6 Kasım 2024 Çarşamba

SALAT ÇALIŞMASI / 08/14 KIBLE

 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM                                                         

Allah’ın adıyla Rahman Rahim.                                                                                                                                                                                                                                 

                                                                                                                                                                                                                                           

Kıble    :           Tarafın/hedefin belli edilmesi amaçlı yönelme.                                                                                                                                                                                                           

                                                                                                                                                                                                                                           

Kur’an’da kıble fiziki bir yön olarak kullanılmamıştır. Doğu veya batı gibi değil, bir şeyin tarafı olmak manasında kullanılmıştır. Kıble hedefini tarafını belli etmek için yönelmiş olunan bir şeydir. Zaten kıbleye yönelmekten bahsederken salat/namaz kelimesi geçmez Kur’an’da. Tarafın belli olması vurgulanır. Mümin misin yoksa müşrik mi gibi. Fiziksel yönelmede olmuş olsa bile salatta yönelin diye geçmez ki zaten kıble kavramının anlamı da bu değil.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       

Yüce Rabb’imizin izniyle incelersek daha iyi anlayacağız. Rabb’im herkese, özellikle de sadece Kur’an diyenlere furkan nasip eder inşaallah.                                                                                                                                                                                                                                     

*                                                

2/115 Doğu da Allah'ındır, batı da. Nereye yönelirseniz yönelin, Allah'ın yönü orasıdır. Kuşkusuz, Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi          Bilen'dir.                                                                                                                                                                  

Her yön Allah’ındır. Fiziksel olarak döndüğümüz her yön Allah’ındır. Ama din manasında yönelmemiz gereken tek yön ise Allah’ın yönüdür. Bir şey yaparken illa fiziksel olarak bir yöne dönmemizin gereksiz olduğunu anlıyorum. Şuanda salat yaptıklarını zanneden (namaz kılanlar) kesimin kabeye gereksiz dönmeleri gibi. Hem zaten şu an kabe muşriklerindir. Zannımca ibadetlerimizde eğer yönünü biliyorsak her yöne dönsek de kabe tarafına dönmemeliyiz. Tıpkı nebi İbrahim’in ve sonrasında nebi Muhammedin Allah’ın emriyle sonradan oraya yönelmeleri gibidir. Buradaki yönelmede fiziksel bir dönme değildir. Kur’an dersleri yapılan yere yönelmeleridir. Musallin çalışmasından 2/125 ayetine bakabilirsiniz.                                                                                                                                                                                                                          

*                                                                                                                                                                                                                                        

22/26 Ve o zaman saptadık/tespit ettik İbrahim'e beytin32 mekanını/yerini; ki şirk koşma71 benimle bir şey; ve temizle beytimi32*; etrafta dolaşanlar için; ve dikelmişler/ayağa kalkmışlar/doğrulmuşlar (için); ve rükû11 edenler (için); secde12 edenler (için).                                                                                                                                                                              

Burası temizlendikten sonra (müşriklerden ve bıraktıklarından) Yüce Rabb’imiz nebi İbrahim’i buraya yönlendirmiştir.

2/144 ayeti ve burda aynı şekilde nebi İbrahim sonrası nebi Muhammet’ede Kur’an dersleri yapılacak Allah’a yönelenecek olan yer temizlendikten sonra (müşriklerden ve bıraktıklarından) yönelmesini söylemiştir Yüce Rabbimiz.                                                                                                                                                                                                        

*                                                

2/142 Diyecek insanlardan ahmaklar: “Ne çevirdi onları kıblelerinden14? Ki oldular üzerinde onun”; de ki: “Allah'adır doğu ve batı; kılavuzlar (Allah) dilediği kimseyi dosdoğru bir yola doğru.”                                                 

                                                                                             

Vahiy geldikten sonra müşrikler inanlara tarafınızı değiştirmelerinin nedenini soruyorlar. Kabeye dönme v.s. kastedilmemektedir. Kur’an öğretileri yapılan, Kur’an çalışılan evlere yöneliyorlar. Her yönün Allah'ın olduğunu (doğu-batı) fark etmediğini anlıyoruz ayetten(fiziksel yön). Anlaşılır ki o zaman Müslümanlar taraflarını belli etmek için bir yöne doğru yönelmişlerdir(Allah'ın yoluna).                      

Bu müminler farklı yöne yöneliyorlarken (farklı yerlerde Kur’an çalışırlarken)  taraflarının Kur’an öğretileri yapılan Mescidi Harama (okuldur aynı zamanda Kur’an öğretilir) yönelinmesini istemiş Rabbimiz. Ki yönleri belli olsun/tarafları belli olsun.                                                                  

                                                                                             

*                                                

2/143 Ve işte böyledir; yaptık sizleri bir ümmet; vasat/orta/hayırlı; olmanız için şahitler/tanıklar insanlar üzerine; ve olması için resulün/elçinin sizlere bir şahit/tanık; ve yapmış değiliz bir kıble14 ki oldunuz üzerinde onun; ancak belli etmek/bilmek için resule/elçiye tabi olan kimseyi kimseden; döner üzerinde iki topuğu; ve doğrusu oldu o (kıble) mutlak bir büyük (yük); dışında kimseye; kılavuzladı doğru yola Allah; ve olmuş değildir Allah giderir/boşa çıkarır imanınızı47 sizlerin; doğrusu Allah insanlara mutlak Raûf'tur15; Rahîm'dir2.                                                                                                                                                                                 

Kur’an indiğinde vahiy alan toplum için Yüce Rabb’imiz bu vesileyle sizi hayırlı bir ümmet yaptık ve aynı zamanda şahit olmaları için (her kavimden hesap gününde şahit/şahitler olacak) resulünde onlara şahit olması için. Size bir hedef bir yön vermiş değiliz ki ancak sadece bu yol üzerinde olmanız resule tabi olduğunuz göstermeniz sizden olmayanların belli olması haricinde. Bu yolda olmak tarafını belli ettikten sonra o amaçta tüm engellere rağmen ilerlemek Allah’ın doğru yola klavuzladığı kimse harici büyük bir yüktür. Yoksa fiziksel bir olarak bir yere dönmek zor değildir.  Allah imanınızı boşa çıkarmaz. Allah Rauftur, Rahimdir (lailahe illallah), Anlaşılır ki kıble ancak tarafını bildirecek bir yönelmedir. Döndüğün yön (fiziksel yön) kutsal değildir. Kıble özellikli bir şey değildir.  Bir rozet gibi tarafını belli edecek bir göstergedir.                                                                                                                    

Oraya yönelmek kutsal değil, yönelilen yer kutsal değil, yön kutsal değil çünkü bu değişebilir. 10/87 ayet incelemesine bakınız. Amaç Yüce Allah'ın daha önce kıblesi olmayan bir topluma kıble belirlediği ve bu kıblenin resule/elçiye tabi olan kimseyi ona tabi olmayarak iki topuğu üzerinde dönüp kaçan kimseden ayırmak için    olduğunu anlarız. Aynı İbrahim örneğinde olduğu gibi kabede müşrikler varken Allah nebi Muhammede de oraya yöel dememiş, orası Müslümanların olunca yönel demiştir. Bu çok dikkat edilmesi     gereken bir konudur. Şuanda kabe müşriklerin elindedir, yaptıkları ibadetler eskiden yapılan benzeri ıslık ve el çırpma gibi farklı şekilde gaflet ve aymazlık ibadetidir. Kur’an ile İslam ile alakası yoktur. O yüzden o tarafa dönmememiz gerekir. Zaten oraya dönmezseniz salatını kabul etmem diye de ayetlerde geçmez. Yönel denilen ayetler de salatta oraya yönel diye de geçmez.                                                                                                                                               

                                                                                             

*                                                

2/144 Muhakkak görürüz yüz çevirmeni göğe; öyle ki döndürürüz seni bir kıbleye14; razı olursun ona; öyleyse döndür yüzünü haram mescit158 tarafına doğru; ve olduğunuz her yerde öyle ki döndürün yüzlerinizi o tarafa doğru; ve doğrusu kimseler; verildiler kitap; mutlak bilirler ki o (kitap) bir hak/gerçek Rablerinden4; ve değildir Allah gâfil/habersiz/aymaz ne yaparlar onlar.                                                                                                                             

                                                                                             

Bu ayette namaz kılarken oraya dönün diye geçmez meallerin aksine. Razı olduğun bir yöne dön denir. Tek ilah simgesi olan bir yere dönmemiz/yönelmemiz lazım. Şu an böyle bir yer yok olmadığından Kur’an’a dönebiliriz. Evlerimizi kıble yapabiliriz. İbrahim zamanında kabe toplanma ve Kur’an çalışma/salat yeri yapıldı. Öncesinde müşriklerindi. Temizlendikten sonra Yüce Rabb’imiz onu oraya yönlendirdi. Nebi Muhammedide aynı şekilde şirk yuvası iken değil müşriklerden temizlenince oraya yönlendirdi. Orda toplanılması toplu Kur’an çalışmaları için. Şu an kabe gene müşriklerin elinde olduğundan Kur’an’la alakasız şeyler hatta şirk koşmalar yapıldığından kendine mümin diyen birinin oraya yönelmesi/dönmesi veya gitmesi Kur’an’dan anladığım kadarıyla doğru değildir.                  

Şu an orası tek ilah olan Allah'a yönelenlerin gittiği bir yer değildir. Hac konusunda incelemeye çalışıcam.                                                                                                                             

                                                                                             

*                                                

2/145 Ve eğer ki kitap verilmiş kimselere gelsen her türlü ayetle; tabi olur değillerdir senin kıblene14; ve değilsin sen bir tabi olan onların kıblesine14; ve bir kısmı onların tabi olan değillerdir bir kısmının kıblesine14; ve eğer ki tabi olursan hevalarına onların; sana gelen ilimden sonrasında; doğrusu sen (olursun) o zaman mutlak zalimlerden.                                                                                                                                                                                                                                                                                                  

Daha önce kitap verilenler (ehli kitap/Yahudi ve Hristiyan) senin tarafında olmazlar/yöneldiğine yönelmezler, sende onların. Onlar aralarında bile aynı tarafta değillerdir. Eğer onlara uyarsan sana gelen ilimden (Kur’an/vahiy/zikir) sonra  zalimlerden olursun. Her yön Allah’ın yönü olduğundan bu yönelmenin aynı amaca sahip olan insanları diğerlerinden ayırmak için bir yönelme anlarız. Yani bu fiziksel yön değil, bir amaca yönelmedir. Bu ayete fiziksel yönden değil, tarafını belli edecek bir yönelmeden bahseder.                                                                                                                                                                                                                         

*

                                                                                                                                                                                                                                           

2/148 Herkesin yöneldiği bir yönü vardır. Öyleyse siz de yararlı işler yapmada birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah hepinizi bir araya getirir. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.

2/149 Ve çıktığın her yerden; öyle ki çevir yüzünü haram* mescit16 tarafına doğru; ve doğrusu o (Kur’an) mutlak haktır/gerçektir Rabbinden4; ve Allah gafil/habersiz/aymaz değildir yapar olduğunuzdan.

2/150 Her nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin. Zalimler hariç, insanların size karşı bir kanıtları olmasın. Siz, onlara saygı duymayın, Bana duyun ki size olan nimetimi tamamlayayım; böylece doğru yolu bulasınız.                                                                                                                                                                                                                                    

Bu ayetlerde kıble geçmez. Ama anlam bağlamı olduğundan alma gereği duydum. Nebiye ve müminlere her ne iş yapmaya kalkışırsanız doğru yoldan ayrılmayın diyor özü olarak. Tarafınız belli olsun tarafınızdan ayrılmayın diyor. Anladığım kadarıyla azap görecek olan zalimlere kanıt vermemek adına. Şimdi bunu namaz kılarken kabeye dön diye çeviriyorlar. Düşünüldüğü zaman bu mantıksız. Namaz geçmez zaten. Namazı kullanmadan okunduğunda herkes yola çıktığında kafaları bir yöne bakacak o şekilde gidecekler anlaşılır. Bu olmayınca namazı eklemişler. Herkesin yöneldiği bir yön vardır diyor ayette aslında.  O zaman taraflarını belli etmek için Mescidi Harama dönmüşlerdir. Oraya yönelmişler yada bir ibadet edecekleri zaman fiziksel olarak oraya dönmüşte olabilirler fark etmez. Yukarda da dediğimiz gibi bu değişebilir. 10/87 ye bakınız. Dönülen yer kutsal değildir, değişebilir. Fiziksel dönmenin sebebi de yine taraflarını belli etmek amaçlıdır.                                                                                                                                                                                                                              

*                                                            

2/177 Değildir erdem ki çevirirsiniz yüzlerinizi doğu ve batı kıbleye14; fakat erdem kimsededir; iman47 etti Allah'a ve ahiret gününe; ve meleklere; ve kitaba (Kur’an’a); ve nebilere/peygamberlere; ve verdi malını -üzerindedir sevgisi-; yakında olanlara; ve yetimlere; ve açlık sınırında yaşayanlara; ve yolun oğluna/evsize; ve isteyenlere/talep edenlere; ve boyunlardadır (boyunduruğu çözmededir); ve dikti/ayağa kaldırdı salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve yerine getirenler antlaşmalarını antlaştıkları zaman; ve sabrederler51 sefalette/sıkıntıda; ve başı darda/bunalımda; ve seferberlik zamanında; işte bunlar doğru kimselerdir; ve işte bunlar; onlardır muttakiler17.                                                                                                                                                                                                                       

Kıyam konusunda kıyamı incelemiştik. Şimdide kıble kavramı olarak inceleyelim. Yüzlerinizi doğuya yada batıya çevirmeniz (herhangi bir yöne) sizi erdemli kimse yapmaz. Yani herhangi bir yöne dönmeniz önemli değil önemli olan ve sizi erdemli yapacak olan şunlardır. (kırmızı işaretl kısmı dikkatle okuyunuz.) Gayet açık olduğundan açıklama gereği duymadım. Önemli olan bu konu özelinde kıble kavramıdır bu çalışmada. Erdemli kimseler tarafında olmalıyız.       

Erdemli olmanın yolları da bu ayetle bizlere öğretir Yüce Rabb'imiz öğretilir.                                                                                                                                        

                                                                                             

*                                                

7/29 De ki: “Emretti Rabbim eşitliği; ve kaldırıp doğrultun yüzlerinizi her bir mescitte16; ve çağırın O’nu (Allah’ı); halis/saf/katıksız kılanlar olarak O'na dini; başladığı gibi sizleri yaratmaya); dönersiniz.                                                                                                                                                               

                                                                                             

İbadet ettiğiniz her yerde kaldırıp doğrultun yüzlerinizi, yani yönünüz Allah’ın yönü olsun. Burada mescit kelimesi gelmiş ama kabeye dönün şeklinde bir anlamı yoktur. Her duada her ibadette Allah’ı her andığınızda dini yalnızca Allah’a has kılarak Allah’ın tevhid inancı ile O’na ibadet etmemiz gerekiyor. İbadet edilen her yer mescittir (evin bir köşesi, dağ başı, sokakta yürürken, uzayda v.s). İlla kapalı bir alan olmak zorunda değil. İlla toplanmak şart değil.                                               

 

*                                                

10/87 Ve vahyettik Musa'ya ve kardeşine ki yerleşim yeri edinin ikiniz kavminiz için; şehirde evler; ve yapın evlerinizi bir kıble14; ve dikin/ayağa kaldırın salâtı5; ve müjdele müminleri27.                                                                                                                                                                                                                            

Yüce Rabbim Musa’ya kardeşine (harun) ve kavimlerine (kaç kişilerse) şehire yerleşin evler edinin ve evlerinizi bir kıble yapın diyor. Şimdi ibadet ederken salatı ikame ederken/salatı dikip ayağa kaldırırken  (bilinen namaz olduğunu varsaysak da) nereye dönecekler burada bahsi geçenler. Musa Harun’un evine mi Harun Musa’nın evine mi yada kavmi Musaya’mı, Haruna’mı yoksa Harun ile Musa kavminden olanların evlerine mi dönecekler ne yapacak bunlar. Yoksa hadislere mi baksınlar :::))) (daha o dönemde bu saçmalık yoktu zaten, şeytanın başka hileleri vardı)

Kıbleyi yanlış anlarsak bu ayetin içinden çıkamayız. Zaten çevirilere baktığımda da tamamına yakınının (birkaç isim hariç) içinden çıkamayıp saçmaladıklarını görebilirsiniz. Kıble tarafının belli olması belli bir amaca yönelme demektir kabeye dön demek değildir. Musa, Harun ve kavmi. Her birinin evi bir toplanma yeri salat/kuran çalışma yeri/ibadethane/mescit olacak. Oralarda gerek sadece ev halkı gerekse toplanarak salatı ayağa dikecekler. Kur’an çalışacaklar Rabb’lerinin ilettiklerini öğrenecekler. Taraflarını bu şekilde belli edecekler.  Bu bu kadar basittir.

Salata namaz deyip, kıblenin ne olduğunu anlamayıp, namazda da kıbleye dönün diyen mealciler bu ayete gelince dansöz gibi kıvırmışsınız. Tek tek isim vermeyeyim.                         

Musa kabeye neden dönmüyor, yada Kudüse (Musa ibrahimden birkaç yüz yıl sonra yaşamıştır, {yaklaşık 420} yıl bildiğimiz kadarıyla da kabeyi inşa eden İbrahim’dir.) Neden Allah evlerinizi kıble yapın diyor. Çünkü kıble değişkendir. Simgedir.                                                                                                  

2/127 Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile birlikte Beyt'in temellerini yükseltirken: "Ey Rabb'imiz! Bunu bizden kabul et; kuşkusuz Sen, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'sin."                                                                          

Sadece Kur’an diyenlerde bu şekilde evlerini kıble yapmalı. Şirk yuvası olan camilere girmemeli. Aynı Musa zamanında firavunun baskısı ile Kuranın gerçek salatını yapmak için bir yapı/mescit yapamamıyorlasa da evlerinizi kıble yapın emri şu anki bizim zamanımızda da uygulanması gerekir. Sadece Allah'ın adının anıldığı mescitleri sadece Allah'a takvalı olan kimseler yapamıyorsa evlerimizde Allah'a yönelmemiz ayete göre uygun olacaktır. Kur’an çalıştığımız her yer bizim kıblemizdir, mescidimizdir. Sadece kuran diyen sadece İslam diyen müminler bu şekilde davranmalı.

İlla bir yöne dönmek istersek bu şu an Kur’an’ın haccı ile alakası olmayan müşrik yuvası olan kabe yönü olmamalı ki zaten herhangi bir yöne dönmenin önemi olmadığını belirtir Yüce Rabbimiz. 2/177                                                                                                                                                                                                                               

                                                                                                                                                                                                                                           

                                                                                                                                                                                                                                           

            ÖNEMLİ NOTLAR  :                                                                                                                                                                                                                         

            1-  Ahiret gününe iman etmek sadece ahiretin olduğuna iman etmek değildir. Kuranda geçen ahiret ile ilgili tüm bize öğretilene iman etmektir.                                                                                     2-  Meleklere iman etmek Allah'ın bize öğrettiği melek kavramını anlamak ona göre iman etmektir. Melekleri İki kanatlı etrefta uçan bir şeyler zannedersek Kurana dokunamamışız demektir.         3-  Allaha iman etmek şirk koşmadan tek ilahın Allah olduğu bilip astından ilahlar edinmemektir. Dini yalnızca Allaha has kılmaktır. Kul olmanın kuralları içinde kul olmaktır. Allah'ın hudutları içinde kalmaktır.                                                                                                 

            4- Peygambere inanmak (nebi ve resul) , hepsine inanmak olduğu gibi birbirlerinden ayırt etmeden inanmaktır. Hepsinin Hak'kı getirdiğini unutmamak, Allah ile resullerin arasını açmadan inanmaktır.                                                                                                                         

            5- Kitaba iman etmek Kur’an’a inanıyorum demek değildir.  O’nu duvara asıp süs eşyası olarak kullanmak değildir. Arapçasını anlamadan okumak hiç değildir. Kitaba iman etmek demek, Kur’an’ın zikir olduğunu bilip Allah’ın bizlere olan kelamını açıp anladığımız dilde okuyup, öğrenip, anlayıp, çalışmaktır.                                                                                                                                                                                                                       

                                                                                                                                                                                                                                           

            Mescidi Haram(kabe) hakkında……..                                                                                                                                                                                                                        

            Arkadaşlar şu anda Mescidi haram tarafına dönmememiz gerekir. Hem fiziksel hem de yön olarak. Nebi Muhammet nasıl öncesinde dönmedi de sonra döndü ise (Allah’ın emri ile) işte şu an o dönmediği kısımdayız. Yani orası artık salat dersi yapılan veya Müslümanlıkla alakası olan bir yer değil, aynı nebinin dönmediği zaman ki gibi müşriklerindir. O zaman ıslık çalıp el çırparak gaflet içindeki salatları gibi şimdide farklı şekilde gaflet içindeler. O zamanki amacı ile şu anki ritüellerin alakası yoktur.

Yani tek Allah yönü idi, taraf Allah'ın tarafıydı. Şu an şirk yuvasıdır. Kesinlikle dönülecek bir yer değildir. O tarafa döner, yönelirsek müşriklerin yöneldiklerine yönelmiş oluruz. Bizim yönümüz Kur’an’dır. Kıblemiz Kur’an’dır. Eğer fiziksel olarak da yöneleceksek de bu tek ilahın yani tek Allah'ın simgesi olan bir yer olmalıdır. Bu devirde şu an böyle bir yer bilmiyorum. Ancak evlerimizi kıble yapabiliriz. Aynı firavun dönemindeki Musa, Harun ve kavmi gibi, Allah'ın onlara söylediği gibi.                                                                                                                                                                                                                      

                                                                                                                                                                                                                                           

                                                                                                                                                                                                                                           

kıble                قبل qbl               Kaf-Be-Lam                                                                            

                                  

türevler :           kibletihimu, l-kiblete, kibletehum, kiblete, Kibele, kibleten                                                                                                                                            

 

 

 

 

AYETLERDE GEÇEN NUMARALARIN AÇIKLAMALARIDIR     

           

           

2Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.    

4Efendi, komuta eden. 

5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).       

10Arınma; her türlü kazançtan toplumun hakkını verme. Kazancın arınması-vergi; kazanç/kâr elde edildiğinde toplumun hakkı olan payın beklemeden topluma geri verilmesi. Oranı kamu otoritesi ihtiyaca göre belirler. Kamunun vergi almadığı kalemlerde kazancın 1/5'i topluma geri döndürülür. 

 14Tarafın/hedefin belli edilmesi amaçlı yönelme.         

15Şefkatli/kibar.          

16Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer.       

17Takva sahipleri/Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı her şeyden sakınanlar.       

27İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.        

43Yaratılış özelliğinin dikilmesi/ayağa kalkması; bir amaç için ayaklanması/hareketlenmesi.      

47Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma. 

51Metanetli direnme. Dengeyi bozmadan/kontrolü kaybetmeden direnme/karşı durma.  

158Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğdiği her yer mescittir. Haram mescitse bulunduğu yerde günah işlemenin, kötülük yapmanın, canlılara zarar vermenin haram edildiği/yasaklandığı topluma ait olan mescittir.                                                                                               

                                                                                                                                             

EN DOĞRUSUNU YÜCE ALLAH BİLİR.                                      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder