20 Kasım 2024 Çarşamba

SALAT ÇALIŞMASI / 14/14 SONUÇ

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                                                                          

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                                                                                                                                                                                                      

                                                                                                                                                                                                                                           

Şerefli Kuran ayetleri ışığında ulaştığım sonucu paylaşarak başlamak isterim;                                                                                                                                                                

Kur’an’da salat ve salat ile ilgili tüm kavramların olduğu ayetleri detaylı şekilde incelemeye ve yorumlamaya çalıştım. Tabii ki en doğrusunu Yüce Allah bilir. Yüce Rabb’imiz bizim sorumlu olduğumuz tüm her şeyi (yaptığımız ahdi/sınavımızı) Şerefli Kur’an’ımızda apaçık bir şekilde tüm örnekleriyle ve tam ve detaylı olarak belirtmiştir. Biricik kuranımız evrenseldir, herkese farklı olarakda hitap edebilmektedir. Temel şeyler değişmez ama mesela kimi Kur’an’dan 3 vakit salat olduğunu çıkarır kimi 2 vakit kimi de kavramları anlamadığından 5 veya daha fazla, kimide salatı namaz kılmak olarak değerlendirir. Herkes anladığından sorumludur. Hükmü Allah verecektir. Önemli olan aramızdaki elçi olan şerefli Kur’an’ımızı sadece Kur’an diyerek  anlamaya çalışmalıyız. Hadis, sünnet gibi şeytan  öğretilerinden sıyrılıp/arınıp İslam’ımızın tek kaynağı olan kuran ile anlamaya çalışmamız lazımdır. Sonuçta Kur’an’dan sorulacağız/sınava gireceğiz.76/2 - 43/44

Kur’an’da bu kadar önem verilen salat çok önemli olmalıdır. Kur’an zikirdir. İnsanlara doğru yolu göstermesi içimdir.  İnsan için en önemli şey Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmasıdır. İnsanın da Allah’tan razı ve hoşnut olması gereklidir 89/28 .Kur’an sınavı geçmenin anahtarıdır. Kur’an’da bu kadar önem verilen bir şeyin karşılığı da önemli olmalıdır. Allah bizi bağışlamak ister ödüllendirmek ister. Bunun anahtarı ve yol göstericisi de Kur’an’dır. Kur’an insanlar için gelmiştir. O zaman akledersek Kur’an için bu kadar önemli olan bir şeyin insanlar içinde önemi büyük olmalı. Salat ikame edildiğinde Kur’an’da işaret edilen insanlar için önemli şeyleri de içermeli. Bu şey insanlar için yol gösterici olmalı. Aklımızı kullanalım, tüm bunlar yat kalk egsersizini mi yoksa Kur’an’ı çalışıp öğrenip anlamayı mı kapsar. Hangisi sınavımızı geçmemizi sağlar hangisi yol göstericidir ve insan için asıl önemli olan hangisidir nedir.

Şerefli Kur’an’ımızın ışığında tüm salat ile ilgili konuları inceleyip bitirdiğimizde, bize yol göstermesi gereken, Allah’ın öğüdünü tutmamızı sağlayan, Allaha kul olmanın kuralları içinde kul olmamızı sağlayan, dini yalnızca Allah'a has kılmamızı sağlayan, Allah'ı çağırırken başka isimler anmamamızı sağlayan  maruf olanı yapabilmemizi ve münkerden sakınmamızı sağlayan salatın Kur’an okumak, anlamak, çalışmak olduğunu anlamaktayım. Şu an namaz kılmak diye çevirdikleri salatı ikame etmenin kesinlikle Kur’an’ın gerçek salatı olmadığı kanaatine varmış bulunmaktayım. Zaten namaz ile ilgili dedikleri hiçbir kavram yat kalk egzersizini tarif etmemektedir. Mantık olarak düşünüldüğünde de yatıp kalkıp anlamını bile bilmeden bir iki dua okumak yukarıda bahsettiğim özellikleri insana katmayacaktır. Hatta hiçbir şey katmayacaktır. Bu yapılanın aynen Yüce Rabbimizin 107/5 onlar salatlarında aymazlık içindeler ayetine tosladıklarına inanıyorum.                                

Kuran'ın tamamına bakıldığında çok dikkat çeken bir noktada Yüce Rahman'ımızın  Kur’an ayetlerinin hatırlanması, okunması, anlaşılması (insanın akletmesi), hayata geçirilmesi ve insanların birbirlerine hatırlatası üzerinde durmaktadır. Salatlarımızda Kur’an çalışmak gerektiğine işaret olduğu kanaatindeyim 53/39 – 92/4,5,6,7. Şeytandan Allah’a sığınmakta budur.                                                                                                                                                                                                                                 

76/2   İnsanı karışık bir nutfeden yarattık. Onu sınava tabi tutacağız; bu nedenle onu duyan ve gören bir varlık yaptık.

43/44  Kuşkusuz o sana ve halkına bir öğüttür. Ondan sorulacaksınız.

89/28 Rızasını kazanarak, razı olarak Rabb'ine dön.

53/39  Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.

92/4   Çabalarınız çeşit çeşittir.

92/5   Fakat kim verir ve takva sahibi olursa,

92/6   En iyiyi doğrularsa,

92/7   Ona en kolayı kolaylaştıracağız.                                                                    

 

Tüm bu incelemelerden sonra hala aklında soru işareti kalanlar olursa sonuç başlığı kısmını incelediğimizde kesin delil olacağına inanıyorum. Sonuç kısmında sadece Kur’an’ın gerçek salatının ne olduğunu anlamaya çalıştık. Salat ile ilgili diğer detaylar (vakitleri, salatı kimler yapar, nasıl yapılmalı v.s.)  delil ayetleri ile birlikte çalışmamızın içinde mevcuttur. Tabii ki herkesin dini kendine ve herkes yaptığı ile karşılık bulacaktır. Herkes kendi yaptığından sorumludur. 74/38. İnsanın çalışmasından başkası yoktur.53/39,40,41 Benim dinim bana sizin dininiz size. 109/6 Takvalı olabilmek1, yalnız Allah'a sığınabilmek2, yalnız Allah'a kul olabilmek3, kul olmanın kuralları içinde kul olabilmek4, dini yalnızca Allah'a has kılabilmek5, Allah' birlemek6, yasak ve emirlere uymak7, Allah'ın hudutları dışına çıkmamak8, Allah tarafından geri döndürülmesi olmayan gün gelmeden önce yönümüzü koruyup güvene alan dine çevirebilmek9, Allah'ın ipine, kulbuna sıkıca sarılabilmek10, İslam için mümin olup mümin ölebilmek11,  yalnızca Kur’an diyebilmek12, kolaylaştırılan kolayı kazanabilmek13, zorlaştırılan zordan korunmak14, ahiret ve ahiret kazancını elde edebilmek15, Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak16, Allah taraftarı olabilmek17, Allah'a çağırabilmek18, zanna uymamak19 ata dinine bir bilgi üzerinde olmadan uymamak20 ve daha bir çok şey için Allah'ın bilmediklerimizi bize öğrettiği21 kelamlarını yani Biricik Kur’an’ımızı çalışmalıyız. Kur’an’ı bütünlüğü içinde yalnızca Kur’an ile açıklamalıyız. Kendimizi Kur’an dışı tüm her şeyden (hadis, sünnet, evliyacık, hacı, hoca, şeyhcik, tarikat v.s.) arındırmalıyız.                                                                                                                                                                                                       

Şerefli Kur’an’ımızdan, biricik elçimizden (Kur’an) anladığımı sizlerle (tabiiki Alemlerin Rabb'inin izniyle) paylaşmak istedim. Benim anladığım bu şekildedir. Ayetleri de verelim.

                                                                                                                                             

74/38  Herkes kazancının karşılığında bir rehinedir.

53/39 Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur,

53/40 Ve onun çalışması yakında görülecektir.

53/41 Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.

109/6  "Sizedir sizin dininiz122; ve banadır benim dinim122."                                                                                                                                                                                    

1  2/281 Allah'a döndürüleceğiniz gün için takvalı olun. O gün, hiç kimseye haksızlık yapılmaksızın, yaptıklarının karşılığı tam olarak verilecektir.          

2 72/22 De ki: “Doğrusu ben; asla koruyamaz222 beni Allah’tan birisi; ve asla bulamam O’nun astından bir sığınak.”                                                                                                                                                                                 

3 39/66 O halde yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol!                                                                                                                                                                                    

4 2/128 Ey Rabb’imiz! Bizi, Sana teslim olanlardan kıl. Bizim soyumuzdan da Sana teslim olan bir toplum yarat. Bize, Sana kulluk etme kurallarını göster. Tövbelerimizi kabul et. Kuşkusuz Tövbeleri Kabul Eden, Rahmeti Kesintisiz olan yalnızca Sen’sin.                                                                                                       

5 39/11 De ki: "Ben, dini yalnızca Kendisine özgü kılarak, Allah'a kulluk etmekle emrolundum."                                                                                                             

6 3/95 De ki: "Allah doğru söyledi. Öyle ise hanif (Allah'ı birlemek) olarak İbrahim'in milletine tabi olun. O müşriklerden değildi."                                                                                                                                                                                   

7 Allah'ın yasak ve emirleri Kuranımızın içinde mevcuttur.                                                                                                                                                                                   

8 9/112 Tevbe33 edenler; kulluk edenler; hamd3 edenler; seyahat edenler (Allah için); rükû11 edenler; secde12 edenler; emredenler evrensel kabul edilmişle; ve engelleyenler/yasaklayanlar iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten; ve koruyanlar Allah'ın hudutlarını; ve müjdele müminleri27.                       

9 30/43Öyleyse Allah tarafından geri döndürülmesi olmayan gün gelmeden önce, yönünü, koruyup güvene alan dine çevir, ona sıkı sıkıya bağlan. İzin Günü onlar bölük bölük ayrılırlar.                                                                             

10 3/103 Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin…………

10 2/256 Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağutu reddedip, Allah'a inanırsa, kuşkusuz ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.                                                                                                                   

11 2/132 İbrahim, bunu, çocuklarına vasiyet etmişti. Yakup da: "Ey oğullarım! Şüphesiz Allah, bu dini sizin için seçti. O halde Müslimler olarak ölmenin dışında başka bir şekilde ölmeyin!" demişti.                                                    

12 77/50 Artık bundan başka hangi hadise(söze) inanacaklar?                         

12 6/114 Öyle ki Allah'tan gayri/başka bir hakem mi ararım?; ve O (Allah) ki indirdi sizlere mufassal166 edilen kitabı; ve kimseler; verdik onlara kitap; bilirler ki o (kitap) indirilendir Rabbinden hakla/gerçekle; öyleyse olma kuşkulananlardan.                                                                                                          

13 92/7 Ona en kolayı kolaylaştıracağız.                                                                              

14 92/10 Ona en zoru kolaylaştıracağız.                                                                   

15 42/20 Kim ahiret ekinini isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan artırırız. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.

 16 20/130 O halde söylenen şeylere sabret! Ve Rabb'ini, Güneş'in doğmasından önce ve batmasından önce ve gecenin bir kısmında ve gündüzün taraflarında hamd ile tesbih et. Umulur ki böylece O'nun hoşnutluğunu kazanırsın.         

16 92/20 İsteği yalnızca Yüce Rabb'inin rızasını kazanmaktır.                           

17 5/56 Ve kim Allah'ı ve O'nun Resul'ünü ve mü'minleri veli edinirse, Allah'ın taraftarları onlardır. Galip gelecek olanlar da onlardır.                                    

18 46/32 Her kim, Allah'a çağıran kimsenin çağrısına uymazsa, bilsin ki Allah'ı yeryüzünde aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah'tan başka velileri de yoktur. İşte onlar apaçık bir sapkınlık içindedirler.                                                                

19 53/28 Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysaki zan, "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.                                  

20 21/54 "Gerçek şu ki siz de, atalarınız da açık bir sapkınlık içindesiniz." dedi.                         

20 22/8 İnsanlardan bazıları, bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışıyorlar.                                             

21  96/5 İnsana bilmediğini öğretti.                                                                                                                                                                                      

Yukardaki ayetlerde bize anlatılan şeylerin aynı veya benzerleri onlarca ayette daha mevcuttur. Ben bir veya iki tane örnek aldım.                                                                                                                                                                                                                 

En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                                                                                                                                 

Şunu da netleştirelim. Kur’an’da emretmek demek buyurur, öğütler, önerir, tavsiye eder anlamlarına gelmektedir. Türkçede anladığımız şekilde askerdeki emir değildir. Yüce Allah zaten salat gibi birçok şeyi müminlere emretmiştir. Yani buyurmuş, önermiş ve öğütlemiş, tavsiye ermiştir.. Kur'an’ın bütününe bakıp kavramın anlamını anlamalıyız. Eğer emir anladığımız şekliyle olsaydı dinde zorlama olur du ki Yüce Rabb'imiz dinde zorlama olmadığını, dileyenin inanacağını dileyeninde küfredeceğini söyleyerek özgür irademize bırakmıştır. 2/256  -  18/29                                                  

Sapkın inançtaki gibi biri oruç tutmuyor veya namaz kılmıyor vurun,kırın, öldürün diye bir şey İslam’da kesinlikle yoktur.                                                                                                                  

Ayrıca Yüce Rabbimiz şekilcilik yapmamamızı ister  (5/101,102), hatta bunla ilgili ayetlerle daha önce bunu yapmış olan Musa’nın kavmini örnek vererek eleştirir.2/67,68,69,70,71, Hani hadisçiler diyorlar ya hadis olmasa namaz nasıl kılcaz, peygamber hadislerin de anlatıyor diye. Aslında onlar dinde ve dolayısıyla Kur’an’da olmayan şeyi Kur’an’a söyletmeye çalıyorlar ve Kur’an’da bulamayınca da bak hadislere ihtiyacımız var diyorlar. Namaz Kur’an’da yok ki zaten, salatı ikame etmek var. Salatı ikame etmek de Kur’an’da detaylı olarak açıklanmıştır. Siz Kur’an’da İslam’ı bulabilirsiniz, kendi dinleriniz değil.                                                                                                                                                                                                                                                                                     

2/67   Ve o zaman dedi Musa kavmine: “Doğrusu Allah emreder sizlere ki kesersiniz bir sığır”; dediler: “Bizleri bir alay konusu mu edinirsin?”; dedi (Musa): “Sığınırım Allah'a; cahillerden olmaktan.”

 2/68  Dediler: “Dua80 et bizlere; Rabbine4; beyan226 etsin bizlere nedir o”; dedi (Musa): “Doğrusu O (Allah) der ki: “Doğrusu o* bir sığırdır; değildir bir yaşlı; ve değildir bir körpe**; bir orta yaşlıdır bunun arasında; öyleyse yapın emredildiğinizi.”                                                                      

*Dişi sığır. **Yavruluktan yeni çıkmış.                                                              

2/69   Dediler: “Dua80 et bizlere; Rabbine4; beyan226 etsin bizlere nedir rengi onun*”; dedi (Musa): doğrusu O (Allah) der ki: “Doğrusu o* bir sığırdır; sarı; göz alıcı parlak; rengi onun mutluluk/haz verir bakanlara.                          

*Dişi sığır.                                                                                                                             

2/70   Dediler: “Dua80 et bizlere; Rabbine4; beyan226 etsin bizlere nedir o; doğrusu (o) sığır benzer geldi bizlere; ve doğrusu bizler; eğer dilerse Allah; mutlak muhtedleriz.176”                   

2/71   Dedi (Musa): “Doğrusu O (Allah) der ki: “Doğrusu o* bir sığırdır; boyunduruk altında değildir (ki) sürer yeri; ve sulamaz tarla; kusursuzdur; yoktur alaca/leke/farklı renk onda””; dediler: “Şimdi geldin hakla/gerçekle”; ve boğazladılar onu*; ve olmuş değillerdi yaparlar**.                                  

*Dişi sığır. **Zorla yaptılar. Yoksa kendiliklerinden yapmayacaklardı.     

                                                                                                                                             

Yüce Rabb'imiz bizi Kur’an harici hiçbir şeye, kişiye, kuruma, kitaba  v.s. muhtaç bırakmamıştır. Kur’an bize neyi nasıl hitap ediyor ve anlıyorsak onu yerine getirmeliyiz. Kur’an’ı Kur’an ile anlamalıyız. Salatlarımızda gaflet içinde olmamak için yalnızca Kur’an107/5. Din kişiseldir. Din tamamlanmıştır/kemale ermiştir, gerçeği ortaya koyar ve apaçıktır.5/3 - 27/1 - . 24/46  - 2/99 Bilmemiz gereken ve sorumlu olduğumuz her şey dinde tek kaynak ve tek hüküm koyucu olan 5/10 Şerefli Kuranımızda mevcuttur. Biricik Kur’an’ımızda her şeyden örnek verilmiştir39/27 -5/10,102          

Zaten dinde zorlama yoktur isteyen inanır , isteyen de inanmaz2/256 – 18/29. Ancak hüküm yalnızca Allah’ındır5/50                                                                                                                      

 

107/5  Kimseler; onlar salâtlarında119 gaflet içindedirler.

2/256  Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağutu reddedip, Allah'a inanırsa, kuşkusuz ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.

18/29  De ki: "Hakk Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.

5/101  Ey iman edenler! Her şeyi sormayın! Açıklandığında sizi zor duruma düşürecek şeyler vardır. Oysaki Kur'an indirildiği anda o şeyleri sorarsanız size açıklanır. Allah, onlardan vazgeçmiştir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür.

5/102  Gerçekten, sizden önce de onları bir halk sormuştu da sonra onları inkar edenler olmuşlardı.

5/3     …………….Bugün, sizin için dininizi kemale erdirdim/ikmal ettim ve sizin üzerinize nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslam'ı seçtim/ beğendim………..

(5/3 ayetinin önü ve arkasıda var. Anlam bağlamını aldım buraya.dileyen okuyabilir meallerden)

27/1   Ta, Sin. İşte bunlar Kur'an'ın, gerçeği apaçık ortaya koyan Kitap'ın ayetleridir.

24/46  Ant olsun indirdik ayetler; apaçık beyanlılar226; ve Allah kılavuzlar dilediği kimseyi dosdoğru bir yola.

2/99   Ve ant olsun indirdik sana ayetler; beyanlı/bildirmeli/deklarasyonlu; ve kâfirlik25 eder değildir ona (ayete) fâsıklar38 dışında.

5/50   Cahiliye hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği kavramış bir toplum için, Allah'tan daha iyi hüküm veren kim olabilir?

39/27 Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.                                                                                                                                                                                                                                 

Yüce Rabb’im inananları Ku’ran’dan ayırmasın, Rabb’im ışığını inananlardan eksik etmesin. Allah'ın aydınlığıyla aydınlanmamış kimse için başka aydınlık yoktur. Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'ım. Benim salatım, nusukum, hayatım ve ölümüm senin içindir. Sana hamd ederim.  Dedikten/Diyebildikten sonra sonuç kısmımızın ön bilgilendirme kısmını da tamamlamış olduğumuzdan ayetler ışığında delillerimizi inceleyelim.                                                                                                                                              

En doğrusunu Yüce Allah bilir.                                                                                                                                                       

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

Yalnızca Kur’an ve Kur’an’ı Kur’an açıklar ilkemizden ayrılmadan Yüce Rabb'imizin bize hidayet ettiği işaretleri ve delilleri Yüce Allah'ımızın izni ile incelemeye başlayalım.

 

Delillerimize geçmeden bir giriş kısmıyla başlayalım;

5/101  Ey iman edenler! Her şeyi sormayın! Açıklandığında sizi zor duruma düşürecek şeyler vardır. Oysaki Kur'an indirildiği anda o şeyleri sorarsanız size açıklanır. Allah, onlardan vazgeçmiştir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür.                                                            

                                                                                  

Bu ayetle başlamak istedim. İnsanlar gereğinden fazla şekilci olduklarından din tüccarları da bunu kullanarak yüzlerce yeni din oluşturmuşlardır. Bu hadis veya sünnet uydurmasyonlarını öne sürerek İslam’la alakası olmayan bir çok şey uydurup servis etmişlerdir. Bununla da kendilerini alimcik ilan edip siz bilmezsiniz biz biliriz, Kur’an anlaşılmaz, siz anlayamazsınız biz anlarız yada hadis olmadan Kur’an anlaşılmaz bize sorun söyleyelim şeklinde hem Allah’a ve hem de nebiye iftira atmış, hem Allah’la nebinin arasını ayırmaya çalışmış, hem Allah’ın ayetlerine küfretmiş, hem insanları dinden çıkarmış hem de kendilerine geçim kaynağı çıkartarak mezhep dinlerini uydurmuşlardır. Sorsanız mezhebe tabi olanlara bunlar mezhep din değil derler. Ama inandıkları mezheplerin öğretileri bir kısım ayetleri kabul eder, bir kısmını yalanlar, bir  kısmını da nesh eder. İslam ile alakası olmayan bu mezhepler birer din dirler. Siz istediğiniz kadar din değil deyin. Nebi Muhammet şimdi burda olsa sünni mi olacak yoksa Hanefi mi yoksa alevi mi. Nebi burda olsa yalnız Kur’an diyecek.                                                                                                         

Oysa ki Kur’an mubindir, apaçıktır, her şeyden örnek vermiştir. Din tamamlanmıştır, kemale ermiştir. Ne eksiktir ne de anlaşılamaz değildir. Bizi sınava tabii tutacak Yüce Yaratıcımız bu kitaptan sorumlusunuz dediği halde kitabı eksik bırakacak veya anlaşılamayacak şekilde bizlere  haşa verecek değildir. Bu yaklaşım akıl almaz bir yaklaşımdır, hainliktir, küfretmektir, zalimliktir.            

20/114 Her şeyin gerçek egemeni olan Allah, yüceler yücesidir. Kur'an'ın sana vahyedilmesi bitirilmeden önce acele etme. "Rabb'im bana bilgiyi arttır." de.

*Kur'an tastamam indirilmiş ve kitaba konulması gereken tüm vahiy kitaba konmuş, Nebi Muhammet işini doğru ve tastamam Allah'ın yardımı ve izni ile bitirmiştir. 

Konu fazla dağılmadan toparlamaya çalışayım, Yüce Rabb’imiz rahmetinden dolayı bizlere zorluk olmasın diye bazı şeyleri bize bırakmıştır. Yaratıcıda O, emredende O, yaptıklarımızı kabul edecekte O’ dur. Salih bir kalple Kur’an dışına çıkılmadan, Rabb’imizin öğütleri doğrultusunda yaşayıp ibadet etmeliyiz. Bize lazım olan tüm detay Biricik Şerefli Elçimiz Kerim Kur’an’ımızda mevcuttur.                                                                                                                                                      

2/110 Ve dikin/ayağa kaldırın salâtı5; ve verin zekâtı10; ve nefisleriniz için önceden gönderdiklerinizi hayırdan; bulursunuz onu Allah'ın indinde/katında; doğrusu Allah yaptıklarınızı görendir.                                                                                                                                                                                   

Salatı hayata geçirin. Zekatı verin yaptıklarınızın karşılığını Allah katında mutlaka bulursunuz Allah her şeyi en iyi görendir. Önceden yapılan hayırlı işleri sonradan Allah katında bulacakmışız. Bunlardan ikisine örnek verir Yüce Rabb’imiz. Zekat vermek ve salatı ayağa kaldırmak. Şimdi salat ve namaz ele alalım. Yat kalk yapıp anlamını bilmeden bir egsersiz mi sizce hayırlı, yoksa salatın gerçek anlamı olan, Kur’an’ın gerçek salatı olan Yüce Allah’ın ayetlerini okuyup öğrenmek mi ? Şöyle de düşünelim nefsimizi terbiye etmek için, nefsimize uymamak için yat kalk mı yoksa Allah’ın ayetlerini çalışıp öğrenmek mi?                                                                                                                                                                                                                                

*                                                                                                                               

Delilerimizi incelemeye başlayalım. İsterseniz çalışmamda birkaç farklı yerde bahsettiğim Kur’an’ın müminlere vakitlendirilmiş bir kitap olduğu söylemimin açıklamasını yapalım. Burada yapacağımı söylemiştim.                                                                                                                               

 

DELİL 1

4/103  Öyle ki, tamamladınız zaman salâtı5; öyle ki zikredin/hatırlayın Allah'ı kıyam143 halindeler (olarak) ve oturan (olarak) ve yanlarınız          üzerine (yatar halde); öyle ki sakinleştiğiniz zaman; öyle ki doğrultun/dikleştirin/ayağa kaldırın salâtı5; doğrusu salât5 oldu müminler27 üzerine vakitli bir kitap.           

* Vakitli (sabah ve akşam) salat ve haftalık salat sadece müminlerin yapacağı bir iştir.               

4/103    Fe iza kadaytumus salate fezkurullahe kıyamen ve kuuden ve ala cunubikum, fe izatma'nentum fe ekimus salat, innes salate kanet alal mu'minine kitaben mevkuta.                                                                                                                                                                 

Kitaben kelimesi farz oldu, yazıldı veya vecibedir şeklinde çevrilse de tam anlamı olarak kitap olduğu kanaatindeyim.                                                                                                                       

kitaben كتب        Kef-Te-Be  :      o yazdı, dikte etti, reçete etti/atadı/amir verdi, yargıladı/ceza verdi/karar verdi, çizdi/bir araya getirdi, topladı, birleştirdi/ciltledi, dikti, ne yazıldığını (örneğin hukuk), yazış tarzını/şeklini , kitap, kitapçı, kişinin üzerine veya üzerine yazdığı, kaydettiği/kaydettiği/yazdığı, vahyedilmiş kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/askeri kuvvet, birlik.                                                                         

                                                                                                                                             

Bu konu başlığı altında inceleyeceğimiz kısım "doğrusu salat oldu müminler üzerine vakitli bir kitap" kısmıdır. Salat müminler üzerine vakitli bir kitaptır. Buradan ne anlıyoruz. Özellikle belli vakitlerde müminlerin üzerine olan bir kitaptır salat. Yani salat belirli vakitlerde üzerimize farzdır, yazılmıştır eksik çeviri oluyor. Doğru olan çeviri Salat belirli vakitlerde üzerimize farz olan/yazılmış olan bir kitaptır.

Buradan çıkarılması gereken 2 çok çok önemli sonuç vardır.

Birincisi salat kitaptır, yani kitaptan yapılması gereken birşeydir.

İkincisi belli zamanlarda mutlaka yapılması gerekir.

Biraz daha açarsak, anlaşılması gereken belirli vakitlerde Kur’an okunulması, çalışılması gereken bir kitaptır. Buda Kur’an’ın gerçek salatıdır. Bunun haricinde de tabii ki istenildiği zaman çalışılabilir, okunabilir ama bu zamanlar özellikle üzerimize yazılmıştır. Nedir bu zamanlar? Salat vakitlerinde incelediğimiz salatul fecr ve salatul işa dır. Bireysel olarak bu günde iki vakittir. Vakit detayları salat vakitlerinde mevcut. Ayrıca toplanma salatı da haftada bir gün gündüz vakti olacak şekilde üzerimize yazılmıştır. Cuma salatı başlığında inceledik.

Bir konuda var üzerinde durmadan geçemeyiz. Salatı tamamladığınız zaman Allah’ı zikredin herne şekilde olursanız olun diyor Yüce Allah. Yani her yerde, her şekilde her zaman Allah’ın öğütlerini hatırlamamız gerektiğini öğütler Rabbimiz. Zikir Kur’an’dır. Allah’ı zikretmek veya Allah’ın zikri yine Kur’an’dır.                                                                                                                                                                                                                         

İsterseniz bu ayette geçen kitaben (bir kitap) kitap kelimesinin direk olarak bir kitap olduğuna dair delillerimize bakalım. Neden çevirinin illa kitap olması gerektiğini anlamaya çalışalım.                                                                                                                                                                   

                                                                                                         

21/10  Ant olsun indirdik sizlere bir kitap (Kur’an); içindedir onun bir zikir/hatırlatma sizlere; öyleyse akletmez misiniz?                                      

21/10 Lekad enzelna ileykum kitaben fihi zikrukum, e fe la ta'kılun.

                                                                                                         

39/23  Allah indirdi en güzelini hadisin89; bir kitap (olarak); müteşâbih90, çift/ikili; ürperir ondan derileri Rablerine4 haşyet53 duyan kimselerin; sonra yumuşar derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine78; işte bu kılavuzudur Allah'ın; doğru yola iletir onunla dilediği kimseyi; ve kimi saptırırsa Allah öyle ki olmaz ona hiç bir kılavuz.                                                                           

39/23 Allahu nezzele ahsenel hadisi kitaben muteşabihen mesaniye takşaırru minhu culudullezine yahşevne rabbehum, summe telinu culuduhum ve kulubuhum ila zikrillah, zalike hudallahi yehdi bihi men yeşau, ve men yudlilillahu fe ma lehu min had.                                                                                                                                                                                                    

6/92   Ve bu; bir kitaptır; indirdik onu; mübarektir139; musaddıktır140 iki elleri arasında olanı; ve uyarman içindir kentlerin anasını; ve kimseyi, çevresindedir onun; ve kimseleri, iman47 ederler ahirete; iman47 ederler buna (kitaba); ve onlar salâtlarını23 korurlar.                                                                                                                                                                                         

6/92 Ve haza kitabun enzelnahu mubarekun musaddıkullezi beyne yedeyhi ve li tunzire ummel kura ve men havleha, vellezine yu'minune bil ahireti yu'minune bihi ve hum ala salatihim yuhafizun.                                                                                                                                                                                                                          

                                                                                                         

4/103 ayetindeki aynı kelime kitaben 21/10 da 6/92 de ve 39/23 de bir kitap şeklinde Yüce Rabb’imiz geçirmiştir. Ve anlıyoruz ki 4/103 de de bahsedilen bir kitaptır. Salat müminler üzerine vakitli bir kitap olmuştur.                                                                                                                                                                                                                               

Ayrıca aşağıdaki ayette de de Kur'an'ın kitap olduğunu açıkça belirtir Yüce Rabb'imiz. Yani kuran kitaptır.                                                                                                                                    

41/3   Bilen bir halk için, ayetleri detaylandırılmış, Arapça kur'an bir Kitap'tır.

41/3 Kitabun fussilet ayatuhu kur'anen arabiyyen li kavmin ya'lemun.                                                                                                                                          

Tekrar dönüp 4/103 ü okuyunuz lütfen.                                                                       

Salat müminler üzerine vakitli bir kitaptır.

                                                                                                                                             

Kur’an ayetleri detaylı incelendiğinde, üzerinde düşünüldüğünde, arınmış olarak okunduğunda  (zaten yapıyor olmamız gerekir mümin isek) Yüce Rabb’imizin mesajlarını net olarak anlarız. Tabii ki biraz gayret etmemiz lazım ki bu da yapmamız gereken bir şeydir. Yeter ki İslam dininde Kur’an’dan başka kaynak edinmeyelim, Kur’an’ı Kur’an’la anlamaya çalışalım, şeytan öğretileri olan hadis, sünnet, icma, tarikat v.s. her ne varsa tüm bunlardan kendimizi arındıralım. Yüce Rabb’imiz dilediğini, hak edeni doğru yola iletecektir. Rabb’im dilemeden biz dileyemeyiz, elimizden gelen gayreti gösterip Allah’a tevekkül edelim. Tevekkül edecekler Allah’a tevekkül etsinler ve yalnız Allah’a takvalı olsunlar. Elimizde Yüce yaratıcıdan bir mesaj (Kur’an) var. İnsan hiç merak edip acaba Alemlerin yaratıcısı Yüce Rabbimiz bizlere ne demiş diye merak etmez mi? Hayatı boyunca hiç Kuranın kapağını açmaz mı. Cep telefonunuza gelen kıytırık mesajları bile okuyorsunuz. Ahiret hayatı için Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’tan gelen mesajı neden açıp okumuyorsunuz?                                                              

Duvarda asılı Kur’an süs eşyası değil okunsun anlaşılsın ki belki kurtuluşa ereriz diye var akletmezmisiniz. İlahi kelam dururken nasıl beşer sözleriyle (hadis, sünnet, hacı, hoca v.s) yetinebilir. Bildiklerim doğrumu diye Allah'ın kelamından bakmak nasıl aklına nasıl gelmez. Arapça okuyup da anlamayanlar da ya ben bunu Arapça okuyorum ama ne diyor anlamıyorum, anlayarak mı okusam acaba, hangisi daha doğru ve bana daha faydalı olur diye akletmez mi?

Bu soruları kimseyi küçümsemek yada hor görmek için asla yazmadım. Allah korusun. Sadece birilerine belki bir ışık yakabilirim düşüncesiyle söylüyorum. Belki birilerini bir yerlerden yakalayıp Allah’ın izni ile Allah’a çağırabilirim düşüncesiyle yazıyorum. Kısa süre öncesine kadar benimde böyle olduğumu belirtmek isterim. Bende bunları düşünemiyor ve sorgulayamıyordum. Ondan dolayı sizler bu satırlarımı okuyup bu zihniyeti belki sorgularsınız.

Şimdi ise Allah’ın izni ile bir çok cevabım ve bir doğru yolum var diye umut ediyorum. Hayatım boyunca Yüce Rabb’im izin verirse Kur’an öğrencisi olacağım. Yüce Rabb’imin izni ve dilemesi ile.                                                                                                                                        

 

DELİL 2 ve 3

29/45  Oku vahyedileni sana kitaptan; ve dik/ayağa kaldır salâtı5; doğrusu salât5 engeller/men eder fahşâttan81; ve münkerden82; ve mutlak ki zikri78 Allah'ı en büyüktür; ve Allah bilir ürettiklerinizi.                                                                                                                                                     

İlk delil oku/deklere et  sana vahyedileni  kitaptan ve dik ayağa kaldır salatı şeklinde geliyor Yüce Rabb’imizden. Salat nasıl ayağa kaldırılabiliyor, kitaptakiler okunarak. Kur’an’ın salatı Kur’an okumak, çalışmaktır                                                                                                                

Bu ayetten net bir şekilde anlıyabiliriz aklımızı kullandığımızda. Allah’ın öğüdü en büyükse yapabileceğimiz en iyi şey onu öğrenmektir. Kur’an’da çokça geçen salatı ikame etmek bundan ibarettir.                                                                                                                                

Kitapdaki vahyedileni oku ve salatı ayağa kaldır. Gayet net ve açık. Kur’an’ın gerçek salatı kitabı okumak, Allah’ın zikrini öğrenmektir.                                                                                       

           

İkinci delil salat engeller/men eder fahşattan ve münkerden ve mutlak ki Allah’ın zikri en büyüktür şeklinde geliyor.                                                                   

81Vahşetten/fuhuştan/ahlaksızlıktan.                                                                                                                    

82İğrençleştirilmiş/çirkinleştirilmiş.                                                                                                                                                                                                                                   

Aklımızı kullanalım. Yat kalk 2 dua oku şeklinde yapılan ve bunun salat olduğunu iddia eden bir adam düşünelim. Hiç şu adama bak 5 vakit namaz kılıyor bide yaptıklarına bak dediğiniz olmadı mı. Allah’ın sözü en iyi ve doğru olandır. Peki Allah bu ayette net bir şekilde salatın fahşadan ve münkerden men ettiğini söylüyor. Peki Allah’ın sözünden mi haşa şüphe edicez. Yoksa yapılan salatın Kur’anı’n salatı olmadığından mı? Peki tekrar düşünelim. Allah’a duyulan huşu ve haşyetten günde 2 defa yaklaşık 40-45 er dakkadan ve haftada bir toplantı salatı yapan Ku’ran okumaya anlamaya musallin olan, Kur’an çalışan birinin Allah’ın emirlerinin dışına çıkacağını düşünür müsünüz? Tabii ki hakkını vererek yapan. Rabbimizin dediği gibi üşene üşene veya gösteriş için salat yapan değil de Allah’a kul olmayı, kul olmanın kuralları içinde yapmak isteyen müminlerden bahsediyorum. Yat kalk namaz insana hiç bir konuda bir şey katmayacağı gibi sürekli Kur’an çalışan birinin de aklından ayetler çıkmayacaktır. Her zaman buna göre hareket etmeye çalışacağından Rabbimizin sözü burada devreye girmektedir. Allah'a sığınmak da budur.(Allah'a sığınmayı detaylı inceliycez)                                                     

Hatta şu an ki haliyle kılınan namaz şirktir. İnsan hiç bunu şu anki şekliyle yapmasa belki bağışlanma şansı olabilir. Ama muşrik olduklarından bağışlanma şansları da kalmıyor. Kur’an’ın gerçek salatını yine Şerefli Kur’an’ımız, Şerefli elçimiz bize açıklamaktadır. Yukarıdaki şirk konusunu salat/salli/salla kısmında 29/45ve ezan çalışmasında biraz bahsettim. Bakılabilir.                                                                                                                                                                                       

29/45 ayetini destekleyen diğer ayetlerimize bakalım.                                                                                                                                                                                                                                    

7/157  Onlar ki, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları ummi nebi resule, tabi olurlar. O ki, onlara ma'ruf olanı yapar ve tavsiye eder ve onları münker olandan alıkoyar ve temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar, zahmet ve sıkıntı veren şeyleri onlardan kaldırır, onlardan bağları çözer, ona iman eden, ona saygı gösterenler ve ona yardım edenler ve ona indirilen nura tabi olanlar işte kurtuluşa erenler bunlardır.                                                                                                                                                                        Burada salat geçmez. Ama bizi münkerden alıkoyan, temiz şeyleri helal pis şeyleri haram edenin ve bize nur veren/ışık veren yol gösterenin      ve bu sayede ancak kurtuluşa erebileceğimizin bize gelen vahiy sayesinde olacağını açıkça söylemektedir. Bunları da bilmek öğrenmek için salatı ikame etmemiz gerektiğini yani bize gelen vahyi yani biricik Kur’an’ımızı okuyup anlayıp çalışmamız gerektiğini anlamak için normal bir zeka düzeyine sahip olmamız yeterli diye düşünüyorum. Şu an ki şekliyle      namaz denilen ve şu anki şekliyle uygulanan ibadetin bize hiçbir manada bir şey katmayacağının ve bunun kuranın gerçek salatı olmadığının kesin kanaatindeyim.                                

8/35   Onların, Beyt'in yanındaki salatları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse küfrünüzden dolayı azabı tadın.

Hatta 8/35 de Yüce Allah'ımızın bahsettiği aymazlık ve gaflet salatıdır. Şu an hac ibadeti diye yaptıkları şeyin de bundan farkı yoktur. Kur’an’ın gerçek hac ibadeti değildir.                                                                                                                                                                          

 

3/113  Aynı değillerdir kitap ehlinden135 bir ümmet/topluluk; dikelen/ayakta duran; okurlar ayetlerini Allah'ın gece171 zamanları; ve onlar secde12 ederler.

3/114  Bunlar, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanırlar, ma'rufu yapıp telkin ederler, münkere engel olurlar; hayırda birbirleriyle yarışırlar, işte bunlar salihlerdendir.

                                                                                                         

Kitap ehlinden hepsi aynı değilmiş. Aynı olmayan grup gece vakitleri uyumaz, Allah'ın ayetlerini (Kur’an) okurlarmış. Bu Allah’ın kelamına boyun eğer diz çökerlermiş.(fiziksel secdede yapmış olabilirler) Bu grup Allah'ın ayetlerinden Allah'a ve ahiret gününe inanmayı öğrenirlermiş. Marufu yapıp, marufu (vahye uygunluk) öğütlerlermiş. Münkere (iğrençlik/çirkinlik) engel olurlarmış. Hayırlarda yarışırlarmış. Böylece bu grup salihlerden (salihatı yapan yani düzeltici, iyileştirici, barışa yönelik işler yapan) olurlarmış.                                                                                                 

Ayetten de anlaşıldığı gibi bilmediklerimizi bize öğreten Yüce Rabb'imizin kelamları sayesinde neler yapacağımızı öğreniyoruz. Kitap ehlinden salih olanların örneği gibi bizde Kur’an okumalı, anlamalı, çalışmalıyız. Kuranın gerçek salatı budur.                                                                                                                                                                                                                           

Şöyle düşünülebilir. Bu kitap ehlinin örneği belki Kur’an gelmeden önceki insanlar. Sen Kur’an okuyorlar diyorsun. Eğer Kur’an öncesi ise Kur’an’ı nerden buldularda okudular. Kur’an’dan sonraki kitap ehlinden bahsedildiğinin garantisi var mı delilin varmı?

Şöyle ki, bu doğru bir soru olacaktır. Cevabımız ise Allah’ın tüm gönderdiği kitaplara, sayfalara, tabletlere her ne gönderdiyse hepsine Kur’an diye adlandırmamız yanlış olmayacaktır. Kur’an zikirdir, Allah’ın tüm vahyide geçmişten geleceğe insanlar için zikirdir. Dolayısyla;

15/9   Zikri Biz indirdik ve kesinlikle onun koruyucusu da Biziz.

15/10  Ve ant olsun ki senden önceki geçmiş topluluklara da gönderdik.    

Zikir Kur’an’dır. Kur’an zikirdir. Her dönemde her nebi ve resül aynı Allah’ın dinini getirmişti. Daha doğrusu Allah aynı dini bizlere bildirmişti. Dolayısıyla bütününe Kur’an demekte herhangi bir sakınca yoktur.       

 

DELİL 4

35/29  Doğrusu kimseler okurlar Allah'ın kitabını; ve diktiler/ayağa kaldırdılar salâtı5; ve infak6 ettiler rızıklandırdığımızdan onları; sırlı şekilde/gizlice; ve alenen/bildirerek; umarlar bir ticaret; asla perişan olmaz.                            

                                                                                             

Direk olarak anlaşılan şüphesiz Allah’ın kitabını okuyarak salatı dikip ayağa kaldırabiliriz. Salat budur. Çünkü Allah’ın kitabını okuyarak ve salatı dikerler şeklinde geliyor. İkisi ayrı değil bağlantılı olarak geliyor.            Çünkü Kur’anı’n gerçek salatının Kur’an çalışmak olduğu kanaatindeyim. Bu ayette açıkça bunu bildirmektedir.                                                                                                                                                                                                                        

                                                                                                                                             

DELİL 5

17/79  Ve geceden171; öyle ki uyanık kal onda; nafile/gerekli olandan fazla yapılan olarak sana; mümkündür ki sevk eder seni Rabbin4 mahmûd59 bir makama.  çeviri 1 İbrahim esinler                             

17/79  Sana özgü nafile olarak gecenin bir kısmında onunla fetehecced et. Umulur ki Rabb'in seni makamı mahmuda ulaştırır. çeviri 2 açık kuran.com                                 

17/79  Gecenin bir kısmında, sana özgü, nafile1 olarak, onunla2 teheccüd3 et. Böylece Rabb’inin, seni övgüye değer bir makama çıkarması umulur.

çeviri 3 Erhan Aktaş                            

1- İlave, fazladan. 2- Kur’an’la. 3- Teheccüd, gece uykudan kalkarak kılınan namaz.                  

17/79  Fazladan iyi iş olarak geceleyin düşünceye dal ki Efendin seni onurlu bir makama yükseltsin. çeviri 4 Edip Yüksel                             

17/79 Ve minel leyli fe tehecced bihi nafileten lek, asa en yeb'aseke rabbuke makamen mahmuda.                                                                                                                                                                                  

Rabbimiz nebiye, nebi için özel bir ibadet söyler.                                                                     

Burada farklı çeviriler söz konusu. Şöyle ki gecede uyanık kal onda, onunla  teheccüd et. Namaz kıl. Düşünceye dal. Fazladan iyi iş yap. Gibi değişik mealler mevcut.                             

Allah’ın izni ile anlamaya çalışalım.                                                                                                                                                                                                               

Eğer sadece gecede uyanık kal diye anlarsak delil olarak gösteremeyebiliriz. Ama onunla teheccüd et denirse yani Kur’an’la teheccüd et denirse bu konu özelinde delil niteliğindedir. Şöyle ki bu ayette geçen bihi kelimesi onla, onunla anlamına gelir fakat bu geceye mi gider yoksa Kur’an’amı incelemeye çalışalım.

En doğrusunu Yüce Allah bilir. Öncelikle sadece Kur'an demeyenlerin çevirilerini kale almam. Çünkü onlar arınmamışlardır. Hadis, sünnet uydurmasyonlarının karanlığında ayetleri anlamlandırmaya çalışırlar. Buda hem ayetlerin tecellisini hem manasını hem anlatılmak isteneni bozar hem de insanı dinden çıkarır şirk koşturur.

Şimdi çevirilere gelirsek. Erhan abinin çevirisi dışında diğer çevirilerde açıkmala bulunmamakta. Erhan abi ‘o zamirine’ Kur'an’la demiş ve teheccüde de namaz kıl diye çevirmiş. Öncelikle burada namaz/salat geçmiyor açıkça belirtelim. Teheccüdü namaz diye çevirdiğini düşünüyorum. Aslen bu kelimenin manası uyanık kalmak, uykudan uyanmak gibi manalarının yanında dua etmek manasına da gelir. Ve geceden uyanık kal onda dendiğinde fiil olan bihi geceye gider yani gecede uyanık kalması gerektiğini anlarız. Peki fazladan bişey yapması gerekiyor.                                                       

Peki neden uyanık kalacak ve fazladan yapması gereken şey nedir ki bunun için nebiyi Rabbi mahmud (övgüye/methetmeye değer) bir makama ulaştırması mümkünmüş. Aklımızı kullanarak düşündüğümüzde bunun fazladan bir Kur'an çalışması olduğunu anlarız. Zaten asli görevi bu değil mi? İnsanlara Kur'an’ı deklere edecek olan bir resulün gece fazladan (nafile) Kur'an çalışması da en mantıklı olan olacaktır. Bizim Kur’an çalışmamızın ötesinde belki parşömenleri gözden geçirecek, yazım hataları var mı bakacak v.s. Bizim önümüze hazır geldi. Onun Kur’an çalışması bizimkinden farklı olacaktır. Bir kere direk vahyi alan nebimizdir. Bu manada Kur’an üzerinde fazladan çalışma yapması emri şaşılacak bişey değildir. Yani nebi gecenin bir kısmında uyanık kal fazladan  Kur'an çalış ki Rabb’in seni mahmut bir makama ulaştırsın şeklindeki çevirinin doğru olacağı kanaatindeyim. Salatlarında yani Kur’an çalışmasının da bize vakitlendirildiği zamanlar gündüzün iki yanı yani gecede olduğunu öğrenmiştik. Ayrıca başka bir ayette de muhteşem bir işaret verir Yüce Rabbimiz bize. Gece kalkışının, gece vakitlerinin (yani salat vakitleri) söz bakımından daha etkili, daha akılda kalıcı olduğunu öğretir. Özellikle sabah salatı.73/6                                                                                                                                                                                                                

73/6   Kuşkusuz gece, bir oluşu gerçekleştirmek için söz bakımından daha etkilidir.                                                                                                                                                                   

Her şey birbirine lego parçaları gibi net bir şekilde oturduğuna Allah'ın izni ile şahit oldum. Yeter ki kavramları doğru anlayalım.                                                                                                

En doğrusunu Yüce Allah bilir. 

 

DELİL 6

2/45   Ve yardım/destek isteyin sabırla51; ve salâtla5; ve doğrusu o (salât) mutlak bir büyüktür (yüktür); dışındadır haşyetliler/huşulular53 üzerine (olan).

2/153  Ey iman47 etmiş kimseler! Yardım/destek isteyin sabırla51; ve salâtla5; doğrusu Allah birliktedir sabredenlerle51.                                                                    

                                                                                             

29/45 de bahsettiğim gibi salat huşu ve haşyet duyarak yapılır. Yüce Rabb’imiz de bu duygusu olmayanlara ağır bir yük olduğunu açıkça belirtmiştir. Konumuzla ilgili kısmına gelirsek 

Buradan birkaç çıkarım yapabiliriz.

İlk çıkarımım toplu salatlar sonrası gündem konuları konuşulur yardıma ihtiyacı olanlara hazır toplanmışken yardım edilebilir veya yardım için hazırlık yapılabilir.

İkinci çıkarımım salatla yardım istemek Allah’ın kelamını okuyup öğrettiklerini uygulayıp yardımı da ona göre yani kulluk kurallarına göre istememiz ve yapmamız gerektiğidir.

Her iki çıkarımımın birden olması da mümkündür, veya aklıma gelmeyen başka yardımlaşmalar da olabilir. Örneğin dini yayma konusu için yardımlaşılabilir. Yeni Kur’an dersleri için mekanlar araştırılabilir, yapım için plan yapılabilir gibi.                 

Bu destek isteme neyle olacak. Sabırla (metanetle direnme, dengeni bozmadan, mücadele ile) ve salatla.        Bura da şu düşünülebilir. Cuma namazına gidiyoruz orda da para toplanıyor. Hiç araştırdınız mı acaba orda toplanan paralar nereye gidiyor. Üşenmeyin araştırın.                                        

                                                                                             

1/5 Sadece sana kulluk ederiz46; ve sadece sana istekte bulunuruz yardım için*.           

*İlahi yardım istemek.                                                                                                            

Fatihanın 5. suresinden öğrendiğimiz gibi Yalnızca Allah'a kulluk eder ondan yardım için istekte bulunuruz. Peki bunu her istediğimiz şekilde yapabilir miyiz. Kesinlikle hayır. Allaha kul olmayı, kul olurken kulluk kuralları içinde kul olmayı ve Allah'tan istekte bulunmayı, yardım istemeyi gene bilmediklerimizi bizi öğreten Allah'ın öğretilerine    göre yaparız. Tüm bunları da Biricik şerefli Kur’an’ımızdan öğreniriz. Nasıl sadece Allah'a kul olunur, şeytan bizi nasıl Allah ile aldatır, Allahtan yardım isterken nasıl istemeliyiz, dualarımız nasıl olmalı, neden dualarımız kabul olmaz v.s. tüm bunlar ve çok daha fazlasını Kur’an’ımızdan öğreniriz. İşte o yüzdendir ki Yüce Rabbimiz şerefli Kuranımızı bize vakitli bir kitap yapmıştır. Salat Kur’an çalışmak, anlamak, öğrenmek ve devamlılığını sağlayarak her an ayetlerin hafızamızda taze kalmasıdır.

 Yüce Rabb’im nasip ederse tüm çalışmamı bitirdiğimde kimsenin kafasında soru işareti kalmayacak şekilde tüm her şeyi incelemiş olmaya gayret göstericem. Yukarda örnek verdiğim ve daha yüzlerce sorunun cevabını şerefli Kur’an’ımızdan çalışmış olmak için gayret ediyorum.                                                                                                                                                                       

 

DELİL 7

7/170  Ve kimseler; sımsıkı sarılırlar/yapışırlar kitaba (Kur’an’a); ve dikerler/ayağa kaldırırlar salâtı5; doğrusu biz; zayi etmeyiz muslihlerin30 ecrini/karşılığını.                                                       

                                                                      

35/29 ayetindeki gibi iki cümle bağlantılıdır. Bazı kimseler sımsıkı sarılırlar kitaba ve bununla (kitapla) bu sayede salatı ayağa dikerler. Kur’an’ın gerçek salatı Kur’an’ı okumak, anlamak, çalışmaktır. Salatı ayağa kaldırmanın/dikmenin, salatı ikame etmenin, yani salatın kendisi kitaba sımsıkı sarılmak ileolduğunu açıkça görüyoruz. Şu anki haliyle namaz kılmak asla değil.                                                                                                                                                                                            

8/35   Ve olmuş değildir salâtı5 onların*; beytin/evin32 yanındaki; ancak ıslık çalma ve el çırpma; öyleyse tadın azabı; kâfirlik25 eder olduğunuzdan.                                                                                                                                                                             

*Ayetten anlarız ki müşrikler de vakitli zamanlarda haram evin yanında bir araya gelerek kendi salatlarını yani kendi dini öğretilerini takip ediyorlarmış.                                                           

                                                                                  

Kur’an harici bir şeye musallin olunduğunda Vay o musallinlerin haline 107/4 dediği gibi Rabbimizin, o zamanda salat diye bambaşka bir şey yaparak kafirlik ettikleri örneğini verir Rabb’imiz bize. Bu insanlar muhtemelen şu an günümüz sözde Müslümanları gibi Allah yolunda olduklarını sanıp Allah’ın emrettiği bir iş yaptıkları inancında olmaları muhtemeldir. Burada sanırım gerçek ibadet edenler aleyhinde bir alay etme veya dikkat dağıtma işi içinde yapılabileceğini düşünüyorum.

Fakat ayeti dikkatli okuduğumda salatı ikame ettiğini sandıklarını ibadetin bu olduğunu sanarak nu eylemleri gerçekleştirdiklerini anlıyorum.

Bir düşünün bakalım bu veya buna benzer gaflet içinde aymazlık salatımı yapıyoruz yoksa Kur’an’ın gerçek salatını mı ? Onlar el çırparak ıslık çalarak gaflette idiler günümüzde yat kalk yaparak.

Biricik Kur’an’ımız Allah’ın izni ile bize yol göstereceğini umuyoruz. Beytin/evin haram mescit kamuya ait olan kimseye ait olamayan İbrahim’in inşa ettiği evi, İbrahim’in evi artık müşriklerin evi olmuş. O zamanki yaşanan şeyler bu zamana benzemiyor mu sizce ? Buradaki örnek şu an kılınan namaza ve şuan hac diye ibadeti yapıyoruz diye aymazlıklarına benzer. Kur’an’ın gerçek salatı değildir. Kılınan 5 vakit namaz aymazlıktır, gafilliktir.  O halde tadın azabı, kafirlik ettiğiniz için. 8/35         

Bunlar mekkeli müşrikler Allah onları söylemiş bizi söylemiyor diye düşünen varsa da bir daha ayeti dikkatli okuyup şu anki halimize bakıp Kur'an’ı anlamaya davet ediyorum. Oradaki müşriklerde Allah'a iman ediyorlar. Dinsiz değiller. Fakat bu imanlarını illa şirkle yapıyorlar. Gökleri ve yeri kim yarattı diye sorsan Allah derler. Öyleyse nasıl döndürülüyorsunuz/çevriliyorsunuz 43/87 - 29/61 v.b. ayetlerindeki müşrikler bunlar. O zaman da varlardı, o zamandan bugüne kadar da varlar, bugünde varlar ve bugünden Sa'at (kıyamet) gerçekleşene kadar da olacaklar.                                                                                                                                                                                                     

43/87  Onlara, kendilerini kimin yarattığını sorsan, kesinlikle "Allah" diyeceklerdir. Buna rağmen nasıl başka ilahlara yöneliyorlar.

29/61  Gerçek şu ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı yararınıza sunan kimdir?" diye sorsan, kesinlikle "Allah." diyecekler. O halde nasıl başka varlıklara yöneliyorlar!                                                                                                                                                                                                                          

ve bu müşrikler derler ki;

8/31   Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

8/32   Ve o zaman dediler: “Ya Allah! Eğer olduysa bu; o (Kur’an) bir hak/gerçek senin katından; öyle ki yağdır üzerimize bir taş gökten; ya da getir bize acıklı/elim bir azap.                                                                                                           

Bunlar Allah’a ancak şirk koşarak inanlardır. Allah'a iman ederler ancak şirk koşarak. Dolayısıyla Kur'an ayetlerini de inkar ederler. Bunlar hayvanlardan daha aşağıdadırlar.25/44

Allah hakkında yalan söylerler ve bunu da Allah'a dayandırırlar. Bunlar insanların en zalim olanlarıdır. 11/18 Bunlar aklını kullanmazlar 8/22                                                                                                                                                                                                                                                              ,

25/44  Yoksa onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha yetersizdirler.

11/18  Uydurduğu yalanı Allah'a dayandırandan daha zalim kim olabilir? Onlar, Rabb'lerinin huzuruna çıkarılacaklar ve tanıklar da: "Rabb'lerine karşı yalan uyduranlar işte bunlardır." diyeceklerdir. İyi bilin ki Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.

8/22   Allah katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir.                                                                                                                                                                                                                                

Bu müşriklerin şimdi biz Kur'an’ı inkar etmiyoruz ki zaten Kur'an’a göre yaşıyoruz Allah ne dediyse ona uyuyoruz dediklerini duyar gibiyim.

                                                                                                         

Bunu diyenlere soralım bakalım, gerçekten samimiler mi veya gerçekten Kur’an’a mı uyuyorlar;

Bizlerde hep beraber kendimizi check edelim bakalım.

 

 

* En son ne zaman Kur'an’ı kendi anladığın dil ile okudun                                                                       

 

* Kur'an'ı en son ne zaman eline alıp anlamak için okudun                                                                                                                                                                                                                         

* En son hangi bildiğin bilgi Kur'an’dan mı diye sorguladın                                                                                                                                                                                                                          

*En son ne zaman aklederek delille, kanıtla din ile ilgili bir şeye tanık oldun                                                                                                                                                                                                                       

* En son ne zaman ata dininden bildiğin şeylerin doğruluğunu sorguladın                                                                                                                                                                                                                           

* En son ne zaman bildiğin bir şey Kur'an’dan mı yoksa uyduruk hadis/sünnetten mi (şeytan öğretileri ve tamamı çöp olan uydurmasyonlar) geliyor baktın                                                                                                                                                                                                                   

* Allah'ın bizi sınava tutacak olduğu kitap ne diyor diye hiç düşündün mü                          

 

* Peki inandığın Kur’an Allah katından mı? İlahi mi? Kanıtın delilin var mı? Varsa nedir? Düşündün mü?                                                                                                                                                                   

*Alemlerin yaratıcısı Yüce Allah'ın bize gönderdiği mesajlarda ne var diye hiç merak ettin mi (telefona msj gelse mutlaka okursun, Allah’ın mesajını merak ettin mi)                                                                                                                                                                                                  

* Hiç Kur'an bize yeter mi sorgulayıp aklederek düşündün mü?                                                                                                                                                                                                                

* Hiç Allah bize yeter mi sorgulayıp aklederk düşündün mü?                                                                                                                                                                                                                     

* Yukardaki iki şıkkı düşündüysen nasıl bir karara vardın (karara varmadan müddesir suresinin tamamı nı okumanızı şiddetle tavsiye ederim)                                                                                                                                                                                                                  

* Neden Allah'ın kelamı varken hadis, sünnet gibi beşer sözlerinin peşinden gittiğini düşündün mü yada neyin peşinde olduğunun farkında mısın (neye musallinsin)                                                                                                                                                                                                                     

* En iyi söz (hadis) kimin düşündün mü, Allah mı yoksa beşer sözü mü, yoksa güvendiğin kimin söylediği belli olmayan ve dini Allah’tan öğrenen Muhammedin mi? Muhammedin Kur’an’dan başka bir şey söyleyeceğini aklın kesiyor mu? Bu hadislerin Muhammet’ten olduğundan eminmisin?        

                                                                                                                                                   

*Her şeyin dönüşü Allah’a dır herkes yaptığının karşılığını alacak ve bu süresiz olacak aklettin mi                                       

* Kur'an’da olmayan bir şeye inandığında bazı ayetlere inanıp bazılarını inkar ettiğinin farkında mısın? (şirk koşmak)                                                                                                                                                                                                                     

* Kur'an dışı şeylere inandığında artık dininin İslam olmayacağı ve Allah katında dinin sadece İslam olduğunun farkında mısın?                                                                                                                                                                                                                           

* Şirk koşmamak sadece Allah birdir inancına sahip olmakla bitmediğinin farkında mısın (tevhid)                              

*Kur’an ayetlerini yalanlamak, saklamak, farklı birşey söylemek,  sevap, günah, helal, haram uydurdun mu, bir muhakeme et

 

*Allah’ın söylemediği bişeyi söylemiş, yada söylediği bişeyi söylemedi deyip de bizzat Allah’a iftira atmış olabilir misin bir düşün.

 

*Allah’ı çağırırken Allah’ın yanında başka isim/isimler anmış olabilir misin?

 

*Resülleri/Nebileri birbirinden ayırmış olabilir misin? Mesela birini göklere çıkarırken diğerlerini anmamak gibi.                                                                                                                                                                                                                          

*Arkasından gittiğin bu hadis yazanların dediklerine uyduğunda onları veya kitaplarını ilah edindiğinin farkında mısın?                                                                                                                                                                                                                       

* Takvalı olmak, tevekkül etmek, Allah'a sığınmak tam olarak Kur'an’a göre nedir bilgin var mı? 

 

*Dini yalnız Allah'a has kılıyormusun?                                                                                                                                                                                                                   

*Allah'a kul olurken kul olmanın kuralları içinde kul olmak için ne yapıyorsun                                                                                                                                                                                                                    

*Allah’ın belirlediği hudutları aşıyor musun?, eğer aşıyorsan bir çok ayete toslayacağını biliyor musun?                                                                                                                                                                                                                             

*Şeytanı evliya edinmiş olabilir misin, farkındalığın varmı, şeytan nedir, ne hileler kurar, nasıl korunursun, Allah’ın bu konuda bizlere öğrettiklerinden haberin var mı?                                                                                                                                                                                                                            

hepsi ve çok daha fazlası için YALNIZCA ŞEREFLİ KURAN………….                                                                                                                                                                       

Çok uzatmadan burda keselim, sanırım şimdilik bu kadar soru ile kendimizi kontrol etme şansı bulabiliriz. Bu soruları çok daha fazla çoğaltabilirim. Bunların cevaplarına ulaşılması da akletmemiz için sanırım yeterli (başlangıç olarak) olacaktır Allah'ın izniye diye düşünüyorum.

Kur'an bel altına indirmeyeceğin, üstüne bir şey koymayacağın, abdestsiz dokunmayacağın veya süs eşyası gibi duvara asıp izleyeceğin bir şey değil. Rabbimiz bunun için göndermedi bize. Misakımızı, ahdimizi hatırlatmak, uyarmak, müjdelemek ve sıvavımızdan başarı ile çıkmamız ve bizi ödüllendirmek           için, zikir olması için gönderdi ve nebilerle/resullerle de destekledi.

Ahireti kazanabileceğimiz gerçek bir kaynak var elimizde. İnsan hiç merak edip Allah bize ne demiş bakmaz mı, bu mantıklımı, akletmek böyle bir şey değil.

Yanlış anlaşılmasın kimseyi hor görme, küçümseme v.s gibi bir niyetim yok. Tek amacım Allah nasip ederse bunu okuyan biri olursa belki doğru yola klavuzlanır (Allah'ın izni ile) diyedir. Tek kazancım ise Allah'tan ecrimdir.                                                                                                                                                                                                               

                                           

11/114  Ve dik/ayağa kaldır salâtı5 iki tarafında gündüzün170; ve yakınlarında gecenin171; doğrusu güzellikler giderir rezillikleri/iğrençlikleri; işte bu bir zikirdir/hatırlatmadır hatırlayanlara.                                                                                                                                                                              

                                                                                                      

İki vakitte (salat/vakit/süre çalışmasından bakılabilir)  salatı ayağa kaldır (kuran çalış) iyiyi, güzeli, doğruyu sözü en doğru olanın (Allah'ın) kelamından (Kur’an’dan) öğren, öğren ki öğrendiğin bu güzelliklerle rezillikleri/iğrençlikleri gider. Hatırlayana öğüttür bu hatırlatmadır. Hem Allah'ın bu öğüdünü hatırlamamız hem de Şerefli Kur’an’ı devamlı çalışarak Allah kelamlarını sürekli hafızamızda tutmamız gerekir.                                                                                                                                                                                                                                                                      

                                                                                                                                                                                                                                                                                           

DELİL 8

20/14  Doğrusu ben; benim Allah; yoktur ilah benim dışında; öyle ki kulluk46 et bana; ve dik/ayağa kaldır salâtı5; zikrim (Kur’an) için.                                                                          

Bu ayette Musa yaratıcısı olan Yüce Allah’ın vahyini ilk defa alıyor. Ondan önce habersiz olduğu şeyleri Rabb’imiz ilk defa Musa’ya öğretmeye vahy etmeye başlıyor. Buarda Yüce Rabb’imiz Musa’ya tam olarak ne dedi beraber anlamaya çalışalım. Ben Allah’ım benden başka ilah yok diyor. Ayrıca bana kulluk et ve zikrim için (Kur’an/öğüt) için salatı ikame et diyor. Daha Allah’ı o an tanıyan Musa’ya namaz kıl (şu anki yapılan şekli ile) demesi mantıklı mı? Yoksa öğütlerimi dinle, anla uygula demesi mi mantıklı. Zaten İslam’dan habersiz olan Musa’nın fiziksel namaz kılması beklenebilir mi? Tıpkı güneşin ayın v.s. fiziksel secde etmesi mümkün olmadığı gibi. Burada dikkat edilecek yer zikrim/öğüdüm için salatı dik ayağa kaldır kısmı olmalıdır. İşaretimiz budur. Allah’ın zikri için yani Allah’ın öğüdü/öğütleri yerine getirilerek salat ikame edilmiş, dikip ayağa kaldırılmış olacaktır. Kur’an’daki salat Kur’an çalışmak, anlamak, öğrenmektir.

 Ancak bu şekilde yani Yüce Allah’ın kelamı öğrenilerek dini yalnızca Allah’a has kılarak, kul olmanın kuralları içinde Rabb’imize kulluk edebiliriz. Salatın amacı da bu zaten. Zikrim/öğüdüm/Kur’an için Kur’an ile salatı ayağa kaldır sürekli devamlı yap. Yat kalk olarak şu anda yapılan namazla mı olacak bu ne dediğini bilmeden üç beş ayet okuyarak mı? Yoksa Allah’ın kelamlarını,  Kur’an çalışarak mı hangisi mantıklı. Her an Kur’an okuyup çalışan her an ve her durumda Allah’ın ayetlerini hatırlar ona göre davranır şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman hemen Allah’a sığınabilir. Allah’a sığınmak konusunu inceleyeceği ama kısaca;

Allah’a sığınmak Kur’an ayetlerini öğrenip devamlı çalışarak, hatırlayıp her durum da ve her olayda Allah’ın emrine göre, vahyine göre, Allah’a takvalı olarak, Allah’ın hudutlarından çıkmadan, kul olmanın kuralları içinde Yüce Allah’a kul olarak ve buna göre hareket ederek olur.

Yoksa hiçbir bilgi üzerine olmadan, hiçbir çabamız olmadan eüzü besmele çekerek Allah’a sığınmak, Allah’ım sana sığınırım demek doğru olmayacaktır. Takvalı olmak, şükretmek, çalışmak, gayret göstermek yok, Allah’ım ben sana sığınıyorum demek boş olacaktır. Allah tabii ki sığınmayı kabul eder veya etmez bilemem ama gayret gösterip çaba göstermeden alacağımız karşılık için bir düşünmek gerekir.

Kendimizi vahiyle korumamız lazım, vahiyle korunanlardan olmamız lazım, Bunun içinde vahyi bilmemiz lazım.

Bunun içinde Kur’an okumak, anlamak, çalışmak, öğrenmek lazım.

Görüldüğü gibi her yol Şerefli Kur’an’ımıza çıkıyor.                                          

Salatı zikrim için yap diyor Yüce Rabb’imiz. Zikir nedir? Kutsal kitaplardır.15/1-15/9-15/9  Demek ki net şekilde anlıyoruz ki salat Kur’an için yapılır, Kur’an ile yapılır.                                  

                                                                                             

15/1   A-L-R44; şu; ayetleridir kitabın; ve Kur'an'ın; apaçık.

15/6   Ve dediler: “Ey kendisine zikir/hatırlatma (Kur’an) indirilen kimse! Doğrusu sen mutlak mecnunsun/aklı gizlenmişsin.”

15/9   Doğrusu biziz; biz indirdik zikri/hatırlatmayı (Kur’an’ı); ve doğrusu biziz ona (zikre/hatırlatmaya/Kur’an’a) mutlak koruyucular.                                                                                                                                                                                                               

4414 harfin tekli, ikili, üçlü, dörtlü ve beşli kullanımından oluşurlar. 29 surenin başında yer alarak surenin açılışını yaparlar. 7 grup oluştururlar. İlgili gruplarda ve alt gruplarda anahtar harflerin geçiş sayıları 19'un tam katı şeklinde geçmektedir. 19 mucizesinin tecelli edişinin çok güzel örneklerini sunmaktadır. Kur'an'ın bir beşer sözü olamayacağına en büyük delillerdendir.           

 

 

39/9   Kimse midir o? Kanaat edendir gece171 vakitleri; secde12 eden; ve dikelen/ayakta duran; hazırlanır ahirete; ve rica eder/talep eder Rabbinin4 rahmetini; de ki: “Seviyesi aynı olur mu? Kimseler (ki) bilirler; ve kimseler (ki) bilmezler; doğrusu ancak elbâb88 sahipleri hatırlar/öğüt alır.             

Bu ayette salat zamanlarına bir işaret olduğuna inanıyorum. Allah'ın rahmetini talep etmenin ve ahirete hazırlanmanın yolu gösterilir bizlere. Buda gece vakitleri olan yani gündüzün iki yanı olan salat vakitleri (işa/fecr) ile aynıdır. Zaten bizi doğru yola ulaştıracak da Biricik Kur’an’ımız değil midir. Gece vakitleri ayakta kalıp (uyumayarak) ne yapılması mantıklı. Ne yapılır da secde (diz çöküp, boyun eğilir) edilir. Allah ayetler okunduğunda veya hatırlatıldığında secde edenleri başka ayetlerde işaret etmedi mi. Bilenle bilmeyenin seviyesi bir olur mu der bu ayette Yüce Allah'ımız bize. Bilmediklerimizi de Kur’an ile öğreten O değil mi. Bu ayette bilen taraf olmak için ne yapılmalı. Cevap çok basit değil mi? Kur’an okumak, anlamak, çalışmak. Salatı ikame etmek, Kur’an’ın gerçek salatını yapmaktır.                                                                                                                                                               

Zaten bu ayetten ve Allah'ın diğer ayetlerinde verdiği öğütleri anlayacak kimseler ancak elbab (akıl/mantık) sahipleri diyerek müthiş bir gerçeği ortaya/göz önüne çıkarmıştır. Akledenler… Lailaheillallah…….

Kendi çıkarımım olup salata yüzde yüz delil olmadığından delil numarası veremedim fakat görüşümün isabetli olduğunu düşünüyorum.                                                                                                                                                                                      

 

DELİL 9

 

19/55  Ve oldu (İsmail); emreder ahalisine/halkına salâtı5 ve zekâtı10; ve oldu (İsmail) Rabbi4 indinde/katında razı olunan.

19/58  İşte bunlar; kimselerdir; nimet verdi Allah üzerlerine; nebilerden; Âdem’in zürriyetinden/neslinden; ve Nuh’la birlikte taşıdığımız kimseden; ve İbrahim’in zürriyetinden/neslinden; ve İsrail’in (Yakub'un); ve doğru yola kılavuzladığımız kimseden; ve seçtiğimiz (-den); okunduğu zaman onlara Rahman'ın1 ayetleri; kapandılar secde12 edenler (olarak); ve ağlayanlar/göz yaşı dökenler (olarak).

19/59  Öyle ki halife65 oldu onlardan sonra bir halef65; zayi ettiler/kaybettiler salâtı5; ve tabi oldular şehvetlerine; öyle ki yakında karşılaşırlar bir yanılmaya/yanlışa sapmaya.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

Nebiye vahiy geldiği ve ondan sonraki taki bugüne kadar geçen zamanı bu ayete göre değerlendirirsek sizlere bişey düşündürür mü? İsmail salat emrini alır ve ehline bunu emreder (buyurur, öğütler, önerir) Ondan sonra gelen ve İsmail’in halifesi olduğunu söyleyende şehvetlerine uyup (dini ticarete konu ederek, oyun eğlenceye dalarak) salatı zayi etmişler. Nebi zamanında ki salatın şu an ki salat(kılınan 5 vakit namaz)  olduğuna Kur’an’dan delil bulabilir misiniz? Kur’an aynı yani vahiy aynı. Onlar da Kur’an’dan öğrendi. Peki şimdi yapılan adı namaz olan salat ile Kur’an’da emredilen salat ile ilgisi var mıdır sizce. Bu devirde de aynen salat zayi edilmiş olabilir mi?

Kur’an’dan anladığım kadarıyla her nebi salatı emretmiştir. Peki salat şu anki haliyle namaz mıdır yoksa Allah’ın öğütlerini, emirlerini, açıklamalarını kıssalarını v.s. tümü ile anlayabilmek, bilgileri taze tutmak dini yalnızca Allaha has kılabilmek yalnızca ona kul olabilmek için onun öğretilerini öğrenmek her durumda Allah'a sığınabilmeyi başarmak mıdır? Sorarım akıl sahiplerine.                            

Halife kavramı öncekinin yerine geçen sonra gelendir. Çarpıtılmış İslam dininde (İslam ile alakası olmayan) halife denen şahsiyetler vardı. Haşa Allah’ın halifesi mi olur. Peygamberin halifesi olmaları için de Allah’ın yetki/sultanlık vermesi açık kanıt veya belge olması lazım. Ben halifeyim demekle halife olunmuyor.                                                                                                                           

6/165  Sizi, yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerle denemek için bazınızı bazınıza derecelerle üstün kılan, O'dur. Kuşkusuz Rabb'in, cezası pek çabuk olandır. Ve gerçekten O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.       

7/74   "Hatırlayın! Âd'dan sonra sizi halifeler yapıp yeryüzüne yerleştirdi. O'nun ovalarında köşkler yapıyor, dağlarını yontup evler yapıyorsunuz. Allah'ın nimetlerini düşünün de yeryüzünde bozgunculuk yapıp karışıklık çıkarmayın."

35/9   Sizi yeryüzünde halifeler yapan O' dur. Kim gerçeğe Kafirlik ederse, Küfretmesi kendi zararınadır. Kafirlerin Küfrleri, kendileri için Rabb'lerinin yanında gazabı artırmaktan başka bir şeye yaramaz. Kafirlerin, küfrü sadece kendilerinin zararını artırır.

38/26  Ey Davud! Biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. İnsanlar arasında Hakk ile hükmet. Hevaya uyma. Aksi halde heva seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar, hesap gününü göz ardı etmiş olduklarından, kendileri için çok şiddetli bir azap vardır.                                                                                                                                                                                                        

Halife sonra gelip yerine geçen demek. Nebinin yerine mi geçtiler. Her önüne gelen ben halifeyim demiş. Hesapta ben halifeyim diyende salatı zayi etmiş, yoldan çıkmış. Başka peygamber gelmeyeceğine göre nasıl halife oluyorlar. Bu konuyu da halife başlığı altında inceleyelim. Kur’an’a baktığımızda nebi geldiğinde bir çok insanlar inanmamışlar. İnanlarda nebinin vefatından bir süre sonra tekrar yanlış yola sapmışlar ki zaten nebi zamanında da hepsi inanmış değillerdi. Bu hep böyle olmuş. Şu anki İslam dünyası(şirk dünyası) da böyledir. İnsanların çoğu hüsrandadır. Bu her zaman böyle olduğuna göre Yüce Rabb’imizde bu ayette bunu açıkça belirttiğine göre şu anki inanılan şeyler ve yapılan şeylerin doğru olması ne derece mümkündür. Doğru olması mı yoksa yanlış olması mı daha mantıklıdır. Ata dininizde (Allah'ın istemediği) devam mı edeceksiniz yoksa Kur'an’dan gerçek hak yolunu mu öğreneceksiniz. Seçimi aklederek yapabilirsiniz.                                                                                                                                                                                            

Ayrıca dikkatlice okuyalım;                                                                                                                                        

19/58 ayetinde Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ki teslimiyetten bahsederken hemen arkasından gelen 19/59 ayetinde öncekilerin yerine gelenlerin (halife) salatı zayi ettiklerinden ve kaybettiklerinden bahsederek bunun sonucu olarak da şehvetlerine uyduklarını Yüce Rabb'imiz bildirir bizlere. Yani nefislerine, hevalarına uymuşlar. Bundan ötürüde yakında sapmayla, yanlış yol ile karşılaşacaklarını bildirir.

Peki Akledelim; yanlış yola sapmamanın yolu nedir? Nefsimize uymamanın yolu nedir? Doğru yolda olabilmenin yolu nedir? Allah’ın zikri, yani vahiy, yani Kur’an, yani salatı ikame etmek, yani Kur’an çalışmak, öğrenmek anlamak.

Buda salatın Allah'ın ayetlerini okumak olduğunu Rabbimizin işareti üzerine açık ve net bir şekilde anlarız.                                                                                                                                                                                                                                                             

 

 

21/73  Ve yaptık onları emirler/liderler; doğru yola kılavuzlarlar emrimizle; ve vahyettik onlara faaliyet yapmayı; hayırlar/iyilikler; ve ikame edenler/dikenler/ayağa kaldıranlar salâtı5; ve verenler zekâtı10; ve oldular bize kulluk46 edenler.                                                                                             

Ayetin öncesi Yüce Rabb’imiz Lut’u kurtardığını ve ona İshak ve Yakub’u armağan ettiğini söyler. Ve İshak ile Yakub’a emri ile doğru yola klavuzlayıcı liderler yaptığını söyler. Onlara iyilik yapmayı salatı ikame etmeyi zekatı vermeyi öğrettiğini anlıyoruz. Bu sayede Allah’a kulluk edenlerden olmuşlar. Tüm bunlar Allah’a gerçek anlamda kulluk etmenin özellikleri olarak görüyoruz. Bunları ancak Allah bize öğretirse öğreniriz. Ve Allah izin verirse vahyi anlayabilir, çalışabiliriz. Buradaki ikame edenler salatı ayağa kaldırıp dikenler Allah’ın vahyini öğrenmek için vahye musallin olanlardır.         Ayrıca anlarız ki toplumda hüküm verme yetkisi olanlar (yöneticiler, devlet adamları v.s.) insanların doğru yola klavuzlanabilmesi için altyapıyı oluşturmalıdırlar. Bölgenin lideri o bölgeyi organize etmesi, insanların salat çalışması için gerekli ayarlamaları yapması gerekir.                                                                                                                                                                                              

 

DELİL 10

27/92  Ve Kur'an okumakla. Her kim doğru yola yönelirse, kendisi için yönelmiş olur. Ve sapkın yolu seçenlere: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım." de.                                                                                                                                    

Doğru yola yönelmenin tek yolu Kur’an’dır. Çünkü doğru yolu yalnız Kur’an anlatır. Kur’an’da bu kadar önemli olan salatı ikame etmek de yat kalk mıdır yoksa Kur’an’ı anlamak mıdır? Dinde hüküm koyucu yalnız Yüce Allahtır5/50. Bunun için salat ikame edilir. Bunun içindir Kur’an müminlere vakitli bir kitaptır4/103(bakınız). Günde 2 defa ve haftada bir toplantı salatı olmak üzere Allah’ın vahyini devamlı okuyarak bilgilerimiz taze kalır. Hani Rabb’imiz der ya şeytandan Allaha sığın diye. İşte bu devamlı Kur’an çalışarak Allah’ın öğütleri taze şekilde beynimizde kaldığından herhangi bir durum ile karşılaştığımızda Yüce Rabb’imimizin o konu ile ilgili ne dediğini hatırlarız. Tam hatırlayamasak da o konuyu hatırlar açar bakarız. İşte budur şeytandan Allah’a sığınma. İşte o zaman şeytan bizi Allah ile de aldatamaz35/5. (bu konuları detaylı inceliycez) Ve Yüce Rabbimiz onun içindir ki Kur’an’ı müminlere vakitli bir kitap yapmıştır ve salatın devamlı olması gerektiğini söylemiştir. Bu ayette de çok güzel delil vardır Kur’an’ın gerçek salatının Kur’an okumak, anlamak, çalışmak hatta paylaşmak olduğunu. Devamlı salatı ikame eden birinin ayetler hafızasında olacağından herhangi bir durum karşısında vahiyle korunabildiği gibi başkasını da uyarabilir.                                                                                                                                                                                                       

5/50   Cahiliye hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği kavramış bir toplum için, Allah'tan daha iyi hüküm veren kim olabilir?

35/5 Ey insanlar! Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                

*

22/40  Kimseler; çıkarıldılar diyarlarından haksız yere; sadece ki derler: “Rabbimiz4 Allah'tır”; fakat olmasaydı defetmesi Allah'ın insanların bir kısmını onların bir kısmıyla; mutlak yıkılırdı manastırlar; ve kiliseler; ve salâtlar23; ve mescitler16; anılır orada Allah'ın ismi çokça; ve mutlak yardım eder Allah O’na (Allah’a) yardım eden kimseye; doğrusu Allah mutlak Kaviyy'dir72; Azîz'dir37.                  

                                                                                  

Bu ayette üzerinde düşünülmesi gereken bir ayettir. Yüce Rabb’imizin bize bildirdiği/öğrettiği şeyleri ayete yazarken bile sıra ile yazdığını biliyoruz. Oluş sırasına göre. 16/78  -  22/5  -  23/12,13,14,15  -  32/7,8,9  -  40/67 ayetlerine bakıp bilimsel olarak incelerseniz anlarsınız. Bu ayette de manastır ve kiliseden sonra salatlar deyip mescitler demiş. Manastır ve kilise birer yapı. Mescit de yapı olabilir ama Allah’a yönelinen ve ibadet edilen her yer mescit olabilir. Gene de bir yapı olarak düşünebiliriz. Bunlar fiziken yıkılabilir ve salatı bunların arasında belirtmiş.  Bunların ortak özelliği ise, salat hariç fiziksel olarak yıkılabilmesidir. Ve hepsinde (İslam dini olduğu zamanlarda) Allah’ın adının buralarda çokça anılması. Burada bence (ben henüz anlayamasam da) ilahi bir mesaj vardır diye düşünüyorum. Bunun üzerinde düşünülmesi gerekir kanaatindeyim.                                               

Şöyle bir düşünce tarzının da doğru olabileceği kanaatindeyim. Bu manastırlar, kiliseler ve mescitler olması gerektiği gibi kullanıldığında, gerçek ibadet yapıldığında salat ikame edilen yerlerdi. Bu yüzden araya salatı eklemiş olma ihtimali olabilir Rabb'imizin.                                                                    

En doğrusunu Yüce Allah bilir. 

*

 

Aşağıdaki (*23/1 ve 11 arası) ayetler salatın ne denli önemli olduğunu bildirmekle beraber bu önemi neden kazandığın ıda bence açıkça bildirmektedir. 23/1 ve 11 i okumadan önce; bir düşünelim Allah’a kul olmayı, dini yalnızca O'na has kılmayı ve diğer tüm doğru yolda olabilme öğretilerini nerden, nasıl öğrenirdik. Şu an ki namaz denilen ritüelden mi ? Yoksa gelen vahiyden mi? Yat kalk egzersizinden mi yoksa Kur’an’dan mı?                                                                                                            

Tabii ki Şerefli Kur’an ile Allah öğretti bize. 2/239 Biz Kur’an okumasaydık bunları nasıl öğrenecektik. Yat kalk yaparken vahiy mi gelecekti bize. Yatıp kalkarken birden aydınlanacak mıydık. Karanlıktan aydınlığa yatıp kalkarak mı ulaşacaktık yoksa Allah’ın zikri ilemi?                                                                                                                                                                                                                         

2/239  Öyle ki eğer korktunuzsa; öyle ki yürüyenler ya da binenler (olarak); öyle ki ne zaman emin/güvende oldunuz; öyle ki anın/zikredin* Allah'ı; öğrettiği/bildirdiği gibi** sizlere; asla bilir olmadığınızı.                                                                                                                                                     

*Korku durumu varsa emin/güvende oluncaya kadar salâtlarda öğrenilen Kur'an'ın hatırlanması/zikredilmesi ertelenebilir. 238 ayetinde işaret edilen salâtlar asla durdurulamaz. Ancak savaş durumunda kısaltılabilir (4:101-102). Salâtlarda yani vakitli Kur'an derslerinde öğrenilen Kur'an salât sonrası hatırlanacaktır. Yürürken de, binekler üzerindeyken de. Her durumda. Ancak korku varsa Kur'an'ın  hatırlanması emin/güvende oluncaya kadar ertelenebilir.            

**Yüce Allah insana Kur'an'ı öğrettiğini, bildirdiğini 55:2 ayetinde açık ve net olarak bildirmiştir. Salâtta öğrettiği Kur'an'daki gibi.                                                                                             

 

Asla bilir olmadığımızı Allah bize öğretmiştir ve her ne yaparsak Yüce Allah'ın bize öğrettiği şekilde yapmalıyız. Peki Allah bunları nasıl öğretti bize;  55/1-2-3-4  Rahman öğretti Kur'an’ı yarattı insanı öğretti ona beyanı                                                                                                          

Kur'an ile öğretti. Ayet sıralamasında önce Kur'an öğrendiğimiz sonra yaratıldığımız anlaşılıyor. Ayette beyan yeteneğinin bize bahşedilmesi belirtilmesi de büyük mucizedir. Biz dünyaya gelmeden önceki olan olayları hatırlayamadığımızdan bu olayları hatırlayamayız. O yüzden Kur’an’ıda dünyada çok güzel şekilde çalışmalıyız her zaman taze tutmalıyız. Ahiret evreninde Allah'a verdiğimiz sözü/ahdi ve dünyada yaptıklarımızı hatırlıyor olucaz. Kur’an’da bu konuyla ilgili ayetler mevcut. Bu başlığın konusu değil detaya girmeyeceğim.                                                                                                   

                                                                                             

*          23/1   Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.                                                

*          23/2   Kimseler; onlar salâtlarında23 haşyetlilerdir53.                                                    

*          23/3   Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.                                                               

*          23/4   Ve onlar, zekat için çalışanlardır                                                                    

*          23/5   Ve onlar, ırzlarını korurlar.

 *         23/6   Eşleri veya yeminle sahip oldukları hariç. Bundan dolayı kınanmazlar.                      

*          23/7   Kim bunun ötesinde bir şey isterse, işte onlar haddi aşanlardır.                          

*          23/8   Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir 

*          23/9   Ve kimseler; onlar kendi salâtlarını23 korurlar.                                                    

*          23/10  İşte onlar varis olanlardır.                                                                              

*          23/11  Onlar, Firdevse varis olacaklar ve orada sürekli kalacaklardır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           

                                                                                                                                             

DELİL 11

24/41  Görmez misin? Doğrusu Allah'ı; tesbih57 eder O’nu, göklerdeki162 ve yerdeki/yeryüzündeki kimse; ve kuş164; saflar halinde; her biri muhakkak ki bildi kendi salâtını75; ve tesbihini57; ve Allah bilendir onların yaptıklarını.                                                                                      

                                                                                             

Salat/salli/salla kısmında biraz bahsetmeye çalıştım. Buradaki açıklama ve delil yeterli gellmediyse salat/salli/salla kısmındaki açıklamaya 24/41 veya tesbih çalışmasına 24/41 bakılabilir. Kuşun kendi salatını bilmesi ne demek. Göçmen kuşlar doğduğunda jeomanyetik sistemle doğarlar. Zamanın geldiğini ve zamanın geldiğinde nereye gideceklerini bilirler. Kuşun salatı budur. Yılda 2 kez göç ederler.     Onların salatı budur. Yani yaratılış özeliğine göre hareket ederler. İnsanların salatı nedir yaratılış özelliği nedir. Nerden bilecekler. İnsanın yaratılış özelliği akıldır, aklını kullanmasıdır. Aklını kullanarak Yüce Rabb’imizin öğretilerini öğrenir, boyun eğer itaat eder ve ona göre davranır. Bunu da ancak Kur’an okuyarak, çalışarak, anlayarak, fikir yürüterek, akıl süzgecinden geçirerek yapar. Eğer insan aklını kullanmazsa hayvanlardan    aşağı bir varlık olur. 7/179 - 8/22 - 25/44 - 2/242 - 6/32  - 8/22                                                                                                                                     

7/179  Ve ant olsun ektik/tohumladık cehennem için birçok; cinden210 ve insandan; onlaradır* kalpler213 akletmezler/fikir yürütmezler onunla; ve onlaradır gözler görmezler onunla; ve onlaradır kulaklar işitmezler onunla; işte bunlar; çiftlik hayvanları gibidir; evet! Onlar en dalalet128 içindedir; işte bunlar; onlardır gâfiller/aymazlar.                                               

*'Onlaradır' geçişi önemlidir. Bu zamir hem cinleri hem de insanları kapsar. Bu durumda cinlerin insanların kalp, göz ve kulak organlarının işlevini yapan, benzer özelliklere sahip, kendilerine özgü mekanizmalara sahip olduklarını anlarız. Kendi yaratılış özelliklerine göre bu varlıkların kendi iradelerinin olduğunu, çevrelerinde olan şeylerden görme ve işitme gibi özellikler gibi farkındalık        sahibi olduklarını anlarız.                                                                                                                    

8/22   Allah katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir.

25/44  Yoksa onların çoğunun gerçeğe kulak verdiğini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvanlar gibidir. Hatta doğru yolu seçmede hayvanlardan daha yetersizdirler.

2/242  İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki aklınızı kullanırsınız.

6/32   Dünya hayatı, bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, takva ehli olanlar için daha hayırlıdır. Hala     aklınızı kullanmayacak mısınız?

8/22   Allah katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir.                                                                                                                                                                                              

Aklımızı kullanıp doğru yola bize gösterecek olanı bulmak yaratılış özelliğimizdir. Bunu da ancak ve sadece yalnızca Kur’an diyerek, dinde tek kaynak olan Kur’an okuyarak ulaşabiliriz. Kur’an’da bu kadar çok geçen salatın çok da önemli olması gerekmez mi, bize bir şeyler katıp, bir şeyler öğretip, bir şeyerden uzak tutması gerekmez mi. Yüce Rabb’imizin bu kadar önem verdiği konu yat kalk 2 dua oku gibi bir ritüel olması mı mantıklı yoksa sınav olacağımız kitabı vakitli ve sürekli olarak vahyi okuyup canlı tutmak mı? Peki herhangi bir durumda Allah’a nasıl sığınıcaz (Allaha sığınma konusunda detaylı inceliycez) Euzu besmele çekmek yeterlimi yoksa karşılaştığımız durumda Allah’ın bize öğütlerini veya emirlerini hatırlayıp ona göre (takvalı) davranarak mı Allah’a sığınmış oluruz. Takvalı olmak mantıklı değil mi? Peki nasıl takvalı olunur Kur’an okumadan Allah’ın vahyini bilmeden. Aklımızı kullanırsak hepsi birbiriyle bağlantılı olarak tek noktada buluştuğu Allah’ın kelamıdır. Kur’an’ın gerçek salatı aramızdaki en büyük elçi olan yine Kur’an okumak, çalışmak, anlamakla olduğu gün gibi ortadadır.

Kuşların yaratılış özelliğine göre yaşaması, çoğalması tespihidir ve yılda 2 kez göç etmeleri de onların salatlarıdır. Buna bakarak kendimize ders çıkarmalıyız. Göçmen kuş nasıl kendi tesbihini ve salatını bildiyse bizde insanlar olarak kendi tespihimizi ve salatımızı bulmalıyız. Yaratılış özelliğimize göre yaşamalıyız ve dönüşün yalnızca Allah’a olduğu bilincinde olarak yaşamalıyız ve Allah’ın öğrettiği gibi yaşamalıyız. Bunun içinde Allah’ın öğretilerini çalışmalıyız. Yani Kur’an çalışmalı ve Kur’an’a göre yaşamalıyız. Bizim de günde 2 defa ve haftada 1 defa olmak üzere 3 salatımız vardır. Bize emredilmiştir. Ve yine emredilmiştir ki yaratılış özelliğimize göre yaşamalıyız. Nedir yaratılış özelliğimiz tam olarak. Bilmediklerimizi bize öğreten Yüce Allah’ımız bunu da bize öğretmiştir. Spesifik olarak şudur veya budur diye buardan yazmam çok doğru olmayacaktır. Şerefli Kur’an’ımızı okursak akledersek, anlamak için okursak Yalnız Kur’an dersek Yüce Rabb’imiz Kur’an’da bilmediğimiz bir çok şeyi bize öğrettiği gibi salatı da öğretmiştir. Azıcık çaba göstermek lazım. Hadis, sünnet ve ata dini gibi Allah’ında onaylamadığı şeytan öğretilerinden arınarak sadece Kur’an dersek kalbimiz mütmain olacaktır.                                  

Örnek vereyim. Allah tarafından kabul edilen tek din İslam’dır 3/19. Nedir İslam. İslam barıştır, esenliktir, iyiliktir, güvendir, selamdır. İşte yaratılış amaçlarımızdan bazıları bunlardır. Buna göre mi yaşıyorsun ??? Veya tüm yaratılış amaçlarını biliyor musun???  Kerim Kur’an’a bakabilirsin. Yüce Rabb’im nasip ederse çalışmamı bitirdiğimde tüm Kur’an’ı konu başlıkları altında incelemiş olmaya gayret göstericem.

 

 

 

DELİL 12

6/92   Ve bu; bir kitaptır; indirdik onu; mübarektir139; musaddıktır140 iki elleri arasında olanı; ve uyarman içindir kentlerin anasını; ve kimseyi, çevresindedir onun; ve kimseleri, iman47 ederler ahirete; iman47 ederler buna (kitaba); ve onlar salâtlarını23 korurlar.                                                                             

                                                                                             

İman ederler ahirete, iman ederler kitaba ve salatlarını korurlar. Kitaba iman sonrası salatın işaret edilmesi çok önemlidir. Kitabın Yüce Allah katından geldiğine iman edersek onun peşinden koşarız Kitabı anlamak isteriz, Allah'ın öğretilerini öğrenmek isteriz. Kitabın emir ve yasaklarını bilmek isteriz. Detaylı olarak anlamak isteriz. Bunun içinde kitabı okur ve çalışırız. İşte kitabı hemen arkasından           takip etmek salattır. Salat asla kaybedilmeden sürekli olarak devam ettirilmelidir. Son nefesimize kadar. Aklederek düşünelim. Bir yazar kitap yazdığında okunmasını, anlaşılmasını istemez mi? Rabb’imizde bizi bağışlamak, affetmek ister. Onun yolunu gösterdiği ve bize bilmediğimiz şeyleri öğretmek istediği bir kitabı okumamızı istemez mi? Kur’an’da bu denli önemli olan salat bu değil mi? Anlamadan Arapça şiir veya şarkı gibi içinde ne yazdığını bilmeden papağan gibi tekrarlamamızı mı istedi sizce. Yada salat diye anlamsızca yatıp kalkıp egzersiz yapmamızı mı istedi dersiniz? Tabii ki hayır. Okumamız, anlamamız, çalışmamız lazım Şerefli Kur’an’ımızı hem de vakitlendirilmiş olarak. Her an Allah'ın öğretileri aklımızda kalsın diye Kur'an’ı bize vakitli bir kitap yaptı. Her gün okumalı ve bunu korumalıyız. Kuranın gerçek salatı budur. Salat zamanları haricin dede elbette okumalıyız.       

 

 

DELİL 13

11/87  Dediler: “Ey Şuayb! Senin salâtın* mı emreder sana ki terk ederiz babalarımızın/atalarımızın kulluk ettiğini; ya da ki faaliyet içinde oluruz mallarımızda; istediğimizi; doğrusu sen; mutlak sensin halim/yumuşak huylu; olgun/reşit                                                                                         

*Hemen arkasından takip ettiğin (dini öğreti)                                                          

                                                                                                         

Medyen halkına Şuayb Allah'tan aldığı vahye göre öğütlemesi gerekenleri öğütler. Şuayb’e senin salatın mı emreder atalarımızın kulluk ettiğini terk etmemizi yada mallarımızı istediğimiz gibi harcayamayacağımızı derler.

Mealciler bunu da namaz diye çevirselermiş ya. Salatı işlerine geldiği yerde geldiği gibi eğip büküyorlar(doğru çevirenleri tenzih ederim). Senin salatın. Yani hemen arkasından takip ettiğin, musallin olduğun dini öğretin mi emrediyor diyor ayet. Şuayb’in namazın mı emrediyor denildiğinde ne kadar saçma oluyor değil mi? Evet Şuayb’in dini öğretisi emrediyordu. Neydi bu dini öğreti. İslam. Nerden öğreniyordu. Allah Kelamından. Nerden kendi Kur’an’ından. Çok açık bir delil değil mi? Namaz bir şeyi mi emreder, birşeyi mi öğretir yada bir şey öğrenilecek bir şeymi? Namaz kılmak mı emrediyor bunu. Yoksa Kur’an ayetlerimi. Bilmediklerimizi bize öğreten Yüce Rabb’imiz mi? Bunları nerden öğrenirmiş Şuayb. Salatından. Yani Kur’an’dan. Peki nasıl. Okuyarak, çalışarak, anlayarak.

Ayet yeterince açıktır. Salatı yardımlaşma diye çevirende var dua diye çevirende namaz diye çevirende. Hangisini koyarsanız koyun Kur’an’ın bütünlüğüne ve bu ayette anlatılana uymaz. Ancak din diye çeviriye yakındır ki din de nerden öğreniliyor aklımızı kullanalım. Şu da gelebilir akıllara. Biz Kur’an diyoruz da Şuayb’a Kur’an’mı verildi. Sevgili müminler incil, tevrat, Kur’an herhangi bir farkı yoktur. Şeriat olarak ümmetler için ibadet şekillerini Yüce Rabb’imiz bazı farklar takdir etmiş olabilse de tüm kutsal kitaplar/nebi ve resullere gelen emirler aynı şeyleri emreder/yasaklar/öğütler/müjdeler/uyarır v.s. 22/67 - 4/160          

Şöyle de anlayabiliriz. Senin takip ettiği (musallin) olduğun şey mi öğretiyor bunları. Yani İslam dini/dini öğretiler mi öğretiyor. Yani Allah kelamı şeklinde de anlamlandırabiliriz. Hiçbir şekilde namaz kılma ile alakası yoktur ayette anlatılanın. Dini öğrenmenin yolu da Allah’ın bize öğrettiklerini öğrenmekten geçer.

22/67  Her ümmete bir ibadet şekli belirledik. Onların uydurları şeylerde asla seninle tartışmasınlar. Sen Rabb'ine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerinesin.                                                                                              

22/67 Li kulli ummetin cealna menseken hum nasikuhu fe la yunaziunneke fil emri ved'u ila rabbik, inneke le ala huden mustekim.                                                                                                                                                                       

4/160  Böylece, zulümleri ve Allah yolundan çokça alıkoymaları nedeniyle daha önce helal olan temiz birçok şeyi Yahudilere haram kıldık.                    

Menşeken  :    dindar bir hayat sürmek, dindar olmak, dindar olmak, Allah'a ibadet etmek/kulluk etmek, kurban etmek, kurban yoluyla hayvan kesmek, ibadet/kulluk eylemi, bu tür eylemleri gerçekleştiren/gözleyenler, adanma, yıkanma ve arınma, kendini uygulamak.                                                                                                                                      

Diyeceksiniz ki Kur’an Muhammed zamanında indi Şuayp zamanında Kur’an mı vardı ? Neden Kur’an diyorsun? Her zamanki gibi Şerefli Kur’an ayetlerindedir cevabımız..                                                                                                                                                                                                     

15/9   Doğrusu biziz; biz indirdik zikri/hatırlatmayı (Kur’an’ı); ve doğrusu biziz ona (zikre/hatırlatmaya/Kur’an’a) mutlak koruyucular.     

15/10  Ve ant olsun ki senden önceki geçmiş topluluklara da gönderdik.                                                                                                                                                   

Zikir Kur’an’dır. Her dönemde her nebi ve resül aynı Allah’ın dinini getirmişti. Dolayısıyla bütününe Kur’an demekte herhangi bir sakınca yoktur. Allah kelamının hepsine Kur’an diyebiliriz. Yüce Rabb’imiz özellikle belirtmediyse İncil veya Tevrat diye daha doğrusu Allah kelamından bahsederken (yazılı olarak) hangi kitap olduğunu bilmiyorsak Kur’an diyebiliriz.                                                                                                                                                                                                                                                                   

DELİL 14                                                                                                                 

62/9   Ey iman47 etmiş kimseler; nida edildiğiniz/çağrıldığınız zaman salât108 için toplanma/cuma günü; öyle ki yürüyün/hareketlenin Allah'ı zikrine78 doğru; ve bırakın alışverişi; işte bunlarsınız; hayırlıdır sizlere; eğer olduysanız bilenler.                                                                                              

                                                                                  

Bu ayetin üzerinde Cuma salatı ve salat/salli/salla kısmında durmuştuk bakabilirsiniz, sonuç kısmıyla ilgili olan kısmı ele alalım. Salat için çağrıldığınız zaman toplantı günü işi gücü bırakıp Allah'ın zikrine doğru hareketlenin/gelin. Eğer aklederseniz bilenlerdenseniz  (Allah zaten bu ayette bildiriyor) bu hayırlıdır sizlere. Ayeti doğru anlayabilmek için Allah'ın bize verdiği işaretlerden kavramları doğru anlamamız gerekir.

Burada Allah bizi bir şeye çağırıyor, çağırdığı şey ise kendisinin zikri olduğunu belirtiyor. Kavramı bilmezsek veya içi boşaltılmış, başkalaştırılmış haliyle yani bize öğretilen haliyle yaklaşırsak ayet tecelli etmez, bambaşka bir hal alır. Zikir Allah'ın öğüdüdür yani Kur’an’ın bizzat kendisidir. Zikir kavramı üzerinde burada uzunca durmayacağım, lütfen zikir başlığı altındaki çalışmamızdan bakınız. Allah'ın zikrini bilmezsek, bu ayette namaza çağrı var, Allah'ı anmamız lazım, bu ayet zikirdir bu ayete koşmamızı istiyor Allah diye yanlış anlamlandırmalar içine düşeriz. Yüce Rabb'imiz burada açık seçik ve gayet net olarak işi gücü bırakın benim zikrime/benim Kur’an’ıma, benim vahyime, benim öğretilerime gelin diyor.                                                                                                                            

Lütfen düz mantıkla düşünmeyelim, akledelim. Allah öğüdüne çağırıyor, ha ne bu öğüt, ya bize namaz kıl diyor, namaz nasıl kılınıyor yat kal v.s., ha o zaman bak Cuma namazına gidin diyor şeklinde düz mantıkla yapılan, size doğduğunuzdan beri dayatılan ata dininden ve Kur’an’ı ancak Kur’an’la açıklanması gerektiğine inanmayan bir bakış açısıdır.

Daha kapsamlı, daha geniş düşünelim, gerekirse ayeti saatlerce okuyalım, kelimelerin anlamlarını didik didik edelim. Sonra karar verelim, bakalım Rabb'imiz bize ne demiş. Bu toplantı salatının ayetidir. İnsanlar toplu şekilde Kur’an okuyacak (anladıkları dilde), anlayacak, tartışacak, araştıracak, yanlışları var ise düzeltecek, Allah'ın zikrini hafızalarında canlı tutacaklar. Benim zikrime gelin diyor Rabb'imiz. Saçma sapan gaflet ve aymazlıkla yatıp kalkıp bir şeyler yapın demiyor. Çok nettir. Bir düşünün ayeti okuyun, Cuma namazına gittiğinizde bu ayet tecelli ediyor mu sizde. Allah'ın öğüdüne mi gitmiş/gelmiş oluyorsunuz.

Eğer bunu yapıp da Allah'ın zikrine doğru hareketlendiğinizi/gittiğinizi düşünüyorsanız Yüce Rabb'imin emri üzerine size selam olsun derim sadece…….                                   

Not: ezan ve mescit çalışmalarını okuyunuz.                                                                                                                                                                   

62/10  Öyle ki tamamlandığı/sonlandığı zaman salât108; öyle ki dağılın yeryüzüne; ve arayın/bakının fazlından/lütfundan Allah'ın; ve zikredin78 Allah'ı  çokça; belki sizler felaha erersiniz/başarırsınız.                                                                        

           

Hemen arkasından gelen ayet. Allah'ın öğütlerini unutmadan çokça anacakmışız. Bir önceki ayette Allah'ın öğüdüne/zikrine gittik ya. Orda ya yeni öğrendik yada bildiklerimizi tekrar ettik yada yanlışlarımızı düzelttik ya işte bunu yani zikrimi/öğüdümü unutmayın diyor. Nasıl unutmayacağız çokça anarak, aklımızdan çıkarmayıp tekrar ederek. Ayette unutmayın kelimesi elbette yoktur. Ama Allah’ı çokça zikretmek için yani Allah’ın zikrini çokça anabilmek için aklımızda olması yani unutmamak gerekir. Allah’ı zikretmek demek Allah’ın adını şu kadar veya bu kadar tekrarlamak değildir. Lütfen tekrar belirteyim zikir çalışmamıza bakınız.

Zaten toplantı salatı haftada bir, şahsi salat da günde 2 defa yapıldığında sürekli Allah'ın öğütlerini çalışıp hafızada canlı tutmak mümkün oluyor. Koştuğunuz zikir yat kalk egsersizi olduğunda Allah'ın öğütlerini zaten bilmiyorsunuz ki neyini unutmayacaksınız. Bir kendinizi sorgulayın. Onlar kendilerini bilir. Gerçi bu satırları okuyorsan bu gruba girdiğini düşünüyorum. Sadece ata dinine takılı kalmayın, zanna uymayın. Sadece Kur’an deyin.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                    

DELİL 15

24/58  Ey iman47 etmiş kimseler! İzin istesin sizlerden kimseler; malik oldu sağ elleriniz77; ve kimseler; asla ulaşmayanlar erginliğe sizlerden; üç vakitlerde; fecir55 salâtı5 öncesinde; ve öğlende elbiselerinizi bir kenara bıraktığınız zaman; ve sonrasında akşam56 salâtı5; üçtür avret/edep (zamanı) sizlere; yoktur sizlere; ve yoktur onlara bir günah bunlardan sonra; bir kısmınızın bir kısım üzerine dolaşmaları; işte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetleri; ve Allah Alîm'dir8; Hakîm'dir9.                                                            

24/58  Ya eyyuhellezine amenu li yeste'zinkumullezine meleket eymanukum vellezine lem yeblugul hulume minkum selase merrat, min kabli salatil fecri, ve hinetedaune siyabekum minez zahirat, ve min ba'di salatil ışai, selasu avratin lekum, leyse aleykum ve la aleyhim cunahun ba'de hunn, tavvafune aleykum ba'dukum ala ba'd, kezalike yubeyyinullahu lekumul ayat, vallahu alimun hakim.                                                                                              

                                                                                                                                                                                                                               

Yüce Rabb'imiz burda 2 vakit salatı isimleri ile birlikte geçirerek işaretini bizlere vermiştir. Bu net ayete bile kulp bulanlar olduğunu biliyorum. Ben söyleyecek bir şey bulamıyorum. Daha ne görmeleri gerekiyor. Gerçi çok çok basit bir abdest almayı bile Allah’ın emrettiği şekilde almayıp ekleme ve çıkarma yapıp değiştirip bu şekilde servis eden yalancı nankörler böyle açık bir işaret net bir delile de inanacak değillerdir.

Bu konuda gene Yüce Rabb’imin ayetlerinden bu azgınlara, zalimlere bir şey söylemek isterim. Allah dilemedikçe biz dileyemeyiz. Aslında bu ayetimiz onlara değil bana cevap olarak gelsin, bu yazdığım pasaj ile alakalı :)                                                                                                                                                                                                                   

11/34 "Eğer Allah sizi azdırmayı dilerse, size öğüt versem de öğüdüm yarar sağlamaz. Rabb'iniz O'dur, O'na döndürüleceksiniz."                                                                                                                                               

                                                                                                                                             

*

                                                                                                                                            

9/71   Ve mümin27 erkekler; ve mümin27 kadınlar; onların bir kısmı velileridir28 bir kısmın; emrederler evrensel kabulleri/normları ve engellerler iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten; ve dikerler/ayağa kaldırırlar salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve itaat ederler Allah'a ve O’nun resulüne/elçisine; işte bunlar, rahmet edecektir onlara Allah; doğrusu Allah Azîzdir37; Hakîmdir9.                                                                                                                                                                                                

Aslında bu ayetimiz 29/45 ayetinde olduğu gibi delil niteliğindedir. Ama ayetin anlamı olarak benzeştiğinden ayrı bir delil niteliği değil 29/45 ayetini destekleyici nitelikte olmasından dolayı (işaretli alan)  delil olarak numaralandırmayacağım.                                                                           

Delil niteliği taşımasının yanı sıra aslında başka bir konu paylaşmak amacı ile bu konu başlığına aldım.                                                                                                       

Sonuç kısmına bu ayeti de almadan geçmek olmazdı. Bu ayetten de açıkça anlaşılacağı gibi salat hem mümin erkeklere hem de mümin kadınlara emredilmiştir. Zaten emirler yasaklar erkek veya kadın diye gelmez. Ödül ve ceza dada kadın erkek ayrımı yoktur. Kadınlar derse ayet genelde erkeklerde vardır.  Bazı ayrı emirler vardır. Kadınların ziynetlerini örtmesi gibi, erkeklerin evlenme konusunda kadınlardan daha öncelikli hak sahibi olması gibi(boşanmış ve eşi hamile ise), erkeklerin kadınların geçimliliğini sağlamakla mükellef olması gibi. Bunun dışında erkek ve kadın her yönden eşittir. Yalnız Kadınlara gözlerinizi kısın diyen Rabb’imiz erkeklere de der, kadınlara ırzlarını korusunlar diyen Rabb’imiz erkeklere de der. Salat mümin kadın ve mümin erkeklere de farzdır. Kur'an’da hitap olarak (Arapça gramer gereği) bir topluma seslenildiğinde toplumda 1 milyon kadın ve içlerinde bir erkek  dahi olsa hitap eril gelir. Bunu unutmamak lazımdır. Birde Allah’ın kitabına göre rahim sahipleri önceliklidir der Yüce Rabb’imiz. Bu savaş esnasında, hicret edenler için kullanılmış diye görüyorum. Bu öncelik hangi şartlarda ve nasıldır henüz araştırmadım, net yorum yapamam ama böyle bir ayetin olduğunu bilelim.

Burada ayrıca kadınların zekat verdiği yani çalıştığı ve vergilerini verdiği anlaşılır. Şu anki din diye uydurdukları şeyde kadınları okutmuyorlar bile bırakın çalışmalarını.           Bu ayetten kadınların çalıştığını ve hatta hüküm yetkisi aldığını (yönetici olabileceklerini) - {emrederler evrensel kabulleri/normları} açıkça anlıyoruz. Ve ayrıca yine görürüz ki mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin velisi olurlar diyor. Tanımadan biri birinin velisi olabilirler mi. Çarşaf içine, poşet içine konan kadını nasıl tanırsın. Poşedin içinde kim var ne var belli mi. Her tarafı kapalı yüzü peçeli göz gözüküyor sadece. Tanımadığın insana veli olabilir misin. Yüzünü bile görmüyorsun. Bu uygulamanın da yanlış olduğunu bu ayetten anlarız. Çarşafı din zannedenler yanı sıra baş örtüyüde din zannedenler vardır. Kur'an’da başörtü diye de bir şey yoktur. Bunu da ayrıca inceleyelim.

 

8/75     Sonradan iman edip de hicret edenler ve sizinle birlikte cihat edenler sizdendir. Allah'ın Kitap'ına göre rahim sahipleri önceliklidir. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir.  

24/31   Ve de Mü'min kadınlara söyle, bakışlarından bir kısmını sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Doğal olarak görünmesi gerekli olanlar dışında, ziynetlerini açığa vurmasınlar. Örtüleri ile göğüslerini örtsünler . Ziynetlerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınların tamamı, yeminle sahip oldukları , kadına ihtiyaç duymayan erkek hizmetliler, kadınların avret yerlerinin henüz farkında olamayan çocuklar hariç, açığa vurmasınlar. Korudukları ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını vurmasınlar . Ey mü'minler! Hepiniz topluca Allah'a tevbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

33/35   Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, adanmış erkekler ve adanmış kadınlar, sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşulu erkekler ve huşulu kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, saim olan erkekler ve saim olan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve Allah'ı çok zikreden erkekler ve Allah'ı çok zikreden kadınlar; Allah, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.                                                                                                                                                                               

73/33  Allah, münafık erkeklere ve kadınlara; Müşrik erkeklere ve kadınlara azap eder; Mü'min erkeklerin ve kadınların tevbelerini kabul eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

24/30  Mü'min erkeklere söyle, bakışlarından bir kısmını sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha arınmış çadır. Allah, davranışlarından haberdardır. 

24/31 Ve de Mü'min kadınlara söyle, bakışlarından bir kısmını sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Doğal olarak görünmesi gerekli olanlar dışında, ziynetlerini açığa vurmasınlar. Örtüleri ile göğüslerini örtsünler. Ziynetlerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek  kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınların tamamı, yeminle sahip oldukları, kadına ihtiyaç duymayan erkek hizmetliler, kadınların avret yerlerinin henüz farkında olamayan çocuklar hariç, açığa vurmasınlar. Korudukları ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını vurmasınlar. Ey mü'minler! Hepiniz topluca Allah'a tevbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

2/228  Boşanan kadınlar, evlenmeksizin üç adet dönemi beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal değildir. Eğer bu dönemde kocaları barışmak isterlerse, onlarla yeniden evlenmede daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin, kadınlar üzerindeki haklarına denk, kadınların da erkekler üzerinde meşru hakları vardır. Ancak erkekler, onlar üzerinde öncelik sahibidirler. Kuşkusuz, Allah; Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

4/34   Bir kısmınızın, bir kısmınızdan yaratılışı itibariyle farklı özelliklere sahip kılınması ve kendi mallarından harcadıkları1 için erkekler, kadınların işlerini görürler.2 İyi ahlaklı kadınlar: bağlılık gösteren ve Allah’ın korumasını istediğini, kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Nuşuzundan3 endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, sonra yalnız bırakın ve daha sonra bir süreliğine ayrılın.4 Eğer size uyarlarsa onların aleyhine bir yol aramayın. Kuşkusuz Allah, Çok Yüce’dir ve Çok Büyük’tür.

4/124  Erkek ve kadın; her kim Mü'min olarak salihatı yaparsa, işte onlar Cennet'e gireceklerdir. Ve onlara zerre kadar haksızlık edilmeyecektir.

40/6   "Kim bir kötülük yaparsa, ona yaptığının karşılığından fazlasıyla karşılık verilmez. Erkek veya kadın, her kim mü'min olarak salih olanı yaparsa, işte onlar hesapsız şekilde rızıklanmak üzere Cennet'e girerler."    

48/6 Allah; hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve kadınlara, müşrik erkek ve kadınlara azap etsin. Kötü zanları onların üzerlerine dönsün. Allah, onlara kızdı ve onları lanetledi. Ve onlar için Cehennem'i hazırladı. Ne kötü bir varış yeri.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                     

Kur’an’ın gerçek salatının ne olduğu ile ilgili delillerimizi Yüce Rabb’imin izni ve yardımı ile yine Yüce Rabb’imin ayetlerindeki işaretlerinden, bizlere öğrettiklerinden sunmuş bulunuyorum. Diğer önemli ayrıntılar, abdest alma, salat vakitleri v.s. bu konular özelinde sonuç kısmında değinmeyeceğim zaten çalışmamızda mevcut oralardan bakılabilir.

Dileyen dilediğine inanır, benim inancım budur. Sözü dinler en güzeline uyarız. İlerde fikrim değişir mi pek sanmam ama Kur’an’dan delil geldiği ve mantıklı olduğu sürece her fikre açığım. Sonuçta eğer Rabbim izin verirse son nefesime kadar sıratel müstakimde olmak isterim. Sözü dinler en güzeline uyarım.                                                                                                                                                                                             

39/18  Sözü* dinleyip, en iyisine uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. İşte onlar sağlıklı düşünen akıl sahipleridir.                  

* Çeviride söz diye geçen kelime Arapçada ‘kavle’ dir. Kavle alında karşılık olarak; konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem anlamlarına gelmektedir.                                 


39/23 Allah indirdi en güzelini hadisin89**; bir kitap (olarak); müteşâbih90, çift/ikili; ürperir ondan derileri Rablerine4 haşyet53 duyan kimselerin; sonra yumuşar derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine78; işte bu kılavuzudur Allah'ın; doğru yola iletir onunla dilediği kimseyi; ve kimi saptırırsa Allah öyle ki olmaz ona hiç bir kılavuz.                                                        

89 *Söz. Kur'an da bir sözdür. Hak ve gerçek sözdür. Tamamı zan olan hadislerse söylentidir. Hak/gerçek sözler değillerdir. 

 **Hadis Kur’an’da söz demektir. Bilinen hadislerle (peygamber sözleri diye uydurulan) uzaktan yakından alakası yoktur. 


**********                                                                                                                                          

Salat ile ilgili çalışmamızı bitirmiş bulunmaktayız. Yalnız birkaç şey daha eklemek isterim Yüce Allah’ımın izni ile. Sabırla okuyacağınızı ümit ederim.

 

Konu üzerinde akledebilmemiz için son bir kaç daha söylemek istiyorum. Adım adım dediklerimi yapmanızı rica edicem.                                                                                     

                                                          

1- Namaz kılmak ve namazla ilgili her şeyi aklımızdan çıkaralım(zaten ata dinidir sorgulanması gerekir). Bu konuyu hiç bilmiyoruz, daha önce ne duyduk nede gördük şeklinde düşünelim.                                                                                                                         

2- Hadis, sünnet gibi uydurmasyonlardan kendimizi arındıralım. (zaten bu olmazsa olmaz)                                                                                                                                 

3- Dinde tek kaynak Kur’an olduğunu ve Kur’an’ı ancak Kur’an ile açıklayabilerek doğruya ulaşabileceğimizi kabul edelim.                                                                                        

4- Doğrusu Salatı ikame etmek olan ve namaz kıl diye çevrilen tüm yerleri salatı ikame edin (salatı ayağa dikin) şeklinde çevirelim.                                                                       

5- Ayetlerde salatı ikame edin diye çevirip okuduğumuzda (namaz kılmayı aklımızdan çıkardığımız için) salatı ikame etmek derken Allah bize Kur’an’da acaba ne demek istedi diye düşünelim.                                                                                                                      

6-Salatı ikame etmek ne demektir, salat nedir, nasıl yapılır, hangi zamanlarda v.s. Aklımızdaki sorulara Kur’an’dan (tek kaynak) cevap bulalım.                                            

7-Kavram anlamlarını Kur’an ile anlamaya çalışalım. Secde, rüku, kıyam gibi.

7- Sonrasında hangi sonuca ulaştıysanız Salatı ikame etmek bu olacaktır. Kur’an’dan anladığınız şekliyle doğrudur.                                                                                             

 

Anladığını dilde hadislerle çevrilmemiş Kur’an’ı okuduğunuzda eğer anladığınız Allah’ın bize şu andaki şekli ile namaz kılmayı emrettiğini çıkardıysanız Şerefli Kur’an’ımızdan o zaman lütfen naçizane bir iki (haddim değil belki ama) tavsiyede bulunmak isterim.

Zaten giriş kısmında bu bölümün olacağını yazmıştım.

 

1-  Yüce Rabb’im benim ismimin yanında başka anılmaya değer isim var mı diyor.

-  Allah’a yapılan çağrıda/duada (namazda) Allah’ın yanında başka bir isim anıyor musun, bu nebi Muhammedin ismi de dahil fark etmez bir düşün, eğer bunu yapıyorsan Allah’ın ayetine toslayacaksın.

2-Nebileri, resulleri birbirinden ayırmayın diyor, bir çok ayetinde.

-  Eğer devamlı tek, nebi/resul anıyorsan, kendini ayırım yapmıyorum diye kandırdıktan sonra nebi Muhammet için son peygamber, bizim peygamberimiz, Kur’an’ı getirmiş onu diğerlerinden biraz daha fazla severiz gibi veya bu tarz bir düşüncen varsa  Nebi Muhammed’i ağzından düşürmeyip diğer peygamberleri ağzına bile almıyorsan, Nebi Muhammedi yere göklere sığdıramayıp diğer peygamberleri (Kur’an’da adı geçen 27 peygamber vardır ve adı geçmeyenler de olduğunu Rabb’imiz bildirir bizlere) konuşmuyorsan, Nebi Muhammed’in isminin önüne arkasına saçma saçma bişeyler koyup söylüyorsan (ki Rabb’imiz onun o dönemdekilerin arkadaşı olduğu söyler) diğerlerine aynı muameleyi yapmıyorsan nebileri/resulleri ayırıyorsun, herhangi bir nebiye peygamber efendimiz diyorsan (efendi/Rabb yalnız Allah’tır, bu şirktir) Allah’ın birçok ayetine toslarsın.

3- Kur’an’da olmayan dua diye size okutturdukları şeylere dikkat edin.

-   Size Kur’an’da olan dua ile ayakta Allah için yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım dilerim dedirttikten sonra, oturunca da Muhammed’e selam gönderttirirler. Sanki ölmüş birisi her zaman hazırmış veya cevap verebilirmiş gibi.  Okunan dualar hangisi Kur’an’dan hangisi değil bilip Kur’an’dan olmayanları Arapça ne dediğini bilmeden okuyorsunuz ya bir anlamına bakın derim aslında ne dedirttiriyorlar size, nelerle şirk koşturuyorlar. Kur’an’da olan ayeti okumakta ise tabii ki sıkıntı yok fakat anlamını bilmeniz ise sizin yararınıza olacaktır.

4- Kur’an’da olmayan söz ve hareketler.

-   Namaz esnasında sağa sola selam vermek gibi, boncuk tesbihi gibi, el açmak gibi v.s. hareketler yapıyorsan ve niyet ediyorsan dikkat et. Neye inanıyorsan senin dinin odur. Din diye yaptığın hareketler senin dinindir. Eğer bu da İslam’da yoksa dinin İslam değildir ve Allah katında tek kabul edilecek din İslamdır. Niyet ederken eğer ola ki bilmemneyin farzına dediğinde o şeyi Allah sana farz kılmamışsa sen diyorsun ki yok bana bu farz. Ne oluypr biliyormusun. Allah’ın ayetlerini yalanlamış, Allah’ın ayetlerinin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar etmiş, Allah adına yalan uydurmuş, Allah’a iftira atmış, Allah’ın astından ilahlar edinmiş, İslam harici başka bir dinde olursun.

5- Kimin çağrısına icabet ediyorsun.

-   Ezan, nida çağrı olarak yapılır. Kendisi şirktir zatende. Bu çağrı ile neye ve kime icabet ediyorsun. Seni kime ve neye çağırıyorlar. Birçok şey var hepsini geçtim, çalışmalardan bakarsınız sadece bir tanesini ele alalım. Seni İslam’a diye çağıranlar aslında kendi dinlerine çağırıyorlar. Tüm camiler şu meshebi bu meshebi. Hiçbirinin İslam ile alakası yoktur. Kendi dinlerine çağırıyorlar farkında mısın?

6- Eğer mescitte kılacaksan bu mescit Allah için mi yapılmış yoksa müşriklerin mi?

-   Bu da çalışmalarımız da var kısa geçelim. Daha kapıdan girmeden Allah’ın isminin yanında başka isim veya isimler, içerde keza öyle. Konuşulan anlatılan hep hadis. Allah, Allah diyorlarda yanında başka isim anmadan rahat edemiyorlar. Kur’an diyorlar 1 ayet ya okurlar ya okumazlar.

Bunları göz önünde buludurarak düşünelim;

A -Acaba yaptığın ibadet ata dinimi, yoksa bir bilgi üzerine misin?

B- Zan namı uyuyorsun yoksa aydınlatıcı bir kitaba mı?

C- Allah’ın ayetlerine göre Kur’an’ın gerçek salatını mı yapıyorsun, yoksa gaflet ve aymazlık içinde misin?

 

Bu bağlamda aşağıdaki ayetleri okumamızın önemi büyüktür;

107/1  Gördün mü kimseyi; yalanlar/inkâr eder/yanlış yönlendirir dini?

107/2  Öyle ki, işte bu kimsedir; kenara iter yetimi.

107/3  Ve teşvik etmez/motive etmez besini/gıdası/yiyeceği üzerine miskinin113.

107/4  Öyleyse, vay haline musallinlerin118.

107/5  Kimseler; onlar salâtlarında119 gaflet içindedirler.

107/6  Kimseler; onlar gösteriş yaparlar.

107/7  Ve mâni olurlar mâûna120.       

Neye musallin olduğumuza dikkat edelim, Kur’an harici neye musallin olursak olalım bu ayete muhatap oluruz, Kur’an’ın gerçek salatını ikame edelim, salatlarımızda gaflet içinde olursak aymazlık salatı yaparsak bu ayete muhatap oluruz. Allah korusun.        

 

Bu aşağıdaki ayetleri de son olarak lütfen dikkatlice ve üzerinde düşünerek ağır ve anlayarak okuyalım. Çok rica edicem.

                                                                                                                                             

25/27  Ve o gün ısırır zalim iki elini; der: “Ah! Keşke edinseydim resulle birlikte bir yol.”

*

39/54  Rabb'inize yönelin! Ve size azap gelmeden önce O'na teslim olun. Sonra yardım olunmazsınız.

39/55  Hiç beklemediğiniz bir anda, size ansızın azap gelmeden önce, Rabb'inizden size indirilen en iyi olana uyun.

39/56  Sonunda: "Allah'a karşı aşırı gittiğimden dolayı yazıklar olsun bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim." Dememeniz için;

39/57  Veya "Allah bana doğru yolu gösterseydi, takva sahibi olurdum." dememeniz için;

39/58  Veya azabı gördüğü zaman, "Keşke bir kez daha dünyaya dönme imkanım olsaydı, o zaman muhsinlerden olurdum." dememeniz için.

39/59  Hayır, sana ayetlerim gelmişti de onları yalanlamıştın, büyüklük taslamış ve Kafirlerden olmuştun.     

*

53/55  O halde Rabb'inin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun?

53/56  Bu uyarıcı da ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.

53/57  Yaklaşan, yaklaştı.         

53/58  Onu, Allah'tan başkası çeviremez.

53/59  Bu hadislere mi şaşırıyorsunuz?

53/60  Ağlanacak halinize gülüyorsunuz.

53/61  Ve siz gaflete dalanlarsınız!

53/62  Öyleyse secde12 edin Allah'a; ve kulluk46 edin.

*

83/34  Artık bugün iman edenler, Kafirlere gülüyorlar.

83/35  Tahtlar üzerinde seyirdeler:

83/36  "Kafirler, yaptıkları şeylerin karşılığını buldular mı?" diye.                                                                                                                                                                  

Salat çalışmamız biraz uzun oldu ama bence çok güzel oldu. Çalışmamızı bir dua ile sonlandırmak isterim. Sabırla çalışmamı incelediğiniz için Allah sizden razı olsun.

Umarım Yüce Rabb’im doğru yola klavuzlananlardan olabilmeyi hak edenlerden olmayı nasip eder ve bizlerin hak yolunda olmamızı diler.

 

İBRAHİM ESİNLER ANLATISINDAN KUR'AN'DAKİ NAMAZ


İBRAHİM ESİNLER SALAT HAKKINDA KİTABI



Yüce Allah'ım sen dilemedikçe biz dileyemeyiz, senin yazdığından başkası bize ulaşmaz. Bize ahirette ve dünyada iyilik güzellik yaz.                                      

Senin aydınlığınla aydınlanmamış kimse için başka aydınlık yoktur. Senin verdiğin nimetleri sayamayız, hesaplayamayız.                                                            

Senin yardımına muhtaç olan bizleriz. Hepimizin dönüşü sanadır.                            

Rabbim girdir beni doğru bir girişe ve çıkar beni doğru bir çıkışa ve yap bana katından yardımcı bir sultan.          Umarım beni en doğru olana yapmaya yöneltirsin.   

Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'ım benim salatım, nusukum, hayatım ve ölümüm senin içindir. Sana hamd ederim.                                                                                    

Ey Allahım, Sen Süphansın, temennim selamdır, hamd Alemlerin Rabb’i Allah’adır.

 

*************



AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR


1En yüce merhametli.                                                                                                          

3En yüce övgü/methetme.                                                                                                   

4Efendi, komuta eden.                                                                                                        

5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).                                                                          

6Affedilen, gönülden kopan, temiz ve güzel şeylerden ihtiyaç sahipleri için harcama.

8Bilen.                                                                                                          

9Bilge/bilgelikle hükmeden.                                                                         

10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme. Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri döndürülür.                                                                                                          

11Beynin (bedenle veya bedensiz) eğilmesi, dize gelmesi, baş eğmesi.                                                                                                                                                            

12Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğmesi.                                

16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer.                     

23Müminlerin her gün belirli vakitlerde (sabah ve akşam) yaptığı iki salât ve her hafta toplantı gününde yaptıkları salât. Salâtlar olarak çoğul.                                                    

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.                                                         

27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.                                                                                          

28Koruyan, himaye eden yakın arkadaş. Çoğulu evliyadır.                                   

30Sâlih işler yapan. Sâlihâtı (düzeltici-iyileştirici-barışa yönelik işler) yapan.        

32Topluma ait olan, dini öğretilerin takip edildiği ev, mekân. Kur'an'ın okunup öğrenildiği topluma ait mekân.                                                                                

33Dönmek, vazgeçmek.                                                                                          

37Güç yetiren                                                                                                          

38Sapkın, doğru yoldan çıkan.                                                                                

46Köle olmak/dini hüküm koyucu olarak sadece Yüce Allah'ı bilmek. Sadece O'na tapınmak. O'nun astından ilahlar edinmemek. Yüce Allah'ın kelamı olan sadece Kur'an'ın hükümlerine tabi olmak.                                                                                       

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.                                                                   

50Bilge insandan (Homo Sapiens) ilk nebi/peygamber. Âdem ve eşi örneklemi üzerinden insanlığın başından geçen olaylar Kur'an'la hatırlatılmaktadır. Âdem ve eşinin başından geçen olayların tamamı tüm insanların başından geçmiş olaylardır. Yüce Allah'ın sıfatlarının nasıl tecelli ettiğini öğrenebilen, fikir yürütebilen bir varlık olan Âdem ve eşi bir cennet evreninde rahat ve kolay şekilde yaşamaktaydı. İblîs'in cennet evrenine paralel olan başka bir evrenden fısıldamasıyla Yüce Allah'ın emrine karşı geldiler. Anında tövbe ettiler. Yüce Allah onların tövbelerini kabul etti. İblîs Âdem'e meydan okumaya devam      etti. Âdem de kabul etti. Yüce Allah bu karşılıklı meydan okumanın gerçekleşmesine izin verdi. Âdem'i, eşini ve tüm insanları daha alçak olan şu an içinde bulunduğumuz evrene gönderdi. Aynı şekilde İblîs'i ve onun soyundan olan cinleri de paralel bir evrene yerleştirdi. Sınavın kuralı gereği olarak cinlerin insanların kalp ve beyindeki sinir hücrelerine kuantum seviyesinde kendi paralel evrenlerinden            fısıldayabilme izni verildi. Tek yapabildikleri fısıldamaktır. Ne yazık ki insanların çoğu bu sınavı kaybetti.                                                                               

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.

53Huşu. Derin saygıdan yüreğin ürpermesi. Bir şeyin heybet ve cazibesine karşı alçalma. Alçak gönüllülük.                                                                           

55Şafak/tanyeri/seher.                                                                                             

56Güneş'in batmasıyla başlar. Gecenin tam kararmasıyla biter.                           

57Yaratılış amacına uygun olarak bir rotada/yörüngede yüzüp ilerlemek.

59Övgüye/methetmeye değer.                                                                                

65Sonrası gelen, halef.                                                                                           

72Kuvvetli.                                                                                                                           

75Bir göçmen kuşun kendisine verilen jeomanyetik GPS sistemini kullanarak bir hedefe doğru (göç) zihnen ve bedenen uçması                                          

77Sözle/antlaşmayla bir başkasının kısmî kontrolüne giren kadın ve erkek. Örnek; evde ya da iş yerinde çalışmak için iş ahdi yapmış olan çalışanlar.                               

78Hatırlatma, öğüt. Kur'an da bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.                                                                        

80Çağırma.                                                               

81Vahşetten/fuhuştan/ahlaksızlıktan.                                   

82İğrençleştirilmiş/çirkinleştirilmiş.                                                                           

88Akıl ve mantık. Analitik/rasyonel düşünme.                                                        

89Söz. Kur'an da bir sözdür. Hak ve gerçek sözdür. Tamamı zan olan hadislerse söylentidir. Hak/gerçek sözler değillerdir.                                                               

90Birbirine benzer.                                                                                      

108Müminlerin haftanın belirlenen bir gününde, sabah ve akşam salâtlarından ayrı olarak, gündüz olmak koşuluyla toplumun belirlediği bir zamanda ve sürede yaptıkları salât.

118Musallin kelimesi normalde Kur'an'a salla edenler için kullanılır. Salla edenler; Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a yani Kur’an’a yüz çevirmeyenler, ilgisiz kalmayanlar, kale alanlar umursayanlar, kayıtsız kalmayanlar, mühimseyenler, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı bir hedef belirleyip, kendisine bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda takip edenlerdir. 107:4 ayetinde geçen musallin kelimesiyse Kur'an haricinde hadislere/söylentilere salla edenleri işaret eder. Yüce Allah bu musallinin yanlış hedefe musallin olduklarını bildirmiştir.

119Kur'an'da işaret edilen salât normalde müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşmasıdır. 107:5 ayetinde işaret edilen salât ise hiçbir işe yaramayan, gaflet/aymazlık içinde yapılan salâttır. Ne dediğini bilmeden/anlamadan, alemlere rahmet olan ayetleri papağan gibi tekrar ederek kılınan namaz.                                                                                                

120Her türlü maddi iyilik.                                                                                         

122Bir grup insanın bir ilâhtan veya ilâhlardan (doğa üstü güç veya güçler) gelmiş olduğuna inandığı emir ve yasakların bütünü. Dine tabi olan insanlar inandıkları dinin kuralları ile yaşarlar.                                                                                                

128Dosdoğru yoldan (Kur'an'dan) sapmış kimseler. Sadece Kur'an demeyen herkes.

135Hristiyanlar ve Yahudiler başta olmak üzere Kur'an öncesi kendilerine kitap verilmiş olan topluluklar.                                                                                                       

139Bereketli, uğurlu.                                                                                    

140Doğrulayıp tasdik edici. Sadece tasdik edici değil; aynı zamanda yanlış olanın doğrusunu tasdik edici.                                                                                                                   

162Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Çoğul olarak gökler de çok sayıda gök içeren yapıları işaret etmek için kullanılır. Evren tekil olarak bir göktür. Bu gök içindeki her bir yer de göktür. Örnek; galaksinin içindeki bir bulutsu da bir göktür. Bu nedenle gökler çok sayıda gök içeren evrenimizi işaret eder.                                                                                       

164Saflar halinde uçan kuş. Göçmen kuşlar. Kendilerine bahşedilen jeomanyetik GPS sistemini takip ederek yılda iki kez göç etmeleri salâtlarıdır.                                  

166Detaylı, tafsilatlı, ayrıntılı, analitik.                                                                    

171Kur'an göre bir gün gündüz ve gece olarak ikiye ayrılır. Güneş'in kendisinin ufuktan tam olarak görünmez olmasıyla gece başlar ve Güneş'in kendisinin ufuktan ilk görünmesiyle sona erer.                                                                                                                             

210İblis ve onun soyundan olan varlıklar. İblis Âdem'e secde etmedi. Yüce Allah'ın emrine karşı geldi ve fâsıklardan/sapanlardan oldu. Bir cennet evrenine yerleştirilen Âdem ve eşini ayartarak Yüce Allah'ın yasağını çiğnetti. Yüce Allah Âdem ve eşiyle birlikte yasağı çiğneyen tüm insanları cennetten indirdi. Âdem derhal tevbe etti. Yüce Allah onun tevbesini kabul etti. İblis Âdem'e meydan okudu. Yüce Allah bu meydan okumaya izin verdi. Âdem soyu olan insanlarla iblis soyu olan cinler arasında 2. tur bir savaş başladı. 2. savaş cennet evreninden daha alçak yerleşimli olan günümüz evreninde şu an devam etmektedir. İnsanoğlu 1. savaşı kaybetti. 2. savaşın içindeyiz. 2. şansımızı kullanıyoruz. Savaş kuralları gereği her doğan insana bir cin yoldaşlık eder. İnsan bu cinle mücadele eder. Cin kendisine verilen izni kullanır. Yani insanın kalbine fısıldar. Kalbine vesvese verir. Yüce Allah'ın dosdoğru yolu olan kutsal kitaplardan uzaklaştırmak ister. İnsanı Yüce Allah'ın emrinden saptırmak ister. Maalesef insanların pek azı haricinde çoğu 2. savaşı da kaybetti. Yüce Allah'ın cehennemi cinden ve insanlardan doldururum sözü hak oldu.                  

213Kalpte yaklaşık olarak 40-50 bin arasında sinir hücresi bulunur. Bu hücrelerin kendi hafızaları vardır. Bu sinirler beynin karar verme yeri olan ön lobuna yani insanın perçem bölgesinin altında yer alan beyin bölgesine sinir uçları gönderir. Nasıl ki gözler beyinle görür, nasıl ki kulaklar beyinle duyar, beyin de kalple akleder. Doğru karar vermede kalplerin rolü vardır. Kalp nakli yapılan hastalarda davranış ve huy değişikliklerini olmasının nedeni budur.

222Şefaat araya girip müdahale etmek demektir. Şefaat ahiret evreninde yargılamanın yapıldığı esnada olur. Yargılama süreci son derece kesin kurallara göre yapılır. Bu yargılama gününde kitap ortaya konulur, nebiler ve şahitler getirilir (39:69). Herbir kişi tek olarak yargılanır (6:94). Yapılan zerre kadar iyilik getirilir, yapılan zerre kadar kötülük de getirilir. Bir kişi yargılama            sonucunda suçlu bulunursa işte tam bu noktada şefaat devreye girer. Yüce Allah yargılama sürecinde  araya girerek, direkt olarak müdahale eder ve kişinin günahlarını bağışlar ve cezadan kurtarır. Cennetlere yerleştirir. Yüce Allah yargılama sürecinde araya girmez/şefaat etmez ve bu kişinin günahlarını bağışlamazsa yargılama sonucunda kişinin ceza almasına hükmedilir ve bu kişi cehenneme girdirilir. Yüce Allah kendisine şefaati (yargılamada araya girerek müdahale etmeyi) yazmıştır. Yüce Allah’a sonsuz şükürler olsun ki kendisine şefaati yazmıştır. Yüce Allah dışında hiçbir kimsenin şefaat yetkisi yoktur. Ayette görüldüğü üzere Muhammed peygamber kendisini koruyacak başka bir kişi aramamaktadır. Zaten de böyle bir kişi asla yoktur.  Muhammed peygamber kendisine ancak Yüce Allah’ın şefaat edebileceğini bilmektedir. Müminler de bilmelidir ki şefaat sadece Yüce Allah’a aittir. Muhammed peygamberlerin yada başkalarını  şefaat edeceğine iman etmek şirktir ve affı yoktur. Artık kulağı olan işitsin; gözü olan gürsün, kalbi olan akletsin.                    

226Deklere etmek, bildirmek, belli etmek, ifade etmek.                                                                

271Anne rahminin bebeğini sararak onun her türlü ihtiyacını gidermesi, her türlü korumayı sağlaması rahmetin en üst seviye tecelli etmesidir. Yüce Allah evreni bir anne rahmi gibi sarmıştır, kuşatmıştır. 

                                         



EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder