BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’ın
adıyla Rahman Rahim.
Kıble : Tarafın/hedefin belli edilmesi amaçlı
yönelme.
Kur’an’da kıble fiziki bir yön olarak kullanılmamıştır.
Doğu veya batı gibi değil, bir şeyin tarafı olmak manasında kullanılmıştır. Kıble
hedefini tarafını belli etmek için yönelmiş olunan bir şeydir. Zaten kıbleye yönelmekten
bahsederken salat/namaz kelimesi geçmez Kur’an’da. Tarafın belli olması
vurgulanır. Mümin misin yoksa müşrik mi gibi. Fiziksel yönelmede olmuş olsa
bile salatta yönelin diye geçmez ki zaten kıble kavramının anlamı da bu
değil.
Yüce Rabb’imizin izniyle incelersek daha iyi anlayacağız.
Rabb’im herkese, özellikle de sadece Kur’an diyenlere furkan nasip eder
inşaallah.
*
2/115
Doğu da Allah'ındır, batı da. Nereye yönelirseniz yönelin, Allah'ın yönü
orasıdır. Kuşkusuz, Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Her yön Allah’ındır. Fiziksel olarak döndüğümüz her yön
Allah’ındır. Ama din manasında yönelmemiz gereken tek yön ise Allah’ın yönüdür.
Bir şey yaparken illa fiziksel olarak bir yöne dönmemizin gereksiz olduğunu
anlıyorum. Şuanda salat yaptıklarını zanneden (namaz kılanlar) kesimin kabeye
gereksiz dönmeleri gibi. Hem zaten şu an kabe muşriklerindir. Zannımca ibadetlerimizde
eğer yönünü biliyorsak her yöne dönsek de kabe tarafına dönmemeliyiz. Tıpkı nebi
İbrahim’in ve sonrasında nebi Muhammedin Allah’ın emriyle sonradan oraya
yönelmeleri gibidir. Buradaki yönelmede fiziksel bir dönme değildir. Kur’an
dersleri yapılan yere yönelmeleridir. Musallin çalışmasından 2/125 ayetine
bakabilirsiniz.
*
22/26 Ve
o zaman saptadık/tespit ettik İbrahim'e beytin32 mekanını/yerini; ki şirk
koşma71 benimle bir şey; ve temizle beytimi32*; etrafta dolaşanlar için;
ve dikelmişler/ayağa kalkmışlar/doğrulmuşlar (için); ve rükû11 edenler
(için); secde12 edenler (için).
Burası temizlendikten sonra (müşriklerden ve
bıraktıklarından) Yüce Rabb’imiz nebi İbrahim’i buraya yönlendirmiştir.
2/144 ayeti ve burda aynı şekilde nebi İbrahim sonrası nebi
Muhammet’ede Kur’an dersleri yapılacak Allah’a yönelenecek olan yer
temizlendikten sonra (müşriklerden ve bıraktıklarından) yönelmesini söylemiştir
Yüce Rabbimiz.
*
2/142
Diyecek insanlardan ahmaklar: “Ne çevirdi onları kıblelerinden14? Ki oldular
üzerinde onun”; de ki: “Allah'adır doğu ve batı; kılavuzlar (Allah) dilediği
kimseyi dosdoğru bir yola doğru.”
Vahiy geldikten sonra müşrikler inanlara tarafınızı
değiştirmelerinin nedenini soruyorlar. Kabeye dönme v.s. kastedilmemektedir.
Kur’an öğretileri yapılan, Kur’an çalışılan evlere yöneliyorlar. Her yönün
Allah'ın olduğunu (doğu-batı) fark etmediğini anlıyoruz ayetten(fiziksel yön).
Anlaşılır ki o zaman Müslümanlar taraflarını belli etmek için bir yöne doğru
yönelmişlerdir(Allah'ın yoluna).
Bu müminler farklı yöne yöneliyorlarken (farklı yerlerde
Kur’an çalışırlarken) taraflarının Kur’an
öğretileri yapılan Mescidi Harama (okuldur aynı zamanda Kur’an öğretilir) yönelinmesini
istemiş Rabbimiz. Ki yönleri belli olsun/tarafları belli olsun.
*
2/143 Ve
işte böyledir; yaptık sizleri bir ümmet; vasat/orta/hayırlı; olmanız için
şahitler/tanıklar insanlar üzerine; ve olması için resulün/elçinin sizlere bir
şahit/tanık; ve yapmış değiliz bir kıble14 ki oldunuz üzerinde onun; ancak
belli etmek/bilmek için resule/elçiye tabi olan kimseyi kimseden; döner
üzerinde iki topuğu; ve doğrusu oldu o (kıble) mutlak bir büyük (yük); dışında
kimseye; kılavuzladı doğru yola Allah; ve olmuş değildir Allah
giderir/boşa çıkarır imanınızı47 sizlerin; doğrusu Allah insanlara mutlak
Raûf'tur15; Rahîm'dir2.
Kur’an indiğinde vahiy alan toplum için Yüce Rabb’imiz bu
vesileyle sizi hayırlı bir ümmet yaptık ve aynı zamanda şahit olmaları için
(her kavimden hesap gününde şahit/şahitler olacak) resulünde onlara şahit
olması için. Size bir hedef bir yön vermiş değiliz ki ancak sadece bu yol
üzerinde olmanız resule tabi olduğunuz göstermeniz sizden olmayanların belli
olması haricinde. Bu yolda olmak tarafını belli ettikten sonra o amaçta tüm
engellere rağmen ilerlemek Allah’ın doğru yola klavuzladığı kimse harici büyük
bir yüktür. Yoksa fiziksel bir olarak bir yere dönmek zor değildir. Allah imanınızı boşa çıkarmaz. Allah Rauftur,
Rahimdir (lailahe illallah), Anlaşılır ki kıble ancak tarafını bildirecek bir
yönelmedir. Döndüğün yön (fiziksel yön) kutsal değildir. Kıble özellikli bir
şey değildir. Bir rozet gibi tarafını
belli edecek bir göstergedir.
Oraya yönelmek kutsal değil, yönelilen yer kutsal değil,
yön kutsal değil çünkü bu değişebilir. 10/87 ayet incelemesine bakınız. Amaç
Yüce Allah'ın daha önce kıblesi olmayan bir topluma kıble belirlediği ve bu
kıblenin resule/elçiye tabi olan kimseyi ona tabi olmayarak iki topuğu üzerinde
dönüp kaçan kimseden ayırmak için olduğunu
anlarız. Aynı İbrahim örneğinde olduğu gibi kabede müşrikler varken Allah nebi
Muhammede de oraya yöel dememiş, orası Müslümanların olunca yönel demiştir. Bu
çok dikkat edilmesi gereken bir
konudur. Şuanda kabe müşriklerin elindedir, yaptıkları ibadetler eskiden
yapılan benzeri ıslık ve el çırpma gibi farklı şekilde gaflet ve aymazlık
ibadetidir. Kur’an ile İslam ile alakası yoktur. O yüzden o tarafa dönmememiz
gerekir. Zaten oraya dönmezseniz salatını kabul etmem diye de ayetlerde geçmez.
Yönel denilen ayetler de salatta oraya yönel diye de geçmez.
*
2/144
Muhakkak görürüz yüz çevirmeni göğe; öyle ki döndürürüz seni bir kıbleye14;
razı olursun ona; öyleyse döndür yüzünü haram mescit158 tarafına doğru; ve
olduğunuz her yerde öyle ki döndürün yüzlerinizi o tarafa doğru; ve doğrusu
kimseler; verildiler kitap; mutlak bilirler ki o (kitap) bir hak/gerçek
Rablerinden4; ve değildir Allah gâfil/habersiz/aymaz ne yaparlar onlar.
Bu ayette namaz kılarken oraya dönün diye geçmez meallerin
aksine. Razı olduğun bir yöne dön denir. Tek ilah simgesi olan bir yere
dönmemiz/yönelmemiz lazım. Şu an böyle bir yer yok olmadığından Kur’an’a dönebiliriz.
Evlerimizi kıble yapabiliriz. İbrahim zamanında kabe toplanma ve Kur’an
çalışma/salat yeri yapıldı. Öncesinde müşriklerindi. Temizlendikten sonra Yüce
Rabb’imiz onu oraya yönlendirdi. Nebi Muhammedide aynı şekilde şirk yuvası iken
değil müşriklerden temizlenince oraya yönlendirdi. Orda toplanılması toplu Kur’an
çalışmaları için. Şu an kabe gene müşriklerin elinde olduğundan Kur’an’la
alakasız şeyler hatta şirk koşmalar yapıldığından kendine mümin diyen birinin
oraya yönelmesi/dönmesi veya gitmesi Kur’an’dan anladığım kadarıyla doğru
değildir.
Şu an orası tek ilah olan Allah'a yönelenlerin gittiği bir
yer değildir. Hac konusunda incelemeye çalışıcam.
*
2/145 Ve
eğer ki kitap verilmiş kimselere gelsen her türlü ayetle; tabi olur değillerdir
senin kıblene14; ve değilsin sen bir tabi olan onların kıblesine14; ve bir
kısmı onların tabi olan değillerdir bir kısmının kıblesine14; ve eğer ki tabi
olursan hevalarına onların; sana gelen ilimden sonrasında; doğrusu sen
(olursun) o zaman mutlak zalimlerden.
Daha önce kitap verilenler (ehli kitap/Yahudi ve Hristiyan)
senin tarafında olmazlar/yöneldiğine yönelmezler, sende onların. Onlar aralarında
bile aynı tarafta değillerdir. Eğer onlara uyarsan sana gelen ilimden (Kur’an/vahiy/zikir)
sonra zalimlerden olursun. Her yön Allah’ın
yönü olduğundan bu yönelmenin aynı amaca sahip olan insanları diğerlerinden
ayırmak için bir yönelme anlarız. Yani bu fiziksel yön değil, bir amaca yönelmedir.
Bu ayete fiziksel yönden değil, tarafını belli edecek bir yönelmeden bahseder.
*
2/148
Herkesin yöneldiği bir yönü vardır. Öyleyse siz de yararlı işler yapmada
birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah hepinizi bir araya getirir.
Kuşkusuz, Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.
2/149 Ve
çıktığın her yerden; öyle ki çevir yüzünü haram* mescit16 tarafına
doğru; ve doğrusu o (Kur’an) mutlak haktır/gerçektir Rabbinden4; ve Allah
gafil/habersiz/aymaz değildir yapar olduğunuzdan.
2/150
Her nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Siz de nerede
olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin. Zalimler hariç, insanların size
karşı bir kanıtları olmasın. Siz, onlara saygı duymayın, Bana duyun ki size
olan nimetimi tamamlayayım; böylece doğru yolu bulasınız.
Bu ayetlerde kıble geçmez. Ama anlam bağlamı olduğundan
alma gereği duydum. Nebiye ve müminlere her ne iş yapmaya kalkışırsanız doğru
yoldan ayrılmayın diyor özü olarak. Tarafınız belli olsun tarafınızdan
ayrılmayın diyor. Anladığım kadarıyla azap görecek olan zalimlere kanıt
vermemek adına. Şimdi bunu namaz kılarken kabeye dön diye çeviriyorlar.
Düşünüldüğü zaman bu mantıksız. Namaz geçmez zaten. Namazı kullanmadan
okunduğunda herkes yola çıktığında kafaları bir yöne bakacak o şekilde
gidecekler anlaşılır. Bu olmayınca namazı eklemişler. Herkesin yöneldiği bir
yön vardır diyor ayette aslında. O zaman
taraflarını belli etmek için Mescidi Harama dönmüşlerdir. Oraya yönelmişler yada
bir ibadet edecekleri zaman fiziksel olarak oraya dönmüşte olabilirler fark
etmez. Yukarda da dediğimiz gibi bu değişebilir. 10/87 ye bakınız. Dönülen yer
kutsal değildir, değişebilir. Fiziksel dönmenin sebebi de yine taraflarını
belli etmek amaçlıdır.
*
2/177
Değildir erdem ki çevirirsiniz yüzlerinizi doğu ve batı kıbleye14; fakat erdem kimsededir; iman47 etti Allah'a ve ahiret gününe;
ve meleklere; ve kitaba (Kur’an’a); ve nebilere/peygamberlere; ve verdi malını
-üzerindedir sevgisi-; yakında olanlara; ve yetimlere; ve açlık sınırında
yaşayanlara; ve yolun oğluna/evsize; ve isteyenlere/talep edenlere; ve
boyunlardadır (boyunduruğu çözmededir); ve dikti/ayağa kaldırdı salâtı5; ve
verdi zekâtı10; ve yerine getirenler antlaşmalarını antlaştıkları zaman; ve
sabrederler51 sefalette/sıkıntıda; ve başı darda/bunalımda; ve seferberlik
zamanında; işte bunlar doğru kimselerdir; ve işte bunlar; onlardır muttakiler17.
Kıyam konusunda kıyamı incelemiştik. Şimdide kıble kavramı
olarak inceleyelim. Yüzlerinizi doğuya yada batıya çevirmeniz (herhangi bir
yöne) sizi erdemli kimse yapmaz. Yani herhangi bir yöne dönmeniz önemli değil
önemli olan ve sizi erdemli yapacak olan şunlardır. (kırmızı işaretl kısmı
dikkatle okuyunuz.) Gayet açık olduğundan açıklama gereği duymadım. Önemli olan
bu konu özelinde kıble kavramıdır bu çalışmada. Erdemli kimseler tarafında
olmalıyız.
Erdemli olmanın yolları da bu ayetle bizlere
öğretir Yüce Rabb'imiz öğretilir.
*
7/29 De ki: “Emretti Rabbim eşitliği; ve
kaldırıp doğrultun yüzlerinizi her bir mescitte16; ve çağırın O’nu (Allah’ı);
halis/saf/katıksız kılanlar olarak O'na dini; başladığı gibi sizleri yaratmaya);
dönersiniz.
İbadet ettiğiniz her yerde kaldırıp doğrultun yüzlerinizi,
yani yönünüz Allah’ın yönü olsun. Burada mescit kelimesi gelmiş ama kabeye
dönün şeklinde bir anlamı yoktur. Her duada her ibadette Allah’ı her
andığınızda dini yalnızca Allah’a has kılarak Allah’ın tevhid inancı ile O’na
ibadet etmemiz gerekiyor. İbadet edilen her yer mescittir (evin bir köşesi, dağ
başı, sokakta yürürken, uzayda v.s). İlla kapalı bir alan olmak zorunda değil.
İlla toplanmak şart değil.
*
10/87 Ve
vahyettik Musa'ya ve kardeşine ki yerleşim yeri edinin ikiniz kavminiz için; şehirde
evler; ve yapın evlerinizi bir kıble14; ve dikin/ayağa kaldırın salâtı5; ve
müjdele müminleri27.
Yüce Rabbim Musa’ya kardeşine (harun) ve kavimlerine (kaç
kişilerse) şehire yerleşin evler edinin ve evlerinizi bir kıble yapın diyor.
Şimdi ibadet ederken salatı ikame ederken/salatı dikip ayağa kaldırırken (bilinen namaz olduğunu varsaysak da) nereye
dönecekler burada bahsi geçenler. Musa Harun’un evine mi Harun Musa’nın evine mi
yada kavmi Musaya’mı, Haruna’mı yoksa Harun ile Musa kavminden olanların evlerine
mi dönecekler ne yapacak bunlar. Yoksa hadislere mi baksınlar :::))) (daha o
dönemde bu saçmalık yoktu zaten, şeytanın başka hileleri vardı)
Kıbleyi yanlış anlarsak bu ayetin içinden çıkamayız. Zaten çevirilere
baktığımda da tamamına yakınının (birkaç isim hariç) içinden çıkamayıp
saçmaladıklarını görebilirsiniz. Kıble tarafının belli olması belli bir amaca
yönelme demektir kabeye dön demek değildir. Musa, Harun ve kavmi. Her birinin
evi bir toplanma yeri salat/kuran çalışma yeri/ibadethane/mescit olacak.
Oralarda gerek sadece ev halkı gerekse toplanarak salatı ayağa dikecekler. Kur’an
çalışacaklar Rabb’lerinin ilettiklerini öğrenecekler. Taraflarını bu şekilde
belli edecekler. Bu bu kadar basittir.
Salata namaz deyip, kıblenin ne olduğunu anlamayıp, namazda
da kıbleye dönün diyen mealciler bu ayete gelince dansöz gibi kıvırmışsınız.
Tek tek isim vermeyeyim.
Musa kabeye neden dönmüyor, yada Kudüse (Musa ibrahimden
birkaç yüz yıl sonra yaşamıştır, {yaklaşık 420} yıl bildiğimiz kadarıyla da
kabeyi inşa eden İbrahim’dir.) Neden Allah evlerinizi kıble yapın diyor. Çünkü
kıble değişkendir. Simgedir.
2/127
Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile birlikte Beyt'in temellerini
yükseltirken: "Ey Rabb'imiz! Bunu bizden kabul et; kuşkusuz Sen, Her Şeyi
İşiten ve Her Şeyi Bilen'sin."
Sadece Kur’an diyenlerde bu şekilde evlerini kıble yapmalı.
Şirk yuvası olan camilere girmemeli. Aynı Musa zamanında firavunun baskısı ile
Kuranın gerçek salatını yapmak için bir yapı/mescit yapamamıyorlasa da
evlerinizi kıble yapın emri şu anki bizim zamanımızda da uygulanması gerekir.
Sadece Allah'ın adının anıldığı mescitleri sadece Allah'a takvalı olan kimseler
yapamıyorsa evlerimizde Allah'a yönelmemiz ayete göre uygun olacaktır. Kur’an
çalıştığımız her yer bizim kıblemizdir, mescidimizdir. Sadece kuran diyen
sadece İslam diyen müminler bu şekilde davranmalı.
İlla bir yöne dönmek istersek bu şu an Kur’an’ın haccı ile
alakası olmayan müşrik yuvası olan kabe yönü olmamalı ki zaten herhangi bir
yöne dönmenin önemi olmadığını belirtir Yüce Rabbimiz. 2/177
ÖNEMLİ
NOTLAR :
1- Ahiret gününe iman etmek sadece ahiretin
olduğuna iman etmek değildir. Kuranda geçen ahiret ile ilgili tüm bize
öğretilene iman etmektir. 2- Meleklere iman etmek Allah'ın bize öğrettiği
melek kavramını anlamak ona göre iman etmektir. Melekleri İki kanatlı etrefta
uçan bir şeyler zannedersek Kurana dokunamamışız demektir. 3-
Allaha iman etmek şirk koşmadan tek ilahın Allah olduğu bilip astından
ilahlar edinmemektir. Dini yalnızca Allaha has kılmaktır. Kul olmanın kuralları
içinde kul olmaktır. Allah'ın hudutları içinde kalmaktır.
4-
Peygambere inanmak (nebi ve resul) , hepsine inanmak olduğu gibi birbirlerinden
ayırt etmeden inanmaktır. Hepsinin Hak'kı getirdiğini unutmamak, Allah ile
resullerin arasını açmadan inanmaktır.
5- Kitaba
iman etmek Kur’an’a inanıyorum demek değildir. O’nu duvara asıp süs eşyası olarak kullanmak
değildir. Arapçasını anlamadan okumak hiç değildir. Kitaba iman etmek demek,
Kur’an’ın zikir olduğunu bilip Allah’ın bizlere olan kelamını açıp anladığımız
dilde okuyup, öğrenip, anlayıp, çalışmaktır.
Mescidi
Haram(kabe) hakkında……..
Arkadaşlar
şu anda Mescidi haram tarafına dönmememiz gerekir. Hem fiziksel hem de yön
olarak. Nebi Muhammet nasıl öncesinde dönmedi de sonra döndü ise (Allah’ın emri
ile) işte şu an o dönmediği kısımdayız. Yani orası artık salat dersi yapılan
veya Müslümanlıkla alakası olan bir yer değil, aynı nebinin dönmediği zaman ki
gibi müşriklerindir. O zaman ıslık çalıp el çırparak gaflet içindeki salatları
gibi şimdide farklı şekilde gaflet içindeler. O zamanki amacı ile şu anki
ritüellerin alakası yoktur.
Yani tek Allah yönü idi, taraf Allah'ın tarafıydı. Şu an
şirk yuvasıdır. Kesinlikle dönülecek bir yer değildir. O tarafa döner, yönelirsek müşriklerin yöneldiklerine yönelmiş
oluruz. Bizim yönümüz Kur’an’dır. Kıblemiz Kur’an’dır. Eğer fiziksel olarak da
yöneleceksek de bu tek ilahın yani tek Allah'ın simgesi olan bir yer olmalıdır.
Bu devirde şu an böyle bir yer bilmiyorum. Ancak evlerimizi kıble yapabiliriz.
Aynı firavun dönemindeki Musa, Harun ve kavmi gibi, Allah'ın onlara söylediği
gibi.
kıble قبل qbl Kaf-Be-Lam
türevler : kibletihimu, l-kiblete, kibletehum, kiblete,
Kibele, kibleten
AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR
2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut
bulduran.
4Efendi, komuta eden.
5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam)
akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması.
Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve
sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in
doğuşuyla biter).
10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme.
Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan
payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca
göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri
döndürülür.
14Tarafın/hedefin
belli edilmesi amaçlı yönelme.
15Şefkatli/kibar.
16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her
yer.
17Takva sahipleri/Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı her
şeyden sakınanlar.
27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun
evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi
olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.
43Yaratılış özelliğinin dikilmesi/ayağa kalkması; bir amaç
için ayaklanması/hareketlenmesi.
47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.
51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü
kaybetmeden direnme/karşı durma.
158Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği
her yer mescittir. Haram mescitse bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük
yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan
mescittir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder