BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
İslam dininde kabir azabı yani kabirde azap görmek diye bir
şey asla yoktur. Kabir azabının olduğuna dair bir ayet bulunmamaktadır. Kabir
azabına inanmak ahirete inanmamaktır, Allah’a iftira atmaktır, Allah adına
yalan uydurmaktır ki bunlardan biri bile müşrik olmaya yol açar. Başka yerlerde
de belirttiğim gibi ahirete inanmak sadece öldükten sonra dirilmeye, hesap
görüleceğine inanmak demek değil, Yüce Rabb'imizin ahiret ile ilgili bizlere öğrettiği
şeylere, öğrettiği şekilde inanmaktır. Olmayan bir kabir azabına inanç, ahirete
inanmaktır. Çünkü anlatılan doğruya inanmamaktır. Kendi yanından Allah adına hiçbir
bilgiye dayanmadan, zanna inanarak Allah adına yalan söylemektir. Bazı ayetlere
inanıp bazılarını inkar etmektir, ayetleri eğip bükerek Kur’an’a kendi inancını
söyletmeye çalışmaktır, haşa Allah'a Allah'ın dinini öğretmeye çalışmaktır.
Aynı kulun kula şefaat edeceğine inanmak gibi. Arada fark yoktur. Her ikisi de
şirk koşmaktır, her ikiside ahirete inanmamaktır ve her ikisi de yukarda
belirttiğim şeyleri yapmaktır. Şefaati de Yüce Rabb'im izin verirse inceliycez.
Biliyorum küçüklükten beri bir çok hurafelerle büyüdük ve
bu da bunlardan bir tanesi. Hadis kaynaklı, israiliyat kaynaklı insanı müşrik
yapan Kur’an ile alakası olmayan saçmalıklardan bir tanesidir. Hatta bu
saçmalığı detaylandırmışlar da. Kabir azabının nedeni üstüne çiş bulaşması gibi
kabirde münker ve nekir melekleri (Kur’an’da yok) sual soracağı gibi v.s. saçmalıklarla
kendi sapkın inançlarını, İslam’la alakası olmayan dinlerini İslam’ın içine
yerleştirmeye inanalara şirk koşmaya, kendilerinden yapmaya gayret göstermişler
ve büyük oranda da başarılı olmuşlardır.
Kabirde geçirilen süre uyku zamanı gibidir. Uykuda nasıl 10
saat de uyusan da zamandan haberin olmaz uykuya daldığın ile kalktığın zaman
arası sanki göz açıp kapama zamanı
gibidir. Veya komada olan birinin bilinci kapalı olur 20 sene sonra uyanır ve o
geçen 20 sene onun için yoktur, yaşanmamıştır, sanki yeni yatıp uyanmış
gibidir.
Yüce Rabb'im o saat belki çok yakındır der ya ayetinde, hem
Rabb'imizin arşında ki zaman ile dünya zamanı aynı olmadığından hem de kabirde
geçen zamandan haberimiz olmayacağı içindir. Saat'in (kıyamet) geleceği günü
beklemeye gerek yoktur. Çünkü herkes için öldüğü gün saat başlar. Her kesin
kendi saati öldüğü gündür. Öldükten 1 saat sonra evren yok olsa da 1 milyon yıl
sonra yok olsa da kabirdeki için bir şey değişmez, farkındalığı yoktur, bir
nevi uyku halindedir.
*Saat Kur’an’da herşeyin yol olacağı zamandır.
*Kıyamet Kur’an’da saat sonrası hesap için dirileceğimiz/dirildiğimiz zamandır.
33/63 İnsanlar sana Sa'at'ten soruyorlar. De ki:
"Onun bilgisi yalnızca Allah'ın yanındadır. Ne bilirsin belki de o Sa'at
yaklaşmıştır.
70/4 Melekler
ve ruh, miktarı elli bin yıl olan bir günde O'na yükselir.
22/47 Ve senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar.
Oysa Allah, sözünden asla dönmez. Kuşkusuz Rabb'ine göre bir gün, sizin saydıklarınızdan
bin yıl gibidir.
30/55 Kıyametin koptuğu gün, mücrimler dünyada bir
saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı.
22/47 Ve
senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar. Oysa Allah, sözünden asla dönmez.
Kuşkusuz Rabb'ine göre bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.
Konu özelinde böyle bir azabın, kabir azabının olmadığına
dair ayetlerimizi ve bu sapkın inanca inanlarında kabir azabı var işte bu
ayette yazar dediği yamulttukları ayetleri Yüce Rabb'imizin izniyle ve
inşaallah furkan nasip etmesiyle detaylıca incelemeye çalışalım.
*
9/101 Çevrenizdeki
Bedevi Araplardan münafık olanlar vardır. Ve Medine halkından da nifakta ileri
gidenler vardır. Sen onları bilemezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa
azap edeceğiz. Sonra onlar, daha büyük azaba uğratılacaklardır.
Aha bak işte 2 defa azap edecez diyor işte kabir azabı bu
::))
İki defa azap edeceğiz kelimesini dünya bir, kabir bir
şeklinde yorumlarlar ki bu asla doğru bir yorum değildir. Yüce Rabb'imiz zaten burada
kabir azabından bahsetmez. Kabir azabı, kabir v.s. hiçbir işaret yoktur. İki
defayı görünce İslam dininde olmayanlar Kur’an ayetine kendi inançlarını
söylettirmeye çalışmaktan başka bir şey değildir bu ayetten kabir azabı var
çıkarımları.
9/126 Kendilerinin yılda
bir iki defa sınandıklarını görmüyorlar mı? Yine de tevbe edip öğüt almıyorlar!
Dünyada bir den fazla azap göreceğimizi bildirir Rabb'imiz.
Yüce Rabb’im dünyada bir azaptan sonra üstüne bir azap daha
verebilir veya dünyada türlü türlü azap verecek olduğunu kastetmiştir. Hesap
görüldükten sonra ahirette azap görecekler ki bu işte büyük azap budur. Hem
süre bakımından hem de azabın şiddeti bakımından sonraki büyük azap budur.
Cehennem azabını incelerseniz az çok fikriniz oluşur nasıl bir azap olacağı ile
ilgili.
Dünyada iken azap
üstüne azap veya türlü türlü azap
görecekleri de yazmıyor, aynı kabir azabı yazmadığı gibi sen bunu nerden
çıkardın diye bir soru aklıllara gelebilir.
Bunun cevabını bu çalışmada bulacaksınız. Kur’an’ın
bütünlüğüne bakıldığında insanın kabirde bir azap görmesi asla söz konusu
değildir ki zaten kabirde açık bir benlikle yaşam süreci yoktur. Zaten
mantıksızdır da. Yalnız Kur’an demeden de bu bana mantıksız geliyordu. Aklıma
hep kıyamet kopacağı gün ölen ve 1 milyon yıl önce ölen birinin nasıl bir
adaletle kabir azabı göreceği soruma zaten yanıt alamamıştım.
Kal dı ki zaten hesap görmeden, inanan, inanmayan
ayrılmadan, davalı, davacı olunmadan, Yüce Rabb’im hükmünü vermeden birine azap
edilmesi haşa Yüce Allah’ın adaletini ve ilahlığını sorgulamamıza neden olacak
bir davranışın sonucu olacaktır.
Bu son cümleyi de biraz açayım. Allah hükmü ben vericem
diyor, ee kabirde azap göreceksek hükmü kim verdi, daha alacak verecek olmadı,
neyin cezasını çekicez. Peki Allah hüküm vermeden bir ceza olacaksa Allah’ın
ayetlerinden şüphe ederim, ayrıca Allah’ın iradesi dışında gelişen bir olay
olduğu anlaşılıyor Yüce Rabb’imin ilahlığını sorgularım. Eğer bir kabir azabı
olsaydı.
Bunları yazmak zorundaydım konuyu iyi izah etmek için. Rabb’ime karşı yanlış bir şey söylediysem beni affetmesini umarım. Sizlerden de özür dilerim.
*
3/185 Her bir nefis201 tadıcıdır ölümü; ve ancak ki tamamlanır ecirleriniz/karşılıklarınız kıyamet günü148; öyle ki kim itilip uzaklaştırıldı ateşten; ve sokuldu cennete; öyle ki muhakkak başardı (o); ve değildir dünya hayatı aldatan/illüzyon* (bir) meta54 dışında.
Bir çok ayette olduğu gibi bu ayette de ceza veya ödül hesap görmeden sonra olacaktır. Nefs ölümü tadıyor yani ölüyor, kıyamet günü (kıyam ayağa kalma/dirilme günü) ecirler/karşılıklar veriliyor, yani hesap görülüyor. Kimi ateşten uzaklaştırılıyor kimi de ateşe sunuluyor. Ateşe atılanlar dünya hayatı ile aldananlar yani sınavını geçemeyenler oluyor.
Konumu ile bağlantısı şu şekildedir. Hesap görücü yalnız Allah'tır. Hesabı Allah görecek, görecek ki kimse en ufak bir haksızlığa uğratılmasın. Bu hesap görme sonrası karşılıklar, kişinin yaptığı veya yapması gerekirken yapmadığı şeylere göre en adaletli şekilde verilecek. Sonrası işte azap hak edildi ise azap görülecektir.
Allah bunu söylerken, Yüce Allah'a inat Allah hesap görmeden bilmem kim melek gelecek soru soracak, yok onları da Allah gönderdi diye saçmalayıp duruyorlar. Bu bizzat Yüce Allah'a iftiradır. Allah'ın ilahlığına, hükmetmesine, adaletine, merhametine, kelamlarına, dinine hakarettir, yalanlamadır, iftiradır, küfürdür. Ayetleri değiştirmek, örtmek, gerçeği yalanlamaktır.
Bu net ve kesin şirktir.
Not: Bu şirk günahını o kadar kapsamlaştırmışlar ki, İslam'la alakası olmayan o kadar çok şey uydurmuşlar ki inanılmaz yani. Kabirde sözde görülecek azapların muhteviyatından tutunda sözde gelecek meleklerin isimlerinden tutun da bu azaba maruz kalmamak için yapılacaklara kadar. İnanılmaz.
*
10/45 Onları toplayacağımız gün; dünyada, ancak
birbirleri ile tanışabilecekleri kadar kısa olan, gündüzün bir saati kadar
yaşamış gibi gelecek kendilerine. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp, doğru yola
yönelmemiş olanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır.
30/55 Kıyametin koptuğu gün, mücrimler dünyada bir
saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı.
Not :
İlginç bulduğum bir noktayı paylaşmak isterim. Dünya hayatının bir saat kadar
olduğunu sanacak olanları yazan ayetlerden bir tanesi hariç 79/46 hariç diğer
tüm ayetlerde inanmayanları, suçluları v.s. İşaret ederek gelir. Şu ayetlerde;
10/45 - 20/103,104 - 23/112,114 - 30/55 - 46/35. Kurandan bakınız.
Not kısmımdaki çıkarımıma istinaden dünya hayatına
hevalarına dalıp sadece dünya ile uğraşanlara sanırım dünya hayatı daha hızlı geçecektir
diye algıladım, herkese aynı gelmeside oldukça mantıklıdır. Tabii en doğrusunu
Yüce Allah bilir.
Tüm dünya yaşamı, dünyadaki hesaba göre bir günün bir saati
kadar gelecekmiş insanlara. Sa'at (evrenin yok olması) sonrası kıyamet (kıyam,
ayağa kalma, dirilme) günü gelecek. Yani izin günü, yani, hesap günü, yani din
günü gelecek. Ölüm ile dirilme günü arasında bir hesap, azap yoktur. Kabirde
zaten hesap olsa dirilmede olmalıdır. Böyle bir dirilme veya dünyadaki ölüm ile
hesap günü diriltilme arasında hiçbir ayette belirtilmez. Ayrıca biri kabirde
azap görse bunu unutabilir mi? Dünya yaşamı 1 saat gibi gelebilir mi? Cehennem ehli, cennet ehli gibi bir takım
kimselerin konuşmalarını bize bildiren Rabb’imiz bu konuşmalarda eğer olsaydı
bunu da bildirmez miydi, bunu da örneklemez miydi? Akledelim. Bu konuşmaları
gaypdan bildirir bizlere. Ya henüz yaşanmadı onları bildiriyor yada tüm bunları
yaşadık ve bu yaşadığımızın yansımasını bir film gibi tekrar yaşıyoruz diye
düşünüyorum. Detaylı bir konu ama araştırmak isterim elimden geldiğince Rabb’im
nasip ettiğince.
Kabirde göreceği kısa bir süre azap bile (eğer olsaydı) çok
uzun gelmez miydi. Mesela insanın dişi ağrısa dişini tedavi ettirene kadar
birkaç saat bile geçse kendisine çok uzun bir zaman geçti diye gelmez mi,
çektiği acı nedeniyle. Bunu unutur muydu. Bir düşünün.
*
22/6 İşte Hakk olan Allah budur. O, ölüleri diriltir. Ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
22/7 Kuşkusuz
o Sa'at gelecektir. Onun geleceği kesindir. Ve Allah, kabirlerde olanları
diriltecektir.
Evet. Her şeyin yok olacağı gün kesinlikle gelecektir, bu Rabb'imizin sözdür, kesindir şüphe yoktur. Ve kabirlerde olanlar dirilteceklerdir. Ne demek bu? Kabirde olanlar ölüdür demek, kabirde olan yaşamıyor demek, ölen ölü kalır diriltecekleri güne kadar demek, kabirde herhangi bir dirilme, yaşam veya azap yok demek. Ayet bu kadar açık ve nettir. Kabirde herhangi bir diriltme söz konusu olmadığı gibi, azap da söz konusu değildir. Ölen ölü kalır, taki Yüce Rabb'imiz tüm evreni yok edip bizleri diriltene kadar.
Ayrıca Yüce Allah tüm ölüleri diriltecektir. Ama bu ayette kabirlerde olanlar dirilecektir der. Bu ne demek. Sadece gömülenler mi dirilecek ? Denizde boğulan, yakılan, uzayda ölen, ödürülüpde bir inşaatın betonuna gömülen, hayvanlar tarafından yenen v.s. diriltilmeyecek mi? Elbette hayır. İstisnasız jer kez dirilecek ve hesap verecek.
Anlarız ki bu kabir bizim bildiğimiz kabir değil. Dünyadaki mezar değil. Allah katında muhtemelen de uyku halindeki bilinçlerimizin tutulduğu yerdir.
82/4 Kabirler alt
üst edildiği zaman,
82/5 Herkes yaptığını ve yapmadığını bilecek.
Aynı zamanda bu iki ayetten de asıl kabir denen yerin Yüce Allah'ın belirlediği, dünya ile ilgii olmayan bir yer olduğunu açıkça anlarız. Her kezsin hesap göreceğini söyleyen Yüce Allah kabirler alt üst edildiğinde, yani insanlar kabirlerinden bir çekirge sürüsü gibi çıkıp etrafa dağıldıklarında artık hesap vaktinin geldiğini ve istisnasız hesap görüleceğini bildirir. Dünyada kabire konmayan hesaptan muaf mı olacak? Elbette hayır. Demek ki bu bizim bildiğimiz kabir değil.
*
32/21 Onlara, büyük azaptan önce, daha yakın olan
azaptan tattıracağız. Belki dönerler.
Büyük azap hesap görülüp herkese karşılığı verildikten
sonra suçluların hak ettikleri ahiretteki azaplarıdır bundan şüphe yoktur.
Ahiretteki azap tüm azaplardan daha şiddetli ve kalıcı olacaktır. Daha yakın
olan ise dünyada Allah'ın vereceği zorluklar, musibetler, acılar v.s dir.
11/99 Bu dünyada da Kıyamet Günü'nde de lanete uğratıldılar. Paylarına düşen ne
kötü bir paydır.
Belki dönerlerden bu azabın dünyada ki azap olduğunu anlıyoruz. Çünkü insanlar dünyadayken ya inanır yada inanmaz. İnanmayanların dönebilme şansı kendi ölümlerine kadardır. Öldüklerinde ya canları Müslüman olarak alınır yada Müslüman olmadılarsa Müslüman olmamış şekilde canları alınır. Hayattayken doğru yola yönelmedikten sonra ölüm geldiğinde iş işten geçer. Hatta ölümün geldiği anlaşıldığı bir durumda, o anda Müslüman olmak insana fayda vermeyebilir. O anda Allah'ı birlemek, tüm hayatı boyunca nankörlük ettiğinden dolayı Allah tarafından kabul edilmeyebilir. Firavun örneğinde olduğu gibi..
10/90 İsrailoğulları'nı
denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlık ve düşmanlıkla onların peşlerine
düştüler. Boğulmak üzereyken: İsrailoğulları'nın
iman ettiği ilahtan başka ilah olmadığına iman ettim ve ben de
Müslümanlardanım. dedi.
10/91 "Şimdi
mi? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun."
10/92 "Kendinden sonrakilere bir ayet olman için, bugün senin cansız bedenini kurtaracağız." Gerçekte ise insanların çoğu ayetlerimizi umursamıyorlar.
*
35/22 Dirilerle
ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene duyurur. Sen kabirlerde
olanlara asla duyuramazsın.
Bu ayet üzerinde düşünürken;
Dünyadayken kabire sesleniliyor da onlar kabirde olduğundan
duymuyorlar diye bir yorum gelebilir ama ayet dikkatli okunduğunda kabirdeki
neden duymaz yazıyor, ölü olduğu için. Ölü duyar mı. Ölü ölüdür. Hesap günü
diriltilecektir. Tabii Allah kabir diye bize bildirdiği yer nasıl bir yerdir
(mezar olarak düşünmek yanlış olur), bizi nerde tutar, hangi formda tutar yada
sadece ruh veya sadece benlik olarak mı tutar bilemeyiz, o bilgiden bize
verilmemiş, yada ben vakıf değilsem de bilen var ise söylesin.
Yalnız bu konuda şunu söyleyebilirim;
Yüce Allah’ımızın Dirilme gününde parmak uçlarına kadar
tekrar bir araya getirmeye gücümün yetmeyeceğini mi sanıyorlar demesinden ve
kemiklere et giydiririz işaretlerinden vücut formunda olarak tutulmadığımızı
anlıyorum.
En doğrusunu Yüce Allah bilir.
Bu ayet kabirde olanın dünya ile ilişkisinin kesildiğine
delildir. Net ve kesindir ki ölene kadar ne yaptıysan ölünce onunla kalırsın.
Hesap günü bu yaptıklarınla hesaba çekilirsin. Müslüman
olarak öldün yada Müslüman olmadan ölmedin, mümin yada müşrik öldün. İş işten
geçmiştir. Ayrıca Kur’an’ın ölülere okunmasının anlamsız olduğuna kanıttır.
Çünkü Kur’an zikirdir/öğüttür. Ölüler duymaz. Duyduğunu varsaysak bile artık
onlar için iş işten geçmiştir. Arkasından onlara Kur’an okumak onlara bir fayda
sağlamaz. Kur’an’da ölülere Kur’an okunmaz denmez fakat bu ve bunun gibi
ayetlerle anlarız ki (başkada var) ölmüş insana Kur’an okumanın bir fayda
sağlamadığıdır. Bunu din haline getirmek İslam harici başka dine uymak olur. Kur’an’ı
anlamadığın dilde okumakta öşlere okumakta bence aynıdır. Ölüler duymaz, sen
duyarsın ama anlamazsın arada fark yok.
Zaten Kur’an’ı insan, anlayacağı dilde okumalı ve anlamalıdır. Dinde bir
başkası başkasının adına bir ibadet edip de hasıl olan sevabı ona verebileceği
hakkında bir ayet görmedim diride olsa ölüde. Kaldı ki Kur’an zaten yaşayanlar
için öğüt, hatırlatma, aydınlanma, hakka ileten bir nur kaynağıdır. İslam
dünyası Kur’an’ı hayatın içine almak, tüm yaşamı Kur’an’daki vahye göre yaşamak
(takva) yerine ölülerin arkasından okunan bir ölü kitabı, duvarda duran bir süs
aracı haline getirmiştir.
Kur’an’ı kendi dilinde anlayarak okuyan pek yoktur. Varsa
da saçma sapan hadislere göre uydurulmaya çalışılan Kur’an meallerinin içinde
boğulur insanlar. Kur’an’ı anlayarak okumak yerine aman bel altında durmasın,
aman üstüne bir şey koyma, sen Arapça oku her harfi bilmem ne kadar sevap, sen Arapça
oku Allah senin kalbine Kur’an’ı indirir (bunu bir sorum üzerine bizzat cami
papazı bana söyledi) gibi saçmalıklarla insanı başka yönlere
yönlendirirler.
Kur’an kağıt ve mürekkepten ibaret değildir. Kur’an
kalplere hitap eder. Eder ederde okuduğunu anlarsan eder.
Örneğin içinde kanser tedavisi olan İngilizce bir metin
okuyorsun. Ama anlamını bilmiyorsun anladığın dilde çevirmiyorsun. 40 sene
boyunca okuyorsun ve bir gün kansere yakalanıyorsun. Anlamadan okuduğun ve
kanserin tedavisi yazlı metin sana fayda sağlar mı? Anladığın dilden okursa
faydalı olur. Yukarda parantez içinde altı çizili yazdığım başımdan geçen olayı
anlatayım.
Bundan yıllar evvel bir cami papazına (henüz Kur’an
çalışmıyorken bunların bir şey bildiğini zannederek ve din tüccarı olduklarını
idrak etmeden önce) sorduğum soru şuydu. Kur’an’ı Arapçamı okumalıyız, Türkçe
mi, hangisi daha sevap olur, hangisi daha iyi olur diye sordum. O da bana Arapça
okumanın daha iyi olacağını söyledi. Dedim ki Arapça bilmiyorum, öğrenmeye de niyetim
yok, sorumluluğumun da olduğunu sanmıyorum. Arapça okuyunca Allah'ın bana
anlattıklarını nasıl öğrenicem ? Arapça okuyunca Allah'ın kalbimize onu
indireceği gibi bir şey söyledi, yani Arapça okuyunca bir şekilde
anlayacakmışız Yüce Allah’ın emirlerini. (Şu an Kur’an’dan anladığıma tamamen
ters bir cevap) Bende ona şunu sordum eşimin annesi yaklaşık 65/70 senedir Arapça
okuyor. Peygamberin ismini sordum bilemedi (gerçekten bilemedi), ilmihali Kur’an’dan
daha büyük, önemli ve asıl kitabımız zannediyor (buda kesinlikle yaşandı) bu
nasıl oldu o zaman dedim. Bir süre bakıştık, olay kaldı öyle.
Bu satırlarımı okuyanlara tavsiyemdir, sözlerine hadis,
sünnet gibi uydurmasyonları karıştırmayan sayılı birkaç kişi var, onların
meallerinden okuyunuz, eğer kendiniz çeviremiyorsanız. Eğer çeviren kişi hadis,
sünnet diyorsa bilin ki Kur’an’ı bu zan inançlarına uydurarak çevirirler.
İncelediğim ve emin olduğum şu anda çevirisi olan değerli Erhan Aktaş abimizin
meallini gönül rahatlıhıyla okuyabilirsiniz (tam inceleme yapıldı). Edip
Yükselin meali de iyidir, okuyabilirsiniz (tam inceleme yapılmadı). Sonia
Cihangir çevirileride iyidir (tam inceleme yapılmadı)
Ve şu an 11/10/2024 itibariyle çevirisi devam eden benim
gözümü açmama vesile olan, Kur’an’ı tam anlamıyla çeviren, kimsenin görmediği
yerlerden ayetleri görebilen çok sevdiğim Prf.Dr.İbrahim Esinler hocamın (tüp
bebek uzmanıdır kendisi ondan hocam diyorum) çevirisini okuyabilirsiniz. Henüz
devam eden çeviri, internet siteleri ve dersleri için blog sayfasının en altında
ve çalışmalarımızın farklı yerlerinden linklerine ulaşabilirsiniz. Erhan Aktaş, Edip Yüksel ve Sonia Cihangir videolarına
youtube dan ulaşabilirsiniz. Bu abilerimizin ve ablamızın da çok değerli
paylaşımları mevcuttur.
Sadece Kur’an deyip, hakketen sadece Kur’an diyen başka kimseye
rastlayamadım. Yoktur demiyorum, karşıma çıkmamış olabilir. Elbette olabilir.Çevirilerine
videolarına bakarak net karar verdiğim isimlerdir bunlar yalnız Kur’an diyen.
Çıkarsa detaylı bakıp karar vermeye gayret gösteririm.
Fakat bu üç isime şahsım adına an itibariyle YALNIZCA KURAN
dedikleri kapsamında kefilim. Erhan ve Edip abi ve Sonia abla. Bu 3 değerli
isimin genelde tüm görüşlerine katılmakla beraber katılmadığım yerler vardır.
Ama bu katılmadığım yerler diğer hacı, hoca tayfasının insanı dinden çıkarıp
şirke sokacak nitelikte asla değildir yanlış anlaşılmasın.
Fakat şu an tüm görüşlerine katıldığım tek isim İbrahim
Esinlerdir. İbrahim hocaya sadece Yalnızca Kur’an dediğine ve de tüm
görüşlerine şahsım adına kefilim. Tabii ki ilmim yettiği kadar katılabilirim
kendisi benim çok üstümde bir bilgiye sahiptir.
*
36/51 Sur'a üflenmiştir! İşte o zaman onlar,
kabirlerinden Rabb'lerine akın ederler.
36/52 "Eyvah bize! Yattığımız yerden bizi kim
kaldırdı? Bu Rahman'ın uyardığı şeydir. Resuller doğru söylemişler." dediler.
36/53 Sadece tek bir sayha! İşte o zaman onların
tamamı huzurumuza getirilirler.
36/54 Artık bugün kişi, hiçbir haksızlık görmeyecek.
Sadece yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.
39/68 Sur'a üflenmiş, Allah'ın dilediği hariç
göklerde ve yerde olanlar çarpılıp yıkılıvermiştir. Sonra ona bir kez daha
üfürüldüğü zaman onlar kalkarak bakınırlar.
İlk sura üfleniş her şey yok olacaktır. 36/51 İkinci sura üflenişte ise herkes kabirlerinden çıkıp Rabb'lerinin huzurunda toplanacaktır. Bu ikisi arasında herhangi bir diriliş, yaşayış yada azap olduğu hakkında bir kanıt, belge, ayet yoktur. Zaten diriliş sonrası hesap görüleceği de ayetlerden net anlaşılır. Adaleti tam ve doğru olan Yüce Allah’ın hesap öncesi yani kabirde henüz hesap görmeden kullarına azap edeceği düşünülemez suçlu olsalar da olmasalarda. Bunun bir de tabii ki suçlu olmayan kesimi var. Kabir azabına inan ve bunu hak ettiğini düşünen insan eğer kabirde azap görecek ise bu azaba muhatap olmayanlara da ödül verilmesi gerekir. Azap görmemek bunların ödülü diye düşünülebilir ama bu ödül değildir. Sadece ceza almamasıdır, ödül bunun neresinde. Cennet ve cehennem Kur’an’da bize bu şekilde mi anlatıldı ki kabir bu şekilde olsun. Ayrıca bu kabirden kalkıp da Rabb'lerine koşan insanların kabri dünyada ki kabir değildir. Her ölen kişinin dünyada mezara gömülmediği gibi dirilişinde evrenin yok olduktan sonra yani yer başka yerle gök başka yer ile değiştirildikten sonra olduğunu öğretir Yüce Rabb'imiz. Demek ki Allah katında veya Yüce Allah'ın belirlediği bir yerde olacaktır bu kabir. Bu kabir dünyada bildiğimiz kabir değildir.
14/48 O gün değiştirilir yer başka yere ve gökler de gelirler Allah'ın huzuruna tek (olan), kahhar (olan)
36/52 Eyvah bize yattığımız yerden bizi kim
kaldırdı.Yattıkları yer kabir yani kabirde yatıyorlar. Burada tüm insanlıktan
bahseder. Hani nerde kabir azabı, yatıyormuşuz ya kabirde işte. 36/53 Rabb'imizin huzuruna kabirden kalkıp
geldik. Hesabımız görülecek. 36/54 İşte Allah'ın huzurunda hesap görülecek,
haksızlıkta görmüycez. Ne yaptıysak karşılığını zerre haksızlık edilmeden Yüce
Rabb'imiz bize verecek. Peki kabirde azap varsa nasıl olacak. Orda insanlar
neden azap gördü, azap görmeyenin ödülü nerede. Kabir azabı diye sallayanlar
sanırım bu detayı atlamışlar. 1 milyon yıl önce ölüp kabirde azap gören ile
Saat zamanında evren yok olunca ölüpde kabir hayatı geçirmeyecek olana
haksızlık olmadı mı. kabirde azap görüyosak ahirette neden hesap görülecek. İkisinin
hesabı ayrı mı olacak? Eğer olacaksa Yüce Rabb’imiz bu detayı haşa kitabında bahsetmeyi
mi unuttu. Hani Allah'ın huzurunda hesap görülecekti böyle dedi Rabb’imiz, sizin
kabirde Allah’ın huzuruna çıkma var mı, hani hesap görüldükten sonra azap
görülecekti, kabirde Allah'ın huzuruna mı çıktık. Hesabı görücek Allah hesap
görülmeden mi kullara kabirde azap görmesine müsaade edecek yada bizzat izin
verecek. Buna inanan Allah'ın adaletli olmadığına da inamış demektir.
Kabir azabının uydurma olduğuna delil olan bir ayet.
*
39/26 Allah, onlara dünya hayatında zilleti
tattırdı. Ahiret azabı elbette daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı.
Dünya ve ahiret, ödül ve ceza. Arada herhangi bir ödül,
ceza, yaşam veya dirilme yoktur. Sadece dünyada ve sonrasında ahirette.
*
40/11 Dediler ki: "Rabb'imiz! Bizi iki kez
öldürdün, iki kez dirilttin. Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan
kurtulmanın bir yolu var mı?"
2/28 Nasıl
kâfirlik yaparsınız (gerçeği yalanlayarak nankörlük edersiniz) Allah'a, siz
ölüler iken sonra O sizi diriltti, sonra O öldürecek sonra O diriltecek, sonra
O'na döndürüleceksiniz.
44/56 Tatmazlar orada ölüm başka ilk ölümden ve
onları korur azabından cehennem.
22/66 Ve size hayat veren, sonra sizi öldürecek
olan, sonra da sizi diriltecek olan O'dur. İnsan gerçekten çok nankördür.
37/58 "Biz artık bir daha ölmeyeceğiz, öyle
değil mi?"
37/59 "İlk ölümümüzden başka ölüm görmeyecek,
azaba uğratılacaklar da olmayacağız."
30/40 O Allah ki, sizi yaratan, sonra sizi yaşatan, sonra sizi öldüren, sonra sizi diriltendir. Ortak koştuklarınızdan bunları yapacak olan var mı? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir, yüceler yücesidir.
Açıklamamı dikkatlice okumanızı, ayet no verdiğim yerde ayete
dönüp o ayet, okumanızı ve Aklederek anlamaya çalışmanızı önemle rica ederim.
Sonrasında da aşağıdaki linke tıklayıp okumanızı rica ederim.
Bu iki ölüm ve iki dirilme şu şekildedir. İlk ölüm diriyken
ölmek değil yokken ölü olmaktır. 2/28 -
22/66. Yaratılmamış önceki halimiz ilk ölüm. İlk yaratılma ilk dirilme.
Dünyadaki ölüm ikinci ölüm, ahiretteki dirilmede 2.dirilmedir.
2/28 ayetinde de 22/66 ayetinde de bunu açık şekilde görürüz zaten. 2/28 sizi ölüler iken diriltti kelimesi ve 22/66 da da ve size hayat veren kelimesinden de hayat verildiğine göre öncesinde hayatta değiliz net anlaşılır. Ayrıca 30/40 ayetinde de sizi yaratan sonra sizi yaşatan ibaresinden de ilk dirilmenin ilk yaratılış olduğunu net anlarız.
İlk yaratma, yoktan var etme de diyebiliriz yani atomlarımız dağınık halde iken ölü idik. Atomlarımız birleşti yaratıldık dirildik dünyaya geldik. İlk ölüm ve dirilme bu şekildedir. Sonrasında dünyada öldük ve gözümüzü ahirette hesap göreceğimiz gün açtık. 2. ölüm ve dirilmede budur.
Ayrıca 44/56 - 37/58 - 37/59 ayetlerinden de ikinci
dirilişten sonra ölüm olmadığı net anlaşılır. 37/59 da bahsedilen gördükleri
ilk ölüm de hayattayken öldükleri için tek ölüm gördüler, Yüce Rabb'imizin ilk
ölüm diye bize anlattığı şekilde hayattayken bir ölüm söz konusu olmadığından
haberimiz yoktu zaten. Allah bize öğretmese zaten de bilemezdik. Rabb'im
yarattıklarının hepsine nasip etmediğini bizlere insanlara nasip etmiş bizi
yaratılışımıza tanık tutmuştur. Benim anladığımla İbrahim Esinlerin anladığı
aynı şeydir. Zaten hadis uydurmasyonlarını bırakıp, kendi inançlarını Kur’an’a
söylettirmeye çalışmayan yalnızca Kur’an diyen, Kur’an’ı Kur’an ile açıklamaya,
anlamaya gayret gösteren birisi aynı kanaate varacaktır. İbrahim Hocamızın
detaylı incelemesini paylaşıyorum. Konu daha iyi anlaşılacaktır. Allah razı
olsun çok güzel izah etmiş her zaman ki gibi.
Dünya hayatından ahiret hayatına geçiş
ölümünden (ki bu ölümü tadarlar) başka hiçbir ölüm tatmayacaklardır.
Yani ahirette süresiz şekilde ve ölümsüz olarak yaşayacaktır. Kâfirler
de bir daha ölüm tatmayacaklardır. Onlar da cehennemde ölümü
dileyeceklerdir ancak asla ölemeyeceklerdir. Her yandan ölüm gelmesine
rağmen, ölmelerine izin verilmez/hükmedilmez.
Cennette olanlar istedikleri şeylerin içinde olacaklarından
cennetten çıkmak istememelerine rağmen cehennemde olanlar ise oradan çıkmak
istemelerine rağmen oraya geri döndürülerek, Yüce Rabb’imin dediği gibi deve
iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyecekler. Cennete girememe demek
cehennemde olma demektir. Ahirette 2 yerden birinde olacağız. Zaten bir yere
gidip te oradan diğer yere geçme diye bir şey Kur’an’a göre mümkün değildir.
Cennete giden cennette, cehenneme giden cehennemde süresiz kalacaktır.
Ben cehenneme gider günahlarım kadar yanar oradan cennete
girerim diye düşünen varsa büyük hayal kırıklığına uğrar. Hatta bunu din olarak
kabul ederse de şirk olur. Haberiniz olsun.
20/44 Kim Rabb'ine mücrim olarak gelirse, onun yeri
Cehennem'dir. Orada ne ölür ne de yaşar.
35/36 Kafirlere gelince, onlar için Cehennem ateşi
vardır. Ölmelerine karar verilmez ki ölüp kurtulsunlar. Onların azaplarından da
hafifletilmez. İşte bütün kafirleri böyle cezalandırırız.
87/12 Ki o, büyük ateşe atılacaktır.
87/13 Sonra orada ölüm de yok, yaşam da.
21/102 Onlar,
Cehennem'in uğultusunu bile duymazlar. Ve onlar canlarının istediği şeylerin
içinde sürekli kalacaklardır.
18/108 Orada
devamlı kalırlar. Asla ayrılmak istemezler.
22/22 Azaptan kurtulmak için ne zaman oradan çıkmak
isteyecek olurlarsa, yakıcı azabı tatmaları için oraya geri döndürülürler.
5/37 Ateşten
çıkmak isterler. Onlar, o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için kalıcı bir
azap vardır.
7/40 Ayetlerimizi
yalanlayan ve büyüklenenler var ya, onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar
deve iğnenin deliğinden geçmedikçe, Cennet'e giremeyeceklerdir. Mücrimleri
böyle cezalandırırız.
Bu olaylar sonrası artık ölüm bitmiştir. Bu dünyanın ve
dünya yaşamının, sınavımızın sonudur. Artık süresiz yaşam vardır. İnanlar
içinde, inanmayan içinde. Tek fark ayrı yerlerde olmalarıdır. Herkes kendi
çalışmasının sonucunda, kendi kazancına göre karşılığını alır ve hak ederek gittiği
yer ne ise ora da ona göre süresiz yaşar. Takvalı olanlar ödüllendirilir,
Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar ve şirk koşanlar ise cezalandırılır, süresiz
olarak. Allah kimi nereye uygun görürse giden o gitiiği yerden çıkamayacaktır,
orada kalıcıdır. Cehennemden çıkmalarına izin vermez Rabb'imiz Cennete giden de
zaten çıkmaz istemez. Şirk koşanlar harici herkes için bağışlanma şansı
olacaktır. Fakat şirk koşulduysa onun yeri net ve kesin cehennemdir, lütfen bu
konuya çok dikkat edelim.
Şirk başlığı altında elimden geldiğince Rabb’imin dilediğince
çok detaylı incelemeye çalışacağım, kafalarda tek bir soru işareti kalmamasına
dikkat ederk.
13/22 Ve
o kimseler, sabırla Rabb'lerine yönelirler ve salatı ikame ederler, kendilerine
verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak ederler, kötülüğü iyilikle savarlar;
dünya yurdunun sonucu onlar içindir.
13/24
"Sabretmeniz nedeniyle size selam olsun. Dünya yurdunun sonu ne
güzeldir."
13/25
Misaklerinden sonra Allah'ın ahdini bozanlar; Allah'ın bağlı kalınmasını
istediği şeyle bağlarını koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlara lanet
vardır ve dünya yurdunun kötü sonu onlarındır.
13/35
Takva sahiplerine söz verilen Cennet'in içinden ırmaklar akmaktadır, meyvesi ve
gölgesi süreklidir. İşte bu takva sahiplerinin sonudur. Kafirlerin sonu ise
ateştir.
*
40/46 Ateş; onlar
sunulurlar ona sabah ve akşam ve saatin koptuğu gün sokun firavun ailesini
azabın en çetinine.
Firavun ve onun ehli sürekli olarak ateşe sunulur demektedir ayet. Sabah akşam bunu ifade eder. Sabah ve akşam ve saatin koptuğu gün derken sabah ve akşam ayrı saatin koptuğu zaman ayrı öyleyse bu arada bir yer daha var burasıda kabir. Bak sabah akşam dünyada mezardayken olur diye düşünmek Kur’an’a göre yanlıştır. Zaten daha önce de dediğim gibi Yüce Rabb’imizin bizi kabir dediği tutacak olduğu yerin nasıl bir yer olduğu belli değildir. Kur’an’da nebiye müşrikler için kabirlerinin başında durma ayetindeki kabir ile bizim dirilteceğimiz güne kadar kalacağımız kabir aynı şey değildir. Burada anlatılmak istenen şey onların saatin koptuğu gün sürekli kalacak oldukları cehenneme gideceklerini bildirir Yüce Rabb’imiz bizlere.
40/46 Ateş; onlar sunulurlar ona sabah ve akşam ve
saatin koptuğu gün sokun firavun ailesini azabın en çetinine.
Firavun ve onun ehli sürekli olarak ateşe sunulur
demektedir ayet. Sabah akşam bunu ifade eder. Sabah ve akşam ve saatin koptuğu
gün derken sabah ve akşam ayrı saatin koptuğu zaman ayrı öyleyse bu arada bir
yer daha var burasıda kabir. Bak sabah akşam dünyada mezardayken olur diye
düşünmek Kur’an’a göre yanlıştır. Zaten daha önce de dediğim gibi Yüce Rabb’imizin
bizi kabir dediği tutacak olduğu yerin nasıl bir yer olduğu belli değildir. Kur’an’da
nebiye müşrikler için kabirlerinin başında durma ayetindeki kabir ile bizim
dirilteceğimiz güne kadar kalacağımız kabir aynı şey değildir. Burada
anlatılmak istenen şey onların saatin koptuğu gün sürekli kalacak oldukları cehenneme
gideceklerini bildirir Yüce Rabb’imiz bizlere.
79/25 Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla
cezalandırdı.
Kabir azabına delil gösterdikleri ayeti bilerek yada bilmeyerek yanlış anlayanlara tokat gibi çarpacak bir ayet. Yukardaki açıklamamıza bir delil daha. Allah firavunu dünya ve ahiret azabı ile cezalandırdım diyor. Arada bir kabirde ceza olsa bunu söylemez miydi. Hadi oradan inkarcılar. Allah her şeyi açıklar. Apaçık her şeyi yazıp, her şeyden apaçık örnekler verdiğini söyleyen Yüce Allah bunu yazmadı da ölünde bize haşa süpriz mi yapacak. Siz ayetleri eğip büküp insanları şirke sokmak için uydurdunuz, şeytanın velilerisiniz siz. Ashabı meşemede yeriniz hazır mreaklanmayın.
28/40
Sonra onu ve askerlerini yakalayıp suya gömdük. Bak bakalım, zalimlerin sonunun
nasıl olduğuna!
28/41
Onları, ateşe çağıran önderler yaptık. Ve Kıyamet Günü onlara yardım edilmez.
*
52/47 Zulmedenler için bundan başka bir azap daha
vardır. Ne var ki onların çoğu, bunun bilincinde değiller.
52/45 Artık onları cezalandırılacakları güne
kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.
52/46 O gün planları onlara hiçbir yarar sağlamaz.
Ve onlar yardım da olunmazlar.
Ahirette hesaba çekilecekleri güne kadar zulmedenlerin
kendi hallerine bırakılmasını söyler Yüce Allah'ımız. Hesap gününde ne yardım
nede planları hiçbir şeyin işe yaramayacağını ne ektilerse onu biçeceklerini
söyler. Sonra 52/47 de bundan başka azap daha vardır der. Azap yakın mı uzak mı
bildirilmemiş. Ahiret azabına işaret edebileceği gibi dünyada başka azap olarak
da anlayabiliriz. Yada her ikisinde de. Ahirette de türlü türlü azaplar var fakat
bundan başka dediği için ayet dünya azabı olabilir ki, Rabb'imizin dünyada 2
defa azap verdiğini biliyoruz. 9/101 bakınız. Birde daha şiddetli bir azaba
işaret olmadığından ahiret azabı olmayacağı dünya da bir azap görüleceği
kanaatindeyim.
*
54/6 O
halde onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye
çağıracak.
54/7 Kabirlerinden
baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.
54/8 Çağırıcıya
doğru koşan Kafirler: "Bu, çok zor bir gün." diyecekler.
Neden nebiye yüz çevir diyor Rabb'imiz ve kim onlar
ayetlerin öncesini okuyunuz. Konu bağlamında bizi ilgilendiren kabirlerden
baygın gözle çıkılması. Buraya kadar ki çalışmamızdan çağrışım yapmıştır
umarım. Zamanını bilemediğim uzunca bir süre kabirlerinde her şeyden habersiz,
şu an dünyada uykuya veya komaya benzer bir halde olduklarından.
Tabii kabirde nasıl bir formda oluruz, asıl kabir nerededir
(mezarda cesedimiz bulunur sadece cansız boş bir kabuk) Yüce Rabb'imiz bizi
kabirde nasıl ne şekilde tutar, o uyku benzeri hal nasıldır bunlara cevap
bulabileceğimiz bir bilgi bize vermemiştir. En azından ben göremedim. Yalnız
yukarıdaki yazılarımda paylaştığım gibi dirilme insan formu benzeri olacağına
dair işaretlerimiz var.
Anlayamadığım veya henüz kavrayamadığım, başka insanların
bu konu hakkında kavradığı şeyler de olabilir tabii. Şu Kur’an’dan Rabb'imin
bana nasip ettiği bilgi düzeyinde bu ve bu benzeri sorular için bilgilendirme
yapabileceğim en üst düzeyde elimden geldiğinde Rabb'imin izin verdiğince,
dilimin döndüğünce açıklamaya, bildiğim ve anladığım her şeyi, ama doğru ama
yanlış (yanlışsa da samimi olarak doğru bildiğimden aktarırırım) aktarmaya,
detaylı şekilde açıklamaya gayret gösterdim, göstericem. Amacım Rabb’im neyi,
nasıl ve ne kadar dediyse anlatmaya çalışmaktır.
*
70/42 Artık
onları kendi hallerine bırak. Uyarıldıkları günleri gelip çatıncaya kadar
gaflet içinde oyalanıp dursunlar.
70/43 O gün, onlar kabirlerinden fırlayıp çıkarlar. Sanki
bir hedefe koşuyor gibi;
70/44 Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş
halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.
80/19 Bir
nutfeden yarattı. Sonra da ona kader takdir etti.
80/20 Sonra
hak yolu ona kolaylaştırdı.
80/21 Sonra
onu öldürdü ve kabre koydurdu.
80/22 Sonra
dilediği zaman onu diriltip ortaya çıkardı.
Çok yorumlamaya gerek yok. Konu özelinde Uyarıldıkları güne
kadar gafletteler, ölürler, kabre girerler, uyarılıp umursamadıkları dirilme
gününde de kabirden çıkarlar. Kabir azabı
ve bunla ilgili uydurdukları şeylerden Kur’an’da bir delil, işaret v.s. Yoktur.
Bu kabirden çıkınca korku içinde olan kısım anladığım kadarıyla
kafir olanlardır.
Şu noktaya dikkat edelim .Uyarıldıkları gün nedir. Rabb’imin uyardığı gün hesap günüdür. Hesap gününün geldiği gün ise her şey yok olduktan sonra yeni evrenler, cennet, ve cehennem gibi evrenlerin yaratıldıktan sonrasıdır. Yani Kur’an’ın asıl bahsettiği bizim yada sadece bilincimizin öldükten sonra transfer edildiği Yüce Allah katında bir yerdir. Çünkü dünya, evren v.s. yoktur o gün artık. O gün kabirlerden çıkacakmışız. Ve uyarıldığımız o günü görecekmişiz.
*
71/17 "Allah, sizi yerden bir bitki gibi
bitirdi."
71/18 "Sonra sizi toprağa döndürecek ve
ardından bir çıkışla oradan çıkaracak."
Ölü iken bitkileri dirilttiği gibi diriltti Allah. Sonra
öldürüp toprağa döndürecek ve hesap günü tekrar diriltecek. Bu 2 ölüm ve 2
yaşam diye Yüce Rabb'imizin bahsettiği yukarıda da işlediğimiz konudur. Ayrıca
da görüldüğü gibi bu olaylar zincirinde arada bir dirilme yani kabirde dirilme,
kabirde azap diye bir konu olmadığının bir daha ispatıdır. Bitki örneğini
veriyor Yüce Rabb’imiz. Bu yaratılışın onun için çok kolay olduğunu belirtmesi
yanı sıra, hiç ortada yokken yani ölüyken çıkardığına da işarettir. Dikkat
edilirse toprağa tek giriş ve bir çıkışa da işaret vardır.
Yoktan var edilme yani ölüyken diriltetme, sonrası ölüm ve dirilme dir. Arası yok. Eğer bir kabir azabı olsaydı illa ki bir dirilme olmak zorunda idi. Ama böyle bir şey asla Kur’an’da işaret edilmiyor.
7/25 Dedi: "Orada* hayat yaşarsınız ve orada* ölürsünüz; ve oradan* çıkarılırsınız**."
*Dünya gezegeni.
**Daha önce cennet evreninde yaşadığınız bir yerden bilinciniz nasıl çıkarıldıysa, Dünya gezegeninde öldüğünüzde bilinciniz evrenin dışına çıkarılır.
Ayetten anladığım dünyada yaşıyor, ölüyor ve oradan çıkarılıyoruz. Yani öldükten sonra dünyadan çıkarılma var. Tüm evrenin yok oluşundan sonra bir çıkarılma değil, ölüm sonrası çıkarılma. Bu manada da asıl kabir Allah katında bir yerde olduğunu bana anlatır.
*
50/44 O gün yer yarılır, onlar topraktan çabukça ayrılırlar. İşte bu, Bizim için kolay bir toplamadır.
30/25 Göklerin ve yerin, buyruğu ile durması, O'nun ayetlerindendir. Sonra bir tek çağırışla çağırdığı zaman yerden derhal çıkacaksınız.
100/9 Bilmez
mi kabirlerde olanlar çıkarıldığı zaman
100/10 Ve göğüslerde olanlar açığa
çıkarıldığı zaman,
100/11 İzin Günü Rabb'lerinin her şeylerinden
haberdar olduğunu.
82/4 Kabirler
alt üst edildiği zaman,
82/5 Herkes
yaptığını ve yapmadığını bilecek.
102/1 Çoğaltma
isteği sizi oyaladı.
102/2 Ta
ki ölüp kabirlere girinceye kadar.
102/8 Sonra
İzin Günü kesinlikle nimetten sorulacaksınız.
Önce şunu söyleyeyim. Rabb’imin 1 insan yaratması ile tüm insanlığı tekrar diriltmesi arasında kendisi için bir fark olmadığını, Yüce Allah için bu her ikisinin de kolay olduğunu bizlere bildirir 31/28 ayetinde.
Gizli, saklı kabirden çıktından sonra ortaya çıkacak. Hesap dirildikten sonra görülecek. Herkesin sakladığı gizlediği, tüm yaptıkları ortaya çıkmadan, hesap görülmeden herhangi bir karşılık verilmesi (ceza veya ödül/ cennet yada cehennem) söz konusu olamaz. Aksi takdirde Allah'ın adaletinden söz edilemez. Hesabı görecek olan Allah'tır.
Kabiri bizim dünyada gömüldüğümüz yer olarak algılanması yanlış olacaktır. Evet bekleyeceğimiz, oradan çıkarılacağız bir yer var ve bu yer toprak olarak belirtilmiş. Orasının dünya olmadığı kesindir. Çünkü bu evren tamamiyle yok olacak ve cennet ve cehennem evrenleri yaratılacak.
Bu bilgiler ışığında bu kabir artık nasıl bir yer ise ya Allah katında mı olacak ya da cennet cehennem yaratılırken diriltilecek olanların kabirlerinin olduğu farklı bir yerde tüm bunlardan bağımsız olacak, yoksa arafta bir yerde mi olacak bilemiyorum. Ama Yüce Allah'ın öğrettiği kadar yorumlamak gerekirse öldükten sonra dirilteceğimiz güne kadar bekleyeceğimiz bir yer var ve burada hiç bir şeyden habersiz bir şekilde hesap gününü bekliyor olucaz. Dirilteceğimiz gün de oradan çıkıp hesaba gideceğiz.
Kabirde şu an ki halimizden farklı bir formda olucaz, çünkü diriliş aynı zamanda tekrar yaratılış olacaktır. Dirildiğimizde ise bu halimize benzer bir formda olucaz. Çünkü ayetler incelendiğinde deriden, yeme içmeden bahseder Yüce Allah. Muhtemelen bu forma benzer bir formda olmamıza rağmen ahirette, sadece dünyayı ilgilendiren şeylerden arınmış olucaz. Mesela cennette kötü düşünceler olmaması gibi. Şahsi kanaatim cinsel organ ve tuvalet ihtiyacı, terleme, üşüme gibi dünyevi şeylerden de muaf olucaz. Bu benim düşüncem tabiiki.
Bu kanıya da şu içinde bulunduğuz evrenin, ademin kaldığı veya yeni
yaratılacak olan cennet evreninden çok daha alçak, sıkıntılı ve yaşanması zor
bir yer olması, ayrıca cennette kötü düşüncelere sahip olmayacağımızı Yüce
Allah’ın bize öğretmesinden dolayı bu kanaate vardım.
En doğrusunu Yüce Allah bilir.
74/9 İşte
o İzin Günü, çok zorlu bir gündür;
74/10 Kafirler için kolay olmayan.
74/11 Tek olarak yarattığım kişiyi Bana bırak.
55/46 Rabb'inin makamından korkanlar için iki cennet
vardır.
6/62 Sonra
onlar, gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm yalnız
O'nundur ve O, hesabı çabuk görendir.
32/10 Onlar: "Toprakta yok olup kaybolduktan
sonra yeniden mi yaratılacağız?" dediler. Hayır; onlar, Rabb'lerine
kavuşmayı yalanlıyorlar.
EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder