BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın adıyla Rahman Rahim.
Mevla sahip anlamındadır. Tek Mevla Yüce Rabb'imizdir. Allah’tan başkasını Mevla edinmek veya Mevla(Mevlana) demek şirktir. Mevla veli sözcüğünün eş anlamlısıdır diye bazı açıklamalar olsa da bu kelimenin kök anlamında bu mana olsa da aynı kökten gelseler de buna katılmam çok mümkün değil.
Çünkü Kur’an’a baktığımızda Mevla direk sahip anlamına geldiği
gibi veli ise koruyan, himaye eden, yakın arkadaş manasında kullanıldığını
görmekteyiz. Veli sözcüğünün çoğulu da evliyadır. Mevla ve veli çok farklıdır.
Veli kavramında bir koruma söz konusu olduğu halde Mevla kavramın da ise direk
bir sahiplik vardır. Birinin yakın koruyucusu, gözeticisi olmak demek, onun
sahibi olduğun anlamına gelmez. Biz eşimizin ve çocuğunuzun velisi olabiliriz
ama sahibi değiliz. Şöyle ki eşimizden boşanabiliriz, evladımız da evlenebilir.
Bu durumlar da bile eşimizin ve çocuğumuzun velisi olmaya devam edebilmemize
rağmen onların sahibi olamayız, zaten hiçbir zaman değildik te.
Sahip olmak İslam'a inan biri için tek bir anlama
gelmelidir, tek bir sahip olmalıdır. Tek Mevla Yüce Rabb'imizdir. İnsanın tek
bir varlığa kul olmalıdır. Tabii ki bu ilahi bir Mevla/sahip olayıdır. Aslen
düşünüldüğünde her şeyin tek sahibi Allah'tır. Her şey O'na döndürülecek. Bizim
sahip olduklarımız bize geçici olarak verilmiştir(mal, mülk, rızık, çocuk,
kendimiz v.s.). Tüm her şey yaratıcımız aittir.
Mevla, veli, evliya, vekil kavramları farklıdır. Bunları
birbirine karıştırmamak lazım. Veli ve evliya anlaşıldığı gibi büyük adam,
büyük din bilgini, Allah (haşa) dostu v.s. gibi anlamlara asla gelmemektedir. Din tüccarları bu kavramları da yamultarak
kendilerini evliya, veli v.s. ilan etmişler veya muhtemelen böyle bir iddiaları
da olmayan ölmüş insanları bu şekilde göstererek türbe gibi yerler açarak
dinden para kazanmışlar/kazanmaya devam etmektedirler. Ayrıca insanların şirk
günahına girmelerine neden olurlar. Veli/vekil/evliya konusunu Yüce Rabb'imin
izniyle kendi konu başlığında incelemeye çalıştık, bakabilirsiniz. Aslında bu konular
Mevla konusuyla bağlantılı incelense daha iyi olacaktı belki ama bu Mevla
konusu insanları müşrik yapacak çok önemli bir konu olduğundan ayrı incelemede fayda
olacağını düşündüm.
*Aşağıdaki
paragraf giriş kısmının devamı olmakla beraber 47/11 ayetinin açıklamasıdır
aynı zamanda.
Yalnız şunu da unutmamak lazım Yüce Rabb'im der ki Allah
inanların Mevla'sıdır. Kafirlerin hiçbir Mevla'ları yoktur. Her şeyin
yaratıcısı ve sahibi/Mevla’sı Allah'tır dedikten sonra kafirlerin hiçbir Mevla’sı
yok ayetini görünce çelişki mi var diye düşünebilirsiniz. Tabii ki onları da
Allah yarattı ve sahibi O'dur fakat onlar Allah'a inanmadıklarından Allah
onlara sahip çıkmayarak, yüzlerine, bakmayarak, aşağılayarak, özür bile
dilemelerine izin vermeyerek süresiz bir azap ile azaplandıracaktır, sahip
çıkmayacaktır. O yüzden dir ki Yüce
Rahman’ımız kafirlerin hiçbir Mevla'sı yoktur diye ayetinde hem uyarır, hem
öğütler, hem mesaj verir hem de gidilecek yolun sonucunu bildirir bizlere(Bu detayı
bu çalışmayı yaptığımda farkettim).
En
doğrusunu Yüce Allah bilir.
Yüce Rabb'imiz izni ile başlayalım o zaman;
2/286 Allah,
hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez. Herkesin yaptığı iyilik
lehine, kötülük de aleyhinedir. "Rabb'imiz! Unutur veya yanlış yaparsak,
bizi sorumlu tutma. Rabb'imiz! Bize daha öncekilere yüklediğin
gibi zor şeyler yükleme. Rabb'imiz! Bize gücümüzün üzerinde bir sorumluluk
yükleme. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen, Mevlamız'sın. Gerçeği
yalanlayan nankörler toplumuna karşı bize yardım et.
Mevla’mızın Yüce Rabb'imiz olduğunu belirten ayetlerden
biridir.
*
3/150 Hayır! Sizin Mevla'nız Allah'tır. O, yardım
edenlerin en hayırlısıdır.
Öncesi ayetlerde kafirlere uymayın, sizin Mevla’nız
Allah'tır der Rabb'imiz. Yani bana uyun der. Ben yardım ederim size, yardım
edenlerin en hayırlısıyım diye bizleri bilgilendirerek aynı zamanda size yardım
edeceklerini umarak bile olsa onlara uymayın, en hayırlı yardımı ben yaparım
diyor. Allah’ın sahipliğini kabul edersek, Allah’ın emrettiği şekilde
hayatımızı biçimlendiririz. Kafirler Allah’ın ayetlerini yalanladıkları için
kafirler zaten. Onlara uyarsak Allah bizim Mevla’mız dememiz bomboş bir sözden
ileri gitmeyecektir.
*
6/62 Sonra
onlar, gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm yalnız
O'nundur ve O, hesabı çabuk görendir.
Öldükten sonra gerçek Mevla'mız olan Allah'a kavuşacağımızı
bize bildirir Yüce Rabb'imiz. Tek ve gerçek Mevla Allah'tır. Allah'tan
başkasına Mevla diyenler şirk günahı işlemiş olur. Örneğin Muhammede, örneğin
celalettin rumiye v.s. Hükmü verecek olanda, hesabı görecek olanda Allah’tır,
dönüşde yalnız Allah’adır.
*
8/40 Eğer
yüz çevirirlerse, artık bilin ki Allah sizin mevlanızdır Öyle ki bir muhteşem
mevlâ; ve bir muhteşem nasîr.
Allah'a dayanıp, sığınıp, güvenip elimizden geleni
yaptıktan sonra Allah'a tevekkül ederiz. O ne muhteşem bir Mevla, ne muhteşem
bir yardımcıdır. Sübhanallah.Lailaheillallah. Dualarımda kullandığım bir
cümledir. Söylerken bile içim ısınır, kalbimi güven ve heyecan kaplar. Yüce
Rabb'im sen ne muhteşem bir Mevla, Ne muhteşem bir yardımcısındır.
Var mı ötesi?
*
9/51 De
ki: "Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize erişmez. O, bizim mevlamızdır.
Öyleyse, mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
9/51
Kul len yusibena illa ma keteballahu lena, huve mevlana, ve
alallahi fel yetevekkelil mu'minun.
Allah'tır bizim Mevla'mız ama yalnızca Allahtır Mevla. Bu
ayetin Arapçasını özellikle aldım. Bu konuyu izah etmeye çalıştığım bir
akrabamız yav Mevlana başka anlama geliyor demişti. Mevla demiyoruz (celalettin
rumiye) Mevlana diyoruz. Anlamı şudur demişti şu an hatırlamıyorum,
umursamıyorum da. Sözü dinledim en güzeline uydum. Çünkü doğruyu Kur’an’dan
öğreniyorum. Kökü aynı olan bu kelime Mevla'da, Mevlana'da aynı anlama
gelmektedir. Birine bu şekillerde söylendiğinde direk şirktir.
ولي wly Vav-Lam-Ye
: Aynı kökten türeyen bu kelimenin her iki kullanılışı da aynı anlamdadır.
*
10/30 İşte orada, herkes ne yapmışsa onu bulur.
Gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülmüş olarak. Uydurdukları şeyler ise
kendilerinden uzaklaşıp kaybolurlar.
Önceki ayetlerden okuduğumuz Yüce Allah hesap gününde
herkesi toplayacağını, şirk koşanlara ve şirk koşulanlara orda durun
diyeceğini, onları birbirinden ayıracağını söyler. Şirk koşulanlar şirk
koşanlara (Allah harici Mevla edinenler) siz bize kulluk etmiyordunuz
diyeceklerini, tanık olarak Allah'ı göstereceklerini ve tanık olarak Allah'ın
yeteceğini söylerler. Ayrıca bu işten haberleri olmadığını belirterek
kendilerine kulluk edenlerin kulluklarını yalanlarlar. Ve 10/30 ayetinde de
herkesin karşılığını göreceğini, uydurdukları tüm her şeyin boş ve yanlış
olduğunu anlayacaklarını belirtip, gerçek Mevla'nın kendisi olduğunu tekrar
bizlere öğretir Yüce Rahman'ımız.
*
16/76 Allah,
iki adamı da örnek verdi: Bunlardan biri dilsiz ve hiçbir şeye gücü yetmez;
mevlasına bir yüktür. Onu nereye gönderirse göndersin, bir iş beceremez. Bu
adamla, adaleti emreden ve dosdoğru yolda olan eşit olur mu?
Burada örnek verilen anladığım kadarıyla köledir. Mevla
yani sahibi tüm ihtiyaçlarını karşılayan onu sahiplenen, efendisi olan kölenin
sahibidir. Hiçbir işe gücü yetmeyen bu adamın mevlası yani efendisi bir
insandır. Bu dünyada ki sahipliktir. Her ikisinin de ilahi ve gerçek Mevla'sı
Allah'tır. Sadece Mevla Allah'tır diyen Rabb'imiz bu örneği bizlere özellikle
vermiştir kanaatindeyim. Bu ayette hem doğru yolu bulma için bir örnek verdiği
gibi köleliği de kınayan ve kulun kula efendi olmasını eleştiren bir anlatım
vardır kanaatindeyim.
En
doğrusunu Yüce Allah bilir.
Allah'ı bırakıp insanları siyasal, parasal, hevasına
uygunluk, çıkar v.s. gibi konular ile Mevla edinenler tek Mevla'nın Allah
olduğunu unutmamalı. Ve yine unutmamalıdır ki en iyi karşılığı Allah verir, en
iyi kazanç ahiret kazancıdır. Az bir dünya kazancı için (dünya kazancı ne kadar
çok olursa olsun ahiret kazancının yanında değersizdir) ahiret kazancından vazgeçilecek
bir eylem yapılmamalıdır.
*
22/12 Allah'ın yanı sıra kendilerine zarar da fayda
da veremeyecek olan şeylere dua ediyorlar. İşte bu derin bir sapkınlıktır.
22/13 Gerçekten de zararı yararından daha yakın
olana dua ediyorlar. O ne kötü mevla ne kötü yoldaştır!
Dua çalışmasında 22/62 ayetinin altında örneklemiştik.
Allah'tan başkasına dua edip Allah harici Mevla/Mevlalar edinilirse işte onlar
yararda zararda(dünya hayatında istenen istekler bakımından) sağlayamazlar. Fakat
ahirette bundan dolayı görecekleri azap nedeniyle zararı daha yakındır der Yüce
Rabb'imiz. Yukarıdaki 16/76 ayetinde de insanı Mevla edinen doğru yolda olmayan
bir adam örneğinin daha kapsamlı bir örneğidir.
Bu ayette de Allah harici Mevla edinilen şeyler insan
harici kitap olabilir, eşya (put v.s.) olabilir, dünya hevası olabilir ilahi
olduğu inanılan görmediğine inanılan Allah dışında inanılan bir şey olabilir,
hayvan (fare ve ineğe tapanlar gibi) olabilir v.s.
Şunu da unutmayalım ahiret hayatını hiçe sayıp, dönüşün
sonunda yalnızca Yüce Allah’a olduğu gerçeğine sırt çevirenler kul oldukları
tağut rejimi, mal biriktirme, para biriktirme hevası gibi şeylerde aslında
onların Mevlaları olmuştur. Onlar bunun farkında olmasa bile.
Çok da örneklemeye gerek yoktur. Allah harici Mevla olduğu
inanılan her şey veya ahiret hayatını unutturacak derecede olan dünya metaları
insan için şirktir. Özelikle de
birilerine Mevla diye hitap edenler, efendi/efendimiz diye hitap edenler, bu tarz
yakıştırmaları yapanlar da (Muhammed’e veya celalettine Mevla diyenler gibi) şirke
girmiş olur. Tek Mevla'mız Allah'tır.
*
22/78 Ve mücadele edin Allah uğrunda, gerçek/hak
mücadelesi (-yle) onun; O seçti sizi; ve yapmış değildir üzerinize dinde hiçbir
güçlük/zorluk; babanız İbrahim'in inanç öğretisi; O (Allah) önceden
isimlendirdi sizi, müslim45; ve bunda, olması için resûlün/elçinin üzerinize
bir tanık/bir şahit; ve olmanız için sizin tanıklar/şahitler insanlar üzerine;
öyleyse kaldırıp ayakta tutun salâtı5 ve verin zekâtı10; ve sarılın
Allah'a; O'dur mevlânız68. Öyle ki bir muhteşem mevlâ68; ve bir muhteşem
nasîr69.
45Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek İslam dinine
(sadece/saf Kur'an'a) tabi olmuş olan. İslam: İnsan bilincinin Yüce
Allah ile arşta/hiperuzayda yapmış olduğu
antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı
insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir
zikirdir/hatırlatmadır. Sadece Kur'an gerçek İslam dinidir.
5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması.
Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve
sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in
doğuşuyla biter).
10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme.
Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan
payın beklemeden topluma geri verilmesi Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre
belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri
döndürülür.
68Sahip
69Yardımcı
Allah'dır tek Mevla'mız/Sahibimiz. Ne Muhteşem bir Mevla,
Ne Muhteşem bir yardımcı. Muhteşem Mevla, Muhteşem nasir. Yüce Rabb’imin bu sözü tüylerimi diken
diken etmiştir. Hem Yalnız Rabb’imi Mevla edinip ona güvendiğim, dayandığım
için hemde Rabb’ime duyduğum huşu ve haşyetten.
Rabbim sen ne muhteşem bir Mevla’sın, ne muhteşem bir
yardımcısın.
*
47/11 Allah inananların mevlasıdır. Kafirlerin ise
hiçbir mevlası yoktur.
Buraya kadar Allah insanların tek Mevla'sıdır diye gördük.
Ama Rabb'imiz çok önemli bir detay öğretir bu ayetle bize. Bende Kur’an
okumalarımda bu detayı fark etmemiştim. Bu çalışmada farkına vardım. Rabb'imiz
inanların Mevla'sıymış. İnanmayanların Mevla'sı değilmiş ve Allah tek Mevla
olduğundan inanmayanların hiç Mevla'sı yoktur oluyor ayette söylenildiği gibi. Bir
insan Allah'ı tek Mevla olarak doğru yolu bulduğunda sırtı yere gelmez ne
dünyada ne de ahirette. Allah ne muhteşem bir Mevla, Ne muhteşem bir yardımcıdır. Biz Allah'ın
gözleri önündeyiz. Allah'ın bize yardım etmesinden daha iyi, hayırlı, büyük ve
güzel bir şey olabilir mi? Allah'a sığınıp, güvenmek kadar güzel bir şey olabilir
mi. Bize Allah'ın yardım ettiği gibi kimse yardım ede bilir mi? Yada Allah'tan
gelecek bir azaba/cezaya/müsibete hangi güç engel olabilir?
*Giriş kısmında bu konunun açıklamasını yapmaya çalıştım.
Yani Allah kafirlerin Mevla’sı değil midir konusu.
**57/13 ayetinede anlam bağlamında bakılabilir.
*
57/15 Bugün artık sizden kurtuluş fidyesi kabul
edilmez ve Kafirlerden de. Sizin varacağınız yer ateştir. Sizin mevlanız odur.
Ne kötü varış yeridir o.
Kurtuluşu olmayan münafık erkekler ve münafık kadınlar,
önceki ayetten anlaşılacağı gibi (57/13 ve 14 okuyunuz) dünyada inanlarla
beraberlermiş. Bu yaşamlarında kendi kendini aldatan, doğru yolda olmayıp doğru
yolda olduğunu sanan, kendilerini fitneye düşüren, ölene kadar kuşku içinde
olan tutku ve kuruntularına uyan kimselermiş ta ki ölüm gelinceye bu tutumları
değişmemiş,
Tutkularının ve kuruntularının esiri olan, dünya hayatı ile
aldanan bu kimseleri şeytan kolayca kendi tarafına çekmiş. Böylece de şeytanın
velileri, dostları olmuşlar, şeytanın da onları kolaylıkla kendi yoluna alıp oradan
ayrılmamasını sağlamıştır.
Burdan sonrasını daha dikkatli incelememiz gerekiyor.
31/33 ayetinde Yüce Rabb’imizin sakın sizi aldatıcı Allah
ile aldatmasın öğüdüne uymayan/uyamayan grupda bu ayete (57/15 e) muhatap
olanlardır. Altadıcı da onları Allah ile aldatmıştır.
Bu aldatıcının (şeytan yani hertürlü bozucu,saptırıcı,
uzaklaştırıcı) aldatma yöntemleri şu şekilde olabilir kanaatimce.
Birincisi Allah sizi nasılsa affedecek, dünyada kafanıza
göre yaşayın. Zaten ateş size birkaç gün dışında dokunmayacak 3/24 tarzında
vesvesesi olabilir.
İkincisi Allah'a daha çok yaklaşılacağı inancı ile
evliyacıklara, tarikata, yatırlara, türbelere, hacılara, hocalara, Kur’an
harici kitaplara v.s. gibi Allah'ın astından ilahlar edinmelerine sebeb olarak
gibi çeşitli yollarla saptırmaktadır.
Kaldı ki şeytanlar bizim onları görmediğimiz yerden
görürler 7/27. Bizi saptırırlar da biz kendimizi doğru yolda sanırız. Nasıl Hristiyanlar
ve Yahudileri şeytan saptırdıysa, İsa ve Üzeyir Allah'ın oğlu diye
benimsettirdiyse, talmut ve mışna gibi uydurmasyon kitaplarla İncil ve Tevrat’ı
unutturduysa, günümüzde kendine Müslüman diyenleri de hadis ve sünnet adı altında
tamamı zan, tamamı uydurmasyon tamamı şeytan öğretileri olan kitaplarla İslam
dinine şirki sokmuşlardır.
Bu bazen Allah'tan başkasına Mevla demekle, kimi şefaate
inanmakla, kimi kabir azabına inanmakla, kimi Allah'ın adının yanında başka
isim/isimler anmakla, kimi iman ettiğini zannediği kelimei şahaadet dedikleri
şeyi söylemekle, kimi, hırkai şerif gibi şeylere tapmakla, kimi, yatıra,
türbeye v.s. gidip oralarda dua etmekle kimi tağuta kulluk etmekle, kimi
insanlara kulluk etmekle, kimi Kur’an harici dinde hüküm koyan kaynaklar veya
insanlar edinmekle v.s. olmaktadır.
Örnekler çok fazladır ilk aklıma gelen ve genel olarak çok yapılanları
yazmaya çalıştım.
57/13 O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar,
inanan kimselere: "Bize bakın da nurunuzdan biraz yararlanalım."
derler. Onlara: "Arkanıza dönün de oradan nur arayın." denir. O anda
aralarına kapısı olan bir duvar çekilir; duvarın iç tarafı rahmet, dış
tarafında ise azap vardır.
57/14 İnananlara, "Biz sizinle beraber değil
miydik?" diye seslenirler. İnananlar, "Evet, ama siz kendinizi
fitneye düşürdünüz, bekleyip, kuşku duydunuz. Allah'ın emri gelinceye kadar
tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur da sizi Allah ile
aldattı." dediler.
3/24 Bu
dönekliklerinin nedeni, onların: "Ateş bize sayılı birkaç günün dışında
dokunmayacak." şeklindeki inançlarıdır. Uydurup dinlerine yakıştırdıkları
bu tür şeyler onları yanıltmaktadır.
7/27 Ey
ademoğulları! Şeytan kötülüklerini onlara göstermek için, elbilselerini
soyarak, ana babanızı cennetten çıkardığı gibi sizi de bir fitneye düşürmesin.
O ve taraftarları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz,
şeytanları iman etmeyenlere evliya kıldık.
31/33 Ey insanlar! Rabb'inize takvalı olun. Ve
babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamadığı, çocuğun da babasına hiçbir şey ile
yarar sağlayamadığı günden sakının. Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya
hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.
Bu kurtuluşu olmayanların Mevla’sı yani sahibi ateşmiş.
Allah onların yüzüne bakmayacaktır. Varacakları yer, süresiz kalacakları yer,
çıkamayacakları yer ateşmiş 32/20.
Ateş onların sahibiymiş. Demek ki dünyada Allah'ı mevla edinmeyen veya Allah harici Mevla edinen ahirette ateşi Mevla edinecek. Çünkü bu kimselerin Allah yüzüne bakmayacak, asla bağışlamayacak, edecekleri duaları da kabul etmeyecektir.
40/49 Ateşte olanlar, Cehennem görevlilerine: "Rabb'inize dua edin de bir gün de olsa azabı bizden hafifletsin." derler.
40/50 Görevliler: "Resulleriniz, size kanıt içeren bilgilerle gelmediler mi?" derler. Onlar: "Evet, geldiler." derler. Görevliler: "O halde kendiniz yalvarıp yakarın; Kafirlerin duası ancak boş ve anlamsızdır." derler.
** 47/11 de kafirlerin Mevlası olarak Rabb’im ateşi onlara
layık görmüştür. Ateş artık nasıl bir sahipse akleden öğüt alır.
32/20 Fasıklara
gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden
iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!"
denir.
Bu
Ayet Çok Büyük Bir Uyarı, Çok Büyük Bir Mesaj, Çok Büyük Bir Öğüttür.
*
66/2 Allah,
yeminlerinizi, kefaretini ödeyerek çözmeyi size farz kılmıştır. Allah, sizin
mevlanızdır. O; Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder