah’a kul ol bak bu hadisler falan hepsi zandır. Zan haktan yana ortaya birşey koymaz. Onlara inanırsan İslam dinine inanmış olmassın. Allah’ın astından ilahlar edinmiş olursun gibi şeyler söyleyip Allah’ın ayetlerinde de örnekler verdiğimizde biz dinsiz oluyoruz. Nebiye inanmıyor oluyoruz. Biz öteleniyor, hor görülüyor, sapkın yolda olan oluyoruz. Allah’a çağıran yerine ateşe çağırana uymayı tercih ederek bizleri kerih görüyorlar. Hatta yalnız Kur’an inancını yaymaya çalışanların bazıları da tarikatlarca öldürülüyor. İsim vermeyeceğim.

Ama Allah’ın izni ile yalnız Kur’an diyenlerin sayısı artmaya devam ettiğini görmekteyiz. Rabb’imin dilediği olur.                                                                                                                       

*                                                

72/18  Ve doğrusu mescitler16* Allah içindir; öyle ki çağırmayın219 Allah ile birlikte birini220.                                                                                                                                                 

*Yüce Allah'ın mescitleri işaret etmesi sonrası çağrıyı/duayı işaret etmesi anlamlıdır. Vakitli salâtlar sonrası (sabah salâtı, akşam salâtı ve toplantı salâtı) beynin secdesi sonrası (fiziksel bir secde eşlik edebilir veya etmeyebilir) Yüce Allah'a dua etmek gereklidir.                                                                                                                                                                                 

Net bir şekile de Allah'ın emri kesindir. Mescit Allah içindir. Allah ile birlikte birini çağırmayın der. Zaten daha ezan dedikleri şeyde Allah'ın yanında başka isim anarlar, daha camiye girmeden kapıda veya içerde Allah'ın ismi yanında Muhammed, Ali v.s. başka isimler yazılıdır. İçerde Kur’an’dan başka her şey söylenir, ettikleri duada Allah’ın yanında isim/isimler anarlar. Hadis, sünnet gibi şeytan öğretileri öğretilir. Zaten çağrılan dinde İslam değildir hangi mezhebin camisi, cem evi v.s. ise onun dinidir. O mezhebi kim çıkardıysa o ilah edinilir(kabul etmeseler de, fark etmeseler de), onu ilah ettiklerini kabul etmeselerde sonuç değişmez. Yapılanlar şirk ibadetidir.  Ezan çalışmasında detaylar mevcuttur.



Ezan kısmında bahsettiğim herkesin de bildiği bu detayı sorgulayalım.                         

Kadınların camiye girmesi yasak yada giremez yada girmemeli yada başka bölümünde gelirler yada 

Cuma namazı erkekler için.                                                                                            

Değerli okuyucularımız ben zamanın da o kadar cami denen yere gittim. Sizler de belki gitmişsinizdir. Hiç kadın gördünüz mü. Ben görmedim.                                                                                                                                                                                   

Şimdi soralım bu dinde ki elemanlara, artık hangi dindelerse.



1- Sizin dininizde namaz sadece erkeklere mi dir?                                                                   

- Bizim dinimizde salat veya hiçbir ibadet te kadın erkek ayrımı yoktur.                                                                                                                                                                                   

2- Sizin dininiz de kadınlar ayrı erkekler ayrı yerde mi namaz kılarlar?                                      

-Bizim dinimizde kadın erkek aynı yerde salatlarını ikame ederler.                                                                                                                                                                                          

3-Sizin dininizde kadınlar toplu ibadet edilen yerlere giremez mi, yada girerlerse erkek-kadın ayrı mı olmalı ?                                                                                                                                        

-Bizim dinimizde kadınlarda toplu ibadet yerine girerler hiçbir ayırım olmadan.                                                                                                                                                                                     

4-Szin Cuma namazınız sadece erkeklere mi farz ? Bir bilgi üzerine misiniz? Yoksa Allah adına iftiramı uyduruyordunuz?                                                                                                                    

-Bizim toplantı salatımız kadın-erkek ayırmaz. Hepsi Allah'ın kuludur ve hepsi girecekleri sınav için Kur'an'dan sorumludur. Biz bilgi üzerineyiz, kitabımız dolayısıyla Rabb'imiz söyler.                                                                                                                                                                                    

5-Sizin dininizde kadınlara yapılan bu muamele ile 2. sınıf vatandaş mıdırlar? Değil diyorsanız bu ve buna benzer muameleleriniz nedir? Neye dayanarak bu şekilde hareket ediyorsunuz?  Açıklayıcı bir kitabınız mı var?      

-Bizim dinimizde kadın erkek eşittir. Cinsiyet farkının dinde önemi yoktur. Bir iki istisna dışında yapacakları, yapmayacakları, helal,  haram, ödül, ceza aynıdır. 


6-Daha çok sevap dediğiniz bazı şeylerden veya yapılması gereken bazı şeylerden sizin dininizde kadın muaf mı? Örnek Cuma namazınız, adetli iken Kur'an okumamak, oruç tutmamak.                                  

-Bizim dinimizde kadının muaf olduğu bir ibadet veya ibadet edemeyeceği bir zaman dilimi bulunmamaktadır.                                                                                                                                                                                         

7-Sizin dininizde Allah adına yalan uydurmak, Allah'a iftira atmak normal mi ? Yok değilse bu uydurduklarınız hangi dinde? Eğer İslam diyorsanız 7. şıkkın başını tekrar okuyun.                                                                            

-Bizim dinimizde Allah adına yalan uydurmak, Allah'a iftira atmak direk müşrikliktir, Allah'a şirk koşmaktır, zallimliktir, sapkınlıktır, aşağılıklıktır, yalancılıktır ve bilirler ki Allah'ın laneti onların üzerinedir. 


8-Neye inanırsanız o sizin dininizdir, istediğiniz kadar mezhebiniz, şahınız, şıhınız din değil deseniz de, kabul etmeseniz de bu dindir. Bu inandığınız şeyler İslam'da yoksa adı da İslam değildir.

-Bizim dinimizde Allah'ın bize seçtiği, kemale erdirdiği dinin ve Allah katında tek kabul edilecek dinin İslam olduğunun bilincindeyizdir. Kaynağımız Kur’an, yolumuz hak yoludur. Zanna değil hakka uyarız.



Bizim kitabınız KUR'AN ?                                                                    

Ya sizin ki? Bu inandıklarınız hangi kitapta yazıyor?                                                                   

Bizim dinimiz Yüce Allah'ımızın izni ile İSLAM dini.                                                                  

Ya sizin ki ? Bu inandıklarınız hangi din de var ?                                                                      

Bizim ilahımız tek Allah.                                                          

Ya sizin ki? Bu inandıklarınız hangi ilah diye kabul ettiklerinizin öğretileri? 





mescit   sjd      سجد      Sin-Cim-Dal                                                                                       

                                                                                                                                 

türevler :  l-mesacide, mesacide, l-mescidi, l-mesacidi, mescidin, lemescidun, velmescidi, ve mesacidu, l-mesacide, mesciden                                                          




AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR




4Efendi, komuta eden. 

5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).       

10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme. Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri döndürülür. 14Tarafın/hedefin belli edilmesi amaçlı yönelme.    

16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer.       

23Müminlerin her gün belirli vakitlerde (sabah ve akşam) yaptığı iki salât ve her hafta toplantı gününde yaptıkları salât. Salâtlar olarak çoğul  

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır.         Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

 36Şirk koşan. Şirk; ortaklaştırmak, ortak etmek. Yüce Allah hükmü (Kur'an) ile birlikte O'nun astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kutsal kitapların astından dinde hüküm koyucular edinmek. Kur'an'ın dışında dinde kitaplar edinmek.       

37Güç yetiren. 

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma. 

53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.      

72Kuvvetli.      

158Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer mescittir. Haram mescitse bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan mescittir.

219Dua etmek. Dua kelimesi Türkçeye de geçmiş bir kelimedir. Çağrıda bulunmak demektir. Yüce Allah'a her an, her durumda, her yerde çağrıda bulunabiliriz. Rabbimizle iletişime geçebiliriz. O'nu çağırıp isteklerimizi arz ederiz. Dua etmek için özel ritüellere gerek yoktur. Yüce Allah insana şah damarından daha yakındır. Kuluna bir Planck mesafesinden (1.6x10-35 metre) daha yakındır. Ancak şirk içermeyen dualar/çağrılar Yüce Allah'a yükselir. Sadece Kur'an demeyen, Kur'an'ın astından tamamı zan içeren söylentilere/hadislere tabi olarak şirk günahını işleyenlerin çağrıları Yüce Allah'ın katına ulaşmaz. Ancak tek tanrıcıların çağrıları Yüce Allah'a ulaşır. Sadece Kur'an diyenlerin; Kur'an bize yeter diyenlerin. Beynin secde etmesi sonrası yapılan duanın/çağrının Yüce Allah tarafından kabul buyrulması daha olasıdır. Bu nedenle müminlere vakitli olarak emredilen sabah-akşam salâtları ve toplantı salâtı yani Kur'an dersleri bitiminde yapılan beynin secdesi sonrası (fiziksel secde de beynin secdesine eşlik edebilir veya etmeyebilir) Yüce Allah'a çağrıda bulunmak en güzel dua zamanıdır. Ancak beynin secde ettiği her yer ve zamanda da dua edilmesi, Rabbimize çağrıda bulunulması kulun kendisi için hayırlı olacaktır.     

220Dua sadece Yüce Allah'a yapılır. Çağrıda/duada Yüce Allah'ın adı haricinde kimseye aracılık yapması için çağrıda asla bulunulmaz. 'Yüzü suyu hürmetine' gibi şeyler söylemek tamamen şirktir. Sadece tayyib/güzel sözler ona ulaşır. Tamamı zan olan söylenti/hadis kitaplarına uyup da "şöyle yaparsan dua kabul olur, şu zamanda dua edersen dua kabul olur, şu şeyi şu kadar tekrar edersen duan kabul olur" gibi sözlerin tamamı şirktir. Dua yani Yüce Allah'a çağrı beyinle yapılır. Beynin secdesi sonrası yapılan çağrı/dua Rabbimize ulaşır. Dualara/çağrılara çokça karşılık veren Rabbimiz mutlak ki dualarımızı kabul eder. Önemli olan duanın şirk içermemesidir. 





EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder